Vitaminler

12 Temmuz 2007



Vitaminler

A VITAMINI

Yagda eriyen vitaminlerden biridir. Retinoidler adi verilen yaklasik 2500 kimyasal bilesik ile, provitamin A karotenoidleri adi verilen kimyasal moleküller vitamin A ailesini olusturur. All-trans retinol (Vitamin A1) retinoidler sinifindaki bilesiklerin en önemlisidir. Karotenoidler arasinda vitamin A ya çevrilme orani en yüksek olan molekül Beta karotendir. A vitamini hayvansal ürünlerde, örnegin balik karaciger yagi, karaciger, süt yagi ve yumurta sarisinda bulunur. Renksiz denecek kadar açik sari renkte bir vitamindir. Hayvansal yaglar, vitamin A yaninda degisik derecelerde karotenler de içerirler. Karotenler bitkilerde bulunur ve fotosentezde katalizör rol oynarlar. Bu nedenle koyu yesil yaprakli bitkilerde daha çok bulunur. Havuç disinda kalan diger kök ve yumru sebzeler çok az karoten içerirler. Domatesin ana karotenoidi olan laykopen A vitaminine dönüsmez. Bazi palmiye yaglari da karotenlerin zengin kaynaklarindandir. Meyveler arasinda kayisi iyi bir Beta karoten kaynagidir. Vitamin A ve karotenler yagda kizartma disindaki pisirme yöntemlerine daha dayaniklidirlar. Açikta, güneste uzun süre kurutma meyvelerde kayiba neden olur. A vitamini gereksinimi belirtilirken retinol esdegi ( RE= Retinol Esdegeri ) biriminin kullanilmasi uygundur. Vitamin A, ortamda yeterli yag varken % 80 oraninda emilir. Karotenlerin emilimi bunun yaklasik yarisi kadardir.

1) Epitel dokuyu kurumaya sertlesmeye ve dejenerasyona karsi koruyan müköz salginin sentezine yardim eder. Epitel doku,vücudumuzu kaplayan derinin üst tabakasinda, burun, agiz, solunum ve sindirim sistemi iç yüzeylerinde bulunur. Epitel doku saglikli oldugunda vücuda bakteri girisini engelleyici bir rol oynar.

2) Gözün karanlikta görmesini saglar. Rodopsin , parlak isikta parçalanir, yeniden yapimi vitamin A araciligi ile olur.

3) Ameloblast olusumunu saglar. Ameloblastlarin saglikli dis mineleri yaratabilmeleri ancak yeterli vitamin A varliginda mümkündür.

4) Kemik büyümesi, üreme fonksiyonu ve genel büyüme sürecinin gerçeklesmesinde etkindir. Vitamin A yetersizligi protein sentezini olumsuz yönde etkiler, bu durumda tiroksin yapim hizi azalir. Embriyo gelismesinde güçlü bir morfojen (doku farklilasmasinda ve gelisiminde etkili öge) olarak çalisir.

5) Immün cevabin olusmasinda, hematopoezde, istah ve isitme de etkindir. Karaciger vücuda bir kaç ay yetecek kadar vitamin A depolayabilir. Fazla A vitamini almak toksik etki gösterir. Toksikasyon belirtileri anoreksi, yorgunluk, agirlik kaybi, duyarlilik, deride kasinti-kuruma, eklem agrilari, karaciger ve dalak büyümesi, saç dökülmesi ve bas agrisidir. Gebelikte özellikle ilk trimesterde yüksek doz A vitamini alimi dölün gelisimini olumsuz etkiler, düsük ve dogum defektleri meydana gelebilir. Fazla karoten alinmasi genelde sakincali degildir fakat deriyi sariya boyar A vitamini yetersizliginde ise büyüme geriligi, gece körlügü, gözlerde itihaplanma, müköz membranlarda kuruma, buna bagli olarak bakterilere direncin azalmasi, kseroftalmi, keratomalasi ve dislerde malformasyonlar olusur. Akut toksisite durumunda intrakraniyal (kafa içi) basinç artar, bulanti, kusma, bas agrisi olusur. Kronik toksisite, aylarca günlük gereksinimin 10 kati kadar veya daha fazla alinmasi durumunda ortaya çikar. Günlük gereksinimi yetiskin kidanlirda 800 mcg RE ve yetiskin erkeklerde 1000 mcg RE olarak belirlenmistir.

