Eğitim İletişimi Ve Planlaması

Egitim kategorisine 12 Temmuz, 2007 tarihinde eklendi, 10 defa okundu

EĞİTİM İLETİŞİMİ ve PLANLAMASI

Eğitim, İletişim, Kültür; herbiri ayrı anlamlar yüklenip, ayrı bilim dalları haline gelmiş olsalar bile birisini tanımlamaya çalışırken diğerinin sınırlarına girilebiliyor ; ona aitmiş gibi görünen kavramlardan yararlanılabiliyor.

Kültür ; insanın evren karşısındaki, insanlık karşısındaki davranışlarını belirleyen duygu, düşünce ve bilgilerin toplamı. Eğitim ; kişilerde istenilen davranışlar yaratma süreci ; yada kasıtlı kültürleme. İletişim ise, insanın yarattıgı simgeler yoluyla, bulduklarını, bildiklerini, düşündüklerini biriktirerek başkalarına aktarması, dolayısıyla da “olmazsa olmaz” bir unsurdur. Başka bir deyişle hayatın her anında, her evresinde varolan iletişimde bulunmak, etkileme ve etkilenmenin ta kendisi ki buna ele aldığımız bağlama göre eğitim dolayısıylada, kültürleme ve yönlendirme diyoruz.”

Eğitimde ki iletişim konusundan kitle iletişimine yöneldigimizde bu ifade hakkında çok çeşitli, farklı ve farklı olduğu kadar da birbirine zıt tanımlar yapılmıştır. Fakat çok basit şekilde ifade edecek olursak kitle iletişimi ; kitle iletişim araçları kullanılarak yapılan bir ileti verme sürecidir. Bu türdeki iletişimi saglayan kitle iletişim araçları çok farklı alanlarda ve çok çeşitli amaçlarda kullanılabilir. Haber ve bilgi verme, toplumsallaştırma, güdüleme, tartışma ortamı hazırlama, eğitim, kültürel gelişmeyi saglama eglendirme ve bütünlügü saglama gibi fonksiyonlara sahip olan kitle iletişim araçlarının, gerek kullanılış biçimleri gerekse amaçladıkları sonuçlar bakımından alıcı kesim olan toplumlar açısından önemi çok büyüktür. Bu ğelişmenin, eğitime baglı olarak, kitle iletişim araçlarının güdüleme işleviyle yakından alakalı oldugu bilinen bir gerçektir. Kamuoyunun oluşumu ve şekillenmesi sürecindeki çevresel etkenlerden biri olan kitle iletişim araçları, haber ve bilgi taşıyan içerikleriyle düşüncelerin aktarımında ve kamuoyunun oluşumunda önemli bir role sahiptir.

Kitle İletişim Araçlarının Kamuoyu oluşturmadaki Rolü

Demokratik rejimin, Toplumun yönetiminde en önemli ve vazgeçilmez sosyal unsuru olarak nitelendirilen kamuoyu kavramının tek ve açık bir tanımının yapılamayacagı, konu üzerinde çalışanlarca kabuledilen bir gerçektir. Bunun sebebi kamuoyu kavramının içinde birçok alt kavramının ( kanı, iktidar, siyaset, propoğanda baskı grupları, insan ve herkes ) yeralması olabilir. Dolayısıylada, birçok sosyal ve psikolojik faktörler üstü örtülü olarak kamuoyu kavramının içinde yeralmaktadır.

Buna ragmen, kamuoyu kavramının tanımı çeşitli kişiler tarafından yapılmıştır. Bunlardan birkaçını sıralayacak olursak, İsmet Bozdağ’a göre yeterli bir tanım olmamasına rağmen kamuoyu; “Toplumsal bir sagduyu hatta akıldır.” Kamuoyu; “İdeolojilerin, politik güçlerin, inançların, degerlerin, davranışların bütünüdür.” Fakat en yetkin tanım da “Kamuoyu, belli zamanda, belli bir tartışmalı konu karşısında, bu konu ile ilgilenen kişiler grubuna veya gruplarına egemen olan kanaattir.” sözleriyle gelmektedir.

Özellikle kamuoyu ile ilgili olarak çok uzun süre yaygın olan bir görüş vardı ki o da belli bir sorunla ilgili verileri tartarak bilinçli ve akılcı sonuçlara varmaları ve böylece ulaşılan kanaatlerin de kamuoyu oluşturduğuydu. Fakat daha sonra yapılan araştırmalar, bu teorik varsayımın geçerli sayılamayacagını, kamuoyunun temelinde çoğu zaman bu nitelikteki rasyonel, bilinçli bir değerlendirmenin bulunmadığını ve somut sorunlar karşısında beliren fikir ve tutumların genellikle önceden ‘biçimlenmiş’ kanaatlerin etkisiyle oluştugu ortaya

çıkmıştır. Kamuoyunu oluşturan kişisel kanaatlerin biçimlenmesinde rol oynayan sosyal ve psikolojik etkenleri şöyle sıralayabiliriz:

Önce kişilik yapısı ile ilgili psikolojik ( subjektif ) faktörlerden bahsetmek gerekir. Işinin iç dünyasını oluşturan ve onun davranışını hiç degilse bir ölçüde etkileyen unsurlar arasında rasyonel olmayan, bilinçaltı faktörlerin, içgüdülerin, çocukluktan kalma anıların ve izlenimlerin bulundugu ortaya çıkmıştır.

Kanaatlerin oluşumunda sosyal çevre özel bir rol oynar. Buna “grup etkisi” de denilebilir. Bu alanda birinci derecede rol oynayan grupların başında aile ve okul gelir. Kişinin yetişme döneminde, çevre etkisine en açık bulundugu bir çağda aile içinde ve okulda edindiği bilgiler, görgüler, kanaatler ve deger yarğıları çoğu zaman sürekli ve kalıcıdır. Ancak bunlardan bazıları sonradan değişir, hatta reddedilir.

Yüzyüze yapılan temaslar ve kanaat önderleri, dar çerçevelerde, küçük toplantılarda, arkadaş grupları arasındaki ilişkilerde kanaat oluşturmada önemli rol oynar. Kişisel ilişkiler çerçevesinde, haberler ve yorumlar, fısıltı gazetesi ile kulaktan kulağa yayılır. Küçük çevrelerde bireyler kitle iletişim araşlarından duydukları haberleri aynen veya çarpıtarak, bu konuda fazla bilgisi olmayan kişilere naklederek kanaat oluştururlar.

Kitle iletişim araçları, günümüzde kamuoyunun oluşmasında en etkili unsurdur. Hızla gelişen teknoloji ile etki alanları her geçen gün daha da genişleyen kitle iletişim araçları, olay ve yorumları kısa bir sürede çok büyük kitlelere ulaştırırlar.

Kitle iletişim araçlarının toplum üzerindeki gücü tartışılırken şu gerçekler göz önünde bulundurulmalıdır.

Kitle iletişim araçları kullanılma yöntemine göre, toplumda var olan farklı kültür ve degerlerin birbiri ile kaynaşmasına yada tamamen uzaklaşmasına neden olabilir.

Günümüz toplumlarında sosyal sınıflar kültürel zenginlikleri ile degil, ekonomik zenginlikleri ile algılanmakta ve farklılaştırılmaktadır.

kitle iletişim araçlarının gücü, öteki sosyal kurumların ( aile, okul, sosyal dernekler vb.) etkilerin azalması oranında artabilir.

Kamuoyunun oluşumu ve şekillenmesi sürecindeki çevresel etkenlerden biri olan kitle iletişim araçları, haber ve bilgi taşıyan içerikleriyle, düşüncelerin aktarımında ve kamuoyunun oluşumunda önemli bir role sahiptirler.

Kısaca, “insanlar arasındaki ileti alış verişi” şeklinde tanımlanabilecek olan iletişim olgusunun özünde, haberin, bilginin yada kültürün insan topluluklarına dagıtımı yatmaktadır. Ancak toplumların geçirdigi modernleşme süreciyle birlikte toplumsal yapılarda, gelenesellikten rasyonel mantıgın egemenligine dogru geliştikçe, toplumdaki kapalı, geleneksel ilişkilere dayalı “yüz yüze iletişim” yerini yavaş yavaş kitle iletişim araçlarının egemenligine, dolayısıyla “kitle iletişim düzeni”ne bırakmıştır. Bir başka deyişle iletişim alanında yaşanan gelişmeler geleneksel ve yüz yüze iletişimde var olan gönderen ile alıcı arasındaki dengeyi, ileti alış verişini bozmuştur. Bir gönderen ile bir alıcı şeklinde işleyen geleneksel iletişim süreci, bir gönderen ve bu gönderenin hiç görmediği, tanımadığı, tanımasınada imkan olmayan, sayıları kimi zaman milyonlarla ifade edilen ( uydu

aracılıgıyla yayıncılıkta olduğu gibi ) alıcının olduğu “kitle iletişim” sürecine dönüşmüştür.

Bu yeni iletişim sürecinde haberler ve bilgileri kapsayan “enformasyonun”, kullanılan teknik aletler sayesinde (uydu vb.) daha kısa sürede,daha geniş kitlelere aktarımı söz konusudur. Bu araçlar sahip oldukları işlevlerle, toplum üzerinde çeşitli etkilerde bulunurlar.

Kitle iletişimi ve onun taşıyıcısı olan kitle iletişim araçları toplumsal yaşamda sayısız işleve sahiptir. Bu işlevler şu ana başlıklar altında toplanabilir:

Haber ve Bilgi Verme İşlevi: Kitle iletişim araçları, toplumda haber ve bilgilerin toplanmasını ve dağıtımını sağlayan araçlardır. Yaşadığımız kentin, ülkenin dışında olup bitenlerle ilğili olarak bize ulaştırdığı bilğilerle, bunlardan haberdar olmamızı sağlar.

Toplumsallaştırma İşlevi: Kitle iletişim araçlarının bu işlevi, bireylerin içinde yaşadıkları toplum hakkında daha geniş bilgi sahibi olmalarını ve kamusal yaşamın bir parçası haline gelebilmelerini sağlar.

Güdüleme İşlevi: Tolumların kendileri için belirledikleri kısa ve uzun vadeli amaçlar, kitle iletişim araçları vasıtasıyla bireylere aktarılır. Siyasal etkileme aracı olarak kullanılan kitle iletişim araçları, bireyleri bazı ortak amaçlara ulaşmak için güdüleyebilir.

Tartışma Ortamı Hazırlama: Kitle iletişimi, ilettigi haber ve bilgilerle, ulusal veya uluslararası sorunlarla ilgili olarak, kamuoyunun ilgisini açık tutacak şekilde bir tartışma ortamı hazırlıyarak, bu konuda uzlaşmanın sağlanmasına yardım eder. Farklı görüşlere açık yayın yapan kitle iletişim araçları, bu görüşlerden çeşitli kamuların haberdar olmasını sağlıyarak, ılımlı bir tartışma ortamı hazırlar.

Eğitim İşlevi: Kitle iletişimi, bilgi verme işlevine paralel olarak, bireyin entellektüel yönden bilği, beceri ve yeteneklerinin gelişmesinide sağlar.

Kültürel Gelişmeyi Sağlama İşlevi: Kitle iletişimi mesaj içeriklerinde yeralan kültürel ve sanatsal faliyetler, bir yandan bireylerin estetik ihtiyaçlarını giderip, kişisel görüşlerini geliştirirken, diger yandan toplumun kültürel mirasının gelecek kuşaklara aktarılmasında öncü rol oynar.

Eğlendirme İşlevi: Kitle iletişim araçları, gündelik yaşamın monotonlugundan kurtulmak isteyen bireylere drama, dans, spor vb. Eglence programları sunarak, kitlelerin eğlenme ihtiyaçlarını ucuz ve kolay yoldan sağlamalarına imkan verir.

Bütüleştirme İşlevi: Kitle iletişim araçları, sundukları mesajlarla, bireylerin toplumdaki diğer birey, grup, hatta ulusların belirli sorun veya konulara ilişkin görüşleri hakkında bilgi sahibi olmalarına yardımcı olur ve toplumda bu gruplar arasında karşılıklı ilişkilerin dogmasına yardımcı olur.

kitle iletişim araçlarının, sıraladıgımız bu işlevlerine baktıgımızda, modern çağın iletişim araçları gerek kullanış biçimleri gerekse amaçladıkları sonuçlar bakımından temelde insana ve insanın özgürlüğüne karşı bir gelişme gösterebilecek niteliktedir. Zaten kitle iletişim araçlarının sayılan bu işlevlerinin etkili olabilmesi, bir ülkedeki mevcut özgürlük ortamına, araçların hukuki düzenlenişlerine, araçların devletle olan ilişkilerine, kitle iletişim alanındaki tekelleşme egilimine ve bu araçların türüne bağlı olarak ülkeden ülkeye değişebilir. Bugün dünya kamuoyuna haber taşıyan 4-5 haber merkezi vardır.söz konusu bu merkezleri kontrol altında tutan bir takım güçlerde ( iktidar, eşik bekçileri vb… ) her olayı, görmek veya görmek istedikleri gibi sunarlar. bunlardanda anlaşılacagı üzere milyonlarca insan, 4-5 haber merkezinin denetim alanı içinde kolaylıkla yönlendirilebilmektedirler. Medyanın olayları ve bilgiyi aktarma biçiminden, bu biçimin kendi içinde saklı tuttugu özel yoruma kadar her kademede oldukça ince hesaplar, siyasi ve ekonomik faktörler önemli bir rol oynamaktadır. Böyle bir süreçte insanlar,

belleklerini bu iletişim merkezlerine devredebilirler. Haber merkezleri, uygun gördüklerini hatırlatır, gör-mediklerini siler. Kamunun olaylara kişilere ve kurumlara karşı takındıkları tavır, doğrudan doğruya bu haber merkezlerin haber ve bilgi aktarırken kullandıkları özel teknik tarafından tayin edilir. Bu da çogu zaman uygulanan siyasetle yakından ilgilidir.

Kanuya Türkiye açısından bakacak olursak, kitle iletişim araçlarından yayınlanan haberler, açık oturumlar, bazı belgeseller, magazin programları ve ilgi çekici reklam programları her fırsatta propoganda gibi kullanılmakta, böylelikle sloganlar doğrultusunda tek tip kamuoyu oluşturulmaktadır.

Bu durumda Türkiye’yi bir konuma yerleştirebilmemiz kaçınılmazdır.Yani Türkiye’de iletişim alanında daha çok üstü kapalı olarak otoriter kuramın ilkeleri uygulanmaktadır. Otoriter kuramın iletişim ilkelerine göre:

Kitle iletişim araçları yerleşik siyasal erke herzaman baglı kalmalıdır.

Kitle iletişim araçları egemen yada ahlaksal ve siyasal degerlere karşı çıkmamalıdır.

Bu ilkelerin geçerliligini sağlamak için öndenetim ve sansür uygulaması meşru ve haklıdır.

Otoriteye karşı kabul edilemez saldırılar, eski politikalardan hoş görülemeyecek sapmalar ve ahlak kurallarına uymama cezai sorumluluk gerektiren birer suçtur.

İletişim araçları üzerinde özel mülkiyet ancak bu koşullara uyma halinde kabul edilir.

Medya kuruluşları devletteki vadedilen çıkarları nedeniyle devlete bagımlı kılınmıştır. Böylelikle dördüncü kuvvet olarak nitelendirilerek devleti oluşturan yasama, yürütme ve yarğı denğesine katılması raslantı degildir.

” Oysa demokratik kuramın iletişim ilkeleri dikey yerine yatay iletişimi önerir. Bu da yayın organlarının ticarileşmesine, yerleşmiş siyasal örgütlerin halkı siyasal ve toplumsal yaşama katılmasını kösteklemesine karşı bir anlayışı getirir. Bu yeni anlayış, izleyicilerin çıkarları, gereksinimleri, umduklarını odak noktası olarak alır ve uygun haber alma, verme hakkına, küçük çaptaki alt kültür, çıkar grubu ve cemiyetler ortamında iletişim araçlarını kullanma hakkı gibi konulara önem verir.” Yukarıda belirttigimiz gibi, Türkiye’de iletişim alanının demokratik kuramın iletişim ilkeleri doğrultusunda kurumlaşması ve işlevselligini sürdürmesi şimdilik mümkün değil gibi gözüküyor. Çünkü otoriter kuramların imtiyazları iletişim alanını elinde bulunduranlara büyük kazançlar sağlamaktadır.

Daha önce kitle iletişim araçlarının işlevlerinden birinin “güdüleme işlevi ” oldugunu söylemiş ve bunuda kısaca ” toplumların kendileri için belirledikleri kısa ve uzun vadeli amaçlar, kitle iletişim araçları vasıtasıyla toplumdaki bireylere aktarılır. Siyasal etkileme aracı olarak kullanılan kitle iletişim araçları, bireyleri bazı ortak amaçlara ulaşmak için güdüleyebilir.” diye bahsetmiştik.

Bu araştırmada amaçlanan kitle iletişim araçlarının işlevleri ve özellikle kamuoyu üzerindeki eğitime baglı olarak, güdüleme işlevi göz önünde bulundurularak bir kamuoyu etkileme aracı olarak, kullanılan kitle iletişim araçlarının kamuoyu oluşturdugunun konu alınmasıdır.

NOT: Yapılan bu araştırma Bilimsel Araştırma ve Teknikleri’ndeki Araştırma Önerisi Sunma teknigine göre hazırlanmıştır.

KAYNAKÇA

TOSUN, Gülgün. Kamuoyunun Oluşumunda Kitle İletişimin Rolü ve Bir Kitle İletişim Aracı Olarak Basının Etkisi Anadolu Üniversitesi, A.Ö.F. Dergisi, Haziran 1994, Cilt:3, sayı: 1 S: 167-169

GÜÇHAN, Naci. Televizyonun Toplumsal ve Kültürel Etkileri Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Kurgu Dergisi, sayı: 5, 1988 S. 129-136

BATUŞ, Gül. Kitle İletişiminde Gazete, Gazeteciler. Anadolu Üniversitesi, A.Ö.F. Dergisi Cilt: 1, sayı: 2. Eskişehir: Ocak 1995 S.245

KORKMAZ, Alemdar. İletişim ve Toplum. Birinci Basım, Ankara: Bilgi Yayınevi, 1990 S: 123

KAPANİ, Münci. Politike Bilimine Giriş. Beşinci Basım. İstanbul: Bilgi Yayınevi, 1989 S. 147

BOZDAĞ, İsmet. Dünyada ve Türkiye’de Basın İstibdadı Birinci Basım. İstanbul: Emre Yayınları, 1992 S. 193

Yorum Yaz

Yorum Yazabilmek İçin Lütfen Giriş Yapın.