Pedodonti

Tıp kategorisine 12 Temmuz, 2007 tarihinde eklendi, 111 defa okundu

PEDODONTİ

Latince bir kelime olan pedodonti (pedo: çocuk, donti: diş) çocuk dişleri anlamına gelmektedir. Çocuğun ilk dişlenmesinden daimi dişlerin çıkışına kadar olan süreyi kapsar.

Süt dişleri, çocuğun gelişim ve büyümesinde önemli rol oynar. Alvoler kret üzerinde yerlerini almış bulunan süt dişlerinin, sürekli dişlerin süreceği zamana kadar daimi dişler için bir yer tutma, hacim hazırlama gibi görevleri vardır. Ön grup süt dişlerinin sürmesi olayı tamamlandıktan sonra çocukta konuşma başlar ve telaffuzun gelişmesinde önemli rol oynar. F.V.S.Z.T harfleriyle başlayan kelimelerin seslendirilmesi ön dişlerini kaybetmiş çocukta zordur. Daimi dişlerin çıkışından sonrada S.Z.T harfleriyle başlayan kelimelerin telaffuz güçlüğü eski bir alışkanlık olarak devam eder.

Süt dişlerinin fonksiyonunun kısaca sıralarsak :

Yiyeceklerin mide hazmına hazırlanması için öğütülüp parçalanması

Alttan gelen daimi dişler için yer tutucu fonksiyonu

Çene gelişimi için lüzumlu stimülasyon

Konuşmanın gelişmesi

Estetik fonksiyon

Pedodontinin diğer diş hekimliği dallarıyla ilişkisi:

Ortodonti ile (ör, yer tutucu yapılması, fena alışkanlıkların tedavisini pedodontist yapabilir).

Konservatif diş tedavisi ile ilgilidir (ör, süt dişlerine kavite açılması, doldurulması).

Endodonti mixt dentisyon döneminde yararlıdır.

Protezle (ör, willet tipi inleyler, stainless-steel crownlar, parsiyel – total protezler…)

Bunların yanı sıra pedodonti analgezi ve anestezi ile ilgili hususları da kapsar. Kliniğe gelen çocuğu telkin veya sedatifler ile teskin etmek gerekir.

Cerrahi periodontoloji (ör, süt dişlerinin çekimi, çocukta kısa olan lingual frenulumun ortadan kaldırılması vs) ile ilişkilidir.

halde dişlerin erüpsiyonu ile ilgili faktörlerin neler olduğu tam olarak anlaşılamamıştır. Dişlerin erüpsiyonu ile ilgili olarak gelişme süreçleri ve faktörleri; kökün uzaması, kökün etrafında ve altında yer alan vasküler dokuların oluşturduğu kuvvetler, alveoler kemiğin gelişmesi, dentinin büyümesi, pulpal konstrüksiyon, periodontal membranın gelişmesi ve çekmesi, kas aktivitesinin basıncı ve alveoler kretin rezorbsiyonunu hormonal etkileri içermektedir. Kron tamamlanması ve erüpsiyonun başlaması arasındaki zaman dişin tam bir oklüzyonda olmasına kadar kalmaktadır ki bu da takriben daimi dişler için 5 yıldır.

Dişin görünmesi, çocuğun kronolojik veya iskeletsel yaşından çok kökün oluşum zamanı ile yakından ilgili olduğu savunulmaktadır. Kliniksel görünme zamanında takriben kök formasyonunun 3/4 ü oluşmuştur. Dişler oklüzyona kök gelişmesi tamamlanmadan önce varmaktadır.

Sürme Teorileri : Klasik önemi olan teoriler şunlardır. Bu teorilerden hiçbiri tek başına sürme olayını açıklayamamaktadır.

Kök Teorisi : Uzamakta olan kökün ucu alveol tabanına dayanarak kronu ağız boşluğuna doğru iter denilmiştir. Fakat kök formasyonunu tamamladığı halde ağız boşluğuna itilmeyip kalan gömük dişler veya gömük kalmış ve kök formasyonunun tamamlamış dişlerin günün birinde sürmeleri ve bir dişin sürmek üzere katettiği yolun, kökün gelişen boyundan daha uzun olması bu teoriye karşı olup sürmeyi izaha yetmemektedir.

Pulpanın Gelişmesi Teorisi : Dişin pulpası geliştikçe, apeks açık olduğundan alveol tabanına baskı yapar ve bu kuvvetin tesiriyle diş ağız boşluğuna doğru itilir denmektedir. Bu teoriyi doğrulamak üzere de, alveol tabanındaki spongioz kemik lamellerinin kemik yüzeyine dikey olarak dizildikleri ve bundan dolayı da basınç altında bulundukları gösterilmektedir. Gerçekten kemik yüzeyine paralel veya değişik doğrultularda bulunmayıp dik bulunması; pulpanın gelişirken alveol tabanına baskı yaptığını doğrular. Ancak, pulpası gelişmiş, kökleri kapanmış ve yıllarca sürememiş, gömük kalmış bazı dişler günün birinde alveol kavislerinde yer bulabildikleri zaman sürebilmeleri bu teorinin de tek başına diş sürmesi olayını açıklayamayacağını göstermektedir.