B VITAMINI

B Kompleks vitaminleri (B complex vitamins): Fonksiyonlari birbirleriyle bagimli ancak yapilari farkli suda çözünen bir grup vitamine verilen ad. Tiamin, riboflavin, B6 vitamini, B12 vitamini, Niasin, Folik asit ve Pantotenik asit ve biyotin bu grupta yer alir.

B1 vitamini (Vitamin B1): Tiamin olarak da bilinir. Ilk bulundugunda antiberiberi faktörü veya antinöritik faktör olarak isimlendirilmistir. Ilk kez Williams ve Cline tarafindan sentez edilmistir ve kimyasal yapisindaki amin ve sülfür (thio) grubundan dolayi “tiamin” adini almistir.

B2 vitamini (Vitamin B2): Riboflavin olarak da bilinir. 1879 yilinda süte sari-yesil renk veren pigment olarak tanimlanmistir. 1900 lü yillarda vitamin olarak önemi anlasilmistir.

B6 vitamini (Vitamin B6): Pridoksin ve türevleri B6 olarak bilinir. Pridoksin 1938 yilinda bulunmus ve hemen arkasindan sentezi yapilmistir. Daha sonra pridoksal ve pridoksamin bulunmus ve bunlarin pridoksinle metabolik olarak iliskili olduklari saptanmistir.

B12 vitamini (Vitamin B12): Pernisiyöz anemi 1855 yilinda tanimlanmis, bu öldürücü hastaligin 1926 yilinda bir beslenme bozuklugu oldugu günde 100-200 g karaciger yedirilerek tedavi edilebilecegi belirlenmistir. Karacigerdeki pernisiyöz animiyi iyilestiren faktör 1948 yilinda izole edilmistir. B12 vitamini mide sivisindaki intrinsik faktörle etkileserek pernisiyöz anemiyi iyilestirdiginden buna ekstrinsik faktör de denilmistir. Kobalamin adiyla da bilinir. Çünkü yapisinda kobalt içeren porfirin benzeri bir halka bulunur. Siyanokobalin tedavide kullanilan ticari formudur. Diyet ve dokularda 5 deoksi adenozilkobalamin, metilkobalamin ve hidroksokobalamin olarak bulunur. Koenzim olarak çalisan formlari ilk ikisidir. Vücutta metiyonin sentetaz ve metilmalonil- CoA mutaz enzimlerinin koenzimi olarak çalisir. Sitozoldeki metiyonin sentetaz enzimi 5-metiltetrahidrofolatin tetrahidrofolata dönüsümünü saglar. Bu dönüsüm olmazsa DNA sentezi ve poliglutamal folatin sentezi bozulur ve megaloblastik anemi olusur. Metilmalonil koenzim A mutaz tepkimesi mitokondride gerçeklesir. Bu basamakta B12 vitamininin deoksiadenozilkobalamin formu islev görür. Bu reaksiyon propiyonat ve karbon sayilari tek sayi olan (3,5,7 gibi) yag asitlerinin yikimini saglar. B12 yetersizlginde bu yikim gerçeklesemediginden sinir sisteminde metilmalonik asit birikimi olur. Bu da nörolojik degisikliklere yol açar. B12 vitamini besinlerde proteinlere bagli olarak bulunur, mide asitliginde serbest hale gelir, ancak bu formda emilemez. Emilebilmesi için mideden salgilanan intrinsik faktöre baglanmasi gerekir. Normal alindigi durumlarda % 70 oraninda emilir. Alim arttikça emilim düser. Yetersizligi çok uzun sürede ortaya çikar. Yalniz hayvansal besinlerde bulunur. Tüm hayvansal besinler B12 vitamininden zengindir. yetersizligi çok kati vejeteryan diyet uygulayanlarda, midede intrinsik faktör saliniminin bozuldugu durumlarda barsaktaki divertikül ve fistüller sonucu olusan bakteri stazinda ve parazitler nedeniyle ortaya çikabilir. B12 vitamini gereksinimi 2 mcg/gün olarak belirlenmistir. Vejeteryanlara B12 vitamini içeren multivitamin preparatlarini her gün kullanmalari önerilebilir. Intrinsik faktör yetersizligi olanlarda daha yüksek dozlarda her ay intramüsküler olarak verilir. Çok yüksek dozlarinin (RDA nin 500 kati) toksik etki yaptigi saptanmamistir.

B17 vitamini (Vitamin B17): Leatril veya amigdalin. Vitamin olarak kabul edilmemektedir. Bilesimindeki siyanid grubundan ötürü kanser tedavisinde yararli olabilecegi ileri sürülmüs, fakat bilimsel olarak yarari saptanamamistir.

Bc vitamini (Vitamin Bc): Vitaminlerin yeni kesfedildigi yillarda karacigerden ekstre edilen ve makrositik anemiyi iyilestirdigi bildirilen bir bilesik. Daha sonra bunun folik asit oldugu belirlenmistir.

Bx vitamini (Vitamin Bx): p- Amino benzoik asit.

BT vitamini (Vitamin BT): Karnitin. Tenebriomonitor kurdu (un kurdu) büyümesi için elzem oldugundan BT vitamini adi verilmistir. Ancak saglikli yetiskin bireyler için vitamin olarak kabul edilmemektedir

C VITAMINI

Suda eriyen vitaminlerden biridir. Askorbik asit olarak da bilinir. Vitaminlerden içinde harabiyeti en kolay olan vitamindir. Ancak güçlü bir indirgeyicidir. Folik asidin tetrahdrofolik aside indirgenmesini saglar. Membranlara baglanmis tokoferoksil radikalini yeniden aktif tokoferole çevirerek E vitamininin dayanikliligini arttirir. Hidroksilasyon tepkimelerinin kofaktörüdür. Bu nedenle kollojen sentezi için prolin ve lizinin hidroksilasyonunu saglar. Vitamin C yetersizliginde görülen belirtilerin çogu kollojen sentezi ve depolanmasindaki bozukluga baglidir. Vitamin C ayni zamanda karnitin ve noradrenalin sentezinde görev alir. Beyinde triptofandan serotonin olusumunda rol oynar. Retiküloendoteliyel dokulardaki ilaçlari metabolize eden sistemin (mixed function oxygenase system) aktif olarak çalismasini saglar. Yetersizliginde bu sistemdeki enzimlerin aktivitesi azalar. Stres, ilaçlar ve kimyasallar askorbik asit gereksinimini arttirir. Karacigerde kolesterolün hidroksilasyonunda ve safra asitlerine dönüstürülerek atiminda rol oynar. Böylelikle kan ve karaciger lipid düzeylerini düsürebilecegi bildirilmektedir. Sindirim sisteminde hem olmayan demirin emilimini arttirir. Etsiz, laktoovovejeteryan diyetine günde 3 kez, ana ögünlerde eklenen 50 mg askorbik asit preparati veya buna esdegerde vitamin içeren yaklasik 110 g portakal diyetin demir emilimini 3,5-4 kat arttirmistir. Vitamin C demir emilimini arttirici etkisini demirle alkali ortamda çözünebilir kompleksler olusturarak gerçeklestirir. Vitamin C ögünle birlikte veya vakit geçirmeden ögünün hemen arkasindan alinirsa bu etkiyi gösterir. Ögünlerden önce veya sonra alindiginda bu etki görülmez. Vitamin C sindirim sisteminde sodyuma bagimli aktif transportla emilir. Bunu takiben plazmaya geçer, eritrosit ve lökositlerin yapisina girer. En çok bulundugu dokular böbrek, retina ve hipofiz bezi ve beyindir. Alinan C vitamininin fazlasi böbrekler yoluyla disari atilir. Ana metabolitlerinden birisi oksalattir. Bu nedenle yüksek dozda uzun süre vitamin C aliminda oksalat taslari olusabildigi bildirilmistir. Vitamin C kaynaklari turunçgiller, çilek, domates, kivi, yesil yaprakli sebzeler, lahaa ve karnibahardir. Vitamin C nitratlardan nitrosamin olusumunu engeller. Bu nedenle nitrit, nitrat katkisi yapilmis besinlerden sindirim sisteminde nitrozamin olusumunu engellemek için C vitamininden zengin bir besin alinmasi önerilir. Böylece mide ve özefagus kanserlerine karsi koruyucu oldugu belirtilmektedir. Uzun yillardan beri C vitaminin soguk alginligindan koruyucu etkisi üzerinde durulmaktadir. Bu konuda yapilan çalismalar sonucunda C vitamininin profilaktiik etkisi tesbit edilmemistir. Ancak soguk alginligi geçiren kisilerde hastalik süresini kisalttigi ve semptomlarin ciddiyetini azalttigi bildirilmektedir. Sigara içiminin C vitamininin kandaki düzeyini düsürücü etkisi oldugundan, sigara içenlerin normallere göre 2 kat daha çok C vitamini almalari gerekmektedir. Vitamin C yetersizliginde skorbüt ortaya çikar. Vitamin C nin günlük alinmasi gerekli miktar yetiskinler için günde 50-75 mg dir.

D VITAMINI

Kalsiferol olarak da bilinir. Yagda eriyen vitaminlerden biridir. Iki farkli molekül bu sinifta yer alir. Bunlardan Ergokalsiferol (Vitamin D2) bitki sterolü olan ergosterolün isinlandirilmasi ile elde edilir. Yillardir bu form riketsin tedavisi ve önlenmesinde kullanilmaktadir. Kolekalsiferol (Vitamin D3) 7-dehidrokolesterolün isinlandirilmasi ile elde edilir veya deride günes isigi etkisi ile olusur. Kolekalsiferol riketsi önlemek ve tedavi etmek için vitamin D2 den daha etkilidir. Vitamin D önce karacigerde, sonra da böbreklerde hidroksillenerek aktif hale döner. Besinlerde dogal olarak çok az bulunur. Esas kaynak günes isigi ile derinin temas etmesidir. Vitamin D hücre membranlarindan geçerek hücre içinde spesifik bir reseptöre baglanir. Daha sonra nükleusa geçip DNA ya baglanir ve özel bir protein veya peptidlerin sentezi için mesajci RNA yapimini uyarir. Barsaklarda bu yolla kalsiyum emilimini saglayan kalsiyum baglayan protein (CaBP) sentezi gerçeklesir. Vitamin D nin hücre nükleusunu etkileyerek aktivitesini göstermesi ona ayni zamanda hormon niteligi kazandirmistir. Yetiskinde kan kalsiyumu düstügü zaman kemiklerde osteoklast aktivitesini ve yeni osteoklastlarin yapimini uyarir. Kana kalsiyum geçisini saglar. Büyüme döneminde vitamin D metabolitleri kemikte kondrosit hücrelerinin farklilasmasinda rol oynar. Böylelikle kemikte mineralizasyonu destekler. Riketsli çocuklarin enfeksiyona hassas olmasinda vitamin D eksikliginin rolü vardir. Ek vitamin verilerek bu bozukluk düzeltilir. Bir vitamin D metaboliti olan 1,25 dihidroksi vitamin D3, lösemi, akciger ve kolon kanserlerinin tedavisinde hücre proliferasyonunu (hizla bölünüp çogalma) inhibe (engelleme) ederek yararli rol oynayabilecegi bildirilmektedir. Yetersizliginde çocuklarda rikets (rasitizm) yetiskinlerde osteomalasi olusur. Vitamin D gereksiniminin en iyi karsilanma yolu günes isigindan yeterince yararlanmaktir. Anne sütüyle beslenen bebekler 6. aya kadar yeterince günes isigi alamayabilirler. Bu nedenle ekleme gerekebilir. Yaslilarda da vitamin D suplemantasyonu gerekebilir.

E VITAMINI

Yagda eriyen vitaminlerden biridir. Sekiz dogal formu mevcuttur. Bunlar bitkilerdeki homojentisik asitten elde edilir. Bunlarin dördü tokoferol, diger dördü ise tokotrienollerdir. Sivi yaglar, yagli tohumlar, bugday ve embriyosu ve koyu yesil yaprakli sebzeler en zengin kaynaklaridir. Yapisal özelligi geregi kolayca okside olabilir. Bu nedenle poliansatüre yaglari ve hücrenin diger bilesenlerini serbest radikallerin oksidasyonundan korur. DNA sentezi ve immün sistemin stimülasyonunda rolü oldugu ileri sürülmektedir. Vitamin E nin emilimi yag emiliminin saglikli olmasi ile mümkündür. Orta zincirli yag asitleri vitamin E emilimini arttirir. Yetersizliginde, hayvanlarda hücre zarinin harabiyeti sonucu hücre içi maddeler hücre disi sivilara sizar. Bunun sonucunda miyopati, nöropati ve karaciger nekrozu görülür. Insanlarda yetersizlik belirtilerine prematüre bebeklerde ve yag emilimi bozulmus yetiskinlerde rastlanir. Yetersizligin özel durumlarda olusmasi diyetlerin genelde yeterli vitamin E sagladigini düsündürmektedir. Ancak diger yandan antioksidan ögelerin (Vitamin E bunlardan biridir) alim miktari, gögüs, barsak, akciger kanserleri ve kalp damar hastaliklarina yakalanma riski arasinda negatif bir iliski bulundugunu unutmamak gerekir. Bu durum yeterli vitamin E alimindan çok optimum vitamin E aliminin ne olmasi gerektigi sorusunu gündeme getirmistir. Alfa tokoferol en yüksek fizyolojik potansiyele sahip vitamin E formudur. Vitamin E aktivitesi internasyonel inüte (IU) olarak ifade edilir. 1 IU vitamin E= 1mg sentetik D alfa tokoferol asetat = 1.49 mg D alfa tokoferol dür. 1 mg tokoferol esdegeri (TE) 1.49 IU vitamin E ye ve 1 mg D alfa tokoferole esittir. Diyetteki poliansatüre yag asitlerinin tüketimi arttikça vitamin E gereksinimi de artar. Bu nedenle vitamin E gereksinmesinin asagidaki formülle hesaplanmasi önerilmektedir. Gereksinim (IU)= 5.96 + 0.25 (% PUFA kkal + PUFA g). Avrupada Uluslararasi Yasam Bilimleri Enstitüsünin Beslenme Grubu günde 18 IU veya 12 TE vitamin E alimini önermistir. Ingilterede her bir gram PUFA için 0.4 mg vitamin E alimi önerilmektedir. Sigara içenlerde gereksinim fazladir. Vitamin E farmakolojik dozlarda iyi tolere edilen bir vitamindir. Akut ve kronik toksisitesi düsük, yüksek dozlarda, mutajenik, teratojenik veya karsinojen degildir. Günde 3200 IU verildiginde dahi çok az yan etki saptanmistir. Yüksek doz vitamin E parkinson hastaliginin ilerlemesini yavaslatabilmekte, iskemiden kaynaklanan doku harabiyetini azaltmaktadir. Katarakt olusumunu geciktirici, artiritli kisilerde hareket kabiliyetini arttirici, diyabetlilerde komplikasyonlari önleyici etkisi oldugu bildirilmektedir.

Kategori: Tıp


Rasgele...


Destekliyoruz arkada - arkadas - partner - partner - arkada - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy