‘teknik nedir’ Arama Sonuçları

Eğitim Teknolojisi Nedir?

Eğitim teknolojisi nedir?

Eğitim teknolojisi uzun bir süredir kullanılan bir kelime olmakla birlikte bir çok kişi tarafından tanımlanmış ama anlamı tam olarak açıklanamamış bir kelimedir. Eğitim teknolojisi bazılarına göre öğretmene öğretim esnasında yardımcı olan teknolojilerin kullanılması onları en verimli şekilde yapılandırılması ve öğretim esnasında bu teknolojileri verimli bir şekilde kullanması olarak tanımlamaktadır. Bazı tanımcılara göre de eğitim teknolojisi eğitimde ; bazı teknolojilerin (televizyon,radyo,film,slayt,tepegöz gibi modern araç ve makinelerin kullanılması olarak tanımlanmıştır .bu tanıma göre klasik eğitimin karşısına konulan yepyeni ve çok araçlı bir öğretim şekli olarak gösterilmektedir. Eğitim teknolojisinin başka bir tanımlaması da ‘’ öğretme amaçlarını ve başarı düzeylerini gerçekleştirecek biçimde , öğrenme kaynaklarının düzenlenmesi olarak tanımlamaktadır. Aslında eğitim teknolojinin tanımı tam anlamıyla kapalı olamamakla birlikte bu tanımların hepsini birden kapsamaktadır. Eğitim teknolojisi; davranış bilimlerinin iletişim ve öğrenmeyle ilgili verilere dayalı olarak, eğitimle ilgili ulaşılabilir kaynakları, en uygun şekilde akıllıca kullanıp, sonuçları değerlendirerek , bireyleri, eğitimin özel amaçlarına ulaştırma yolların inceleyen bilim dalıdır.

Öğretim teknolojisi nedir?

Öğretimsel problemlerin çözümü için davranış ve fizik bilimi kavramlarından, ve diğer bilimlerden derlenen strateji ve tekniklerin bütünsel ve sistematik bir uygulama çerçevesinde ele alınmasıdır. Öğretim teknolojileri daha dar tanımlı gruplara bölünebilir; örneğin mesaj tasarımı, mesaj dağıtımı, ve mesaj verimliliği değerlendirmesi konuları öğretim teknolojilerinin bir alt dalı olarak gruplandırılabilir. Verimli bir iletişim sağlayabilmek için kullanılacak teknoloji tabanının sınırlandırılması önemlidir. Öğretim teknolojileri, daha geniş bir uygulama alanının; yani eğitim teknolojisinin bir alt dalı olarak görülebilir. Açıklamak gerekirse eğitim teknolojisi, öğretim , öğrenme , gelişim ve yönetim teknolojilerinin birleşmesinden oluşmuştur. . Belirtilen anlamdaki teknoloji gruplarından birisinde uygun bulunan ve kullanılan strateji ve teknikler, başka teknolojiler içinde yararlı olabilir. Teknolojinin kullanılacağı alan ne olursa olsun, teknoloji seçimi için temel kriter teknolojinin ne için kullanılacağı ,amacının ne olduğu ve bunun o alan için nasıl bir değer taşıdığı olmalıdır. Bazı strateji ve teknikler diğerlerine göre çok daha üstündür, değerlendirme bu tür durumlar göz önüne alınarak yapılmalıdır.

Öğretim materyalleri nedir?

Öğretim materyalleri çok değişik tanımlar içerir bunların başında gelen tanım ise söyle yapılabilir. Eğitim kurumlarında veya öğretim yerlerinde (bilgisayar kursları,seminer odaları,laboratuarlar…) kullanılan gerek elektronik gerekse basit malzeme ve kaynaklara denir. Bunlar çeşitlerine ve işlevlerine göre ayrılabilirler görsel-işitsel veya duyu organlarına hitap etme şeklinde. Televizyon,radyo,slaytlar,asetatlar,abaküsler,afişler,bilgisayar programları,kitaplar,cdler,posterler,ı,filmler bunlar öğretim materyallerinin en belirginleridir. Öğretim materyalleri derslerde öğretmenlere kolaylık sağladığı gibi öğrencilerinde ders anlamalarında yardımcı olur.

12 Temmuz 2007

Sistem Nedir?

Sistem Nedir?

Yurttaşlar ve devlet arasındaki ilişkilerde sistemin bir rolü olduğu söylenir. Örneğin, milli eğitim sisteminin merkeziyetçi bir yapısı olduğunu söyleriz. Yetki ve karar tek merkezde toplanmıştır. Aslında Türkiye’nin yönetim sistemi de, genel olarak merkeziyetçidir. Adem-i merkeziyetçilik ya da yerelleşme bunun karşıtıdır. Sistem yaklaşımı, işlerin yerinde yapılmasını öngörür.

Yerelleşme örgütsel ya da siyasal boyutlarda olabilir. Yetki genişliği (deconcentration), merkezin taşrada kurmuş olduğu birimlere iş yükünü devretmesidir. Yetki devri (delegation) bundan farklıdır, örneğin il özel idareleri gibi. Yerinden yönetim (devolution) ise belediyelerde olduğu gibi, demokratikleşme ile örtüşen bir yerelleşme türüdür. Yerelleşmenin yaraları ve zararları olabilir. Yararları arasında, terel idarelerin işi sahiplenmesi, işin yöreye özgü niteliklerinin yakından tanınması, planlama kolaylıkları, mal ve hizmetlerin zamanında temini, esneklik, bireylerin etkin katılımı sayılabilir. Muhtemel zararları arasında ise, yerel nüfuz sahipleri, yöneticini gösterişe kaçması, denetleme tekniklerinin yetersiz kalması, uniform bir politika izlenmesi (standardizasyon) nin güçleşmesi, eşgüdümlemede sıkıntı yaşanması yer almaktadır. Yerelleşme yetki ile ilgili bir konudur, yetkiyi nasıl, ne kadar, hangi örgütlere devrediyorsanız, ona göre yerelleşme konusundaki konumunuz belli olur.

Sistemlerin yerelleşmeden başka ayırt edici özellikleri de vardır. Bunlardan bir tanesi de hesap verebilirlik (accountability)dir. Bu sistemlerde bulunması gereken bir özelliktir. Yerelleşme ile birlikte düşünülmesi gerekir. Sistemin içindeki her birimin hesap vereceği bir yer olmalıdır.

Entropi, sistemlerin bir başka ayırt edici özelliğidir. Örgütler de, insanlar gibi doğar, büyür, yaşlanır ve ölür. Örgütlerin yaşlılık belirtilerinin ortaya çıkması, işlerin eskiden olduğu gibi optimum düzeyde gerçekleşmemesi durumunda örgütün entropide olduğu söylenir. Böyle bir durum kaçınılmaz olabilir. Sıkça karşılaşmamak için, örgütün açık sistem özelliği göstermesi gerekir. Bu öncelikle sistemin çevresinden enerji almasını gerektirir. Yeni gelişmeleri izleyecek, araştırmalara yansıtacak elemanların alınması gerekebilir. Yeni, gelişmiş makine ve teçhizatın alımı gerekebilir. Dışarıdan kendini yenileştirecek elemanlar almazsa entropi olduğu söylenir. İşlevsizliği önlemek için negatif entropi sağlanmalıdır. Peki milli eğitim örgütünün açık bir sistem olduğu söylenebilir mi? Yeni buluşların müfredata yansımadığı, kendi içine kapalı bir örgüttür.

Sistem, birbiriyle ilişkileri o lan belirli öğelerin oluşturduğu bir bütündür. Sistem yaklaşımı, örgütün temelde beş öğeden oluştuğunu vurgular: girdi, süreç, çıktı, dönüt ve çevre. Dönüt (feedback) geriye besleme; ortaya çıkan ürünlerden, süreçle ilgili olarak, sürecin işleyişi ile ilgili olarak elde edilen bilgi ve yargılardır. Dönüt alındıktan sonra düzeltme yapılması gerekir.

Sistemlerin ortak noktaları şunlardır:

Alt sistemler olarak çeşitli öğeleri vardır.

Bu öğeler arasında sürekli, düzenli ve bilinçli ilişkiler vardır.

Gerek bütünün gerekse öğelerin (alt-sistemlerin) dış çevre ile ilişkisi vardır.

Bir sistemin iyi bir işleyişe sahip olabilmesi için bazı temel ilkelere sahip olması gerekir. Bu ilkeler:

İyi bir sistem, kendinden beklenen görevi en düşük maliyetle yerine getirmelidir.

Gereksiz iletişimden kaçınılmalıdır. Aksi halde bürokratik engel çoğalır, hata olasılığı yükselir ve kontrol işlemlerine daha fazla gereksinim duyulur.

Örgütlerde her bölümün kendi sorumluluklarını rasyonel ve düzenli olarak yerine getirmesi ve amaçlardan sapmaması gerekir.

Hiçbir fonksiyonun maliyeti sağladığı yarardan fazla olmamalıdır.

Birbirine bağlı ve yardımcı fonksiyonlar konum bakımından birbirine yakın olmalıdır.

Her bölüm, sorumluluğunu yerine getirebilmek için gerekli yetkiye sahip olmalıdır. Bir başka deyişle, yetki ve sorumluluk dengesi kurulmalıdır.

Bir sistem mümkün olduğu kadar esnek olmalıdır.

Yönetim basamakları olabildiğince kısa ve dar tutulmalıdır.

Yetki ve sorumluluklar, politika, ilke ve kurallar ilgili yöneticilere yazılı olarak verilmelidir.

İyi bir sistem açık, anlaşılır, basit olmalı ve amaç bütünlüğü taşımalıdır.

Örgütsel sistemin öğeleri:

Birey. İnsan örgütün kurucusu, yöneticisi ve aynı zamanda çalışanıdır. Modern sistem yaklaşımında birey, örgütün çekirdeği olarak değerlendirilir. Örgütlerde bireylerin ve kurumun beklentilerinin bir bütün olarak ele alınıp karşılanması gerektiği düşünülür. Kurum ve birey boyutlarını dengelemek gerekir. Kurumsal amaçlarla bireysel beklentileri bir bütün olarak ele alıp, bunların bir dengesine ulaşmak gerekir. Toplumsal denge dediğimiz zaman, dinamik bir dengeden bahsediyoruz. Sürekli değişmeye, yeniliğe açık olmalıdır. Sistemler kendi içlerinde tutarlı olacak, aynı zamanda diğer sistemlerde etkilenebilecek kadar açık olacak.

Biçimsel örgüt (formal örgüt).

Doğal örgüt. Kendiliğinden oluşan, gayriresmi ilişkilerin olduğu yapıdır.

Statü ve rol. Statü, örgütte sorumluluk taşıyan bir yeri (makamı, pozisyonu); rol ise, bir yeri işgal edenin göstermesi gereken davranışı ifade eder. Rol bir kişiden beklenilen davranış, statü ise bu rolün önemine verilen değerdir. Genellikle birey doğal yapısı gereği üst düzeyde statü elde etmek ve başkalarının rollerini oynamak ister. Yönetici açısından, bunları olanaklı kılmak gerekir. Bunun için onlara yetki ve sorumluluk vermek ve kendilerini gösterme fırsatını vermek gerekir. Sistemin içinde bir önemi, bir yeri, bir fonksiyonu olduğunu, bir işe yaradığını sürekli hissettirmek gerekir. Her bireyin bir çalışma onuru ve gururu vardır.

Fiziksel çevre: İnsan-makine ilişkileri sistemin en önemli öğesini oluşturur. Sadece üretimin teknolojik sonuçlarını düşünmek yeterli değildir. Bireyin psikolojisi de önemlidir.

Sistemin süreçleri: Bu süreçler bağlayıcıdır, yani biri olmazsa olmaz.

İletişim süreci. Bir sistemin iyi bir şekilde işleyebilmesi için vazgeçilmez süreçlerden birisi iletişimdir. Çünkü aksi halde, alt sistemler arasında ve kendi içinde anlaşma köprüsü kurulamaz, etkili karar alınamaz ve eşgüdüm sağlanamaz. Örgütte sözlü ve yazılı iletişim türleri bulunur. Bunların pek çok olumsuz ve olumlu yanları vardır. Sözlü iletişim kalıcı değildir, bu nedenle ispatı zordur, yanlış hatırlanabilir, ama hızlıdır, kolaydır. Yazılı iletişim, özel bir dil gerektirdiğinden zordur, uzun zaman alır, yanlış anlaşılmalar ve gecikmeler olabilir, ama kanıtlanması kolay, çünkü kalıcı, güvenlidir, emri aldım-almadım tartışması olmaz.

İletmek istediğiniz mesajın iletilmesinde vücut dilinin çok önemli oranda bir yeri olduğu belirtiliyor. Telefonla konuşurken bir çok mesajı tam olara alamazsınız. Sözlü iletişimde iletilmek istenen mesajın ancak %35-40′ı iletilebiliyor. Yazılı iletişimde bu oran çok daha sınırlı. Belirli kalıplar, biçimler içinde yazılıyor. Mesajın bir bölümünü bu formal kalıp taşır. Örneğin, “rica ederim” demek aslında bir emirdir.

Denge süreci. Sistem sürekli yenilik ve değişmeye açık olacaktır. Bu değişikliklere bütün alt-sistemler aynı şekilde karşılık veremeyebilir. Eğitim yoluyla, örgütte sürekli değişikliğe hazır bir atmosfer oluşturmak suretiyle ve değişiklikleri anlatmak yoluyla bu denge sağlanabilir.

Karar süreci. Yönetim süreçlerinden biridir. Yönetimin her aşamasında karar alınır.

Sistem kuramının özellikleri:

Ürüne verilen değer. Eğer bir örgüt değerli bir ürün ortaya koyamıyorsa, durumu gözden geçirmek gerekir, aksi halde örgütün ortadan kalkması söz konusu olabilir. Değer, maddi veya manevi açıdan belirlenebilir. İşlevsellik açısından düşünülebilir. “İnsanların değer vermesi.”

Örgütün fiziksel ve sosyal çevresi ile bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir.

Amaçlar. Örgütün üyelerinin amaçlarını gerçekleştirmesi gerekir. Bu amaçlar aza indirgenmekle birlikte, tek bir amaca, örneğin karlılık amacına indirgenmez.

Her zaman kesin yargılardan kaçınmak gerekir. Belli bir sonucun alınması, belli koşullara bağlıdır.

Bu yaklaşım disiplinler arası bir yaklaşım içerir: ekoloji, ekonomi, yönetim, psikoloji vb. bir arada birlikte çalışmalıdır.

Bu kuram betimseldir. Örgütlerin yapı ve işleyişini açıklamayı hedefler. Kural koyucu, normatif değildir. Yönetime bir bakış açısı getirir. Durumu ortaya çıkarmaya, örgütsel olayı anlamaya yöneliktir.

Örgütün çevresine uyum sağlaması gerekir. Çevreyle örgüt birbirine bağlıdır. Çevreyle örgüt açık sistemlerdir.

Eski kuramlar süreci veya yöntemi ön plana çıkarırken, bu yaklaşım hedefleri ön plana çıkarır.

Bu yaklaşımın söylediklerini ortaya çıkarmasında ilgilendiği farklı kurumlar var. Örneğin silahlı kuvvetler, hapishaneler, okullar, kamu kurumları vb. Diğer yaklaşımlar daha çok işletmeler üzerinde durmuş ve kuramlarını bu tür örgütler açısından oluşturmuşlardır. Örneğin, silahlı kuvvetlerde kurum boyutu ön plana çıkarken, hastanelerde insan ilişkileri, birey, uzmanlaşma boyutları ön plandadır. Sistem kuramı bütün bu faklı kurumlardan yararlanmıştır.

12 Temmuz 2007

Öğretmenlik; Bir Dersle İlgili Amaç, İlke Ve Teknikleri Veren Bir Derstir.

Öğretmenlik; bir dersle ilgili amaç, ilke ve teknikleri veren bir derstir.

Dersin amacı ve ilkelerini gösteren hangi araç ve gereçlerden faydalanacağını bildiren bir derstir.

Türk Milli Eğitimi’nin Amacı (Özel Amaçlar)

İlköğretim milli bir eğitim bir kurumudur.

Okulda her ders milli milli hedeflere ulaştırılacak bir araç olarak bakılmalıdır.

İlköğretimde her derste milli hayatın arasında ilgi sağlanmasına ve milli hayata bağlanmasına geniş ölçüde yer verilmelidir.

Okul kültürel gelişme ve eğitim merkezidir.

Çeşitli eğitsel kollar, el işleri, toplantılar, kurslar, el sanatları, çocuk sağlığı, anne sağlığı gibi bazı eğitim faaliyetlerinde bulunurlar.

Okul öğrencilerinin temel ihtiyaçlarına cevap veren bir kurumdur.

Her çocuk birbirinden farklıdır. İhtiyaçların da aynı olduğu beklenemez. Ferdi farklılıkları anlayıp buna göre eğitim-öğretim faaliyetleri düzenlenmelidir.

Eğitim ve öğretimde hayatilik görünüştür. Öğrencinin kazanacağı bilgi, beceri gibi durumlarda alışkanlık hayatilik derecesine bağlık olarak faydalıdır.

Çocuklar başkalarının istediklerini değil, kendi istekleri doğrultusunda değerlendirilmelidir.

Amaç: Çocuklardan istenilen davranış değişikliği çocuğuna çocuk olduğu unutulmamalıdır. Sınıfa girince çocuklarla hoş bir diyalog kurulup derse yavaş yavaş hazırlanmalıyız. Ders anlatmaya özen göstermeliyiz. Çocukların anlayabilecekleri seviyede anlatılmalı, çocuğa ödev verilmelidir. Çalışmaya sevk etmek için çocuğun kavramada ilişkisini zeka seviyesine, olaylar karşısında tutumu ve davranışları iyi bilinmelidir. Çocuğun problemlerine eğilmelidir. Ödev verildiğinde niçin yapılmadığını araştırmayan, hemen kızan bir öğretmen olunmamadır. Sebepler araştırmalı çocukla tek tek ilgilenilmelidir. Okul sadece eğitim veren bir kurum değildir. Okul, aile ve çevre ile ilişkiler kurulmalıdır.

İnsan, altın madeni gibidir. İşlenirse kendine, ailesine fayda sağlar ve çok iyi dersler kazanacaktır. Çocukların temel ihtiyaçları vardır. Eğitim buna göre düzenlenmelidir. Derslerde amaçlarda ilkeler arasında denge bulunmalıdır. Davranış değişikliğine yönelinmelidir. Öğrencinin davranışları gün geçtikçe değişecektir. Öğrenme her zaman doğru olmayabilir. Konuların seçiminde bulunulan zamandan ve yerden başlanması amacıyla Türkiye geneli için bir program yapılmıştır. Biz çevreye göre okulun kendi ihtiyaç ve ilgisine göre değiştirilebilir.

Mihver dersler; fen bilgisi, sosyal bilgiler ve hayat bilgisi dersleridir ve bu dersler, beceri derslerinin hareket noktasıdır.

Ayrı yerlerde yaşayan çocukların ihtiyaçları birbirinden farklıdır. Öğretmenler çocukların anlayabileceği kavrayabileceği şekle getirmelidirler. Derslerin hazırlık aşamasında çocuklar konuya motive edilmelidir. Ünitenin konuları belirtilip ve nelere dikkat edileceği de açıklanmalıdır. Üniteler işlenirken her zaman yakın çevreyi ve zamanı hareket noktası olarak düşünmeliyiz. Yakın çevre eğitimin hareket noktasıdır.

Çocuklar, konu ve ünitelere ilgi duymuyorsa;

O konuyu işlemek için yoluyla birlikte plan ve değerlendirmeler yapılmalıdır.

Hazırlık planlama işleri değerlendirme olarak yapılmalıdır.

Öğretmen o yıl okutacağı sınıfın dersleriyle ilgili plan ve araştırmalar yapar. Ünite konularını tespit eder, öğretmen sınıfa gelir ve biz bu yıl şu konuları işleyeceğiz diye sınıfa bilgi aktarır. Hangi öğrenciler, hangi üniteye ilgi duyuyor, hangisine ilgi duymuyor?.. Öğrencilerin yapılacak üniteler ve katılımda bulunmalarını sağlar. İlgi ve alakanın derecesini tespit edere. Hangi metotlardan, tekniklerden faydalanacağını hangi gözlemi yapacağını açıklar. Bunlar önceden tespit edilir. Böylece konu ve ünitelerin katılımıyla çeşitli araç ve gereçlerle öğrencilerin de ilgisiyle işlenecek. Çocuk ilgi duymuyor diye üniteyi işlemekten vazgeçilmemelidir. Çocukların ilgi duyacağı şekilde işlenecektir. Eğitim-öğretim planlı ve programlı çalışmalıdır. Bazı amaçlardan ve hedeflerden uzaklaştırmaması için plan ve program yapılmalıdır. Konular çocuğa hangi davranış ve becerilerin kazandırılmasından başlanmalıdır. Neyin, nasıl öğretileceğini, nasıl kavratılabileceğini bilir. Çocuğa ön bilgiler vermelidir. Değerlendirme konusunda ise işlenen konu ve ünitelerle ilgili, sözlü, yazılı test gibi ayırmak mümkündür. Değerlendirme işlenen konularla ilgili amaçlara, ilgili hangi seviyede ulaşılıp ulaşılmadığını öğrenmek için yapılar. Eksik nokta varsa, bunları giderme yoluna gidilir. Not vermek için yapılmamalı, en son nokta not vermek olmalıdır. Bu öğrencinin başarısının değerlendirilmesi, öğretmenin başarısını değerlendirdiğini unutmamalıdır..

Amaçlar:

Çocuklara kazandırılacak amaçlardır. Yakın çevreyle ilgili çocuklar yaşadıkları çevreyi daha iyi tanırlar. Çevreye uygun yaşamak için gerekli bilgiler kazanırlar.

Yaşamakta olduğu çevre üzerinde kendi ilgi ve ihtiyaçları göz önünde tutarak;

Metotlu bir gözlem yaparlar.

Gözlem sonuçlarını kesin olarak ifade ederler.

Bunları söz, yazı, şekil ve resimle ifade ederler.

Edindikleri bilgileri ev ve aile hayatını çevresini faydalandırmayı düşünürler. Gücünü zamanını ve imkanlarını iyi bir şekilde değerlendirme yeteneği kazanırlar.

Kişi ve toplum sağlığı ile ilgili bilgi ve beceriler elde ederler.

Tarımla ilgili işlerde çevresinin ihtiyaçlarını görür. Bu ihtiyaçları karşılamak için mevcut imkanlardan faydalanarak yapılan çalışmalara yardımcı olurlar. Gerektiğinde bunlara önderlik etme gücünü kazanırlar.

Öğretmenin Görevleri, Öğretmen Kimdir?

Öğrenme ortamını hazırlayan, yol gösteren hazır bilgi vermekten çıkmış çocuğun faaliyetlere katılmasını sağlayan, bir rehberlik görevini yerine getirmek için eğitim-öğretim rolünün rehberidir.

Öğretmen bir rehberdir. Çocukların kendi çalışmalarında yol gösteren kişidir.

Okulda ve dershanede öğrencilerin kendi kendilerine bilgi öğrenmeleri için gerekli şartları hazırlar.

Öğrencilerin kendi kendilerinin çalışmaları için gerekli olan emniyet, güven ve samimiyet ortamının hazırlar.

Öğrencilerin kendi kendilerine çalışmaları için gerekli olan kaynak, araç ve gereçlerin temini ve bunları nasıl kullanacaklarını öğretir.

Öğrencilere yerine göre bireysel, küme ve sınıfça çalışma yollarını öğretir.

Öğretmen sınıfta bazen liderdir, bazen konuyu geliştiren üye, bazen de dinleyici olmalıdır.

Konu sonunda veya ünite sonunda yapılabilir. Eğitim;öğretim okul ve aile işbirliği ile yapılmalıdır. Bedensel ve zihinsel özürlü olanlarla da ilgilenilmelidir. Kimseyi eğitim ve öğretimden mahrum edemeyiz. Bu kimselere çeşitli beceriler kazandırıp hem kendine hem ailesine faydalı olmaları sağlanmalıdır. Bu tür kimseler için özel eğitim kurumları vardır. Ailesiyle işbirliği halinde bulunmalıdır. Ailesinin durumu elverişli değilse öğretmenler çocuğa yardımcı olarak çocuğun bir yere yerleşmesini sağlamalıdır. Öğrencinin yetişmesinde tek taraflı değil okuldan başka çevre, aile ve öğrencinin gelişmesini sağlayacak şekilde olmalı, işbirliği yapılmalıdır. Hem kendisine hem de topluma faydalı olarak yetiştirilmeli, çocukların olumlu gelişmelerine katkıda bulunabilecek davranışlarına katkıda bulunulmalıdır.

FEN BİLGİSİ DERSİNİN AMAÇLARI

Fen Nedir?

Fizik, kimya, biyoloji, matematik bilimlerinin genel adına fen denir.Tabiatta, çevremizde bulunan insan, bitki, hayvan ve diğer faktörlerin tamamına tabiat denir.

Fen bilgisi, ülkemizde ders olarak 1800’lü yıllarda okutulmaya başlanmıştır. 1948 yılında ilk defa “tabiat bilgisi” olarak okutulmuş, günümüzde “fen bilgisi” adı altında toplanmıştır.

Çocuklar eşya ve olayları toptan görme ve kavrama özelliğine sahiptir. Biz çocuğa çözümlemeyi, ilköğretim okulunun birinci kademesinin ikinci sınıfında verebiliriz. Böylece bugün öğrenciler toplu kavrama ve öğrenme özelliğine uygun biçimde eğitim ve öğretimlerini sürdürmektedirler. Çocuğa düzenli yazma, güzel okuma-yazma, iyi arkadaşlık edinme, çalışma alışkanlığını kazandırmak birinci kademenin görevidir. Bilgi daha sonra gelir. Birinci kademenin birinci, ikinci, üçüncü sınıfında okuma ve yazma alışkanlığı kazanamamışsa yapılabilecek bir şey yoktur. Çocuğun hayata kolay intibakını sağlamak gerekmektedir. Etrafımızda bulunan dünya, fen ve tabiat dünyasıdır. Çocukların zaman içerisinde bilimsel metotlara yönelmesini sağlamak gerekmektedir. Günümüzün teknik ve sanayi imkanlarından çocuğun faydalanmasını sağlamalıyız.

ÜNİTE

Belli eğitim-öğretim amaçlarının gerçekleşmesine yardım eden öğrencilerin düşünme, tartışma, karar verme ve iş yapma suretiyle önemli tecrübe ve eğitsel alışkanlıklar kazanmalarına yardım eder. Birbirleriyle ilgili ve gayeli bir seri faaliyetler bütünüdür.

Ünite Mahallileştirme

Öğretmen konu ve üniteleri mahallileştirebilir. Programlar bütün yapılır. Her yöreye ayrı yapılamaz. Öğretmenlere bu mahallileştirmeyi yapması için yetki verilmiştir. Bunun bir ölçüsü vardır:

Konuların bir bütünlüğü olmalıdır.

Bu üniteler öğrencilerin ilgi ve ihtiyacından doğanları karşılamalıdır.

Üniteyi öğretmen sınırlamalı., hangi üniteden başlayıp bitireceğini belirlenmelidir.

Bu hudutlar öğrenci seviyesine ilgi ve ihtiyacına uygun olması gerekir.

Öğrencilerin hazırlıklı ve planlı olması, sürekli çalışma, inceleme, tartışma veya iş yapma gibi faaliyetlere imkan vermelidir. Engel olmamalıdır.

Öğretmen ve öğrencinin işbirliğini yapması gerekir.

Bireysel, küme ve sınıf çalışmasına imkan verilmelidir.

Ünite ve Konuların İncelenmesinde Yardımcı Unsurlar

İşlenecek bir ünitede öğrenciler görmek, işitmek, çeşitli yönlerden inceleme ve araştırma yapmak suretiyle önemli inceleme ve araştırma yaparak, davranış kazanmalarına yardım eder. Gerçek hayat, çevre, kurum, model, maket, eşya gibi araçlar yardımcı unsurlardır.

Araç ve Gereç Kullanmanın Faydaları

Öğrencilerde kavramlaştırmayı kolaylaştırmak.

Konuları çeşitli yönden canlandırır ve açıklamak.

Öğrencilerde yeni bilgiler uyandırır. Öğrencilerin konuya karşı ilgisini arttırmak.

Öğretmede öğrenmeyi kolaylaştırır ve verimi artırır.

Öğrencileri değişik faaliyetlere yönlendirir. Araştırma, deney, gözlem, okuma, dinleme.

Özellikle yazılı kaynaklar ezberciliği önler, okuma hevesinin geliştirir.

Konuların hayatta olduğu gibi görülmesini sağlar.

Çocuğun gerçek yapı ve durumlardan sembollere geçişini kolaylaştırır.

Ünitelerin İşlenmesinde Uygulanacaklar

Metot; bir işin nasıl yapılacağını gösteren, amaca ulaştıran en doğru en iyi ve en kısa yoldur.

Öğretimde metot, öğretmenin öğrenme ve öğrencilerin öğrenme faaliyetlerinde işlenen konunun şekline ve içeriğine göre değişir. Öğrencinin zihni ve beden özellliklerine en uygun vasıtalarla çalışarak kısa yoldan başarıya ulaştırmayı sağlayan tekniklerdir.

Gözlem metodu; fen bilgisi dersinde kullanılan metotdur.

Gözlem; işlenecek ünitelerle ilgili olayların canlı ve cansız varlıkların bulundukları ve yaşadıkları doğal çevrelerinde, doğal olayların geçtikleri yerde ve zamanlarda önceden belirlenmiş bir amaca hazırlanmış plana göre dikkat ve incelenmesi yoluyla bilgi kazanma yoludur.

Faydaları

Eşya ve olayların doğrudan kendisini görerek bilgi edinmesini sağlar.

Yakın çevreyi daha iyi tanıma imkanı elde eder.

Çevredeki çeşitli kaynaklardan faydalanma imkanı verir.

Daha çok duyu organının öğrenmeye katılımını sağlar.

Öğrencilerin gerçek hayati bilgiler kazanmalarını sağlar ve iyi bir gözlemci olmalarını sağlar.

Sınırlar

Zaman alır.

Pahalıya mal olur.

Öğretmene yasal sorumluluk getirir.

Organizasyon zordur.

Yapılacak çalışma iyi planlanmalı.

Sınırlılıkları

Dersin zaman ve kapsam yönünden planların yürütülmesinin güçleştirir.

Deney hazırlıkları öğretmenin zamanını alır.

Maddi zorluğu vardır.

Öğretmenin ders dışında zamanını alır (hazırlanma).

Proje Metodu

Proje, öğrencinin kendi ilgi ve istekleriyle seçilen bir konunun serbest öğrenci faaliyetleri veya küme şeklinde işlenmesi ve bu çalışma sonunda işin esas şekline getirilmesine denir. İş metodunun daha gelişmiş şeklidir. Farkı öğrenciler tarafından seçilmelidir.

Basamaklar

İşlenecek konu öğrenci ilgi ve isteklerine göre birlikte kararlaştırılır ve gereken hazırlıklar yapılır.

Öğrencilerle birlikte planlanır.

Öğrenciler ilgi, istek ve ihtiyaç alanlarına göre konu seçer.

İş kümesi, öğretmenin yardımıyla değişik kaynaklardan bilgiler toplar.

Bu bilgileri problemin çözümüne uygularlar.

Sonuç elde edilir.

Problem Çözme Metodu

Öğrenciler için problem arz eden bir konunun aydınlatılmasında ve problemin çözülmesinde kullanılan metoda göre yol gösterir.

Basamakları

Problemi hissetme.

Problemin tanımlandırılması ve sınırlandırılması.

İlgili bilginin toplanılması ve çözüme uygulanması ve bu çözüm yollarına en uygun olanının seçilip problemin çözümüne uygulanması.

Faydaları

Planlı ve düzenli çalışmaya alıştırır.

Öğrencinin öğrenme faaliyetine aktif olarak katılımını sağlar.

Eğitimsel görüş ve düşünmeyi kazandırır.

Öğrenmeye istek v e ilgi kazandırır.

Öğrenmeyi daha mantıklı ve sağlam temele dayandırır.

Karar vermede acele edilmemesi gerektiğini öğretir.

Zorlukları

Zaman alır.

Maddi külfetler yükler.

Kaynakları öğretmenin sağlanması güçtür.

Tüme varımı tüm dengelim, analiz, çözümleme, sentez metotlarını kullanır.

Tümevarım; mantığa dayalı bir metottur. Ayrı ayrı kaynaklardan konuları çıkarma amacını güder. Öğrenci çeşitli maddeleri demir, çinko vs. hepsini uzayıp genleştiğini görür. Bundan, ısınan cisimlerin genleştiği sonucu çıkar.

Tümdengelim; aklın gerçek olarak kabul ettiği hüküm ve gerçeklerden özel hükümlere göre kuralları kullanarak olaylara varmalıdır. Zeka kapasitesi ister.

Tümevarım bütün için doğru olan parçalar için doğrudur sentezine dayanır.

Tümdengelim parçalar için doğru olan bütün için doğrular tezine dayanır.

Sentez; parçaları birleştirip bütün elde etme işidir.

Soru-Cevap Metodu

Öğrenmeye soru sormak suretiyle işlenecek konu üzerinde onların düşünmelerini sağlayan metodu denir.

Sorulacak soruların taşıması gereken amaçlar.

Soruların belli amaçları ve mahiyeti olmalı.

Sorulacak sorular konu üzerinde sınıfın dikkatini uyandırmalı ve bunun devamını sağlamalıdır.

Öğrencilerin değerlendirme kabiliyetinin geliştirilmesi sağlmaladır.

Geçmişteki bilgi ve tecrübeleri ile işlenen ders-konu arasında bağlantı kurulmalıdır.

Öğrencilerin çalışmalarındaki bilgi ve konularının kontrolü sağlanmalıdır.

Sorulacak soruların taşıması gereken mahiyetleri

Dil kurallarına uygun olmalı.

Kısa, açık ve net diğer öğrenciler tarafından anlaşılır olmalıdır.

Sorular belli bir amacı belirtmelidir.

Zihni aktiviteye (düşünmeye) sevk etmelidir.

Çocukların yazı, zeka ve kabiliyetlerine uygun olmalıdır.

Cevabı telkin edecek nitelikte olmalıdır.

Dikkat edilecek hususlar

Soru bütün sınıfa sorulmalıdır. Çünkü bütün sınıfı düşünmeye sevk etmeliyiz.

Çocukların düşünüp cevaplandırması için yeterli zaman tanımalıdır.

Değişik öğrencilerden cevap alınmasına çalışılmalıdır. Eksik, hatalı ve yanlış olabilir. En doğruyu bulana kadar devam edilecek.

Hep öğretmen soru sormamalı, öğrencilerin de soru sormalarına fırsat verilmelidir.

Takrir (Okuma) Metotu

İşlenmekte olan konuların konuşma ya da açıklama yoluyla öğretilmesine takrir ya da okuma metodu denir.

Öğrencinin okumayla ilgili problemi olmaması gerekir. Okuma ve anlamayı alışkanlık haline getirmiş olması gerekir.

Zihinsel gelişimini tamamlamış çocukların uygulayabileceği bir metottur.

Konu hakkında okuyarak bilgi edinmiş olur, özetleyerek ifade etme (sözlü) becerisi gelişmiş olur.

İşlenecek ünite ile ilgili konu bir problem gibi ortaya konulursa alternatif çözümler oluştaracaktır.

Kitap dili ile çocukların anlatım yapmamalarına dikkat edilmelidir.

HAZIRLIK ve PLANLAMA

Eğitim ve öğretim planlı ve programlı bir çalışmadır.

Önemi

İnsan, günlük işlerini bile bir plan dahilinde yapar.

Bunun amacı, zamanı boşa harcamadan yapılması gereken işleri yapmaktır.

Öğretmenlik mesleği insan yetiştirme mesleğidir. Özellikle zamanın ve emeğin boşa harcanmaması, en iyi şekilde değerlendirilmesi için bir plan ve hazırlık muhakkak gerekir. Geçen zaman geriye gelmez.

Yapılacak çalışmalara öğrencilerin aktif olarak katılmaları sağlanmalıdır. Verilecek bilgiler, sonuçları veya sonrasında görülmek istenenler bu hazırlık ve planlamanın sonucudur. Yapılacak çalışmalardan beklenen başarı için de gerekir.

Bu amaçla;

Amaçların kısa yoldan tespitini sağlar.

Yapılacak çalışmaları sınırlandırır.

Ünitelerin işlenmesinde takip edilecek yolun faydalarını saptar.

Öğrencilerin öğrenme faaliyetlerine nasıl katılacaklarını gösterir.

Öğretmen ve öğrencileri sınırlı ve metotlu çalışmalarını sağlayarak gelişi güzel ve tesadüfü hareket etmekten kurtarır.

Yapılacak çalışmaları kolaylaştırır ve verimi sağlar.

Yapılan eğitim ve öğretim faaliyetlerinin ne şekilde değerlendirileceğinin tespitini sağlar.

Eğitim ve öğretimin asıl amacı öğrenciye öğrenmenin yollarını öğretmektir. Bu ileriki hayatlarında da planlı ve programlı olmalarını sağlamaktır.

Yapılacak çalışmanın öğrenci tarafından bilinmesi başarıyı yükseltir. Önceden planın yapılması, yapılacak çalışmanın öğrenciye yapılacak çalışmanın anlatılması, bunlara yer vereceğiz diye bilgi verilmesi daha dikkat çekici ve ilgi çekici olur.

Öğretmenler açısından çocukların ilgisini çeken bunların tespitini sağlamak için önemlidir.

Öğrenci için yapılacak çalışma hakkında bilgisi olması verimi arttırır.

12 Temmuz 2007

Öğretmenlik; Bir Dersle İlgili Amaç, İlke Ve Teknikleri Veren Bir Derstir.

Öğretmenlik; bir dersle ilgili amaç, ilke ve teknikleri veren bir derstir.

Dersin amacı ve ilkelerini gösteren hangi araç ve gereçlerden faydalanacağını bildiren bir derstir.

Türk Milli Eğitimi’nin Amacı (Özel Amaçlar)

İlköğretim milli bir eğitim bir kurumudur.

Okulda her ders milli milli hedeflere ulaştırılacak bir araç olarak bakılmalıdır.

İlköğretimde her derste milli hayatın arasında ilgi sağlanmasına ve milli hayata bağlanmasına geniş ölçüde yer verilmelidir.

Okul kültürel gelişme ve eğitim merkezidir.

Çeşitli eğitsel kollar, el işleri, toplantılar, kurslar, el sanatları, çocuk sağlığı, anne sağlığı gibi bazı eğitim faaliyetlerinde bulunurlar.

Okul öğrencilerinin temel ihtiyaçlarına cevap veren bir kurumdur.

Her çocuk birbirinden farklıdır. İhtiyaçların da aynı olduğu beklenemez. Ferdi farklılıkları anlayıp buna göre eğitim-öğretim faaliyetleri düzenlenmelidir.

Eğitim ve öğretimde hayatilik görünüştür. Öğrencinin kazanacağı bilgi, beceri gibi durumlarda alışkanlık hayatilik derecesine bağlık olarak faydalıdır.

Çocuklar başkalarının istediklerini değil, kendi istekleri doğrultusunda değerlendirilmelidir.

Amaç: Çocuklardan istenilen davranış değişikliği çocuğuna çocuk olduğu unutulmamalıdır. Sınıfa girince çocuklarla hoş bir diyalog kurulup derse yavaş yavaş hazırlanmalıyız. Ders anlatmaya özen göstermeliyiz. Çocukların anlayabilecekleri seviyede anlatılmalı, çocuğa ödev verilmelidir. Çalışmaya sevk etmek için çocuğun kavramada ilişkisini zeka seviyesine, olaylar karşısında tutumu ve davranışları iyi bilinmelidir. Çocuğun problemlerine eğilmelidir. Ödev verildiğinde niçin yapılmadığını araştırmayan, hemen kızan bir öğretmen olunmamadır. Sebepler araştırmalı çocukla tek tek ilgilenilmelidir. Okul sadece eğitim veren bir kurum değildir. Okul, aile ve çevre ile ilişkiler kurulmalıdır.

İnsan, altın madeni gibidir. İşlenirse kendine, ailesine fayda sağlar ve çok iyi dersler kazanacaktır. Çocukların temel ihtiyaçları vardır. Eğitim buna göre düzenlenmelidir. Derslerde amaçlarda ilkeler arasında denge bulunmalıdır. Davranış değişikliğine yönelinmelidir. Öğrencinin davranışları gün geçtikçe değişecektir. Öğrenme her zaman doğru olmayabilir. Konuların seçiminde bulunulan zamandan ve yerden başlanması amacıyla Türkiye geneli için bir program yapılmıştır. Biz çevreye göre okulun kendi ihtiyaç ve ilgisine göre değiştirilebilir.

Mihver dersler; fen bilgisi, sosyal bilgiler ve hayat bilgisi dersleridir ve bu dersler, beceri derslerinin hareket noktasıdır.

Ayrı yerlerde yaşayan çocukların ihtiyaçları birbirinden farklıdır. Öğretmenler çocukların anlayabileceği kavrayabileceği şekle getirmelidirler. Derslerin hazırlık aşamasında çocuklar konuya motive edilmelidir. Ünitenin konuları belirtilip ve nelere dikkat edileceği de açıklanmalıdır. Üniteler işlenirken her zaman yakın çevreyi ve zamanı hareket noktası olarak düşünmeliyiz. Yakın çevre eğitimin hareket noktasıdır.

Çocuklar, konu ve ünitelere ilgi duymuyorsa;

O konuyu işlemek için yoluyla birlikte plan ve değerlendirmeler yapılmalıdır.

Hazırlık planlama işleri değerlendirme olarak yapılmalıdır.

Öğretmen o yıl okutacağı sınıfın dersleriyle ilgili plan ve araştırmalar yapar. Ünite konularını tespit eder, öğretmen sınıfa gelir ve biz bu yıl şu konuları işleyeceğiz diye sınıfa bilgi aktarır. Hangi öğrenciler, hangi üniteye ilgi duyuyor, hangisine ilgi duymuyor?.. Öğrencilerin yapılacak üniteler ve katılımda bulunmalarını sağlar. İlgi ve alakanın derecesini tespit edere. Hangi metotlardan, tekniklerden faydalanacağını hangi gözlemi yapacağını açıklar. Bunlar önceden tespit edilir. Böylece konu ve ünitelerin katılımıyla çeşitli araç ve gereçlerle öğrencilerin de ilgisiyle işlenecek. Çocuk ilgi duymuyor diye üniteyi işlemekten vazgeçilmemelidir. Çocukların ilgi duyacağı şekilde işlenecektir. Eğitim-öğretim planlı ve programlı çalışmalıdır. Bazı amaçlardan ve hedeflerden uzaklaştırmaması için plan ve program yapılmalıdır. Konular çocuğa hangi davranış ve becerilerin kazandırılmasından başlanmalıdır. Neyin, nasıl öğretileceğini, nasıl kavratılabileceğini bilir. Çocuğa ön bilgiler vermelidir. Değerlendirme konusunda ise işlenen konu ve ünitelerle ilgili, sözlü, yazılı test gibi ayırmak mümkündür. Değerlendirme işlenen konularla ilgili amaçlara, ilgili hangi seviyede ulaşılıp ulaşılmadığını öğrenmek için yapılar. Eksik nokta varsa, bunları giderme yoluna gidilir. Not vermek için yapılmamalı, en son nokta not vermek olmalıdır. Bu öğrencinin başarısının değerlendirilmesi, öğretmenin başarısını değerlendirdiğini unutmamalıdır..

Amaçlar:

Çocuklara kazandırılacak amaçlardır. Yakın çevreyle ilgili çocuklar yaşadıkları çevreyi daha iyi tanırlar. Çevreye uygun yaşamak için gerekli bilgiler kazanırlar.

Yaşamakta olduğu çevre üzerinde kendi ilgi ve ihtiyaçları göz önünde tutarak;

Metotlu bir gözlem yaparlar.

Gözlem sonuçlarını kesin olarak ifade ederler.

Bunları söz, yazı, şekil ve resimle ifade ederler.

Edindikleri bilgileri ev ve aile hayatını çevresini faydalandırmayı düşünürler. Gücünü zamanını ve imkanlarını iyi bir şekilde değerlendirme yeteneği kazanırlar.

Kişi ve toplum sağlığı ile ilgili bilgi ve beceriler elde ederler.

Tarımla ilgili işlerde çevresinin ihtiyaçlarını görür. Bu ihtiyaçları karşılamak için mevcut imkanlardan faydalanarak yapılan çalışmalara yardımcı olurlar. Gerektiğinde bunlara önderlik etme gücünü kazanırlar.

Öğretmenin Görevleri, Öğretmen Kimdir?

Öğrenme ortamını hazırlayan, yol gösteren hazır bilgi vermekten çıkmış çocuğun faaliyetlere katılmasını sağlayan, bir rehberlik görevini yerine getirmek için eğitim-öğretim rolünün rehberidir.

Öğretmen bir rehberdir. Çocukların kendi çalışmalarında yol gösteren kişidir.

Okulda ve dershanede öğrencilerin kendi kendilerine bilgi öğrenmeleri için gerekli şartları hazırlar.

Öğrencilerin kendi kendilerinin çalışmaları için gerekli olan emniyet, güven ve samimiyet ortamının hazırlar.

Öğrencilerin kendi kendilerine çalışmaları için gerekli olan kaynak, araç ve gereçlerin temini ve bunları nasıl kullanacaklarını öğretir.

Öğrencilere yerine göre bireysel, küme ve sınıfça çalışma yollarını öğretir.

Öğretmen sınıfta bazen liderdir, bazen konuyu geliştiren üye, bazen de dinleyici olmalıdır.

Konu sonunda veya ünite sonunda yapılabilir. Eğitim;öğretim okul ve aile işbirliği ile yapılmalıdır. Bedensel ve zihinsel özürlü olanlarla da ilgilenilmelidir. Kimseyi eğitim ve öğretimden mahrum edemeyiz. Bu kimselere çeşitli beceriler kazandırıp hem kendine hem ailesine faydalı olmaları sağlanmalıdır. Bu tür kimseler için özel eğitim kurumları vardır. Ailesiyle işbirliği halinde bulunmalıdır. Ailesinin durumu elverişli değilse öğretmenler çocuğa yardımcı olarak çocuğun bir yere yerleşmesini sağlamalıdır. Öğrencinin yetişmesinde tek taraflı değil okuldan başka çevre, aile ve öğrencinin gelişmesini sağlayacak şekilde olmalı, işbirliği yapılmalıdır. Hem kendisine hem de topluma faydalı olarak yetiştirilmeli, çocukların olumlu gelişmelerine katkıda bulunabilecek davranışlarına katkıda bulunulmalıdır.

FEN BİLGİSİ DERSİNİN AMAÇLARI

Fen Nedir?

Fizik, kimya, biyoloji, matematik bilimlerinin genel adına fen denir.Tabiatta, çevremizde bulunan insan, bitki, hayvan ve diğer faktörlerin tamamına tabiat denir.

