Çağdaş İlköğretim Anlayışında Fen Eğitimi

Egitim kategorisine 12 Temmuz, 2007 tarihinde eklendi, 23 defa okundu

ÇAĞDAŞ İLKÖĞRETİM ANLAYIŞINDA FEN EĞİTİMİ

Fen, günlük hayatın bir parçasıdır, çevredir, hayattır. İnsanlar hangi yaşta olursa olsun, içinde yaşadıkları Dünya’yı yöneten fen prensiplerini öğrenmek isterler.Yağmur nasıl yağıyor, gök gürültüsü, şimşek, yıldırım, gök kuşağı nasıl meydana geliyor, sabah akşam saatlerinde gökyüzü neden kızarıyor, gök neden mavi, uzay neden karanlık, insanlar uzayda nasıl yürüyor v.s(Gürdal ve diğerleri 1993)

Annelerimiz; belki fen bilmeden fen prensiplerinden yararlanmakta ve feni kullanmaktadır: Naftalini dolapların üst rafına koymak, yoğurt maya tutmazsa içine bir tutam şeker atmak, yemek pişirirken tencerenin ağzını kapalı tutmak, çiçekleri aydınlık yere koymak, sulamak, patlıcanı pişirmeden önce tuzlayıp bırakmak, ekmek küflenmesin diye peksimet yapmak, kolonya sürüp serinlemek, çamaşırı silkeleyip gergin asmak, karpuzu kesip soğuması için güneşe bırakmak gibi

İnsan; hayatının birçok alanında, düşünce ve davranışlarında, temel bilimlerin usullerini öylesine benimsemiştir ki, bunların kaynağının ve mahiyetinin farkına bile varmamaktadır.

Fen eğitimi ana okullarından, hatta okul öncesinden başlamalıdır.Çünkü bu yaştaki çocuk öğrenmeye meraklıdır, çevresi ile ilgilidir.Herşeyin ne olduğunu, nasıl olduğunu öğrenmek ister.Bunu anlamak için soru soran bir çocukla birkaç saat geçirmek yeter.Dönen topacı, çalan saati, uçan uçurtmayı merak ederler.Top neden zıplıyor, oyuncaklar nasıl hareket ediyor, uçak nasıl uçuyor, televizyona resimler nereden geliyor, bilmek isterler. Oyuncakları söker, onların nasıl çalıştığını anlamaya çalışırlar. Çalışırken saatler geçirirler, incelemekten, araştırmaktan yorulmazlar.7-12 yaşlar arasında araştırıcı özellikleri en üst noktaya çıkan “Bilim adamları” dırlar. Öğretmenler olarak bize düşen; bu meraklarını canlı ve işler tutmaktır.

Bu devrede, çocuğu fenle tanıştırmak, feni sevdirmek gerekir. Ezberleterek değil, gözlem ve deney yaptırarak, oyun oynatarak, çevre gezileri düzenleyerek, pazara, seraya, hayvanat bahçesine, çiftlik ve fabrikalara götürerek feni çocuklara yaşatmak, hissettirmek gerekir. Tabiatla iç içe yaşayan çocuklar, feni daha kolay öğrenirler.

FEN BİLGİSİ ÇOCUĞA NE KAZANDIRIR ?

Fen eğitimi çocuğa yaratıcı düşünme becerisi kazandırır. Dünya’yı, çevresini tanımasına sevmesine katkıda bulunur. Öğretmeni, ailesi ve arkadaşları ile daha etkili bir iletişim kurmasına yardım eder. Fenle çocukta karakter eğitimi daha kolay yapılabilir. Çocuğun dili gelişir. Çünkü çocuğun dil gelişimi, yaşadığı, etkileşimde bulunduğu şeylerle daha kolay sağlanır. Fen eğitimi ile çocuğun dili gelişirken çocuk, mantık yürütme becerisi de kazanır. Çocukların fen problemini çözme yetenekleri gelişirken, yaratıcılıkları da artar ve çevreleri ile iletişim kurmaları ve hayat problemlerini çözmeleri daha kolay olur ve kendi öğrenmeleri üzerinde kontrol kurabilirler. Öğrencilerin fen becerileri gelişirken, pratik hayattaki becerileri de artar ve fenle birlikte diğer konuları öğrenmeleri de kolaylaşır. Böylece çocuklar “öğrenmeyi öğrenirler”.

Fenbilgisi her yerde her zaman her konuda,bir problemin kurulması,konu hakkında bilgi ve veriler toplanması,açıklamma ,organizasyon,veriler arasında iletişim kurma ,karar verme, sonuca gitmede etkili olur.Çocuklar problem çözerken veya karar verirken, yaratıcı düşünme becerisi kullanırken,çözümün mümkün olan en iyi çözüm olmasına yardım ederken ,diğer faktörler içinde münkün olan en iyi kararı verebileceklerdir.

FEN BİLGİSİNİ ÖNEMİNE RAĞMEN ACABA YETERİNCE ÖĞRETEBİLİYORMUYUZ?

Fen eğitimi, çocuğun çevresindeki çekici ve şaşırtıcı zenginliğin eğitimidir.Çocuğun yediği besinin, içtiği suyun, soluduğu havanın, vücudunu, beslediği hayvanın, bindiği arabanın, kullandığı elektriğin, ışığın, güneşin eğitimidir.Bu anlamda fen eğitimi; çocuğun ilgi ve ihtiyaçları, gelişim düzeyi, istekleri, çevre imkanları göz önüne alınarak, uygun metot ve tekniklerle yapılması gereken, kolay, somut bir eğitimdir.Daha doğrusu öyle olmalıdır.

Çocuklar ilköğretim okullarına fene meraklı, araştırıcı, yaratıcı olarak başlıyorlar fakat biz onların bu merak ve yaratıcılıklarını besleyip geliştiremiyoruz.Çünkü ilköğretim laboratuar kurulup, kullanılması adet haline gelmemiştir.İlköğretim okullarının çoğunda bir laboratuar yoktur.Başlangıçta olanlarda lüzumsuz görülerek, sonunda dersane haline getirilmiştir.Dolaplara yerleştirilmiş aletlerin çoğu bozuk veya işlemez durumdadır.Bu dolaplarda kuvvetli bir mıknatıs dahi bulunmamaktadır.Öğretmenler kalabalık sınıflarda bireysel çalışma yaptırılamayacağı fikrini olumlu hiçbir çaba harcamadan kabul etmiştir. Zaman zaman yapılan ve neyi gösterdiği, neden yapıldığı, ne sonuç bulunduğu, günlük hayatla bağlantısı öğrenciler tarafından pek anlaşılamayan gösteri deneyleri yasak savmadan öteye gitmez ve amacına ulaşmaz.Öğrencilerin evde yapıp getirdiği deneyler ise, öğrenci velisi tarafından yapıldığından öğrenciye birşey kazandırmaz.

Böylece fen dersleri; tahta tebeşir tekniği ile, doğa gerçeğinden kopuk, kuru, arada problem çözme, tanımlar yapıp yazdırma, arada soru sorup cevap alma şeklinde yerleşik öğrenim düzeni içinde işlenmektedir.Yani fen öğretimi öğretmen merkezli, ezberci ve otoriterdir.Öğrencinin kendine güvenip, yartıcı fikirler üretmesine, kişiliğinin gelişmesine imkan vermez.

Müfredat programlarında; fenin öğrencide ne gibi yetenekler geliştirmesinin beklendiği yazılır.ders konuları listesi ve bu konularda öğrencilere kazandırılmak istenen hedef ve davranışlar sıralanır.Öğrencilere bu hedef ve davranışların nasıl kazandırılacağı üzerinde durulmaz.

Kitaplarda müfredat programlarına göre yazılır.Öğretmenlere yol gösterecek, öğrencilere hedef ve davranışların kazandırılmasında hangi metot ve teknikleri uygulamaları gerektiğini gösteren kılavuz kitaplar yazılmaz.Öğretmenler fen programlarının pedagojik amaçlarının nasıl işlerlik kazanacağını kendi tecrübeleri ve çalışmaları ile bulmak zorundadır.

Son zamanlarda fen öğretiminde yapılan çalışmalar; ilköğretim öğrencilerinin ne öğrenmesi nasıl öğrenmesi gerektiğini, bütün araç ve gereçleri ile, somut örnekler halinde ortaya koymuş, öğretmenleri hizmet içinde alan bilgisi, öğretim metot ve teknikleri uygulama ve değerlendirmelerle yetiştirmeyi amaçlamıştır.

FEN BİLGİSİNİN BAŞLICA AMAÇLARI :

– Sınıfta hareketli bir fen ortamı yaratmak,

– Bu ortama bütün öğrencilerin katılmasını sağlamak,

– Günlük hayatla fen arasında ilişki kurmak,

– Fen konularında beceriler öğretmek,

– Fen ve teknoloji okur yazarlığı geliştirmek,

– Fen konuları ile sosyal konular arasında ilişki kurmak,

– Kullanarak, yaparak, deneyerek öğrenmeyi tamamlamak,

– Fen konularını kişisel düzeyde yararlı hale getirmek,

– Öğrencileri fen ve teknoloji için hazırlamak,

– Öğrencilerin fen çevresinde sorumluluk taşımalarına yardım etmek,

– Öğrencileri, fen konusunda heveslendirmek, meraklarını arttırmak, onların daha fazla araştırmacı olmalarını sağlamak.

Fen bilgisinde öğretmenin amacı; bütün öğrencilerin mükemmel bir fen programına hazırlanması, sadece fen konusunda çalışacak bilim adamları yetiştirmek değil, aynı zamanda yeni teknolojileri kullanabilen, bilimsel ve teknolojik kararlar verebilecek vatandaşlar yetiştirmek olmalıdır.

Fen bilimlerinde bilgi her geçen gün gelişmekte, yapılan yeni araştırmalar ve buluşlarla zenginleşmektedir.Bilgi birikimi mutlak gerçeklerden oluşmamıştır (Newton mekaniği, quantum mekaniği, relativite).Onun için fen öğretiminin amacı; hiçbir zaman sadece bir bilgi birikiminin öğrenciye aktarılması olmamalıdır.Amaç daha çok fenin ne olduğunun, nasıl işleyip geliştiğinin, nasıl fen yapılacağının öğretilmesi olmalıdır.Son yıllarda yapılan öğretim reformu çalışmalarında, bilimsel metot ve tekniklere, pratik becerilere öncelik verilmesi gerektiği üzerinde durulmuştur.Bu anlayışa göre fen öğretilmez öğrenilir. Fencinin doğayı anlamak için kullandığı yöntemlerle öğrenilir.Öğrenciler kendi çabaları ile öğrenme yollarını bulup, bilgiye ulaşmalıdır.Kendi başlarına düşünüp, karar verip, çalışmalarını kendileri eleştirebilmelidir.

Bugün ilköğretim çağındaki öğrencileri eğitmek demek, onları bugünün problemlerini değil, 2000’li yıllarda karşılaşacakları problemleri çözebilen insanlar yetiştirmek demektir. 2000’li yılların problemleri ise, bugünün problemlerinden farklı olacaktır.Fakat bilimsel çalışmaların yöntem ve teknikleri bugünkünden pek farklı olmayacaktır.Onun için yarının gencinin eline zamanla eskimeyen bir araç vermek gerekir ki bu da bilime ulaşmanın yolunu öğretmektir.

DENEYİN ÖĞRENCİLERE KAZANDIRDIKLARI SAYMAKLA BİTMEZ

– Çocuklar aktif olarak deneyin içindedir.

– Deneyde seyretmek, hayal kurmak yoktur.

– Deney sırasında çocuklar öğrenirken, aynı zamanda kendi kendilerini disipline edebilirler.

– Deney sırasında öğrendiklerini, başka bir konuya transfer edebilirler.Deneyle öğrenilen bilgi kalıcıdır.

– Deney sırasında el becerisi kazanırken aynı zamanda karşı karşıya kalınan problemleri çözme becerileri de kazanırlar.

– Deney çocuğa oyun gibi gelir.

– Grup çalışması ile öğrencilerin sosyal yanları gelişir.

– Deney sırasında; paylaşma, sıra bekleme, verebilme davranışlarını öğrenirler.

– Deney çocukların yaratıcılıklarını arttırır.

– Çocuklar deney setlerini kurup, bozmaktan hoşlanırlar.

– Bu tip çalışmalar yaparak yetişen çocuklar, ilerde fen ve teknolojinin muhteşem kuvvetini kontrol edebilirler ve barış için yararlı sonlarda kullanabilirler. Unutmamalıdır ki: Bugünün öğrencileri, 21. asrın vatandaşları, çalışanları, karar mevkiinde bulunanlarıdır.

ÖNERİLER

ÖĞRENCİLERİN FEN ÖĞRENMESİNİ GELİŞTİRMEK İÇİN:

– Çocuklara, içinde araştırıcı öğrenmenin yapılabileceği bir çevre sağlanmalıdır.Bu çevre çocukların istedikleri gibi döküp, saçabilecekleri, karıştırabilecekleri emniyetli bir yer olmalıdır.

– Çocuklar gerekirse bazı araç ve gereçlerini bütün gece olduğu gibi burada bırakabilmelidir.

– Öğretmen birçok deneyin yapılabileceği, birçok araç ve gereç geliştirebilmelidir (kutular, şişeler, kavanozlar v.s).

– Çocuklar deneyleri hakkında konuşup tartışabilmelidir.Onlar ne yaptılar, niçin yaptılar, ne sonuç bulmayı umuyorlar, başka ne yapabilirler, bunları açıklamaları için onlara yardım etmeli, cesaretlendirmeli, onlara sorular sorarak yeni deneyler yapmalarına, materyalleri yeniden kullanmalarına imkan tanımalı, onların fikirlerine, keşiflerine değer verildiği gösterilmelidir.

– Deney setlerinde birkaç çocuğun birlikte çalışması sağlanmalıdır.Böylece onlar deney sırasında tartışır, fikirler ortaya atar, sosyal becerileri gelişir, yardımlaşmayı öğrenirler.

İLKÖĞRETİM OKULLARINDA LABORATUVAR KULLANIMINI ARTTIRMAK İÇİN:

-İlköğretim okullarında bir sınıf laboratuvar haline getirilmelidir (Gürdal A,1988,Gürdal A 1991)

– Laboratuvarda eksik olan araç ve gereçler tamalanmalı, bozuk olanlar tamir edilmelidir.

– 4.ve 5. Sınıflarda fen dersleri ayrı ve bu konuda uzmanlaşmış öğretmenler tarafından okutulmalıdır

– Bu öğretmenler, laboratuvar bilgisi ve deney yapma konularında kursa tabi tutulmalıdır.

– Fendeki gelişmeler, birkaç senede bir yapılacak kurslarla bu öğretmenlere anlatılmalıdır

– Herşeyden önce veli, okul idaresi ve öğretmen laboratuvarsız fen eğitimi yapılamayacağına inanmalıdır.

– Öğrenme, çocuğun kendi yapması, araştırması ve bulmasına imkan vermelidir.

– Özel okullara giriş sınav soruları, ezbere dayanmadan çok, yoruma, zekaya, genel yeteneğe dayanmalıdır.

İYİ BİR FEN ÖĞRETİMİ İÇİN:

– Öğretmenler konuya hazırlık sorusu ile başlamalı, beyin fırtınası ile öğrencilerin derse motivasyonunu sağlamalıdır (Gürdal ve diğerleri, 1998).

– Kavram haritası kullanılarak konunun adım adım ilerlemesi, kavramların doğru öğrenilmesi sağlanmalıdır (Gürdal ve diğeri 1998, Gürdal A ve diğeri 1998).

– Modeller ve benzetmelerle konu zenginleştirilmeli, oyunla öğretimin avantajlarından yararlanılmalıdır.

– Deneyle konu desteklenmeli, buluş yolu ile öğrencilerin sonuca ulaşması sağlanmalıdır.

– Grup çalışması ve parçalı öğretim ile işbirlikçi öğretim sağlanmalıdır.

– Problem çözmenin basamaklarından yararlanılmalıdır.

– Bulmacalarla konu pekiştirilmeli, geri bildirim alınmalıdır (Gürdal, A ve diğeri1996).

– Günlük hayattan örnekler verilerek, konu ile günlük hayat arasındaki bağlantı sağlanmalıdır.

– Tabiatın bir laboratuvar olduğu akıldan çıkarılmadan, öğrenciler önce iyi bir gözlemci, sonra iyi bir deneyci ve araştırmacı olarak yetiştirilmelidir.

EĞİTİMİN KALİTESİNİ YÜKSELTMEK İÇİN:

Eğitimin kalitesini yükseltmek; 2000’li yılların öğrenmeye doymayan, durmadan kendini yenileyen, bilgiye susamış, bilimsel düşünen, arkadaşları ile uyumlu çalışan öğretmeni yetiştirmekle mümkündür.Geleceğin buluşlar yapan bilim adamını, ülkenin problemlerini kolayca çözen bürokrat ve yöneticileri yetiştirmek ancak bugün öğrencilere bilimsel düşünme becerileri kazandırmakla mümkündür.

Bütün elverişsiz şartlara rağmen iyi bir fen öğretmeni, iyi bir fen öğretimi için, bütün metod ve teknikleri kullanarak, çocuğun mümkün olduğu kadar çok duyu organına hitap ederek, bütün şartları zorlayarak başarı sağlayabilir.

İlköğretim Müfettişleri Isparta Seminer Notları

Yorum Yaz

Yorum Yazabilmek İçin Lütfen Giriş Yapın.