Granulasyon Dokusu Teorisi : Bu teoride alveol tabanındaki kemik iliğinden fışkıran granülasyon dokusunun basıncı, dişi alveolü içinden ağız boşluğuna doğru iter denilmektedir. Ancak, yapılan histolojik araştırmalarda, böyle bir granülasyon dokusuna rastlanamamıştır. Ayrıca, bazı dişlerin kökleri (örneğin; kanin dişlerin) aksine olarak, kemik içerisine doğru gelişmekte oluşu, bu teorinin de sürmeyi yalnız başına açıklamaktan uzak olduğunu göstermektedir.

Kas Basıncı Teorisi : Çiğneme ve mimik kasların basıncı altında alveol içinde, dişlerin ağız boşluğuna doğru itildiği iddiası ortaya sürülmüştür. Ancak, bu teoride pek geçerli değildir. Çünkü her süren diş kas basıncı etkisi altında değildir. Örneğin; damak tarafında süren kaninlere kas basıncı etkili olmamaktadır.

Kan Basıncı Teorisi : Bu teoride, çevre arterleri ve pulpayı besleyen damarların basıncıyla, dişinalveol dışına itildiği söylenir, fakat bu teori de geçersizdir. Geçerli olsaydı; gömük dişler, çene kavislerinde yer olsun veya olmasın bu basınçla alveol dışına itilirlerdi.

Osmotik Basınç Teorisi: Bu teoride dokuların gelişimi sırasında, hücrelerin bölünmeleri sonucu ortaya çıkan osmotik basıncın diş sürmesinde rol oynadığı ileri sürülmektedir.

Hamak Teorisi : Sicher tarafından ortaya atılan bu teoriye göre; devamlı olarak indifa eden veya etmeyen dişlerin, henüz gelişmekte olan apikal uçlarını alveol tabanına birleştiren bir “ligament hamak” vardır. Bu ligament, dişin gelişmesine yön vermektedir. Sicher, dişin ligamentinin daimi değişmelerinin pulpanın genişlemesi ile ilgili olduğunu ve bunların erüpsiyon sürecinin integral bir parçası olduğuna inanmaktadır. Bu değişmeler periodontal zarın orta kısmında yer almakta ve prekollajen fıbrillerin pleksusunu oluşturmaktadır. Ligament hamağı, doku likitleri ile şişmiş durumda olan periodontal lifler teşkil eder. Huni gibi açık olan apeks bölgesinde, gelişmekte olan pulpadaki hücrelerin proliferasyonu ve pulpadaki damarların konjestiyonu sonucu ortaya çıkan baskı kuvveti, hamak tarafından alveol kemiğine ulaştırılır. Bu kuvvet de apikal bölgede kemik apozisyonunu stimüle eder (Chaput, 1967). Çok köklü dişler bölgesinde de olay başlangıçta aynıdır. Fakat pulpa belli bir büyüklüğe erişince, ligament hamak kaybolur, pulpa dışarı doğru bir çıkıntı yapar. Bunun stimülasyonu ile interradiküler septum proliferasyonu olur. Fakat hayvanlarla yapılan denemelerde böyle bir ligament hamağa rastlanılmamıştır.

Diş erüpsiyonunda hormonal kontrolün olabilirliği de belirtilmiştir. Erüpsiyonun pituitary gelişme hormonu ve “tiroid hormonu tarafından etkilendiğini belirtmişlerdir. Dişlerin erüpsiyonunda rol oynayan hormonlar hakkındaki teori desteklenmesine rağmen normal fizyolojik erüpsiyonun bahsedilen faktörlerin kombinasyonları ile oluşabileceği kanısı da vardır.

Bugün geçerli hipotez, kollagen metabolizmasının dişi hareket ettirmek için gerekli gücü sağlamasıdır. Bununla beraber, erüpsiyon gücü kollajeni veya ligamentdeki hücreleri oluşturan bir özellik değildir. Şüphesiz ki; ligamentin oluşumu diş erüpsiyonunun gücü için gereklidir.

Sürme Kuvvetinin Kaynağına Ait Güncel Görüşler :

a) Hücre Çoğalması: Hangi dokudaki hücre çoğalmasının (pulpa, sement, kemik) en önemli olduğu bugün araştırılıyor.

b) Doku Likitleri : Sürmekte olan dişin apikal bölgesinde kapiller sfenkterlerinin açılmasıyla doku likitleri basıncının, kuron kısmına göre 5 gr daha fazla olduğu gösterilmiştir.

c) Doku Aktivitesi : Periodonsiyumundaki değişiklikler önemlidir.

Işık mikroskobunda, sürme sırasında periodontal liflerin glikoproteinlerinde bir değişiklik olduğu gösterilmiştir. Yine, diş sürmesi sırasında periodontal liflerin yeniden düzenlendikleri görülmüştür.

Elektron mikroskobunda; periodontal liflerin sürmeden önce apiko-okluzal ve kök yüzeyine paralel dizildiğini, sürme sırasında kök yüzeyine dikey duruma geldiği görülmüştür.

