Günümüzde Eğitimin Ne Kadar Önemli Bir Rol Oynadığını Ve Düzgün Bir Eğitiml

Egitim kategorisine 12 Temmuz, 2007 tarihinde eklendi, 13 defa okundu

Günümüzde eğitimin ne kadar önemli bir rol oynadığını ve düzgün bir eğitimle ulusların nasıl şaha kalktığını ve eğitim sisteminde bozukluklar ve çarpıklıklar olan ülkelerin nasıl geride kaldığını görüyoruz. Eğitimde çağdaşlaşma, laik ve milli bir yapının oluşması için atılan ilk adım, Ulu Önder Atatürk’ün bize armağan ettiği, 3 Mart 1924’te çıkarılan “Tevhid-i Tedrisat Kanunu” (eğitim ve öğretimin birleştirilmesi)dur. Atatürk, Tevhid-i tedrisat (öğretim birliği) kanunuyla bu tür ikiliklere son verdi. Eğitimin niteliği ile ilgili olarak da şöyle diyor Atatürk: “Korkuya dayanan ahlak, ahlak değildir. Böyle bir ahlaka güvenilmez. Onun için genç kuşağın kafasını yormadan, onun her şeyi almaya ve sindirmeye elverişli beyni gerçeğin izleriyle süslenmelidir.” Bu sözleriyle adeta günümüzün ezbere dayalı eğitim anlayışına karşı çıkan Atatürk okul hakkında da şunları söylüyor: “Okul, genç dimağlara insanlığa saygıyı, ulusa ve yurda sevgiyi,onuru, bağımsızlığı öğretir…. Yurdu ve milleti kurtarmaya çalışanların aynı zamanda mesleklerinde namuslu birer uzman olmaları gerekir. Bunu sağlayan okuldur. Eğitim programımızın temeli, bilgisizliğin yok edilmesidir. Bunu yok etmedikçe yerimizdeyiz. Yerinde duran bir şey geriye gidiyor demektir.”

Atatürk, cumhuriyetin gerçek anlamda var olabilmesinin, yani halkın egemenliğinin sağlanabilmesinin ancak bu çerçevede verilecek bir eğitimle mümkün olabileceğine inanıyordu. O, pasif yurttaş istemiyordu.

Ancak o yılların Türkiye’si, bu güzel hedeflerin birdenbire gerçekleştirilebilmesine imkan tanımıyordu. Bir memleket gezisinden dönüşte Atatürk’ü düşünceli ve üzgün gören Sabiha Gökçen, O’na bunun nedenini sorar; O da şöyle der: “İnsan ömrü yapılacak işlerin azameti karşısında çok cüce kalıyor. Geçtiğimiz yerlerde fabrikalar, ekilmiş tarlalar, düzgün yollar, elektrikle donanmış köyler, büyük yemyeşil ormanlar, en çok da çocukların, iyi giyimli çocukların, yüzleri sararmamış dalakları şiş olmayan çocukların okuduğu okullar görmek istiyorum. İstanbul’da ne medeniyet varsa, Ankara’ya ne medeniyet getirmeye çalışıyorsak, İzmir’i nasıl mamur kılıyorsak yurdumuzun her tarafını aynı medeniyete kavuşturalım istiyorum, ve bunu çok ama çok çabuk yapmak istiyorum. Her şeyi devletten ve her şeyi milletten beklemek doğru olmaz. Devlet ve millet daima el ele çalışmalıdır yarınları göğüslemede…”

Atatürk, bu kanunla bütün eğitim kurumları bir çatı altında toplayarak eğitimde dağınıklığı gidermiş; eğitim işlerinin yürütülmesi için “Maarif Bakanlığı” (Milli Eğitim Bakanlığı) kurulmuştur. O zamanlarda Osmanlı Devleti’nde birçok yabancı okul vardı ve bunlar ülkede bölücü ve devletin yıkımı için propaganda ve çalışmalar yapmaktaydı. Yabancı ve azınlık okulları, Maarif Bakanlığı’na bağlanarak bu okulların bölücü ve yıkıcı çalışmaları denetim altına alınmıştır. Öğretim ilkelerinde birlik, eğitimde eşitlik sağlanmış; eğitim programları çağdaşlaştırılarak eğitimde laik ve milli uygulamalara geçilmiştir. İlk Maarif Şurası’nda tek kitap usulü kabul edilir. İlkokul, kız ve erkek çocuklara zorunlu olmuş; eğitim yaşı dışında kalan ve eğitim görmeyen halka “Halk Eğitim” çalışmaları başlatılmıştır. Eğitim konusunda atılan ikinci adım, Osmanlı’nın Selçuklu’dan miras aldığı ve yıllarca aydın grubunu yetiştirmek için etkinlik gösteren medreseler, uluslaşma sürecine giremeyen ve giderek güç kaybeden Osmanlının son dönemleri ile birlikte kendini yeni gelişmelere kapatarak, her hareketi geriye çekmeye çalışan bir ayak bağı olmaya başlamıştır ve son yıllarda halife yanlısı ve kökten dinci propagandalar yapması nedeniyle medreselerin kaldırılmasıdır. Tevhid-i Tedrisat Kanunun kabul edilmesinden sonra üniversitelerde de reformlara girişilmesi zorunlu olmuştu.Medreseler ve batılı anlamdaki okullar birlikte var oldukları sürece kültür ikiliği sürecekti.

Çağdışı eğitim sürdüren medreselerde, laik düzeni benimseyecek aydın insanlardan çok; çağdışı, tutucu gençler yetişiyordu. Yeni yetişen gençler arasındaki kültür ikiliğini önlemek için medreseler kapatılmış, çağdaş Avrupa’daki üniversitelere benzer kurumlar açılmıştır. Bunun gerekliliği ve önemi günümüz Türkiye’sinin bu kadar yol almasından da anlaşılabilir. Toplum hayatımızda ve kültür hayatımızda ikiliğin giderilmesi sonucunda güçlü bir Türkiye yolunda önemli adımlar atılmıştır.

Yorum Yaz

Yorum Yazabilmek İçin Lütfen Giriş Yapın.