Diyabet Nedir? Nasıl Meydana Gelir?
12 Temmuz 2007
Diyabet nedir? Nasıl meydana gelir?
Diyabet, baÅŸta karbonhidratlar olmak üzere protein ve yaÄŸ metabolizmasını ilgilendiren bir metabolizma hastalığıdır ve kendisini kan ÅŸekerinin sürekli yüksek olması ile gösterir. Diyabet hastalarındaki temel metabolik bozukluk, kan yoluyla taşınan glükozun(ÅŸekerin) hücrelerin içine girememesidir. Normal koÅŸullarda besinlerden elde edilen veya karaciÄŸerdeki depolardan kana salınan glükoz pankraeas tarafından salgılanan İNSÜLİN hormonunun yardımıyla hücre içine girer ve orada yakılarak enrjiye dönüşür. Hücrelerin üzerinde deÄŸiÅŸik maddelerin girmesine izin verilen “kapılar” vardır. Bu kapılar normalde kilitlidirler ve uygun “anahtar” varlığında açılırlar. Diyabet, hücrelerin üzerindeki glükoz “kapısının” açılamaması durumudur. Bu örnekten ilerlersek diyabet, anahtar iÅŸlevi gören İNSÜLİN hormonu yetersizliÄŸine ve/veya insülinin etkilediÄŸi reseptörlerin( hücre kapısındaki kilidin) bozukluÄŸuna baÄŸlı geliÅŸmektedir.
Kaç tip diyabet vardır? Diyabet sıklığı ne kadardır?
Nedenlerine göre bir çok diyabet tipi olmakla birlikte Diyabet vakalarının çok büyük bir kısmını Tip 1 ve Tip 2 Diyabet vakalrı oluÅŸturmaktadır. Tip 1 Diyabet daha çok çocuklarda ve genç eriÅŸkinlerde görülür. Tip 1 Diyabet, pankreasta bulunan ve insülin ürten beta hücrelerinin otoimmün bir süreç sonunda zedelenmesi ile maydana gelmektedir. Hastalar, mutlak veya görece bir insülin yetersizliÄŸi olduÄŸundan ömür boyu insülin hormonunu dışardan(enjeksiyon yoluyla) almak zorundandırlar. Bu nedenle Tip 1 Diyabet İnsüline Bağımlı Diyabet ( Insulin Dependent Diabetes Mellitus=IDDM) olarak da isimlendirilmektedir. Genel olarak toplumdaki diyabet vakalarının %10′unu Tip 1 Diyabet vakları oluÅŸtumaktadır. Çocukluk çağında Tip 1 Diyabet sıklığı ülkeler(bölgeler) arasında farklılık göstermekte ve her yıl 15 yaÅŸ altındaki 100.000 çocuktan 1-42’sinde diyabet geliÅŸmektedir. Tip 1 Diyabet sıklığı genel olarak kuzey ülkelerinde daha sık görülmektedir.
Tip 2 Diyabet, sıklıkla erişkinlerde ve obes(şişman) kişilerde görülmektedir. Tip 2 Diyabetli hastalarda insülin salgılanmasındaki yetersizlikten çok dokulardaki insülin reseptörlerindeki rezistans(direnç) sonucunda glikoz metabolizması bozulmaktadır. Tip 2 diyabetin kuvvetli bir genetik yatkınlık zemininde geliştiği bilinmekle birlikte, genetik mekanizma tam olarak aydınlatılamamıştır. Tip 2 Diyabetliler hastalıklarının başlangıcında ve sıklıkla çok uzun bir süre insülin ihtiyacı olmaksızın yaşamlarını sürdürebilmektedirler. Bu nedenle Tip 2 Diyabet İnsüline Bağımlı Olmayan Diyabet( Non-Insulin-Dependent Diabets Mellitus= NIDDM) olarak da isimlendirilmektedir. Genel olarak erişkin nüfusta %4-8 oranında Tip 2 Diyabet görülmektedir.
Diyabetin Bulguları Nelerdir?
Diyabete bağlı klinik bulgular vücuttaki karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasının bozulmasına bağlıdır. İnsülin eksikliği ve/veya insülin direnci nedeniyle hücrelere giremeyen glikoz belli bir swerum düzeyini(180mg/dl) aştığında idrarla atılmaya başlar. Böbreklerden atılan glikoz beraberinde sıvı atılımını da arttırır ve sonuçta ÇOK VE SIK İDRAR YAPMA(POLİÜRİ) olur. Vücut, Poliüri ile olan sıvı kaybını karşılamak için ÇOK SU İÇİLİR ve bu da POLİDİPSİ olarak isimlendirilir. Organizma, enerji kaynağı olarak glikozu kullanamayınca bir taraftan İŞTAH ARTMASI diğer taraftan yedek enerji depoları olan yağlar ve proteinler yıkılmaya başlar ve bunun sonucunda iştah artmasına rağmen KİLO KAYBI olur. Bu klasik bulguların dışında diyabet hastalarında ÇABUK YORULMA, GÖRME BULANIKLIĞI, SIK DERİ İNFEKSİYONU, KADINLARDA VAGİNAL MANTAR ENFEKSİYONU gibi bulgular da görülür.
Diyabet tanısı nasıl konur?
Diyabet tanısı, çeşitli uluslararası kuruluşların(WHO, Amerikan Ulusal Diyabet Veri Gurubu=NDGG) koyduğu aşağıdaki ölçütlere göre konmaktadır.
a) Klasik diyabet bulguları olan bir kişide herhangi bir zamanda ölçülen plazma glükoz düzeyinin ³ 200 mg/dl olması,
b) En az 8 saatlik aç (kalori almayan) bir kişide plazma şekerinin ³ 140 mg/dl olması. Yakın zamanda Amerikan Diyabet Birliği Açlık Kan Şekeri sınırını ³ 126 mg/dl olarak belirlemiştir.
c) Şeker yükleme testinde (OGTT) 2. Saatteki plazma glikoz düzeyinin ³ 200 mg/dl olması.
“Gizli Åžeker” nedir?
Halk arasında “Gizli ÅŸeker” olarak isimlendirilen durum, normal glikoz dengesi ile diabet arasındaki metabolik durumu ifade etmektedir. Normalde açlık plazma ÅŸekerinin < 110 mg/dl olması gerekmektedir. İşte açlık plazma ÅŸekerinin >110 mg/dl, fakat < 140 mg/dl ( yeni kriterlere göre < 126 mg/dl) olması "Bozuk Glikoz Toleransı" olarak tanımlanmaktadır. Benzer ÅŸekilde Åžeker "Bozuk Glikoz Toleransı" olarak tanımlanmaktadır. Benzer ÅŸekilde "Åžeker Yükleme Testi" yapılan kiÅŸilerde 2. Saatteki plazma glikoz düzeyinin ³ 140 mg/dl, fakat < 200 mg/dl olması da "Bozuk Glikoz Toleransı" olarak isimlendirilmektedir. Bu durumdaki kiÅŸilerin gğün boyu kan ÅŸekerleri normaldir ve diyabetin klasik bulguları görülmez. Bununla birlikte bu kiÅŸiler Tip 2 Diyabet için en riskli gurupta olduklarında yaÅŸam biçimlerini yeniden düzenlemeleri gereklidir.
Çocukluk Döneminde Hangi Tip Diyabet sık görülür ve özellikleri nelerdir?
Diyabet çocukluk çağında görülen kronik hastalıkların başında gelmektedir. Bu çaÄŸdaki diyabet vaklarının %98′inden fazlasını İnsüline Bağımlı Diyabet(IDDM) vakaları oluÅŸturduÄŸundan bu bölümde çocukluk çağında IDDM’in genel özellikleri ve ketoasizdoz dışı tedavisi üzerinde durulacaktır.
BilindiÄŸi gibi IDDM, otoimmün veya Tip 1 diyabet terimleri ile eÅŸ anlamlı kullanılmakta ve pankreas beta hücrelerinin T hücre yolu üzerinden harap olduÄŸu kronik otoimmün bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. IDDM’e yol açan immünopatolojik süreç genetik yatkınlık zemininde çevresel(kimyasal ve/veya viral) bir faktörün tetik çekici rolüyle baÅŸlamaktadır. Genellikle pankreas beta hücrelerinin % 80′i harap olduÄŸunda klinik diyabet bulguları ortaya çıkmaktadır. IDDM prediyabet , klinik diyabet, remisyon veya balayı ve kronik(total) diyabet olmak üzere 4 döneme ayrılarak incelenmektedir. IDDM’e neden olan immünolojik saldırının klinik diyabet bulgularından aylar-yıllar önce baÅŸladığı bilinmekte ve son yıllarda hastalığın prediyabet döneminde saptanıp tedavi edilmesi üzerine yoÄŸunlaÅŸmaktadır.
Çocukluk Döneminde Diyabet Ne Sıklıkla Görülmektedir?
IDDM sıklığı bakımından ülkeler(bölgeler) arasında belirgin farklılıklar vardır. 15 yaÅŸ altı çocuklarda IDDM sıklığı Japonya’da 2/100.000, Finlandiya’da 43/100.000′dir. IDDM insidansı10-12 yaÅŸ (Büyük pik) ve 2-3 yaÅŸ(Küçük pik) arasında artmaktadır.İskandinav ülkelerindeki veriler özellikle 5 yaÅŸ altında IDDM sıklığında artma olduÄŸunu göstermektedir.IDDM soÄŸuk bölgelerde ve kış aylarında daha sık görülür.IDDM için ailesel bir eÄŸilim söz konusu olmakla birlikte bilinen bir genetik geçiÅŸ yoktur. Tek yumurta ikizlerinden birisinde IDDM varsa diÄŸerinde olma riski %35, IDDM’li anne veya babanın çocuÄŸunda görülme riski %6, genel popülasyondaki risk % 0.5dir.
Çocukluk Döneminde Diyabetin Bulguları Nelerdir?
Diyabetli çocuklar genellikle diyabetin klinik semptomları olan çok idrar yapma(poliüri), çok su içme(polidipsi) ve kilo kaybı bulguları ile hekime başvururlar.Bu bulgular olduğunda genellikle tanı güçlüğü çekilmez. Bununla birlikte hastalığın akla gelmemesi veya atipik klinik bulguların görülmesi tanıda gecikmeye neden olabilir. Bazı çocuklar gürültülü bulgularla ve birkaç gün içinde gelişen diyabetik ketoasidoz tablosu ile başvurabilirler. Acil olmayan başvurudaki bulgular şunlardır:
Daha önce idrar kaçırmayan çocuklarda enüresiz(Gece işemesi) başlaması. Bu bulgu idrar yolu enfeksiyonu veya fazla su içmeye bağlanıp diyabet tanısı gözden kaçırılabilir.
Özellikle puberte öncesi kızlarda olmak üzere vaginal kandidiyazis
Kusma(gastroeneterite baÄŸlanabilir)
Kronik kilo kaybı veya büyümekte olan çocuğun yeterli kilo alamaması
Huzursuzluk ve okul performansında azalma
Tekrarlayan deri enfeksiyonları
Diyabet çocuklarda komaya yol açabilir mi?
Diyabetli çocukların %50’si Diyabetik ketoasidoz adı verilen ağır klinik bulgularla seyredebilir. Zamanında farkedilmeyen ve tedavi edilmeyen diyabetik ketoasidoz vakalarında ölüme yol açan koma tablosu görülebilir. Çocuklarda ağır diyabetik ketoasidoz aÅŸağıdaki bulgularla seyreder.
Ağır dehidratasyon
Şok(hızlı nabız atımı, tansiyon düşüklüğü, periferik dolaşım bozukluğu, periferik siyanoz)
İnatçı kusma
Dehidratayona rağmen devam eden çok idrar yapma
Sıvı kaybına, yağ ve kas dokusu yıkımına bağlı kilo kaybı
Ketoasidoza bağlı yanaklarda kızarma
Nefeste aseton kokusu
Diyabetik ketoasidoza bağlı derin ve hızlı solunum
Bilinç bozuklukları
Çocukluk çağında diyabet tedavisi nasıl yapılır?
Çocukluk çağında ketoasidoz dışı IDDM tedavisi başlıca 4 bileşenden oluşmaktadır: 1. Diyabet eğitimi, 2. İnsülin replasmanı, 3. Beslenme planlaması ve 4. Egzersiz. Bu bölümde diyabet eğitimine kısaca değinildikten sonra insülin replasman tedavisi üzerinde durulacaktır. Bu çağdaki IDDM tedavisinin amaçları şunlardır:
Ailenin katılımı ile çocuk/adolesan ve ailenin ihtiyaçlarını belirleyerek kişisel diyabet bakım planı hazırlanması
Optimal psikososyal destek
Optimal metabolik kontrol
Normal büyüme ve gelişmenin sağlanması
Bu amaçlara ulaÅŸabilmek için diyabetli çocukların büyüme ile deÄŸiÅŸen ihtiyaçlarına duyarlı bir tedavi ekibi tarafından izlenmesi gereklidir. Uluslararası Çocuk ve Adolesan Diyabeti BirliÄŸi’nin yönergesine göre diyabet tedavi ekibi aÅŸağıdaki kiÅŸilerden oluÅŸmalıdır:
Hastanın veya ailenin kendisi
Pediatrik endokrinolog veya çocuk/adolesan diyabeti konusunda eğitilmiş pediatrist
Diyabet eÄŸitimcisi
Diyetisyen
Psikolog/sosyal hizmet uzmanı
Diyabet eğitimi niçin önemlidir?
Diyabet eğitimi diyabet tedavisinin en önemli bileşenidir. Yakın zamandaki yayınlar diyabet eğitimine insülin tedavisine eşdeğer bir önem verilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.Bunun nedeni diyabet bakımını, dolayısıyla metabolik kontrolün iyileştirilmesini etkileyen en önemli faktörün hastaların kendi kendine bakım(self management) becerileri olduğunun gösterilmesidir. Çok küçük yaştaki çocuklar dışındaki her yaştaki çocukların kendi yaşlarına uygun ihtiyaçları ve problemleri dikkate alınarak eğitilmeleri gereklidir. Bazen yapıldığı gibi ailenin eğitilmesi yeterli görülmemeli, diyabet bakım bilincinin küçük yaşlardan itibaren geliştirilebileceği unutulmamalıdır. Diyabetli çocuk ve aileleri için uygulanacak bir eğitimde genel olarak aşağıdaki konuların işlenmesi önerilmektedir:
Diyabetin nedenleri
İnsülin saklanması
İnsülin enjeksiyon teknikleri
Kan şekeri ölçümü
İnsülin dozlarının ayarlanması
Psikososyal ve aile desteÄŸi
Hipoglisemi ve tedavisi
Hastalıklar sırasında diyabet tedavisinin düzenlenmesi
Yolculukta diyabet bakımı
Diyabet ve egzersiz
Beslenme ilkeleri
Doğum kontrolü
Alkol ve diyabet
Diyabetin komplikasyonları
Kategori: Tıp