Ayrıca; kollagen yapılı periodontal liflerin boyunda kısalma olabileceği belirtilmiştir. Sürme sırasında intermediel pleksusta tropokollagen makromoleküllerin birbiri üzerinden kayarak ve heliks yapılı polipeptid zincirlerinin H- köprüleri ile birbirlerine bağlanmaları sonucunda lif boyunda % 10 oranında kısalma olmaktadır.

Süt dişinin sürmesi, sürmeden önceki safha, sürmeden önceki fonksiyon safhası ve fonksiyonel sürme safhasını içerir.

Sürmeden Önceki Safha : Bu safhada, diş organı tamamen gelişir ve kronun sert dokuları oluşur, alveol kemiği de gelişir. Kemik gelişirken, diş embriyonu da bu duruma uymaya çalışır. Diş germinin yönünün önündeki kemikte rezorbsiyon,arkasında apozisyon olur. bu suretle süt dişi embriyonları kemik geliştikçe oklusal yüze olan mesafelerini korurlar. Daimi diş embriyonları da süt dişlerinin lingual tarafında gelişmeye başlarlar.

Sürmeden Önceki Fonksiyon Safhası : Kök teşekkülü ile başlar ve diş okluzal düzleme erişince son bulur. Diş, ağız mukozasına yaklaştıkça kuronun üzeri iyice incelmiş, iç ve dış mine epitellerinin meydana getirdiği birleşik mine epiteli ile örtülmüştür. Kuronun kenarı veya tüberkülleri ağız mukozasına temas edince ağız epiteli ile diş epitelleri birbirine kaynaşır. Bu kaynaşma bölgesinin ortasında epitel dejenere olur ve buradan kuronun ucu ağız boşluğuna çıkar. Bu safhada çenelerin alveol kenarı da oluşur.

Fonksiyonel Sürme Safhası : Dişin ağız boşluğunda görünmesiyle başlar, oklüzyon düzlemine erişmesinden sonra da devam eder. Dişler fizyolojik olarak hem okluzale hem de meziale hareket eder. Ağızda, antagonisti olmayan veya olduğu halde okluzal veya kesici kenarı aşınmış dişler devamlı yükselmektedir.

İzard’a göre her altı ayda bir grup süt dişi sürer. Pratik olarak çocukta bulunduğu ayın 6 noksanı kadar sütdişi vardır.

Şekil 2. Süt dişlerinin sürme kronolojisi

Dişler

Germlerin Belirlenmesi Prenatal

Kireçlenme (Prenatal)

Minenin Tamamlanışı (Postnatal)

Doğumdaki Mine

Miktarı

Sürme Kapanış

Apeks Kapanışı

Fizyolojik Kök Rezorbsiyonunun Başlangıcı

Düşme (Yaş)

ÜI

3. HAFTA (emb.17mm)

4. ay

1,5 ay

5/6

6-12 ay

18 ay

4 yaş

4. ay

2,5 ay

2/3

9 ay

24 ay

5 yaş

5. ay

9 ay

1/3

18-24 ay

39 ay

9 yaş

10

IV

10. HAFTA (emb.43mm)

5. ay

6 ay

Tübe. birleşik

12-18 ay

30 ay

6 yaş

6. ay

10 ay

Tübe. Ayrı

24-30 ay

36 ay

8 yaş

11

Tablo 1. Süt dişlerinin sürmesi

Aylar

Erzurum

Ankara

(Tanboğa)

Gambia

(McGregor ve ark)

Hong Kong

(Billewicz ve ark)

Londra

(Falkner)

6ay

0.0 Diş

0.3 Diş

0.3 Diş

0.3 Diş

0.4 Diş

9ay

0.3 Diş

2.2 Diş

2.2 Diş

2.7 Diş

2.8 Diş

12 ay

3.2Diş

5.1 Diş

4.5 Diş

5.5 Diş

6.1 Diş

18 ay

9.6 Diş

12.2 Diş

10.9 Diş

13.1 Diş

12.9 Diş

24 ay

13.9 Diş

17.0 Diş

17.4 Diş

16.1 Diş

16.3 Diş

36 ay

18.3 Diş

20.0 Diş

20.0 Diş

20.0 Diş

20.0 Diş

39 ay

20.0 Diş

Tablo 2. Belirli aylardaki sürmüş ortalama süt dişi sayıları açısından araştırma bulgularımızın diğer toplumlardaki araştırma sonuçları ile karşılaştırılması

üzerindeki sert dokuların rezorbsiyonuna yol açtığı ve kendi kuronunun üzeri perikoroner torba ile çevreli olduğundan, minenin zarara uğramadığı söylenmektedir. Bazı yazarlar iç salgı bezlerinin (özellikle paratiorid bezi), diğer bazıları okluzal travma çiğneme kuvvetlerinin sonucu oluşan hipereminin rezorbsiyona yol açtığını söylemektedirler. Hayvanlarla yapılan denemelerde süt dişi pulpasının da bu olaya katıldığı, ancak insanlarda pulpanın pasif olarak kaldığı gösterilmiştir.

Rezorbsiyon, süt dişinin kökü ile sürekli dişin perikoroner torbasının değiş yerinde başlar. Rezorbsiyonu osteoklastlar yapar. Rezorbsiyon olurken bir yandan da reparasyon olur. Rezorbsiyon hadisesi, ya organik veya anorganik elemanların aynı anda çözülmesi ile, ya da önceden organik matriksin çözülüp, sonra kristal kümelerinin demineralizasyonu ile olur. Ekstrasellüler yıkılımı, yıkılış ürünlerinin rezorbsiyonu izlemektedir.

Dentinin organik ve inorganik kısmının ortadan kalkması ile hemen diğer genç odontoklastlar belirmemektedir. Bu ara dönemde rezorbsiyon sırasında açığa çıkmış doku kristalleri ya da iyonlar daha derin tabakaların dentin kanalları içine yeniden tuz kompleksleri olarak çökelerek kanalları tıkamakta böylece pulpa korunmaktadır. Rezorbsiyonun durduğu bu ara dönemde sementoblastlar presement olarak adlandırılabilecek bir doku çökeltmektedir. Tekrar odontoklastlar ortaya çıkınca kök dentini rezorbe olmaya başlar ve olay hızlanır.

Süt dişlerinin tümünde rezorbsiyon gecikebilir. Burada ilk akla gelen irsiyettir. Daha sık fakat hafif olarak görülen hipotiroid vakalarıdır. Özellikle konjenital miksödem’de, raşitizm ve konjenital sifilis, zeka geriliklerinde de görülür. Hipertiroid’de, hipergonadizm enfaltil’de ise rezorbsiyonda hızlanma görülür.

Rezorbsiyon, bazen tek dişte bazen de basit bir çürüğün bulunduğu tarafta veya pulpitisli bir süt dişinde hızla olur. Buna neden çürüğün pulpada meydana getirdiği vasomotor bozukluklar apikal bölgeye kadar gelip, periapikal dokularda konjestiyona yol açarlar ve neticede rezorbsiyon hızlanır.

Pulpitislerde süt dişi kök rezorbsiyonlarını hızlandırır. Rezorbsiyon yalnız kökün periodontal yüzünde değil, pulpaya bakan yüzünde de olur. Pulpası gangrenli ve periapikal komplikasyon gösteren süt dişlerinde ise rezorbsiyon yavaş ve düzensizdir. Altında sürekli diş germi olmayan süt dişlerinde de rezorbsiyon gecikir. Ancak köklerinde yüzeysel bir rezorbsiyon olur.

Sürekli Dişlerin Sürme Sıraları : Dişlerin sürmesi genel büyüme ve gelişme hadisesiyle ilgili olup, şahsın gelişiminin fiziksel belirtilerindendir.

Dişlerin gelişim ve erüpsiyonuna genetik, fonksiyonel, nutrisyonel, endokrin, metabolik faktörler etkilidir.

Geciken dişin malpozisyonu, ektopik erüpsiyon, dişin diloserasyonu, kistler, odontojenik t.ler, fibrotik gingiua, fibröz displazi, yarık damak molforme daimi diş, uygun olmayan erüpsiyon yolu, yetersiz ark aralığı, diğer bir dişe karşı yönelme, yer kaybı, primer dişin erken çekiminden sonra kemik gelişmesidir.

Sadece son ikisi ronik ihmal veya diş tedavisi ile ilgilidir. 4-5 yaşlarında veya daha önce molarlarını kaybeden çocuklarda da premolar dişlerin erüpsiyonu gecikecektir.

Yaş

Kadın

Erkek

Max.

Mand.

Max.

Mand.

1,6

1,6

3,4

11

3,5

3,4

12

3 7

5,7

Tablo 3. Daimi dişlerin sekslere göre normal yarma zamanları (PARFİTT)

Genel nedenler ise; irsiyet, beslenme bozuklukları, dişeti hipertrofisi, leontiasis ossea, osteopetrosis gibi bazı hastalıklar vitamin karansı (özellikle D vitamini), hormon bozuklukları (hipotiroidi hipoparatiroidizm, hipopituitarizm), cleido cranial dysostis, achondroplastik dwarfısm’dir. Mongolizmde de epürsiyon gecikmektedir. Yarık dudak ve damak bu kategorinin en ucundadır. Çünkü, bu erüpsiyon halindeki dişlerin gecikmesi ile ilişkili olmayabilir.

Dişlerin geç görünümü ile ilgili diğer bir faktör genelleştirilmiş yavaş erüpsiyondur. Gecikmiş görünümle ilgili hastaların büyük bir yüzdesi 11-15 yaşındadır. Kemik yaşı gecikmesi de diş sürmesini geciktirmektedir. Menarş yaşı ile de ikinci molarların erüpsiyonu arasında yüksek bir korelasyon mevcuttur.

Kızlarda genel gelişme erken olduğu için daimi diş erüpsiyonu da daha erken olmaktadır. Diş erüpsiyonu açısından % 5 oranında kızlar lehine seks farklılığı vardır. İlk on yılda seks ayrılığı özellikle kalsifikasyondan ziyade alveoler ve gingival erüpsiyon açısından daha büyüktür. Etnik ayrılıklar da diş erüpsiyonunu etkiler. Ayrıca bir dişin erüpsiyon yaşı lokal etkiler ile oluşan genetik esaslar kontrol edilmektedir. Bunlar sert ve yumuşak dokuların çokluğu ve dansitesi olup dişi erüpte olmadan evvel kaplamaktadır.

Malpozisyon ve moloklüzyon da diş erüpsiyonunu geciktirir. Vücut gelişimindeki hızlanma, dişlenme sürecinin hızının azalması ile müşterek veya aksi durum olabilir. Dentisyonun süreci gelişmenin fizyolojik bir belirtisi olup hızlanma ve gerilemeye uymaktadır.

Geçmiş yıllarda mandibulada dişlerin daha önce erüpte olduğu belirlenmiştir. Şimdi ise yapılan araştırmalarda 2. molar, lateral kesici ve kaninler haricinde maxiller dişler genel olarak mandibuler dişlerden daha önce gelişmektedirler.

Logan ve Kronfeld’in hazırladıkları tablolarda ise erüpsiyon mandibula’da daha erkendir. Gerek süt, gerekse daimi dişlerin erüpsiyon zamanları büyük oranda farklıdır. Belirlenen bir çocuk için alışılmış erüpsiyon tarihinde 6 ay kadar değişmeler normal kabul edilebilir.

Daimi dişlerin erüpsiyon yaşları arasındaki farklar dış faktörlere dayanabilmekte ve böylece temel biyolojik farkı yansıtmayabilir.

Patolojik ve nonpatolojik faktörlerden ayrı olarak dişlerin erüpsiyonlarının ortalama yaşları dünyanın çeşitli bölgelerinden alınan nüfus örneklerinde değişiklik gösterebilir. Sürekli dişlerin sürme zamanları ülkelere, ırklara, mevsimlere, genetiğe ve diğer bir çok faktörlere bağlı olarak değişmektedir.

Daimi dişlerin erüpsiyon sıklığında seks farklılığı da önemlidir. Erkek çocuklarında daimi dişler ortalama olarak kız çocuklarına nazaran 5 ay daha geç sürmektedir. Farklılık en çok alt kaninlerde görülmektedir. Kızlarda alt kanin üst ve alt ilk küçük azılara nazaran daha önce erüpte olmaktadırlar. Erkeklerde ise tam aksidir. Alt kaninin birinci ve ikinci küçük azılardan daha önce erüpte olması önemlidir. Bu sıra uygun ark uzunluğunu sağlaması ve incisorların lingual tippingerini önlemesi bakımından yardımcı olacaktır.

Üst ve alt arkta sürekli dişlerin yukarıdaki sırayla çıkmaması özellikle 2. moların, premolar ve kaninden önce sürmesi ark uzunluğunun kısalmasına sebep olur. Üst kaninin sürmesi, anormal ve eğri sürme yolundan dolayı sık sık gecikmektedir. Bu geciken sürme süt dişlerin sıraya dizilmesi üzerine olabilecek etkisinden dolayı göz önüne alınmalıdır.

Daimi dişlerin sürme zamanlarını spesial olarak bir normda incelemek, alışılmış bir kalıba koymak, sürmenin normal sürede son bulması güçtür. Yapılan incelemelerde sonuçlar tablolar halinde belirtilmiş, fakat kesin karara varılamamıştır.

Tablo 4. Daimi dişler

Germlerin belirlenmesi (Prenetal)

Mineralizasyon

(Postnatal)

Minenin tamamlanması

Diş sürmesi

Apeks kapanışı

Sert d.

Max.

Mand.

3. ay

3 ay

4-5 yaş

10

3-4

3-4 ay

12 ay

4-5 yaş

11

10-12

3-4 ay

4 ay

6-7 yaş

10

13

4-5

4-5 ay

18 ay

5-6 yaş

12

18-21

21-24 ay

24 ay

6-7 yaş

11

13

24-27

27-30 ay

5. ay

Doğum

2,5-3 yaş

Doğum

Doğum

1 yaş

3 yaş

7-8 yaş

12

15

2,5-3

2,5-3 yaş

5 yaş

8 yaş

12-16 yaş

17-21

20-24

7-9 yaş

8-10 yaş

İNSAN DENTİSYONUNUN KRONOLOJİSİ

(Kronfeld ve Logan’dan)

Diş

Mine ve dentin formasyonu tamamlaması

Doğumda teşekkül eden mine matriksi

Mine Tamam-lanması

Ağız kavitesinde görülmesi

Kök (apex) tamamlan

ması

Santral

İntrauterin 4 ay

5/6

1.5 ay

7.5 ay

1.5 sene

Lateral

İntrauterin 4.5 ay

2/3

2.5 ay

9ay

2 sene

Kanin

İntrauterin 5 ay

1/3

9ay

16-18 ay

3.5 sene

Birinci Molar

İntrauterin 5 ay

İkinci Molar

6ay

Tüberküler birleşmiş

Tüberkül uçları

6 ay

13-14 ay

2.5 sene

11 ay

24ay (8 yaş)

3 sene

Santral

i.u. 4.5 ay

3/5

2.5 ay

6ay

1.5 sene

Lateral

i.u. 4.5 ay

3/5

3 ay

7 ay

1.5 sene

Kanin

i.u. 5 ay

1/3

9 ay

14-16 ay

3.5 sene

Birinci Molar

i.u. 5 ay

Tüberküler uçları birleşmiş

5.5 ay

12-13 ay

2.5 sene

İkinci Molar

i.u. 5 ay

Tüberkül uçlarında

mine teşekkülü

tamamlanmıştır

10 ay

20-22 ay

3 sene

Santral

3-4 ay

4-5 sene

7-8 sene

9 sene

Lateral

10-12ay

4-5 sene

8-9 sene

11 sene

Kanin

4-5 ay

6-7 sene

11-12 sene

13-15 sene

l.küçük azı

1.5-1.3/4 sene

5-6 sene

10-11 sene

12-13’sene

2.küçük azı

2-2.25 sene

6-7 sene

10-12 sene

12-14 sene

1. molar

Doğumda

Bazen trace

2.5-3 sene

6-7 sene

9-10 sene

2. molar

2.5-3 sene

7-8 sene

12-13 sene

14-16 sene

3. molar

7-9 sene

12-16sene

17-21 sene

18-25 sene

Santral

3-4 ay

4-5 sene

6-7 sene

9 sene

Lateral

3-4 ay

4-5 sene

7-8 sene

10 sene

Kanin

4-5 ay

6-7 sene

8-10 sene

12-14 sene

1. küçük azı

1.75-2 sene

5-6 sene

10-12 sene

12-13 sene

2. küçük azı

2.25-2.5 sene

6-7 sene

11-12 sene

13-14 sene

1. molar

Doğumda

Bazen trace

2.5-3 sene

6-7 sene

9-10 sene

2. molar

2.5-3 sene

7-8 sene

11-13 sene

14-15 sene

3. moiar

8-10 sene

12-16sene

17-21 sene

18-25 sene

Dişler Kron tamamlanması Kök tamamlanması Kök tamamlanması

Dişler

Kron Tamamlaması

Kök Tamamlaması

Kök Tamamlanması

Erkekler

Kızlar

Erkekler

Kızlar

Logan ve Kronfeld, Schour ve Massler tarafından modifiye edilen

Mand,

3 yıl 8 ay

3 yıl 6 ay

10 yıl

8 yıl 6 ay ı

9yıl

4 yıl 4 ay

4yıl

10 yıl 6 ay

9 yıl 8 ay

10 yıl

6yıl

5 yıl 8 ay

13 yıl 6 ay

12yıl

12-14 yıl

7yıl

6 yıl 6 ay

14yıl

12 yıl 6 ay

12-13 yıl

7 yıl 8 ay

7 yıl 2 ay

15yıl

14 yıl 6 ay

13-14yıl

4yıl

3 yıl 10 ay

11 yıl 10 ay

10 yıl

9-10 yıl

8 yıl 2 ay

7yıl

16 yıl 6 ay

15 yıl 6 ay

14-15 yıl

Maxilla

4 1/2 yıl

41/2 yıl

11 yıl

10 yıl

10 yaş

5 1/2 yıl

5 yıl 2 ay

12yıl

11 yaş

11 yaş

61/2yıl

5 yıl 10 ay

12.1/2-13 yıl

121/2-13 yaş

13-15 yaş

7 yıl 4 ay

6 yıl 4 ay

12 yıl 9 ay

12 yı 9 ay

12-13 yaş

8 yıl 5 ay

7 yıl 3 ay

14yıl

14yıl

13-14 yaş

4 1/2 yıl

4 yıl 2 ay

91/2yıl

9 1/2 yıl

9-10 yaş

8 yıl 2 ay

7 yıl 6 ay

15 yıl 6 ay

15 yıl 6 ay

14-16yıl

Tablo 6. Daimi dişlerin kalsifikasyonlannın tamamlanması için yaşlar.

Kaynak : From Nolla, C.M.: Development of the permanent teeth, J.Dent. Child 27 : 254,1960

Süt Dişleri – Daimi Dişler Arasındaki Morfolojik Farklar

1. Süt dişleri daimi dişlerden bütün boyutlarda daha küçüktürler.

2. Primer dişlerin M-D boyutları serviko-okluzal boyutlarından daima daha büyüktür.

3. Primer dişlerin kole kısımları, daimi dişlere nazaran çok mütebarizdir. Bu belirgin kole, bilhassa primer 1. büyük azılarda çok mütebarizdir.

4. Primer molarların bukkal ve lingual yüzleri daimi dişlere göre daha az bombe gösterir.

5. Süt dişlerinin bukkal ve lingual yüzleri okluzal yüze yaklaştıkça birbirine yaklaşırlar. Yani konvergandırlar. Dişin okluzal çapı servikal çapından daha küçüktür. Bu durum bilhassa 1. süt azılarından daha çok mütebarizdir.

6. Süt dişlerinin koleleri, daimi dişlerinkine nazaran daha dardır.

7. Süt molarlarında mine örtüsü koleye yakın kısımda kalın kalmasına karşılık bu örtünün daimi diş kolelerinde incelerek sıfıra yaklaştığı görülür.

8. Süt dişlerinde mine tabakası hemen hemen her yerde 1 mm. kalınlık göstermek kaydı ile daimi diş mine tabakasından daha incedir.

9. Süt dişlerinde mine prizmaları okluzal yöne doğru bir dizilim göstermelerine rağmen daimi dişlerde bu dizilim gingival bir orientasyon gösterir.

10. Pulpayı koruyan mine-dentin kalınlığı daimi dişlerdekinden daha azdır. Aşağı yukarı yarısına eşittir. Çünkü meydana geliş süreleri süt dişlerinde 350 gün iken sürekli dişlerde 700 gündür.

11. Primer molarlarda, bilhassa mesial pulpa boynuzu olmak üzere pulpa boynuzlan çok yüksektir. Daimi diş pulpa boynuzları okluzal sahaya bu kadar yakın değildir.

12. Süt molarlarında okluzal fossa ile pulpa tavanı arasındaki dentin kalınlığı daimi dişlerdekinden daha fazladır.

13. Daimi dişlere nazaran süt dişlerinin kökleri kuron büyüklüğüne nazaran daimi diş köklerinden daha uzun ve kalındır.

14. Süt molarlarinln kökleri serviksden itibaren dışarı doğru, daimi dişlere nazaran daha fazla bir açılım gösterirler. Bu açılma, serviksde olduğu kadar bu dişlerin apekslerine doğruda fazlacadır, bu durum hiç şüphesiz süt molarlarının altındaki daimi diş germlerini akomode edebilmek içindir.

15. Süt dişleri daimilerden (sarımtrak) daha açık ve grimsidir (mavimtrak).

16. Süt dişinde koledeki mine sınırına doğru, minenin bittiği yerde bir tümsek vardır. Bu tümsek özellikle süt azılarında vest. yüzde dişin mezial kenarına yakın yerde çıkıntı yapar ki buna TÜBERKÜLUM MOLARE denir.

17. Süt dişleri, sürekli dişlere göre daha çok abreze olmalarından farklıdır.

18. Süt dişleri, düşme zamanı gelince fizyolojik lüksasyon gösteririer.

Şekil 3. Süt ve daimi diş arasındaki farklılıklar Buccolingual kesit

1. Soğansı kuron ve servikal tümsek

2. Dar okluzal tablo

3. Servikal constriction (servikal mine tümseği)

belirtisi olmayan bir şişlik halindedirler. Yarım bezelye büyüklüğünde, yuvarlak, mavimtrak renkte bir şişlik şeklinde olurlar. Röntgende kronu yarım ay gibi çevreleyen bir gölge olarak görülürler. Lokal anestezi ile açılarak dişin kronu meydana çıkarılır. İRSİYET : İkizlerde bu durum gözlenmiş. Ektodermal displazi, osteopetrosis, cleido cranial dysostose, mongolism gibi genotipik bir hastalıkla ya da kongenital dişeti hipertrofisi ile beraber bulunur.

VİTAMİN KARANSI: Özellikle D vitamini karansına bağlı raşitizmde gecikme 15 ayı geçebilir. Bu durumu perikoroner torbanın fibröz kalınlaşmasına bağlarlar.

İÇ SALGI BOZUKLUKLARI : Tiroid bezinin kongenital atrezisi ya da hormon sentezinin yapılamaması sonucu ortaya çıkan miksödemde ay şeklinde yüz, makroglossi ve geç diş sürmesi görülür. Cinsiyet hormonlarının da etkisi vardır.

VİRÜTİK HASTALIKLAR : Hamileliğin 3. ayından önce kızıl, kızamık geçiren annelerde.

KRONİK ENFEKSİYONLAR : Özellikle kongenital sfılizde.

SÜT DİŞLERİNİN DÜŞMESİ

Süt dişlerinin düşmeleri hakkında bir kaç belirgin çalışma vardır. Eksfoliasyon çalışmalarında en büyük problem düşenlerin yerine çıkan dişlerin çekimlerindeki farklılaşmadır. Bu husus düşme zamanlarına ait hataların başlıca nedenleridir.

Yaş

Maxilla

Mandibula

Santral Kesici

Santral Kesici

Lateral Kesici

Lateral Kesici

I. Azı

I. Azı

10

II. Azı ve kanin

11

Kanin ve II. Azı

Tablo 2. Süt Dişlerinin Eksfoliasyonları (Parfitt’den)

II

IV

III

II

IV

III

Süt dişlerinin sürme sırası.

Dentisyon : Dişlenme anlamına gelip, iki grupta incelenir.

Birinci Dentisyon : Süt dişlerinin sürmeye başlamasıyla, belli bir sürede 10 süt dişi maxillada, 10 süt dişi mandibulada olmak üzere sayıca toplam 20 olmaları devresidir. Doğumdan sonra 6. ayda alt orta süt keserlerinin sürmesiyle başlar ve 24-30. aylar arasında son bulur. Bu süre, siyah çocuklarda 27 ay, beyaz çocuklarda ise 29 aydır. Her iki ırkta da süt dişlerinin tamamlanması erkeklerde daha öndedir. Birinci dentisyon bittikten sonra 2. dentisyon başlangıcı kabul edilen 1. sürekli molarların sürmesine kadar geçen devreye de duraklama devresi denir. Bu da yaklaşık 3-3.5 seneyi kapsar.

İkinci Dentisyon : Duraklama devresinden sonra genel olarak 6 yaşında 1. daimi moların sürmesiyle başlar ve 12 yaşına kadar sürer. Gene bir duraklama devresi geçirir ve 18-60 yaşları arasında 3. sürekli molarların çıkmasıyla son bulur.

Süt dişleri yerlerini yavaş yavaş sürekli dişlere bırakmaya başladıktan sonra oluşan hem süt hem de kısmen sürekli dişlere karmaşık diş dizisi “mixed dentition” denir. Bu dönemin bir çok analizi bazı araştırıcılar tarafından yapılmıştır. Bu dönemde, düşen süt dişleri ve henüz çıkmamış sürekli dişler bulunduğundan düzenli bir dizi her zaman bulunmayabilir. Dişlerin henüz sürmediği bölgelerde kesintili bölgeler ve dişler arası aralıklar “diestema” lar mevcuttur. Bu dönem normalde 12 yaşında son bulur. İkinci küçük azı ve ikinci azı ağızda çıktıktan sonra meydana gelen diş dizisine sürekli diş dizisi denir.

Mixed dentition dönemi için belirli şekil ve kurallar vermek mümkün değildir. Çünkü sürekli dişler; irsiyet, iç salgı bezleri gibi iç sistemik hastalıklar ve yerel patalojik faktörlerin tesiri altında genel sıra ve süreye az veya çok uygunluk göstererek 11 yaşına kadar ağızda yerlerini alırlar.

Süt dişlerinin sürmesi, fonksiyon görmesi, düşmeleriyle sürekli dişlerin sürmeleri arasında zaman bakımından bir ilgi vardır. Bu ilişki, erken çekimle ve bazı patalojik bozukluklar sonucunda da değişebilmektedir. Nitekim, yapılan bazı araştırmalarda, vücut gelişmesindeki hızlanmanın dentisyon süreci üzerine ters bir etkiye sahip olduğu belirtilmektedir.

Sürekli Dişlerin Oluşması : Daimi dişler; süt dişleri gibi, ortak özel bir pervaz üzerinde oluşmazlar. Hamileliğin 3. ayında fötüs henüz 8 cm boyunda olduğu devrede 10 süt dişini dental laminaya bağlayan lateral diş bandlarının oral tarafında dil şeklinde teker teker pervazcıklar husule gelirler ve sürekli dişlerin embriyonları bu pervazcıklar üzerinde gelişir. Daha sonra yavaş yavaş sürekli dişlerin pervazcıkları genel pervazla ilgilerini gevşetirler ve süt dişleriyle bağlantı tamamen ortadan kalkar. Daha sonraki olaylar süt dişleri pervazında olduğu gibidir. Her daimi diş için pervazcığın kenarında

4. Süt dentisyonunda alt V numaralı dişlerin mesio-distal çapı daimi 5 numaralara nazaran daha fazladır. Bu yüzden üst ve alt V numaralı dişlerin distal tarafları aynı alınsal düzlem üzerinde sonlanırlar. Halbuki daimi dentisyonda dişler yani 8 numaralı dişler aynı düzlem üzerinde sonlanmazlar. Üst 8 numaralı dişler bir miktar, daha distale doğru uzanmaktadır.

Süt dişlerinde kapanış Daimi dişlerde kapanış

5. Süt dentisyonunda over-bite miktarı daimi dentisyona nazaran daha azdır. Alt ve üst süt kesicilerin kesici kenarları birbirlerine çok yakın olup, başbaşa adı verilen bir münasebete yaklaşmışlardır. Daimi dentisyonda over-bite miktarı ise üst santralin 1/3 kuron boyudur. Süt dentisyonunda overbite miktarı artmışsa bunu ileride meydana gelebilecek dik yönlü bir anomalinin ilk işareti olarak kabul etmek gerekir. Genel olarak ön dişlerde oluşan örtülü kapanış, 1. dentisyondan 2. dentisyona geçiş zamanında artar.

6. Süt dentisyonunda over-jet miktarı da daimi dentisyona nazaran azalmıştır.

7. Over-jet miktarının süt dentisyonunda azalmasına bağlı olarak, süt dentisyonundaki kesici dişlerin pozisyonları, daimi dentisyondaki kesici dişlere nazaran daha diktir. Dolayısıyla süt dentisyonunda, kesiciler arasındaki açı, daimi dentisyondakine nazaran daha büyük olup 180° ye yaklaşmıştır (Daimi keserler arası açı 120° dir).

8. Süt dentisyonunda tüberkül yüksekliklerinin daha az olmasından dolayı angreman daimi dentisyondakine nazaran daha zayıftır.

9. Süt dişi kavsinde koroner kısım ile apikal kısım arasındaki ilişki düzenlidir. Bundan dolayı anomalilere rastlanmaz.

Süt dentisyonundaki şeklin, daimi dentisyondaki şekle nazaran bu kadar büyük farklar göstermesi, daimi dentisyon şekline dönebilmesi için karmaşık bir gelişim göstermesine neden olur.

PEDODONTİ DERS NOTLARI

Prof. Dr. Zuhal KIRZIOĞLU

ERZURUM – 2001

PEDODONTİ DERS NOTLARI

Prof. Dr. Zuhal KIRZIOĞLU

ISPARTA – 2001

Yorum Yaz

Yorum Yazabilmek İçin Lütfen Giriş Yapın.