Fen bilgisi, ülkemizde ders olarak 1800’lü yıllarda okutulmaya başlanmıştır. 1948 yılında ilk defa “tabiat bilgisi” olarak okutulmuş, günümüzde “fen bilgisi” adı altında toplanmıştır.

Çocuklar eşya ve olayları toptan görme ve kavrama özelliğine sahiptir. Biz çocuğa çözümlemeyi, ilköğretim okulunun birinci kademesinin ikinci sınıfında verebiliriz. Böylece bugün öğrenciler toplu kavrama ve öğrenme özelliğine uygun biçimde eğitim ve öğretimlerini sürdürmektedirler. Çocuğa düzenli yazma, güzel okuma-yazma, iyi arkadaşlık edinme, çalışma alışkanlığını kazandırmak birinci kademenin görevidir. Bilgi daha sonra gelir. Birinci kademenin birinci, ikinci, üçüncü sınıfında okuma ve yazma alışkanlığı kazanamamışsa yapılabilecek bir şey yoktur. Çocuğun hayata kolay intibakını sağlamak gerekmektedir. Etrafımızda bulunan dünya, fen ve tabiat dünyasıdır. Çocukların zaman içerisinde bilimsel metotlara yönelmesini sağlamak gerekmektedir. Günümüzün teknik ve sanayi imkanlarından çocuğun faydalanmasını sağlamalıyız.

ÜNİTE

Belli eğitim-öğretim amaçlarının gerçekleşmesine yardım eden öğrencilerin düşünme, tartışma, karar verme ve iş yapma suretiyle önemli tecrübe ve eğitsel alışkanlıklar kazanmalarına yardım eder. Birbirleriyle ilgili ve gayeli bir seri faaliyetler bütünüdür.

Ünite Mahallileştirme

Öğretmen konu ve üniteleri mahallileştirebilir. Programlar bütün yapılır. Her yöreye ayrı yapılamaz. Öğretmenlere bu mahallileştirmeyi yapması için yetki verilmiştir. Bunun bir ölçüsü vardır:

Konuların bir bütünlüğü olmalıdır.

Bu üniteler öğrencilerin ilgi ve ihtiyacından doğanları karşılamalıdır.

Üniteyi öğretmen sınırlamalı., hangi üniteden başlayıp bitireceğini belirlenmelidir.

Bu hudutlar öğrenci seviyesine ilgi ve ihtiyacına uygun olması gerekir.

Öğrencilerin hazırlıklı ve planlı olması, sürekli çalışma, inceleme, tartışma veya iş yapma gibi faaliyetlere imkan vermelidir. Engel olmamalıdır.

Öğretmen ve öğrencinin işbirliğini yapması gerekir.

Bireysel, küme ve sınıf çalışmasına imkan verilmelidir.

Ünite ve Konuların İncelenmesinde Yardımcı Unsurlar

İşlenecek bir ünitede öğrenciler görmek, işitmek, çeşitli yönlerden inceleme ve araştırma yapmak suretiyle önemli inceleme ve araştırma yaparak, davranış kazanmalarına yardım eder. Gerçek hayat, çevre, kurum, model, maket, eşya gibi araçlar yardımcı unsurlardır.

Araç ve Gereç Kullanmanın Faydaları

Öğrencilerde kavramlaştırmayı kolaylaştırmak.

Konuları çeşitli yönden canlandırır ve açıklamak.

Öğrencilerde yeni bilgiler uyandırır. Öğrencilerin konuya karşı ilgisini arttırmak.

Öğretmede öğrenmeyi kolaylaştırır ve verimi artırır.

Öğrencileri değişik faaliyetlere yönlendirir. Araştırma, deney, gözlem, okuma, dinleme.

Özellikle yazılı kaynaklar ezberciliği önler, okuma hevesinin geliştirir.

Konuların hayatta olduğu gibi görülmesini sağlar.

Çocuğun gerçek yapı ve durumlardan sembollere geçişini kolaylaştırır.

Ünitelerin İşlenmesinde Uygulanacaklar

Metot; bir işin nasıl yapılacağını gösteren, amaca ulaştıran en doğru en iyi ve en kısa yoldur.

Öğretimde metot, öğretmenin öğrenme ve öğrencilerin öğrenme faaliyetlerinde işlenen konunun şekline ve içeriğine göre değişir. Öğrencinin zihni ve beden özellliklerine en uygun vasıtalarla çalışarak kısa yoldan başarıya ulaştırmayı sağlayan tekniklerdir.

Gözlem metodu; fen bilgisi dersinde kullanılan metotdur.

Gözlem; işlenecek ünitelerle ilgili olayların canlı ve cansız varlıkların bulundukları ve yaşadıkları doğal çevrelerinde, doğal olayların geçtikleri yerde ve zamanlarda önceden belirlenmiş bir amaca hazırlanmış plana göre dikkat ve incelenmesi yoluyla bilgi kazanma yoludur.

Faydaları

Eşya ve olayların doğrudan kendisini görerek bilgi edinmesini sağlar.

Yakın çevreyi daha iyi tanıma imkanı elde eder.

Çevredeki çeşitli kaynaklardan faydalanma imkanı verir.

Daha çok duyu organının öğrenmeye katılımını sağlar.

Öğrencilerin gerçek hayati bilgiler kazanmalarını sağlar ve iyi bir gözlemci olmalarını sağlar.

Sınırlar

Zaman alır.

Pahalıya mal olur.

Öğretmene yasal sorumluluk getirir.

Organizasyon zordur.

Yapılacak çalışma iyi planlanmalı.

Sınırlılıkları

Dersin zaman ve kapsam yönünden planların yürütülmesinin güçleştirir.

Deney hazırlıkları öğretmenin zamanını alır.

Maddi zorluğu vardır.

Öğretmenin ders dışında zamanını alır (hazırlanma).

Proje Metodu

Proje, öğrencinin kendi ilgi ve istekleriyle seçilen bir konunun serbest öğrenci faaliyetleri veya küme şeklinde işlenmesi ve bu çalışma sonunda işin esas şekline getirilmesine denir. İş metodunun daha gelişmiş şeklidir. Farkı öğrenciler tarafından seçilmelidir.

Basamaklar

İşlenecek konu öğrenci ilgi ve isteklerine göre birlikte kararlaştırılır ve gereken hazırlıklar yapılır.

Öğrencilerle birlikte planlanır.

Öğrenciler ilgi, istek ve ihtiyaç alanlarına göre konu seçer.

İş kümesi, öğretmenin yardımıyla değişik kaynaklardan bilgiler toplar.

Bu bilgileri problemin çözümüne uygularlar.

Sonuç elde edilir.

Problem Çözme Metodu

Öğrenciler için problem arz eden bir konunun aydınlatılmasında ve problemin çözülmesinde kullanılan metoda göre yol gösterir.

Basamakları

Problemi hissetme.

Problemin tanımlandırılması ve sınırlandırılması.

İlgili bilginin toplanılması ve çözüme uygulanması ve bu çözüm yollarına en uygun olanının seçilip problemin çözümüne uygulanması.

Faydaları

Planlı ve düzenli çalışmaya alıştırır.

Öğrencinin öğrenme faaliyetine aktif olarak katılımını sağlar.

Eğitimsel görüş ve düşünmeyi kazandırır.

Öğrenmeye istek v e ilgi kazandırır.

Öğrenmeyi daha mantıklı ve sağlam temele dayandırır.

Karar vermede acele edilmemesi gerektiğini öğretir.

Zorlukları

Zaman alır.

Maddi külfetler yükler.

Kaynakları öğretmenin sağlanması güçtür.

Tüme varımı tüm dengelim, analiz, çözümleme, sentez metotlarını kullanır.

Tümevarım; mantığa dayalı bir metottur. Ayrı ayrı kaynaklardan konuları çıkarma amacını güder. Öğrenci çeşitli maddeleri demir, çinko vs. hepsini uzayıp genleştiğini görür. Bundan, ısınan cisimlerin genleştiği sonucu çıkar.

Tümdengelim; aklın gerçek olarak kabul ettiği hüküm ve gerçeklerden özel hükümlere göre kuralları kullanarak olaylara varmalıdır. Zeka kapasitesi ister.

Tümevarım bütün için doğru olan parçalar için doğrudur sentezine dayanır.

Tümdengelim parçalar için doğru olan bütün için doğrular tezine dayanır.

Sentez; parçaları birleştirip bütün elde etme işidir.

Soru-Cevap Metodu

Öğrenmeye soru sormak suretiyle işlenecek konu üzerinde onların düşünmelerini sağlayan metodu denir.

Sorulacak soruların taşıması gereken amaçlar.

Soruların belli amaçları ve mahiyeti olmalı.

Sorulacak sorular konu üzerinde sınıfın dikkatini uyandırmalı ve bunun devamını sağlamalıdır.

Öğrencilerin değerlendirme kabiliyetinin geliştirilmesi sağlmaladır.

Geçmişteki bilgi ve tecrübeleri ile işlenen ders-konu arasında bağlantı kurulmalıdır.

Öğrencilerin çalışmalarındaki bilgi ve konularının kontrolü sağlanmalıdır.

Sorulacak soruların taşıması gereken mahiyetleri

Dil kurallarına uygun olmalı.

Kısa, açık ve net diğer öğrenciler tarafından anlaşılır olmalıdır.

Sorular belli bir amacı belirtmelidir.

Zihni aktiviteye (düşünmeye) sevk etmelidir.

Çocukların yazı, zeka ve kabiliyetlerine uygun olmalıdır.

Cevabı telkin edecek nitelikte olmalıdır.

Dikkat edilecek hususlar

Soru bütün sınıfa sorulmalıdır. Çünkü bütün sınıfı düşünmeye sevk etmeliyiz.

Çocukların düşünüp cevaplandırması için yeterli zaman tanımalıdır.

Değişik öğrencilerden cevap alınmasına çalışılmalıdır. Eksik, hatalı ve yanlış olabilir. En doğruyu bulana kadar devam edilecek.

Hep öğretmen soru sormamalı, öğrencilerin de soru sormalarına fırsat verilmelidir.

Takrir (Okuma) Metotu

İşlenmekte olan konuların konuşma ya da açıklama yoluyla öğretilmesine takrir ya da okuma metodu denir.

Öğrencinin okumayla ilgili problemi olmaması gerekir. Okuma ve anlamayı alışkanlık haline getirmiş olması gerekir.

Zihinsel gelişimini tamamlamış çocukların uygulayabileceği bir metottur.

Konu hakkında okuyarak bilgi edinmiş olur, özetleyerek ifade etme (sözlü) becerisi gelişmiş olur.

İşlenecek ünite ile ilgili konu bir problem gibi ortaya konulursa alternatif çözümler oluştaracaktır.

Kitap dili ile çocukların anlatım yapmamalarına dikkat edilmelidir.

HAZIRLIK ve PLANLAMA

Eğitim ve öğretim planlı ve programlı bir çalışmadır.

Önemi

İnsan, günlük işlerini bile bir plan dahilinde yapar.

Bunun amacı, zamanı boşa harcamadan yapılması gereken işleri yapmaktır.

Öğretmenlik mesleği insan yetiştirme mesleğidir. Özellikle zamanın ve emeğin boşa harcanmaması, en iyi şekilde değerlendirilmesi için bir plan ve hazırlık muhakkak gerekir. Geçen zaman geriye gelmez.

Yapılacak çalışmalara öğrencilerin aktif olarak katılmaları sağlanmalıdır. Verilecek bilgiler, sonuçları veya sonrasında görülmek istenenler bu hazırlık ve planlamanın sonucudur. Yapılacak çalışmalardan beklenen başarı için de gerekir.

Bu amaçla;

Amaçların kısa yoldan tespitini sağlar.

Yapılacak çalışmaları sınırlandırır.

Ünitelerin işlenmesinde takip edilecek yolun faydalarını saptar.

Öğrencilerin öğrenme faaliyetlerine nasıl katılacaklarını gösterir.

Öğretmen ve öğrencileri sınırlı ve metotlu çalışmalarını sağlayarak gelişi güzel ve tesadüfü hareket etmekten kurtarır.

Yapılacak çalışmaları kolaylaştırır ve verimi sağlar.

Yapılan eğitim ve öğretim faaliyetlerinin ne şekilde değerlendirileceğinin tespitini sağlar.

Eğitim ve öğretimin asıl amacı öğrenciye öğrenmenin yollarını öğretmektir. Bu ileriki hayatlarında da planlı ve programlı olmalarını sağlamaktır.

Yapılacak çalışmanın öğrenci tarafından bilinmesi başarıyı yükseltir. Önceden planın yapılması, yapılacak çalışmanın öğrenciye yapılacak çalışmanın anlatılması, bunlara yer vereceğiz diye bilgi verilmesi daha dikkat çekici ve ilgi çekici olur.

Öğretmenler açısından çocukların ilgisini çeken bunların tespitini sağlamak için önemlidir.

Öğrenci için yapılacak çalışma hakkında bilgisi olması verimi arttırır.

12 Temmuz 2007

Rehberlik Nedir?

REHBERLİK NEDİR?

En geniş anlamında rehberlik; bir insanın başka bir insana ya da gruba, o insanın ya da grubun en iyi bir biçimde yaşamasına, insanların kendilerini gerçekleştirmelerine en elverişli yolları bulabilmeleri için yapılan yardımdır.

1.Rehberlik bir süreçtir: Rehberlik bir anda olup biten bir iş değildir.

2.Rehberlik bireye yardım etme işidir: Rehberlik yardımı psikolojik bir yardımdır.

3.Rehberlik yardımı bireye dönüktür: Rehberlik hizmetlerinin merkezinde birey vardır. Okul ortamında rehberliğin ilgilendiği birey, öğrencidir.

4.Rehberlik bilimsel bir hizmettir: ”Rehberlik çalışmaları bilimseldir.” Rehberlik yardımının dayandığı bilimsel ilkeler ve yöntemler vardır.

5.Rehberliğin temeli, bireyin kendisini gerçekleştirmesine yardım etmektir: ”Kendini gerçekleştirme” psikolojik danışma ve rehberlik yardımlarının bütün boyutlarını içine alan bir kavramdır. Bireyin kendini anlaması, problemlerini çözebilmesi, gerçekçi kararlar alarak kendine en uygun seçimler yapabilmesi, kendi kapasitesini en uygun bir düzeyde geliştirebilmesi, çevresiyle dengeli ve sağlıklı bir uyum sağlayabilmesi gibi psikolojik danışma ve rehberlik yardımının temelini oluşturan ve bireyin kendini gerçekleştirme düzeyini geliştiren belirgin konulardır.

REHBERLİĞİN İLKELERİ

1.Rehberlikte bireye ve onun kendine ilişkin konularda karar verme hakkına saygı esastır.

2.Rehberlik hizmetleri, eğitimin ayrılmaz ve tamamlayıcı bir parçasını oluşturur

3.Etkili bir rehberlik hizmeti bireysel farkları dikkate alan eğitim sisteminde gerçekleşebilir.

4.Rehberlik tüm bireylere yöneliktir.

5.Rehberliğin amacı, bireylerin bir bütün olarak gelişmesine yardımcı olmaktır.

6.Rehberlikte süreklilik esastır.

7.Rehberlik hizmetleri bireye ve onun geleceğine yöneliktir.

8.Bireyin zayıf yönlerinden çok güçlü yönleri üzerinde durur.

9.Rehberlik hizmetlerinde gönüllülük esastır.

10.Rehberlik hizmetleri okulda öğrenci ile ilişkili tüm kişilerin işbirliği ile gerçekleşir.

11.Rehberlik tekniklerini uygulamak bir uzmanlık işidir. Rehberlik; planlı, programlı, örgütlenmiş, profesyonel bir düzeyde uygulanmalıdır.

12.Tek tip bir rehberlik programı yoktur. Rehberlik programı, öğrencilerin gereksinimlerini ve olanaklarını göz önüne alınarak hazırlanır.

PSİKOLOJİK DANIŞMA NEDİR?

Psikolojik danışma, kişisel, sosyal, eğitimsel ve mesleki konularda kişilerin amaçlarını belirleme, karar verme, varolan problemlerini çözme ve benzeri konularda -tarafsız, kişilik haklarına saygılı, güven ve gizliliğe önem veren- eğitimli danışmanlardan yardım aldığı bir gelişim sürecidir.

PSİKOLOJİK DANIŞMANIN AMAÇLARI

Gelişimsel Amaçlar: Danışman, bireyin çeşitli alanlarda onun gelişimine ilişkin değişimlerini tanımasına ve uyum sağlayabilmesine yardım eder.

Koruyucu Amaçlar: Burada psikolojik danışmanın amacı, bireyde istenmedik sonuçlara yol açabilecek duygu, düşünce ve davranışları tanımlayabilmesinde yardımı amaçlar.

Zenginleştirici Amaçlar: Bireyin sahip olduğu yetenek ve becerileri danışmanın yardımıyla tanıyıp, geliştirebilmesine yardımı içerir.

Çare Bulma Amacı: Bireyin üstesinden gelmesi gereken istenmedik bir gelişim özelliğine müdahale ederek yardımı sağlamak. Danışmalar, bireylerin kusurlu davranışlarının nedenlerini görebilmelerine yardım ederek, onların yerine kendi gereksinimlerini karşılayabilecek daha sağlıklı ve uygun davranışlar geliştirebilmelerine yardımcı olurlar.

Keşfettirici Amaçları: Yeni etkinlikler, ilişkiler içerisinde bireyin kendisine uygun amaçlar seçebilmesini içerir.

Pekiştirici Amaçlar: Bireyin düşünce ve duygulanımının yolunda gittiğini duyma gereksinimini pekiştirmesine yardımı amaçlar.

Zihinsel Amaçlar: Danışmanlar, öğrencilerin öğrenme keyfini yaşamasına yardımcı olur. Öğrenmeyi öğrenmelerine yardımcı olular.

Fizyolojik Amaçlar: Normal gelişim özelliklerini tanıyıp, öğrencilerin bedenlerindeki değişmeleri kabul edebilmelerine yardımı amaçlar.

Psikolojik Amaçlar: Olumlu toplumsal iletişim becerilerinin kazanılması, duyguların ve öfke kontrolünün öğrenilmesi.

Koruyucu Amaçlar: Tüm Rehberlik ve Psikolojik Danışma Ekibi’nin çocukluk yıllarında ortaya çıkabilecek ve çocuğun umutlarını ve mutluluğunu olumsuz yönde etkileyebilecek yaşantıların öğrenilmesi için çalışılması (istismar, ana-baba çatışması, boşanma, madde bağımlılığı, arkadaşlarla kavga, sevilen birinin kaybı vb.).

PSİKOLOJİK DANIŞMA SÜRECİ NEDİR?

Psikolojik danışma sürecinde danışmanınız gizlilik, güven ve kişilik haklarına saygı çerçevesinde konuşmak istediğiniz her konuda sizi yargılamadan, koşulsuz kabul ederek dinleyecek, size açık ve dürüst davranacak, karşılaştığınız sorunları çözmede size yardımcı olacaktır.

Psikolojik danışma sürecinde üzerinize düşen sorumluluk; servise gelmeden önce psikolojik danışmandan randevu almanız, kararlaştırılan gün ve saatte görüşmelere devam etmeniz, görüşme sırasında sizi rahatsız eden konularda olabildiğince açık ve dürüst konuşmanız, size -eğer istenirse- verilen ödevleri yapmanızdır. Eğer görüşmeye gelemeyecek olursanız danışmanınızı bu konuda önceden bilgilendirmeniz iyi olacaktır.

Psikolojik danışman ile ilk karşılaştığında birçok öğrenci biraz kaygılanabilir. Fakat ilk görüşmenin ardından, psikolojik danışma süreci size daha kolay gelecektir.  

PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK SERVİSİNDE SUNULAN HİZMETLER NELERDİR?

Psikolojik Danışma Servisi kısa ve uzun süreli bireysel psikolojik danışma hizmeti vermektedir. Bireyler, günlük yaşam, kişiler-arası ilişkiler, karar verme, ve yukarıda ayrıntılı şekilde açıklanan konularla ilgili olarak servise danışabilirler. Bireysel görüşmelerin yanında, dönem içerisinde verilen seminerler ile öğrenciler çeşitli konularda bilgilendirilmekte ve bu konularla ilgili gruplar oluşturularak, öğrencilere grupla psikolojik danışma hizmetleri sunulmaktadır.

Ayrıca, yeni gelen öğrencilere oryantasyon programı uygulamaktadır.

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİNİN AMAÇLARI

Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin amacı bireyin;

a- Kendini fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal yönden tanımasına,

b- Gelişimi için gerekli fırsatları, okul içi ve dışı eğitim imkanlarını, meslekleri, toplumun beklentilerini tanımasına,

c- Temel eğitimden başlayarak niteliklerine uygun bir program seçmesine,

d- Problem çözme gücünü geliştirmesine, doğru kararlar verebilmesine, çevresi ile olumlu topluma yararlı biri olarak yetişmesine yardım etmektir.

EGİTİMDE REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİNİN GEREĞİ

1.Çağımızdaki hızlı gelişmeler toplum içinde ve toplumlar arasındaki etkileşimi yoğunlaştırmış, insanlar birbirlerinden farklı değer ve anlayışlarla karşı karşıya kalmış, bireylerin kendi gelişmelerine ve ihtiyaçlarına en uygun durumları ve şartları tanımaları, seçmeleri zorlaşmıştır.

2.Çağdaş bütün toplumlarda olduğu gibi toplumumuzda da bireylerin seçebileceği mesleklerin sayıları artmış, bireylerin kendilerine en uygun işi ya da mesleği seçmeleri önemli ölçüde zorlaşmıştır.

3.Yeni gelişmeler ve toplumsal değişmelere uygun olarak eğitimde de eğitim ve okul programları öğrencilerin farklı ihtiyaçlarını karşılamak üzere her geçen gün daha da çeşitlendirilmiş, öğrencilerin bu programları iyi tanıyarak kendilerini gerçekleştirmelerine uygun bir öğretim programı almaları, kendilerine uygun ders, kurs, bölüm, program, eğitici çalışma ve bir üst okul seçmeleri giderek zorlaşmıştır.

4.Okullarda öğrenci kalabalıklığına karşı eğitimi bireysel ihtiyaçlarına uygun bir yaklaşım içinde sürdürebilmek için, öğrencilerin türlü özellikleri ile tanınmaları önem kazanmıştır.

5.Gittikçe artan sanayileşme ve modernleşme aile içindeki ilişkileri geniş ölçüde etkilemiş yetişmekte olan genç ile yetişkin kuşak arasında ciddi uyumsuzluklar ve çatışmalar belirmiştir.

6.Kuşaklar arasındaki çatışmaların sonucundaki uyumsuzluklar, kişiler arası ilişkilerin insancıl ilke ve anlayışlara göre düzenlenmesinin kaçınılmaz olduğunu göstermektedir.

Yukarıda özetlenen nedenlerden dolayı, çağdaş ve demokratik tüm eğitim uygulamalarında olduğu gibi “Rehberlik ve Psikolojik Danışma” hizmetleri eğitimin genel amaçları doğrultusunda eğitim ve öğretimin ayrılmaz bir yanı olarak yer almıştır.

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIĞIN ÖNEMİ

RPD’ nin öneminin en iyi şekilde anlaşılabilmesi için amacının kavranması gereklidir. Yani RPD ’nin önemi, amacında gizlidir. Psikolojik danışmanın en önemli amacı, bireyin kendini gerçekleştirilmesine yardım etmektir. Kendini gerçekleştirmekte olan bireyin taşıdığı özellikler aslında, psikolojik sağlığı yerinde olan, çağdaş insanda bulunması gerekli özelliklerdir. Kendini gerçekleştiren bir insanın özelliklerini bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz; Kendini gerçekleştirmekte olan insan, kim olduğunu gerçekçi bir gözle algıladığı gibi kim olabileceği hakkında daha tutarlı bir görüşe sahiptir. İnsan değerlerine saygı duyar, onları benimser ve geliştirir. Zamanı iyi kullanır, değişmeye ve yeni yaşantılara açıktır… vb..

RPD, ayrıca bireylerin kendini anlamasını, problemini çözebilmesini, kendine en uygun seçimleri yaparak gerçekçi kararlar alabilmesini , kendi kapasitelerini en uygun bir düzeyde geliştirilmesini, çevresine dengeli ve sağlıklı bir yapabilmesini vb. amaçlar.

PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİKTE YANLIŞ ANLAYIŞLAR

Rehberliğin ne olduğuna ilişkin yıllardır çok şey söylenmiştir. Genelde rehberliğin bireye doğru yolu gösterme işi olduğu sanılır. Oysa rehberlik tüm yolları gösterip, kendisine en uygun olanı yine kendisinin seçmesine yardımcı olmaktır. Psikolojik danışma ve rehberlikte yaygın olan yanlış anlayışlardan önemli görülen bazılarını şu noktalarda toplamak mümkündür:

1.      Psikolojik danışma ve rehberlik yardımı bireye tek yönlü ve doğrudan doğruya yapılan bir yardım değildir. Bu yardım ancak karşılıklı bir etkileşim sonucu gerçekleşebilir.

2.      Psikolojik danışma ve rehberliğin temelinde bireye acımak, onu kayırmak, her sıkıntıya düştüğünde bireye kanat germek gibi bir anlayış yoktur. Rehberlik anlayışında birey güçlü ve değerli bir varlıktır. Psikolojik danışma ve rehberlik yardımının amacı; bireyin sahip olduğu gücü kullanmasını ve daha da geliştirilmesini sağlamaktır.

3.      Psikolojik danışma ve rehberlik, bireyin sadece duygusal yanı ile ilgilenmez. Bir bütün olarak bireyin tüm gelişimi ile ilgilenir.

4.      Psikolojik danışma ve rehberlikte kullanılan tüm yöntemler ve teknikler amaç değil araçtır. Bunlardan çıkan sonuçlar toplanarak sistematik bir biçimde sınıflandırılmalıdır. Bu nedenle uygulanan tekniklerden çıkan sonuçlar rehberlik servisine ulaştırılmalıdır.

5.      Psikolojik danışma ve rehberlik bu yardımı alan birey bakımından bir öğrenme konusu ya da ders değildir.

6.      Rehberlik bir disiplin görevi değildir, rehberlik yargılamaz, ceza vermez. Bu yardım ile öğrencinin davranışlarının değişebileceği ve böylece öğrencilerin çevresine daha sağlıklı ve dengeli bir uyum sağlayabilecekleri açısından rehberlik ile okul disiplini arasında dolaylı bir bağlantı kurulabilir. Ancak, disiplin anlayışı ile rehberlik anlayışının bağdaşmaması okullarda disiplin işlemlerinin gereksiz olduğu anlamında alınmalıdır.

Psikolojik danışma ve rehberlik, her türlü problemi hemen çözebilecek sihirli bir güce sahip değildir. Psikolojik danışma ve rehberlik yardımı alan bireyin bu yardımı almaya hazır ve istekli oluşu önemlidir. Birey, değişmeye ve yeni yaşantılara açık olduğu sürece psikolojik danışma ve rehberliğin gücü de artar. Öte yandan bireyin içinde bulunduğu ortam ve koşullarda yardımın etkililiğini etkiler. Okullarda tüm öğrenciler için sürdürülen psikolojik danışma ve rehberlik yardımının etkililiği, yine, okulun ortam ve olanakları ile yakından ilgilidir.

PSİKOLOJİK DANIŞMA İLE İLGİLİ ÖNYARGILAR

Psikolojik danışma süreci bir çok insan tarafından yanlış değerlendirilmektedir:

1. ÖNYARGI : Psikolojik danışma sadece yoğun ve derin duygusal problemi olan kişiler içindir.

GERÇEK : Psikoterapi yoğun ve derin duygusal problemleri olan kişiler içindir.

Psikolojik danışma ise :

Kendini daha iyi tanımak isteyen bireylere,

Arkadaşları ve ailesiyle olan ilişkilerini düzeltmek ya da geliştirmek isteyenlere,

Yalnızlık ve utangaçlık ile başa çıkmak isteyenlere,

Kendine güveni artırmak isteyenlere ve girişkenlik konusunda problemi olan öğrencilere,

Duygularını etkili şekilde ifade etmek isteyen veya bu konuda problemleri olan kişilere,

Stres ve kaygı ile baş etmek isteyenlere,

Sınavlar ve notlar ile problemi olanlar ya da akademik uyarı almış öğrencilere,

Mesleki anlamda kendine bir yol çizmek isteyenlere,

Her türlü karar verme güçlüklerinde vb. uygulanabilir.

2. ÖNYARGI : Psikolojik danışmaya başvuran kişiler zayıf karakterli kişilerdir.

GERÇEK : Psikolojik danışmaya başvuran kişiler zayıf değil, gerçekte yaşamlarından ve kendilerinden sorumlu olduklarının farkında ve varolan problemleri, yaşadıkları zorlukları çözmek için ilk adımı atmış kişilerdir. Bir çok insan bunu “cesur davranmak” diye nitelendirmektedir.

3. ÖNYARGI : Değişim çok kolaydır.

GERÇEK : Değişim her zaman kolay değildir. Üzerinde zaman ve emek harcamak gereklidir. Psikolojik danışma problemlerinizi hemen çözüveren bir süreç olmadığı gibi, psikolojik danışman da elinde sihirli değnek olan bir kişi değildir.

4. ÖNYARGI : Psikolojik danışman sizi çözümler. Size yaşamınızda ne yaptığınızı ve problemlerinizi çözmek için ne yapmanız gerektiğini anlatır, öğütler verir.

GERÇEK : Psikolojik danışman, problemlerinizi nasıl çözeceğiniz konusunda size öğüt veren kişi değildir. O, danışma süreci içinde sizin koyduğunuz hedeflere ulaşmanız, çeşitli konularda sağlıklı karar vermeniz veya problemlerinizi çözmeniz konusunda size yardımcı olan kişidir.

5.ÖNYARGI : Psikolojik danışman terapide antidepresan vb. gibi ilaçlar tavsiye edebilir.

GERÇEK : Psikolojik danışman ilaç tavsiye edemez. – Sadece psikiyatrist ya da hekim ilaç önerebilir.- Psikolojik Danışman ise herhangi bir ilacı öneremez. Eğer danışma sürecinde ilaç kullanımı ihtiyacı ortaya çıkarsa, (ya da reçete ile bir ilaca ihtiyaç duyulursa) psikiyatriste gitmeniz önerilebilir.

PSİKOLOJİK DANIŞMAYA İHTİYACIM OLDUĞUNU NASIL ANLAYACAĞIM?

Yaşamım nereye doğru gidiyor diye endişeleniyorsanız,

Kimseye anlatamadığınız fakat birileriyle paylaşmak gerekliliği hissettiğiniz duygu ve düşünceleriniz olduğuna inanıyorsanız,

Nasıl ders çalışacağınızı bilemiyorsanız,

Kendinizi daha iyi tanımak istiyorsanız,

Lise yıllarında başarılı biri olmama rağmen şu an derslerde zorluk çekiyorum diyorsanız,

Ödevlerinizi yapıp, derslerinize çalıştığınız halde, başarısız olduğunuzu düşünüyorsanız,

Kendinize özgü mesleki bir alan seçmek ve hedeflerinizi belirlemek istiyorsanız,

Hayatınızda bir şeylerin ters gittiğini düşünüyorsanız,

İnsanlarla daha etkili iletişim kurmak ve duygularınızı etkili şekilde ifade etmek istiyorsanız,

Çoğu zaman moraliniz bozuk ise ve kendinizi üzgün hissediyorsanız,

Bugünlerde aşırı derecede stresli ve kaygılıyım diyorsanız,

Bulunduğunuz ortama hala uyum sağlayamadığınızı düşünüyorsanız,

Bu ve buna benzer duygu ve düşünceler içinde iseniz, Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi’ne gelerek Psikolojik Danışman ile görüşmeniz sizin için yararlı olacaktır.

12 Temmuz 2007

Hafta 1 : Eğitim Nedir ?

Hafta 1 : Eğitim Nedir ?

NOT: Eğitimcinin Eğitimi Kursu, değerli arkadaşımız Sayın Ali Naci Ülkü’nün desteğiyle hazırlanmaktadır. Kendisine bu çok değerli çalışmadan dolayı teşekkür ederiz. Doğrudan ulaşmak için: anaciulku@yahoo.com

Amaçlar:

Eğitim Türlerini Açıklamak.

Eğitim Tekniklerini Açıklamak.

Uygulama : Bir Eğitim Planlaması Yapalım (Ödüllü Uygulama)

Eğitimcinin Akıl Defteri

I. Giriş

“Yaşamımızın koltuk değnekleridir, eğitim”.

“Varolmanın, insan gibi yaşamanın, başarılı işler yapmanın şartıdır öğrenmek”.

Peki, ya öğretmek, eğitmek ?

İşin içine bu kez insan boyutu girmektedir. Öğretilecek bilgiyle başetmenin ötesinde, başarılı şekilde öğretebilmek için insana yönelik özellikleri bilmek gerekir.

Çağımızda öğretmek için klasik pedagojinin ötesinde bilgilere ihtiyaç var artık. Pek çok çevre faktörü eğitimin başarılı olmasında etkilidir ve tüm bunları eğitimci bilmek zorundadır.

Eğitim alanında bir başka önemli konu da eğitim sonundaki ölçümlemedir. Geçmişe oranla daha ciddi boyutlarda yapılmaktadır. Satışlardaki belirgin artış, girilen sınavlardaki başarı oranı gibi sonuçlar, eğitimin kalitesi olarak, artık sadece uzman gözlemciler tarafından değil, eğitimi alanlar tarafından da sorgulanmaktadır.

İyi bir eğitim için uyulması gereken basit disiplinler vardır. Bunları bilmek, sistematik olarak uygulamaya başlamak ve en önemlisi de sürekli olarak ihtiyaçlara uygun olarak geliştirmek. Bunlar, başarılı eğitimcilerin yöntemleridir.

Bu kursumuzda, kısa ve sistematik olarak “eğitimcilik” anlatılacaktır. Çağdaş yaklaşımlar, basit yöntemlerle, kolayca anlayacağınız şekilde aktarılacaktır.

Kursta verilecek bilgileri yeterli sayıda tekrar yaparak öğrenip, belli bir birikimi sağlamanın ardından, kişisel sezgilerinize dayanan bulgularınızla bir adım öne çıkıp, diğerlerinden başarılı ve farklı bir eğitimci olacaksınız. Bu kez, biz sizden eğitimciliğin yeni yöntemlerini öğreneceğiz ve bu böyle sürüp gidecek, yüzyıllardır bilginin paylaşılarak çoğaldığı gibi.

Böylece, paylaşılan bilgiler çoğalıp, yeni bilgiler yaratılacaktır.

II. Eğitim Nedir ?

Amaçlarına yönelik olarak yapılan faaliyetlerin tümü EĞİTİM olarak adlandırılır. İlk bakışta birbirine oldukça yakın görünen bu kavramlar, eğitimciler tarafından birbirinden belli kurallarla ayrılmış olan kavramlar olarak bilinir.

Konuya yakın kişiler için detaylarıyla bilinen bu kavramları açıklayarak başlamak istiyoruz:

EĞİTMEK, “yaşama yapılan bir müdahale olan”, “bilgi sağlayarak değer yargılarını, inançları etkileyip hayata bakışı belirleyen”, “yaşamın daha iyi anlaşılmasını sağlayıp, insanın ufkunu genişleten”, “yaşama ince zevkler katan”, “topluma biçim veren”………diye başlayıp neredeyse sonsuza kadar uzanan bir tanımlar dizisidir.

Belli bir dönemi kapsamasına rağmen, kısa süreli bir öğrenme şeklidir.

Uzun, sıkıcı, akademik tanımlamalara girmek yerine, eğitmeyi en temel bilgileri vermek şeklinde tanımlayabiliriz.

Örnekler vererek daha iyi anlamaya çalışalım :

Davranış Eğitimi,

Kalite Eğitimi,

Cihaz Kullanım Eğitimi,

Yabancı Dil Eğitimi.

ÖĞRETMEK, eğitime çok benzer ve hatta genellikle karıştırılır. Bir kişi, kurum tarafından yapılan bilgilendirme işidir. Bilenlerin, bilmeyenlere bilgi aktarma işlemidir. Öğrenme prosesinde, eğiten ve eğitilen arasındaki etkileşimdir.

BİLGİLENDİRMEK, yüzeysel anlamda bir konuya ilişkin bilgi verme işidir.

GELİŞTİRMEK, yapılan bir işin detaylı olarak öğrenilmesi amacıyla yapılır. Uzun solukludur. Bir ömür boyu çaba harcamayı gerektirir.

A. Eğitim Türleri

Eğitimin türlerini şu şekilde tanımlamak mümkündür:

Teknik Eğitimler

Dil Eğitimileri

Özel Eğitimler

Teknik Eğitimler, bir cihaz kullanımı, bir prosesin öğrenilmesi gibi konuların öğretilmesidir. Teorik bilgi verilmesinin ardından uygulama yapılarak, öğretme prosesi tamamlanır. İyi bir hazırlanma ile en karmaşık ve özel eğitim gerektiren konular bile kolayca öğretilebilir. Teknik eğitimin avantajlı yanı, birçok görsel ve deneysel araçlarla desteklenebilir olmasıdır.

Dil eğitimleri, başarısının insanın yaşına bağlı olduğu savunulan bir eğitim türüdür. Bu yüzden “en zor” öğrenilen/öğretilen bilgi olarak görülür. Ancak, özellikle en çok talep gören dil olan İngilizce eğitimi üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda, aynen teknik eğitimlerde olduğu gibi, birçok kolaylaştırıcı araç ve yöntem bulunmuştur. Yabancı diller artık, bu yöntemleri bilen uzman eğitimciler tarafından kolayca öğretilebilmektedir.

Özel Eğitimler, genellikle kişisel gelişim konularında verilen eğitimlerdir. Bu tür eğitimlerde, eğitimcinin kişisel yetenekleri tümüyle ön plana çıkar. Eğitimin planlanmasından, verilmesine, beden dili gibi veriliş özelliklerinden, eğitimin ölçümlenmesine kadar geniş bir yelpazede eğitimci yer almaktadır.

B. Eğitim Teknikleri

Aşağıda, çeşitli başlıklar altında eğitimler sırasında kullanılabilecek teknikler verilmektedir.

Katılımcıların Analiz Edilmesi

İyi Bir Etki İçin Duyguları Kullanmak

Dinleyici Dikkatinde Sürekliliği Sağlamak

Etkili Bir Dil Kullanmak

Hayal Gücünü Etkili Hale Getirmek

Benzetme Kullanmak

Metafor (Mecaz) Kullanmak

Tüm Duyu Organlarını Harekete Geçirmek

Koku Duyusunu Kullanmak

1. KATILIMCILARIN ANALİZ EDİLMESİ

Katılımcıların :

1.Eğitim İhtiyaçları,

2.Mevcut Bilgileri

3.Düşünceleri,

4.Davranışları,

5.Tepkileri, değişik yöntemler kullanılarak analiz edilir.

Eğitimin başarısı hemen tümüyle bu faktöre bağlıdır. Aksi halde, “kendi söyleyen, kendi dinleyen” bir eğitimci olmanız işten bile değildir. Sonuçlara göre eğitimci, şartlar olumsuz da, olumlu bir tavır içine girer. Eğitilenlerin beklentileri ancak bu yolla en üst düzeyde karşılanabilir.

Katılımcıların Eğitim İhtiyaçları, Mevcut Bilgileri ve Düşünceleri, eğitime başlamadan önce saptanır. İhtiyaçlar, eğitilenlerce de belirtilebilir. Mevcut bilgiler sorarak ya da kısa bir anket hazırlayarak öğrenilebilir. Düşüncelerini, anketlerle ya da bire bir görüşmeler yapılarak belirlenebilir(tanışma toplantısında, molalarda). Davranış ve Tepkileri ise eğitim sırasında yapılacak gözlemlerle anlaşılabilir. Bunun için eğitilenlerin davranışları, yazılı ve sözlü geribildirimleri, beden dilleri sürekli olarak gözlenlenerek, değerlendirilmelidir. Etkili eğitimcilerin ne kadar deneyli olurlarsa olsunlar, her oturum için ayrı bir heyecanla eğitimlerine hazırlanmalarının nedeni budur.

2. İYİ BİR ETKİ İÇİN DUYGULARI KULLANMAK

Duygu kullanımı güzel konuşmanın tüm araçlarından daha güçlü etki yapar. Ancak, iş konuşmalarına duygu karıştırmak doğru olur mu ? Profesyonellik sınırları içinde kalmak şartıyla, evet. Dikkat edilmesi gereken, duygu kullanımının alışkanlık halini almaması ve sunuşta birden fazla tekrar edilmemesidir.

Duygu kullanımına yakın tarihimizden bir örnek, 19 Şubat 2001 ekonomik krizidir. Dönemin koalisyon başbakanı Ecevit ağlamaklı bir sesle : “Cumhurbaşkanımız beni azarladı” sözleriyle cumhurbaşkanını zor durumda bırakmak istemiş ancak, bilindiği gibi, ülkeyi etkisi yıllarca sürecek olan derin bir krize sokmuştur.

Bir satış sunuşunda duruma göre konuşmaya duygu yüklenip, müşterilerin etkilenmesi sağlanabilir; “Yerli sanayimizin gururu olacak bu ürünü satarken de gurur duyacaksınız”.

Dikkat ! Duygu, dinleyenlerin beklentisine uygun durumda yapılmalıdır, aksi halde eğitimcinin eğitilenler üzerindeki etkisi bir anda yok olabilir.

3. DİNLEYİCİ DİKKATİNDE SÜREKLİLİĞİ SAĞLAMAK

Eğitim sırasında dinleyenleri sıkmak ya da onların sıkıldıklarını fark etmek en kötü gözlem olsa gerek.

Bilimsel ölçümlemeler göstermiştir ki, 40 dakikalık bir sunuşun ilk dakikasında en yüksek seviyede olan dikkat düzeyi, 10. dakika sonunda yavaş bir şekilde azalmaya başlar. 20. dakikada azalma hızlı bir seyir alır ve 30. dakikada en düşük düzeye iner. Son 5 dakika kala da, ilgi tekrar en üst düzeyine çıkar.

Bu bilgilerin ışığında neler yapılabilir ?

En önemli noktalar açılış sırasında ve kapanıştan hemen önce belirtilmelidir. Özellikle en son kullanılan grafik, fotoğraf ya da söz akılda kalıcı olur.

İlk on dakikanın sonunda en çekici görsel araçları kullanarak sunuşun ilgi odağı olmasını sağlayabilirsiniz.

Dinleyicilere bitiş zamanını bildirmezseniz veya bu zaman yaklaşırken hatırlatmazsanız, oturum sonunda yükselen ilgi artışı gerçekleşmeyecektir.

Mola vermek de önemlidir. Yarım saatlik bir mola yerine, onar dakikalık üç mola daha etkili olacaktır.

4. ETKİLİ BİR DİL KULLANMAK

Düşünceleri doğru olarak aktarmanın tarif edilmiş bir şekli yoktur. Kelimeler, anlamları ve bunların tonlanması vardır. Zihinlerde canlı resimler yaratıp, anlam kazandırarak akılda kalmayı sağlayan kelimeler vardır.

Profesyonel iş yaşamıyla ilgili eğitimlerde, seçilecek dilin önemi büyüktür. Dil yanlış seçilirse, düşünceler doğru olarak aktarılamaz. Düşünceler doğru aktarılamazsa , mesaj verilemez. Mesaj verilemezse, hedeflenen sonuca ulaşılamaz ve eğitim boşa gider.

“Doğru olmaktan çok, etkili bir dil seçilmelidir”.

5. HAYAL GÜCÜNÜ ETKİLİ HALE GETİRMEK

“Her yıl binlerce iş kazasının meydana geldiğini bilerek, bu şekilde çalışmaya devam edebilir miyiz ?”

“En sevdiğiniz teknisyeninizin yerde yatan ölü bedenini gördüğünüzde ne hissedersiniz ?”

İlk cümle onları düşünmeye iter, ikincisi ise hissetmeye.

Onlara bir şey anlattığınızda sizi dinlerler. Eğer, gösterirseniz dikkat kesilirler. Eğer onları olayın içine çekerseniz, reaksiyon göstererek hedeflediğiniz yere varırlar..

Hayal gücünü harekete geçirmenin en iyi yolu, onlara salt hikaye anlatmak yerine, konuşmaya grafik özellik katmak için kelimelerle resim çizmektir. Zihinlerde olayın resmini yaratmaktır.

Örneğin, “yemek” sözü yerine “köfte” veya “balık” kelimesini kullanmak istenen etkiyi yaratacaktır. Ayrıca, kavramları sıfatlarla süslemek te etkiyi arttırmaktadır. “Buz gibi cola”, “nefis bir pasta” gibi.

Sunuşta, “sıcak” kelime kullanımı da etkilidir. Tersi olan “soğuk” kelimeler daha klişeleşmiş, beyinde fazla hareket yaratmayan kelimelerdir. Örneğin, granül kahveyi anlatmak için kullanılan “hızlı”, “zaman kazandırıcı” gibi sözler soğuk ifade şekilleriyken, daha sıcak ifadeler kullanarak, “aroma”, “taze”, “lezzetli” deyimleri daha etkili olur. Bu düşünce tarzının etkisiyle, “enfes”, “zengin”, “tatmin edici” sözlerine ulaşılmıştır.

Bu tarzı benimseyen konuşamacılar, zamanla renkli kelimelerle izleyicilerini rahatlatıp, konuya ve kendilerine yöneltmekte başarılı olurlar.

6. BENZETME KULLANMAK

Benzetmeler salt kelimeler olarak bir şey ifade etmezken, verdikleri anlamla çok şeyi çağrıştırırlar. Çağrıştırma yardımıyla ana konu beyinde pek çok diğer bilgiyle ilişkili hale gelerek, silinmeyecek şekilde iz bırakır.

“Dal gibi ince”

“Mezar taşı kadar soğuk”

“Uzay kadar karanlık” gibi

7. METAFOR KULLANMAK (MECAZ)

Metafor, daha net düşünmemizi sağlayan bir gözlüktür. Düşüncelerimizi transfer etmekt amacıyla kullandığımız etkili bir araçtır. Metafor mantığa dayanmaz, ispat edilmesi gerekmez. Benzetmenin aksine, zihinde tek bir imaj yaratır. Metafor yardımıyla beyinde grafiksel kayıt gerçekleştirilir.

“Sabah sisiyle yıkanmış ağaçlar”

“Beynimde dolanan düşünceler”

“Çatılara yapışan kasvetli hava”

8. TÜM DUYU ORGANLARINI HAREKETE GEÇİRMEK

Duyulara hitap eden örnekler, açıklamalarınıza genişlik ve derinlik kazandırır. Çünkü, o anda koltuklarında oturmakta olan dinleyicileri yerlerinden kaldırıp, olayların içine sokarak, “olayı yaşamalarını” sağlamaktasınız”.

9. KOKU DUYUSUNU KULLANMAK

Sevimsiz bir olayı nasıl tanıtırsınız ? Lağım kanallarından söz ederek !

Hoş bir kızı nasıl tanımlarsınız ? Limon kokulu saçlarıyla !

