Klasık Okul Üzerıne Genel Açıklama

Egitim kategorisine 12 Temmuz, 2007 tarihinde eklendi, 15 defa okundu

KLASIK OKUL ÜZERINE GENEL AÇIKLAMA

Klasik Okul, bir taraftan ,fizyokratların izinde laisser-faire ideolojisini sürdürürken, bunu destekleyecek iktisat teorisini kurmuştur.Bir taraftan da,geliştirdiği tahlil araçları, bunları özellikle kendilerine ve genellikle kapitalist sisteme karşı kullanacak Marx’ı, daha sonra Marx’ı etkileyecek olan Marx öncesi ingiliz sosyalistlerini ,büyük ölçüde, etkilemiştir. Böylece, klasik okul , fizyokratlardan devraldığı iktisadi liberalizmi neo-klasiklere devredenbir zincirin halkası oldugu kadar,iktisadi liberalizmi tümden reddeden Marx’ı ve izleyicilerini besleyen başlıca kaynaktır.Fakat, iktisadi liberalizmi toptan reddetmemekle beraber,buna bazı noktalarda karşı çıkan görüşlerin kaynağı da, yine,kısmen klasik okul olmuştur.

1,)I KTISADI ALT YAPI VE IKTISADI DÜSÜNCEYI HAZIRLAYAN SARTLAR

İngiliz klasik okulunun doğduğu 18. yüzyılın sonları, gerek İngiltere’nin gerek diğer bir kısım batı ülkelerinin , önemli iktisadi ve politik değişmelere sahip olduğu bir çağdır.Bir kere, daha önce yavaş seyreden teknik buluşlarla bunların sanayie uygulanması,bu yüzyıl sonunda, yoğunluk kazanmıştır.Öyle ki,İngiltere’de bu dönemi, “sanayi inkılabı”çağı diye nitelemek mümkün olmuştur.Sanayi inkılabıyla beraber, “iktisadi adam” niteliklerini taşıyan, kapitalist müteşebbisler ve üretim araçları mülkiyetinden yoksunlaşan bir işçi sınıfı doğmuştur.

Bundan başka , Fransız İhtilali (1789) ortaçağ toplumundan kalan kurumları silmiş “ferdiyetçilik ve özgürlük” iktidara gelen burjuvanın sloganı olmuştur.bu ,yeni bir sınıfın, politik hakimiyeti ele geçirmesinin zaferi sayılabilir.İngiliz kolonisi olan Kuzey Amerika’da bağımsız yeni bir devletin (ABD) doğması,merkantilist kolonizasyonun ,önemli bir dayanağını kaybettirmiştir.

Nasıl ticari kapitalizm,merkantilizmi,Fransa’da tarımın kapitalistleşmesi yolunda bir değişme ,Fizyokrasi’yi doğurmuşsa , İngiltere’de sanayi inkılabını da ,klasik iktisat okulunu doğurmuştur.Ne var ki, fizyokrasi,her bakımdan ,merkantilizmin karşıtı olduğu halde ,ingiliz iktisat okuluyla fizyokrasi arasında ,kurdukları teorinin gerisindeki felsefi görüş itibariyle , büyük benzerlikler vardır.Laisser-faire ideolojisi, serbest dış ticaret ilkesi her ikisinde de hakimdir.Bunun sebebi,şöyle açıklanabilir:18. yüzyılın ikinci yarısında ,İngiltere , hala, imtiyazlarla ayrılan sınıfların hakimiyetindedir.Oysa ,iktisadi adam,sanayi inkılabıyla beraber artık doğmaktadır.Yürürlükteki imtiyazlara ,merkantilizmden artakalan,dış ticaretteki ve iş gücü arzı üzerindeki monopolcü tehditlere karşı ,bu yeni doğan öncü sınıfın savunulması, ferdiyetçiliğin faydalarının ve iktisadi özgürlüğün savunulmasını gerekmektedir.Henüz, devlet otoritesi,imtiyazlı sınıflardan yana olduğu için, amaç,devlet müdahalesini minimuma indiren laisser-faire’dir.Dış piyasalardan ucuz sınai mamullerin serbestçe satılarak “monopolize” edebilmeleri için ,serbest dış ticaret uygulanmalıdır.

Bu okulun düşüncesi ,hiç olmazsa A.Smith ve onu izleyen 50 yıl ,akademik ve politik çevrelerde, tartışmasız kabul edilmiştir.İngiltere’de ,laisser-faire’in ,serbest dış ticaretin uygulanması konusunda ,etkili olmuştur.Sanayi inkılabının başında, İngiltere’nin sahip olduğu şartlar ,dünyanın hiçbir ülkesinde tekrarlanmadığı için –ilk sanayileşen rakipsiz bir sanayi ülkesi olması ,büyük bir kapital stokuna sahip olması ,sömürgecilikte dış piyasaları monopolize etmesi gibi……. laisser-faire ,hiçbir ülkede ,İngiltere’de 19. yüzyılda bulduğu uygulamayı da bulamamıştır.

2,)KLASIK IKTISADI ANALIZIN ANHTARLARI

Klasik iktisadın analizin belli başlı nitelikleri şöyle açıklanabilir:

a)Politik iktisat tarifleri:Smith ve Malthus,politik iktisadı “servetin mahiyet ve kaynağının araştırılması”;Ricardo,ürünün yaratılmasına katılan sınıflar arasında ,ürünün bölüşüm kanunlarının araştırılması” olarak tarif eder.

b)İktisadi gelişmelerin incelemesi:Klasik iktisatçılar,kapital birikimi, nüfus artışı teknik yeniliklerin uygulanması ,kurumsal yapıların gelişmeye etkisi gibi konular üzeride, uzun boylu durmuştur.İktisadi gelişmeyi incelerken ,analizleri ,bugünkü deyimle “makro”, zaman içinde değişmeyi incelemesi itibariyle de “dinamiktir”.

Klasikler, gelişmeyle uğraşmalarına rağmen ,sistemin değişmesi üzerinde durmamışlar , serbest rekabete dayanan kapitalizmin ,devam edeceğini varsaymışlardır. Ayrıca ,(Smith ve Malthus hariç)ekonomi geliştikçe ,yapı değişmesi üzerinde de durmamışlardır.

c)Klasik kıymet-bölüşüm teorisi:Klasiklerin kıymet-bölüşüm teorisinde,birkaç nokta üzerinde dikkatle durdukları görülür.Birincisi,”kıymetin değişmez ölçüsünü” bulmaktır.Nasıl, bugün ,cari fiyatlarla milli geliri veya nakdi ücretleri fiyat endeksleriyle düzeltip ,sabit büyüklüklere varıyorsak,onlar da,üretim faktörleri fiyatlarındaki değişmeden etkilenmeyecek bir hesap birimi aramıştır.İkincisi, mal fiyatlarını belirleyen etkenleri ve reel gelirin üç üretim faktörünü(toprak sahibi,kapitalist-müteşebbis,işçi) arasında dağılım kanunları saptamaya çalışmışlardır.

d)Kar teorisi:Klasik sistem,toplumu üç sınıftan oluşuyor kabul etmiştir.Bu sistemde, kapitalistle müteşebbis ayrımı olmadığı gibi,faiz-kar ayrımı da yoktur.”Kar” kavramıyla kastettikleri,safi faiz haddidir.

e)Paranın önemini küçümseme ve reel analiz:Klasikler,parayı,sadece mübadele aracı olarak düşünmüş ,paranın,iktisadi faaliyet hacmini etkileyebileceğini(malthus hariç) kabul etmemiştir.Klasik analiz, paranın reel değişkenleri etkilemediğini varsayan, reel analiz niteliğindedir.

f)Klasikler,teorilerini kurarken, iktisadi liberalizmin,akılcı, soyutlayıcı,tümdengelimci yöntemini izlemişlerdir.

g)Analizde varsaydıkları piyasa şekli –kendi deyimleriyle-serbest rekabet, daha sonraki tanımlamaya göre de tam rekabettir.

3.)KLASIK IKTISATÇILAR

Klasik okulu başlangıcı ,A. Smith’in Milletlerin Refahı’nın basıldığı 1776 yılı, sonu da, J.S. Mill’in öldüğü 1873 yılı kabul edilirse, doktrin olarak, bir asır gibi uzunca bir süre hakimiyetini sürdürdüğü görülür.Bu süre hakimiyetini sürdürdüğü görülür.Bu süre içinde ,söz konusu okula dahil olan belli başlı iktisatçılar ve belli başlı eserleri aşağıda belirtilmiştir.

Adam Smith(1723-1790),bir ahlak felsefecisi veya ,bugünkü deyimiyle toplumsal ilimler mensubudur.1740 yılında yetenekli İskoçyalılara verilen bir burs olan Snell Exhibition’a seçilerek , Oxford’da Balliol Kolej’de eğitimini sürdürme imkanı elde etti.

Bu okuldan mezun olduktan sonra Glasgow Üniversite’sinde hocalık yapmaya başladı. Başlıca eserleri:1759’da basılan “Ahlaki Duygular Teorisi”(Theory of Moral Sentiments) ve 1776’da yayınlanan Milletlerin Zenginliğinin Tabiatını ve Nedenleri (Wealth of Nations) ‘dir.

David Ricardo(1772-1823),iş hayatına Londra Borsası’nda babasının yanına memur olarak girerek başlamıştır.Yedi yıl sonra Yahudi cemaatı dışından biriyle evlenmesinden dolayı ailesiyle ilişkileri bozulmuş ve genç Ricardo kendi yolunu çizmeye koyulmuştu.devlet tahvillerinde uzmanlaşan Ricardo,kısa zamanda durumunu iyileştirmiş ve 1815 yılında büyük bir servet elde etmeyi başarmıştır.Daha sonra ki yıllar Ricardo için çok parlak geçmiştir.Çünkü,İngiliz parlamentosuna üye seçilerek,politikaya girmiştir.

1817 yılında “Politik İktisat ve Vergileme İlkeleri” (Principles of Political Ekonomy and Taxation) yayınlanmıştır.

Thomas Robert Malthus(1766-1834),biyografisini yazan James Bonar tarafından “çağın en çok küfür edilmiş adamı” olarak tanımlamaktadır.Gerçekten de Malthus’un hayatının büyük bölümü muhalefetin ortasında geçmiştir.

Aristokratik havlara sahip orta sınıftan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Malthus, 1784 yılında girmiş olduğu Cambridge Jesus College’de matematik tahsil etmiş ve akademik bir ün elde etmiştir.Bir müddet süren tereddütten sonra rahip oldu.Sürekli “papaz “ olarak anılmış olmasına karşın, kısa bir süre din adamlığı yaptı.hayatının büyük bir bölümünü , önce Cambridge’de daha sonra da East India Company’nin memurlarını eğitmek için yeni kurulmuş olan bir kolejde siyasi iktisat ve modern tarih profesörü olarak akademik kariyer kovalamakla geçirdi.

Başlıca eserleri;1789 yılında “Nüfus İlkesi üzerine bir Deneme” (Essay on the Principle of Population)ve J.B. Say’nin “mahreçler kanunu”nu red sebeplerini açıkladığı “Politik İktisadın İlkeleri”(Principles of Political Ekonomy) (1820), başlıca eserleridir.

John Stuart Mill(1806-1873),Ricardo’nun arkadaşı ve doktirinin yayıcısı olan James Mill’in oğludur.Felsefe, mantık, politik felsefe, politik iktisat konusunda pek çok eser vermiştir.başlıca iktisat eseri, Smith ve Ricardo geleneğini sürdüren,”Politik İktisadın İlkeleri”(Principles of Political Ekonomy) (1848) dir.”Faydacı Felsefe” (Utilitarian) geleneğinde yetiştirilmiş ,eserleri, özü itibariye, Ricardo geleneğinden ayrılmamış olan Mill, Saint Simon ve Auguste Compte’un ,çağındaki sosyal hareketlerin etkisinde, hayatının sonuna doğru ,”sosyalist”eğilimli olmuştur.Rekabete dayanan ferdiyetçilikle , sosyalizmi bağdaştırmaya çalışmış, Klasik okul içinden çıkan bir reformist olmuştur. Hayatının son yılarında Mill, kısa bir süre parlamento üyesi olarak görev yaptı. Bu süre içerisinde işçi sınıfları ve kadınlara da oy hakkı tanınması için çalıştı ve İrlanda’da toprak zilyetlik reformu yapılmasını talep etti.Tekrar seçilmek için yaptığı girişim başarısız kaldı.

Jean Bartiat Say(1762-1832),frasızdır.Üniversite hocası ve sınai imalatçıdır. ”Fayda” konusundaki görüşleriyle, neo-klasik okulun öncülüğünü yaptığı söylenebilir.Başlıca eserleri, “Traité d’Economie Politique”(1803) ,”Cours d’Economie Politique”(1828) yayınlanır.Önemli iktisadi görüş ve teorileri şunlardır:

-Müteşebbis hakkındaki teorisi

-Mahreçler Kanunu

-Üretimin üç unsuru

KLASIK KIYMET TEORISI

İktisatta pek az kavram,klasik kıymet kavramı kadar anlaşmazlığa yol açmıştır. Bunun özünde üretim maliyetlerini,nakdi maliyetlerin gerisinde olan “reel fedakarlık , gayret”ile açıklamak özlemi vardır.Emek,bu nitelikteki bir reel maliyettir.A.Smith’in ve D.Ricardo’nun kıymet teorisinde,böyle bir çaba aranabilir.Aynı olgu,Senior’ın,üretimdeki reel fedakarlığı, emekle birlikte zaman tercihini yenen “imsak”la açıklaması bakımından geçerlidir.

Fakat, klasiklerin kıymeti bu yoldan açıklamak için kurdukları teoriler,laisser-faire ideolojisiyle tam bir çelişkiye düşmüştür.Bu çelişki ,Marx öncesi ingiliz sosyalistleriyle

Marx’ın ,klasik kıymet teorisini, kapitalizmi yermek için kullanabilmeleri imkanını yaratmıştır.nitekim,klasik kıymet teorisinin kapitalizm aleyhine kullanılan bir silah haline gelmesi dolayısıyladır ki,bu teori Neo-klasiklerin marjinal fayda teorisine yerini bırakmıştır.

1.)KULLANMA KIYMETI-MÜBADELE KIYMETI:SMITH , SAY, RICARDO

Klasikler,kıymeti,kullanma kıymeti ve mübadele kıymeti olmak üzere ikiye ayrılmışlardır.Kullanma kıymeti, fayda demektir.Buna verdikleri önem, birinden diğerine büyük ölçüde fark etmektedir.

A.Smith ,böyle bir ayrım yaptıktan sonra, kullanma kıymeti üzerinde fazla durmamış ,hatta ,bunun mübadele kıymeti için gerekli dahi olmadığı görüşüne eğilmiştir. Sonraları, marjinal fayda kavramının geliştirilmesinde etkili olan,elmas ve su örneğinde,şöyle demektedir:Elmasın çok yüksek mübadele kıymeti olmasına karşılık, kullanma kıymeti yoktur.Oysa,suyun ,kullanma kıymeti çok yüksek olduğu halde, mübadele kıymeti çok düşüktür.

Ricardo, bu örnekte ,elmas kullananların elmasın faydası konusundaki yargılarını değil de, Smith’in ,kendi kişisel yargısını ileri sürdüğünü görmüştür.herhangi bir malın mübadele kıymeti(fiyat) olabilmesi için, kullanma kıymetinin ,gerekli bir şart olduğu ileri sürmüştür.

Say , Ricardo’dan da ileri gitmiştir.bunlara göre ,malların faydası,piyasanın talep yönünde belirir ve mübadele kıymetinin oluşmasında ,maliyetlerle beraber rol oynar.Bu, kısa dönemde olduğu kadar,uzun dönemde de geçerlidir.Fakat, fayda kavramının mübadele kıymetiyle birleştirilmesi, Neo-klasik okulu beklemiştir.

2.)PIYASA FIYATI-TABII FIYAT:SMITH,RICARDO

Klasikler, fiyat konusunda, kısa dönem fiyatı ifade eden”piyasa fiyatı” ile, uzun dönem fiyatı ifade eden “tabii fiyat” arasında ayrım yapmışlardır.Bunlara göre, rekabet şartları altında, piyasa fiyatı, kısa dönemde arz ve talep tarafından belirlenir.Eğer belirli bir fiyatta arz talepten büyükse, piyasa fiyatı düşer; talep arzdan büyükse, yükselir.Yani, kısa dönemde, piyasa fiyatının değişmesini, artık talep ve artık arz belirler.

Tabii fiyat ise, rekabet şartları altında, uzun dönemde, piyasa fiyatının temayül edeceği bir denge fiyatıdır.Bu denge fiyatı, üretim maliyeti tarafından belirlenmektedir.

Klasikler, uzun dönem denge fiyatı anlamında tabii fiyatının belirlenmesinde, genellikle,

talep fonksiyonunu ihmal etmiş, tabii fiyatın, üretim maliyetleriyle belirleneceğini söylemiştir.

Kar, klasiklerce(Say hariç), müteşebbis ve kapitalist ayrımı yapılmadığı için,faiz, riziko primi ve yönetici ücretini kapsar.Faiz , toplam tasarrufları toplam yatırıma eşitleyecek seviyede belirlenir.

3.)EMEK-KIYMET TEORISI:SMITH,RICARDO

Smith, üretim maliyetini, toplumun geçirdiği iki ayrı aşama için, ayrı olarak düşünmüştür.Bunlardan birincisi, kapital birikimi olmazdan, topraklar özel mülkiyete geçmeden önceki aşamadır.İkincisi, kapital birikimi olduğu, üretim araçlarıyla toprak mülkiyetinin, özel kişilerde bulunduğu kapitalist ekonomi aşamasıdır.

Birinci aşamada, üretim maliyeti ve mübadele kıymeti üzerine, “Milletlerin Zenginli”inde şöyle yazmaktadır:”Kapital birikmezden ve toprak özel mülkiyete geçmeden önce gelen , toplumun ilkel ve vahşi safhasında, değişik malları elde etmek için gerekli işgücü miktarı arasındaki olan, bunların mübadele kuralını belirleyecek tek şart olarak gözükmektedir.Eğer,mesela bir avcılar topluluğunda, genellikle , bir kunduz öldürmek için, geyik öldürmeye nazaran, iki misli emek gerekiyorsa, bir kunduzun iki geyikle mübadele edilmesi veya iki geyik kıymetinde olması tabiidir.İki günlük veya iki saatlik emeğinin ürününün, genellikle, bir günlük veya bir saatlik ürünün iki katı kıymeti olması tabidir.

Bu şartlarda, emeğin bütün ürünü, emeğe aittir;bir malı elde etmek veya üretmek için kullanılan emek miktarı, bu malın satın alabileceği veya mübadele edilebileceği, emek miktarını, ayarlayan tek şarttır.”

Emeğin ilave ettiği kıymetin, birikimin kaynağı görüşü, A.Smith’in verimli ve verimsiz işgücü ayrımında açıkça ortaya çıkar.”Bir tür emek vardır ki, harcandığı eşyanın kıymetine ilavede bulunur;bir diğerinin, böyle bir etkisi yoktur.Birincisi,kıymet yaratırken , verimli, ikincisi verimsiz emek sayılabilir”.

A.Smith’in kıymet teorisi, gerçekte, Ricardo, Malthus, ve Marx’ın kıymet teorilerine kaynaklık ettiği gibi, üç üretim faktörüne dayanan Neo-klasik kıymet teorisine de kaynak olmuştur:Ricardo,malların içerdiği emek miktarının, mübadele kıymetiyle, mutlak anlamda kıymeti belirlediği görüşünü almış, bunu, kapitalist ekonomiye de teşmil etmiştir.Malthus, daima tutarlı olmamakla beraber,mutlak veya tabii kıymet dediği zaman

Bir malın piyasada satın alabileceği emek miktarını kastetmiştir.Buna karşılık;Marx ve Marksist teori, emek-kıymet, artık-kıymet teorilerini geliştirmiş;verimli-verimsiz emek ayrımı,bugün sosyalist ülkelerin milli gelir hesaplarına kadar girmiştir.

Ricardo,mübadele kıymetinin, ya “nedret” ya da emekten doğduğunu söyler: Çoğaltılamayan malların kıymeti, bunların içerdiği emek miktarıyla ölçülemez; bunların kıymeti, nedretten(kıtlıktan) ve bunları satın alanların, isteğiyle gelirinden doğar. Fakat, kapitalist ekonomide, bunlar önemsizdir.Ricardo,bunlara,ara sıra,”monopol malları” da denilmektedir.

Çoğaltılabilen mallara gelince;bunların içerdiği emek miktarı , hem mübadele kıymetini belirler hem de, mutlak anlamda ,kıymeti ölçer.

İkincisi, kapitalin, mübadele kıymetini belirlemekte bir rol oynamadığını kabul etmesi gerekir.Kapitali verimsiz saymaktan kaçınmak için , Ricardo, bütün üretim dallarında, kapital/emek oranını sabit varsaymıştır.Malthus , bu varsayımı eleştirmiş, Ricardo,bunun yetersizliğini kabul etmiştir.Çünkü;üretim marjında kapitalle emek aynı oranda birleştirilmiyorsa, mübadele kıymetine,sadece emek girmeyecek demektir.Bu da, kendi emek-kıymet teorisini, temelinden sarsmaktadır.

Nihayet, rant teorisiyle, Ricardo , toprağı, dolayısıyla rantı, mübadele kıymetinin dışında bırakır:hububatın mübadele kıymeti, buna göre, rant ödemeyen topraklarda belirlenir.

“Toplumun değişik aşamalarında(toprak sahibi,emekçi ve kapitalist olarak) üç sınıfın, toprağın toplam üründen elde edebileceği nispi pay, rant,ücret ve kar olarak, esas itibariyle farklı olacaktır..bu bölüşümü belirleyen kanunların açıklanması, Politik İktisadın, temel meselesidir”(ilkeler,önsöz s.5).

4.)ALTERNATIF MALIYET TEORISI: J.B.SAY

Alternatif maliyet teorisi,bir malı elde etmenin maliyeti ,diğer bir malı elde etmekten vazgeçmeye bağlar;bu malın maliyetini,vazgeçmemiz gereken mallar itibariyle ölçer.Fakat, J.B.Say’nin öncülüğünü yaptığı alternatif maliyet teorisi de, klasiklere hakim olan reel-maliyet görüşüyle bağdaşır niteliktedir;nitekim, reel-maliyet teorisinin daha sonra ki ifadesi böyle bir köprünün kurulmasına çalışıldığını gösterir.

5.)MONOPOL FIYATLARI:SMITH,RICARDO,MILL

Tabii fiyat,emek-kıymet teorisi gibi, klasik kıymet teorisinin belkemiğini teşkil eden teoriler,serbest rekabet (tam rekabet) şartları,yani, toplumda iktisadi ahengin bulunduğunu varsayar.Bu bakımdan, monopol(çeşitli dereceleriyle), klasiklerin tahlillerle incelediği bir piyasa şekli olmamıştır.

A.Smith, serbest rekabetle monopolü,doğurduğu sonuçlar itibariyle,birbirinden ayırmaktadır:”monopol fiyatı,her bir halde, elde edilebilecek olanın en yükseğidir..Serbest rekabet fiyatı,aksine, her bir halde değil, fakat, uzunca bir zaman süresi içinde sağlanabilecek olan en düşük fiyattır”.

Şurası ilgi çekicidir ki, A.Smith,işbölümüyle buna bağlı artan getiri;Ricardo, imalat sanayiinde sabit getiri üzerinde durdukları; büyüyen firma ölçeği ve bunu sağladığı içsel tasarruflarla , Mill,büyük ölçüde ilgilendiği halde, firma ölçeğinin büyümesiyle monopol arasındaki ilişki üzerinde, klasik iktisatçılar durmamışlardır.Monopolü,devletin verdiği imtiyazlara bağlamak,bu yoldan , hem monopole hem de devlet müdahalesine karşı laisser-faire’i savunmak hemen hepsine, hakim görüş olmuştur.

KLASIKLERDE ÜRETIM FONSIYONU VE RANT TEORISI

Klasikler üretim fonksiyonuna, emek, kapital, toprak-tabii kaynaklar olmak üzere, üç üretim faktörünün ,girdiğini kabul eder;bütün ekonomi üretim fonksiyonunun tabi olduğu getiri kanununu, ekonominin gelişme süreci içinde inceler.A.Smith, artan getiri kanunlarını formülleştirdikleri halde,Ricardo,tarımda geçerli olan azalan getiri kanununun

Bütün ekonomiye hakim olacağını ileri sürmüş, Mill bu görüşü paylaşmıştır.Klasik okul, içindeki bu farklı görüşlere rağmen, daima Ricardo’nun görüşüyle anılmaktadır.

1.)EKONMNIN ÜRETIM FONKSIYONU VE GETIRI KANUNLARI: SMITH,RICARDO,MILL

A.Smith,ne yeni teknik buluşların yaratılması ne de bunların uygulanmasının, verim artışını sınırlayabileceğini düşünmektedir.Teknik buluşlar,sürekli bir akım olarak yaratılmakta ekonominin kapital stokuyla orantılı olarak da, uygulama alanına konmaktadır.

Ricardo’ya göre, üretim fonksiyonu, azalan getiriye tabidir;bunun da sebebi, toprak arzının sabit ve toprağın tabii verimliliğinin homojen olmayıp, farklı olmasıdır. Ekonomi gelişip nüfus ve kapital arttıkça, ister tabii verimi daha düşük topraklara gidilsin ister verimli topraklar daha yoğun bir şekilde kullanılsın,tarımsal üretimde kullanılan kapital ve emek birimleri arttırıldıkça,verimi,gittikçe azalır.dolayısıyla gıda maddeleri üretiminde,azalan getirinin hakimiyeti söz konusudur.Ricardo, teknik yeniliklerin azalan getirinin etkilerini, ancak geçici olarak,bertaraf edebileceğini, dolayısıyla tarımda üretim maliyetlerinin gittikçe yükseleceğini söyler.Buna karşılık:”Tarımdaki ıslahat,gıda maddelerinin ithal edilebileceği yeni piyasaların bulunması,geçimlik malların fiyatlarındaki yükseliş eğilimini bir süre için durdurabilir,hatta düşürebilirse,aynı sebepler

Emeğin tabii fiyatı üzerinde,buna paralel etkiler yaratır”(ilkeler, s.93).

Ne var ki, Ricardo’ya göre, bütün atıl verimli topraklar ekilişe açıldıktan sonra, tarımda azalan getiri,imalat sanayiindeki (sabit veya artan) getiriyi fazlasıyla telafi edecektir.Böylece,bütün ekonomide, zaman içinde üretim fonksiyonu,azalan getiriye tabii olacaktır.

J.S.Mill, her ne kadar teknik yeniliklerin, azalan getirinin etkilerini bertaraf etmekteki gücünü kabul etmişse de Ricardo’nun etkisinden kurtulamamıştır.Teknik yenilikler için Ricardo’nun yaptığı ikili ayrıma dayanarak ,toprak tasarruf edici üretim tekniğinin,18. yüzyılda,büyümeyi teşvik ettiğini göstermiş fakat,”İlkeler”in son baskılarında dahi, azalan getirinin,tedricen,bütün ekonomi için teknik yeniliklere galip geleceğini ileri sürmeye devam etmiştir.

2.)TOPRAK RANTI VE RANTIN DIGER ÜRETIM FAKTORLERINE TESMILI:RICARDO

Klasik rant teorisi denildiği zaman,kastedilen Ricardo’nun toprak rantı teorisidir. Ricardo’nun rant teorisi, tarım için geçerli olduğunu söylediği azalan getiri kanunu, iktisadi büyüme teorisi ve iktisat politikası tavsiyeleriyle tutarlı bir bütün teşkil etmektedir.

a.)Teorinin açıklanması:Ricardo’ya göre, toprağın –tekrar yaratılması mümkün olmayan anlamında –ilksel ve tüketilmez verim gücü,kıt bir üretim faktörüdür.Ekonomi gelişirken, talep artarken,nüfus ile kapital miktarı da,bu kıt faktöre oranla artar.Bunun bir sonucu,üretimin tabii verimi daha düşük topraklara doğru genişlemesi,dolayısıyla

Yorum Yaz

Yorum Yazabilmek İçin Lütfen Giriş Yapın.