Kolesterol, Yaşam İçin Gerekli Olan Mum Kıvamında Yağımsı Bir Maddedir. Kol

Tıp kategorisine 12 Temmuz, 2007 tarihinde eklendi, 22 defa okundu

Kolesterol, yaşam için gerekli olan mum kıvamında yağımsı bir maddedir. Kolesterol, beyin, sinirler, kalp, bağırsaklar, kaslar, karaciğer başta olmak üzere tüm vücutta yaygın olarak bulunur.

Vücut kolesterolü kullanarak hormon (kortizon, seks hormonu), D vitamini ve yağları sindiren safra asitlerini üretir. Bu işlemler için kanda çok az miktarda kolesterol bulunması yeterlidir.

Eğer kanda fazla miktarda kolesterol varsa, bu kan damarlarında birikir ve kan damarlarının sertleşmesine, daralmasına (arteriyoskleroz) yol açar. Arteriyosklerozda damar duvarında biriken tek madde kolesterol değildir; akyuvarlar, kan pıhtısı, kalsiyum… gibi maddeler de birikir. Toplumda, arteriyoskleroz için damar sertliği, damar kireçlenmesi gibi ifadeler de kullanılmaktadır.

Damarlar tüm vücutta yaygın olarak bulunur ve kalp, beyin, böbrek… gibi organlara kan taşıyarak bu organların görev yapmasını sağlar. Kolesterol, hangi organın damarında birikirse o organa ait hastalıklar ortaya çıkar. Örneğin, kalbi besleyen atardamarlarda (koroner arterler) kolesterol birikimi olursa, göğüs ağrısı, kalp krizi gibi sorunlar oluşur. Böbrek damarlarında kolesterol birikimi ise, yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliğine yol açabilir.

Kolesterol, yağımsı bir maddedir. Normal koşullarda, yağ suyun içinde çözünmez. Kolesterol de su özelliklerini taşıyan kanda normal koşullarda çözünmez. Kolesterol, kanda çözünmesi ve taşınması için karaciğerde bir protein ile birleştirilir. Bu kolesterol ile protein birleşimine lipoprotein adı verilir.

Değişik tipte lipoproteinler vardır:

LDL (Low Density Lipoprotein, düşük yoğunluklu lipoprotein): Kötü huylu kolesteroldür.

HDL (High Density Lipoprotein, yüksek yoğunluklu lipoprotein): İyi huylu kolesteroldür.

VLDL, IDL ve şilomikronlar.

Yağ metabolizması bozukluğu olan hastaların yaptırdığı diğer bir kan incelemesi de trigliserid ölçümüdür. Trigliserid de kolesterol gibi kanda çözünen bir yağdır. Kan trigliserid düzeyi ile arteriyoskleroz arasındaki ilişki, kolesterol kadar belirgin değildir.

Kanda kolesterol ve LDL-kolesterolün yüksek olması, hasta için risk taşır. HDL-kolesterolün düşük olması da bir risktir. Bu riske sahip hastalarda, kalp krizi, felç, damar tıkanması, böbrek yetmezliği gibi hastalıkların ortaya çıkma olasılığı daha fazladır.

20 yaşın üzerinde

Kan kolesterol düzeyi

< 200 mg/dl

  istenilen düzey  

  200-239 mg/dl arası  

  sınırda yüksek  

> 240 mg/dl

yüksek

Kan LDL-kolesterol düzeyi

< 130 mg/dl

  istenilen düzey  

  130-159 mg/dl arası  

  sınırda yüksek  

> 160 mg/dl

yüksek

Kan HDL-kolesterol düzeyi

< 35 mg/dl

  düşük  

Kolesterol > 200 mg/dl veya

LDL-kolesterol > 130 mg/dl veya

HDL-kolesterol < 35 mg/dl ise RİSK FAZLADIR.

HDL-kolesterol yükseldikçe risk azalır.

Ortalama HDL-kolesterol düzeyi,

kadında 55 mg/dl

erkekte 45 mg/dl’dir.

Yani kadınlar bu yönden daha şanslıdır.

Kan trigliserid düzeyi

< 200 mg/dl

  normal  

200-400 mg/dl arası

  sınırda yüksek  

  400-1000 mg/dl arası  

yüksek

> 1000 mg/dl

çok yüksek

Kanda kolesterolün yüksek olması, yağ metabolizması bozukluğudur. Yağ metabolizması bozukluğundan şüphe edilen bir hastada yapılması gereken işlem, kan alınarak öncelikle kolesterol, LDL-kolesterol, HDL-kolesterol ve trigliserid düzeyi ölçülmesidir. Tedaviye karar vermeden önce, bu değerler en az 2 kere ölçülmelidir.

Tedavi düzenlenirken öncelikle LDL-kolesterol düzeyleri temel alınmalıdır.

Kanda kolesterol düzeyini etkileyen çok sayıda faktör vardır. Bu faktörlerin bazıları önlenebilir niteliktedir. Bunlardan bazıları:

Kalıtımsal faktörler

Yediğimiz gıdalar

Şişmanlık

Stres gibi faktörler kolesterolü ve kötü huylu kolesterolü yükseltir.

Düzenli egzersiz, iyi huylu kolesterolü yükseltir ve kötü huylu kolesterolü azaltır.

60-65 yaşa kadar, yaşla birlikte kolesterol düzeyi artar.

Kadınlarda, menopozdan sonra kolesterol düzeyi artar.

Bazı hastalıklarda kolesterol düzeyi yükselir. Bu hastalıkları ikiye ayırarak incelemek mümkündür:

1. Kalıtsal yağ metabolizması hastalıkları

2. Diğer hastalıklar

Hipotiroidi (Tiroid bezinin yetersiz çalışması)

Karaciğer hastalıkları

Nefrit (Böbreğin mikrobik olmayan iltihabi hastalıkları)

Şeker hastalığı

Ayrıca, şişmanlık ve bazı ilaçlar da, yüksek kolesterole neden olabilir.

Kalp ve damar hastalıkları, Türkiye’de ve diğer ülkelerde ölümlere ve kalıcı sakatlıklara yol açan yaygın sorunlardır.

Türkiye’de, 6 milyon kişide kan kolesterol düzeyi sınırda yüksek (200-239 mg/dl) ve 2 milyon kişide yüksektir (240 mg/dl ve üstü). Gelişmiş ülkelerde ölüm nedenleri arasında, kalp ve damar hastalıkları ilk sıradadır ve yüksek kolesterol, yüksek tansiyon, şişmanlık gibi sorunların düzeltilmesi ile bu ölümler önlenebilir veya geciktirilebilir. Bu nedenle, Dünya Sağlık Örgütü, kalp ve damar hastalıklarını 1 numaralı insanlık düşmanı ilan etmiştir.

Kalp ve damar hastalıklarını kolaylaştıran faktörlere, kardiyovasküler risk faktörleri adı verilir. Kanda, kolesterol ve LDL-kolesterolün yüksek olması, hasta için risktir ve kolesterol yüksekliği bir kardiyovasküler risk faktörüdür. HDL-kolesterolün düşük olması da bir risktir. Bu riske sahip hastalarda, kalp krizi, felç, damar tıkanması, böbrek yetmezliği gibi hastalıkların ortaya çıkma olasılığı daha fazladır

Kolesterolü yüksek hastalarda, kardiyovasküler risk faktörlerinin değerlendirilmesi ve mümkünse değiştirilmesi, tedavinin temel noktalarından birisidir. Kolesterolü yüksek hastalarda, kolesterol yüksekliği dışındaki kardiyovasküler risk faktörlerine de sık rastlanır ve bu kardiyovasküler risk faktörlerinin düzeltilmesi ile kardiyovasküler kalıcı hasar ve ölüm riski kesin olarak azaltılır. Aşağıda kardiyovasküler risk faktörleri özetlenmiştir:

Hipertansiyon

Lipid (yağ) metabolizması bozukluğu, Kolesterol yüksekliği

Sigara

Diyabetes mellitus (şeker hastalığı)

Şişmanlık

Fiziksel aktivite azlığı ve sedanter yaşam

Yüksek hematokrit

Artmış trombojenik faktörler

İleri yaş

Erkek cinsiyet

Aile öyküsü

Tip A kişilik yapısı

Östrojen eksikliği

Alkol yoksunluğu

Fibrinojen yüksekliği

Ürik asit yüksekliği

Lipoprotein (a)

Belirgin beyin, kalp, böbrek veya damar hastalığı

Hipertansiyon, her yaş, cins, ırk için önemli bir kardiyovasküler risk faktörüdür ve hem büyük hem küçük tansiyonun yükseldikçe kardiyovasküler risk artmaktadır. Hipertansiyon tedavisi ile kardiyovasküler risk azalmaktadır.

Lipid (yağ) metabolizması bozuklukları, majör ve düzeltilebilir kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Yapılan tüm büyük çalışmalarda, serum kolesterol düzeyi ile kardiyovasküler risk arasındaki ilişki gösterilmiştir. HDL-kolesterolün düşüklüğü de bir kardiyovasküler risk faktörüdür. Diyetin kolesterol içeriği ile kardiyovasküler risk arasında da doğrudan ilişki vardır.

Şişmanlık ile koroner arter hastalığı arasındaki ilişki, birçok çalışmada gösterilmiştir. Ancak şişman hastalarda, hipertansiyon, fiziksel aktivite azlığı, diyabetes mellitus (şeker hastalığı) ve lipid metabolizması gibi diğer kardiyovasküler risk faktörlerine da daha sık rastlanır ve bu kardiyovasküler risk faktörler, şişmanlığın bağımsız etkisini maskeleyebilir.

Günümüzde, şişmanlık tanım ve sınıflandırmasında, beden kitle indeksi kullanılmaktadır.

Beden kitle indeksi=Beden ağırlığı(kg) / (Boy(m) x Boy(m))

formülü ile hesaplanır.

Örneğin; ağırlığı 85 kg, boyu 1.74 m olan bir insanın

Beden kitle indeksi= 85 / (1.74 x 1.74) = 28

Beden kitle indeksi

< 18.5

Zayıf

18.5-24.9

Normal (sağlıklı)

25-29.9

Fazla kilolu (gürbüz)

30-39.9

Şişman

> 40

Tehlikeli şişman

Beden kitle indeksinizi, aşağıdaki formda, ağırlığınızı ve boyunuzu girerek, siz de hesaplayabilirsiniz.

Ağırlığınız (kg)

Boyunuz (cm)

Beden Kitle İndeksiniz

Durumunuz

Yetersiz egzersiz, kardiyovasküler riski arttırır. Öte yandan sedanter yaşam, kan şekeri, kolesterol ve kan basıncı kontrolunu zorlaştırır. Düzenli egzersiz yapanlarda, koroner arter hastalığı riski de azalır.

Diyabetes mellitus (şeker hastalığı), iyi bilinen bir kardiyovasküler risk faktörüdür. Ayrıca diyabetik hastalarda lipid (yağ) metabolizmasi bozuklukları, hipertansiyon, şişmanlık gibi diğer kardiyovasküler risk faktörleri de sıktır.

Sigara, koroner arter hastalığı sıklığını arttırdığı gibi diğer kardiyovasküler risk faktörlerinin etkisini de arttırır. Sigara içimi, Türkiye’deki en önemli sağlık problemlerinden birisidir ve ne yazık ki kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Sigaranın bırakılması ile koroner arter hastalığı riski azalır ve bu azalma 12 ay sonra en belirgin hale gelir.

Tip A kişiliğine sahip kişiler, mükemmeliyetçi, obsesif, hırslı ve gergin bir özellik sergilerler.

Kanda aşırı miktarda bulunan kolesterol, yavaş yavaş (yıllar içinde) damarların duvarında birikir. Bu birikim sonucu damarlarda daralma, tıkanma ortaya çıkar. Bu durum, bir su borusunda pisliklerin birikmesine benzetilebilir. Kolesterol hangi damarda birikmişse o damarla ilişkili sorunlar ve hastalıklar ortaya çıkar.

Kolesterol yüksekliğinde belirti ve bulgular, çoğu zaman ani kolesterol yükselmesine bağlı değildir, uzun süreli kolesterol yüksekliğinin damar duvarında kolesterol birikmesine yol açmasının sonucudur. Yani kolesterolünüz şu andaki değerinin 2-3 katına yükselse ve 3-4 saat yüksek kalsa size bir zararı olmaz. Asıl sorun, sizde daha önce uzun süreli kolesterol yüksekliği olmasıdır.

Kalbi besleyen damarlarda (koroner arter) kolesterol birikimi, bu damarlarda tıkanma ve daralmanın sonucu, göğüs ağrısı, kalp krizi ve kalp yetmezliği gibi sorunlara neden olur. Bunların sonucu, hasta koroner by-pass ameliyatı (cerrahi olarak darlığın ortadan kaldırılması) veya anjiyoplasti (balonla daralmış koroner arterin genişletilmesi) işlemine ihtiyaç duyabilir. Beyini besleyen boyun damarlarında kolesterol birikimi olması, felçlere, konuşma bozukluklarına, dengesiz yürümeye, bilinç kaybına yol açar.

Böbrek damarlarında kolesterol birikimi, yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliğine yol açabilir. Ana atardamarda (aort) kolesterol birikimi de tehlikelidir. Buradan kopan kolesterol birikintileri, daha küçük damarları tıkayarak çok değişik sorunlara yol açabilirler: Bağırsağı besleyen damarları tıkayarak bağırsak ölümüne, göz damarlarını tıkayarak körlüğe, bacak damarlarını tıkayarak kangrene yol açabilirler.

Kolesterol yüksekliğine bağlı sorunlar ortaya çıktığı zaman, hasta geç kalmış olabilir; bu nedenle kolesterol yüksekliğini önlemek, yükselmişse düşürmek çok önemlidir.

Kolesterol ve yüksek tansiyon arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Yani kolesterol yüksekliği yüksek tansiyona, yüksek tansiyon kolesterol yüksekliğine yol açmaz. Ancak ikisinin de hedefi ve zarar verdiği yer aynıdır: Kan damarları.

Yüksek tansiyon, kan damarındaki basıncı yükselterek aşınma, yırtılmalara neden olur. Bu durum su borusu içindeki basıncın artmasına bağlı sorunlara benzetilebilir. Yüksek kolesterol de, damar duvarında kolesterol birikimine yol açarak damarlarda daralma, tıkanmalara yol açar. Yüksek tansiyon ve kolesterol yüksekliği kan damarına diğerinin verdiği zararın şiddetini arttırır ve ortaya çıkmasını çabuklaştırır. Bu nedenle, hem kolesterol yüksekliği hem de yüksek tansiyon tedavi edilmelidir.

Yüksek kolesterolün kontrol altına alınması ile yaşam süresinin uzadığı, kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümlerin azaldığı ve kalıcı sakatlıkların önlendiği kesin olarak gösterilmiştir. Kolesterol yüksekliğine ilaveten şişmanlık, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, sigara gibi diğer kardiyovasküler risk faktörlerinin tedavisi de planlanmalıdır.

Tedavi 2 aşamada gerçekleştirilir:

1. İlaç dışı tedavi

2. İlaç tedavisi

Her hasta için tedavi farklılıklar taşır. İlaç dışı tedaviler kesinlikle ihmal edilmemelidir. İlaç tedavisi, kesinlikle doktor denetiminde olmalıdır.

Tedavide hedef belirlenirken LDL-kolesterol düzeyinin esas alınması tercih edilir. Hedef LDL-kolesterol düzeyi, hastada kalp ve damar hastalığının olup olmadığına göre değişir.

Kişide kalp ve damar hastalığı yoksa, LDL-kolesterol düzeyinin 130 mg/dl’nin altına düşürülmesi yeterlidir.

Kişide kalp ve damar hastalığı varsa, hedef LDL-kolesterol düzeyi, 100 mg/dl’nin altı olmalıdır. Yani kalp krizi geçirmişseniz, koroner arter daralmasına bağlı göğüs ağrınız varsa, koroner damar ameliyatı geçirmişseniz, koroner arterler balon ile genişletilmişse, beyine, böbreğe, bacaklara giden damarlarda kolesterol birikimi varsa, hedef LDL-kolesterol düzeyi, 100 mg/dl’nin altıdır.

İlaçsız tedaviler yaşam düzeninin değiştirilmesi olarak da isimlendirilir. Yüksek kolesterol tedavisinde en önemli konu, ilaçsız tedavilerdir, kesinlikle ihmal edilmemelidir. İlaçsız tedavilerde yapılan ihmal, kolesterol düşürmek amacı ile kullanılan ilaçların başarısını da azaltır.

İlaçsız tedavilerin başında, beslenme alışkanlığının değiştirilmesi gelir. Beslenme alışkanlığından ayrı bir konu halinde bahsedilmiştir.

Sigara kesinlikle bırakılmalıdır. Sigara da kolesterol yüksekliği gibi bir kardiyovasküler risk faktörüdür. Sigara ayrıca akciğer kanseri, akciğer hastalığı, beyin kanaması ve birçok kansere de zemin hazırlar.

Hastada yüksek tansiyon varsa, yüksek tansiyon tedavisinde geçerli olan ilaç dışı tedaviler ihmal edilmemelidir. Yüksek tansiyon ve kolesterol yüksekliğinde uygulanan ilaç dışı tedaviler birbirine benzerlik gösterir. Yüksek tansiyonlu hastalarda, ilaveten beslenme ile alınan tuzun da azaltılması gerekir.

Şeker hastalığı kontrol altına alınmalıdır. İnsülin kullanmak gerekiyorsa kaçınılmamalıdır.

Şişmanlık kesinlikle kontrol altına alınmalıdır. Şişmanlık tedavisi için bazı ipuçları, Nasıl zayıflarım ? başlığı altında verilmiştir.

Düzenli egzersiz HDL-kolesterolü (iyi kolesterol) yükseltir, LDL-kolesterolü (kötü kolesterol) düşürür. Hastalar, düzenli egzersiz yapmayı alışkanlık haline getirmelidirler. Haftada, en az 3, tercihen 5 kez, 30-45 dakika süre ile yürüyüş, koşu, yüzme, bisiklete binme gibi sporlar yapılmalıdır.

Alkol, HDL-kolesterolü yükseltir, ancak alkolün insan sağlığı ve sosyal yaşantı üzerine çok sayıda olumsuz etkisi olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle, alkol alımı kesinlikle sınırlandırılmalıdır. İzin verilen etil alkol miktarı, erkeklerde günde 30 ml, kadınlarda günde 15 ml’dir.

30 ml etil alkol, 720 ml bira, 300 ml şarap, 60 ml 100 derece viski ve 60 ml rakıda bulunur.

Yüksek kolesterol tedavisinin olmazsa olmaz koşuludur. Vücut, gereksinimi olan kolesterolü, kendisi üretebilir, bu nedenle, diyetle kolesterol almaya gerek yoktur. Beslenme konusunda tedavi planı, beslenme uzmanı ile birlikte yapılmalıdır.

Doymuş yağlardan ve kolesterolden fakir diyet seçilmelidir. Sıvı yağlarda doymamış yağ daha fazladır, bu nedenle, sıvı yağlar tercih edilmelidir.

Genel olarak sebze, meyve ve hububat tercih edilmelidir.

Kızartmalardan kaçınınız.

Kırmızı et yerine beyaz eti tercih ediniz.

Yüksek tansiyonunuz varsa kullandığınız tuzu azaltınız.

Karaciğer, böbrek ve beyin gibi kolesterolü fazla olan etlerden uzak durunuz.

Gıdaların yağ ve kalori içeriklerine de dikkat edilmelidir. Yağı azaltılmış peynir, sütü tercih ediniz. Diyet peynir, diyet süt kullansanız bile bunları sınırlı miktarda tüketiniz.

Tavsiye edilen gıdalar

Ölçülü yenecek gıdalar

Kaçınmak gereken gıdalar

Ekmek, tahıl

Kepekli buğday, çavdar ekmeği, yulaf ezmesi, mısır gevreği, makarna, pirinç, bulgur

Açma, kruvasan, poğaça

Sütlü ürünler

Yağsız süt, az yağlı peynir ve eritme peyniri, yağsız yoğurt, yumurta akı

Yarım yağlı süt, yarım yağlı peynir (dil peyniri), yarım yağlı yoğurt, haftada 2 yumurta

Tam yağlı süt, konsantre süt, şanti, kaymak, taklit sütü, yağlı peynir ve yoğurtlar

Çorbalar

Sebze çorbası, et suyu çorbası

İşkembe çorbası, paça

Balık

Bütün beyaz etli ve yağlı balıklar (ızgara, buğulama)

Uygun yağda kızartılmış balık

Balık yumurtası, havyar, belirsiz yağda kızartılmış balıklar

Deniz mahsülleri

İstiridye

Midye, ıstakoz

Karides, kalamar

Et

Tavuk, hindi, dana, av eti

Yağsız sığır, dana jambon, kuzu (haftada 1-2), dana ve tavuk sosisi, ciğer (ayda 1 defa)

Ördek, kaz, yağlı görünen bütün etler, sosis, salam, pastırma, sucuk, kümes hayvanları derisi

Yağlar

Çoklu doymamış yağlar (ayçiçeği, mısır özü, soya)

Tekli doymamış yağlar (zeytinyağı, hidrojene olmamış yumuşak margarin)

Tereyağı, Trabzon yağı, iç yağı, kuyruk yağı, hidrojene yağlar, sert margarinler

Sebze ve meyve

Bütün taze ve dondurulmuş sebzeler, kurubaklagiller (mercimek, fasulye, nohut vb), haşlanmış patates

Uygun yağda kızartılmış patates ve sebze

Belirsiz yağda kızartılmış patates, sebze, cips, tuzlu konserve, sebze

Tatlılar

Yağsız sütle yapılan tatlılar (muhallebi, sütlaç vb), meyva salatası, limon dondurması, aşure, pestiller, kuru yemişli sucuklar, cezerye

Çoklu doymamış yağ veya margarinle yapılan pasta ve bisküviler, badem tatlısı, helva

Dondurma, baklava, kremalı pastalar, hazır pastalar, bisküviler, hazır pudingler, Çikolata ve bütün çikolatalı hazır tatlı ürünleri

Kuruyemiş

Ceviz, badem, kestane

Yerfıstığı, Antep fıstığı

Hindistan cevizi, tuzlu eğlencelik

İçecekler, soslar

Çay, kahve, nescafe, az kalorili meşrubat

Az yağlı soslar

Fazla tuz, hazır salata sosları, mayonez

  Fındığın kalp sağlığı üzerine olumlu etkileri olduğu araştırmalarla ispatlanmıştır. 1998 yılında yayınlanan, 86.000 hastayı içeren, 14 yıllık takibi olan bir çalışmada, haftada en az 140 gram fındık yiyenlerde, kalp ve damar hastalıklarına daha az rastlandığı belirtilmiştir. Yapılan başka çalışmalarda da, fındığın iyi kolesterolü yükselttiği ve kötü kolesterolü düşürdüğü gösterilmiştir. Ancak fındığın fazla tüketilmesinin de, kilo alınmasına yol açacağı unutulmamalıdır.

Sağlıklı beslenme, zayıflamanın temel noktasıdır. Gün içinde sık ama az miktarda yenmelidir. 1 saatte yarım kilo, 1 haftada 7 kilo, Arjantin diyeti, son şans diyeti vb. reklamlara aldanmamak gerekir. Kısa sürede aşırı kilo vermek sorunlara yol açabilir. “Su içsem yarıyor” ifadesi ise doğru değildir, çünkü suyun kalorisi sıfırdır.

Kilo verirken acele etmemek gerekir. Unutmayın ki, bu kiloyu 2 haftada almadınız, bu nedenle de, 2 haftada vermeye çalışmayın. Vereceğiniz kilo, haftada 1-1.5 kilogramı geçmemelidir. Bir yılda toplam vücut ağırlığınızın % 10’unu vermeniz yeterlidir. Kilo vermek için beslenme alışkanlığı değiştirilmeli ve egzersiz yapılmalıdır. Kilo vermeyi kolaylaştıran ilaçlar, piyasada mevcuttur. Bu ilaçlar kesinlikle doktor kontrolünde kullanılmalıdır. Bu ilaçların kullanılması ve sağlıklı beslenme birbirini tamamlayan tedavilerdir.

Kilo vermek, verilen kiloyu geri almamaktan daha kolaydır. Zayıflamanın kolesterol, şeker hastalığı, ruhsal durum, hipertansiyon üzerine de olumlu etkisi vardır. Tekrarlayan zayıflama ve şişmanlama, kalp hastalığı ve ani ölüm gibi istenmeyen sonuçlara yol açabilir.

Alışkanlıkların değiştirilmesi, kilo vermenin temel çözümüdür. Herkesin mutlaka değiştirmesi gereken ve değiştirmesi de zor olmayan alışkanlıkları vardır. Bu konuda yararlı olabilecek bazı ipuçları:

Gazete, kitap okurken bir şey yemeyin

Televizyon seyrederken bir şey yemeyin

Karnınız açken mutfak alışverişi yapmayın

Alışverişe çıkarken liste yapın, liste dışında yiyecek almayın

Öğün atlamayın

Sadece açken yemek yemeye çalışın

Diyetinizi bozduğunuz için suçluluk duymayın, önünüzde başka öğünler olduğunu unutmayın

Gıdaların yağ, tuz, kalori içeriğine dikkat edin

Egzersiz yapın

Açık büfe tarzı yemeklerden uzak durun

Evinize gelen misafirlere yaptığınız ikramı azaltın

İştahlı arkadaşlarla yemeğe oturmayın

Yağ metabolizması bozukluklarını düzeltmek amacı ile çeşitli ilaçlar geliştirilmiştir.

Statinler

Safra asidi bağlayıcı reçineler

Nikotinik asit

Fibratlar

Bu ilaçlara ne zaman başlanacağı, ne kadar süre kullanılacağı ve hedef kolesterol, LDL-kolesterol, trigliserid düzeyleri, kesinlikle doktor denetiminde olmalıdır.

1 Kolesterol düşürücü ilaç kullanırken diyeti önemsememek

2 Kolesterol düşürücü ilaç kullanırken diyeti önemsememek

3 Kolesterol düşürücü ilaç kullanırken diyeti önemsememek

İlk 3 maddenin aynı olması, yanlışlık değildir, bu hatanın çok sık yapıldığını vurgulamak için bilerek tekrarlanmıştır.

4 Doktor randevusuna gitmeden birkaç gün-hafta önce, diyet yapmaya başlamak

5 Doktor veya beslenme uzmanına danışmadan diyet değişiklikleri yapmak

6 Kolesterol düşürücü ilaç kullanırken şeker hastalığı, yüksek tansiyon, sigara içimi gibi diğer sorunları ihmal etmek

7 Komşunun veya arkadaşın önerisi ile ilaç almak

8 İlacın bitmesi, muayeneye kısa bir zaman kalması gibi nedenlerle ilaç tedavisine kısa süreli bile olsa ara vermek

9 Kullanılan ilacın ismini hatırlamamak ve doktora giderken ilaç kutusunu yanına almamak.

Yüksek kolesterolün çok yaygın bir hastalık olması, kamuoyu ve medyanın da ilgisini çekmektedir. Gerek kamuoyunda gerek medyada, yüksek kolesterol konusu çok konuşulmakta ve bu konuda uzman olmayan kişilerin de fikirleri yansıtılmaktadır. Hastalar, yetkisiz ve bilgisiz kişiler tarafından eksik ve yanlış bilgilendirilebileceklerini unutmamalıdır.

1 Kolesterol düzeylerinizi kaydetmeyi alışkanlık haline getiriniz.

2 Türkiye’de, bilinçsiz ilaç kullanımı yaygın bir sorundur, kolesterol düşürücü ilaçlar, Türkiye’de yeni kabul edilebilir, bu nedenle yanlış ilaç kullanımından kaçınınız.

3 Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur gibi sağlık sigorta güvencesi olanlar, eğer hastalıklarını belirtir bir heyet raporu alırlarsa ilaçlarına hiçbir ücret ödemezler. Bu konuda, doktorları yardımcı olacaktır.

4 Bir seyahate giderken, sağlık karnenizi, heyet raporlarınızı, ilaçlarınızı yanınıza almayı unutmayınız.

5 İlaçlarınızı düzenli kullanın, kullanımını aksatmayın.

6 Doktora giderken, kendinize ait tüm tıbbi dökümanları (filmler, tahlil sonuçları, hastane dosyası, kullandığınız ilaçların kutusu) mutlaka yanınıza alınız.

7 İlaçlarınızın sadece ismine değil dozuna da bakınız, öğreniniz ve kaydediniz.

Hangi doktora gideyim? Eğer yüksek kolesterolden başka bir sorununuz yoksa, Sağlık Ocağı hekimi, Aile hekimi, Dahiliye uzmanı, Endokrinoloji uzmanı veya Kalp-Damar hastalıkları uzmanına gidebilirsiniz. Yüksek kolesterolle birlikte kalbinizde de sorun varsa Kalp-Damar hastalıkları uzmanına gidiniz.

Doktor seçiminde en önemli nokta, sağlıklı hasta-hekim ilişkisinin sağlanmasıdır. Gerekli ilaç dışı tedavileri uygulamanıza ve ilaç tedavisine rağmen kolesterolünüz kontrol altına alınamazsa, yüksek kolesterol konusunda deneyimli olduğunu bildiğiniz veya öğrendiğiniz bir merkeze gidiniz.

İlaçlar kolesterol yüksekliğine yol açar mı? Evet. Bu nedenle bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılmalı ve gerekli durumlarda, ilaçlar doktor kontrolü altında kullanılmalıdır.

Yüksek kolesterol tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkisi var mıdır? Her ilaçta olduğu gibi, kolesterol düşürücü ilaçların da yan etkileri olabilir. İlaca bağlı yan etki düşünülen durumlarda, hasta en kısa sürede, doktoruna başvurmalıdır.

Yaşım 70, kolesterol düşürücü ilaç kullanabilir miyim? Evet, tabi doktorunuza danışmak koşulu ile.

Kolesterolüm yüksek, acaba çocuğum risk altında mı? Evet. Çocuğunuzun beslenme alışkanlığının sağlıklı olmasına dikkat edin.

Kolesterolüm ilaç kullanmama rağmen düşmüyor, ne yapmalıyım?

Sizde kolesterol yüksekliğine yol açan başka bir hastalık olabilir, bu araştırılmalıdır.

İlaç dışı tedavilerinizi ihmal ediyor olabilirsiniz.

İlaç kullanıyorum, kolesterolümü kaça düşürmeliyim? Hedef LDL-kolesterol düzeyi, hastada kalp ve damar hastalığının olup olmadığına göre değişir.

Kişide kalp ve damar hastalığı yoksa, LDL-kolesterol düzeyinin 130 mg/dl’nin altına düşürülmesi yeterlidir.

Kişide kalp ve damar hastalığı varsa, hedef LDL-kolesterol düzeyi 100 mg/dl’nin altı olmalıdır. Yani kalp krizi geçirmişseniz, koroner arter daralmasına bağlı göğüs ağrınız varsa, koroner damar ameliyatı geçirmişseniz, koroner arterler balon ile genişletilmişse, beyine, böbreğe, bacaklara giden damarlarda kolesterol birikimi varsa, hedef LDL-kolesterol düzeyi 100 mg/dl’nin altıdır.

Kolesterolümün yükselmesini önleyebilir miyim? Hastaların önemli bir kısmı kolesterol yükselmesini önleyebilir. Beslenme değişikliği yaparak, kilo vererek, egzersiz yaparak kolesterol yükselmesi önlenebilir.

Hangi sıklıkta kolesterol düzeyimi ölçtürmeliyim? Eğer kolesterol yüksekliği saptanmışsa bu süreye doktorunuzla birlikte karar vermeniz gerekir. Eğer kolesterolünüz normal sınırlarda ise beş yılda bir ölçtürmeniz yeterlidir. Ailede kolesterol yüksekliği varsa bu süre kısalabilir. Kolesterol ölçümü check up diye de isimlendirilen sağlık kontrolünün çok önemli bir parçasıdır. Check up incelemelerinde ilk yapılması gereken inceleme, kanda kolesterol düzeyi ölçümü olmalıdır.

Tuz ile kolesterol arasında bir ilişki var mı? Hayır. Kolesterol yüksekliği ve yüksek tansiyon kardiyovasküler hastalıklar için bir risk faktörüdür. Tuz, yüksek tansiyon ile yakından ilişkilidir.

Yorum Yaz

Yorum Yazabilmek İçin Lütfen Giriş Yapın.