Yaşlı, briç oynayan bir çifti nasıl tanımlarsınız ? Puro kokuları, naftalin ve Earl Grey çay ile !

Bu şekilde verilecek örneklerle olayı bir anda zihinlerde canlandırabilirsiniz.

III. UYGULAMA :

Ödev : Bir eğitim planı yaparak, bu kursta söz edilen Eğitim Tekniklerini kullanınız.

Şu örneklerden birini seçebilirsiniz :

1.Tavuklu Pilav pişirmek.

2.Internette Etkin Sörf Yapmak.

3.Denizde Sörf Yapmak.

4.Uzmanlığınız olan bir konu.

En İyi Eğitim Planını bize 30 Ağustos 2001 tarihine kadar iletin, sitemizde yayınlayalım ve size Academy International Yönetim kurulu Başkanı Ahmet Şerif İzgören’in, kendi alanındaki yazılmış en güçlü “Beden Dili” kitabı olan, “DİKKAT VÜCUDUNUZ KONUŞUYOR”u hediye edelim.

EK: EĞİTİMCİNİN AKIL DEFTERİ

İnsanlar Neleri Kolay Hatırlar ?

İlk söz edilenleri

Dikkat, en üst düzeydedir. Algılama kolaydır. En iyi kullanılması gereken andır.

Son anlatılanları

Sona gelindiğini bilmek, hem anlatana hem de dinleyene bir enerji yüklemesi yapar. Bu yüzden, anlatılanların kısa bir özeti ya da önemli mesajların verilmesi için eğitim oturumunun sonu önem taşır.

Olağandışı konuları

En çarpıcı, akılda kalıcı örneklerdir. Kolay kolay unutulmazlar.

Sıradışı örnekleri

Özellikle eğitilenler arasındaki farklı kişilerin ilgisini çeken örneklerdir.

Beş duyuya hitap eden konuları

Eğitimin etkili olması için özel çaba gösterilerek her türlü eğitim aracı hazırlanıp, kullanılmalıdır.

Eğitilenin içinde kendisini bulduğu örnekleri

“Evet, aynısı benim de başıma gelmişti !”

“O gün ben de böyle düşünmüştüm !”

“Ne tesadüf. Ben de böyle düşünüyorum !”

şeklinde bütünleşebildiği örneklerdir.

Tekrar edilen konuları

Bilgilerin hafızaya yerleştirmesinde güçlü bir araç, “tekrar” dır. Tekrar yapılırken önemli olan, tekrarın her seferinde farklı söz, davranış ve örnekler kullanılarak, sıkmayacak şekilde yapılmasıdır. Bilgi düzeyi yüksek bir grupta, eğitimci kendisi tekrar yapmak yerine sorular sorarak bunu eğitilenlere yaptırılabilir.

Uygulayarak öğrenilenleri

Eğitimci, eğitilenlere hemen uygulama imkanı vermelidir. Role-playing, özellikle teorik eğitimlerde kullanılan bir yöntemdir.

EK: DİNLEYİCİLERİNİZİN PROFİLİNİ BELİRLEYİN !

Dinleyicilerin çoğu hangi özelliklere sahiptir ?

Yaş ortalamaları nedir ?

Çoğunluğunu bayanlar mı, erkekler mi oluşturuyor ?

Eğitim düzeyleri nedir ?

Dinleyicilerin çoğu hangi özelliklere sahiptir ?

Verilecek örnekleri seçerken işinize yaradığını göreceksiniz.

Yaş ortalaması nedir ?

Giyim kuşamınız, seçeceğiniz dil, beden dili vurgulamalarınız için önemli bir faktör.

Çoğunluğu bayanlar mı erkekler mi oluşturuyor ?

Bu durum, sizi ayrımcılıktan, alaycılıktan alıkoyacaktır. Savunduğunuz bir durumun, taraflardan birinden destek görme olasılığı yüksek olacaktır ve bu durum işinizi kolaylaştıracaktır (Erkek eğitimciler, bayan katılımcılardan, kadın eğitimciler ise erkeklerden destek alırlar).

Eğitim düzeyleri nedir ?

İşte bu en büyük yardımcınız olacak !

Kültürel altyapıları nedir ? Aralarında kültür uçurumları var mı ?

Eğitimin her katılımcı için başarılı olması neredeyse bu özelliğe bağlı !

Eğitime niçin katılacaklar, amaçları nedir ?

Vakit geçirmeye gelenler, zor kişilerle başetmek zorunda kalacağınızı gösterir. Tabii ki önlem almak mümkündür.

Konuya tarafsız bir grupla mı karşı karşıyasınız ?

Hemen silahlarınızı kuşanın !

Daha önce sizi dinlediler mi ? Tepkileri nasıl dı ?

İşiniz gittikçe kolaylaşıyor !

Grup büyüklüğü nedir ?

Küçük gruplar için sıcak bir eğitim planlayabilirsiniz, çünkü yakınlaşacaksınız. Kalabalık gruplar için de kolaylaştırıcı yöntemler vardır.

 Hafta 2 : Eğitimin Planlanması

Amaçlar:

Eğitim İhtiyaçlarını Belirlemek

Eğitim İhtiyaçlarının Analiz Etmek

Eğitimin Şekline Karar Vermek

İç ve Dış Eğitim Kaynaklarının Araştırmak

Eğitimin Duyurmak.

I. Eğitimin Planlaması

Şirket içinde bir eğitimci olarak şirketin ürün, müşteri, imaj, personel stratejilerine uygun olacak şekilde eğitim planlaması yapılır.

A. Eğitim İhtiyaçlarının Belirlenmesi

Ürün/Hizmetin özellikleri, çalışanların memnuniyeti, stres düzeyleri, ücretlendirilmeleri, sosyal hakları, birbiriyle ilişkileri, iş güvenliği gibi konular eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesinde rol oynar.

Bu aşamada geleneksel olarak değişik yöntemler kullanılır :

1.Üst yönetim tarafından eğitim stratejisi belirlenir. Konular bildirilir.

2.Bölüm yöneticileri elemanlarını motive etmek, diğer bölümlerin yaptığı eğitim faaliyetlerinden geri kalmamak veya gerçekten eksikliği duyulan ihtiyaçların giderilmesi amacıyla eğitim verilmesini ister.

3.Çalışanlar ihtiyaç duydukları eğitimlerin taleplerini iletirler.

B. Eğitim İhtiyaçlarının Analizi

Eğitim planları yapmanın zorluğu bundan sonra başlar. Kaynaklar elverdiğince telepler sıraya konularak değerlendirme yapılır. Eğitimin doğru konuda, doğru yerde ve doğru kişilerle yapılması sonuçların başarılı olmasını sağlar.

Bir başka konu da, verilen eğitimlerin yeterliliklerinin incelenmesidir. Eğitim veren şirketlerin, eğitmenleri, eğitim verdikleri yerler ve eğitim programları incelenmelidir. Ayrıca, söz konusu eğitime “uygun olmayan” personelin durumu da incelemeye alınmalıdır.

Şirket içi eğitimlerini planlayan eğitimciler için önem sırasına göre dizilmiş aşağıdaki liste yararlı olacaktır :

1.Motivasyon eğitimleri (kişisel gelişim için)

2.Satış eğitimleri

3.Müşteri İlişkileri ve Davranış eğitimleri

4.Verimi Zaman Kullanımı

5.Bilgi İşlem Sistemleri, bilgisayar programları

6.Toplam Kalite Yönetimi

7.Üretim Verimliği

8.İş Kazaları ve İş Güvenliği

9.Teknik eğitimler

10.Teknolojik yenilikler, Çağdaş Yönetim Sistemleri, Yeni Çalışma Yöntemleri

11.Halkla İlişkiler, Kurumsallaşma.

C. Eğitimin Şekline Karar Vermek

1.Bilgi ihtiyacının düzeyi,

2.Finansal kaynaklar

3.Bilgi kaynakları,

4.Dış eğitimin üstünlükleri

Yukarıdaki faktörler değerlendirilerek eğitimin şirket içinde yapılmasına ya da dışarıdan alınmasına karar verilir.

D. Eğitimin Duyurulması

Eğitim departmanı tarafından planlanan eğitimler, yıllık eğitim bütçesi onaylandıktan sonra, eğitim tarihlerini de içeren bir kitapçık yayınlanarak tüm şirket bölümlerine duyurulur. Genel katılıma açık eğitimler için, katılımcı sayısının çok önceden saptanması amacıyla ek duyurular yapılır.

Eğitim kitapçığının yanısıra, eğitimlere bir ay kala, bölümlere ya da tek tek kişilere yazılı olarak duyurularak, eğitime kesin olarak katılmak istediklerine ilişkin yazılı bilgi alınır. Kurumsallaşmış şirketlerde, çalışan memnuniyetini arttırmak amacıyla, Eğitime Davet Yazısı gibi uygulamalar yapılır.

II. Şirket İçi Eğitimler

Eğitimcilerini, şirket içindeki uzman veya tecrübeli üst düzey yöneticilerinin oluşturduğu eğitimlerdir.

Doğru kişilerin bulunması durumunda hedefe en yakın ve ekonomik olan eğitim biçimidir. Zaman kısıtlaması, aşırı kaynak harcaması yoktur. Esnek bir yapıya sahiptir.

A. Şirket İçi Eğitimlerinin Avantajları

1.Arzu edilen sonuçlara kolayca ulaşılır.

2.Orta ve Uzun vadeli sonuçlar kolayca gözlenir.

3.Prosesler ve örnekler katılımcılarla paylaşılır.

4.Personelle kolayca yakınlık kurulabilir.

5.Eğitim yapılan yere aşinalık vardır.

6.Sunuş gereçlerine aşinalık vardır.

7.Dinleyiciler tanınmaktadır.

8.Eğitimci, dinleyiciler tarafından tanınmaktadır.

Şirket İçi Eğitimlerin Potansiyel Zorlukları

1.Aşırı rahatlık, snobluk.

2.Oturum ciddiyeti sorunları.

3.Katılımcıların, eğitimci hakkında önyargılı olmaları.

4.Bakışlar rekabetçi ya da düşmanca olabilir.

5.Bölümler arasındaki düşmanlık öne çıkabilir.

III. Dışarıdan Alınan Eğitimler

Şirket için yeni olan kavramların, çok özel konuların öncelikli olduğu ayrıca, mekan değişikliğinin etkili olacağının düşünüldüğü eğitimlerdir.

Şirket içi eğitimlerindeki olumsuzlukların giderilmesi için de tercih nedeni oalbilir. Yeni bilgilerin şirket kültürüne katıldığı, motive edici, ancak ek harcamalar gerektiren bir eğitim türüdür.

Dışarıdan Alınan Eğitimlerin Avantajları

1.Kişisel gelişim için yararlıdır.

2.Eğitimcinin ön yargısı daha az olur.

3.Katılımcıların eğitimci hakkındaki önyargısı daha az olur.

4.Daha yüksek ilgi uyandırır. Motivasyonu güçlendirir.

5.Daha modern sunuş araçları kullanılır.

Dışarıdan Alınan Eğitimlerin Potansiyel Zorlukları

1.Dinleyicilerin ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamaması.

2.Orta ve uzun vadeli sonuçların gözlenmesindeki zorluk.

3.Dinleyicilerin isteklerine karşı ilgi eksikliği.

4.Özel teknik konularda ve proseslerde çekilecek güçlükler.

5.Katılımcıları tanıma güçlüğü.

6.Eğitim yapılan yere duyulan yabancılık.

7.Ulaşım, vb. zorluklar.

Özetle, iç eğitimlerde önemli bir avantaj olan bilginin varlığı, dış eğitimlerde önemli bir olumsuzluk olarak karşımıza çıkabilir(katılımcıların ne bildiğini bilmemek).

IV. Eğitim Yönetimi

A. Eğitim Bütçesi Hazırlamak

Belirlenmiş şirket hedeflerine uygun olarak yıllık eğitim bütçesi yapılır.

Bu bütçeye hazırlık olarak :

1.Birimler bazında hazırlamış olan eğitim hedefleri istenir.

2.Şirketin personel performansı hedeflerine uygun eğitimler belirlenir.

3.Üst yönetime eğitime ilişkin düşünceleri sorulur.

Bu çalışmalardan sonra düzenlenecek olan eğitimler ortaya çıkmış olur. İç eğitimleri verecek olanlarla uygun dönemler belirlenir. Dışarıdan alınacak eğitimlerin dönemleri ve fiyat bilgileri elde edilir. Yenilenmesi gereken eğitim salonu, eğitim donanımları, eğitimler sırasında gereken araç gereç de dikkate alınmalıdır.

Eğitimde hedef daha etkin eğitimi yakalamaktır. Geleneksel eğitim çalışmalarına ek olarak değişik eğitim verme biçimleri için çalışma yapılarak, açık hava eğitimleri, işletme dışında verilecek iç eğitimler, yurtdışı eğitimleri gibi konular araştırılır.

B. Eğitim Kayıtlarının Tutulması

1.Personelin yıllık bazda kaç saat eğitim aldığı,

2.Şirket bazında yıllık adam x saat eğitim hedefi

3.Kişisel olarak eğitim kayıtları

Yukarıdaki konular tutulması gereken kayıtlardır.

C. Eğitim Sonuçlarının Ölçülmesi

Eğitim alan çalışanların elde ettikleri bilgi ve becerileri işlerine ne ölçüde yansıttıklarının ölçülmesi, “Neden eğitim verildi ?” sorusunun yanıtı olacaktır. Bu konu eğitim faaliyetlerinin temelini oluşturur. Yapılmadığı taktirde, eğitim faaliyetlerini oluşturan onca çaba göstermelik olarak kalacaktır ve eğitimler asla sürekli olmayıp, bir “gösteriş” unsuru olmaktan öteye geçemeyecektir.

Eğitimcinin iş sonuçlarındaki etkiyi ölçebilmesi için bireysel olarak çalışması yeterli değildir. Ölçümleme çalışmasının planı eğitim sorumlusu tarafından yapılmasına rağmen, uygulaması birim sorumluları veya işletmenin verimlilik ölçümü sorumluları ile beraberce yürütülmelidir.

İşletme için elde edilen tecrübeler sonunda bir etkin değerlendirme yöntemi geliştirilir.

IV. UYGULAMA :

İşyerinizdeki personel için bir eğitim planlaması yapınız. Aşağıdaki soruların yanıtlarını vererek de planlamayı hızlı bir biçimde tamamlayabilirsiniz :

1.Eğitim hangi konuda verilecek ?

2.Bu konuya karar verirken neleri dikkate aldınız ?

3.Bu konuyu diğerlerinin önüne geçiren neydi ?

4.Eğitim kaç kişiye verilecek ?

5.Kim, nerede verecek ?

6.Eğitimin bütçesi nedir ? Gereken kaynak nasıl yaratılacak ?

7.Eğitimin duyurulması hangi yolla olacak ? Duyuru planını açıklayınız.

8.Giriş / Çıkış anketlerinde neleri sorgulamayı planladınız ?

Hazırlayacağınız eğitim planını bize de gönderin. Sitemizde yayınlayarak, bilgiyi paylaşalım.

EĞİTİMCİNİN AKIL DEFTERİ

PROFESYONEL EĞİTİMCİLER İÇİN ÖNERİLER :

Kendinizi geliştirmeyi, yeni bilgilere ulaşmayı merkezi otoriteden beklemekten vazgeçin. Kendiniz planlama ve uygulamalar yapın. Biriminizi, bir “Öğrenen Eğitim Birimi” haline getirin.

Kendiniz dahil olmak üzere, bölüm çalışanlarınızın yıllık eğitim planında kaç saat eğitim planladınız ? Elemanlarınızı “Kişisel Gelişim” konusunda bilgilendirdiniz mi?

Klasik öğrenme tarzından, “Hep Birlikte Öğrenme” tarzına geçme çalışmaları yapın. Eğitim programlarınızı gözden geçirin. Dünyadaki eğitim alanındaki gelişmeleri mutlaka izleyin. Yeni eğitim araçlarınızı paletinize katın.

Eğitim birimi çalışanlarına “Performans Değerlendirmesi” uygulayın.

Sadece diğerleri için eğitim planları yapmayın. Kendi bölümünüz için Kısa, Orta, Uzun vadeli “eğitim geliştirme” planları yapın.

İÇ EĞİTİMLERDE KENDİNİZE SORACAĞINIZ SORULAR :

İç eğitim vermeye karar vermenin ardından aşağıdaki sorulara tatmin edici yanıtlar aramalısınız :

Eğitimin önem derecesi nedir ?

Iş yükünüz nedir ? Bu eğitimi vermek için o hafta, o dönem uygun mu ?

Konuyla ilginiz ne düzeyde ?

Şiket içindeki özel proseslere ne kadar aşinasınız ?

Bu eğitim için ne kadarlık bir hazırlık yeterli olacaktır ? Bunun için ne kadar zaman ayırabileceksiniz ?

Bu eğitim nedeniyle hangi işlerinizi ertelemek zorunda kalacaksınız ?

Hazırlık sırasında evde ya da işyerinde ne tür engelleriniz olabilir ?

Hazırlık aşamasında size yardımcı olacak biri var mı ?

Eğitim sırasında, görsel araç kullanımında size yardımcı olacak biri var mı ?

Gereken eğitim araç-gerecini kolayca elde edebilecek misiniz ?

Bu sorular, verilebilecek yanıtlar, olumsuz yanıtlar sürer gider. Tüm bunlar bir noktada birleşmelidir :

Verilecek eğitim, harcanacak zaman ve güce değecek midir?

Bir çok iç eğitim sırasında harcanan zaman ve para boşa gider. Motivasyon istenilen düzeye çıkamaz. Teknik eğitimler dışındaki eğitimleri dışarıdan almak ilk bakışta pahalı ve zaman kaybettirici olarak görünse de kısa, orta ve uzun vadede kazandıracakları iç eğitimlerdekinden fazla olur.

Bir başka önemli konu da, eğitimi kimin vereceğine karar vermektir. Eğitimler kişilerin esas verimliliklerini etkilemeyecek şekilde planlanmalıdır. Daha az önemli ve kolay eğitimlerin tecrübeli orta ve üst düzey yöneticilerle verilmesi yerine genç, dinamik ve yetenekli çalışanlara verdirilmesi daha isabetli olabilir.

Üst Düzey Yöneticilerin verdiği eğitimlerde de önemli yararlar sağlanmaktadır :

Bilgileri ileri düzeydedir.

Şirket politikası ve gidişi konusundaki bilgileri aktarırlar (“şeffaf şirket” yapısının oluşması).

Çalışanlarla üst yönetimin bağları güçlenir.

Alınacak önemli kararlar için destek oluşturulur.

Organizasyonel değişimlerle ve stratejik konularla ilgili mesajlar iletirler.

Şirket imajı güçlenir. Özellikle basının da yer aldığı eğitimlerde, topluma iletilen bilgilendirmelerle imaj artar.

Hafta 3: Eğitmen

Amaçlar:

 Eğitimcinin Vazgeçilmez Özellikleri

 Eğitilenler Nasıl Bir Eğitmen Görmek İsterler

 Olumsuz Görüntü ve Davranışlar

 Eğitimcide İstenmeyen Özellikler

 Eğitimci Hataları

 Dünya Kalitesinde Eğitimci Olmak

I. Eğitmenin Özellikleri

Bu hafta eğitimci üzerinde odaklanıyoruz. Kendi çevresinde en iyi, kendi toplumunda en ünlü ve dünya kalitesinde çapında bir eğitimci olmak için bir “eğitimci vizyonu“ oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz.

Uzun tanımlamalar yerine maddeler halinde, kısa, kolay anlaşılır şablonlar veriyoruz. Yorumları sizlere bırakıyoruz.

A. EĞİTİMCİNİN VAZGEÇİLMEZ ÖZELLİKLERİ :

Farklı, sıradışı bir görüntü : Giyim, kuşam, saç traşı, makyaj. (Papyon, saç stili, renklilik, gözlük tipi, hitap şekli, imaj).

 İletişim Yetenekleri

 Beden Dili Yetenekleri

 Kelime dağarcığı zenginliği

 Ses Tonu

 Diksiyon

 Stres Kontrolu

 Zaman Yönetimi

 Empati Kurmak

 Güzel yazı yazmak

 PC Sunuş programları bilgisi.

Kısaca detaylandırısak:

    Konusunda uzman olmalıdır. Bilgisinin eksik olduğu hissedildiğinde öğrenme, dinleme isteklerinde azalma görülür.

    Eğitimci, öğrenme ilkelerini ve eğitim yöntemlerini kullanacak bilgi ve beceride olmalıdır.

    Eğitimci eğitim verdiği grubun bulunduğu organizasyonu ve bu organizasyonda yer alan kişileri iyi tanımalıdır.Grubun eğitim     ihtiyaçları konusunda yeterince bilgiye sahip olmalıdır.

Öğrenmeyi kolaylaştıracak kişisel özelliklere sahip olmalıdır:

    Düzenli, dakik, sistematik çalışan, hazırlık yapan ve     planlanan işleri zamanında gerçekleştiren bir kişilikte olmalıdır.

    Grubun yapısını hemen anlayıp, programa esneklik katabilmelidir.

    Eğitilenlere dostça davranan, eşit ilgi gösteren bir yapıda olmalıdır.

B. EĞİTİLENLER NASIL BİR EĞİTİMCİ GÖRMEK İSTERLER ?

Konusunda tam bilgili

Olumlu

Nazik

Sabırlı, Hoşgörülü, Esnek

Neşeli, İçten, Sempatik

Adil, Tarafsız

Esprili

Yaratıcı

Empatik

C. OLUMSUZ GÖRÜNTÜ VE DAVRANIŞLAR

Dokümanları okumak için sık sık yakın gözlük takıp, çıkarmak. Gözlüğü uzun süre elde tutmak veya sallamak.

Israrlı bir ilgisizlik sergilemek.

Çok sert bir tavır takınmak.

Dağılan saçları sık sık toplamak.

Kendini tanıtmadan sunuşa başlamak (program kitabında varsa, kısaca).

Öksürürken mikrofonu kapatmamak, uzaklaştırmamak.

Uygunsuz dil / stil kullanmak : Argo, eleştiri, tahrik edici sıfatlar.

Önceki bir sunuştan, önceki günden veya önceki oturumdan kalma görsel bilgilerin, gerekmediği halde görüş alanında bulundurmak.

Sunuş sırasında düzenlemeler yapmak : tepegöz ayarı, masanın yerini değiştirmek.

D. EĞİTİMCİDE İSTENMEYEN ÖZELLİKLER

Önyargılı olmak

Alaycılık

Sabırsız

Burnu büyüklük

Somurtkanlık, aşırı ciddiyet

Taraflı davranışlar

Tutucu düşünce yapısı, zihinsel yaşlılık

Dostça yaklaşmamak

E. TİPİK EĞİTİMCİ HATALARI

Dinleyici : “Genelleme yapmıyor musunuz ?”

Eğitimci : “Hayır, hiç sanmıyorum”

“Yeni bir başlık açamayacağım. Özür dilerim. Bunun için zamanımız yok” ( Dinleyiciler için daima zaman vardır).

“Sıkılmış olanlar adına üzgünüm, ama bu programı tamamlamak zorundayım”.

“Anlamayan varsa lütfen elini kaldırsın. Onun için tekrarlamaya hazırım”

F. BUNLARI HEP HATIRLAYIN !

Kişisel inanç ve düşüncelerinizden çok fazla söz etmeyin. Onlar size aittir.

Haklı olsanız da asla savunmaya geçmeyin. Örnekler, referanslar vererek inandırıcı olmaya çalışın.

Din, politika, ırk, futbol konularına girmeyin. Mutlaka hata yapacağınızı bilin. Orada bulunma amacınızın bu konular olmadığını hatırlayın.

Dinleyicilerinizi devamlı izleyin. Bakışları, beden dilleri sizi, anlattığınız konuyu beğendiklerini gösteriyor mu ? Aksi halde, hemen önlem alın.

Sıkılmamaları ya da sıkıldıklarında toparlanmaları için, geribildirim isteyin.

G. DÜNYA KALİTESİNDE EĞİTİMCİ OLMAK

Eğitimcinin farklı bir eğitimci olabilmesi için, şu üç basit kuralı benimsemesi gerekir :

Konuştuğuna inanmak

Konusunda uzman olmak

İletişim becerilerine sahip olmak

Bu sıralamada yer almayan önemli iki nokta daha var. Bunlar eğitimciyi dünya kalitesinde eğitimci yapacak iki özelliktir :

 Farklı eğitim yöntemleri arayışı içinde olmak,

 Yabancı dil bilmek (tabii ki bir dünya dili olan,İngilizce).

II. UYGULAMA

Aşağıdaki testi yanıtlamaya başlayın ve 5. sorudan sonra bir diğer 5 maddeyi de siz ekleyin. Sonra bu testi bize gönderin. Yararlı düşüncelerinizi bu sayfalarda paylaşalım.

EĞİTİMCİ SELF TEST :

1. Eğitimci olmayı ne kadar sevdiğinizi 10 üzerinden değerlendiriniz :

2. Nasıl bir konuşmacısınız ? (tutuk, utangaç, espirili, sıkıcı, vb.).

Beş özelliğinizi yazınız :

     a._______

     b.__________

     c.______________

     d._________________

     e.____________________

3. Güçlü yanlarınız (Sunuş açısından):

_________________________________

_________________________________

_________________________________

4. ZAYIF yanlarınız :

__________________________________

__________________________________

__________________________________

__________________________________

__________________________________

5.Size göre, sunuş sırasında başarılı bir kişi nasıl görünür ?

__________________________________

__________________________________

 Hafta 4 : SUNUŞ TEKNİKLERİ

Amaçlar:

 Sunuş Yeteneğini Geliştirmek

 Mükemmel Bir Sunuş İçin İpuçları

 Ses Alıştırmaları

I. Sunuş Teknikleri

Bu hafta etkili bir eğitimci için en önemli koşulu olan sunuş konusuna yoğunlaşıyoruz.

A. Sunuş Yeteneğini Geliştirmek

İyi bir eğitimci için en önemli özelliğin, konuyu çok iyi bilmek olduğunu düşünmek, kökleşmiş bir inanıştır. Oysa, var olan bilginin aktarma zorluğu göz ardı edilmemelidir. Dinleyicileri sıkmamak ve eğitim süresince öğrenme verimlerini yüksek düzeyde tutabilmek, en az “bilmek” kadar etkilidir.

Sunuş tekniklerini öğrenmek için gösterilecek gayret, öğrenme için gösterilen gayretten daha azdır. Buna rağmen, “Ben anlattım, görevimi tamamladım, elimden geleni yaptım” diyerek bu konuya eğilmemek olmaz. Bazı teknikler kullanılmadan yüksek bilgi ile donanmış eğitimleri eğitim düzeyleri çok farklı kişilere başarı ile vermek pek olası görünmemektedir. Bu sorun yıllarca uzman bilgi düzeyindeki kişiler için de geçerlidir.

Aşağıda önereceğimiz bir dizi işlemi yaparak, sunuş yeteneklerinizde önemli gelişmeler sağlayabilirsiniz. Sunuşu yapanın bu teknikleri kullanması, bir orkestrayı yönetmek kadar incelik ister. Ciddiyetle ele alınan, gayretle uygulanan yöntemler ve elde edilecek sonuçlarla yeni sunuş tekniklerinin geliştirmek, eğitimciyi dünya çapında bir eğitimci yapabilir.

Konuya ilişkin yayınlanmış bütün kitaplar okunmalıdır (kursumuz tamamlandığında elinizde böyle bir liste olacaktır).

Ünlü kişilerin sunuşları, TV ve diğer görsel medyadaki konferanslar izlenmelidir.

Öğrenilen teknikler zaman geçirmeden günlük yaşamda uygulanmalıdır.

İzleyicilerden geri bildirim alınmalıdır.

Video, ses kayıt cihazları kullanılarak gelişme izlenmelidir.

B. Mükemmel Bir Sunuş İçin İpuçları

GÖRÜNÜMÜNÜZ:

1. Fiziksel görünüm :

Giyim,

Makyaj, Saç traşı

Postür (duruş)

2. Göz teması, yüz ifadesi, fiziksel mesafe, fiziksel temas, dokunmak, dokunur gibi yapmak.

3. Sesinizi kullanma tarzınız.

4. Gruba hakimiyetiniz.

Sunuşunuz Sırasında ;

 Yüksek ve net bir sesle konuşun.

 Telaffuz hatası yapmayacağınız kelimeleri seçin.

 Müzikli bir sese sahip olun (entonasyon, iniş-çıkışlar)

 Anlatım hızınızı zaman zaman azaltın / çoğaltın.

C. DİNLEYİCİLER

Sunuşta çevre faktörlerini de dikkate almak gerekir. Önemli bir çevre faktörü, dinleyicilerdir.

Dinleyicileriniz konuşurken ;

 İlgilendiğinizi hissettirin.

 Sözlerini kesmeyin, tamamlamalarını bekleyin.

 Duyduklarınızı tekrarlayarak, doğru anladığınızı ifade edin.

 Kastedileni anlayın (gösteriş, zora sokmak, vb.)

 Karşı fikirleri olumlu karşılayın. Mimiklerinizi kontrol altında tutun. Tebessümle karşılayın (yarı alaycı gülüşe dikkat !). “Evet”, “Anlıyorum”, gibi sözlerle konunuza dönün.

 Dinleyicinizin örnek olarak aktardığı konuları, kullanacağınız örnekler arasına katın.

Agresif Kişilere Dikkat Edin !

Sunuş sırasında zor anlarınız da olacaktır. Bunlardan biri, saldırgan kişilerdir.

Onlarla baş edebilmek sanıldığı kadar zor değildir.

Sizden ilgi beklerler.

Sorunların çözümü için onlara soru sormayın.

Onlara önem verdiğinizi hissettirin. Çok iyi bildiklerini sandığınız konularda sorular sorun. İyi bildikleri konuları anlatmalarını isteyin.

Oturum sırasında güçlü bir taraftarı yanınıza oturtun (Oturum başlamadan önce, aralarda sohbetler sırasında kendinize taraftarlar toplayın).

D. ORTAM ve ARAÇLAR

Sunuş Yapılacak Yer:

Yeterince inceleme ve hazırlık yapılırsa, sunuşun en kolay kontrol edilebilir kısmıdır.

Fiziksel imkân kısıtlamaları fazla ise bu konu, bir çok önemli konunun önüne geçirilerek, önemle ele alınmalıdır. Aksi halde, sunuş sırasında peş peşe ortaya çıkacak olan felaketler, tüm hazırlık çabalarının boşa gitmesine ve sunuşun başarısız olmasına neden olur.

1. SALON

Akustik : Akustiğe dikkat edin. Büyük salonlarda sesin netliği azalır. Salon büyüdükçe konuşma hızınızı azaltın.

Ortam sıcaklığı : Sıcaklık değeri önceden belirlenip, otomatik klima ile kontrol altında tutulmalıdır. Sürekli olarak temiz hava girişi sağlanmalı, şartların olumsuz olması durumunda sık sık mola verilmelidir.

2. ARAÇLAR

Mikrofon : Yakaya takıldıktan sonra veya konuşmaya başlarken açılmalı. Büyük bir salonda, katılımcılara söz vermeden önce varsa, ikinci bir mikrofon hazırlanmalı, gerektiğinde seri olarak iletebilecek biri olmalıdır.

Görsel Eğitim Araçları :

Görsel araçlar sunuşu güçlendirir. İyi bir sunuşu, eksiksiz bir sunuşa dönüştürür. Görsel araçlar sunuşun özel noktalarına önem ve açıklık kazandırır.

Görsel araçları, konuşmanın önüne geçecek şekilde yoğun kullanılmamalıdır.

Şekiller, semboller salonun her noktasından görünebilecek büyüklükte, fotoğraflar çok net olmalıdır.

Harfler yeterince seyrek olmalıdır.

Tüm set eğitim öncesinde en az iki kez denenmeli, zaman ölçümü yapılmalıdır.

Oturum başlamadan önce görsel araçlar kullanılmamalıdır. Ancak, başlangıca kadar göstermenin etkili olacağı düşünülen görüntüler gösterilmelidir. Dinleyiciyi konuya çekecek ve çok yoğun olmayan sunuş öncesi görüntüler zaman kazandıracaktır.

Görsel araçlara bakarken dinleyicilere arkanızı dönerek konuşmayınız.

Görsel araçlara bire bir bakarak eğitim vermeyiniz.

Görsel araçların önünü kapatmayacak şekilde durunuz.

Asetat, slayt değiştirilmesinin zor olduğu durumlarda, bir yardımcıdan yararlanınız. Ancak, prova yapmadan veya yazılı bir program vermeden böyle bir yardımı almayınız.

Yedek tepegöz ve ampul bulundurunuz.

Görsel araçları kullandığınız araç-gerecin çok iyi çalıştığından emin olunuz. Sunuşun sadece PC den yapılacağı durumlarda mutlaka ikinci bir bilgisayar (önceden denenmiş), disket, CD, uzatma kablosu, priz bulundurulmasını sağlayın. Büyük otellerde, bir teknik servis elemanının sunuş boyunca kuliste olmasını sağlayın. Daha sıradan ortamlarda, personelden bir kişiye, bir kriz durumunda yapacaklarını önceden anlatınız.

E. DİĞER DIŞ ETKİLER

Işık

Dışarıdan yanlış açıda gelen ışığı kontrol altına almak gerekir. Ayrıca, günün ilerleyen saatlerinde bu işi yapacak bir görevliye talimat verilmelidir.

Gürültü

Gürültü kontrolü ve önlenmesi yine bir görevli tarafından yapılmalıdır.

F. SUNUŞA GİRİŞ YAPMAK

İyi bir giriş dinleyicilerin dikkatini toplar, onları konuya hazırlar. Sunuşun amacını ve dinleyiciler için neden önemli olduğunu açıklar. Anlatılacaklara merak duyulmasını sağlar. Sunuşun devamını kolaylaştırır.

İlk görüntü önemlidir. Beklentileri karşılamak, güven kazanmak, onları aktif dinleme moduna sokmak üzere dikkatlerini çekmek, giriş bölümünde yapılacak önemli işlerdir.

İzleyiciler sizi 1-2 dakika içinde değerlendirir. İlk izlenim ve sunuşun başarısı için başka şansınız yoktur.

Açılış Konuşması:

Açılış konuşmasında hedef, DİNLEME ve ÖĞRENME ihtiyacını UYANDIRMAK olmalıdır.

Kısa sunuşlarda daha iyi planlanmış girişlere ihtiyaç vardır. Dinleyici konuya çekilerek, sunuşa dahil edilmelidir.

Etkileyici bir giriş, konuşmacıyı ve dinleyicileri rahatlatır.

Dinleyicinin Dikkatini Toplamak:

Konuşma başladığında dikkat genellikle dağınıktır (en azından, dinleyicilerin çoğu bu durumdadır). Sizi izlerler. Giyiminiz, duruşunuz, kişiliğiniz hakkında fikirler edinmeye çalışırlar. Bu yüzden etkili bir duruş ve etkili bir girişle dikkatlerini toplamalısınız. Kullanılacağınız yöntem o anki duruma uygun olmalıdır. Aksi halde dikkatlerini bir daha toplayamayacakları hale getirip, ikili konuşmalara, gülüşmelere neden olabilirsiniz.

Duyulan en son fıkrayı anlatarak giriş yapmak tehlikelidir. Özellikle de konuyla ilgisi yoksa.

Bir soru sorarak başlayabilirsiniz:

Yanıtı kısa veya tepki ölçen bir soru olabilir. Yanıt almak istiyorsanız, onları zorlamayacak bir soru sorulmalıdır.

“Kim arkadaşının makinasını hack etti?”, gibi .

Soru ile başlamak, sunuşun nasıl götürüleceği konusunda çok önemli ipuçları vereceği için, yararlı olabilir.

Etkileyici bir gerçeği belirtin !

Sunuşun ana fikrini destekleyen bir istatistikle başlayabilirsiniz.

“Bu odadaki her beş kişiden biri deri kanserinden ölecek”, gibi.

Öykü, fıkra anlatın:

Konuyla ilgili olmak kaydıyla, bir fıkra veya başınızdan geçen bir öyküyü anlatın. Dinleyenler için öyküleri göz önüne getirmek kolaydır.

Alıntı yaparak başlayın.

Sunuşun inandırıcılığını arttırır.

Bir Slayt Kullanın

Bu, sunuşunuzda kullanacağınız ilk görsel araç olacaktır. Kullanacağınız başlık, yapacağınız açıklamadan daha etkili olacaktır. Konuyu çağrıştıran bir slogan da olabilir. Ayrıca grubun adı, bulunduğunuz şehir ve günün tarihi bu slaytta yer alırsa iyi olur.

Etkileyici bir ifade kullanın !

Güçlü bir ifade izleyicilerin dikkatini çeker.

“Yüksek maliyetli ürünlerin kazançlarımızı yiyip, bitirmesini durdurmanın tam zamanı !”

Etkileyici bir giriş, hem sizi hem de dinleyicinizi rahatlatır.

Girişlerde yaygın olarak mizah kullanılmasının nedeni, gülümsemenin dinleyici için pozitif bir durum oluşturması, enerji vermesi ve konuya ısındırmasıdır.

Konuyu Belirtin !

Ne anlatacağınızı anlatın,

Konuyu anlatın,

Ne anlattığınızı anlatın.

Yanlış anlamalara karşı önlem olarak, konuyu ve amacı açıkça belirtin. Broşürler yeterince açık olmayabilir. Davet sırasında yeterli açıklama yapılmamış veya konu anlaşılamamış olabilir. “Bugün bitmeden herkes ……………yı daha iyi anlıyor olacak”, “Bu sunuşu dinledikten sonra dinleyiciler……….…….yapabileceklerdir”.

Konunun Önemini Belirtin !

Sunuşun kazandıracakları açıkça görülse bile, sunuşun neden önemli olduğunu açıklamak için birkaç dakika ayırmak iyi bir uygulamadır.

Açıklama sırasında dinleyicilerin bakış açıları dile getirebilmelidir.

Örneğin, “Bu sunuş, bilgisayar programları satın almanız sırasında muhtemel tasarrufları ele alacaktır”, yerine, “Bu sunuş size, müşteri ilişkileri yönetiminde, nasıl milyonlarca lira tasarruf edeceğinizi gösterecektir”.

Sunuşun akademik bir çalışma değil, uygulanabilir bir çalışma olduğu izlenimini uyandırın. Konunun sadece neden önemli olduğunu açıklamakla kalmayın, aynı zamanda neden gündemde olduğunu da belirtin : “Sorun hemen ele alınmazsa, muhtemel olumsuz sonuçları neler olacaktır ?”

Önem ifadesine örnek : “10 dakika süreyle dikkatinizi dağıtmadan anlatacaklarımı dinlemenin faydalı olacağına inanıyor musunuz ? Eğer inanmıyorsanız, daha dikkatli dinlemeye çalışın”.

Olumsuz Olmayın !

Hazırlanma eksikliğinden veya konuşma ortamıyla ilgili bir yetersizlikten dolayı özür dilemeyin.

Dinleyicileri aşağılamayın, üzerlerine gitmeyin.

“Bugün…….hakkında konuşma yapacağım”,

“Sayın ……………..bu konuşmayı yapmamı istedi”, gibi sıradan başlangıçlardan kaçının.

Kısa, özlü ve hareketli bir başlangıç yapın !

Giriş bölümü kısa olmalı. Etkili ve dinleyiciyi konuya çekecek şekilde başlanmalıdır. Girişte konunun dışına çıkmayın. İfadeleri dolandırmayın.

“Sunuşuma başlamadan önce………..için birkaç dakikanızı almak isterim”, “Başlamak için en iyi yolun bu sorunla ilgili önceki deneyimlerimden söz etmek olduğunu sanıyorum”, gibi girişler yaparak, dinleyiciler üzerindeki etkinizi azaltmayın.

Her ikisi de, daha cümle bitmeden dinleyicileri uyutacaktır.

Hafta 5: Beden Dili

Amaçlar:

 Beden dilinin temellerini açıklamak.

I. Beden Dili

Sunuş teknikleri içinde yer alan beden dili kullanımı, eğitimci için vazgeçilmez bir özelliktir.

İki yönlü yararı vardır :

Eğitimin etkili olması için kullanılır,

Dinleyicilerin tepkisini izlemek için kullanılır.

Yaygın olarak bilinen bir gerçekle başlayalım :

Bir mesajı iletirken ;

Sözün etkisi % 7

Sesin etkisi % 38

Beden Dilinin etkisi % 55 dir.

Bir eğitimci için bunun anlamı son derece açıktır. Konuyu ne kadar iyi bilirseniz bilin sesinizin tonu, müziği olmadan, uygun mimik ve beden hareketlerine sahip olmadan başarı şansı hemen hemen sıfırdır.

Konu gerçekte eğitimci olmanın da ötesinde bir öneme sahiptir. İnsanlarla ilişkide beden dilinin anlamını bilmeden ve yeterince kullanmadan başarılı bir iletişim kurmak olası değildir.

Bilindiği kadarıyla, ortalama kapasiteye sahip bir kişinin hafıza kullanımında rakamlardan ve sözlerden çok, resimlerin, şekillerin ve hareketlerin rolü vardır. Yapılan araştırmalar, dinleyicilerin beyinlerinin konuşulan kelimelerden çok beden dili, ses ritmi ve görüntü üzerinde odaklandığını ortaya koymuştur.

Beynin sağ yanında yer alan bu özellikler, kelimelerden daha etkileyicidir.

Eğitimciler için her kesimden kişiye etkili eğitim verebilmelerinin yolu, beden dili ağırlıklı grafiksel öğretime önem vermektir.

Eğitimin o andaki etkinliğini izleyebilmek için en etkili yöntem yine beden dili olmaktadır. Bu kez beden dilini kullanmak değil, beden dilini “anlamak” ön plana çıkar. Eğitimci, eğitim sırasında dinleyicilerin mimiklerini, baş, kol ve beden devinimlerini sürekli olarak izleyip, deşifre etmelidir. Analizleme sonunda eğitimin o andan sonraki en uygun şekline karar vermelidir.

Beden dilinin çok kapsamlı ve yoruma açık bir konu oluğunu da hatırdan çıkarmayarak, burada sadece eğitimciler için gereken unsurlarına değinilecektir. Genel anlamda bilgilenmek isteyenler için, kursun sonunda da verilecek olan referans yayınlardan yararlanma şansı vardır.

A. Beden Dilini Oluşturan Unsurlar

Duruş (postür)

Gözler, bakışlar, mimikler

Hareketler : Baş, eller, kollar, ayaklar, vücut

Jestler dir

“Ne söylediğiniz değil, onu nasıl söylediğiniz önemlidir.”

“Basit bir jest, yüzlerce kelimeden daha çok şey ifade eder.”

“Beden dili, bilinçdışı motivasyonlarımızı açığa çıkarır.”

Beden dilinde etkili olmak için :

Heyecan ve korkuyu yenmek

Sinirlenmemek

Katı ve gergin olmamak

Tereddüt içinde olmamak      önemlidir.

1. Duruş

Başkalarının yüzüne, gözlerine bakış açısıdır. Bu açı genellikle iki kişi arasında,düz bir çizgi üzerinde yer alır.Birbirini tanımayan veya tanışmak isteyen kişiler karşı karşıya durmaya ve göz göze gelmeye özen gösterirler. Birbirini çok yakından tanıyan kişiler ise çeşitli açılarla durmayı, bakışmayı normal sayarlar (Erkeğin konuşmakta olan eşini ona bakmadan dinlemesi, öğrencinin öğretmenini, pencereden dışarıya bakarak dinlemesi gibi).

İletişim kurmak istemediğimiz kişilerden gözlerimizi kaçırırız, vücudumuzla bir açı oluşturacak şekilde otururuz. Oturmakta olan bir kişiyle iletişim kurmak için gider, yanına otururuz. Oturan kişiye üstünlük sağlamak istersek, karşısında ayakta durarak konuşuruz.

2. Yükseklik

Statü ve saygınlık simgesidir. Politikacılar, devletin ileri gelenleri yüksek yerlerde konuşmayı tercih ederler.

Geçmişte, Antik Roma’dan başlayarak, hitaplar sarayların balkonlarında olurdu. Yakın geçmişte kürsülerde ve uzun ayaklı masalarda konuşmaların yapıldığını görüyoruz. Kürsüde ders anlatan öğretim görevlisi, mahkeme yargıçları, mimbere çıkan cami imamı bu konuda verilebilecek örneklerdendir.Otellerin lüks odaları, suitler üst katlarda yer alır. Ev sahibi binanın üst katında oturur. Misafirler alt katta yatırılır. Önemli misafirlere ise üst kat verilir. Ranzanın üst katında evin büyük çocuğu yatar. Genel Müdürler şirket binasının en üst katındaki ofislerinde otururlar. Bankaların şube müdürleri ikinci kattadır. Konak sahipleri üst katta kalırken, hizmetçilerin odaları alt katta, hatta bodrum katında yer alırdı. Otellerde oda isteyen kişilere sosyal görünümlerine ve statülerine göre uygun katlardaki odalar verilir. Şeref tribünleri yüksekte olur.

Günümüzde sınıf farkı çelişkilerinin konuşulmaya başlanmasıyla, aradaki sosyal mesafeleri kapatmak amacıyla, şirketlerin üst düzey yöneticileri kürsülerden konuşmak yerine, ayakta durmayı yeğlemektedirler veya aynı yükseliğe sahip masalarda konuşmaktadırlar. Eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölümünden sonra, kullandığı masaların ayakları kesilerek, normal seviyeye getirildiği görülmüştür.Doğu toplumlarında, anne baba çocuğuyla konuşurken ayakta dururken, batıda aynı işi çocuğun yanına oturarak yaparlar. Üstünlük kurmak yerine, arkadaşça yaklaşımı tercih ederler. Topuklu ayakkabı giymek, üstünlük sağlamanın ya da “ben de varım”, demenin bir başka şeklidir.

3. Kişisel Alan ve Mesafe

Hayvanlardan başlayarak, tüm canlılar kendileri için birer yaşam alanı belirler. Yırtıcı hayvanlar dolanarak ve ürkütücü sesler çıkararak bunu yaparken kedi, köpek gibi evcil hayvanlar bulundukları odada eşyalara sürtünerek, koku bırakıp, “Buranın sahibi var !”, mesajını verirler.İnsanlar yaşam alanlarını evlerinin duvarları ve kilitli kapıları ile belirler. Ağaçlar dallarını yayarak, köklerinin su ve besinleri alabileceği alana başka bitki ve ağaçları sokmak istemezler. Derin köklü olanlar, yeterli ışığı sürekli olarak alabilmek için yaşam alanlarını dikine olarak belirlerken sığ köklü, meyve veren ağaçlar yanlara yayılan dalları ile bu işi yaparlar.

İnsanlar için tarif edilen kişisel alanlarda, 4 tip mesafe vardır :

Samimi mesafe

Kişisel mesafe

Toplumsal mesafe

Genel mesafe.

Mesafeler, kültürel yapıya göre farklılılar gösterir. Büyük şehirlerde iki erkek yan yana yürürken, kırsal kesim insanının yakın zamana kadar el ele yürüdükleri görülürdü.1-2 metre içinde iş ilişkisi kurulabilirken, 2-10 metre arasında sosyal ilişkiler kurulabilmektedir. 10 metreden uzağı, ilişki kurmaktan farklı bir boyuta geçiştir. 40-50 cm mesafede insanların birbirini tanımaları, iletişim kurmaları çok kolay olur. Bu mesafeye girmeden önce tanışmak şarttır. Aksi halde yaklaşılan kişi rahatsızlık duymaya başlamaktadır. Dans kursuna katılan bir öğrencim, diğer bir üye ile Tango yaparken, ilginçtir ki mesafeli olması için uyarılmıştır. Karşı cinsin bu alana girmesi korku veya saldırı şeklindeki huzursuzluklara neden olabilmektedir.40-50 cm den yakını sadece çok yakın olduğumuz kişilerle iletişim kurmamız için ayrılmış alandır. Sevgililer, eşler, anne-baba, çocuklar, gibi.Tüm bunlara karşın otobüste, metroda yan yana bulunmak bu mesafelerin tarifini kısa süreler için değiştirmektedir. Hiç tanımadığımız biriyle, 10-20 cm mesafede omuz omuza otururken rahatsız olmak aklımıza bile gelmez. Aksine, çok beğendiğimiz bir film oyuncusu ya da politikacı ile aramızdaki uzak mesafe onlara yakınlık duymamızı engelleyemez.

“Gözden ırak, gönülden de ırak”, sözünün anlattığı gibi, mesafenin uzun süreli olması iletişimin kopmasına ve o kişiyi unutmamıza neden olabilecektir.Çeşitli nedenlerle kişisel alanlarını koruyamayan kişilerde, kişilik gelişmelerinin yavaş olduğu, özgürlüklerinin sınırlarını çizmekte zorlandıkları görülmektedir. Küçük bir evde yaşayıp, kendi odası olmayan veya yatılı okuyan kişilerde görülmektedir.

4. Yer Belirleme Çabası

Her bireyin sürekli olarak oturduğu bir koltuğu, masadaki yeri, odası, vb. vardır. Misafirlerini ağırlayan ev sahibi, masanın en başında oturur. Sürekli olarak gidilen yerlerde aynı masada oturmak isteriz. Geçici olarak kalktığımız yerimizi belirtmek için, bir eşyamızı koyarak diğerlerine mesaj veririz. İşyerinin, evinin önüne sürekli olarak arabasını park eden kişi, aynı yeri bir başkası kullandığında bunu bir saygısızlık olarak değerlendirir. Bu konuda tartışma bile yapar.

5. Alan Kavgası

En pasif şekli, masamıza abanan kişiyi uzaklaştırmak için yerimizden kalkmamız, masadaki eşyaları onun işgal etmeye çalıştığı yere doğru hareket ettirmemizdir.Kişisel alanın kurulması ve korunması çatışma, sürtüşme, tartışma ve hatta kavgaya yol açar. Masamızın bir başkası tarafından işgal edilmesi ya da eve temizliğe gelen kadının eşyalarımızın yerlerini değiştirmesi, hoşlanmadığımız işlerdendir.Çalışan kişinin iş yerinde çalışma odasının , hatta masasının olmaması o kişi ve işyeri için çok büyük bir olumsuzluktur. Kamyon ve TIR larda süslü, gösterişli şöför kabinleri, şöförünün kişisel alanını saygın hale getirme çabasından kaynaklanmaktadır.

6. Kişisel Alana giriş

İzne tabidir.

Mimikler, bazı sözler, el uzatma gibi onay belirteçleri vardır. Aksi halde, aynen hayvanlarda gözlendiği gibi, savaş pozisyonu alınarak, giriş engellenmeye çalışılır. Vücudun dikleşmesi, kolların gerginleşmesi, ileriye doğru bir adım atmak (geriletme çabası) ve yüzün solgunlaşması göstergelerdendir.

7. Yüz ve Mimikler

İletişimde duygu ve düşünceler çoklukla yüzde yoğunlaşmaktadır. Karşımızdakinin yüz hareketlerini görmeden, ne düşündüğünü öğrenmek son derece zordur. Telefonla iletişimin çok zor olmasının nedeni budur.

Mimikleri oluşturan kas hareketlerinin önemli bir kısmı doğuştan gelir. Daha sonra aile, gelenekler ve eğitimle son şeklini alır. Evlilikten sonra dahi yeni mimik hareketlerinin eşten etkilenme sonunda oluştuğu bilinmektedir.

8. Bakışlar

Bakışlar daha çok kişilerle aramızda olan mesafeyle belirlenir. Örneğin, çok yakın duruyorsak birbirimize bakmamaya çalışırız. Bakışlar, konuşmanın konusuyla da çeşitlilik kazanır. İletişimde olduğumuz kişiler ile aramızdaki ilişki düzeyi ve tabi ki kişilik özellikleri de bakışlarda etkilidir. Örneğin içe kapanık kişiler daha az göz teması kurar.

9. Yüz ifadeleri

Yüz ifadesi kişiye özgüdür ve iletişim tarzımızı belirler. Kaşları kaldırmak, yüzün kızarması, ağzın aşağıya doğru eğilmesi ve bunlar gibi bir çok hareket, iletişimde olduğumuz kişi veya kişilerde belli bir etki ve izlenim uyandırır. Gülümseme belki de en dikkate değer yüz ifadesidir, ancak kolaylıkla taklit edilebilir.

10. El, kol, baş hareketleri ve jestler

Konuşma ve kendimizi ifade etme sırasında çok sayıda el, kol ve baş hareketleri kullanırız. Zamanın geçmesini beklerken, acelemiz olduğunda, bir konuşma sırasında söylenene katılıp katılmadığımızda ve daha bir çok durumda jestleri kullanırız. Örneğin, yumruğu sıkmak güç göstergesi iken, kendine dokunma (ağız veya buruna dokunma, kaşıma gibi), eğer aşırıysa, endişenin bir belirtisi olabilir. Eğer jestlerde, el ve kol hareketleri fazlaysa, bu durum o kişinin kısıtlı kelime bilgisini ya da Akdeniz ülkelerinden olduğunu gösterir.

11. Giyim

Giyim tarzımız, zevkimizin, mal varlığımızın, değerlerimizin veya sosyal grubumuzun bir aynasıdır. İş danışmanlarının çoğu, daha etkili bir izlenim için insanların iyi giyinmelerine yardım etmeye çalışır. Rozetler, kol düğmeleri, marka etiketleri ve kullanılan her türlü aksesuar ve materyaller kim olduğumuzun veya kim olmak istediğimizin birer yansımasıdır.

12. Koku

İnsanlar doğal kokularını gizlemek için sabun, şampuan, deodorant, parfüm ve ağız spreyleri kullanır. Ancak vücudun asıl kokusu, insanların beslenme düzeni,sağlığı ve o anda endişeli olup olmaması gibi konularda ipuçları verir. Son yıllarda, bilimadamlarınca kokunun iletişimdeki öneminin daha çok farkına varılmaktadır.

13. YÜZ OKUMA

Yüz okuma, iş yaşamında bazı çok ünlü şirketlerin öncelikle müşteri ucunda bulunan departmanlarında olmak üzere, İnsan Kaynakları, Kariyer Planlama, Satış Teknikleri Geliştirme, Motivasyon, İletişim Teknikleri gibi birçok alanda kullanmaktadır.

Sadece iş dünyasında değil, insanın olduğu her yerde, insanla ilgili her konuda, uygulama alanları vardır.

14. Neresi Neyi Anlatır?

Alın, kişilerin düşünme şekillerini,

Kaşlar, düşünme ve karar verme,

Gözler, hayata bakış açılarını, yeni fikir ve kişilere açık olup olmamayı ve stres düzeyini,

Göz Kapakları, samimiyet isteği veya isteksizliğini,

Burun, iş hayatındaki tercihleri, finansal konulara duyarlılığı, iş tatmini ve güven konularına bakış açısını,

Kulaklar, karşısındakini etkileme ve etkilenme düzeyini, bağımsız hareket etme isteğini,Ağız, iletişim kurma ve kendini ifade etme isteğini, kötümserlik, iyimserlik dengesini,

Dudaklar, düşüncelerini ortaya koyma biçimini, cinselliğe bakış açısını, duygularını gizleme duyarlılığını,

Dişler, inatçılık ve utangaçlığı,

Çene, gerektiğinde ağırlığını koyabilme yeteneğini, saldırganlık içgüdüsünü, eleştiriye açık olmayı,

Gamzeler, eğlenme isteğini, mizah yaklaşımını ve yardımseverliği,

Çizgiler, doğuştan sahip olunan kabiliyetleri, hayatları boyunca karşılaşılan zorlukları,

Yüz Şekli, kendine güveni, sabırsızlığı, arabuluculuk isteğini,

Yüz Tipleri, zihinsel, fiziksel, duygusal konulara ne oranda yatkın olunduğunu,

Kafa Şekilleri, ihtiyatlı ya da baskıcı olup olmamayı gösterir.

DİKKAT !

İnsanlar kollarını göğüs üstünde birleştirdiklerinde veya açtıklarında, bu, üşüdüklerinden, kolları dolu olduğundan veya çok rahat hissettiklerinden dolayı olabilir. Yani sadece, bu kişilerin kendilerini savunmak istemeleri, kafalarının meşgul olması veya güvensiz hissettikleri anlamına gelmez.

II. EĞİTİMCİNİN AKIL DEFTERİ

SUNUŞ SIRASINDA BEDEN DİLİNİZ NASIL OLMALIDIR ?

Birinin yardımı ile aşırı beden hareketlerinizi kontrol altına alabilirsiniz.

Aşırı beden hareketleri, gerginliğin ilk ortaya çıkan belirtilerindendir.

 Kürsüye düzgün ve eşit adımlarla, kararlı bir şekilde yürüyün.

 Vücut ağırlığınızı iki bacağınıza dağıtarak durun.

 Konuşmaya hemen başlamayın.

a)Katılımcıları gözlerinizle tarayın, göz teması kurmaya başlayın.

b)Tümüyle sessizlik olmasını bekleyin.

 Sadece gözlerinizle veya başınızla değil, tüm vücudunuzu çevirerek onlara bakın.

 Salonda kısa turlar atın. Sürekli ve hızlı yürümeyin. Yürüme hızını o andaki konunun önemine göre ayarlayın.

 Gergin, sinirli görünmeyin. Canlı, coşkulu olun.

 Arada sorularla kesilmeler olsa dahi, başladığınız konuyu tamamlayın daha da önemlisi, sürekli sorulan sorular zamanın tümünü kaplayıp, konularınızı anlatmanızı engellememeli.

 Göz temasınızı asla zayıflatmayın.

 Tavana, pencerelere bakmayın.

12 Temmuz 2007

Hafta 1 : Eğitim Nedir ?

Hafta 1 : Eğitim Nedir ?

NOT: Eğitimcinin Eğitimi Kursu, değerli arkadaşımız Sayın Ali Naci Ülkü’nün desteğiyle hazırlanmaktadır. Kendisine bu çok değerli çalışmadan dolayı teşekkür ederiz. Doğrudan ulaşmak için: anaciulku@yahoo.com

Amaçlar:

Eğitim Türlerini Açıklamak.

Eğitim Tekniklerini Açıklamak.

Uygulama : Bir Eğitim Planlaması Yapalım (Ödüllü Uygulama)

Eğitimcinin Akıl Defteri

I. Giriş

“Yaşamımızın koltuk değnekleridir, eğitim”.

“Varolmanın, insan gibi yaşamanın, başarılı işler yapmanın şartıdır öğrenmek”.

Peki, ya öğretmek, eğitmek ?

İşin içine bu kez insan boyutu girmektedir. Öğretilecek bilgiyle başetmenin ötesinde, başarılı şekilde öğretebilmek için insana yönelik özellikleri bilmek gerekir.

Çağımızda öğretmek için klasik pedagojinin ötesinde bilgilere ihtiyaç var artık. Pek çok çevre faktörü eğitimin başarılı olmasında etkilidir ve tüm bunları eğitimci bilmek zorundadır.

Eğitim alanında bir başka önemli konu da eğitim sonundaki ölçümlemedir. Geçmişe oranla daha ciddi boyutlarda yapılmaktadır. Satışlardaki belirgin artış, girilen sınavlardaki başarı oranı gibi sonuçlar, eğitimin kalitesi olarak, artık sadece uzman gözlemciler tarafından değil, eğitimi alanlar tarafından da sorgulanmaktadır.

İyi bir eğitim için uyulması gereken basit disiplinler vardır. Bunları bilmek, sistematik olarak uygulamaya başlamak ve en önemlisi de sürekli olarak ihtiyaçlara uygun olarak geliştirmek. Bunlar, başarılı eğitimcilerin yöntemleridir.

Bu kursumuzda, kısa ve sistematik olarak “eğitimcilik” anlatılacaktır. Çağdaş yaklaşımlar, basit yöntemlerle, kolayca anlayacağınız şekilde aktarılacaktır.

Kursta verilecek bilgileri yeterli sayıda tekrar yaparak öğrenip, belli bir birikimi sağlamanın ardından, kişisel sezgilerinize dayanan bulgularınızla bir adım öne çıkıp, diğerlerinden başarılı ve farklı bir eğitimci olacaksınız. Bu kez, biz sizden eğitimciliğin yeni yöntemlerini öğreneceğiz ve bu böyle sürüp gidecek, yüzyıllardır bilginin paylaşılarak çoğaldığı gibi.

Böylece, paylaşılan bilgiler çoğalıp, yeni bilgiler yaratılacaktır.

II. Eğitim Nedir ?

Amaçlarına yönelik olarak yapılan faaliyetlerin tümü EĞİTİM olarak adlandırılır. İlk bakışta birbirine oldukça yakın görünen bu kavramlar, eğitimciler tarafından birbirinden belli kurallarla ayrılmış olan kavramlar olarak bilinir.

Konuya yakın kişiler için detaylarıyla bilinen bu kavramları açıklayarak başlamak istiyoruz:

EĞİTMEK, “yaşama yapılan bir müdahale olan”, “bilgi sağlayarak değer yargılarını, inançları etkileyip hayata bakışı belirleyen”, “yaşamın daha iyi anlaşılmasını sağlayıp, insanın ufkunu genişleten”, “yaşama ince zevkler katan”, “topluma biçim veren”………diye başlayıp neredeyse sonsuza kadar uzanan bir tanımlar dizisidir.

Belli bir dönemi kapsamasına rağmen, kısa süreli bir öğrenme şeklidir.

Uzun, sıkıcı, akademik tanımlamalara girmek yerine, eğitmeyi en temel bilgileri vermek şeklinde tanımlayabiliriz.

Örnekler vererek daha iyi anlamaya çalışalım :

Davranış Eğitimi,

Kalite Eğitimi,

Cihaz Kullanım Eğitimi,

Yabancı Dil Eğitimi.

ÖĞRETMEK, eğitime çok benzer ve hatta genellikle karıştırılır. Bir kişi, kurum tarafından yapılan bilgilendirme işidir. Bilenlerin, bilmeyenlere bilgi aktarma işlemidir. Öğrenme prosesinde, eğiten ve eğitilen arasındaki etkileşimdir.

BİLGİLENDİRMEK, yüzeysel anlamda bir konuya ilişkin bilgi verme işidir.

GELİŞTİRMEK, yapılan bir işin detaylı olarak öğrenilmesi amacıyla yapılır. Uzun solukludur. Bir ömür boyu çaba harcamayı gerektirir.

A. Eğitim Türleri

Eğitimin türlerini şu şekilde tanımlamak mümkündür:

Teknik Eğitimler

Dil Eğitimileri

Özel Eğitimler

Teknik Eğitimler, bir cihaz kullanımı, bir prosesin öğrenilmesi gibi konuların öğretilmesidir. Teorik bilgi verilmesinin ardından uygulama yapılarak, öğretme prosesi tamamlanır. İyi bir hazırlanma ile en karmaşık ve özel eğitim gerektiren konular bile kolayca öğretilebilir. Teknik eğitimin avantajlı yanı, birçok görsel ve deneysel araçlarla desteklenebilir olmasıdır.

Dil eğitimleri, başarısının insanın yaşına bağlı olduğu savunulan bir eğitim türüdür. Bu yüzden “en zor” öğrenilen/öğretilen bilgi olarak görülür. Ancak, özellikle en çok talep gören dil olan İngilizce eğitimi üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda, aynen teknik eğitimlerde olduğu gibi, birçok kolaylaştırıcı araç ve yöntem bulunmuştur. Yabancı diller artık, bu yöntemleri bilen uzman eğitimciler tarafından kolayca öğretilebilmektedir.

Özel Eğitimler, genellikle kişisel gelişim konularında verilen eğitimlerdir. Bu tür eğitimlerde, eğitimcinin kişisel yetenekleri tümüyle ön plana çıkar. Eğitimin planlanmasından, verilmesine, beden dili gibi veriliş özelliklerinden, eğitimin ölçümlenmesine kadar geniş bir yelpazede eğitimci yer almaktadır.

B. Eğitim Teknikleri

Aşağıda, çeşitli başlıklar altında eğitimler sırasında kullanılabilecek teknikler verilmektedir.

Katılımcıların Analiz Edilmesi

İyi Bir Etki İçin Duyguları Kullanmak

Dinleyici Dikkatinde Sürekliliği Sağlamak

Etkili Bir Dil Kullanmak

Hayal Gücünü Etkili Hale Getirmek

Benzetme Kullanmak

Metafor (Mecaz) Kullanmak

Tüm Duyu Organlarını Harekete Geçirmek

Koku Duyusunu Kullanmak

1. KATILIMCILARIN ANALİZ EDİLMESİ

Katılımcıların :

1.Eğitim İhtiyaçları,

2.Mevcut Bilgileri

3.Düşünceleri,

4.Davranışları,

5.Tepkileri, değişik yöntemler kullanılarak analiz edilir.

Eğitimin başarısı hemen tümüyle bu faktöre bağlıdır. Aksi halde, “kendi söyleyen, kendi dinleyen” bir eğitimci olmanız işten bile değildir. Sonuçlara göre eğitimci, şartlar olumsuz da, olumlu bir tavır içine girer. Eğitilenlerin beklentileri ancak bu yolla en üst düzeyde karşılanabilir.

Katılımcıların Eğitim İhtiyaçları, Mevcut Bilgileri ve Düşünceleri, eğitime başlamadan önce saptanır. İhtiyaçlar, eğitilenlerce de belirtilebilir. Mevcut bilgiler sorarak ya da kısa bir anket hazırlayarak öğrenilebilir. Düşüncelerini, anketlerle ya da bire bir görüşmeler yapılarak belirlenebilir(tanışma toplantısında, molalarda). Davranış ve Tepkileri ise eğitim sırasında yapılacak gözlemlerle anlaşılabilir. Bunun için eğitilenlerin davranışları, yazılı ve sözlü geribildirimleri, beden dilleri sürekli olarak gözlenlenerek, değerlendirilmelidir. Etkili eğitimcilerin ne kadar deneyli olurlarsa olsunlar, her oturum için ayrı bir heyecanla eğitimlerine hazırlanmalarının nedeni budur.

2. İYİ BİR ETKİ İÇİN DUYGULARI KULLANMAK

Duygu kullanımı güzel konuşmanın tüm araçlarından daha güçlü etki yapar. Ancak, iş konuşmalarına duygu karıştırmak doğru olur mu ? Profesyonellik sınırları içinde kalmak şartıyla, evet. Dikkat edilmesi gereken, duygu kullanımının alışkanlık halini almaması ve sunuşta birden fazla tekrar edilmemesidir.

Duygu kullanımına yakın tarihimizden bir örnek, 19 Şubat 2001 ekonomik krizidir. Dönemin koalisyon başbakanı Ecevit ağlamaklı bir sesle : “Cumhurbaşkanımız beni azarladı” sözleriyle cumhurbaşkanını zor durumda bırakmak istemiş ancak, bilindiği gibi, ülkeyi etkisi yıllarca sürecek olan derin bir krize sokmuştur.

Bir satış sunuşunda duruma göre konuşmaya duygu yüklenip, müşterilerin etkilenmesi sağlanabilir; “Yerli sanayimizin gururu olacak bu ürünü satarken de gurur duyacaksınız”.

Dikkat ! Duygu, dinleyenlerin beklentisine uygun durumda yapılmalıdır, aksi halde eğitimcinin eğitilenler üzerindeki etkisi bir anda yok olabilir.

3. DİNLEYİCİ DİKKATİNDE SÜREKLİLİĞİ SAĞLAMAK

Eğitim sırasında dinleyenleri sıkmak ya da onların sıkıldıklarını fark etmek en kötü gözlem olsa gerek.

Bilimsel ölçümlemeler göstermiştir ki, 40 dakikalık bir sunuşun ilk dakikasında en yüksek seviyede olan dikkat düzeyi, 10. dakika sonunda yavaş bir şekilde azalmaya başlar. 20. dakikada azalma hızlı bir seyir alır ve 30. dakikada en düşük düzeye iner. Son 5 dakika kala da, ilgi tekrar en üst düzeyine çıkar.

Bu bilgilerin ışığında neler yapılabilir ?

En önemli noktalar açılış sırasında ve kapanıştan hemen önce belirtilmelidir. Özellikle en son kullanılan grafik, fotoğraf ya da söz akılda kalıcı olur.

İlk on dakikanın sonunda en çekici görsel araçları kullanarak sunuşun ilgi odağı olmasını sağlayabilirsiniz.

Dinleyicilere bitiş zamanını bildirmezseniz veya bu zaman yaklaşırken hatırlatmazsanız, oturum sonunda yükselen ilgi artışı gerçekleşmeyecektir.

Mola vermek de önemlidir. Yarım saatlik bir mola yerine, onar dakikalık üç mola daha etkili olacaktır.

4. ETKİLİ BİR DİL KULLANMAK

Düşünceleri doğru olarak aktarmanın tarif edilmiş bir şekli yoktur. Kelimeler, anlamları ve bunların tonlanması vardır. Zihinlerde canlı resimler yaratıp, anlam kazandırarak akılda kalmayı sağlayan kelimeler vardır.

Profesyonel iş yaşamıyla ilgili eğitimlerde, seçilecek dilin önemi büyüktür. Dil yanlış seçilirse, düşünceler doğru olarak aktarılamaz. Düşünceler doğru aktarılamazsa , mesaj verilemez. Mesaj verilemezse, hedeflenen sonuca ulaşılamaz ve eğitim boşa gider.

“Doğru olmaktan çok, etkili bir dil seçilmelidir”.

5. HAYAL GÜCÜNÜ ETKİLİ HALE GETİRMEK

“Her yıl binlerce iş kazasının meydana geldiğini bilerek, bu şekilde çalışmaya devam edebilir miyiz ?”

“En sevdiğiniz teknisyeninizin yerde yatan ölü bedenini gördüğünüzde ne hissedersiniz ?”

İlk cümle onları düşünmeye iter, ikincisi ise hissetmeye.

Onlara bir şey anlattığınızda sizi dinlerler. Eğer, gösterirseniz dikkat kesilirler. Eğer onları olayın içine çekerseniz, reaksiyon göstererek hedeflediğiniz yere varırlar..

Hayal gücünü harekete geçirmenin en iyi yolu, onlara salt hikaye anlatmak yerine, konuşmaya grafik özellik katmak için kelimelerle resim çizmektir. Zihinlerde olayın resmini yaratmaktır.

Örneğin, “yemek” sözü yerine “köfte” veya “balık” kelimesini kullanmak istenen etkiyi yaratacaktır. Ayrıca, kavramları sıfatlarla süslemek te etkiyi arttırmaktadır. “Buz gibi cola”, “nefis bir pasta” gibi.

Sunuşta, “sıcak” kelime kullanımı da etkilidir. Tersi olan “soğuk” kelimeler daha klişeleşmiş, beyinde fazla hareket yaratmayan kelimelerdir. Örneğin, granül kahveyi anlatmak için kullanılan “hızlı”, “zaman kazandırıcı” gibi sözler soğuk ifade şekilleriyken, daha sıcak ifadeler kullanarak, “aroma”, “taze”, “lezzetli” deyimleri daha etkili olur. Bu düşünce tarzının etkisiyle, “enfes”, “zengin”, “tatmin edici” sözlerine ulaşılmıştır.

Bu tarzı benimseyen konuşamacılar, zamanla renkli kelimelerle izleyicilerini rahatlatıp, konuya ve kendilerine yöneltmekte başarılı olurlar.

6. BENZETME KULLANMAK

Benzetmeler salt kelimeler olarak bir şey ifade etmezken, verdikleri anlamla çok şeyi çağrıştırırlar. Çağrıştırma yardımıyla ana konu beyinde pek çok diğer bilgiyle ilişkili hale gelerek, silinmeyecek şekilde iz bırakır.

“Dal gibi ince”

“Mezar taşı kadar soğuk”

“Uzay kadar karanlık” gibi

7. METAFOR KULLANMAK (MECAZ)

Metafor, daha net düşünmemizi sağlayan bir gözlüktür. Düşüncelerimizi transfer etmekt amacıyla kullandığımız etkili bir araçtır. Metafor mantığa dayanmaz, ispat edilmesi gerekmez. Benzetmenin aksine, zihinde tek bir imaj yaratır. Metafor yardımıyla beyinde grafiksel kayıt gerçekleştirilir.

“Sabah sisiyle yıkanmış ağaçlar”

“Beynimde dolanan düşünceler”

“Çatılara yapışan kasvetli hava”

8. TÜM DUYU ORGANLARINI HAREKETE GEÇİRMEK

Duyulara hitap eden örnekler, açıklamalarınıza genişlik ve derinlik kazandırır. Çünkü, o anda koltuklarında oturmakta olan dinleyicileri yerlerinden kaldırıp, olayların içine sokarak, “olayı yaşamalarını” sağlamaktasınız”.

9. KOKU DUYUSUNU KULLANMAK

Sevimsiz bir olayı nasıl tanıtırsınız ? Lağım kanallarından söz ederek !

Hoş bir kızı nasıl tanımlarsınız ? Limon kokulu saçlarıyla !

Yaşlı, briç oynayan bir çifti nasıl tanımlarsınız ? Puro kokuları, naftalin ve Earl Grey çay ile !

Bu şekilde verilecek örneklerle olayı bir anda zihinlerde canlandırabilirsiniz.

III. UYGULAMA :

Ödev : Bir eğitim planı yaparak, bu kursta söz edilen Eğitim Tekniklerini kullanınız.

Şu örneklerden birini seçebilirsiniz :

1.Tavuklu Pilav pişirmek.

2.Internette Etkin Sörf Yapmak.

3.Denizde Sörf Yapmak.

4.Uzmanlığınız olan bir konu.

En İyi Eğitim Planını bize 30 Ağustos 2001 tarihine kadar iletin, sitemizde yayınlayalım ve size Academy International Yönetim kurulu Başkanı Ahmet Şerif İzgören’in, kendi alanındaki yazılmış en güçlü “Beden Dili” kitabı olan, “DİKKAT VÜCUDUNUZ KONUŞUYOR”u hediye edelim.

EK: EĞİTİMCİNİN AKIL DEFTERİ

İnsanlar Neleri Kolay Hatırlar ?

İlk söz edilenleri

Dikkat, en üst düzeydedir. Algılama kolaydır. En iyi kullanılması gereken andır.

Son anlatılanları

Sona gelindiğini bilmek, hem anlatana hem de dinleyene bir enerji yüklemesi yapar. Bu yüzden, anlatılanların kısa bir özeti ya da önemli mesajların verilmesi için eğitim oturumunun sonu önem taşır.

Olağandışı konuları

En çarpıcı, akılda kalıcı örneklerdir. Kolay kolay unutulmazlar.

Sıradışı örnekleri

Özellikle eğitilenler arasındaki farklı kişilerin ilgisini çeken örneklerdir.

Beş duyuya hitap eden konuları

Eğitimin etkili olması için özel çaba gösterilerek her türlü eğitim aracı hazırlanıp, kullanılmalıdır.

Eğitilenin içinde kendisini bulduğu örnekleri

“Evet, aynısı benim de başıma gelmişti !”

“O gün ben de böyle düşünmüştüm !”

“Ne tesadüf. Ben de böyle düşünüyorum !”

şeklinde bütünleşebildiği örneklerdir.

Tekrar edilen konuları

Bilgilerin hafızaya yerleştirmesinde güçlü bir araç, “tekrar” dır. Tekrar yapılırken önemli olan, tekrarın her seferinde farklı söz, davranış ve örnekler kullanılarak, sıkmayacak şekilde yapılmasıdır. Bilgi düzeyi yüksek bir grupta, eğitimci kendisi tekrar yapmak yerine sorular sorarak bunu eğitilenlere yaptırılabilir.

Uygulayarak öğrenilenleri

Eğitimci, eğitilenlere hemen uygulama imkanı vermelidir. Role-playing, özellikle teorik eğitimlerde kullanılan bir yöntemdir.

EK: DİNLEYİCİLERİNİZİN PROFİLİNİ BELİRLEYİN !

Dinleyicilerin çoğu hangi özelliklere sahiptir ?

Yaş ortalamaları nedir ?

Çoğunluğunu bayanlar mı, erkekler mi oluşturuyor ?

Eğitim düzeyleri nedir ?

Dinleyicilerin çoğu hangi özelliklere sahiptir ?

Verilecek örnekleri seçerken işinize yaradığını göreceksiniz.

Yaş ortalaması nedir ?

Giyim kuşamınız, seçeceğiniz dil, beden dili vurgulamalarınız için önemli bir faktör.

Çoğunluğu bayanlar mı erkekler mi oluşturuyor ?

Bu durum, sizi ayrımcılıktan, alaycılıktan alıkoyacaktır. Savunduğunuz bir durumun, taraflardan birinden destek görme olasılığı yüksek olacaktır ve bu durum işinizi kolaylaştıracaktır (Erkek eğitimciler, bayan katılımcılardan, kadın eğitimciler ise erkeklerden destek alırlar).

Eğitim düzeyleri nedir ?

İşte bu en büyük yardımcınız olacak !

Kültürel altyapıları nedir ? Aralarında kültür uçurumları var mı ?

Eğitimin her katılımcı için başarılı olması neredeyse bu özelliğe bağlı !

Eğitime niçin katılacaklar, amaçları nedir ?

Vakit geçirmeye gelenler, zor kişilerle başetmek zorunda kalacağınızı gösterir. Tabii ki önlem almak mümkündür.

Konuya tarafsız bir grupla mı karşı karşıyasınız ?

Hemen silahlarınızı kuşanın !

Daha önce sizi dinlediler mi ? Tepkileri nasıl dı ?

İşiniz gittikçe kolaylaşıyor !

Grup büyüklüğü nedir ?

Küçük gruplar için sıcak bir eğitim planlayabilirsiniz, çünkü yakınlaşacaksınız. Kalabalık gruplar için de kolaylaştırıcı yöntemler vardır.

 Hafta 2 : Eğitimin Planlanması

Amaçlar:

Eğitim İhtiyaçlarını Belirlemek

Eğitim İhtiyaçlarının Analiz Etmek

Eğitimin Şekline Karar Vermek

İç ve Dış Eğitim Kaynaklarının Araştırmak

Eğitimin Duyurmak.

I. Eğitimin Planlaması

Şirket içinde bir eğitimci olarak şirketin ürün, müşteri, imaj, personel stratejilerine uygun olacak şekilde eğitim planlaması yapılır.

A. Eğitim İhtiyaçlarının Belirlenmesi

Ürün/Hizmetin özellikleri, çalışanların memnuniyeti, stres düzeyleri, ücretlendirilmeleri, sosyal hakları, birbiriyle ilişkileri, iş güvenliği gibi konular eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesinde rol oynar.

Bu aşamada geleneksel olarak değişik yöntemler kullanılır :

1.Üst yönetim tarafından eğitim stratejisi belirlenir. Konular bildirilir.

2.Bölüm yöneticileri elemanlarını motive etmek, diğer bölümlerin yaptığı eğitim faaliyetlerinden geri kalmamak veya gerçekten eksikliği duyulan ihtiyaçların giderilmesi amacıyla eğitim verilmesini ister.

3.Çalışanlar ihtiyaç duydukları eğitimlerin taleplerini iletirler.

B. Eğitim İhtiyaçlarının Analizi

Eğitim planları yapmanın zorluğu bundan sonra başlar. Kaynaklar elverdiğince telepler sıraya konularak değerlendirme yapılır. Eğitimin doğru konuda, doğru yerde ve doğru kişilerle yapılması sonuçların başarılı olmasını sağlar.

Bir başka konu da, verilen eğitimlerin yeterliliklerinin incelenmesidir. Eğitim veren şirketlerin, eğitmenleri, eğitim verdikleri yerler ve eğitim programları incelenmelidir. Ayrıca, söz konusu eğitime “uygun olmayan” personelin durumu da incelemeye alınmalıdır.

Şirket içi eğitimlerini planlayan eğitimciler için önem sırasına göre dizilmiş aşağıdaki liste yararlı olacaktır :

1.Motivasyon eğitimleri (kişisel gelişim için)

2.Satış eğitimleri

3.Müşteri İlişkileri ve Davranış eğitimleri

4.Verimi Zaman Kullanımı

5.Bilgi İşlem Sistemleri, bilgisayar programları

6.Toplam Kalite Yönetimi

7.Üretim Verimliği

8.İş Kazaları ve İş Güvenliği

9.Teknik eğitimler

10.Teknolojik yenilikler, Çağdaş Yönetim Sistemleri, Yeni Çalışma Yöntemleri

11.Halkla İlişkiler, Kurumsallaşma.

C. Eğitimin Şekline Karar Vermek

1.Bilgi ihtiyacının düzeyi,

2.Finansal kaynaklar

3.Bilgi kaynakları,

4.Dış eğitimin üstünlükleri

Yukarıdaki faktörler değerlendirilerek eğitimin şirket içinde yapılmasına ya da dışarıdan alınmasına karar verilir.

D. Eğitimin Duyurulması

Eğitim departmanı tarafından planlanan eğitimler, yıllık eğitim bütçesi onaylandıktan sonra, eğitim tarihlerini de içeren bir kitapçık yayınlanarak tüm şirket bölümlerine duyurulur. Genel katılıma açık eğitimler için, katılımcı sayısının çok önceden saptanması amacıyla ek duyurular yapılır.

Eğitim kitapçığının yanısıra, eğitimlere bir ay kala, bölümlere ya da tek tek kişilere yazılı olarak duyurularak, eğitime kesin olarak katılmak istediklerine ilişkin yazılı bilgi alınır. Kurumsallaşmış şirketlerde, çalışan memnuniyetini arttırmak amacıyla, Eğitime Davet Yazısı gibi uygulamalar yapılır.

II. Şirket İçi Eğitimler

Eğitimcilerini, şirket içindeki uzman veya tecrübeli üst düzey yöneticilerinin oluşturduğu eğitimlerdir.

Doğru kişilerin bulunması durumunda hedefe en yakın ve ekonomik olan eğitim biçimidir. Zaman kısıtlaması, aşırı kaynak harcaması yoktur. Esnek bir yapıya sahiptir.

A. Şirket İçi Eğitimlerinin Avantajları

1.Arzu edilen sonuçlara kolayca ulaşılır.

2.Orta ve Uzun vadeli sonuçlar kolayca gözlenir.

3.Prosesler ve örnekler katılımcılarla paylaşılır.

4.Personelle kolayca yakınlık kurulabilir.

5.Eğitim yapılan yere aşinalık vardır.

6.Sunuş gereçlerine aşinalık vardır.

7.Dinleyiciler tanınmaktadır.

8.Eğitimci, dinleyiciler tarafından tanınmaktadır.

Şirket İçi Eğitimlerin Potansiyel Zorlukları

1.Aşırı rahatlık, snobluk.

2.Oturum ciddiyeti sorunları.

3.Katılımcıların, eğitimci hakkında önyargılı olmaları.

4.Bakışlar rekabetçi ya da düşmanca olabilir.

5.Bölümler arasındaki düşmanlık öne çıkabilir.

III. Dışarıdan Alınan Eğitimler

Şirket için yeni olan kavramların, çok özel konuların öncelikli olduğu ayrıca, mekan değişikliğinin etkili olacağının düşünüldüğü eğitimlerdir.

Şirket içi eğitimlerindeki olumsuzlukların giderilmesi için de tercih nedeni oalbilir. Yeni bilgilerin şirket kültürüne katıldığı, motive edici, ancak ek harcamalar gerektiren bir eğitim türüdür.

Dışarıdan Alınan Eğitimlerin Avantajları

1.Kişisel gelişim için yararlıdır.

2.Eğitimcinin ön yargısı daha az olur.

3.Katılımcıların eğitimci hakkındaki önyargısı daha az olur.

4.Daha yüksek ilgi uyandırır. Motivasyonu güçlendirir.

5.Daha modern sunuş araçları kullanılır.

Dışarıdan Alınan Eğitimlerin Potansiyel Zorlukları

1.Dinleyicilerin ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamaması.

2.Orta ve uzun vadeli sonuçların gözlenmesindeki zorluk.

3.Dinleyicilerin isteklerine karşı ilgi eksikliği.

4.Özel teknik konularda ve proseslerde çekilecek güçlükler.

5.Katılımcıları tanıma güçlüğü.

6.Eğitim yapılan yere duyulan yabancılık.

7.Ulaşım, vb. zorluklar.

Özetle, iç eğitimlerde önemli bir avantaj olan bilginin varlığı, dış eğitimlerde önemli bir olumsuzluk olarak karşımıza çıkabilir(katılımcıların ne bildiğini bilmemek).

IV. Eğitim Yönetimi

A. Eğitim Bütçesi Hazırlamak

Belirlenmiş şirket hedeflerine uygun olarak yıllık eğitim bütçesi yapılır.

Bu bütçeye hazırlık olarak :

1.Birimler bazında hazırlamış olan eğitim hedefleri istenir.

2.Şirketin personel performansı hedeflerine uygun eğitimler belirlenir.

3.Üst yönetime eğitime ilişkin düşünceleri sorulur.

Bu çalışmalardan sonra düzenlenecek olan eğitimler ortaya çıkmış olur. İç eğitimleri verecek olanlarla uygun dönemler belirlenir. Dışarıdan alınacak eğitimlerin dönemleri ve fiyat bilgileri elde edilir. Yenilenmesi gereken eğitim salonu, eğitim donanımları, eğitimler sırasında gereken araç gereç de dikkate alınmalıdır.

Eğitimde hedef daha etkin eğitimi yakalamaktır. Geleneksel eğitim çalışmalarına ek olarak değişik eğitim verme biçimleri için çalışma yapılarak, açık hava eğitimleri, işletme dışında verilecek iç eğitimler, yurtdışı eğitimleri gibi konular araştırılır.

B. Eğitim Kayıtlarının Tutulması

1.Personelin yıllık bazda kaç saat eğitim aldığı,

2.Şirket bazında yıllık adam x saat eğitim hedefi

3.Kişisel olarak eğitim kayıtları

Yukarıdaki konular tutulması gereken kayıtlardır.

C. Eğitim Sonuçlarının Ölçülmesi

Eğitim alan çalışanların elde ettikleri bilgi ve becerileri işlerine ne ölçüde yansıttıklarının ölçülmesi, “Neden eğitim verildi ?” sorusunun yanıtı olacaktır. Bu konu eğitim faaliyetlerinin temelini oluşturur. Yapılmadığı taktirde, eğitim faaliyetlerini oluşturan onca çaba göstermelik olarak kalacaktır ve eğitimler asla sürekli olmayıp, bir “gösteriş” unsuru olmaktan öteye geçemeyecektir.

Eğitimcinin iş sonuçlarındaki etkiyi ölçebilmesi için bireysel olarak çalışması yeterli değildir. Ölçümleme çalışmasının planı eğitim sorumlusu tarafından yapılmasına rağmen, uygulaması birim sorumluları veya işletmenin verimlilik ölçümü sorumluları ile beraberce yürütülmelidir.

İşletme için elde edilen tecrübeler sonunda bir etkin değerlendirme yöntemi geliştirilir.

IV. UYGULAMA :

İşyerinizdeki personel için bir eğitim planlaması yapınız. Aşağıdaki soruların yanıtlarını vererek de planlamayı hızlı bir biçimde tamamlayabilirsiniz :

1.Eğitim hangi konuda verilecek ?

2.Bu konuya karar verirken neleri dikkate aldınız ?

3.Bu konuyu diğerlerinin önüne geçiren neydi ?

4.Eğitim kaç kişiye verilecek ?

5.Kim, nerede verecek ?

6.Eğitimin bütçesi nedir ? Gereken kaynak nasıl yaratılacak ?

7.Eğitimin duyurulması hangi yolla olacak ? Duyuru planını açıklayınız.

8.Giriş / Çıkış anketlerinde neleri sorgulamayı planladınız ?

Hazırlayacağınız eğitim planını bize de gönderin. Sitemizde yayınlayarak, bilgiyi paylaşalım.

EĞİTİMCİNİN AKIL DEFTERİ

PROFESYONEL EĞİTİMCİLER İÇİN ÖNERİLER :

Kendinizi geliştirmeyi, yeni bilgilere ulaşmayı merkezi otoriteden beklemekten vazgeçin. Kendiniz planlama ve uygulamalar yapın. Biriminizi, bir “Öğrenen Eğitim Birimi” haline getirin.

Kendiniz dahil olmak üzere, bölüm çalışanlarınızın yıllık eğitim planında kaç saat eğitim planladınız ? Elemanlarınızı “Kişisel Gelişim” konusunda bilgilendirdiniz mi?

Klasik öğrenme tarzından, “Hep Birlikte Öğrenme” tarzına geçme çalışmaları yapın. Eğitim programlarınızı gözden geçirin. Dünyadaki eğitim alanındaki gelişmeleri mutlaka izleyin. Yeni eğitim araçlarınızı paletinize katın.

Eğitim birimi çalışanlarına “Performans Değerlendirmesi” uygulayın.

Sadece diğerleri için eğitim planları yapmayın. Kendi bölümünüz için Kısa, Orta, Uzun vadeli “eğitim geliştirme” planları yapın.

İÇ EĞİTİMLERDE KENDİNİZE SORACAĞINIZ SORULAR :

İç eğitim vermeye karar vermenin ardından aşağıdaki sorulara tatmin edici yanıtlar aramalısınız :

Eğitimin önem derecesi nedir ?

Iş yükünüz nedir ? Bu eğitimi vermek için o hafta, o dönem uygun mu ?

Konuyla ilginiz ne düzeyde ?

Şiket içindeki özel proseslere ne kadar aşinasınız ?

Bu eğitim için ne kadarlık bir hazırlık yeterli olacaktır ? Bunun için ne kadar zaman ayırabileceksiniz ?

Bu eğitim nedeniyle hangi işlerinizi ertelemek zorunda kalacaksınız ?

Hazırlık sırasında evde ya da işyerinde ne tür engelleriniz olabilir ?

Hazırlık aşamasında size yardımcı olacak biri var mı ?

Eğitim sırasında, görsel araç kullanımında size yardımcı olacak biri var mı ?

Gereken eğitim araç-gerecini kolayca elde edebilecek misiniz ?

Bu sorular, verilebilecek yanıtlar, olumsuz yanıtlar sürer gider. Tüm bunlar bir noktada birleşmelidir :

Verilecek eğitim, harcanacak zaman ve güce değecek midir?

Bir çok iç eğitim sırasında harcanan zaman ve para boşa gider. Motivasyon istenilen düzeye çıkamaz. Teknik eğitimler dışındaki eğitimleri dışarıdan almak ilk bakışta pahalı ve zaman kaybettirici olarak görünse de kısa, orta ve uzun vadede kazandıracakları iç eğitimlerdekinden fazla olur.

Bir başka önemli konu da, eğitimi kimin vereceğine karar vermektir. Eğitimler kişilerin esas verimliliklerini etkilemeyecek şekilde planlanmalıdır. Daha az önemli ve kolay eğitimlerin tecrübeli orta ve üst düzey yöneticilerle verilmesi yerine genç, dinamik ve yetenekli çalışanlara verdirilmesi daha isabetli olabilir.

Üst Düzey Yöneticilerin verdiği eğitimlerde de önemli yararlar sağlanmaktadır :

Bilgileri ileri düzeydedir.

Şirket politikası ve gidişi konusundaki bilgileri aktarırlar (“şeffaf şirket” yapısının oluşması).

Çalışanlarla üst yönetimin bağları güçlenir.

Alınacak önemli kararlar için destek oluşturulur.

Organizasyonel değişimlerle ve stratejik konularla ilgili mesajlar iletirler.

Şirket imajı güçlenir. Özellikle basının da yer aldığı eğitimlerde, topluma iletilen bilgilendirmelerle imaj artar.

Hafta 3: Eğitmen

Amaçlar:

 Eğitimcinin Vazgeçilmez Özellikleri

 Eğitilenler Nasıl Bir Eğitmen Görmek İsterler

 Olumsuz Görüntü ve Davranışlar

 Eğitimcide İstenmeyen Özellikler

 Eğitimci Hataları

 Dünya Kalitesinde Eğitimci Olmak

I. Eğitmenin Özellikleri

Bu hafta eğitimci üzerinde odaklanıyoruz. Kendi çevresinde en iyi, kendi toplumunda en ünlü ve dünya kalitesinde çapında bir eğitimci olmak için bir “eğitimci vizyonu“ oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz.

Uzun tanımlamalar yerine maddeler halinde, kısa, kolay anlaşılır şablonlar veriyoruz. Yorumları sizlere bırakıyoruz.

A. EĞİTİMCİNİN VAZGEÇİLMEZ ÖZELLİKLERİ :

Farklı, sıradışı bir görüntü : Giyim, kuşam, saç traşı, makyaj. (Papyon, saç stili, renklilik, gözlük tipi, hitap şekli, imaj).

 İletişim Yetenekleri

 Beden Dili Yetenekleri

 Kelime dağarcığı zenginliği

 Ses Tonu

 Diksiyon

 Stres Kontrolu

 Zaman Yönetimi

 Empati Kurmak

 Güzel yazı yazmak

 PC Sunuş programları bilgisi.

Kısaca detaylandırısak:

    Konusunda uzman olmalıdır. Bilgisinin eksik olduğu hissedildiğinde öğrenme, dinleme isteklerinde azalma görülür.

    Eğitimci, öğrenme ilkelerini ve eğitim yöntemlerini kullanacak bilgi ve beceride olmalıdır.

    Eğitimci eğitim verdiği grubun bulunduğu organizasyonu ve bu organizasyonda yer alan kişileri iyi tanımalıdır.Grubun eğitim     ihtiyaçları konusunda yeterince bilgiye sahip olmalıdır.

Öğrenmeyi kolaylaştıracak kişisel özelliklere sahip olmalıdır:

    Düzenli, dakik, sistematik çalışan, hazırlık yapan ve     planlanan işleri zamanında gerçekleştiren bir kişilikte olmalıdır.

    Grubun yapısını hemen anlayıp, programa esneklik katabilmelidir.

    Eğitilenlere dostça davranan, eşit ilgi gösteren bir yapıda olmalıdır.

B. EĞİTİLENLER NASIL BİR EĞİTİMCİ GÖRMEK İSTERLER ?

Konusunda tam bilgili

Olumlu

Nazik

Sabırlı, Hoşgörülü, Esnek

Neşeli, İçten, Sempatik

Adil, Tarafsız

Esprili

Yaratıcı

Empatik

C. OLUMSUZ GÖRÜNTÜ VE DAVRANIŞLAR

Dokümanları okumak için sık sık yakın gözlük takıp, çıkarmak. Gözlüğü uzun süre elde tutmak veya sallamak.

Israrlı bir ilgisizlik sergilemek.

Çok sert bir tavır takınmak.

Dağılan saçları sık sık toplamak.

Kendini tanıtmadan sunuşa başlamak (program kitabında varsa, kısaca).

Öksürürken mikrofonu kapatmamak, uzaklaştırmamak.

Uygunsuz dil / stil kullanmak : Argo, eleştiri, tahrik edici sıfatlar.

Önceki bir sunuştan, önceki günden veya önceki oturumdan kalma görsel bilgilerin, gerekmediği halde görüş alanında bulundurmak.

Sunuş sırasında düzenlemeler yapmak : tepegöz ayarı, masanın yerini değiştirmek.

D. EĞİTİMCİDE İSTENMEYEN ÖZELLİKLER

Önyargılı olmak

Alaycılık

Sabırsız

Burnu büyüklük

Somurtkanlık, aşırı ciddiyet

Taraflı davranışlar

Tutucu düşünce yapısı, zihinsel yaşlılık

Dostça yaklaşmamak

E. TİPİK EĞİTİMCİ HATALARI

Dinleyici : “Genelleme yapmıyor musunuz ?”

Eğitimci : “Hayır, hiç sanmıyorum”

“Yeni bir başlık açamayacağım. Özür dilerim. Bunun için zamanımız yok” ( Dinleyiciler için daima zaman vardır).

“Sıkılmış olanlar adına üzgünüm, ama bu programı tamamlamak zorundayım”.

“Anlamayan varsa lütfen elini kaldırsın. Onun için tekrarlamaya hazırım”

F. BUNLARI HEP HATIRLAYIN !

Kişisel inanç ve düşüncelerinizden çok fazla söz etmeyin. Onlar size aittir.

Haklı olsanız da asla savunmaya geçmeyin. Örnekler, referanslar vererek inandırıcı olmaya çalışın.

Din, politika, ırk, futbol konularına girmeyin. Mutlaka hata yapacağınızı bilin. Orada bulunma amacınızın bu konular olmadığını hatırlayın.

Dinleyicilerinizi devamlı izleyin. Bakışları, beden dilleri sizi, anlattığınız konuyu beğendiklerini gösteriyor mu ? Aksi halde, hemen önlem alın.

Sıkılmamaları ya da sıkıldıklarında toparlanmaları için, geribildirim isteyin.

G. DÜNYA KALİTESİNDE EĞİTİMCİ OLMAK

Eğitimcinin farklı bir eğitimci olabilmesi için, şu üç basit kuralı benimsemesi gerekir :

Konuştuğuna inanmak

Konusunda uzman olmak

İletişim becerilerine sahip olmak

Bu sıralamada yer almayan önemli iki nokta daha var. Bunlar eğitimciyi dünya kalitesinde eğitimci yapacak iki özelliktir :

 Farklı eğitim yöntemleri arayışı içinde olmak,

 Yabancı dil bilmek (tabii ki bir dünya dili olan,İngilizce).

II. UYGULAMA

Aşağıdaki testi yanıtlamaya başlayın ve 5. sorudan sonra bir diğer 5 maddeyi de siz ekleyin. Sonra bu testi bize gönderin. Yararlı düşüncelerinizi bu sayfalarda paylaşalım.

EĞİTİMCİ SELF TEST :

1. Eğitimci olmayı ne kadar sevdiğinizi 10 üzerinden değerlendiriniz :

2. Nasıl bir konuşmacısınız ? (tutuk, utangaç, espirili, sıkıcı, vb.).

Beş özelliğinizi yazınız :

     a._______

     b.__________

     c.______________

     d._________________

     e.____________________

3. Güçlü yanlarınız (Sunuş açısından):

_________________________________

_________________________________

_________________________________

4. ZAYIF yanlarınız :

__________________________________

__________________________________

__________________________________

__________________________________

__________________________________

5.Size göre, sunuş sırasında başarılı bir kişi nasıl görünür ?

__________________________________

__________________________________

 Hafta 4 : SUNUŞ TEKNİKLERİ

Amaçlar:

 Sunuş Yeteneğini Geliştirmek

 Mükemmel Bir Sunuş İçin İpuçları

 Ses Alıştırmaları

I. Sunuş Teknikleri

Bu hafta etkili bir eğitimci için en önemli koşulu olan sunuş konusuna yoğunlaşıyoruz.

A. Sunuş Yeteneğini Geliştirmek

İyi bir eğitimci için en önemli özelliğin, konuyu çok iyi bilmek olduğunu düşünmek, kökleşmiş bir inanıştır. Oysa, var olan bilginin aktarma zorluğu göz ardı edilmemelidir. Dinleyicileri sıkmamak ve eğitim süresince öğrenme verimlerini yüksek düzeyde tutabilmek, en az “bilmek” kadar etkilidir.

Sunuş tekniklerini öğrenmek için gösterilecek gayret, öğrenme için gösterilen gayretten daha azdır. Buna rağmen, “Ben anlattım, görevimi tamamladım, elimden geleni yaptım” diyerek bu konuya eğilmemek olmaz. Bazı teknikler kullanılmadan yüksek bilgi ile donanmış eğitimleri eğitim düzeyleri çok farklı kişilere başarı ile vermek pek olası görünmemektedir. Bu sorun yıllarca uzman bilgi düzeyindeki kişiler için de geçerlidir.

Aşağıda önereceğimiz bir dizi işlemi yaparak, sunuş yeteneklerinizde önemli gelişmeler sağlayabilirsiniz. Sunuşu yapanın bu teknikleri kullanması, bir orkestrayı yönetmek kadar incelik ister. Ciddiyetle ele alınan, gayretle uygulanan yöntemler ve elde edilecek sonuçlarla yeni sunuş tekniklerinin geliştirmek, eğitimciyi dünya çapında bir eğitimci yapabilir.

Konuya ilişkin yayınlanmış bütün kitaplar okunmalıdır (kursumuz tamamlandığında elinizde böyle bir liste olacaktır).

Ünlü kişilerin sunuşları, TV ve diğer görsel medyadaki konferanslar izlenmelidir.

Öğrenilen teknikler zaman geçirmeden günlük yaşamda uygulanmalıdır.

İzleyicilerden geri bildirim alınmalıdır.

Video, ses kayıt cihazları kullanılarak gelişme izlenmelidir.

B. Mükemmel Bir Sunuş İçin İpuçları

GÖRÜNÜMÜNÜZ:

1. Fiziksel görünüm :

Giyim,

Makyaj, Saç traşı

Postür (duruş)

2. Göz teması, yüz ifadesi, fiziksel mesafe, fiziksel temas, dokunmak, dokunur gibi yapmak.

3. Sesinizi kullanma tarzınız.

4. Gruba hakimiyetiniz.

Sunuşunuz Sırasında ;

 Yüksek ve net bir sesle konuşun.

 Telaffuz hatası yapmayacağınız kelimeleri seçin.

 Müzikli bir sese sahip olun (entonasyon, iniş-çıkışlar)

 Anlatım hızınızı zaman zaman azaltın / çoğaltın.

C. DİNLEYİCİLER

Sunuşta çevre faktörlerini de dikkate almak gerekir. Önemli bir çevre faktörü, dinleyicilerdir.

Dinleyicileriniz konuşurken ;

 İlgilendiğinizi hissettirin.

 Sözlerini kesmeyin, tamamlamalarını bekleyin.

 Duyduklarınızı tekrarlayarak, doğru anladığınızı ifade edin.

 Kastedileni anlayın (gösteriş, zora sokmak, vb.)

 Karşı fikirleri olumlu karşılayın. Mimiklerinizi kontrol altında tutun. Tebessümle karşılayın (yarı alaycı gülüşe dikkat !). “Evet”, “Anlıyorum”, gibi sözlerle konunuza dönün.

 Dinleyicinizin örnek olarak aktardığı konuları, kullanacağınız örnekler arasına katın.

Agresif Kişilere Dikkat Edin !

Sunuş sırasında zor anlarınız da olacaktır. Bunlardan biri, saldırgan kişilerdir.

Onlarla baş edebilmek sanıldığı kadar zor değildir.

Sizden ilgi beklerler.

Sorunların çözümü için onlara soru sormayın.

Onlara önem verdiğinizi hissettirin. Çok iyi bildiklerini sandığınız konularda sorular sorun. İyi bildikleri konuları anlatmalarını isteyin.

Oturum sırasında güçlü bir taraftarı yanınıza oturtun (Oturum başlamadan önce, aralarda sohbetler sırasında kendinize taraftarlar toplayın).

D. ORTAM ve ARAÇLAR

Sunuş Yapılacak Yer:

Yeterince inceleme ve hazırlık yapılırsa, sunuşun en kolay kontrol edilebilir kısmıdır.

Fiziksel imkân kısıtlamaları fazla ise bu konu, bir çok önemli konunun önüne geçirilerek, önemle ele alınmalıdır. Aksi halde, sunuş sırasında peş peşe ortaya çıkacak olan felaketler, tüm hazırlık çabalarının boşa gitmesine ve sunuşun başarısız olmasına neden olur.

1. SALON

Akustik : Akustiğe dikkat edin. Büyük salonlarda sesin netliği azalır. Salon büyüdükçe konuşma hızınızı azaltın.

Ortam sıcaklığı : Sıcaklık değeri önceden belirlenip, otomatik klima ile kontrol altında tutulmalıdır. Sürekli olarak temiz hava girişi sağlanmalı, şartların olumsuz olması durumunda sık sık mola verilmelidir.

2. ARAÇLAR

Mikrofon : Yakaya takıldıktan sonra veya konuşmaya başlarken açılmalı. Büyük bir salonda, katılımcılara söz vermeden önce varsa, ikinci bir mikrofon hazırlanmalı, gerektiğinde seri olarak iletebilecek biri olmalıdır.

Görsel Eğitim Araçları :

Görsel araçlar sunuşu güçlendirir. İyi bir sunuşu, eksiksiz bir sunuşa dönüştürür. Görsel araçlar sunuşun özel noktalarına önem ve açıklık kazandırır.

Görsel araçları, konuşmanın önüne geçecek şekilde yoğun kullanılmamalıdır.

Şekiller, semboller salonun her noktasından görünebilecek büyüklükte, fotoğraflar çok net olmalıdır.

Harfler yeterince seyrek olmalıdır.

Tüm set eğitim öncesinde en az iki kez denenmeli, zaman ölçümü yapılmalıdır.

Oturum başlamadan önce görsel araçlar kullanılmamalıdır. Ancak, başlangıca kadar göstermenin etkili olacağı düşünülen görüntüler gösterilmelidir. Dinleyiciyi konuya çekecek ve çok yoğun olmayan sunuş öncesi görüntüler zaman kazandıracaktır.

Görsel araçlara bakarken dinleyicilere arkanızı dönerek konuşmayınız.

Görsel araçlara bire bir bakarak eğitim vermeyiniz.

Görsel araçların önünü kapatmayacak şekilde durunuz.

Asetat, slayt değiştirilmesinin zor olduğu durumlarda, bir yardımcıdan yararlanınız. Ancak, prova yapmadan veya yazılı bir program vermeden böyle bir yardımı almayınız.

Yedek tepegöz ve ampul bulundurunuz.

Görsel araçları kullandığınız araç-gerecin çok iyi çalıştığından emin olunuz. Sunuşun sadece PC den yapılacağı durumlarda mutlaka ikinci bir bilgisayar (önceden denenmiş), disket, CD, uzatma kablosu, priz bulundurulmasını sağlayın. Büyük otellerde, bir teknik servis elemanının sunuş boyunca kuliste olmasını sağlayın. Daha sıradan ortamlarda, personelden bir kişiye, bir kriz durumunda yapacaklarını önceden anlatınız.

E. DİĞER DIŞ ETKİLER

Işık

Dışarıdan yanlış açıda gelen ışığı kontrol altına almak gerekir. Ayrıca, günün ilerleyen saatlerinde bu işi yapacak bir görevliye talimat verilmelidir.

Gürültü

Gürültü kontrolü ve önlenmesi yine bir görevli tarafından yapılmalıdır.

F. SUNUŞA GİRİŞ YAPMAK

İyi bir giriş dinleyicilerin dikkatini toplar, onları konuya hazırlar. Sunuşun amacını ve dinleyiciler için neden önemli olduğunu açıklar. Anlatılacaklara merak duyulmasını sağlar. Sunuşun devamını kolaylaştırır.

İlk görüntü önemlidir. Beklentileri karşılamak, güven kazanmak, onları aktif dinleme moduna sokmak üzere dikkatlerini çekmek, giriş bölümünde yapılacak önemli işlerdir.

İzleyiciler sizi 1-2 dakika içinde değerlendirir. İlk izlenim ve sunuşun başarısı için başka şansınız yoktur.

Açılış Konuşması:

Açılış konuşmasında hedef, DİNLEME ve ÖĞRENME ihtiyacını UYANDIRMAK olmalıdır.

Kısa sunuşlarda daha iyi planlanmış girişlere ihtiyaç vardır. Dinleyici konuya çekilerek, sunuşa dahil edilmelidir.

Etkileyici bir giriş, konuşmacıyı ve dinleyicileri rahatlatır.

Dinleyicinin Dikkatini Toplamak:

Konuşma başladığında dikkat genellikle dağınıktır (en azından, dinleyicilerin çoğu bu durumdadır). Sizi izlerler. Giyiminiz, duruşunuz, kişiliğiniz hakkında fikirler edinmeye çalışırlar. Bu yüzden etkili bir duruş ve etkili bir girişle dikkatlerini toplamalısınız. Kullanılacağınız yöntem o anki duruma uygun olmalıdır. Aksi halde dikkatlerini bir daha toplayamayacakları hale getirip, ikili konuşmalara, gülüşmelere neden olabilirsiniz.

Duyulan en son fıkrayı anlatarak giriş yapmak tehlikelidir. Özellikle de konuyla ilgisi yoksa.

Bir soru sorarak başlayabilirsiniz:

Yanıtı kısa veya tepki ölçen bir soru olabilir. Yanıt almak istiyorsanız, onları zorlamayacak bir soru sorulmalıdır.

“Kim arkadaşının makinasını hack etti?”, gibi .

Soru ile başlamak, sunuşun nasıl götürüleceği konusunda çok önemli ipuçları vereceği için, yararlı olabilir.

Etkileyici bir gerçeği belirtin !

Sunuşun ana fikrini destekleyen bir istatistikle başlayabilirsiniz.

“Bu odadaki her beş kişiden biri deri kanserinden ölecek”, gibi.

Öykü, fıkra anlatın:

Konuyla ilgili olmak kaydıyla, bir fıkra veya başınızdan geçen bir öyküyü anlatın. Dinleyenler için öyküleri göz önüne getirmek kolaydır.

Alıntı yaparak başlayın.

Sunuşun inandırıcılığını arttırır.

Bir Slayt Kullanın

Bu, sunuşunuzda kullanacağınız ilk görsel araç olacaktır. Kullanacağınız başlık, yapacağınız açıklamadan daha etkili olacaktır. Konuyu çağrıştıran bir slogan da olabilir. Ayrıca grubun adı, bulunduğunuz şehir ve günün tarihi bu slaytta yer alırsa iyi olur.

Etkileyici bir ifade kullanın !

Güçlü bir ifade izleyicilerin dikkatini çeker.

“Yüksek maliyetli ürünlerin kazançlarımızı yiyip, bitirmesini durdurmanın tam zamanı !”

Etkileyici bir giriş, hem sizi hem de dinleyicinizi rahatlatır.

Girişlerde yaygın olarak mizah kullanılmasının nedeni, gülümsemenin dinleyici için pozitif bir durum oluşturması, enerji vermesi ve konuya ısındırmasıdır.

Konuyu Belirtin !

Ne anlatacağınızı anlatın,

Konuyu anlatın,

Ne anlattığınızı anlatın.

Yanlış anlamalara karşı önlem olarak, konuyu ve amacı açıkça belirtin. Broşürler yeterince açık olmayabilir. Davet sırasında yeterli açıklama yapılmamış veya konu anlaşılamamış olabilir. “Bugün bitmeden herkes ……………yı daha iyi anlıyor olacak”, “Bu sunuşu dinledikten sonra dinleyiciler……….…….yapabileceklerdir”.

Konunun Önemini Belirtin !

Sunuşun kazandıracakları açıkça görülse bile, sunuşun neden önemli olduğunu açıklamak için birkaç dakika ayırmak iyi bir uygulamadır.

Açıklama sırasında dinleyicilerin bakış açıları dile getirebilmelidir.

Örneğin, “Bu sunuş, bilgisayar programları satın almanız sırasında muhtemel tasarrufları ele alacaktır”, yerine, “Bu sunuş size, müşteri ilişkileri yönetiminde, nasıl milyonlarca lira tasarruf edeceğinizi gösterecektir”.

Sunuşun akademik bir çalışma değil, uygulanabilir bir çalışma olduğu izlenimini uyandırın. Konunun sadece neden önemli olduğunu açıklamakla kalmayın, aynı zamanda neden gündemde olduğunu da belirtin : “Sorun hemen ele alınmazsa, muhtemel olumsuz sonuçları neler olacaktır ?”

Önem ifadesine örnek : “10 dakika süreyle dikkatinizi dağıtmadan anlatacaklarımı dinlemenin faydalı olacağına inanıyor musunuz ? Eğer inanmıyorsanız, daha dikkatli dinlemeye çalışın”.

Olumsuz Olmayın !

Hazırlanma eksikliğinden veya konuşma ortamıyla ilgili bir yetersizlikten dolayı özür dilemeyin.

Dinleyicileri aşağılamayın, üzerlerine gitmeyin.

“Bugün…….hakkında konuşma yapacağım”,

“Sayın ……………..bu konuşmayı yapmamı istedi”, gibi sıradan başlangıçlardan kaçının.

Kısa, özlü ve hareketli bir başlangıç yapın !

Giriş bölümü kısa olmalı. Etkili ve dinleyiciyi konuya çekecek şekilde başlanmalıdır. Girişte konunun dışına çıkmayın. İfadeleri dolandırmayın.

“Sunuşuma başlamadan önce………..için birkaç dakikanızı almak isterim”, “Başlamak için en iyi yolun bu sorunla ilgili önceki deneyimlerimden söz etmek olduğunu sanıyorum”, gibi girişler yaparak, dinleyiciler üzerindeki etkinizi azaltmayın.

Her ikisi de, daha cümle bitmeden dinleyicileri uyutacaktır.

Hafta 5: Beden Dili

Amaçlar:

 Beden dilinin temellerini açıklamak.

I. Beden Dili

Sunuş teknikleri içinde yer alan beden dili kullanımı, eğitimci için vazgeçilmez bir özelliktir.

İki yönlü yararı vardır :

Eğitimin etkili olması için kullanılır,

Dinleyicilerin tepkisini izlemek için kullanılır.

Yaygın olarak bilinen bir gerçekle başlayalım :

Bir mesajı iletirken ;

Sözün etkisi % 7

Sesin etkisi % 38

Beden Dilinin etkisi % 55 dir.

Bir eğitimci için bunun anlamı son derece açıktır. Konuyu ne kadar iyi bilirseniz bilin sesinizin tonu, müziği olmadan, uygun mimik ve beden hareketlerine sahip olmadan başarı şansı hemen hemen sıfırdır.

Konu gerçekte eğitimci olmanın da ötesinde bir öneme sahiptir. İnsanlarla ilişkide beden dilinin anlamını bilmeden ve yeterince kullanmadan başarılı bir iletişim kurmak olası değildir.

Bilindiği kadarıyla, ortalama kapasiteye sahip bir kişinin hafıza kullanımında rakamlardan ve sözlerden çok, resimlerin, şekillerin ve hareketlerin rolü vardır. Yapılan araştırmalar, dinleyicilerin beyinlerinin konuşulan kelimelerden çok beden dili, ses ritmi ve görüntü üzerinde odaklandığını ortaya koymuştur.

Beynin sağ yanında yer alan bu özellikler, kelimelerden daha etkileyicidir.

Eğitimciler için her kesimden kişiye etkili eğitim verebilmelerinin yolu, beden dili ağırlıklı grafiksel öğretime önem vermektir.

Eğitimin o andaki etkinliğini izleyebilmek için en etkili yöntem yine beden dili olmaktadır. Bu kez beden dilini kullanmak değil, beden dilini “anlamak” ön plana çıkar. Eğitimci, eğitim sırasında dinleyicilerin mimiklerini, baş, kol ve beden devinimlerini sürekli olarak izleyip, deşifre etmelidir. Analizleme sonunda eğitimin o andan sonraki en uygun şekline karar vermelidir.

Beden dilinin çok kapsamlı ve yoruma açık bir konu oluğunu da hatırdan çıkarmayarak, burada sadece eğitimciler için gereken unsurlarına değinilecektir. Genel anlamda bilgilenmek isteyenler için, kursun sonunda da verilecek olan referans yayınlardan yararlanma şansı vardır.

A. Beden Dilini Oluşturan Unsurlar

Duruş (postür)

Gözler, bakışlar, mimikler

Hareketler : Baş, eller, kollar, ayaklar, vücut

Jestler dir

“Ne söylediğiniz değil, onu nasıl söylediğiniz önemlidir.”

“Basit bir jest, yüzlerce kelimeden daha çok şey ifade eder.”

“Beden dili, bilinçdışı motivasyonlarımızı açığa çıkarır.”

Beden dilinde etkili olmak için :

Heyecan ve korkuyu yenmek

Sinirlenmemek

Katı ve gergin olmamak

Tereddüt içinde olmamak      önemlidir.

1. Duruş

Başkalarının yüzüne, gözlerine bakış açısıdır. Bu açı genellikle iki kişi arasında,düz bir çizgi üzerinde yer alır.Birbirini tanımayan veya tanışmak isteyen kişiler karşı karşıya durmaya ve göz göze gelmeye özen gösterirler. Birbirini çok yakından tanıyan kişiler ise çeşitli açılarla durmayı, bakışmayı normal sayarlar (Erkeğin konuşmakta olan eşini ona bakmadan dinlemesi, öğrencinin öğretmenini, pencereden dışarıya bakarak dinlemesi gibi).

İletişim kurmak istemediğimiz kişilerden gözlerimizi kaçırırız, vücudumuzla bir açı oluşturacak şekilde otururuz. Oturmakta olan bir kişiyle iletişim kurmak için gider, yanına otururuz. Oturan kişiye üstünlük sağlamak istersek, karşısında ayakta durarak konuşuruz.

2. Yükseklik

Statü ve saygınlık simgesidir. Politikacılar, devletin ileri gelenleri yüksek yerlerde konuşmayı tercih ederler.

Geçmişte, Antik Roma’dan başlayarak, hitaplar sarayların balkonlarında olurdu. Yakın geçmişte kürsülerde ve uzun ayaklı masalarda konuşmaların yapıldığını görüyoruz. Kürsüde ders anlatan öğretim görevlisi, mahkeme yargıçları, mimbere çıkan cami imamı bu konuda verilebilecek örneklerdendir.Otellerin lüks odaları, suitler üst katlarda yer alır. Ev sahibi binanın üst katında oturur. Misafirler alt katta yatırılır. Önemli misafirlere ise üst kat verilir. Ranzanın üst katında evin büyük çocuğu yatar. Genel Müdürler şirket binasının en üst katındaki ofislerinde otururlar. Bankaların şube müdürleri ikinci kattadır. Konak sahipleri üst katta kalırken, hizmetçilerin odaları alt katta, hatta bodrum katında yer alırdı. Otellerde oda isteyen kişilere sosyal görünümlerine ve statülerine göre uygun katlardaki odalar verilir. Şeref tribünleri yüksekte olur.

Günümüzde sınıf farkı çelişkilerinin konuşulmaya başlanmasıyla, aradaki sosyal mesafeleri kapatmak amacıyla, şirketlerin üst düzey yöneticileri kürsülerden konuşmak yerine, ayakta durmayı yeğlemektedirler veya aynı yükseliğe sahip masalarda konuşmaktadırlar. Eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölümünden sonra, kullandığı masaların ayakları kesilerek, normal seviyeye getirildiği görülmüştür.Doğu toplumlarında, anne baba çocuğuyla konuşurken ayakta dururken, batıda aynı işi çocuğun yanına oturarak yaparlar. Üstünlük kurmak yerine, arkadaşça yaklaşımı tercih ederler. Topuklu ayakkabı giymek, üstünlük sağlamanın ya da “ben de varım”, demenin bir başka şeklidir.

3. Kişisel Alan ve Mesafe

Hayvanlardan başlayarak, tüm canlılar kendileri için birer yaşam alanı belirler. Yırtıcı hayvanlar dolanarak ve ürkütücü sesler çıkararak bunu yaparken kedi, köpek gibi evcil hayvanlar bulundukları odada eşyalara sürtünerek, koku bırakıp, “Buranın sahibi var !”, mesajını verirler.İnsanlar yaşam alanlarını evlerinin duvarları ve kilitli kapıları ile belirler. Ağaçlar dallarını yayarak, köklerinin su ve besinleri alabileceği alana başka bitki ve ağaçları sokmak istemezler. Derin köklü olanlar, yeterli ışığı sürekli olarak alabilmek için yaşam alanlarını dikine olarak belirlerken sığ köklü, meyve veren ağaçlar yanlara yayılan dalları ile bu işi yaparlar.

İnsanlar için tarif edilen kişisel alanlarda, 4 tip mesafe vardır :

Samimi mesafe

Kişisel mesafe

Toplumsal mesafe

Genel mesafe.

Mesafeler, kültürel yapıya göre farklılılar gösterir. Büyük şehirlerde iki erkek yan yana yürürken, kırsal kesim insanının yakın zamana kadar el ele yürüdükleri görülürdü.1-2 metre içinde iş ilişkisi kurulabilirken, 2-10 metre arasında sosyal ilişkiler kurulabilmektedir. 10 metreden uzağı, ilişki kurmaktan farklı bir boyuta geçiştir. 40-50 cm mesafede insanların birbirini tanımaları, iletişim kurmaları çok kolay olur. Bu mesafeye girmeden önce tanışmak şarttır. Aksi halde yaklaşılan kişi rahatsızlık duymaya başlamaktadır. Dans kursuna katılan bir öğrencim, diğer bir üye ile Tango yaparken, ilginçtir ki mesafeli olması için uyarılmıştır. Karşı cinsin bu alana girmesi korku veya saldırı şeklindeki huzursuzluklara neden olabilmektedir.40-50 cm den yakını sadece çok yakın olduğumuz kişilerle iletişim kurmamız için ayrılmış alandır. Sevgililer, eşler, anne-baba, çocuklar, gibi.Tüm bunlara karşın otobüste, metroda yan yana bulunmak bu mesafelerin tarifini kısa süreler için değiştirmektedir. Hiç tanımadığımız biriyle, 10-20 cm mesafede omuz omuza otururken rahatsız olmak aklımıza bile gelmez. Aksine, çok beğendiğimiz bir film oyuncusu ya da politikacı ile aramızdaki uzak mesafe onlara yakınlık duymamızı engelleyemez.

“Gözden ırak, gönülden de ırak”, sözünün anlattığı gibi, mesafenin uzun süreli olması iletişimin kopmasına ve o kişiyi unutmamıza neden olabilecektir.Çeşitli nedenlerle kişisel alanlarını koruyamayan kişilerde, kişilik gelişmelerinin yavaş olduğu, özgürlüklerinin sınırlarını çizmekte zorlandıkları görülmektedir. Küçük bir evde yaşayıp, kendi odası olmayan veya yatılı okuyan kişilerde görülmektedir.

4. Yer Belirleme Çabası

Her bireyin sürekli olarak oturduğu bir koltuğu, masadaki yeri, odası, vb. vardır. Misafirlerini ağırlayan ev sahibi, masanın en başında oturur. Sürekli olarak gidilen yerlerde aynı masada oturmak isteriz. Geçici olarak kalktığımız yerimizi belirtmek için, bir eşyamızı koyarak diğerlerine mesaj veririz. İşyerinin, evinin önüne sürekli olarak arabasını park eden kişi, aynı yeri bir başkası kullandığında bunu bir saygısızlık olarak değerlendirir. Bu konuda tartışma bile yapar.

5. Alan Kavgası

En pasif şekli, masamıza abanan kişiyi uzaklaştırmak için yerimizden kalkmamız, masadaki eşyaları onun işgal etmeye çalıştığı yere doğru hareket ettirmemizdir.Kişisel alanın kurulması ve korunması çatışma, sürtüşme, tartışma ve hatta kavgaya yol açar. Masamızın bir başkası tarafından işgal edilmesi ya da eve temizliğe gelen kadının eşyalarımızın yerlerini değiştirmesi, hoşlanmadığımız işlerdendir.Çalışan kişinin iş yerinde çalışma odasının , hatta masasının olmaması o kişi ve işyeri için çok büyük bir olumsuzluktur. Kamyon ve TIR larda süslü, gösterişli şöför kabinleri, şöförünün kişisel alanını saygın hale getirme çabasından kaynaklanmaktadır.

6. Kişisel Alana giriş

İzne tabidir.

Mimikler, bazı sözler, el uzatma gibi onay belirteçleri vardır. Aksi halde, aynen hayvanlarda gözlendiği gibi, savaş pozisyonu alınarak, giriş engellenmeye çalışılır. Vücudun dikleşmesi, kolların gerginleşmesi, ileriye doğru bir adım atmak (geriletme çabası) ve yüzün solgunlaşması göstergelerdendir.

7. Yüz ve Mimikler

İletişimde duygu ve düşünceler çoklukla yüzde yoğunlaşmaktadır. Karşımızdakinin yüz hareketlerini görmeden, ne düşündüğünü öğrenmek son derece zordur. Telefonla iletişimin çok zor olmasının nedeni budur.

Mimikleri oluşturan kas hareketlerinin önemli bir kısmı doğuştan gelir. Daha sonra aile, gelenekler ve eğitimle son şeklini alır. Evlilikten sonra dahi yeni mimik hareketlerinin eşten etkilenme sonunda oluştuğu bilinmektedir.

8. Bakışlar

Bakışlar daha çok kişilerle aramızda olan mesafeyle belirlenir. Örneğin, çok yakın duruyorsak birbirimize bakmamaya çalışırız. Bakışlar, konuşmanın konusuyla da çeşitlilik kazanır. İletişimde olduğumuz kişiler ile aramızdaki ilişki düzeyi ve tabi ki kişilik özellikleri de bakışlarda etkilidir. Örneğin içe kapanık kişiler daha az göz teması kurar.

9. Yüz ifadeleri

Yüz ifadesi kişiye özgüdür ve iletişim tarzımızı belirler. Kaşları kaldırmak, yüzün kızarması, ağzın aşağıya doğru eğilmesi ve bunlar gibi bir çok hareket, iletişimde olduğumuz kişi veya kişilerde belli bir etki ve izlenim uyandırır. Gülümseme belki de en dikkate değer yüz ifadesidir, ancak kolaylıkla taklit edilebilir.

10. El, kol, baş hareketleri ve jestler

Konuşma ve kendimizi ifade etme sırasında çok sayıda el, kol ve baş hareketleri kullanırız. Zamanın geçmesini beklerken, acelemiz olduğunda, bir konuşma sırasında söylenene katılıp katılmadığımızda ve daha bir çok durumda jestleri kullanırız. Örneğin, yumruğu sıkmak güç göstergesi iken, kendine dokunma (ağız veya buruna dokunma, kaşıma gibi), eğer aşırıysa, endişenin bir belirtisi olabilir. Eğer jestlerde, el ve kol hareketleri fazlaysa, bu durum o kişinin kısıtlı kelime bilgisini ya da Akdeniz ülkelerinden olduğunu gösterir.

11. Giyim

Giyim tarzımız, zevkimizin, mal varlığımızın, değerlerimizin veya sosyal grubumuzun bir aynasıdır. İş danışmanlarının çoğu, daha etkili bir izlenim için insanların iyi giyinmelerine yardım etmeye çalışır. Rozetler, kol düğmeleri, marka etiketleri ve kullanılan her türlü aksesuar ve materyaller kim olduğumuzun veya kim olmak istediğimizin birer yansımasıdır.

12. Koku

İnsanlar doğal kokularını gizlemek için sabun, şampuan, deodorant, parfüm ve ağız spreyleri kullanır. Ancak vücudun asıl kokusu, insanların beslenme düzeni,sağlığı ve o anda endişeli olup olmaması gibi konularda ipuçları verir. Son yıllarda, bilimadamlarınca kokunun iletişimdeki öneminin daha çok farkına varılmaktadır.

13. YÜZ OKUMA

Yüz okuma, iş yaşamında bazı çok ünlü şirketlerin öncelikle müşteri ucunda bulunan departmanlarında olmak üzere, İnsan Kaynakları, Kariyer Planlama, Satış Teknikleri Geliştirme, Motivasyon, İletişim Teknikleri gibi birçok alanda kullanmaktadır.

Sadece iş dünyasında değil, insanın olduğu her yerde, insanla ilgili her konuda, uygulama alanları vardır.

14. Neresi Neyi Anlatır?

Alın, kişilerin düşünme şekillerini,

Kaşlar, düşünme ve karar verme,

Gözler, hayata bakış açılarını, yeni fikir ve kişilere açık olup olmamayı ve stres düzeyini,

Göz Kapakları, samimiyet isteği veya isteksizliğini,

Burun, iş hayatındaki tercihleri, finansal konulara duyarlılığı, iş tatmini ve güven konularına bakış açısını,

Kulaklar, karşısındakini etkileme ve etkilenme düzeyini, bağımsız hareket etme isteğini,Ağız, iletişim kurma ve kendini ifade etme isteğini, kötümserlik, iyimserlik dengesini,

Dudaklar, düşüncelerini ortaya koyma biçimini, cinselliğe bakış açısını, duygularını gizleme duyarlılığını,

Dişler, inatçılık ve utangaçlığı,

Çene, gerektiğinde ağırlığını koyabilme yeteneğini, saldırganlık içgüdüsünü, eleştiriye açık olmayı,

Gamzeler, eğlenme isteğini, mizah yaklaşımını ve yardımseverliği,

Çizgiler, doğuştan sahip olunan kabiliyetleri, hayatları boyunca karşılaşılan zorlukları,

Yüz Şekli, kendine güveni, sabırsızlığı, arabuluculuk isteğini,

Yüz Tipleri, zihinsel, fiziksel, duygusal konulara ne oranda yatkın olunduğunu,

Kafa Şekilleri, ihtiyatlı ya da baskıcı olup olmamayı gösterir.

DİKKAT !

İnsanlar kollarını göğüs üstünde birleştirdiklerinde veya açtıklarında, bu, üşüdüklerinden, kolları dolu olduğundan veya çok rahat hissettiklerinden dolayı olabilir. Yani sadece, bu kişilerin kendilerini savunmak istemeleri, kafalarının meşgul olması veya güvensiz hissettikleri anlamına gelmez.

II. EĞİTİMCİNİN AKIL DEFTERİ

SUNUŞ SIRASINDA BEDEN DİLİNİZ NASIL OLMALIDIR ?

Birinin yardımı ile aşırı beden hareketlerinizi kontrol altına alabilirsiniz.

Aşırı beden hareketleri, gerginliğin ilk ortaya çıkan belirtilerindendir.

 Kürsüye düzgün ve eşit adımlarla, kararlı bir şekilde yürüyün.

 Vücut ağırlığınızı iki bacağınıza dağıtarak durun.

 Konuşmaya hemen başlamayın.

a)Katılımcıları gözlerinizle tarayın, göz teması kurmaya başlayın.

b)Tümüyle sessizlik olmasını bekleyin.

 Sadece gözlerinizle veya başınızla değil, tüm vücudunuzu çevirerek onlara bakın.

 Salonda kısa turlar atın. Sürekli ve hızlı yürümeyin. Yürüme hızını o andaki konunun önemine göre ayarlayın.

 Gergin, sinirli görünmeyin. Canlı, coşkulu olun.

 Arada sorularla kesilmeler olsa dahi, başladığınız konuyu tamamlayın daha da önemlisi, sürekli sorulan sorular zamanın tümünü kaplayıp, konularınızı anlatmanızı engellememeli.

 Göz temasınızı asla zayıflatmayın.

 Tavana, pencerelere bakmayın.

12 Temmuz 2007

1. Lınux Nedir ? 7

1. LINUX NEDİR ? 7

1.1 Linux Tarihçe 7

1.2 Linux’un Desteklediği Donanımlar 7

1.3 LINUX’un Desteklemediği Donanımlar 9

1.4 LINUX’un En Önemli Özellikleri 10

1.5 Linux’un Genel Kullanım Amaçları 12

1.5.1 Kişisel Kullanım 12

1.5.2 Internet Sunucusu 12

1.5.3 Ağ Elemanı 13

1.5.4 Internet Haberleşmesi 13

1.5.5 Yazılım Geliştirme 13

1.6 LINUX’un Yazılım Özellikleri 13

1.6.1 Temel Komutlar 13

1.6.2 Uygulama Programları 14

1.6.3 Grafik Arabirimi (X Window Arabirimi) 14

1.7 Linux ve Diğer İşletim Sistemleri 14

1.8 Linux Avantaj ve Dezavantajları 15

1.8.1 Avantajları 16

1.8.2 Dezavantajları 16

2. LINUX KURULUMU VE BAŞLANGIÇ 17

2.1 Mevcut Dağıtımlar 18

2.1.1 Internet 18

2.1.2 NFS 18

2.1.3 Sabit Disk 18

2.2 Sabit Disk Üzerinde Linux İçin Yer Açmak 19

2.3 Bilgisayarın Linux ile Açılması 21

2.3.1 Ön Hazırlık 23

2.3.2 FDISK 23

2.3.3 Setup Programı 26

2.3.4 Sistem Tanıtımları (Konfigürasyon) 31

2.3.5 LILO Konfigürasyonu 32

2.4 Makineyi Açmak 33

2.4.1 Başlangıçta 34

2.4.2 Sorun Çıktığında 36

2.5 Linux Komut Yapısı 36

2.6 Dosya ve Dizin Yapısı 37

2.6.1 Dosya Listesi ve İçeriklerinin Görüntülenmesi 38

2.6.2 Dosyaların Kopyalanması 39

2.6.3 Dosyaların Silinmesi 40

3. KABUK İŞLEMLERİ 40

3.1 Yönlendirme 41

3.2 Standart Girdi, Çıktı ve Hata 41

3.3 Boru (pipe) İşlemleri 44

3.4 Çok görevlilik 44

3.4.1 Arka Planda Çalıştırma 45

3.4.2 Klavye Üzerinden Kesinti 46

3.4.3 Süreçlerin Sona Erdirilmesi 47

4. DOSYA VE DİZİN İŞLEMLERİ 48

4.1 Erişim Hakları 48

4.2 Dosya İzinlerinin Değiştirilmesi 48

4.3 Dosyanın Sahibinin ve Grubunun Değiştirilmesi 50

4.4 Diğer Dosya Sistemlerinin Kullanılması 50

4.4.1 Mount İşlemi 51

4.4.2 Dosya Sistemi Bilgileri 53

4.4.3 Dosya Sistemi Desteğinin Eklenmesi 53

4.4.4 Dosya Sistemi Yaratılması ve Kontrolü 54

4.5 Sembolik Bağlantılar 55

4.6 Sabit Bağlantılar 56

4.7 Dosya Arşivleme ve Sıkıştırma 56

4.7.1 Dosya Arşivleme 57

4.7.2 Dosya Sıkıştırma ve Açma 58

4.7.3 Dosya Türleri 59

4.7.4 Birlikte Kullanım 59

4.8 Dizin Tarama 60

4.9 mtools MSDOS Arabirimi 61

5. LİNUX SİSTEM YÖNETİMİ 62

5.1 Yetkili Kullanıcı 62

5.2 Sistem Kuralları 62

5.3 Kullanıcı İşlemleri 62

5.3.1 Kullanıcı Hesabı Açmak (Adduser) 62

5.3.2 Kullanıcı Grubu 63

5.3.3 Yeni Kullanıcı Grubu Eklenmesi 64

5.3.4 Kullanıcı Grubunun Silinmesi 64

5.3.5 Kullanıcı Hesabının Silinmesi 64

5.4 Sistemin Yedeklenmesi 65

5.5 Sistemin Güncellenmesi 65

5.6 Çekirdeğin Derlenmesi 66

5.6.1 Çekirdek Konfigürasyonu 66

5.6.2 Temizlik 67

5.6.3 Çekirdeğin Kurulması 67

5.6.4 Çekirdeğin Yamanması 68

5.6.5 Çıkabilecek Sorunlar 69

5.7 Modüller 69

5.8 Yeni Yazılımların Yüklenmesi 69

5.9 Kaynak Kodun Derlenmesi 69

5.10 Sistem Açılış Dosyaları 70

5.10.1 inetd ve /etc/inetd.conf 70

5.10.2 syslogd ve /etc/syslog.conf 71

5.10.3 init ve /etc/inittab 71

5.11. Çekirdek Mesajları 72

5.12. Linux Dosya Sistemi Yapısı 72

5.13. LILO Yapılandırması 74

5.14 X Window İle Konsolda Türkçe Yazmak 74

5.15 Belirli Zamanlarda Komut İşletilmesi 75

5.16 Yazıcı Eklenmesi 75

5.16.1 Yazıcının Bulunması 75

5.16.2 Yazıcının Tanınması 75

5.16.3 Yazıcıdan Çıktı Alınması 76

5.16.4 Yazıcı Kuyruğunun Gösterilmesi 76

5.16.5 Yazıcı İşlemlerinin Durdurulması 76

5.17 Zaman Ayarlarının Yapılması 76

5.18 Ses Kartı 76

5.18.1 Ses Kartı Ayarlarının Yapılması 77

6. BASH KABUĞU 77

6.1 Bash Özellikleri 77

6.2 Takma Adlar ( Alias ) 77

6.3 Özel Kabuk Tanımları 78

6.4 Sisteme Giriş Dosyaları 79

6.5 Kabuk Programlamaya Giriş 79

6.5.1 Kabuk Programları 79

6.5.2 Değişkenlerin Kullanımı 80

6.5.3 Giriş/Çıkış İşlemleri 80

6.5.4 Aritmetik İşlemler 80

6.5.5 if-else Kalıbı ve Kontrol İşlemleri 81

6.5.6 case Kalıbı 82

6.6 Döngüler 83

6.6.1 While-do Döngüsü 83

6.6.2 for-do Döngüsü 83

6.7 Örnek Kabuk Programı 84

6.8 Kabuk Fonksiyonları 84

6.8.1 Örnek Bir Fonksiyon 84

7. SED VE VI 85

7.1 SED ( Stream Editor ) 85

7.1.1 Düzgün Deyimler 85

7.1.2 SED Kaynak Dosyası 86

7.2 Metin Düzenleyiciler 86

7.3 Vi Editörü 87

7.3.1 Dosya İşlemleri 87

7.3.2 vi’ da Yazma 88

7.3.3 Silme ve Kopyalama 88

7.3.4 Komut Tekrarı 89

7.3.5 Arama ve Eşleştirme 89

7.3.6 Diğer Dosyaların Metne Eklenmesi 89

7.3.7 Kabuk Komutlarının Çalıştırılması 89

7.3.8 vi Başlangıç Dosyaları 89

8. X WİNDOW GRAFİK ARABİRİMİ 90

8.1. Giris: 90

8.2. X Window Kurulumu ve Konfigürasyonu 93

8.3. X Konfigürasyonu 93

8.4 Cıkabilecek Sorunlar: 96

8.6. X Window Komutları 96

8.7. Fvwm Pencere Yöneticisi 97

9. LINUX AĞ YÖNETİMİ 97

9.1. Linux ‘un Ağ Donanım Desteği 97

9.2. Linux ‘a Ağ Desteği Verilmesi 98

9.3. Linux Ağ Yapılandırılması 98

9.3.1. İfconfig Bilgileri 100

9.3.2. Ağın Çalışmasını Gözlemlemek 100

9.4. Alan Adı Sunucusunun Tanımlanması 102

9.4.1. Alan Adı Sunucusunun Aranması 102

9.5. Diğer Yapılandırma Dosyaları 102

9.5.1. Kontrol Dosyaları – Makine Adları ve IP Karşılıkları ( /etc/hosts) 103

9.5.2. Ağ İsimleri ( /etc/networks) 104

9.5.3. Ağ Protokolleri ( /etc/protocols) 104

9.5.4. Ağ servisleri ( /etc/services) 104

9.5.5. Ftp Kullanıcıları ( /etc/ftpusesrs ) 104

9.5.6. Güvenlik Dosyaları ( /etc/securetty, hosts.allow ve hosts.deny) 105

9.6. Yönlendirme 105

9.6.1. Birden Fazla Ethernet Kartının Tanıtılması 106

10. DESTEKLENEN PROTOKOLLER 107

10.1. TCP/IP 107

10.2. IPX ve Novell Desteği 107

10.3. Samba (Netbeuı ve Netbios Desteği) 107

10.3.1. Kurulum 108

10.3.2. Daemonun Çalıştırılması 108

10.3.3. Genel Yapılandırma (/etc/smb.conf) 110

10.3.4. Linux Kaynaklarını Windows Makineler ile Paylaşmak 111

10.3.5. Windows Kaynaklarını Linux Makineler ile Paylaşmak 111

10.3.6. Linux Yazıcısını Windows Makineler ile Paylaşmak 113

10.3.7. Windows Yazıcısını Linux Makineler ile Paylaştırmak 113

10.4. Appletalk Desteği 114

11. Desteklenen Ağ Teknolojileri 114

11.1. Güvenlik Duvarı 114

11.2. IP Accounting 115

11.3. ATM Teknolojisi 115

11.4. DHCP 115

11.5. IP Aliasing 115

12. DİĞER TEKNOLOJİLER 116

12.1. Telsiz Ağlar 116

12.2. IP Masquerading ( IP Gizleme ) 117

12.3. IP Multicasting 118

12.4. IP Tünelleme ( IP Tunnelling) 118

12.5. Squid Proxy 119

13. AĞ DENETİMİ 119

14. NIS 120

14.1. NIS’in Çalışma Prensipleri 120

14.2. NIS İstemcisi 121

14.3. NIS İstemcisi Kurulması 121

14.4. NIS Sunucusu Kurulması 123

14.5. yppasswdd Programı 123

14.6. NIS’in Kontrol Edilmesi 123

15. NFS 123

15.1. Ağ Üzerinde Paylaşım 124

15.2. NFS Kurulumu 125

16. DNS(DOMAIN NAME SYSTEM–ALAN İSİMLENDİRME SERVİSİ) 125

16.1. Giriş 126

16.2. TCP/IP Uygulamaları ve DNS 126

16.3. BIND Konfigürasyonu 127

16.4. Caching Only Alan Adı Sunucu Konfigürasyonu 129

16.5. Primary ve Secondary Alan Adı Sunucu Konfigürasyonu 129

16.7. hosts ve nslookup Programlarının Kullanımı 134

17. DİĞER KULLANICILARLA İLETİŞİM 135

17.1. Pine 136

17.1.1. E-posta Gönderme 136

17.1.2. E-posta Okuma 137

17.1.3. E-posta Silme 137

17.2. Etkileşimli İletişim Yöntemleri 138

17.3. Haber Grupları 138

18. LİNUX İŞLETİM SİSTEMİNDE GÜVENLİK 140

18.1. Fiziksel Güvenlik 140

18.2. Ağ güvenliği 141

18.3. Zayıf parolalar 142

18.4. Dosya Sistemi Güvenliği 142

18.5. Yerel Güvenlik 143

18.6. Sisteme İzinsiz Girenlerin Bulunması 144

18.7. Diğer Güvenlik Önlemleri 145

18.7.1. Güvenlik Duvarı Oluşturulması 145

18.7.2. Güvenlik Duvarı (FİREWALL ) 148

18.7.3. SSH (Secure Shell) 148

19. Mandrake Linux kurulumu 149

19.1 Ön hazırlıklar 149

19.1.1 Genel bilgisayar bilgisi 149

19.1.2 Ağ bilgisi 149

19.1.3 Disk alanı 150

19.1.4 Takas Alanı 150

19.1.5 CD-ROM’dan kurulum 150

19.1.6 Disk bilgileri 150

19.1.7 Kurulacak Sistemin Açılması 150

19.1.8 Kurulum Çeşidi ve Donanımsal Seçimler 152

19.2 Kurulum 152

19.2.1 Sistemle İlgili Sorular 153

19.2.2 Sabit Disk Bölümlemesi 153

19.2.3 Paket Seçimi ve Kurulum 154

19.2.4 Ağ (Network) Ayarları 154

19.2.5 Cryptographic 155

19.2.6 Zaman Dilimi Ayarı 155

19.2.7 Yazıcı Ayarları 155

19.2.8 Root Şifresi 156

19.2.9 Kullanıcı Ekleme 156

19.2.10 Açılış Disketi Oluşturma 156

19.2.11 Lilo Ayarları 156

19.2.12 X-Windows Ayarları 156

20. LINUX VE WINDOWS9X BİRARADA NASIL KULLANILACAK 157

20.1. Giriş 157

20.2. Sabit diskin bölümlenmesi: 157

20.3. Yeni Sistemi Kullanma: 157

20.4. Linux+Win95+DOS 158

20.5. Karşınıza Çıkabilecek Problemler: 159

21. LINUX VE WINDOWS NT BİRARADA NASIL KULLANILACAK 159

1. LINUX NEDİR ?

1.1 Linux Tarihçe

Linux, UNIX benzeri, serbestçe dağıtılabilen , çok kullanıcılı, çok görevli ve güçlü bir işletim sistemidir. Linux’un kalbi olan kernel (çekirdek), başta Linus Torvalds olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki yüzlerce programcı tarafından ortak geliştirilmiştir. Linux sadece Intel değil, Sparc, Alpha, Macintosh platformlarında da çalışabilir. Çok az donanım ihtiyacı olduğu için evinizde Linux’u rahatlıkla kurabilir ve kullanabilirsiniz.

Linux işletim sisteminin her aşaması açık olarak internet üzerinde yayınlanmakta, dünyanın dört bir yanında kullanıcılar tarafından test edilmekte, hataları ve eksiklikleri tespit edilerek düzeltilmekte ve geliştirilmektedir. Bu açıklık Linux’un en büyük avantajlarından biridir.

Linux, Andy Tannenbaum tarafından geliştirilmiş olan Minix işletim sistemine dayanmaktadır. Linux Torvalds boş zamanlarında Minix’den daha iyi bir Minix işletim sistemi yaratmak düşüncesiyle 1991 Ağustos sonlarında ilk çalışan Linux çekirdeğini oluşturdu. 5 Ekim 1991 tarihinde 0.02 sürümü Linux ilk defa tanıtıldı. Linux, comp.os.minix haber grubuna gönderdiği yazıda yeni bir işletim sistemi geliştirmekte olduğunu ve ilgilenen herkesin yardımını beklediğini yazmıştı. İşletim sisteminin çekirdeği için verilen numaralar kısa sürede bir standart kazandı. a.x.y şeklinde belirtilen çekirdek türevlerinde y bulunulan seviyeyi, x gelişim aşamasını göstermektedir. Tek sayılı x’ler geliştirme aşamalarını çift sayılı x’ler ise güvenilir Linux çekirdeklerini göstermektedir. a ise değişik Linux sürümlerini belirtir. Bu yazının hazırlandığı Ağustos 1997 içerisinde en son güvenilir (kararlı) Linux çekirdeği 2.0.30, en son gelişim aşamasındaki çekirdek ise 2.1.47’dir.

1.2 Linux’un Desteklediği Donanımlar

Linux’un donanımdan sonuna kadar faydalanması neticesinde son derece düşük donanım maliyeti vardır. Desteklediği kartlar piyasada her an bulunabilir cinstendir.

En düşük donanım ihtiyacı 386 SX/16 işlemci ve 4Mb RAMEn az 150 Mb boş disk bölümü ve bir takas bölümü.

Kullanılabilir donanım ihtiyacı; Bir Pentium işlemci 32Mb RAM, 1.5 GB boş sabit disk alanı ve bir takas alanı; iyi bir grafik ekran görüntüsü alabilmek için en az 1 ya da 2Mb bellekli ekran kartı, fare (PS/2, Microsoft, Mouseman).

CPU (MİB – Merkezi İşlem Birimi)

386 ve üzeri Intel uyumlu tüm işlemciler (386, 486, Pentium, PentiumII, Pentium Pro, Celeron ve türevleri) ile değişik üreticilerin dağıttığı Intel uyumlu işlemcilerde (AMD, Cyrix) Linux sorunsuz olarak çalışabilir. Amiga’larda kullanılan Motorola işlemcilerde de (68020, 68030, 68040 ve 68060) Linux çalışabiliyor. Bunların yanında daha gelişmiş sayılan DEC Alpha, SPARC, StrongARM, MIPS, HP PA-RISC ve PowerPC (Macintosh’larda kullanılan) işlemcilerde de Linux kurulmuştur.

Mimari

ISA, EISA, VESA ve MCA (IBM PS/2′lerde kullanılan Micro Channel Architecture) mimarilerindeki anakartlar desteklenir. Yerel veri yollarından VLB ve PCI da Linux ile sorun çıkartmadan çalışacaklardır.

Bellek

4 GB’a kadar RAM desteklenmektedir.

Sabit disk

EIDE ve IDE diskler ile MFM ve RLL’e sahip 8 ve 16 bitlik sabit disk denetleyicileri Linux tarafından desteklenir. Benzer şekilde SCSI denetleyicisi desteklenen (Advansys, Adaptec AHA 1542, 1522, 1740, 27xx ve 29xx gibi) tüm SCSI sabit disk ve CD-ROM’larla Linux altında çalışabilirsiniz. CD-ROM aygıtlarından Matsushita/Panasonic, Mitsumu, Sony, Soundblaster, Toshiba ve ATAPI gibi türler de desteklenenler arasındadır.

Ekran

Metin ekranlarda SVGA, VGA, EGA, CGA veya Hercules kartlar ile X Window grafik ekranı altında S3, ATI Mach8/32/64, Trident, ET3000/4000, Paradise, Cirrus Logic gibi kartlar desteklenir.

Ağ kartları

Onlarca tip ethernet kartı desteklenir ve halen bu liste gittikçe artmaktadır. 3COM, WaveLAN, Western Digital, D-Link, Intel, DEC, HP, AMD, Zenith firmalarının ürettiği kartların çok büyük bir çoğunluğu tanınabilir. Genellikle en sık kullanılan ethernet kartları NE2000 ve 3COM uyumlulardır.

16450 ve 16550 UART tabanlı seri kartlar ve tüm asenkron modemler Linux altında çalışır. Internal (makinanın içine takılan) veya external (makinanın dışında duran) modemler ile Linux yardımıyla Internet’e bağlanabilirsiniz. Winmodem’leri Linux ile birlikte kullanamazsınız. ISA modemler Linux ile sorunsuzca çalışır.

Ses Kartları

Linux, SoundBlaster, ProAudio Spectrum, Gravis Ultrasound, AWE 32/64, Sound Blaster Live gibi en son çıkmış ses kartlarını destekler.

Yazıcılar

Linux’un yazıcı desteği nispeten kısıtlıdır. Windows uyumlu olduğu söylenen birtakım yazıcılar Linux altında çalışmazlar. Aslında temel bir kural olarak şunu belirtebiliriz ki paralel veya seri porta takılan her yazıcı ve çizici, sürücüsü olduğu sürece Linux tarafından desteklenir. Hatta bir yerel ağ üzerinden bu yazıcılar birden çok makinaya paylaştırılabilir.

Fare

Linux, Microsoft, Mousesystems ve Logitech serial mouse, ATI XL, Logitech ve Microsoft busmouse ile PS/2 mouse desteklenir.

Linux, başta IBM-PC uyumlu kişisel bilgisayarlar olmak üzere Apple, Atari ve Amiga gibi 68000 tabanlı bilgisayarlar üzerinde, Sun Sparc işlemcili iş istasyonları, Alpha işlemcili kişisel bilgisayarlar, MIPS, PowerPC, HP PA-RISC ve ARM mimarilerinde çalışmaktadır.

IBM uyumlu kişisel bilgisayarlar üzerinde 80386 ve üzeri değişik üreticilerin işlemcileri ile sorunsuz olarak çalışmaktadır. 80286 ve 8086 işlemcili bilgisayarlar için sınırlı kabiliyette Linux uygulamaları mevcuttur.

PCI, VESA, ISA, ve MCA mimarilerinde her türlü anakartı desteklemektedir.

Teorik olarak 4 Gbyte’a kadar RAM desteklenmektedir.

AT uyumlu diskler (IDE, EIDE ve 16 bitlik MFM, RLL veya ESDI) desteklenmektedir. Kontrol kartına uyumlu destek bulunduğu sürece SCSI diskler ve diğer cihazlar desteklenmektedir.

IDE-ATABI CD-ROM sürücüleri, ve bazı özel CD-ROM kontrol kartları desteklenmektedir.

Metin ekranlarda CGA, EGA, VGA, Hercules veya uyumlu kartlar desteklenmektedir. X Window ortamında genel VGA ve SVGA uyumlu kartlar ve S3, ET4000, 8514/A, ATI MACH8, ATI MACH32 gibi birçok görüntü kartı desteklenmektedir.

Birçok 10 ve 100 Mbit ethernet kartı, ISDN, ATM, FDDI, SLIP, CSLIP, PPP desteği verilmektedir.

Başta SoundBlaster, Gravis Ultrasonud olmak üzere birçok ses kartı desteklenmektedir.

1.3 LINUX’un Desteklemediği Donanımlar

Birtakım donanım firmaları sadece windpws tabanlı ve uyumlu donanım parçaları üretmeleri ve yazılım firmalarının da bu işletim sistemini destekleyen sürücüleri çıkartamaması nedeniyle Linux altında bazı çalışmayan ürünler bulunmaktadır.bunlar:

Tüm HP Deskjet 820xx serisi ve sadece windows uyumlu yazıcılar.

Multiwave Innovation CommWave V.34 modem

US Robotics WinModem serisi ve tüm HCF modemler

US Robotics Sğortster Voice/Fax modem (X’ model 1785 internal PnP)

Boca modem (model M3361)

Boca Research 28.8 dahili modem (model MV34AI)

Zoltrix 33.6 Win HSP Voice/Speaker Phone modem

Motorola ModemSURFR dahili 56K

Compaq 192 PCMCIA modem/serial kartı

New Media Winsurfer PCMCIA mode/serial kartı

Sharp JX-9210 yazıcısı

1.4 LINUX’un En Önemli Özellikleri

Linux’un en önemli özelliklerini açıklayabilmek için Linux’un temel parçalarını ve bunların özelliklerini verelim.

Çekirdek

Linux’un çekirdeği bir bakıma sistemin beyni sayılabilir. Aslında çekirdeğin adı Linux’tur. Bütün versiyonları aynı çekirdeği kullanır. Değişenler dosya ve dizin yapısı, dağıtıma giren belgeler, paketler, dağıtımın fiyatı ve dağıtımın hedeflediği kullanıcılardır.

Çekirdek, sistemin düzgün çalışmasından, bilgisayar kaynaklarının düzenlenmesinden, kullanıcıların görevlerinin sırasıyla yapılmasından, bellek denetiminden, yan birimlerin (CD-ROM, teyp, disket sürücü vb.) çalışmasından ve benzeri işlemlerden sorumludur. Programlar, çekirdek içindeki “system call”lar (sistem çağrıları) yardımıyla birbiriyle haberleşirler. Çekirdeği oluşturan sistem çağrılarından kullanıcılarda yararlanabilir. Böylece bir CD, ethernet kartı ya da disk üzerindeki bir dosyaya erişim mümkün olur.

Linux’ta sistemin temel yönetimi çekirdek tarafından yapılır.

Birden Çok Kullanıcı

Linux, birden çok kullanıcıyı desteklemek için yazılmış ve ona göre programlanmıştır. Birden çok kullanıcı tarafından aynı kaynaklar paylaşıldığı için zamandan ve paradan tasarruf edilir.

Birden Çok Görevin Aynı Anda Yapılması

Linux, birden çok görevin aynı anda yapılmasına olanak veren bir sistemdir. Siz bir klavyaeye bastığınız zaman yapılan işlem ile makineye uzaktan bağlanan bir başka kullanıcının işlemleri birbirinden bağımsız çalışır. Aynı anda arka planda örneğin bir web sayfasını sunan programlar olabilir, ya da bir başkası ftp isteğinde bulunabilir. Diyebiliriz ki Linux çokgörevli bir işletim sistemidir.

Kararlılık

Linux, 1.0 sürümünün Internet sitelerine konulduğu 14 Mart 1994 yılından beri beta denemelrini geçmiş ve kararlı bir yapıya bürünmüştür. Çekirdekte halan hatalar vardır ve üzerine yeni kodlar eklendikçe bu hataların yenilerinin gelmesi kaçınılmazdır. Ancak Linux açık bir şekilde geliştiğinden sürekli bir kontrol altındadır. Çekirdeğin iki farklı sürümüde internette dağıtılır. Örnek olarak 1.2.13 kararlı bir çekirdek sürümüdür. 1.3.56 ise halen üzerinde geliştirme yapılıyor ve test ediliyor anlamına gelir. Çekirdek sürümünün ortasındaki rakam tek ise bu çekirdek deneyseldir. Hala test aşamalarından geçmekte ve üzerinde sürekli yeni kod yazılıyor demektir. Çift olması durumu ise bu çekirdeğin kullanılabilir ve çok büyük ihtimalle kararlı olduğu anlamına gelecektir.

Linux’un kararlı bir işletim sistemi olmasının en büyük kanıtı, Internet üzerindekullanıldığı alanların genişliği ve bu konudaki yönetici memnuyetleridir.

Çok İşlemci Desteği

SMP (symmetric multi processor – simetrik çok işlemci) desteği Linux’ta Intel ve SPARC platformlarında mevcuttur. Sürüm numarası 2.0 ile başlayan çekirdekler açılırken sistemde kaç tane işlemci olduğunu bulur ve buna göre kendini ayarlar. Linux ile 16 işlemciye kadar olan sistemler doğrudan desteklenebilir.

Linux ve Ağ Teknolojileri

Linux üç değişik şekilde ağa bağlanabilir: broadcast (örneğin ethernet), Token Ring (örneğin FDDI) veya noktadan noktaya (örneğin modemle PTT) bağlantı.

Linux, doğrudan doğruya internete bağlanabilmesi için TCP/IP desteği ile gelir. TCP/IP nin yanında NetBEUI, Samba (windows makinelerinin birbiriyle konuşmak için kullandıkları protokol), Appletalk (Macintosh makinelerin kullandığı protokol) gibi protokoller de desteklenir. Daha za kullanılan ama Linux’un desteklediği protokoller arasında Ipv6, AX.25, X.25, IPX ve Netrom bulunur. Linux, geniş bir ağ desteği ve protokol ailesi ile birlikte gelmektedir.

Güvenlik Meanizması

Linux, 386 ve üstü işlemcilerde korumalı kipte çalışır. Çalışan programlar arasında bir koruma vardır. Bu koruma yardımıyla bir program özel şartlar olmadıkça diğer programların çalışmasını engelleyemez. Çok kullanıcılı bir sistem için bu çok önemlidir. Benzer şekilde herhangi bir kullanıcı istediği gibi bir program yazıp sistemin kapanmasını veya çalışamaz hale gelmesine neden olamaz. Kullanıcıların dosya ve dizinleri basit bir koruma mekanizması kullanılarak diğer kullanıcıların görmesini engelleyecek şekilde saklanabilir. Linux, geniş güvenlik mekanizması içerir.

Linux ve çekirdek bunların yanında aşağıdaki özelliklere de sahiptir:

Birden fazla programın çalışması halinde bellekte bu programların sadece bir tanesi tutulur. Böylece bellekten tasarruf sağlanır.

Çalıştırılabilir bir program, belleğin tamamından büyük olabilir. Bu durumda programın sadece o an kullanılan bölümleri belleğe alınır ve çalıştırılır. Böylece bellek kısıtlaması programın çalışmasına engel teşkil etmez.

Disk alanı yadımıyla belleğin yetmediği durumlarda fazla veri diske yazılır. Bu bölüme takas alanı (swap space) denir. Her biri en çok 2Gb tutan 16 tane takas alanı açılabilir.

Paylaşılan kütüphaneler dinamik veya statik olabilir. Yani bir kütüphane aynı anda birden çok program tarafından yüklenebilir (dinamik), veya bir programın içine gömülebilir (statik). Linux’un çekirdeği büyük oranda POSIX , System V ve BSD standartlarıyla uyumludur. Pek çok klavye tipini destekler.

Aynı anda birden çok sanal ekranı destekler. Konsolda oturuken birden fazla (en çok 64) giriş yapabilirsiniz.

Minix, Xenix, FAT, VFAT, FAT^’, HPFS (OS/2’nin kullandığı dosya sistemi), HFS (macintosh’un kullandığı dosya sistemi) gibi dosya sistemleri desteklenir. Kendisine ait olan en hızlı ext2 dosya sistemi 4TB’a kadar bilgiyi adresleyebilir ve 255 karaktere kadar dosya isimlerini gösterebilir.

Joilet ve ISO9660 standartlarında yazılan CD-ROM’ları okuyabilir.

1.5 Linux’un Genel Kullanım Amaçları

Linux işletim sistemi özel kullanım başta olmak üzere birçok alanda yaygın olarak kullanılmaktadır.

1.5.1 Kişisel Kullanım

Linux evinde veya işinde UNIX işletim sistemi altında çalışmak isteyenler için ideal bir platformdur. Linux altında yer alan uygulamalar giderek sıradan bir kullanıcı için bile bu işletim sisteminin ilgili çekici hale getirmektir. Gelişimleri henüz tamamlanmamış olmasına rağmen, herhangi bir kişisel bilgisayardan beklenebilecek yazı editörleri, hesap cetvelleri, çizim yazılımları, veri tabanları birçok ihtiyaca cevap verecek düzeye gelmiştir.

1.5.2 Internet Sunucusu

Linux doğrudan TCP/IP desteğiyle gelmektedir. Bu yönüyle TCP/IP temelli bilgisayar ağlarında hem istemci hem de sunucu olarak yaygın kullanım bulmuştur. Üzerinde hali hazırda bulunana servislerin çeşitliliği, yeni çıkan servislere hızlı ayak uydurması, kolay konfigüre edilebilmesi ve özellikle de düşük maliyeti sebebiyle yaygın olarak internet servislerinin verilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Zamanla verdiği ağ servisleri başka protokollere destek verecek şekilde genişletilmiştir. Şu anda Linux; WWW sunucu, DNS sunucu, NFS sunucu, NIS sunucu, X Window sunucu, BOOTP sunucu, SMTP sunucu, FTP sunucu, LIST sunucu, NEWS sunucu gibi yaygın TCP/IP servislerinin yanı sıra NOVELL sunucu, SAMBA sunucu (Windows 3.1, Windows 95; Windows NT ve WfW için disk ve yazıcı servisi), APPLE TALK sunucu (MacOS kullanan APPLE makineler için disk ve yazıcı servisi) verebilmektedir.

1.5.3 Ağ Elemanı

Linux, yazılım desteği ile birçok ağ elemanının yerine geçebilecek bir alternatif olarak kullanılabilmektedir. Birden fazla ağın birbirine bağlanması amacı ile bir yönlendirici (router) olarak da kullanılabilmektedir. Özellikle farklı protokoller arası bir geçiş elemanı olarak yaygın şekilde Linux’den yararlanılmaktadır. Ayrıca yönlendirici olarak kullanıldığında kolaylıkla güvenlik amacıyla firewall (alev duvarı) olarak konfigüre edilebilmektedir. Ayrıca bir ağ üzerinde bulunan iki segmanın trafiğini birbirinden ayıran bir köprü (bridge) olarak hizmet verebilmektedir. Birçok kurumda bir veya daha çok modemin bağlanması amacıyla bir terminal sunucu olarak Linux kullanılmaktadır.

1.5.4 Internet Haberleşmesi

Linux ile modem yardımıyla bağlandığınız sağlayıcının size sunduğu olanakların tamamını Linux ile kullanabilirsiniz. Linux kolay yapılandırılabilen, yeni çıkan servislere hızlı ayak uyduran, ucuz ve güvenli bir işletim sistemi olduğundan, yaygın olarak internet haberleşmesinde kullanım bulmuştur. Linux’ta çalışan Apache web sunucusu, dünya üzerindeki web servislerinin %57’sinde kullanılıyor. Tüm web sunucularının %10’unun Linux üzerinde çalıştığı tahmin ediliyor.

1.5.5 Yazılım Geliştirme

Linux geniş yazılım arşivi ve kütüphanesi ile birlikte sunuluyor. C, c++, Java, Ada, Fortran, Pascal, Lips, Scheme, Tcl/Tk başta olmak üzere hemen her programlama dilinin yorumlayıcı ve derleyicisini bulabilirsiniz. derleyicilerin yanı sıra daha kolay yazılım geliştirmeye olanak kılan hata ayıklayıcılar (debuggers), otomatik yapılandırma yazılımları (configure) ve programın performansını denetleyen paketler (gprof) bulunur. Gcc C derleyicisinin 100’den fazla seçeneyi var ve programcıya rahat bir programlama ortamı sunar.

Grafik tabanlı Tcl/Tk programlama dili; menüleri, pencereleri kolyca yaratmanızı sağlıyor. C tabanlı Xforms, Qt ve Gtk kütüphaneleri X Window altında hızlı grafik programlama için kullanılabilir. KDE Qt ile, X-ISP Xforms ile, GNOME pencere denetleyicisi ise Gtk kütüphanesi ile yazılmıştır.

Unıx/Linux makineler için geliştirilen yazılımlar genellikle çalıştırılabilir halde dağıtılmaz, kaynak kodları ile birlikte verilir. Bumları internetten indirdikten sonra açmalı ve uygun derleyicilerle derlemelisiniz.

1.6 LINUX’un Yazılım Özellikleri

1.6.1 Temel Komutlar

Daha önce UNIX tabanlı bir işletim sisteminde çalışanlar için Linux, öğrenilmesi çok kolay bir sistem olacaktır. Standart bir UNIX sisteminde yer alan hemen hemen tüm komutlar, Linux’a taşınmıştır. Onlarca çeşit kabuğun yanı sıra, sed, awk gibi programcının işini kolaylaştıran diller, ls, less, finger gibi temel her türlü komut, Linux’ta vardır.

Ağ ve İnternet uygulamaları için elm ve pine (Pine Is Not Elm :-) yanında metin editörleri olarak vi, vim (vi’ın daha gelişmiş sürümü), pico ve joe sayılabilir. Editörlerden, bizde fazla bilinmeyen Emacs da Linux altında denemeye değer programlardandır. Kelime işlem programlarından troff, groff (GNU troff) ve daha modern metim işleme yazılımlarından TeX ve LaTeX sayılabilir.

Bazı program isimlerinin (GNU-tar, GNU-bash gibi) başında görebileceğiniz GNU (GNU is not UNIX), Linux için de yazılım ve programlar üreten bir kuruluştur. GNU, lisansını ve yazarını korumak koşuluyla programları kaynak koduyla birlikte Linux kullanıcılarına dağıtır. GNU bash ve tcsh, Linux altında en çok rağbet edilen iki kabuk ismidir. Diğer kabuklar arasınde zsh, ash, ksh ve csh sayılabilir.

1.6.2 Uygulama Programları

Doğru seçilmiş bir donanım üzerine kurulan bir Linux makinesi, hemen her tür çoklu ortam (multimedia) uygulamalarını rahatlıkla çalıştırabilir. En az pentium tabanlı, 32 Mbyte RAM ve 2 GB sabit diske sahip makine yardımıyla ticari olarak satılan çoklu ortam uygulamaları kullanılabilir. Linux, hemen her türlü ses kartını desteklediğinden ses dosyalarının, workman ve cdplayer gibi programlar yardımıyla kolayca çalınması mümkün olur. MIDI editörleri ve bir sentezleyici ile kendi müzik stüdyonuzu kurabilirsiniz.

Mühendislik yazılımları arasında gnuplot (grafiksel veri analiz yazılımı), xspread ve xfractint (fraktal yaratma programı) sayılabilir.

Ayrıca Doom, Quake, Abuse, Xtetris, FreeCiv, Imaze vb. onlarca oyun Linux’da oynanabilir.

1.6.3 Grafik Arabirimi (X Window Arabirimi)

Linux işletim sistemi altında X Window sistemiyle Windows altındaki gibi grafik arabirimiyle birlikte çalışabilinir. Windows ile uğraşan herkes X Window’a geçebilir. X ile ekranda aynı anda birden fazla pencere açılabilir (20 kadar pencere denetleyicisi vardır), fare yardımıyla birden fazla uygulama aynı anda kontrol edilebilir.

Pek çok uygulamanın (özellikle internet tabanlı) X üzerinde çalışan sürümleri vardır. Bu sayede metin tabanlı ekrana (vt100) dönmeden her işinizi X yardımıyla tamamlayabilme şansınız olur. Bu sayede Linux bir iş istasyonu görünümüne ve kullanışlılığına sahip olacaktır.

X pencere denetleyici (Window Manager-wm) kullanıcı ile X arasında bekler ve klavyeyle fareden emirleri ekranda yerine getirir. Bu emirler, pencerelerin açılması, kapatılması ve yerlerinin değiştirilmesi gibi komutlardır. Sıkça kullanılan pencere denetleyicileri fvwm, twm ve olwm’dir.

1.7 Linux ve Diğer İşletim Sistemleri

Linux işletim sistemi, diğer sistemler ile birlikte aynı sabit diski paylaşabilir. UNIX’i öğrenmek için kesinlikle en kolay ve ucuz olan yol olan Linux, diğer işletim sistemlerine karşı her zaman güçlü bir alternatif olmaktadır. İnternet servis sağlayıcılarının büyük çoğunluğu Linux kullanmakta, internet bağlantılarını, e-posta ve haber grubu alışverişini Linux sayesinde yapmaktadır.

Genelde kişisel bilgisayar satın alındığında üzerinde MS-DOS veya türevi bir işletim sistemi yüklenmiş olur. Fakat MS-DOS arabirimi programlanırken ileriyi düşünmeyen programcılar, bu işletim sistemine Linux’te olan bazı hayati özellikleri kazandıramamışlardır. MS-DOS, çok kullanıcılı bir sistem değildir ve aynı birden çok işi yapamaz. Fakat Linux bu özelliklere sahiptir.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen yine de MS-DOS kullanılmak isteniyorsa; ücretsiz dağıtılan MS-DOS ve Windows emülatörü yardımıyla MS-DOS altında çalışan programların hemen hepsi Linux’la da çalışabilir. WinWord 2.0, sysinfo, Civilization ve Qbasic Linux altında sorunsuz çalışan MS-DOS/Windows programlarından birkaçıdır.

Profesyonel bir yatırım sayılabilecek Windows NT’nin çok görevlilik ve hafızayı mükemmel kullanma gibi özellikleri vardır. Buna karşılık fiyatı oldukça yüksektir ve çalışmak için gayet yüksek standartlı bir makine ister. IBM firmasının geliştirdiği OS/2 de NT2ye benzer şekilde çok görevli işletim sistemi olup fiyat/performans oranı açısından makul sayılabilecek bir işletim sistemi olarak göze çarpar.

İnternet’in kendisi UNIX tabanlı olduğu için Linux bu alanda yukarıda adı geçen sistemlerden daha avantajlı bir duruma gelir. Dağıtımı tek firma ile sabit olmadığı için değiştirme aşamasında dünyanın dört bir yanından katkı ve destek gelir. UNIX’e belirli bir standart getirilmesi için yapılan çalışmalara uyan Linux, POSIX standardı destekler.

Mandrake, RedHat, Caldera gibi çeşitli Linux sürümleri de piyasada satılmakta, çok zengin bir doküman ve arşiv kaynağı ile kullanıcılara sunulmaktadır. 8086 tabanlı işlemciler üzerinde kurulabilen ve İnternet üzerinde bedava dağıtılan diğer işletim sistemlerinden birisi FreeBSD’dir. FreeBSD, bir grup programcı tarafından BSD standardını 8086 bilgisayarlara taşımak üzere geliştirilmiştir ve Linux ile büyük benzerlikleri bulunur.

1.8 Linux Avantaj ve Dezavantajları

Pek çok insan, “Neden Linux?” diye sorabilir. Belki de cevap önce kullanıcının kendini tanıması ile bulunabilir. Değişik yerlerde Linux kullanılması ve bunun sonuçları hakkında gözlemlediklerimizin ışığı altında çok kabaca:

Eğer,

Bilgisayarla ilişkiniz belirli paket programlara dayanıyorsa, bilgisayar kullanmak için bilgisayar konusunda bilgi sahibi olmanız gerektiğine inanmıyorsanız, bilgisayar ile uğraşmak hoşunuza gitmiyorsa, sorunlarınızı kendi başınıza çözmeyi denemekten hoşlanmıyorsanız, bir sorun çıktığında para vererek de olsa bu sorununuzu birisi aracılığı ile çözmek istiyorsanız Linux kesinlikle size göre değil.

Ama eğer,

Bilgisayarla ilgilenmekten hoşlanıyorsanız, bilgisayarda çıkan problemlerle uğraşmak hoşunuza gidiyorsa, diğer işletim sistemlerinin sizi sıktığına ve sınırladığına inanıyorsanız, donanımınızdan daha çok performans istiyorsanız, UNIX işletim sistemi ile çalışmayı seviyorsanız

Linux size göre olabilir.

1.8.1 Avantajları

UNIX işletim sistemine sahip bir bilgisayar kullanmak istiyorsanız ve bu işletim sisteminde platforma bağımlı bir yazılım kullanmıyorsanız, Linux ideal bir çözümdür.

Linux ücretsizdir. Sadece işletim sisteminin maliyeti açısından değil, verdiği performans için ihtiyaç duyduğu donanım açısından da çok ucuzdur. Üstüne üstlük çok kullanılan ve bol yedek parçası bulunan bir platform altında çalıştığı için belirli bir Linux sisteminin performansını artırmak için yapılması gereken yatırım başka bir UNIX iş istasyonunu aynı oranda geliştirmek için gereken yatırıma göre çok düşüktür. Herhangi bir Sun bilgisayarın hafızasını iki katına çıkarmak için harcanacak para ile bir Linux-PC’nin hafızasını iki katına çıkarmak için harcanması gereken parayı kıyaslamayı deneyin. Fakat şirketler bazında Linux’un bedava bir işletim sistemi olması genelde gözardı edilir.

Bir Linux makine bu sayede sadece işletim sistemi açısından değil donanım olarak da ucuza gelmektedir.

Linux hızla gelişmektedir. Bu gelişimin en büyük yararı, eksikliklerin kullanıcıların talepleri ve çabaları sonucunda hızla giderilmesidir. Linux diğer tüm işletim sistemlerine belirli bir donanım için daha hızlı destek verebilmektedir.

Linux çok değişik donanımlar ve servisler için özel olarak hazırlanır. İşletim sisteminin temelini oluşturan çekirdek kullanıcı tarafından da derlenebildiği için, bu derleme sırasında sadece kullanım amacına yönelik alt programlarla donatılır. Bu genel olarak daha sistemin performansını artırmaktır. (Örnek olarak SCSI donanımınız yoksa çekirdeğinizde SCSI ile ilgili alt programlara yer vermezsiniz)

1.8.2 Dezavantajları

Linux’un serbestçe dağıtılıyor olması bir çok kişinin bu işletim sistemine güvenmemesine yol açmıştır. “Ciddi olsa, bedava olmazdı !” kanısı oldukça yaygındır.

Linux’un sürekli değişiyor olması en büyük dezavantajlarından biridir. Henüz tüm ihtiyaçlara cevap vermemesi, gelişimin bazı aşamalarında topyekün değişiklik yapılması, gelişimi takip etmek için bazen sürekli yenileme yapılması birçok kullanıcının bu işletim sistemine güvenmemesine yol açmaktadır.

Diğer işletim sistemlerinde olan teknik destek, dağıtım ve dökümantasyon alanlarında eksiklikleri vardır. Bu konudaki eksikleri gidermek için çeşitli gönüllü kuruluşlar, kullanıcı grupları oluşmuştur. Zamanla Linux teknik desteği ticari bir konu olarak ortaya çıkmıştır. Şu anda tüm dünyada Linux çözümleri konusunda teknik destek veren danışmanlar bulunmaktadır. Bu kişiler ve kutumlar hakkında ayrıntılı bilgiyi Consultants-HOWTO dökümanında bulabilirsiniz.

Linux işletim sistemini geliştirenlerin ticari kaygılar gütmemeleri bazı ticari yazılımların Linux üzerinde gelişmemesine sebep olmuştur. Linux üzerinde belirli konularda diğer işletim sistemlerinden aşağı kalmayan yazılımlar bulunmasına rağmen, belirli bazı konularda çok zayıf kalmıştır.

Linux üzerinde yer alan çözümlerin hepsi, basit kullanıcıların rahatça kullanabileceği düzeyde değildir. Bazı çözümler kullanıcıların belirli bir yazılım ve işletim sistemi bilgisine sahip olmalarını gerektirmektedir.

2. LINUX KURULUMU VE BAŞLANGIÇ

Linux hakkında ilk önemli dökümanlar yazıldığında, Linux çalıştırabilecek bilgisayarların özellikleri önemliydi. Linux 32 bitlik bir işletim sistemi olduğundan en az 80386SX işlemcilerle çalışmaktadır. 8086 ve 80286 işlemcili IBM-PC uyumlu kişisel bilgisayarlar Linux tarafından desteklenmemektedir. Hafıza olarak en az 4 Mbyte RAM ( yoğun işlemler için 12 veya 16) tavsiye edilmektedir. Teknik olarak 2 Mbyte ile de çalışması gerekir. Pratik olarak bugün piyasada bulunan hemen hemen her IBM-PC uyumlu kişisel bilgisayarda Linux çalışabilmektedir.

8 Mbyte RAM’a sahip herhangi bir 486 üzerinde hemen hemen her türlü uygulama rahatlıkla çalıştırılabilmektedir. Tabii ki daha fazla RAM ve daha hızlı işlemciler sistemin genel olarak daha hızlı çalışmasını sağlayacaktır.

Linux tarafından desteklenen donanımlar her geçen gün değişiyor. Bilgisayarınızda bulunan herhangi bir donanımın desteklenip desteklenmediğini Hardware-HOWTO dosyasından öğrenebilirsiniz.

Yine de daha önce yazılanları kısaca tekrar edersek,

Kişisel bilgisayarlarda INTEL, AMD, CYRIX şirketlerinin tüm 80386, 486, 586, 686, Pentium, PentiumPro işlemcileri

Tüm IDE, MFM, RLL sabit diskler

Çoğu SCSI sabit disk denetçileri

Çoğu Ethernet ve G/Ç kartları

Birçok VGA,SVGA,EGA,HERCULES görüntü kartları Linux tarafından desteklenmektedir.

Linux başka işletim sistemleri ile aynı sabit diskte bulunabilir. Makinanıza Linux yüklemek için mevcut işletim sisteminizi kaldırmak zorunda değilsiniz. Fakat yine de Linux yükleyebileceğiniz bir miktar alan ayırmak zorundasınız. Bir bilgisayara Linux yüklemek için bilgisayarınız üzerinde bir başka işletim sisteminin bulunmasına gerek yoktur, Linux tam anlamıyla kendi başına bir işletim sistemidir.

“Linux sabit disk üzerinde ne kadar yer kaplar?” sorusuna kesin bir cevap vermek oldukça zor, zira bu hangi yazılımları yükleyeceğinize ve ne kadar kullanıcı alanı istediğinize çok bağlıdır. Yine de kaba rakamlar vermek gerekirse, 40 Mbyte’lık bir alana çalıştırılabilir durumda ve işinizin çoğunu görebilecek bir Linux kurulabilir. Tüm paketleri yüklemeye kalktığınızda ise kabaca 250 Mbyte kadar yer kaplayacaktır.

Linux, çok çeşitli gruplar tarafından sürekli geliştirilen bir işletim sistemidir. Belirli kişiler ve topluluklar Linux için geliştirilen temel işletim sistemini ve uygulama yazılımlarını bir araya getirerek dağılımlar oluştururlar. Bir Linux dağılımı temel olarak bir makineye Linux kurmak ve o bilgisayar üzerinde Linux’la çalışmak için gerekecek tüm yazılımları ve paketleri içerir, bu yazılımların yüklenmesi için bir yükleme yazılımı sağlar.

Şu an mevcut çok çeşitli Linux dağılımları mevcuttur. Bu dağılımlar içerdikleri paketler ve yükleniş çeşitleri açısında bazı ufak tefek farklılıklar gösterseler de temelde aynı işletim sistemini yüklerler. Bir Linux dağılımı bir araya getirildiği zamandaki güncel işletim sistemini içermektedir. Örnek olarak Linux işletim sisteminin temeli olan çekirdek neredeyse her hafta yenilenerek geliştirilmektedir. Oysa dağılımlar senede ancak birkaç kere oluşturulurlar.

Linux dağılımları geleneksel olarak 3.5” lik disketler halinde hazırlanırlar. (her biri bir 3.5” lik diskete sığabilecek seri dizinler şeklinde). Her konu ile ilgili bir seri disket bulunur. (örnek olarak n serisi ağ uygulamaları için n1,n2,n3… şeklinde)

2.1 Mevcut Dağıtımlar

2.1.1 Internet

Tüm Linux dağılımları Internet üzerinde anonim FTP hizmeti ile sunulmaktadır. Ancak bireysel olarak dağıtımın tüm disketlerini bu yolla almak çok pratik olmayacaktır. Örnek olarak son slackware dağılımı 110 Mbyte civarında yer kaplamaktadır. Internet aracılığıyla dağıtım elde etmek, yerel kullanıcılarına yeni dağılımlar sunmak isteyen sistem sorumluları için ilginç bir çözüm olmaktadır.

2.1.2 NFS

Bir yerel bilgisayar ağına sahip kurumlarda paylaşılan bir disk alanı üzerinden Linux yüklemek mümkündür. Bu sayede CD-ROM veya Internet aracılığı ile elde edilen bir dağıtım kurumda ortak bir disk alanına yerleştirilir ve ağa bağlı makinalara yükleme yapılabilir.

Birçok kurumda Linux yüklemek için, geçici olarak bir Ethernet kartı takılır, bilgisayar ağ desteği veren bir şekilde açılır ve Linux disketleri bu şekilde ağ üzerinden yapılır.

2.1.3 Sabit Disk

Herhangi bir şekilde Linux dağıtımı disketleri bir sabit diske de kopyalanmış olabilir. Bu durumda mevcut sabit disk üzerindeki disketler kullanılarak da yükleme yapılabilir. Bu yöntem yine daha çok eğitim kurumlarında başka kaynaklardan elde edilmiş bir Linux dağılımını kopyalamak için kullanılır.

Bir kullanıcı makinesine Linux yüklerken tüm özelliklerini yüklemek istemeyebilir. Yüklediği yazımların bazılarının gereksiz olduğunu düşünüyorsa ileride bazı uygulamaları kaldırabilir veya sonradan gerekli gördüğü yazılımları dağıtım disketlerinden rahatlıkla ekleyebilir.

Linux sadece dağıtımlarda bulunan yazılımlara ek olarak çok çeşitli başka uygulamalar mevcuttur. (Örnek olarak Netscape hiçbir Linux dağıtımında bulunmamaktadır.) bu ek yazılımların birçoğu Internet üzerinde FTP arşivlerinde bulunmaktadır.

CD-ROM üzerindeki dağıtımlarda, dağıtımların yanısıra birçok tanınmış FTP arşivinde yer alan yazılımlar ve çeşitli dökümanlarda yer alır. Internet bağlantısı olan bir kurumda çalışmayan (veya bu tür bir kuruma erişimi bulunmayan) birisi için CD-ROM çok iyi bir çözümdür.

Internet bağlantısı bulunan (özellikle akademik) kurumlarda güncel dağıtımların Internet üzerinden aktarılması ve buradaki kullanıcılara NFS ve sabit disk üzerinde aktarılması daha pratik bir uygulamadır. Aynı kurumlar kendi çalışma alanları ile ilgili buldukları ek yazılımları da FTP arşivlerinden toparlayabilir ve kullanıcılarına bu ek yazılımları sunabilirler.

2.2 Sabit Disk Üzerinde Linux İçin Yer Açmak

Linux işletim sistemini yüklemek için sabit diskiniz üzerinde Linux için bir miktar yer ayırmak zorundasınız. Herhangi bir sabit disk bir işletim sisteminde kullanılabilmesi için ilk olarak bölümlere (partition) ayrılır. Daha sonra bu bölümler işletim sistemine uygun şekilde formatlanır. Linux işletim sistemi kendi disk formatını (ext2) kullanır. En yüksek verimi sabit disk üzerinde, kendi bölümünde, kendi disk formatı altında çalıştığı zaman verebilir. Eğer ayrı bir bölümlendirme yapılmıyorsa, tavsiye edilmese bile MS-DOS formatlı bir disk üzerinde de kurabilir (UMSDOS) ancak bu sistemin performansı diğerine göre oldukça düşük olacaktır. Bu dökümanın geriye kalan tüm kısımlarında bilgisayarınıza Linux yüklemek için sabit disk üzerinde Linux’a özgü bir bölüm ayrılacağı ve bu bölüme yükleyemeceği kabul edilecektir.

MS-DOS formatlı bir disk hiyerarşisi altına Linux kurmak için USMDOS-HOWTO dökümanından yararlanabilirisiniz. Eğer bilgisayarınızı bir süredir kullanıyorsanız, büyük bir ihtimalle sabit diskinizin tümünü kullandığınız işletim sistemi için ayırmış durumdasınız.

MS-DOS kullanıyorsanız diskinizin bir (sadece CJ veya birden fazla (C: D:..) bölüme ayrılmış durumda olabilir. MS-DOS altında bir disk üzerinde en fazla 4 bölüm olabilir. (primary partition). Eğer daha fazla bölüme ihtiyaç varsa temel bölümlerden biri genişletilmiş bir bölüm olarak ayrılır (extended partition) ve bu bölüm üzerinde mantıksal bölümler ayrılır(logical partitions).

Bilgisayarınızda birden fazla bölüm varsa bir bölümü boşaltıp bu bölümü Linux için ayırabilirsiniz. Eğer tek bölümünüz varsa, veya mevcut bölümlerinizden birini tümüyle harcamak istemiyorsanız diskinizi yeniden bölümlemeniz gerekecektir. Klasik olarak bu durumda bölmek istediğiniz bölümdeki yazılımların yedeğini almanız, daha sonra MS-DOS altında fdisk yazılımı yardımı ile söz konusu bölümü silmeniz, yeni boyutu ile yeniden yaratmanız, bu bölümü format komutu ile formatlandırmanız ve yedeğini aldığınız yazılımları yeniden yerleştirmeniz gerekecektir.

Bazı yazılımlar mevcut bölümünüzü iki parçaya ayırabilirler. Örnek olarak fips bu amaçla kullanılan bir yazılımdır. (Diskinizin üzerinde işlem yapan her yazılım az da olsa disk üzerindeki bilgilere zarar verme riski taşır. Bu tür yazılımlar ile çalışmadan önce önemli olduğunu düşündüğünüz bilgilerin yedeğini almaya özen gösterin). Ftips, defrag programı kullandıktan sonra bölümünüzü sizin belirleyeceğiniz boyutlarda 2 bölüme ayırabilir.

Eğer bilgisayarınızı yeni alıyorsanız veya yeni bir disk alıyorsanız, bu diskin tamamını veya bir bölümünü Linux için kullanabilirsiniz. Bu amaçla diskinizde sadece Linux kullanmak istemediğiniz bölümleri ayırmanız (ve gerisini boş bırakmanız) yeterlidir. Linux bölümlerinin Linux altından formatlanması gerekecektir.

Yoğun olarak Linux kullanan yerler için standart olarak dağıtımdan gelen işletim sistemini ayrı bir bölüme yüklemeleri kullanıcı alanları (/home) ve sonradan yüklenen yazılımlar (/usr/local) için ayrı bir alan ayırmaları tavsiye edilebilir. Bu sayede, işletim sistemi güncellemek son derece kolaylaşır, yeni işletim sistemi yüklerken sadece işletim sisteminin bulunduğu bölüm üzerinde işlem yapılır ve bu sayede kullanıcı alanlarının veya sonradan (dağıtım dışı) yüklenen yazılımların zarar görmeleri engellenebilir.

Her bir bölüm için ne kadar yer ayrılacağı hakkında çok şey yazılmıştır. Ne var ki yazılanların birçoğu sabit disklerin nadiren 200 Mbyte sınırını geçtiği günlerden kalmaktadır. Linux’un kaplayacağı alan, hangi paketleri kullanacağınıza çok bağlıdır. Kabaca bir disketin 2-3 Mbyte arasında yer kaplayacağını düşünerek, yüklemek istediğiniz disketleri hesaplayarak kaba bir tablo çıkartabilirsiniz. Tecrübeli bir Linux kullanıcısı hangi yazılımları kullanıp hangilerini kullanmadığını daha iyi belirleyecek durumda olacaktır. Dolayısı ile yeni bir kullanıcı ortalama olarak 200-300 Mbyte kadar bir yer ayırmak isteyecektir. Bu, günümüzün disk kapasiteleri düşünülünce o kadar büyük bir alan değildir.

Takas alanı konusunda da çok şey yazılmıştır. Birçok kaynak takas bölümü için ayırması gereken alanın gerçek hafızanın 2 katının biraz fazlası olarak kabul edilmektedir. Pratikte 10-60 Mbyte arasında bir alan fazlasıyla yeterli kalmaktadır. Ancak takas bölmeleri 128 megabytedan daha büyük olamaz. Eğer 128 megabytedan daha büyük takas alanı gerekiyorsa birden fazla takas bölmesi ayartmalısınız. Toplam 16 tane takas bölmeniz olabilir.

