‘do a’ Arama Sonuçları

Franchısıng

FRANCHISING

Franchising’in Tanımı:

Franchising özellikle 1970′li yıllardan sonra sözleşmeler yoluyla dünya çapında yaygınlaşmış bir ticari ilişki şeklidir. Hukukçuların ve uluslararası kuruluşların franchising’i değişik şekillerde tanımlamış olmalarına rağmen esasen tüm tanıtımların temelde içerdiği ve ifade ettiği kavram hemen hemen birbirinin aynıdır.

Genel bir ifadeyle franchising, kendini kanıtlamış kuruluşların ürettikleri mal ve hizmetleri, deneyim ve bilgi birikimlerini bir sözleşme karşılığında bağımsız müteşebbislere aktararak hedef tüketicilere ulaştıkları işletmecilik modelidir.

“ Bir ana işletmenin (franchisor), belirli süre ve koşullar altında pazarda denenmiş ve başarıya ulaşmış bir ürünün veya hizmetin, bağımsız bir firmaya (franchisee), isim hakkı ile birlikte bu ürün veya hizmet ile ilgili bilgi, teknoloji, işletme yönetimi ve organizasyonu, dağıtım ve pazarlama teknolojileri gibi konularda tanıdığı imtiyaza franchising denir.”

“Franchising, bir işletme çerçevesinde yapılan satış faaliyetlerinde denenmiş ve kendini ispat etmiş bir markanın desteği ve güvencesi altında iş yapan, birbirinin kopyası, dağıtım müesseselerinin mal ve hizmetlerin dağıtımına yönelik olarak belli bir bedel karşılığında söz konusu isim marka ve sistemin sahibi olan franchisor ile girmiş oldukları bağımsız bir ticari ilişki türüdür.”

“ Franchising; ana firmanın, belirli bir bölgede ve belirli bir süre için, belirli ayrıcalıkları kullanma hakkını bir diğer firmaya verdiği; yönetim, organizasyon, eğitim ve tedarik konularında yardım sağladığı bir pazarlama ve dağıtım yöntemidir.”

Franchising, hukuken birbirinden bağımsız iki taraf arasında sözleşme ile yapılır.

Franchisor: Kendi alanında başarılı olmuş, belirli kalite standartlarını tutturmuş, tanınmış bir markadaki ürün yada hizmetin, işletme sisteminin sahibidir. Yani franchisor, anlaşmanın tarafı olan üretici firmadır.

Franchisee: Belirli bir süre ve belirli bir bedel karşılığında franchise verenin ticari yada hizmet markasını, işletme sistemini, diğer sınai ve mülkiyet haklarını kullanma hak ve zorunluluğunu üstlenen bağımsız bir işletmecidir.

Franchising sözleşmesinde ana firma, anlaşmaya konu olan mal yada hizmeti franchise alana sunmasının yanında, ona bazı yönetim, pazarlama ve danışmanlık hizmetleri de sağlar. Karşı taraf yani franchisee ise sermayesini, piyasa bilgisini ve kişisel çabalarını ortaya koyar. Franchisee, yıllık satışların belirli bir yüzdesini ve diğer belirli ücretleri ana firmaya öder ve ana firmanın standartlarını aynen koruyarak faaliyetlerini sürdürür. Franchising türü anlaşmalar, daha çok patente konu olmayan mallarda uygulanmaktadır.

Y Çok uluslu işletmeler, şube açarak da ülke dışında faaliyet gösterebilirler. Ancak şube açmak işletmeye ek bir maliyet yükleyecektir. Franchising yoluyla yabancı pazarlara girmek isteyen ana işletmeler ise, hiçbir maddi yatırım yapmadan kendi isimlerini taşıyan işyerlerini oluşturabilmektedirler. Dolayısıyla franchising sistemi ile yabancı pazarda faaliyet göstermek daha kolay ve risksizdir.

FRANCISING’İN ÖZELLİKLERİ

ü Franchising, bir pazarlama ve dağıtım yöntemidir.

Franchisig’in amacı; karşılıklı güven ve sürekli bir iş ilişkisi içinde her iki tarafın birbirinden yararlanmasını sağlamaktır.

Franchising, yasal ve finansal açıdan birbirinden bağımsız en az iki taraf arasında sözleşme ile yapılır ve taraflar arasında sürekli bir ilişki ile kurulur. Taraflar arasında yapılan bu sözleşmede sözleşmenin süresi, tarafların yükümlülükleri, franchisee’in faaliyetini sürdüreceği bölgenin sınırları gibi konular belirtilmelidir. ( Türkiye’de franchising sözleşmesi ile ilgili özel bir kanuni düzenleme yapılmadığından, taraflar arasındaki sözleşme Borçlar Kanununun genel hükümlerine tabidir. )

Franchising sözleşmesinde her ne kadar tarafların bağımsızlığından söz edilse de, franchise alan, ana firmaya bağlıdır. Bu nedenle franchisee açısından hukuken var olan bir bağımsızlık olmasına karşın, fiilen yarı bağımlılık söz konusudur. Franchisee’in bu bağımlılığı da; ana firmanın sisteminin standartlarının korunması için, ana firmanın belirlediği sözleşme şartlarına bütünüyle uymak zorunluluğundan kaynaklanmaktadır.

Franchisor, eşi olmayan bir ürüne yada işletme sistemine sahiptir. Francisor, franchisee ile arasında yapmış olduğu anlaşmaya dayanarak başarılı olmasını sağlayan iş yöntemlerini kullanma hakkını ya da formülü gizli olan ürünün satış hakkını sözleşme ile franchisee alana verir.

Oluşturulan franchising sistemi ile; franchisee, ana firmanın adı ve sözleşmede belirtilen koşullar altında faaliyetini sürdürür. Franchising sisteminin başarılı olabilmesi için, ürün yada hizmetin markası ve adının, bunların kalite standartlarının her bir franchise birimi için aynı olması gerekir. Her bir franchise birimi, görünüş ve hizmet sunma şekliyle birbirinin aynısı olduğu için, franchising sistemi, müşteriler açısından birbirinden farksız işletmelerden oluşan bir bütündür. Her bir franchise biriminin birbiri ile aynı yapı ve özellikte olması için, ana firmanın ürün yada hizmete ilişkin her aşamayı franchise alana ve personeline öğretmesi gerekir. Bu nedenle de, franchise alan kendi mağazasını açmadan önce, kendisine franchise veren firma tarafından belirli sürelerle eğitime tabi tutulur.

Franchise alan, ana firmanın sahip olduğu ürün yada hizmete ilişkin çeşitli hakları kullanması sebebiyle ana firmaya belirli ücretler öder. Bunlar:

_ Başlangıç ücreti: Franchise sistemine girebilmek ve marka adını kullanabilmek için franchisee’in başlangıçta ödediği ücrettir.

_ Royalty : Franchisee’in ana firmanın kendisine verdiği eğitim ve diğer sürekli yardımlar karşılığında ödemiş olduğu ücrettir.

“ Royalty, lisans anlaşmalarında yabancılara ait bir yeniliği kiralayan veya onun patentini satın alanın bunun karşılığında yaptığı ödemedir.”

_ Reklam ücreti

_ Ana firmadan alınan malzeme ücretleri

Franchising sisteminin başarılı olabilmesi için; ana firmanın franchise vermeden önce hedef pazarında ürün yada hizmete olan talebi önce kendi pilot birimlerinde denemesi ve ardından sonuca göre franchise vermesi gerekir.

v Franchising sistemi, bu sistemin tarafları olan franchise alan ve veren açısından bazı avantajlar ve dezavantajlar içermektedir.

Ancak öncelikle franchising sisteminin yararları şu şekilde sıralanabilir:

FRANCHİSİNG’İN YARARLARI

ü Franchising sisteminin önemi, özellikle dünyada global ekonomik bütünleşmeye doğru gidilmesiyle kendini hissettirmiştir.

“Pazarların globalleşmesi ile pazar bölümlendirme, yerel markalar ve küçük ölçekli üretimin yerini standardizasyon, standart mal ve markaların global düzeyde, büyük ölçekli olarak daha düşük maliyetlerle üretilmesi almıştır.”

Franchising sistemi ile ana işletmeler, hiçbir maddi yatırım yapmadan yabancı pazarlarda kendi isimlerini taşıyan işyerlerini oluşturabilmektedirler. Bu nedenle kendi pazarında doygunluğa ulaşmış ve yayılmak isteyen başarılı firmalar için franchising, denetim kolaylığı ve standardizasyon sağlaması gibi özellikleri ile tercih edilmektedir.

ü “Kendi işini kurmak için gerekli yeteneği ya da güveni kendinde bulamayan, iş tecrübesi olmayan, tasarruflarını kendisine ait bir iş kurarak değerlendirmek isteyen küçük yatırımcıların franchise alarak işe başlamaları, yeni bir iş kurmaya göre daha kolay ve daha az maliyetlidir.”

Franchising, yeni bir iş kurmak için gerekenden daha az nakit yatırımı gerektirdiğinden küçük yatırımcıları destekler. Böylece ana firma da, ürün ya da hizmetlerinin dağıtımını kendi amaçlarına uygun küçük girişimciler aracılığıyla daha az bir maliyetle gerçekleştirir.

ü Franchising, ekonomiye katkıda bulunan bir araçtır. Franchising, çok farklı iş alanlarında uygulanabildiğinden yeni iş alanlarının açılmasına katkıda bulunur. Bu yolla ülke içinde yan sektörler gelişme gösterir ve istihdam imkanı sağladığı için ekonomik büyümeye yardımcı olur.

ü “ Franchising sistemi, ana firmanın kalite ve standartlarını aynen sürdüren franchise birimlerinin sayılarının artmasıyla, ürün ve hizmetlerde kalite ve teknoloji düzeyinin yükselmesini sağlar.”

ü Franchising sistemi sayesinde, uluslararası alanda ünlü olan, kaliteli ürün veya hizmetin taklit edilmesi engellenmiş olur.

ü Ana firma, franchising zincirindeki her bir birime işyerlerini açmadan önce kendi ürün yada hizmeti hakkında bilgi verir, girişimciye ve personelini belli bir eğitimden geçirir. Böylece, eğitimli bir personel ile, müşterilere kaliteli, güvenilir ve tutarlı hizmet sunulur.

ü Franchising sayesinde ürün veya hizmetin kalitesi ve standardı yüksek olduğu için, diğer firmalar da sundukları ürün veya hizmetin kalitesini artırmaya çalışırlar.

FRANCHISING’İN FRANCHISE ALAN AÇISINDAN AVANTAJLARI

Küçük firmaların franchise alarak işe başlamaları, yeni bir iş kurmaya göre daha daha kolay ve daha az maliyetlidir. Ayrıca franchising sistemi ile, kendi başlarına kredi bulmakta zorlanabilen küçük yatırımcılar, ana firmanın desteğiyle kredi bulabilmektedirler. Yani franchising sistemi ile; küçük yatırım sahipleri için daha kolay iş kurma olanağı sağlanmış olur.

Franchising işlemine konu olan iş, franchise olarak verilmeden önce pilot birimlerde denenir ve başarılı olursa franchise olarak verilir. Bu nedenle söz konusu iş, zaten belirli bir potansiyele ulaşmıştır. Bu durumda franchise almak isteyen yatırımcı, piyasada ticari adı ve markası tanınmış ve başarılı olmuş bir işletmenin ürün yada hizmetiyle işe başlar. Böylece, tek başına işini kurmak isteyen yatırımcıya göre pazara daha kolay girer. Çünkü franchise alan firma, ana firmanın hazır müşteri potansiyelinden yararlanmaktadır.

Kendi işini kurmak için gerekli yeteneği yada güveni kendinde bulamayan, fazla iş tecrübesi olmayan küçük yatırımcılar için franchise alarak işe başlamak daha uygundur. Çünkü franchise veren ana firmalar, franchise verdikleri kişilere birimlerini açmadan önce ve daha sonra yönetsel eğitim programları, sürekli rehberlik, test edilmiş bir ürün yada hizmetin pazarlama programlarını sağlarlar. Böylece, ana firmanın deneyimlerinden yararlanma olanağına sahip olan küçük yatırımcıların hata riski azalır. Ana firmanın franchise alanlara sağlamış olduğu bu eğitim programları ile franchise alan firmalar, büyük bir firmanın sahip olduğu avantajlarla işe başlarlar.

Franchise alan firma, ana firmanın bölgesel ve ülke çapında yapmış olduğu reklamlardan ve promosyonlardan yararlanır. Reklam kampanyaları ana firma tarafından düzenlenmekte ve kontrol edilmektedir. Ancak franchise alan firma da, bu reklam ve promosyon maliyetlerini paylaşır ve aylık satışlarının belli bir yüzdesini ana firmaya öder (reklam ücreti). Etkili bir reklamın satış üzerindeki etkisi büyüktür. Kendi işini kuran yatırımcı, reklam ile ilgili tüm maliyetlere tek başına katlanırken franchise alan firma ana firmanın yaptığı reklamlardan yararlanma avantajına sahiptir.

Franchise alan firmalar, franchising sistemi içinde ana firma ile birlikte hareket ederler. Bu nedenle karşılaşılan riskler ve sorunlar paylaşılmaktadır.

Franchise alan firmalar, ürün yada hizmet satışında ana firmanın müşteri potansiyelinden yararlandıkları için satışlarını bir şekilde garantilemiş sayılırlar. Buna bağlı olarak da franchising, küçük yatırımcıların piyasadaki büyük şirketlerle rekabet etmelerinde en etkili araçlardan biridir.

Franchising işlemine konu olan mal ile ilgili malzemeler, franchise veren tarafından alınmaktadır. Ana firma büyük miktarlarda malzeme aldığı için miktar indiriminden yararlanmakta ve buna bağlı olarak da franchise alanların maliyetleri azalmaktadır.

Bir rekabet ortamı içinde yer alan işletmelerin ürünlerini sürekli olarak geliştirmeleri gerekir. Bu da, Araştırma-Geliştirme (AR-GE) faaliyetleri ile mümkündür. Franchise alan firma, ana firmanın değişen ekonomik koşullar çerçevesinde daha iyi rekabet edebilmek için yaptığı araştırma ve geliştirme programından hiçbir masraf yapmadan yararlanır.

Franchise alan, kendi bölgesinde başkalarının faaliyette bulunmalarını engelleyen kanuni maddelerin sözleşmede bulunması ile diğer franchise alanların rekabetine karşı korunur. Franchise alana belirli bir bölgenin verilmesi ile, artık ana firmanın aynı bölge içinde başka yatırımcılara franchise vermesi engellenmiş olur ve aynı franchise ağında olan franchise alanlar birbirlerinin bölgelerine giremezler.

İş başarısızlıklarının en önemli nedenlerinden birisi de, iş tecrübesizliğidir. Ana firmanın franchise verdiği kişilere birimini açmadan önce verdiği eğitimin yanında franchise alan firmaların kendi aralarındaki dayanışmaları da sistemin başarısını artırmaktadır. Franchise alan firma, faaliyette bulunurken karşılaştığı problemleri diğer franchise alan firmalar ile paylaşmakta ve onların tecrübelerinden yararlanmaktadır.

ü Franchise alan, her ne kadar franchisor ile arasındaki franchising anlaşması itibariyle ana firmaya fiilen yarı bağımlı olsa da, hukuken tam bağımsızlık söz konusudur. Yani franchise alan kendi adına ve hesabına çalışmaktadır. Bu nedenle franchise alan, yöneticilere göre daha iyi motive olmakta ve daha istekli çalışmaktadır.

ANA FİRMA

BAŞLANGIÇ ÜCRETİ

KARŞILIĞINDA

ROYALTY

KARŞILIĞINDA

FRANCHİSE

ALANA

Ticari isim ve marka kullanma hakkı,

Yer seçiminde yardım,

Eğitim programları,

Mağaza dizaynı ve dekorasyonu,

Muhasebe sistemi sağlar.

Merkezi satın almalar,

Tedarik,

Stok kontrol,

Ulusal promosyon,

Yönetim danışmanlığı sağlar.

FRANCHISING’İN FRANCHİSE ALAN AÇISINDAN DEZAVANTAJLARI

ü Franchising sistemine katılmak için ödenmesi gereken başlangıç maliyetleri çok yüksektir. Franchising sistemine giriş ücretleri 20000$ ile 50000$ arasında değişmektedir.

Franchise alan firma, franchising anlaşması gereği iş için gerekli malzeme ve ekipmanı ana firmanın belirlediği mağazalardan almak zorundadır. Bazen ana firmanın belirlemiş olduğu bu mağazalar, franchise alanın kendi bölge tedarikçisine göre daha pahalı olabilmektedir. Ancak franchise alan aralarındaki sözleşme gereği, ilgili malzemeleri ana firmanın belirlediği yerlerden almak zorundadır. Ana firmanın buradaki amacı standardizasyonun sağlanmasıdır. Franchise zincirindeki halkalardan birinin diğerleri ile tutarlı olmaması sistemi bütünüyle başarısızlığa itebileceğinden, bazı durumlarda zarara yol açsa bile ana firmaya bağımlı kalınması zorunludur.

Franchise alanlar hukuken bağımsız olmalarına karşın fiilen franchising sözleşmesinin belirlediği sınırlar içinde ana firmaya bağımlıdırlar; yani bir yarı bağımsızlık söz konusudur. Franchise alan ana firma tarafından sürekli olarak denetlenerek kontrol edilmektedir. Ana firmanın buradaki amacı da yine standardizasyonun sağlanmasıdır. Bütün franchise birimlerinin aynı olması ve standardizasyonun sağlanarak sistemin bir bütün olarak korunabilmesi için, ana firmanın franchise alan firmaları sürekli bir denetime tabi tutması gerekmektedir. Bu da çeşitli işletme bilgilerinin ve mali tabloların devamlı olarak takip edilmesi ile mümkündür. Ancak devamlı bir kontrol altında bulunma franchise lan açısından sıkıntı verici bir durumdur.

Franchising sözleşmesi de başlı başına franchise alanlar için sıkıntı doğurabilmektedir. Şöyle ki;

ŸFranchising sözleşmesinin uzun ve karmaşık olması, franchise alan tarafından sözleşme maddelerinin tam olarak anlaşılamamasına neden olabilmektedir.

ŸSözleşme süresinin belirlenmesi de, franchise alan açısından sıkıntı yaratabilmektedir. Bazen ana firma sözleşme süresinin sonunda sözleşmeyi yenilememekle ana firmayı tehdit edebilmektedir.

Ÿ Sözleşmenin çok sıkı olması da franchise alanın olumsuz etkilemektedir. Çünkü bu durum franchise alanların gelişmelerini engellemektedir.

Ÿ Sözleşme de bazı boşlukların olması da ana firmanın lehine olacaktır. Bu olumsuzluklarla karşılaşmamak için franchise alanın sözleşme hükümlerine dikkat etmesi gerekir. Örneğin aynı bölgede birden fazla franchise alanın olmayacağına dair bir hükmün sözleşmede olmaması halinde franchise alan firma zorlu rekabet koşulları ile karşı karşıya kalacaktır.

Franchise ödentisinin iyi belirlenmemesi durumunda franchise alan firma daha faaliyetine başlamadan zarar edebilmektedir. Franchise alan aylık satışlarının belirli bir yüzdesi olan royalty bedelini ana firmaya ödemek zorundadır. Royalty oranlarının çok yüksek olması halinde franchise alanlar zarar eder duruma geçebilirler. Bu nedenle franchise ödentisinin uygun bir biçimde belirlenmesi gerekir.

Franchise alanlar, kendi bölgelerinde sattıkları ürünün içeriğinde değişiklik yapamazlar. Standardizasyonun sağlanması için; tüm ürün çeşitlerinin yapılışının franchise zincirindeki her işletmede aynı olması gerekir. Franchise alan, ana firmanın belirlediği kurallara uyarak standartları korumak zorundadır. Örneğin ürünün içeriği ile ilgili bir şikayeti olan franchisee, bunu ana firmaya bildirebilir; ancak ana firmanın onayı olmaksızın ürün içeriğinde herhangi bir değişiklik yapamaz.

Franchising sistemi kendi içinde bir bütün teşkil etmektedir. Bu nedenle örneğin franchise alanlardan herhangi birinin sonradan itibar kaybetmesi, başarılı diğer franchise alanları da olumsuz etkileyecektir. Bu durum potansiyel müşteri kaybına yol açabilecektir.

Ana firmanın franchise almak isteyenlere tam ve doğru bilgi vermemesi halinde, franchise alanların beklentileri karşılanmayabilir. Örneğin ana firmanın sistemini çok övmesi durumunda, sisteme yeni katılanlar aradıklarını bulamadıkları takdirde başarısız olabilirler. Bu nedenle de; ana firmanın sisteme katılmadan önce franchise almak isteyenlere doğru bilgi vermesi gerekir.

Franchise alan işi bırakmak istediğinde işi istediğine devredemez veya satamaz. Böyle durumlar ile ilgili düzenlemeler, tümüyle franchisor tarafından yapılır. Franchise alanların satış ve devir konularında bir keyfiyete sahip olmamalarına karşın, ana firma istediği zamanda ve istediği kişiye franchising sisteminin tümünü satabilir. Ancak bu durum da, franchise alanlar açısından bir dezavantaj teşkil eder. Çünkü ana firmanın sistemi bir başkasına satması durumunda, yönetim değişecek bu da beraberinde sistem ile ilgili bazı iç değişiklerin olmasına neden olacaktır. Bu, franchise alanları rahatsız edici bir durumdur.

Franchising sisteminin en çok tercih edilme nedenlerinden biri de, yetersiz bilgi ve tecrübeye sahip olan küçük yatırımcının işe başlamadan önce ana firma tarafından belirli bir eğitime tabi tutulmasıdır. Zaten franchise alanların başarılı olarak birimlerini idare edebilmeleri büyük ölçüde ana firmanın verdiği eğitime bağlıdır. Ancak ana firmanın iş yerini açmadan önce franchise alanlara ve onların personeline yeterli eğitimi vermemiş olması sistemin başarısını engeller. Bu durumda franchise alanlar, çeşitli zorluklarla karşılaşacaktır.

Franchising sistemi, çok geniş bir ağdan oluşan bir sistemdir. Farklı bölgelerde faaliyet gösteren francise alanların tümü ana firma tarafından denetlenmekte ve onlara bağlı olmaktadır. Sistem ile ilgili kararların tümü de, franchisor tarafından verilmektedir. Ancak bu durumda bazen bazı sakıncalara neden olabilmektedir. Şöyle ki; ana firmanın bulunduğu yer, franchise alan işletmelerin bulunduğu yerden farklıdır. Bu da, ana firmaların franchise alanların bölgesel koşullarını tam olarak anlamamalarına neden olabilir. Franchise alan, yerel pazarı ana firmadan daha iyi tanımakta ve bilmektedir. Bu açıdan franchise verenin her önerisine uyma zorunluluğu, bazen sistemin başarısını olumsuz etkileyebilir.

Franchise alanların sistemin bir parçası olarak ödemek zorunda oldukları ücretlerden biri de, reklam ücretidir. Sistem ile ilgili reklam ve promosyon çalışmaları, ana firma tarafından yapılmaktadır. Ancak bazı durumlarda franchise alanlar kendi aralarında anlaşarak da reklam ve promosyon çalışmalarını yapabilmektedirler. Reklamların ana firma tarafından yapılması halinde, yapılan reklam ile ilgili bedel franchise alanlardan temin edilir. Ancak ana firmanın yapmış olduğu reklam kampanyalarının amacına ulaşmaması halinde, franchise alanlar ana firmaya ilgili reklam ücretini vermek istemeyebilirler.

FRANCHISING’İN FRANCHİSE VEREN AÇISINDAN AVANTAJLARI

Bir işletmenin pazar payını genişletmesi oldukça maliyetlidir. Ancak kendi alanında tanınmış ve başarılı olmuş bir işletme için pazar payını artırmanın bir yolu da, küçük yatırımcılara franchising vermektir. Bu yolla ana firma, büyük sermaye yatırımları yapmak zorunda kalmadan ve yaptığı masrafların kendisine çabuk bir şekilde geri dönebilmesinin mümkün olduğu bir yöntemle pazar payını genişletir. “ Franchising yoluyla ana firma, franchise alan yatırımcıdan aldığı sermayenin büyük bir oranını kendi işini geliştirmek için kullanır.” Franchising sistemi sayesinde pazarda geniş bir yer almak isteyen ana firma, bu ihtiyacını franchise vermek suretiyle gerçekleştirdiği için şirketin sermayesi azaltılmamış olur. Ve böylece ana firma, şirketin sahipliğini azaltmadan uluslararası platformda faaliyet sürdürür.

Franchise veren firma, sisteme katılmak isteyen küçük yatırımcıları seçerken titiz davranır. Seçtiği bu yatırımcılara işyerlerini açmadan verdiği eğitim sayesinde de, onların gelişmesine olanak tanımış olur. Franchise alan yatırımcıların iyi ve dürüst çalışmaları sonucunda, franchise veren firmanın kazancı artacak ve bu durumda franchising sisteminin başarısı artacağından zincir daha da büyüyecektir. Ana firmanın daha da büyümesi anlamına gelen bu durumda, ana firma pazarda daha iyi tanınan bir şirket olarak daha büyük bir rekabet gücüne sahip olacaktır.

Ana firmanın rekabet gücünün artması sebebiyle işletme, herhangi bir pazara daha kolay girer ve etkili olur. Ana firma yabancı pazarlara franchise vermek suretiyle girmektedir. Franchise verdiği işletme sahipleri de, bölgelerindeki pazarı ana firmaya göre daha iyi tanımakta ve bilmektedirler. Ana firma, yabancı pazarlara açılırken karşılaşabileceği güçlüklerden kendi bölgelerini iyi tanıyan küçük yatırımcılara franchise vererek kurtulmuş olacaktır.

Franchising sistemine konu olan mal veya hizmet için gerekli malzeme ve ekipmanlar ana firma tarafından temin edilmektedir. Bu durumda ana firma büyük miktarda malzeme satın aldığı için, pazarlık gücünü kullanarak miktar indiriminden de yararlanacaktır.

Yabancı pazarlara açılmak isteyen işletmeler için, pazar payına sahip olmak istedikleri ülkelerde uygulanan kotalar, hükümet düzenlemeleri, vergiler gibi bazı engellemeler söz konusu olabilmektedir. Bu durumlarla karşılaşmak istemeyen işletmelerin de, tercih ettiği yöntemlerin başında franchising gelmektedir.

Franchising yöntemi ile ana firmanın genel giderleri ( bina, personel bulma, aydınlatma, havalandırma, ısıtma v.b ) azalmaktadır. Çünkü franchise alanlar kendi işletme giderlerini yüklenirler ve kendi personellerini bulurlar.

Franchising sisteminde girişimciler kendi işyerlerinde çalıştıkları için ayrıca yönetici bulmaları gerekmemektedir. Bu yerlerde çalışan kişiler kendi işyerlerinin sahipleri olduklarından yöneticilere göre daha iyi motive olmakta ve daha verimli çalışmaktadırlar. Bu da sistemin yani ana firmanın başarısını artırmaktadır.

Franchisorler, belli kalite standartlarını tutturmuş olan ürün yada hizmetin sahibidirler. Rekabet içindeki bir ortamda bu ürün yada hizmetler taklit edilebilmektedir. “ Franchise alan işletmeler, ürün veya hizmetler taklit edilmeden önce satış yaptıklarından dolayı taklit önlenmiş olmaktadır.”

Yatırım riski, franchise alan ve veren arasında paylaşılmaktadır.

FRANCHISING’İN FRANCHISE VEREN AÇISINDAN DEZAVANTAJLARI

Franchising sisteminde, zincir içindeki her bir birimin sunmuş olduğu mal veya hizmet açısından standardizasyonun sağlanmış olması gerekmektedir. Bu amaçla da ana firmanın franchise alan diğer firmaları sürekli bir kontrol altında tutması gerekmektedir. Ancak franchise alanlar çalıştıkları yerde bir yönetici değil, bağımsız birer iş adamıdırlar. Bu nedenle bazen bazı prosedürleri yerine getirmeyebilmektedirler. Standardizasyonun bozulması, sistemin bütününün başarısızlığına yol açacağından bu, franchising’in franchise veren açısından doğurduğu en büyük dezavantajdır.

Franchising sisteminin başarısı, onu oluşturan her bir birimin başarısı ile yakından ilişkilidir. Bu nedenle franchise alan firmaların doğru seçilmesi gerekir. “ Franchise alanın yanlış seçilmesi standartların bozulmasına ve müşteriye karşı zayıf bir imajın yaratılmasına –neden olarak ana firmanın itibarını zedeler.”

Ana firma, franchise vereceği firmalara sözleşmeye konu olan mal veya hizmet ile ilgili her türlü bilgiyi öğretmektedir. Franchise alanlar, bu sistemin bir parçası olarak iş ve onunla ilgili konularda tecrübe sahibi olurlar. Daha sonra franchise alanlar sistemden ayrılıp ana firmadan öğrendiklerinden yaralanarak, aynı ürün yada hizmetle pazara girerek ana firma ile rekabete girişebilmektedirler. Bunun engellenmesi içinde, franchise alanın sözleşme süresi bittikten sonra belirli bir süre boyunca aynı sektörde faaliyet göstermeyeceğine dair hükmün sözleşmede yer alması gerekir.

Franchising’in franchise veren için avantajlarından birisi, franchise alan birimlere ilişkin personel seçilmesi gibi konuların franchise alanlar tarafından yerine getiriliyor olmasıdır. Böylece ana firma, rutin işlemler veya yönetim problemleriyle uğraşmak zorunda kalmamaktadır. Ancak franchise alanın personelini dikkatli bir biçimde seçmemesi halinde kalitede bozulmalar meydana gelecektir. Bu da, ana firmanın imajını zedeleyen bir durumdur.

“ Franchising sözleşmesine göre; franchise alan, franchise verenin sürümünü destekler ama sürümünü artırma borcu altına girmez. Franchise alanın bölgesindeki müşteri potansiyeli daha fazla olsa da sözleşme koşullarına uyduğu sürece, ana firma franchise alanın yerini bir başkasıyla değiştiremez. Oysa kendi satış mağazasındaki yöneticinin satış performansından memnun kalmazsa yerini rahatlıkla değiştirebilir. Yeni bir yönetici bulabilir.”

Franchising sözleşmesinin yapılması, kazanç paylaşımını da beraberinde getirmektedir. Ana firma, franchise alandan sağladığı ücretle yetinmektedir. Franchise alanın yapmış olduğu satışların belirli bir yüzdesini (royalty), ana firmaya vermesi gerekir. Ancak franchise alanlar bazen yapmış oldukları satışları düzenli olarak bildirmemekte ve buna bağlı olarak da ödemeleri gerekenden daha az oranda royalty ödemesi yapmaktadırlar.

Franchise alan ve veren arasında kar, ciro, şirket imajı gibi konularda uyuşmazlıklar olabilir.

FRANCHISE SİSTEMİ

Ana firmanın diğer işletmelere franchise vermesi sonucunda franchise alanlar ile ana firma arasında oluşan ilişki 3 farklı açıdan sınıflandırılabilir. Bunlar;

Ÿ Ekonomik ilişki : Ekonomik ilişki, ana firmanın diğer firmalara franchise vermesi sonucunda onlardan aldığı çeşitli ücretleri içermektedir. Bu ücretler ise;

_ Öncelikle ana firma, franchise hakkına sahip olmak isteyen işletmelerden franchise ücreti alır. Bu başlangıç ücreti, franchise alan işletmelerin işe başlarken tanınmış bir marka adını, ismini elde etmelerini, faaliyet yöntemlerini, işin idare edilmesinde uyulması gereken prosedürlerin öğretilmesi amacıyla verilen eğitim ile yeni bir franchise birimi açma maliyetlerini içerir ve başlangıçta ödenir.

_ Ana firma, franchise verdiği diğer işletmelerden royalty ve lisans ücreti de alır. Royalty, ana firmanın franchise verdiği işletmelere sürekli hizmet sağlaması karşılığında onlardan aylık brüt satışlarının belirli bir yüzdesi(genellikle % 5) olarak aldığı ücrettir. Lisanslama ücreti ise, franchise verenin ticari markasını kullanmak karşılığında ödenen ücrettir.

Royalty ücreti, karın değil brüt satışların üzerinden alınmaktadır. Böylece, franchise alan işletmelerin kaliteyi bozarak, maliyetlerini azaltarak düşük seviyede satış yapsalar da bunu normal kar elde ediyorlarmış gibi göstermeleri engellenerek, ana firmaya bu durumu düzeltme imkanı sağlanmaktadır.

_ Bazen franchise alan firmalar kendi aralarında anlaşarak franchise işlemine konu olan mal veya hizmet ile ilgili reklamları üstlenebilirler. Ancak genellikle söz konusu mal veya hizmet ile ilgili reklam ve promosyonlar ana firma tarafından yapılır ve franchise alan işletmeler de bunun karşılığında reklam ücreti öderler.

_ Bazı firmalar, kendi ürünlerini kendileri imal etmektedir. Böyle bir durumun varlığı halinde, malzemeler franchise alan işletmelere satılmaktadır. Örneğin Coca-Cola’nın kazançlarının büyük bir bölümü formüllü şurubun franchisee olarak seçtiği şişeleme tesislerine satışından doğmaktadır.

_ Teçhizatın, binanın kiralanması veya satışından elde edilen gelir

_ Genel olarak bütün firmaların almamasına karşın muhasebe hizmetleri için alınan ücretlerdir.

Ÿ Faaliyetin yürütülmesi ve prosedürlerin takip edilmesi anlamında oluşan yönetsel ilişki :

Franchise veren firma, franchise verdiği işletmelere yönetim bakımından yardımcı olmalıdır. Yönetsel açıdan yardım;

_ pazar araştırmasını

_ yer seçimini

_ yerleşim yerinin planlanmasını

_ dekorasyonun sağlanmasını

_ yönetici ve personele eğitim programları sağlanmasını

_ reklam ve genel faaliyet bilgilerini içermektedir.

Ÿ Hukuki ilişki ( Sözleşme ilişkisi )

“ Franchise sözleşmesi, ana firmanın kendisine ait üretim, pazarlama ve işletme sistemini oluşturan fikri ve sınai unsurları franchisee’ye kullandırma(lisans) haklarını tanıyarak kendi işletme organizasyonuyla bütünleştirme(entegre etme) borcu altına girdiği, franchisee’nin ana firmanın belirlediği şartlara uyarak, kendisine kullanma hakkı verilen fikri ve sınai unsurlardan yararlanarak, sistemdeki mal ve hizmetlerin sürümünü kendi adına ve hesabına yapmayı ve desteklemeyi, franchisor’a belirli bir ücret ödemeyi taahhüt ettiği sürekli bir borç ilişkisi kuran, kanunda düzenlenmemiş ve her iki tarafa da borç yükleyen bir sözleşmedir.” v Franchising sözleşmesi düzenlenmeden önce, franchise alan ve verenin üzerinde durması gereken bazı unsurlar vardır.

Ÿ Franchise veren açısından:

Franchise veren ana firma açısından üzerinde durulması gereken en önemli konu, franchise almak isteyen yatırımcıların doğru seçilmesidir. Bir bütün olan franchise sisteminde, birimlerden herhangi birinin başarısızlığı sistemi bütünüyle etkileyeceği için franchise verilecek yatırımcıların belirlenmesi sırasında şu noktalara dikkat edilmelidir:

_ Yatırımcının franchise biriminin oluşturulması için gerekli finansmanı sağlayacak mali güce sahip olması gerekir.

_ Ana firma franchise verirken yatırımcının kişisel özelliklerini de dikkate alır. Bu özelliklere örnek olarak yatırımcının dürüst olması,uzun saatler çalışmaya istekli olması, gayretli ve içten olması gibi özellikler verilebilir.

_ Genellikle yatırımcının çok tecrübeli olması aranan özellikler arasında yer almaz. Çünkü yatırımcıya işe başlamadan önce zaten iş ile ilgili eğitim verilmektedir. Bazı durumlarda yatırımcının önceden bir iş tecrübesine sahip olması aranan bir özellik olabilmektedir. Ancak ana firma, franchise almak isteyen yatırımcıların önceden aynı tür işte çalışmış olmasını istemeyebilir. Çünkü aynı alanda çalışmış tecrübeli kişiler, franchise verenden yardım almak istemeyerek prosedürleri takip etmeyebilirler.

_ Bazı işlerde franchise alanın belli bir yaşın altında olması tercih edilir.

_ Bazı işlerde eğitim durumu önemli bir faktör olarak franchise alacak yatırımcılarda aranmaktadır.

Franchise almak isteyen bir yatırımcı, franchise veren tarafından sisteme uygun biri olup olmadığının saptanması açısından bir takım incelemelere tabi tutulur. Öncelikle franchising sisteminin, franchise almak isteyen yatırımcı için uygun olup olmadığı belirlenmelidir. Daha sonra da girişimcinin aranan özelliklere sahip olup olmadığı ve sürekli bir organizasyona ayak uydurup uyduramayacağı belirlenmelidir.

Ÿ Franchise alan açısından:

Bir girişimci yatırım yapmaya karar verdiği zaman önünde bazı alternatifler bulunmaktadır.

_ Yatırıma sıfırdan başlamak

_ Hazır bir işyeri satın almak

_ Franchise almak gibi

Öncelikle girişimci hedefini belirleyip neden bir yatırım yapmak istediğine karar vermelidir. Kendi hedefleri ile franchising almak örtüştüğü takdirde franchise almaya kesin karar vermelidir. Ayrıca franchise alma kararı kendi hedeflerine uygun olsa dahi üzerinde durdurması gereken başka konular da vardır. Örneğin karar vermeden önce iyi bir araştırma yaparak franchise verenleri karşılaştırmalıdır. Bu konuda hataya düşmemek için konu ile ilgili her türlü bilgiyi incelemeli, uzmanlara danışmalıdır.

Y Francise almadan önce, franchise veren şirket arasında seçim yaparken franchisee şu konulara dikkat etmelidir:

Franchisor’ün deneyiminin türü

İşin tam tanımlanması esası

İşi yürütebilmek için gerekli olan optimal çalışma saati ve personel

Franchise veren kimdir? Geçmiş deneyimleri nedir? Çalıştırdığı yöneticilerin mesleki tecrübeleri nedir?

Sistem içinde franchise alanlar işi nasıl yürütüyorlar?

Yatırım bedeli nedir?

Devam eden yatırım maliyetleri ne kadar yüksektir?

Franchisor’den alınması gereken ürün ve hizmetler var ise, kimden nasıl alınacaktır?

Franchise ilişkisini başlatan şartlar nasıl düzenlenecek ve nasıl yenilenecektir?

Firmanın finans durumu ve finans sistemi nasıldır?

Franchise veren ana firma, franchise almak isteyen yatırımcıda aradığı özellikleri bulmuşsa ve ona franchise vermeye karar vermişse; yatırımcı da kendi hedefleri doğrultusunda franchise almaya ve kendisine franchise veren firmanın kendisi için en uygun firma olduğuna karar vermişse franchising sistemi oluşacaktır. Tarafların karşılıklı anlaşmaları franchising sözleşmesi ile tasdiklenerek sistem işler hale gelir.

FRANCHİSİNG SÖZLEŞMESİ

Franchising, birbirinden bağımsız iki taraf arasında meydana getirilen sözleşmesel bir ilişkidir. Franchising’in doğumunu sağlayan belge franchisor ile franchisee arasındaki sözleşmedir. Franchising’in sözleşmesi bağlayıcılığı olan ve her iki tarafa da karşılıklı hak ve yükümlülükler getiren hukuki bir belgedir. Bu sözleşmenin ( Franchise Contract ) çok detaylı ve hemen her hususu kapsayacak şekilde kaleme alınması normal ve olağan bir uygulamadır. Franchise Sözleşmesi, Borçlar Yasamızda düzenlenmiş değildir. Bu düzenlemenin olmadığı diğer ülkelerdeki gibi Türkiye’de de bu tür sözleşmeler sözleşme özgürlüğü prensibi uyarınca ve fakat hukuk düzeninin içinde kalmak kaydıyla taraflar arasında serbestçe düzenlenirler. Franchise Sözleşmesi’nin satış, kira, vekalet, hizmet, hasılat kirası sözleşmeleri gibi Borçlar yasasında yer alan sözleşme türlerine benzer yanları olduğu gibi, Ticaret Kanunumuzda yer alan acentelik ilişkisine benzemektedir.

Franchising özelliği olan bir lisans anlaşmasıdır. Bir firma, başka ülkedeki diğer firma ile franchising anlaşması yaparak, malının o piyasadaki pazarlamasını tek firma olarak onun aracılığıyla gerçekleştirir.

Franchise veren firma, kendi işletme sistemini başarıyla uygulayacak girişimciler ile arasındaki ilişkinin nasıl olacağını sözleşme ile belirler. Franchising sözleşmesinin, franchise sistemi içindeki önemi oldukça büyüktür. Çünkü franchising yönteminde belirli bir sistem içinde hareket edilir ve bu sistemin dışına çıkılmaz.

“ Franchising sözleşmesi, her sözleşmeden bir takım unsurları içerse de hiç birine tam olarak benzemeyen, sürekli bir borç ilişkisi kuran, karma nitelikte bir anlaşmadır ve sözleşmedeki konular Borçlar Hukukunun kira, hasılat kirası, istisna akdi, hizmet ile ilgili çeşitli maddelerine girmektedir.”

Taraflar arasındaki ilişkiye hayatiyet veren belirli bir süre boyunca karşılıklı hak ve sorumlulukları düzenleyen sözleşme çok önemli olduğundan; franchise sözleşmesi hazırlanırken göz önünde bulundurulacak en temel husus, tarafların üzerinde anlaştıkları her şeyi tüm hak ve yükümlülüklerini şüpheye mahal bırakmayacak biçimde düzenlemeleridir. En azından 5 ile10 yıl sürecek bir ilişkinin kurulmakta olduğu unutulmamaları sözleşme buna göre açık kapı bırakmayacak şekilde, açık ve anlaşılır şekilde kaleme alınmalıdır. Tipik bir Franchise Sözleşmesi’nde bulunan hükümler şu şekildedir:

Franchise alan ve verenin birbirlerine karşı olan hak ve yükümlülükleri

Franchise alanın sahip olması gerekli olan nitelikler

Franchise satış birimlerinin fizibilite açısından sahip olması gereken özellikler

Franchise verenin, franchisee’ lere sağlayacağı destek ve eğitim imkanı

Sözleşmenin süresi

Sözleşmenin yenilenmesinin yada iptalinin koşulları

Sistemin üçüncü bir kişiye satılıp satılamayacağı ile ilgili şartlar

Franchise verenin, franchise alanı denetim derecesi

Franchise alanlardan ücretin nasıl ve ne kadar alınacağı

Franchise verenin sağlayacağı eğitim ve danışmanlık kapsamının ne olacağı

Taraflar arasında koordinasyonun nasıl sağlanacağı

Bölgesel haklar gibi konular yer almalıdır.

Franchising sözleşmesi, bir çok şikayetin de kaynağı olabilmektedir. Sözleşmenin çok uzun ve karmaşık olması, franchise alanın sözleşmeyi çok iyi anlamamasına neden olabilmektedir. Ayrıca sözleşmede yasal boşluklar da olmamalıdır. Aksi takdirde söz konusu boşluklar, sözleşmenin tek taraflı çalışmasına neden olabilmektedir. Bunların dışında franchising sözleşmesinin belli bir süreye dayanması da bazı problemlere neden olabilmektedir. Süreli olarak düzenlenmiş bir franchising sözleşmesi, franchisee’ler için bir tehdit unsuru olabilmektedir. Çünkü bazen ana firma, süresi bitmiş olan sözleşmeye dayanarak sözleşmeyi uzatmamakla franchise alan firmaları tehdit edebilmektedirler. Bu gibi aksaklıklara neden olmamak için franchising sözleşmesinin usulüne uygun bir biçimde düzenlenmiş olması gerekmektedir.

Franchising sözleşmesi, sözleşmenin taraflarına bazı haklar ve yükümlülükler getirmektedir. Bu hak ve yükümlülükler şöyle sıralanabilir:

FRANCHİSE VERENİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

Franchise alan, franchise başarılı olmuş işletme sisteminin imajına sahip olmak için sözleşme yapar. Müşterilerin gözünde ana firma ile franchise verdiği zincir işletmelerin imajının aynı olması için ana firma; marka, işletme adı, mal veya hizmeti tanıtıcı işaretlerini, üretim, pazarlama ve işletme ile ilgili sırlarını özetle işletme sistemini franchise alana kullandırmak zorundadır. Franchise alan firma, tanınmış bir marka adının hiç bilinmeyen bir isme göre daha fazla satış yapacağı düşüncesiyle franchising sistemine girdiği için, ana firma da franchise alana bu imkanı tanımalıdır.

Franchise veren, franchise alana danışmanlık, eğitim, uzmanlık yardımı sağlamalı ve desteklemelidir. Ayrıca franchise alanı ve personelini eğiterek franchise biriminin kurulması aşamasında ve sonrasında pazar araştırması yapmakla, mali-teknik yardım, işletme ve yönetim yardımı yapmakla, reklam ve promosyonlarda franchise alanın işletmesine yer vermekle yükümlüdür.

Ana firma, franchise alana belirli bir bölgede faaliyette bulunma hakkı verir ve bu bölge içerisinde başka biriyle franchise anlaşması yapamaz. Ancak franchise alanları koruyan bu hususun ayrıca franchising sözleşmesinde yer alması gerekir.

FRANCHİSE VERENİN HAKLARI

Franchisee’in uygulamasını denetleme hakkı

Frachisee’in muhasebe kayıtlarını inceleme hakkı

Franchisee’in işyerini kontrol etme hakkı

Belirli dönemlerde franchisee’den raporlar ve bilgiler talep etme hakkı

Franchisee’ye sözleşme süresince ve sözleşme sona erdikten sonra belirli bir süre için rekabet yasağı getirtme hakkı

Franchisor’a ait know-how ve ticari sırların saklı tutulması zorunluluğu

Franchise konusu olan marka, isim, know-how ve diğer belirleyici maddi ve gayri maddi hakların sahibi olmak veya bunları başkalarına kullandırma hakkını verebilmek için malikin lisans ve onayına sahip olma hakkı

Franchisee’ye eğitim hizmetleri ve sözleşme süresince teknik veya ticari yardım hizmetlerinde bulunmak

Franchisee’ye sürekli destek sağlamak

FRANCHİSE ALANIN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

Franchise alan, sözleşmede belirtilen belirli bir satış hacmine ulaşmalı ve bunu gerçekleştirmek için de gerekli çabayı göstermelidir. Franchise veren, bu doğrultuda gerekli çabayı göstermeyen franchisee’e karşı ifa davası açarak sözleşmede kararlaştırılan belirli miktardaki malın kendisinden veya belirlediği üçüncü bir kişiden satın alınmasını ve bedelinin ödenmesini isteyebilir.

Franchise alan, mal ve hizmetlerin satışını kendi adına ve hesabına yaparken sürümünü artırma borcu altına girmez.

Franchise alan, kendisine sunulan sistemi kullanarak üretim, pazarlama, işletme sistemindeki fikri ve sınai değerlerden, know-how’dan yaralanmalı ve elde ettiği ticari sırları saklamalıdır.

Franchise alan, ürünleri ve hizmetin başarılı standart kalitelerini sürdürmelidir. Ayrıca franchise alan ve personeli, franchise verenin sağladığı eğitim programlarına, kurslara katılmak zorundadır.

Franchise alan, franchise verenin sistemini kullanması ve sağladığı destekten yaralanması karşılığında belirli bir ücret ödemekle yükümlüdür.

Franchise alan, sözleşme devam ettiği sürece ve sözleşme bittikten sonra belirli bir süre, franchise veren firma ile rekabet etmeme yükümlülüğü altındadır. Franchise alan sözleşme süresince ana firmanın ürünü dışında benzer ürünleri satamaz ve benzer bir sistem kurarak taklit edemez.

Franchise alan, diğer franchise alanların bölgelerine girerek rekabet edemez.

Franchise alanın teminat gösterme, işyerini sigorta ettirme gibi yükümlülüğü de vardır.

FRANCHİSE ALANIN HAKLARI

Ana firmanın sahip olduğu know-how’ı ve buna bağlı ticari sırları kullanma hakkı

Markayı kullanma hakkı

Belirli bir bölgede satış yapabilme hakkı

Ana firmadan sürekli destek ve hizmet alma hakkı

Franchising sözleşmesinde yer alan unsurlar

“ Franchise veren X ile franchise alan Y, aşağıdaki koşullarda anlaşmaya varmışlardır.

1. Konu, kapsam, bedel

X şirketi, bu sözleşme ile franchise alana sözleşmede yazılı koşullar çerçevesinde ve ……………………. bedeli karşılığında …………………………… sınırlarında belirlenen bölgede sistemi kullanma konusunda lisans hakkı vermektedir. Lisans ücreti KDV dahil ……………….’den oluşmaktadır. Bu sözleşme tarafların imzalamasıyla yürürlüğe girmektedir ve feshedilmedikçe ……………………..yıl sonunda yürürlükten kalkar. Taraflar feshetmedikçe ……………………… sürelerle kendiliğinden uzar.

X şirketinin hakları

Y franchise alanın yükümlülükleri

X şirketinin yükümlülükleri

Franchise verenin sistemi, sözleşmeyi değiştirme hakkı

Sözleşmenin sona ermesi koşulları (Lisans alanın yükümlülüğünü yerine getirmemesi,sözleşmeyi devretmesi

Devir (Ana firmanın yazılı izni olmadan lisans alanın sözleşmeden doğan hak, yetki ve yükümlülüklerini devretmesi)

Bildirimler ( Adres, telefon, teleks değişliklerinin karşı tarafa bildirilmesi )

Sözleşmede yapılacak her türlü değişikliğin, her iki tarafın yetkililerince imzalanmadıkça hüküm ifade etmemesi

Yetkili mahkeme “

LİSANS VE LİSANS SÖZLEŞMESİ

PATENT

“ Patent, yeni bir mal, üretim yöntemi ya da herhangi bir yenilik bulan kimseye bu yeniliğe yalnız kendisinin sahip olması, başkalarının onu kullanmasını veya kopya etmesini engelleme hakkı veren bir ayrıcalık, bir imtiyazdır.”

² Türkiye’de yürürlükte olan İhtira Beratı Kanunu’nda her hangi bir buluşa patent verilebilmesi için, buluşun tüm dünyada yeni olması ve sanayiye uygulanabilir olması yeterli kabul edilmektedir. Bugün bütün çağdaş patent yasalarında patent verilebilme kriterleri arasında yer alan ve “buluş basamağı” olarak adlandırılan “tekniğin bilinen durumunun aşılması” kriteri bugünkü yasada yer almamaktadır.

Türk patent sistemi, genel hükümleri itibariyle patentin incelemesiz verildiği ve ispat yükümlülüğünün başvuru sahibine bırakıldığı bir sistem iken daha sonra yapılan bir değişiklikle incelemesiz sistemi terk edilerek gerektiğinde yurt içindeki ve dışındaki kuruluşlarda incelemesi yapılması esasına dayanan bir sisteme geçilmiştir. Türk vatandaşları tarafından yapılan başvuruların büyük bir kısmı üniversitelerde incelenmektedir. Patent incelemesinde görev alan eğitim kuruluşlarındaki elemanlar tarafından hazırlanan raporlar; bu elemanların tüm iyi niyetlerine rağmen, dökümantasyon ve bilgisayar veri tabanlarını kapsayan altyapı eksikliği, patent incelemesinde uygulanması gereken yöntem ile ilgili bilgi eksikliği gibi sebeplerle yetersiz kalmakta ve yoruma açık olmaktadır. Yabancı uyruklu başvuru sahiplerinin başvuruları ise; Avrupa Patent Ofisince yapılmaktadır.

TÜRK PATENT SİSTEMİNDE AKIŞ ŞEMASI

PATENT

MÜRACAATI

İNCELEME

KARARI

YERLİ MÜRACAATLAR

YABANCI MÜRACAATLAR

ÜNİVERSİTE

WIPO

AVRUPA PATENT OFİSİ

İNCELEME ÜCRETİNİN ÖDENMESİ

İNCELEME RAPORU

OLUMLU

RAPOR

OLUMSUZ

RAPOR

TESCİL KARARI

RED

PATENT

İTİRAZ/TALEP DEĞİŞİKLİĞİ

PATENT VERİLMESİ

Patent, iki şekilde verilebilmektedir.

Ÿ Uzun ve incelemeli patent verilmesi

İncelemeli patent verilmesi şu süreci izlemektedir:

Başvuru

Başvurunun şekli şartlar açısından incelenmesi

Şekli şartlara uygunluk kararı

Olumlu karar Ø Olumsuz karar

Araştırma yapılması talebi Ø Şekli eksiklerin bildirilmesi

Başvurunun yayınlanması

Araştırma raporunun düzenlenmesi

Araştırma raporunun tebliği ve yayınlanması

Patent verilmesi

İncelenerek patent verilmesi için;

Buluşun yeni olup olmadığı

Tekniğin bilinen durumunun aşılıp aşılmadığı

Sanayide uygulanabilir olup olmadığı gibi kriterler incelenir ve bu incelemenin sonucunda patent verilir.

Ÿ Kısa ve incelemesiz patent verilmesi

İncelemesiz patent verilmesi ise şu süreci izlemektedir:

İncelemesiz patent verilmesi

Üçüncü kişilerin görüş bildirmesi

Yedi yıl süreli patent verilmesi

Yedi yıl içinde inceleme talep edilmemesi ØYedi yıl içinde inceleme talep edilmesi

Patent hakkının sona ermesi Ø İncelemeli sisteme geçiş

Bu iki yöntemden herhangi biri ile patent verilmesi sonucunda, mali kaynakları kısıtlı olan buluş sahiplerine ucuz, süratli; ancak süresi kısıtlı bir koruma sağlanmaktadır. Ancak istenildiğinde kısıtlı bir süre için geçerli olan patent, gerekli şartlar yerine getirilmek ve incelenmek şartıyla uzun süre için(20 yıl) bir koruma sağlamaktadır.

Yayın ve Üçüncü Kişilerin İtirazları

İnceleme sırasında, buluş konusunun bu niteliklere sahip olup olmadığı konusunda üçüncü kişiler tarafından, süresi içinde yapılan itirazlarda değerlendirilmektedir.

“ Patent yasasına göre; patent verilmeden önce buluşla ilgili tarifname, tarifname özeti, istemler ve varsa resimlerin yayınlanmasına ve üçüncü kişilerin patent verilmesine ilişkin görüşleri bildirmelerine imkan verecek bir sistem benimsenmiştir. Böylece çeşitli meselelerin çözümü için mahkemeye gitmeye gerek kalmayacağı gibi, hak sahipleri tarafından açılacak uzun ve külfetli davalar da ortadan kalkmış olacaktır. “

Süreler

İncelemesiz olarak verilen patentin süresi yedi yıl, incelenerek verilen patentin süresi ise yirmi yıldır. İncelemesiz patent sistemine göre verilen patent için yedi yıllık süre içinde inceleme talebinin yapılması ve inceleme sonucunun olumlu olması halinde patent süresi yirmi yıla tamamlanmaktadır.

LİSANS

Yeni bir mal, tasarım veya üretim yöntemi icat etmiş ve bunun patentini almış kişi veya firma ile, bu yeniliğin belirli koşullarda kullanılmasını sağlamak için lisans hakkına sahip olmak gerekir ki; bu da bir sözleşme yapılması ile mümkündür. Bu sözleşmeye de lisans sözleşmesi adı verilmektedir.

“ Lisans sözleşmesi; yeni bir teknoloji veya ticaret ünvanının patentine sahip firma ile başka bir firma arasında yapılan ve bu hakların ikincisi tarafından bir ücret karşılığında ve belirli bir süre kullanılmasını(kiralanmasını) öngören sözleşmedir.”

“ Lisans sözleşmesi; başarılı bir firmanın sahip olduğu üretim süreci, patent, ticari sırlar, ticari marka, teknoloji, teknik, know-how, firma ismi veya pazarlama teknikleri gibi maddi olmayan varlıklarını başka bir ülkedeki işletmeye belirli bir ücret karşılığında ve belirli bir süre şartına bağlı olarak kullanması için verdiğini göstermek üzere düzenlenen sözleşmedir.”

Lisans sözleşmeleri genellikle bir süreyle sınırlıdır; ödemelerin kar veya satış hacmi üzerinden yapılması kararlaştırılabilir. Anlaşmada, daha sonra ortaya çıkacak yeniliklerin de kiralayana aktarılması hususunda bir hüküm bulunabilir.

Lisans sözleşmeleri, uluslararası teknoloji transferinin önemli yollarından biridir. Bu kanaldan yararlanarak az gelişmiş bir ülke ileri ülkelerdeki gelişmiş teknolojilere kavuşma olanağı tercih eder.

Lisans sözleşmesinin tarafları lisansör ve lisansiye’dir.

ŸLisansör: Patent, lisans veya marka sahibidir. Yani lisans sözleşmesi ile haklarını kiraya veren kişidir.

ŸLisansiye: “Patent, lisans, know-how veya markayı lisansörden alıp kullanan kişi veya firmalardır.”

Kiraya verene yapılacak olan ödemelere de royalty adı verilir.

Tescilli bir markanın kullanım hakkının (lisans) tescil edildiği mal veya hizmetlerin bir kısmı veya tamamı, lisans yoluyla üçüncü kişilere verilebilir. Lisans inhisari lisans veya inhisari olmayan lisans şeklinde verilebilir.

İnhisari lisans söz konusu olduğu zaman, lisans veren başkasına lisans veremez ve hakkını açıkça saklı tutmadıkça kendisi de markayı kullanamaz. Lisans sözleşmesinde aksi kararlaştırılmamışsa inhisari lisansa sahip olan kişi, üçüncü kişiler tarafından marka sahibinin markadan doğan haklarına tecavüz edilmesi durumunda, marka sahibinin yasalar uyarınca açabileceği davaları kendi adına açabilir.

İnhisari olmayan lisans sahiplerinin dava açma hakkı yoktur.

Aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa lisans sahipleri, lisanstan doğan haklarını üçüncü kişilere devredemez veya alt lisans veremez. Lisans hakkı alan kişi, markanın koruma süresinde markanın kullanılmasına ilişkin her türlü tasarrufta bulunabilir.

Marka sahibi, talimatlarıyla uygunluk içinde, lisans alan tarafından üretilen malın veya sunulan hizmetlerin kalitesini garanti edecek önlemleri alır.

Sözleşme şartlarının lisans alan tarafından ihlali halinde, tescilli bir markadan doğan haklar, lisans alana karşı, dava yoluyla ileri sürülebilir.

Lisans markalar siciline kayıt edilmediği sürece, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.

² Lisans sözleşmesinin yapılması ile lisansiye; patent sahibinin sahip olduğu yeni mal, tasarım veya üretim yöntemini kullanma hakkını elde eder. Ancak lisans sözleşmesinin patent siciline kayıt edilebilmesi aşağıda sayılanlarla Enstitü’ye başvuruda bulunulmalıdır.

dilekçe

taraflarca imzalı, imzalan onaylı lisans sözleşmesi

ücret listesinde belirtilen ücretlerin ödendiğini gösterir belge

vekaletname

² Yeni bir mal, tasarım veya üretim yöntemi icat etmiş ve bunun patentini almış kişi veya firmanın sahip olduğu yeniliği kullanabilmek için lisans hakkına sahip olmak gerekir. Lisans hakkına sahip olmanın zorunlu kılınmasının temel amaçları şunlardır:

Yabancı yatırımları teşvik etmek ve güven sağlayıcı bir ortam yaratmak,

Yeni teknolojilerin üretilmesi için bir motive unsuru olmak,

Yeni teknolojilerin sanayiye başarıyla uygulanması için bir ortam yaratmak,

Teknoloji transferi için bilgi ve doküman oluşturup transferi kolaylaştırmaktır.

NOT:

Franchising ve lisanslama birbirinden farklı kavramlar olmalarına karşın şu benzer özelliklere sahiptirler:

Franchising ve lisans sözleşmelerinin her ikisi de iki tarafa borç yüklemektedir. Franchisor’ün ve lisansörün sahip oldukları bilgi ve tecrübeleri franchisee ve lisansiye’ye aktarmaları, eğitim vermeleri, ad, markalarını kullanma haklarını karşı tarafa vermeleri gibi.

Tarafların rekabet etmeme yükümlülükleri vardır.

Franchise veren ve lisansör, karşı tarafı denetleyebilirler; franchise ve lisans alanların kayıtlarını bağımsız denetim firmalarına denetletebilirler.

Franchisee ve lisansiye, kullandıkları haklara karşılık brüt satışları üzerinden royalty ücreti öderler.

Franchisor ve lisansor, karşı tarafı eğitip, işyerini kurmada gerekli yardımı yapmalıdır.

Franchisee ve lisansiye, kendi adına ve hesabına hareket eder.

Her iki tarafında sır saklama yükümlülükleri vardır.

12 Temmuz 2007

Galıleı Kimdir?

GALILEI KİMDİR?

Galilei 1564 yılında Pisa’da doğdu. Fakir bir asilzade olan babasının tek uğraşı müzik ve matematikti. Vallombrasa manastırında öğrenim gören Galilei’nin aldığı dersler arasında Yunanca, Lâtince ve Mantık önemli yer tutuyordu. Bilimle ilgili derslerden ise hoşlanmadığı anlaşılıyor. Öğretmenlerinin onu tarikata girmeye teşvik etmesi üzerine babası bunu önlemek için Galilei’yi Pisa Üniversitesi’nde tıp öğrenimine başlatır. Bir rastlantı olarak geometri üzerine dinlediği bir konferans, matematiğin tıptan daha ilginç olduğuna onu inandırmaya yetti. Tıp derslerini bir yana itip matematik derslerini kapı aralıklarından izlemeye başladı. Bunu gören yetkililer tıptan matematiğe geçmesine izin verirler. Ne var ki, Galilei parasızlık nedeniyle bir süre sonra öğrenimini bırakmak zorunda kalır. Hayatını Floransa’da ders vererek kazanmaya başlayan Galilei çok geçmeden bilimsel bir ün kazanır, daha 25 yaşında iken eski üniversitesi Pisa’ya matematik okutmanı olarak çağrılır. İki yıl sonra Pisa’yı bırakıp Padua Üniversitesi’ne matematik profesörü olarak geçer.

Tüm yaşamı boyunca kendini bilime adayan ve doğru bildiğini açıklamaktan çekinmeyen Galilei’nin kilise ile er geç başının derde gireceği kaçınılmazdı. Kopernik teorisini teleskopla ispatladığı iddiası yetkililerin sabrını taşırmıştı. 1616’da engizisyon mahkemesi kapalı bir oturumda onu mahkûm etmişti. Fakat baş eğmek şöyle dursun, isyankâr davranışında daha da ileri gidiyordu. 1633’de tekrar fakat bu kez açıktan mahkeme önüne çıkarıldı. Yetmiş yaşında dayanma gücünü kendisinde göremeyen Galilei, dünyanın döndüğü iddiasını bir daha ağzına almayacağını bildirerek tövbe eder. Rivayete göre kendisinden istenen bu vaadi yaparken, bir yandan da “Ama gene de dünya dönüyor” diye mırıldanmaktan geri kalmaz.

GALILEI’NİN FİZİĞE KATKILARI

Kepler, gezegenlerin güneş etrafında çembersel değil, elips biçiminde yörüngeler çizdiklerini, üniform değil değişen hızlarla hareket ettiklerini kanıtlamakla Aristo’cu geleneğin iki önemli yargısını yıkmıştı. Bu geleneğin sağ duyuya da yakın gelen bir diğer ilkesi de cisimlerin hareketi ile ilgiliydi. Aristo pek haklı olarak hareket halindeki bir cisim itilmezse veya çekilmezse er geç durur demişti. Bu hepimizin günlük gözlemleriyle de doğruladığı bir gerçek.

Aristo’nun cisimlerin hareketi ile ilgili görüşü, görünüş çerçevesinde doğru, fakat temelde sakattı. Hareket halinde bir cismin durması itilmemesinden değil, hareketten alıkoyucu bir takım nedenlerin varlığında ileri geliyordu. Ne var ki gerçek dünyada hareketin tan serbest kalması olanaksızdır. Sadece engelleyici kuvvetler azaltılabilir veya hafifletilebilir. Nitekim pürüzsüz yüzeylerde hareketin daha uzun sürdüğünü hepimiz biliyoruz tüm engellerin giderildiği ideal bir durumda hareket halindeki cisimler hareketlerini sonsuza kadar sürdürürler. Fiziğin bu evrensel ilkesini ilk formüle eden Galilei, yalnız Aristo dinamiğini yıkmakla kalmaz, aynı zamanda bilimin görünüşle bağlı kalamayacağını da gösterir.

Galilei, cisimlerin düşme olayını da aynı yaklaşımla ele alır. Hemen herkes bilir ki, atmosferde serbest bırakılan aynı büyüklükteki iki cisimden daha yoğun olanı yere daha erken ulaşır. Burada da gördüğümüz, gözlenen sonucun, düşmenin yer aldığı ortamın etkisinden dolayı görünüşte kalan bir olgu olmasıdır. İdeal bir durumda, (yani düşmeyi engelleyen hiç bir atmosferik etkenin olmadığı tam bir boşlukta) yoğunlukları ne olursa olsun tüm cisimler aynı düşme mesafesini aynı sürede tamamlarlar. Gözlemler düşmenin sabit bir hızla değil saniyede yaklaşık 10 metre artan bir hızla meydana geldiğini göstermiştir.

Galilei böylece fiziğin iki önemli kanununu keşfetmiş olur. Bunlardan ilki “eylemsizlik ilkesi” ikincisi “Cisimlerin Serbest Düşme Kanunu”dur.

GALILEI’NİN ASTRONOMİYE KATKILARI

Galilei’nin astronomi alanındaki katkılarına gelince, bunlar ilk bakışta daha somut ve çarpıcıdır.

1609’da bir Hollandalı gözlükçünün uzak objeleri büyüten bir mercek icat ettiğini öğrenince, hemen çalışmaya koyulur; ışığın yansıma ve kırılma olguları üzerindeki bilgilerinden yararlanarak ilk teleskopu yapar. Aristo astronomisini temelinden çökerten buluşlar birbirini kovalamaya başlar. Ayın yüzeyinin, öteden beri sanıldığı gibi kusursuz ve pürüzsüz değil, kayalıklı dağ ve vadilerle kaplı olduğu görülür. Samanyolu’nun sayısız yıldız kümelerinden başka bir şey olmadığı ortaya çıkar.

Geleneksel öğretinin, gök cisimlerinin yediden fazla olamayacağı iddiası, Jüpiter gezegeninin etrafında Kepler kanunlarına göre dolanan dört uydusunun saptanması ile bir anda geçerliliğini yitirir. Galilei’nin teleskopu, Kopernik’in Venüs’ün ay gibi değişik görünüşler göstereceği ile ilgili iddiasını doğrular.

12 Temmuz 2007

Eser Okuma Sonuç Raporu

ESER OKUMA SONUÇ RAPORU

Adı Soyadı: Meftun CİNCİOĞLU

Apolet Numarası: 4452

Sınıfı / Kısmı: I / 10

Eserin adı: Gençliğim Eyvah

Eserin yazarı: Tarık BUĞRA

Baskı yılı: 1991

Sahifesi: 548

Basıldığı matbaa: Yıldırım Matbaa

ESERİN KISA ÖZETİ

İhtiyar’ın tanıtılması ve politikaları:Birinci Dünya Savaş sıralarında yeni üniversite mezunu olan İhtiyar,bir şeyhin tek oğludur.O yaşa kadar iyi bir eğitim gören İhtiyar üniversite yıllarında kurallara aykırı davranışlardan kaçınmıştır.Daha o çağda bile birçok dil bilen , zeki ve çevresinde sevilen İhtiyar evliliğinden sonra , kendinin düzenlediği gizli işler çeviren biri olur.O , halkın değer verdiği her şeyi hiçe sayan , kendinin üstünde büyük değer veya kişi tanımayan bir kaos yaratıcısı haline gelmiştir.Kendisini kimsenin övmesine müsaade etmez.Kendinden üstün bir deha tanımaz.Yaşlılık yıllarına doğru , halktan ve kutsal değerlerden duyduğu tiksinti en üst dereceye ulaşmıştır.Vatanseverliğe lanet okur ve kendisini vatansever olarak niteleyenleri paylar.O’nu böyle hareket etmeye yönelten bir kompleksi , eksikliği yoktur.O’na göre kendisi bu işin yeni varisidir. Çevresinde O’nun bu saldırı ve yıkım girişimlerine neden giriştiğini merak edenler , ve hatta kendisine bunun sebebini soranlar olduysa da bir yanıt alamamışlar , hatta terslenmişlerdir.İhtiyar , 1930 lu yıllardan beri Büyük bir güç elde etmiş , her geçen gün daha da güçlenerek imparatorluğunun doruk noktasına ulaşmıştır.O’nun en büyük kini devlete karşıdır.Devlet denen yapının birkaç ucuz insandan oluştuğunu ileri sürer ve devleti kendi organlarıyla yıkmak için yıllarca çalışır.Bu kirli amaçlarını gerçekleştirmek için kullandığı en büyük koz ise gençliktir.

Delikanlının tanıtılması ve İhtiyar ile Delikanlının ilk temasları : Delikanlının adı Raşit’tir.ailesinin en büyük oğludur.Babası Anadolulu bir memurdur.Liseyi il de bitirmiş ve daha sonra hem çalışıp hem de okumak ümidiyle İstanbul’a,üniversiteye girmiştir.Üniversite yıllarında bir çok işte çalışır.Raşit ; bilgili,çalışkan ve öğrenmeye hevesli bir gençtir.Hayatta büyük değer verdiği dehalar vardır , örneğin: Atatürk.İçinde hep bir madalya alma,karşı tarafla savama duygusu hakimdir.o hep savaşanların arasında elinde bayrak , savunduğu fikrin uğrunda her şeyi yapmayı düşleyen biri olmuştur.İhtiyara göre ise bu çok ucuz bir düşüncedir.O’na göre Ufak insanlar alanlarda dövüştürülür,büyük dehalar ise bu dövüşün oynatıcılarıdır.Delikanlı İhtiyarla ilk kez bir anfi de , derste karşılaşır.Delikanlı öğrenci , ihtiyar ise profesördür.İhtiyarın daha ilk konuşmalarında delikanlı bu adamda bir gariplik olduğunu anlamış ve bu yaşlı adamdan tedirgin olmuştur.Delikanlının tepkisine yol açan bu ilk derste , ihtiyar sınıfı hedef alan ve alaycı bir söz söyler , bunun üzerine delikanlı söz alarak karşılık verince ihtiyar delikanlıyı ve ondaki sırrı ilk kez görür.Bu günden sonra ihtiyar delikanlının izini üniversitedeki genç hizmetkarları aracılığıyla güdecek ve onun hakkında bilgi edinmeye başlayacaktır.

Delikanlıya oynanan oyunlar ve teşkilata çekilişi:Delikanlı önceleri oldukça fakir olan yaşantısının yavaş yavaş değiştiğini , yeni işlere girerek iyi para kazanmaya başladığını fark eder.Girdiği işler ise ihtiyar’ın O’nu kendi örgütüne daha da yakınlaştırmak için oynadığı oyunlardır.İhtiyar delikanlıya ikramiyeler verdirmekte , O’nun hayatını değiştirmekte ve güzelleştirmektedir.Delikanlı ise kendisine oynanan bu oyunların henüz farkında değildir.O işini ve parasını kendinin kazandığını düşünmektedir. Henüz İhtiyar’ın politikasını ve kirli işlerini öğrenmemiştir.Artık sık sık İhtiyar’ın mekanı olan lokantada İhtiyar ve dostları ile yemekler yer, sohbetler eder.İhtiyar her konuşmasında delikanlıyı daha da etkilemektedir.İhtiyar’ın delikanlıya oynadığı en büyük oyun ise , Güliz adlı örgütüne mensup bayan ile delikanlının arasını yapması ve delikanlının ondan hoşlanarak kendisinden ve örgütünden kopamaz hale gelmesidir.

Delikanlının uyanışı ve İhtiyarın gizli yüzü:Delikanlı zamanla girdiği işlerin elde ettiği paranın İhtiyarın oyunları olduğunu anlamıştır.Artık İhtiyarın kirli politikalarının da bilincindedir. Kendisine oynadığı Güliz oyununu ise hazmedememektedir. Güliz onun İhtiyardan kopmasını engellemektedir çünkü eğer İhtiyardan uzaklaşırsa ihtiyar ona gülizi bir daha göstermeyecektir.Güliz ise yavaş yavaş delikanlıdan hoşlanmaya ve ihtiyardan soğumaya başlar. Delikanlıyla birlikte o da İhtiyarın kirli yüzünü daha iyi görmüş ve delikanlıya olan büyük aşkı onu bu örgütten uzaklaşmaya itmiştir.Ancak böyle bir uzaklaşmanın ikisi için de ölüm olacağını bilmektedir.Bu nedenle İhtiyarın kendisine verdiği rolü oynuyormuş gibi yapmakta karar kılar ve delikanlıya düşüncelerini anlatır.Delikanlı bir süre Güliz’in gerçekten kendini sevip sevmediği konusunda şüpheye düşecek , bu aşkın da ihtiyarın bir oyunu olduğunu düşünecektir.İhtiyar ise iyiden iyiye delikanlıyı en önem verdiği insanlar listesine almıştı.O’n imparatorluğunun varisi olarak görüyordu.Akla gelmez ufak ve türlü oyunlarla Delikanlıyı her gün kendisine yakınlaştıran oyunlarına devam eden ihtiyar , oynadığı Güliz oyununun başarılı olduğunu ve delikanlının da gülize karşı duygular beslediğini fark etmiştir.Artık delikanlı ihtiyardan tiksinse de , Güliz nedeniyle bu örgütten kopamayacaktır.Güliz ise bir yolunu bulup ihtiyardan ve örgütünden kaçarak sadece Raşit le olmayı düşlemektedir.İhtiyara delikanlıyı gerçekten sevdiğini belli etmemeye çalışmaktadır.İhtiyar ise yavaş yavaş Güliz in delikanlıyı gerçekten sevip sevmediği konusunda şüphelenmeye başlar ve Güliz in bunu belli edebilecek bir hareketini arar.Güliz ise hiçbir açık vermez.İhtiyar ideolojilerini bir bir delikanlıya dayatmaktadır, hatta delikanlının önem verdiği dehalara hakaretler ederek O’nu kendi büyüklüğüne inandırmaya çalışmaktadır.Delikanlı zaman zaman İhtiyarın politikasına ters düşen düşüncelerini açıklamakta ve bu İhtiyar’da büyük öfke uyandırmaktadır.Bu arada İhtiyar , politika çevresi ve gençleri kullanarak kirli oyunlarını birer birer sergilemektedir.Raşit artık O’ndan tiksinti duymaktadır.

Raşit’in isyanı ve İhtiyarın çöküşü:Artık Raşit İhtiyar’ın bu çirkin politikasında kendisine sunduğu varisliği reddetmektedir.O İhtiyardan sadece bir tek şey ister : Bir eylemde yer almak veya bir görevi yerine getirmek , kısacası ihtiyar’ın kullandığı binlerce maşadan biri olmak.Bunun nedeni yıllardır içinde büyüyen savaşmak duygusu ve madalya almak övülmek isteğidir.O her zaman bu insanlara hayran olmuş , yaptıkları cesurlukları örnek almıştır.İhtiyar ise O’nun bu isteği karşısında O’na çok kızar , varis olarak yanlış birini seçtiğini düşünmektedir , bir yandan da ona bu görevi vermeye razı olur.Delikanlı ise karmaşık duygular içindedir.Güliz le süren aşkları bir çıkmaza girmiştir ve o artık güliz uğruna daha fazla ihtiyarın politikalarını çekemez hale gelmiştir.Bir yandan da İhtiyar’ın yıllar boyunca harcadığı gençleri , politikacıları , yazarları , felsefecileri görmektedir.İhtiyar O’na bir elçilik bombalama işi verir , Güliz ise Delikanlı’yı bu görevden vazgeçirmeye çalışmaktadır.Delikanlı O’nu dinlemez fakat tam elçiliği bombalayacakken , İhtiyardan öcünü almaya karar verir.Elçilik yerine İhtiyar’ın eğlence mekanı olan gazinoyu bombalar.Buna son derece öfkelenen İhtiyar bir süreliğine istanbuldaki konağından uzaklaşarak İzmit tarafındaki bahçe evine yerleşir ve burada delikanlıyı bekler.O’nun buraya geleceğinden ve kendisini öldürmek isteyeceğinden emindir.O geldiğinde ise kendisi hazır olacaktır.Delikanlı her geçen saniye İhtiyarı ve yaptıklarını düşünmektedir.Anfilerden sökülen gençler ve kaybolan kocaman bir nesil.İhtiyar büyük bir kitleyi kirli oyunlarında harcamıştır.Bu sırada Güliz Delikanlıyla buluşarak İhtiyar’ı öldürme görevini kendisinin üstlenmesi gerektiğini , çünkü Delikanlı’nın İhtiyar’ın olduğu yere gider gitmez öldürüleceğini söyler.Delikanlı zor da olsa buna razı olur ve Güliz yola koyulur.Kendi gençliğini ve kadınlığını çalan , O’nu hep oyunlarını gerçekleştirmek için bir oyuncak gibi kullanan bu adama öfkesi , Raşit’e olan aşkına yaptıklarıyla daha da sertleşmiştir.Kız yola koyulur,İhtiyar’ı zehirleyecektir.İhtiyar’ın evine yaklaştığında Raşit’e telefon eder ve bu sırada azından İhtiyar’ın evinin yerini kaçırır.Delikanlı kendisine hakim olamayarak yola koyulur.Güliz ise amacına ulaşmıştır , İhtiyar kızın verdiği zehirli ıhlamuru içmiştir.Bu sırada Delikanlı eve gelir ve korumalar tarafından yakalanır.Korumaları alt eden delikanlı ihtiyarın odasına doğru yola koyulur.İhtiyar zehrin etkisiyle beraber kızın ihanetini anlar ve O’nu tam kalbinden vurur.Bu esnada içeriye giren delikanlı kızın cesedi ve can çekişen İhtiyarla karşılaşır.İhtiyar son bir hamleyle Delikanlıyı bacağından vurur ve ölür.Delikanlı oradan uzaklaşır ve İhtiyar’ın harcadığı nesli düşünerek ölümünden mutluluk duyar.

MUHTEVA BİLGİSİ

A) ANA FİKİR

Yaşam sevgisi ve gençliğin sömürülüşüne duyulan kin.

B) ALINACAK DERSLER

i) Kendi ideolojileri uğruna , gençliği sömüren kişiler vardır.

ii) Gençlik bu sömürücülere karşı uyanmalı ve karşı koymalıdır.

C) OLAYIN KİŞİLERİ VE TAHLİLLERİ

İhtiyar: Gençleri sömüren ve devlet yapısını yıkmak , varolan tüm düzenleri değiştirmek , tüm insanları aşağılamak gibi amaçları olan ve bu yolda insanları harcayan yaşlı bir adam.

Delikanlı: Saf ve temiz duyguları olan , zeki , bilgili ve düşünen bir genç.

Güliz: İhtiyar’ın oyunlarına alet ettiği , güzel ve bilgili bir kız.

İhtiyar’ın hizmetkarları: İhtiyar’ın örgütüne kattığı ve içlerindeki savaşmak duygusundan yararlandığı gençler,politikacılar,gazeteciler , öğretmenler vs…

D) OLAYIN GEÇTİĞİ MEKAN VE ZAMAN

MEKAN:

Olaylar , İhtiyar’ın ölümü dışında İstanbul ve çevresinde geçmektedir.

ZAMAN: Olaylar , İhtiyar’ın 1930 ve sonraki yıllarda politikalarını uygulamaya koymasıyla başlar ve 1980 li yıllara kadar uzanır.

E) TÜR BİLGİSİ

Yazar , akıcı bir dille olayları bölmeden anlatmış.Bol sıfat ve tamlamaya yer vermiş.Kişilerin düşüncelerini aktarmada oldukça başarılıdır.

YAZAR HAKKINDA BİLGİ

TARIK BUĞRA (AKŞEHİR 1918)

A) YAZARIN HAYATI

Konya lisesini bitirdikten sonra(1936) İstanbul Üniversitesi Tıp,Hukuk ve Edebiyat fakültelerinde sürdürdüğü eğitimini tamamlayarak Akşehir’de çıkardığı Nasreddin Hoca dergisiyle (1947) gazeteciliğe başlayan Tarık Buğra 1948’de Cumhuriyet gazetesinin düzenlediği öykü yarışmasında -Oğlumuz- adlı yapıtıyla ikincilik ödülünü kazanınca edebiyat çevrelerinde tanındı.Aynı yıl ,Çınaraltı dergisinde birçok öykü yayımladı.1952’den sonra Milliyet ,Yeni İstanbul ,Haber ,Tercüman gazetelerinde Yenigün ve Yol dergilerinde fıkra yazarlığı yaptı.Teknik işlerde çalıştı ve 1991’de devlet sanatçısı ünvanını aldı.

B) EDEBİ KİŞİLİĞİ:

1940’da yazdığı –Yalnızların Romanı- adlı yapıtını 1948 ‘de Çınaraltı dergisinde tefrika ettiren Tarık Buğra aralarında bağ kuramamaktan ötürü mutsuz kişileri anlattığı bu romanında ,sonradan geliştireceği özenli roman dilinin ilk örneğini verdi.Kitap olarak yayımlanan ilk romanı -Siyah Kehribar- da (1955) Mussolini dönemininin İtalya’sından aydınlara yapılan baskıyı ,bir Türk öğrencisinin bakış açısıyla anlattı.Ününü yaygınlaştıran

Küçük Ağa-(1964) ve –Küçük Ağa Ankara’da-(19646 adlı romanlarında olaylara gerçekçi yaklaşımıyla ,ustalıkla işlediği diyaloglarla ve kişilerin iç dünyalarının betimlenişindeki ayrıntılarla akıcı yapıtlar ortaya koymayı başardı.Tiyatro ve televizyonda da uyarlanan -İbiş’in Rüyası- (1970) adlı yapıtında -Komik i Şehir- Naşiti ve döneminin tiyatro evrenini düşgücüyle değiştirerek yetkin bir roman anlayışı sergiledi. 1970’ten sonra yayımladığı –Firavun İmanı- ve –Gençliğim Eyvah-adlı romanların da siyasal kaygılarına öncelikle yer verdiği için romancı nitelikleri ağır basan yazarın ,günlük yaşamı ,ayrıntılara yer vererek eleştirisel bir görüşle yansıtan öyküleri de vardır.

C) ESERLERİ:

ROMAN: Siyah Kehribar (1955), Küçük Ağa (1964), Küçük Ağa Ankara’da (1966), İbiş’in Rüyası (1970), Firavun İmanı(1976), Dönemeçte (1978), Gençliğim Eyvah(1979), Yağmur Beklerken (1981), Yalnızlar (1981), Osmancık (1983)

ÖYKÜ: Oğlumuz (1949), Yarın Diye Bir şey Yoktur (1952), İki Uyku Arasında (1954), Hikayeler (1964)

FIKRA: Gençlik Türküsü (1964)

DENEME: Düşman Kazanmak Sanatı (1979), Politika Dışı (1992)

GEZİ YAZISI: Gagaringrad (1962)

OYUN: Üç oyun (1979)

SONUÇ

Yazar bu eserle , yıllardan beri Türkiye’de varolan anarşiyi göstermektedir.Roman büyük çoğunlukla yaşanmış olayları yansıtmakta fakat kitabın sonlarına doğru yazarın ideolojisini yaymak için yazdığı bir yapıt görünümü kazanmaktadır.Yazar anarşiyi ve bu harekete hizmet etmiş bütün çevreleri kötülemektedir.bu çevreleri ise kesin çizgilerle belirtmektedir.

Gençliğe verdiği mesajlar açısından ise yararlı bir eserdir.Bu tür ideoloji , din , kültür sömürücüleri günümüzde de yaşamlarını sürdürmektedirler. Bunlara karşı uyanık olması gereken gençlik , kendi değerlerini ve kendi ideolojilerini savunmalı , kimsenin fikrini yaymak için ölüme gitmemelidir.Kullanılmış bir nesil olmamak için direnmelidir.Gençlik yıllarında yaşanması gereken güzel duyguları yaşamalı ve hayatın en önemli evrelerinden olan bu yılları bu tür kirli amaçlara hizmet ederek harcamamalıdır.

12 Temmuz 2007

Konu: Girişimciliği Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Konu: Girişimciliği Etkileyen Faktörler Nelerdir?

İlk önce bu konuda uluslar arası bir kuruluş olan OECD tanımına göre girişimcilik; “Ekonomik fırsatların belirlenerek değerlendirilmesine dayanan refah yaratma sürecidir”. Bu süreç dinamik bir süreç olup, süreci etkileyen 3 önemli boyuttan söz edilebilmektedir.

1. Kurumsal altyapı

2. Bürokrasi ve mevzuat

3. Destek programları

KURUMSAL ALTYAPI

Eğer girişimcilik bir risk faaliyeti anlamına geliyorsa, bu faaliyeti yerine getirecek olan kişi yani girişimci bir takım riskleri üstüne almakla beraber işletmenin kuruluş ve işleyiş aşamasında karşılaşacağı sorunlar içinde mutlaka tedbirler alacaktır. Eğer bu türlü bir yöntem uygulamazsa girişimci zarar edecektir. İşte bu yüzden girişimci için işletmenin kuruluş aşamasından önce işletmeyi bir altyapı düzeyine kavuşturmak zorundadır.

Girişimci her açıdan ilk önce kendini düşünmelidir. İşte bu yüzden işletmede alınacak önlemelerden ve tabi ki altyapıdan söz edilebilir.

Kurusal Altyapıyı Etkileyen Bazı Faktörlerde vardır. Bunlar;

Eğitim

Deneyimli iş gücü

Belli bir birikim

Karşılaşabilecek olağan sorunların nasıl giderileceği,

Evet girişimci işletmenin işleyiş aşamasında karşılaşacağı sorunların yanıtını da aramalıdır. Bundan başka ise mutlaka eğitimli belli bir deneyimden geçmiş işçilere gerek duyulur. Bu aşamada üretimin nasıl yapılacağı da ve en önemlisi de bunları pazara çıkardıktan sonra karşılaşılacak sorunlar düşünmelidir.

Peki; bu safhada üretimi etkileyen faktörler nelerdir?

Tabiat, iklim ve yer şekilleri

Emek

Sermaye

TABİAT, İKLİM VE YER ŞEKİLLERİ

Tabiat denilince akla gelen ilk şey üzerinde üretim yapılan arazi, toprak ile ormanlıklar, doğa zenginlikleri, akarsular, göller yahut güneş gibi birkaç terimdir.

Ekonomide ise tabiat üretimin asıl unsurudur. Sınai ve ticari işletmelerde arazi kuruluşun yer teşkili bakımından önemlidir. Bütün işletmeler belli bir adres unsuru taşımak zorunluluğundan belli bir yer teşkil eder. Zaten ürün ticareti yapmayı amaçlayan her işletme mutlak suretle bir yer işgal ederler.

Tabiatın ekonomiye etkilerinin diğer bir yönünden söz edecek olursak tabiatta yer seçimi çok ama çok fazla önemlidir. Çünkü işletmenin istihdam, gelir ve işgücü sağlayabilmesi gerekmektedir. Söz konusu bir havalimanı onbin (10.000) nufüslu bir ilçe yakınına yapıldığında buraya seyahat edecek kişi sayısı az olduğundan bu havalimanından elde edilecek gelir büyük bir miktar olamaz. Yahut Sahra çölünün ortasına beş yıldızlı bir otel inşa etmeyi düşünen girişimci mutlak suretle zarar edecektir.

EMEK

Tabiattan sonra ikinci önemli husus olan emek ve işgücü aynı anlamdadır. Üretimde kullanılan insan gücüne, emek adı verilir. Emek, üretimin esas unsurları arasındadır. Emek olmadan diğer üretim faktörlerinin varlığı hiçbir önem teşkil etmez. Çünkü istihdam sağlanamayan bir işletme çalışanı olmadığı için iş göremez duruma gelecektir.

Ekonomik anlamda emek, faydalı bir malı veya hizmeti üretmek amacıyla plânlı bir şekilde yapılan bedensel ve zihinsel bir faaliyettir. Bu tanıma göre toprağı kazan bir insanın faaliyeti emek olduğu gibi çizim yapan bir mimarın yaptığı iş de emek olarak öngörülür. Ama bu sepebten dolayı emek; vasıflı ve vasıfsız olmak üzere ikiye ayrılır.

Vasıflı emek; Yapılabilmesi için emek sarf edecek kişinin nitelikli olmasını gerektirir. Mimarın çizim yapması buna örnektir.

Vasıfsız emek: Yapılabilmesi için kişide nitelik gerektirmeyecek işgücüdür. Toprağı kazmak ise diğer bir örnek olacaktır.

Emek; girişimci açısından mutlaka ön sıralarda gelecek ve işletmenin iktisadi kaynaklarını artıracak bir güce sahiptir. Girişimci yerine göre vasıflı, yerine göre vasıfsız emeği işletmesinin tabi kaynaklarına katabilecektir.

SERMAYE

Emek ve tabiat ile birlikte üretime ve dolayısıyla iktisadi kaynaklara katılan diğer önemli bir unsur da sermayedir. Sermaye denince halk arasında ilk akla gelen nakdi yani nakit (hazır para) olmaktadır. Halbuki işletmenin başlangıç sürecinde hazır değerlerine katılan tüm değerler sermayedir. Bunlara örnek olarak taşıt, bina, tesis, makine ve cihaz gibi bir çok örnek verebiliriz. Daha açık bir ifadeyle sermaye; daha önce hazır değerlere katılmış olan ve üretime tahsis edildiğinde emeğin verimini artıran her şeydir.

1. Kurumsal alt yapı çerçevesinde ele alınması gereken konular şunlardır:

-Kararlı makro ekonomik koşulların sağlanmış olması;

Makro ekonomi OECD tarafından şöyle tanımlanır: Ulusal gelir, toplam üretim, yatırım, enflasyon, devülasyon, istihdam, işsizlik, büyüme kalkınma gibi konuları inceleyen en kapsamlı ekonomi birimidir.

Girişimci işe başlarken göze almak zorunda olduğu riskler olduğunu belirtmiştik. Ancak girişimci bazı riskleri üstlenirken, ileriyi görebilmeli ona göre hareket edebilmelidir. Karalı makro ekonominin sağlanmış olması, girişimcinin üstlendiği yükü mutlaka ki azaltacaktır. Çünkü ulusal gelirin yüksek olması, ülke yatırımının gelişmiş olması, milli paranın değer kaybetmeyeceğinin bilinmesi de girişimcinin ileriyi daha rahat görmesini sağlar. Ülkemizde girişimciliğin gelişememesinin nedenlerinden biride karalı makro ekonomi koşullarının sağlanmamış olmasıdır.

-Tam rekabet ortamı sağlanması

Tam rekabet piyasası dışardan herhangi bir yaptırım gücüne dayalı müdahalede bulunulmadıkça, ar ve talebe göre fiyatın oluşumunun serbest olarak işlem gördüğü piyasadır. Tam rekabet ortamının sağlanmış olması da girişimci için bir avantajdır. Çünkü tam rekabet ortamının sağlandığı piyasada daha çok alıcı ve satıcı bulunacaktır. Buna göre piyasanın toplam arzı, firmaların tek tek arzının daha da üstünde olacaktır.

-Fikri ve sınai mülkiyet haklarının korunması

Girişimci işletmeyi kurma planına geçmeden önce fikri sinai mülkiyet hakkının korunmasını da istemelidir. Ülkemizde girişimcilik anayasamızın tanıdığı üç temel haka güvece altına alınmıştır. Bunlar; Mülkiyet Hakkı, Meslek Seçme Hakkı, Sözleşme Yapabilme Hakkıdır.

-Ulaşım ve iletişim altyapısının yeterli olması

Girişimci işletmesinin ömrü boynuca yapacağı çalışmalarda ve bulunacağı faaliyetlerde teknolojik imkanlardan da yaralanır. Bu yüzden teknolojik gelişme, ulaşım ve iletişim altyapısının yeterli olması da girişimci için bir avantajdır. Çünkü girişimci pazarda elde edeceği payı, bir yönüyle kitle iletişim araçları sayesinde sağlar. Karma pazarda, pazarlama fonksiyonlarının bazı unsurları iletişime, ulaşıma ve teknolojik gelişmeye bağlıdır.

-İşgücü piyasalarında esneklik

Tam rekabet ortamının sağlandığı piyasalarda, işgücü esnekliği de sağlanmış olur. Çünkü tam rekabet ortamının sağlandığı piyasada gelişime bağlı olarak, daha çok alıcı ve satıcı bulunacaktır. Bu da piyasada esnekliği sağlar. Zaten

-Sermaye piyasalarının yeterli olması

-Eğitim sistemi ve kültür

2. Bürokrasi ve mevzuattan kaynaklanan sorunlar şu şekilde özetlenebilir:

Şirket kurma aşamasındaki güçlükler

Yer temini ile ilgili işlemler

İşletme sürecinde karşılaşılan problemler (Vergi ve diğer yükümlülükler)

İstihdam ve İşgücü ile ilgili sorunlar

3. Girişimcilere ve firmalara sağlanabilecek destekler şunlar olabilir:

Eğitim

Danışmanlık

Başlangıç sermayesi

Diğer finansal destekler

Kredi garantisi

Teknoloji destekleri

Yer temini (İnkübatörler vs)

Bilgi kaynaklarına erişim

12 Temmuz 2007

Grup Teknolojisisnin Tanımı

GRUP TEKNOLOJİSİSNİN TANIMI

Grup teknolojisi (GT) benzer parçaların tanımlanıp aynı grup altında toplanmalarına dayanan bir imalat yönetim sistemidir. Bu gruplandırma parçaların imalat ve tasarım açısından benzerliklerinden yararlanmak amacıyla yapılır.

Grup teknolojisi kavramının yapılmış tanımları içinde Rus S.M.Mitrafanov’un 1959 yılında “Scientific Prinsiples of Group Technology” adlı kitabında yaptığı tanım pek çok açıdan GT’ yi açıklamaktadır;

“Grup teknolojisi parçaların sınıflandırılması ve gruplandırılması yoluyla her bir gruba benzer teknolojik operasyonların uygulanması şeklinde yapılan imalattır. Bu metodun en önemli sonucu dar amaçlı bir durumda geniş amaçlı bir üretim ile sağlanan tasarrufların elde edilmesidir. Bu nedenle GT yığın üretim ve sipariş üretimi alanlarında oldukça önemlidir.”

Aslında grup teknolojisi yüzyıllar önce resmi olmasa da kullanılmaktaydı. İmalat ile ilgili kayıtlı ilk uygulamalar F. W. Taylor tarafından yapılmıştır. Taylor üretkenliği arttırmaya yönelik çalışmaları sonucu belli işler arasında benzerlikler olduğunu saptamıştır. Böylece işleri benzer özelliklerine göre bir araya getirmiştir. Daha sonraları birçok işletme daha resmi GT kavramları uygulamaya başlamıştır. Bu uygulamalara makinaların hücrelerde gruplandırılmaları ve gruplar için imalat takımlarının oluşturulması örnek olabilir.

GT uygulanırken benzer parçalar “parça aileleri” şeklinde bir arya getirilir. Örneğin 10000 değişik çeşitte parça üreten bir işletme bu parçaların büyük çoğunluğunu 50 veya 60 ayrı aile altında toplayabilir. Her bir aile benzer tasarım ve imalat özellikleri gösterecektir. Böylece bir ailenin her üyesini işlem görmesi benzer şekilde olacaktır. Bu da imalatın verimliliği ile sonuçlanır. Bu verimlilik, azalan hazırlık zamanları, azalan ar stoklar, daha etkin çizelgeleme, gelişmiş takım kontrolü ve standartlaşmış proses planlarının kullanımı şeklinde ortaya konulur.

GT’nin uygulandığı bazı işletmelerde üretim ekipmanları, makine grupları veya hücreler şeklinde yerleştirilmiştir. Bunun amacı iş akışı ve parça taşımanın düzenlenmesidir.

Ürün tasarımı konusunda da parçaların parça aileleri olarak düzenlenmeleri bazı avantajlar sağlamaktadır. Örneğin yeni bir parçanın tasarımı ile görevli tasarım mühendisi ya en baştan başlayarak parçayı tasarlamalı yada yeni parçanın ihtiyaçlarına uygun değişiklikleri yapmak için varolan çizimi dosyaların arasından bulup çıkarmalıdır. Burada asıl sorun benzer tasarımın bulunmasının zor ve zaman alıcı olmasıdır. Büyük bir mühendislik departmanında dosyaların içinde, belli bir sistematiğe göre düzenlenmemiş binlerce çizim olabilir. Bu nedenle tasarımcı en iyisinin sil baştan bir tasarım yapmak olduğunu düşünecektir. Bu şekilde verilen kararlar tekrarlandıkça işletmede neredeyse iki kez yapılan tasarımlar önemli ölçüde zaman kaybına neden olacaktır.

Eğer işletmede etkin bir tasarım geri çağırma sistemi bulunursa bu kayıplardan kurtulmak mümkün olacaktır. Mühendisler böylece benzer bir parçanın olup olmadığını kolayca öğrenebilirler. Varolan bir tasarımda yapılacak bir değişiklik en baştan tasarımı yinelemekten çok daha az zaman alıcıdır. Tasarım geri çağırma sistemi GT’nin tasarım fonksiyonunda uygulanan bir prensibidir. Böylece bir sistemin yürütülebilmesi için belli şekillerdeki parça aileleri ile sınıflandırma ve kodlama sistemine ihtiyaç vardır.

PARÇA AİLELERİ

Grup teknolojisi parçaların özellikleri esas alınarak parça aileleri şeklinde gruplandırılmaları ile başlar.

Parça ailesi geometrik özellikleri benzer olan ve/veya imalat için benzer proses aşamalarına ihtiyaç duyan parçaların toplanmasıyla oluşur. Ailelerin geometrik sınıflandırması normal olarak boyut ve şekil açısındandır. Üretim prosesine göre sınıflandırma ise operasyonların türlerinin belirlenmesi ve operasyon sayısına göre yapılmaktadır. Operasyonun türü ise işleme metodu, parça tutuş metodu, şekillendirme ve işleme koşulları ile belirlenir.

1. parça 2. Parça

tolerans +- 0.015 1020 CRS , Nikel plaka tolerans +-0.001 18-8 paslanmaz

Benzer parça ailelerinin tanımlanması ile seri üretim sonucunda elde edilen avantajlar yığın üretimde de sağlanmaktadır. Bu nedenle parçaların başarılı bir şekilde aileler altında gruplandırılmaları GT kavramının uygulanması için bir anahtardır.

Genelde parça ailelerinin oluşturulmasında üç tür metod kullanılır.

Görsel manuel araştırma

Üretim akış analizi

Parça sınıflandırma ve kodlama

Görsel araştırma yöntemi GT uygulamalarında fazla kullanılmamaktadır. Bu yöntem en basit ve en ucuz olanıdır.

Bu yöntemde parçalar fiziksel olarak gözlemlenmek veya fotoğraflarına bakılmak yoluyla gruplandırılır. Bu nedenle elde edilen sonuçlar fazla güvenilir değildir. Gruplandırmayı yapan kişilerin bilgileri birbirinden farklı ve değerlendirmeleri göreceli olacağı için bu yöntem doğruyu en az yansıtan yöntemdir.

Üretim akış analizi (ÜAA) J. L. Burbidge tarafından geliştirilmiş bir tekniktir. Bu yöntemle parça aileleri ve ilgili makine grupları, atölyede üretilen parçaların rota kartlarının analiziyle oluşturulur. Sonuç olarak bu teknik yerleşim için de uygulanabilmektedir.

İlk olarak bir Makine-Bileşen şeması oluşturulmalıdır. Bu, M=makine sayısı , N=parça sayısı ve X=1 ( eğer j parçası makinede işlem görüyorsa ) , 0 (diğer durumda ) değişkenlerinden oluşan bir matristir. Eğer şema küçükse parçalar işlem benzerliklerine göre elle gruplandırılabilirler. Ama daha iyi olan bu işlemi bilgisayar arcılığıyla gerçekleştirmektir. ÜAA’nın bir dezavantajı varolan rota kartlarının geçerli olduğu varsayımıyla hareket edilmesidir. Bu yöntemde başarılı olabilmek için doğru ve etkin rota kartlarının her parça için bulunması gereklidir. Ayrıca ÜAA bazen subjektif yargı gerektirmektedir. Çünkü bazı parçalar bir veya daha fazla özgün operasyon gerektirdiğinde, aileye uymuyor gibi görünmektedir. Bu nedenle analizi yapan kişi karar verirken öznel bir yargıyla hareket etmektedir.

ÜAA’nın sınıflandırma ve kodlamaya göre bir üstünlüğü de parça ailelerinin daha az uğraş ile oluşturulabilmesidir.

Üçüncü yöntem olan sınıflandırma ve kodlama en zor ve zaman alıcı metoddur. Bu yöntemde parçalar incelenir ve her parçaya özelliklerine göre kodlar atanır. Bu yöntemde kodlar kişisel yargıya gerek bırakmayacak şekilde oluşturulduğu için ÜAA ve görsel araştırma yöntemlerinde görülen bu dezavantaj yok edilmiş olur.

Sonuç olarak bu yöntem tercih edilen bir yaklaşımdır.

PARÇA SINIFLANDIRMA VE KODLAMA

Parça aileleri oluşturmak için kullanılan bu metodda her parçanın bireysel tasarım ve/veya imalat özellikleri incelenir. Sınıflandırma, parçaların gruplar halinde veya aileler olarak belli prensipler ve kurallar çerçevesinde kategorize edilmeleri demektir. Amaç benzer parçaları aynı grupta toplamak ve benzemeyen parçalar arasındaki farklılıkları belirlemektir. Kodlama ise bir parçaya semboller atma işlemidir. Bu semboller paçanın özelliklerini yansıtan anlamlar taşırlar. Bu işlemlerin yapılması çok zor gibi görünse de sınıflandırma ve kodlama oldukça komplex bir problemdir.

Dünyada pek çok sınıflandırma ve kodlama sistemi geliştirilmiştir ve endüstriyel amaçla satılan pek çok paket mevcuttur. Fakat bu sistemlerin hiçbiri genel kabul görmemiştir. Çünkü sınıflandırma ve kodlama sistemiyle temsil edilen bilgiler bir işletmeden diğerine farklılıklar gösterir.

Sınıflandırma ve kodlama bir işletmenin bütün ürünleri için yapılabileceği gibi örnek bir yığın üzerinden de yapılabilir. Bu örnekleme işlemindeki en büyük sorun örneklemin tüm populasyonu temsil etmesi riskidir. Ama tüm ürünlerin tek tek sınıflandırılıp kodlanması yerine bu riskin taşınması daha akıllıca olacaktır.

Parça sınıflandırma kodlama sistemi kendi içinde üç genel kategoriye ayrılır.

Parça tasarım özelliklerine dayalı sistemler

Parça imalat özelliklerine dayalı sistemler

Parça imalat ve tasarım özelliklerine dayalı sistemler

Birinci kategorideki sistemler tasarım geri çağırma ve tasarım standardizasyonu için kullanışlıdır. İkinci kategori ise Bilgisayar Destekli Proses Planlama, imalat takımlarının tasarımı ve diğer üretimle ilgili fonksiyonlar için kullanılır. Üçüncü kategori iki sistemin fonksiyon ve avantajlarını tek bir sınıflandırma sistemi altında birleştirmeyi amaçlar.

Parçaların imalat ve tasarıma göre özellikleri şöyle sıralanabilir;

Parça tasarım özellikleri parça imalat özellikleri

Temel dış şekil – Ana işlem

Temel iç şekil – Alt operasyonlar

Uzunluk / çap oranı –Ana boyutlar

Malzeme türü – Uzunluk / çap oranı

Parça fonksiyonu – Yüzey özellikleri

Ana boyutlar – Tezgahlar

Alt boyutlar – Operasyon sırası

Toleranslar – Üretim zamanı

Yüzey özellikleri – Yığın miktarı

– Gerekli ekipman

– Yıllık üretim

Kesici takımlar

Kodlama sisteminin yapısı

Bir parça kodlama şeması parçanın tasarım ve / veya imalat özelliklerini belirleyen sembollerin sıralanmasından oluşur. Koddaki semboller bütünüyle nümerik, bütünüyle alfabetik veya her ikisinin karışımından oluşabilir. Ama en yaygın sınıflandırma ve kodlama sistemleri yalnızca rakamlardan oluşmuştur.

Grup teknolojisi uygulamaları için 100 den fazla sınıflandırma ve kodlama sistemi geliştirilmiş olmasına karşın bunların hepsi üç temel grupta toplanabilir.

Hiyerarşik kodlama ( monokod )

Zincir kodlama ( polikod )

Hibrit kodlama ( karışık kod )

Hiyerarşik kodlama

Bölümün başında da belirtildiği gibi sınıflandırma ve kodlama çok uzun zamandır kullanılmaktadır. Hiyerarşik kodlama da bunu doğrulayan bir örnektir. Bu sistem biyolojik sınıflandırma için 1700’lerde Linnaeus tarafından geliştirilmiştir. Bu tür kodlamada her karakterin anlamı bir önceki karakterin anlamına bağlıdır. Bu nedenle her karakter bir öncekinin verdiği bilgiyi güçlendirir. Böyle bir sistem şekilde gösterilen bir ağaç yapısıyla şekillenebilir.

Parça

Dönel parça ise A Dönel parça değilse B

Yuvarlaksa 2 kesikli yuvarlak 1 kutu ise 1

Düzensiz kesikli ise 2 dişli ise 1

Dıştan diş B İçten diş A

diğer 3 alın dişlisi 2 konik dişli 1

şekil ; bir alın dişlisi için hiyerarşik kod yapısı

Bir hiyerarşik kod oldukça az sayıda rakamla büyük miktarda bilgi sağlar. Bu avantaj diğer sistemler incelendiğinde daha iyi gözlenecektir. Hiyerarşik sistemin uygulanması kolay olmasına rağmen her rakamın anlamını tanımlamak zor olabilir. Ağacın en üstünden başlayarak kodlanan parçayla ilgili bir dizi sorunun cevaplandırılması gerekir. Böylece her bir soru cevaplandıkça yapılan seçim kaydedilir ve sonuçta uygun bir kod oluşturulur.

Tasarım departmanları, hiyerarşik kodlama sistemini parça çağırmada sıkça kullanmaktadırlar çünkü bu tür bir sistem şekil, malzeme ve boyut özelliklerini kapsamada çok etkindir. Buna karşılık imalat departmanları, işlem özelliklerine bağlı olan, farklı ihtiyaçlara sahiptir. Proseslerle ilgili bilgileri çağırmak ve analiz etmek hiyerarşik sistemde zordur.

Zincir kodlama

Zincir kodlama aynı zamanda polikod, özellik kodlama, farklılık kodlaması ve uyarlanmış rakam kodlaması olarak da bilinir. Zincir kodlamadaki her karakterin anlamı diğer karakterlerden bağımsızdır. Böyle bir parçanın her özelliğine özel bir karakter atanabilir. Şekilde bir zincir kodlama örneği görülmektedir.

Zincir kodlama işlemi sonucu parça çağırma işlemi bilgisayar kullanımı ile basit bir iş haline gelir. Sonuç olarak bir zincir kodlama sistemi imalat departmanında çokça kullanılmaktadır. Çünkü bu sistemle benzer özellikleri olan ve benzer işlemler gerektiren parçaları tanımlamak kolaydır. Zincir kodlamanın bir dezavantajı koddaki bir pozisyonun parçaların herhangi bir farklı özelliğine ayrılmış olmasıdır. Bunun sonucunda kodun tamamı çok uzun olabilmektedir.

Rakam

Özellik sınıfı

Dış şekil

Kesiksiz silindir

Kesikli silindir

Kutu

………

İç şekil

hiçbiri

Merkez delik

Merkez delik

………

Delik sayısı

1-2

3-5

………

Delik çeşidi

Aksiyal

Çapraz

Aksiyal çapraz

………

Çark dişi

vida

İç alın

Dış alın

Şekil ; zincir kod örneğidir.

Hibrit kodlama

Uygulamada en çok tercih edilen kodlama sistemi hibrit kodlamadır. Çünkü bu sistemle diğer iki sistemin avantajları birleştirilmiş olur. ( örneğin ; ilk rakam parçanın türünü tanımlamak için kullanılırken, ardından gelen beş karakter, kısa bir zincir kodlama olarak, bu türün özelliklerini gösterebilir.)

Hibrit kodlar kısa polikodlardan oluşmuşlardır. Bu kısa zincirler içindeki rakamlar bağımsızdır. Ama kodu tamamlamak üzere kullanılan bir veya daha fazla sembol, parça populasyonunu gruplar halinde sınıflandırmak için atanmış olabilir.

Bu tür kodlama sistemi hem tasarım hem de imalatın ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayan metoddur.

Kodlama sisteminin seçimi

Daha öncede belirtildiği gibi sınıflandırma ve kodlama üzerine 100 den fazla sistem geliştirilmiştir. Bu nedenle belli bir uygulama için doğru sistemin seçimi zor ve zaman alıcı olmaktadır. Seçim yapılırken Inyong Ham tarafından belirlene şu faktörler göz önünde bulundurulmalıdır; ( Bedwort, Andersen, Wolfe, Computer Integrated Desıgn’n Manufacturing, sf.190 )

Amaç : Bir sistemin yerleştirilme amacı kullanıcının mühendis, imalatçı ya da her ikisi birden olmasına bağlı olarak değişecektir. Mühendislik ile ilgili bazı amaçlar şunlardır;

Benzer parçalar için verimli bir geri çağırma sistemi sağlamak

Parça ile ilgili bilgileri standart bir formda sağlamak

İmalat yeterliliği için verimli bir karar sistemi yaratmak

İmalat ile ilgili amaçlar şöyle sıralanabilir;

Parça aileleri oluşturmak için gerekli bilgileri sağlamak

Proses planlarının verimli biçimde geri çağırılmasını sağlamak

Parça ailelerine uygun makine grupları veya hücreleri oluşturmak için etkin bir sistem sağlamak.

Güçlülük : Seçilen sistem işletme tarafından üretilen veya üretilmesi planlanan tüm parçaları kapsamalıdır. Bunu saptamak için yapılan analiz, planlanan grup teknolojisi uygulamalarının yerleştirilmesini ve gerekli parça özelliklerini kapsayacaktır.

Genişletilebilirlik: belirsiz bir zaman periyodu içinde, kodlama sisteminin kapsaması gerekli olan her şeyi tanımlaması olanaksızdır. Bu nedenle kodu genişletebilmek önem kazanır.

Farklılıkları gösterebilirlik: Bir sistem tarafından oluşturulan kodlar arasındaki farklılıklar çok çeşitli olabilir. Oldukça ekstrem bir örnek verilirse; bir işletme tarafından imal edilmiş tüm parçalar kodlandığında hepsi tek bir ailenin içinde gruplanabileceği gibi, diğer taraftan kodlanan tüm parçaların her biri ayrı birer aileyi de temsil edebilir. İki durumda da kodlama sistemi farklılıkları yeterli derecede gösteremez.

Otomasyon: bugün kullanılan birçok sınıflandırma ve kodlama sistemi bilgisayar ile uygulanmaktadır. Bu nedenle potansiyel bir sistem değerlendirilirken bu sistemin otomasyonunun sağlanıp sağlanamayacağı detaylı biçimde incelenmelidir. Bu değerlendirme kodlama ve sınıflandırma sistemi ile sınırlı kalmayıp ilgili veri tabanı metodolojisi, geri çağırma ve fonksiyon analizi de dikkate alınmalıdır.

Verimlilik: Kodlamanın verimliliği yani tipik bir parça kodlamasında kullanılan rakamların sayısı değerlendirilmelidir. Eğer rakam sayısı az ise bu sayının arttırılıp arttırılmayacağı incelenmelidir.

Maliyet: maliyet oldukça kapsamlı bir kavramdır. Sistemin ana maliyeti, belli bir işletmenin ihtiyaçları doğrultusunda değiştirilme maliyeti, sistemin varolan bilgisayar sistemiyle bütünleştirilme maliyeti ve işletim maliyeti göz önünde bulundurularak uygun sistem seçilmelidir.

Zaman: sistemin seçimi yapılmadan önce yerleşimine ve personelin eğitimine ne kadar zaman ayrılacağı araştırılmalıdır. Ayrıca sistemin yerleştirilmesinden ne kadar sonra yararlarının fark edileceği de önemli bir noktadır.

Basitlik: sistemin kullanımının kolaylığı da en az diğer faktörler kadar önemlidir. Sistemi kullanacak olan birçok kişi bilgisayara yabancı olabilir. Bu nedenle kullanımının basit oluşu sistemin kullanıcı tarafından kabul edilebilirliği, eğitim ve kullanım masrafları açısından önemlidir.

İşletmenin kendi kodlama sistemini geliştirmesi

Birçok işletme kendi kodlama sistemini seçmiştir. Takip edilecek adımların sırasını belirlemek kolay olmasa da sistemin kısa bir sürede geliştirilmesi mümkündür.

Öncelikle parçalardan bir örneklem grubu oluşturmalıdır. Bu örneklem grubunun içinde dışarıdan satın alınan parçalarda bulunmalıdır. ( geliştirilecek kodlama sistemi işletmede üretilen parçalar kadar dışarıdan satın alınan parçalara da uygun olmalıdır. ) Parça sayısı genellikle tüm ürünlerin % 25 i kadardır. Çoğunlukla bir veri tabanından 100 kadar parça örnek olarak alınabilir. Ama veri tabanı genişse bu rakam 1000 e hatta 5000 e kadar yükselmektedir.

Sonraki adım örneklemdeki parçaların çizimlerinin bir araya getirilmesidir. Bu çizimler her bir parçanın gözlemsel muayenesi sonucunda ailelere ayrılabilirler ve böylece benzer özellikleri olan ve benzer süreçlere gereksinim duyan parçalar bir arada gruplanmış olurlar. Bu prosedür hangi parça özelliğinin yüksek gözlenme frekansına sahip olduğunu belirler. Bu adım tamamlandıktan sonra parçaları yapmak için gerekli tezgahların tanımlanmasına ve parça ailelerinin fabrikada bulunan makinelerle bağlantılarının kurulmasına sıra gelmiştir. Dışarıdan satın alınan parçaların fabrikada bulunan makinelerle ilişkilendirilmeleri mümkün olmayabilir ama bu parçaların yapımı için gerekli ekipmanın gelecekte alınması olasılığı da göz önünde bulundurulmalı ve dışarıdan satın alınan parçalar da düşünülmelidir.

Parça özellikleri tanımlandıktan sonra bu özelliklerin hiyerarşik bir düzene oturtulması gereklidir. Bu düzen oluşturulurken amaç parçaların kodlanmaları için gerekli sürenin minimize edilmesidir. Kodlama yapılırken belli özellikleri tanımlanmış parçaların diğerlerinden daha kısa sürede kodlandığı görülecektir. Örneğin; eğer bir parça dönel olarak tanımlanmışsa dönel olmayan parçalara özgü tüm özellikler göz ardı edilebilir.

Bu aşamadan sonra yapılacak işlem geliştirilen kodlama sisteminin test edilmesidir. Bu işlem alınacak bir örneklem parça grubunun kodlanması ile yapılabilir. Kodlama tamamlandıktan sonra doğru parça ailelerinde gruplandıklarından emin olmak için sonuçlar analiz edilmelidir. bU işlem kodlama sistemi tatmin edici hale gelinceye kadar pek çok iterasyon gerektirebilir.

Kodlama sistemi geliştirme işlemi çok fazla uğraş gerektirdiği için pek çok işletme bir kodlama sistemi program paketi alıp kendi özel ihtiyaçları doğrultusunda program üzerinde değişiklik yapmak yoluna gitmektedir.

Kodlama sistemi örnekleri

Daha öncede belirtildiği gibi dünyada birçok kodlama sistemi geliştirilmiştir. Bunun da pek çok nedeni vardır. Örneğin var olan sistemler önemli olduğu düşünülen bilgileri içermemektedir, kodlamanın oluşturuluş şekli geçerliliğini yitirmiştir ya da kullanımı zordur.

Uygulandığı yere göre gerekli özellikler değişiklik gösterir. Genelde uygulamaların sayısı arttıkça gerekli özelliklerin sayısı da artar. Sonuçta bir kodlama sisteminin temsil edeceği bilgi miktarı çok önemli bir özellik haline gelebilir.

GT uygulayan işletmeler arasında geniş kullanımı olan 4 kodlama sistemi aşağıda detaylı olarak anlatılmıştır.

OPITZ Sistemi

MICLASS Sistemi

CODE Sistemi

DCLASS Sistemi

OPITZ Sınıflandırma sistemi

Bu parça sınıflandırma ve kodlama sistemi H. Opitz tarafından Batı Almanya‘daki Aachen Üniversitesi’nde geliştirilmiştir. Bu sistem GT alanındaki öncü çalışmalardan birini temsil eder ve belki de bilinen en iyi kodlama sistemidir.

OPITZ kodlama sistemi şu rakam sırasını kullanır.

1234 6789 ABCD

Asıl kod 9 rakamdan oluşmuştur. Bu temel 9 rakam 4 rakam daha eklenerek genişletilebilir. İlk 9 rakam hem tasarım hem de imalat verilerini tanımlamaya yöneliktir. Bu 9 rakamın ilk 5’i ( 12345) “ Form Kodu “ olarak adlandırılır ve parçanın ana tasarım özelliklerini tanımlar. Takip eden 4 rakam ( 6789 ) “ Tanımlayıcı Kod “ u oluşturur. Bu kod imalat için gerekli bazı özellikleri belirtir. ( boyutlar, iş malzemesi, işlenmemiş parçaların şekli, gibi…). fazladan eklenebilen 4 rakam ( ABCD ) “ İkincil Kod “ olarak bilinir ve üretim işleminin tipini ve sırasını belirtmek için kullanılır. İkincil kod işletme tarafından özel ihtiyaçlar doğrultusunda oluşturulabilir.

Opıtz kodlama sistemi oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir. Aşağıdaki örnek bir kovan için 9 rakamlı Opıtz kodunu göstermektedir.

0 0 1 1 0 1 6 1 0

tolerans sınıfı

ana malzeme yapısı

malzeme tipi ve ısıl davranış

dış çap 0.8 den az ve 0.20 den fazla

yardımcı delik veya diş yok

deliksiz ve oluksuz yüzey

tek iç çap

tek dış çap, dişsiz

L / d oranı 1 / 2 den küçük ve düzgün

merkezli yuvarlak parça

şekil ; Bir kovan için dokuz rakamlı OPITZ kodudur.

MICLASS Kodlama sistemi

MICLASS ( Metal Institute classification system ) Hollanda Uygulamalı Bilimsel Araştırma Kurumu tarafından geliştirilmiştir. MICLASS ticari sistemler içinde en yaygın olanlardan biridir.

MICLASS sistemi birçok tasarım, üretim ve yönetim fonksiyonlarının otomasyonu ve standartlaştırılması için geliştirilmiştir. Bu tür çalışmalara örnekler şu şekilde sıralanabilir.

Mühendislik çizimlerinin standartlaştırılması

Sınıflandırmaya göre çizimlerin geri çağırılması

Süreç rotalarının standartlaştırılması

Otomatik süreç planlama

Belli makine gruplarında işlenecek parçaların seçilmesi

Üretim araçları için yatırım analizi yapılması

MICLASS kodlama sistemi iki ana bölümden oluşur. 1. Bölüm 12 rakamlı bir koddur. Bu rakamlar parçaların mühendislik ve imalat karakterlerini sınıflandırmak üzere kullanılırlar. MICLASS kodlama sisteminin yapısı şu şekildedir;

10

11

12

Malzeme kodu tolerans kodu

Yardımcı boyut

Boyut oranı

Ana boyut

Şekil elemanlarının konumu

Şekil elemanları

Ana şekil

Şekil ; MICLASS kodlama sisteminin yapısıdır.

MICLASS kodlama sistemini ikinci bölümü tercihe bağlı olarak kullanılır. Bu bölümde 18 e yakın karakter vardır. Bu karakterler işletmenin belli ihtiyaçlarına göre oluşturulur. ( örneğin ; yığın miktarı, maliyetler, üretim olanakları gibi…)

Tanımlanan ilk 12 rakam evrenseldir ve rakamların tanımları işletmeden işletmeye değişiklik göstermez. Bunun avantajı belli bir işletme veya bölümden alınan parça kodu bilgisini okuyabilmesidir. Dezavantaj eğer gerekli bilgi 12 rakam tarafından sağlanmazsa doğmaktadır.

30 rakamlık bir MICLASS kodu kullanarak binlerce parçanın kodlanmasının elle yapılması çok zor ve zaman alıcı olacaktır. Ayrıca hata yapma olasılığı da yüksektir. Sonuçta MICLASS sistemi kullanıcıya yardımcı olan etkileşimli bir bilgisayar sistemi ile kullanılır. Örneğin; programlardan biri kullanıcıya kodlanacak parça ile ilgili sorular sorar. Şekilde MICLASS sistemiyle kodlanacak bir parça ile ilgili, bilgisayar ve kullanıcı arasında geçen bir diyalogu göstermektedir.

VERSİON-A-

MAIN DIMENSIONS (WHEN ROTH, PART D.L AND 0) ? 2.9375 2 0

DEVIATIONS OF ROTATIO FORM ? NO

CONCENTRIC SPIRAL GROOVES ? NO

TURNING ON OUTERCONTOUR (EXCEPT END FACES) ? YES

SPECIAL GROOVES OR CONE(S) IN OUTERCONTOUR ? NO

ALL MACH. DIAM. AND FACES VISIBLE FROM ONE END (EXC. END FACES+GROOVES) ? YES

INTERNAL TURNING ? YES

INTERNAL SPECIAL GROOVES OR CONE(S) ? YES

ALL INT. DIAM. + FACES VISIBLE FROM ONE SIDE ? YES

ALL DIAM. + FACES (EXC END FACE) VISIBLE FROM ONE SIDE ? YES

ECC. HOLDING AND / OR FACING AND / OR SLOTTING ? YES

IN INNEERFORM AND / OR FACES (INC. END FACES) ? YES

IN OUTERFORM ? NO

ONLY KEYWAYING ETC. ? NO

MACHINED ONLY ONE SENSE ? YES

ONLY HOLES ON A BOLDCIRCLI AT LEAST 3 HOLES ? YES

FORM OR THREADING TOLERANCE ? NO

DIAM. ROUGHNESS LESS THAN 33 RU (MICRO-INCHES) ? YES

SMALLEST POSITIONING TOL. FIELD ? .016

SMALLEST LENGTH TOL. FIELD ? .0313

MATERIAL NAME . CC15

CLASS. NR. = 1271 3231 3144

…………………………………………………

(Bedwort. Anderson, Wolfe, Computer Int. Desıgn’n manufacturıng, sf. 204)

Şekil ; MICLASS kodlama için etkileşimli bilgisayar yazılımı örneği

Görüldüğü üzere sorular parçanın şekil, boyut, malzeme ve tolerans gibi özellikleri ile ilgilidir. Cevaplar ; evet, hayır ya da boyutlar şeklindedir. Sonuç olarak çok derin bir bilgisayar bilgisine ihtiyaç yoktur. Kullanıcı soruları cevapladıkça program kodlama ile ilgili bilgileri bir araya getirir. Sonra bilgisayar parçaya bir kod atar ve bu bilgiyi MICLASS veri tabanıda depolar. Bu prosedür ile parça kodlama sırasında yapılabilecek hatalar en aza indirgenmiş olur. Bilgiler veri tabanında depolandıktan sonra analiz için kullanılabilmektedir.

Daha öncede belirtildiği gibi MICLASS sistemi, veri tabanında depolanmış olan kodlama ve sınıflandırma bilgilerinin analizine yardımcı olan pek çok program içermektedir. Bu programlar tasarım sınıflandırması, tasarımın iki kez yapılmasının önlenmesi, imalat standartlaştırılması, malzeme akış hızı ve kontrolünun geliştirilmesi, tezgahların alınması ve kullanımının optimizasyonu, tasarım ve imalatın verimliliğinin arttırılması gibi amaçlarla kullanılabilirler.

MICLASS programları tarafından gerçekleştirilen bazı özel fonksiyonlar şunlardır;

Veri yönetimi : Bu fonksiyon veri ve dosyaları işler, hataları düzeltir ve verileri listeler.

Tasarım geri çağırma: Aynı veya benzer koda sahip tasarımlar geri çağırılabilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta iki aynı parça çağrılabileceği gibi benzer parçalarında çağrılabilmesidir. Kodlanmış parçaların çeşitliliği kullanıcı tarafından kontrol edilmektedir.

Üretim karışımı: yüzlerce veya binlerce parçanın kodlanmasından sonra veri tabanında yer alan bilgilerin analizi çok zaman alıcı olabilir. Bu konuda yardımcı programlar geliştirilmiştir. Örneğin; belli bir sınıfa ait kodun veya özel bir parçanın kodunun ( kod kombinasyonunun ) gözlem sıklığını veren grafik programları vardır.

MICLASS sisteminin çok başarılı olmasının en önemli nedeni kullanıcıya bilgisayar desteği sağlamasıdır.

CODE kodlama sistemi

CODE sistemi, Ann Abor’un Michigan Veri Sistemleri A. Ş.’i (MDSI) tarafından geliştirilmiştir. Bu sistemin en yaygın uygulanması parça tasarım verilerinin çağrılması konusunda yapılmaktadır. Ama sistem aynı zamanda imalat süreç planlama, satın alma, takım tasarımı ve envanter kontrolü gibi alanlarda da uygulanmaktadır.

Kod numarasının 8 rakamı vardır. Her bir rakam için olası 16 değer bulunur (0 dan 9 a ve A dan F ye kadar). Bu değerler parçanın tasarım ve imalat özelliklerini tanımlamak için kullanılır. İlk rakam parçanın an geometrisini belirtir ve CODE sisteminin “Ana Bölümü” olarak adlandırılır. Bu rakam şeklin silindir mi, düz parça mı, blok mu yoksa diğer türden mi olduğunu belirlemek üzere kullanılır. Geri kalan ilk 7 rakamın anlamı ilk rakamın değerine bağlıdır ve kendi içlerinde zincir kod yapısı oluştururlar. Böylece tüm kod sistemi hibrit bir yapı gösterir.

2. ve 3. Rakamlar parçanın temel geometrisi ve ana imalat işlemlerini içeren ek bilgi sağlarlar. 4. 5. ve 6. rakamlar parça üzerinde yapılacak ikincil işlemleri tanımlarlar (oluklar, dişler ve delikler gibi…). 7. ve 8. rakamlar ise çap, tornalanacak parçanın uzunluğu gibi bütün boyutları göstermek için kullanılırlar. Parçalar ana ve yan boyutlar açısından 16boyut grubundan birisine atanırlar. Şekilde, temelde silindirik geometriye sahip olduğu belirlenmiş bir parçanın 2 den 8 e kadar rakamlarının tanımı kısmi olarak görülmektedir.

ANA

BÖLÜM

İKİNCİ

ÜÇÜNCÜ

DÖRDÜNCÜ

BEŞİNCİ

ALTINCI

YEDİNCİ

SEKİZİNCİ

Tanım

Dış çap

Mer. delik

Diğer delikler

Oluk, diş

farklılıklar

Max.D.Ç.

Max. Top.boy

diğer

Diğer

Diğer veya hiçbiri

Diğer veya hiçbiri

Diğer veya hiçbiri

> < hiçbiri

> < hiçbiri

Silindir (tek)

Hiçbiri

Uzunlamasına

Dış oluk

Konsantrik değişimler

.10 2.54

1.00 25.40

Silindir konkav

Tek (içten)

Radyal yuvarlak

İç oluk

Çıkıntı ana şekilde

.10 .16

1.0 1.60

Silindir konveks

Tek (kör)

1 ve 2

1 ve 2

1 ve 2

.16 .27

1.6

Silindir konik

Tek (iç dişli)

Radyal yuv. Değil

Oluk alında

Delik (ler)

.27

Silindir değişken

Tek kör dişli

1 ve 2

Koni (tek)

Çok iç çap

Koni konkav

Çok iç çap (kör)

DCLASS Kodlama sistemi

DCLASS (Desıgn and Classification Infomation System) kodlama sistemi Brigham Young Üniversitesi’nde geliştirilmiştir. Bu sistemin ilk kullanımı üniversite çevresinde oluşmuşsa da daha sonra bazı işletmeler prototip geliştirme çalışmalarında DCLASS’ı kullanmışlardır.

Bu sistemin geliştirilmesine yönelik pek çok gerekçe ortaya konmuştur.

Bir parça en iyi temel şekli ve genelde en görünür özelliği ile tanımlanabilir.

Her temel şekil delikler, dişler ve oluklar gibi yan özelliklere sahip olabilir.

Bir parçanın tamamı temel şekli ile, özellikleri ile, boyutları ile, malzeme tipiyle, formuyla ve işleme koşullarıyla tanımlanabilir.

İnsanlar tarafından anlaşılan ve insan kullanımına uygun bir parça sınıfı ve kodu oluşturmak üzere pek çok kısa kod bölümü birbirine bağlanabilir.

Bu kısa kod bölümlerinin her biri parça hakkında daha detaylı bilgi sağlayabilir.

Uzun yıllar süren uğraşlardan sonra 8 rakamlı bir hibrit kod geliştirilebilmiştir. Bu 8 rakam 5 kod bölümüne aşağıda görüldüğü gibi ayrılmıştır.

B 1 1 2 3 4 A 1

Şekil ; sekiz rakamlı DCLASS kod yapısıdır.

Üç rakamdan oluşan temel şekli tanımlamak için kullanılır. Yapı özellikleri tek rakamdan oluşan, bir sonraki bölümde gösterilir. Bu bölüm parçanın karmaşıklığını belirtir. Dişler, delikler gibi yan işlemler ısıl davranışlar ve yüzey özellikleri tanımlanmalıdır. Parçanın karmaşıklığına, özel niteliklerinin sayısına göre karar verilir. 1 rakamlık boyut kodu DCLASS’ ın 3. Bölümünü oluşturur. Bu kodun değerinden, parçanın genel çevresel boyutu anlaşılmalıdır. 4. Bölüm bir takım tanımlayıcı bilgiler içerir. Son iki rakam ise 5. Bölümü oluşturur ve malzeme ile ilgili özellikleri tanımlamak için kullanılır.

Genelde parçalar etkileşimli bir bilgisayar programından elde edilen soruların yanıtlanması ile kodlanacaktır. Bu durumda koda atanacak değerlerin karşılaştırılması için şekil, boyut malzeme ve diğer özellikler hakkında yeterli bilgi bulunmalıdır.

Brigham Young Üniversitesi’nde Dell Allen isimli bir araştırmacı süreç sınıflandırma ve karar verme mantığına yönelik bir bilgisayar sistemi geliştirmiştir. Bu sistem birçok bilgisayar (mikro, mini ya da main frame) için kullanılabilir niteliktedir.

Pek çok ticari amaçlı kodlama sistemi DCLASS sisteminin mantığına benzer şekilde geliştirilmiştir. Ama bu sistemlerin bazılarının kullanımı uygun kodun ne olacağına karar verilmesi için daha çok uğraş gerektirmesi nedeniyle zordur.

Kodlama sistemlerinin herhangi biri ile parçaların kodlanması GT çalışmalarının tamamlanması için yeterli değildir. Bu parçaların üretiminde kullanılacak olan ekipmanın uygun şekilde yerleşimi üretimin verimliliği ve GT’nin etkinliği açısından en önemli noktadır.

GRUP TEKNOLOJİSİ İLE ÜRETİM MERKEZİ TASARIMI

Parçalar aileler şeklinde gruplandıktan sonra fabrikadaki üretim donanımının nasıl yerleştirileceğine karar vermek büyük önem taşır. Makinalar uygun biçimde yerleştirilmediği takdirde imalat masrafları dikkate değer ölçüde yükselecektir.

Bir işletmedeki makineleri yerleştirmenin 3 temel yöntemi vardır; imalat hattına göre yerleştirme , makinelerin fonksiyonlarına göre yerleştirme ve ürün gruplarına göre yerleştirme. Şekilde bu üç yerleşim şekli görülmektedir.

İmalat hattına göre yerleşimde makinalar ve diğer iş makinaları kullanılış sıralarına göre jonumlandırılmışlardır. Her yerleşim yerindeki iş kapsamı, malzemelerin sürekli akışını sağlayacak biçimde dengelenmelidir. Bu tür bir yerleşim genellikle basit süreçlerin izlendiği endüstrilerde, sürekli montajlarda ve büyük miktarlarda seri üretilen bileşenler için kullanılmaktadır.

Fonksiyona göre yerleşimde özel tipteki makinalar bir arada gruplanmıştır. Örneğin; tornalama frezeleme bölümü….gibi. bu tür yerleşim önemli miktarda malzeme taşıma , büyük miktarda stok , uzun hazırlık ve imalat süreleri ile sonuçlanabilir. Am kimi işletmelerde bu tür bir yerleşim tam tersi bir etki yapabilecektir. Örneğim eğer üretilen parçalar yanlızca tek bir makinede işlenme özelliğine sahiplerse bu şekilde bir yerleştirme üretkenliği ve verimi olumlu yönde etkilemeyebilir.

Daha önce de belirildiği gibi Üretim Akış Analizi bir fabrikadaki parçaları gruplandırmak ve makinaları yerleştirmek için kullanılan bir metoddur. Ama ÜAA önemli ölçüde kişisel yargı gerektirebilir. Sonuç olarak Makine-Bileşen şemasına destek olacak ek teknikler öenrilmiştir. Bu tekniklerden biri Tek Bağlantılı Gruplama algoritmasıdır ( Single-Linkage Clustering algorithm.)

ÜAA için bir makine-bileşen şeması kullanılacağı daha önce belirtilmişti. Amç benzer süreç gerektiren parçaların gruplandırılmasıdır. Bu şemada 1’ler işlem yapan makinaları gösterir. Mc Auley makine-bileşen şemasıyla gruplamaya uygun bir SLCA tanımlamıştır.bu algoritma benzer işlem gerektiren parçalrın birlikte gruplanması için bir “ benzerlik katsayısı kullanır “ kullanır. Başka bir SLCA ise Sneath tarafından geliştirilmiştir ve çok sayıda gruplama algoritmasından yanlızca biridir.

Şakildeki makine bileşen şeması Mc Auley tarafından geliştirilen SLCA’ yı tanımlamak üzere kullanılacaktır.

10

Şekil makine-bileşen şemasıdır.

Her bir makine çiftinin bu iki makinadan yalnızca birine veya her ikisine birden uğrayan parçalar açısından ne kadar benzer olduğunu saptamak üzere bir benzerlik katsayısı hesaplanır. Çeşitli alternatifler 2×2 lik bir tablo ile gösterilmiştir.

J makinesi

1 0

1 a b i makinesi

0 c d

şekil : 2×2 lik tablo

a= iki makinede de işlem gören parça sayısı

b= i makinesinde işlem gören parça sayısı

c= j makinesinde işlem gören parça sayısı

d= iki makinede de işlem görmeyen parça sayısı

Buna göre a: parçanın her iki makinede de işlem gördüğünü , b ise, yalnızca bir makinede işlendiğini gösterir. Auley benzerlik katsayısını ;

Sij= a

a + b + c

olarak tanımlar. Burada;

Sij = i ve j makineleri arasındaki benzerlik katsayısı

a= her iki makineye de uğrayan parça sayısı

b, c= i veya j makinalarından yalnızca birine uğrayan parça sayısıdır.

Tüm makineler arasındaki benzerlik katsayısı aşağıdaki gibi bir matrisle gösterilebilir.

Makineler

.80

.12

.50

.30

.80

Şekil : benzerlik matrisi

SLCA’ nın bu işlemden sonraki aşamaları şunlardır;

2 Benzerlik matrisi en büyük benzerlik katsayısının bulunması amacıyla taranır. Bu katsayı ilk birleşmeyi oluşturan iki makineyi belirtir.

Bir sonraki en büyük katsayının bulunması için matris yeniden taranır ve ilgili makineler birleştirilir.

Tüm makineler bir grup altında toplanıncaya kadar 2. ve 3. Adımla tekrarlanır.

Belli bir seviyenin altında ise sona erer. Bu seviyeye “ eşik seviyesi “ denir. Eşik seviyesi oluşturulan grupların sayısını kontrol amacı ile kullanılır.

Makine-bileşen şemasına SLCA uygulamasının sonuçları aşağıdaki şekilde görülebilir.

Grup Makineler benzerlik katsayısı

1 BC 0.8

2 AE 0.8

3 BCD 0.5

4 BCD 0.33

5 BCDAE 0.12

Şekil : SLCA’nın sonuçları

SLCA ile elde edilen sonuçlar bir “ denogram “ yardımı ile grafiğe dökülebilir.

Denogramın apsisinin özel bir anlamı yoktur. Benzerlik katsayısı aralığı genellikle

0-100 arasındadır ve ordinatta gösterilir. Grafiğin en alt seviyesindeki her dal bir makineyi temsil eder. Yukarıya doğru gidildikçe dallar yeni dallar oluşturmak üzere birleşirler. Ve makine gruplarını gösterirler. Bu gruplamaların oluştuğu benzerlik katsayıları dendogramın solunda gösterilir. Aşağıda, uygulanan SLCA sonuçlarına göre oluşturulan dendogram görülmektedir.

0.12

0.5

0.8

B C D A E

Şekil; örnek diyagram

Dendogramdan da anlaşılacağı üzere SLCA makineleri 4 değişik grup altında toplar. Ama algoritma hangisinin en ideal grup olduğunu göstermez. Bu da SLCA kullanmanın dezavantajlarından biridir. Guplandırmanın ne zaman durdurulacağına karar vermek için grup içi / gruplar arası hareketlerin sayısı , makineden yararlanma , planlama ve kontrol faktörleri ve yönetimsel faktörler gözönünde bulundurulmalıdır. Ayrıca darboğaz yaratan bir makine gruplanacağında daha detaylı bilgi sağlanmalıdır. Darboğaz makine, farklı gruplara ait çok sayıda parça tarafından ihtiyaç duyulan makinedir. Bu algoritmanın başka bir zayıf yönü de üyelerinden çoğu nispeten düşük benzerlik katsayılarına sahip olduğu halde iki veya daha çok grubun birleştirilebilmesidir. Bu işleme “ zincirleme “ denir.

Bu algoritmanın sağladığı pek çok avantaj da vardır. Bunlardan biri makinelerin gruplandırma konusunda sistematik bir yol sağlamasıdır: bu özellik, çok sayıda makine söz konusu olduğunda daha da belirginleşmektedir. Ayrıca bu algoritma bilgisayar kullanımına da

uygundur.

Söz konusu dezavantajları ortadan kaldırmak amacıyla bazı yöntemler önerilmiştir.

Bu yöntemlerden biri farklı bir benzerlik katsayısı tanımlar. İlk tanımlanan katsayıda a, b ve c katsayılarına eşit ağırlıklar verilmiştir. Ama makinaların ortak yaptığı işlemler sayısına daha fazla ağırlık verilebilir. Bu amaçla Dice, aşağıdaki gibi bir benzerlik katsayısı geliştirmiştir.

2a

Sij=

2a + b + c

Ağırlık faktörü değiştirilerek, bu katsayı birçok farklı yapıya bürünebilir.

Daha önce belirtildiği üzere SLCA ile ilgili bir problem zincirleme yapmayı gerektiren olası durumların varlığıdır. Bu bir Ortalama Bağlantılı Gruplandırma Algoritması ( Avarage-Linkage Clustering Algorithm ALCA)kullanılarak azaltılabilir. Bu algoritmada benzerlik katsayısı söz konusu tüm makinaların ortalama benzerliklerini esas alır.ortalama benzrlik katsayısının hesaplanması için çok sayıda yol vardır. Bunlardan birisi “ağırlıklandırılmamış makine çifti” metodudur. Bu metot Socal ve Michner tarafından geliştirilmiştir ve i, j grupları arasındaki benzerlik katsayısını şöyle tanımlar;

sij

Sij=

Ni + Nj

sij= iki grubun tüm üyeleri arsındaki ikili benzerlik katsayısı.

Ni ve Nj = sırasıyla i ve j gruplarındaki makine sayıları

Sij = i ve j grupları arasındaki bağlantıların ortalama benzerlik katsayısıdır.

Eğer i grubu A ve B makinalarından ve j grubu da C, D ve E makinalarından oluşmuş ise S terimi

S A,C + S A,D + S A,E + S B,C + S B,D + S B,D

S AB,CDE =

N AB x N CDE

İfadesiyle hesaplanır.

İ ve j grupları arasındaki ikili benzerliklerin sayısı Ni ve Nj nin farkıdır. Şekildeki makine-bileşen şeması ALCA’ yı tanımlamak için kullanılacaktır. ALCA aşamaları aşağıda gösterilmiştir.

İkili bir benzerlik katsayısı her makine için hesaplanır.

En büyük benzerlik katsayısını bulmak için benzerlik matrisi taranır. Bu katsayı ilk grubu oluşturan iki makineyi belirler.

Yeni hücre ve kalan makineler arasındaki ortalama benzerlik katsayısı hesaplanır. Böylece benzerlik matrisi yeni değerler ve yeni hücreler kullanılarak tekrar oluşturulur.

3. ve 4. adımlar tüm makineler bir grup altında toplanıncaya kadar sürdürülür.

1.ve 2. adımlar gerçekleştikten sonra B ve C’ nin ilk gruplanacak makinalar olduğu görülür. Daha sonra yapılacak hesaplamalar;

S A,B + S A,C 0 x 0

S BC,A = = = 0

N BC x N A 2 x 2

S D,B + S D,C 0.5 x 0.33

S BC,D = = = 0.415

N BC x N D 2 x 2

S E,B + S E,C 0 x 0

S BC,E = = = 0

N BC x N E 2 x 1

şeklindedir. Bu işlemler sonucunda AE ve BCD şeklinde iki hücrenin oluştuğu görülür.

BC

BC

0.12

0.41

0.80

AE

BC

AE

BC

0.06

0.41

AE

BCD

AE

BCD

0.01

Şekil ; matrisel iterasyonlar

Seifoddini bir modelde ALCA ve malzeme taşımanın hücreler arası / hücreler içi maliyetlerini birleştirmiş ve makinaların en iy şekilde hücrelerde taplanmasını sağlamaya çalışmıştır. Bu modelde dar boğaz makinalar da göz önünde bulundurulmuş ve ekonomik olarak uygun olduğu ölçüde gruplamaya katılmışlardır.

GRUP TEKNOLOJİSİNİN YARARLARI

Geleceğin fabrikaları için en önemli prensip olması beklenen GT, umulan kullanım alanına henüz sahip değildir. Bunun pek çok nedeni vardır. İlk olarak önceden belirtildiği gibi makinelerin fabrikada GT hücreleri halinde yeniden yerleştirilmeleri problemi vardır. İkinci neden tesiste üretilen pek çok bileşen parçanın arasında parça ailelerinin tanımlanması problemidir. Bu problemle ilşkili olarak parça sınıflandırma ve kodlamanın masrafı söz konusudur. Bu prosedür pahalı olmasının yanı sıra önemli ölçüde zaman ve personel de gerektirmektedir. Yöneticiler kesin olmayan yararlara sahip GT’ e geçmek yerine, bu kaynakların daha farklı projelerde kullanılabileceğini düşünmektedirler. Ayrıca yeni bir sisteme geçiş işletmenin personeli arasında da çoğu kez tepkilere yol açmaktadır.

Tüm bu problemler çözülürse ve GT uygulanırsa bir işletme aşağıda sıralanan alanlarda pek çok yararlar sağlayacaktır.

Ürün tasarımı

Bağlantıların yapılması ve hazırlıklar.

Malzeme taşıma

Üretim ve envanter kontrolü

İşçi tatmini

Süreç planlama ve prosedürleri

Aşağıda GT’ nin getirdiği yararlar açıklanmıştır.

Ürün tasarımı

Ürün tasarımı alanındaki gelişmeler ve yaraları parça sınıflandırma ve kodlamanın bilgisayarlı bir tasarım geri çağırma sistemi ile birlikte kullanımı sonucunda elde edilir.

Yeni bir parça tasarımı gerektiğinde, kodu uygun olan hazır parça tasarımları çağırılır. İçlerinden birinin istenen fonksiyonlara uygun olup olmadığı araştırılır. Tasarım dosyasını araştırmak için birkaç dakika harcanır ve böylece kodlama sisteminin desteği ile tasarımcı saatler kazanır. Eğer tamamıyla uygun bir tasarım bulunamazsa hazır tasarım üzerinde küçük değişiklikler yapılarak istenen hale getirilebilir. Bu geri çağırmalı sistemle tasarımın yinelenmesi ve yeni parça tasarımlarının çoğalmasından kaçınılmış olunur.

GT’ nin tasarım alanındaki diğer yararları; maliyet tahmini prosedürlerinin geliştirilmesi ve tasarımın standartlaştırılmasıdır. İç köşe yarı çapı, toleranslar gibi tasarım özellikleri GT ile daha standart bir hal almaktadır. De Vries’ e göre GT ile standartlaştırma sonucu çizimlerin sayısında % 10 luk bir azalma beklenmektedir.

Bağlantıların Yapılması ve Hazırlıklar

GT aynı zamanda imalatın pek çok alanında da standartlaştırmayı sağlamaktadır. Bu alanlardan ikisi bağlantıların yapılması ve hazırlıklardır. Takım seçiminde bir parça ailesinin her üyesine uygun bağlantıların yapılması uğraş gerektirir. İş parçasının bağlanması için aletler tasarlanmıştır. Bu aletlerde genel tezgahları, çeşitli parça ailelerinin üyelerini kabul edebilen tezgahlara dönüştüren özel adaptörler vardır.

GT hücresindeki tezgahlar hazırlık sırasında çok köklü degişiklikler gerektirmezler. Çünkü bu tezgahlarda üretilen iş parçaları benzer özelliklere sahiptir. Böylece hazırlık zamanından tasarruf edilir. Ayrıca oarçaları hazırlık zamanını minimum yapacak bir sıra ile işlemek uygun olacaktır. Yapılan tahminlere göre GT ile hazırlık zamanlarında % 69 luk bir azalma gözlenmektedir.

Malzeme Taşıma

İmalatta sağlanan diğer bir avantajda iş parçası hareketi ve beklemesindeki azalmalardır. GT üretim donanımları malzemelerin iş istasyonunda daha verimli akışını sağlar. Akış hattı hücresi, klasik süreç tipi yerleşimle karşılaştırıldığında fark daha da açık gözlenmektedir.

Üretim ve Envanter Kontrolü

GT’ nin bir sonucu olarak bir işletmenin üretim ve envanter kontrolü fonksiyonlarında pek çok yarar sağlanmaktadır.

GT ile üretim çizelgeleme basitleşmiştir. Çünkü makinelerin hücrelerde gruplanmaları çizelgelenecek üretim merkezi sayısını azaltmıştır. Parçaların ailelere ayrılması da parça çizelgeleme probleminin boyutunu ve karmaşıklığını azaltmıştır. Böylece hiçbir hücrede işlem görmeye uygun olmayan iş parçalarının kontroluna daha çok dikkat edilebilir. Azalan hazırlık zamanları ve verimli malzeme taşıma sonucunda üretim zamanları, ara stoklar ve geç dağıtımlarda azaltılabilmektedir. De Vries’ in tahminlerine göre üretim zamanında % 70, ara stoklarda % 62 ve yetiştirilemeyen siparişlerde ise % 82 oranında azalma görülebilir.

(Groover , CAD/CAM, sf. 295)

İşçi Tatmini

Makine hücreleri genellikle parçaların hammaddeden, son ürün haline gelene kadar küçük bir işçi grubu tarafından işlem görmesini sağlarlar. İşçiler işletmeye olan katkılarını böylece daha açık görebilmektedirler.bu da işçi davranışları ve işçi tatmininin düzeyini yükseltmektedir.

GT’ nin işçi ile ilgili bir başka yararı da ürün kalitesine daha çok önem verilmesidir. GT’ de bir makine hücresinde iş parçası kalitesi kolayca yükseltilebilmektedir. Sonuçta işçiler yaptıkları işe karşı daha fazla sorumluk duyarlar. Sürece göre yerleşime sahip işletmelerde parça hatalarının giderilmesi çoğu kez zor olmakta ve bunun sonucunda kalite kontrol istenilen düzeyde yapılamamaktadır.

Süreç Planlama İşlemleri

GT ile standartlaştırmanın sağlanması sonucu süreç planlama fonksiyonunun zamanı ve maliyeti düşürülebilmektedir. Yeni bir parça tasarımı, belli bir parça ailesine üye olmasını sağlayan kod numarası ile tanımlandığı için genel süreç rotası bilinmektedir. Bu işlemin mantığı bir “Bilgisayar Destekli Süreç Planlama” sistemi oluşturmak üzere bilgisayar yazılımı olarak düzenlenebilir.

12 Temmuz 2007

I-) Beyanname Yazımı

I-) BEYANNAME YAZIMI

Büroda tescil edilmeyen beyannamenin gümrük idaresine ait bilgisayar salonunda yazımı Beyanname yazım biriminin hazırlamış olduğu dökümden yararlanarak beyanname tescil edilir ve takımlar hazırlanarak onay servisine bırakılır .

II-) ( 0100) NORMAL İTHALAT

GEREKLİ BELGELER :

- BEYANNAME

-KIYMET BİLDİRİMİ

-BANKA YAZISI (BEDELSİZ İTHALAT DA OLAMAZ)

-FATURA

-ATR ,EURO veya MENŞE ŞEHADETNAMESİ

-SİGORTA MAKBUZU

-NAVLUN FATURASI

-KKDF MAKBUZU (VADELİ AKREDETİF VEYA MAL MUKABİLİ ÖDEMEDE)

-T.S.E. BELGESİ (GEREKİYORSA ) *

-KİMYAGERLİK BELGESİ (GEREKİYORSA) *

-İŞGÜM(GEREKİYORSA) *

-TAHHÜTNAME (GEREKİYORSA) *

NOT.1) * İŞARETİ İLE GÖSTERİLEN belgeler tarifenin pozisyonuna göre gerekli olan veya muayene memurunun isteği doğrultusunda aranacak belgelerdir.

2) Tüm bu belgeler bir takımı oluşturmakta ve bu tane hazırlanmalıdır .

1.Takım : Gümrük idaresinde kalıp asıl nüshalar konmalıdır .

2.Takım : İstatiski nüsha denir .(Kontrol Genel Müdürlüğüne gitmektedir.

3.Takım : Müşteri nüshasıdır .(Bu nüshaya banka yazısı ,navlun faturası ve sigortanın aslı

konulur)

4.Takım : Şirket bünyesindeki arşive kaldırılır.

3) Mal mukabili ödemelerde (D.İ.İ.B. KAPSAMINDAKİLER HARİÇ) KKDF

tutarı yurt içi giderin içine eklenecektir.

GÜMRÜK İŞLEMİ:

BİLGE bilgisayar sisteminde tescil edilmiş olan beyanname yukarıda belirtilmiş olan takımlarla beraber ONAY servisine bırakılır .

ONAY servisi beyannamenin mükellef dosyasının olup olmadığına ,evrakların eksik olup olmadığına ,beyanname bilgilerinin doğru olup olmadığına ,ambar bekleme süresinin dolup dolmadığına bakar ve bir hata yoksa gümrük onayını verir.

Gümrük onayı verir vermez BİLGE bilgisayar sistemi beyannameyi otomatik olarak herhangi bir muayene memuruna atar .

Bu atama beyannamenin niteliğine göre sarı hat yada kırmızı hata aktarılır.

Ayrıca birde mavi hat vardır.

Muayene memuruna gelen beyanname memur tarafından incelenmeye başlar .Belge üzerinde eşyanın beyan edilen eşyamı olduğu ve gümrük yönetmeliğinin gerektirdiği usüller içerisinde mi ithal edilip edilmediğine bakar .

Tarife pozisyonuna göre gereken başka belgeler varsa onları ister eğer uygunsa beyannameyi kapatır ve blokeyi kaldırır.

Blokesi kaldırılan beyanname artık vergisi yatırılacak hale gelmiştir.

Beyannamenin kımızı nüshası ve yeşil nüshası vezneye verilerek vergisi yatırılır.

Artık işlemi yapılabilir.

III-) (5100) D.İ.İ.B. KAPSAMINDA İTHALAT

Daha öncebir rejime tabi tutulmamış eşyanın şartlı muafiyet sistemi kapsamında dahilde işleme rejimine işlemine tabi tutularak yurda girişi.

GEREKLİ BELGELER :

- BEYANNAME

- KIYMET BİLDİRİMİ

- BANKA YAZISI (BEDELSİZ İTHALAT DA OLAMAZ)

- FATURA

- D.İ.İ.BELGESİ (ASLI)

- BU BELGEYE AİT DÜŞÜM LİSTELERİ.

D 1 KAPSAMINDA OLANLAR: (Teminat mektubu gerekenler)

Muafiyetler Servisine D.İ.İ.B. gösterilir ve beyanname imzalatılır. (Bu serviste belgenin süresinin olup olmadığına bakılır.)

Muayene memuru aşamasına gelen beyanname uygunsa imzalatılır.

Vergisi yatacak hale gelen beyannamenin teminat mektubu ile işlemler yapılır.

Teminat mektubunun kontrolü için muhasebat servisine teminat mektubunun hangi bankadan ve şubeden alındığını gösterir bir dilekçe yazılır.(Bkz.örnek 1)

İlgili memur dilekçeyi imzalar ve kendi kayıt defterine kaydeder .

Müdür muavinine bu defter imzalatılır.

Sonra bankaya kayıt nosu ile birlikte fax çekilir.

Banka ise söz konusu teminat mektubunun kendilerine ait olduğunu belirten banka bir teyit fax ını gümrük idaresine çeker .

Bu gelen teyit fax’ı müdür muavininden alınan havale ile kayıt servisinde kayda sokulur.

Teminat mektubu ,teyit fax’ı ve birer fotokopileri ile muhasebe servisine gidilir.

Bu arada saymanlığa teminat mektubunu sunmak üzere bir dilekçe daha hazırlanır.(Bkz.örnek2)

Bu dilekçe üzerine kayıt nosu ve tarihi yazılır.muhasebe servisine imzalatılır.

Daha sonra müdür muavinine imzalatılır.

Tüm bu işlemlerin sonunda teminat mektubu teyit faxı’nın fotokopisi ve üç saymanlık dilekçesi ile birlikte saymanlık memuruna teminat mektubu ibraz fişi yazdırılması için gidilir.

Bu yazdırıldıktan sonra söz konusu fiş ve teminat mektubu müdür ,müdür muavini ve saymanlık memuruna imzalatıldıktan sonra vezneye ilgili belgeler verilir.

Vezneden alınacak teminat mektubu makbuzu ile artık çıkış işlemleri yapılabilir.

2) ( D-2 ve D-3 ) GERİ ÖDEME OALARAK ADLANDIRILAN MUAFİYET SİSTEMİ

D 1 ithalat sisteminden tek farkı muayene memuru aşamasından sonra vergisinin direkt olarak vezneye peşin olarak yatırılmasıdır.

Bunun nedeni D.İ.İ.B. niteliğindendir. Öncelikle vergi yatırılır daha sonra ihraç işlemi gerçekleştikten sonra vergi miktarı belge kullanıcısına geri ödenir.

NOT: 1) D.İ.İ.B. kapsamında olan eşyanın mahakkak (5100) bilgisayar rejim kodu ile girilmesi

gerekmektedir.

Ayrıca BİLGE deki muafiyetler butonundaki yerin belge kapsamı ne ise ona göre doğru biçimde kodlanmalıdır.

D 1 =DIR 1

D 2 – D 3 =DIR 23

3)İthal liste sıra noların muhakkak 44 nolu haneye kaçar adet ithal edildi ide yazılması gerekir.

IV) YATIRIM TEŞVİK BELGESİ KAPSAMINDAKİ EŞYANIN İTHALATI:

GEREKLİ BELGELER :- BEYANNAME

-KIYMET BİLDİRİMİ

-BANKA YAZISI (BEDELSİZ İTHALAT DA OLAMAZ)

-FATURA

-ATR ,EURO veya MENŞE ŞEHADETNAMESİ

-SİGORTA MAKBUZU

-NAVLUN FATURASI

-YATIRIM TEŞVİK BELGESİ

Normal ithalat işlemleri ile birlikte aynı olmakla birlikte ,dikkat edilecek bazı hususlar vardır;

Eğer yatırım teşvik belgesi KDV istisnasına sahipse mutlaka BİLGE programında veya EDİ SİSTEMİNE bağlı herhangi bir programda bulunan muafiyetler butonuna ilgili kod girilmelidir.

Beyanname ONAYA atılmadan önce muafiyetler servisindeki memura söz konusu teşvik belgesinin tarih ve sayısı gösterilip beyanname üzerine ilgili memurun imzası alınmalıdır

(Beyanname yazılırken ;eşya için BİLGE bilgisayar sisteminde EFNC tanımlaması yapıldı ise mutlaka 31 nolu hanede YENİ VE KULLANILMAMIŞTIR ifadesi belirtilmelidir.

V) SUPHALAN

GEREKLİ BELGELER:

-BEYANNAME

-KIYMET BİLDİRİMİ

-BANKA YAZISI (BEDELSİZ İTHALAT DA OLAMAZ)

-FATURA

-ATR ,EURO veya MENŞE ŞEHADETNAMESİ

-SİGORTA MAKBUZU

-NAVLUN FATURASI

-SUPHALAN İSTEK FORMU

-ÇETELE

-MUHAFAZA DİLEKÇESİ

-TSE VEYA KİMYAGERLİK (GEREKİYORSA)

GÜMRÜK İŞLEMİ

Hazırlanan beyanname öncelikle ONAY servisideki memura suphalan istek formunun verilmesi ile başlar .bu formda memur ilgili tarifenin suphalan listesinde olup olmadığına bakarak onayını verir .daha sonra bu form muavinin onayına sunulur.

Daha sonra bu formla birlikte beyanname ONAY servisine atılır .Buradaki tescilin ardından beyanname BİLGE bilgisayar programı tarafından herhangi bir muayene memuruna atanır .

Muayene memuru bulunduğu konuma göre (sarı hat veya kırmızı hat) evrak incelemesi yada tam muayene yaparak muayenesini tamamlar .

Bu aşamadan sonra muayene memuru blokeyi kaldırır ve mükellefin parayı yatırmasını bekler .

Para yatırıldıktan sonra makbuz muayene memuruna gösterilerek çetele açtırılır.

Daha sonra kolcular servisine gidilerek ilgili memura söz konusu beyannamenin kaydı yapılır.Bu arada makbuz ve çetele de kolcu memuru tarafından kontrol edilir .

Aracın çıkışı için muhafaza amirliğine ayrı bir dilekçe verilir.

Muhafaza amirinden bu dilekçeye havale alınır.

Daha sonra muhafaza memuruna gidilerek söz konusu dilekçe ,suphalan istek formunun bir nüshası verilir.

Muhafaza memuru aracın çıkışına izin verir ve araç gümrük sahasından ayrılır.

Tır işleminin bittiği gün gümrük sahasından çıkarılmış olur. Ertesi gün ise kolcular servine gidilerek havalenin olduğu kolcuya çetele kapatılır. Bu işlem daha sonra muayene memuruna gidilerek hem çetelenin hem de beyannamenin kapatılması ile devam eder.

Örnek belgeler ekte verilmiştir.

VI) BEDELSİZ İTHALAT

GEREKLİ BELGELER:

-DİLEKÇE

-BEYANNAME

-KIYMET BİLDİRİMİ

-FATURA

-ATR ,EURO veya MENŞE ŞEHADETNAMESİ

-SİGORTA MAKBUZU

-NAVLUN FATURASI

-TSE VEYA KİMYAGERLİK (GEREKİYORSA)

GÜMRÜK İŞLEMİ

Bedelsiz ithalata başlamadan önce mutlaka bu iş için idarenin izni gerekmektedir.buda dilekçe ile olur.

Dilekçemize müdür muavininden havale alınır.

Daha sonra dilekçe kayda sokulmak üzere kayıt servisine sokulur.

Kayda sokulan dilekçe ile beraber beyanname onaya atılır.

Bundan sonraki aşamalar aynı normal ithalat işlemleri gibi olmaktadır.

Not: bedelsiz ithalattaki en önemli husus faturada bu ibarenin bulunmasıdır.

İHRACAT (1000)

GEREKLİ BELGELER:

-BEYANNAME

-FATURA

-ÇEKİ LİSTESİ

-ATR

GÜMRÜK İŞLEMİ

Tescil edilmiş beyanname öncelikle ihracatçı birliklerine ihracat harcı yatırılmak üzere verilir.

Bu harç söz konusu beyannamenin istatistiki kıymet üzerinden alınır.

Daha sonra muhafazadan bu beyanname için tır’ın ihracat sahasında olup olmadığını kontrol için kayıt alınır.

Beyanname bu işlemlerden sonra ihracat ONAY servisine atılır.( Burada beyanname muhteviyatı eşyanın kap sayısı ,kilosu ,adedi,kıymeti evrakları ile kontrol edilip tescil edilir.)

Muayene memurunun kontrolünden sonra ,bu aşamada geçilir ve beyannameye kolcu havalesi alınmak üzere müdür muavinine gidilir.

İlgili kolcunun havalesi alındıktan sonra kolcuya beyanname imzalatılır.

Daha sonra beyannamenin kırmızı ve sarı takımları ile birlikte faturası (varsa paket listesi) nakliyeciye verilir.

Bu arada ilgili beyannamenin varsa ATR’si onaylatılmak üzere ONAY servisindeki memura verilir.

ATR’nin orjinali nakliyeciye diğer kalan nüshası ise müşteriye gönderilmek üzere gümrükçüde kalır.

Gümrükçüde kalan yeşil nüshadan yeterince fotokopi çektikten sonra ONAY servisine verilir.

NOT: D.İ.İ.B. Kapsamındaki ihracatta rejim aynı olmakla birlikte sadece 44 nolu haneye hangi izin belgesi kapsamında ihracat yapılıyorsa o izin belgesinin nosu yazılmalı ve belge fotokopileri ile birlikte giriş beyanname fotokopileri’de ihracat beyannamesine eklenmelidir.

A) BEDELSİZ İHRACAT

GEREKLİ BELGELER:

-BEYANNAME

-BEDELSİZ İHRACAT FORMU (BKNZ.ÖRNEK)

-BEDELSİZ İHRACAT DİLEKÇESİ(BKNZ.ÖRNEK)

-FATURA (PROFORMA)

-ATR

-PAKET LİSTESİ(VARSA)

GÜMRÜK İŞLEMİ

Aynı normal ihracatta olduğu gibi muhafaza kaydı yapılır.

Bedelsiz yapılan her işlemde olduğu gibi dilekçeye müdür muavininden havale alınır.

Alınan havale kayıt servisinde kayda sokulur.

Daha sonra ihracat ONAY servisine atılır.

Muayene memuru aşamasından sonra işlemler normal ihracatta olduğu gibi işler

B) BEDELSİZ İHRACAT (GEÇİCİ ÇIKIŞ) MANUEL SİSTEM

GEREKLİ BELGELER:

-GEÇİCİ ÇIKIŞ BEYANNAMESİ(BKNZ.ÖRNEK)

-BEDELSİZ İHRACAT FORMU

-BEDELSİZ İHRACAT DİLEKÇESİ

-FATURA (PROFORMA)

-ATR

-PAKET LİSTESİ(VARSA)

-AYNİYAT TESPİT TUTANAĞI(BKNZ.ÖRNEK)

GÜMRÜK İŞLEMİ

Geçici çıkış uygun bir şekilde doldurulduktan sonra (BKNZ. Örnek) söz konusu beyannameye muhafaza kaydı yapılır.

Daha sonra müdür muavininden dilekçeye havale alındıktan sonra dilekçe kayda

sokulur.

Daha sonra beyanname ONAY servisine atılır. Burada ki işlemden sonra müdür muavinine gidilerek muayene memuru ve kolcu havalesi alınır.Muayene memuru işleminden sonra kolcu beyannameyi imzalar.

Kolcunun imzasından sonra sarı ve yeşil nüsha praforma fatura ve atr ile birlikte nakliyeciye verilir.

Pembe nüsha ise bizde kalır.

IX)ATA KARNESİ İLE GİRİŞ -ÇIKIŞ

GİRİŞ İŞLEMİ:

GEREKEN EVRAKLAR:

-DİLEKÇE

-ATAKARNE ÖN YÜZÜ FOTOK.

-TAAHÜTNAME

-AYNİYAT TESPİT TUTANAĞI

NOT: Yurda giriş yada çıkışın özel nedenlere bağlı olduğu durumlarda kullanılan giriş – çıkış yöntemidir. Bu yöntemde ticari amaç dışı bir durum söz konusu olduğu için orijinal evrak aranmamaktadır.

GÜMRÜK İŞLEMİ

Muaf bir işlem olduğu için muafiyetler servisinde evraklar kontrol edilerek tescil olur.

Bu serviste ata karnesinin ne amaçla kullanıldığına bakılır.

Tescil işleminden sonra müdür muavininden muayene memuru ve kolcu havalesi alınır.

Muayene memuru söz konusu eşyanın ayniyatını yaparak evrakla eşya arasındaki ilişkiyi belirler.

Bu işlemden sonra kolcu da imzalar ve giriş manifesto servisinden kapatma tutanağı düzenlenerek ambar çıkışı yapılabilir.

ÇIKIŞ İŞLEMİ:

GEREKEN EVRAKLAR:

-DİLEKÇE

-ATAKARNE ÖN YÜZÜ FOTOK.

-TAAHÜTNAME

-AYNİYAT TESPİT TUTANAĞI

Tescil olan beyanname müdür muavini, muayene memuru ve kolcu aşamalarından sonra nakliyeci vasıtası ile çıkış işlemi yapılır.

X)TRANSİT (TRIM)

GEREKLİ BELGELER :

- BEYANNAME(1-4-5)

-KIYMET BİLDİRİMİ

-BANKA YAZISI

-FATURA

-ATR ,EURO veya MENŞE ŞEHADETNAMESİ

-SİGORTA MAKBUZU

-NAVLUN FATURASI

GÜMRÜK İŞLEMİ

Tescil işlemi bu tür beyannamelerde ayrı bir ONAY servisinde görülür.buradaki tescil işlemi bittikten sonra muayene memuru aşaması da diğer beyannamelerde olduğu gibi geçilir.

Daha sonra eğer kolcu nezaretinde eşyayı transfer ediyorsak kolcu havalesi alınır ve kolcuya imzalatılır.

Bu işlemlerden sonra transfer edilecek gümrüğe teslim edilmek üzere ONAY servisi tarafından bir üst yazı yazdırılır.

Daha sonra beyanname üzerinde bulunan teminat blokesi muhasebe memuru tarafından kaldırtılarak

Eşyanın transferi yapılmak üzere ambar çıkışı yapılır.

B) TREX (MAHRECE İADE)

(TRANSİT)

GEREKLİ BELGELER :

- BEYANNAME(1-4-5)

-FATURA

-ATR

-BANKA YAZISI (DÖVİZ TRANSFERİ YAPILMADIĞINA

DAİR)

İhracat ONAY servisine ihracattaki işlemler yapıldıktan sonra atılır.

Muayene işleminden sonra normal ihracat işlemi devam eder.

GÜMRÜK DEĞİŞİKLİĞİ

Beyanname üzerindeki herhangi bir hatadan dolayı ONAY servisi tarafından bu hatanın düzeltilmesi için verilen değişikliktir.

Bu değişiklik öncelikle hata bildirim formu (BKNZ. Örnek) diye adlandırılan bir belgenin doldurulup müdür muavinine imzalatılması ile onay kazanır.

Daha sonra ONAY servisi tarafından bilgisayar üzerinde bu değişiklik yapılır.

REDRESE

Beyanname üzerinde yapılan hata ONAY servisinde fark edilememiş veya muayene memuru tarafından bulunmuş ise buradaki yanlışlığı düzeltmek için redrese yapılır.

İlk aşamada muayene memuru tarafından beyanname arkasına neden redrese yaptığına dair yazı yazdıktan sonra müdür muavininden olur alınır. Gerekli bir cezai durum varsa o miktar yatırıldıktan sonra makbuz muayene memuruna gösterilir. Daha sonra muayene memuru redrese işlemini kendi bilgisayarından yaparak beyanname üzerindeki yanlışlığı düzeltir.Sonra yeni döküm mükellef tarafından yapılarak yeni beyanname ONAY servisine mühürletildikten sonra eski beyanname ile birlikte işlemlere devam edilir.

CEZA KARARI

Beyanname üzerindeki kıymet beyanındaki yani vergi eksikliğinden kaynaklanan durunlar için söz konusudur.

Böyle bir durum söz konusu olduğunda muayene memuru mükellefi ASU servisine göndererek ceza kararı yazısı yazdırmasını ister . Muayene memuru daha önce beyanname arkasına ceza miktarını belirler.ASU serviside bu bilgi ye dayanarak ceza kararını hazırlar .

Hazırlanan iki nüsha müdür muavinine imzalatıldıktan sonra bu nüshalar göre bir tahsilat fişi (Bknz.örnek) hazırlanır. Bu tahsilat fişleri ise önce ASU servisindeki memura daha sonra da saymanlık şefine imzalatıldıktan sonra vezneye yatırılır.

XIV) DOĞRUER VE SELAMOĞLUNDAN ÇIKIŞ

CMR diye adlandırılan taşıma senedine gerekli çıkış mühürleri vurulduktan sonra ilgili antrepoya gidilir.

Daha sonra ardiye yatırılarak (selamoğlunda; nedim beye) ,(doğruerde; filiz hanıma) çıkış defterleride imzalatılarak çıkış işlemi yapılır.

12 Temmuz 2007

Alper Duran

Alper Duran

Güneş Enerjisi

Güneş ışığı ve yarı iletken silikonun etkileşimi ile artı ve eksi yükler dolayısıyla bir voltaj farkı ortaya çıkar. Metal bağlantılarla iletilen, doğru akım özelliğine sahip, çok sayıda güneş hücresinin tek ünite altında bir araya getirilmesi ile %13-17 verimle 130W’a kadar enerji sağlayabilen güneş panelleri üretilir.

Bu paneller, ilk kez uzay araçlarına elektrik sağlanması amacıyla kullanılmış, zaman içinde kapasiteleri arttıkça kullanım alanları yaygınlaşmıştır. Güneş panelleri, güneş ışığını direk olarak elektriğe çevirir. PV (Fotovoltaik) hücreleri, daha önce saat ve hesap makinelerinde kullanılmıştı.

Güneş ışığı, bu maddeler tarafından emildiğinde, elektronlar bulunduğu atomlardan ayrılarak madde içinde serbest kalır ve böylece elektrik akımı oluşur. Işığın (foton), elektriğe (voltaj) dönüşümüne fotovoltaik efekt adı verilmiştir. Yeni paneller, gölgeli havalarda bile önemli miktarda elektrik enerjisi üretebilmektedir. Güneş enerjisi mekan ısıtma, su ısıtma, arıtma amaçlı kullanılabilir.

Bir evin tüm elektrik ihtiyacının güneş enerjisi ile karşılanabilmesi, temel olarak iki parametreye bağlıdır: o bölgenin güneş durumu ve evin günlük elektrik tüketimi. Teorik olarak, evin sadece güneş enerjisi ile enerji ihtiyacını sağlaması mümkün olsa bile kalorifer, şofben, air-condition gibi yüksek miktarda akım çeken cihazlar sistem maliyetini 2-3 kat arttırırlar. Bu nedenle, yazın güneş, kışın doğalgaz kullanımı en çok önerilen alternatiftir. Böyle bir sistemin ortalama maliyeti 5.000-22.000 USD arasında değişmektedir.

Fotovoltaik sistemlerin bakım maliyeti yoktur. Yazın uzun süre yağmur yağmaması halinde yapılması gereken tek bakım işlemi, 15-20 günde bir güneş panellerinin üzerini silmek olabilir. Sıcak su elde etmek için güneş kolektörleri kullanılır. Kolektörün yapısında, ince güneş ışınlarını soğuran bir tabaka bulunur. Soğurulan güneş plakayı ısıtır, plakaya bağlı borulardan geçen su ısınır.

1. GÜNEŞ KOLLEKTÖRLERİ PROJELERİ

Güneş Kollektörleri Test Standı

Ülkemizde kollektör üretimini daha iyiye kanalize etmek ve standard bilincinin oluşmasına yardımcı olmak amacına yönelik olarak EİE Yenilenebilir Enerji Kaynakları Araştırma Parkına bilgisayar destekli bir güneş kollektörü test standı tesis edilmiştir. Türk Standartları Enstitüsü ile yapılan protokol çerçevesinde TS – 3680 standardının ısıl performans deneyleri bu standda gerçekleştirilmektedir. Ayrıca üreticilerin geliştirdikleri ürünler de bu standda ücretsiz olarak test edilmektedir.

Vakumlu Güneş Kollektörlerinin Isıtma ve Soğutmada Kullanılmasının Araştırılması

Vakumlu güneş kollektörleri düzlemsel kollektörlerden farklı bir teknolojiye sahiptir. Bu tip kollektörlerde ışık enerjisinin ısı enerjisine dönüştürüldüğü absorban plaka, cam tüp içine alınmış ve vakumlanmıştır. Bu nedenle bu kollektörlerin toplam ısı kayıp katsayıları daha düşük olduğundan ulaştıkları sıcaklık ve verimleri daha yüksektir. Yurtdışından satın alınan 20 adet vakumlu tüp güneş kollektörüyle 2 m2 absorber alanı ve 200 litre deposu olan bir su ısıtma sistemi kurulmuş ve verimi incelenmektedir.

2. GÜNEŞ PİLİ PROJELERİ

Güneş Pili Aydınlatma Birimleri

Gün boyunca güneş enerjisinden üretilen elektrik ile akü şarj edilerek, geceleri lamba çalıştırılmaktadır. Güneş pili aydınlatma birimi, 48 W’lık 2 adet güneş pili modülü, 65 Ah-12 V kuru akü ve 20 W’lık PLC lamba, 100 VA gücünde, 12VDC / 220VAC sinüs dalga invertör ve şarj regülatörü birimlerinden oluşmaktadır. Bu birimlerden 2 tanesi Ankara AOÇ Atatürk Evi önünde, 2 tanesi ise Aydın Yenihisar Güneş ve Rüzgar Enerjisi Araştırma Merkezi’nde bulunmaktadır.

Güneş Pili Su Pompaj Sistemi

Küçük çaplı sulamada kullanılabilecek olan bu sistemde 616 Wp gücünde güneş pili, 1400 Watt gücünde invertör ve dalgıç pompa bulunmaktadır. 7 m derinlikteki bir kuyudan yılda yaklaşık 11000 m3 su pompalayabilen bu sistem şebekeden uzak yerlerde dizel motopomplarla rekabet edebilmektedir.

Mobil PV Sistemi

Mobil PV sistemi, güneş enerjisinden yararlanarak AC elektrik üreten bir sistemdir ve römork üzerine yerleştirilmiş olan güneş pilleri, invertör ve akülerden oluşmaktadır. Sistem, 12 adet polikristal güneş pili modülü (toplam güç 576 W), 1 kVA gücünde 48 VDC/220 VAC invertör, akü şarj regülatörü, 4 adet 65 Ah-12 V kuru aküden oluşmaktadır.

Güneş Pili Trafik İkaz Sistemi

Halen şehirlerarası yollarda yapılan çalışmalarda gerekli sinyalizasyon için ihtiyaç duyulan enerji, akülerden temin edilmekte olup aküler en yakın şebeke ağında şarj edilerek kullanılmaktadır. Güneş pili ile yapılan trafik ikaz sisteminin mevcut sistemden tek farkı, akülerin güneş pili ile şarj edilmesidir. Bu sistem 48 W’lık bir adet güneş pili, akü, kontrol devresi ve ikaz lambasından oluşmaktadır. Hareketli olan sistem ihtiyaç duyulan yere kolaylıkla götürülebilmektedir.

Şebeke Bağlantılı PV Sistemi

Güneş pilleri şebekeden bağımsız sistemler olarak kullanılabileceği gibi mevcut elektrik şebekesine bağlı olarak da kullanılabilirler. Enerji maliyetinin pahalı olması nedeniyle güneş pilleri genellikle dünyada şebekeden uzak yerlerdeki küçük güçlerdeki enerji talebinin karşılanmasında kullanılmıştır. Son yıllarda ise özellikle gelişmiş ülkelerde şebekeye bağlı güneş pili uygulamaları yaygınlaşmaktadır. Bu kapsamda EİE Didim Güneş ve Rüzgar Enerjisi Araştırma Merkezi’ne 3.5 kW gücünde şebeke bağlantılı güneş pili sistemi kurulacak ve şebeke ile uyumu, işletim problemleri, ekonomik durumu araştırılacaktır.

3. GÜNEŞ ENERJİSİ GÖZLEM İSTASYONU PROJESİ

Enerji üretimi amacına yönelik olarak yürütülen fizibilite çalışmaları sırasında, Ülkemizin güneş enerjisi konusunda mevcut meteorolojik verilerinin yeterli olmadığı tesbit edilmiştir. Bu amaçla İdaremiz, DMİ ile işbirliği içersinde bir proje başlatmıştır. Bu proje kapsamında Antalya, İzmir, Ankara, Aydın, Adana ve Isparta’ya bilgisayar destekli güneş enerjisi gözlem istasyonu tesis edilmiş ve 5 yıl boyunca veri toplanması hedeflenmiştir.

EİE’nin eski DMİ kayıtlarını kullanarak yaptığı hesaplara göre ülkemizin yıllık ortalama ışınım şiddeti 308 cal/cm2-gün (3.6 kWh/m2-gün) ve yıllık toplam güneşlenme süresi 2640 saattir.

Alper DURAN

F/10-B 166

12 Temmuz 2007

İleri Teknoloji, Gökdelen Teknolojisi, Yeşil Teknolojisi Frankfurt Am Main’

İleri teknoloji, Gökdelen Teknolojisi, Yeşil Teknolojisi Frankfurt am Main’deki yeni Commerzbank Merkezi

Dizayn ve Yapım

Norman Foster modern teknolojiye dayalı mimarinin en uyumlu savunucularından biridir. Hong Kong’daki Hong Kong & Shanghai Banking Corp. Merkez Ofisi, Stansted’deki üçüncü Londra Hava alanı, Tokyo’daki Century Tower ve Barcelona’daki telekomünikasyon kulesi gibi gösterişli binalar ile dünya çapında üne kavuşmuştur. Almanya’da bugüne kadar yaptığı en önemli projeler Berlin’deki Reichstag hal binası ve Frankfurt am Main’deki Commerzbank Merkezi’dir.

Frankfurt am Main’deki Commerzbank Merkezi kadar daha yapılmadan bile bu denli kabul görmek gökdelenlerin tarihinde nadir rastlanan bir husustur. Dünyanın en meşhur mimari ve genel konulu dergileri Foster’in projesi ile ilgili raporlar yayınlandılar. Bu sadece mimarının uluslararası öneminden değil fakat aynı zamanda binanın kendi özelliklerinden kaynaklanan bir husus : şehir merkezindeki bu gökdelen mimari açıdan olağanüstü ama statik ve enerji kullanımı açısından da olağanüstü. Ayrıca bina birleştirilemez sanılan şeyleri de birleştirmekte : Anteni ile birlikte 300 m yüksekliğindeki bu kule, şehrin yapılaşmanın yoğun olduğu (bazı binaların yaşı 1870’li yıllara dayanmaktadır) ve bankaların bulunduğu kesimin ortasına fevkalade bir şekilde oturtulmuştur; ayrıca çok cazip çalışma alanları yaratacak geniş ve dikey olarak şaşırtmalı bahçeler kullanılmıştır.

Bu Avrupa’nın bir çok bakımdan en uzun ofis binasıdır : şehir içinde Kaiserplatz’daki değişik 3500 iş yerindeki barka departmanlarının büyük bir bölümünü bir araya getirtmektedir.

Bu tipteki bir bina şehir manzarasındaki tamamıyla farklı iki ölçüyü hesaba katmak zorundadır. Bir defa Commerzbank sadece şehrin her yanından ve tüm bağlantı yollarından değil 15-20 km uzaktan bile dikkat çeken ve böylece hem belediye hem de banka kimliğine katkıda bulunan, Frankfurt’un dinamik ufuk hattının görsel bir mihenk taşını oluşturmaktadır; bunun yanısıra gene Foster tarafından tasarlanmış kuleyi çevreleyen ve onu şehir yapısına entegre eden cam tavanlı bir plaza, çok katlı garaj, dükkan ve yaşam olanlarını içeren bir blok ucu detayına haizdir.

İlk teşkilat içi soruşturmalar, arazi incelemeleri ve belediyeye yönelik olarak sağlanan bin yoğunluğuna uygunluk ispatından sonra Commerzbank 1989 yılında, Nene Mainzer Strabe’deki 1970’li yıllardan kalma 109 m yükseklikteki ve halen kullandığı iki bloklu gökdelenin hemen bitişiğindeki bir arazi üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırdı.

Daha sonra, gökdelenler için 100.000 m²’nin altında bir alanın tahsis edildiği bir bina yoğunluk incelemesi esasına göre 1991’de 12 katılımcının davet edildiği ve Kaiserplatz ve Grobe Gaillusstrabe ile Neue Mainzer Strabe ve Kirchnerstrabe arasındaki alanı kapsayan bir yarışma açıldı.

“Brifing” denilen ve bankanın son derece kesin ihtiyaç ve talepleri bu yarışma için çok faydalı bir oto-kontrol aracı oluşturmuştur. Burada, planlamanın, bankanın değişik bölümleri için gereken alanlar ve bunların ne şekilde birbirleriyle bağlı olacağının esasları ve iletişim ve teşkilatlandırma ihtiyaçları projeksiyonları önceden açıklanmıştır.

Bu brifing mimarın kullanıcılar için tasarım yapacağını ve kesin ihtiyaçları göz önünde bulunduracağını anlatmıştır. Mimar, teknik, ekonomik ve ekolojik parametreleri içeren detaylı kriterler kataloğuna göre çalışabilirdi ve mimari tasarım bir çok unsurun arasından sadece bir tanesini oluşturuyordu. Burada ekoloji hayati bir faktördü. Bu konu ile ilgili olarak şöyle söyleniyordu : “Şirket felsefemizin ve Commerzbank felsefesinin bir parçası olarak çevresel taahhütlere verdiğimiz kıymetin önemini iyice ortaya çıkarmak üzere ekolojik olarak yönderilmiş bir gökdelenin yapılması sürekli ve ısrarlı talebimizdir.”

Bu brifing belgesi, jüri bir karara varmadan önceki ön-incelemelerde de bir değerlendirme ve oryantasyon çerçevesi olarak kullanılmıştır.

1991 Haziran sonunda işlevsellik unsuruna yardımcı olarak fikirlerin yarışmasıyla ilgili bir karara varıldı. Prof. Roland Ostertag’un (Stuttgart / Braun Schweig) Başkanlık yaptığı jüri proje ile ilgili topyekün kavrama görevlerin ortaya konuşu, şehir gelişim tasarımı veya entegrasyonu, yükseklik gelişimi, orantılar, yaratılan yol alanları, kütlesel dağıtım ve açık alanların kalitesi gibi hususlara atıfta bulunarak bir karara vardı. Ayrıca bazı uzmanların danışmanlığına müracaat ederek, yeşil planlama ve yapısal görüntü, destek – yapısal planlama ve hizmetler, yangın koruma, iş yeri kalitesi, dahili ve harici giriş kavramı, gerçekleştirme aşaması finansal gerekleri ve neticesindeki maliyet gibi açılardan da değerlendirme yaptılar. Foster ilk tasarımında verilen 185 m’lik rehber yüksekliğe sıkı sıkıya bağlı kalmıştı; esas yapılan yüksekliği ile bina ince uzun olmuş belediyenin istediği ve yazışmadan sonra dile getirdiği isteklerine tamamen uymuştur.

Tüm bu değerlendirme kriterlerini değerlendirip mukayese ettikten sonra jüri Foster Partners İngiltere ve C. Ingenhoven Düsseldorf tarafından verilen projelerin daha ileri düzeyde geliştirilmelerini istedi. 1991 eylül ayında banka yönetimi birinciliği beraberce kazanan iki projeyi tartıştılar ve orijinal fikirler açısından verilen jüri oylarını takip ederek İngiliz tasarımcının projesinde karara vardılar. Esasen, Foster’in projesi yaratıcı ve gelişmeye açık olduğu kadar şık bir tasarım olmanın yanısıra rakiplerinden çevre şartları açısından daha yenilikçiydi. Bundan sonra birkaç ay süren revizyon sürecinde proje ekonomik, teknolojik, hukuki, ekoloji ve şehir gelişimi konularında optimize edilmiştir. Bu aşamada yüksek şaft ile onu çevreleyen zemin bölgeleri arasındaki üç boyutlu ilişkiler, teknolojik yangın koruma tesisleri, müstakil ofislerin yüksekliği ve yeni bina temel kavramının mevcut eski gökdelen binanın yapısı ile olan ilişkisi gibi konular Foster ve arkadaşlarını en fazla endişelendiren hususlar oldu.

Çok yaygın olan popüler kanaatin aksine, Commerzbank büyüklüğündeki bir yapının yetkili mimarı tartışmasız yegane tarımcısıdır. Her ne kadar mimarın ofisinde her proje bir grup yardımcı ekipler arasında ki bu Foster örneğinde çoğu müstakil çalışmaktadır, gidip geliyorsa da genel olarak ve bir çok detayın üzerinde mimari anlatım olarak şüphesiz onun damgası vardır. Londra ofisinde bu yardımcı ekibin başında ortaklardan biri olan Spencer de Grey ve John Silver gelmektedir.

Binanın seçkin estetiğinin arkasındaki en ana unsur olan gelişmiş destekli yapı, Foster’ın daha evvel birkaç projede de beraber çalışmış olduğu ve dünyanın en önde gelen mühendislik şirketlerinden biri olup Londra’da ofisi bulunan Ove Arup Ortaklığı’na aittir.

Pek tabi ki diğerleri de projeyi gerçekleştiren mimar ve mühendis ekibi kadar önemlidirler – örneğin Horst Grüneis yönetimindeki bankanın kendi inşaat bölümü, NERVUS Generealübürnehmer GmbH, Düsseldorf ve gökdelen bina inşaatları müteahhidi olarak çok tecrübesi olan Friedrich Racky yönetimindeki Hochtief AG’nin Frankfurt Şubesi (ki bunlar teslim aşaması tamamlama sözleşmesini kazanmışlardır) ve en az bunlar kadar teknik ekipman, elektrik, satıh kaplama ve asansör teknolojisi, statik test ve ölçüm, peyzaj, yangın koruma konularındaki uzman mühendisler.

Hesaba katılması gereken diğer bir konuda, yazışmayla kazanılan bir tasarım ile neticede gerçekleşen bina arasında İdarenin inşaat başlamadan kesinleşmeyen bir çok optimizasyon talebi olduğu hususudur. Foster işbirliği yapmaya hazır olmasının yanısıra (ki bu onun yaptığı işin hiç de küçümsenmeyecek bir özelliğidir) bankanın kendi inşaat bölümü talep ve ihtiyaçları için olumlu bir işbirliği yapmıştır.

Böyle bir açıklık, mimarın kendi anlayış ufukları ile entegre olabilme yeteneğine bağıntılı mimari gerçekleşme anlayışını gösteriyor.

Bütün revizyonlardan evvelki ilk halinde dahi Foster ofisi tasarımı birkaç cazip özellik taşıyordu. Yuvarlatılmış uçları olan ve hafifçe konvex desteksiz kenar façatı 60 m yükseklikteki eşkenar üçgenden oluşan bir zemin planı üzerine dinamik bir bina yerleştirilmiştir. Façatın şaşırtmalı kısımları binanın üç köşesindeki servis çekirdek yapısı arasında ve kenarları 17 m yükseklikteki üçgen atrium etrafında spiral olarak yükselmektedir. Bu atrium binanın muhtemel karanlık merkez kısmını aydınlık ve parlak hale getirmektedir. Şaftın spiral şekline karşılık kulenin baş kısımları gelişigüzel ve asimetrik olarak bitmektedir. Spiral intiba herbiri hemen yanındaki ile şaşırtmalı olarak yerleştirilen 9 camlı bahçe ile yaratılmaktadır.

Bunlar binaya arttırılmış bir dış ritim ve transparanlık verdiği gibi, 160 m yükseklikteki ve 43 kat boyunca uzanan atrium ile beraber, içerde sadece bir ofis kulesi olma özelliği de önlenmiş olmaktadır.

Değerlendirmelerinde jüri şöyle demiştir : “Yarışmanın karakteristik unsuru olan Kaiserplatz tarafının üç boyutluluğu köşeleri öne çıkarılmış yapısal elemanlarla desteklenmiştir. Önerilen yeşil seviyeler tamamen buna karşı çalıştıklarından bu dikey efekt ile doğrudan irtibatlıdır. Bu efektin yeşil teraslarla sağlanması hususu projenin ekolojik yaklaşımını son derece açık hale getirmektedir. Diğer bir özelliği de binanın ekoloji uyarlı konseptinin uzaktan da algılanacak şekilde planlanmış olmasıdır. İşte bu temel prensipler sayesindedir ki bu projenin özel katkıları değerlendirilmiştir.”

Günümüzün mevcut inşaat tekniklerinin bu denli ileri aşamada ve parlak bir şekilde kullanılması ve bütün bunların estetik açıdan çok başarılı bir bina görünümü elde etmek için manipule edilmesi bu malzemelerin kullanımında ve bu tip binaların planlamasında uzun yılların tecrübesini gerektirmektedir.

Foster ilk ününü Londra’daki Fred Olsen Lines operasyon merkezi (1969-1970), Ipswich’teki Villis, Faber & Dumas sigorta binası (1971-1975), ve Norwich’teki Sainsbury Centre for Visual Arts (1978) gibi büyük tarafsız mekan tasarımları ile yapmıştır. Ancak 1979 – 1986 yıllarında Hong – Kong gerçekleştirilen Hongkong ve Shanghai Banking Corporation merkezi onun teknik gerekleri şık bir şekilde en aza indirgemede usta olduğunu göstermiştir. Foster fonksiyonelliği ve binanın kullanım amacını inanılmaz güzellikte bir anıtsallığa çevirmektedir : eleştiri yazarlarını onun binalarına “kapitalizmin katedralleri” demesi tesadüfi değildir, zira bunlar da güzelliği, Gotik mimarisinde olduğu gibi, mühendisin estetik kaygılı hesaplarından almaktadır.

Kullanım şıklığı ve pragmatik mükemmellik içeren Foster mimari dili, bir uçağın gözde ve çerçeve ergonimisi gibidir. Ne Santiaga Aclotrava’nın ki kadar açık ifadeli, ne de evvelki ortağı Richard Rogers’inki kadar kemiksi ne de Jean Nouvel’inki kadar cam gibi uçucudur. Foster tüm bu iş arkadaşlarından daha sabırlı ve daha pragmatiktir ancak, bu onun eserlerinin, rasyonel ve estetik bir hesaplama ile her zaman takviye edilmiş, şiirsellikten yoksun olduğu anlamına gelmez.

Bilgisayardan çıkma hesaplarla olabileceğin sınırına kadar kullanılan lisanı için bir ölçüde sanayi – sonrası denebilir. Bunda etkili bir kalitenin doğalmış gibi kabulü ve kısıtlı anlamda olmayan bir tarz yaratıcılığı ve sağlam bir zevk vardır. Fonksiyonel gerekler ve kullanıcı talepleri, ne kadar zor ve komplike olursa olsun, Foster için bir tasarım fikrinin tamamlanmasından ziyade bir başlangıçtır; öyle bir başlangıç ki şekil, form ve ruh bundan sonra yaratılacaktır. Şüphesiz Paxton’un Crystal Palace arazisindeki bu denli etkili mükemmelliğin böylesi bir yaklaşımla temin edilmesi bir tesadüf değildir; büyük bir mimari büronun psikolojik altyapısının da buna katkıda bulunduğu söylenebilir. Bu büroda bir çok proje birbirleriyle bağlı ama bunun yanısıra rakip olan bağımsız ekipler tarafından aynı süreçte üretilmektedir.

Burada iş sırası, planlama işlemi ve fikir teatisi bir saat titizliği ile yürütülür. Böylece, sadece fantastik zihinsel labirentlere sanat için sanat “stil çalışmaları” ile ekonomik ve lojistik sınırlar konulmaktadır, ki bunların geçerli kanunları da muhtemelen, binanın ekonomik dengesi ile ekonomik optimizasyonun birbirine hükmetmesi yerine eşit değerde alındığı dizayn özelliklerine toslamaktadır. Commerzbank konusunda sorulduğunda, Foster her şeyi daha açık olarak şöyle ifade ediyor : “ Binanın formu enerji kaygısından çok etkilenmiştir. Kompakt olan formu ve tabi havalandırmadan yararlanılması ile beraber yüksek performanslı dış duvarları Banka için çok elverişli bir enerji denklemi yaratmaktadır ….. Üretken bir şehrin merkezindeki arazi her zaman en kıymetli alandır. Bu da zaten yüksek arazi değerlerinden bellidir. Dolayısıyla böylesi kıymetli bir alandan en fazla verimi alma baskısı her zaman olmuştur. Bu da insanı doğal olarak yüksekliğe yöneltiyor. Niyet Avrupa’daki en yüksek binayı yaratmak değildi ve bunu ancak sonradan fark ettiğimizi de itiraf etmeyelim”.

Tabi projenin başlamasında hemen sonra Foster Ofisi Frankfurt’da bir şube açtı. Burada Foster proje mimarı Uwe Niensted bina projesinin mimari kısmını denetledi. Proje sürecinde ortaya çıkan binlerce problemin sabit program içinde NERVUS Hachtief’’e beraber çözümlenmesi için bu kaçınılmazdı.

Neticede bu brüt 120.000 m² alanı ve brüt 540.000 m³ hacmi olan ve sadece 36 ayda tamamlanması gereken bir binaydı ve neticede işin pik zamanında şantiyede aynı zamanda çalışan 1000’den fazla insan vardı.

Bir çok karar, örneğin bazı satıhların görüntü kalitesi veya aydınlatma sistemleri gibi, ancak bire bir uygulama ile düzgün ve tatminkar bir biçimde verilebiliyordu. Ayrıca bir çok çalışma detayının etkisini, ileride oluşacağı boyutta gözlendiğinde ancak değerlendirmek mümkün oluyordu. Bu husus genel ve teknik yapısal detay ve ofis mefruşatı için de geçerlidir. İşte bu sebeplerden dolayı 1995 baharında Commerzbank, Frankfurt’un bir banliyösinde boş bir fabrika binası olarak burada 300 m² bir alanda asansör kısmını da içine alan standart bir katın bir bölümünü inşa etmiştir; esasen bir katın sadece yarısını inşa etmiş ancak bir aynayla onu iki katına çıkararak 60 m’lik tam ebat hakkında yeterli fikir edinmişlerdir. Buraya ofis bölmeleri, iç mimari detayları malzemesi, muhtelif aydınlatma elemanları ve Danimarkalı tasarımcı Per Arnoldi’nin sinyal sistemi bire bir yerleştirilmiştir. Ayrıca wc alanları, küçük bir mutfak, acil merdivenlerin bir kısmı da yapılmıştır.

Tamamlanmış Bina

Uzaktan kule çok bariz bir şekilde görünmekteyse de, yaklaştıkça geliş geçenlerin gördüğü üç boyutlu durumlar daha küçülmekte ve hemen civarındaki şehir yapısına hassan bir şekilde adapte olmaktadır. Blok sonundaki kısım, kompleksin içindeki caddeyi tamamen yeniden çerçeveliyor ve yükseklik olarak da 19. asırdan kalma bitişik komşularının saçak yüksekliğine tekabül ediyor. Burada toplam alanı 4500 m² olan 27 ev, bir banka, mağazalar, ofisler ve 300 otomobil, 200 bisiklet için çok katlı bir garaj yer alıyor. Bloğun dış cephelerinde şık bir şekilde verilmiş farkedilmeme, ehemmiyetsizlik havası hakimdir. Konveks cam tuğlalı merdivenler binaya sken ediliyor havası vererek bilinçli olarak 20. asrın mimari formlarını anımsatıyor. Chicago stilindeki yatay pencereler, bilgisayarlı tasarımdan çıkmış gibi görünen gelişi güzel ızgaralı pencere façatı ile alternatif oluşturuyor. Bu tarihi caddedeki bloğu çerçeveleyen tüm bu façatlarla verilen topyekün intiba mütevazı ve klasik modernizmi aksettirmektedir.

Böylece, Kaiserplatz’dan gökdelenin zemin katına giriş çok daha çarpıcı hale gelmektedir. Yayvan bir kat merdiven ile güne dış yüzeydeki oluşuma açık, cam çatılı plaza şeklinde geniş bir alana erişilmektedir. Bu, özel olarak finanse edilerek halka tahsis edilmiş, bir ölçüde “civitas” fikrinin günümüzdeki örneği denebilirde, geniş alan kavramının etkileyici bir sergilemesini teşkil ediyor.

Amerikan gökdelenlerindeki “avlu plaza” hayranlığı ile ilişkili bu çatılı açık alan gene de kendisine ait bir atmosfer oluşturuyor ve duygusal tasarım lisanı olarak son yıllarda katedral mimarisine hiç de küçümsenmeyecek katkılarda bulunan Barselona’lı mimar Alfreda Arribas’ı çağrıştırıyor.

Burada yiyip içebilirsiniz, sanat eserlerini izleyebilir veya sadece gezinebilirsiniz. Personel kantini ile halka açık bir restoran fonksiyonlarının kasten birleştirildiği, 1800 m² bir alanda 1200 kişilik öğlen yemeği servisi temin edilmiştir. Misafirlere dört değişik oturma seçeneği sunuluyor : bar taburesi, iskemle, sabit banklar ve koltuklar. Bir self-servis alanı birde lokanta kısmı bulunuyor. Yüksek binanın sütunları arasındaki hafif bombali ve delikli metal perdeler servis alanlarını gizlemek için menteşeler üzerine takılabiliyor. İskemle ve cam masalar neredeyse görünmez olduğundan Foster’ın alan özelliğini hemen hemen hiç gölgelemiyorlar. Ergonomik olarak şekillendirilmesi lamine tahtalardan yapılmış banklardan oluşan bir amip gibi kıvrık ve heykelimsi bir hava veren sadece bu ahşap platform ciddi bir tasarım etkisi yaratıyor. İlave misafirler için alışılmadık yapılarıyla çarpıcı transparan şık masalar bölmelerin arasından çekilebiliyor. Kapatıldığında bu platform bir minimalist sanat eseri gibi duruyor ve plazanın sanat gösterileri için kullanılması gibi ilave amacını da cevap verebiliyor.

Gökdelenin ayağındaki bu camlı alan sadece Kaiserstrabe’ye değil tam genişlik olarak Grobe Gallustrabe’ye de açılıyor. Dolayısıyla özel amaçla kullanılan bir blok’a şehirleşmenin gelişimi açısından önem taşıyan üç boyutlu bir şeffaflık verebilme gereği, şehre bağlantılı olan Stutgart’daki James Stirling’in Neue Starats galerie ile mukayese edilebilecek ölçüde çarpıcı bir şekilde karşılanmıştır.

Gökdelenin giriş holüne girdiğinizde, her 12 katta bir cereyana karşı korunmak üzere cam çerçeve ile bölünmüş de olsa bina boyunca uzanan üçgen atriyum hemen dikkatinizi çekiyor ve eşsiz bir üç boyutluluk hissi veriyor. İç kısımda olan ofislere bile gün ışığı sağlıyor. Esasında gün ışığı bolluğu Commerzbank’ın sadece girişinde değil tüm katlarında beklenmedik şekilde yüksek. Burada Foster, Hongkong’daki banka binasında gün ışığını zemin katını içine aksettirmek için devasa aynaların kullanıldığı ve “güneş kepçesi” diye imislendirdiği tecrübesine baş vurmuş.

Giriş holündeki en belirgin eleman Thomas Emde’nin büyük “Motivvilies”idir (motif filosu). Bu çalışma milyonlarca renkli toplu iğneden oluşan ve yaz günü gökyüzü kopyasını temsil etmektedir.

Bunların arasındaki yüzeyler, kat ebadındaki cam kaplamalar ile işin felsefesiyle de taahhüt edilen şeffaflığı, ki burada diğer çoğu gökdelenin aksine hiç olmazsa içerde temin edilmiştir, dış dünyaya vadeden bir hava yaratmaktadır. Atriyum tarafından camla kaplı olan 12 m derinlikteki ofis alanlarında, en içte çalışanlara dahi karşı atriyumdan görüş sağladığı için dış dünya ile bağıl oldukları hissi vermektedir. Bu görüş, neredeyse her zaman dışı camla kaplı kule bahçelerinden birini ilaveten içine aldığından daha da cazip hale gelmektedir. Her biri 450 m² ve 15 m yükseklikteki 9 bahçe baktıkları yüze göre değişik biçimde bitkilerle süslenmiştir. Doğuya bakan bahçelere bambu, japon elması, manolya, açelya, kartanesi ağaçları, rodadendron gibi ağaç ve bitkilerle oryantal bir hava verilmiştir. Güneye bakan bahçelere zeytin ağaçları, lavanta, keki, nar vs. gibi ağaç ve bitkilerle Akdeniz havası yaratılmıştır.

Görüntüsü ve renkleri, tam aşağıdaki bir monokrom satıha yaptığı etkilerle, bakan kişinin duruş noktasına göre değişmektedir. Frankfurt’lu bir sanatço olan Emde Kısıtlı bir uluslar arası yarışmayı kazanmıştır. Banka’nın yerel değerlere ve sanat eserlerine verdiği değer böylece ortaya çıkmıştır. Giriş holünden Per Arnoldi’nin hafifçe konvex şekliyle bina yüzeyinin yumuşak eğimlerini alan ve binanın her yanına uzanmış renkli işaretleme sistemi ile mahirane bir biçimde yönlendirilerek kulenin köşelerinde tertiplenen üç asansör alanından birine ulaşıyorsunuz. Dış asansörler, dış yüzeylerin camla kaplı olması nedeniyle şimdiye kadar sadece lüks Amerikan otellerinde görülen ve kullanıcıya dinamik dikey bir üç boyutluluk hissi veren bir tecrübe yaşatmaktadır. Bu arada üçgenin, asansör tesisatı ve ikmal tesislerinin yanısıra merdivenleri de barındıran uç kısımları duvarları ile binanın tespit çekirdekleri gibi durmaktadır.

Batı cepheli bahçelere de Kuzey Amerika’yı çağrıştıran kırmızı çiçekler, akağaç, sekoyalar ile süslenmiştir. Bitkiler Kasım 96’dan Mart 97’ye kadar 18 ay boyunca Frankfurt’a yakın seralarda hava şartlarına alıştırılmış ve daha sonra hazırlanan yerlerine dikilmiştir. Hepsi iyice büyümüş olup- bazısı 9 m o tarihte tamamen kaplanmamış satıhtan geçirilerek yerlerine yerleştirilmiştir. Personel iş aralarında bahçelerde dinlenmekte ve aynı zamanda tabi havalandırma olarak da kullanılmaktadır. Dokuzdan sadece 2 bahçede yemek servisi olup diğerlerinde kahvaltı makinaları vardır.

Alüminyum perde duvar en yukarıya kadar tabi havalandırma temin etmektedir. Çift camlı, entegre güneş korumalı ve hem binanın kontrol merkezi tarafından hem de kişisel olarak çalışanlar tarafından kontrol edilebilmektedir.

Radar ışınlarının kontrol edilemeyen yansıması nedeniyle hava trafiğinin tehlikeye girmesini önlemek amacı ile buzlu camla kaplamış olan bahçe façatlarındaki açılma panelleri, atriyumun içinde dışardan gelen havanın dolaşmasını sağlamakta ve dolayısıyla iç kısımlardaki ofis alanlarına tabi havalandırma temin etmektedir.

İç yerleşim olarak bankada açık plan ofisleri, ekip ofisleri ve kombine ofisler olarak farklılıklar göstermektedir. Şu andaki aşamada çoğu ofis kombine ofisler olarak araları cam duvarlarla bölündüğünden gene de görüntülü olarak birbirine bağlıdır. Ayrıca bankanın isteği üzerine mimarlar dışardan gelen ışığı içeri sokmak amacı ile ve binada geniş açılı bir perspektif yaratmak için koridor duvarlarını da camdan yapmışlardır; ki bu düzen yangından koruma tedbirleri yönünden de avantaj sağlamıştır.

Ofisteki asma tavanlar, eşsiz rafine façat teknolojisiyle beraber erişilmeyi mümkün kılan ve “akıllı bina” diye bahsedilmeyi sağlayan son derece komplike usul ve elemanlarla tespit edilmiştir. Hem merkezi hem de kişisel olarak kontrol edilebilen tavandaki havalandırma ve ışık sistemlerinin yanısıra, ilerideki muhtemel tesisat için tabanda bırakılan yoğun boş kablo ağı binayı bir bilgi makinası haline sokuyor. Façatın özellikleri iç kısımda radyatörlerin yerleştirilebilmesi için derin ve alçak parapetler gerektiriyor ki bunlar içeriden dolap yeri olarak da kullanılıyor. Duvar dolapları, açık dosyalama kabinleri ve masalar standart ofis üretimi olarak hazırlanmıştır. Aydınlatma kişilerin oluşuna göre hareket etmekte; odadan herkes çıktıktan sonra belli bir süre içinde elektrikler kendiliğinden sönmektedir. Uzun vadede bu büyük tasarruf sağlayacaktır.

Haberleşmeye dayalı bir çalışma dünyasında şeffaflık en azından zihinsel açıklık açısından ön önde gelen bir prensiptir. Mimar bu hususu hesaba katarak tüm ofisleri görüntüde açık olarak tertiplemiş. “Kontrolun artması” gibi bir şüphe yaratıyorsa da bu aslında yaratıcı insanların çalışmalarının özelliği olan bir değişik güven atmosferi oluşturmaktadır; bankacılık hiç olmadığı kadar yaratıcılık isteyen bir meslek haline gelmektedir.

Şunu unutmamalıyız : Mimar bir psikolog, psikoterapist veya sosyolog değildir. Başarı veya başarısızlığı neticede getiren husus, gelişmeleri içine alabilen ve her şeye rağmen tüm bunları gerçekleştirebilmek için hiç durmadan inatçı değil ama ısrarcı bir biçimde çaba göstermesini sağlayan mimari ve estetik hayal gücü kuvvetidir.

İşin gerçekleştirilmesi aşamasında bir tasarımın yaratıcılığını mahvetmek veya tasarımı tanınmaz hale getirecek kadar çarpıtmak çok mümkündür.

Yeni Commerzbank merkez binasında bunun yaşanması sadece mimarın ısrarlarıyla değil aynı zamanda çok uyum gösteren banka inşaat departmanı ve yönetim kurulunun ikna edilmeye gösterdiği yatkınlık sayesinde mümkün olmuştur. Teknik olarak neyin mümkün olabileceği ile ekolojik sorumluluk mantığı, kendini temsil etme ve topluma karşı olan görevler arasındaki gerilim alanında gelecek asıra işaret etme talebine, kenti yöntemleri ve sunduğu bütün imkanlarla, adil çözümler sunan bir bina yaratılmıştır.

Binanın Teknolojisi

Yıkım ve Kaldırma

Frankfurt şehri yeni gökdelenler konusunda son derece katı şartlar belirlemiştir. İnşaat faaliyetleri halka ait alanlara mümkün olduğu kadar az yayılmalı ve banka inşaatın hemen bitişiğindeki normal alanında çalışmayı sürdürebilmelidir.

Gallusstrabe ve Kurchnerstrabe’deki mevcut binalar tamamen yıkılmıştır. Mevcut yüksek binaya ait iç sahadaki yer altı garajı ve devamındaki büyük konferans salonu tamamen kaldırılmıştır. Banka çalışmasının devam ettirilebilmesi için yıkılacak binalardaki bazı teknik ekipmanın yıkım başlamadan önce civardaki diğer gökdelenlere taşınması gerekli olmuştur.

Eski binanın yıkımı iki aşamada yapılmıştır :

İlk aşamada; binalar zemin seviyesine kadar kaldırılmıştır. Beton bina 1500 ton’a kadar dayanabilen ve bankada devam eden çalışmalar ve komşuları düşünerek büyük bir kısmı vibrasyonsuz hidrolik kerpetenlerle yıkılmıştır.

İkinci aşamadaki zemin seviyesi altındaki yıkımlar – yapısal olarak uygun olduğundan – inşaat sözleşmesinin bir bölümünü teşkil etmiştir. İşin sırası, yeni bina için destekleme sistemi dahil temel kazısı hesaba katılarak iyi bir planlama ile yürütülmüştür. Almanya’da bu ölçüde ilk kez gerçekleştirilen pahalı yıkım usul ve sistemi, yeni binanın oldukça hayretle karşılandığı sırada bankanın takdir toplamasını sağladı.

Temel ve Destekleme Yapıları

Bina temelinin yapılması sırasındaki ana prensip kendi içindeki oturmaları ve buna bağlı olarak bitişikte bulunan ve halen çalışmakta olan eski banka binasında meydana gelecek oturmaları en aza indirmekti Bu maksatla yeni bina 111 geniş dökme kazık üzerine oturtulmuştur. Bunlar, Frankfurt kalkerinin zeminden aşağı uzandığı 40 m derinliğe kadar inmektedir. Mevcut binanın radye temelinden daha aşağı kademeler kadar kazı gerektirecek olan dört katlı yer altı garajı yapımını içeren orijinal plandan teknik ve ekonomik olarak uygun bir çözüm olmadığı için vazgeçilmiştir.

Yeni binanın ana destek sistemi, dıştan tespitli kesintili çelik tüp sistemidir. Bu sistem, 34 m açıklıklı sekiz katlık virendeel kirişlerle bağlanan, çevresel kirişli 3 atriyum kolonu ve bina köşelerindeki kompasit yapıdaki 6 mega kolondan ibarettir. 16.5 m açıklıklı ve 13 cm’lik hafif ağırlıklı beton döşemeli ara katlar 3 m aralıklı çelik kirişlerle desteklenmiştir. Bunlar 5 ve 10 KN/m² yükü taşıyacak şekilde dizayn edilmiştir.

Kalite, zaman ve maliyet sebepleriyle, modüler sistemi kullanmak suretiyle seri imalat yapılan bir fabrikanın prefabrik elemanları büyük ölçüde kullanılmıştır. Bunlar hem destekleme hem de iç kısımlardaki dolgu duvar ve beton merdivenler içinde kullanılmıştır.

Destekleme sisteminin montajı ve herşeyden önce prefabrike dikey kirişlerin içeri alınması için belirli kirişlere kaynaklanmış çalışma sepetlerinden montajın yapıldığı bir teknik geliştirilmiştir.

Teknik Teçhizat

Havalandırma

Dış tarafa yakın olan ofis alanları doğrudan dışardan havalandırılır yani tabi olarak Atriyum tarafındaki ofisler, bahçe façatlarının 14 m yükseklikteki cam duvarlarının havalandırma delikleri kanıla ile indirekt olarak havayı çeker. Mekanik havalandırma ve hava tahliyesi sadece dış hava sıcaklığının çok aşırı olduğu zamanlar için tavsiye edilir.

Bina – Kontrol Teknolojisi

“Akıllı” bina kontrol teknolojisi binada enerji kullanımını azaltmak gibi temel bir katkıda bulunuyor, örneğin aşağıdakiler sayesinde :

içeri veya dışarı pompalanan hava miktarını azaltarak;

işgal edilmeyen alanların ikmalini kesere,

dışarıdan güneş gölgelemesi ile,

pencerelerin açılma açılarını değiştirerek,

kontrol ve regulatörleri açıp kapayarak (pencere, güneş gölgelemesi vs.)

Binanın kullanılmadığı gece saatlerinde veya tatillerde, örneğin tabi havalandırma kullanarak ve binadaki bazı depolama etkilerini kullanarak yazın soğutmayı azaltma gibi maksatlar için bina kontrol sistemi çalıştırılabilir.

Isıtma ve Soğutma

Bina, pencerelerin yan tarafına tespit edilmiş klasik radyöterlerle ısınmaktadır. Sıcak yaz günlerinde soğutma, dahili ısı seviyelerine karşı duyarlı olan ve tavan panellerine yerleştirilmiş statik su – dolu soğutma sistemi ile sağlanmaktadır. Soğutma için gereken soğuk su pompalaması, belediye buhar şebekesine bağlı çevre dostu emme tipindeki soğutma makinelerinden elde edilir.

Isıtma ve soğutma sistemleri, konvansiyonel klima sistemlerinde olduğu gibi “sadece hava sistemiyle” kontrol edilmedikleri için hava değişim mertebesi gereken minimum seviyeye kadar düşürülebilir ve yeniden sirküle edilen havayı hiç kullanmadan dış hava rahatça kullanılabilir.

Façat ve camların yüksek kaliteli ısı izolasyonu geliştirilmiş ölçme, kontrol ve yönetimle birleştirildiğinde binanın enerji dengesi üzerinde daha da ileri pozitif bir etki yapmaktadır. Örneğin benzeri konvansiyonel binalara oranla % 25-30 daha az enerji tüketilmektedir. Daha bina başlamadan önce gereken fiili enerji miktarı araştırlmış ve teknik ekipman buna göre geliştirilmiştir. Normal durumlardaki % 100 enerji ihtiyacı esasına göre çalışma usulünün tersine belirli bir değer verilmiş ve bu değer “tüketim normu” olarak kullanılmıştır.

Sıhhi Tesisat

Sıhhi tesisat modern ofis binaları standartlarına uygundur. Mali ve ekolojik nedenlerle tuvaletlerdeki lavabolarda sıcak su yoktur.

Su tasarrufu sağlamak için, soğutma kulelerinin suyu tuvaletlerde sifonlarda kullanılmıştır. Kullanma suyunun ileride artabilecek sarfiyatını emniyete almak için uçları bina bölümlerine uzatılmış ilave tesisat yerleştirilmiştir.

Su püskürtme ve duman savıcılar binada komple bir su püskürtme ve duman alarm sistemi ve dumandan kurtulmayı etkili bir biçimde sağlayan ve yangın önleme tedbirlerini yerine getiren bir duman havalandırma ekipmanı vardır. Laboratuvardaki geniş ölçekli ve 1:1 deneyler pencere duman savma (ofis, bahçe ve atriyum) ve mekanik duman savmanın (kombin alanlar) ektinliğini ispatlamıştır.

Asansörler

Herbiri 1600 kg veya 21 kişi kapasiteli 16 adete asansör mevcuttur :

kuzey çekirdekte 5 adet hızı 4 m/san olan kısa mesafe grubu

batı çekirdekte 5a adet hızı 5 m/san olan orta mesafe grubu

güney çekirdekte 6 adet hızı 6 m/san olan ekspres grubu

2000 ve 3000 kg kapasiteli ve hızı 3 m/san olan 2 ayrı asansör de itfaiye takımı ve ağır yük nakliyesi için mevcuttur. Bütün asansörler kablolu, frekans düzenli, 3 faz elektrikli ve trafiğin sürekli kontrol edilip mümkün mertebe en kısa sürede cevap verilebilecek bir kontrolun sağlandığı elektronik mikro prosesürlerle donatılmıştır.

Ana asansörlere ilaveten komplexte 12 ayrı asansör mevcuttur : seri belge nakliye asansörü, façat temizlik ve bakımları için gereken façat asansörleri gibi.

Elektrik

Elektrik enerjisi belediyenin orta voltaj trafosundan sağlanmaktadır. Kesintisiz enerji temin teçhizatı enerji kesilmeleri ve voltaj inip çıkmalarına karşı acil üniteler devreye girmeden önce 10 dakika devrede kalır. Ofis katlarındaki çift tabanlı döşemeler kablo ve teçhizat yerleştirilmesi için fleksible bir alan yaratır. 5000 m civarındaki uzunlukta kablo sistemi ile ofis katları döşemeleri teçhiz edilmiştir.

Aydınlatma

Ofisler façatlara paralel olarak çalışacak şekilde düzenlenmiş gün ışığı ayarlı flöresant tüplerle aydınlatılmaktadır. Işık sensörleri ayarlanmış değerlere göre seviye değişiklikleri tespit edilir ve ışığı azaltan çoğaltan elektronik balast ünitesiyle ayarlama gerçekleştirilir.

Ofis ve koridorlarda sürekli yanan ışıklar hareket detektörleri ile otomatik olarak sönmektedir.

Yangın alarmı ve güvenlik teknolojisi yangın alarmı için müstakil olarak döşenen hatlar yangın alarm merkezine bağlıdır. Kontrol şebekesi dijital arama sistemine göre ayarlıdır. Hava trafiği kontrol ışıkları ve diğer güvenlik önlemleri teknik yönetmeliklere göredir.

Tesis Yönetim

Bir binanın maliyet-etkinliği sadece yapım maliyeti değil fakat aynı ölçüde yönetim masrafları ile de ölçülmektedir. Dolayısıyla bugün binanın orta ve uzun vadeli ömür-devrini hesaba katarak bir değerlendirme yapmak durumundayız. Özellikle büyük binalarda çoğu kez kullanıma – bağlı ve değer katan bina bakımı yani “bina yönetimi” dışardan birilerini verilmektedir. Commerzbank binası olayında ise bankanın iki yan kuruluşu olan MERVUS ve Cobra bu çok yönlü proje ve mülk yönetiminden sorumlu olacaklardır.

Bir binanın kullan kavramları ve işleyişi tam olarak bilindiğinde enerji ve lojistik açısından en verimli sonuçlar alınabilir.

Tabi ki bu da sadece bina teknik teçhizatının kullanımı, çalışma düzeninin kontrolu, ofis organizasyonu ve bina temizliğini etkilemekle kalmıyor, binanın ihtiyaçlara göre gelecekteki kullanımını ve bu banka da halka açık alanların yönetimini de etkilemektedir. Bu yeni binanın ekolojik ve ekonomik ihtiyaçları sadece tesis yönetimi ile tam olarak karşılanabilmektedir. Yeni Commerzbank binası kadar büyük bir binalar aynı yaşayan organizmalar gibi dinamiktir ve en iyi performansları bir takım dalgalanmalara uğrayabilir. Bu açıdan bakıldığında bir binanın kullanım yoluyla tecrübeye dayalı olarak optimize edilmesi demek bu suni yapıyı “nötrölize” etmekten öte bir mana taşımaz.

Binaların geçliği, olgun devri ve yaşlılığı vardır. İnsanlar gibi binalarda da yüz gerdirme yapılabilir. Bunun Commerzbank binasına gelecek 50-60 yılda yapılması pek ihtimal dahilinde değildir. Öyle tasarlanıştır ki şu anda akla gelebilecek her türlü teknik ve kullanıcı lojistik problemini düşünseniz dahi, kendi görevini tamamen yerine getirebilecektir.

12 Temmuz 2007

Kitabın Adı:hamlet

Kitabın adı:Hamlet

Yazan: William Shakespeare

Kitabın türü: Tiyatro

Kitabın konusu: Trajik-Komedi

Sayfa sayısı: 228

Yer: Danimarka Elsinore kenti, Kronberg kalesi surlan

Danimarka Sarayı

Polonilıs’un evi

Sarayda bir salon

Danimarka ‘ da bir ova

Bir kilise avlusu

Zaman : Kraliyet Danimarkası

Dil-anlatım: Şiirsel anlatım

Kişi-kişiler:

Hamlet- Ölen Kral Hamlet’in ve Kraliçe Gertrude’nin oğlu. Şimdiki kral Claudius’un

yeğeni. Hamlet karakteri Shakespeare oyunlannın en zor oynanan karakterlerinden

biridir. Tutarsızdır kral Hamlet ve onu bir kalıba koymak imkansızdır. Kendi kendine

.sorular soran, beklenmedik tepkiler veren, hem acı çeken hem de çektiren ve acıyı

engellemeyen bir yaradılışı vardır. Tanırnlanmakta bu kadar zorlanan bir karakteri

oynamak da bir o kadar zordur. Öyle ki , Hamlet’i üç veya dört aktörün oynaması

gerektiğini söyleyenler bile olmuştur .Hatta Hamlet oyununda Hamlet karak;terini

oynayan kadın oyuncular da olmuştur. Bu yüzden Hamlet’in fiziksel özelliklerinin

tanırnlaması da pek mümkün değildir .

Hayalet- Önceki Danimarka Kralı Hamlet’in hayaleti. Kendisini öldüren kral

Claudius’tan Hamlet’in intikam almasını isteyecek kadar savaşçı, yeni kralla evlenen

kansı Gertrude’ye bir şey yapmamasını ernredecek kadar romantik bir yapıya sahip.

Kral-Claudius. Ölen Kral’ın kardeşi. Şimdiki Danimarka Kral’ı. Hırslı ve düzenbaz

bir yapıya sahip. Hatta bu hırs ve düzenbazlık kardeşini öldürtecek kadar ruhunu

sahiplenrniştir. Oyundaki kötü karakteri temsil ediyor.

Kraliçe-Gertrude. Danimarka kraliçesi. Ölen Kral’ın dul eşi. Şimdiki Kral Claudius’un

karısı. Kral’ın sözlerine kanacak kadar saf ancak oğlunu çok sevmesiyle izleyicinin de

sevgisini kazanan bir anne.

Polonius- Kral’ın danışmanı. Tam bir dalkavuk ve güç hırsıyla yanıp kavrulan bir kötü

adam.

Laertes- Polonius’un oğlu. Kendini bir kahraman zanneden ve bu özelliğini göstermeye

çalışan bir insan. Çok üstün bir kılıç savaşçısı, Harn1et’in kardeşine yaptıklarından ve

babasım öldürmesinden dolayı ondan nefret ediyor .Krala bile baş kaldıracak bir çılgın.

Sonunda Hamlet’le yaptığı düello sonucu ölür.

Ophelia- Polonius’un kızı. Genç ve güzel Ophelia aslında Harn1et’i seviyor ancak onu

iyileştirmek için oyun içindeki oyunun farkında olrnadan Kral ‘ ın yanında görünüyor .

Reynaldo- Polonius’un hizmetkarı.Her cürn1esinin sonunda ”evet,sayın lordum” diyen bir yağcı.

Horatio- Prens Harn1et’in yakın arkadaşı. Oyundaki en iyi ikinci karakter olarak göze

çarpan Horatio hep Harn1et’in yanında yer alıyor. Harn1et’in yakın arkadaşı ve sırdaşı.

Ancak o da Harn1et’in oynadığı oyunun pek farkında değİ1.

Saraylılar- Voltemand, Cornelius, Rosencrantz, Guildenstem, Osrick, Lord, Soylular,

Kral’ın adam1arı= Tipik saraylı karakterleri. Çıkarları için her şeyi yapan ,kurnaz

görünen , basit insanlar .

Askerler- Francisco, Barnardo, Marcel1us= Ham1et’i seven ve ona hayaleti gösteren, şaşkın, biraz saf ama iyi niyetli askerler .

İki haberci- Karakterleri önem1i olmayan, sıradan habercilik yapan görevliler .

Gemici- Sıradan denizci, Horatio’ya mektup veriyor

İki soytan- Hayatla ve Shakespear’in hep yaptığı gibi feodal düzenle alay eden

karakterler .Oyunda görevleri mezarcılık.

Rahip- Dininin kurallarım uygulayan, ancak bunu Kral ‘ dan aldığı emirlerle

değiştirebilecek kadar uyum1u! Bir rahip. Çağımn rahipleriyle uygunluk gösteriyor. .

Fortinbras-Norveç Prensi. Tam bir savaşçı ve centilmen. Savaş içinde bulundukları

durumda bile oyunun sonunda ölenlere üzülüyor .

yüzbaşı- Prensin sadık eri.

İngiliz elçileri- İngiliz asaletine sahip görevliler .

Olay:

Tahtta bulunan Danimarka Kralı Claudius, tahta kardeşi Kral Hamlet’ i öldürerek çıkar.

Hamlet babasımn ölümüne çok üzülmüştür ve bunun yamnda annesi Kraliçe

Gertrude’nin de Kral Claudius ile evlenmesi olayın tuzu biberi olmuştur. Hamlet bunu

farkında değildir ancak askerlere görünen bir hayalet ortaya çıkar. Bu hayalet Hamlet’in

babası olan ölü Kral Hamlet’ tir. Oğluna , başına gelen olayı anlatır ve bu cinayetin faili

olan şimdiki Kral Claudius’ dan intikamım almasım ister .Hamlet ilk başta normal

olarak çok şaşırır .Ancak bir oyun kurar ve plamm uygulamak için deli rolü yapar .Bu

arada güç hırsına bürünen ve bu yüzden Kral’ a yalakalık yapan Polonius da kızı

Ophelia ‘ ya Hamlet ile evlendirmek istemektedir .Hamlet bir an hayaletin kendisİnİ

kandırmış olabileceğini düşünür. Zaman zaman Hayalet’ in sözlerinden şüphe eder.

Bunun için bir ispat ister hayaletten. Hayalet de ona Kral Claudius’ un kendisini nasıl

öldürdüğünü anlatır .Hamlet kentteki bir tiyatro kumpanyası oyuncularından yazdığı bir

senaryoyu oynamalarım ister .Hamlet bu senaryoda babasımn ölümünü canlandırmıştır .

Bu oyunu Kral Claudius’ un önünde oynadıklarında; Kral yerinden kalkar ve çok

heyecanlamr. Bu kadar çok etkilendiğini fark eden Hamlet’de artık emİn olmuştur. Bu

arada Poloriius, Hamlet’ in deli olduğunu ispatlamak için oyunlar yapmakta ve onu

gizlice dinlemektedir. Yine böyle olurken: Hamlet annesiyle konuştuğu bir sırada, Kral

Claudius’un perdenin arkasında gizlendiğini sanarak perdeye bir kılıç darbesi vurur .

Fakat perdenin arkasındaki Kral Claudius değil Polonius’ tur. Kral bu cinayeti

kul1anarak Hamlet’i İngiltere’ ye gönderir. Bir mektup yazar ve Norveç Kralı

Fortinbras’tan onu öldürmesini ister. Fakat Hamlet mektubun farkına varır ve geri

döner .Bunlar olurken Ophelia çıldırmış ve bir nehirde boğularak ölmüştür ve Laertes

Paris’ten gelir. Babasım Hamlet öldürmüş ve kız kardeşi de Hamlet’ in karşılık

vermediği sevgisi yüzünden ölmüştür ona göre. İntikam almaya karar verir .Kral

Claudius; Laertes ve Hamlet için bir düello hazırlar.Laertes çok iyi bir silahşör

olmasına rağmen yine bir hile ile Laertes’in kul1anacağı kılıca zehir sürer. Yaptığı işi

şansa bırakmamak için ayrıca zehirli bir içecek hazırlayarak bunu Hamlet’e ikram eder .

Düel1o sırasında ancak bu içkiyi yanlışlıkla Kraliçe Gertrude içer ve ölür. Düel1o

sırasında Leartes Hamlet’i zehirli kılıçla yaralar. Hamlet dövüşün kızıştığı bir anda

zehirli kılıcı kapar ve hem Kral Claudius’ u hem de Laertes’i öldürür. Fakat Hamlet de

zehirlenmiştir ve o da ölür. Dostu ve sırdaşı Horatio geride kalanlara olan biten olayları anlatır. Norveç Prensi Fortinbras Danimarka’ ya gelir ve tahta çıkarak ülkeye düzen

getirme görevini üstlenir.

Yazar -William SHAKESPEARE

İngiliz tiyatro yazarı ve şairi. Bir tüccarın oğlu olan William Shakespeare, on sekiz

vaşındayken, Anne Hathaway’ le evlenip, bir süre sonra Londra ‘ ya ~tti: önce tiyatro oyunculuğu yapıp, daha sonra ünlü ”Globe” ve ”Blackfriars” tiyatrolarına ortak oldu. Başkalarının yazdığı oyunları idüzelterek oyun yazarlığına ilk adırnım atıp, kısa süre sonra kendi oyunlarım yazmaya başladı, V eba hastalığı çıkınca Londra ‘ dan Iayrıldıysa da, 1954′ te dönerek, 1613′ e kadar Londra’ da yaşadı,

I1k uzun şiiri Venüs ile Adonis (1593), Lucretia’mn Kaçırılışı

(1594) ve çok büyük bir yaratıcı anlatım özellikleri taşıyan, sanat ve yaşama ilişkin felsefesinin, duygularımn, kuşkularımn ve insan olarak tutkularımn anlaşılmasında anahtar görevi yapan 154 sone yazrnış olan William Shakespeare, gelmiş geçmiş en büyük tiyatro yazarlarından biri sayılır; büyüleyici, zengin ve yüce dili nedeniyle oyunlarım ‘,:şiirsel drarn1ar” diye nitelendirenler bile olmuştur , Bazı oyunları, yalmz şiirsel biçirnleriyle değil, bütün öğelerindeki derin ve geniş insan yapısı anlayışıyla da büyüleyicidir , William Shakespeare, aşağılık şeyleri ve soylu şeyleri, masurnluğu ve vahşiliği, komik olayları ve çok ciddi olayları gözler önüne sermeyi, günlük olaylardan alışılmarnış olaylara rahatça geçmeyi bilmiş, halktan olsun, soylu sınıftan olsun, bütün insan ve toplum tiplerini gözler önüne sermeyi başarmış, hem bireysel, hem toplumsal düzeydeki ahlak sorunlarıyla ilgilenmiştir , Her çeşit insan çılgınlığımn ve girişiminin anlatılması ve betimlenmesinden ço~- yaş_amın yaratıClSl olan doğayı sergilemeye çalışrnıştır .Bazen insan dünyasım daha karanlık, acımasız ya da gülünç yanlarıyla anlatrnışsa da, temelde, yaşarnı bütün görünürnleriyle yüceltmiştir .

Wi11iam Shakespeare’ in yapıtları üç göbekte toplanabilir: Tarihsel drarn1ar, komediler, trajediler, İlk yapıtları Henry IV (1590,1592), Richard rn Faciası (1596) ve Henry V’ te (1598) siyasal temaları işleyerek iktidarın halk yararına kral tarafından ku11amlması sorununu ele alrnıştır ,

Bir Yaz Gecesi Rüyası (1595), Kuru Gürültü (1598), Beğendiğiniz gibi (1599), On ikinci Gece (1600-1601), İyi Biten Her Şey İyidir (1602) gibi komedilerinde, hem olağanüstü bir mizah duygusu ortaya koynıuştur, hem de insanlann kusurlanm gözler önüne sermiştir, Basit bir çizgi çevresinde gelişen ve mutlu sonla biten bu komediler, insanların çılgınlıklarım alaylı bir çerçeve içinde vurgulamayı bilen eleştirici bir zekamn ürünüdür, Venedik Taciri (1596) ve kısasa kısas (1604) gibi komedilerindeyse, acıklı olaylara da rastlamr ,

Ama öze11ikle, trajedileriyle ünlüdür: Romeo ile Jülyet (1594-1595), Jül, Sezar (1599), Harn1et (1600), Othe110 (1604), Macbeth (1605), Kral Lear (1606), Coriolanus (1607), vb,

Shakespeare’ e göre, dayamlmaz tutkular insanlan korkunç olaylara sürükler; ne var ki tutkuların yola çıktığı olayların sonucuna yalmzca birey değil, toplumda katlamr: Baş kahramarıın ayağı sürçünce, toplum da sürçer; onun kötülüğü, yaşadığı çevrenin de kötülüğü olur, Temelde iyi olan doğada da insanda da bir kötülük göze çarpar; bu kusurlar kahrarnamn kişiliğ1ni kemiiir ve yıkı1masına neden olur , XotUluKter kurtulmak, yeniden sağlıklı o1mak için doğa en soylu ve en yüce öğeleri feda etmelidir Traiedi de budur ,

12 Temmuz 2007

Hz. Muhammed’in Hayatı

Hz. Muhammed’in Hayatı

Hz.Peygamber (s.a) kayıtsız şartsız yeryüzü halkının neseb yönünden en hayırlısıdır. Nesebinin şerefi en yüksek doruk noktasındadır.Buna düşmanları bile şahitlik ederlerdi.Bu yuzden düşmanı olan Ebu Sufyan, Bizans hükümdarının huzurunda bu şekilde tanıklıkta bulunmuştu. En şerefli kavim onun kavmi, en şerefli kabile onun kabilesi ve en şerefli aile onun ailesidir. Habibullah (sav), Mekke’de,Rebi’ül-evvel ayının onkinci Pazartesi gecesi sabaha karşı dünyaya gelmiştir (M.570). Böylece, Hz.Adem’den beri devam edegelen peygamberlik nuru sahibini bulmuş oldu. Babası Abdullah, Peygamberin doğumun dan iki ay önce vefat etmiştir. Annesi Vehb kızı Amine, doğumunda diğer kadınlar gibi eziyet çekmemiş,hatta ağırlık bile hissetmemiştir.Hamileyken, bir gece rüyasında tanımadığı bir kimse gelip;” Sen alemlerin hayırlısına hamilesin;doğduğunda adını Muhammed koy”, diye ikaz bulunmuş;doğum anında da heybetli bir ses duyarak irkilmiştir.Ne zaman ki Muhammed vücuda geldi ;baktım, mübarek  başını secdeye koydu;ellerini kaldırdı, duada bulundu”, şeklinde anlatıyor.Hz. Muhammed (s.a.v) sünnetli doğmuştur.Doğduğunda sırtında ve omuzunda peygamberlik mührü vardı.

                                                                DOĞUMUNA ARZ ŞAHADET ETMİŞTİR.

* Resulullah (s.a.v) doğduğu gece, yeryüzünde bir çok put düşüp kırılmıştır.

* İran hükümüdarı Kisrai kemerli bir saray yaptırmıştı.On dört kulesi vardı.O gece kulelerin bütün şerefeleri yıkılmıştır.

                          O zaman Araplar arasında adet olduğu üzere,çocuğun süt anneye verilmesi kararlaştırıldı.Ancak hiçbir sütanne, yetim bir çocuğu almak istemiyordu.Bu arada amcası Ebu Leheb’in cariyesi Süveybe, çocuğu bir müddet emzirdi. Kardeşinin oğlunun doğumuna sevinen Ebu Leheb’in, onun şerefine Süveybe’yi azad ettiğini ve bu yüzden Efendimizin doğduğu gün olan her pazartesi günü azabının biraz hafifletildiğini kaynaklar bize bildirmektedir.

                           Sonunda Beni Sa’d kabilesinden Halime binti Ebi Züeyb,Hz.Muhammed’i kabul etti.O sırada Beni Sa’d yurdunda kıtlık vardı.Hz. Hailme bebeğin gelişi ile ineklerin sütünün artığını,çadırımn etrafının yeşilliklerle dolduğunu,evine bereketin geldiğini ifade ediyor.Resulullah (s.a.v) ,bu göçebe süt anne’nin yanındaoldukça sade bir hayat geçirmiştir.Gündüz otlakta sürülere bakıyor,aileye yardım ediyordu.Çoğu zaman ,yalnızca hurma ve süt ile yetiniyorlardı. Hz.Muhammed (s.a.v), süt kardeşleri ile kırlarda oynuyor,koyun güdüyordu.Bir defasında,süt kardeşi Şeyma’nın omuzunu bilinmeyen bir sebeple o kadar kuvvetli ısırmıştıki, ömür boyu izi silinmedi. Yıllar sonra bir savaşta esir düşen Şeyma’yı ,Resulullah(s.a.v) bu yara izinden tanımış gözleri yaşarmıştı. Hz.Halime, Hz.Muhammed’i(s.av) kendi çocuklarından fazla seviyordu.Daha ilk günden ondaki farklılığı hisseden Halime,O’nu gözü gibi koruyordu.Resulullah, süt annesinin sağ göğsünden emer,sol göğsünü kardeşlerine bırakırdı.Ondaki bu üstün hallerden ve mucizelerden ürken Hz.Halime çocuğu annesine teslim etti.Kısa bir süre sonra annesi,zencicariye Ümmü Eymen ve bir hizmetçi ile Medine’ye hareket ettiler.Neccaroğuları kabilesinden birinin evinde ikamet edildi.Resulullah’ın babasının kabrini de ziyaret etmişlerdi.Hz.Amine,dönüş yolu üzerinde Ebva denilen yerde vefat etti ve oraya gömüldü.Resullah (sav) o sırada altı yaşında bulunuyordu.Zenci cariye Ümmü Eymen ileMekke’ye dönen Hz.Muhammed(sav), epeyce yaşlı olan dedesi ‘e teslim edildi.Şefkatli bir insan olan Abdulmuttalib’in, öksüz ve yetim torununa gösterdiği sevgi pek büyüktü.Dedesi vefat edince Hz.Muhammed (sav) diğer dört amcasına tercihen, Ebu Talib’ emanet edildi. Çünkü güvenilir,zeki,cömert ve iyi kalpli biriydi. Diğer amcası Ebu Leheb kendisini içkiye kolay hayata vermiş bir ahlaksızdı.Esasen daha çocukluk  devresinden itibaren Peygamberimiz ile Ebu Leheb’in arasının açık olduğu görülür Resululla (sav) pek zengin olmayan fakat cömertliği ile tanınan amasının yanında pek rahat   içinde yaşamıyordu.Ancak Ebu Talib ve zevcesi, ona kendi çocuklarından daha iyi bakıyorlar,diğer çocuklar  gibi sofra kurulur kurulmaz saldrımadığından ona ayrı yemek çıkarıyolardı.Resulullah’ın yengesine olan sevgisi bir anne sevgisinden farksızdı.Ebu Talib Suriye’ye bir kervan götürmel üzere yola çıktığında Resulullah dokuz bir rivayete göre de on iki yaşında idi. Şam ile Kudus arasında Busra denilen bir yerde kervan konakladı.Buraso Bizans toprağı olduğundan yakında bir manastır bulunuyordu. Bu manstırda bulunan rahip Bahira,Hristlanlığı bilen,incil’i derinlemesine incelemiş biriydi.Son peygamaberin gelmesinin yakın   olduğunu biliyordu.Ebu Talib’e çocuğun kim oduğunu sordu.”oğlum” cevabını alınca,”O senin oğlun olamaz” Bu çocuğun ababsı ölmüş olmalı “,dedi. Ebu Talib amcası olduğunu söyleyince, çocuğu hemen geri götürmesini tavsiye etti. Ebu Talib’te Mekke’ye dönmekte acele etti.

ÇOCUKLUĞU VE GENÇLİĞİ BİR HİKMET YUMAĞIYDI

Bir insanın hayatında anne babasının yerş tartışılmaz.Bu her insan için aynıdır.Daha doğmadan babasını çok küçük yaşta da annesini kaybeden Hz.Muhammed’in (sav) bütün sevgisinin odak noktasını Rabbi teşkil ediyordu.Anne ve babasından sonra çok sevdiği dedesi ve amcasını da kaybeden Hz. Muhammed’i(sav), Allah (cc)  adeta kimse ile paylaşamıyor,Habibi’nin sevgisinin yalnız kendisine ait olmasını istiyordu.

Hz. HATİCE İLE EVLİLİĞİ.

Resulullah’ın (sav) ve ailesinin,tarım ve ziraatle uğraştığına dair hiçbir bilgi mevcut değildir.Hz.İbrahim(a.s) şu duasında da zikrettiği gibi “Ey Rabbimiz,Namazı dosdoğru kılmaları için ben;çocuklarımdan bir kısmını senin Beyt-i Harem’inin (Kabe) yanında, eksiksiz bir vadiye yerleştirdim.. “(İbrahim:37). Mekke vadisinde zirat yoktur.Geriye yalnız ticaret kalıyor.Bu ticaret de daha çok; kumaş , yiyecekikuru yemiş ve güzellik malzemeleri üzerine idi.Habibullah (sav) gençlik dönemmine girmesiyle beraber ticaretle uğrşmaya başlamıştır.Mekkeli tüccar,Kays b. es-Saib İslam’dan önce O’nunla ticari  münasebetleri olduğunu ve ondan daha iyi bir ortağa rastlamadığını anlatır. Mekke’liler tacire ( kadın tüccar) ve tahire ( temiz kadın ) adını verdikleri Hz.Hatice, Mekke’li zengin bir dul kadın idi. İki kez evlenmiş,iki eşini de kaybetmişti ( ilk eşi, Atik el-Aziz et-Tamime; ikinci eşi, Hind b.Zürare’dir her iki eşinden de birer çocuğu olmuştur.

                    Birkaç sene kıtlığın ağır basması  üzerine Ebu Talib, Yeğenini iş istemesi için Hz. Hatice’ye gönderdi Hz. Hatice’de,ahlakının güzelliğini ve ününü sık sık duyduğu Hz. Muhammed’e memnuniyetle kervanını teslim etti ve onu ,kölesi Meysere’yi de yanına katarak Kudüs yakınlarındaki Busra denilen yere gönderdi. Hz.Muhammed(sav) burada Netura isimli keşişle karşılaştığı tarihçiler tarafından anlatılır.Her an onun başının üzerinde dolaşan bulut keşişin dikkatını çekmiş ve kendisi ile tanışmak istemiştir. Evvelce tanışmış olduğu Meysere’yi yanına çağırarak Hz.Muhammed hakkında bazı sorular sordu.Aldığı cevaplar karşısında irkilen keşiş; “O Peygamber’dir, hemde Peygamberlerin sonuncusudur” ,demekten kendisini alamamıştır. Hz.Muhammed (sav) alışverişlerini tamamladıktan sonra Mekke’ye döndüler. Meysere yolculuk boyunca tüm olanları Hz. Hatice’ye bir bir anlatır. Hz.Hatice’nin Peygamberimize  karşı saygısı ve sevgisi bir  kat daha artmıştır. Hz.Hatice iş bahanesi ile Hz . Muhammed’i (sav)  sık  sık   evine  davet  etti  ve hediyeler gönderdi. Allah Resulu ile evlenmeyi istiyordu.Sonunda meseleyi dostu Nüfeyse’ye açtı.Onun aracılığıyla Muhammed(sav) ile Hz. Hatice evlendiler (miladi 595) O sırada Hz.Muhammed (sav) 25, Hz.Hatice ise 40 yaşında bulunuyordu. Peygamber efendimiz daha sonra Hz.Mariye’den olan oğlu İbrahim hariç diğer çocukları Hz. Hatice ‘ dendi.  Bunların isimlei: Kasım,Rukiyye,Fatıma,Ümmü GÜlsüm ve Abdullah idi. Kasım ve Abdullah küçük yaşta vefat etmişlerdir.

                             Hz.Peygamber her sahada olduğu gibi aile hayatında da örnek ev reisi olmuş; hanımına ve çocuklarına karşı her halükarda müşfik davranmışlardır.

12 Temmuz 2007

Sonraki Önceki


Kategorilere Göre

Rasgele...


Destekliyoruz arkada - arkadas - partner - partner - arkada - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy