Http://www.bilimselyuzme.com/

Tıp kategorisine 12 Temmuz, 2007 tarihinde eklendi, 27 defa okundu

http://www.bilimselyuzme.com/

yüzmenin tarihçesi

Suyun bir çok canlı için doğal yaşam çevresi olması ve yaşamın suda başladığı düşünüldüğünde,bilinen en eski çağlardan beri insanların suyla ilgilenmesi,yüzme ve banyo amaçları ile suyla ilişkide olmaktan zevk alması ve bu davranışlarına ilişkin bir kültür oluşturmuş olmasına hayret edilmemelidir.

Hintlilerin dini amaçla oluşturdukları su kültürünün M.Ö.3000 yıllarına kadar uzandığı biliniyorsa da su ile ilgili yaşam biçimi kültürüne ilişkin en iyi korunmuş yapı örnekleri Ege uygarlılarına aittir.Bunun yanında Libya çölünde Sori vadisindeki mağara duvarlarından kazılarak elde edilen resimlerin incelenerek,bugünki kurbağalama stilindeki yüzüş şeklinin aynısı olduğu gözlenmiştir.Eski devirlere ait çok sayıda yüzme resimleri,yazılar ve hikayelere rastlarız.Pers Atina ve ısparta uygarlıklarının ve kabartma resimlerinin küçük yaştaki çocuklara yüzme öğretilme yoluna gidildiği yapılan araştırma ve kazılar sonunda öğrenilmiştir.

Ayrıca Yunanlılar küçük yaştaki çocuklara yüzme öğretilmesini aile reislerine zorunlu kılmışlardır.Büyüyen çocuklar hem sağlıklı oluyorlar hemde askere alınınca orduya büyük fayda sağlıyorlardı.

Osmanlılarda sınırlarının denize ulaşması ile büyük bir su kültürüne sahip olmuşlardır.Türk donanmalarının Akdenizi Türk gölü haline getirdiği ve Türk bayrağının Hint denizinde dahi dalgalandığı bu dönemde Türkler denizi her yönü ile tanımışlar ve yararlanmışlardır.

Osmanlıların deniz sporu ile ilgili kaynakların bulunduğu bölgeler İstanbul daki Veliefendi çayırının bulunduğu sahil,Yalı Köşkü,Beylerbeyi,Kuleli,Göksu,Bebek,Fenerbahçe Burnu,Kalamış koyu deniz sporları denebilecek hareketlerin yapıldıkları yerlerdi.

Evliye Çelebi’nin Seyehatnamesi’nden Kağıthane şenliklerinde yüzme yarışlarının yapıldığı anlaşılmaktadır.Ayrıca Osmanlı Donanmasındaki leventlerinde çok iyi yüzme bildikleri eldeki kaynaklardan tesbit edilmiştir.

Krawl yüzme tekniğinin gelişimi

Sportif yüzmenin başlangıcında, İngiliz Yüzme Ekolü’nde yüzme teknikleri veya yarışlara katılımlarında herhangi bir kural sözkonusu değildi. Kurbağalamadan farklı olan yüzme şekillerine “serbest yüzme” adı verilirdi. Günümüzde bile, FINA’ya göre “serbest yarışlarda yüzücüler istediği yüzme stilini kullanabilirler. Ancak, ferdi ve bayrak karışık yüzmede, serbest yüzme, kurbağalama, kelebek ve sırtüstü dışında herhangi bir teknik kullanılabilir”.

1840-1850 yıllarında kurbağalama tekniğinden farklı olarak “över” yüzme tekniği geliştirilmiştir. Bu teknikte, vücut yan yatay pozisyonda olup, tek bir kol yukarıdan vücudun yanında bacaklara doğru suyu çekerek hareket ederdi, diğer kol ise sabit kalırdı. Bacak hareketi yan kurbağalama bacak hareketine benzerdi 1873 yılında “trudgeon” tekniği ilk defa uygulanmıştı. “Över” tekniğinden farklı olarak “trudgeon” tekniğinde her iki kol alternatif ve bacaklarla koordineli olarak hareket edip, daha büyük bir sürat yakalanabilirdi.

Günümüzde kullanılan ve bildiğimiz krawl tekniği ilk defa 1897 yılında avustralyalı yüzücüler tarafindan uygulanmıştır. En başında, krawl tekniği özellikle yarışların bitiminde, hız kazanmak amacıyla kullanılırdı. Ancak 1911 yılında amerikan yüzücü Duke Kahenamoku 100 yards serbest yansında tüm yarış boyunca krawl tekniği kullanarak, dünya rekoru kırdı. Daha sonra 1922 yılında Johny Weissmuller krawl tekniğini kullanarak, 100 m serbest yansını bir dakikanın altında yüzdü. Weissmuller’in kullandığı teknik günümüzde “klasik” teknik olarak kabul edilir: 6 bacak vuruşuna 2 kol hareketi koordinasyonu kullanırdı; Vücudun suyun üzerinde yüksek bir pozisyonu vardı; Kolların kayma süresi uzundu; Kolun suyu çekme hareketi kısaydı. 1930 yıllarında, krawl tekniği Japon yüzücüler tarafından daha da geliştirilmiştir. Japonlar bacak hareketine daha çok önem verip, 1932 yılındaki Dünya Şampiyonasında 100 m serbest (0:58.2) dünya şampiyonu, Yasugi Miyazaki, iki kol hareketine on bacak vuruşu koordinasyonu kullanırdı.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Japon ve Avustralyalı yüzücülerle rekabette olan Amerikalı yüzücüler, krawl tekniğini kol hareketi açısından geliştirdiler. Amerikalı uzmanlar kol hareketinde “omuz rotasyonu’nun önemini tespit ederek, kolun suyu çekme hareketinin daha uzun olmasına dikkat ettiler. Ayrıca, sprint krawl ve uzun mesafe krawl tekniklerinde farklılıklar ortaya çıkmaya başlamıştı

Bilinen “bumerang krawl” tekniği Avustralyalı yüzücüler tarafından geliştirildi. Bu tekniğe göre, bacak hareketi sayısı azalıp, kol hareketi frekansı yükselir. Uzun mesafe krawl yarışında J. Comels 4 bacak vuruşuna 2 kol hareketi kullanarak, olimpiyat şampiyonu olmuştu. Kol hareketleri hızlı olduğundan dolayı, suyu çekme hareketi kısa olup ve pasif evrede kollar düzgün olmazdı. Kolların dirsekten sürekli fleksiyon yapması, kolu bir bumeranga benzetirdi.

1976 yılında 100 m serbest yarışını 50 saniyenin altında yüzen Amerikalı Jim Montgomery’nin sprint krawl tekniğinin temelinde, uzun kol hareketleri ve 6-2 koordinasyonu bulunmaktadır.

  • Krawl bacak hareketinin teknik uygulaması

• Aktif hareket: Bacak hareketi kalça ekleminden yapılır. Hareketin başlangıcında diz hafif bükülür ve parmak uçları sivri olup, içe doğru rotasyon yapar Dizin bükülmesi devam ederken, alt bacak ayakla birlikte aşağıya doğru bir “kırbaç” şeklinde hareket eder.

• Pasif hareket: Bacak geriye düz bir şekilde uzatılır ve topuk suyun üzerine çıkana kadar devam eder. Genel hatalar:

• Dizin bükülmemesi ve bacakların gergin olması.

• Dizin fazla bükülmesi.

• Bileğin hiperekstensiyon yapmaması ve bükülü olması.

  • Krawl bacak hareketlerini öğretmek için kullanılabilen egzersizler

1. Suyun dışında, ayakta tek bir bacakla hareketin uygulanması.

2. Suyun dışında, asılı pozisyonda, bacak hareketi uygulanması.

3. Bir cimnastik sırasında yüzüstü yatay pozisyonda, bacak hareketinin yardımla ve ferdi olarak uygulanması.

4. Havuzun kenarında oturarak, tek bacakla, daha sonra çift bacakla ve alternatif olarak bacak hareketi uygulanması. Bu aşamada oyun da düzenlenebilir: “En uzağa kim su atar?”

5. Havuzun kenarında yüzüstü yatay pozisyonda, tek bacakla ve daha sonra çift ve alternatif olarak bacak hareketinin uygulanması.

6 Suyun içinde, havuzun kenarını tutarak, eğiticinin yardımıyla ve daha sonra ferdi olarak bacak hareketinin uygulanması.

7. Suyun içinde, havuzun kenarını .tutarak ve nefes alıp-vererek bacak hareketinin uygulanması.

8. Duvardan iterek eğiticiye doğru bacak hareketi ile ilerleme

9. Tahta ile yüzüstü yatay pozisyonda ilk önce nefes almadan, daha sonra nefes alıp-vererek bacak hareketi ile ilerleme.

10. Mesafeyi arttırarak, tahta ile ve tahtasız olarak bacak hareketi ile ilerleme.

11. Kolları öne uzatarak veya kollar vücut yanında olarak bacak hareketi ile ilerleme.

12. Tahta ile veya tahtasız ayak paletleri ve bacak hareketleri ile ilerleme.

  • Krawl kol hareketinin teknik uygulanması

Aktif hareket: Kolun suya girişi ve suyun tutulması evresinde, kol suya girerken yatay pozisyonda olup, önce hafif fleksiyon, suyun içinde ise ekstensiyon yapmalıdır. Kolun suyu çekmesi evresinde ise dirsek yavaş yavaş fleksiyon yapar ve üst kol omuzla 90 dereceli bir açı yapıncaya kadar kol suyu önden aşağıya geriye doğru çeker. Kolun suyu itmesi evresinde el, kalçaya doğru çekilir ve kol düzeltildikten sonra dışarıya doğru çıkartılır.

Pasif hareket: Suyun itilmesinden sonra, kol sudan çıkar. Bu evrede dirsek hafif bükülü olmalıdır, çünkü bütün kolun gevşemesi gerekir. Pasif hareket aktif hareketin başlangıcına kadar devam etmektedir.

Genel hatalar:

• Kol suya girdiğinde düz, çok bükük veya başa yakın olması.

• Suyun çekilmesinin düz kolla yapılması.

• El bileği ekleminin gevşek olması.

• Suyu çekme hareketinin kısa olması.

• Pasif hareketin düz ve gergin kolla yapılması

• Pasif harekette kolun izlediği yolun suyla paralel olması (kolun yandan atılması).

  • Krawl kol hareketinin öğretiminde kullanılabilen egzersizler

1. Suyun dışında, ayakta tek kolla suyu çekme hareketinin uygulanması.

2. Suyun dışında, ayakta tek kolla pasif hareketin uygulanması.

3. Suyun dışında, alternatif kol hareketinin uygulanması.

4. Cimnastik sehpası üzerinde yatay pozisyonda alternatif kol hareketinin uygulanması.

5. Havuzun kenarı bir elle tutulur, diğer kol hareketi uygular. Duvan tutan el değiştirilerek, hareket tekrarlanır.

6. Sığ havuzda, vücut belden bükülü olarak, yürüme ve kol hareketi uygulanması.

7. Yüzüstü yatay pozisyonda, bacak hareketi yapmadan, kol hareketinin uygulanması.

8. Yüzüstü yatay pozisyonda, 6 bacak vuruşuna bir kol hareketinin yapılması.

9. Mesafeyi arttırarak, bacak hareketi yapmadan, kol hareketi uygulanması.

10. El paleti ile krawl yüzme.

  • Krawl yüzme tekniğinde nefes alıp-verme tekniğinin uygulaması

Krawl yüzmedeki vücut pozisyonu ve kol hareketinin ziklik hareketinden dolayı, uygun bir koordinasyon elde etmek için nefes almanın tek bir hareketle yapılması zorunluluğu vardır.

Nefes almak için başın uygun bir şekilde çevirilmesi şarttır, aksi taktirde vücut pozisyonu, kol hareketlerinin simetrisi ve bacak hareketlerinin planı bozulabilir ve bu şekilde yüzme randımansız bir hale gelebilir.

• Pozisyon: Baş suyun içindedir, gözler ileriye bakar (başın açısı 45 derece). Suyu çekme evresi boyunca nefes verilir daha sonra suyun itişini gerçekleştiren kolun tarafına doğru baş hafif eğilir.

• Nefes alma: Yüzün yarısı sudan çıktığında nefes alınır ve gözler sudan çıkmaya hazırlanan kola doğru bakar. Kol omuz hizasına geldiğinde nefes alma evresi sona erer ve başın pozisyonu vücudun pozisyonuna uygun hale gelir.

• Nefes tutulması: Başın vücut pozisyonuna dönmesinden sonra, kol suya girinceye kadar ve kolun “kayma” evresi bitinceye kadar nefes tutulur.

Nefes alıp-verme evreleri süre olarak eşit değildir: En uzun süren evre nefes vermedir, nefes alma ve nefes tutma evreleri ise daha kısadır. Kol ve vücut hareketlerinde asimetrik bir durumun ortaya çıkmaması için, yüzmeyi yeni öğrenenlere her iki taraftan nefes almaları tavsiye edilir.

  • Krawl yüzme yanş tekniklerinde dönüş tekniklerinin zaman içerisindeki gelişimi

Uygulama süresini azaltmak için zaman içerisinde yanş dönüşleri sürekli değişikliklere uğramıştır.

Açıklanan ilk dönüş şeklinin çok basit bir karekteri vardı: Bir kol havuzun kenarından destek alıp, vücut yükseliyordu, daha sonra vücudun arkası havuzun duvarına doğru çevrilirdi ve duvardan ayaklarla iterek suyun altına girilip yüzmeye devam edilirdi.

Krawl yüzme tekniğindeki ilk çağdaş dönüş ünlü Johnny Weissmüller tarafından 1922 yılında gösterilmiştir. Daha önceki bahsettiğimiz dönüşten farklı olarak, burada el sadece duvara dokunurdu ve duvardan destek alarak vücudun arkası duvara dönüyordu, daha sonra ayak tabanları duvara yerleştirilerek itiş yapılırdı. Kolun kenardan değil, duvardan destek alması, zaman kazanılmasını sağlardı.

Yıllar boyunca bu dönüş kullanılmıştır, fakat daha sonra Uluslararası Yüzme Federasyonun getirdiği bir kural “duvara sadece elle dokunma”ya izin verdiğinden, süratli bir dönüş oluşturulmasına engel olmuştu. Bunun için 1965 yılında bu kural değiştirildi ve “duvara vücudun herhangi bir parçası ile dokunma” izin verilmeye başladığında, duvara elle dokunmak yerine, havuzun bitimine doğru bir takla ve ayaklarla duvara itme ile bir dönüş şekli meydana çıktı.

  • Krawl yüzmede yarış dönüşünün teknik uygulaması

• Duvara hamle: Kolun suyu itişi bittiğinde, bir kol yukarıda, diğer kol ise vücut yanında kalır.

• Tam dönüş: Yukarıda kalan kol güçlü bir su çekişi yapar. Çene göğüse dayanır, dizler karına çekilir ve takla başlar. Takla atıldıktan sonra vücut 90 derecelik bir yana dönüş yapar, ayaklar duvardan destek alır ve dizler fleksiyon pozisyonundadır.

• Duvardan itiş: Dizleri düzelterek, bacaklar duvardan aldığı destekle güçlü bir itiş yapar ve yüzüstü pozisyonuna gelinceye kadar yana dönüş devam eder.

• Suyun içinde ilerleme ve çıkış: Duvardan itip bir süre kaydıktan sonra, bacak hareketi başlar. Kolun ilk hareketi ile birlikte vücut sudan çıkar ve yüzmeye devam edilir.

Genel hatalar:

l. Taklanın havuzun duvarının çok yakınında yapılması.

2, Hamle yaparken kolun duvara değmesi.

3. Ayak tabanlarının havuzun duvarına yavaşça konması.

  • Krawl yüzmede yarış dönüşünü öğretmek için kullanılabilen egzersizler

1. Suyun dışında cimnastik minderi üstünde takla.

2. Suyun dışında cimnastik minderi üstünde takladan sonra duvara ayaklan koymak.

3. Suyun içinde kulvarda veya bir sopanın çevresinde takla.

4. Suyun içinde yüzerken, takla ve sırt üstü pozisyonuna gelme.

5. Duvarda takla ve sırt üstü pozisyonuna gelme.

6. Duvarda takla ve yön değiştirme.

7. Duvarda takla, yön değiştirme ve duvardan itiş.

8. Komple takla.

  • Krawl yüzme yarış tekniğinde depar tekniklerinin gelişimi

Etkili bir depar için aranan ilk özellik iyi bir reaksiyon sürati ve beceridir. Zaman içerisinde baktığımızda, depar tekniklerini geliştirmek için ya çıkış sinyali ile uçuşun başlaması arasındaki süreyi kapatmak ya da suya girişte vücudun pozisyonunu uygun hale getirmek için çalışılmıştır

Klasik deparda uçuşu gerçekleştirmek için bir yan çember üzerindeki kolların savrulması söz konusudur.

Deparın başka bir çeşidinde ise, kollann yaklaşık 360 derecelik bir daire hareketiyle, daha büyük bir hamle oluşturulmasına neden oluyordu. Ancak bu tür deparda hamle daha etkili olup, reaksiyon sürati azalır. Son 20 yılda ise, performans yüzücüleri kolların savrulmasını nerede ise sıfıra indirdiler, ve bu şekilde yeni dereceler elde edilmesinde önemli adımlar atıldı.

  • Krawl yüzme yarış tekniğinde yarış deparı protokolünün meydana gelmesi

Uluslararası Yüzme Federasyonu’nün öngördüğü yanş deparının protokolü şöyle meydana gelmektedir:

Depar hakeminin ilk sinyali ile yüzücü depar taşına çıkar ve lasın arka tarafında durur. Yüzücülerin hazırlık hareketleri butiğinde, depar hakeminin ‘”lake yonr marks” komutu ile tüm yüzücüler depar tayının ön tarafındaki depar pozisyonunu alır. Hiç hir yüzücüde hareket olmadığında, hakem çıkış sinyalini verir ve yarışma baylar. Uluslararası Yüzme Federasyonu ‘na göre iki defa fodepar (yalnış depar) hakkı verilir. İkinci fodepar yapan herhangi hir yüzücü diskalifiye olur.

  • Krawl yüzmede yarış deparın teknik uygulaması

• “Take your marks” komutunda: Yüzücü depar taşının ön tarafina yerleşir ve ayak parmak uçları ile taşın kenarını kavrar. Ayak topukları açık, vücut öne doğru fleksiyon yapar ve eller depar taşının kenarında, ayakların arasında yerleştirilir. Bu pozisyonda yüzücü çıkış sinyalini bekler.

• Çıkış sinyali verildiğinde yüzücü ileriye ve yukarıya doğru bir atlama gerçekleştirir. Bu atlamada gereken güç bacakların taşı itişi ve kollar ile başın öne doğru savrulmasından meydana gelir.

• Uçuş: Çıkıştan sonra vücut ilk önce yukarıya doğru, daha sonra suya paralel bir çizgi üzerinde ve en son aşağıya doğru ilerler. Suya girişte vücut düz olup, suya girme açısı 35 dereceden daha büyük değildir Suyun altında ilerleme: Suya girerken vücut aşağıya doğru bir yol takip eder. Bu evrede vücudun suyun yüzeyine çıkması için düz kalıp hareket etmemesi gerekir. Su seviyesine yaklaştığında, bacak hareketleri başlar, daha sonra kol hareketlerine başlanır.

Genel hatalar:

1. Çıkış sinyalin gergin beklenmesi.

2. Ayak parmaklarının departaşı kenarına yerleştirilmemesi

3. Uçuş sırasında bacakların fleksiyon-ekstensiyon hareketi yapması

4. Başın geriye çekilmesi.

5. Suya girdikten sonra bacakların gergin olması ve harekete geç başlaması.

  • Krawl yüzmede yanş deparı öğretmek için kullanılabilen yardımcı egzersizler .

1. Dışarda depar evrelerinin uygulanması.

2. “Tavşan sıçraması” egzersizi.

3. Havuzun kenarında oturarak, kollar başın üstündeyken, suya düşme.

4. Havuzun kenarında, dizlerden çok fazla fleksiyon yaparak, kollar baş üstündeyken, suya düşme.

5. Havuzun kenarında, dizlerden çok fazla fleksiyon yaparak, kenarı iterek atlama.

6. Depar taşından dizlerden çok fazla fleksiyon yaparak, taşı iterek atlama.

7. Depar taşından geriden öne doğru kolları savurarak ve taşı iterek atlama. S. Depar komutlanyla çıkış yapılması.

  • Krawl yüzmede hareket koordinasyonu

Önceki evrelerden geçtikten sonra, sporcu krawl yüzme tekniğini oluşturan en önemli unsurları öğrenmiştir Sıra bunların birleştirilmesine gelince, klasik krawl yüzme tekniğinde l kol zıklesınde 3 bacak vuruşu yapılır, yani bir çift kol hareketine 6 bacak vuruşu uygulanması gerekir.

Burada bahsedilen koordinasyon birçok performans yüzücüsü tarafından kullanılır ve özellikle kısa mesafe (sprınt) yüzme ıçin idealdir Uzun mesafeli yüzmede ise, kol hareketi sayısı fazlalaştığından, bacak hareketi yetışememeye baslar, dolayısıyla bir çift kol hareketine 4 ve hatta 2 bacak vuruşu uygulanabilir Bu en son bahsettiğimiz koordinasyon turu yüzme öğretiminde tavsiye edilmez, çünkü yüzmeyi yem öğrenenler çok fazla güce ve güvene sahip değildirler

  • Krawl yüzmede yüzme temposu kullanılması

Bir hareketin temposu birçok faktöre bağlı olarak meydana gelir Teknik (hareketin doğruluğu), somatik (uzun yüzücüler daha uzun, geniş hareket yaparlar) ve fiziki (daha büyük bir kuvvetin uygulanması hareketin suratini büyütür) Fakat su ortamında ilerleme hareketlerinin temposunun değerlendirilmesi zordur, çünkü su yeterince direnç sağlamadığından tempoyu yukseltıkçe ilerleme suratını de yükseltmek mümkün değildir Kısa mesafeli ilerlemede kuvvetin teknikle birlikte su yoğunluğunda “destek” bulabilmesine rağmen, uzun mesafelerde yüksek tempo hareketlerinin bozulması, yorgunluk ve randımanın düşmesine neden olmaktadır

Diğer bir açıdan baktığımızda, kullanılan enerji hareketin yoğunluğuna bağlıdır, yani, yüksek bir tempo yüksek bir enerji harcamayı gerektirir, fakat bu daha yüksek bir sürat elde edileceği anlamına gelmez!

Bu şartlar altında, tempo sorununu iyice incelemek gerekmektedir: Temponun yükseltilmesi enerji harcanmasını fazlalaştıracaktır ve sürate direkt ilişkili bir fayda sağlamayacaktır. Öte yandan, temponun düşürülmesi düşük bir enerji harcamasına yol açarken, sürate yine direkt ilişkili bir fayda veya zarar sağlamayacaktır.

Sürati nasıl etkileyebiliriz, daha doğrusu süratin sabitliğini muhafaza etmek için hangi şartlara uyulması gerekir? İlk olarak vücudun, suyun içinde uygun bir pozisyonda durması gerekir. Böylece, Arşimet’in kuralına göre, vücut daha hafif olacaktır. İkinci olarak, düşük tempo kullanılmasının mantıklı olduğu kabul edilerek, süratin düşmesini engellemek için yapılacak tek şey, suyu çekme kuvvetini yükseltmek olacaktır.

Bu prensipleri göz önünde bulundurarak, yüzme hareketlerinin “seyrek”, “derin” ve “güçlü” olması gerektiğini söylenebilir.

  • Kurbağlama yüzme tekniğinin gelişimi

Yuvarlak hareketler kullanarak suda ilerleme biçimi antik çağlardan tanınmaktadır. O zamanlara ait kaynaklardan, bu yüzme çeşidinin Mısırlılarda, Grekler ve Romalılarda kullanıldığı ispatlanmıştır.

Yüzme öğretimi ile ilgili yazılan ilk kitapta (yazar Nicolaus Wynmann) kurbağalama yüzme tekniğinden bahsedilmektedir. Yazarın kurbağalamada kullanılan hareketleri bir kurbağanın hareketlerine benzetmesi, bizim bildiğimiz yüzme stilinden bahsedildiğine inandırmaktadır.

XIX.Yüzyılda sportif yüzme ile ilgili ilk resmi bilgiler çıkmaya başladığında, kurbağalama hareketlerinin özellikle uzun mesafelerde kullanıldığı söylenmektedir.

Bilinen en eski üzme tekniği olan, kurbağalama yüzme, Olimpiyat Oyunları programında ancak 1904 yılında , 440 yard yarışı olarak yer almaya başlamıştır. 1908 yılında 200 m yansı, 60 yıl sonra, 1968 yılında 100 m yarışı olarak hakettiği yeri alır.

1900-1930 yıllan arasında kullanılan kurbağalama tekniği çok ilkeldi: Vücûdun pozisyonu suyun yüzeyinde çok yüksekti, baş sürekli suyun dışında idi ve yapılan hareketler devamlı ve yuvarlak bir çizgi üzerinde oluşuyordu. Bu yılların en belirleyici kurbağalama tekniği Alnımı stili idi – Baş suyun üzerinde, hareketler geniş ve yuvarlak, fakat kol hareketlerin arasındaki kayma süresi ilerlemeye belli bir ritm vermekteydi. 1930 yılından sonra, yüzme kurallarındaki bazı yetersizliklerden faydalanarak, bazı kurbağalama yüzücüleri kolun suyu çekişinden sonra kollan sudan çıkarıyordu, bu da ilerlemeye önemli bir katkı veriyordu. İşte bu şekilde yeni bir yüzme tekniği meydana gelmiştir, o da kelebek tekniği idi. 1935 yılından itibaren kelebek tekniği kendine özgü bir statü kazanır ve bu şekilde klasik kurbağalama tekniği muhafaza edilir.

İlerleme süratini yükseltmek için kurbağalama yüzücüleri tekniğe çok sayıda değişiklikler getirmeye çalıştılar. 1950-1957 yıllan arasında suyun altında kurbağalama tekniği geliştirildi. Buna göre suyun altında yüzücü nefes almadan birkaç kol ziklesi gerçekleştirirdi. Suyun altında kol hareketi kalçaya kadar uzatıldığından dolayı daha etkiliydi, bu şekilde de ilerleme sürati çok büyürdü. 1957 yılında uzun süreli nefessiz efor sağlığa zararlı olduğundan bu stil yasaklanmıştır. Bundan sonra, yüzme yarışlarında yüzücünün sadece depar veya dönüşten sonra suyun altında bir tek hareket yapmasına izin verilmiştir.

1960 yıllarında Japon yüzücü Osaky’nin gösterdiği teknikte kolun suyu çekişi kalçalara kadar devam ederdi ve nefes hemen suyun çekişinden sonra gerçekleşirdi. Yuvarlak hareketin yerine düz ve uzun bir hareket yapıldığından dolayı ilerleme daha etkili oluyordu.

Günümüzde kurbağalama tekniğinin yeni bir değişikliğine seyirci olmaktayız. Yeni teknikte nefes alındıktan sonra baş ve omuzlar hafif suyun altına batar, hareket sanki kelebek stilindeki yalpalanmayı andırır. Bu yalpalamanın sonucunda kollar daha kuvvetli çekiş yapabilirler. Bu yeni tekniğin büyük bir yetenekle uygulanması gerekir, aksi taktirde başın suya fazla batması diskalifiye cezasına yol açar. Omuz eklemi esnek olan yüzücülerde bu fazla bir sorun yaratmaz, çünkü onlarda gereksiz yere hareket etmek zorunda değildir.

  • Kurbağalama bacak hareketinin teknik uygulaması

• Pasif evre: Bacaklar omuz genişliğinde açılır. Dizler fleksiyon yapıp, topuklar kalçaya çekilir. Bu durumda ayaklar suyu daha etkili bir biçimde itebilmek için, dışa doğru rotasyon yapar.

• Aktif evre: Dışa doğru çevrilmiş ayaklar yandan arkaya doğru suyu iter ve düzelinceye kadar devam eder. Bacaklar ve ayaklar düzelinceye kadar bu evre devam eder. Evrenin sonunda, bacaklar birleşir ve bir sonraki harekete başlamak için bir süre kayma pozisyonunda kalır.

  • Kurbağalama bacak hareketim öğretmek için kullanılabilen egzersizler

1. Suyun dışında, ayakta, bir bacağın Seksiyon yapıp, kalçaya çekilmesi.

2. Suyun dışında, ayakta, bir bacağın fleksiyon yapıp, kalçaya çekilmesi ve ayağın dışa rotasyon yapması.

3. Depar taşının üstünde yatarak, yardımla, ayakların dışa rotasyon yapması.

4. Asılı pozisyonda bacak vurma hareketinin uygulanması.

5. Havuz duvarına yapışık olarak, ayakların kalaçaya çekilmesi ve dışa doğru rotasyon yapması.

6. Havuz kenarım tutarak, kurbağalama bacak hareketinin uygulanması.

7. Tahta ile kurbağalama bacak hareketinin uygulanması.

8. Tahtasız kurbağalama bacak hareketinin uygulanması.

9. Sırtüstünde kurbağalama bacak hareketinin uygulanması.

10. Mesafe arttırarak kurbağalama bacak hareketinin uygulanması.

11. Kollar arkada birleşik, bacak hareketinin uygulanması.

  • Kurbağalama kol hareketinin teknik uygulaması

• Aktif evre: Kollar düz olup, ileriye doğru bakar. Ellerin drşanya doğru rotasyon yapması ile birlikte, kollar dirsekten bükülür ve eller dirseğin altına gelinceye kadar suyu çekmeye devam eder. Bu pozisyondan sonra dirsekler hemen göğüs altında birleşir ve eller ileriye bakar

• Pasif evre: Kollar omuzlarla birlikte öne doğru uzatılır ve tekrar eller ileriye bakar. Kollar düzelinceye kadar pasif hareket devam eder.

Genel hatalar:

1. Kolun suyun çekme hareketinin geniş olması

2. Aktif harekete başlamadan önce ellerin bitişik olmaması

3. Pasif evrede dirseğin fleksiyonda olması.

  • Kurbağalama kol hareketini öğretmek için kullanılabilen egzersizler

l Suyun dışında, ayakta vücut belden bııkulü olarak, kol hareketinin uygulanması.

2. Sığ havuzlarda, suda yürüme ve kol hareketinin uygulanması.

3. Bir yardımcı egzersiz yapan bacakları tutarken, kol hareketlerinin uygulanması.

4. Mesafe arttırarak kol hareketinin uygulanması.

5. El paletleri ile kol hareketinin uygulanması.

6. Pull-buoy’la kurbağalama kol hareketi.

7. Dolfin bacakla, kurbağalama kol hareketi uygulanması.

  • Kurbağalama yüzme tekniğinde nefes alıp-vermenin teknik uygulaması

Modern kurbağalama yüzme tekniğinde nefes alma kolun suyu çekmesinin son kısmında yapılmaktadır. İlerlemenin etkili olması için nefes alındığında başın suyun dışına çıkarılmaması gerekmektedir Gözle görülen baş kaldırılmasının ise, dirseklerin göğüsün altındaki birleşmesinden meydana geldiğinin bilinmesinde yarar vardır.

  • Kurbağalama yüzmede hareketlerin koordinasyonu

Düzenli bir ilerleme sağlamak amacıyla, kurbağalama yüzmede kol hareketinin aktif evresinde, bacaklar düz pozisyonda olmalıdır, böylece vücut en uygun şekilde suyun üzerinde kayabilir. Bacak, hareketin aktif evresinde ise, kol, hareketin pasif evresinde olmalıdır. Çocuklara bu tür koordinasyonu anlatabilmek için, şöyle bir ifade kullanılabilir: “Kollar suyu bacaklara doğru “gönderir” ve bacak hareketi ancak suyun kalça seviyesine geldiğinde başlayabilir, çünkü yalnız bu şekilde suyu yakalayabilirler”.

Kurbağalama yüzme koordinasyonu diğer stillerdeki koordinasyona göre daha kolay öğrenilebilir çünkü bu koordinasyonda başın rahat bir şekilde suyun dışında çıkarılabilmesinden dolayı, nefes daha kolay alınabilmektedir.

  • Kurbağalama yüzmede yüzme temposunun kullanımı

Genel olarak, günümüzde kullanılan kurbağalama yüzme tekniğinde, hem kol hem de bacak hareketinde yeterli bir kayma süresi verilmesi gerektiği tüm yüzme uzmanları tarafından kabul edilmektedir. İyi yüzücüler düzgün ve ekonomik bir ilerleme şekli sağlamak için kayma süresini nasıl kullanacaklarını iyi bilmektedirler. Düzgün teknik ve optimum tempo için bu kayma süresinin gözardı edilmemesi gerekir. Normal olarak, çok uzun bir kayma süresi ilerlemenin düzgünlüğünü ve süratini azaltır, aynı zamanda vücut pozisyonunda da istenmeyen değişiklikler meydana getirebilir.

  • Kurbağalama yüzmede yarış dönüşünün teknik uygulaması

• Duvara yaklaşılması: Kurbağalama hareketleri ile ilerlerken, vücut dümdüz, baş hafif

yukarıya kaldırılmış, el avuçları aynı zamanda ve simetrik olarak

havuzun duvarına konur.

• Dönüş hamlesi: El avuçları havuz duvarındayken, dirsekler fleksiyon yapar ve vücudun ağırlık merkezi destek yerine (havuz duvarı) yaklaştırılır.

• Tam dönüş: El avuçları duvardan bir itiş yapar, vücut ve baş duvardan uzaklaştırılır. Aynı zamanda, omuzlar ve vücut bir yana dönüş gerçekleştirir ve yüzücünün yüzü ilerleme yönüne doğru çevrilir. Bu durumda, ayak tabanları duvara yerleştirilir, nefes alınır ve vücut suyun altına girer.

• Duvardan itiş: Suyun altındayken dizler karına fleksiyon yapar ve dirsekler vücuda yakın durumdadır. Ayaklarla duvardan iterken, kollar ilerleme yönüne, öne doğru uzatılır ve baş kolların arasındadır. Suyun altındayken komple bir kol ve bir bacak ziklesi yapılabilir.

Genel hatalar:

1. İki el avucunun duvara aynı anda değmemesi.

2. Dönüşten sonra vücudun suyun altına yeterince girmemesi.

3. Başın kollar arasında olmaması ve erken kaldırılması.

  • Kurbağalama yüzmede yarış deparının teknik uygulaması

Kurbağalama yüzmede depar krawl stilindeki depara benzemek-cdir. Ancak suya girişi krawl tekniğinden farklıdır çünkü kurbağalamada suıyun altında yapılması gereken hareketlerden dolayı, vücudun suya daha derin girmesi gerekir.

Genel hatalar:

1. Suya girerken, vücudun suyun altına yeterince girmemesi.

2. Suyun altındayken başın çok erken kaldırılması.

  • Kurbağalama yüzmede depar ve dönüşten sonra suyun altında ilerleme evresinin teknik      uygulaması

• İlk kayma süresi: Duvardan itilme sinden sonra vücut suyun altına gi rer. İlerleme süratinin azaldığını hissedince, kollar yukarıdan kalça lara kadar suyu çeker. Bu durumda, ilerlemeyi frenlememek için, çene göğüse yapışıktır.

• İkinci kayma süresi: Su çekildikten sonra vücut bu pozisyonda bir süre ilerlemeye devam eder. İlerleme süratinin azaldığı hissedilince, kollar yukarıya kaldırılır ve bacak hareketinin başlama hazırlığı yapılır. Aynı zamanda, baş yukarıya kalkar ve gözler kolların kaldırılmasını izler.

• Üçüncü kayma süresi: Kolların kal dırılmasından sonra, bacak hareketi yapılır. İlerleme süratinin azaldığı hissedilince ve başın bir kısmı suyun dışına çıktığı zaman, kurbağalama yüzme hareketleri yapılmaya başlanır ve nefes alınır.

Genel hatalar:

1. Kol hareketinin bitimi ile bacak hareketinin başlaması arasında bir kayma süresinin gerçekleşmemesi.

2. Kol hareketinin kısa olması.

3. El avuçlarının kalçanın yanına getirilmemesi.

4. Kol hareketinin ya düz kolla ya da kolun fleksiyonda olarak yapılması.

Kelebek yüzme tekniğinin gelişimi

Yüzme tekniklerinin arasında en yeni olan, kelebek yüzme, 1935 yılında Uluslararası Yüzme Federasyonu’nün kurbağalama – kelebek kural ayırımı yapıldığında meydana çıkmıştır.

Aynı yılda ABD’de Amerikan antrenörün David Armbuster yüzücüsü Jack Sieg kelebek temellerini atmıştır. Jack Sieg ilk defa 100 yard kelebek mesafesini l :00.2 derecesi ile yüzmüştür, fakat tekniğin resmi bir dayanağı olmadığı için, bu derece kabul edilmemiştir.

1951 yılında kelebek tekniği Avrupa’da ilgi toplamaya başlamış ve 1953 yılında Uluslararası Yüzme Federasyonu yeni kelebek tekniğin resmi olarak kabul etmiştir.

  • Kelebek bacak hareketinin teknik uygulaması

• Aktif hareketi: Hareket kalça ekleminden yapılır. Dizlerin bükülmesi ile birlikte, üst bacak suya iner ve ayak parmak uçları sivri olarak içe doğru rotayson yapar. İlerlemenin gerçekleşmesi için, alt bacak bir “kırbaç” hareketi yapar. Krawl stilinden farklı olarak bu “kırbaç” hareketinin daha kuvvetli olması gereklidir çünkü bu hareketten vücudun yukarıya kalkması için destek alınır.

• Pasif hareket: Bacaklar düzeldikten sonra, gevşek bir şekilde yukarıya kaldırılır.

Genel hatalar:

• Pasif harekette dizlerin fazla fleksiyon yapması.

• Aktif harekette dizlerin karına fazla çekilmesi.

  • Kelebek bacak hareketlerini öğretmek için kullanılabilen egzersizler

1. Suyun dışında, öne eğilerek bir yere tutunup, vücut esnetme hareketlerinin uygulanması.

2. Suyun dışında asılı pozisyonda, omuz ve belin esnetilmesi.

3. Havuzun kenarında oturarak, çift bacakla bacak hareketin uygulanması.

4. Havuzun duvarından iterek, tahtalı veya tahtasız kelebek bacak hareketleri ile ilerleme.

5. Havuzun kenarından iterek, sırt üstü yatay pozisyonda kelebek bacak hareketinin uygulanması.

6. Tahtalı veya tahtasız ayak paletleri kullanarak bacak hareketleri ile ilerleme.

  • Kelebek kol hareketinin teknik uygulanması

• Aktif hareket 3 evreden oluşmaktadır: Kolun suya girişi ve suyun tutulması evresinde, eller dışa doğru rotasyon yapar. Kolun suyu çekme evresinde ise, kollar hafif yana açılır ve hafif dirsekten fleksiyon yaparak, suyu çekmeye başlar. Kolun suyu itme evresinde, kollar suyu bacaklara doğru iter ve vücudun yanına yaklaşıncaya kadar devam eder.

• Pasif hareket: Kolun suyu itiş hareketi bittikten sonra kollar sudan çıkar ve hafif yandan bir yol izleyerek tekrar suya girer.

Genel hatalar:

• Suyun çekişinin gevşek bilekle yapılması.

• Kol hareketinin kısa olması.

  • Kelebek kol hareketini öğretmek için kullanılabilen egzersizler

1. Suyun dışında, ayakta kol hareketinin uygulanması.

2. Suyun dışında, belden bükülü olarak kol hareketinin uygulanması.

3. Cimnastik sehpasında yatay pozisyonda kol çekme hareketinin uygulanması.

4. Sığ havuzlarda, kol hareketi yaparak ‘dolfin atlaması.

5. Bir yardımcının uygulayanın bacaklarından tutarak, kol hareketini uygulanması.

6. Mesafenin arttırılarak, kol hareketinin uygulanması.

7. El paletleri ile kol hareketinin uygulanması.

8. Kurbağalama bacak hareketi ile kelebek kol hareketinin uygulanması.

  • Kelebek yüzmede nefes alıp-verme tekniğinin uygulanması

Kurbağalama yüzme tekniğindeki gibi, kelebek tekniğinde de nefes alıp verme başın yukarıya kaldırılması ile gerçekleştirilir. Ancak, bazı yüzücüler yandan (krawl’daki gibi) nefes almayı tercih ederler. Nefes alma zamanı kolların aktif hareketinin bitiminde meydana gelir. Bu durumda, suyun itilmesi bittiğinde başın sudan kaldırılması için yeterince destek sağlanmış olur. Özellikle yeni başlayanlarda başın suyun dışına fazla çıkarılması ve dolayısıyla suya fâzla batması sık görülen bir hatadır.

  • Kelebek yüzmede hareketlerin koordinasyonu

Kurbağalama yüzme tekniğindeki gibi, kelebek tekniğinde de nefes alıp verme başın yukarıya kaldırılması ile gerçekleştirilir. Ancak, bazı yüzücüler yandan (krawl’daki gibi) nefes almayı tercih ederler. Nefes alma zamanı kolların aktif hareketinin bitiminde meydana gelir. Bu durumda, suyun itilmesi bittiğinde başın sudan kaldırılması için yeterince destek sağlanmış olur. Özellikle yeni başlayanlarda başın suyun dışına fazla çıkarılması ve dolayısıyla suya fâzla batması sık görülen bir hatadır.

Pratikte başka koordinasyon türlerine de rastlanır: İki kol hareketine 4 yalpalanma ve bir nefes hareketi veya bunların karışımı.

Yüzmeye yeni başlayanlar yukarıda bahsedilen koordinasyonları gerçeklestiremiyorlar. Bunun için çocukların kullandığı koordinasyon bir kol hareketine bir yalpalanma hareketidir. Yalpalanma hareketi ise su çekimi bitiminde veya kolların suya girme sırasında değil, kolların suyu çekmesi esnasında gerçekleşir.

Sırtüstü yüzme tekniğinin gelişimi

Sırt üstü yatay pozisyonu kullanarak suda ilerleme en eski zamanlardan beri bilinmektedir. Sırtüstü yüzme hakkındaki ilk bilgiler 1538 yılında Nicolas Wynman’ııı “Colymbetes” adlı kitabında verilmiştir. Ayrıca, ünlü pedagog Guts Muths da sırtüstü yüzme tekniğinin özellikle cankurtarma için çok önemli olduğunu söylüyordu.

Sportif açıdan sırtüstü yüzme tekniğinin kurbağalama yüzme tekniği ile birlikte, XIX. Yüzyılın ilk yarısında başladığı bilinir. Aslında, o zaman kullanılan teknik, kurbağalama tekniğinin sırtüstü versiyonuydu. Bu stilin gelişiminde İngiliz yüzme okulunun önemli bir katkısı vardır.

Krawl yüzme tekniğinin ortaya çıkması ile beraber, krawl’da kullanılan hareketler sırtüstü stiline adapte edilmeye başlanmıştı. 1920 yılında Hebner adlı Amerikalı yüzücü bu yeni tekniği kullanarak 100 m sırtüstünü 1.12.2 derecesi ile yüzdüğünde, artık eski teknik (kurbağalama sırtüstü) performans yüzücülerinin ilgi alanından çıktı. Fakat yine, uzmanlar bu eski tekniğin cankurtannada kullanılan yüzme stillerinde yer almasının önemli olduğunu savunmaktadırlar.

İlk başlarda, sırtüstü yüzme stili, ilkel krawl yüzme stiline çok benziyordu: vücut, tam olarak sırt üstü yatay pozisyonda değildi, baş ve omuzlar suda yüksek bir pozisyonda ve kol hareketleri suya çok yakın yapılıyordu. Bu nedenle vücut sürekli yalpalanıyordu ve bacak hareketleri ise kuvvetli ve dizlerden fazla fleksiyon yaparak meydana geliyordu.

İlerleme süratinin yükseltilmesi, kol ve bacak hareketlerinin ritmi hızlandırılarak yapılıyordu.

Japon yüzmesinin gelişim yıllarında (1930-1940) bacak hareketi mükemmelleştirildi. Bunun sonucu dizler fleksiyon yapmıyor ve bacak hareketinin genişliği azalıyordu. Yine Japon yüzücülerin getirdikleri bir yenilik olarak, vücut suda tamamen sırtüstü yatay pozisyonu alıyordu; Vücudun pozisyonuyla birlikte kolların suya girişi başın üzerinde ve suyun çekilişi daha derin yapılabiliyordu. Suyun çekilişinin daha derin yapılması kol hareketinin ritminin düşmesine ve bacak hareketinin ritminin yükseltilmesine yol açmıştır.

Hemen hemen aynı yıllarda, Amerikalı antrenör Robert Kiphuth yeni bir teknikle Japonların üstünlüğüne son verdi. Kiphuth’un yüzücüsü olan Kiefer’in yeni tekniğinde kol tamamen başın üzerinde suya girmiyor ve suyun çekilişi o kadar derin yapılmıyordu. Aynı zamanda bacak hareketinin ritmi azaltılmış ve 6 bacak koordinasyon tekniği için ilk adımlar atılmıştır.

1948 yılında Fransız yüzücü Georges Valery geliştirilmiş kol hareketi tekniğini göstermiştir. Yeni tekniğe göre suyu çekme sırasında el, ilerleme çizgisine paralel bir çizgi üzerinde hareket ediyordu: Düz olan kol omuzların ekseni ile aynı çizgi üzerine geldiğinde, dirsek flekisyon yapıyor ve bu şekilde meydana gelen hareket ilerleme yönüne paralel oluyordu.

1956-1960 yılları arasında Australyalı yüzücüler de bazı değişiklikler meydana getirdiler: Bacak hareketi ritmi azalırken, kol hareketi frekansı yükseltildi.

Tekniğinin mükemmel leştin l m es i Amerikalı antrenör James Counsilmen’in yüzücüsü ve birçok rekora imza atan, Tom Stock’un katkısıyla devam etmiştir. Stock’un tekniğindeki yenilik omu. rotasyonuydu.

Bütün bu değişikliklerden faydalanan ve sırtüstü tekniğinin en son sekili veren Eski Doğu Almanya yüzücüsü Roland Matthes’in tekniğinde, vücut pozisyonu Kiefer tekniğinden, bacak hareketi Japon tekniğinden vo omuz rotasyonu Stock tekniğinden alınmıştır.

  • Sırtüstü bacak hareketinin teknik uygulaması

– Pasif hareket: Bacak gevşek şekilde aşağıya doğru iner.

– Aktif hareket: Hareket kalça ekleminden yapılır. Diz hafif bükülürken, parmak uçları gergin ve içe doğru rotasyon yapar. Dizin suyun üzerine çıkmasına az bir mesafe kaldığında ise, alt bacak ve ayak yukarıya doğru bir “kırbaç” gibi hareket eder.

Genel hatalar:

– Bacakların kalçadan karma doğru çekilmesi.

– Bacakların düz ve gergin olması.

– Dizin sudan çıkması.

  • Sırtüstü bacak hareketleri öğretmek için kullanılabilen egzersizler

1. Suyun dışında, ayakla tek bir bacakla hareketin uygulanması.

2. Suyun dışında, asılı pozisyonda, bacak hareketi uygulanması.

3. Bir cimnastık sırasında sırtüstü yatay pozisyonda, bacak hareketi yardımıyla ve ferdi olarak uygulanması.

4. Havuzun kenarında oturarak, tek bacakla daha sonra çift bacakla ve alternatif olarak bacak hareketi uygulanması. Burada oyun da düzenlenebilir “En uzağa kim su atar?”

5. Duvardan iterek eğiticiye doğru bacak hareketi ile ilerleme

6. Tahta ile sırtüstü yatay pozisyonda ilk önce nefes almadan, daha sonra nefes alıp-vererek bacak hareketi ile ilerleme.

7. Mesafeyi arttırarak, tahta ile ve tahtasız olarak bacak hareketi ile ilerleme.

8. Kolları öne uzatarak veya kollar vücudun yanma olarak bacak hareketi ile ilerleme.

9. Tahta veya tahtasız ayak paletleri kullanarak, bacak hareketleri ile ilerleme.

  • Sırtüstü kol hareketinin teknik uygulaması

• Aktif hareket 3 evreden oluşmaktadır: Kolun suya girişi ve suyun tutulması evresinde, kol suya dışa doğru rotasyon yapıp, düz olarak suya girer. Bu pozisyonu koruyarak, 20-30 cm kadar suyun içinde harekete başlanır. Kolun suyu çekme evresinde, kolun hareket yönü ilerleme yönünün aksinedir. Dirsek fleksiyon yapar ve 90 derecelik bir açı oluşuncaya kadar harekete devam eder. Kolun suyu itme evresinde, su bacaklara doğru itilir ve kol kalçanın yanma gelinceye kadar devam eder.

• Pasif hareket kolun sudan çıkması ile başlar. Kolun havada izlediği yol suya dikeydir ve kol başın arkasında uzatıldıktan sonra, dışa doğru rotasyon yapar ve tekrar suya girer.

Genel hatalar:

1. Kolun yana atılması veya dirsekten fleksiyon yapılarak suya girmesi.

2. El bileğinin gevşek tutulması.

3. Suyu çekme evresinde kolun düz olması.

4. Suyu itişin kısa olması.

5. Kolun suya başın arkasında değil, yandan girmesi.

  • Sırtüstü kol hareketinin öğretiminde kullanılabilen egzersizler

1. Suyun dışında, ayakta tek kolla hareketin uygulanması.

2. Suyun dışında, ayakta ahernatif olarak kol hareketinin uygulanması.

3. Cimnastik sehpasında yatay pozisyonda kol hareketinin uygulanması.

4. Suyun dışında, ayakta bir kol yukarıda, diğer kol kalçanın yanında olarak, aynı anda kolların pozisyonunu değiştirme.

5. Sırtüstü kayma pozisyonunda, her iki kol yukarıda olarak, tek kolun hareketi uygulaması.

6. Sırtüstü kayma pozisyonunda, her iki kol vücudun yanında olarak, tek kolun hareketi uygulaması.

7. Sırtüstü kayma pozisyonunda, bir kol yukarıda, bir kol vücut yanında, kolların aynı anda pozisyonu değiştirmesi.

8. Mesafeyi arttırarak kol hareketi.

9. El paletleri ile kol hareketi uygulanması.

  • Sırtüstü yüzme tekniğinde nefes ahp-vermenin teknik uygulaması

Sırtüstü pozisyonunda baş sürekli suyun üzerinde olduğu için, nefes alıp-vermede fazla problem yaşanmaz. Uzmanlara göre, en iyi nefes alma aralığı, bir kolun sudan çıkması ile diğer kolun sudan çıkması arasındaki zamandır.

  • Sırtüstü yüzme yarış tekniğinde dönüş tekniklerinin zaman içerisinde gelişimi

Sırtüstü yüzmedeki dönüş teknikleri zaman içerisinde, krawl teknığindeki gibi çok değişikliğe uğramıştır. 1935 yılına kadar sırtüstü dönüşü krawl dönüşü gibi yapılırdı, yani havuzun kenarından bir kolla destek alarak vücudun yönü değiştiriliyordu, Japon yüzücülerin geliştirdiği teknikte, dönüşten önce kol duvardan destek alıyor, ilk önce yüzüstüne bir yan dönüş daha sonra öne bir takla ile tam dönüş gerçekleştiriliyordu. 1976 yılında Amerikalı yüzücüler “tabak dönüşü” uyguladılar. Zaman kazanma açısından ve basitlik olarak bu dönüş o zamana kadar kullanılan en etkili, teknikti.. Dönüşten önce kol su seviyesinin altına yerleştiriliyordu, dizler karına çekiliyordu ve yana bir dönme gerçekleştirerek, ayaklar duvara yeleştiriliyordu. 20 yıl sonra I988’de, yıllar boyunca kullanılan “tabak dönüşü “nün yerini “takla dönüşü” aldı.

  • Sırtüstü yüzmede yarış dönüşünün teknik uygulaması

• Duvara hamle: Dönüş bölgesine geldiğinde, yüzücü dönmek istediği tarafa kolunu atar ( sol kol, sağa dönmek için, sağ kol, sola dönmek için). Bu hareketle birlikte vücut 180 derecelik bir yana dönüş gerçekleştirir ve krawl stilindeki takla pozisyonuna gelir.

• Tam dönüş: Çene göğüse yaklaştırılır, dizler hafif fleksiyon yapar ve taklaya başlanır.

• Duvardan itiş: Takladan sonra vücut sırt üstü pozisyonuna gelir ve ayaklar duvardan iter.

• Suyun içinde ilerleme ve sudan çıkış: İtişten sonra bacaklar birkaç dolfin hareketi yaparak, hız artışı sağlanır. Dolfin hareketi bittiğinde, ayak vuruşu ile ilk kol atılır ve suyun yüzeyine çıkılır.

  • Sırtüstü yüzmede yarış dönüşü öğretmek için kullanılabilen egzersizler

1. Suyun dışında cimnastik minderi üstünde takla.

2. Suyun dışında cimnastik minderi üstünde takla, sonra duvara ayaklan koymak.

3. Suyun içinde kulvarda veya bir sopanın çevresinde takla.

4. Suyun içinde, yüzerken takla ve sırtüstü pozisyonuna gelme.

5. Duvarda takla ve sırtüstü pozisyonuna gelme.

6. Duvarda takla ve yön değiştirme.

7. Duvarda takla, yön değiştirme ve duvardan itiş.

8. Komple takla.

  • Sırtüstü yüzme yarış tekniğinde depar tekniklerinin gelişimi

Uluslararası Yüzme Federasyonu’nün öngördüğü sırtüstü yarışlarının suyun içinden başlaması kuralı, deparın birleşimlerine fazla değişiklikler getirilememesine yol açmıştır. İlk başlarda sırtüstü depan basit bir arkaya bırakılma ile yapılıyordu. Daha sonra, deparın yüksekliğini etkileyecek hareketler aranmaya başlandı, fakat yüksek bir depardan sonra suya fazla batma sözkonıısu olduğu için, bu yöntem çok fazla başarılı olamadı. Günümüzde vücudu suyun üzerinde yükseltebilecek hareketlerden sakımimaktadır. Dolayısıyla, günümüzde kullanılan sırtüstü deparında vücut ileriye atılır ve uçuş sırasında mümkün olduğu kadarı ile suyla paralel olmasına dikkat edilir.

  • Sırtüstü yüzme yarış tekniğinde yarış depan protokolü

Yüzücüler yarışacaktan kulvarların başına gelirler. Hakemin verdiği düdük sesi ile birlikte, yüzücüler suya atlar ve depar taşının alt tarafında bulunan kolluğu tutarlar Kurallara göre, suya girme ve kulluğu tutma zamanı suya adaptasyon sağlamak için kullanılabilir. Çıkış komutu beklerken, vücut gevşek, ve ayaklar havuzun duvarından destek alır. “Take your marks” komutu ile kollardan fleksiyon yapılır ve vücut öne çekilir. Çıkış sinayli verildiğinde yanşa başlanır.

  • Sırtüstü yüzme yarış deparın teknik uygulaması

• “Take your marks” komutunda yüzücü ayak tabanlarını havuzun duvanna yerleştirir, vücût kollardan öne çekilir ve vücudun ağırlık merkezi sudan çıkar.

Çıkış sinyali verildiğinde yüzücü arkaya doğru bir atlayış uygular. Ayaklar duvardan destek alır, duvarı iter ve baş arkaya doğru çekilir. Kollar arkaya savrulur. Uçuş: İtişten sonra vücut suyla paralel olarak ilerler ve kalçalardan ekstensiyon yapılır. Arkaya atılan baş öne doğru çekilir ve bu şekilde vücudun suya fazla batması engellenmiş olur.

Suya giriş: Hafif ekstensiyon yapan vücut yaklaşık 30 derecelik bir açı ile suya girer ve suyun altında yapılan birkaç dolfın bacak vuruşuyla hız kazanmaya başlanır.

  • Sırtüstü yüzme yarış deparını öğretmek için kullanılabilen egzersizler

1. Suyun dışında bir cimnastik barını tutarak, dizlerden fleksiyon yapılması.

2. Suyun dışında ayakta, kollan yandan yukarıya savurma hareketi.

3. Suyun dışında çömelmiş pozisyonda, kolların yandan yukarıya doğru savrulması ile birlikte fırlatma.

4. Havuz kenarında çıkış evrelerinin öğrenilmesi.

5. Havuz kenarında, depar taşına çekilerek, hamle hazırlık hareketlerinin öğrenilmesi.

6. Suyun altında sırtüstü kaymanın öğrenilmesi.

7. Suyun altında sırtüstü kayma ve dolfin bacak hareketlerinin öğrenilmesi.

8. Yanş deparının uygulanması.

  • Sırtüstü yüzmede hareket koordinasyonu

En çok kullanılan koordinasyon, krawl’daki gibi, 6 bacak vuruşuna bir çift kol hareketidir.

Antrenman kuralları

1-Isınma

Yavaş yapılan egzersizlerde kişilere ısınma gereksizmiş gibi görünür, oysa yapılan bilimsel araştırmalarda görülmüştür ki ısınma yapan bir kişinin antreman içersinde veya yarışma içersinde performansı çok daha iyi olmuştur.

Yüzmede yapacağımız egzersizlerde su dışında 10-15 dk genel açma germe mahiyetindeki jimnastikle başlar, sonra suda ısınma yüzme mesafesi verilerek tamamlanır. Bu mesafe kişinin durumuna göre değişiklik göstermektedir.

2-Esas devre

Yüzme programlarında temel kural, yavaş ve gittikçe gelişen bir çalışma şeklinde olmalıdır. Eğer yoğun ve hızlı çalışmaya girersek; göğüste bir sıkışma yada ağrı, soluk almakta aşırı yoğunluk,gözlerde kararma midede bulanma görülebilir. Bu gibi durumlarda çalışmayı hemen kesmek gerekmektedir. Burdan anlaşılırki antreman ağır gemiş olup vucudumuzu zorlamış olmaktayız.

3-Soğuma devresi

5-10 dk lık bir soğuma programı kalbin dinlenme için yükünü azaltır. Kanın kalbe geri dönmesine adalelerin harekete yardımcı olur. Birdenbire durulduğu zaman dalelerde ani durur yani kan dolaşımı için adalenin kalbe yardımı kesilir. Adeledeki fazla kan birikimleri ise,kalbin dolayısıyla beynin yeterli oksijeni alamamasıyla sonuçlanacaktır.kalpte kanın azalması istenmeyen durumlar yaratabilir.

Vucut iyice soğumadan sıcak duş yapılmamalıdır ve saunaya gidilmemelidir. Adalelerin ani durdurulması ve daha sıcak bir ortama girilmiş olması kılcal damarların genişlemesine kanın vucudun çeşitli bölgelerinde toplanarak kalpten uzak kalmasına neden oluyor. Oysa soğuma egzersizleri kan dolaşımının normale dönmesini ,vucudun soğumasını, hiçbir sakıncalı duruma olanak vermeden sağlar.

Yıkanma ise hemen soğuma dönemini izlemelidir. Egzersizle soğumadan sonra ılık suyla yıkanmalıdır. Sıcak suyla yıkanmada terleme devam eder, hatta artabilir. Soğuk suyla yıkanmada adalenin normal soğumasını gereksiz yere hızlandırır. Suyun altında uzun süre kalmaya gerek yoktur, hafif bir sabunlanma yada silinme, terin vucuttan

alınması için yeterlidir.

Ayrıca yıkanma biter bitmez yeniden terlemeye neden olabilecek kalın şeyler giyilmemeli vücut ve saçlar iyice kurutulmalıdır.

• Beslenme durumu

Yemeğin üzerinden en az iki saat geçmeden çalışma yapılmamalıdır. Yemekten sonra yaklaşık bir buçuk saat kan beyin ve kalpten uzaklaşır. Herhangi bir kalp sorunu olanlar için yemek üstüne çalışma yapılması tehlikeli olabilmektedir. Bu tehlikeli durumlar kalp sorunu olmayanlarda da gözükebilmektedir.Yalnız şunu unutmamak lazım “yemek” dediğimiz bir lokma birşey demek değildir. Az ve sulu besinler içecekler, karbonhidratlar) yenildiğinde iki saat beklemeye gerek yoktur.

Aç karnına çalışmanın hiç bir zararı olmaz.Sabah çalışmalarında başlangıçtan 10-15 dk önce meyve suları içilebilir.

Çalışmalar esnasında vucudun su gereksinimini karşılamak çok önemlidir. Ter yoluyla ve diğer yollarla yitirilen su, karşılanmazsa baş ağrısı bitkinlik , genel bir isteksizlik gibi sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu bakımdan susadıkça yeterince su veya egzersiz esnasında bir yudum şeklinde içilebilir.

Egzersiz anında çok fazla su içilmesi midede gereksiz şişlik ve performansı bozucu rahatsızlık yapabilir.

Egzersizden hemen sonra çok aşırı soğuk şeyler içilmemelidir. Terle kaybedilen tuz, yeterli beslenme ile yerine konulabilir. Aşırı sıcakta ve çok su kayıplarında tuzlu şeylerin yenilip içilmesi yeterli değilse tuz tabletleri ile takviye yapılmalıdır.

YÜZMENİN KAS-İSKELET SİSTEMLERİ ÜZERİNE ETKİLERİ  ::  

  • Kas gerilebilme ve kasılabilme yeteneğine sahip liflerden oluşur.

Kas dokusu üç’e ayrılır.

1- İskelet Kasları (İstemli Kaslar)

Vücudu harekete geçiren kaslara iskelet kasları denir. Antrenman yolu ile oluşan değişiklikler en belirgin şekilde iskelet kaslarında görülür. İskelet kasları hareket için güç sağlarlar ve vücut kaslarının 7/8’ini oluştururlar. Genel olarak bir kasın % 75-80’i sudan, % 18-20’si proteinden, geri kalan bölümü ise karbonhidrat, lipit (yağ), mineral ve non-proteik azottan oluşmuştur. Kasta % 0.5-1.5 oranında glikojen şeklinde bulunan karbonhidrat, bilindiği gibi, organizmanın en önemli enerji kaynaklarından biridir.

İskelet kasları, beyaz ve kırmızı kaslar olarak iki gruba ayrıLırlar. Beyaz kaslar (Fast-Twitch muscle fibers ya da kısaca FT), kırmızı kaslara (Slow-Twitch muscle fibers ya da kısaca ST) oranla daha çabuk kasılırlar ve uzun süre iş yapmayı gerektirmeyen görevlerde yer alırlar. ST-liflerinin çevrelerinde kılcal damar çoktur. Aerob metabolizmayı kullanırlar.

2- Düz Kaslar (İstemsiz Kaslar)

İç organlarının yapısında yer alırlar ve uzun süreli düzenli faaliyette bulunurlar. İsteğimiz dışında çalışırlar.

3- Kalp Kasları (İstemsiz Kaslar)

Kalpte bulunan ve uzun süreli düzenli faaliyette bulunan kas tipidir. İsteğimiz dışında çalışırlar.

  • Kasların Yapısı ve Bazı Özellikleri

1. Kasın başlangıç noktası olan “origo” sabittir. Bir kas, kasın sonlandığı nokta olan “instersiyo”yu kendine doğru çekerek hareket eder.

2. Kasın gövdesi, kas liflerinin demetler halinde “sarkolemma” adı verilen zarlar tarafından sarılması ile oluşur.

3. Tendon, kasın kemiğe yapıştığı bölümdür.

4. Kaslar, antagonistleri (zıt etki yapanları) ile birlikte çalışır. Yani, kasın birisi gevşerken, zıttı kasılır. Kas kasılırken sadece çekebilir, hiçbir zaman itemez.

5. Kasın kasılması yapılan işe eşittir. Bu iş için gerekli enerji, karmaşık tepkimeler sonucu elde edilir.

6. Kas hücrelerin yakıtı glikojendir (glikozun kaslardaki depo şekli). Glikojenin yanması için oksijene gereksinim vardır. Aerobik yolla yapılan çalışmalarda 1 mol glikozdan 38 mol ATP’lik enerji elde edilirken, anaerobik yolla yapılan çalışmalarda 1mol glikozdan 2 mol ATP’lik enerji elde edilir.

7. Bu enerji: ATP’nin ADP’ye dönüşmesi ile elde edilir.

8. Anaerobik olarak glikozun laktik asite dönüşümünde kas önemli rol oynar.

9. Kasın tonusu; kasın bazı liflerinin, ani hareketlere cevap verebilmesi amacıyla sürekli olarak hafif kasılı durumda olmasıdır. Tüm iskelet sistemi kaslarının belirli bir tonusu vardır.

  • Slow Twitch ve Fast Twitch Liflerinin Özellikleri

Çabuk kasılan (Fast Twitch, FT) kas lifleri adını saniyede 30-50 kez kasılabilme özelliğinden alır. Yavaş kasılan (Slow Twitch, ST) kas lifleri ise saniyede 10-15 kasılır ve adını bu özelliğinden alır.

Çabuk ve yavaş kasılan kas lifleri arasındaki en önemli fark bu kasların dayanıklılık ve güç üzerindeki etkilerinden ileri gelir.

Yavaş kasılan kas lifleri aerobik metabolizma için daha fazla kapasiteye sahip olduğundan daha fazla “dayanıklılık” özelliğine sahiptir. Çabuk kasılan kas lifleri ise enerjiyi, anaerobik yoldan kazanma yeteneğine sahiptir. Ancak, aerobik metabolize özelliği açısından sınırlı kapasiteye sahip olması bu kasların daha çabuk yorulmasına neden olur.

Yavaş kasılan kas liflerinin daha fazla aerobik kapasiteye sahip olması aşağıdaki faktörlerden ileri gelir:

1. Yavaş kasılan (ST) kas lifleri daha çok mitakondri ve mitakondri içine yerleşmiş aerobik enzimlerin aktivitesine sahiptir.

2. Yavaş kasılan kas liflerinin miyoglobin içeriği hızlı kasılan kas liflerinden 2.5 kat daha fazladır.

3. Her ST lifi etrafında daha çok kapiller (kılcal damar) vardır. Böylece, oksijen liflere geçiş oranı ve artık ürünlerin de liflerden uzaklaştırılma oranı artar.

4. ST lifleri daha fazla yağ içerdiğinden, yağ metabolizmasında görevli enzimleri da daha fazla içerirler. Böylece, glikolizis (glikojenin yıkılması yani parçalanması) yanında, yağ metabolizması da önem kazandığından kas glikojeni korunmuş olur.

Çabuk kasılan kas lifleri (ST) ise aşağıdaki nedenlerden dolayı daha fazla anaerobik kapasiteye sahiptir:

1. İki tip kasta da ATP ve glikojen içeriği (oranı) birbirine yakın olmakla birlikte, çabuk kasılan kas lifleri daha fazla kreatin fosfat (CP) içerirler ve ATPCP reaksiyonundan “enerjinin açığa çıkmasından gerekli olan enzimlerin aktivitesi” daha fazladır. Bu durum, çabuk kasılan FT liflerinin hangi nedenle çalışmanın (antrenmanın) ilk 10-20 saniyesinde daha çabuk kasıldığını açıklamaktadır.

2. Anaerobik glikolizis için gerekli olan enzimler, yavaş kasılan (ST) kas liflerine oranla daha aktiftir. Bu du rum, FT liflerinin maximum hızda daha uzun periyotlar için kasılmalarını sağlar.

3. FT lifleri, ST liflerine göre % 12 oranında daha fazla protein ve daha büyük oranlarda sarcoplasmik ka yum (Ca++) içerirler. Fazla Ca++, daha uzun bir zaman diliminde daha fazla kasılmayı sağlar.

Kasların çoğu, hem hızlı hem de yavaş kasılan liflerden oluşur. ST ve FT liflerinin yüzdesi kasın yaptığı işe göre değişim gösterir. Örneğin, ayakta durmayı sağlayan kaslar (postural kaslar) daha çok ST lifi içerirler ve daha kırmızı lar. Hexor kaslar, daha fazla FT lifi içerirler ve pembe renklidirler.

Bir kişinin çeşitli bölgelerdeki hızlı ve yavaş kasılan kas lifi oranlan değiştiği gibi, bu oranlar kişiden kişiye değişiklik gösterir. Bu değişiklikler bazen çok fazla olabilmektedir. Örneğin, bir kişideki bazı kaslar % 80 ST lifi içerirken bir diğerinde aynı kas grubu % 80 FT lifi içerebilmektedir. Uzmanlar, fazla miktarda FT lifine sahip kısa mesafe koşucalarının daha avantajlı olduğunu belirtmektedir. Diğer taraftan, dayanıklılık gerektiren uzun mesafe yarışmalarında bu sporlar dezavantajlı duruma düşmektedirler. Dolayısıyla, genel olarak, ST lifi oranı fazla olan atletler uzun mesafelerde avantajlı, kısa mesafelerde (sprint) dezavantajlı olacaklardır. Lif oranlarının birbirine yakın ya da eşit olduğu kişiler (ki çoğunluk bu özelliği taşır) orta mesafelerde başarı gösterirler. Yapılan araştırmalar, bazı spor dallarında da bu teorileri doğrulamaktadır.

:: YÜZMENİN KALP-DOLAŞIM SİSTEMLERİ ÜZERİNE ETKİLERİ  ::  

  • Kalp-dolaşım sistemi üzerine etkileri

Antrenmanlar ile kalbin dakika volümünü arttırmak mümkündür. Bu artışın gerceleşmesi maximal ve submaximal yapılan yüklenmelerle mümkündür. Yapılan araştırmalar kalbin dakika volümünü arttıran en iyi yolun submaximal (%70 ve altı) yüklenmeler olduğunu ortaya koymuştur. Kalbin dakika volümünün artması, dokuların oksijen ihtiyacının karşılanması bakımından çok önemlidir. Bu sebeple orta ve uzun mesafe yüzücülerin bu özelliğini geliştirmeleri önemlidir.

Bilindiği gibi, kalbin dakika volümünün artması, öncelikle atım volümünün (her atımda pompalanan kan miktarı) ve de kalp atım sayısının artırılması ile olanaklıdır. Su içindeki yatay pozisyon, kalbin atım volümünün ayakta duruşa oranla daha iyi olmasını sağlar. Çünkü, bu pozisyonda, kalbin kan ile doluşu daha iyi olur. Su içinde, suyun kaldırma kuvveti yerçekimine karşı koyar. Bu konumda kalp, kanı yer çekimine karşı atmak zorunluğunda kalmaz. Ayrıca, suyun kaldırma kuvvetinin yer çekimini karşılanması ve suyun alt ekstremitelere uyguladığı hidrostatik basınç, havada dik durumda iken karşılaşılan “Kanın alt ekstremitelerde toplanma eğilimini” elemine eder. Diğer taraftan, su içinde kalp, ısı düzenlemesine yardım amacıyla deriye fazla kan göndermek zorunda kalmaz. Bu kan çalışan kaslara aktarılır.

Özetlersek, yüzücülerdeki dolaşım diğer spor dallarındaki sporculara oranla farklılıklar gösterir. Bu durum, su içindeki vücudun yatay pozisyonda olmasına bağlıdır. Bu pozisyonda kalp kan ile tamamen dolar ve sonuçta kalbin tek bir kasılışında daha fazla kan vücuda pompalanır.

  • Düzenli antrenmanların kalp üzerine yaptığı olumlu etkiler şunlardır.

1. Antrenman ile kalp odacıklarının hacmi büyür. Kalp odacıklarının büyümesi ile kalbin içine aldığı kan miktarı artarken, dakika volümü artar. İyi antrene edilmiş sporcularda kalbin yük altında bir dakika içinde pompalandığı kan miktarı 35-40 litreye kadar çıkabilmektedir.

2. antrenman sonucunda, kalp kaslarında “hipertrofi” denilen gelişme, kalınlaşma, kuvvetlenme meydana gelir. Bu gelişmelerle kalbin pompalandığı kan daha güçlü bir şekilde organizmaya dağılır.

3. Düzenli antrenmanlar sonucunda kalbin ağırlığı, “büro kalbi” denilen 250-300 gramdan, sporcu kalbi denilen 450-500 grama kadar artar. Bu büyümeye paralel olarak, kalbin bir defada dışarıya pompalandığı kan miktarı “büro kalbi” ne sahip bir kişinin pompalandığı kan miktarının yaklaşık iki katı kadardır.

4. Kalp, antrenman ile daha ekonomik çalışma yeteneği kazanır. Normal bir kişinin kalbi dinlenme sırasında ortalama 60-70 kez atarken, bu atış sayısı antrenmanlı kişilerde 50’nin altındadır.

5. Kalp kaslarındaki kılcal damarların çaplan antrenmanla genişler. Bunun sonucunda, kalp kaslarına gelen oksijen miktarı artar. Daha fazla kan ve daha fazla oksijen ortamında çalışan kalp, yükleme sırasında zorlanmadan çalışır.

6. Kalp, her atışta içinde bulunan tüm kanı dışarıya atmaz. Atılmayan ve kalpte kalan bu miktara “hazır depo” denir. Ani yüklemelerde, kalpteki hazır depo miktarı ile organizmaya daha fazla kan pompalanır. Bu ise, ani yük altında bile organizmanın gerekli enerji ve oksijene sahip olmasını, dolayısıyla da güç veriminin artmasını sağlar.

7. Antrenmanlı sporcularda, kalp atım sayısı yükleme sonrası hızla normale döner. Yorgunluk belirtileri daha çabuk ortadan kalkar.

:: YÜZMENİN SOLUNUM SİSTEMLERİ ÜZERİNE ETKİLERİ  ::  

  • Solunum sistemi üzerine etkileri

Temel görevi, kana oksijen vermek ve kandaki karbondioksiti almak olan solunum sistemi, ağızdan ve burun dan başlayarak akciğerde sonlanır. Ağızdan ve burundan alınan hava “trakea” adı verilen ve havanın iletilmesini sağlayan boru yoluyla akciğerlere gelir. Akciğerlere gelen ve akciğerlerin yapısında bulunan “alvoel”lere (hava kesecikleri) yerleşe havada % 14-15 oksijen ve % 4.9-6.9 oranında karbondioksit vardır. Çevresi kılcal damarlarla sıkı bir şekilde çevrilmiş ola alveollerle kılcal damarlar arasında gaz alış verişi olur. Gaz değişimi diffüzyonla meydana gelir. Örneğin, vennler (toplara mar) içinde akciğerlere gelen karbondioksitten zengin kan, akciğer yapısındaki alveol keselerine geçerken burada bulunaı oksijen de kana geçer.

Eritrosit içinde dokulara gelen oksijen il bağlanmış hemoglobin molekülü, oksijenini aktif dokulara verir. Bu alışveriş ise aşağıdaki şekilde belirtilmiştir. Antrenmanlar sırasında organizmanın oksijen gereksinimi ortar. Bu artışa paralel olarak, bu gereksinimi karşılayacak dolaşım ve solunum sistemlerinin de bu duruma fizyolojik bir uyum göstermesi gerekir. Dokuların oksijene olan gereksinimi arttıkça, solunum sisteminin organizmaya soktuğu oksijen miktarı ve bu oksijeni dokulara taşıyacak olan dolaşım sisteminin faaliyeti artar.

Dinlenme durumunda bir kişi dakikada 12-16 kez soluk alırken, atrenmanlar sırasında solunum frekansı 40-50’y kadar çıkabilir.

Kişinin bir dakikada aldığı hava miktarı ise o kişinin dakika başına solunum volümünü (hacmini meydana getirir.

Dakika Başına Solunum Volümü= (Bir Solukta Alınan Hava Miktarı) x (Bir Dakikadaki Solunum Sayısı)

Dinlenme durumundaki bir kişinin dakika başına solunum volümü 5-8 litre/dk. civarındadır. Bu miktar, yük altında 120 It./dk.’ya, bazı durumlarda da 140 It./dk.’ya kadar yükselebilir.

Fiziksel çalışmalarda bir taraftan solunum volümü, diğer taraftan da solunum frekansının artırılmas ile solu-num-dakika volümü artırılmış olur.

Oksijen Tüketimi (Kullanımı)

Vital kapasite, mümkün olduğu kadar çok havayı akciğerlere alabilme yeteneğidir. Oksijen tüketimi (kullanımı) ise, kasların ve diğer dokuların oksijen gereksinim miktarını göstermek için kullanılan bir terimdir. Bu tüketim, bir dakikada vücuttan dışarı atılan oksijen miktarının, aynı sırada vücuda giren oksijen miktarından çıkarılması ile labaratuvar ortamında ölçülür. Bu iki ölçüm arasındaki farklılık kaslar tarafından kullanılan oksijen miktarını verir.

Oksijen kullanım kapasitesi sınırlıdır. Bu sınırlı kapasiteye; maksimum oksijen kullanım kapasitesi denir ve kısaca VO2 max olarak gösterilir. Bilindiği gibi, oksijen kullanım kapasitesinin yüksek olması dayanıklılık gerektiren yüzme mesafeleri için çok gereklidir. Oksijen kapasitesi fazla olan yüzücüler, genellikle, dayanıklılı gerektiren yarışmalar daha iyi performans gösterirler. Bu konu, anaerobik eşit noktası kavramı işlenirken daha ayrıntılı olarak ele alınacaktır

VO2 max miktarı; yetişkin bayanlar için 2 It./dk., yetişkin erkekler için 3 It./dk. civarındadır. Yetenekli bayan sporcularda bu miktar 4 It./dk.’dan fazladır. Yetenekli erkek sporcularda ise maksimum oksijen tüketimi 5 It./dk,’dan fazladır.

VO2 max ve VO2 ‘nin ml./kg./dk. cinsiden ifade edilmesi vücut ağırlığından meydana gelecek yanlılığı ortadan kaldırır. Örneğin, daha fazla kas yapısına sahip olduğu için dakikada 4 it oksijen tüketen iri yapılı bir sporcunun, kaslarının her kilogramına göndereceği oksijen miktarı; aynı oksijen tüketim kapasitesine sahip ve daha küçük vücut yapısına sahip bir sporcunun kaslarının her kg’ma göndereceği oksijen miktarına oranla daha azdır. Bu nedenle, VO2 max’m vücut iriliğine (ağırlığına) orantılı olarak ifade edilmesi, sporcunun dayanıklılık kapasitesinin daha doğru ölçülmesini sağlar. Örneğin, oksijen tüketim kapasitesi 4.2 litre/dk. (ya da 4200 ml./dk.) olan bir kişinin ağırlığı 70 kg. ise, bu miktarın kg.’a bağlı ölçeği 4200/70=60 ml.Ag./dk. olur.

Bu göreceli VO2 max değeri kadın ve erkeklerde sırasıyla ortalama olarak 35-45 ml.Ag./dk. civarındadır. Elit yüzücüler arasında yapılan çeşitli araştırmalarda bu değer 48-72 ml./kg./dk. arasında bulunmuştur. Bu ortalama VO-max de değerleri dayanıklılığı yerinde sporcularda 60-80 ml./kg./dk. civarındadır.

VO2 antrenmanlarla geliştirilebilir. Ancak, kalıtım bu gelişmeyi sınırlayan bir etkendir. Bu ise, dayanıklılık gerektiren mesafe yüzmelerinde kalıtımın performansa etki etmesi demektir. Bir antrenman döneminde mutlak VO_ max’m (It./dk.), % 10-20 civarında arttığı görülmektedir. Göre

Yorum Yaz

Yorum Yazabilmek İçin Lütfen Giriş Yapın.