Takas alanı kullanırken, bir seferde daha fazla uygulama çalıştırmanızı sağlayacak şekilde Linux kullanılmayan sayfaları hafızadan diske taşır. Ancak, takas işlemi genelde yavaş olduğundan gerçek fiziksel hafızanın yerini dolduramaz. Ama çok fazla hafıza isteyen uygulamalar (X Window System gibi) eğer yeteri kadar fiziksel hafızanız yoksa takas alanına bel bağlar.

Tercih olarak 1.2 Gbyte’lık bir disk üzerinde;

Linux nedir denemek isteyen bir kişi için

Bölüm 1: DOS 1000 Mbyte

Bölüm 2: Linux 180-200 Mbyte

Bölüm 3: Linux “swap” bölümü 10-20 Mbyte

İşinde arada sırada Linux kullanan birisi için

Bölüm 1: DOS 400 Mbyte

Bölüm 2: Linux 400 Mbyte

Bölüm 3: Linux takas bölümü 32 Mbyte

Bölüm 4: DOS( DOS altında D: olarak gözükecek) 400 Mbyte

İnternet üzerinde sadece Linux kullanan bir bilgisayar için

Bölüm 1: Linux 100 Mbyte

Bölüm 2: Linux takas bölümü 60 Mbyte

Bölüm 3: Linux /usr 400 Mbyte

Bölüm 4: Linux /home 600 Mbyte

2.3 Bilgisayarın Linux ile Açılması

Bilgisayarın sabit diski üzerinde yer ayırdıktan, bir Linux dağıtımı bulduktan sonra artık Linux yüklemek için yapılması gereken, yükleme yapmanıza yardımcı olmaya yetecek şekilde bilgisayarınızı Linux altında çalıştırmaktır. Bu amaçla boot ve root disketi adı verilen iki disket kullanılması yeterlidir. Bu disketlerden boot disketi bilgisayarınız üzerindeki donanıma uygun bir Linux çekirdeği (kernel) içerir ve bilgisayarın Linux ile açılmasını sağlar, root disketi adı verilen diğeri ise makinanız Linux olarak açıldığı zaman çalıştıracağı yazılımları içeren ve Linux’un çalışması için gereken sistem programlarını içerir . Bu iki disketi,

MS-DOS altındaki sistem disketine benzetmek mümkündür.

Boot ve root disketleri, Linux dağılımı ile birlikte gelirler. Eğer bir CD-ROM dağıtımı kullanıyorsanız, büyük ihtimal disketler CD-ROM ile beraber geleceklerdir. Eğer dağıtımı Internet’ten alıyorsanız bu disketler bir disket görüntüsü olarak bulunacaklardır. Yapmanız gerek bu disket görüntülerini normal disketlere bu amaç için yazılmış bir yazılımla aktarmak ve açılış disketlerini oluşturmaktır. Bunun için RAWRITE.EXE programını kullanabilirsiniz.

Root disketi için genelde bir veya iki seçenek bulunmaktadır. Genelde kullanılan disket color.gz adını alır.

Boot disketi için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Zira boot disketi Linux çekirdeğini içermektedir. Her işletim sistemi, o işletim sistemi altında çalışacak olan bilgisayar üzerindeki donanıma erişebilmek için bazı destekler içerir. Ne var ki her donanım kendisine göre bir takım farklılıklar gösterir. Linux bilgisayarınız üzerinde bulunan birçok donanım için destek verebilir, ne var ki tüm donanım desteğini tek bir çekirdekte toplamak çekirdeğin gereksiz yere büyümesine ve hantallaşmasına neden olacaktı( Bilgisayarınızda ses kartı donanımı yoksa çekirdeğin ses kart desteğine ihtiyacınız olmayacaktır, yapılan sadece gereken destekleri ekleyerek çekirdeğin verimini artırmak demektir.)

Linux çekirdeği gerektiğinde destek verdiği donanımları destekleyecek şekilde güncellenebilir. Ancak Linux yükleyebilmek için, seçeceğiniz yükleme yöntemine göre bazı donanımlara destek vermesi gerekmektedir. Örnek vermek gerekirse, NFS üzerinden Linux yüklemek için çekirdek içerisinde mutlaka ağ (network) desteğinin olması gerekmektedir ama ses kartı desteğinin olmasına gerek yoktur. Linux yükledikten sonra derleyeceğiniz bir çekirdeğe ses kartı desteği vermesini sağlayabilirsiniz.

Bir işletim sisteminin sabit diske yüklenme aşamasında kullanıcıya sağlayacağı en büyük kolaylık, deneyimli kullanıcılar için tüm paketleri kurmadan önce sormak, Linux’u bilmeyen ve sabit diskine Linux kurmak isteyen yeni kullanıcılar için ise kurulum aşamasını mümkün olan en az soru ile bitirip daha önceden belirlenmiş birtakım paketleri otomatik olarak yüklemektir.

Çok farklı donanımların olması Linux yükleyebilmek için bir dizi boot disketinin oluşmasına neden olmuştur. Güncel bir Linux dağıtımında hangi boot disketlerinin hangi donanımlara destek verebildiğini görebilmek için ilgili dağıtımla gelen README dosyalarına bakmak gerekecektir. Şu anki Slackware dağıtımı ile gelen boot disketlerinden bazıları ;

Bare.i IDE sabit disklere, sabit disk veya IDE/ATAPI CD-ROM’lardan yükleme yapmak için

Net.i IDE sabit disklere, NFS üzerinden yükleme yapmak için.

Scsinet.s SCSI sabit disklere, NFS üzerinden yükleme yapmak için. Buna ek olarak değişik SCSI denetçileri için 25 kadar değişik boot disketi bulunmaktadır.

Xt.i Bu açılış disketinde sadece IDE ve XT sabit disk sürücüleri vardır.

Boot ve root disketlerinizi de elde ettikten sonra artık bilgisayar ilk defa Linux altında çalışmak için hazırdır. Boot disketini takarak sistemi açın, (PC’nin açılma sırasının A:,C: olmasına dikkat ediniz). Disket açılır açılmaz yaklaşık bir sayfalık bir mesaj verecek ve kullanıcıdan ek bir parametre isteyip istemediğini soracaktır.

Bu noktada çalışacak olan yeteneğe birçok ek parametre verilebilir. Eğer herşey yolunda giderse bu noktada özel bir parametre belirtmeye gerek kalmayacaktır. Boot disketi parametreleri hakkında BootPrompt-HOWTO içerisinde detaylı bilgi bulabilirsiniz. Bu aşamayı geçtikten sonra çekirdek yüklenmeye başlayacak ve bir dizi mesaj geçecektir. Bu mesajlar çekirdeğinizin bilgisayar üzerindeki donanımları tanıması ve çeşitli hizmetleri çalıştırması ile ilgili mesajlardır. Çekirdeğin donanımınızı ne şekilde tanıdığı bu mesajlardan anlaşılır. Yükleme yapabilmek için çekirdeğin sabit diskinizi ve ağ bağlantısı kullanacaksınız Ethernet kartınızı doğru olarak tanımış olması gerekecektir.

Daha sonra kullanıcıdan root disketini yüklemesi için bir mesaj çıkacaktır. Bu aşamada boot disketi yerine root disketi takılmalıdır. Kısa bir yüklemeden sonra bir mesaj çıkacak ve ardından

login:

mesajı ile karşılaşılacaktır. Tebrikler!. Artık Linux altında çalışmaya başlayabilirsiniz. Bilgisayarınız şu anda sizden bir kullanıcı ismi beklemektedir. “root” yazarak sisteme girin.

2.3.1 Ön Hazırlık

Yüklenmenin her aşaması setup yazılımı tarafından yürütülür. Ancak ilk olarak disk alanlarının tanımlanması gerekmektedir.Bu amaçla setup programı kullanılır.

Linux altında bir bilgisayara bağlı her cihaza bir dosya gibi erişilebilir. Her cihaza karşılık gelen bir sistem dosyası mevcuttur.cihazlarla ilgili dosyalar /dev dizini altında yer alır. IDE sabit diskler “hd”, SCSI sabit diskler “sd” olarak adlandırılır. Aynı anda bir bilgisayara birden fazla disk bağlanmış olabilir. Diskler sırasıyla a b c d olarak adlandırılır. Her disk üzerinde birden fazla bölüm olabilir. Bu bölümler 1 2 3 4 olarak numaralandırılır. Örnek:

/dev/hda, bir numaralı IDE (Primary Master) diski

/dev/hda1, bir numaralı IDE diskin ilk bölümü (DOS altında c:)

/dev/hda2, bir numaralı IDE diskin ikinci bölümü

/dev/hdb, iki numaralı IDE (Primary Slave) diski

/dev/hdc, üç numaralı IDE (Secondry Master) disk

/dev/hdd, dört numaralı IDE (Secondry Slave) disk

/dev/sdb3, ikinci SCSI sabit diskin üçüncü bölümü

göstermektedir.

2.3.2 FDISK

Birden fazla sabit disk varsa hangisi ile ilgilenecek belirtilmelidir. Fdisk’i kullanırken dikkat edilmelidir. Her an yanlış bir diski formatlama yapabilirsiniz.

Fdisk komutu hardisk bölümlerinin düzenlenmesi için kullanılır. Eğer komut satırında parametre verilmezse fdisk ilk bulduğu disk üzerinde işlem yapacaktır. Komut satırında istenilen disk belirtilmelidir.

Fdisk paremetreleri:

/fdisk –v: Fdisk programının sürümünü ekrana getirir.

Fdisk –l: /dev/hda, /dev/hdb, /dev/sda, /dev/sdb, /dev/sdc, /dev/sdd, /dev/sde, /dev/sdf, /dev/sdg ve /dev/sdh disklerinin (varsa) bölümlendirme tablosunu ekrana yazar ve çıkar.

Fdisk –s : Eğer bir DOS bölümü değilse (bölüm numarası 10’dan büyük), sözkonusu disk bölümünün büyüklüğü bayt cinsinden ekrana yazılır.

Örnek FDISK Çalışması

Bu örnek içerisinde 1 Gbyte’lık SCSI sabit disk’e sahip makine üzerinde LINUX için gerekli kısımların ayrılması adım adım incelenmiştir. Söz konusu sabit disk üzerinde kullanıcı önceden 400 Mbyte’lık bir kullanıcı alanı tanımlamış ve geri alanı LINUX için ayırmıştır.

Fdisk programı çalıştığında ilk olarak mevcut bölümler hakkında bilgi almak için p komutunu (Print Partition Info) kullanılır.

Command (m for help): p

Disk /dev/sda: 34 heads, 61 sectors, 1017 cylinders

Units = cylinders of 2074*512 bytes

Device Boot Begin start End Blocks Ld System

/dev/sda1 * 1 1 395 409584+ 6 DOS 16-bit>=32M

bu tablo sadece tek bölüm ayrıldığını, ayrılan alanın DOS formatında olduğunu, boot edecek bölüm olduğunu belirtiyor. Bölümün adı /dev/sda1, yani ilk SCSI sabit disk üzerinde tanımlanan ilk bölüm. İlk iş olarak LINUX işletim sistemi için yeni bir bölüm yaratmalıyız.

Command (m for help): n

Command action

e extended

p primary partition (1-4)

Partition number (1-4):2

First cylinder (396-1017):396

Last cylinder or +size or +sizeM or +sizeK ([396]-1017): +250M

N komutu ile kendimize yeni bir bölüm yarattık. İlk seçenek temel bir disk bölümümü yoksa gelişmiş bir disk bölümü üzerinde mi işlem yapacağımızı sordu. Temel bir bölüm için p komutunu girdik. Daha sonra hangi bölümü yaratacağımızı sordu. Halen mevcut 1 bölüm var, bu bölüm ikinci bölüm olacak bu yüzden 2 yazdık.

Bölümün başlangıç adresini giriyoruz. Bu değer otomatik olarak bir önceki bölümün bitiş değerinden hesaplanmaktadır. Sadece onaylıyoruz. Daha sonra istediğimiz boyutu belirtiyoruz. +250M tanımı 250 Mbyte’lık bir kısım istediğimizi belirtiyor. Yarattığımız bu bölümü p komutu ile inceliyoruz .

Command (m for help): p

Disk /dev/sda: 34 heads, 61 sectors,1017 cylinders

Units = cylinders of 2074*512 bytes

device Boot Begin Start End Blocks Id System

/dev/sda1 * 1 1 395 409584+ 6 DOS 16-bit>=32M

/dev/sda2 396 396 642 256139 83 linux native

fdisk yaratılan her bölümü otomatik olarak (LINUX native) olarak yaratmaktadır. Şimdi takas alanı için 60 Mbyte’lık 3.temel bölümü tanımlayalım:

command (m for help): n

command action

e extent

p primary partition (1-4)

Partition number (1-4):3

First cylinder (643-1017):643

Last cylinder or +size or +sizeM or +sizeK ([643]-1017): +60M

command (m for help): p

Disk /dev/sda: 34 heads, 61 sectors,1017 cylinders

Units = cylinders of 2074*512 bytes

Device Boot Begin Start End Blocks Id System

/dev/sda1 * 1 1 395 409584+ 6 DOS 16-bit>=32M

/dev/sda2 396 396 642 256139 83 linux native

/dev/sda3 643 643 702 62220 83 linux native

dikkat edilecek olursa bu bölüm de LINUX native olarak tanımlandı. LINUX tarafından takas bölümü olarak kullanılacak olan bölümler farklı bir yapıya sahiptirler ve ayrıca tanımlanmalrı gerekmektedir. Bu amaçla t komutu ile herhengi bir bölümün tipini değiştirmek mümkündür. (Tip değiştirmekle o bölümün yapısı (formatı) değişmiş olmuyor, format sonradan yapılan bir işlemdir).

Command (m for help): t

Partition number (1-4): 3

Hex code (type L to list codes): 82

Changed system type of partirion 3 to 82 (Linux swap)

Command (m for help): p

Disk /dev/sda: 34 heads, 61 sectors,1017 cylinders

Units = cylinders of 2074*512 bytes

Device Boot Begin Start End Blocks Id System

/dev/sda1 * 1 1 395 409584+ 6 DOS 16-bit>=32M

/dev/sda2 396 396 642 256139 83 linux native

/dev/sda3 643 643 702 62220 82 linux swap

yukarıda yapılan işlemle 3 numaralı bölümün tipini Linux swap olarak değiştirmiş olduk. Şu anda yine n komutu ile ekleriz.

Command (m for help):n

Command action

e extent

p primary partition (1-4)

Partition number (1-4):4

First cylinder (703-1017):703

Last cylinder or +size or +sizeM or +sizeK ([703]-1017): 1017

Command (m for help):p

Disk /dev/sda: 34 heads, 61 sectors,1017 cylinders

Units = cylinders of 2074*512 bytes

Device Boot Begin Start End Blocks Id System

/dev/sda1 * 1 1 395 409584+ 6 DOS 16-bit>=32M

/dev/sda2 396 396 642 256139 83 linux native

/dev/sda3 643 643 702 62220 82 linux swap

/dev/sda3 703 703 1017 326655 83 linux native

Bu örnekte boyut Mbyte cinsinden verilmedi. Zaten amaç kalan alanı tümüyle kullanıcı alanı olarak ayırmaktı. Bu nedenle son silindirin numarasının girilmesi yeterli olur. Artık yapılması gereken bu bilginin diske yazılmasıdır. Şu ana kadar yapılan hiçbir değişiklik sistem üzerinde herhangi bir etki yapmamıştır. Ancak bölümlenme bilgisi diske yazıldıktan sonra geri dönüş yoktur.

Command (m for help): w

The partition table has been altered!

Calling ioctl() to re-read partition table.

(Reboot to ensure the partition table has been updated.)

Syncing disk.

Reboot your system to ensure the partition table is updated.

Sabit diski bölümleme esnasında karşılaşılan bazı sorunlar vardır. Bunların en önemlisi Linux’un nasıl çalıştırılacağı ile ilgilidir. Linux açmak için belli başlı üç yöntöm vardır:

LILO ile boot menüsünden

DOS altından LOADLIN isimli bir yazılımla

Yüklemek için yapıldığı gibi bir boot diskiyle

Son iki yöntem herhangi bir sınırlama getirmezken ilk yöntemin bir sınırlaması vardır. LILO isimli yazılım kullanıldığı zaman bilgisayar açıldığı zaman minik bir yazılım çalıştırır ve gerektiğinde linux çekirdeğine yükler. Ancak çekirdek yüklenmesine kadar geçen süre içerisinde sistemin BIOS komutları çalışır. Bu komutların önemli bir sınırlaması bir disk üzerindeki bir yazılımı belirleyen üç parametreden (silindir sayısı, kafa numarası, sektör numarası) silindir sayısının en fazla 1024 ile sınırlı olmasıdır. Bu bakımdan llLILO kullanılacaksa Linux çekirdeğinin yer alacağı bölüm bu 1024 numaralı silindir sınırının altında kalmalıdır. Bu sınırlama tamamıyla DOS’un kullandığı BIOS’un sınırlandırmasıdır. Yeni BIOS’lar bu sınırlamadan kurtulmak için LBA adı verilen bir yöntem kullanırlar. Bu yöntemin temelinde BIOSTA kafa sayısı için gereksiz yere ayrılan kısımların silindir sayısını belirtmek için kullanılmasıdır. (BIOS, bir sabit disk için 64’e kadar kafa kabul edebilmektedir). Böylelikle 1654 silindirli 16 kafalı bir sabit disk, LBA olarak 827 silindirli ve 32 kafalı olarak tanımlanabilmektedir. İkinci durumda bu disk üzerinde tanımlanabilecek her bölümün yukarıda belirtilen sınırlama içerisinde kalacağına dikkat ediniz.

2.3.3 Setup Programı

Setup Linux yüklemek için gereken temel birçok işlemi yapabilir. Ok tuşları yardımıyla menüler arasında gezerek işlemleri tamamlayabilirsiniz.ekrana gelen menüler aşağıdadır.(Linux sürekli gelime halinda olduğu için zamanla değişiklikler olabilir.)

Hint: If you have trouble using the arrow keys on your keybord,

You can use “+”, “-“ and TAB instead. Which option would you like?

HELP Read the Slackware setup HELP file

KEYMAP Remap your keyboard

MAKE TAGS Tagfile customization program

TARGET Select target directory [now:/]

SOURCE Select source media

DISK SETS Decide which disk sets you wish to install

INSTALL Install selected disk sets

CONFIGURE Reconfigure your Linux system

PKGTOOL Install or remove packages with Pkgtool

EXIT Exit Slackware Linux Setup

< OK >

HELP Menüsü: Setup programı hakkında bazı ipuçları verecektir.

KEYMAP Memüsü: Bu menü ile Amerikan klavye dışında bir klavye tanımlamak mümkün olacaktır.

MAKE TAGS Menüsü: Bu menü yardımı ile dağıtım disketlerinde özel uzantılı dosyalar hazırlayarak hangi paketlerin yükleneceğini otomatik olarak belirlemek mümkündür. Bu sayede eğer benzer makineler yüklenecekse yüklenecek paketler bir kere belirlenir ve bir daha menülerden ekstradan paketlerin seçilmesine gerek kalmaz. Büyük ihtimalle buraya kadar henüz bir takas alanı tanımlamamışsınızdır. Setup yazılımı bu durumu anlar ise bir takas bölmesi oluşturulması için aşağıdaki menüyü ekrana getirecektir.

ADDSWAP Menüsü: fdisk ile ayırdığınız takas bölümünü uygun şekilde formatlar ve bu bölümü kullanıma açar. Setup yazılımı

12 Temmuz 2007

Genel Olarak Web Tasarimi Üzerinde Konusacagiz; Web Tasarimi Nedir, Nelere

Genel olarak web tasarimi üzerinde konusacagiz; web tasarimi nedir, nelere dikkat edilmesi gerekir, bunu konusacagiz. Ben, DNA Firmasindan geliyorum; DNA, web çözümleri sunan bir firma. Web çözümlerinin ilk adimi web tasarimiyla baslar ve bu uygulamalariyla devam eder. Zaten web tasarimi dediginiz zaman, web uygulamalari da isin içine giriyor, interaktivite de isin içine giriyor, yazilimlar da isin içerisine giriyor; yani her seyden biraz bilmek zorundasiniz.

Ben biraz firmamizi tanitayim: Firmamiz, Yalova ITCT bünyesinde kurulan ve 3 senelik sektör tecrübesi olan, 3 kurucu ortak tarafindan kurulmus olan bir web çözümleri firmasi. Su anda 30 kisilik bir ekibimiz var orada ve oradaki ekibimizi yerlestirmeye çalisiyoruz. Bilmiyorum Yalova ITCT Projesini duymus olanlariniz var mi aranizda?.. Bu projeyi, Türkiye’de bugüne kadar gördügümüz ayagi en çok yere basan ve Silikon Vadisine en çok benzeyen, Türkiye’nin yaziliminin bir kurtulusunu saglayacak bir proje olarak görüyoruz ve biz de sirket olarak bu proje içinde bulunduk. Ben Sirketin Pazarlama ve Satistan Sorumlu Genel Müdür Yardimcisiyim. Sektör genç, sirketimiz de genç; su anda biz kurucu ortaklar olarak Citibank, Danone, Baymak, Mithat Selection, Saral gibi birçok projeyi yürütmüs kurucu ortaklariz. Su andaki müsterilerimiz arasinda da Alcatel e-ticaret, DYO ve Mac Kenzi Istanbul Ofisi de bulunmakta, bunlara web alaninda çesitli çözümler sunuyoruz.

Internet dediginiz zaman, zaten isin içine çok genis bir kapsam giriyor, Internet uçsuz bucaksiz bir deniz. Web tasarimi dediginiz zaman da ilk önce web tasarimiyla baslarsiniz, müsteriye gidersiniz, kendileri çesitli web tasarimi ögeleri isterler sizden, siz de bunun üzerine onlara çesitli çözümler sunarsiniz. Genelde hayallerindekiyle sizin sundugunuz ayni sey olmaz, ama yavas yavas web’e isinirlar; is süreçlerini azaltmadan tutun, tasarimdan tutun, web üzerinde yer almadan tutun, tanitimdan tutun birçok alanda da siz onlara çesitli çözümler saglarsiniz.

Bugün web tasarimi konusunda teknik bir bilgi vermeyecegiz size; yani HT makkoding nedir, gif’leri nasil hazirlarsiniz gibi çesitli bilgiler yok tabii ki. Bizim buradaki amacimiz, web tasarimi konseptini biraz anlatabilmek, web tasarimi üzerinde yapilabilecek birtakim uygulamalari size biraz daha iyi anlatabilmek; web üzerinde kullanilabilirlik nedir, bunu size anlatabilmek; interaktivite nedir, insanlarla nasil bir interaktif iliski içerisine girebilirsiniz web üzerinden, bunlari anlatabilmek. Arkadaslarim geldigi zaman bir prezantasyonumuz var, onlari da koyacagiz, ondan sonra da çesitli sorularinizi alacagiz.

Web tasarimi, tasarim boyutu olarak web çözümlerinin ilk adimidir, insanlar ve sirketler ilk adimda web’de yer almaya çalisirlar; yani bir web’de bir yer alma, bir kisiliginizin olmasi gerekir. Ikinci adim, genelde kendi is süreçlerini kisaltma uygulamalaridir; bunlar “business to busines” dedigimiz, sirketlerin kendi satis aglari içerisindeki birtakim uygulamalardir. Üçüncü adim ise BTC adimidir, bussines to consumer’dir; yani son adimimiz, firmalar kendi tüketicilerine bir mal satmaya çalisirlar. Benim dünyada gördügüm trend, BTB’ye yakalanmadan, kendi is süreçleri kisitlanmadan, direkt olarak business to consumer, yani tüketiciye satisa geçtiler. Bu da kesinlikle yanlis bir süreçti ve bu sürecin yanlisligi da -benim deyimimle- dünya çapinda kendi içinde bazi facialara neden oldu; ama dünya su anda çok basarili örneklerle kendi is süreçlerini Internet üzerinden nasil kisaltabilecegini, bilgi mimarisini nasil hazirlayabilecegini ögrenmeye basladi. Yani Internet devri bundan 3-4 yil önce baslamadi, su anda baslamakta ve su anda Internet’e dökülen bütçeler bir karsilik bulmakta.

Sanirim buharli makineler ilk çiktiginda, insanlik bunun bir devrim olacagina inaniyordu, gerçekten de devrimdi; fakat çok hizli paralar döküldü, Amerika’da sanirim 450’nin üzerinde otomobil fabrikasi açildi, otomobilin üretimi, buharli otomobillerin üretimleri gibi, su anda Amerika’da kalan otomobil firma sayisi 3. Bunun gibi Internet’te su andan sonra kalanlar da en güçlüleri olacak, en dogrulari olacak; is süreçleri kisaltilacak, firmalar için yüzde 2-3 gibi büyük tasarruflar edilebilecek.

Is süreçlerini aldiginiz zaman, B to C is sürecinden sonra; tabii bunlarin çok dallanip, çok budaklandigini da biliyor. Yani herkes degisik bir sekilde kendi metodolojisi içerisinde bunu anlatiyor; “B to B” diyoruz, “B to C” diyoruz, “ilk etaptaki tasarim” diyoruz; fakat isin özünde iletisim ve Internet’i iletisim kanali olarak en dogru sekilde kullanmak var. Bizim bugünkü konusmamiz, daha çok isin birinci ayagi üzerinde; yani Türkiye’nin en çok hasir nesir oldugu ayak diyeyim; çünkü Türkiye’deki firmalar maalesef su anda kendi yapilari itibariyle B to B ve B to C’ye açik degiller, birçok firmada B to B ve B to C alaninda kendi teknik yetersizliklerini yasiyor. Gerçi çok basarili örnekler de görülmüyor degil; ama yine de Türkiye henüz ilk asamada.

Belli bir tanitim projesi bize geldigi zaman, “Biz web üzerinde yer almak istiyoruz” denildigi zaman, ilk sordugumuz soru, “Niçin yer almak istiyorsunuz, amaciniz ne, hedef kitleniz ne, bu bilgi mimarisinde neleri kuracaksiniz, kendi sirketiniz içerisinden buna ne kadar bir kaynak aktaracaksiniz?” Bu tip sorulari sordugunuz zaman, genelde cevap alamiyorsunuz, insanlar susuyor. Bu bir trend ve insanlar ilk etapta o trendi yakalamaya çalisiyorlar, kendi içlerinde bunun bir fizibilitesi hazirlanmis degil. Internet’te yer almanin onlara ne kazandiracaklarindan da çok fazla emin degiller gerçi, buna kendi sektörümüz içerisindeki bazi yanlis yönlendirmeler de isin içerisine katildigi zaman, bazen beklentiler çok yüksek geliyor. Bazen hiçbir beklentiyle gelmiyorlar; fakat ilk etapta firmalarin kendi içlerinde cevaplandirmalari gereken veya Internet üzerinde yer almak isteyen insanlarin cevaplandirmasi gereken soru, “Ben buradan ne bekliyorum?”

Internet bir oyuncak degil, Internet chat alani da degil, Internet en güzel tasarimlarini görebileceginiz bir alanda da degil; Internet çok ciddi bir yatirimdir, Internet çok ciddi bir iletisim aracidir ve siz bu iletisim araci içinden ne bekliyorsunuz? Hedef kitlesi, çok fazla Internet’i kullanmayan firmalara bazen Internet’te yer almayi tavsiye etmiyoruz bile veya mesela 10 tane ürün gami sahibi olan bir firmanin bir ürünü yalnizca Internet’i kullanan bir kitleye hitap ediyorsa, sadece o bir ürünü açmasini tavsiye ediyoruz.

Ikinci etapta, neler bekleniyor sorusundan sonra sirketin neler verecegi, yani firmalarin neler verecegi çok önemli. Bu konuda zaten yasadiklarimizi burada anlatsam, herhalde burada hep beraber çok eglenceli 5-6 saat geçirirdik; ama genelde hazir olmadiklarini hissediyorum. Firmalar, bunun için mutlaka ve mutlaka kendilerinin neler verebilecegine, ne kadar içerik yaratabilecegine, bilgi mimarisinin nasil kurulmasi gerektigine karar verip, öyle bu ise devam etmeliler. Bu asamadan sonra, “Kendiniz ne koyabilirsiniz, beklentileriniz nedir?” sorusundan sonra beraber çalismaya basliyoruz, belli bir uyum çizgisini de yakalayabildiysek tabii. Dünyaca ünlü bir gida firmasina ilk gittigimde, “Internet’ten ne bekliyorsunuz?” sorusuna ilk gittigimde, toplam 9 kisilik bir toplantiydi, 9 kisiden bir cevap alamadik. Bazi anlar olur, herkes birbirine bakar, bir 5 dakika kadar herkes birbirine bakti. “Ne koymayi planliyorsunuz?” dedigimde de yine herkes birbirine bakti ve kâbus gibi bir proje yasadik. Sonunda çikan sonuç gerçekten güzeldi; fakat ne olursa olsun, bu sorulara dogru cevap bulunamadigini hissettim.

Daha sonra gelen birkaç müsterimiz de ilk etapta bir satis istediler, “Biz hemen ürünlerimizi Internet’ten satmak istiyoruz, biz bundan çok büyük bir gelir bekliyoruz.” Bunun yanlis oldugunu kendilerine anlattik; “Bu dogru bir olay degil, bu sekilde bir sistemle, bu sekilde bir çalismayla kesinlikle basariya ulasamazsiniz” dedik ve onlari üçüncü asamadan ilk asamaya aldik ve bence kaynaklarin israfini kesinlikle önledik. Ondan sonra isin projelendirme asamasi geliyor, beraber çalismaya karar verdik ve isin projelendirmesine basladik.

Projelendirme asamasinda isin bilgi mimarisini hazirlamak çok önemli; o sitenin kullanilabilir olmasi, Internet’teki yüzünüzün çok kullanilabilir olmasi gerekiyor. Basili materyali insanlarin eline verirseniz, insanlar saatlerce inceleyebilirler sikilmadan, bir kitabi saatlerce okuyabilirsiniz, belki televizyonu saatlerce izleyebilirsiniz, bir gazeteyi saatlerce okuyabilirsiniz; ama Internet’te insanlarin geçirdikleri vakit bir dakika; size geliyorlar, bir dakika içerisinde, eger ilgilendikleri seyi görmezlerse, ilgilendikleri bilgiyi almazlarsa, baska bir siteye geçiyorlar. Internet, bunun için dünyanin en nankör medyasi ve bu nankör medya üzerinde bilgi mimarisini o kadar iyi hazirlamaniz gerekiyor ki insanlar orada kalsinlar ve Internet kullanicisi giderek daha simarik olmaya basliyor. Bu dakika da çok iyimser bir tahmin, iyimser bir süre, bunu da söylemem gerekiyor; bazen bir dakika degil, 30 saniye içerisinde baska bir yere kendilerini yönlendirebiliyorlar. Fakat tabii ki medya olarak Internet’in çok daha büyük bir avantaji var, interaktif bir medya, sizin temas haline geliyorlar. Oradaki bir insan degil, ondan bir cevap alamazlar; fakat bilgi mimarisini iyi bir sekilde hazirlarsaniz, karsilikli kullaniciyla konusabilirsiniz, karsilikli sohbet edebilirsiniz, o size sorular sorabilir, siz ona cevaplarinizi söyleyebilirsiniz.

Gittigim konusmalardan bir tanesinde söyle bir sahneye rastlamistim: Bir adam, konusmacilardan bir tanesi sahneye çikti, elinde bir sürü kâgit ve sahneye çikarken düstü, elindeki kâgitlar etrafa saçildi; söyle kâgitlara bir bakti, “Kahretsin” dedi, ardindan irticalen nefis bir konusma yapti. Hep özendim bu arkadasimiza, irticalen konusma yapmaya, ta ki ikinci bir konferansta ayni hileyi tekrarladigini görene kadar.

Su ana kadar irticalen konustum, bundan sonra sanirim sunumdan devam edecegiz, daha dogrusu Serkan bey devam edecek.

Buyurun.

SERKAN DURUSOY- Tesekkür ederim.

Konumuz, tasarim ve web projeleri; bu web sitelerini projelendirme islerinin hangi asamalarda, nasil yapildigini, nelere dikkat etmemiz gerektigini, bu çalismadaki temel taslarini, ön hazirliklarini, proje safhalarini ve sonrasini burada sizlerle birlikte tartisacagiz. Tasarimi konusacagiz, web projesinin basari kriterlerini konusacagiz; bir basari üçgenimiz var, onu konusacagiz, -bu üçgeni hiç unutmamanizi rica edecegiz sizden- proje ekiplerini konusacagiz, metodolojilerini konusacagiz. Proje öncesi sorulmasi gereken sorulari, projelerdeki hatalari, bilgi mimarisini toplayip, en sonunda bir sonuca birlikte ulasacagiz.

Öncelikle basari üçgenimizden bahsedelim: DNA’nin da kesinlikle üzerinde durdugu, bahsettigi bir üçgenimiz bu; strateji, teknoloji ve tasarim, bunlari biraz açacagiz. Isimiz Internet; isimizin bir kismi görsellik, -belki sanat yapiyoruz- bir kismi teknoloji, yazilim, entegrasyon. Isimizin bir kismi da tamamen stratejiyi olusturmak; bir is yapacagiz, bir site yapacagiz, bir e-ticaret uygulamasi yapacagiz ya da sonuçta Internet üzerinde herkesin görebildigi bir mecrada bir seyler sergileyecegiz, bunun da bir stratejisi olmasi lazim.

Web tasarimi nedir, nasil yapmak lazim, neleri göz önünde bulundurmak lazim? Öncelikle site ziyaretçilerinin birtakim ihtiyaçlari var, bu ihtiyaçlari birlikte belirleyecegiz. Tasarim isini yapan partiyle bu isi ihale eden partinin bir araya gelip ihtiyaçlari karsilikli belirlemesi lazim. En önemli kriterlerden bir tanesi nedir; bilgi verecegiz, bu bilgiyi en kisa yoldan, en kolay sekilde ulasmayi saglayacak bir tasarima gitmemiz lazim; sade ve kullanilabilir ve de stratejik hedefler dogrultusunda site ziyaretçisini yönlendiren ve bunlari biraz toparlayalim. Ihtiyaçlari karsilikli bir araya getirdik; en hizli, en kolay ve en kullanilabilir sade tasarim nedir? Bir siteye girdik, karsimiza bir yerde haberler kayiyor, bir tarafta çok güzel, dönen bir e-mail logosu var, “Hadi buradan bana e-mail atin” diyor; biri diyor ki, “Hayir, önce haberleri okuyayim, dikkat çekmeye çalisiyorum” diyor; bir tarafta bir kusumuz var, uçuyor, görüntüye bir güzellik katmis ve saire…

Kullanilabilir tasarim, yani neye dikkat çekmek istiyorsak onu gösteren tasarim; sade, anlasilir bilgiyi veren, tabii ki bir createviteyi de içeren. Neden bir web sitesi isteniliyor, sitenin genel bir varolus sebebi ve stratejisi var mi, sitenin hedef kitlesi nedir? Bununla bizler zamaninda çok karsilastik; “Bir web sitesi istiyorum, 3 sayfa olsun, 5 sayfa olsun, bir tanitim yapalim, bir sey yapalim.” Öncelikle kisinin ne istedigi konusunda bilinçlendirilmesi lazim, bu da bizlerin üzerine düsen bir görev. Web sitesi, önce bu kisinin isini, hizmetini, ürününün -bu bir egitim olabilir, bir ticaret isi olabilir, sanat olabilir, her sey olabilir- ne oldugunu karsilikli ögrenecegiz ve bu siteye neden ihtiyaç duydugunu; “Neden bir web sitem olsun ki” bu soruyu birlikte cevaplandirdiktan sonra, bu sitenin genel bir stratejisini çizecegiz. Hedef kitlesi kim, kim girecek bu siteye, neden girecek; bunlari cevaplandirmamiz lazim.

Kullanilabilirlik; az önce de üzerine basa basa anlatmaya çalistigim, daha dogrusu girisini yaptigim konu, biraz daha bunu detaylandiralim: Dedigim gibi, bu en önemli basari kriterlerinden biri; web sitesine girdik, orada bir seyler var, burada bir seyler var, bulmak istedigim seye ulasamiyorum, ilerliyorum sitenin içerisinde, kayboluyorum; geri dönüyorum, bulamiyorum site içerisinde ve bir yerden sonra karman çorman bir sitede ne aradigimi bulmak da istemiyorum artik, o siteyi de bir daha görmek istemiyorum ve çikip gidiyorum. Bu, sitenin sahibi açisindan ciddi potansiyel büyük bir kayip, belki yüksek hacimli e-ticaret isi yapan bir yerin hakikaten yüksek potansiyelli bir müsterisiydi ve kaçti gitti.

Odak grup, focus grup çalismalari; yani sitenin hedef kitlesini teskil eden kisileri karsimiza oturtup, onlarla kisa mülakatlar; “Nasil bir site istiyorsunuz, bir sitede ilk önce aradiginiz önemli kriterler nelerdir” veya ön birtakim tasarimlari yaptiktan sonra karsisina oturup, “Sakin olun, oturun, su anda sitede en çok ne dikkatinizi çekiyor?” Yani bu konu, usebility testi dedigimiz asama. “Su anda nereye girmek istiyorsunuz, girdiginiz ve ne bekliyorsunuz karsinizda? Sizce bu site sizi rahatsiz ediyor mu, herhangi bir sekilde rahatlatiyor mu, sizde uyandirdigi fikir ve hisler neler?” bunlari hedef kitlemize birkaç kisa mülakatla veya testlerle üzerinden geçmemiz, isimizin basarisini daha da ileriye tasiyacaktir.

Yeni proje yönetimi: Proje, içerik, kapsam ve gereken teknolojileri tanimlayacagiz. Basari üçgenimiz; strateji, teknoloji, tasarim. Projeyi yönetirken stratejimizi çizecegiz -içerigi, teknoloji altyapisini, hepsi bunlarin birbirine uygundur, uygun olmasi sarttir- ve buna göre planini hazirlayacagiz.

Projenin zamaninda tamamlanabilmesi: Burada bir söz vermek durumundasiniz, “Biz su gün su saatte bu isi teslim edecegiz.” Projeyi süreçlere ayirmak gerekiyor; yani “Ise basladik, bundan 8 hafta sonra da teslim ediyoruz” degil; isin düzgün bir plani, kademe kademe, belki ana tasarimlarinin çikartilmasi, alt tasarimlarinin çikartilmasi, içerik atölyesinin, yani içerigin toparlanmasi, bilgi mimarisinin olusturulmasi, yazilim altyapisinin kurulmasi, yazilimla entegrasyon süreçleri, test süreçleri, görsel süreçler, yazilimla ilgili testler, islevsellikle ilgili testler ve saire… Bunlarin hepsinin basamak basamak planlandigi durumda, çalismamiz çok daha ciddi anlamda basarili oluyor. Neden; çünkü her asamada kendimiz otokontrol ile sürenin devami konusunda belirleyebiliyoruz ve denetleyebiliyoruz.

Projenin onaylanan bütçeleri asmadan tamamlanmasi; kaynak planlamasi, maliyet hesaplari, bütçeleme: Özellikle Türkiye’de bu sektörün içerisinde çok ilginç fiyatlarla karsilasabilirsiniz. Herhangi bir firmayi temsilen birkaç skalada firmaya telefon açin ve fiyat isteyin, karsilasacaginiz cevaplar; “Agabey ayip ediyorsunuz, biz bu isi sayfasi 15 dolara yapariz”dan baslayip, “Sizin projeniz su su su stratejiler açisindan çok iyi degerlendirilmeli, biz bunun danismanlik ücretini yapip proje boyunca alacagimiz ücretle beraber vesaire” gibi bir konusma sonucunda birkaç 100 bin dolarlik bütçelere de ulasabiliyorsunuz. Bunun dogrusu nedir; tabii ki bir kaynak ve maliyet hesaplamasi. Bu firmadan firmaya degisir; isi planlayan, daha dogrusu isi, ihaleyi alan tasarim ajansina veya yazilim firmasina göre degisir.

Bu isin planlamasi esnasinda da karsi tarafin mutlaka karsilasacagi birtakim baska maliyetleri de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Neler; altyapi… Belki bu isi yapan firma olarak bu altyapiyi siz tedarik etmek zorunda degilsiniz; ama bu konudaki danismanligi vermek sizin birincil göreviniz. Neden; çünkü zaten o alinacak altyapi üzerinde siz yaziliminizi, tasariminizi ve sairenizi gelistireceksiniz ve bunlarin toplam maliyeti, tipoloji asamalarinda önemle dikkat etmek gerekiyor.

Çalisanlardan etkin yararlanmak, organizasyon planlamasi: Proje safhalarinda dikkat ederseniz, birçok kisi de günlerce bos oturuyor; diyelim ki 5 kisilik bir ekip, 2 kisi günlerce bos oturur, 2 kisi feci bir sekilde çalisma yapar, gecesini gündüzüne katar. Neden? Madem 5 kisilik bir ekip, bu 5 kisinin belli saatler altinda düzgün bir sekilde çalismasini planlamak lazim; bu hem firmanin çalisanlari açisindan, hem disariya verdiginiz, yani müsterinize verdiginiz geri besleme ve ona verdiginiz hizmetin kalitesi açisindan önemli unsurlar.

Koordinasyon, projenin detayli bir planinin yapilmasi, uygulanmasi ve proje planinda degisikliklerin eklenmesi: Her seyden önce isleri kurmak; yani mutlaka ve mutlaka bir proje yöneticisinin bulunmasi gerekiyor. Türkiye’mizde maalesef özellikle bu sektör içerisindeki birçok firmada “proje yöneticisi” kavrami henüz olusmus degil; satici, pazarlamaci, yönetici, ayni zamanda projeyi yöneten, ayni zamanda isi yapan, ayni zamanda gidip testlerini gösteren ve saire kisiler olarak çalisan birçok firmamiz var. Bunlarin bir sekilde planlanmasi o kadar zor degil; bunu kisi anlaminda planlayamiyorsak, zaman anlaminda da planlayabiliriz.

Basari kriterlerimiz: Mümkün oldugunca küçük bir proje takimi… Mümkün oldugunca küçükten kastimiz, “bir kisi, iki kisi çalissin” degil, gerçekten projeyi en etkin sekilde yapacak proje takimi. Bunun tabii ki tecrübeyle ve öngörüyle projenin bastan stratejisinin ve altyapisinin, kaynak planlamasinin iyi yapildigi durumda, gerekli ekip oturtulabiliyor.

Kullanilacak Internet terimlerinin proje baslangicinda tanimlanip yazili olarak tüm proje ekibine dagitilmasi: Proje ekibindeki herkes, sizin kullanacaginiz terimin ne oldugunu bilmek zorunda degil. Mesela birisi “XDSL nedir” bilmek zorunda degil, bunu ben de bilmek zorunda degilim; ama o proje içerisinde gerekliyse, proje içerisindeki herkesin bu terimin ne anlama geldigini ögrenmesinde fayda var. Çünkü bu, o projenin lisani haline geliyor.

Projelerin kademelere ayrilmasi, kisi ve sorumluluklarin netlestirilmesi: Kisi ve sorumluluk, insan yönetiminde de basarili kriterlerden biridir, bunu eminim benden çok daha iyi bilen birçok katilimci var aramizda. Insanlara sorumluluklarini verdiginiz ölçüde, -tabii ki denetleme mekanizmasiyla beraber- basariyi arttirmaya yönelik inisiyatiflerle adimlar atiyorsunuz. Kisilerin sorumluluklarini, “Siz buradan sorumlusunuz takim arkadasim” seklinde yönlendirmek, belirtmek, ona göre takim halinde oynamak, basariya giden en hizli, en etkin yolu gerçeklestiriyor.

Gerçekçi hedefler: “Biz bunu da yapariz, sunu da hallederiz, 3 günde de yapariz” hayir; gerçekten bu is eger 10 haftada yapiliyorsa, gerçekten bu isin maliyeti mesela 25 bin dolarsa, bunu müsterinize gittiginizde, “Bu 10 haftadan önce yapilmaz ve de 25 bin dolar maliyeti vardir” diye söylemeniz lazim. Maliyet, sizin kisisel stratejiniz; ama 10 haftayi asagi çekemezsiniz, müsterinizde yaratilan beklentiler daha kötü sonuçlara gidebilir. Mesela hemen çok kisa bir örnek vereyim: Bundan üç hafta önce Haspro Intertoy’un … Projesini yapiyoruz, havlayan, robot bir köpek, güzel bir oyuncak. Projenin that line’i ayin 12’si, bizim bitirmemiz gereken gün ayin 11’i; teslim edelim, kontrol her sey yapilip piyasaya dagitilsin, bütün basin, finansman, her seyi yapilacak ve bu isin sözünü verirken, bastan “Bu is iki haftadan önce yapilmaz” dedik. Yani bu iki hafta süreci ayin 17’sine denk geliyordu, bastan bunu açik açik söylemek durumunda kaldik; ki müsterimiz de buna göre ayin 12’sini ön plana; ama geri beslemeli bir plan olarak da acil durumda ayin 17’sinde tekrar …. biçimde kendini planladi. Biz yine yetistirdik; ama yetistiremeyebilirdik, bunu bastan söylemek gerekiyor.

Stratejik web projelendirme ekibi, kreatif web projelendirme ekibi, teknik web projelendirme ekibi: Ekiplerimizi de birbirleri içerisinde proje anlaminda tabii ki bir isbölümüne yönlendirmemiz gerekiyor.

Stratejik web projelendirme ekibi: Bu ekipte bulanabilecek kisiler, bir proje yöneticisi, müsteri iliskileri yöneticisi, ikisi birbirinden farklidir. E-is uzmani, interaktif strateji uzmani, interaktif pazarlama uzmani; stratejinin en genel anlamda temel taslari bunlar. Tabii ki bunlari detaylandirabiliriz; ama içeride projeyi yönetecek, firmanizda müsterinizin iliskisini kuracak ve en iyi, en saglam iletisimi saglayacak bir müsteri iliskileri yöneticisi; projenin basamaklarinda eger elektronik is varsa -ki artik günümüzde web sitesi katalog anlaminda kullanilmiyor, herkes e-is kavraminin içinde olmaya çalisiyor- dolayisiyla bir e-is uzmani, interaktif anlamda stratejileri ve bu sitenin bitisinden sonra pazarlama stratejilerini gelistirecek bir uzman. Kreatif anlamda bir proje yöneticisi, müsteri iliskileri yöneticisi, tabii ki diger ekiple ortak olabilir bunlar; ancak kreatif web projelendirme ekibinin yaptigi diger isler üzerinden iletisimi de saglayacak.

Tasarim ve strateji anlaminda bilgi mimarisi, web tasarimcisi ve uygulayicisi: Tasarimci ve uygulayici ayni insanlar olmak zorunda degil; bir sanatçi ve bir teknik uygulayici, tekniker diyelim, daha basarili sonuçlara yol açiyor.

Tasarim arti içerik: Yani günümüzde artik bir kisinin bastan alip sonuna kadar götürdügü web siteleri çalismasi hem kaynak açisindan, hem sonuçta elde edecegimiz kalite açisindan, hem de süre açisindan birçok dezavantajlari ortaya dökülmekte.

Teknik web projelendirme ekibi, teknik proje yöneticisi: Projeyi yönetecek teknik kisinin, tüm bu ekipteki insanlarin inisiyatiflerini degerlendirebilecek ve yönlendirebilecek derecede bilgi sahibi ve deneyim sahibi olmasi gerekmekte.

Network uzmani, veri tabani tasarimcisi, bir e-ticaret altyapi uzmani ve ek modül programcilari: Web projesi öncesi sorularimiz neler olmali; projenin temel amaci ve hedefleri nelerdir, hangi ürün ve hizmetleri sunmayi planliyorsunuz? Projenin basari kriterleri nelerdir, web sitenizin basarisini hangi kriterlere göre ölçmeyi düsünüyorsunuz? Kendinizin bir basari kriterleriniz olabilir, bu basariyi ölçümündeki farkli kriterleriniz olabilir. Basariniz, bir ürünü satmak olabilir; bunu ölçmekle ilgili kriter, ayni kisinin dönüp bir ürün daha almasi olabilir.

Web sitenizin hedef kullanici kitlesi nedir? Online ve ofline isleriniz arasinda farkliliklar olmasini öngörüyor musunuz? Web sitenizin hedef kitlesi nedir, hemen su an içerisinde çok bulundugumuz sicak bir örnek vereyim: Makenzi Istanbul Ofisi… “Hedef kitleniz nedir?” sorusuna verdikleri cevap: “Biz su ana kadar kariyer anlaminda; yani üniversite mezunlari veya bize is basvurusunda bulunacak arkadaslari hedefliyorduk; fakat su anda kurumsal anlamda birtakim hizmetlerimizi verecek sekilde hedeflerimiz lazim, ama kariyer için düsünecegimiz kisileri de kaybetmememiz gerekiyor.” Hangisi; ikisi beraberse, o zaman buna uygun bir proje mimarisi çizmek gerekiyor. Nasil yapildigini anlatmayacagim, bu güzel bir know how’dir.

Web projesi öncesi sorular: “Web sitenizden ticari beklentileriniz var mi, varsa neler?” Dogrudan bir gelir olabilir, müsteri sayisinda artis olabilir, marka gelistirmek olabilir veya pazardan birtakim geri dönüsler, pazar arastirmasini yapiyor olabilirsiniz. “Sitenize reklam almayi planliyor musunuz, sitenizi nasil tanitmayi planliyorsunuz?” Sitenin tanitilmasi, Türkiye’de en az yapilan çalismalardan bir tanesidir. “Siteyi yaptik, kendi kendini tanitir” hayir, tanitmaz. Mahir ayri; ama Mahir’i de tanitanlar vardi. Online, ofline reklamlar, PR ve romutirina kayit ve saire… Güncelleme ve genisleme ihtiyaçlari nedir? “Bir siteyi yaptik ve biraktik” olmaz. Internet, aninda birtakim seyleri gelistirebileceginiz, genisletebileceginiz ve sürekli degistirebileceginiz bir ortam, bundan neden faydalanmiyoruz? Bir firma yerinde sayiyorsa, web sitesini güncelememesi normal ya da bir kurulus; hiçbir gelisme yok, hiçbir üretim yok, hiçbir yeni ürün yok, hiçbir satis yok, hiçbir sey yok, tabii ki o zaman web sitesi de yerinde dursun. Ama bunlarin hepsi varsa, neden web sitesi güncellenmiyor? Türkiye’de tamam, birçok iliskilerimiz, karsilikli oturup biraz çay içerek, sikir sikir çaylari karistirarak geçen kisisel iliskilere dayanan birtakim beseri münasebetlerden geçiyor birçok yerde. Öte yandan yurtdisinda is yapmayi planlayan firmalar, kuruluslar ve saire veya üniversiteler, bilgi vermeyi planliyorsunuz; onlar sizin sitenize bakip, sitenizdeki imajin, sitenizdeki bilginin sizle esdeger olduguna inaniyorlar. O zaman öyle olmasinda fayda var; yurtdisiyla çalisacaksak, ülkemize geliri biz disaridan getireceksek, -ekonomik kriz ve saire konustugumuz konular- o zaman bu da önem verilmesi gereken konulardan bir tanesi.

Zaman, insan ve finansman bazinda proje için ayirdiginiz kaynak miktari nedir? Bunlari mutlaka önceden belirleyip, ona göre alternatif çözüm ve sonuçlara ulasmak gerekiyor.

Hizlica asamalara geçelim:

Üretim öncesi asamalar; web projesi hedeflerinin netlestirilmesi, bir çözüm önerisi ve proje planinin hazirlanmasi: Bunlari yaptik, üretim asamasina geçiyoruz; içerik editörlügü, öncelikle içerigi toplayacagiz.

Tasarim ve programlama: Tasarim ve programlama asamalari, birlikte yürüyebilen asamalar tabi ki.

Testler: Test çok önemli, test isi bitirip sonradan bakmak degil; testi her an, her bitirdiginiz modülde sürekli test ve en son bittiginde hem kendiniz, hem de müsteriniz tarafinda bu isin testinin yapilmasi gerekiyor ve en son yayina açacagiz.

Açilis Sonrasi Asamalar:

Teknik egitim: Varsayalim biz içerik yönetimi yazilimiyla bir hizmet veriyoruz, içerik yönetimi yaziliminin nasil kullanilacagini müsterinize anlatmaniz gerekiyor. Sitenin nasil kullanilacagini, müsteriniz her zaman Internet’i kullanan insanlar olmak zorunda degiller, o anlamda da bir egitimi vermek, tabii ki bizlerin görevi. Güncelleme konusunda, güncellemede is akislarinin, bilgi akisinin nasil olacagi konusunda bir egitim ve daha sonra da bu güncellemelerin devam ettirilmesi ve ek modül gelistirmeler; siteyi genisletilebilir, ilerletilebilir seviyede tutmak ve bunu basarmak.

Projeyi degerlendirmek: Kimse “Benim yogurdum eksi” demez; ama kendinize bir not verin. Bu 10 üzerinden 10 olmak zorunda degil, bazen 10 üzerinden 1 de alabilirsiniz; ama hedef 10 üzerinden 10 alacak noktaya gelmektir. Ulasabileceginizden fazlasini hedefleyin, ulasmak istediginizi de daha rahat hedeflersiniz.

Proje stratejisinin ve hedeflerinin proje baslangicinda netlestirilmemis olmasi bir hata; web projesinin bütçe ve zamanlamasinin dogru sekilde saptanmamis olmasi çok daha büyük bir hata. Para ve zaman, bunlar çok degerli. “Sitenin sirketin üst yönetiminin talepleri dogrultusunda yapilandirilmis olmasi” hayir, bu siteyi sirketin üst yönetimi dogrultusunda degil, sitenin hedefledigi kisilerin dogrultusunda yapilmasi gerekiyor. Bu sitenin ziyaretçisi, yani potansiyel müsterisi veya her neyse, bu her kimse, sitenin o hedefler dogrultusunda ve kullanilabilirlik kriterlerine de uyumlu olarak yapilmasi gerekiyor.

Sitenin, sirketin varolan organizasyon yapisinin direkt olarak yansitmasi: Az önce de söyledigim seyin aynisi; bir sirket neyse, web sitesi de odur. Web sitesi neyse, yurtdisindan gelen insanlar, o kültürü edinmis insanlar, sirketi de öyle kabul ediyorlar.

“Sitede sirket ürünlerinin ve kimliginin müsteri ihtiyaçlarinin önüne çikartilmasi” hayir, müsteri ihtiyaçlari her zaman birinci plandadir. Bakin ayni seyi tekrar tekrar söylemis olduk, üç defa, “müsteri, müsteri, müsteri” yani site ziyaretçisi.

Stratejinin sirketin genel stratejisinden bagimsiz olarak düsünülmesi: Neden ki; bir web sitesi diye bir sey yoktur, sirketin bir stratejisi vardir ve bunun Internet üzerinde bir projeksiyonu vardir. Bizler gibi firmalar da bu projeksiyonu en dogru çizecek ve en net aktaracak stratejide yardimci oluyoruz; bu, sizlerin de, bizlerin de birincil görevlerinden bir tanesi.

“Internet’in bir gelir kanali olarak degil, bir ek tanitim mecrasi olarak görülmesi” hayir, Internet üzerinden ciddi gelirler de elde edebilirsiniz. Bunun su an yeri ve zamani mi; evet yeri ve zamani ve geliyor ve daha da artacak. Eger hâlâ yurtdisiyla is yapmak, -bakin yurtdisini da asagi yukari 6 kere söylemis oldugum su anda- biz de DNA olarak yurtdisiyla bir seyler yapmaya çalistigimizda, ilk baktiklari ve bize geri besleme verdikleri fikirleri, “Web sitenizde sunu okuduk, demek ki bu böyle; web sitenizde bunu okuduk, demek ki bu böyle.”

Birçok farkli sirketin reklam ajansi, web uygulama ajansi, sirketin kendi bilgi-islem bölümü ve saire, koordinasyon çalismalari yapilmasi. Koordinasyon; müsteri iliskilerini yöneten kisi gerekirse müsteri gibi yönetecek, yani onun bölümlerine birer süpervizör atayarak onlari yönlendirecek. Çünkü bu kisiler bu isi yapmayabilselerdi, zaten bu isi bize ihale etmezlerdi.

Web projesinin süreçlerini ve bu süreçlerin kimlerin sorumlulugunda oldugunun net tanimlanmasi; artik herhalde bu süphe götürmez nokta. Yeterince ekip çalismasinin olmayisi, pazar arastirmasiyla site kullanilabilirlik arastirmasinin ayristirilmamasi. Site kullanilabilirligi baska sey, pazar baska sey.

Proje ekibi, biraz daha detaylandiralim: Proje yöneticisi, müsteri iliskileri direktörü, bunlardan bahsettik. Interaktif strateji uzmani, interaktif pazarlama uzmani, bilgi mimari, grafik tasarimci, web uygulamacisi; daha detay durumlarda flash veya üç boyut animasyon yapabilecek kisiler, HTML programci, veri tabani programcilari.

Biraz da bu isin projesinin zaman çizelgesine bakalim: Çok örnek bir zaman çizelgesi su olabilir, tabii projeden projeye ciddi farkliliklar göstermekte: Önceliklerin netlestirilmesi; mesela yedi haftalik bir planda, ilk iki haftada bunun çalismasini yaparken, ilk birinci haftadaki ön analizin sonucunda, hemen ikinci hafta, yine iki haftalik bir süreçte navigasyon samasini hazirlamaya baslayabiliriz. Ayni zaman içerisinde içerik editörlügü de olacaktir; çünkü içerik ve nevigasyon, birbirini tamamlayan bütünler, nevigasyon, içerige ulasmak için var sonuçta.

Grafik tasarimin hazirlanmasi: Bilgi mimarisi ve nevgisyon semasinin çikisindan sonra grafik tasarimlara baslayabiliyoruz.

Kullanici testleri: Kullaniciniza siz projeyi bitirmeden önce söyle bir sorarsaniz, “Siz burada nereyi kliklemeyi arzu ediyorsunuz?” dediginizde, hiç düsünmediginiz bir yeri klikliyorsa, zaten orada bir hata vardir, bir sorun vardir, iste böyle cevaplar alabileceginiz bir zaman.

HTML programlama, veri tabani programlama, kalite kontrol ve sunucuya aktarim: Çok ufak projelerde iki haftalik veri tabani programlama ve HTML programlama süreçleri olabilir, tabii ki büyük birtakim projelerde bunu 5-6-7 haftalara yaymamiz da gerekebiliyor.

Kalite kontrol, sunucuya aktarim: Tabii ki az önce söyledigim gibi her asamada kalite kontrol, her asamada test; ama en son mutlaka her detayiyla, her harfiyle, her santimetresiyle siteyi her isleviyle kontrol etmekte yarar var.

Proje süreçleri ne; mesela ajans mantiginda bir toplayalim: Operasyonel süreçler ve destek süreçlerimiz var. Operasyonel süreçlerde pazarlama, teklif, planlama, sözlesme, tasarim, site açilis, degerlendirme, satis sonrasi hizmetler süreçleri var. Tasarim ve site açilisi arasinda tabii ki web uygulama ve programlama süreçlerimiz. Pazarlamadan site açilisina dogru giderken, içerik ve hammadde yönetimi ve proje yönetimi, bunlari kapsayan ana birimler. Destek süreçlerimize geçince, bilgi sistemleri ve teknolojilerinin yönetimi ne; insan kaynaklari yönetimi, üçüncü kisiler ve kurumlarla iletisim, mali ve fiziki kaynaklarin yönetimi ve arastirma-gelistirme konulari. Buradakilerden en sonuncusu, arastirma ve gelistirme; “Biz bunu biliyoruz, bunu çok güzel uyguluyoruz” degil, her zaman gelismeye açik olmak lazim. Bizim gerçek rakiplerimiz, Türkiye içerisinde bu sektördeki rakipler degil; çünkü biz kimin ne yaptigini, nasil yaptigini çok iyi biliyoruz ve bu sektör içerisinde çok güzel bir ahenk var, herkes ciddi bir dayanisma içerisinde, öte yandan bizim çok ciddi rakiplerimiz var. Her web ajansinin, her teknoloji firmasinin mutlaka ve mutlaka takip ettigi yurtdisinda forumlar, yayinlar ve saire, birtakim kaynaklar var ve hep oralari örnek almaya çalisiyoruz. Artik örnek almaktan bir adim ileriye gidip, biraz da arastirma-gelistirme, “o sonuca kendimiz nasil ulasiriz”i arastirirsak, belki çok daha hizli, belki de çok parlak bir fikirle ortaya çikip ciddi bir projeyi çok kisa bir zamanda bitirebiliriz.

Proje çesitlerine biraz girelim: Kurumsal tanitim siteleri; HTML olabilir, flash olabilir, bunlarin dengesinin iyi kurulmasi lazim. Flash demek, “Su resmi suradan suraya götürelim, biraz hoplatip ziplatalim, biraz da üç boyutlu yazilar koyalim” degil, flash’i kullanmanin da bir adabi var, bir görgüsü var. Neden; isin içerisindeki grafik, tasarim, bunlar tamamen görgü isidir. Sizlerin yaninda çalisan tasarimci arkadaslara sanat tarihini sorun mesela; 3-5 program bilmek, “Diur’u biliyorum, flash kullanmayi biliyorum ve saire” tasarimcilik degildir, tasarimcilik bir görgüdür, bir yetenektir, bir tecrübedir, bunu unutmayalim. Interaktivite agirlikli siteler; karsilikli etkilesimin oldugu e-ticaret siteleri, prozentel portaller, vortaller, dikey portaller, -yani belli konularda uzmanlasmis portallerden bahsediyoruz- veri agirlikli siteler, interaktif reklam kampanyalari.

Bilgi mimarisi nedir? Basarili bir web projesi, projenin hedefleri bu sekilde gelistirilmis bir bilgi mimarisiyle basliyor. Bilgi mimarisini, projenin altyapisini gösteren sematik bir plan olarak hazirlamamiz gerekiyor ve site tasarimindaki ilk adim olarak mutlaka bunu kullanmamiz gerekiyor. Günün birinde ortaya çikip, proje basladiktan 3 hafta sonra, “Ben buraya menüaytim daha istiyorum, bir navigasyon ögesi daha istiyorum ve bunun üzerine altina söyle 3-5 sayfa koyacagim, bu arada suradan veri tabanina bir baglanti yapmak istiyorum” degil, bunlarin geleceginin oldugunu bilmek ve bunlari görerek önceden planlanmis, ilk etapta yapilmasa bile, daha sonra yapilabilir, genisleyebilir bir sekilde bilgi mimarisine uygun bir tasarim ve yazilim.

Ziyaretçilerin nereden nereye gitmelerine karar verme asamasinda sitenin bilgi mimarisi gelistiriliyor. Siteyi her zaman, ilk basta da söyledigimiz gibi, siteyi ziyaret edecek; yani potansiyel müsteriniz, potansiyel isbirlikçileriniz, potansiyel bizden bilgi alacak ve bize bilgi verecek kisilerle temas halinde yapmamiz ya da onlarin öngörülerine göre toparlamamiz gerekiyor. Sitenin hedeflerini belirleyecegiz, kullanici senaryolari gelistirecegiz; tasarim, içerik, fonksiyonalite olarak farkli modüllerin ve modüllerin site içerisinde yerlesimini belirleyecegiz. Nedir; hedefler, hedeflere uygun bir senaryo, bunu tasarim, içerik ve fonksiyonalite açisindan degerlendirip modüllere ayirmak, modüler site içerisinde de yerlesiminin nereler olacagini belirlemek.

Örnek bir site yapisina geçelim: Mesela ana bir nevigasyon olmaz, birbirinden düzgün ve mantikli alanlarda ayrilmis. Logomuz, sitemize reklam almak isteyebiliriz, bir üst nevigasyon ve nevigasyon içerisinde bir alt basligi toparlayabilecek sekilde ikinci bir alt nevigasyon mönüsü, içerik alani ve en asaginda bir nevigasyon mönüsü daha olabilir veya bir tekst nevigasyon mesela. Hiç düsündünüz mü, birtakim grafikler yüklenmiyor sitede. Mesela ana mönünüzde kurumsal tarihçe ve saire birtakim mönüler var, bunlar grafik olarak çok güzel hazirlanmis. Internet baglantimiz Türkiye’de çok çok çok hizli degil ve bir resim yüklenmedi; o link nedir, onun üzerine açiklamak için bir yazi yazilmis mi? Yazilmadiysa en alt tarafa mutlaka sitenin tüm linklerini tekst halinde koymak, kullanicinin rahatligi açisindan veya kullanicinin beklenmedik durumlarda isini görmeye devam edebilmesi açisindan olmasi gereken durumlar.

Ana sayfamiz mesela, günlük veriler ve “Üye olun” bölümlerimiz var. Ana bölüm ve onlarin alt bölümlerine girecek bir nevigasyon semasi, alt bölümler birden fazla olabilir tabii ki. Örnek; bir mönü siralamasina bakalim: Mesela hakkimizda bölümü, bunun altinda bir tarihçe olabilir, genel müdürümüzün mesaji gibi bir bölüm olabilir veya ürünler, ürünlerin kategorisi, o kategori altinda mesela alt gruplar, renkli ürünler, onun altinda mavi sari ürünlerimiz. Hizmetler, hizmetleri kategorilere ayirmak; bayi organizasyonumuz var, bayileri bölgelere göre ayirmak veya belki bayileri ürünlere göre ayirmak, bu da bir ikilem. Hangisi bu sitenin ve tedarikçisinin müsterisine hedefleyecekse, o anlamda ayirmakta fayda var. E-ticaret ve onun alt kategorileri.

Ana sayfadan genel ilgi sayfalarina yönlenme, spesifik ilgi sayfalari olabilir, spesifik ilgi sayfalarini toplayacak genel bir ilgi sayfasi yaratacagiz; yani ana sayfadan ortak bir bölüme, onun spesifik bölümleri. Mesela ana sayfamizda “firma” diye bir link var ve onun altinda “kurumsal tarihçe” ve de “is ortaklarimiz” diye üç bölüm var diyelim. Bunlari ana mönüden açtik, alt alta açildilar; üçünden her birine tikladiginizda, bir sayfa geliyor. Peki bu firma linkine tikladigimizda ne olacak; ya hiçbir sey gelmeyecek ya orada link olmayacak. Ama orasi bir link, ne olursa olsun orada bir hareket var, üzerine geldiginizde bir mönü açiliyor. Demek ki firma hakkinda diger alt spesifik bölümleri; yani tarihçeyi, kurumsal linkini ve is ortaklarinizi anlatan çok kisa bir yazinin da orada bulunmasi ve altinda tekrar o linklerin verilmesi, ziyaretçinin kaybolmasini engelleyecek etkinlerden bir tanesi.

Sonuç: Kullanicinin aradigi bilgiye hizli ve kolay ulasmasi. Bir web sitesi yapmak, katalogunuzu en harika, en renkli, en civil civil sekilde göstermek degil, hedef kitlemizi istedigi bilgiye hizli ve kolay ulastirmak. Stratejik, teknik ve kreatif ekipleri dogru seçmek; her ekip, her kisi her isin insani degildir, ise göre de ekibimizdeki insanlari yönlendirmeniz ve seçmeniz gerekebiliyor. Kimisi e-ticaret konusunda uzmanlasmistir, kimisi bilgi verme konusunda uzmanlasmistir; tasarim anlaminda bakarsak, kimisi çok eglendirici siteleri tasarlamak için uzmanlasmistir, kimisi de belki bir e-ticaret sitesinin genel görsel yapisini kurabilecek sekilde uzmanlasmistir. Proje metodolojilerini de mutlaka belirlemeyi unutmayacagiz.

Çok tesekkürler, herhangi bir sorunuz varsa alabilirim.

SALONDAN- (Soru banda yansimadigindan yazilamamistir)

SERKAN DURUSOY- www.dna-tr.com /i-net-tr/indeks.htm.

SALONDAN- Büyük bir satis firmasina web sitesi yaptiginizi söylediniz; o birkaç tane web sitesi adresi verebilir misiniz, yani sizin hem tecrübenizi görmek, hem kafa yapinizi anlamak açisindan.

SERKAN DURUSOY- Daha önceki deneyimlerimiz arasinda yönettigimiz projelerden bir tanesi, www.citibank.com.tr.

SALONDAN- Daha sektörel olarak; yani “9 kisiyle toplantiya girdim, onlardan hiçbirinden dogru yanit alamadim” dediginiz, sonra “çok güzel bir proje” dediginiz site…

SERKAN DURUSOY- Müsterimizi kötülemek istemem, isterseniz o biraz bende kalsin; çünkü o iç bilgiydi, sektörde büyük bir firmadir kendileri.

SALONDAN- Hayir, o kisilere ben bilgi-islemi tam bilmedikleri için sizin söylendirmeniz açisindan…

SERKAN DURUSOY- O zaman vereyim: www.danonesa.com.tr.

SALONDAN- Ben bir sey soracaktim: Web site çesitlerinden bahsedildi; HTML, flash filan. Asagida vortal, ilk defa duydugum bir sey. Onu açiklar misiniz?

SERKAN DURUSOY- Bu portal dedigimiz yapidan sonra ortaya çikan bir kavram. Portaller söyle basladi: “Her konuda her bilgiyi verelim.” Sonra ortaya çikti ki, her konuda her bilgiyi veremiyoruz; “bazi konularda ya da özellikle seçilmis bir konuda her bilgiyi vermeye çalisalim” iste vortal kavrami bunu açikliyor.

SALONDAN- Portalin bir alt kümesi gibi?..

SERKAN DURUSOY- Portalin bir alt kümesi gibi düsünmeyelim bunu, yani su anlamda: Sarap portali diye bir sey duydunuz mu ya da futbol portali; aslinda bu bir vortal.

SALONDAN- Bir horizantil, öyle bir sey gördüm.

SERKAN DURUSOY- Horizantil vortical. Portal dedigimiz, horizantil; yani yatay bir yapi, yatay bir yapi içerisinde bütün kavramlari bulundurup asagi dogru tekrar her kavramin alt bilgilerini vermek. Vortal, dümdüz bir sekilde tüm asagi detaylariyla ayni kavram içerisinde çalisiyor.

BUGRA ANILDI- Bir örnek vermek gerekirse, Türkçe içerikli olarak mynet.com var. Bu my-net’in içinde hem spor, hem para bilgilerine ulasabiliyorsunuz; bu bir portal, çünkü çok kapsamli konulari içeriyor. Ama mesela “sportta kal” var, bu sirf sporla ilgili bir portal oldugu için, bu bir vortal, vortical portal. Ayni sekilde finansal piyasalar için Yapi-Garanti’nin yaptigi para.garanti.com var, bu da bir vortal, parayla ilgili. Ayni sekilde iste.yatirim.com. bu da bir vortal, sadece parayla, finansla ilgili oldugu için.

SALONDAN- Bir de web projesi altinda çalisanlardan bir interaktif vardi, bir de veri tabani için olan vardi, bir de HTML olan vardi. Peki bu PHP, ASP gibi aktif web programlama dilleri interaktif kisma mi giriyor?

SERKAN DURUSOY- Interaktifi biraz söyle açabiliriz: Interaktif olmasi için tam anlamiyla bir ASP, PHP ve saire gibi bir yapiyla olmasi sart degil; mesela bunun bir altyapisi olabilir, basarsaniz, bir sey oynar veya bir flash bir çalisma yapmissinizdir, üzerine geldiginizde bir seyin, hareket eder ve arkasinda bir baska sey görürsünüz. Mesela bir oyun oynuyorsunuz, bu bir aktivitedir, oyuna katkida bulunuyorsunuz. Tabii bu kavramlarin hepsi birbirinin içinde aslinda, tamamiyla birbirinden ayirmak çok zor. Fakat veri tabani dedigimiz zaman, isin içerisine belli bir bilgi mimarisini, belli bir veri mimarisini tutabilecegimiz, planlayabilecegimiz ve onu yayinlamak için kullandigimiz yazilim araçlariyla birlikte sundugumuz bir bölüm ortaya çikiyor.

SALONDAN- Pek açiklayici olmadi ama…

SERKAN DURUSOY- Sorunuzu tekrar alayim, daha açiklayici olmaya çalisayim.

SALONDAN- Bir HTML için çalisan insan var, ondan sonra veri tabani uygulamalari için çalisan birisi var. HTML salt sayfa yapiyor, veri tabaninda direkt veri tabanindan bilgiler aktariyor; ama PHP ve ASP yapan kisi, hangi ad altinda projede yer aliyor?

SERKAN DURUSOY- Bu kisiler yazilim uzmani olarak düsünülüp interaktiviteyi de saglayan bölümle ve yazilim, veri tabani altyapisini yapan bölümle ortak kisiler olabiliyor -proje büyüklügüne göre- veya tamamen ayri olabiliyor. Eger projemiz çok genis bir veri tabanini kapsiyorsa, salt veri tabanini düzenleyecek ve yönetecek bir veri tabani ekibiyle o veri tabanindan bilgiyi çekip sunacak bir yazilim ekibine ve o bilginin sunuldugu HTML, hazirlayacak bir grafik veya HTML ekibini ayri ayri bulundurabiliyoruz.

SALONDAN- Demek ki arada gizli olan, baska ad altinda çalisan insanlar da var. Ayni kisi, mesela o web programlama dillerinden sorumlu kisi, ayni zamanda web veri tabani altinda ya da interaktif kismin altinda da çalisiyor; yani gizlenmis bir kimlik var.

SERKAN DURUSOY- Bir nevi. Aslinda dogru olan bu degil; proje boyutuna göre, projenin detaylarina göre, belli bir skaladan sonra bunlari ayirmakta fayda var ve biz genellikle bu yönde çalisiyoruz. Bizim mesela DNA olarak ekibimizin birçok firma gibi 10-15 kisi degil de, 30 kisi olmasinin sebebi tamamen bu, herkesi belli alanda, bu alanlarda uzmanlastirmak ve ilginç bir sekilde çalisan sayisi artmasina ragmen, su anda projelerde maliyetlerimiz çok daha düsüyor.

BUGRA ANILDI- Baska sorusu olan?

Daha detayli sorulariniz olursa bize e-mail’le geçebilirsiniz, isteyen kisilere e-mail yoluyla kartimizi veya sunumu da gönderebiliriz.

Çok tesekkür ederiz.

SERKAN DURUSOY- Katildiginiz için çok tesekkür ediyoruz, umarim hepiniz için faydali olmustur.

—-&—-

Yapilan is ne kadar parlak olursa olsun, yüksek bir amacin sonucu degilse, büyük sayilmamalidir.

La Rochefoucauld

DÜNYA YA PİYON OLARAK GELDİM AMA BİRGÜN VEZİR OLARAK ÖLECEĞİM.

YÜCEL

12 Temmuz 2007

Laser Nedir? Lazer Çeşitleri Ve Kullanım Alanları

Laser nedir? Lazer çeşitleri ve kullanım alanları

Tek renkli, oldukça düz, yoğun ve aynı fazlı paralel dalgalar halinde genliği yüksek güçlü bir ışık demeti üreten alet.

Laser İngilizce; Light Amplification by Stimulated Emission of Radiation (uyarılmış ışın neşriyle ışık kuvvetlendirilmesi) cümlesindeki kelimelerin baş harflerinin alınmasından türetilmiş bir kelimedir.

1960 senesinde ABD’de Theodore H. Maiman tarafından keşfedilmiştir. Normal ışık, dalga boyları muhtelif, rengarenk, yani farklı faz ve frekansa sahip dalgalardan meydana gelir. Laser ışığı ise yüksek genlikli, aynı fazda, birbirine paralel, tek renkli, hemen hemen aynı frekanslı dalgalardan ibarettir. Optik frekans bölgesi yaklaşık olarak bir trilyon hertz ile üç bin trilyon hertz arasında yer alır. Bu bölge, kırmızı ötesi ışınları, görülebilen ışınları ve elektromanyetik spektrumun morötesi ışınlarını kapsar. Buna karşılık mikro dalga frekans bölgesi yaklaşık olarak 300 milyon hertzden 300 milyar hertze kadar uzanır. Yani, laser çok yüksek frekanslarda çalışır.

Laserin önemi uygulamasının yaygın olmasında ve onun daha da genişlemesinin beklenmesinde yatmaktadır. Özellikle uygulamanın genişliği, ışınların frekansların hassas bir şekilde kontrolünden, yayılan ışının yayılma düzeninden veya ışınların olağanüstü yoğunluğundan kaynaklanmaktadır. Laser dolayısıyla, holografide, opektraskopide çok önemli gelişmeler ortaya çıkmıştır. Bunlar yoluyla laser diğer bilimsel ve teknolojik alanlarda da etkisini göstermektedir.

Laserin çalışma prensibi: Optik bakımdan saydam, bir ucunda tam sırlı ve yansıtıcı, diğer ucunda yarı sırlı kısmen yansıtıcı iki ayna bulunan bir tüp alınır. Buna gaz, sıvı ve katı bir madde doldurulur. Dışarıdan ışık verme, elektrik akımı geçirmek suretiyle veya kimyasal bir yolla elde edilen enerji, ortamdaki atomlara ulaşır. Bunların bazıları bu enerjiyi emerler. Fazla enerji, atomları kararsız hale getirir. Kendisine bir foton çarpan, uyarılmış ve kararsız atom, fazla enerjiyi foton neşrederek verir. Fotonlar, benzer şekilde diğer fotonların neşrini sağlar. Uçlara ulaşan fotonlar, aynalardan yansıyarak geri dönerler ve olay devam eder. Uyarma ve tahriklerde ortamdaki fotonlar artar. Atomların hemen hemen hepsi, foton yaymaya başlayınca kuvvetlenen ışık, yarı sırlı uçtan dışarı çıkar. Bu, laser ışınıdır. Laser dalgalarını, uygun adım giden aynı üniforma ve şekle sahip askerlere, normal ışığı ise rasgele karakteri bozuk bir orduya benzetmişlerdir. Normal ışıkta dalgalar, birbirini zayıflatıcı karakterde olmasına rağmen, laserde birbirini kuvvetlendirici olurlar. Laser ışınları yüksek frekanslı olduklarından güneş ışını özelliklerine sahiptir. Ancak laser ışınları tek frekanslı olduğu için kayıpları azdır. Ayrıca laser ışınları aynı fazda yapılan ışık dalgaları olduğu için şiddeti büyük olur. Bu yüzden laser ışınlarının şiddeti güneş ışınlarının şiddetinin bir milyon katıdır.

Elektromanyetik dalga paketçiği de denen foton, güneş ışığı füzyon reaksiyonuyla meydana gelip, bu şekilde yayılan foton enerjisidir. Laser ışında foton yayılmasından ibarettir. Laserde foton üretimini anlayabilmek için atomların değişik seviyelerinde ne gibi hadiseler olduğunu bilmek gerekir. Bir atomun uyarılmış durumda bulunduğu kısa zaman aralığında üzerine belli bir dalga boyunda foton düşürülürse, atom aynı fazda foton yayar. Bu işlem peş peşe tekrarlanırsa, tamamen aynı fazda bir ışın demeti elde edilir. En düşük enerji seviyesinde bulunan bir atoma dışarıdan bir foton verilirse, atom enerjisi kazanarak E1 enerji seviyesinden E2 enerji seviyesine uyarılmış olur. Bu atom kendi halinde bırakılırsa, uyarılmış bulunduğu E2 enerjisinden bir foton vererek tekrar E1 enerji seviyesine döner. Uyarılarak enerji seviyesi E1’den E2’ye yükseltilen atom enerjisini geriye foton olarak yaymaya başlarken bir foton daha çarptırılırsa atomu birbiri ile aynı özellikte iki foton terk eder. Bu şekilde atom kat kat enerji seviyelerine çıkarılırsa bu seviyelerden düşerken de katlar halinde foton ürer. Bu işlem iki paralel ayna arasında aynı fazda olan fotonların toplanması şeklinde devam eder. Laser ışını dalgasının dalga boyu aynalar arasındaki mesafe ile uyumludur. Aynı frekansta yani, aynı dalga boyunda yapılan foton üretimine uyarılmış yayılma işlemi denir. Milyonlarca atom için bu işlem yapılırsa aynı yöne doğru milyonlarca foton paralel ışınlar halinde bir noktadan yayılır. Bu ışınlar aynı fazda, aynı frekansta, aynı yönde olduklarından adeta birbirine yan yana yapışıktır. Paralel aynalar arasında şiddeti bu şekilde çığ gibi artan ışınlar, ışık frekansına eş bir frekansta, darbeler halinde oldukça parlak ışık huzmesi olarak yayılır. Laser ışınındaki enerjisinin büyümesinin esası işte bu milyonlarca küçük enerji kaynaklarının çok dar bir hüzme halinde aynı yönde ham yanyana hem de ard arda birleşmesi neticesidir. Laserin çalışması için enerji seviyesi düşen atomlarda daha fazla sayıdaki atomların uyarılacak enerji seviyelerine yükseltilmesi gerekir. Bu durum ise normal olarak atomların enerji seviyesi dağılımının tersidir. Bu sebepten laserin çalışması için gerekli durum tersine çevrilmiş dağılım olarak isimlendirilir. Tersine çevrilmiş dağılımı ortaya çıkarmak için pompalama işlemi kullanılır. Optik pompalama ise, yüksek frekanslı yoğun ışınların neşriyle yapılabilir. Yarı iletkenli laserlerde pompalama elektrik akımı yardımı ile gerçekleştirilir ve işlem elektriksel pompalama olarak isimlendirilir. Gaz laserlerinde ise pompalama işlemi elektron-atom veya atom-atom çarpıştırılmasıyla ortaya çıkarılır ve çarpışma pompalaması olarak bilinir. Kimyasal pompalama işleminde ise kimyasal laserlerde kimyasal reaksiyonlarla atom ve moleküller uyarılır. Gaz-dinamik laserlerde de pompalama ses hızı üstü gaz genişlemesi yoluyla gerçekleştirilir ve gaz genişleme pompalaması olarak isimlendirilir.

OSİLASYON

Yukarıda açıklanan tersine çevrilmiş dağılım elde edildikten sonra, bu ortamdan geçen ışık rezonans durumuna getirilir. Optik asilator olarak da isimlendirilebilecek bu ortam yansıma, kırılma ve diğer kayıpları karşılayacak durumda olmalıdır. Bu amaçla laser ortamı, uzunluğuna doğru bir parça şeklinde düzenlenir ve iki ucuna çok kuvvetli yansıtıcılar konarak ışının bunlar arsında ileri-geri yansıması sağlanır. Bu yansıtıcılardan biri bir ölçüde saydam yapılarak rezonans frekansına ulaşan ışının laser ışını olarak ortamından dışarı çıkmasını sağlar.

Q-Anahtarlaması

Çok kısa ve çok güçlü çıkışlar q-anahtarlaması kullanılarak depo edilmiş laser ışınlarından elde edilebilir. Bu tür teknikte yansıtıcılardan biri pompalama aralığının bir kısmında yansıtmayacak şekilde düzenlenir. Daha sonra yansıtıcı hale getirilir. Bu düzenleme sonucu pompalama devresinin bir kısmında depo edilen enerji diğer kısmında büyük bir darbe olarak yayılır. Q-anahtarlamasının en kolay şekli bir aynanın çok hızlı dönmesiyle gerçekleştirilebilir. Bu aynanın diğer ayna ile aynı eksene geldiği zaman da laser yayılımı ortaya çıkar. Bu konuda uygulanabilecek diğer teknik laser frekansına ışık absorbe eden seyreltilmiş bir çözelti ortamı kullanmaktır. Bu şekildeki absorbsiyon enerjinin depo edilmesini sağlar.

Mode kilitlenmesi

Çözelti kullanılarak ve anahtarlama ile elde edilen laser ışınının gücü mode kilitlenmesi ile daha da arttırılabilir. Böyle bir durumda birbirine yakın ve aralarında belirli bağıntının bulunduğu “kilitli” frekanslarda aynı zamanda titreşim meydana gelir. Böylece çok daha kısa zamanda yüz trilyon watt’a yaklaşan bir güç elde edilir ki, bu dünyadaki bütün elektrik santrallerinin toplam üretiminden daha fazladır.

Laser ışınının özellikleri:

En büyük özelliği dağılmaz olması ve yön verilebilmesidir. Bu özelliğinden istifade ile mesafe ölçme ve fiber optik teknolojisi geliştirilmiştir. Dalga boyunun küçük olması dağılmayı da büyük ölçüde azaltır. Uyarılan atomlar her yön yerine belli yönlerde hareket ederler. Bu laserin çok parlak olmasını doğurur.

Laser ışını, dalga boyu tek olduğundan monokromatik özellik taşır. Frekans dağılım aralığı, frekansının bir milyonda biri civarındadır. Bu sebepten istenilen frekansta çok sayıda dalgalar laser dalgası üzerine bindirilmek suretiyle haberleşmede iyi bir sinyal jeneratörü olarak iş görür. Aynı anda birçok bilgi bir yerden başka yere gönderebilir.

Laser ışını dağılmaz olduğundan kısa darbeler halinde yayınlanabilmesi mümkündür. Kayıpsız yüksek enerji nakli yapılması bu özelliği ile sağlanabilir. Laser kendisinde bulunan yüksek enerji sayesinde kesme, kaynak ve delme endüstrisinde kullanılır. Ayrıca laser darbesinin çok kısa olmasından yüksek hız fotoğrafçılığında faydalanılır. Yönlü bir hareket olmasından ise holografi ve ölçüm biliminde yararlanılır. Bütün özellikleri ile uzak mesafe ölçümlerini mümkün kılar.

Laser ışını tek dalga boyuna sahip olduğu için laser cinsine göre çeşitli renkte ışınlar elde etmek mümkündür.

LASER TÜRLERİ

Katı Laserler

İlk bulunan laser yakut laseridir. Yakut, az miktarda krom ihtiva eden alüminyum oksit kristalidir. Kırmızı laser ışınları yayan, bu kristal içindeki krom atomlarıdır. Krom atomları optik olarak yeşil ve mor ışıkla uyarılır. Bu tür laser ile saniyenin milyarda biri gibi kısa bir sürede birkaç milyon wattlık güç nakledilebilir. İlk yakut laser sadece bir darbe ile çalıştırılırdı. Daha sonra bunun oda sıcaklığında ve sürekli biçimde çalıştırılması mümkün olmuştur. Darbenin gücünün yükseltgendiği ikincil laserlerle birlikte kullanılan q-anahtarlı laser moduyla saniyenin birkaç milyarda biri kadar devem eden birkaç milyar wattlık güç üretilebilir. Günümüzde kullanılan laser, sert şeffaf kristalden meydana gelir. Kristalde küçük miktarda genellikle nadir toprak elementleri mevcuttur. Bu kristalin işlem için oda sıcaklığının çok altına indirilmesi gerekir. Bu laserler optik pompalama gerektirirler ve darbeli olarak çalışarak ısınmayı önlerler. Sıcaklık ve manyetik alanda yapılacak değişiklikle çalışma frekansı ayarlanabilir.

Neodimium çeşitli kristallerde kullanılan nadir toprak elementlerinden biridir. Enerji düzeyi sebebiyle fazla optik pompalamaya ihtiyaç göstermez ve su sebepten dolayı tercih edilir. Güneş ışığının kullanılması uzay uydusuna yerleştirilen haberleşme sisteminde muhtemel laser kullanımını mümkün kılmaktadır.

Yarı İletken Laserleri

Yarı iletken malzemelerden elde edilen kristallerle de laser yapılmıştır. Galyum arsenik kristali yarı iletken lasere örnektir. Yarı iletken diod gibi p-n malzemenin birleşmesinden meydana gelmiş olup, p-n malzemenin birleştiği yüzey yakut laserindeki aynalar görevini yapar. Birleşim yüzeyinde pozitif voltaj p tarafına ve negatif voltaj n tarafına verildiği zaman elektronlar n malzemesinden p malzemesine geçerken enerjilerini kaybeder ve foton yayarlar. Bu fotonlar tekrar elektronlara çarparak bu elektronların daha çok foton üretmesine sebep olurlar. Neticede yeterli seviyeye ulaşan foton neşri, laser ışınını meydana getirmiş olur. Bu tür laserler verimli ışık kaynaklarıdır. Genellikle boyları bir milimetreden büyük değildir. Ancak çok verimli çalışma için ortam sıcaklığı oda sıcaklığının çok altına düşürülmelidir.

Gaz Laserleri

İlk gaz laser helyum ve neon karışımı şeklinde kullanılmıştır.bu karışım uzun bir tüpe ve iki küresel ayna arasına yerleştirilmiştir.

Helyum ve neon gazı ile çalışan laserde bu gazlar yüksek voltaj altında iyonize hale gelir. Helyum atomları elektrik deşarjı esnasında elektronların çarpması ile ikazlanarak yüksek enerji seviyelerine çıkar. Bunlar, kazandıkları enerjilerini neon atomlarındaki eş enerji seviyelerine aktarırlar. Bu enerji aktarma işlemi fotonun yayılmasına sebep olur. Aynalar vasıtasıyla yeterli seviyeye ulaştıktan sonra laser ışını elde edilmiş olur. Bu tür laser ışınının dalga boyu 1,15 mikrondur.

Kimyasal Laserler

Kimyasal laserlerde bir gaz meydana getirilir ve kimyasal reaksiyon yoluyla pompalanır. Kimyasal pompalama bir eksotermik kimya reaksiyonunda enerji açığa çıkmasıyla olur. Buna bir örnek hidrojen ve flüor elementleri tersine çevrilmiş bir toplumda hidrojen flüorur meydana getirmek üzere reaksiyona girdiklerinde laser etkisi ortaya çıkar.

Sıvı Laserler

En çok kullanılan sıvı laser türü, organik bir çözücü içindeki organik boyanın seyreltik bir çözeltisidir. Bunlara mor ötesine yakın ve kızılötesine yakın arasında laser türleri elde edilebilir. Genellikle pompalama optik olarak cereyan eder. Birkaç laser paralel olarak çalıştırılabilir. Böylece saniyenin birkaç trilyonda biri devam eden laser darbeleri elde edilebilir. Boya laserlerinin en önemli özelliği dalga boyunun geniş bir alanda hassas bir şekilde ayarlanabilmesidir.

Laser ışınının Kullanıldığı Yerler

Laser, haberleşmede kullanılabilecek özelliklere sahiptir. Laser ışını da güneş ışını gibi atmosferden etkilenir. Bu sebeple atmosfer, radyo yayınlarında olduğu gibi laser yayını için uygun bir ortam değildir. Bu bakımdan laser ışınları, içi ayna gibi olan lifler içinden gönderilirse, lifler ne kadar uzun, kıvrıntılı olursa olsun kayıp olmadan bir yerden diğerine ulaşır. Bu liflerden istifade edilerek milyonlarca değişik frekanstaki bilgi aynı anda taşınabilmektedir. Bu maksatla foto diyot kullanılmakta ve elektrik enerjisi foto diyotta ışık enerjisine çevrilmektedir. Dünyanın birçok telefon şirketleri bu tatbikata geçmişlerdir.

Karbondioksit laserleri metal, cam, plastik kaynak ve kesme işlerinde kullanılır.

Laser, uzayda mesafe ölçmede kullanılır. Peykler arasındaki mesafeyi 25cm hata ile ölçebilmektedir. Laserle ilk mesafe ölçümü, 1962 senesinde, Ay’a yerleştirilen argon-iyon laseri ile yapıldı. Laser, inşaatlarda, boru ve tünel yapımında, yön ve doğrultu tayininde ve tespitinde klasik teodolitlerden çok daha mükemmel ve kullanışlıdır.

Laserin askeri alandaki tatbikatları çoktur. Mesafe bulma ve yer tanıma maksadıyla kullanıldığı bilinmektedir. Hedefe gönderilen güdümlü mermiler, hedef yakalanınca laser ışını ile infilak ettirilmektedir. Gece karanlığında gece görüş dürbünleri sayesinde gündüzmüş gibi operasyon yapılabilir. Çok başlıklı füzelerin hafızalarına yerleştirilen hedef resmi, füze hedefe yaklaşınca laser ışını ile tanınır. ABD’nin 1984 yılında geliştirdiği füze savunma sistemi, düşman füzesini havada iken uzaydan gönderilen laser ışını ile tahrip edebilmektedir.

Holografi ve fotoğrafçılıkta çok mühim yeri vardır. Laserle görüntü kaydetme süresi saniyenin 10 trilyonda biri zamanda mümkün olur. Holografi, laser ışınları ile üç boyutlu resim çekme ve görüntüleme tekniğidir.

Tıpta laser “kansız ameliyat” maksatları ile kullanılır. Yırtılmış göz retinası, laser ışını ile acısız ve süratle dikilir. Vücudun çeşitli bölgelerindeki tümörler bıçakla açılmadan yerinde kesilerek tedavi edilebilir. Damardaki dokular, laser ışını ile kaynar ve kanama olmaz. Çürük diş çukurları dolgu yapılmak üzere acısız delinebilir.

Laserle İlgili Beklenen Gelişmeler

Nükleer enerji alanında laserin çeşitli gelişmelere yol açacağı umulmaktadır. En önemlisi başlatılması zor olan termonükleer-füzyon olayının (hidrojen bombası ve güneşte her an meydana gelen reaksiyon) laser ile tetiklenmesidir. Böylece dünya enerji problemi ortadan kalkacaktır.

Laser ışınının darbe süresinin saniyenin trilyonda birine düşürülmesi halinde kısa bir sürede üretilecek enerji bugün dünyada aynı müddette üretilmekte olan enerji toplamından fazla olacaktır. Laser ışını ile çalışan silahların yapılması ile çok uzaklardan mühimmat, akaryakıt, karargah binaları imha edilebilecektir. Laser özelliği dolayısıyla bilgisayarın hafıza kapasitesini büyük ölçüde arttırabilir.

12 Temmuz 2007

Sonraki Önceki


Kategorilere Göre

Rasgele...


Destekliyoruz arkada - arkadas - partner - partner - arkada - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy