‘do a’ Arama Sonuçları

Ders Plan

DERS PLANI

BİÇİMSEL BÖLÜM

Dersin Adı : Bilgisayar

Ünitenin Adı : Excel’ de Matematiksel İşlemler

Sınıf : 9/C

Süre : 40 dakika

Öğretmenin Adı ve Soyadı : Semi Kırcı

Öğrenme – öğretme Strateji ve Yöntemi : Düz Anlatım, Gösterip Yaptırma

Kaynak Kitaplar : MS Office Excel, Sistem Yayıncılık.

Araç ve Gereçler

Bilgisayar

Projektör.

Ünite ya da Konun Örüntüsü:

Excel Hücreleri

Matematiksel İşlemler (çıkarma)

Mouse yardımıyla formül çoklama

Excel’ de sayfalar arasında işlemler yaptırma

ANA NOKTA

Microsoft Office’ nin Excel Paket Programı sayesinde matematiksel işlemleri çok kolay ve hatasız yapabiliriz.

HEDEF 1 : Excel’ de iki hücre arasında çıkarma işlemi yapan formülü yazabilme.

Davranışlar

Excel de Mouse nin konumlandığı hücrenin koordinatını yazma/söyleme.

Konumu verilen hücrenin içine sayı yazma.

Yapılacak çıkarma işleminin sonucunun görüleceği formülü Mouse ile aktif hale getirerek gösterme.

Formül yazılırken ilk olarak yazılan “=” işaretinin anlamını yazma/söyleme.

“=” işaretinden sonra gelen çıkartma formülünü yazma söyleme.

Hücreye yazılan çıkartma formülünün tanımını yazma söyleme.

HEDEF 2 : Excel’ de yazılmış bir formülü Mouse yardım ile çoklama.

Davranışlar

Excel’ de yazılmış bir formülün bulunduğu hücrenin koordinatlarını yazma/söyleme.

Formülün yazılı olduğu hücreyi Mouse yardımı işaretleme.

İşaretlenmiş olan hücrenin sağ alt köşesindeki küçük kareye, Mouse’ nin imlecini konumlandırma ve Mouse’ nin imlecindeki değişikliği yazma/söyleme.

Formülün yazılı olduğu etkinleştirilmiş hücrenin sağ alt köşesindeki küçük kareye Mouse’ nin imlecini taşıdıktan sonra Mouse’ nin imlecinin içi dolu artı şeklini almış olduğu anda Mouse’ nin sol tuşuna basarak alt hücrelere doğru sürüklemek ve hücrelerdeki değişikliği yazma/sözleme.

Formülün çoklandığı hücrelerdeki formüllerin içerdiği hücre koordinatlarını yazma söyleme.

Çoklanan formüllerdeki hücrelerin içine değer girme ve formülün bulunduğu hücrelerdeki değişikliği yazma/söyleme.

HEDEF 3 : Excel’ de farklı sayfalardaki hücreler arasında formül yazabilme.

Davranışlar

Excel çalışma ekranının sol alt köşesindeki çalışma sayfasının adını yazma söyleme.

Mouse yardımıyla çalışma sayfasını değiştirme ve aktif hale getirilen çalışma sayfasının ismini yazma/söyleme.

Sayfalar arasında farklı hücreleri Mouse yardımı ile işaretleme ve bu hücrelerin sayfalarını ve hangi koordinatta olduklarını yazma/söyleme.

Farklı sayfalarda bulunan hücreler arasında matematiksel işlem yapabilecek formülü yazma/söyleme.

GİRİŞ BÖLÜMÜ

DİKKAT ÇEKME : Excel matematiksel ve atmıksal işlemler yapabileceğimiz bir programdır. Bu noktada MS Word’ den ayrılmaktadır. Yani Excel MS Word’ ün hücrelere ayrılmış şekli olmak kadar basit bir yapı değildir. Bu gün Excel’ de yapabileceğimiz matematiksel işlemlerden dört işlemlerden biri olan çıkartmayı göreceğiz.

GÜDÜLEME : Excel hücrelere ayrılmış bir yapıya sahiptir. Bu hücreler, içine yazmış olduğumuz verilerin adresi niteliği taşır. Yani matematikte herhangi bir sayının yerine x, y değişkenlerini kullanmak gibi. X ve y yerine kullanıldıkları sayıları ifade ederken buna benzer olarak hücrelerin koordinat isimleri de A1, B2 , CC3….. gibi bizim içine girmiş olduğumuz verileri karşılar. İşte çıkarma işlemini Excel’ in bu özelliğini kullanarak yapacağız.

GELİŞTİRME BÖLÜMÜ : Bilgisayara yapmak istediğimiz işlemleri bir genel olarak kodlar yazarak anlatırız. Burada da çıkarma işlemini yaparken sonucu görmek istediğimiz hücreye formül yazarak, bilgisayarın çıkarma işlemini yapmasını sağlayacağız.

ETKİNLİKLER

Mouse’ muzu herhangi bir hücreye tıklayalım ve şeklindeki değişiklikten hücremizin aktif hale geldiğini görelim ( Aktif hale gelen hücrenin kenar çizgileri koyulaşır.)

Bu hücreye klavyeden çıkarma yapacağımız ilk sayıyı girelim.

Başka bir hücreyi aktif hale getirelim ve ilk yazmış olduğumuz sayıdan çıkarmak istediğimiz sayıyı klavye yardımıyla girelim.

Bu iki hücre arasın da yapacağımız çıkarma işleminin sonucunu görmek istediğimiz hücreyi aktif hale getirelim.

Aktif hale getirdiğimiz hücrenin içine ilk olarak “ = “ yazalım. ( “=” in anlamı bundan sonra yazacaklarımız bu hücrenin değerini belirleyecek yani bu hücrenin değeri eşittir……………….. anlamına gelir.)

Şimdi “=” işaretinden sonra çıkartma formülümüzü yazmaya başlayalım. Bu formül parantez içinde yazılmalıdır.

Formül ilk girdiğimiz sayının hücresinin koordinatı “-“ ikinci girdiğimiz sayının hücresinin koordinatıdır. “Bu …. hücresinden, …. hücresini çıkart anlamına gelir”.

ENTER tuşuna basalım ve formülü yazmış olduğumuz hücrede çıkartma işleminin değerini/sonucunu görelim.

Yazmış olduğumuz formülün bulunduğu hücrenin sağ alt kısmındaki ufak karenin üzerine Mousemizin imlecini getirelim. İmlecimiz kalın, beyaz artı şeklinden daha ince siyah bir şekil aldı.

Mousemizin imleci siyah artı şeklindeyken, Mousemizin sol tuşuna basalım ve alt hücrelere doğru sürükleyelim.

Formülü sürüklediğimiz hücrelerinde de formülümüzün aktif olduğunu görelim. Bu hücrelerin içerisindeki formülün değişkenlerini belirleyen hücreler dolu olmadığı için formülümüzün sonucu “ 0 ” olarak görülür.

Yeni bir Excel çalışması açalım. ( dosya/yeni ).

bu çalışmanın sol altına baktığımızda (sayfa1, sayfa2, sayfa3) ile adlandırılmış çalışma sayfalarını göreceğiz. Bulardan bizim çalıştığımız yani aktıf olan sayfanın belirtecinde renk farklı ve sayfaX yazısı kalın punto ile yazılmıştır. Buna göre biz şu an (sayfa1)’ de çalışıyoruz. Biz eğer başka bir sayfadaki hücreyi formülümüzde işlemek istiyorsak diğer sayfadaki hücrenin koordinatını formülümüze değişken olarak atarken başına sayfaX gibi sayfasını belirtir ve ondan sonra ünlem işareti koyup hücremizin koordinatını yazarız.

12 Temmuz 2007

Pozitif

POZİTİF

EĞİTİM

Derleyen

Avni Alanyalı

Eğitim kendinizde başlar

‘Armut dibine düşer’. Bu atasözü ile çocukların, genellikle anne ve babalarına benzedikleri ifade edilir; sadece fiziksel olarak değil, aynı zamanda davranış-larıyla da. Çocuklar, anne ve babalarının davranışlarını örnek alarak neyin yapılıp yapılmaması gerektiğini öğrenirler. Onlar sizi gözlemler ve davranış-larınızı taklit ederler. Kendi davranışınızı görmek için, çocuklarınızın davranış-larını izlemeniz yeterlidir.

İleriki sayfaları okuyarak şunları araştırabilirsiniz:

sizin davranışlarınız, çocuğunuzun davranışlarını nasıl etkiliyor,

eğitimde güçlü ve zayıf yanlarınız,

çocuğunuzda arzu edilen davranışı nasıl geliştirebilirsiniz, ve

çocuğunuzun davranışını, kendiniz örnek olarak etkileme gücünüz.

Kendi yetiştirilişiniz

İğneyi önce kendinize…

Birlikte eğitim

Pozitif eğitimde on ilke

Kendi yetiştirilişinize bir bakış

İnsanların sıkça şöyle dediğini duyarız: “Ben kendi çocuğumu farklı yetiştire-ceğim!”. Ama önemli olan bazı şeylerde neyi ve niye farklı yapmak istediğinizin bilincinde olmanızdır. Siz, zaten kendi yaşadığınız deneyden yola çıkarak kendi anne ve babanızın kullandığı eğitim tarzının sizin gelişiminizde ne kadar teşvik edici ya da tam tersi engelleyici rol oynadığını bilirsiniz.

Aşağıdaki ‘değerlendirme listesi’ size, anne ve babanızdan devralmak veya tamamen istemediğiniz çıkış noktalarını ve özelliklerini ayrıştırmanız için yar-dımcı olacaktır.

çok iyi

iyi

yeterli

orta

kötü

Anne ve Babam şunlarda iyi idi :

güvenli bir ortam yaratmak

iltifat etme, öpme ve dokunma

makul kurallar/açık normlar ve değerler

duygular üzerine konuşma, kendini başkasının yerine koyma/ duyguları paylaşabilme

saygı ve eşitlik gösterme

görüş bildirilmesine ve müzakereye, izaha açık olmak

sorumluluğu verebilmek ve boş bırakabilmek

düzeltmek ve cezalandırmak

çekimser tavır, yanlışları kabul etmek

Pozitif ve iyimser düşünmeyi öğretmek

takdir gösterme

problemlerle başa çıkabilme (okul,yemek )

özgüvenimi geliştirme

affetme

güven verme

dinleme

Elbette ki sonuçların, sizin büyüme ve özgüveninizde (pozitif ve negatif) ne kadar belirleyici rol oynadığını bilmekte yarar var. Anne ve babanızın amaç-sız davranışlarının size ne kadar zarar verdiğini. en iyi kendiniz değerlendirir-siniz. Bunun tam tersi de söz konusu olabilir, yani anne ve babanın güven verici açık davranışlarına saygı ve hayranlık duyuyorsunuzdur.

Aşağıdaki sorular, anne ve babanızın davranışlarının, sizin kişisel işleyişinize nasıl etki ettiğini anlamanıza yardımcı olacaktır. Bu deneyimler ışığında, bir yetiştirici olarak hangisini kopya etmek istiyor, hangisini kullanmak istemi-yorsunuz?  

En çok hangi sorunları yaşadım ve o zamanlardan kalma hangi sorun-larım var?

Beni ne güçlü yaptı?

Bu alıştırma, anne ve babanızın bütün kötülüklerini sergilemek amacını değil, öğrenme amacını taşıyor.

Siz şimdi, kendi çocuğunuzun eğitiminde hangilerini kullanacağınızı, hangile-rinden kaçınacağınızı daha iyi biliyor durumundasınız. Eğitimi nasıl gerçekleş-tirseniz gerçekleştirin, çocuk yetiştirirken yanlışlar yapılacağının bilincinde olmak gerçekçi bir yaklaşım olur. Bu fazla önemli değil. Yeter ki bu yanlış-lardan ders çıkarmasını bilelim ve eleştiriye açık olalım. Kendi çocukları-mızdan da!

İğneyi önce kendimize…

Her ebeveyn gibi siz de çocuklarınızın eğitimi konusunda kendi yönteminizi bulma çabasındasınız. Bu konuda öncelikle kendi davranışınızı irdelerseniz, çocuğunuzun eğitimi konusunda önemli bir adım atmış olursunuz. Çocukla-rımızın eğitimi sırasında bir çok davranışımızı farkında olmadan ve sezgileri-mizle yaparız.

Aşağıdaki soruları bir gözden geçiriniz. Mümkünse bunu eşinizle yapınız. Hangi noktalarda çakışıyorsunuz, şimdiki davranışlarınızı ilerde değiştirmeniz gerekiyor mu?

Bunları gözden geçirirken, bu eşinizle birbirinizi suçlama partisine dönüşme-sin. Bu sorular evdeki durumu düzeltmeye yönelik olsun.

Çocuğun fikirlerini, anlattıklarını dikkatle dinleriz

Çocuğumuza, bu düşünce ve davranışına neden katılmadığımızı açıklarız

Davranışının neye yol açacağını sorarız, örneğin: İstediğin bu mu?

Cezadan çok ödüllendiririz

Çocuklara güvendiğimizi belli ederiz

Onları sevdiğimizi her gün, bir vesile ile onlara belli ederiz

Gerektiğinde yardım için bir uzmana başvurmaktan çekinmeyiz.

Çocukların, problemleri mümkün olduğunca kendilerinin çözmesini sağlarız.

Çocuğu Anne + Baba birlikte yetiştirir

Anne ve babaların çocuk eğitiminde üstlendikleri roller farklıdır. Bu iyi ki de böyledir! Tam da bu farklı yaklaşım, çocuğun tipik kadın ve erkek özellikle-rini tanımasını sağlar ve bu farklı karakterlerle nasıl ilişki kuracağını öğrenir.

Burada önemli olan, eğitimde ortak hareket edebilme, aynı tarzı uygulayabil-medir. Diğer bir deyişle: çocuk yetiştiricisi olarak sizler ortak davranış sergi-liyor musunuz, aynı çizgiyi izliyor musunuz?

Elbette ki siz, eğitimde size uygun olan tarzı seçeceksiniz. Böyle bir seçimi yaparken karakteriniz, görüşleriniz ve deneyleriniz sizi bu konuda yön-lendirir. Eğitim tarzları şemasında eğitim tarzları farklı tarzların neler kazan-dıracağı hakkında bakışa sahip olacaksınız. Hangi tarzın size hitap ettiğini belirlemek size kalmış. Yalnız bu seçimi bilinçli yapınız. Tarzın dışına fazla çıkıldığı zaman eşinizle birbirinizi düzeltmekten kaçınmayın. Anne ve babanın tutarsız davranışı kadar çocukları şaşırtan başka bir olgu yoktur.

Pozitif eğitimde on ilke

Aşağıda, pozitif eğitimle ilgili on temel ilke bulacaksınız. Bu on temel ilke, eğitimle ilginin özünü oluşturmaktadır. Bu ilkeler davranış biçimleri ile ifade edilmişlerdir.

Bunun gerekçesi de, özellikle çocuklarımızla kurmaya çalıştığımız iletişimde onları etkileyen, bizim düşüncelerimiz ve düşünce biçimimiz değil; doğrudan doğruya davranış biçimlerimizin olmasıdır. Bu on temel ilke bizlere, ne şekil-de eylemde bulunmamız gerektiği konusunda yol gösteren ilkelerdir.

Pozitif eğitimde on temel ilke

Çocuğumda başarısızlıklarına değil başarılarına dikkat çekerim. Onu başarılı olduğunu gördüğüm zamanlarda muhakkak kutlarım.

Çocuğuma güvenli bir ev, güvenli bir ortam sağlayabilmek için elimden geleni yaparım. Ona her zaman ilgi, sevgi ve şefkat gösteririm.

Çocuğumun kendisini değil, davranışını eleştiririm.

Çocuğumu sürekli tekrarladığı hatalı davranışlarını düzeltmem gerek-tiğinde, bunu davranışlarının doğuracağı olumsuz sonuçları anlatarak yaparım.

Çocuğuma aile olarak ulaşamaya çalıştığımız norm ve değerler konu-sunda açık, net ve tutarlı olmaya çalışırım.

Çocuğumun anlattıklarına önem verdiğimi ona hissettirir, duygularını ve duygularının ifade biçimini (korku, öfke, acı, sevinç vb.) muhakkak önemserim.

Başarması için baskı yapmak yerine destek ve yardımcı olmaya çalışı-rım.

Ev içi düzeninin sağlanması için açık ve net kurallar, sınırlar oluştur-maya çalışır ve bu kurallara bağlı kalınmasını sağlarım.

Hayır dersem sonrasında evet demem.

Eşimle çocuklara karşı nasıl davranmamız gerektiği konusunda fikir ayrılığı varsa bunu çocukların yanında tartışmam.

Her zaman iyi örnek olmaya özen gösteririm.

Çocuğun özgüvenini geliştirmek

Çocuğunuza verebileceğiniz en iyi ve en önemli yeti özgüvendir. Özgüven, çocuğunuzun büyük ölçüde şimdi ve gelecekte başarılı olabilmesi, kendisini mutlu hissedebilmesi için önemli bir olgudur. Kendine ve yaptıklarına önem veren, öz güveni olan çocuklar kendi kişiliklerine saygı duyarlar, kişilik-lerinden hoşnutturlar, kim olduklarını ve ne istediklerini bilirler. Davranışları genellikle olumludur. Kendine güveni az olan çocuklar, her konuda güçlük çekerler. Bu çocuklar genellikle karar verme yetisine sahip değillerdir, olum-suz davranışları ile dikkat çekerler.

Yazının bu bölümü ebeveyn olarak, çocuğunuzun iyi özelliklerini ve yetenek-lerini kullanmasında O’nu nasıl teşvik edeceğiniz konusunda sizlere yol gösterecektir. Çünkü çocukların öz güvenlerinin gelişmesinde anne ve baba-lar önemli rol oynarlar. Genel hatları ile söylemek gerekirse çocuk yetiştirme-de önemli olan, çocuğunuza erdemli olduğu hissini vermeniz ve O’nu canınız kadar sevmenizdir.

Anne ve baba tarafından sunulan koşulsuz sevgi ve güven, çocuk eğitiminde çok önemlidir, bunların olmadığından şüphe duyan çocuklar genellikle karar-sız olurlar. Aynı saatlerde ve birlikte yemek yeme, zamanında ve severek yapmasını sağlayarak yatağa, okula götürme, korku ve hastalık anlarında yanlarında bulunma, teselli etme, koruma ve kollama; çocuğun özgüveninin gelişmesinde önemli rol oynayan etmenlerdir. Anne, baba ve ebeveyn olarak, bu konularda öncelikli davranmanızda yarar vardır. Nasıl mı?

Örneğin:

teşvik etmek

dengeli eğitim

çocuğunuzu kabul etmek

pozitif onay

duygusal gelişme

asla reddetmemek

on yönerge ile özetleme

Teşvik etme

Çocuğun özgüvenini geliştirmek için O’nu doğru bir şekilde teşvik etmeniz gerekir. Çocuk sizin O’na ilgi göstermeniz ve yönlendirmeniz ile kendisinin düşündüğünden de fazlasını yapma, yapabilme kapasitesinin olduğunu keşfeder.

Teşvik etmek de demek? Bu uygulamayı çocuğunuzda nasıl yapacaksınız?

Teşvik etmek, çocuğun belli aktiviteler için ilgi duymasını sağlamaktır. Bazı çocukların bu konudaki olumsuz dirençlerini ve karar verememe yetilerini aşabilmeleri için, desteğe ihtiyaçları vardır, O’na bu desteği siz vermelisiniz. Müze, sergi, eğlence vb gibi yerlere birlikte giderek ve O’na güven aşılayarak, sahip olduğu belirli yeteneklerine ilgisini çekebilirsiniz. Daha da önemlisi, çocuğunuzda var olduğunu tahmin ettiğiniz ya da sezinlediğiniz becerilere yönelik çalışmalar yapmanız ve başarılar elde etmeniz O’nun kendine olan güveninin artmasına da katkıda bulunur. Teşvik etmede en önemli ilke, çocuğun uğraştığı aktiviteden, çalışmadan haz almasıdır.

Teşvik etmek zorlama, mecbur tutma ve O’nu, sıkıştırarak telaşlanma şeklin-de yapılmamalıdır. Bunlar çocuğun üzerinde aşırı baskı hissetmesine ve özel-likle başarısız olduğu zamanlarda ise yaptığı aktiviteye olan tüm ilgisini yok etmesine yol açar.

Anne ve baba olarak çocuğunuzun özel yetilerini kullanabilmesi için neler yapabilirsiniz? 

Çocuğunuza, bazı aktivitelerin O’na zevk vereceğini izah etmelisiniz.

Çocuğunuza, bazı yeteneklerin çalışılarak kazanılacağını, bu yetenekle-rin başarıyı beraberinde getireceğini ve başarılı olmanın iyi bir olgu olduğunu öğretmelisiniz.

Çocuğunuzun bazı yetenekleri elde edebilmesi için çalışmalarına sizde katılmalısınız, örneğin; resim, pasta, futbol oynama, bisiklet sürme, paten yapma aktivitelerini birlikte yapmalısınız.

Çocuğunuzun korktuğu ve ilk defa karşılaştığı yüzme kursuna başlama, sokakta havlayan bir köpekle karşılaşma, tanımadığı insanlarla tanışma gibi durumlara alışabilmesi için O’na yardımcı olmalısınız.

Çocuğunuza olan güveninizi sürekli yenilemelisiniz, yaptığı çalışmaların-da ilerleme sağladığı takdirde bundan duyduğunuz coşkuyu O’na mutla-ka hissettirmelisiniz.

Çocuğunuzun ulaşmak istediği idealleri ve hedefleri O’na görselleşti-rerek anlatmalısınız.

Karamsarlık, yaşamın iniş ve çıkışlarında bile çocuğunuzu teşvik etmeye devam ediniz. 

Eğer başarıya giden yol uzunsa bunları başarıya ulaşılacak şekilde adım-lara bölünüz.

Elde edilen sonucu uğraşa değer bulup, ödüllendiriniz.

Aktif yönlendirip, örneğin çocuğunuzun katıldığı müsabakalara ve müsa-merelere birlikte giderek, birlikte gençlik haberlerine bakarak, gazete okuyarak ilgili olduğunuzu gösteriniz.

Merakını uyandırıp mevcut olanaklara dikkatini çekiniz.

Çaba ve zevkle isteklerine, amaçlarına ulaşan kişileri örnek veriniz.

Dengeli eğitim

Aynı anne ve babadan olan çocuklar arasında farklılıklar gözlenir. Her çocu-ğun sahip olduğu, kendine ait özellikleri, yetenekleri bulunur.

Her çocuğun karakteristik özellikleri, tercihleri, bilgisi göz önünde bulundu-rulmalıdır. Hedefleri, çocuğunuzun yeteneklerine ve hedeflerine göre oluştu-rurken bunun aynı zamanda davet edici olmalısına dikkat ediniz. Çocuğu-nuza uygun, yapabileceği görevler vermek, hedefler belirlemek onun kendi-ne olan özgüveninin artmasını sağlar.

Dengeli eğitimden rehberlik, teşvik etme, sorumluluk verme ölçüsü ile her çocuğun ayrı görev alma olgunluğu ile bağlantısı varsa bahsedebiliriz. Diğer bir deyişle: Dengeli eğitim özerklik verme ile yeterli rehberlik ve destek verme arasında doğru dengeyi kurabilmedir. Kontrol etme ve yönlendirme ustalığına karşı sorumluluk verme ustalığı. Sorumluluk duygusu gelişmiş, kendi başına yetebilen çocuk, kontrol edilmeyi kendisine güvensizlik olarak algılar. Bağımlı ve karasız çocuklar ise tam da yönlendirilme ihtiyacı duyarlar. Bağımlı çocuklar için oluşabilecek tehlike anne ve babaların problemlerin çözümünü çocuklara bırakmak yerine, kendilerinin çözmeye eğilimli olma-larıdır. Bu çocuğun gerektiğinde kendi başının çaresine bakmayı geliştirmeyi engeller. Bırakın düşe kalka öğrensinler! Çocuklar en çok yaşadıkları deney-den ve yaptıkları yanlışlardan öğrenirler.

Dengeli eğitimi sağlayabilmek için:

Yönlendirme ve rehberliği çocuğunuzun bireysel kapasitesini ve ihti-yaçlarını göz önünde bulundurarak yapmalısınız.

Çocuklarınızı aynı kefeye koymak yerine yapabildiklerine, başarabildik-lerine bakınız.

Çocuklarınızın arasındaki farklılığı gözeterek (belli sınırlar içinde) birini diğerine göre daha serbest bırakın.

Çocuklara, kendilerinin araştırma yapmaları ve denemeleri için olanak tanıyıp, fırsat veriniz.

Çocuğunuzu kabul etmek

Aynı anne, babadan olan çocukların aralarındaki çarpıcı farklılıklar bizi şaşırtır. Örneğin kardeşlerden biri çabuk öfkelenirken, öteki diğer kardeşinin aksine oldukça sakin yapıda olabilir. Bu yetenek ve becerilerde de kendini gösterebilir.

İçtenlik, çekingenlik, sportmenlik, yaratıcılık, başkasının duygularını anlaya-bilme, zekilik, ben merkezci olma gibi özellikler çocuklarımızda az ya da çok mevcuttur. Her bireyin tek olma gerçeği ve ilginçliği de bunu gerektirir. Bazı ailelerde oluşabilecek tehlike, bir çocuktaki yeteneklerin diğer çocuğa göre daha çok değer ve ilgi görmesi örneğin. Bu durum az ilgi gören çocuk için zararlı olabilir. Onun kararsız, kuşkulu ve kıskançlık duygusuna kapılmasına yol açar ve hatta anne, babasının sevgisinden kuşku duymaya başlar.

Bu nedenledir ki çocuklarınıza onları oldukları gibi kabul ettiğinizi, yetenekle-rine bakmaksızın eşit ölçüde değer verdiğinizi onlara hissettirmeniz çok önemlidir.

Çocuklarınızı kendilerine özgü kişilikleri ile, yetenekleri az ya da çok ne şekil-de olursa olsun, şartsız sevin, önkoşulsuz sevin.

O’na olan sevginizin yetenekleri ile orantılı olmadığını, şartsız ve koşulsuz bir sevgi olduğunu hissettirin. Bu konuda ebeveynler aşağıda belirtilen husus-lara dikkat etmeli ve uygulamalıdırlar;

Sözler ve davranışlarla her çocuğun yegane, tek olduğunu ve diğerin-den ne fazla ne de az değerde olduğunu hissettirin.

Çocuğunuzu gösterdiği başarıdan dolayı değil, onu olduğu gibi sevdiği-nizi açıkça belirtin.

Çocuklar arasındaki beceri, davranış ve yetenek farklılığının olmasının doğal olduğunu belirtin.

Çocukların hepsinden aynı ölçüde başarı beklemediğinizi fark ettirin.

Çocuğunuzun ulaştığı iyi sonucu kutlayın ki yapabildiklerinin bilincinde olsun.

Yargılayıcı değil yönlendirici olun.

Özetle, çocuklarımızın kendilerine, başkalarına, geleceğe pozitif, yansız ba-kabilmeleri için birincil olarak ailelerin şartsız sevgisine, onayına ve kabul görmeye ihtiyaçları vardır.

Pozitif onay

İş yerlerinde çalışan elemanların işlerinde başarılı oldukları zaman yöneticiler tarafından takdir edilmeleri, onların işlerine daha çok özen göstermelerini, daha heves ve özveri ile çalışmalarını sağlar. Buna karşın bazı işyerlerinde yöneticiler, çalışmalardan memnun kaldıkları anlarda yapmaları gereken övgü ve takdir etmeyi göz ardı ederek çalışanların yanlışlarını ön plana çıkartmaktadırlar. Bu, çalışanların kendilerine olan özgüvenlerinin giderek zayıflamasına ve işlerine gösterdikleri dikkatin azalmasına yol açar.

Bu yanlış uygulama bazen evlerde de görülmektedir. Çocuğun belirli olumsuz bir davranışını düzeltmek ya da kontrol etmek isteyen anne veya baba, dövme, bağırma gibi itici uyarılar kullanma eğilimindedir. Ailelerde farkında olmadan, istem dışı gelişen, daha sonraları ise giderek sıklaşmaya başlayan kaba ve sinirli davranışlar görülür.

Bu davranışlar size de tanıdık geldi mi?

Çocuğunuzun yaptığı hatalara ne kadar işaret ettiğinizi bir sayın! Bunu verdiğiniz iltifatlarla kıyaslayın!

Büyük olasılıkla çocuğun yaptığı iyi işleri ödüllendirmek yerine ne kadar sık eleştirdiğiniz sonucuna varacaksınız.

Bir gün bunları tersine çevirin, eleştirilerinizi en aza indirin; bunun yerine yapmış olduğunuz iltifatların sayısını arttırın. Bakın neler değişecek!

Sonuçlarına kendiniz bile şaşıracaksınız! Unutmayın ki, Çocukların özgüvenini geliştirmek için en iyi ilaç pozitif eleştiridir. İltifat etme, dokunma, cesaret verme, ufak ödüller; bunlar mucizelere yol açarlar.

Pozitif onay niye önemli?

Çocuk, ebeveynlerinden sürekli, dağınık, çekilmez veya aptal yakıştırmalarını duyarsa, sen yaramazsın mesajını alırsa, bir süre sonra kendisinin hiçbir şeyi doğru ve tam yapamadığına ve kendisinin değersiz biri olduğuna inanabilir. Kendisi için edindiği bu olumsuz izlenim bilinç altına yerleşir. Olumsuz izlenimler olumsuz davranışları teşvik ederler! Buna karşılık edilen iltifatlar olumlu davranış biçiminin gelişmesini sağlarlar. Bir ebeveyn olarak çocuğu-nuzun her olumlu davranışında iltifat etmekten çekinmeyiniz.

Pozitif onay için bir kaç somut öneri:

Olumsuz eleştiri vermekten kaçının. Çocuğunuzu gülünç duruma dü-şürmeyiniz.

Sözlerinizi iyi tartın ve gereksiz, olumsuz eleştirileri ‘yutmaya’ çalışın.

Önceden, düzeltmeye yönelik eleştirinin çocuğun üzerinde olumlu ya da olumsuz etki yapıp yapmayacağını düşünün.

Çocuğunuzda olumlu değerlendireceğiniz davranışları arayın.

Çocuğunuzun herhangi bir davranışını övme nedenini açıklayın.

Çocuğunuzda görmeyi arzuladığınız olumlu davranışların O’na ne gibi artı değerler kazandıracağını çocuğunuza anlatınız.

Çocuğunuzu takdir ederken abartılı davranış sergilemeyiniz. O’nu ve başarılarını değerlendirirken objektif olun, olmaya gayret edin.

Çocuğun sosyal ve duygusal gelişimi

Bebekler ve küçük çocuklar konuşamadıkları evrelerde direkt olarak kendi-lerinin neler hissettiklerini nasıl belli ederler? Üzüntü ve sıkıntılarında ağla-yarak, sevinç ve neşeli zamanlarda da gülerek duygularını belli ederler. Bazen sizden emekleyerek uzaklaşmaya çalışırlarken, bazen de tersine kucak isterler. Çocuğun çevresindeki insanlar O’nun ne istediğini kimi zaman anlayabilirler, anlayamadıkları zamanlarda ise tahmin etmeye çalışırlar.

Küçük yaştaki çocuklar henüz ben-merkezci (diğerlerini dikkate almadan sadece kendileriyle ilgilenmeleri) oldukları için davranışlarının rahatsızlık yaratıp yaratmadığını algılayamazlar. Bu doğaldır, çünkü o yaşlarda dünya-nın merkezi sadece ve sadece kendileridir. Yaşları büyüdükçe, başkalarının da duyguları olduğunu öğrenirler. Hangi davranışın hangi duygu sonrasında (kızma kaşların çatılması, sevinme gülümseme gibi) oluştuğunu öğrenirler, keşfederler. Bu gelişme sürecinde çocuk başkalarının duygularını tanımayı, anlamayı ve buna uygun tepki göstermeyi öğrenir.

Çocuk yuvasında ve daha sonraki okul yıllarında çocukların, empati (kendini başkasının yerine koyabilme, duygularını, isteklerini anlayabilme) davranışla-rının geliştirilmesi için çaba sarf edilir. Bu gelişme, çocukların grup içinde yer alma ve arkadaşlık kurabilmelerinde geçerli sosyal becerilerin kazanılmasın-da çok önemli ve gereklidir. Aynı zamanda çocuğun gelişmesinin tüm safha-larında kendi davranışlarını başkalarının ihtiyaç ve tepkilerine göre ayarlama ölçüsünü de belirler. Ben merkezci davranış, ilişkiler içinde pek hoş karşılan-maz.

Başkasını anladığınız, hislerini paylaştığınız ölçüde popüler olursunuz. Bunu başaramayan çocuklar sürekli yaşıtları tarafından düzeltilir ve hatta dışla-nırlar.

Çocukların hepsi sosyal ve dostane davranmaz. Bu neden kaynaklanır?

İrdeleyecek olursak;

çocuğun her ihtiyaçları sıkça hemen karşılanır,

çok şımartılır,

anne ve babalar çocuklarını istenmeyen davranışlarını düzelt-meyi zor bulurlar veya kıyamazlar,

anne ve babanın, duyguların dışa vurumu ve duygularla ilgili konuşulmasına yeterli ilgi ve önem vermemeleri, zaman ayır-mamaları,

çocukların önünde iyi örnekler olmaması.

Daha çok çeşitli nedenler sayılabilir. Ama gerçek olan şu ki çocukların ben merkezci olarak kalması, anne ve babanın göz yumma, aşırı hoş görülü davranma tavrından ve çocuğun başkasını dikkate alması gerekliliği yönünde yeterince bilgilendirilmemesinden kaynaklanır.

Anne ve babanın çocuklarına duygularını açıklayabilmesi ve üzerinde konu-şulabilmesi için ortam yaratmalıdır. Anne ve babaların, çocukların can sıkan, kötü duygulara göreceli olarak bakmalarını ve bu duygulara hakim olmayı öğretmeleri gerekmektedir.

Bunun yanında, ta çocukluktan itibaren çocukların başkalarının da duygu ve düşüncelerini algılayabilmesini sağlamaya yönelik bilgi verilmelidir. Çocuğu-nuza, can sıkıcı davranışların olumsuz tepkiler alacağını öğretmelisiniz. Yani, davranışların sonuçları da beraberinde getireceğini bilmesi gerekir. Örneğin kardeşlerinin ve arkadaşlarının, kendisinin öyle davranmaya devam etmesi halinde artık onunla bir arada bulunmaktan hoşlanmayacaklarını anlatma-lısınız. Anne baba olarak da çok mızmız olduğu takdirse ona artık dostça davranamayacağınızı söylemelisiniz.

Çocuğunuza, bıktırıcı, ben merkezci, ısrarcı olduğunda bunun sonucunu, onun kendi deneyiminden yola çıkarak, ulaşmak istediğinin bu olup olma-dığını sorun. Bu durumda nasıl davranmasının daha uygun olacağını anlat-tırın.

Sosyal gelişme için bir kaç öneri

Duyguların, hayal kırıklıklarının üzerine konuşulmasının normal ve gerekli olduğunu açıklayınız;

Başkalarının da zaman zaman nasıl başa çıkacaklarını bilmedikleri duy-gular yaşadıklarını bunu diğer insanlarla paylaşmanın normal bir dav-ranış olduğunu açıklayınız;

Davranışlarının hislerinin bir yansıması olduğunu açıklayınız;

Sağlıklı düşünmeyle duygularını olumlu şekilde yönlendireceğini açıklayı-nız;

Kendini kontrol etmenin (hakim olmanın) öğrenileceğini açıklayınız;

Dostluğun ve yardımseverliğin, kendinizi sevdirmek için bir ölçü oldu-ğunu açıklayınız ;

Başkalarıyla birlikte çalışabilmek için, kendimizi başkalarının yerine ko-yabilmenin gerekli olduğunu açıklayınız;

Kendini savunmanın, korumanın önemli olduğunu, ancak bunun başka-larının hakkına zarar vermeden de yapılabileceğini açıklayınız;

Başkalarıyla paylaşmanın, el açıklığının hoş olduğunu açıklayınız;

Kendisine özgü bir düşüncesinin olmasının insanları, yegane ve ilginç yapacağını açıklayınız;

Problemlerinin başkalarının yardımı olmaksızın çözme arayışının insanı bağımsız yapacağını açıklayınız.

Sosyal açıdan bağımsız düşünme ve karar verebilme çocukların yararınadır. Bu tip çocuklar çevrelerince sevilir, kendilerini de genelde ruhsal açıdan iyi hissederler. Buna göre, ailelerin çocukların sosyal duygusal gelişmesini ön plana almaları çok önemlidir. Bunda, anne ve baba olarak sizin örnek olma-nız büyük önem taşımaktadır.

Anne ve Baba çocuğuna nasıl örnek olur?

çocuğun bir problemi olduğuna dair gönderdiği sinyalleri fark ederek;

çocuğun duygularını açıklamasının iyi ve sağlıklı olduğunu vurgulaya-rak teşvik etmekle;

aile bireylerinin duyguların konuşulmasında katılımını sağlayarak;

aktif ve karşısındakinin duygularını anlamaya çalışarak dinleme ve anlayış göstermekle;

gerektiğinde teselli etmekle;

çocuğunuzu erkek ve kız kardeşinin duygularını anlayacak şekilde eğitmeyle;

bu hisleri karşılıklı göreceleştirerek ve kontrol altına alarak;

buradan kaynaklanan davranış ve problemlerin çözümü konusunda konuşarak;

çocuklarınıza, her davranışının bir etkisi olduğunu öğreterek;

hangi davranışın olumlu tepki, hangi davranışın olumsuz tepki alacağı-nı açıklayarak;

çocuğunuza pozitif düşünmeyi öğreterek;

çocuğun vicdanının olumlu norm ve değerler ile biçimlenmesine yar-dımcı olarak.

Çocuğunuzu asla reddetmeyin

Bazı durumlarda çocuğunuzun hoşuna gitmeyecek olsa bile O’nun hatalı ve yanlış davranışlarını söylemelisiniz. Ama bunu çocuğunuzun sevginizde şüpheye düşmemesine yol açacak şekilde yapın. Her zaman, çocuğunuzun kendisini değil, davranışını tenkit edin.

Elbette yeri geldiğinde ve O’nun hatalı davranışlarını gördüğünüzde çocuğu-nuzu eleştirmekten kaçınmayacaksınız. Düzeltmek, baştan savmak, geri çevirmek gibi uyarılardan farklıdır. Eleştirileriniz daima, olumlu sonuçlar doğuran ve yapıcı eleştiriler olmalıdır. Eleştirilerinizle çocuğunuzun doğruları bulması için yardımcı olmaya çalışmanız ayrı şey, eleştirilerinizle O’nu kırmanız, incitmeniz ya da kişiliğini zedele-meniz ayrı şeydir. Sesinizin tonunun, tutumunuzun önemli olduğunu unutmayın. Aşağılayıcı, küfürlü bağırıp çağırmak ters tepki yapar örneğin. Bu yolla, çocuk özgüvenini kaybedebilir veya çocuğu kararsız yapabilir.

Tekrar edecek olursak: yanlışlıklar mutlaka eleştirilmeli ve düzeltilmesi için çaba sarf edilmeli fakat bunu açık ve olumlu konuşmayla yapmalıyız.

Çocuğunuzu, O’nu istemediğiniz hissini vermemek için şu noktaları dikkate alın:

Çocuğunuzun sizin sevginizden ve saygınızdan şüphe duymasını önle-yin.

İlk tepkiyi vermeden önce düşünün.

‘Sen yaramazsın’ mesajlarından kaçının.

Çocuğun öyle davranmasının gerekçelerini sorun.

Çocuk o davranışı ile neye ulaşmak istiyor sorun.

İzin vermediğinizde gerekçelerini açıklayın.

Kendinizin ve başkasının O’nun olumsuz davranışından rahatsız olma-nız takdirde negatif tepki göstereceğinizi açıklayın.

Çocuğunuza başkası ona olumsuz davrandığında O’nu ne şekilde rahat-sız ettiğini sorun.

Alternatif olumlu davranış örnekleri vermesini isteyin.

Çocuğunuza, bunu başaracağına emin olduğunuzu ve onun harika bir insan olduğunu söyleyin.

Çocuğumun özgüvenini nasıl teşvik edebilirim?

Aşağıda, çocuğunuzun özgüvenini ve kendilik değerini geliştirmek ve teşvik etmek için öneriler özetle on noktada toplanmıştır.

Dikkate alınması gereken noktalar:

Çocuğunuza O’nun yegane ve önemli olduğunu hissettirin.

Çocuğunuzu değiştirmeye değil, O’nu olduğu gibi kabul etmeye çalışın.

Çocuğunuza olabildiğince sevgi ve ilgi gösterin.

Dikkatiniz sadece kötü giden değil, iyi giden çalışmaları üzerinde de yoğunlaşsın.

Bolca iltifat verin ve başarıları kutlayın.

Çocuğunuza ve O’nun yetilerine güvendiğinizi fark ettirin.

Çocuğunuza, kendilerini olduğu gibi kabul etmelerini öğretin.

Çocuğunuza hayal kırıklıkları ile başa çıkmasını öğretin.

Çocuğunuza saygılı, dostane davranmayı öğretirken, sorumluluk ve say-gı duygularını da aşılayın.

Başarılarını yükseltme yönünde teşvik edin, bu konuda O’na yol göste-rin.

Dikkate alınması gereken noktalar

Çocuğunuza O’nun yegane ve önemli olduğunu hissettirin.

Çocuğunuzu değiştirmeye değil, O’nu olduğu gibi kabul etmeye çalışın.

Çocuğunuza olabildiğince sevgi ve ilgi gösterin.

Dikkatiniz sadece kötü giden değil, iyi giden çalışmaları üzerinde de yoğunlaşsın.

Bolca iltifat verin ve başarıları kutlayın.

Çocuğunuza ve O’nun yetilerine güvendiğinizi fark ettirin.

Çocuğunuza, kendilerini olduğu gibi kabul etmelerini öğretin.

Çocuğunuza hayal kırıklıkları ile başa çıkmasını öğretin.

Çocuğunuza saygılı, dostane davranmayı öğretirken, sorumluluk ve say-gı duygularını da aşılayın.

Başarılarını yükseltme yönünde teşvik edin, bu konuda O’na yol göste-rin.

Çocuğunuzla ilişkiniz: Ne ekerseniz onu biçersiniz!

Anne, baba ve çocuklar arasındaki iletişimde, anne ve babalar çoğunlukla alıcıdan çok verici konumundadır. Buna göre anne ve baba olarak konuşma-larınızı çocuğunuzun kişiliğine uygun bir şekilde yapmalısınız.

Çocuklar, ses tonuna, yüz ifadesine ve sergilenen duygulara karşı oldukça hassastırlar. Eleştirinizi bağırarak, çocuğunuzu küçük düşürecek şekilde yaparsanız, çocuğunuz eleştirinizin içeriğine değil, bu tavrınıza anlam verme-ye çalışır. Sadece ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğiniz de önemlidir.

Gerektiği zaman elbette ki çocuğunuzun davranışlarını düzeltecek, O’na tav-siyelerde bulunup, yönlendireceksiniz. Ebeveyn olarak çocuğunuzun önerile-rinizi dinlemesini ve bunlardan bir şeyler öğrenmesini ve bu önerilerin O’na yol gösterici olmasını istersiniz. Bunu ancak, çocuk kendini anne ve baba tarafından kabul görmüş, kendine saldırı ya da suçlama şeklinde yapıl-madığını düşündüğü ölçüde başarabilirsiniz. Ayrıca O’na söz hakkı tanınması da aşırı tepki göstermesini önler. Çocuğunuz, haksız bir isteğine izin verme-diğiniz anlarda, izin vermeme gerekçelerinizi anladığı oranda sizi onaylar, sizinle birlikte çalışır, fazla tepki göstermez.

İletişim emir vermek anlamını içermez.

Çocuğunuzla aranızdaki iletişim saygı temelinde olmalıdır. Özellikle çocuğu-nuzun davranışını düzeltmeniz gerektiğinde, çocuğunuzun kendisini değil, davranışını tenkit ettiğinizi vurgulamayı unutmayınız. Çocuğunuzla ilişkinizde şartsız sevgi ve bakım ön sırada olmalıdır. Bunu belli etmekten kaçınma-yınız !

Çocuğunuzla ilişkinizde dikkat edilmesi gereken noktalara birlikte bakalım;

hoşgörülü olmayı öğrenme

‘pozitif onayla’ istenilen davranışı geliştirme

empati ve aktif dinleme

yapıcı eleştiri

ceza mı yoksa görmezlikten gelme mi?

müzakere

haftalık toplantı

şartları yaratma: özet halinde 10 öneri

Hoşgörülü olmak

Hoşgörülü olma, pozitif yaklaşım, insanı mutlu kılan özelliklerdir.

İnsanlar hoşgörülü olmayı ve pozitif düşünmeyi öğrenebilirler. Maalesef bunu okulda ders olarak görmek mümkün değil. Ama siz anne ve baba olarak bu görevi üstlenebilirsiniz. Örneğin çocuğunuzla birlikte kötü düşün-celeri hoşgörülü düşüncelere dönüştürme yönünde alıştırma yapabilirsiniz. Bu hiç yapılmaz ya da az yapılırsa çocuğunuz hayal kırıklıklar ve problemlerle başa çıkmasını öğrenemez. Ters giden her şeyi felaket olarak görür.

Çocukların başkaları ile pozitif ilişki içinde çalışabilmeleri için hoşgörülü olma, pozitif düşünme gibi yetilere sahip olması gerekir. Anne ve babaların bu konuda geride kalmamaları gerekir!

‘zehirli’ düşünceleri pozitif düşüncelere dönüştürmeye yardım edebilmeniz için izlenecek yollar:

Yaşamda hayal kırıklıklarını yaşamanın normal olduğunu açıklayınız.

Her duruma her zaman hakim olunamayacağını gösteriniz.

Sabrın ve denemenin bazen en iyi çözüm olduğunu açıklayınız.

Rahatsızlık varsa görmezden gelmeyiniz. Çocuğunuzun varsa sorununa ve kızgınlığına anlayış gösteriniz.

Çabuk sinirlenmenin hoş bir duygu olmadığını açıklayınız.

Çocuğunuza mızmızlanmayla neye ulaşmak istediğini sorunuz.

Mızmızlanmanın başkasını sinirlendirmeden başka işe yaramayacağını ve bu yüzden atmosferin de giderek kötüleşeceğini açıklayınız.

Çocuklarınıza kendilerinin bir çözüm ya da alternatif bilip bilmediklerini sorunuz.

Çocuğunuzu kendisine hakim olmayı başardığı takdirde ödüllendirece-ğinizi açıklayınız.

Kendiniz pozitif davranışla örnek olunuz.

Bir adım daha ilerisine giderek çocuğunuza olumsuz durumları yeniden de-ğerlendirmesini öğretiniz. Bir başka deyişle: Aynı durumu bir başka bakış açısı ile değerlendirerek, çocuk olumsuz duyguları göreceleştirmeyi öğrenir, hatta belki de bir çözümle gelir.

Pozitif düşünmeyi öğretmeye yardımcı olacak sorular:

Ne oluyor? Var olan durumu değerlendirme.

Bunun benim için anlamı ne? (gerçekten durum o kadar kötü mü?): Durumu göreceleştirme ve yeniden değerlendirme

Kızmamın sonucunda ne oluyor? Olumsuz tepkinin ve davranışın etkisi üzerine konuşma.

Tepkim kontrolümün altında mı? Çocuğun duygularına nasıl hakim olabileceği olanaklar üzerine konuşma.

Olumsuz bir davranışı olumlu bir davranışa nasıl dönüştürebiliriz? Alternatif davranış düşünme.

Hangi davranış türü daha fazla pozitif davranışa yol açar? Pozitif düşünme ve davranmanın olumlu etkileri üzerine konuşma.

pozitif onayla’ istenilen davranışı geliştirme’

Çocuklar bir yığın şeyi doğru yaparlar. Ne yazık ki iyi gitmeyen şeyler bizlerin dikkatini daha çok çeker! Anne ve babalar öncelikle asıl bunlara tepki gös-terirler, sinirlenirler. Siz farkında bile olmadan çocuk , ‘negatif sen’ mesajını alır: ; sen ne kadar aptalsın! ” ya da “üff, ne kadar sinirsin !” gibi. Bu sözler-le sık sık karşılaşan çocuk zamanla bunlara inanır ve kişiliğinde yer edinen bu özelliklere göre davranmaya başlar. Anne ve babalar böylelikle amaçla-dıklarının tam tersine ulaşırlar. Oysa yavaş, heyecanlı, hayalci, hareketli çocukların özellikle ‘sen iyisin’ gibi mesajlara gereksinimleri vardır.

Bir günde çocuğunuzu kaç kere doğrulara işaret ettiğinizi sayın. Peki başar-dığı işler karşısında ne kadar sıklıkla iltifat ediyorsunuz?

Çocuğunuzda olumlu bulduğunuz davranışın devamını ancak iltifat ederek, pozitif onaylayarak sağlayabilirsiniz. Her çocuk ödüllendirilmekten ve değer görmekten hoşlanır. Çocuğunuz, düşünceli, sosyal davranışı ile başkalarını hoşnut kıldığını anladığı zaman , O’nu bu davranışları sürdürmesine motive eder.

İltifat etmek, pozitif onay sadece çocuğunuza pozitif davranış kazandırmakla kalmaz (kısa vadede), ayrıca O’nun kişiliği ile ilgili olumlu izlenime sahip olmasına yardımcı olur. Çocuğunuzun tam da en çok en çok buna ihtiyacı vardır. Bunu nasıl yapacaksınız?

Çocuğunuzun kendisi ile ilgili pozitif izlenimini geliştirmek için çeşitli yollar vardır, örneğin:

Sözler ve hareketlerle. Küçük iltifatlar, sırtını sıvazlama ile çocuğunu-zun gösterdiği davranış ve başarı karşısında memnuniyetinizi belli ede-rek. Bu maddi olmayan ödüllendirme biçimini, sahte yapılmaması koşuluyla, eğer çocuğunuz hakkediyorsa fazlasıyla yapınız. Çocuğu-nuz, davranışı ile aldığı iltifat arasında bir bağ kurabilmeli.

Bir armağanla veya bir sürprizle. Dondurma, göz alıcı bir pantolon, oyuncak veya parasal katkı gibi ödüller pozitif davranışın tekrarı için teşvik edicidir. Ama bu gibi maddi ödülleri sıkça yapmamaya özen gösterin. Bunu yapmanız için iyi bir neden olmalı. Çocuğunuz başa-rının satın alınacağı hissine kapılmamalı.

Birlikte sinemaya gitme, birlikte pasta yapma, konsere gitme, birlikte alış verişe çıkma gibi ortak aktivitede bulunma sözü vererek. Çocu-ğunuzun çok sevdiği aktivite sözü vermek teşvik edici rol oynar. Hele bunu birlikte yapacaksanız. Bu çocuğunuzla aranızdaki bağı da güçlendirir.

Ödüllendirirken şu noktalara dikkat ediniz:

Çocuğunuza çok, ama sadece hakkettiği zaman iltifat ediniz.

Gurur duyduğunuz davranışları tam olarak belirtiniz.

Davranışının kendisine, size ve başkalarına yapacağı olumlu etkiyi anlatınız.

Takdiriniz çocuğunuzun gösterdiği çaba ile orantılı olsun.

Ceza veya düzeltmek yerine övgü ve ödüllendirmeyi deneyiniz.

Empati ve aktif dinleme

Dinlemek sadece söyleneni duymak değildir. Empati dinleme özellikle karşı-dakinin ne demek istediğini anlamadır, şöyle söylersek bir diğerinin yaşantı dünyasına girmedir. Aktif dinleme, ilgili olduğunuzu, önem verdiğinizi gös-terme tekniğidir. Empati ve aktif dinlemenin diğerinin duygularını anlama, anlayış gösterme, kendinizi başkasının yerine koyabilme, birlikte düşünme ile ilgisi vardır. Bunun yanında ayrıca: beden dilini gözlemleme, sorular sorarak açıklık getirme, öneri sahibi ile görüşme, tekrarlama, bütün bunlar görüşü-nüzü oluşturmaya yardımcı olur.

Ebeveyn olarak çocuğunuzla derin, anlamlı ve sevgi dolu bağ geliştirmek istiyorsanız, empati ve aktif dinleme bu yönde atılacak önemli bir adımdır.

Çocuğunuz ister küçük isterse büyük olsun onlara sizin önemli bulduğunuz, istediğiniz yönde rehberlik yapmak istiyorsanız çocuklarınızı anlamanız, bir-birinizin yaşantısı, istemleri ile ilgilenmeniz gerekir.

Anne ve babaların çoğu çalıştığı için birbirleri ile ilgilenmeye vakit bula-mazlar. Bu durum aile içinde yoğun ilişkinin azlığına yol açar. Bu durum özellikle buluğ çağındaki çocukların aile bireylerine yabancılaşmasına, ilgiyi başka yerde aramasına neden olur. Günlük konuşmaları çocuğunuzla aksat-madan yapmalısınız. Böylelikle onların duygu dünyasına da yabancı kalma-yacaksınız.

Empati ve aktif dinlemeye yönelik bir kaç öneri:

Çocuğunuza zamanınız ve ilgili olduğunuz hissi veriniz. Çocuğunuzu dinlerken onunla göz hizasına gelecek şekilde oturun.

Dinlemenin amacı çocuğunuzu anlamaya yönelik olmalıdır. Herhangi bir hadisede bunun çocuğunuz için ne anlama geldiğini keşfetmeye çalışınız.

Çocuğunuzun duygularına anlayış göstermeye çalışınız: hemen yargı-lamayınız (bu konuda bir fikriniz olsa bile), ama mevcut problemi ciddiye alınız.

Olay sizin için açık değil ise, çocuğunuzun de demek istediğini tam olarak anlamaya çalışınız. Örnekler verdirerek olayı anlaşılır bir dilde anlatabilmesini sağlayınız.

Konuşma sırasında ana sorun ile yan sorunu ayrıştırabilmek için işleri düzene sokunuz.

Çocuğunuzun söylediklerini, ne anlatmak istemiş olabileceğini kendi sözlerinizle tekrar ediniz. Duygularının, sözlerinin tekrar edilmesi O’na anlaşıldığı hissini verecektir.

Duygularınıza, beden dilinize, yüz ifadenize dikkat ediniz. Bunlara çocu-ğunuz düşündüğünüzden daha çok önem verir. Çocuğunuzun üzgün, etkilenmiş, kızgın veya korku içinde olup olmadığına da dikkat ediniz.

Çocuğunuzun duygularını paylaştığınızı hissettiriniz. Gerektiğinde çocu-ğunuzu yatıştırmak için teselli ediniz.

Olan bir olaya göreceli bakmasını öğrenmesi konusunda yardımcı olu-nuz. Aynı durumla tekrar karşılaştığında nasıl davranmasının daha uy-gun olacağını birlikte konuşarak düşünmesini sağlayın.

Son olarak kendi fikirlerinizi ve tavsiyelerinizi aktarabilirsiniz.

Yukarıdaki tavsiyeler sizin nasıl tutum takınacağınızla ilgilidir. Aklınızda tutmanız gereken, empati ve aktif dinlemede merkezde çocuğunuzun olmasıdır!

Yapıcı eleştiri

Eleştiri karakteristik olarak iletişimde, dinlemeye göre gönderici özelliğe sahiptir. Siz başkalarını (çocuklarınız, arkadaşlarınız, hayat arkadaşınız) ken-di görüş ve anlayışınızı, deneyimlerinizi kullanarak yanlış adım atma riskin-den korumaya çalışırsınız.

Düzenli olarak çocukların davranışlarında düzeltilmesi gereken durumlar görülür. Çocuklar kıskanç, bencil, saldırgan gibi davranışlar sergilerler. Bu durumda ebeveynlerin düzeltmeye yönelik eleştiri yapmamaları aptalca olur. Çünkü, yapıcı eleştiri ve tavsiyeler, çocuklar için çok yararlı ve gereklidir. Böylelikle doğru davranışlar geliştirmeyi, sorunlarına çözüm üretmeyi ve bu konuda çalışma yetisini kazanırlar. Yapıcı eleştiri sayesinde çocuklar olumsuz davranışı nasıl olumlu davranışa dönüştürebilecekleri yetisini kazanırlar.

Yapıcı eleştiri ile olumsuz davranışların tekrarlanmamasını amaçlarız, bunun-la çocuklarımızın sosyal davranmalarını, çevrelerine daha iyi uyum sağlaya-caklarını ümit ederiz. Çocukların olumsuz davranışlarına izin veren, isteklerini hemen yerine getiren anne ve babalar, istemeden de olsa çocuklarının başka kuralların geçerli olduğu çevreye uyum sağlama zorluğuna yol açmış olurlar.

Eleştiriniz yapıcı da olsa çocukları küçülten, kişiliklerini zedeleyen ya da saldırgan bir tavırla yapılmamalıdır. Özellikle çocuklar beceriksiz, aptal, başarısız gibi yakıştırmaları duymaktan hoşlanmazlar. Peki yukarıda yapılan bilgilendirmelerin ışığında yapıcı eleştiriyi nasıl yapmalıyız ?

Öneriler:

Çocuğunuza sakin ve dostane bir şekilde gördüklerinizi anlatınız. Olayı, yapılanı ve söylenenleri tam olarak tanımlayınız

Tanımlamanızı çocuğun kişiliğini yargılamadan, tamamen davranışa, yapılan işleme yönelik yapınız.

Değiştirmek istediğiniz uygunsuz davranışın olumsuz etlilerini, yapacağı olumlu davranışların kendisine kazandıracağı avantajları açıklayınız

Çocuğunuzun sizin tavsiyelerinizi, düzeltmelerinizi yararlı bulup bulma-dığını, kabul edip etmediğini test ediniz.

Çocuğunuza, daha olumlu davranması için yeteri kadar açıklama ve yar-dım alıp almadığını sorunuz.

Çocuğunuza güvendiğinizi söyleyerek cesaret veriniz.

Ceza mı ya da görmezlikten gelme mi?

Hemen hemen bütün çocuklar neyin yapılıp neyin yapılamayacağı konu-sunda, sınırları tanımaya ve zorlamaya çalışırlar. Ebeveynler her zaman çocukların sonsuz direnişlerine, sabırlarına, mücadelelerine yeteri kadar dayanıklı değillerdir. Kısa vadede mızmızdan, ağlamadan kurtulmak için çocukların isteklerini yerine getirirler.

Böylelikle çocukların ellerine koz vermiş olurlar!

Doğru zamanda doğru tavır takınmak çok enerji, sabır, özgüven, tutarlı olmayı gerektirir. Çocuklar davranışlarında ileri gitmeye başlarlarsa ve sizin yorumunuz hiç bir şekilde etki göstermez ise; o takdirde pedagojik tedbir olarak ceza yöntemini uygulamaktan kaçınmamalısınız. Bu durumda cezayı uygulamayan ebeveynler bir anlamda asosyal davranışa izin vermiş olurlar. Çocuklarınızın olumsuz davranışları karşısında cesaretinizi toplayıp sınır koyabilmelisiniz. Sadece bağırıp çağırmayın; gerektiğinde ceza da verin!

Gerektiğinde olumsuz davranışı cezalandırmak ve görmezlikten gelme konu-sunda ebeveynler genelde zorlanırlar. Ceza verme biçimi cezanın etkili olup olmamasında belirleyici bir rol oynar.

Görmezlikten gelmeyi çocuklarınız bıktırıcı, ısrarcı gibi aşırıya kaçmayan dav-ranışlarda bulunduğunda uygulayabilirsiniz. Küçük çocuklar bazen bilinçsizce olumsuz davranışlarla dikkat çekip, ilgi görmek isterler. Ustalık ve kurnazca, kışkırtarak ne kadar ileriye gidebileceklerini ölçerler.

Yöntem olarak görmezlikten gelmeyi çocuklarınız küçükken uygulayabilir-siniz. Ama görmezlikten gelme izin verme anlamına gelmemeli. Buna dikkat ediniz. Görmezlikten gelerek, çocuğunuzun elinden etki gücünü kullanmasını engellemiş oluyorsunuz. Kısaca, dikkatinizi vermeyerek sizi etkilememiş gibi görünüyorsunuz. Bu konuda tutarlı davranırsanız bir süre sonra küçük çocuklar mızmızlanmanın sizde hiç bir etki yapmadığını anlayacaktır. İlk başlarda çocuk denemelerini sürdürse de bir süre sonra olumsuz davranı-şında azalma görülür.

Müdahale edilmesi gereken durumda, olay büyümeden çocuğunuzun sakin-leşmesini sağlayınız. İstenmeyen herhangi bir davranışı karşısında çocuğu-nuzu önce uyarınız. Örneğin, mızmızlanmaya, bağırmaya, tehdit etmeye devam ettiği takdirde kendisini koridora koyacağınızı söyleyiniz. Uyarınız dikkate alınmaz ise söylediğiniz cezayı hemen uygulayınız.

İçinde bulunduğu ortamdan bir süre uzaklaşmasını sağlayınız. Yalnız çocu-ğunuzun korkabileceği, ya da tamamen yalnız kalacağı yerlere kapat-mamaya özen gösteriniz. Ayrıca çocuğun zevkle oyun oynayacağı yer de seçilmemelidir. Soyutlama süresi her yaş için bir dakikayla sınırlandırılmalıdır ve beş dakikayı geçmemelidir. Bu sürenin uzatılmasının etki göstermez.

Ceza vermek olumsuz davranışın düzeltilmesini amaçlar. Cezanın biçimi ve ölçüsü çocuğun işlediği suçla bağlantılı olmalıdır. Bazı olumsuz davranışlara küçük uyarılarla müdahale edile bilinirken, bazılarına özellikle toplumsal kabul edilemeyecek hırsızlık, yalan söyleme, okuldan kaçma gibi davranış-larda farklı önlemler alınması gerekir.

Kabul edilemeyecek davranışları nasıl düzeltebiliriz:

Sakin ve duruma hakim olmaya çalışınız.

Hataları düzeltirken, saygıyı, sevgiyi ve anlayışı elden bırakmayınız.

Seçtiğiniz ses tonunuz iki anlamda yorumlanmaya yer vermeyecek şe-kilde olsun.

Sizi neyin rahatsız ettiğini tam olarak söyleyiniz.

Çocuğunuzun neden o şekilde ilgi istediğini anlamaya çalışınız.

Çok sert olmayan ve yapılan hataya göre ceza türünü seçiniz.

Ceza uygulayışında tutarlı olunuz.

Yapılan hatayı ya da olayların neden o boyuta geldiğini sonradan çocuğunuzla birlikte değerlendiriniz.

Çocuğunuza hatalarını düzeltmesi için olanak tanıyınız ve O’na güven-diğinizi belirtiniz.

Müzakere

Eğitimin özü görüşme, müzakere etmektir. Çocuğunuz daha bebeklik yaşın-dan itibaren, kendine özgü istekleri olduğunu ve bunları elde etme yollarının gücünü keşfetmeye başlar. İnatlaşmak, reddetmek, yağ çekmek, yalvarmak, ağlamak, bas bas bağırmak gibi davranışları isteklerini elde etmek için kullanmayı öğrenir.

Daha ileriki yaşlarda da bunu gerekçeler göstererek yapar. Çocuklar yaşları ne olursa olsun, canlarının istediğini yapmak isterler. Belli hünerler, hileler kullanarak, gerekçe göstererek isteklerini elde etmeye çalışırlar.

Müzakere, çatışan çıkarlar ya da hedeflerde görüş birliğine varmak amacı ile yapılan görüşmedir, konuşmadır. Tam da bu sonuncusu yani konuşma her zaman başarıyla yürütülemez. Çocuklar esneklik göstermede zorlanırlar. Gö-rüşmenin çıkış noktası sizinle çocuğunuzun bir görüş birliğine ulaşmasıdır.

Görüşmenin başarıya ulaşabilmesi iyi bir ön hazırlık gerektirir. İki mesele üzerinde önceden düşününüz:

Hangi sınırlar içinde görüşmeyi yapmak istiyorum; başka bir deyişle, bir yandan sınırı zorlamasına izin verirken, diğer yandan hangi ‘ölçüde çocuğumun isteklerini karşılayabilirim?

Hangi meselelerde ve aktivitelerde prensip olarak görüşmek istemiyo-rum; bunlar örneğin, çocuğumun güvenliği, terbiyesi, sağlığı vb. gibi yaşamsal önemi olan taviz vermek istemediğim konular olabilir?

Aşağıdaki tabloda, bahsedilen hususlar 9 başlık altında gösterilmiştir:

Görüşmenin ön hazırlığı:

Görüşeceğim konu benim için ne kadar ilkesel?

Konuşmayı hangi atmosferde yapmak istiyorum ?

Hangi gerekçeleri öne süreceğim?

Bu gerekçeler çocuğumu ikna etmeye yeterli mi?

Çocuğum ne istiyor, ne hedefliyor ?

Çocuğum hangi gerekçelerle gelebilir, onları çürütme şansım ne?

Çocuğumun olası direncini anlayışla karşılayabilir miyim?

Görüş birliğine varmaya ve ödün vermeye hazır mıyım?

Müzakere sırasındaki tavrınız:

Farklılıktan çok ortak noktaları öne çıkarınız!

Çocuğunuzun yararına olacak durumu göz önünde bulundurup, dü-şüncelerini anlamaya çalışınız!

Tartışmaktan kaçınınız!

Kendi minimal hedefinizde açık olunuz!

Çocuğunuzun tartışmadan yenilmiş duygusuyla ayrılmamasına özen gösteriniz!

Müzakerede öneriler ve izlenebilecek adımlar:

İyi bir hazırlık yapıp, kendi görüşünüzü tekrar gözden geçiriniz.

Konuşma için iki tarafın da uygun ve hazır olduğu bir ortam seçiniz.

Tutumunuz dirence, şiddete, aldırmazlığa yol açmayacak şekilde olsun.

Çocuğunuza ne istediğini ve bu isteğinin O’nun için neden önemli oldu-ğunu sorunuz.

İkna olmadığınız konularda sorular sorarak açıklık getirmesini sağlayı-nız.

Ne dereceye kadar gidebileceğinizi yeniden tartınız.

Ulaşılmak istenen hedefe alternatifler sunarak çocuğunuza yardım edi-niz.

Ulaşılan ortak noktalar üzerinde iyi anlaşma yapınız.

Haftalık toplantı

Şirketlerde, çalışanların haftalık toplantı yapmaları olağandır. Bu toplantılar-da yapılması düşünülen aktiviteler, olası engeller, öneriler ve dilekler konu-şulur. Bunlar anlaşmaya dökülür. Bu, şirket elemanlarından neler beklenildiği konusuna açıklık getirir. Bu tür toplantılar, her hafta düzenli olarak aile için-de de neden yapılmasın ki?

Koşturmacanın hakim olduğu günlük yaşantımızda, her aile bireyinin o hafta ile ilgili olumlu ya da olumsuz yaşadıklarını dile getireceği aile toplantıları, uyumlu ilişkileri sağlamanın yanı sıra aile bireylerinin de birbirine yakınlaş-masını sağlar.

Yemek yeme aktiviteleri sırasında yapılan sohbetlerde olumsuzlukların, prob-lemlerin değil, olumlu gelişmelerin, hoş şeylerin anlatılmasına özen gösteril-melidir.

Aile toplantılarında dikkat edilecek hususlar:

herkes birbirine eşit konumdadır.

herkes konuşma hakkını kullanabilmeli.

konuşan kişi dinlenir.

kimsenin sözü kesilmez. Yorum konuşanın sözü bittikten sonra yapılır.

bütün problemler: duygu-neden-sonuç-çözüm açısından ele alınır.

sırada olan kişi çözüm önerileri getirir.

görüşme herkesin memnun kalacağı çözümler bulunmadan bitirilmez.

yeni anlaşmalar yapılır.

Aile toplantısının oluşumu:

Çocuklar istedikleri takdirde konuşma önceliği onlara verilir.

Aile olarak gurur duyulan, olumlu gelişmeler öncelikle konuşulur.

Sonra memnuniyetsizlikler dile getirilir.

Anlaşılmayan konulara soru sorarak açıklık getirilir.

Haklı eleştiriye tepki göstermeden hatalar kabul edilir.

Hayal kırıklıklarına meydan vermemek için çözüm üzerine konuşulur.

Somut kararlar alınır: Kim neyi, neden, ne zaman yapacağını bilmelidir.

şartları yaratmak

Eğitimde yasaklamalar, emir vererek iş gördürmeler giderek yerini teşvik etme, örnekler ışığında ikna etme ve müzakere gibi daha etkin yöntemlere bırakıyor.

Direktif ve zorlamalarla çocukların bağımsızlığını geliştirmelerine yardımcı olamayız. Konuşmak, birlikte çözüm bulmaya çalışmak çocukların kendi dav-ranışları üzerinde düşünmelerini ve seçim yapmalarını sağlar.

Burada yine, sizin örnek davranışınız ve çocuğunuza göstereceğiniz saygı önemli bir rol oynar.

Çocuğunuzla ilişkilerinizde dikkate alınması gereken hususlar 10 noktada toplanabilir:

Sizin içinde bulunduğunuz ruh halinin çocuğunuzun ruh haline çok etkisi olacağının bilincinde olunuz.

Aşırı duygusal tepkiden ve davranışınızla çocuğunuzun kendisi ile ilgili izlenimine zarar vermekten kaçınınız.

Çocuğunuzun duygularını ciddiye alın ki kendisini anlaşılmış hissetsin.

Kendi çocukluğunuzda bu tür duyguları yaşadığınızı ve davranışlarda bulunduğunuzu itiraf etmekten kaçınmayınız.

Vermek istediğiniz mesaj açık ve kısa olmalı. Ana sorunları, yan sorun-lardan ayırınız. Meselenin özünden çıkmayınız ve örnekler kullanınız.

‘Ben-mesajı’ kullanarak çocuğunuzun olumsuz davranışının size ve çev-resine olan etkisini anlatınız.

Çocuğunuzla birlikte düşününüz ve alternatifleri değerlendiriniz.

Abartmadan çocuğunuzun iyi davranışını ödüllendiriniz.

Çocuğunuzun davranışı sık sık olumsuz ise, bunun nedeninin ne olabile-ceğini araştırınız.

Kendiniz sakin ve iyi örnek olmaya çalışınız.

Ebeveyn olarak yukarıdaki önerileri günlük yaşamda uyguladığınız takdirde, iletişimde ve sosyal yetide vurgulanması gereken noktaları kavramışsınız demektir.

Bunun yanı sıra, eşiniz ve siz bazı konularda aynı davranışı sergileyebilirse-niz, ‘çocuğunuzdaki en iyileri açığa çıkarma’ yönünde şartları yaratmış olur-sunuz.

Problemleri çözmek

Bir problem öteki probleme benzemez ! Ama genelde, belli bir uğraşıdan sonra sorunları şu veya bu şekilde çözeriz. Ama zaman zaman çocukların, çözümünü hemen bulamadığımız sorunları ile karşılaşırız. Örneğin: uyku problemi, altını ıslatma, hiperaktif, yeme problemi, okuldan kaçma, uyuştu-rucu kullanımı, gibi.

Ciddi sorunların daha büyük boyutlara ulaşmasını, kronikleşmesini önlemek için gecikmeden profesyonel yardım almak gerekir. Zor dönemlerde ana baba olarak çocuğunuzu desteklediğinizi ve çözüm bulmada yardımcı olaca-ğınızı belli ediniz.

Bir sonraki sayfalarda, çocuğunuzun davranışlarının çok ciddi problemi mi işaret ettiğini ya da aile içinde çözülecek bir sorun mu olduğunu ayrıştırabil-meniz için öneriler bulacaksınız. Ayrıca çocuğunuzun sorununa işaret edebi-lecek belirtilere, sinyallere bakmasını öğreneceksiniz.

Bir sorun olması durumunda bunu görmezlikten gelme, inkar etme, bir şey yapamayız gibi ümitsizliğe kapılma bir çözüm yolu değildir.

Ana baba olarak bir şey yapmanız gerek! Peki bunu nasıl yapacaksınız?

Sorunları analiz ederek üç aşamada çözmeye yönelik öneriler:

bilinçlenme aşaması

araştırma aşaması

çözüm aşaması

bilinçlenme aşaması

Genelde ana babalar herhangi bir sorun olduğunda, bunu inkar etmeyi yeğ-lerler. Bir yandan gerçeği görmek istemezler diğer yandan da çocuklarını idealize etme istekleri vardır. Bu tehlikelidir! Sorunları inkar etmek, bu ne-denle de çözümü yolunda geç adım atmak sorunun giderek büyümesi teh-likesini de beraberinde getirir.

İlk olarak çocuğunuzun davranışlarındaki değişiklikleri gözlemleyerek soru-nunu anlamaya çalışınız. Örneğin; aniden başlayan kekeleme, iştahsızlık görülmesi, uyku bozukluğu, dikkatini toplayamama, yorgun olma, çabuk sinirlenme gibi uyarı niteliğindeki belirtilere dikkat ediniz.

Bu ‘belirtiler ışığında bilinçli gözlemlemeye başlayınız. Mümkünse not tutu-nuz. Bu gözlemler sorunu tam olarak belirlemenize yardımcı olacaktır.

Gözlemlerinizin devamında da söz konusu sorunun ‘kimin’ olduğunu belirle-yiniz. Çocuğunuzun sorununu, kendi sorununuz yapma tuzağına düşmeyiniz! Sorunu belli bir mesafede kalıp soğukkanlı değerlendirerek O’na daha çok yardımcı olursunuz.

Burada önemli olan çocuğunuzun kendi sorununun bilincine varması ve çözüme yönelik çalışmaya hazır olmasıdır.

araştırma aşaması

Araştırma aşamasında, çocuğun sorununun çözümünün önemini kavrama-sına yardımcı olunur. Çocuğunuzla, sorununu neden olumsuz davranışla yansıttığı üzerine konuşunuz.

Bu olumsuz davranışlarının sonuçlarını birlikte değerlendiriniz;

bu olumsuz davranış kendisine ne kazandırır?

bu olumsuz davranışının kendisine ve çevresine yapacağı olumlu, olum-suz etkileri nelerdir?

arkadaşları tarafından dışlanma riski.

okul başarısını etkilemesi.

aile bireylerinin tepkisi.

Sonuç olarak, çocuğunuzun her problemli davranışının mutlaka, küçük ya da büyük, olumlu veya olumsuz etkisinin olacağı bilincinde olması gerekir.

Sorunu çocuğunuzun hangi davranış yoluyla yansıttığını belirledikten sonra, sorunun geçek nedenini bulmaya çalışınız. Bunu “neden” sorusuyla yapınız. Böylelikle problemin adını koymasına yardımcı olmuş olursunuz. Her ne olursa olsun bunu yargılamadan, sadece dinleyerek ve soru sorarak yapınız.

Çocuklar bazen, davranışlarının kaynağını dile getirmede, açıklamakta zorla-nırlar. Yemek yememesinin gerçek nedeninin altında fiziksel görünüşü ile ilgili memnuniyetsizliği yatıyor olabilir ya da çocuğunuz hırsızlık yaparak ilgi-nizi çekmek istiyor olabilir. Veya kendisini iyi hissetmediği için odasına kapa-nabilir. Bazı davranışların altında yatan gerçek nedenleri ancak sorular yö-nelterek öğrenebiliriz.

Yani her olumsuz davranışın temelinde mutlaka bir neden yatar. Hem çocu-ğunuzun hem sizin bunu bilmenizde yarar vardır. Çünkü sorunun niteliğine göre çözüm üretme yoluna gitmek durumundasınız. Sorunun gerçek nede-nini bilmeden sadece belirtilere dayanarak çözüm üretmeyiniz.

Bundan sonraki adım, çocuğunuza, O’nun, sorunlarının çözümüne yönelik çalışılmaması durumunda sonuçlarının ne olacağını sormak olmalıdır. Böyle-likle sorunları çözmenin önemini kavramasına yardımcı olmuş olacaksınız.

Sorunun çözümünde, çocuğunuz çaba göstermediği sürece başarı şansı dü-şüktür. Sizin tek yanlı çabanızın sonuç verme şansı yok denecek kadar azdır.

Araştırma aşamasında izlenebilecek adımlar:

Davranışının kendisi ve çevresi için, doğuracağı sonuçları anlatınız.

Davranışının neden(ler)i üzerine konuşunuz.

Yargılayıcı olmayınız. Sorunu tam olarak anlamak için sorular sorunuz.

Hiç bir şey yapılmaması durumunda neler olabileceği üzerine konuşu-nuz.

Sorunların kontrol altına alınmasının kendisine neler kazandıracağı üze-rine konuşunuz.

Çaba göstermesi gerektiğini ve ona güvendiğinizi söyleyiniz.

Sorunun çözümü konusunda izlenilecek adımları, çocuğunuzla beraber belirleyiniz.

Çözüm aşaması

Bu aşamada, çocuğunuzla birlikte izlenecek adımların planı yapılır. Çocuğu-nuzun bu planı tamamen onaylaması ve uygulamaya istekli olması gerekir. Profesyonel yardım alınıyor ise, uzmanlar tarafından önerilen strateji birlikte takip edilir.

Problem çok büyük değilse, çözümü ile ilgili çocuğunuzla birlikte bir plan yapınız. Planla ilgili olarak somut ve uygulanabilecek anlaşmalar yapınız. Problemin boyutu büyük ise parçalara bölüp, her parça için ayrı plan ve an-laşmalar yapınız.

Çocuğunuz olumlu yönde değişim gösterdiği takdirde, sevincinizi belli ediniz ve başarı oranında ödüllendiriniz.

Çözüm aşaması sırasında da çocuğunuzun problemini dışa vurma şekli üze-rinde de durmakta yarar vardır. Sizin davranışınızdan kaynaklanıyor olabilir mi? Yeterli ilgi göstermiyor olabilirsiniz, diğer bir çocuğunuzu kayırıyor olabi-lirsiniz, stresli olabilirsiniz, tutarsız davranıyor olabilirsiniz.

Bunlar mevcut problemin kaynağı olabilir. Bu anlamda kendi davranışınızı mevcut probleme neden olup olmadığını araştırmada yarar vardır. Eğer öyle ise kendi davranışınızı değiştirmeye yönelik çalışırken, çocuğunuzu da bu konuda bilgilendirip belli anlaşmalar yapabilirsiniz.

Çözüme doğru 8 adım:

Çözüm konusunda olası plan üzerine konuşunuz.

Gerekiyorsa problemi parçalara bölünüz.

Her problem için uygulanabilir, erişebilir adımlar üzerine konuşup, net anlaşmalar yapınız. Seçilen planı çocuğunuzun, sizin zorlamanız olma-dan kabul ettiğinden emin olunuz.

Problemde sizin payınızın olup olmadığını iyi düşününüz.

Problemde payınızın olması durumunda bunu kabul ediniz ve nasıl dü-zeltilebileceği üzerine konuşunuz.

Gelişme durumunda çocuğunuzu uygun ödüllendiriniz.

Gelişmeleri her hafta değerlendiriniz; nelerin iyi gittiğini, çocuğunuzun nerede hala ekstra yardıma gereksinim duyduğunu konuşunuz.

Gelecekte de çocuğunuzu gözlemlemeye devam ediniz.

Problemler ve pratik öneriler

Aşağıda ana babalara tanıdık gelecek problemleri bulacaksınız. Her konu için, bugünden itibaren uygulayabileceğiniz öneriler yer almaktadır. Genel olarak şunu bilmekte yarar vardır: sorunlar çabanıza, çözüme karşın giderile-miyorsa veya azalma görülmüyorsa yardım almaktan kaçınmayınız. Çünkü yardım geciktikçe, problemlerin çözümü de o kadar zorlaşır.

uyku problemi

okuldan kaçma

başaramama korkusu

uyuşturucu kullanımı ve – bağımlılığı

taciz, hakaret

otorite boşluğu

Uyku problemi

Çocukların geneli yatağa pek hevesli gitmezler. Süreyi uzatma tekniklerinden tutun da direnmeye kadar vardırırlar işi. Ana ve babaların açık tavırları çocukların huzurlu bir şekilde yatağa gidip gitmeyeceklerini belirler.

Çocukların çoğu ana ve babaların ne kadar tutarlı davranacaklarını test etmek için ileri giderler. Ağlama, iki de bir yataktan çıkma, bahanelerle ana ve babaların sabırlarını zorlarlar. Ana baba olarak iyi bir eğitimci olup olma-dığınız burada koyacağınız tavırla kendini gösterir. Günlük ritüelleri drama’ya dönüştürmemek açıklık ve enerji gerektirir. Bu somut olarak ne demektir?

Uyku problemine yönelik öneriler:

Yatak ritüelinden önce dinleniniz ve kendinizi hazırlayınız .

Her şeyin emniyetli olup olmadığını kontrol ediniz (sivrisinek, tuvalete gitme, pencereleri kapama, gece lambasını yakma gibi).

Çocuğunuzu kendi yatağınıza alma konusunda olabildiğince çekimser davranınız.

Hangi ritüellerin yapılacağını önceden anlatınız.

Ritüelleri sadece bir sefer uygulayınız.

İstisnalar kaideyi bozmaz (hastalık durumlarında, özel günlerde).

Ara sıra görülen uyku probleminde ise, huzursuzluğun, korkunun ne-reden kaynaklanabileceğine dair çocuğunuzla konuşunuz.

Kronik ve ciddi uyku probleminde mutlaka profesyonel yardıma başvurunuz. Uykusuzluk bir süre sonra çocuğu tüketir. Uykusuzluğun arkasında yatan gerçek nedeni araştırmak gerekir.

Okuldan kaçma

Okuldan kaçma ciddi bir problemdir. Ortaokulda okuyan öğrencilerin %35′ inin bazen, % 10-15′inin düzenli olarak, % 3-5′nin sık sık okuldan kaçtığı belirlenmiştir.

Gençlerin okuldan kaçmalarının çeşitli nedenleri vardır:

okulda kendilerini iyi hissetmiyor olabilirler;

sıkılıyor olabilirler,

okul başarıları düşüktür,

bunalımda olabilirler,

evdeki problemden kaynaklanıyor olabilir: boşanma, kötü muamele, evdeki otorite boşluğu ve ilgisizlik,

hamilelik, uyuşturucu kullanımı, kumar bağımlılığı gibi nedenlerden do-layı okula gitmek istememeleri ya da gidememeleri,

okuldan sık kaçan gruba takılabilirler,

öğretmenin birinden nefret ediyor olabilirler,

hiç kimseyi, hiç bir şeyi takmazlar,

taciz ediliyor olabilirler .

Okuldan kaçan çocuklar sonuçta kendileri kaybederler; sokakta amaçsız dolaşmaya başlar, sıkılma ve negatiflik spiraline girerler. Ana-Babaların ve okul yönetiminin bu konuya eğilip, belli kurallar koyarak sınır çizmeleri gerekir.

Düzenli olarak okul yönetimiyle ilişkide bulunmak, ölçülü ve ortak davran-mayı sağlar. Bu arada, çocuğunuzun neden okuldan kaçtığını araştırmalı, okulu terk eden gruba katılmasını engellemelisiniz. Profesyonel yardım su-nan kişiler ve kurumlarla çocuğun kendi geleceğine yatırım yapması yönün-de nasıl motive edileceğine dair görüşmeler yapılmalıdır.

Okuldan kaçanların verdikleri sinyaller ve onlara rehberlik etme konusunda öneriler:

Çocuğunuzun davranışlarını gözlemleyiniz (okulla ilgili negatif, okul başarısıyla ilgili kararsızlığı, başaramama korkusu, gizemli davranış gibi).

Kullandığı bahanelere karşı uyanık olunuz.

Somut bilgiler ve sonuçları ile ilgili somut sorular sorunuz (sınavlar, ev ödevi, okulda olan olaylar).

Okul yönetimi ile çocuğunuzun okula gelmemesi durumunda sizi aramaları için anlaşınız.

Çocuğunuzla, okuldan kaçma nedeni üzerinde durunuz.

Okuldan kaçmasının sonuçta kendine zararlı olduğu üzerine konuşu-nuz.

Çözüm bulmak (sadece ceza vermeyiniz) için çocuğunuza nasıl yardım edeceğinizi anlatınız.

Okul yönetimi ile ortak çözüm bulma amacı ile görüşmelerde bulu-nunuz, çocuğunuzla da somut anlaşmalar yapınız.

Problemin daha fazla büyümemesi için gerektiğinde yardım alınız.

Gerektiğinde çocuğunuzun kendini daha iyi hissedebileceği başka okul seçme alternatiflerini değerlendiriniz.

İyi davranışı ödüllendiriniz ve çocuğunuzun özgüvenini teşvik ediniz.

Başaramama korkusu

On çocuktan birinde başaramama korkusu vardır. Başaramama korkusu belli bir ödevi, görevi iyi yapamama korkusudur. Zeki çocukların da başaramama korkusu olabilir.

Başaramama korkusu çocuğun yapısından kaynaklanacağı gibi (müzik ve spora yatkınlık gibi), ailenin çocuğa yaptığı okul başarısı yönünde baskısının da rolü olabilir. Bunun yanında yeterli övgü almayan, başarısızlıkları hep ön plana çıkarılmış çocuklarda da başaramama korkusu gözlemlenir.

Başaramama korkusu olan çocuklar bu durumu değişik durumlarla dışa-rıya vururlar;

kararsız ve bağımlı davranış, hiç bir şeyi yalnız yapmaya cesaret ede-meme,

abartılı efe ve şımarık davranış, palyaço hareketleri,

yaşıtlarından kendini soyutlama,

inkar yolunu seçme, işin içinden çıkamama ve bu sorunun altında tek başına ezilme,

başarılarını sürekli başkaları ile kıyaslama,

bir işte yoğunlaşamama,

abartılı bir şekilde çalışma,

ürkeklik,

fiziksel şikayetler, istifra, ishal, terleme, titreme gibi.

Öneriler:

Çocuğunuzun başaramama korkusu olduğunu tanıyabilme ve kabul etme.

Çocuğunuzu bu sorunla ilgili bilinçlendirme ve çözülebileceğini işaret etme.

Bu sorunda kendi payınız olup olmadığını irdeleme.

Çocuğunuzun özgüvenini tazeleme ve başarılarına dikkat çekme.

Baskı yerine yardımcı olma (birl

12 Temmuz 2007

Namazın Faydaları

NAMAZIN FAYDALARI

Sağlık açısından namazın hikmetleri:

İbadetlerin bir hedefi de,insanı ruhen ve bedenen sağlam tutmak,ruhi ve bedeni hastalıklara karşı korumak;hatta malının sağlığını bile korumaktır.Çünkü namaz gibi ibadet ve yıkanmayı Ön şart kabul etmekle beden temizliğine,özellikle namaz,oruç ve hac insanın ruhi temizliğe vasıtasıdır.

Genelde bazı hastalıklar vardır ki,sebebi mikrobiktir,insanın cismine arız olur.Bazı hastalıklar da vardır ki,sebebi mikrobik değildir,yani ruhidir,insanın ruhi fonksiyonlarına ve yaşantısına arız olur.Fakat bununla beraber arasında kesin bir kategorik bir ayrım olmadığından ,bedeni bir hastalık,bazen ruhi yaşantıyı da hasta ettiği gibi,ruhi bir hastalık bazen bedeni de etkileyebilir.O halde tam sağlıklı bir kişilik için hem bedeni hem de ruhu dengeli bir şekilde sağlıklı tutmak gerekir.İslam,namaz ve diğer ibadet sistemiyle her türlü hastalığa karşı hem koruyucu bir hekimlik ,hem de iyileştirici etkin bir ilaçtır.

Namaz bütün erkanıyla Allah’ı hatırlama ve zikretmektir.Allah’ı zikretmek olan namaz,insanın bedenine,hem de ruhuna şifadır.Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:”Onlar inanmışlar,kalbleri Allah’ı zikirle huzura kavuşur.”(Ra’d Suresi:28)Yine:”Rablerinden korkanların bu kitaptan tüyleri ürperir,sonra hem derileri,hem de kalbleri Allah’ın zikriyle yumuşar ve yatışır.”(Zümer Suresi:23) Bir hadis-i şerifte,”Namazda şifa vardır.”(Ahmed ibn.-i Hanbel:2/390) buyurulur.

Namazı yalnız bir beden eğitimi gibi gören bazı yanlış anlayışlara cevap olarak,şunları söyleye biliriz:

Beş vakit namazda 40 rek’at ve 80 secde var.Her gün kaç jimnastikçi bu kadar hareket yapar?

Namaz yavaş yavaş kılınır.Kalp yorulmaz.

Namaz günde beş ayrı vakitte kılınır.Kaç jimnastikçi günde beş defa ayrı ayrı zamanlarda beden eğitimi hareketi yapar?Yolculuk yaparken bile namaz terk edilmez.

Namaz ömrünün sonuna kadar farzdır.Ömrünün sonuna kadar kaç jimnastikçi beden eğitimi hareketlerini sürdürür?

Namaz kılmak için abdest almak şarttır.Bazı durumlarda boy abdesti gerekir.Halbuki,jimnastik yapmak için böyle bir mecburiyet yoktur.

Sabah namazı 4 rek’at,öğle 10,ikindi 8,akşam 5,yatsı 13rek’at.Hepsi kırk rek’at.Her rek’atta 2 defe secdeye giden mü’min günde 80 defa yatar kalkar.Hiçbir jimnastikçi günde seksen defa muntazam bu hareketi yapamaz.Bu jimnastikçiler o da yalnız sabahları olmak şartıyla günde yirmi veya otuz defa hareket ederler.Yaptıkları hareketler hızlı olduğundan çoğu kez kalblerini yorarlar,hareketinden sonra yorgun düşerler.Bütün gün de hareket etmediklerinden vücutlarında kalori toplanmasının,yağlanmanın önüne geçemezler.Namazda ise hareketler yavaştır.Bu hareketler Kalbi yormaz,günün değişik saatlerinde olduğu için insanı devamlı dinç tutar.Yağlanmaya ve kalori depolanmasına mâni olur.

İnsan hayatında kanın yeri büyüktür.Kalp,kanı vücudun en ücra yerlerine kadar ulaştırmak üzere pompalar Kalbin bu işi yapabilmesi için daima olarak dinç olması gerekir.Bir de bu kan gönderme işinde kalbe yardımcı olunabilmesi için,o hücrenin kanile iyice sulanması veyahut kanlanması gerekmektedir.Nasıl bir bahçıvan sebzelerin iyice yetişmesi için bahçeyi her zaman sulaması gerekirse,dokulardaki kan dolaşımı,yani hücrelerin iyice kanla sulanması gerekmektedir.

Namaz kılanların gözleri 80 defa yere eğildiklerinden daha kuvvetli kan devranına malik olur.Göz tansiyonunda artma olmaz ve ön kameradaki sıvının devamlı değişmesi temin edilmiş olur.Glokom ve buna benzer vahim göz hastalıklarının namaz kılanlarda daha az görülmesi bu yüzdendir.

Namaz kılan insanların gerek kalça,gerek diz ve gerekse ayak bileği ve kol omuzu,dirsek ve el bileği eklemleri de devamlı işleyen bir makine gibi olduğundan,eklemlerde meydana gelecek bütün romatizma hastalıklarından,dejeneratif hastalıklardan salim oldukları gün apaçık ortadadır.Zaten bu hastalıklar İslam dini ile yakından uzaktan alakası olmayan Hıristiyanlarda ve namaz kılmayan insanlarda daha fazla görülürler.Bu eklem hastalıklarından insanı koruması bile namazın en iyi taraflarından birini teşkil eder.

Beden ve ruh sağlığı açısından namaz:

Göz merceklerinin dinlenebildiği en rahat mesafe bir buçuk metreye bakmaktır.Göz merceklerimiz ancak kasılmadan bu mesafeyi gördüğü zaman rahatlar.Namaz kılan,secde yerine baktığında göz mercekleri dinlenmektedir.günde kırk rek’at hesabı ile bu dinlenme takriben bir saat tutar ki,bu nimet göz için bulunmaz bir sağlık reçetesidir.

Vücudun en çok zahmet çeken organları eklemlerdir.Bunların tümü namaz motifi içinde yıpranmışlıklarını giderir,tam sağlığa kavuşur.Namaz dışında hiçbir hareket rejimi eklemlere böyle bir sağlık sağlamaz.

Ayrıca namazın ibadet disiplini içinde devamlılığı eklemlerdeki bu huzuru ömrün sonuna kadar götürür.

Kalbin çalışmasında ve duygusal sistemle ilgisinde fevkalade önemli özelliği,elektromanyetik eksenleridir.Namaz hareketleri sırasında bu eksenler en ideal çizgilere gelir.Özellikle sağlıklı kişilerin günlük elektromanyetik etkiler sonucu göğüs nahiyesinde hissettikleri huzursuzluklara namaz kılanlarda hemen hemen hiç rastlanmaz.

Namazın ruhi yapımıza getirdiği rahatlamalar:

Hiç değilse günde kırk rek’at namazda bir saat dünya telaşının hırçın etkilerinden uzaklaşırız.

Namaz kılanlar namazlarını devam ettirebilmek için,ayet-i kerimenin de emrettiği gibi,aşırılıklardan,dolayısıyla şerlerden uzak kalır.İhtiras ve buna bağlı streslerden de büyük ölçüde kurtulur.

Namaz kılanlarda tevekkül duygusu otomatik olarak gelişir.Ruh hastalıklarında büyük etkisi olan vesvese böylece tahrip imkanı bulamaz.Şüphesiz şeklen de olsa namaz

kılanlar,imanın hiç değilse en yüzeyde taktikçisi olduğundan,ruhi yapılarında birbirine zıt kargaşalar yerine sentezini bulmuş rahatlıklar vardır.

NAMAZ VE RUH EĞİTİMİ

Şüphesiz namaz;ancak ağırbaşlılık,alçakgönüllülük,yalvarma,yakarma,ve pişmanlık duymadır.Elini kor;Allah’ım! Allah’ım! Dersin.kim böyle yapmazsa o bir eksiklik yapmıştır.

Namaz;mü’mini ruhen yücelten,onu maddi,manevi kir ve paslardan arındıran,fahşâ ve münkerden alıkoyan,nefsin ve şeytanın esaretinden kurtaran,kibir,gurur ve bencillik gibi hastalıkları tedavi eden,vakar ve tevazu duygularını artıran mükemmel bir ibadettir.

Namaz;mü’mini Allah katına yükseltip O’na kavuşturan bir mi’râcdır.

Namaz;gönülleri ferahlatan,ruhları aydınlatan şifadır.

Namaz;fani ve fena olan şu dünyadan,ebedi olan ilahi aleme açılan bir penceredir.

Namaz;mü’mini gerçek özgürlüğüne kavuşturan ruhi bir inkılaptır.

Namaz;ömür boyu,her türlü hal ve ortamda sürekli devam eden bir sabır eğitimidir.

Namaz;günlük hayatın akışını beş kez durdurup düzenleyen,vakti en verimli ve en yararlı bir biçimde kullanmayı sağlayan bir nizamnamesidir.

Namaz;mü’minin günlük faaliyetleri hakkında düzenli olarak Rabb’ine hesap vermesini sağlayan bir otokontrol mekanizmasıdır.

Namaz;dua,zikir,tevbe,istiğfar,şükür,hamd,tesbih,tenzih gibi ögeleriyle Mü’mini manen eğiten ve olgunlaştıran bir ibadetler bütünüdür.

Namaz Kötülüklerden Arındırır

Namazın,bir mü’minin hayatındaki en önemli etkisi;onu çirkin,fena ve kötü olan şeylerden,Nâhoş ve yüz kızartıcı davranışlardan uzak tutmasıdır.

Muhakkak namaz,kötü ve iğrenç şeylerden vazgeçiricidir.(Ankebût:45)

Yalnızca Allah için namaz kılan bir mü’min,Allah’ın haram kıldığı ve münker saydığı şeylerden uzak durmaya ve onlara yaklaşmamaya çalışacaktır.Çünkü namazda bu tür olumsuzlukları bağdaştırmak mümkün değildir;ateşle barutu bir arada tutmak nasıl imkansızsa,namazla fahşâ ve münkerin arasını telif etmek de öylesine imkansızdır.Namaz kılan bir kimse,en azından namaz kıldığı süre içinde bu tür kötülük ve çirkinliklerden uzak kalacak demektir.Bu da,fahşâ ve münkeri tamamen terk etmek için ilk adım sayılır.

Namaz,mü’minin,o ana dek işlediği hata ve günahların farkına varması,bunlardan dolayı tevbe ve istiğfarda bulunması için ele geçmez bir fırsattır.Böylece,kendi kendini hesaba çekecek,Rabb’inden af ve bağışlanma dileyecektir:

Rabb’imiz! Bizim günahlarımızı bağışla,kötülüklerimizi ört ve birr (iyilik ve ihsan) sahipleriyle beraber canımızı al! (Âl-i İmrân:193).

Namaz kılan mü’min,bir yandan namazını mükemmel hale getirmeye çalışırken,öte yandan da salih amellerde,iyilik ve ihsanlarda bulunarak kötülüklerini örtmeye çalışacaktır:

Gündüzün iki tarafında ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde namaz kıl;çünkü iyilikler (hasenât),kötülükleri giderir.Bu,ibret alanlara bir öğüttür.(Hûd:114)

Rasüllah-sallallâhu aleyhi ve sellem-de,namazın günahlara bir keffaret olduğu ve onları yıkayıp temizlediğini ifade buyurmaktadır:

Hiçbir kimse yoktur ki,abdest alsın ve abdestini güzel yapsın.Sonra namazı kılsın da,o abdest ile kıldığı namazı takip edecek namaz arasındaki günahları onun için mağfiret olunmasın.

Bir keresinde Nebi-aleyhisselem-:

“Beş vakit namaz kılan,evinin önünde bol miktarda akan tatlı bir suya günde beş defa dalıp yıkanan gibidir.Bu adamda kir namına bir şey kalır mı?”dedi.

“Hayır,bir şey kalamaz!”dediler.

Rasûlüllah,”Suyun kiri giderdiği gibi,beş vakit namaz da günahları yok eder.”buyurdu.

Namaz,insandaki birtakım olumsuz özellikleri yıkayıp temizlemekle kalmaz.ayrıca ona olumlu ve güzel nitelikler kazandırır:

Namaz;mü’mini birr,takva ve ihsan sahibi yapar.Onu sabırlı,olgun,ağırbaşlı ve alçakgönüllü bir insan haline getirir.

Namaz Sabır Eğitimidir

Ey iman edenler! Sabırla ve namazla yardım dileyin! Şüphesiz bu,huşû duyanlardan başkasına ağır gelir.(bakara:45).

Ey iman edenler!Sabırla ve namazla yardım dileyin! Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.(Bakara.153)

Bu âyetlerde sabır ve namaz birlikte zikredilmekte ve böylece bu iki kavram arasındaki sıkı bağlantıya işaret edilmektedir.Gerçekten sabır ve namaz,davetçi mü’minin en belirgin iki hasleti olmalıdır.

Bu konuda şehid Üstad Seyyid Kutub’un yorumuna kulak verelim:

“Kur’anda sabır tekrar tekrar zikredilir;zira Allahu zü’l-Celal,insanların bunca nefsani arzu ve isteklerin baskısı altında doğru istikamette yürümelerinin zorluğunu,bunca çekişmekler içinde ve engeller karşısında hak davasını hakim kılmanın azametini,fertlerin gerilen asabları,iç ve dış düşmanlara karşı bütün yardımcı kuvvetleri uyanık tutmanın zorluğunu çok iyi biliyor ve o yüzden bunlara karşı sabırlı olmayı emrediyor.

“Allah’ın emirlerine karşı sabır!..Hakka karşı gelenlerle cihad etmek için sabır!..Zaferin gecikmesine karşı sabır!..Batılın çığırtkanlığına ve yayılışına karşı sabır… Nefsin süfli arzularına karşı sabır…İnsanların inatçılığına ve sapıklığa meyline karşı sabır…

“Eğer meydanda tayin edilmiş bir müddet,iyi hazırlanmış bir yol azığı yoksa,zaman uzayıp zorluklar artınca sabır azalır veya tükenir.Bunun için yüce Allah Kur’an’da sabırlı namazı aynı paralelde zikrediyor.Namaz;kurumayan bir kaynak ve hazinedir.Sabır ipi yalnız namazla uzar ve namazla olduğu müddetçe kopmaz.Namaz,sabra Allah rızasını,tatlı yüzü,iç huzuru,güveni ve yakîni ekler.

“Karşılaşılan iş,insanoğlunu zayıf takatini aşınca,mutlaka o büyük varlıktan yardım dilemek mecburiyetindedir.Nefsani arzuları yenmenin,hak yolda azimle yürümenin ve zulümle cihad etmenin zorlaştığı zamanlarda insanoğlunun o ezeli ve edebi güce sarılmaktan (namazla yardım dilemekten) başka çaresi yoktur.Şu sınırlı ve fani hayatta yollar uzayıp şiddetler artar,hedefe bakınca henüz ön belirtilere bile rastlamadığı ve ömrün zevale doğru yöneldiğini gördüğü zamanlarda elbette o bitmez ve tükenmez.İlahi kuvvete (namaza) sarılmak mecburiyetini duyar.Şer hareketlerinin yayıldığı,hayırlı faaliyetlerin gizlendiği,ufukta ışık belirtilerinin görülmediği,yolda işaretlere rastlanmadığı zamanlarda,elbette yöneliş yalnız O’na olacaktır.

“İşte bu gibi dar zamanlarda namazın gerçek hüviyeti ortaya çıkar.Namaz;bir zerrecik damlayla,bitmez tükenmez derya arasında buluşma yeri ve zamanıdır.Namaz;fani olan şu insanoğlunun,bu daracık kara parçasının sahasında uçup kainatı kuşatan ilahi kudretin sahasına süzülüşüdür.Namaz;kızgın çöl güneşinin altında serin bir ağaç gölgesi gibidir.Namaz;üzgün ve yorgun gönüllerin,şefkatli bir el tarafından okşanışıdır.Bunun için Rasûllah-sallalahu aleyhi ve sellem-,zorluklarla karşılaştığı,işinin çok olduğu yorgun zamanlarda,gönlünü ilahi haşyetin derinliklerine bırakmak için,’Bizi ona (namaza) çağır ya Bilal!’ derdi”

Namaz Huzur ve Sükun Kaynağıdır

Namaz,müminler için bir sığınak ve şifadır;rahatlama ve ilahi huzura kavuşma vesilesidir.

Mü’min,günde beş kez abdest alarak yıkanıp temizlenir,ayıpları örtüp kapatır,yüzünü kıbleye,kalbini de Allah’a yöneltir,dünyevi endişe ve kaygıları bir kenara bırakır,şeytani vesveseleri terk eder,bütün vücudu ve uzuvları ile Allah’a teslim olup huşû ve hudû içinde tekbir alır ve namaza koyulur.Kendi basit dünyasından kurtulup sıyrılır ve ilahi aleme dalar.Rabb’ine münacaat eder,yalvarır yakarır,pişmanlığını ifade eder.Halik-ı zü’l-Celal’le hasbihal eder.O’nun mübarek kelamını terennüm ederek,ayetlerin mana derinliklerinde kaybolur.Saygıyla ayakta durur,eğilip rüku eder,secdeye kapanır,doğrulur,tekrar secde eder;böylece kıyam rüku ve sücudu tekrarlar durur.Oturur,dua ve niyazda bulunur,tevbe ve istiğfar eder.Nihayet bu ulvi miracını selamla noktalar.

Böylece;stresten patlayacak hale gelen,sıkıntı ve bunalımlarla kararan mustarip gönüller hafifleyip ferahlar ve sükunet bulur.Böyle bir namaz huşû duyan mü’minler için bir zevk ve neşe kaynağıdır.Namaza üşene üşene kalkan,imanları zulüm katan ve gösteriş için namaz kılanlara ağır gelir ve bir yük olur.

İki yüzlüler,Allah’ı aldatmaya çalışırlar.Oysa O,onların aldatmalarını kendilerine çevirir.Namaza kalktıkları zaman da üşene üşene kalkarlar,insanlara gösteriş yaparlar,Allah’ı pek az anarlar.(Nisâ:142)

12 Temmuz 2007

Yunus Emre’nin Hayatı

YUNUS EMRE’NİN HAYATI

YUNUS EMRE’NİN YAŞADIĞI YER

YUNUS EMRE’NİN YAŞAM FELSEFESİ

YUNUS EMRE’NİNGÖRÜŞLERİ VE SANATI

YUNUS EMRE’NİN ŞİİRLERİ

REHBER ANSİKLOPEDİSİ

WWW.GOOGLE.COM

.:: Yunus Emre ::.

YUNUS EMRE’NİN HAYATI

Türk ozanı(Sarıköy,Sakarya yöresi,1240?-Sarıköy,1320)

Anadolu Tekke edebiyatının kurucusu sayılan Yunus Emre’nin yaşamı konusunda,kayıtlara geçmiş kesin bilgiler yoktur.Bütün bilinenler söylencelere,özellikle Bektaşi Velayetnamesi’nin belirttiğine göre Yunus Emre,yoksul bir köylüydü.Kıtlık başgösterince buğday istemek için,kerametini duyduğu Hacı Bektaş Veli’nin dergâhına gitti.Kendisine üç kez”buğday mı,himmet mi”istediği sorulunca,buğday istediğini söyledi.Ancak daha sonra pişman olarak geri döndü ve “himmet”i istediğini söyledi.Kendisine,himmet anahtarının Taptuk Emre’ye verildiği,gidip ona başvurması gerektiği söylenince,derviş olarak Taptuk Emre’nin dergâhına girdi.O dönemde bütün mutasavvıfları Hacı Bektaş Veli’ye bağlamaya çalışan Bektaşi Velayetnamesi’nde Yunus Emre’nin tasavvuf yoluna girişi böyle anlatıldıktan sonra yaşamı konusunda kesin olmayan kimi bilgiler verilmektedir.

Şiirlerinden çıkarılan bilgilere göre Yunus Emre’nin,ümmi(okuması yazması olmayan) bir ozan değildir;tersine medrese eğitimi görmüş,Kur’an ve hadis bilimini öğrenmiş bilgili bir kimsedir.Tasavvuf düşüncesini İşlerken,özgün bir yaratıcılık göstermesi bunu kanıtlamaktadır.Yunus Emre’nin tasavvuf anlayışı,kimi araştırmacılarca Mevlana’ya bağlanır.Kendisi de şiirlerinde Mevlana’ya olan sevgi ve bağlılığı dile getirir.Konya’ya giderek Mevlana’ya görüştüğü de bilinmektedir.Bundan başka,Anadolu’nun birçok yöresini,Azerbaycan’ı ve Şam’ı gezdi.Henüz siyasal birliğin kurulmadığı dönemde Anadolu’da tasavvuf düşüncesini,lirik ve içten şiirleriyle benimsettiği,kendisini şeyh olarak kabul ettirdiği geniş halk kitlelerince ermiş sayıldı.Birçok halk ozanı Yunus Emre mahlasıyla şiir yazdı.Çeşitli yerlerde,mezarı olduğu ileri sürülen “makam”larının olması,Yunus Emre’nin günümüzde bile birleştirici özelliğini göstermektedir.Mezarının Sarıköy2de bulunduğu kabul edilerek burada bir Yunus Emre anıt-türbesi yapılmıştır (1970).

Anadolu’da tekke şiiri geleneğini başlatan ve bu geleneğin en önemli temsilcisi olan Yunus Emre,şiirlerinde,tasavvufa uygun düşünce ve yaşam biçiminin değerlerini dile getirdi.Katışıksız,içten bir Tanrı sevgisinin temelini oluşturduğu bu şiirlerde,yaşamın gelip geçiciliğini,dünya malının insandaki cevheri yozlaştıracağını,bağlılığın,acımanın,erdemli olmanın önemli olduğunu,insanın kendisini Tanrı’dan uzaklaştıracak nefis düşkünlüklerini yenmeyi bilmesi gerektiğini vurguladı.Yunus Emre’nin şiirlerinin çıkış noktalarından biri de,insanı sevmeye verdiği önem oldu.Ona göre,insandaki(kendisindeki) tanrısal özü görüp,ikiyüzlülükten uzak sevebilen insan,olgun insandır;çünkü,insanı seven,Tanrı’yı sever.Gerçekte bu sevgi bütün varlıklar için aynı olmalıdır.Çünkü her varlıkta tanrısal öz vardır(vahdet-i vücut:çokluğun birliği).Yunus Emre’nin önerdiği bu sevgiye dayanan yaşama biçimi ve düşünce sistemi daha sonra gelen pek çok ozanca,yüzyıllar boyunca yaşatılarak etkisini duyurdu.

Yunus Emre,hem aydınlara,hem de halk kitlelerine seslendiği şiirlerinde aruza da,heceye de yer verdi.İlahilerini heceyle,klasik koşma biçiminde ve halkın konuşma dilindeki kullanımlarıyla,deyimleriyle çeşitlendirdiği yalın bir dille yazarken,kimi şiirlerinde yalın dilden ayrıldı,musammat gazel biçimini kullandı.Bununla birlikte,bütün şiirlerinde Türkçe sözdizimini bozmadı.Saf bir Tanrı sevgisini kaynak olarak alması,içtenlikli anlatımı,sanatlı söyleyişe yönelmemesi,karmaşık tasavvuf düşüncesini halka sevdirmesinde ve öğretmesinde en önemli etken oldu.Yunus’un şiirleri bestelenerek tekkelerde eğitim amacıyla okundu.

Yunus Emre’nin Divan’ını oluşturan şiirleri dışında öteki yapıtı,on üç beyitlik bir ön bölüm,bir nesir bölümü,550 beyitlik üçüncü bölümden oluşan ve aruzla yazılan Risalet-ün-Nushiyye’dir.(Öğütler Kitabı,1307).Yunus Emre’nin yaşamı ve düşünceleri,çağdaş sanatçılara da esin kaynağı oldu.Bunlar arasında Ahmet Adnan Saygun’un Yunus Emre Oratoryosu(1946),Nezihe Araz’ın Dertli Dolap(1961) romanı.Recep Bilginer’in Yunus Emre (1974) oyunu sayılabilir.

Yunus Emre ::.

YUNUS EMRE’NİN YAŞADIĞI YER

Yunus Emre’nin ait olduğu İsmail Hacı Cemaatının yerleşim yeri Karaman’ın 25 km. doğusunda bulunmaktadır. Yunus Emre’nin satın aldığı Yirce isimli otlak da bu haritanın üst kısmında görülmektedir.

KAYNAK : 1518 (Hicri 924) tarihli Yavuz Sultan Selim’in “İlyazıcı Defteri”, İstanbul, Başbakanlık Arşivi, Konya Defteri, No.871, (Yeni 63), Sahife 236

YAVUZ SELİM İLYAZICI DEFTERİ

Yunus Emre’nin Karaman’da yaşadığını ve sahip olduğu mal varlığını gösteren Yavuz S. Selim Defterindeki kayıt.

.:: Yunus Emre ::.

YAŞAM FELSEFESİ

Yunus Emre, insanları doğru yola çağıran bir derviş, gerçeğin ardı sıra dolaşan bir mistiktir. Bu gerçek, varlığın birliği ve her şeyin Allah’tan oluşudur. Kainatta var olan her şey, bu görüntü yokken de vardı.

“Ete kemiğe büründüm

Yunus diye göründüm”

mısralarında anlatmak istediği, bu ilahi gerçektir.

Allah’a kulluk etmenin asıl amacı, O’na doğduğu gibi tertemiz ulaşmaktır. Bu da gönülleri kırmamakla onları onarmakla mümkün olabilir. İnsana gösterilen saygı ve sevgi bir bakıma Allah’a gösterilmiş demektir.

“Nazar eyle itiri,

Bazar eyle götürü,

Yaratılanı hoş gör,

Yaradan’dan ötürü”

mısraları, bu konudaki düşüncelerini, ne de güzel ifade etmektedir.

Gönül kırmamak, hiçbir canlıyı incitmemek, gönül almak, büyüklük taslamamak hoşgörülü olmak, bilgili olmak, O’nun üzerinde durduğu başlıca konulardır. Herkes ayıbını ve kötülüğünü görebilmeli ve bunları düzeltmek için çaba göstermelidir.

“Bir kez gönül yıktın ise,

Bu kıldığın namaz değil,

Yetmiş iki millet dahi

Elin yüzün yumaz değil”

Yunus, Allah’a dost olma felsefesini benimsemiştir. Bu felsefe, belli kuralları olan bir insanlık disiplinidir. Bu felsefede, kötü düşüncelerden arınmak, ölüm korkusunu yenip, Allah ve insanlık yolunda çaba göstermek gerekir. Elde teşbih, dilde dua, her şeyden elini ayağını çekmiş insanlara yakıştırılan dervişlik, sonraları ortaya çıkan bir sapmadır. Nitekim Yunus, bu softalara şiddetle karşı çıkmış ve şiirlerinde bunları sürekli yermiştir.

“Dervişlik dedikleri,

Hırka ile taç değil

Gönlünü derviş eden

Hırkaya muhtaç değil”

Çeşmelerden bardağın

Doldurmadan kor isen,

Bin yıl dahi beklesen

Kendi dolası değil”

diyerek bağnazlığı ve körü körüne kaderciliği, gerçek din düşüncesiyle bağdaştırmamıştır.

Anadolu’nun karışık dönemlerinde Horasan’dan birçok bilim adamı Anadolu’ya gelmiş ve bu karışık döneme, bir güneş gibi doğmuşlardır. Bunlardan biri de önce Karaman’da yaşayan daha sonra Konya’ya göç edip Mevleviliği kuran Mevlana’dır. Yunus, çağdaşı olan Mevlana’yı şiirlerinde sık sık anmıştır:

Mevlana Hüdavendigar bize nazar kıldı

Anun görkü nazan gönlümüz aynasıdur.

Yunus Emre, sanıldığı gibi okuma-yazması olmayan cahil bir kişi değildir. Eldeki belgelerin incelenmesi sonucunda, şeyh soyundan olduğu, kendisinin de bilgili, mal mülk sahibi aile içinde yetiştiği, aynı zamanda Karamanoğulları sarayında hatırı sayılır bir kişi olduğu, Toroslarda yaşayan Türkmenlerin. O’nu “Şeyh” olarak kabul ettikleri anlaşılmaktadır. Karaman Tarihi’ni yazan Şikari de, O’ndan şeyh olarak söz etmektedir.

.:: Yunus Emre ::.

GÖRÜŞLERİ ve SANATI

Yunus Emre, çeşitli görüşlerini, eserlerinde ortaya koymuştur. Bilim, bilgi, gerçek, Allah, ölüm, aşk gibi konularda ki düşüncelerini bir potada eritmiştir. Ermişler aşamasına ulaşmak ve olgun insan olmak için çalışmış, sonunda da en yüksek manevi makama ulaşmıştır.

Yunus’a göre bilim bir amaç değil, araçtır. Çünkü bilimi kendilerine amaç edinenler, kendilerini dünyanın merkezi sanırlar ve bu bilgileriyle üstünlük taslarlar. Oysa Yunus’a göre, mutlak varlıktan başka varlık yoktur ve bütün var olanlar Allah’ın (Mutlak Varlığın) çeşitli görüntülerinden başka bir şey değildir. Kendisine tanıdığı varlık ise sadece bir kurgudur. Gerçek varlığa ulaşma, bu kurgudan kurtulmadır, varlıkta yok olmadır.

Yunus’un öğütlediği töre, mistik ve gerçek hayatın zorunlu kıldığı çile ve aşktır. İnsan, ateş, hava, su ve toprak olmak üzere dört öğeden oluşur. Bu dört öğe, can ile birleşerek birlik ve yücelik kaynağı olur.

Yunus, körü körüne kaderci anlayışa karşı çıkar. Onda yaşamın coşkusu ve sevinci görülür. Ona göre insan, sürekli bir değişim içindedir ve buna yeniden doğma denilmektedir. Ölmek de bir bakıma yeniden doğmaktır. Ölmek ve böylece sonsuzda yaşamak “mukadder” olduğuna göre, yaşadığı sürece faydalı işler yapmak; eserler bırakmak gerekir. Ömür, yeryüzünde yaşamak, bu amacın gerçekleştirilmesi için bir araçtır.

Yunus Emre, milletimizin değerlerini, görüşlerini yansıtan büyük bir sanatçıdır. O’nun deyişlerinde, geçmişteki kültürümüzün izleri görülür. Bunun yanında, biçim, dil, söyleyiş ve ölçü bakımından da milli sanatçımızdır. Mısralarında yalınlık, arılık, açıklık ve içtenlik vardır. Hiç bir yapmacık öğe bulunmaz O’nun şiirlerinde. İçini bütünüyle bize açar, anlaşılmaz birçok felsefe kavramını, çok açık ve yalın bir dille, anlatıverir.

Yunus’ta halk zevkine yakınlık ve derin bir lirizm görülür. Bu nedenle, halkın içinde yüzyıllar boyunca yaşaya gelmiştir. Bir bakıma, tekke şiirinin, dinsel kökenli şiirin de kurucusu sayılabilir. Şiirlerine koyduğu büyük öz nedeniyle, bütün tarikatlarca benimsenmiş, insanlığı saran duygu ve düşünceleriyle, her anlayıştaki insanın en yakın dostu, duygu arkadaşı olmuştur. Tarikatlarla ilgisi olmayanlar da, Yunus’u bu özünden, içeriğinden dolayı sevmişlerdir.

Yunus’un şiirleri incelendiğinde, mesajın, duru bir Türkçe olduğu görülür. Ama bazı şiirlerinde İran, Hint ve Yunan mitolojilerinden gelen terimler, din yoluyla giren bir çok yabancı kelimelere de rastlanır. Bu da, Yunus’un yüksek kültür ve bilgi birikiminin bir göstergesidir. Yabancı kelimelerle, ya da bazı terimlerle süslenen söyleyişlerinde de doğaldır ve halka yakındır. Yabancı dil öğelerini, yerli yerinde kullanmış olduğundan, yadırganmamıştır.

Söyleyiş bakımından, halkın diline çok yakındır. Halk deyimlerinden yararlanırken; halkın benzetmelerini kullanırken, hiç bir yadırgama görülmez şiirlerinde.

Yunus genellikle hece ölçüsünü kullanmıştır. Zaman zaman da Aruz ölçüsünü kullandığı görülür. Abdulbaki Gülpınarlı, O’nun şiirlerinin 66 tanesinin Aruzla yazılmış olduğunu belirtmektedir.

Şiirlerinde kafiyeye fazla önem vermemiştir. Sözgelişi, “baldan”, “sözden”, “dilden” sözcüklerini kafiye olarak kullanırken, O’nun için “den” veya “dan” ekleri ve onun sağladığı ses armonisi, Yunus için yeterlidir. Bu nedenle kafiye anlayışı, özgür bir temele dayanmaktadır.

Şiirlerinde biçim bakımından ya dörtlüklerden oluşan, ya da mesnevi düzenine uyan bir biçim görülür. Dörtlüklerden oluşan şiirleri daha çok koşma türündedir.

Acep şu yerde var m’ola şöyle garip bencileyin

Bağrı başlı, gözü yaşlı şöyle garip bencileyin.

Yunus Emre sözün gücünü, kudretini çok iyi kavramıştır. İyilik ve kötülüğün sözden geldiğini, ifadesini doğru bulmayan sözün, nelere yol açabileceğini görmüştür. O’na göre söz, insanları dost da düşman da eden bir araçtır. İnsanları kırmamak için, iyi ve tatlı sözler söylenmesinden yanadır.

Mevlana gibi Yunus da insana önem verir. Din, tarikat, görünüşte farklı olan yollardır. Hepsinin amacı iyi insan olmak ve insanlık hedefine ulaşmaktır. Yunus aslında, her insanın bir hedefi olduğu inancındadır. Doğduğunda da bazı yüce değerler taşır insan… yaşamı boyunca toplum onu baskı altında tutar ve kendi istediği yöne götürür. Bu baskıdan kurtulup özgür olmak, ancak “tarikat” ile olur.

Yunus bilgilidir, usta bir sanatçıdır. Sözün değerini bilir, şiirin nasıl söyleneceğini nağme gibi işler. Bir derviş olarak, insanlık anlayışının en yüce noktasına erişmiştir. Bununla birlikte, dünyadan kopmaz. Dünya, güzellikleri, dağları ve ovaları, bitki ve hayvanlarıyla O’nu hep çekmiştir. Yunus’un şiir ve ilahilerini içine alan iki eser, bizlere ulaşabilmiştir. Bunlar Yunus Divanı ve Risalet-ün Nushiyye adlı eserlerdir.

Yunus bütün şiirlerini “meleklerde bilmez ola” dediği, insan üstü, şairler üstü bir perdeden söylemiştir, deha perdesinden seslenmiştir. Her şeyi ancak Yunus’un söyleyebileceği kudretle söylemiştir. Onun için ister Tarikattan, Şeritten veya Hakikatten dem vursun; ister Allah’ı, doğayı, güzelliği veya insanlığı anlatsın; O, şiirlerin hepsinde Yunus’tur. Türk sofilerinden hiç kimse, O’nun söyleyiş makamına çıkamamıştır.

Y U N U S    E M R E

BEN YÜRÜREM YANE YANE

Ben yürürem yane yane, Aşk boyadi beni kane

Ne akilem ne Divane, Gel gör beni aşk neyledi

Gah eserem yeller gibi, Gah tozaram yollar gibi

Gah akaram seller gibi, gel gör beni aşk neyledi *** ***

Akan sulayın çağlaram, Dertli cigerem dağlaram

Şeyhim anuban ağlaram, gel gör beni aşk neyledi

Ya elim al kaldır beni, ya vaslına erdir beni

Çok ağladım güldür beni, gel gör beni aşk neyledi *** ***

Mecnun oluban yürürem, ol yari düşte görürem

Uyanıp melul oluram, gel gör beni aşk neyledi

Miskin Yunus biçareyem, baştan aşağı yareyem

Dost ilinden avareyem, gel gör beni aşk neyledi *** ***

Akıl : Akıllı

Divane : Deli, Meczup

Melül : Elem

SEVELİM SEVİLELİM

Hak cihana doludur, kimseler Hakkı bilmez

Onu sen senden iste, o senden ayrı olmaz

Dünyaya gelen geçer, bir bir şerbetin içer

Bu bir köprüdür geçer, Cahiller onu bilmez *** ***

Gelin tanış olalım, işin kolayın tutalım

Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz

Yunus sözün anlar isen, mani’sini dinler isen

Sana iyi dirlik gerek, bunda kimseler kalmaz *** ***

Mani : Anlam

GÖNÜLLER YAPMAYA GELDiM

Benim bunda kararım yok, bunda gitmeye geldim

Bezirganım mataım çok, alana satmağa geldim.

Ben gelmedim da’vi için benim işim sevi için

Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim *** ***

Dost eşruğu deliliğim, aşıklar bilir neliğim

Devşuruben ikiliğim, birliğe bitmeye geldim

Yunus Emre aşık olmuş, ma’şuka derdinden olmuş

Gerçek erin kapısında ömrüm harcamaya geldim *** ***

bezirgan: Tüccar

mata : Mal,erzak

dav’i : Dava peşinde koşmak,kavga,dava.

sev’i : Sevgi

eşruk : Sarhoşluk

devşuruben : Kaldırıp

bitmek : Kavuşmak

maşuk : Allah (aşık olunan)

DİLSİZLER HABERİN

Dilsizler haberin kulaksız dinleyesi

Dilsiz kulaksız sözü, can gerek anlayaşı

Dinlemeden anladık, anlamadan eyledik

Gerçek erin bu yolda yokluktur sermayesi *** ***

Biz sevdik aşık olduk, sevildik maşuk olduk

Her dem yeni dirlikte, bizden kim usanası

Miskin Yunus ol veli, yerde gökte dopdolu

Her taş altında gizli, bin imran oğlu MUSİ *** ***

di˜rlik: Hayat

imran oğlu MUSİ : MUSA peygamber

AŞK KİTABIN OKURUZ

Söylememek harcısı, söylemeğin hasıdır

Söylemeğin harcısı, gönüllerin pasıdır

Cümle yaratılmışa bir göz ile bakmayan

Halka müderris ise, hakikatte asidir *** ***

Şeriat haberini şerh ile eydem işit

Şeriat bir gemidir, hakikat deryasıdır

Ol geminin tahtası her nice muhkem ise

Deniz mevci kat olsa, tahta uşanasıdır *** ***

Bundan içeri haber işit, eydeyin ey yar

Hakikatin kafiri, şer’in evliyasıdır

Biz talib-i ilimleriz, aşk kitabın okuruz

Calap müderris bize, aşk hod medresedir *** ***

Harcısı : Uygunu

Has : Güzel

Şeriat : Kuranın Dışsal, açık anlamı

Şerh : Açıklama

Eydem : Söyleyim

Hakikat : Kuranın gizli anlamlarının bilindiği makam

Muhkem : Kuvvetli

Mevc : Dalga

Kat : Kesme

Uşanmak : Kırılmak

Kafir : İnkar eden, gerçeği örten

Şer’in : Şeriatın

Evliya : Hak dostu,Hakiki dindar

Talib-i ilim : İlim öğrenen

Hod : Kendi, zaten

NİCE BESLEYESİN

Nice bir besleyesin, bu kadd ile kameti

Düştün dünya zevkine unuttun kıyameti

Dürüs, kazan, ye yedir, bir gönül ele getir

Yüz KABEden yiğrektir, bir gönül ziyareti *** ***

Uslu değil delidir Halka Salusluk satan

Nefsin müslüman etsin var ise kerameti

Yunus imdi sen dahi, gerçeklerden olagör

Gerçek erenler imiş, cümlenin ziyareti *** ***

Kadd : Boy,pos

Kamet : Boy

Dürüs : Toplayıp biraraya getirme

Yiğrek : Daha iyi

Salusluk: Hilekarlık

Keramet : Olağanüstü işler, haller

BU BİR ACAİB HALDİR

Bu bir acaip haldir bu hale kimse ermez

Alimle davi kılar, Veli değme göz görmez

İlm ile hikmet ile, kimse ermez bu sırra

Bu bir acaib sırdır, ilme kitaba sığmaz *** ***

Alem ilmi okuyan, dört mezhep sırrın duyan

Aciz kaldı bu yolda, bu aşka el uramaz

Yunus canını terk et, bildiklerini terk et

Fena olmayan suret, şahına vasıl olmaz *** ***

Davi : Savunulan sey

Veli : Amma lakin

Fena : Benliği terkedip yokluk halinde olma

AŞK MAKAMI

Aşk makamı al˜ ır, aşk kadim ezelidir

Aşk sözünü söyleyen, cümle kudret dilidir

Diyen o, işiten o, gösteren o

Her sözü söyleyen o, suret can menzilidir *** ***

Suret söz kanda buldu, söz sahibi kaçan oldu

Surete kendi geldi, dil hikmetin yoludur

Bu bizim işretimiz, oldur bu lezzetimiz

İçip esridiğimiz, aşk şerbeti gölüdür

Yunus sözünde yalan, görmedi mumin olan

Ömrün zülmete salan, marifet yoksuludur *** ***

Ali : Yüksek,yüce

Menzil : Ulaşılacak yer

İşret : Eğlence

Eşrimek: Sarhoş olmak

Zülmet : Karanlık

Marifet: Tasavvufta üstün bir makam

HAK BİR GÖNÜL VERDİ

Hak bir gönül verdi bana, ha demeden hayran olur

Bir dem gelir şadan olur, bir dem gelir giryan olur

Bir dem gelir söyleyemez, bir sözü şerh eyleyemez

Bir dem cehalette kalır, nesne bilmez nadan olur *** ***

Bir dem dev olur ya peri, viraneler olur yeri

Bir dem uçar BELKIS ile sultan-ı ins u can olur

Bir dem varır mescitlere, yüz sürer anda yerlere

Bir dem varır deyre girer, incil okur ruhban olur *** ***

Bir dem gelir İSA gibi ölmüşleri diri kılar

Bir dem girer kibr evine, Firavn ile Haman olur

Bir dem döner CEBRAİLE rahmet saçar her mahfile

Bir dem gelir gümrah olur, miskin Yunus hayran olur *** ***

Hayran : Şaşkın

Şadan : Sevinçli

Giryan : Ağlayan

Beşaret: Mujdelenmek

Şerh : Açıklama

Nadan : Cahil

Deyr : Kilise

Ruhban : Rahip

Mahfil : Toplantı yeri

Gümrah : Sapmış

AŞKIN ALDIN BENDEN BENİ

Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni

Ben yanarım dün ü günü, bana seni gerek seni

Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim

Aşkın ile avunurum bana seni gerek seni *** ***

Aşkın aşıklar öldürür,Aşk denizine daldırır

Tecelli ile doldurur,bana seni gerek seni

Aşkın şarabından içem,Mecnun olup yola dusem

Sensin dün ü gün endişem,bana seni gerek seni *** ***

Sufilere sohbet gerek, Ahilere ahret gerek

Mecnunlara Leyla gerek, bana seni gerek seni

Eğer beni öldüreler, kulum göğe savuralar

Toprağım anda çağırır, bana seni gerek seni *** ***

Cennet dedikleri ne ki, bir kaç köşkle birkaç huri

İsteyene ver onları, bana seni gerek seni

Yunus-durur benim adım, gün geçtikce artar ödüm

İki cihanda maksudum, bana seni gerek seni *** ***

Tecelli: Allah eserlerinin mevcut olanda görünmesi

Sufi : Derviş

Maksud : Amaç

BİR KEZ GÖNÜL YIKTIN İSE

Bir kez gönül yıktın ise

Bu kıldığın namaz değil

Yetmişiki millet dahi

Elin yüzün yumaz değil

*** ***

Yol odur ki, doğru vara

Göz odur ki, Hakkı göre

Er odur ki alçak dura

Yüceden bakan göz değil

İLİM İLİM BİLMEKTİR

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir

Sen kendini bilmezsin, ya nice okumaktır

Okumaktan mani ne, kişi Hakkı bilmektir

Cun okudun bilemedin, ha bir kuru emektir *** ***

Okudum bildim deme, çok taat kıldım deme

Eri hak bilmez isen, abes yere yelmektir

Dört kitabın manisi, bellidir bir elif te

Sen elif dersin hoca, manisi ne demektir *** ***

Yunus der ki Ey hoca

Gerekse var bin Hacca

Hepisinden iyice

Bir gönüle girmektir *** ***

Taat : İbadet

Abes : Boş yere, boşuna

Yelmek : Ardından gitmek

Manisi : Anlamı

EY BENİ AYIPLAYAN

Ey beni ayıplayan, gel beni aşktan kurtar

Elinden gelmez ise, söyleme fasid haber

Hiç kimsene kendinden, halden hale gelmedi

Cümlemizin halini, maşuk eder mukarrer *** ***

Aşıkların her hali, Maşuk katında biter

Sözün var ona söyle, benim elimde ne var

Her kim aşk kadehinden,içti ise bir cura

Ona ne yad ne biliş, ona nesrik ne humar *** ***

Dost yüzünden nikabı, her kim giderdi ise

Hicap kalmadı ona, ayruk ne hayr u ne şer

Şeriat edebinden korkaram söylemeye

Yokise eydeyidim daha ayrıksı haber

Dost kılıçından Yunus ölürse gam değil

Dost göğünden uyanan, Maşuk burcundan doğar *** ***

Fasid : Bozucu, fesat

Mukarrer : Kararlaştırılmış

Cur’a : Yudum

Yad : Yabancı

Biliş : Tanıdık

Humar : İçkinin verdiği başağrısı

Nesrik : Sarhoş

Ayrıksı : Aykırı

Nikap : Perde, yüz örtüsü

HABER EYLEN AŞIKLARA

Haber eylen aşıklara, Aşka gönül veren benem

Aşk bahrisi oluban denizlere dalan benem

Gördüm göğün meleklerin, her biri bir işteymis

Hak Calabın zikrin eden İNCİL benem KURAN benem *** ***

Gördüm diyen değil, gören

Bildim diyen değil, bilen

Bilen O’dur, gösteren O,

Aşka esir olan benem *** ***

Deli oldum adım Yunus

Aşk oldu bana kılavuz

Hazrete değin yalınız

Yüz sürüyü varan benem

BU ZAMANDA MÜSLÜMANLAR

Müslümanlar zamane yatlı oldu

Helal yenmez, haram kıymetli oldu

Fakirler miskinlikten çekti elin

Gönüller yıkıben heybetli oldu *** ***

Peygamber yerine geçen hocalar

Bu halkın başına zahmetli oldu

Yunus gel aşık isen tevbe eyle

Nasuh’a tevbe ucu kutlu oldu *** ***

Nasuh tevbesi : Bir daha bozmamak üzere edilen tevbe

AŞIKLAR ÖLMEZ

Ya rab bu ne derttir derman bulunmaz

Benim garip gönlüm aşktan usanmaz

Aşık ki cana kaldı aşık olmaz

Canın terketmeyen, ma’şukun bulmaz *** ***

Aşk pazarıdır bu canlar satılır

Satarım canımı kimseler almaz

Aşık, bir kişidir, Bu dünya malın

Ahiret korkusun bir pula saymaz *** ***

Bu dünya ol ahiretten içeri

Aşıkın yeri var kimseler bilmez

Yunus öldü diye sela verirler

Ölen hayvan imiş, AŞIKLAR ÖLMEZ *** ***

GÖNÜL CALABIN TAHTI

Miskinlikte buldular, kimde erlik var ise

Merdivenden ittiler, yüksekten bakar ise

Gönül yüksekte gezer, dem-be-dem yoldan azar

Dış yüzüne o sızar içinde ne var ise *** ***

Ak sakallı pir hoca, bilemez hali nice

Emek vermesin hacca, bir gönül yıkar ise

Sağır işitmez sözü, gece sanar gündüzü

Kördür münkirin gözü, alem münevver ise *** ***

Gönül Calabın tahtı, CALAP gönüle baktı

İki cihan bedbahtı, kim gönül yıkar ise

Sen sana ne sanırsan ayrugada onu san

Dört kitabın manası budur eğer var ise *** ***

Bildik gelenler geçmiş, konanlar geri göçmüş

Aşk şarabından içmiş, kim mana duyar ise

Yunus yoldan azuban, yüksek yerde durmasın

Sinle sırat görmeye, sevdiği didar ise *** ***

Dem-be-dem : Zaman zaman

Münevver : Bilgili, aydın

Calap : ALLAH

Pir koca : İhtiyar

Bedbaht : Talihsiz

Sin : Mezar

Sırat : Cennet yolu

Didar : Allaha kavusma, hakkın yüzü

KİME GÖNÜL VERİR İSEM

Kime gönül verir isem, benim ile yar olmadı

Halim bilip derdim sorup bana vefadar olmadı

Haktan meğer takdir idi, Aşık oldu gönlüm sana

Hiç kimseler bencileyin, aşka giriftar olmadı *** ***

İbrahime Nemrud odunu, aşktır gülistan eden

Aşktan nazar ericeğiz, gülzar oldu nar olmadı

Aşkta kahırlar çok olur, Aşıklara gayret gerek

Yunus aşık oldun ise, aşıklarda ar olmadı *** ***

Giriftar : Tutkun olmak, tutulmak

Gülistan,gülzar : Gül bahcesi

Nar : Ateş

Ar : Utanma

AŞK VER BANA

İlahi bir aşk ver bana, kandalığım bilmeyeyim

Yavı kılayım ben beni, isteyiben bulmayayım

Al gider benden benliği, doldur içime şenliği

Diriliğimde öldür beni, varıp orda ölmeyeyim *** ***

Bülbül olup öteyim, dost bahçesinde yatayım

Gül oluben açılayım, ayruk dahi solmayayım

Aşkdır derdin dermanı, aşk yoluna koydum canı

Yunus Emre eydur bunu, bir dem aşksız olmayayım. *** ***

Kanda : Nerede

Yavı kılmak: Kaybetmek

Ayruk : Artık, baska

Eydur : Söylemek

Dem : An,vakit

AŞK

işitin ey yarenler, kıymetli nesnedir aşk

Sultanları kul eyler, hikmetli nesnedir aşk

Akilleri şaşırır deryalara düşürür

Kayaları söyletir, kuvvetli nesnedir aşk *** ***

Aşksızlara verme öğüt, öğüdünden ala değil

Aşksız adem hayvan olur, hayvan öğüt bilir değil

SUFİYİM HALK iÇiNDE

Sufiyim halk içinde, tesbih elimden gitmez

Dilim marifet söyler gönlüm hiç kabul etmez

Söylerim marifeti, saluslanırım katı

Miskinliğe dönmeye gönlümden kibir gitmez *** ***

Görenler elim öper, tac u hırkaya bakar

Söyle sanırlar beni, zerrece günah etmez

Dışımda ibadetim sohbetim hoş taatım

İç pazara gelince bin yıllık ayyar etmez *** ***

Dışım derviş içim boş, dilim tatlı sözüm hoş

Amma ettiğim işi dinin değişen etmez

Yunus eksikliğini Allah’ına arz eyle

Onun keremi çoktur sen ettiğin o etmez *** ***

Saluslanmak : Hilekarlık, düzenbazlık.

DERVİŞLİK DEDİKLERİ

Dervişlik dedikleri hırka ile tac degil

Gönlün derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil

Durmuş marifet söyler, erene Yunus Emrem

Yol eriyle yoldadır, yolsuza yoldaş değil

HİC BİR KİŞİ BİLMEZ BİZİ

Hiç bir kişi bilmez bizi, biz ne işin içindeyiz

Ne hırsımız baydır bizim, ne nefsimiz içindeyiz

Bir kimsenin devletine, ta’nediben biz gülmeyiz

Ne munkiriz alimlere, ne tersanın Hacındayız

Yunus eydur hey sultanım, özge şahım vardır benim

Ko dünya altın gümüşün, ne bakır-u tacındayız *** ***

Bay : Zengin

Ta’netmek : Yermek, kınamak

Özge : Başka

Tersa: Hıristiyan

Munkir : İnkar eden

ERENLER YOLU

Canım erenler yolu inceden ince imiş

Süleymana yol kesen şol bir karınca imiş

Eydürler idi bana aşık avare olur,

Geldi başıma gördüm, ol söz yerince imiş *** ***

Dört kitabın manisin okudum hasıl ettim

Aşka gelicek gördüm, bir uzun hece imiş

İki kişi söyleşir Yunus’u görsem diye

Biri eydur ben gördüm bir AŞIK koca imiş

AB-I HAYAT

Ab-I hayatın çeşmesi aşıkların visalidir

Sohbeti aşk ile eder, susamışları yakmaya

Aşk mı derim ben ona Tanrının uçmağın seve

Uçmak hod bir tuzaktır eblehler canın tutmağa *** ***

Aşık olan miskin olur

Hak yoluna teslim olur

Her ne dersen boyun tutar

Çare yok gönül yıkmaya

*** ***

Ab-ı hayat : Ölümsüzlük suyu. Ledun ilmi, Hakka kavuşma.

Visal : Kavuşma

Uçmak : Cennet

Hod : Kendi.

Ebleh : Budala

Miskin: Benliği terketmiş

Boyun tutmak: Teslim olmak

İŞİTİN EY YARENLER

İşitin ey yarenler

Aşk bir güneşe benzer

Aşk olmayan gönül

Misal-i taşa benzer *** ***

Taş gönülde ne biter

Dilinde agu tüter

Nice yumusak söylese

Sözü savaşa benzer *** ***

Geç Yunus endişeden

Gerekse bu bişeden

Ere aşk gerek evvel

Ondan dervişe benzer *** ***

Yaren : Dost

Agu : Zehir

Bişe : Orman

SENSİN KERİM

Sensin kerim sensin rahim, Allah sana sundum elim

Senden artuk yoktur emim, Allah sana sundum elim

Ecel geldi vade erdi, Bu ömrüm kadehi doldu

Kimdir ki içmeden kaldı, Allah sana sundum elim *** ***

Gözlerim göğe süzüldü, canım göğüsten üzüldü

Dilim tetiği bozuldu, Allah sana sundum elim

Geldim salacam sarılır, Dört yana sela verilir

El namazıma derilir, Allah sana sundum elim *** ***

Cun cenazeden şeştiler, üstüme toprak saçtılar

Hep koyubeni kaçtılar, Allah sana sundum elim

Yunus tap uzattın sözü, Allah’ına tutgil yüzü

Didardan ayırma bizi, Allah sana sundum elim *** ***

Emim : İlacım

Salaca: Tabut taşıyan tahta

Sela : Ölüm haberinin duyurulması

Şeşmek: Çıkarmak

Tap : Yeter, kafi

Didar : Allahın cemali, yüzü

ÇAĞIRAYIM MEVLAM SENİ

Dağlar ile taşlar ile çağırayım mevlam seni

Seherlerde kuşlar ile çağırayım mevlam seni

Sular dibinde mahi ile, sahralarda ahu ile

Abdal olup ya hu diye çağırayım mevlam seni *** ***

Gökyüzünde İSA ile Tur dağında MUSA ile

Elindeki asa ile çağırayım mevlam seni

Derdi okus EYYÜP ile, gözü yaşlı YAKUP ile

Ol MUHAMMED mahbub ile çağırayım mevlam seni *** ***

Hamd u şükrullah ile, vasf-ı kulhuvallah ile

Daim zikrullah ile çağırayım mevlam seni

Yunus okur diller ile, ol kumru bülbüller ile

Hakkı seven kullar ile çağırayım mevlam seni *** ***

Mahi : Balık

Ahu : Ceylan

Abdal : Derviş

ya hu : Allah

Okus : Çok

Mahbub: Sevgili

DERTLİ DOLAP

Dolap niçin inilersin, Derdim vardır inilerim

Ben Mevlaya Aşık oldum, Onun için inilerim

Benim adım dertli dolap, suyum akar yalap yalap

Böyle emreyledi CALAP, Derdim vardır inilerim *** ***

Beni bir dağda buldular, Kolum kanadım kırdılar

Dolaba layık gördüler, derdim vardır inilerim

Ben bir dağın ağacıyım, Ne tatlıyım ne Acıyım

Ben Mevlaya duacıyım, Derdim vardır inilerim *** ***

Şol dülgerler beni yondu, her azam yerine kondu

Bu iniltim Haktan geldi, Derdim vardır inilerim

Yunus burda gelen gülmez, Kişi muradına ermez

Bu fanide kimse kalmaz, Derdim vardır inilerim. *** ***

CALAP : Allah

LA ŞERiKE OKURSUN

La şerike okursun, sonra şerik katarsın

Bire iki demegil, fitne kimden tutarsın

Cun KURAN gökten indi, Onu Allah buyurdu

Ondan haber ver bana, ha kitaptan ötersin *** ***

İlim okumaktan gerek kendözünü bilmektir

Kendözünü bilmezsen bir hayvandan betersin

Kılarsın riya namaz, günahın çok hayrın az

Dinle neye varır söz, Cehennemde bitersin *** ***

Halka fetva verirsin, Ne için sen tutmazsın

İhlas ile gelirsen bizden nesne utarsın

Sen fakihsin ben fakir, sana hiç tan’umuz yok

İlmin var amelin yok, günahlara batarsın *** ***

Utarsın : Kazanırsın

Tan : Kınama

CANIM KURBAN OLSUN

Canım kurban olsun senin yoluna

Adı güzel kendi güzel Muhammed

Şefaat eyle bu kemter kuluna

Adı güzel kendi güzel Muhammed *** ***

Mu’min olanların çoktur cefası

Ahirette olur zevk u sefası

Onsekiz bir alemin Mustafa’sı

Adı güzel kendi güzel Muhammed *** ***

Yedi gökleri seyran eyleyen

Kürsi’nin üstünde cevlan eyleyen

Mi’racda ümmetini dileyen

Adı güzel kendi güzel Muhammed *** ***

Dört caryar anun gökçek yaridur

Anı seven günahlardan beridur

On sekiz bin alemin sultanıdur

Adı güzel kendi güzel Muhammed *** ***

Aşık Yunus nider dünyayı sensiz

Sen hak Peygambersin şeksiz şüphesiz

Sana uymayanlar gider imansız

Adı güzel kendi güzel Muhammed *** ***

Kemter : Değersiz

Cevlan : Dolaşma

Şek : Şüphe

Şefaat : Bağışlanmasını dileme

CANLAR CANINI BULDUM

Canlar canını buldum bu canım yağma olsun

Assı ziyandan geçtim dükkanım yağma olsun

Ben benliğimden geçtim gözüm hicabın açtım

Dost vaslına eriştim gumanım yağma olsun *** ***

Benden benliğim gitti hep mülkümü dost yuttu

La-mekana kavm oldum mekanım yağma olsun

Taalluktan üzüştüm ol dosttan yana uçtum

Aşk divanına düştüm divanım yağma olsun *** ***

İkilikten usandım birlik hanına kandım

Derd-i şarabın içtim dermanım yağma olsun

Varlık cun sefer kıldı dost andan bize geldi

Viran gönül nur doldu cihanım yağma olsun *** ***

Geçtim bitmez sağınçtan usandim yaz u kıştan

Bostanlar başın buldum bostanım yağma olsun

Yunus ne hoş demişsin bal u şeker yemişsin

Ballar balını buldum kovanım yağma olsun *** ***

Assı : Kar, kazanç

Hicab : Perde, örtü, utanç

Vasl : Kavuşma

Guman : Şüphe

La-mekan : Mekansız

Kavm : Kavim, yaşanılan yer, topluluk

Taalluk : Alaka, ilgi

Üzüşmek : Kesilmek, koparılmak

Sağınç : Emel, istek

DERVİŞLİK DER Kİ BANA

Dervişlik der ki bana sen derviş olamazsın

Gel ne diyeyim sana sen derviş olamazsın

Derviş bağrı taş gerek gözü dolu yaş gerek

Koyundan yavaş gerek sen derviş olamazsın *** ***

Döğene elsiz gerek söğene dilsiz gerek

Derviş gönülsüz gerek sen derviş olamazsın

Dilin ile şakırsın çok maniler dokursun

Vara yoğa kakırsın sen derviş olamazsın *** ***

Kakımak varmışsa ger Muhammed de kakırdı

Bu kakımak sende var sen derviş olamazsın

Doğruya varmayınca Murşide ermeyince

Hak nasib etmeyince sen derviş olamazsın *** ***

Derviş Yunus gel imdi ummanlara dal imdi

Ummana dalmayınca sen derviş olamazsın *** ***

Kakımak : Kızmak, öfkelenmek

Umman : Büyük deniz, okyanus

TAŞTIN YİNE DELİ GÖNÜL

Taştın yine deli gönül sular gibi çağlar mısın

Aktın yine kanlı yaşım yollarımı bağlar mısın

Nidem elim ermez yare bulunmaz derdime çare

Oldum ilimden avare beni bunda eğler misin *** ***

Yavı kıldım ben yoldası onulmaz bağrımın başı

Gözlerimin kanlı yaşı ırmak olup çağlar mısın

Ben toprak oldum yoluna sen aşırı gözetirsin

Şu karşıma göğüs geren taş bağırlı dağlar mısın *** ***

Harami gibi yoluma arkuri inen karlı dağ

Ben yarimden ayrı düştüm sen yolumu bağlar mısın

Karlı dağların başında salkım salkım olan bulut

Saçın çözüp benim için yaşın yaşın ağlar mısın *** ***

Esridi Yunusun canı yoldayım illerim kanı

Yunus düşte gördü seni sayru mısın sağlar mısın *** ***

Yavı kılmak : Kaybetmek

Yaşın yaşın : Gözyaşları döke döke

Sayru, sayrı : Hasta

ŞÖYLE GARiP BENCiLEYiN

Acep şu yerde varmola şöyle garip bencileyin

Bağrı baslı gözü yaşlı şöyle garip bencileyin

Gezerim rum ile şamı, yukarı illeri kamu

Çok istedim bulamadım, şöyle garip bencileyin *** ***

Söyler dilim ağlar gözüm, gariplere göynür özüm

Meğerki gökte yıldızım, şöyle garip bencileyin

Nice bu dert ile yanam, ecel ere bir gün ölem

Meğer ki sinim de bulam, şöyle garip bencileyin *** ***

Bir garip olmuş diyeler, üç günden sonra duyalar

Soğuk su ile yuyalar, şöyle garip bencileyin

Hey Emrem Yunus biçare, bulunmaz derdine çare

Var imdi gez şardan şare, şöyle garip bencileyin *** ***

Bencileyin : Benim gibi

Bağrı başlı : Gönlü yaralı

Göynümek : İçten yanmak

Sin : Mezar

Şar : Şehir

SELAM OLSUN

Azrail alır canımız, kurur damarda kanımız

Yuyıcağız kefenimiz, saranlara selam olsun

Gider olduk dostumuza, eremedik kastımıza

Namaz için üstümüze, duranlara selam olsun *** ***

Sözdür söylenir araya, kimse değmez bu yaraya

İltup bizi makbereye, koyanlara selam olsun

AŞIK oldur HAKKI seve, HAK derdine kıla deva

Bizim için hayır dua edenlere selam olsun *** ***

Aşık Yunus söyler sözü, Kan yaş ile doldu gözü

Bilmeyenler bilsin bizi, Bilenlere selam olsun *** ***

Makbere : Kabir

İltmek : İletmek, götürmek

DERViŞLiK YOLU

Bu dervişlik yoluna, aşk ile gelen gelsin

Ya dervişlik neydiğin, bir zerre duyan gelsin

Hele biz iş bu yola, gelmedik riya ile

Bu melametlik donun, bizimle giyen gelsin *** ***

Gözüyle gördüğünü, örte eteği ile

Bu yol çok ince yoldur, yüreği duyan gelsin

Her kim sever Allahı, rahmet kılar vallahi

Dil sevgisiyle olmaz, Aşk ile yanan gelsin *** ***

İşbu sözü diyenden, bize nişan gerektir

Sözün kısası budur, canına kıyan gelsin

Yunus söz ile kimse, kabliyete geçmedi

Bud u vücud dermiyan ortaya koyan gelsin *** ***

Melamet : Kınanma

Kabliyet : Öne geçmek

Bud u vücud dermiyan : Varlığını vücudunu aradan çıkaran

ŞOL CENNETİN IRMAKLARI

Şol cennetin ırmakları akar Allah deyu deyu

Çıkmış islam bülbülleri öter Allah deyu deyu

Salınır tuba dalları, Kuran okur hem dilleri

Cennet bağının gülleri, kokar Allah deyu deyu *** ***

Kimi yiyip kimi içer, hep melekler rahmet saçar

İdris nebi hulle biçer, biçer Allah deyu deyu

Altındandır direkleri, Gümüştendir yaprakları

Uzandıkca dudakları, biter Allah deyu deyu *** ***

Aydan arıdır yüzleri, misk-i amberdir sözleri

Cennette Huri kızları, gezer Allah deyu deyu

Hakka aşık olan kişi, akar gözlerinin yaşı

Pür nur olur içi dışı, söyler Allah deyu deyu *** ***

Ne dilersen Haktan dile, Kılavuzla gir bu yola

Bülbül aşık olmuş güle, öter Allah deyu deyu

Açıldı gökler kapısı, rahmetle doldu hepisi

Sekiz cennetin kapısı, açar Allah deyu deyu *** ***

Rıdvan-durur kapı açan, idris-durur hulle biçen

Kevser şarabını içen, kanar Allah deyu deyu

Miskin Yunus var yarına, koma bugünü yarına

Yarın Hakkın divanına, varam Allah deyu deyu *** ***

Tuba : Cennet Ağacı

Hulle : Elbise

Nebi : Peygamber

Rıdvan : Cennet, Cennet meleği

ELHAMDULİLLAH

Haktan gelen şerbeti içtik elhamdulillah

Şol kudret denizini geçtik elhamdulillah

Şol karşıki dağları, meşeleri bağları

Sağlık safalık ile aştık elhamdulillah *** ***

Kuru idik yaş olduk, kanatlandık kuş olduk

Birbirmize eş olduk, uçtuk elhamdulillah

Vardığımız illere şol safa gönüllere

Halka tapduk manisin saçtık elhamdulillah *** ***

Beri gel barışalım, yad isen bilişelim

Atımız eğerlendi estik elhamdulillah

İndik Rum’u kışladık, çok hayır şer işledik

Uş bahar geldi geri göçtük elhamdulillah *** ***

Dirildik pınar olduk, irkildik ırmak olduk

Artık denize dolduk, taştık elhamdulillah

Taptuğun tapusuna, kul olduk kapusuna

Yunus miskin çiğ idik, piştik elhamdulillah *** ***

HAKKI BULDUM CAN İÇİNDE

Baştan ayağa değin, Haktır ki seni tutmuş

Haktan ayrı ne vardır, Kalma guman içinde

Bir isen birliğe gel, ikiyi bırak elden

Bütün mana bulasın, sıdk u iman içinde *** ***

Girdim gönül şehrine, daldım onun bahrine

AŞK ile gider iken, iz buldum can içinde

Bu izimi izledim, sağım solum gözledim

Çok acaibler gördüm, yoktur cihan içinde *** ***

Yunus senin sözlerin, manadır bilenlere

Söylenecek sözlerin devr-i zaman içinde *** ***

Guman : Şüphe

Bahri : Deniz

CAN İÇİNDE CAN OL

Can olgil can içinde, kalma guman içinde

İstediğin bulasın, yakın zaman içinde

Rüku secde de kalma, Ameline dayanma

İlm u amel gark olur, naz u niyaz içinde *** ***

İkiligi terketgil birlik makamın tutgil

Canlar canın bulasın, işbu dirlik içinde

Şeriat korucudur, hakikat ordusunda

Senin için korunur, hasıl ordu içinde *** ***

Aynel-yakin görüptür, Yunus mecnun oluptur

Bir ile bir oluptur, Hakkel-yakin içinde *** ***

Aynel-yakin : Hakka Aşık olanların ulaştığı mertebe

Hakkel-yakin : Aşkın artıp, HAK ile BiR olma, (ayrılığın kalkması)

BÜTÜN ALEM BiR İÇİNDE

Onsekizbin alemin cümlesi BiR içinde

Kimse yok BiR den ayruk, söylenir BiR içinde

Cümle BiR onu BiRler, cümle ona giderler

Cümle dil onu söyler, her BiR tebdil içinde *** ***

Kim gördü onu ayan, ne nakşu ne hod nişan

Söz “len terani” dir, Musa’ya Tur içinde

Yunus sen ne dilersin, dostu görem der isen

Ayandır görenlere, ol gönüller içinde *** ***

Tebdil : Değişik görünmek, değişik

ayruk : Başka

Len terani : Allahın, Musa Peygambere “Beni göremezsin” hitabı

Ayan : Açık, açıkca ortada

OL CALABIMIN AŞKI

Ol calabımın aşkı bağrımı baş eyledi

Aldı benim gönlümü, sırrımı faş eyledi

Hergiz gitmez gönülden hiç eksik olmaz dilden

Calab kendi nurunu gözüme tuş eyledi *** ***

Can gözü onu gördü, dil ondan haber verdi

Can içinde oturdu, gönlümü arş eyledi

Bir kadeh sundu cana, can içti kana kana

Dolu geldi peymane, canı sarhoş eyledi *** ***

Esruk oldu canımız, dur döker lisanımız

Ol calabımın aşkı, beni sarhoş eyledi

Yunus imdi avunur, dostu gördü sevinir

Erenler mahfilinde aşka cünbüş eyledi *** ***

Faş : Gizliyi açıklama

Tuş etmek : Yönelmek, yöneltmek

Peymane : Büyük Kadeh

Mahfil : Meclis, toplantı yeri

SUN KADEHİ EY SAKi

Doldur bize sun kadehi, Aşk şarabından ey saki

Ol denizden içir bize, k’andan içer seyh u faki

Kim ki bir dem sohbet ola, mufti müderris mat ola

Bir ilahi devlet ola, ondan içen oldu baki *** ***

Okudun yedi mushafı, ha taat gösterir safi

Çünki amel eylemedin, gerekse var yüzyıl oku

Bin kez hacca vardın ise, Bin kez gaza kıldın ise

Bir kez gönül kırdı, ise gerekse var yollar doku *** ***

Gönül mü yeğ, Kabe mi yeğ, eyit bana aklı eren

Gönlü yeğ-durur zira kim gönüldedir dost durağı

Yunus işin budur, hemen tutgil gönüller eteğin

Dilersen baki olasın, gönüller oldu baki *** ***

K’andan : ki ondan

faki : FIKIH alimi

YA MUHAMMED CANIM ARZULAR SENİ

Arayı arayı bulsam izini

İzinin tozuna sürsem yüzümü

Hak nasip eylese görsem yüzünü

Ya Muhammed canım arzular seni *** ***

Bir mübarek sefer olsa da gitsem

Kabe yollarında kumlara batsam

Hub cemalin bir kez düşte seyretsem

Ya Muhammed canım arzular seni *** ***

Yunus metheyledi seni dillerde

Sevilirsin bütün bu gönüllerde

Ağlayı ağlayı gürbet ellerde

Ya Muhammed canım arzular seni *** ***

GELDi GEÇTi ÖMRÜM BENİM

Geldi geçti ömrüm benim, şol yel esip geçmiş gibi

Hele bana şöyle geldi, şol göz yumup açmış gibi

İşbu söze hak tanıktır, Bu can gövdeye konuktur

Bir gün ola çıka gide, kafesten kuş uçmuş gibi *** ***

Bir hastaya vardın ise, bir içim su verdin ise

Yarın anda karşı gele, Hak şarabın içmiş gibi

Bir miskini gördün ise, bir eskice verdin ise,

Yarın anda karşı gele, Hak libasın biçmiş gibi

Yunus Emre bu dünyada iki kişi kalır derler

Meğer HIZIR, İLYAS ola, Ab-ı hayat içmiş gibi *** ***

AŞIK – MAŞUK

Helal kıldı maşuka, Aşık kendi kanını

Maşuk nakşından okur, Aşk eri kuranını

Yardan ayrı olunca, asılıp ölmek yeğdir

Aşık kendi bırakır boynuna urganını *** ***

Gitmez aşık gözünden, hergiz maşuk hayali

Nitekim ZELHA verir YUSUF un nişanını

Dirlik budur maşuka, Aşık yolunda öle

Sorarlar ise eydem aşıkın burhanını *** ***

BELKIS ile SÜLEYMAN aşka düştü bir zaman

İsteyip bulmadılar bu derdin dermanını

Gökteki HARUT MARUT, Aşk için indi yere

Zühre yüzün görünce unuttu rahmanını *** ***

FERHAD bu aşk yolunda başın külünge tuttu

HÜSREV ŞİRİN derdinden dosta verdi canını

LEYLA ile MECNUN işi aceb gelir bu halka

Abdurrezzak terketti aşk için imanını

Zamane vefaları cefa gelir Yunus’a

Bir doğru yar bulunca feda kılar canını *** ***

Burhan : Delil

Güzaf : Bos laf

Külüng : Kazma

SEVEREM BEN SENİ CANDAN İÇERİ

Severem ben seni candan içeri

Yolum vardır bu erkandan içeri

Beni sorma bana benden değilem

Suretim boş yürür dondan içeri *** ***

Tecelliden nasib erdi kimine

Kiminin maksudu bundan içeri

Senin aşkın beni benden alıptır

Ne Şirin dert bu dermandan içeri *** ***

Şeriat tarikat yoldur varana

Hakikat Marifet andan içeri

SÜLEYMAN kuş dili bilir dediler

SÜLEYMAN var SÜLEYMAN dan içeri *** ***

Unuttum din diyanet, kaldı benden

Bu ne mezheptir, dinden içeri

Dinin terk edenin küfürdür işi

Bu ne küfürdür imandan içeri

Geçer iken Yunus şeş oldu dosta

Ki kaldı kapıda andan içeri *** ***

Suret : Yüz, dış görünüş

Don : Elbise

Tecelli: Görünme, belirme

Gün : Gündüz, güneş

Şeş olmak: Karşılaşma, raslamak

BULDUK OL CANI

Aşk ile ister idik yine bulduk ol canı

Gömlek edinmiş giyer suret ile bu teni

Girmiş surette geçer, cümle işleri düzer

Geri kendiye söyler, gevher ile bu kanı *** ***

Bu dünya bir pazardır, suretler dükkan olmuş

Bu dükkana giriben, oldur satan bu kanı

Bir niceler kayırır, bunca malım kaldı der

Veren oldur alan ol, sormaz nedir ziyanı

Yunus imdi sen senden, ayrı değilsin candan

Sen sende bulmaz isen, nerde bulasın anı *** ***

Suret : Yaratılmış şeyler

Kan : Maden

BİR SAKİDEN İÇTİK ŞARAP

Bir sakiden içtik şarap, Arştan yüce meyhanesi

Ol sakinin mestleriyiz, canlar onun meyhanesi

Bir meclistir meclisimiz, anda ciğer kebap olur

Bir şemdir burda yanan, güneş onun pervanesi *** ***

Aşk oduna yananların, Kulli vücudu nur olur

Ol od bu oda benzemez, hiç belirmez zebanesi

Ondaki mest olanların, “Enel hak” tır sözleri

Hallac Mansur gibidir en kemine divanesi *** ***

Ol meclisin bekrileri, şol şah-ı Edhem gibidir

Belh şehrinde yüzbin ola her guşede viranesi

Yunus bu cezbe sözlerin cahillere söylemegil

Bilmezmisin cahillerin nice geçer zamanesi *** ***

Saki : İçki dağıtan

Mest : Sarhoş

Peymane: Kadeh

Şem : Hepsi

Zebane : Alev

Kemine : En aşağı

Bekri : Sarhoş

Guşe : Köşe

Cezbe : İlahi sarhoşluk hali

SÖYLEYEMEM

Ey yarenler eydemezem, canım neye yandığını

Dil ile vasfedemem, gönlümü kim aldığını

Gönlüm dolu sığmaz dile, Aşıktır ol kim hal bile

Aşk niceyi verdi yele, anlayamaz nolduğunu *** ***

Aşktan haber bilenlerin, Aşk derdiyle dolanların

Küfrü iman olanların, ayıplaman güldüğünü

Ağlamak gülmektir aşıka, dirilmek ölmektir aşığa

Kahr ile lütfü bir bilir, bilmez melul olduğunu *** ***

Aşık yunus eyledi lal, Yunus kanı aşka helal

Koy verin etsin paymal, görmesin ayrıldığını *** ***

Eydemezem : Söyleyemem

Vasfetmek : Tasvir etmek

Melul : Üzülen

Kahr : Güçlük, zor

Lütuf : İhsan, iyilik

Paymal : Ayak altında çiğnenmiş

EZELDEN VAR İDİ

Ezeliden var idi, canımda bu aşk odu

Eşkere etmez idim, bilirdim ki dost koydu

Ben razıyam bu yolda, günde bin kez yanarsam

Şekerden daha tatlı, şirindir aşkın tadı *** ***

Aşk anadan doğmadı, kimseye kul olmadı

Hükmüne kıldı esir, cümle bilişi, yadı

Aşka mecnun olanlar, assı ziyandan farig

Korkmaz ıssı soğuktan, pes ne biliser odu *** ***

Ezeli : Evveli olmayan

Eşkere : Açıklamak

Biliş : Tanıdık

Yad : Yabancı

Assı : Kazanç, kar

Is : Sahip

Farig : Vazgeçmiş

SIRRA ERDİM

Ben bunda seyr eder iken, aceb sırra erdim ahi

Bir siz dahi sizde görün, dostu bende gördüm ahi

Bende baktım bende gördüm, benim ile BiR olanı

Suretime can vereni, Kimduğini bildim ahi *** ***

İsteyuben bulamazam, o ben isem ya ben hani

Seçemedim ondan beni, bir kez o oldum ahi

Maşuk benimledir bile, ayrı değil kıldan kıla

Irak sefer bizden kala, dostu yakın gördüm ahi *** ***

Munim oldum yoksul iken, benim oldu kevn-i mekan

Yerden göğe magrib meşrik, yere göğe doldum ahi

Nitekim ben beni bildim, bu oldu ki HAKKI buldum

Korkum onu buluncadı, korkudan kurtuldum ahi

Yunus kim öldürür seni, veren alır tatlı canı

Bu canlara hükmedenin, kim olduğun buldum ahi *** ***

Acep : Garip

Ahi : Kardeş

Kimduğini: Kim olduğunu

Munim : Nimet veren(Hak)

Kevn-i Mekan :Var olan her şey

Magrib, Meşrik : Doğu, Batı

AŞK BAHRİSİ

Benem ol aşk bahrisi denizler hayran bana

Derya benim katremdir zerreler umman bana

Kafdağı zerrem değil ay u güneş bana

Haktır aslım şek değil, Murşittir kuran bana *** ***

Yok iken ol barigah, var idi ol padişah

Ah bu aşk elinden ah, dert oldu derman bana

ADEM yaratılmadan can kalıba girmeden

Şeytan lanet olmadan arş idi seyran bana *** ***

Yaratıldı MUSTAFA, yüzü gül gönlü safa

Ol kıldı bize vefa, ondandır ihsan bana

Şeriat ehli ırak eremez bu menzile

Ben kuş dilin bilirim, söyler SÜLEYMAN bana

Yunus bu halk içinde eksikliktir HAK bilir

Divane olmuş çağırır, dervişlik buhtan bana *** ***

Bahri : Bir cins deniz ördeği, deniz

Derya : Deniz

Katre : Damla

Umman : Okyanus

Zerre : En kucuk parca

Murşit : Rehber, Hak aşığı, Şeyh

Arş : Göğün en yüksek katı

Safa : Berraklık

Vefa : Sözde durma,

İhsan : Lütuf, bağış

Şeriat : Kuranın yüzeysel emirleri

Ehil : İş bilen

Menzil : Varılacak hedef

Buhtan : İftira

NİTELİĞİM SORAN

Niteliğim soran işit hikayet

Su vu toprak od u yel oldu suret

Dört muhalif nesneden dört duvarın

Sazıkar eyledi verdi keramet *** ***

Yel ile toprağı kıldı muallak

Su içinde odu tuttu selamet

Rızkı ömrü tamam eyledi henüz

Şeş cihet olmadan tuttugu kisvet *** ***

Baki tertiplerimi şerh edeyim

İnayet mevcudu sem’u basaret

Aklımın haberi bugünkü değil

Onu er derisen evvelki ayet

Yunus ile bu ne denli nasibim

Gönül dost durağı, dilim şehadet *** ***

Sazıkar : Uygun

Muallak : Asılı, havada duran

Şerh : Açıklama

İnayet : Yardım

Sem : İşitme

Basaret : Görme

AŞK İMAMDIR BİZE

Aşk imamdır bize, gönül cemaat

Kıblemiz dost yüzü daimdir salat

Dost yüzün göricek, şirk yağmalandı

Anıncun kapıda kaldı şeriat *** ***

Gönül secde kılar, dost mihrabında

Yüzün yere vurup kılar münacat

Münacat gibi vakt olmaz arada

Kim ola dost ile bu demde halvet *** ***

Şeriat eydur, sakın şartı bırakma

Şart ol kişiye kim ede hiyanet

Erenler nefesi devletli rumuz

Onunla fitneden olduk selamet

“Beli” kavlin dedik evvelki demde

Henuz bir demdir, ol vakt u bu saat *** ***

Derildi beşimiz, bir vakte geldi

Beşi bir eyleyip, kim kıla taat

Biz kimse dinine hilaf demeziz

Din tamam olucak doğar muhabbet *** ***

Doğruluk bekleyen dost kapısında

Gümansız ol bulur ilahi devlet

Yunus ol kapıda kemine kuldur

Ezelden ebede dektir bu izzet *** ***

Şirk : Allaha ortak koşma

Mihrab : Kıbleyi gosteren yer

Münacat : Yalvarma

Halvet : Yalnız kalma

Beli : Yaratılan ruhların Allaha verdikleri söz

(Evet sen rabbimizsin anlamında)

Rumuz : İşaret, söz, simge

Fitne : Hile, ayartma

Kavl : Söz

Derilmek : Düzenlenmek

Hilaf : Karşı, aksi

Güman : Şüphe

Kemine : Aciz, en değersiz

AŞIKLARA DİN NE HACET

Din umillet sorar isen, aşıklara din ne hacet

Aşık kişi harab olur, harab bilmez din diyanet

Aşıkların gönlü gözü maşuk diye gitmiş olur

Ayruk surette ne kalır kim kılısar zühd u taat *** ***

Taat kılan uçmağ için din tutmayan tamu için

Ol ikiden farig olur, neye benzer bu işaret

Her kim dostu sever ise, dosttan yana gitmek gerek

İşi gücü dost olucak, cümle işten olur azat *** ***

Onun gibi maşukanın haberini kim getirir

CEBRAİL-İ MURSEL sığmaz, böyle olundu işaret

Soru hesap olmayısar, dünya ahret kovana

MUNKER u NEKiR ne sorar terkolucak cümle murad

Havf u reca gelmez onda varlık yokluk bırakana

İlm u amel sığmaz onda ne terazi var ne sırat *** ***

Ol kıyamet pazarında her bir kula BAŞ kaygısı

Yunus sen aşıklar ile hiç görmeyesin kıyamet *** ***

Hacet : İhtiyaç

Di˜anet : Dini kurallar, yordamlar

Farig : Vazgecmek

Havf u reca : Korku ve ümit

CIKTIM ERiK DALINA

Çıktım erik dalına anda yedim üzümü

Boştan ıssı kakıyıp, der ne yersin kozumu

Ağrılık yaptı bana, buhtan eyledim ona

Çerçi de geldi dedi, niye aldın kuzumu *** ***

Kerpiç koydum kazana, poyraz ile kaynattım

Nedir diye sorana, bandım verdim özünü

İplik verdim çulhaya sarıp yumak etmemiş

Becid becid ısmarlar, gelsin alsın bezini *** ***

Bir serçenin kanadın, kırk katıra yüklettim

Çift dahi çekemedi, şöyle kaldı kazını

Bir sinek bir kartalı salladı urdu yere

Yalan değil gerçektir ben de gördüm tozunu *** ***

Bir kut ile güreştim, elsiz ayağım aldı

Güreşip basamadım göyündürdü özümü

Kaf dağından bir taşı şöyle attılar bana

Öylelik yola düştü, bozayazdı yüzümü *** ***

Balık kavaga çıkmış, zift turşusu yemeğe

Leylek koduk doğurmuş baka şunun sözünü

Gözsüze fısıldadım sağır sözüm işitmiş

Dilsiz çağırıp söyler dilimdeki sözümü *** ***

Tosbağaya sataştım, gözsüzsepek yoldaşı

Sordum sefer nereye, Kayseri’ye azimli

YUNUS BİR SÖZ SÖYLEDİN,HİÇ BİR SÖZE BENZEMEZ

MUNAFIKLAR YÜZÜNDEN ÖRTTÜN MANA YÜZÜNÜ *** ***

Issı : Sahibi

Kakımak: Kızmak

Koz : Ceviz

Buhtan : İftira

Çerçi : Seyyar satıcı

Becid : Acele

Küt : Kötürüm

Göyündürmek : Kendi kendine yanmak

Koduk : Sıpa

Gözsüzsepek : Köstebek

Munafık: İçi dışı bir olmayan, sahte müslüman

SÖZLERİN ASLI

Ey sözlerin aslın bilen, gel de bu söz kandan gelir

Söz aslını anlamayan, sanır bu söz benden gelir

Söz karadan aktan değil, yazıp okumaktan değil

Bu yürüyen halktan değil, halık avazından gelir *** ***

Ne elif okudum ne cim varlığındandır kelecim

Bilmeye yüzbin müneccim, taliim ne ıldızdan gelir

Şule bize aydan değil, Aşk eri bu soydan değil

Rızkımız bu evden değil, derya-yı ummandan gelir *** ***

Biz bir bahane arada, Ayruk de elden ne gele

Hak cun emir eyler, Cana bu keleci andan gelir

Yunus bir dert ile ah et, Kahr evinde neyler rahat

Bu derde derman keffaret, bir ah ile suzdan gelir *** ***

Kandan : Nereden

Halık : Yaratan, Allah

Elif, cim : Arap alfabesinden harfler

Keleci : Söz

Müneccim : Yıldız falcısı

Ildız : Yıldız

Şule : Işık

Rızk : Nimet

Ayruk : Başka

Kahr : Dert

Derman : İlaç, şifa

Keffaret : Karşılık

Süz : Yanıp tutuşma

KOĞIL ÖLÜM ENDİŞESİN

Koğıl ölüm endişesin, Aşıklar ölmez bakidir

Ölüm aşıkın nesidir cun nur-u ilahidir

Ölümden ne korkarsın çünkü hakka yararsın

Bil ki ebedi varsın, Ölmek fasid işidir *** ***

Kal u bela denmeden, Kadimde bile idik

Biz bir uçar kuş idik , vücut can budağıdır

Yunus beşaret sana, gel derler dosttan yana

Ol kimseye ol ana KULLUN YERCİ aslıdır *** ***

Koğıl : Bırak

Fasid : Fesatcı, bozguncu

Kal u bela : Yaratanın, Rabliğini ruhlara onaylattığı söz

Kadim : Ezel, öncesi olmayan zaman, Allah

Biliş : Tanışıklık

Beşaret : Müjde

Kullun yerci : Herşey döner (Haktan gelen hakka dönecektir)

AŞIKMIDIR

Canını aşk yoluna vermeyen aşık mıdır

Cehdeyleyip ol dosta ermeyen aşık mıdır

Dost sevgisin gönülde, can ile berkitmeyen

Tul-i emel defterin dürmeyen aşık mıdır *** ***

Nefs arzusundan geçip, aşk kadehinden içip

Dost yoluna er gibi, durmayan aşık mıdır

Dün ü gün ü riyazetde halvetlerde diz çokup

Sohbetlerde baş çatıp, durmayan aşık mıdır *** ***

Yunus imdi ol dostun, cefasına sabreyle

Yüreğine aşk odun, Urmayan aşık mıdır *** ***

Cehd : Gayret

Berkitmek : Pekiştirmek

Tül-i emel : Aşırı isteklerden oluşan emeller

Nefs : Öz varlık, can, arzular emeller kaynağı

Riyazet : Nefs terbiyesi

Halvet : Yalnızlık

Cefa : Zorluk, sıkıntı

Od : Ateş

Urmak : Vurmak

HAKİKATIN MANASI

Hakikatin manisin şerh ile bilmediler

Erenler bu dirliği, riya dirilmediler

Hakikat bir denizdir, şeriattır gemisi

Çoklar gemiden çıkıp, denize dalmadılar *** ***

Bunlar gelip kapıya, şeriatta durdular

İçeri giribeni ne vardır bilmediler

Dört kitabı şerh eden, Asidir Hakikatte

Zira tefsir okuyup, Manisin bilmediler *** ***

Yunus adın sadıktır, bu yola geldin ise

Adın değşirmeyenler, bu yola gelmediler *** ***

Hakikat : Gerçek, sırların açıldığı makam

Şeriat : Din yolunda dışsal emirleri içeren başlangıç aşaması

Tefsir : Açıklama

VÜCUD ŞEHRİ

İşbu vücud şehrine bir dem giresim gelir

İçindeki sultanın yüzün göresim gelir

İşidirim sözünü, göremezem yüzün

12 Temmuz 2007

1. Resimde Mekan Olgusu

1. Resimde Mekan Olgusu

Resim tarihi, bir bakıma mekanın temsil edilmesine ilişkin tercihlerin tarihidir. Renk, çizgi, gölge, ışık, perpektif vb. öğeler ile arasında işlevsel bir bağ vardır. Bu öğeler zamanla değişime uğramışlar. Bu nedenle mekanın temsil edilişi de değişime uğramıştır.

Mekanın görünmeyen varlığı, onun resmedilmesi sorun olmuştur. Resimden söz edilirken mekanı kimse dikkate almaz. Mekan, etkilerini kendisiyle özleştirme yolundaki eğilim ile meşruluk kazanmıştır. Mutlak boşluğun görünür kılınması ile mekanın varlığı söz konusudur. Düzenleme ilkesidir. Mekan, nesnelerin birbiriyle olan ilişkilerini belirlerken, bu süreci yönlendiren her türlü ideolojik yapı yapı hakkında bilgilendirir bizi. Varlığını mutlak biçimde imgelemeye borçlu olan mekan, aslında ideolojik koşullanmaların en kolay sızabildiği alandır.

Mekanın doğrudan resmi yapılamaz; o, kendisi dikkate alınarak resmedilmiş nesneler aracılığıyla varolur sadece. Üzerine mekandan başka hiçbir şeyin resmedilmediği tuval, yine tuvaldir sonuçta; tek ayrıcalığı mekan için öngörülen renklere boyanmış olmasıdır.

Mekan, gündelik yaşamla ilgisi bakımından ele alındığında, uygarlığın ilk evresinde eyleme yönelik, somut niteliği ile ön plana çıkmaktadır. Nesnelerin üç boyutlu temsil edilmeleri halinde resimsel mekana ilişkin önemli bir sorunun aşıldığını söylemek mümkün değildir, en azından bizim için belirleyici nokta resimsel mekanda öncelikle süreklilik sisteminin geçerli olmasıdır (Ergüven 1992:45-46).

2. Empresyonizm’de Mekan Olgusu

19. yy.’da oluşan süreçte fotoğrafın bulunması, figür ve çevresinin resimsel yorumuna yepyeni boyutlar kazandıracaktır. Betimlemeci tavrın düzlem ve derinlik yanılsaması adına yaşadığı serüven, fotoğrafın bu değerleri kolayca tespit etmesiyle bir anlamda anlamsız duruma gelerek; amaçlar ve yöntemler açısından yeni değerlendirmeleri ve düşünce açılımlarını gerekli kılacaktır.

Sanata bilimsel açıdan bakılarak yapılan gözlemlerde, “perspektif”e dayalı “ölçülebilen ve içinde varolunabilen mekan” kavramının Rönesans düşüncesine ilişkin bir keşif olduğunu biliyoruz. Konu üzerine yapılan araştırmalar Mekan kavrama düzeylerinin farklılaşmasına yol açmış, düşünce ve bilinç dünyasındaki gelişmelere koşut bir kapsam büyümesi olmuştur. Örnekse; Cézanne ile büyük ivme kazanan modern resim düşüncesi izlenimcilerle başlayan yüzeysel etkideki mekan algılamasını resim düzlemindeki parçalanma eğilimi ile sonraki dönüşümlere hazırlamıştır (Sağlam 1995:56-57).

2. 1. Kurgulama Açısından Mekan

Teknik açıdan bakıldığında Empresyonist ressamlar, biçim ve rengi olması gerektiği gibi değil; ışığın çarpıcı etkileri altında, gerçekten gördükleri gibi resmettiler. Bu, onları sanatın birçok geleneksel ilkesini terketmeye yöneltti. Nesnelere biçimlerini veren ve hacim etkisi uyandıran kesin çizgiler bundan sonra bırakılarak, yerine birbirinden ayrı, tek fırça dokunuşlarından yararlanıldı. Geometrik kurallar üzerine kurulmuş perspektif arık kullanılmıyordu; ama onun yerine boşluğu ve hacmi belirlemek için ön plandan başlayarak gerilerde ufka kadar uzanan dereceli tonlar ve renk çeşitlerinden yararlanılıyordu (Sérullaz 1998:15).

Üzerinde yapıldıkları yüzeyleri samimiyetle açığa vuran Manet’in resimleri ilk modernist resimler oldu. Manet’i izleyen izlenimciler, zemini boyamayı ve resmi cilalamayı reddettiler, böylece resimde kullanılan renklerin boya kabından ya da tüpten çıkmış gerçek boyalardan oluştuğuna hiçbir kuşku kalmıyordu.

Ne var ki resim sanatının, kendisini modernizm içinde eleştirdiği ve tanımladığı süreçlerde en temel şey olarak kalan, tuvalin kaçınılmaz yassılığının vurgulanması oldu. Sadece bu sanat özgü olan tek şey yassılıktı. Tuvalin dış biçimi, tiyatro sanatının da paylaştığı bir sınırlayıcı koşul ya da normdu. Renk ise hem tiyatro hem de heykelin paylaştığı bir norm ya da araçtı. Yassılık, iki boyutluluk resmin başka hiçbir sanatla paylaşmadığı tek koşuldu. Böylece modernist resim herşeyden çok yassılığa yöneldi (Batur 2000:357).

İzlenimcilerde klasik kompozisyon anlayışı tamamen terkedilmiş. Gerçekliğin akıl yoluyla temsilinden vazgeçiyorlar. Kesin çizgiler kullanılmıyor, fırça dokunuşları kullanıyorlar. Perpektif kullanılmıyor, bir boşluk ve hacim duygusu hissediliyor, mekanda tonların ve renklerin kullanılmasıyla derinlik duygusu yaratılıyor. Kullanılan perspektif ise sayısız renk tuşlarının yanyana gelmesiyle oluşuyor. Gözün gördüğüne duyulan kuşku nedeniyle perspektif sabit değil, hareketli olduğunu görüyoruz.

Empresyonizmin Japon sanatı etkisinde kaldığını belirtmiştik. Mekanın kurgulanmasında da bu etkileri görüyoruz. Japon sanatında Batının sımsıkı sarıldığı üç boyutluluk kavramı bir yana itilir. Resmin herşeyden önce, çevre çizgisi demek olduğunu, boyut kavramının yadsındığı Japon sanatına dönülür. Japonların kullandığı araçlarda batılılardan değişiktir. İpek ya da rulo kağıt üzerine çalışırlar. En az yeşil ve kırmızı kadar zıtlıkları belirtebilen siyah ve beyazı kulanmaktan kaçınmazlar. Kullanmadıklarıysa gölge ve derinliktir. Japonların üçüncü boyutu kullanmamaları, onların bunu bilmemelerinden kaynaklanmıyor kuşkusuz (Coşkun 1989:37-43).

Empresyonist sanatçılar bu kuralları uygulamaya çalışmışlar, Manet kompozisyonlarında klasik anlayıştan uzaklaşmış. Anlık etkileri yakalamak amacıyla hızla resmederken klasik sanatçılar gibi kuralları uygulamamıştır. Manet, en verimli döneminde nesnelere bakışında olağanüstü bu algılama yeteneğini kazanmıştı.

Manet’in “Saint-Lazore Garı” (resim-1) adlı tablosunda, klasik kompozisyon anlayışının terkedildiğini görüyoruz. Perspektif sayısız renk tuşlarıyla oluşturulmuş. Anlık görüntülediği için, tren garının örtüsünü de resmin içine katmış.

Auguste Renoir, “Moulin dela Galetta’de Dans” (resim-2), adlı tablosu adeta bir taslak gibi bitmemiş görünüyor. Arkada biçimler, havada ve güneş ışığında giderek daha bir çözülüyor. Bu tablodaki bitmemişlik duygusunun dikkatsizliğinden değil, derin bir sanatsal bilgelikten kaynaklandığını kolayca farkediyoruz. Eğer Renoir her ayrıntıyı yapsaydı, tablo sıkıcı ve cansız bir şey olurdu. Doğayı yansıtma yöntemi bulunduğunda 15 yy. sanatçıları da benzer bir güçlükle karşı karşıya kalmışlardı. Doğalcılığın ve perspektifin zaferi, katı ve cansızlığa yol açmıştı.

Empreyonistler tüm detayları vermese de yeteri kadar ipucu bulunduğu sürece, göz resimde olması gereken biçimleri görür ( Gomrich 1997:522).

2.1.1. Neo-Empresyonizm’de Mekan

1886’da Empresyonizm’den esinlenen yeni bir sanat kuramı ortaya atıldı. “ Neo-Empreyonist” harekete mensup bu sanatçılar grubu, Monet ve arkadaşlarının kuramlarını reddetmiyorlardı. Tersine, Empreyonizm’in bıraktığı yerden devam etmek istiyorlardı. Bununla birlikte onların resimdeki rastlantısal tutumlarını ve salt içgüdüsel sanat anlayışlarını bütünüyle kabul etmiyorlardı. Neo-Empresyonistler, kesin kurallardan ve ilkelerden kurulu akla dayanan bir yöntemi savundular. Tam anlamıyla yenilikçi olmalarına rağmen, geleneksel olana inanıyorlardı ve Delacroix’den kuvvetle etkilenmişlerdi. Kuramlarının sözcüsü olan Signac, 1899’da La Revise Blanche’da çıkan “D’ Eugéné Delacroix au Néo-Impressionisme” adlı makalesinde, bu yeni akımın kaynaklarının, amaçlarının ve ilkelerinin açık bir dökümünü yapmıştır. Signac, makalesinde iki sözcüğü birbiriyle kıyaslamaktadır. Bunlar, gerçek bir sanat kuramı olan “divisionnisme” (bölmecilik) ile, az veya çok Bizans mozaiklarinden esinlenmiş bir teknik olan “pointillisme” (noktacılık)dır (Sérullaz 1998:22).

Emprestyonistlerin dağıttkları formu yeniden toplamaya çalıştılar. En önemli temsilcileri Seurat ve Signac’tır.

Seurat bu yeni sorunu, sanki bir matematik denklemiymiş gibi göğüslemeye hazırlanıyordu. Empresyonistlerin yöntemlerinden yola çıkarak, renk teorisini inceledi ve tabololarını, saf renklerden, aynı boya fırça vuruşlarını kullanarak, bir mozaik gibi boyamaya karar verdi. Bu yolla, renklerin gözde (daha doğrusu beyinde), yoğunluk ve parlaklıklarını yitirmeksizin kaynaşabileceklerini umuyordu. Seurat, kendi tekniğinin karmaşıklığını gidermek için, kullandığı biçimleri, Cézanne’ın düşündüğünden bile daha aşırı bir şekilde basitleştirmek zorunda kaldı. Seurat’ın dikey ve yatay çizgileri vurgulama yönteminde Mısırlı sanatçıları andıran birşeyler vardı. Bu vurgulama yöntemi, aslına bağlı verilmiş olan doğal görünümlerden uzaklaştırılmış, belirli bir ifade taşıyan ilginç desenler üzerinde araştırma yapmaya yönlendirilmiştir (Gombrich 1997:544).

Seurat’ın resimleri gittikçe mekan yönünden sığlaştı ve çok yüzeyci bir nitelik kazandı. Son resimlerden biri olan “Sirk” (resim-3) adlı tablosunda bu çok belirgindi. Resimde düzlüğü belirtmek için Seurat elinden geleni yapıyordu. Figürleri modle etmiyor ve çizgi perspektifi kullanmıyordu. Seyircinin bu resim karşısında gözü aşağı yukarı doğru gezinir. Bu özellik Seurat’a resimsel konstrüksiyonu matematiksel bir kesinlikle kurmayı sağlamıştı. Göze en uyumlu gelen ölçüleri de kullanıyordu (Tansuğ 1995:236-238).

Yüzyıllar boyu geometrik amaçlı merkezi perspektifin yanında yeralan renk ve hava perspektifleri öncelikle ışık olgusunu üstlenmişlerdir. Ne var ki, başta dinsel olmak üzere, kendisi dışındaki çeşitli içeriklerin hizmetinde yer alan ışığın bağımsızlığını kazanması oldukça uzun bir süre almıştır. Bu bağlamda ışığın etkisi ve optik yasalar üzerindeki araştırmaların tutarlı bir kurama göre sanatsal biçime dönüşmesi yeni-izlenimciliğin armağanıdır bize; çünkü Seurat’ın öncü olduğu bu akımda nesnelerin oylumu ve rengi için gereken çizgi ile palete karıştırılan renkler geçerliliğini yitirmiştir artık. Bir başka deyişle, yani izlenimciliğin öngördüğü yolda çizilen renkli yüzeylere kadar ışıklı veya gölgeli bölümlerin tümü tek tek renkli noktalar toplamına indirgenmiş olup, taştan havaya, ağaçtan suya kadar hemen herşey kendi özdeksel varlığından soyutlanarak muayyen bir görünüş biçimine uyarlanmıştır şimdi. Belli bir uzaklıktan bakıldığında mekan ve figür yansılmasına olanak veren bu biçem, aslında Rönesans’tan bu yana geçerli olan renk ve hava perspektifini geliştirmenin ötesinde, çok daha farklı bir oluşumu hazırlamıştır. Buna göre, resmin kendi gerçekliği adına, mekan ve yüzeyi parçalara ayıran yaklaşım, sanat tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır.

Gerçi bu gelişmenin, özellikleri sonuçları açısından değerlendirilmesinde herkesin aynı fikri paylaştığını ileri sürmek güçtür.

Bu bağlamda kısaca Seurat’ya, yeni-izlenimciliğin bu spiritus rector’una döndüğümüz zaman, resimsel mekan açısından dolaylı ama önemli ile karşılaşıyoruz. Gerçi öngördüğü uyumun–dingin, neşeli ve hüzünlü olmak üzere üçe ayrılmıştır bu -çizgi, ışık ve renkte bulan Seurat, resmin öğelerini belli bir biçime bağlamaya gelince hayli zorlanmıştır bunda; çünkü ruhsal gerçekliğin betimlenmesi ışığın gerçekçiliğine bağımlı kılınmıştır yeni-izlenimcilikte. Öte yandan renk uyumu, ya çizgisel kopmalar ya da sonsuz yinelemenin sıkıcılığı ile doludur burada. Ancak, Raphael’in de vurguladığı gibi, mekanı biçimlendirme (yaratma) istemine dikkat edildiğinde insanın kafası büsbütün karışmaktadır; zira bu biçimlendirme tarzı dekoratif düzeyle ilişki içinde değilse, doğa yanılsamasına özgü mekan terkedilmemiştir.

Buna göre yeni-izlenimcilik resimsel mekana ilişkin farklı öneriden çok, tıkanma noktasına varan bir soruna işaret etmesi bakımından bizim için önemlidir. Bu sorunla hesaplaşma, modern resmin başlangıcıdır artık (Ergüven 1992:53-54).

2. 1. 2. Post Empresyonizm’de Mekan

1880’lerdeki Empresyonizm krizi, doğalcılığa karşı bir tepki de uyandırmıştı. Doğalcılıkla maddeciliğin bağlantısı toplumsal görüş açılarını da etkiliyordu. Yalnız sanatsal sorunlar üstünde yoğunlaşmak artık yeterli görülmüyordu. Post-Empresyonist (Emprestyonist sonrası) tepkiler böyle bir zemin üzerinde belirdi (Tansuğ 1995:236).

Kişisel üsluplar ortaya çıkmıştır. Cézanne, Van Gogh, Gauguin önemli temsilcilerindendir. Cézanne, Emprestyonist arkadaşlarının fikirleri, onların resimleri, doğayı gördükleri gibi resimlemek zorunluluğunu hissetmişlerdi. Onların resimleri klasik antikiteden öğrendikleri biçimlerin düzenlenmesi şeklindeydi. Mekan ve hacim izlenimi bile, her nesnenin yeni bir gözle incelenmesi yerine, ona katı geleneksel kuralların uygulanması sonucu olarak elde edilmişti. Cézanne ve arkadaşları akademi sanatının doğaya aykırı olduğu konusunda aynı fikirdediler. Cézanne renk ve hacimlendirme konularındaki yeni buluşlardan etkilenmişti. O da kendini izlenimlerine birakmak istiyor, daha önceden bildiği ya da öğrendiği biçim ve renkleri değil, gözüyle gördüklerini resmetmeyi amaçlıyordu (Gombrich 1997:538).

Cézanne, üç boyutlu doğayı iki boyutlu resim yüzeyine aktarmanın sırrını yeni başta keşfe çıkıyordu. Yeni resim düzeni yolları aradı (Tansuğ 1995:234).

Cézanne’nin ısrarla üzerine eğildiği sorunlardan biri, nesen ile mekan arasındaki çözülmeye yüz tutan ilişkiyi yine mümkün duruma getirmek olmuştur: “Cézanne, bu sorunu çözmeye çalışırken, önce geometrik yapıları (silindir vb.) nesneler uygulayıp, oylumlama ilkesine göre renkleri derecelendirmeye yönelmiştir; bu arada, sıkça perspektifi, ama ender olarak boş mekanı dışlamıştır.” Bu belirleme, daha sonraki bir aşamada Kübizm için de geçerlidir (Ergüven 1992:54).

Güney Fransa’daki “Sainte-Victorie Dağı”nın göründüğü manzara (resim-4) her ne kadar ışık içinde olsa da, kütleselliğini kaybetmez. Resim kolay anlaşılan bir motif oluşturmanın yanı sıra, derinlik ve uzaklık izlenimini vermeyi de başarmıştır.

Van Gogh, gerçeğin doğru bir şekilde betimlenmesi ile fazla ilgilenmemiştir. O, renkleri ve biçimleri kullanarak, resmini yaptığı şeyler hakkında hissettiklerini ve başkalarının hissetmesini istediklerini iletiyordu. “üç boyutlu gerçeklik” denen şeyi, yani doğanın bir fotoğraf gibi aynen resmedilişini pek umursamıyordu. Eğer gerekirse, nesnelerin görünüşünü abartmaktan ve hatta değiştirmekten çekinmiyordu. Böylece, farklı bir yoldan olsa da, o yıllarda Cézanne’nin de vardığı noktaya geldi. İkisi de önemli bir adım atarak resimde “doğayı taklit” amacını bıraktı. Gerekçeleri birbirinden farklıydı elbette. Cézanne bir ölü doğa resmi yaptığında, biçimler ve renkler arasındaki ilişkiyi incelemek istiyor, “doğru perspektif”i, o anda yaptığı deneyin gerektirdiği kadar kullanıyordu. Van Gogh ise, resminin, hissettiklerini ifade etmesini istiyordu. Amacına ulaşması için bazı biçimleri çarpıtması gerekirse, bunu hiç duraksamadan yapıyordu (resim-5). Her iki sanatçı da bu noktaya gelirken, hiçbir zaman için sanatın eski standartlarını alaşağı etmeyi düşünmemişti (Gombrich 1997:535-548).

Van Gogh’un kardeşi Theo’ya yazdığı mektuplarına baktığımızda, onun mekanı oluşturma biçimini anlayabiliriz.

“…iki tane de uzun sopa var; çerçeveyi bunlara ister dikey ister yatay tutturabilirim, kalın tahta mandallarla…

Böylece, deniz kıyısında olsun, çayırlarda ya da tarlalarda olsun, bunun aracılığıyla sanki pencereden bakarmış gibi bakabilirim herhangi bir görünüme. Dikey çizgiler, çerçevenin dik açı oluşturan çizgisi ve eğik çizgiler, kesişme noktası, karelere bölünmüşlüğü, birkaç temel işaret yeri sağlıyor kesinlikle. Bunların yardımı ile temiz bir desen çıkarabilir, esas çizgiler ve oranlar göz önünde tutularak tabi, perspektif konusunda az buçuk içgüdüsü olan perpektifin çizgilere görünüşle nasıl ve niçin bir yön değişikliği, planlara ve bütüne nasıl ve niçin boyut değişikliği verdiğini anlayan bir için geçerli bu. Yoksa bu küçük araç hiçbir işe yaramaz, içinden bakanın başını bile döndürebilir…” (Van Gogh 2001:81).

Gauguin yerlilerin portlerini yaparken, bu “ilkel” sanatla bir uyum sağlamaya çalıştı. Bu yüzden biçimlerin dış hatlarını basitleştirdi ve yoğun renkli geniş alanlar kullanmaktan çekinmedi. Cézanne’dan farklı olarak, bu basitleştirilmiş biçimlerin ve renk skalalarınını tablolarındaki derinlik izlemini yok etmesinden çekinmemiştir.

Cézanne, Van Gogh ve Gauguin, anlaşabilecekleri konusunda pek az umut besleyerek çalışan, umutsuzcasına yalnız üç kişiydi. Ama onların kendi sanatlarında büyük bir önem vererek ele aldıkları sorunları akademilerde öğretilen becerilerden tatmin olmayan genç sanatçılar tarafından da paylaşılmaya başlanmıştır (Gomrich 1997:557-553).

2. 2. Konu Açısından Mekan

Empresyonist ressamlar önceden bir şey tasarlamaksızın, neresi onlara ilham vermişse, orada durup sehpalarını kurarak resim çalışabiliyorlar; yürürken birden bire, doğada çabucak gelip geçen kısa süreli bir ışık etkisinin büyüsüne kapılıp hemen orada bunun resmini yapabiliyorlardı. Dalgaların hareketi, denizi gökyüzünden ayıran ufuk çizgisi, şarıldıyarak akan nehirler, devamlı değişen bulutlarıyla gökyüzü, güneş ışığının parıltılı etkileri, büklümlenen sis ve karın gözleri kamaştıran parlaklığı, Empresyonist ressamların resmetmeyi sevdikleri konular arasında sayılabilir. (Sérullaz 1998:22).

Klasik dönemde de konular ile antik çağa yöneliş, pagan konuların betimlenilmesi. Birincisi, resmin içinde antik mimarlık kalıntılarının ya da resimsel mekan olarak antik bir mekanın kullanılması, ya da resmin içinde antik heykel ve antik insan figürlerinin kullanılması olarak; ikincisi ise, doğrudan doğruya antik insan figürlerinin kullanılması olarakve pagan konuların betimlenmesi biçiminde. Resimde, antik mimarlık veya heykel öğelerinin kullanılması, esas olarak konunun içinde geçtiği mekanın, klasik bir yapı olmasıyla sağlanırdı. Çoğunluklar dinsel bir konu anlatılırken, olay titizce betimlenmiş klasik bir mekanın içinde geçmektedir (Akyürek 1994:138:139).

Empresyonistlerin doğayı anlık resmettiklerini, tarihsel konuları işlemediklerini görüyoruz. Klasik dönemde konuların geçtiği mekandan da ayrıldığını görüyoruz.

Empresyonist grubun ressamları, yeni ilkelerini yalnızca manzara resminde değil, herhangi bir günlük yaşam sahnesinde de uyguladılar. Renoir’in 1876’da yapılmış ve bir açık hava dansını betimleyen tablosunda (resim-2) günlük yaşam sahnesini görüyoruz.

Empresyonist resimlerde sosyal yaşam mekanlarını da görüyoruz. Manet’in “Folies-Bergére”deki (resim-6) adlı eserinde insanları bar içerisinde resmedilmişler. Buna benzer örnekleri Van Gogh’un eserlerinde de görmek mümkün. Van Gogh da gece kahveleri, cafeleri (resim-7) resmetmiş. Yine Cézanne’ın “Kağıt Oyuncuları” adlı eserinde mekanın bir cafe olarak işlenildiğini görüyoruz. Seurat’ın eserlerinde eğlence mekanlarına da rastlıyoruz. “Sirk” (resim-4).

Empresyonist resimlerin konularının işlenildiği mekanları şöyle sıralamamız mümkün, izlenimin gerektirdiği manzara resimleri, sosyal yaşamın gerektirdiği açık hava partileri, barlar, cafeler vb mekanları empresyonist resimlerde görmekteyiz.

3. PAUL SIGNAC

1863-1935

PAUL SIGNAC, Paris’te doğdu. Resim yapmaya 1882′de başladı, başlangıçta Claude Monet’den etkilendi. 1883′de, genç sanatçı S’lerin özgür stüdyosuna katıldı. “Société des Artistes Indépendants” kurucularından biri olan Bing, 1884′te bir jüri ve ödül olmaksızın yıllık sanat sergilerini organize etti. 1885′lerde, Seurat, Maximilien Luce, Henri-Edmond Cross ve Theo van Rysselberghe’de dahil olduğu genç sanatçılar grubu ile yakın ilişki içerisinde bulundu. Bu grup, Neo-Impresyonizmin veya “Divisionism” (parçalama) estetik ve teknik prensiplerini açıkladılar. Signac tarafından yeni bir tarzda yapılan ilk tuvali bu döneme aittir. Kısa bir süre içerisinde Pissarro, “Divisionism”cilere katıldı ve Fauvism, Matisse ve Derain akımlarının geliştiği sürece bölünnüş fırça darbelerinin tekniğini kullandı.

Signac’ın artistik ürünleri, esas olarak deniz manzaraları ve kasaba manzalarından oluşur. Le Havre’den Marseileles’e kadar tüm ülkeyi gezmiştir. Paris, La Rochelle, Avignon, Collioure, Saint-Tropes ve Antibes manzalarını yapmıştır. Venice ve Constantinople liman görünümlerini boyamıştır. Seyahat tutkusu, doğanın bağımsız doğaçlama tasviri ile hızlı ama ayrıntılı uygulamasının birleştiği özel türdeki suluboyalarının fazlalığına sebep olmuştur. Resimler, taslaklar ve çizimler haricinde Signac, Brüksel’deki “Maison du Peuple” için geniş dekoratif tuvaller -”Au temps ‘Harmonie”- üretmiştir.

Signac, sanat teorisi üzerine önemli birkaç çalışma (eser) bırakmıştır. Bunlardan bazıları, 1899′da yayımlanan Eugéne Delacroix to Neo-Impressionizm; Jongkind (1927)’e adanmış monografi (tek yazım); sanat sergileri kataloguna ait birkaç tantım; ve şimdiye dek yayımlanmamış birçok diğer yazmalar (Bessonova 1986:182).

Signac’ın hayatı hemen hemen yolculuklarla geçmiştir. Yolculukla geçmeyen zamanlarda da atölyesinde, yolda çizdiği taslaklara dayanarak tablolar yapar.

1887’de Collioure, 1888’de Portrieux, Anvers, 1889’da Cassis, Anvers, 1892, 1893, 1895, 1896, 1897’de Saint Tropez, 1896’da Hollanda, Venedik, Saint-Tropez, 1896’da Hollanda, Venedik, Saint-tropez, 1906’da Marsilya, Rotterdam, 1907-1910’da İstanbul, Marsilya, Venedik, Verona, Cenova, Saint-Tropez, 1911’de La Rochella, 1919’da Sallonches, 1935’te Korsika ve Barfleur’e giden Signac hep buraların resmini yapmıştır (Birsel 1967:112).

“Indépendants” – Bağımsızların kurulmasında yardımcı olan genç ressam Paul Signac, 1884′de sergilendiğinde Bathers at Asniéres görmüş ve yaratıcısını araştırmıştır. Bu dönemde, Signac oldukça hayran olduğu, Monet ile birlikte parlak renkleri kullanmıştır. Seurat’ın tuvallerindeki havadan etkilenmiştir ve kısa bir süre içerisinde o ve onun yeni arkadaşı, entellektüel enerjilerini karşılıklı faydalı eserlerle birleştirmeye başlamışlardır. Seurat parlak renk geçişlerini “Bathers at Asniéres”‘ın bölümlerine eklerken Signac doksan sekiz yaşındaki Chevreul ile görüşmelerine devam ediyor olsa da daha çok renk teorisi ve optiklerin etkileyici çalışmalarını kendi kendine uygulamıştır.

Renk ve ışık çalışmaları üzerine onların gittikçe artan bilimsel yaklaşımı, ressamların “Divisionism” (bölümleme) olarak adlandırdığı boya maddelerinin uygulanması için teknik ve formüllerin geliştirilmesine sebep olmuştur. Seçkin bir konuşmacı ve yeni teoriler için etkili bir savunucu olan Signac, sonradan From Eugéne Delacroix to Neoimpressionism (1899) olarak adlandırılmış bir kitapta Neo-Impresyonizmin prensiplerini düzenlemiştir. Neo-Impresyonistlerin basitçe tuvallerini küçük noktalar ile kapsamış olmaları üzerine oldukça yaygın ve hatalı gözleme cevap olarak, Signac çok daha kesin bir işlemi tanıtmış oldukları konusunda israr etmiştir.

Neo-Impresyonistler, noktalama yapmazlar, bölümleme yaparlar.

Bölümleme için:

Bir kişiyi, parlaklığın, renklendirmenin ve harmonizasyonun tüm faydalarına inandırmak için;

Tek boya maddelerinin optik karışımı…

Farklı elementlerin ayrımı…

Bu elementlerin ve oranlarının dengelenmesi (Kontrast, değişim ve parlaklık kurallarına göre)

Resimin boyutu ile uyumlu olarak fırçaların seçimi.

Fénéon, Signac’ın resimlerini çok yüksek dekoratif bir sanatın örnek gösterilecek modeli olarak adlandırmıştır. Bu model, arabeske anektodlar feda eder, sentezin adlandırılmasıdır, sürekli olarak hatırlanamaz ve doğaya bir ünvan verir. Seurat’dan çok daha fazla sosyalist olanların birçokları, Signac genç bir bilim adamı olan Charles Henry’in görüşlerinden etkilenmiş ve Signac’ın, çalışan sınıflar arasında estetik bir bilinç yaratacağına inandığı Education of The Spirit of Forms and Education of the Spirit of Color ( Biçimlerin Ruhunun Eğitimi ve Renklerin Ruhunun Eğitimi) kitabı ile işbirliği yapmış bile olabilirler (Kelder 1997:291-292).

4. ESERLERİ

Signac, yükselen Neo-Impresyonist akımın düşünürlerinden biri olarak Paris’te ortaya çıkmıştır. St. Tropez’de Akdeniz kıyısına yerleşmek için yalnızca 1892′de ayrılmıştır. Neredeyse kendi kendine düşünerek, Seurat’ın 1884 yılında bir sergide “Bathing Asniéres at the Indépendants” resmini görünceye kadar Impresyonist boyamanın ilk tekniklerini oluşturdu. Signac, “Groupe des Artistes Indépendants” ın kurucularından biri olmuştur. Bu grup, 1884 yılında resmi salon sergilerilerine karşı alternatif bir karşılaşma olarak jürisiz veya ödülsüz sergiler kurmuştur. 1886 yılında sekiz Impresyonist sergi ile çalışmalarını göstermelerine ek olarak, Neo-Impresyonist’lerde düzenli olarak bağımsızlarla (the Independents) ve Belçikalı bağımsız sanatçılar ve onların 1884 yılında kurduğu Les XX sergileri ile birlikte çalışmalarını göstermiştir. Belçika’lıların 1886 yılında Monet ve Renoir gibi Fransız sanatçıları davet ederek bir iletişim kurmuş olmalarına rağmen onların yakın bağları her zaman Neo-Impresyonist ile olmuştur. Les XX’in üyelerinden Théo ve Rysselberghe (1863-1957) ve Henri van de Velde (1863-1957) gibi bir takım Belçikalı sanatçılar Neo-Impresyonist sitilleri adapte etmiştir.

İmpresyonistlerin romantik naturalizmine karşı tepkili ve resimsel fikirleri ifade eden çok daha bilimsel bir metod bulmaya çalışan Neo-Impresyonistler, 1880′lerin başlarında literatürde doğallığın yerine geçmeye başlamış olan simgesel yazarlar ve şairler arasında 1880′lerin ortalarının son döneminde sempati kazanmıştır. 1880′lerin ikinci yarısında bunların teorileri yaygınlaştığından, Neo-Impresyonistler kendi amaçları ile Gustave Kahn ve Jean Moréas gibi onların birçok kurnaz destekleyicileri, Félix Fénéon gibi sembolik yazarlar arasında ailesel sıcak bir ilişki keşfetmiştir. Neo-Impresyonistler, Impresyonistlerin yaptığı gibi yalnızca doğadaki renk ve ışığın hızlı etkisine hakim olmak için daha fazla uğraşmamış bunun yerine çağdaş bir hayatın çok daha evrensel ve sonsuz kayıtını sunmayı istemiştir. Signac, yeni hareketlerin bir teoristyeniydi. 1899 yılında yayımlanmış olan “From Eugéne Delacroix to Neo-Impressionism” adlı kitabı ile fikirlerini açıklıyor ve savunuyordu.

Signac’ın kişisel eğilimlerinden yazılmış olmasına rağmen bu kitap Neo-Impresyonistlerin fikirlerini yansıtmıştır. Güçlü Modern Sanat Tarihçisi Linda Nochlin tarafından estetik evrenselliğin önemli bir dökümanı olarak tanımlanan bu kitap, ondokuzuncu yüzyılın son yirmi yılı içerisinde birçok edebi ve sanatsal girişimin yaşandığı yasa tabanlı bir harmonizasyon ve sembolizim ile tüm insan düşüncesini ve duygularını araştırmak ve birleştirmek için çabalamıştır.

“The Dining Room” un (resim-8) başladığı 1886 yılında, Signac, Seurat’ın 1884 ve 1886 yılları arasında boyanmış olduğu “Sunday Afternoon on Ile de la Grande Jatte” adlı anıtsal tuvali ile geliştirmiş olduğu noktasal fırça darbelerini uygulamıştır. Bir resim içerisinde farklı renk bileşenlerinin bölünlenmesi işlemine ek olarak , nokta tekniği Neo-Impresyonistlere tonal değerlerin ansal değişimini sunmayı olanaklı kılmıştır. Genelde, Neo-Impresyonistler halen akademik boyama ile ilişkili olan tonal modellemenin boyama etkisini ortadan kaldırmaya bunun yerine en aza indirgenmiş ışık ve karanlık tonlarının kontrastının etkilerinin çalışılmasına uğraşmışlardır. Düzlük, iki boyutlu resim yüzeyi ve derinliğin yanılsaması arasında resimlerindeki doğal gerilimin maksimuma getirilmesine olanak sağlamıştır. Neo-Impresyonistler, resimlerine tonal modellemeyi yeniden kurmuştur. Fakat, akademik klasizmin beyaz ve kahverengi karakteristikleri arasında derece derece dönüşümü yerine doğal renklerin yanyana kullanımı sayesinde tonal değişimi göstermenin anlamını araştırmıştır.

Signac’ın Dining Room’da tablo, gölge ve ışığın güçlü bir kontrastını ve silüet yaratan dramatik bir ışık vermektedir. Bu çeşit ışıklandırma, aşırı kontrastan kaçınan Impresyonistler tarafından değil ama Degas tarafından arasıra kullanılmıştır. Günbatımı onlar tarafından boyandıktan sonra – örneğin 1890-1891 yıllarında Monet’in saman yığını serisi – herhangi bir gölge, gökyüzü ve çevredeki objeler tarafından yansıtılmış, ışıklandırılmış renklerle oldukça parlak olmuştur. Signac’ın resimlerinde arka plandaki ışıklandırma kompozisyondaki yapı ve biçimde çok güçlü bir duygu yaratır ve betimlenmiş orta sınıf yaşamların alaycı bir eleştirisi ve kalitesi olabilecek donmuş bir ciddiyettir. Biçim, renklerin cansızlıktan tam bir doymuşluğa değişimi ile yaratılır. Böylece, ışıklandırılmış alanlar yalın bir renk tonu veya sarıdan beyaza gibi gösterilir. Bunlar sonrasında tüp renklerin saf doygunluğuna varıncaya kadar yerel renklerin miktarının eklenerek arttırılmasıyla anlık bir değişimin serisi olarak geçerler (Callen 1988:134).

Saint-Tropez (resim-9) 1893 tarihli The Port of Saint-Tropez (Van der Heydt-Museum, Wuppertal) için bir hazırlık çalışmasıdır. Aynı ayarlamaları gösterir, ama tabandaki suyun yansımasının geniş alanlarının içeren dikey bir formatta gösterilmiştir. Bitmiş resim Seurat’ın ölümünden sonra Signac tarafından geliştirilen noktasal boyamanın daha büyük ve koyu versiyonu olmuştur.

1890′lar boyunca, Signac eserlerini tümüyle stüdyo ortamında gerçekleştirmeye başlamıştır. Yalnızca küçük suluboya (özellikle 1900′dan sonra) veya yağlıboya çalışmaları bu kapılar önünde yapılmıştır. Bununla beraber, mevcut resimin bu açık – hava çalışmalarından biri olduğu açık değildir. Bu çalışmalar, geniş boyamaları, eldeki akıcılığı kapsar; ama geniş boyamaların final biçimlerine uyar; bundan başka elle boyama, oldukça değişken ve nispeten şematiktir ve Signac’ın bu yıllarda üretmiş olduğu doğal nesnelere ait hızlı ve tümüyle fırça darbeli taslaklarından farklıdır. Muhtemelen Saint-Tropez son boyama için bir çeşit karikatür görevi görmüş olduğu muhtemeldir. Hem komposizyonel ayarlama hemde renk kompozisyonundaki gereklilikler bakımından özet bir biçimde ifade edilmiştir – Yelkenlilerin ve gemi direğinin kavisleri, gökyüzünün maviliği ve güneşli binaların portakal ve sarılığına karşı merkez yelkenlisi.

Signac, Akdeniz kıyılarında yaşamak üzere St-Tropez’e gittikten sonraki boyama yılları, sonrasında uzak ve az bilinen bir balıkçı kasabası. St-Tropez, Signac’ın Akdeniz ışıklarının etkisini ifade edebilmek için 1890′ların başından ortalarına kadar geliştirdiği yoğun renk kontrastlarını ortaya çıkarmıştır. Beyaz en iyi kalite ağaç panellerin parlaklığı etkiyi zenginleştirir.

Signac, bitmiş olan resimleriyle yan yana düzenli olaral yağlıboya ve suluboya çalışmalarını sergilerine dahil etti. Bu da gösteriyor ki, Signac, çalışmalarını yalnızca hazırlayıcı bir materyal olarak değil ama kendi gerçekleri doğrultusunda sanat eserleri olarak görmüştür. Taslaklarındaki canlı renklerin koyu ve doğaçlama uygulaması 1905 yılında Matisse ve Derain tarafından geliştirilen Fauve tarzı üzerine anlamlı bir etki yapmıştır. Matisse, 1904 yılında St Tropoz’de Signac ile birlikte çalışmıştır (House 1994:56).

“Pierre Hale’s Yel Değirmeni Saint-Briac” (resim-10) adlı eserinde: Bu odada, bir tarnpet temposu gibi Paul Signac’ın fırçası cesurca hareket etmektedir, Signac, bazı deniz manzarası sergiler, Saint-Briac’ın manzarasını.Yeşil dalgalar mavi ile koyulaşmıştır, taşlar etrafındaki köpükler ve oldukça fazla yayılmış ışık vardır.

Signac, insanı heycanlandıran iyi bir mizahla el ve gözün inanılmaz bir eminliğiyle devam eder. Hissedersinizki, bu sanatçı sanatına düşkündür, doğallığı sever.

“Clicity’nin Gaz Tankları” (resim-11) adlı eserinde: Gaz tanklarının silüetleri arasında varoş caddelerinin bazı köşeleri, renk titreşmeleri ve kızgın yakıcı ışık yansımaları, atmosferi titreşimli yapmaktadır. Bu vuruşların tümü göze bir rahatsızlık vermeksizin, Seurat gibi bir ressamın yaptığı gibi duyguyu güçlendirmeye veya iki katına çıkarmaya uğraşmaksızın bir hatıranın halisinasyonu içerisinde, kusursuz bir hatırlatma ile vurgulamaktadır.

“Kuzeybatıdan Kuzeye Esen Sert Rüzgar” (resim-12) adlı eserinde: Signac’ın mutlu bir işlenmemişliği vardır. Onun resimlerinin tümü, ışıkla parlamaktadır. Onun suyu parlamakta ve yansıyan gün ışığı ile dalgalanmaktadır.

Paul Signac, Impresyonistlerin kır manzaralı ressamları arasında bahsedilmeye değer olandır. Onun İngiltere sahillerine ait çalışmaları, Paris varoşlarına ait resimlerinden daha iyidir.

Signac, Seurat’tan daha fazla geniş darbelerle çalışır ve hafifçe dalgalanan su üzerinde inanılmaz güzel etkiler sağlar. Onun tarzı, yeni formülleri uygulayan ve bunu kendi mizacına göre değiştirmeye çalışan orijinal bir sanatçı olduğunu tastikler.

“Bobis-Colombes Demiryolu Kavşağı” (resim-13) adlı eserinde: Bazı iyi seçilmiş objeler vardır. Beyazın sertliğinin çok güzel bir anlatımı, ama Signac’ın kontrastları bazen oldukça serttir, ve gölgeler ile oluşturulan rengin keskinliği ve objelerin hatlarındaki incelikleri yeterince dikkate almamıştır.

Fabrika bacaları ile çizgilenmiş, bir hat boyunca ekilmiş bitkiler, deniz suyunun titremisi, yaprak yığınları, bazı zaman mavi denizin hayali ile birlikte Paris’in varoşları: Signac’ın boyamayı sevdiği herşey burada var. Tüm diğerlerinin arasında, kullandığı yoğun renkler ile resimlerindeki karmaşaya dikkat çektiğimizde bir zenginlik ile onundur. Henüz çok genç olan Signac, takdire değer tonları kullanır. Karikatür ve çirkinlikten sakınan Parisian ile aynı duyayrlılığa sahiptir. Onlar Raffaelli tarafından yapılmış olabilir mi? Onun kır manzaralarında kesin olan yalın tonlar, soluk bitki örtüsü, heryerde kurum dağınıklığı kullandığıdır (Moffett 1986:470-473).

“Mor Korse Giyen Kadın” (resim-14) adlı eserinde: Ressamlar, arkadaşlarının duyguları okşayan kadınsılığını betimlemek için Utamaro’nun basit formüllerine yönelmiştir.

1892 yılı boyunca, Signac ve Cross her ikisi, Japan sitiline saygı olarak bir resim yaptılar. Le Japon Artistique’na yardım yapan düzenli bir yardımsever olarak, Signac, (yukarıdaki) genç modelini bir manken olarak kullanmış olduğu dekoratif temayı gözden geçirdi. Françoise Cachin, “Çapraz olarak düzenlenmiş olan kadının oylumlu kolları Japan hayranlığının hatırlatır” diye yazar onun monografisinde. Çalışma, bununla birlikte, bir önceki yıl ölen Seurat tarafından boyanan bir resmi hatırlatmaktadır.

1884 yılından bu yana kendisinden dört yıl daha kıdemli olan Seurat ile yakın ilişki içerisinde bulunmuştur. “Eğer bir kimse noktalama (Neo-Impresyonizm) olarak bilinen bir çeşit din yaratmak istese, diye ifade eder yazar Thadee Natanson, Seurat bir mesih ama Paul Signac bir St. Paul olacaktır”, der. Yeni araştırmalarla ilgilenen hırslı bir genç olarak Signac, ilk resimlerinde Monet’in bir öğrenci idi. Aktif, sinsi ve ateşli bir kişi olarak Seurat ise, sessizdi.

“Lombard Burnu, Cassis” (resim-15) adlı eserinde: Aşağıdaki “Portrieux Roadstead” (resim-19) resmindeki gibi çarpıcı ve rasgele renkleri tuvale yansıtabilmek için Signac’ın mizacına sahip olmak gerekir. Bu resim 1888 yılında yapılmıştır. Bu yıl Van Gogh ve Gauguin’in birlikte Arles yaşadığı tarihtir. Biz bu resimde, bağımsız renklerdeki aynı kaygıyı görürüz. Tıpkı, herhangi bir fonksiyonel görevden açıkça bağımsız gibi. Aynı zamanda, bununla beraber, Signac kendi kendine sıkı bir disiplin içerisinde hisseder. Eleştirmenlerin oldukça rafine edilmiş ve doğrusal buldukları yan taraftaki “Cape Burnu, Cassis” resmini incelendiğinde dergisinde de yazdığı gibi “Cassis’deki gibi bu kadar kesin bir katilikte resimlerimi hiçbir zaman yapmadığıma inanıyorum. Bu ülkede beyaz haricinde hiçbirşey yok: Heryerden yansıyan ışık yerel renkleri ve gri gölgeleli yer” der (Huygie 1973:288-290).

“Avignon Papalık Sarayı” adlı resminde (resim-16), Küçük renk parçacıklarının topluca algılanmasıyla Avignon Papalık Sarayı’nın görüntüsü ortaya çıkıyor. Solda, yeşillerin içinden Avignon’un ünlü köprüsü beliriyor. George Sevrat’ın Noktacılık tekniğinin izleyicisi olan Signac, birbirini tamamlayacı renkleri kaynaştırmadan yan yana getirerek uzaktan bakıldığında birbirine geçen nokta dizileri elde etmiş. Sanatçı, İzlenimciler’in farklı ışık altındaki renk değişimlerine yönelik araştırmalarından da yararlanmıştır. Örneğin, bu resme egemen olan mor ve pembeler, Claude Monet’in ünlü Roven katedrali görünümünde kullandıklarının benzerleridir. Sevrat düşüncelerinin söze dökülmesine karşıydı am erken ölümü Signac’ın yeni-izlenimcilik ve renk kullanımı üzerine kuramlar ortaya koymaya yöneltmiştir.

12 Temmuz 2007

Kural 01: Oyun Alan

Kural 01: Oyun Alanı

1:1 Oyun alanı (Şekil:1); 40 m x 20 m ölçülerinde , iki kale sahası (Kural 1:4 ve 6) ve bir oyun alanını içeren dik dörtgen şeklindedir. Uzun kenarlara kenar çizgisi, kısa kenarların kale direkleri arasında kalan bölümüne kale çizgisi ve kalelerin her iki yanında kalan bölümüne ise dış kale çizgisi adı verilir.

Oyun alanının çevresinde; kale çizgilerinden itibaren en az 2 m ve kenar çizgilerinden itibaren en az 1 m genişliğinde bir emniyet alanının olması gerekir.

Müsabaka süresince oyun alanının özellikleri, bir takıma avantaj sağlayacak şekilde değiştirilemez.

1:2 Kaleler (Şekil: 2-a ve 2-b) her bir kale çizgisinin tam ortasına yerleştirilir. Kaleler zemine veya arkalarındaki duvarlara sıkıca tutturulmalı; içten içe 3 m genişliğinde ve 2 m yüksekliğinde olmalıdır.

Kale direkleri bir üst direkle birbirine bağlanır. Kale direklerinin arka kenarları, kale çizgisinin arka kenarıyla aynı hizada olmalıdır. Yan direkler ve üst direk bir kenarı 8 cm olan kare kesitinde olmalı; direklerin sahadan görünen üç yüzü de birbiriyle, zeminle ve arka duvarla zıt iki ayrı renkte şeritler halinde boyanmalıdır.

Kalelerin, giren topun kalede kalmasını sağlayacak şekilde ağ ile donatılmış olması gerekir.

1:3 Oyun alanındaki bütün çizgiler sınırladıkları alana dahildirler. Kale direkleri arasındaki çizgi (Şekil:2-a) 8 cm, diğer tüm çizgiler ise 5 cm genişliğinde olmalıdır.

Çizgilerle sınırlandırılan alanlar, sınırlandıran çizgiler yerine farklı renklerde boyanarak birbirilerinden ayrılabilirler.

1:4 Her kalenin önünde bir kale sahası bulunur (Kural: 6). Kale sahası, kale çizgisine paralel ve kale çizgisinin dış kenarı ile kale sahası çizgisinin dış kenarı arasındaki uzaklık 6 m olan 3 m uzunluğunda düz bir çizgi ile bu çizginin her iki ucunun, kale direklerinin iç arka kenar dip köşesinden ölçülerek çizilen 6 m yarı çapındaki iki çeyrek dairenin birleştirilmesi sonucu belirlenir (Şekil:1 ve 2-a).

1:5 Serbest atış çizgisi, kale sahası çizgisinin 3 m dışından çizilen kesik bir çizgidir. Çizgiler ve aralarındaki boşlukların her biri 15 cm dir (Şekil :1).

1:6 7 m çizgisi ; kalenin tam karşısında, 1 m uzunluğunda bir çizgidir. Bu çizgi, kale çizgisine paralel ve 7m uzaklıktadır. (Bu mesafe, kale çizgisinin arka kenarından 7m çizgisinin ön kenarına kadardır.) (Şekil : 1).

1:7 Kaleci sınır çizgisi (4m çizgisi); kale çizgisinin dış kenarı ile çizilecek çizginin dış kenarı arasındaki uzaklık 4 m olan, 15 cm uzunluğunda, kale çizgisine paralel ve kalenin tam karşısındadır (Şekil : 1)

1:8 Orta çizgi iki uzun kenarın orta noktalarını birleştiren çizgidir(Şekil :1 ve 3).

1:9 Kenar çizgisinin bir parçası olan değişme çizgisi, her iki takım için orta çizgiden 4,5 m mesafede; orta çizgiye paralel, saha içine ve dışına doğru her iki yönde 15 cm uzunluğundadır (Şekil : 1 ve 3).

Kural 02: Oyun Süresi, Bitiş Sinyali ve Mola

Oyun Süresi

2:1 16 ve daha yukarı yaştaki oyunculardan oluşan bütün takımlar için normal oyun süresi 30 dakikalık iki devredir ve devre arası normalde 10 dakikadır.Yaşları 12 – 16 arasında olan takımlar için oyun süresi 2 x 25 ve 8 – 12 arasında olan takımlar için ise 2 x 20 dakikadır ve her iki durumda da devre arası 10 dakikadır.

2:2 Kazananın belirlenmesi gereken bir müsabakada, normal oyun süresi berabere biterse 5 dakikalık aradan sonra uzatma bölümü oynanır. Uzatma bölümü 5 dakikalık iki devreden oluşur ve devre arası 1 dakikadır.

Birinci uzatma bölümü sonunda oyun hala berabere ise, 5 dakikalık bir aradan sonra ikinci uzatma bölümü oynanır. Bu uzatma bölümü de 5 dakikalık iki devreden oluşur ve devre arası 1 dakikadır. Oyun hala berabere ise, kazanan takım müsabaka yönetmeliğine göre belirlenir.

Bitiş Sinyali

2:3 Oyun süresi, hakemin ilk başlama atışı için çaldığı düdükle başlar ve skorborddan gelen otomatik bitiş sinyali veya saat hakeminin bitiş düdüğü ile sona erer. Bu tür bir düdük veya sinyal gelmezse, hakem oyun süresinin bittiğini belirtmek için düdük çalar (17:10).

Yorum :

Skorbord yoksa, saat hakemi masa saati veya kronometre kullanmalıdır ve müsabakayı 18:2’nin 2. paragrafındaki bitiş düdüğü ile bitirmelidir.

Skorbord kullanılıyorsa ve mümkünse, zamanın sıfırdan otuz dakikaya doğru programlanması gerekir.

2:4 Devrenin veya oyun süresinin bittiğini belirten sinyalle aynı anda veya hemen öncesinde yapılan ihlaller ve sportmenlik dışı davranışlar cezalandırılır; gerekirse bu cezalandırma bitiş düdüğünden sonra gerçekleştirilir. Hakemler 13:4’teki durum hariç gereken serbest atış veya 7 m atışını yaptırıp sonucunu aldıktan sonra müsabakayı bitirir (Açıkl. No:1).

2:5 Serbest ve 7 m atışları kullanılırken veya top havadayken bitiş sinyali gelirse, bu atışlar mutlaka tekrarlanmalıdır. Hakemler müsabakayı bitirmeden önce tekrarlanan atışın sonucunu almalıdırlar.

2:6 2:4-5’te açıklanan durumlarda serbest atış veya 7 m atışının kullanılması sırasında oyuncu ve idareciler tarafından yapılabilecek ihlaller ve spor dışı davranışlar bireysel olarak cezalandırılır. Bununla beraber bu tür atışların kullanımı sırasında yapılan ihlaller karşı yönde serbest atışı gerektirmez.

2:7 Hakemler devrenin veya müsabakanın bitiş sinyalinin saat hakemi tarafından erken verildiğine karar verirse, oyuncuları sahada tutarak kalan süreyi oynatmalıdırlar.

Bitiş sinyali erken verildiğinde; top oyunda ise 13:4 a-b’ye uygun atışla, oyun dışı ise pozisyona uygun atışla yeniden başlar.

Oyunun veya uzatma bölümünün birinci devrelerinin geç bitirildiğine karar verilirse ikinci devre gereken süre kadar kısaltılmalıdır. Oyun süresinin veya uzatma devrelerinin ikinci yarılarının geç bitirildiğine karar verilirse hakemler hiçbir şeyi değiştirmek durumunda değillerdir.

Mola

2:8 Oyun süresinin ne zaman ve ne kadar süre için durdurulacağına hakemler karar verirler (Mola).

Aşağıdaki Durumlarda Mola Zorunludur :

a) 2dk. Zaman cezası, diskalifiye veya ihraç verildiğinde,

b) 7 m verildiğinde,

c) Takım mola verildiğinde,

d) Hatalı oyuncu değişimi veya fazladan bir oyuncunun oyun alanına girmesi durumunda,

e) Saat hakemi veya gözlemciden gelen sinyal varsa,

f) 17:8’de belirtilen durumlarda,

Bazı koşullara bağlı olarak da mola kararı verilebilir (Açıkl. No: 2).

Mola süresince yapılan ihlaller oyun süresince yapılan ihlaller gibi değerlendirilir (16:13, 1. parag.).

2:9 Mola nedeniyle oyun süresinin durdurulması ve yeniden başlatılması için, hakemler saat hakemine işaret verirler.

Oyun süresinin durdurulduğu saat hakemine üç kısa düdük ve 16 nolu hakem el işareti ile gösterilir.

Moladan sonra oyun, kesinlikle düdükle başlatılmalıdır (15:3-b).

2:10 Takımlar normal oyun süresinin her devresinde, bir dakikalık birer takım molası alma hakkına sahiptir (Açıkl. No:3).

Kural 03: Top

3:1 Top; deri veya sentetik maddeden yapılmış ve küre şeklinde olmalı; dış yüzeyi parlak veya kaygan olmamalıdır (17:3 ).

3:2 Topun çevresi ve ağırlığı kategorilere bağlı olarak aşağıdaki gibi değişir: 16 yaşından büyük erkekler için 58 – 60 cm ve 425 – 475 gram (IHF 3 numara). 12 – 16 yaş arası erkekler ve 14 yaşından büyük bayanlar için 54 – 56 cm ve 325 – 375 gram (IHF 2 numara).8 – 12 yaş arası erkekler ve 8 – 14 yaş arası bayanlar için 50 – 52 cm ve 290 – 330 gram (IHF 1 numara).

Yorum :

Uluslararası resmi müsabakaların tümünde kullanılacak toplar için gerekli teknik özellikler “IHF Top Yönetmeliğinde” belirtilmiştir.Mini Hentbol için kullanılan topların çevresi ve ağırlığı oyun kuralı olarak düzenlenmemiştir.

3:3 Her müsabaka için en az iki top bulundurulmalıdır. Yedek toplar 3: 1 – 2 de belirtilen özelliklere uygun olmalı ve her an kullanılabilecek şekilde hakem masasında bulundurulmalıdır.

3:4 Yedek topun ne zaman kullanılacağına hakemler karar verirler. Böyle durumlarda, mola alınmasını ve oyunun durmasını engellemek için en kısa süre içinde yedek topun oyuna sokulması gerekir.

Kural 04: Takım, Oyuncu Değişimi ve Malzeme

Takım

4:1 Bir takım en fazla 12 oyuncudan oluşur. Aynı anda oyun alanında 7’ den fazlaoyuncu bulundurulamaz. Diğerleri yedek oyunculardır.Oyun süresince her takım bir oyuncusunu kaleci olarak oynatmalıdır. Kaleci her zaman saha oyuncusu olabilir. Aynı şekilde, bir saha oyuncusu da her zaman kaleci olabilir (4:4, 4:7).Bir takım müsabakanın başında sahada en az 5 oyuncu bulundurmalıdır. Uzatma devreleri dahil takımlar müsabaka süresince oyuncu sayılarını 12’ye tamamlayabilirler. (IHF ve Kıta federasyonlarınca düzenlenen müsabakalar için bu durum ilgili yönetmeliklerle belirlenmiştir).Takımlardan birinin oyuncu sayısı 5’in altına düşse bile müsabaka devam edebilir. Müsabakanın tatil edilip edilmeyeceği ve, gerekli görülmesi durumunda, ne zaman tatil edileceği hakemlerin kararına bağlıdır (17:13).

4:2 Müsabaka süresincebir takım yedek bankında en fazla 4 yönetici bulundurabilir. Yöneticiler müsabaka sırasında değiştirilemezler. Yöneticilerden biri takım sorumlusu olarak belirlenmelidir. Gerektiğinde sadece takım sorumlusu masa ve saha hakemleri ile konuşma hakkına sahiptir (Açıkl.: 3).

Takım yöneticisinin müsabaka süresince oyun alanına girmesine izin verilmez. Bu kuralın ihlali sportmenlik dışı davranış olarak cezalandırılır (8:4, 16:3-d, ve 16:6-b) ve müsabakaya rakip takımın kullanacağı serbest atışla devam edilir (13:1a-b, ve Açıkl. No: 9).

4:3 Bir oyuncu veya yönetici müsabaka cetveline yazılmış ve müsabakanın başında sahada hazır ise oyuna katılma hakkına sahiptir.Müsabaka listesinde yazılı olan ve müsabaka başladıktan sonra gelen oyuncu ve yöneticiler oyuna katılmak için masa hakemlerinden izin almalı ve müsabaka cetveline yazılmalıdırlar. Müsabakada oynama hakkı olan bir oyuncu her an takımının değişme çizgisinden oyuna girebilir (4:4, 4:6).Oynama hakkı olmayan bir oyuncu sahaya girerse diskalifiye edilmelidir (16:6a) ve müsabakaya rakip takımın kullanacağı serbest atışla devam edilir (13:1a-b, Açıkl. No: 9).

Oyuncu Değişimi

4:4 Yedek oyuncular masa hakemlerine haber vermeksizin, değişecek oyuncunun oyun alanını tamamen terk etmiş olması koşulu ile, her an ve sayıca sınırlama olmaksızın oyuna girebilirler (4:5).Oyuncular kendi değişme çizgilerinden her an oyuna girip çıkabilirler (4:5). Bu durum kaleci değişimi için de geçerlidir (4:7, 14:10).Oyuncu değişimi ile ilgili kurallar, takım mola hariç, molalarda da geçerlidir.

4:5 Hatalı oyuncu değişiminde, hatayı yapan oyuncuya 2 dk. zaman cezası verilmelidir. Aynı takımdan ve aynı anda birden fazla değişme hatası yapılırsa, sadece hatayı ilk yapan oyuncu cezalandırılır.Müsabaka rakip takımın kullanacağı serbest atışla yeniden başlatılır (13:1a-b, Açıkl. No: 9).

4:6 Fazladan bir oyuncu oyun alanına girerse veya yedek bir oyuncu değişme alanından oyuna müdahale ederse zaman cezası verilir. Böyle bir durumda takım, fazladan oyuna giren oyuncu dışında, oyun alanındaki bir başka oyuncusunu da 2 dakika süre ile oyundan alır.Zaman cezası devam eden bir oyuncu oyun alanına girerse ikinci kez zaman cezası verilir. Bu durumdaki oyuncunun cezası son olarak aldığı ceza ile başlatılır ve ilk cezanın kalan bölümü için bir başka oyuncu oyun alanından alınmalıdır.Her iki durumda da oyun, rakip takımın kullanacağı serbest atışla yeniden başlatılır (13:1a-b, Açıkl. No: 9).

Malzeme

4:7 Bir takımın saha oyuncularının formaları tek tip olmalı ve rakip takımın formalarından renk ve desen olarak ayırt edilmelidir. Kaleciler her iki takımın saha oyuncuları ve rakip takımın kalecilerinden farklı renk ve desende forma giymelidirler (17:3).

4:8 Oyuncuların formalarındaki sırt numaralarının boyu en az 20 cm ve göğüs numaralarının boyu ise en az 10 cm olmalıdır. Numaralar tercihen 1’den 20’ye kadar olmalıdır.Forma numaraları renk ve desen olarak formalardan farklı olmalıdır.Her takımın kaptanı formasından zıt renkte ve 4 cm eninde bir pazubant takmalıdır.

4:9 Oyuncular spor ayakkabısı giymelidir. Oyuncuların; kafa koruyucu, yüz maskesi, künye, saat, yüzük, gerdanlık, zincir, küpe, sert çerçeveli veya tokasız gözlük gibi tehlikeli olabilecek eşyaları giymelerine izin verilmez (17:3). Yumuşak ve elastik maddeden yapılmış saç bandına izin verilir.Bu koşulları yerine getirmeyen oyuncunun, durumunu düzeltinceye kadar, oynamasına izin verilmez.

4:10 Bir oyuncunun kanaması ya da formasında veya vücudunda kan lekesi varsa; bu oyuncunun normal değişme bölgesini kullanarak oyun alanından hemen çıkarılması gerekir. Kanı durduruluncaya, yarası sarılıncaya ve forması temizleninceye kadar ilgili oyuncunun oynamasına izin verilmez.Böyle durumlarda hakemlerin talimatlarını yerine getirmeyen sporcu, sportmenlik dışı davranışta bulunmuş sayılır (8:4, 16:1d ve 16:3c).

4:11 Sakatlık durumunda, hakemler 16 ve 17 nolu hakem el işaretlerini kullanarak, sakatlanan oyuncunun kendi takımından ve oyuna katılma hakkı bulunan iki kişinin (4:3) sadece sakatlanan oyuncuya yardımcı olmaları amacı ile ve mola süresince, oyun alanına girmelerine izin verebilirler (4:2, 16:1d, 16:3d, 16:6b).

Kural 05: Kaleci

Kalecinin Yapabilecekleri :

5:1 Kale sahasında savunma amacıyla topa vücudunun her kısmıyla dokunabilir.

5:2 Topla birlikte kale sahası içerisinde, saha oyuncularına uygulanan kısıtlamalara tabi olmaksızın serbestçe hareket edebilir (7:2 – 4, 7:7); ancak kaleci atışını geciktirmesine izin verilmez (6:5, 12:2, 15:3b).

5:3 Topsuz olarak kale sahasını terk ederek oyuna katılabilir. Bu durumda saha oyuncularına uygulanan kurallara tabidir.Kalecinin vücudunun her hangi bir kısmı kale sahası çizgisinin dışına temas ederse, kale sahasını terk etmiş sayılır.

5:4 Kontrol altına alamadığı topla kale sahasını terk edebilir ve topla oyun alanında tekrar oynayabilir.

Kaleci İçin Yasaklamalar :

5:5 Savunmada rakibini tehlikeye sokamaz (8:2, 8:5).

5:6 Kontrolü altındaki topla kale sahasını terk edemez (13:1a).

5:7 Kaleci atışından sonra, top bir başka oyuncuya dokunmadıkça kale sahasının dışındaki topa dokunamaz (13:1a).

5:8 Kale sahası içindeyken, oyun alanında duran veya yuvarlanan topa dokunamaz (13:1a).

5:9 Kale sahasının dışında duran veya yuvarlanan topu kale sahasına alamaz (13:1a).

5:10 Topla oyun alanından kendi kale sahasına giremez (13:1a).

5:11 Kale sahasında duran veya oyun alanına doğru hareket eden topa ayak veya diz altı ile dokunamaz (13:1a).

5:12 7 m atışı kullanılırken, top atışı yapan oyuncunun elinden çıkmadan, 4 m sınır çizgisini veya uzantısını geçemez (14:9).

Yorum:

Kalecinin bir ayağı zeminde veya 4 m çizgisinin arkasında ise diğer ayağı veya vücudunun herhangi bir kısmı ile havadan bu çizgiyi aşabilir.

Kural 06: Kale Sahası

6:1 Kale sahasına sadece kaleci girebilir (6:3). Kale sahasına veya çizgisine vücudunun herhangi bir kısmıyla dokunan saha oyuncusu bu alanı ihlal etmiş sayılır.

6:2 Saha oyuncusu kale sahasına girerse aşağıdaki kararlar verilmelidir:

a) Saha oyuncusu kontrolü altındaki topla kale sahasına girerse, serbest atış (13:1a).

b) Topsuz saha oyuncusu kale sahasına girerse ve bu şekilde bir avantaj sağlarsa, serbest atış (13:1a-b, 6:2c).

c) Savunma oyuncusu kale sahasına girerek açık bir gol şansını engellerse, 7 m atışı (14:1a).

6:3 Saha oyuncusunun kale sahasına girmesi aşağıdaki durumlarda cezalandırılmaz:

a) Rakibin dezavantajına neden olmuyorsa, topla oynadıktan sonra kale sahasına girmesi,

b) Oyuncuya avantaj sağlamıyorsa topsuz olarak kale sahasına girmesi,

c) Savunma oyuncusunun, rakibin dezavantajına neden olmaksızın savunma anında ve sonrasında kale sahasına girmesi,

6:4 Kale sahasındaki top kaleciye aittir.Kale sahasında duran, yuvarlanan veya kalecinin kontrolü altındaki topa dokunulamaz (13:1a-b). Ancakkaleciatışı hariç, kale sahasında havada bulunan topla oynanabilir (12:2).

6:5 Kale sahasında kalan top kaleci tarafından kaleci atışıyla tekrar oyuna sokulmalıdır (Kural: 12).

6:6 Savunma oyuncularından biri savunma amacıyla topa dokunur ve top kaleci tarafından tutulur veya kale sahasında kalırsa oyun kaleci atışıyla devam etmelidir (6:5).

6:7 Oyuncu topu kendi kale sahasına atarsa aşağıdaki kararlar verilir:

a) Top kaleye girerse, gol.

b) Top kale sahasında kalırsa veya kaleci topa dokunur ve top kaleye girmezse serbest atış(13:1b).

c) Top dış kale çizgisini aşarsa kenar atışı (11:1).

d) Kaleci topa dokunmadan, top kale sahasını aşarak oyun alanına dönerse, oyun devam eder.

6:8 Kale sahasından oyun alanına geri dönen top oyunda kalır.

Kural 07: Topla Oynama, Pasif Oyun

Topla Oynama

Aşağıdakiler yapılabilir:

7:1 Top, açık veya kapalı elle, kol, baş, gövde, kalça ve dizler kullanılarak, itilebilir, tutulabilir, durdurulabilir, atılabilir veya topa vurulabilir.

7:2 Top yerde bile olsa, en fazla üç saniye tutulabilir (13:1a).

7:3 Top elde iken en fazla üç adım atılabilir. Aşağıdaki durumlarda bir adım atılmış sayılır (13:1a):

a) Oyuncu iki ayağı yerde ve ayakta dururken, bir ayağını kaldırıp tekrar yere koyarsa veya bir ayağının yerini değiştirirse,

b) Oyuncu bir ayağı yerde iken topu yakalayıp, sonra diğer ayağını yere koyarsa,

c) Oyuncu sıçradıktan sonra bir ayağı üzerine düşer ve daha sonra aynı ayağı üzerinde tekrar sıçrarsa veya diğer ayağı ile yere dokunursa,

d) Oyuncu sıçrama sonrasında aynı anda iki ayağı üzerine düşüp daha sonra bir ayağını kaldırıp tekrar yere koyarsa veya yerini değiştirirse,

Yorum:

Bir ayak yer değiştirdiğinde diğer ayak yerden sürüklenerek onun yanına çekilirse bir adım alınmış sayılır.

7:4 Ayakta dururken veya koşarken:

a) Top bir kere yere vurulup, tek ya da çift elle tutulabilir,

b) Top tek elle yerde sürülebilir veya yuvarlanabilir ve daha sonra tekrar tek veya çift elle tutulabilir veya yerden alınabilir,

Top tutulduktan sonra üç adım veya üç saniye içinde elden çıkarılmalıdır (13:1a).Oyuncu vücudunun herhangi bir kısmı ile topa dokunur ve zemine doğru yönlendirirse top sürülmeye başlanmış sayılır.Top bir başka oyuncuya veya kale direklerine dokunursa, oyuncu yeniden topa dokunabilir, sürebilir ve tekrar yakalayabilir.

7:5 Top bir elden diğerine aktarılabilir.

7:6 Diz üstü durarak, oturarak veya yatarak topla oynanabilir.

Aşağıdakiler yapılamaz:

7:7 Zemine, başka bir oyuncuya veya kale direklerine dokunmamışsa, topa bir kereden fazla dokunulamaz (13:1a).Top tutma hataları cezalandırılmaz.

Yorum:

Top tutma hatası, sporcunun topu tutmaya veya durdurmaya çalışırken kontrol altına alamaması anlamına gelir.

Top kontrol altına alınmışsa, oyuncu topu sürdükten veya yere vurduktan sonra bir kereden fazla dokunamaz.

7:8 Rakip oyuncu tarafından atılmadığı taktirde, topa diz altı veya ayakla dokunulamaz (13.1a-b).

7:9 Oyun alanındaki top bir hakeme değerse oyun devam eder.

Pasif Oyun

7:10 Bir takımın hücum veya gol için belirgin bir girişimde bulunmaksızın topu kontrolü altında tutması (Açıkl. No: 4) pasif oyun olarak değerlendirilir ve topa sahip olan takım aleyhine serbest atış verilir (13:1a).

Serbest atış, oyun durdurulduğunda topun bulunduğu yerden kullanılır.

7:11 Hakemler pasif oyun eğilimini fark ettiklerinde 18 no’lu hakem el işaretini gösterirler. Bu işaret, topa sahip olan takıma, topu kaybetmemek amacıyla hücum şeklini değiştirme fırsatı verir. İşaret verildikten sonra hücum şeklinde değişiklik olmazsa veya kaleye atış uygulanmazsa topa sahip olan takım aleyhine serbest atış kararı verilir (Açıkl. No: 4).Bir oyuncunun belirgin bir gol fırsatını kullanmaması gibi bazı durumlarda, hakemler öncesinde bir uyarı işareti göstermeksizin, topa sahip olan takımın aleyhine serbest atışa hükmedebilirler.

Kural 08: Fauller ve Sportmenlik Dışı Davranışlar

İzin Verilenler:

8:1

a) Eller ve kollar topu kazanmak veya blok yapmak amacıyla kullanılabilir,

b) Açık elle ve herhangi bir yönde rakibin topu çelinebilir,

c) Rakip topsuz bile olsa, vücutla perdeleme yapılabilir,

d) Yüz yüze iken ve bükülü kolla rakibe temas edilebilir ve rakibi izlemek için bu temas sürdürülebilir,

İzin Verilmeyenler:

8:2

a) Rakibin elindeki top vurarak veya çekerek alınamaz,

b) Kollar, eller ve bacaklar kullanılarak rakip durdurulamaz, iterek uzaklaştırılamaz,

c) Rakibe sarılma, tutma, itme yapılamaz ve üzerine sıçranamaz,

d) Toplu veya topsuz rakip oyuncu kurallara aykırı olarak engellenemez, perdelenemez veya tehlikeye sokulamaz,

8:3 8:2 kuralının ihlali durumunda, hareket temel olarak topa değil de yalnızca rakibe karşı ise arttırmalı olarak cezalandırılır. Arttırmalı ceza, topu kazanma amaçlı kural ihlallerinin ötesinde bir kural ihlalinin değerlendirilmesinde, yalnızca serbest atış veya 7m atışının yeterli olmadığı anlamına gelir. Arttırmalı ceza kapsamındaki her ihlal, uyarıyla başlayan (16:1b) ve arttırmalı olarak devam eden (16:3b ve 16:6g) bir şahsi cezayı gerektirir.Farklı ihlaller için verilen uyarı ve zaman cezaları, arttırmalı cezaların uygulanmasında dikkate alınır.

8:4 Spor ahlakıyla uyuşmayan fiziksel davranışlar ve sözlü ifadeler sportmenlik dışı davranış olarak değerlendirilir. Bu durum oyun alanı içinde ve dışındaki oyuncu veya idarecileri bağlar(Açıkl. No: 5). Sportmenlik dışı davranışlar da arttırmalı cezayı gerektirir (16:1d, 16:3c – d ve 16:6b,g,h).

8:5 Bir oyuncu yaptığı davranışlarakibinin sağlığını tehlikeye sokarsadiskalifiye edilmelidir (16:6c).

Özellikle:

a) Atış kullanan veya pas veren bir oyuncunun atış koluna yandan veya arkadan vurmak veya çekmek,

b) Rakibin başına veya boynuna gelen darbeyle sonuçlanan her türlü hareket,

c) Çelme takmak ta dahil rakibin vücuduna ayakla, dizle veya bir başka şekilde kasıtlı vurmak,

d) Koşan veya sıçrayan rakibi itmek veya vücut kontrolünü kaybetmesine sebep olacak şekilde müdahale etmek; bu durum rakibin hızlı hücumunu engellemek için kale sahasını terk eden kaleciyi de kapsar,

e) Serbest atışın direk kale atışı olarak kullanıldığı durumlarda topu hareketsiz duran savunma oyuncusunun kafasına atmak; benzer olarak 7 m atışı sırasında topu hareketsiz duran kalecinin kafasına atmak.

8:6 Oyun alanı içinde veya dışında olsun sporcu veya idareciler tarafından yapılan ağır sportmenlik dışı davranışlar (Açıkl. No:6) diskalifiye ile cezalandırılır (16:6d).

8:7 Oyun süresince fiili saldırıda bulunan oyuncu ihraç edilmelidir (16:9-11). Bu durum oyun süresi dışında olursa diskalifiyeyi gerektirir (16:6e, 16:13b,d). Fiili saldırıda bulunan takım yöneticisi diskalifiye edilir (16:6f).

Yorum:

Bu kurala göre fiili saldırı; oyuncu, hakem, masa hakemi, takım yöneticisi, gözlemci, seyirci, vs. gibi bir başka kişinin vücuduna karşı güç kullanarak ve kasıtlı olarak saldırmak şeklinde tanımlanır. Bir başka deyişle, fiili saldırı refleks hareket veya dikkatsiz ve hızlı hareketlerin sonucunda oluşan durum kadar basit değildir. Birisine tükürmek özellikle fiili saldırı olarak değerlendirilir.

8:8 Kural 8:2 – 7 arasında sıralanan ihlaller, oyunda sebep oldukları duraklama nedeniyle doğrudan veya dolaylı olarak belirgin bir gol fırsatını yok ederlerse, 7-m atışı kararı verilir (14:1).

Kural 09: Gol

9:1 Bir atışın gol olabilmesi için, atışı yapan oyuncu veya takım arkadaşlarının atış öncesi veya atış sırasında kural ihlali yapmamaları ve topun tümüyle kale çizgisini geçmiş olması gerekir (Şekil 4). Kale hakemi iki kısa düdük ve 12 nolu hakem el işareti ile golü onaylar.

Savunma oyuncusunun kural dışı davranışına rağmen top kaleye girerse gol verilmelidir.

Top kale çizgisini tamamen geçmeden saha veya saat hakemi oyunu durdurursa gol kararı verilmez.

Kaleci atışı hariç (12:2 2. Parag.), bir oyuncu tarafından kendi kalesine atılan top kaleye girerse gol verilir.

Yorum:

Kaleye gitmekte olan top, oyun alanında olmaması gereken seyirci vs. gibi kişi veya herhangi bir şey tarafından engellenirse ve hakem gol olacağından eminse, gol kararı verilmelidir.

9:2 Verilen gol kararı başlama atışı yapıldıktan sonra iptal edilemez.

Gol kararından hemen sonra devrenin veya müsabakanın bittiğine ilişkin sinyal verilirse, hakemler başlama atışı yapılmadan gol konusuna açıklık getirmelidir.

Yorum:

Hakemler tarafından verilen gol, skorborda hemen yazılmalıdır.

9:3 Daha fazla gol atan takım kazanır. Her iki takımın gol sayıları eşitse veya maç sonuna kadar gol atılmamışsa, müsabaka berabere bitmiş sayılır.

Kural 10: Başlama Atışı

10:1 Başlama atışı, müsabakanın başlangıcında kura atışını kazanarak topu seçen takım tarafından kullanılır. Diğer takım sahayı seçer. Kura atışını kazanan takım sahayı seçerse, başlama atışını diğer takım kullanır.

Takımlar müsabakanın ikinci yarısında saha değiştirirler. İkinci yarının başındaki başlama atışı, müsabakanın başlangıcında başlama atışını kullanmayan takım tarafından kullanılır.

Uzatma bölümleri için kura atışı yeniden yapılır ve 10:1 kuralı uzatma bölümleri için de geçerlidir.

10:2 Her golden sonra oyun, golü yiyen takımın kullanacağı başlama atışı ile devam eder (9:2 2. Parag.).

10:3 Başlama atışı, hakemin düdük işaretinden sonra üç saniye içerisinde (13:1a), sahanın ortasından ve her iki yana doğru 1,5 metrelik tolerans aralığından her yönde kullanılabilir. Atışı kullanacak oyuncunun bir ayağı top elinden çıkıncaya kadar orta çizgiye basılı olmalıdır (13:1a, Açıkl. No: 7).

Başlama atışını kullanacak takımın oyuncuları hakemin düdük işaretinden önce orta çizgiyi geçemezler (15:1, 2. ve 3. Parag.).

10:4 Uzatma devreleri dahil her devrenin başında başlama atışının kullanılabilmesi için oyuncular kendi oyun alanlarında bulunmalıdırlar.

Bununla beraber, gol sonrasında başlama atışı kullanılırken rakip takımın oyuncuları sahanın her iki yarısında da olabilirler.

Her iki durumda da rakip oyuncular atışı kullanacak oyuncudan en az 3 m uzaklıkta olmalıdır(15:7).

Kural 11: Kenar Atışı

11:1 Kenar atışı topun kenar çizgileri tamamen aştığı veya kendi dış kale çizgisini aşmadan önce en son savunma oyuncuları tarafından temas edildiğinde verilir.

11:2 Kenar atışı, hakemin düdük işareti olmadan (15:3b), topun kenar çizgisini aşmasına neden olan takımın rakibi tarafından kullanılır.

11:3 Kenar atışı topun kenar çizgisini aştığı yerden veya dış kale çizgisini aşmışsa, aştığı taraftaki köşeden kullanılır.

11:4 Top atışı uygulayan oyuncunun elinden çıkıncaya kadar bir ayağı kenar çizgiye basılı olmalıdır. Atışı uygulayacak oyuncu topu yere koyup tekrar alamaz, süremez ve atış sonrası tekrar dokunamaz (13:1a).

11:5 Kenar atışı uygulanırken rakip oyuncular atışı uygulayacak oyuncudan en az 3 m uzaklıkta olmalıdır.

Ancak, kenar atışının kullanılacağı yerle kale sahası çizgisi arasındaki mesafe 3 m den az ise savunma oyuncuları kale sahası çizgisinin hemen önünde durabilirler.

Kural 12: Kaleci Atışı

12:1 Kaleci atışı, top kaleci tarafından kale sahasında kontrol edildiğinde (6:5) veya dış kale çizgisi dışına çıkmadan önce en son hücum oyuncuları veya kaleci tarafından oynandığında verilir.

Yukarıdaki pozisyonların her ikisinde de top oyun dışı kabul edilir ve kaleci atışına karar verildikten sonra, atış kullanılıncaya kadar, atışı kullanacak takımın oyuncularından herhangi biri hata yaparsa 13:3 uygulanır.

12:2 Kaleci atışı hakemin düdük işareti olmadan (15:3b), kale sahasından oyun alanı yönünde kullanılır. Kalecinin attığı top kale sahası çizgisini geçince, kaleci atışı kullanılmış sayılır.

Rakip takımın oyuncuları kale sahası çizgisinin hemen önünde durabilirler ancak top kale sahası çizgisini geçmeden topa dokunamazlar.

12:3 Kaleci atışı kullanıldıktan sonra top bir başka oyuncuya dokunmadan, kaleci topa tekrar dokunamaz (5:7, 13:1a).

Kural 13: Serbest Atış

Serbest Atış Kararı

13:1 Prensip olarak hakemler aşağıdaki durumlarda oyunu durdurur ve karşı takım lehine serbest atışla tekrar başlatır:

a) Topa sahip olan takımın topu kaybetmesine neden olacak bir kural ihlali yaptığında (4:2 – 3, 4:5 – 6, 5:6 – 11, 6:2a – b, 6:4, 7:2 – 4, 7:7 – 8, 7:10, 8:8, 10:3, 11:4, 12:3, 13:7 – 8, 14:4 – 7 ve 15:2 – 5).

b) Savunma takımının kural ihlali yaparak topa sahip olan takımın top kaybetmesine neden olduğunda (4:2 – 3, 4:5 – 6, 5:5, 6:2b, 6:4, 6:7b, 7:8, 8:8).

13:2 Hakemler, oyunu bir serbest atış kararı ile gereğinden önce durdurmaktan kaçınarak, oyunda devamlılığı sağlamaları gerekir.

Hücum eden takımın kural ihlalinden hemen sonra savunma takımı topa sahip olmuşsa (13:1a), hakemlerin serbest atış kararı vermemeleri gerekir.

Hakemler, aynı biçimde, savunma takımının yaptığı hataya bağlı olarak, hücum takımının topu kaybettiğine veya hücuma devam edemeyecek duruma geldiğine kanaat getirinceye kadar (13:1b), oyuna müdahale etmemelidirler.Bireysel cezayı gerektiren kural ihlalleri varsa ve oyunun durdurulması rakip için dezavantaj teşkil etmiyorsa, hakemler oyunu hemen durdurabilirler. Diğer durumlarda bireysel cezanın, pozisyonun sonuna kadar geciktirilmesi gerekir.

4:2 – 3 veya 4:5 – 6 kurallarındaki durumlar saat hakemi tarafından sinyalle anında bildirilmesi gerektiğinden, bu kuralların ihlali durumunda 13:2 uygulanmaz ve oyun hemen durdurulmalıdır (Açıkl. : 9 2. Parag.).

13:3 13:1a – b kurallarının ihlali topun oyun dışında olduğu durumlarda olursa oyun, durdurulmasına sebep olan duruma uygun atışla yeniden başlar.

13:4 13:1a – b kurallarındaki durumlara ek olarak, kural ihlali olmaksızın oyunun kesintiye uğradığı durumlarda, oyunun tekrar başlatılması için serbest atış kullanılır:

a) Oyun kesintiye uğradığı zaman bir takım topa sahipse topun o takımda kalması gerekir,

b) Top hiçbir takımın kontrolünde değilse, tekrar en son oynayan takıma verilmesi gerekir,

c) Topun tavana veya sabit bir cisme çarpması sonucu oyun kesilmişse, topun en son topla oynamayan takıma verilmesi gerekir,

13:2 kuralında belirtilen avantaj durumu 13:4 te sıralanan durumlarda uygulanmaz.

13:5 Topa sahip olan takım aleyhine verilmiş serbest atış varsa, hakem düdük çaldığında topa sahip olan oyuncu topu hemen bulunduğu yere bırakmalıdır (16:3e).

Serbest Atışın Uygulanışı

13:6 Serbest atış normal hallerde hakemin düdük işareti olmadan (ancak, bkz. 15:3b) ve prensip olarak da ihlalin olduğu yerden uygulanır.

Aşağıdakiler Bu Prensibin Dışındadır:

13:4a – b kurallarında açıklanan durumlardaki serbest atışlar, prensip olarak oyun kesildiğinde topun bulunduğu yerden ve hakemin düdük işareti ile kullanılır. 13:4c deki serbest atış ise topun tavana veya sabit bir cisme çarptığı yerin sahadaki iz düşümünden ve hakemin düdük işareti ile kullanılır.

Savunma takımının oyuncu veya yöneticisinin yapmış olduğu ihlalden ötürü müsabaka gözlemci veya hakem tarafından durdurulmuşsa ve bu durum sözlü uyarı veya disiplin cezasını gerektiriyorsa ve de oyun durdurulduğunda topun bulunduğu yer hatanın yapıldığı yerden daha avantajlı ise, serbest atış oyun durdurulduğunda topun bulunduğu yerden kullanılır.

4:2 – 3 veya 4:5 – 6 da belirtilen hatalı oyuncu değişimi veya fazladan oyuncunun oyun alanına girmesi gibi nedenlerden ötürü oyun saat hakemi tarafından durdurulmuşsa önceki paragrafta belirtilen istisna burada da uygulanır.

7:10 da belirtilen pasif oyun nedeniyle oyun durdurulmuşsa, serbest atış oyun durdurulduğunda topun bulunduğu yerden uygulanmalıdır.

Önceki paragraflarda belirtilen prensipler göz önünde bulundurulmaksızın serbest atış kale sahası içerisinden ve rakip takımın serbest atış koridorundan kullanılamaz. Böyle bir durum olduğunda atış yerinin, pozisyonun olduğu yere en yakın ve bu sınırlı alanların dışına alınması gerekir.

Yorum:

Ancak, kullanılacak serbest atışın yeri savunma takımının serbest atış çizgisinden uzaklaştıkça, serbest atışı asıl yerine yakın bir noktadan kullandırtma toleransı artmalı. Bu tolerans, serbest atışı kullanacak takımın kendi serbest atış koridorunda azami mesafe olan 3m’ye kadar çıkar.

13:5 ihlal edilmişse ve bu ihlal gereği 16:3e ile cezalandırma varsa, serbest atışın kullanılmasına ilişkin yukarıda belirtilen tolerans uygulanmaz ve bu gibi durumlarda serbest atışın tam yerinden kullanılması gerekir.

13:7 Serbest atış kazanan takımın oyuncusu top elinde ve atış için doğru pozisyonda ise, topu yere bırakıp tekrar alamaz veya yere vurup tekrar tutamaz (13:1a).

13:8 Serbest atış uygulanırken top atışı kullanacak oyuncunun elinden çıkmadan önce hücum eden takımın oyuncularırakip takımın serbest atış çizgisine basamaz ve bu çizgiyi geçemezler (15:1).

Serbest atış süresince hücum eden takımın oyuncularından, serbest atış koridorunda bulunan ve bundan dolayı oyuna etki eden oyuncular varsa, hakemler bu oyuncuları doğru konuma getirmelidirler (15:1). Bu durumda serbest atış hakemin düdük işaretinden sonra kullanılmalıdır (15:3b).

Serbest atışın hakemin düdük işareti ile yapılmasını gerektiren durumlarda hücum eden takımın oyuncuları, top atışı kullanacak oyuncunun elinden çıkmadan önce rakibin serbest atış koridorunu ihlal ederse savunma takımı lehine serbest atış verilmelidir (13:1a).

13:9 Serbest atış uygulanırken rakip takımın oyuncuları atışı kullanacak oyuncudan en az 3 m uzaklıkta olmalıdır. Serbest atış, savunma takımının serbest atış çizgisinden kullanılıyorsa, savunma oyuncularının kendi kale sahası çizgisinin hemen dışında durmaları gerekir.

Kural 14: 7 Metre Atışı

7 Metre Kararı

14:1 Aşağıdaki durumlarda 7 m verilir:

a) Sahanın neresinde olursa olsun, rakip takımın yönetici veya oyuncuları tarafından belirgin bir gol fırsatı engellendiğinde,

b) Belirgin bir gol fırsatı olduğunda gereksiz düdük veya sinyal varsa,

c) 9:1 deki yorum hariç belirgin bir gol fırsatı, oynama hakkı olmayan birisi tarafından engellendiğinde,

“Belirgin bir gol fırsatının” tanımı için Açık. No: 8’e bakınız.

14:2 14:1a da olduğu gibi, bir ihlale rağmen hücum oyuncusu vücut ve top kontrolünü sağladıktan sonra, belirgin gol şansını kaybetse bile 7 m kararı verilmez.

Olası bir 7 m pozisyonunda hakemler, 7 m kararının gerçekten belirgin ve gerekli bir karar olduğundan emin oluncaya kadar, pozisyona müdahale etmemeleri gerekir. Hücum oyuncusu savunma oyuncuları tarafından kural dışı olarak engellenmesine rağmen gol şansını devam ettiriyorsa, 7 m kararının verilmesi için belirgin bir neden yoktur. Buna karşılık, savunmanın kural ihlalinden ötürü, oyuncu gerçekten top veya vücut kontrolünü kaybederse ve belirgin gol fırsatı ortadan kalkarsa 7 m kararı verilir.

14:3 Hakemler 7 m kararı verdiklerinde mola almalıdırlar (2:2).

7 Metre Atışının Uygulanışı

14:4 7 m atışı saha hakeminin düdük işaretinden sonra 3 sn içinde kale yönünde kullanılır (13:1a).

14:5 7 m atışı sırasında top, atışı kullanan oyuncunun elinden çıkmadan önce bu oyuncu 7 m çizgisine basamaz ve bu çizgiyi geçemez (13:1a).

14:6 7 m atışından sonra, top kaleci veya kale direklerine dokunmadıkça, atışı yapan oyuncu veya takım arkadaşları tarafından topla oynanamaz (13:1a).

14:7 7 m atışı kullanılırken, top atışı yapan oyuncunun elinden çıkıncaya kadar takım arkadaşları serbest atış çizgisinin dışında durmak zorundadır. Bu kuralın ihlali durumunda atışı kullanan takım aleyhine serbest atış kararı verilir (13:1a).

14:8 7 m kullanılırken top, atışı yapan oyuncunun elinden çıkıncaya kadar, rakip takım oyuncuları serbest atış çizgisinin dışında ve 7 m çizgisinden en az 3 m uzaklıkta durmalıdır. Bu kuralın ihlali durumunda atış golle sonuçlanmazsa 7 m atışı tekrarlanır.

14:9 7 m atışı kullanılırken top, atışı yapan oyuncunun elinden çıkmadan kaleci, 4 m sınır çizgisini geçerse ve gol olmazsa atış tekrarlanır (1:7, 5:12).

14:10 7 m atışını kullanacak oyuncu top elinde ve atışı kullanmak için doğru pozisyonda ise kalecinin değişmesine izin verilmez. Bu pozisyonda değişmeye teşebbüs etmek sportmenlik dışı davranış olarak cezalandırılır (8:4, 16:1d ve 16:3c).

Kural 15: Atışların Uygulanışı İle İlgili Genel Açıklamalar

Kaleci Atışı, Serbest Atış ve 7 Metre Atışı)

15:1 Atış kullanılmadan önce top, atışı kullanacak oyuncunun elinde olmalıdır.

Bütün oyuncular atış için uygun pozisyonda olmalıdır. 10:3’ün 2. Parag. hariç, top atışı kullanacak oyuncunun elinden çıkıncaya kadar oyuncular kendi pozisyonlarında kalmalıdırlar.

Atış öncesindeki yanlış pozisyonlar düzeltilmelidir (13:8 2. Parag. ve 15:7).

15:2 Kaleci atışı hariç, atış kullanılırken, atışı kullanacak oyuncunun bir ayağı sabit ve zeminle temas halinde olmalıdır (13:1a). Diğer ayak kaldırılabilir ve tekrar yere konulabilir.

15:3 Hakemler aşağıdaki durumlarda oyunu yeniden başlatmak için düdük çalmalıdır:

a) Başlama (10:3) veya 7 m (14:4) atışları kullanılırken,

b) Kenar atışı, kaleci atışı veya serbest atışlarda ise aşağıdaki durumlarda:

·Mola sonrası oyunu yeniden başlatmak için,

·13:4’de belirtilen serbest atışla oyunu yeniden başlatmak için,

·Atışların uygulanması sırasındaki gecikmelerde,

·Oyuncuların hatalı pozisyonları düzeltildikten sonra,

·Sözlü uyarı veya uyarıdan sonra,

Düdük işaretinden sonra atış, 3 sn içerisinde kullanılmalıdır (13:1a).

15:4 Top atışı kullanacak oyuncunun elinden çıktığı anda, atış kullanılmış sayılır (12:2).

Atış kullanılırken, atışı kullanacak oyuncunun takım arkadaşları topa dokunamaz ve top elden ele aktarılamaz(13:1a).

15:5 Atış kullanıldıktan sonra top, bir başka oyuncu veya kale direklerine dokunmadıkça, atışı kullanan oyuncu topa tekrar dokunamaz (13:1a).

15:6 Kendi kalesine atılamayacağı için kaleci atışı hariç (12: 2), bütün atışlar golle sonuçlanabilir.

15:7 Hücum eden takım için dezavantaj yaratmıyorsa; başlama atışı, kenar atışı ve serbest atışın hemen kullanılması sırasında savunma oyuncularının hatalı pozisyonları hakemler tarafından düzeltilmemelidir. Dezavantaj söz konusu ise düzeltilmelidir (15:3b).Savunma oyuncularının hatalı pozisyonlarına rağmen hakemler, atışın kullanılması için düdük çalarsa, bu oyuncular pozisyona müdahale etme hakkına sahip olurlar.Rakip oyuncu; atışı kullanacak oyuncunun çok yakınında durarak veya kural dışı başka bir davranışta bulunarak atışın kullanılmasını engeller veya etki ederek geciktirirse uyarılır. Bu davranışın tekrarında zaman cezası verilir (16:1c ve 16:3f).

Kural 16: Cezalar

İhtar

16:1 Aşağıdaki durumlarda ihtar verilebilir:

a) 8:3 gereği “Arttırmalı Ceza” kapsamına girmeyen, 5:5 ve 8: 2 kurallarında belirtilen rakibe karşı yapılan faul ve benzeri ihlallerde,

Aşağıdaki durumlarda ihtar verilmelidir:

b) Arttırmalı olarak cezalandırılan faullerde (8:3),

c) Atışların uygulanışı sırasında rakip tarafından yapılan ihlallerde (15:7),

d) Sporcu veya takım yöneticisinin sportmenlik dışı davranışlarında (8:4),

Yorum:

Bir oyuncuya birden fazla, bir takıma ise üçten fazla ihtar verilemez.

Zaman cezası almış bir oyuncuya daha sonra ihtar verilemez.

Takım yöneticilerine birden fazla ihtar verilemez.

16:2 İhtar hatalı oyuncuya veya yöneticiye ve masa hakemlerine sarı kart yukarıya kaldırılarak gösterilmelidir (Hakem El İşareti No:13; Sarı Kart yaklaşık 9 x 12 cm ölçülerinde olmalıdır).

Zaman Cezası

16:3 Aşağıdaki durumlarda zaman cezası verilmelidir:

a) Oyun alanına hatalı giriş veya hatalı oyuncu değişiminde (4:5 – 6),

b) Arttırmalı olarak cezalandırılan faullerin tekrarında (8:3),

c) Oyun alanı içinde veya dışında, oyuncunun sportmenlik dışı davranışlarının tekrarında (8:4),

d) 16:1d gereği yöneticilerden herhangi biri ihtar aldıktan sonra aynı takımın yöneticilerinden birinin sportmenlik dışı davranışları tekrarlamasında (8:4),

e) Topa sahip olan takım aleyhine verilen serbest atış kararından sonra, topa sahip olan oyuncunun topu atması veya yere bırakmaması durumunda (13:5),

f) Rakip tarafından uygulanan atışlar sırasında yapılan ihlallerin tekrarında (15:7),

g) Oyun süresince bir oyuncunun veya takım yöneticisinin diskalifiyesine bağlı olarak (16:8 2. Parag.),

h) Bir oyuncuya zaman cezası verildikten hemen sonra ve oyun tekrar başlamadan aynı oyuncu tarafından yapılan sportmenlik dışı davranışlarda (16:12),

Yorum:

Faullerin tekrarında veya sportmenlik dışı davranışlar nedeniyle genellikle zaman cezası verilmesi gerektiği b, c ve d maddelerinde belirtilmesine rağmen, oyuncu önceden ihtar almamış ve takımının üç ihtar hakkı dolmamış olsa bile yapılan bazı ihlallerde hakemler hemen zaman cezası verme hakkına sahiptirler. Benzer olarak, önceden ihtar almamış olsalar bile, takım yöneticilerine de zaman cezası verilebilir.

16:3b gereği, takım yöneticisine zaman cezası verildiğinde takım yöneticisi yedek bankında kalarak görevine devam eder, ancak takımı 2 dk süresince bir oyuncu eksik oynar.

16:4 Hakem mola aldıktan sonra, zaman cezasını oyuncu ve masa hakemlerine Hakem El İşareti No:14 ile açıkça bildirmelidir.

16:5 Zaman cezası daima iki dakikalık oyun süresi içindir ve aynı oyuncuya verilecek üçüncü zaman cezası diskalifiyeyi gerektirir(16:6g).

Zaman cezası alan bir oyuncunun, ceza süresi dolmadan oyuna katılmasına ve sahada yerinin bir başka oyuncuyla doldurulmasına izin verilmez.

Zaman cezası süresi, oyunu yeniden başlatan düdükle başlar.

Zaman cezası oyunun birinci devresinde dolmamışsa ikinci devrede de devam eder. Aynı durum normal oyun süresinden uzatma bölümüne geçişte ve uzatma bölümü süresince de geçerlidir.

Diskalifiye

16:6 Aşağıdaki durumlarda diskalifiye verilmelidir:

a) Oynama hakkı olmayan oyuncu oyun alanına girerse (4:3),

b) Takım yöneticilerinden herhangi biri zaman cezası aldıktan sonra (16:3d) sportmenlik dışı davranışta bulunursa (8:4),

c) Rakibin sağlığını tehlikeye sokan faullerde (8:5),

d) Oyun alanı içinde veya dışında bir oyuncu veya takım yöneticisinin ağır sportmenlik dışı davranışlarında (8:6),

e) Müsabaka öncesi veya devre arası gibi oyun süresi dışında kalan zamanlarda oyuncunun saldırıda bulunması durumunda (8:7, 16:13b,d),

f) Takım yöneticisinin saldırısında (8:7),

g) Aynı oyuncuya üçüncü kez verilen zaman cezasında (16:5),

h) Takım yöneticisi veya sporcuların sportmenlik dışı davranışlarının devre arasındaki tekrarında (16:13d),

16:7 Hakem mola aldıktan sonra, diskalifiye kararını (Hakem El İşareti No:13) oyuncu veya yöneticiye ve masa hakemlerine kırmızı kartı kaldırarak açıkça göstermelidir ; kırmızı kart yaklaşık 9 x 12 cm ölçülerinde olmalıdır.

16:8 Sporcu veya yöneticinin diskalifiyesi daima oyunun kalan süresi için geçerlidir. Diskalifiye edilen sporcu veya yönetici oyun alanını ve yedek bankını hemen terk etmelidir. Bu sporcu veya yöneticinin takımıyla herhangi bir şekilde iletişim kurmasına izin verilmez.

Oyun alanında olsun veya olmasın, oyun süresince sporcu veya yöneticinin diskalifiyesi, takımı için 2 dk. zaman cezasını gerektirir. Bu durum takımın oyun alanındaki oyuncu sayısının bir oyuncu eksileceği anlamındadır (16:3g). Oyuncunun 16:12 ye göre diskalifiyesi, oyun alanındaki oyuncu sayısının 4 dk süre için eksilmesini gerektirir.

16:13b hariç diskalifiye, bir takımın mevcut oyuncu veya yönetici sayısını eksiltir. Ancak, iki dakikalık süre dolduktan sonra, takım oyun alanındaki oyuncu sayısını tekrar tamamlayabilir.

Prensip olarak diskalifiye sadece, verildiği müsabakanın kalan süresi için geçerlidir. Diskalifiye hakemlerin gözlemledikleri olguların sonucu olarak dikkate alınır. Bir yönetici veya oyuncunun diskalifiyesi müsabaka sonrası yaptırımları gerektirmez. Ancak Açıkl. No: 6 a veya d maddelerine giren ağır sportmenlik dışı davranışlar (16:6d) veya (16:6e – f) deki saldırılar müsabaka raporunda belirtilmelidir (17:11).

İhraç

16:9 Aşağıdaki durumlarda ihraç verilmelidir:

Oyuncunun oyun süresince (16:13 1. Parag. ve 2:6), 8:7’detanımlanan saldırıları oyun alanı içinde veya dışında yaptığında ,

16:10 Hakem mola aldıktan sonra, ihraç kararını oyuncuya ve masa hakemlerine Hakem El İşareti No:15 ile açıkça göstermelidir.

16:11 İhraç, oyunun kalan bölümü için geçerlidir ve takım bu süreyi bir oyuncusu eksik tamamlamalıdır.

İhraç edilen oyuncu oyun alanını ve yedek bankını hemen terk etmelidir ve bu oyuncunun yerine başka oyuncu sokulamaz. Bu oyuncunun takımıyla herhangi bir şekilde iletişim kurmasına izin verilmez.

İhraç kararı hakemler tarafından müsabaka raporuna yazılarak yetkililere bildirilmelidir (17:11).

Aynı Anda Birden Fazla Hata

16:12 Oyun yeniden başlatılmadan önce sporcu veya yönetici art arda veya aynı anda birden fazla hata yaparsa ve bu hatalar farklı cezaları gerektirirse, prensip olarak sadece en ağır ceza verilmelidir. Bu durum, hatalardan biri saldırı olduğunda her zaman geçerlidir.

Ancak, aşağıdaki durumların tümünde takım 4 dakika eksik oynamalıdır:

a) Zaman cezası alan bir oyuncuya, oyun yeniden başlamadan önce sportmenlik dışı davranışından ötürü ikinci zaman cezası verilirse (16:3h); ikinci zaman cezası oyuncunun üçüncü zaman cezası ise diskalifiye edilir,

b) Doğrudan veya üçüncü zaman cezasından ötürü diskalifiye edilen bir oyuncunun, oyun yeniden başlamadan önce yaptığı sportmenlik dışı davranışlarından ötürü takımının daha fazla cezalandırılması gerekiyorsa, takım 4 dk eksik oynar,

c) Zaman cezası alan bir oyuncunun, oyun yeniden başlamadan önce yaptığı ağır spor dışı davranışından ötürü diskalifiye edilirse (16:6d), her iki ceza birleştirilir ve takım 4 dk eksik oynar (16:8 2. Parag.),

d) Doğrudan veya üçüncü zaman cezasından ötürü diskalifiye edilen bir oyuncunun, oyun yeniden başlamadan önce ağır sportmenlik dışı davranışlarından ötürü takımının daha fazla cezalandırılması gerekiyorsa takım 4 dk eksik oynar,

Oyun Süresi Dışındaki İhlaller

16:13 16:1, 16:3, 16:6 ve 16:9 kurallarında tanımlanan durumlar genellikle oyun süresince verilmesi gereken cezaları kapsar. Burada belirtilen “Oyun Süresi” uzatma bölümü ve molaları kapsar fakat devre aralarını kapsamaz (2:8).

Takım yöneticisi veya oyuncularından birinin, müsabakanın oynanacağı yerde ancak oyun süresi dışında, sportmenlik dışı davranışta, ağır sportmenlik dışı davranışta veya saldırıda bulunursa aşağıdaki gibi cezalandırılmalıdır:

Müsabaka Öncesi

a) Sportmenlik dışı davranışta ihtar verilir (16:1d).

b) Ağır sportmenlik dışı davranış veya saldırı durumunda diskalifiye edilir (16:6d – f) ancak takım müsabakaya 12 oyuncu ve 4 yönetici ile başlayabilir,

Devre Arasında

c) Sportmenlik dışı davranışta ihtar verilir(16:1d),

d) Sportmenlik dışı davranışlarıntekrarında ve ağır sportmenlik dışı davranışlarda veya saldırı durumunda diskalifiye verilmelidir

(16:6b,d – f,h), oyun süresince verilmesi gereken ve 16:3c – d belirtilen cezalar burada verilmez.

Devre arasında verilen diskalifiye, takımın ikinci devreye eksik saha oyuncusu ile başlamasını gerektirmez .

Müsabaka Sonrası

e) Rapor yazılır.

Kural 17: Hakemler

17:1 Her müsabaka eşit yetkilere sahip iki hakem tarafından yönetilir. Yazı ve saat hakemleri bunlara yardımcı olurlar.

17:2 Hakemler müsabakanın oynanacağı yere geldikleri andan terk ettikleri ana kadar, oyuncuların davranışlarını denetlerler.

17:3 Hakemler müsabakayı başlatmadan önce oyun alanının, kalelerin ve topların kontrolünden sorumludur ve hangi topların kullanılacağına karar verirler (Kural 1 ve 3:1).

Ayrıca hakemler; her iki takımın formalarının uygunluğunu, takım listelerini ve oyuncuların malzemelerini kontrol ederler. Değişme alanındaki oyuncu ve yöneticilerin sayıca uygunluğunu denetlerler ve takım sorumlusunun kim olduğunu belirlerler. Hatalar düzeltilmelidir (4:1-2, 4:7-9).

17:4 Kura atışını hakemlerden biri, diğer hakem ve her iki takım kaptanının önünde yapar (10:1).

17:5 Müsabakanın başında hakemlerden biri “Saha Hakemi” olarak yerini başlama atışını kullanacak takımın arkasında alır.

Saha hakeminin başlama atışı düdüğüyle müsabaka başlar (10:3).

Diğer takım topa sahip olduğu zaman saha hakemi, savunma yapan takımın kale çizgisi dışında yerini alır.

Diğer hakem, müsabakanın başında savunma yapan takımın kale çizgisi dışında “Kale Hakemi” olarak başlar. Savunma takımı topa sahip olduğunda bu hakem saha hakemi olur.

Hakemler müsabaka süresince zaman zaman pozisyon değiştirmelidirler.

17:6 Prensip olarak tüm müsabaka aynı hakemler tarafından yönetilmelidir.

Hakemlerin görevi, müsabakanın kurallara uygun olarak oynanmasını sağlamaktır ve hatalı davranışları cezalandırmalıdırlar (ancak, Kural 13:2, 14:2’ye bkz).

Herhangi bir nedenle hakemlerden biri müsabakaya devam edemeyecek durumda kalırsa, diğer hakem müsabakaya yalnız devam eder. (IHF ve Kıta Federasyonlarınca düzenlenen müsabakalar için bu duruma yönelik kurallar düzenlemiştir).

17:7 Kural ihlallerinde iki hakemde aynı takımın cezalandırılması, ancak farklı cezaların verilmesi düşüncesinde iseler, ağır olan ceza verilmelidir.

17:8 Kural ihlali olduğunda veya top oyun alanı dışına çıktığında, iki hakemde hangi takımın topa sahip olacağı konusunda farklı düşüncede iseler, aralarında yapacakları görüşme sonrası verecekleri karar uygulanır. Ortak bir karara varılamazsa, saha hakeminin kararı uygulanır.

Mola zorunludur. Hakemler arasındaki görüşmeden sonra belirgin hakem el işareti verilir ve oyun düdükle yeniden başlar(2:8f, 15:3b).

17:9 Her iki hakem de; gollerin, uyarıların, zaman cezalarının, diskalifiyelerin ve ihraç cezalarının kaydını tutmakla sorumludur.

17:10 Her iki hakem de oyun süresinin kontrolünden sorumludur. Oyun süresi konusunda anlaşmazlık olursa, hakemlerin alacağı ortak karar geçerlidir (2:3).

17:11 Hakemler müsabakadan sonra müsabaka cetvelinin doğru doldurulduğunu kontrolden sorumludur.

16:8 4. paragrafında belirtilen diskalifiyeler ve (16:11) de belirtilenihraçlar müsabaka raporuna yazılmalıdır.

17:12 Hakemlerin gözlemlerine dayanarak verdikleri kararlar ve vardıkları yargılar kati kararlardır.

Kural dışı kararlara itiraz edilebilir.

Oyun süresince sadece takım sorumluları hakemlerle görüşme hakkına sahiptir.

17:13 Hakemler müsabakayı durdurma veya tatil etme yetkisine sahiptirler.

Müsabaka tatil edilmeden önce devamı için her türlü çaba gösterilmelidir.

17:14 Siyah kıyafet öncelikle hakemler içindir.

Kural 18: Saat ve Yazı Hakemleri

18:1 Prensip olarak saat hakemi; oyun süresini, molaları ve zaman cezası alan oyuncuların ceza sürelerini takip etmekten sorumludur.

Benzer olarak yazı hakemi; müsabaka cetvelinin doldurulması, goller, müsabaka başladıktan sonra gelen oyuncuların oyuna katılmasından ve listede olmayan oyuncuların kontrolünden sorumludur.Yedek bankındaki yönetici ve oyuncuların sayıları, oyuncuların oyun alanına giriş ve çıkışlarının kontrolü gibi durumlar masa hakemlerinin ortak sorumluluğundadır.

Gerektiğinde müsabakanın durdurulması talebini genel olarak saat hakeminin yapması gerekir.

Yukarıda belirtilen sorumluluklarla ilgili olarak masa hakemlerinin müdahalesi için gereken açıklamalar Açıkl. No: 9 da verilmektedir.

18:2 Skorbord yoksa, saat hakemi özellikle duraklamalarda, ne kadar sürenin oynandığını veya kaldığını her iki takımın yöneticilerine bildirmek zorundadır.

Otomatik bitiş sinyali veren skorbord yoksa, saat hakemi devre ve müsabakanın bitiş sinyalini vermekten sorumludur (2:3).

IHF müsabakalarında her takım için en az üç oyuncunun zaman cezalarını gösteren skorbord yoksa, saat hakemi zaman cezası almış her oyuncu için forma numarasını ve zaman cezasının bitişinin yazılı olduğu bir kartı masanın üzerinde göstermelidir.

12 Temmuz 2007

Eğitimde Bilgisayarın Kullanılması

EĞİTİMDE BİLGİSAYARIN KULLANILMASI

Bilgisayarın son yıllarda hızlı bir şekilde gelişimi eğitim sistemimizi de etkileyerek , sistemde bir takım değişiklikleri yapılması mecburiyetini doğurmuştur. Dünya ülkelerinde görüldüğü gibi eğitimde yeni teknolojileri kullanmak, öğrenme ortamına geleneksel yönteme göre daha fazla duyu organı etkileşimde bulunması sonucu öğrenci ilgisini arttırdığından dolayı eğitim öğretim kalaylaştırılmakta öğrenmeyi zevkli bir konuma getirerek hazırlanmaktadır.

Öğrenci sayısının ve eğitime olan talebin hızla artması, bilgi miktarının çoğalması, içeriğin karmaşık hale gelmesi, bireysel farklılıklar ve yeteneklerin giderek daha fazla önem kazanması, öğretmen yetersizliği gibi nedenlerden dolayı eğitimde bilgisayarın kullanılması zorunlu hale getirilmiştir.

Bilgisayar eğitim ortamında hem araç hem de amaç olarak yer almaktadır. Bilgisayar okur-yazarlığı uygulaması, bilgisayarın eğitim ortamında bir amaç olarak kullanılmasıdır. Bilgisayar okur-yazarlığı uygulaması, öğrencilere bilgisayarın ne olduğu, ne gibi özellikleri ve yeterlilikleri olduğundan programlama dillerinin öğretimine kadar geniş bir alanı kapsamaktadır. Kısaca bilgisayar okur-yazarlığı, bilgisayarı ihtiyacı doğrultusunda etkili kullanabilmektir.

Bilgisayarın araç olarak kullanılması ise bilgisayar destekli eğitimi içermektedir. Bilgisayar destekli eğitim kısaca; bilgisayar teknolojisinin getirdiği imkanların eğitim sürecinde işe koşulmasıdır.

BİLGİSAYAR DESTEKLİ ÖĞRETİM

(Computer Assısted Instructıon)

Bilgisayar destekli öğretim, öğrencilerin programlı öğrenme materyalleri ile bilgisayar kullanarak etkileşimde bulunduğu, diğer bir deyişle bilgisayar programları aracılığı ile öğrenmeyi gerçekleştirdiği, öğrenmelerini izleyip kendi kendini değerlendirebildiği bir öğretim biçimidir.

Bilgisayar destekli öğretim sırasında, öğrenci bilgisayar etkileşimi, diğer programlı öğretim materyallerine göre daha eğlenceli ve öğrenciye daha somut yaşantılar kazandıracak nitelikte olabilir. Öğrenci için, tek başına bilgisayar kullanmak bile ilgi çekici olabilir. Ayrıca kişisel bilgisayarı öğrenciye bilgisayar, yazılı olarak yada sözel olarak “Günaydın Ayşe! Dün çok iyi çalıştın. Bakalım bu gün neler yapacaksın? Hazır mısın?” gibi onu çalışmaya isteklendirici etkileşimi sağlayabilir.

Bilgisayar öğrencinin düzeyine, tepkilerine göre karmaşık çok dallı programlar sunabilir. Öğrencinin doğru cevabını çok çeşitli şekillerde pekiştirerek onu yüreklendirebilir ve bir sonraki öğrenme birimine gönderebilir. Örneğin; “Aferin,” “Çok iyi bir iş başardın”, “Doğru cevap verdin”, “Lütfen ilerle”, “Harika, seninle gurur duyuyorum” gibi yazılı yada sözlü olarak pekiştireç verebilir.

Ayrıca öğrenci yanlış cevap verdiğinde de “Yanlış cevapladın, lütfen B’ye bas ve karşına çıkan materyali dikkatle oku; sonra tekrar cevaplamaya çalış. Bol şanslar” gibi yanlış cevaba bağlı olarak alternatif düzeltme etkinliklerine yönlendirebilir.

Bilgisayar, sadece öğretim materyali olarak değil, materyalin ne derece iyi öğrenebildiğini belirlemek için de kullanılabilir. Programı tamamladıktan sonra, bilgisayar öğrenciye erişi testi uygulayarak öğrencinin geçme derecesini belirleyebilir. Puanını, aldığı diğer programlardaki puanlarla karşılaştırabilir.

Sonuç olarak bilgisayar, sadece öğrenme sürecine alında dönüt vermez; erişi testi sonuçlarını anında öğretmen ve öğrenciye duyurur. Öğretmen, öğrencinin performans düzeyine göre öğretim materyalinin ne derece etkili olduğunu, hangi düzeltme önlemlerini alması gerektiğini belirleyebilir. Bütün bunları, geleneksel yöntemle öğretimin yapıldığı durumlarda gerçekleştirmek oldukça güçtür.

Bilgisayar destekli öğretim, anında pekiştirme, dönüt sağlayarak, dikkat çekici, heyecanlı gösterilerle oyun ortamı yaratarak öğrenciyi öğrenmeye güdülemektedir. Bilgisayar destekli öğretimin öğrenmeyi, geleneksel öğretimden çok daha kısa sürede sağladığına ilişkin birçok araştırma bulgusu vardır.(Linskie, 1977, Bulunduğu kaynak: Hergenhahn, 1988)

Bilgisayar destekli öğretimin öğrenci başarısındaki etkisini araştırmak üzere yapılan çalışmalar, genellikle bilgisayar destekli öğretimin öğrenci başarısını yükselttiğini göstermektedir. Ancak bilgisayar destekli öğretim, düzenli sınıf öğretimine ek olarak uygulandığında öğrenci başarısını yükselttiği, tamamen sınıf öğretmeninin yerini aldığı durumlarda ise başarıda çok az etkili olduğu ve tutarlı bir etkililik de göstermediği gözlenmektedir. ( Billing 1983; Atkinson 1984; Kullik ve diğerleri 1984)

Bilgisayar destekli öğretim, özellikle ilkokul öğrencilerinin başarılarını çok etkilemekte, orta öğretim öğrencilerini orta düzeyde, üniversite öğrencilerinin başarılarını ise çok az etkilemektedir. Bilgisayar destekli öğretim en güçlü etkisini düşük başarılı öğrenciler üstünde göstermektedir (Slavin 1986). Bu durumun nedeni ise açıktır: Bilgisayar destekli öğretim, öğrencinin kendi hızıyla ilerlemesine olanak vermekte; Öğretimi bireyselleştirerek öğrencinin düzeyine uygun seçenekli öğrenme yolları sunabilmektedir. Ayrıca ilkokul çağları için de bilgisayarın kendisi ilgi çekici, oyun ortamı yaratan bir araç olduğundan daha etkili öğrenmeyi sağlayabilir.

Pek çok konu alanında hazırlanan bilgisayar programları, öğrencilerin etkili öğrenmelerine yardın etmektedir. Örneğin; çok çeşitli psikolojik deneyler, kimya deneyleri herhangi bir deneği, aracı, kimyasal maddeyi elle tutmaya gerek duymadan benzetimlerle yapmaktadır. Öğrenciye problem çözme becerisi, yaratıcılık, din, felsefe, sanat sevgisi kazandırabilmektedir. Ancak, öğrenciye kazandırılması istenen hedeflerin ve hedef davranışların açık seçik belirlenmesi gerekir. Örneğin ; yaratıcı olan bir insanda göstermesi beklenen davranışlar açıkça ifade edildiğinde, bu davranışların öğretilmesi için program yazılabilmektedir.

Özetle bilgisayar destekli öğretim programları şu ortak özelliklere sahiptirler:

Yapılandırılmış bir eğitim programını kullanırlar.( Öğretim sonunda ulaşılacak hedefler ve hedeflerin davranış tanımlarının yapılması, Öğretme-öğrenme ve ölçme-değerlendirme etkinliklerinin planlanması gerekir.)

Öğrencinin kendi öğrenme hızıyla ilerlemesine imkan verir.

Öğrenciye anında dönüt vererek pekiştirme yaparak öğrencinin öğrenmelerini kontrol etmelerini sağlar.

Öğrencinin öğrenmedeki eksik ve yanlışlarını seçenekli yolarla anında düzeltmesini sağlar.

Öğrencinin program sonundaki performansını hızlıca ölçüp, öğrenciye performansı hakkında kısa sürede bilgi verir.

Bilgisayarla öğretim programlarının hazırlanması dört temel işlemi ve basamağı gerektirmektedir:

Öğretilecek konuların analiz edilerek bilgilerin birimlere ayrılması ve bunların bir sistem içinde düzenlenmesi,

Bilgi birimlerinin her birisinin bir kavramı, bir ilkeyi veya bir kuralı içerecek şekilde yazılması,

Hazırlanan her maddenin, öğrenilme hızının bellekte kalma süresinin ve bilgi hacmi bakımından etkinliğinin ölçülmesi ve değerlendirilmesi,

Bilgisayarla insan arasında diyalogun gerçekleştirilmesi için kullanılan dilin konuşulan dile yakın olması ve kuralların basitleştirilmesi.

TÜRKİYE’DE ÖRGÜN EĞİTİMDE BİLGİSAYAR DESTEKLİ ÖĞRETİM (BDÖ) UYGULAMALARI

Türkiye’de örgün eğitimde bilgisayar eğitimine yönelik çalışmalar, 1984 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen “yeni enformasyon ve iletişim teknolojisi” çalışmaları çerçevesinde 1100 mikro bilgisayarın orta öğretim kurumlarına alınmasıyla başlamıştır. Daha sonra özellikle orta öğretim düzeyinde, bilgisayar eğitiminden ziyade, diğer ülkelerde olduğu gibi bilgisayarın bir eğitim aracı olarak kullanıldığı ”bilgisayar destekli eğitimde kullanılma çalışmaları başlatılmıştır.

1985-1986 öğretim yılından itibaren 101 orta dereceli okula, bir tanesi öğretmene 10 tanesi öğrenciye olmak üzere toplam 1111 adet bilgisayar sağlanmıştır. Her okulda iki öğretmen 5 hafta süre ile hizmetiçi eğitim kurslarına alınarak yetiştirilmiştir. Ticaret, Turizm-Otelcilik okullarında başlatılan çalışmada 13 okula, 10 ar adet olmak üzere toplam 130 adet bilgisayar dağıtılmıştır. Öğretmenlerin hizmetiçi eğitimi tüm okullara yaygınlaştırılmış, 3 saatlik bilgisayar dersi her okula konmuştur.

1988-1989 yılından itibaren Ticaret ve Teknik Eğitimle ilgili orta dereceli okullarda Dünya Bankası kredisiyle başlatılan “Endüstriyel Okullar Projesi çerçevesinde 805 bilgisayar kullanılmaya başlamıştır. Bilgisayar donanımcılığı bakım ve onarım konularında yazılım kullanımı konusuna da ağırlık verilmiş ve iki önemli yazılım paketi satın alınmıştır.

1989-1991 yıllarında bilgisayarla ilgili olarak Milli Eğitim Bakanlığı’nca yapılan eğitim ve öğretim faaliyetlerini dört ana başlık altında toplamak mümkündür.

-  Bilgisayar Destekli Eğitim (Öncelik ve ağırlık sırasıyla, müfredat programları, yazılım, öğretmen eğitimi, donanım, bakım ve onarım)

- Bilgisayar programlama

- Bilgisayarın tanıtılması

- Bilgisayar bakım ve onarım teknisyenliği

Geçmişte yapılan uygulamalardan yapılan bilgi, birikim ve deneyim göz önünde bulundurularak MEB firmaları okullarda BDE’i uygulamaya davet etmiştir. Firmaların uyguladığı BDE projesinde pilot uygulamalar için Türkiye genelinde çeşitli illerden toplam 160 okul seçilmiştir. İlk ve orta okullardan ise 17 si yerli 11 i yabancı olmak üzere 28 firma uygulamaya katılmak için müracaat etmişlerdir. Bu firmaların bir kısmı birkaç haftalık programlarının gösterisini yaptıktan sonra uygulamalarına son vermiş firmaların çoğunluğu ise uygulamalarını yıl sonuna kadar sürdürmüşlerdir. Diğer yandan okullarda halen mevcut bilgisayarların etkin kullanımını sağlamak için üniversiteler de bu programın içine dahil edilmiştir.

Yapılan envanter çalışmaları ile 1993 yılına kadar Türkiye’de orta öğretim kurumlarının %11-12 sinde bilgisayar laboratuarı bulunduğu tespit edilmiştir. Bu laboratuarların kullanım zamanlarının %70’i bilgisayar eğitimine %30’u BDE’e ayrılmaktadır.

Türkiye’de 15 yıllık geçmişi bulunan, büyük umutlarla başlayıp sürekliliği sağlanamayan BDE projelerinin bilançosunda yaklaşık 1000 okula bilgisayar laboratuarı kurulmuştur. 8 yıllık eğitim çalışmalar kapsamında eğitim için kaynaklar yaratılmasıyla birlikte BDE projeleri hız kazanmış Eğitimde Çağı Yakalamak 2000” adı verilen proje kapsamı içinde 1998 yılında 6200 ilköğretim okulunun bilgisayar destekli eğitime başlaması öngörülmüştür. Bu proje çerçevesinde en önemli noktalardan birisi de BDE yazılımı geliştirilmesidir. Öncelikle Türkçe, Matematik, Fen Bilgisi, Yabancı Dil, Sosyal Bilgiler derslerine ait yazılımların kullanıma sunulması ve ayrıca Türkiye’de 70000 okulun İnternet’e bağlanması için TTNet projesinden yaralanılması düşünülmüştür. (Uşun, 2000, s.216).

Klasik eğitimin bu teknolojik gelişmeler sonucunda şekil değiştirmesi gerekmektedir. Çünkü alınan eğitim sonrası gerçek hayatta, eğitim sürecinde verilenden çok daha farklı bilgi beceri ve tutum aranmaktadır. Alınan eğitim bugün için eğitim sonrasının beklentilerini karşılamamaktadır. Eğitimin bütün süreç ve kapsamlarında aynı sebeple olmasa da kriz boyutunda yetersizlik yaşanmakta. Bilişim teknolojilerinin kullanılmasıyla eğitimde fırsat eşitliği sağlanırken sorumluluk devletten alınarak tüketiciye yani öğrenci ve veliye verilmektedir. Bilişim teknolojilerinin eğitimde kullanılmasıyla amaçlanan öğrenme becerilerinin ve problem çözme yeteneğinin geliştirilmesidir. Artık öğrenciden öğretmenin aktardığıyla yetinmek yerine teknolojinin sağladığı imkanlarla kendi yetenekleri doğrultusunda bilgi üretmesi beklenmektedir. Yeni binyılda geleceğe yapılacak en önemli yatırım, eğitim sistemlerine faaliyet imkanı kazandırılmasıdır. Sadece bilgi yüklenmesi ve ezbercilik, analiz ve diğer gelişkin öğrenme becerilerinin yanında yetersiz kalmakta. Bilgi depolamada bilgi teknolojisinde kullanılan sistem ve aygıtlar klasik sistemdekinden çok daha üstündür…. bilişim teknolojileri problemlerin çözümünde yeni imkan ve seçenekler aramaktadır. Çözümler yöresel ve kültürel niteliklerimize uygun olarak özümsenmeli ve uyarlanmalıdır (Uney,2001, s.17).

Bilgisayar, ülkemizin ekonomik şartları düşünüldüğünde herkesin kolayca alabileceği, alsa bile, hızla gelişen teknolojiye ayak uydurarak kolayca değiştirebileceği bir araç değildir. Hızla ilerleyen teknoloji ortamında bir yıllık bilgisayar eski model olmaktadır. Ülkemizde evlerde çok az rastlanan bilgisayarı öğrenciler okulda görüp tanımakta ve sağladığı imkanlardan faydalanabilmektedirler.

Okullarımızda Bilgisayar Destekli Öğretim uygulamalarına başlanmış olup bilgisayarların öğrencilerce kullanıldığı görülmektedir. Bazı okullarda ise okul müdürleri bilgisayarlar bozulacak, zarar görecek vb. nedenlerle bilgi teknolojisi laboratuarlarını öğrencilere kullandırmamaktadırlar. Bu okullarda bilgisayar laboratuarları, birkaç yıl içinde bilgisayar müzesi halini almaktadır. Bozulur diye korkulan bilgisayarlar atılacak hale gelmeden eğitim öğretim faaliyetlerinde muhakkak kullanılmalıdır. Bu açıdan bakıldığında bilgisayarlar da eğitim öğretimde kullanılan sıradan birer araç durumundadırlar. Okul yöneticileri ve öğretmenler okullarında bilgisayar müzeleri oluşmadan önce öğrencilerine bilgisayar kullanmayı muhakkak öğretmeli, bilgisayarlardan maksimum düzeyde faydalanmalıdırlar.

BİLGİSAYARLI EĞİTİMDE KULLANILAN KURAMLAR

Çağımızdaki bilim ve teknolojide olan hızlı gelişmeler diğer tüm alanlarda olduğu gibi eğitim alanını da etkilemiştir.Bilgi her kapıyı açan bir anahtar,bilginin sahibi ise bu gücü elinde bulunduran kişi konumuna gelmiştir.Bilgi teknolojisindeki baş döndürücü gelişmeler toplumların yeni gelişmeleri sürekli izlemelerini zorunlu hale getirmiştir.Bilgi teknolojisindeki bu hızlı değişim büyük bir bilgi birikimine neden olmuştur.Eğitimde ise daha çok bilgiye daha hızlı erişim önem kazanmıştır.Bu ise ancak bilgisayarlarla mümkün olmaktadır.

Bilgisayarın eğitimde kullanılması,esas itibariyle gör-işit tekniklerinin mantıki bir gelişimidir.(Alkan,1985)Bilgisayarlar eğitim ortamında kullanılırken birtakım öğrenme -öğretme kuramları kullanılır.

1-Davranışçı kuram:

Pavlov’un klasik koşullanması ve Skiner’in operant koşullanması kuramları bilgisayarda etkin olarak kullanılır. Özellikle Skiner’ın etki-tepki prensibine dayanan kuramı Pavlov’un prensibine nazaran daha kalıcı bir öğrenme gerçekleştirir.Bunun sebebi ise etkiye anında tepki ve yanlışa anında dönüt olarak açıklanabilir.Davranışçı kuramda bir davranışın öğrenilmesi davranışın gözlenmesi ile mümkündür.

Bilgisayarlı eğitimde davranışçı yaklaşımın ödül ,ceza ,etki ,tepki ve dönüt verme yöntemleri kullanılmaktadır.Öğrenci bilgisayarı kullanırken doğru yaptığında bilgisayar anında ödül , yanlış yaptığında ise anında ceza vermektedir.Bu bir etkinlik ileriye gitme veya bir etkinlik geri alma şeklinde olabilir.Ayrıca öğrenci sürekli bilgisayarlarda pratik yaparak konuyu pekiştirebilir.

Etki-tepki olarak ise öğrenci eğer klavyede yanlış bir tuşa bastığında bilgisayar öğrenciye anında yanlış yaptığına dair bir komut verir.Öğrenci bu yanlış davranışını görüp,anında düzeltir.Son olarak ise bütün bunların öğrenci davranışlarında gözlenmesi ve ölçülmesi gerekir. Böylece davranışçı kuramın bütün öğeleri bilgisayarlı eğitimde kullanılmış olur.

2-Sistem kuramı:

Bu kuram organizasyon ve bütün organizasyonların temel yapısı ile ilgilenmektedir.Otto Von Bertanfanffy tarafından geliştirilmiştir.Temeli bütünlük ilkesine dayanır.Bu kuramın esası;problem çözme ,düzeltme ve karar verme ,davranışsal hedefler gerçekleştirme(davranışçı yaklaşım temelli) ve her faaliyetin organize edilmesi ilkelerine dayanır.Bilgisayarlı öğretimde sistem kuramının kullanılması aşağıdaki gibidir.

Öğrenciler bilgisayar ortamında sayısız problem çözebilir ve yaptığı yanlışları kendi başına düzeltebilirler.Bilgisayarlar öğrencinin yanlışları hakkında dönüt verir.Öğrenci bu yanlışları düzeltip doğrular konusunda karar verebilir.

Bilgisayarlı eğitimde yapılacak her faaliyet organize edilir.Bu organize edilmiş olan faaliyetler öğrenciler ve öğretmenler tarafından belli niteliklere göre uygulanır.Hedefler ve davranışlar tek tek belirtilerek gerçekleştirilmeye çalışılır.

Bu kuramın temelinde davranışçı yaklaşım bulunmaktadır.Davranışçı yaklaşımından ayrılan noktalar ise:

1-Hedef bir kitlenin bulunması,

2- Hedeflerin ve öğrenciden beklenen davranışların önceden belirlenmesi,

Bilgisayarlı eğitimde sistem yaklaşımı çok sık olarak kullanılmaktadır.Bu kuram etkin olarak kullanıldığında öğrenmede artışların olduğu gözlenmiştir.

3-Bilişsel Kuram:

Öncüleri Piaget ve Brunner ‘dir.Davranışçı yaklaşımların kısmen öğrenmeyi açıkladığı kabul edilmekle beraber öğrenme olayının sadece uyarıcı-tepki ilişkisinden daha kompleks bir yapı içerdiği bu kuramın temel felsefesidir.

Öğrenme konusunda bugün ulaşılan nokta öğrencinin kendisine aktarılan bilgileri aynen almadığı , aksine kendine ulaşan her bilgiyi süzgeçten geçirip yorumlayarak kendi dünyasında bir anlam yüklemeye çalıştığıdır.(Brooks veBrooks,1983)

Bilginin öğrenilmesi için birey zihninde bilgileri organize edip yapılandırması gerekmektedir.Bilgisayar öğreniminde de bilgilerin organize edilip yapılandırılması söz konusudur.Birey bilgileri ilk önce kısa süreli belleğe ardından (eğer bilgi kullanılacaksa) uzun süreli belleğe aktarır.

Bilgisayarlı eğitimde faaliyetler planlanır.Öğrenilecek olan bilgilerin yapısı bilişsel kuramla ortaya çıkarılır.Öğretim materyali kullanılır.Bilgisayarlı eğitimde istenilen davranışlar yapıldığında öğrenci seviyesine göre anında ödüllendirme gerçekleştirilir.Öğrenci bilgisayarla birebir etkileşim içerisindedir.(İşman,2001)

Öğrencilere bir konuyu hazır olarak sunmak yerine öğrencilerden bu konuyu –ana hatlarını- bulmaları istenir.(Buluşçu öğrenme)

4-Yapısalcı Kuram:

Öğrenciler öğrenmeleri kendileri yaparak ve yaşayarak gerçekleştirmektedirler.Öğretmen öğrenme ortamında öğrenciye uygulama ,deneme ve keşfetme fırsatları yaratır. Öğretmen öğrencinin önceki bilgilerini ve hazır bulunuşluk düzeyini denetler.

Bu kurama göre öğrenci aktif durumdadır ve bilgileri kendisi araştırır , bütünleştirir.Birey hatalar yaparak deneyerek yanılarak öğrenir.Öğrenciler uygulama yapmadıkları sürece etkili ve kalıcı öğrenmeler gerçekleşemez.

Yapısalcı yaklaşım bilişsel yönelimli ve sosyal yönelimli diye ikiye ayrılır.

a-Bilişsel yönelimli yapıcı görüş: Bilgisayarlı eğitimde daha çok pratik yapılmasını öğrenmeyi etkin kıldığını düşünürler.

b-Sosyal yönelimli yapıcı görüş:Bilgisayarlarda buluş yöntemi ile öğrenmenin daha kalıcı ve etkin olduğunu söylerler.

Bilgisayarlı eğitimde öğrencinin bilgisayarı bizzat kendisi kullanarak ve deneyimlerini kendileri yaşayarak öğrenirler. Bu kuramda kubaşık çalışma esastır.Kubaşık öğrenmede öğrenciler küçük kümelerde birbirlerine ortaklık ilişkisi ile bağlıdır. Ve belirlenen hedeflere ulaşmak için tüm kaynak ve çabalarını birleştirirler.(Şimşek,1993) Bilgisayarlı eğitimde ise kubaşık bir çalışma öğrencilerin bir konu hakkında bilgisayarı kullanarak bir şeyler üretmeleridir.Bilgisayarlı eğitimde uygulanacak olan öğretim faaliyetleri önceden tasarlanmalıdır.Ve öğrencilerin önceki deneyimleri ile okulda kazanılacak deneyimler birbiri ile ilişkilendirilmelidir.

Yine bu kuramda öğrencinin yaratıcı yeteneklerinin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir.Öğrenciler bilgisayarda merak ettikleri herhangi bir konuyu kendileri de öğrenebilirler.

Yapısalcı öğrenme kuramcılarının tasarımladıkları öğrencinin bilgisini test ettirici, daha sağlamlaştırıcı ,yeniden inşa ettirici, daha anlamlı kılıcı ve formalleştirici bir düşünce ile öğrenmeye yaklaşan öğrenme materyallerini incelemede fayda vardır. Bilgisayar destekli eğitim alanında büyük değişimlere yol açan LOGO yaklaşımı yukarıda sözü edilen özellikler düşünülerek yaratılmış bir ortamdır.(Akpınar,1999)

5-Kritik kuram:

Frankfurt Okulu veya Neo- Marxiszm kuramları olarak bilinmektedir.Bilgisayarların topluma eşitlik getirdiğine inanmaktadırlar. Bireyler internet üzerinden veya eğitim CD leri ile istedikleri konularda kendilerini eğitme ve geliştirme şansına sahiptirler.Yeterli kaynak olduktan sonra bireyin gelişmesi kendi öz girişimleri ve faaliyetleri şekillenmektedir. Çeşitli nedenlerden dolayı örgün eğitime girememiş olan kişilere bilgisayarın eğitim imkanı sunduğuna inanmaktadırlar.Elbette bilgisayar ve yan donanımları olan bir kişinin özellikle yükseköğretime doğru kaydıkça eğitimde bilgisayarlardan yararlanma olanakları da artmaktadır.

BİLGİSAYAR DESTEKLİ ÖĞRETİMDE ÖĞRETİM MODELLERİ

Bilgisayar destekli öğretimde çeşitli öğretim modelleri kullanılmaktadır.Eğitimciler tarafından önerilen ve yaygın olarak kabul gören modeller şunlardır.

a-Öğretimsel model

b-Hipotezci model

c-Açıklayıcı model

d-Arındırılmış model

Bu modellerin her birisi öğrenme öğretme sürecine katkısı yönünden bilgisayarın değişik özelliklerini ortaya koymaktadır.Örneğin Öğretimsel Model temelde programlı öğretime dayanmakta ve bilgisayar sabırlı bir yardımcı gibi kullanılmaktadır.Hipotezci modelde öğrenciye hipotez formüle etmeye yardımcı olunmakta ve bu model bilginin , öğrencilerin yaşantıları yolu ile yaratılması gerektiği düşüncesine dayanmaktadır.Açıklayıcı Modelde bilgisayar öğrenci ile gerçek yaşamın gizli modeli ya da benzeişmi olarak ilerledikçe konuyu keşfederek öğrenmesi esas alınmaktadır.Arındırılmış modelde ise bilgisayar öğrencinin çalışma yükünü azaltıcı araç olarak kullanılmakta ve öğrenciye hesaplama, bilgi işlem vb. olanaklar sağlamakta ve onu desteklemektedir.

Bu modellerin ortak özelliği öğrenciye öğrenmesinde etkin bir yardımcı olmaları ve öğrenciyi merkeze almalarıdır.(Uşun,2000,s.54)

Bilgisayar Destekli Öğretim Yapılan Sınıflarda Öğretmenler Ne Yapmalı?

Öğretimde bilgisayar kullanımıyla ilgili en çok sözü edilen terim “Bilgisayar Destekli Öğretim”dir. Bilgisayar destekli öğretim, bilgisayarın bir dersin öğretiminde bir araç olarak kullanılmasıdır. Eğitsel ders yazılımları kullanan öğrenciler, bilgisayar başında kendi öğrenme hızları doğrultusunda konuyu öğrenebilirler.

Aşağıda bilgisayar destekli öğretim verilen sınıflarda, öğretmenin bilgisayarları ve eğitim yazılımlarını bir öğretim metodu olarak nasıl kullanması gerektiğine ilişkin bilgileri bulabilirsiniz. Burada söz edilen yöntemleri, bulunduğunuz koşullara göre değiştirerek daha etkin eğitim ve öğretim yöntemleri oluşturabilirsiniz.

Öğretmenin Tavrı

Bilgisayarın kullanıldığı bir sınıfta eğitim veriyorsanız, klâsik sınıf ortamından farklı bir ortamda olduğunuz bir gerçektir. Bu yüzden sınıf içi denetimde farklı yöntemler uygulamanız gerekebilir. Bu durumda öğretmen doğrudan bilgiyi aktaran kişi olmaktan çok bilgiye yönlendiren kişi olmalıdır.

Bilgisayar destekli öğretim yeni bir alan olduğu için, başlangıçta birçok konuda öğrencilerin yardıma gereksinimi olabilir. Bilgisayar kullanımı sırasında öğrencilerin yapmamaları gereken davranış ve hareketleri açık ve net bir biçimde ortaya koymalı, böylece öğrencilerin bilgisayarın oyuncak değil, bir eğitim aracı olduğunu kavramalarını sağlamalısınız. Sınıfı etkin bir biçimde yönetebilmek için sabırlı ve esnek bir tavır takınarak sınıf yönetimine hâkim olmanız ve bilgisayar kullanımı sırasında çıkabilecek güçlüklere karşı önceden hazırlanmanız tavsiye olunur. Bilgisayar kullanımına yabancı olmaktan kaynaklanan güçlükler ortadan kalktığında eğitim yazılımları da rahatlıkla etkili bir biçimde kullanılabilir.

Yazılımların Kullanım Zamanı

Bilgisayar, kullandığınız ders kitapları ya da lâboratuar malzemeleri gibi etkili bir ders aracıdır. Burada öğretmenin hedefi öncelikle, günlük ders işleyişi sırasında, en yeni teknolojilerin ürünü olan bilgisayarı ne zaman kullanacağına karar vermek olmalıdır. İlköğretim müfredatına uygun hazırlanmış yazılımlarla, sınıfta işlediğini konuya uygun olarak, etkileşimli deneyler, oyunlar, alıştırmalar testler ve ansiklopedi bölümleri ile zenginleştirilmiş yazılımlar rahatlıkla sınıflarda kullanabilir.

Yeni Bir Döneme Başlarken

Hazırlık Evresi

Dönemin başladığı ilk hafta öğrencilere kullanacakları yazılım ve donanımlarla ilgili bilgi vermek ve onların bu yeni düzene alışmalarını sağlamak yararlı olur. Bunu yaparken de yıl boyu kullanılacak yazılımlar ve bilgisayar kullanımıyla ilgili temel bilgiler aktarılmalıdır. Bu yöntemle öğrencilerin bilgisayar kullanım düzeyleri, yazılım ve donanımlara yatkınlıkları konusunda bilgi sahibi olabilirsiniz. Bu konuda eksik olan öğrencileri en başta belirleyerek onların bilgisayar kullanımı bilgilerini artırmak, daha sonra karşılaşabileceğiniz sorunları azaltacaktır. Hazırlık evresi sona erdikten sonra öğrenciler yazılımla ilgili etkinliklere başlayabilirler.

Sınıf Yerleşimi

Sınıfta kullanılacak bilgisayarların sayısına bağlı olarak yapacağınız bir sınıf düzenlemesinde öğrencilerin kullandığı bilgisayar ekranlarının tümünü görebilmeniz sizin için daha yararlı olacaktır. Böylece öğrencilerin dersleriyle ilgilenip ilgilenmediklerini, çalışmalarında hangi aşamada olduklarını kontrol edebilirsiniz. Ekranların tamamını göremediğiniz durumlarda da bilgisayar masalarını, aralarında dolaşabileceğiniz ve öğrencilerin çalışmalarını takip edebileceğiniz şekilde düzenleyebilirsiniz.

Faydalı Öneriler

Bilgisayar kullanırken uyulması gereken kuralların olduğu bir listeyi her öğrenciye gönderebilir ve bir örneğini de sınıfa asabilirsiniz.

Öğrencilerin bilgisayarlarına ulaşarak yaptıkları iş hakkında bilgi edinebilmek için bilgisayarların birbirlerine bir ağla bağlı olduğundan emin olmalısınız.

Öğrencilerin çalışırken birbirlerinden fikir almalarını, grup çalışmaları yapmalarını destekleyebilirsiniz.

Öğrenciler kendilerine verilen ödev ve projeleri okuldaki bilgisayar lâboratuarlarında bireysel ya da grup çalışmaları ile yapabilirler.

Projektör ya da bir televizyon ekranı kullanarak öğrencilerin yaptıkları çalışmaları sınıfla paylaşmalarını ve kendilerini değerlendirmelerini sağlayabilirsiniz.

Öğrencilere kendi ekranlarını özelleştirme yani istedikleri rengi, fontu, sesi vs. ayarlama fırsatı verebilir ve böylece yazılımı kullanırken kendilerini daha etkin hissetmelerini sağlayabilirsiniz.

Öğrencilere yaptıkları çalışmaları kendi adlarıyla kaydetme alışkanlığı kazandırmak için yaptıkları işin adını taşıyan bir dosya yaratmayı ve tek bir bilgisayarı paylaşıyorlarsa kendilerine ait klâsörler içine yeni klâsörler açmayı öğretebilirsiniz.

Özel klâsörlerde dönem boyunca öğrencilerin yaptıkları çalışmaların kaydını tutabilir ve yapılan iyi ödevleri ilerde örnek amacıyla kullanabilirsiniz.

Öğrenciler beğendikleri resimleri toplu hâlde saklamak için bir klâsör oluşturabilirler.

Öğrencilere arama motorlarını kullanmayı öğretebilirsiniz. Örneğin öğrenciler “Başlat” menüsünden ulaşılan “bul” ile bilgisayarda istedikleri dosyayı arayabilir, “Düzen”den ulaşılan “bul” ile sayfa içinde aradıkları kavrama rahatça ulaşabilir ya da Internet’te yer alan arama motorlarını kullanarak istedikleri kavramı içeren web sitelerine girebilirler.

Günlük ödevlerle ilgili bilgileri ailelere yollayarak, evde ailelerin çocuklarının eğitimleriyle ilgilenmelerini sağlayabilirsiniz.

Aileleri Internet kullanımı konusunda bilgilendirmek için veli toplantıları düzenleyebilirsiniz.

Ödevleri bilgisayar yoluyla gönderip, konuyla ilgili web adresleri de önerebilirsiniz.

Sınıfa ait bir web sitesi oluşturabilir böylece bu siteyle aileleri; okul ve sınıf konusunda bilgilendirebilirsiniz.

Kendi okul ve sınıf sitenizde yer almak üzere hazırlayacağınız eğitim siteleri bağlantı listesiyle, aileler ve öğrencilere evden bu sitelere ulaşma olanağı sunabilirsiniz.

Günlük ziyaret edilecek siteler listesi oluşturarak, öğrencileri ziyaret edecekleri web adresleri konusunda yönlendirebilirsiniz.

Öğrencilerinizin faydalı web sitelerine girmelerini sağlamak amacıyla önceden oluşturduğunuz bir çocuk portalları listesi sağlayabilirsiniz. Böylece öğrenciler bu portallardaki eğitim etkinliklerine ulaşabilirler ve dilerlerse üzerinde çalıştıkları projeler hakkında daha fazla bilgi sahibi olabilirler.

Öğrencilerin, yazılımlarımızda bulunan Internet düğmesini kullanmalarını söyleyebilirsiniz. Öğrenciler bu Internet sayfamızda istedikleri eğitim konularını bulabilir ve yararlı sayfalara yönlendirilir.

Öğrencileri, yanlışlıkla girilmiş web sayfalarından çıkmak için kullanılacak geri düğmelerin ya da başka yöntemlerin, benzer sayfalara yönlendirebileceğine ve bu yüzden ekranı kapatmanın en iyi yöntem olduğuna dair uyarmalısınız

PROFESYONEL PAKET PROGRAMLARIN EĞİTİM AMAÇLI KULLANILMASI

Bilgisayar Eğitimindeki Değişme

Bilgisayarın teknik tarihi gibi, bilgisayar eğitimi ve öğretimde bilgisayar kullanımının da hızlı bir tarihi vardır.

1980’lerde okullara bilgisayarın yeni girmeye başladığı yıllarda genellikle bilgisayarın tarihçesi , nasıl çalıştığı , bilgisayar ile ilgili meslekler ve insanlar bilgisayarın yapabildikleri , genel bilgisayar kullanımı , akış şemaları , BASIC programlama dili vs. anlatılıyordu.

Daha sonra bilgisayar dersleri ve bilgisayarın çeşitli derslerde ve alanlarda kullanımı hızla yaygınlaştı. Bu alandaki gelişmeler, gerek okullardaki bilgisayarların gerekse bilgisayar ile uğraşan kişilerin bilgilerini sürekli yenilemeleri gerçeğini ortaya çıkardı. Çünkü donanım ve yazılım alanında akıl almaz bir gelişme ve değişme vardı.

Bu gelişim evresinde herkes için , bilgisayar kullanmayı bilmenin ( computer literacy) şart olduğu ortaya çıktı. Bilgisayar dersleri, bilgisayar tarihi ve bilgisayar ile ilgili genel bilgilerden program yapabilmeye , daha sonra da paket programları kullanabilmeye doğru gelişti.

Artık, öğrencilerde stres yapan , ürünlerini çok geç veren, onların doğrudan ihtiyaçlarını karşılayamayan programlama dilleri yerine ( veya hiç olmazsa onların yanında) çekiciliği çok , kullanımı kolay ve ihtiyaçları büyük ölçüde hemen karşılayan paket programların kullanılmasına başlandı.

Artık “bilgisayar biliyorum” diyenden , hangi programlama diliyle program yapabildiği değil, hangi paket programları kullanabildiği soruluyor. Rehberlikten yönetim işlerine kadar, okullardaki genel bilgisayar kullanımı da amatör yazılımlardan çok profesyonel paket programlarla yapılıyor.

İçi Dolu Ve İçi Boş Yazılımlar

Eğitim-öğretim hizmetinde kullanılmak üzere çeşitli derslerin çeşitli konularına dair hazırlanmış binlerce paket program vardır. Tebliğde sık sık söz edilecek olan “ profesyonel paket programlar”dan kastedilen bunlar değildir.

Bunlar eğitim amaçlı olarak yazılmayan ama kendini her gün yenileyen bilgisayar yazılım ve donanımındaki genel gelişmelere ve değişik işletim sistemlerine uyumlu kelime işlem, veri tabanı yönetimi, elektronik tablolama, grafik ve telekomünikasyon yazılımlarıdır.

Eğitim alanında da profesyonel olarak hazırlanmış , klasik olmaya aday, güzel , sağlam , öğretici demonstrasyon , simülasyon alıştırma, tutorial ve oyun ağırlıklı yazılım paketleri vardır. Ama bunlar özel olarak hazırlandığı için maliyetleri bir hayli fazladır. Donanım ve yazılım teknolojisi hızla geliştiği için, eldeki bu yazılımlar kısa sürede eskimekte ve çekiciliğini kaybetmektedir. Dahası, şimdiye kadar geliştirilen yazılımlar kağıt- kalem tekniği ile eski öğretim metotlarının bilgisayar ekranına aktarılması ; buna puan , süre , renk , hareket gibi unsurların katılmasından fazla bir şey de yapmamıştır.

Şu anda bilgisayar destekli eğitim uygulaması yapan bütün ülkelerin içinde bulunduğu açmazlardan biri budur.

Okullarda kullanılabilecek yazılımlar

Okullarda kullanılabilecek yazılımlar iki ana grupta toplanabilir.

a) Özel olarak hazırlanmış içi dolu (content- spesific ) yazılımlar. Bunlar çabuk demode olmalarının yanı sıra oldukça da pahalıdır. Mesela sosyal bilimler alanında yollar, köprüler, evler , parklar vs. yerleştirerek bir yerleşim merkezi kurma , yön ve mesafeleri bulma ve ölçme , harita çizme ve okuma , enlem ve boylamlar, zaman bölgeleri , mevsimler, zaman tüneli, gezilen yerleri tanıtan tur rehberleri, ipuçları yardımıyla birtakım gizemli yerleri gezme, antik devirler, taş devirleri, eski toplumlar, ekonomi, nüfus artışı, anayasa, seçim , keşifler, uçuş planları, tren yolları, deniz savaşları, Afrika kabileleri, ekonomik- politik-sosyal ve kültürel gelişme , maliye ve bankacılık gibi alanlarda yüzlerce özel hazırlanmış paket programlar vardır.

b) Çeşitli amaçlar için kullanılacak içi boş (content- free ) yazılımlar Bunlarda şu gruplarda toplanabilir.

 - Kelime işlem(Word processing ) yazılımları: Word Star , Microsoft WORD , Word perfect , professional write gibi kendi alanında uzman yazılımlar.

- Veri tabanı yönetimi ( Data Base Menagement ) yazılımları: Dbase IV , FoxBase, Paradox, Clipper, SuperBase, İnformix, İngres gibi yazılımlar.

- Elektronik tablolama( spreadsheet ) programları: Lotus 123 , Microsoft Excel , Quattro Pro, Super Calc , İnformix Wıngz vs.

- Grafik ve grafik- yazı programları: Harvard Graphıcs , Adobe Illustrator , Aldus , PageMaker, CorelDRAW , MacDRAW, PaintBrush v.s.

Yukarıdaki yazılım tiplerinden birkaçını, arasında dosya transferi uyumuyla birlikte bulunan first , Microsoft Works ve hatta bazı açılardan Windows 3.0.

İçi Boş Yazılımlar Ve Eğitim

Profesyonel paket programların hemen hepsi okulun yönetim , büro , öğrenci işleri ve danışma servisleri rahatlıkla kullanabilir. Ama biz soruna genellikle dersler açısından yaklaşacağız. Bu yazılımları kullanabilme açısından müfredat programını üç ana gruba ayırabilmek mümkündür: dil ve edebiyat , sosyal , fen ve matematik.

BİLGİSAYAR DESTEKLİ MATEMATİK ÖĞRETİMİ

Son çeyrek yüzyılda matematik öğretme ve öğrenmede hızlı ve köklü değişikliklerin olduğu, matematik öğretimi ile bilişim teknolojisinin bütünleştirilmeye çalışıldığı izlenmektedir. Bu değişikliklerin ve yeniliklerin Türkiye’de okul ortamına yansıtılması günümüzde gerekli olmanın ötesinde zorunlu olmuştur. Yapılan araştırmalar sonucunda daha iyi anlaşılmıştır ki matematik öğrenmeyi tam, anlamlı ve kalıcı kılacak yaklaşımlar seçilmeli ve bilgi teknolojilerinin (grafik hesap makinesi, bilgisayar, çoklu ortamlar, İnternet, vs.) sağladığı olanaklar, öğrenme/öğretme sürecinde etkin olarak kullanmalıdır. Özellikle öğrencilerinin edindikleri ezbere dayalı bilgiler matematiksel düşünme ve problem çözme sürecini anlamaya, edinilen becerileri uygulamaya yeterli olmamaktadır. Bu süreçte öğretmen eğitiminde yaşantının tür ve niteliğini göz ardı etmemek; bu konuda matematik öğretmenini bilgilendirmek; son yıllarda geliştirilen yeni ve etkin teknik olanakları ve araçları (video-film, bilgisayar yazılımları (Derive, Cabri II, Excel), grafik hesap makinesi, vb) tanıtmak; bu araçları sınıf ortamında kullanmada öğretmene yardımcı olmak gerekmektedir.

Bilgisayar, matematik dersindeki soyut kavramların kullanılmasında öğretilebileceği gibi, daha önce öğrenilmiş olan konuların pekiştirilmesi amacıyla da kullanılabilir. Ancak bunun için elde hazır yazılımın bulunması, bu yazılımın da öğretim amaçları ve öğrenci düzeylerine uygun olması gerekir. Program sınıfta kullanılmadan önce, mutlaka öğretmen tarafından gözden geçirilmiş olmalıdır.

Matematik dersiyle ilgili yazılımlar daha çok, alıştırma ve tekrar amacıyla hazırlanmışlardır. Bu amaçla hazırlanmış olan yazılım her öğrenciye bir bilgisayarın düştüğü laboratuar ortamlarında kullanılması eğitimciler tarafından uygun görülmektedir. Kuşkusuz laboratuarda tüm bilgisayarın birbirine bağlı olması ve yeterli sayıda yazıcının bulunması gerekir. Böyle bir ortamda öğrenciler, daha önce öğrendikleri matematik konularıyla ilgili alıştırmaları yaparak öğrendiklerini pekiştirmeye çalışırlar. Ders dışında öğretmen, öğrencilerin yaptıkları çalışmaları doğrudan yanlarına giderek denetleyecekleri gibi ama bilgisayar yardımıyla da denetleyebilir. Bu amaçla öğretmen , kimi zaman öğrencinin bilgisayarına uyarı gönderip onun yaptığı yanlışlara dikkat çeker. Kimi zaman da doğru ve ilginç yanıtları nedeniyle öğrenciyi onore edici sözlerle yüreklendirebilir. Öğrenciler yapmaları gereken alıştırmaları bitirdikten sonra çalışmaları ile ilgili bilgisayar dökümlerini alıp ders sonunda öğretmene teslim ederler. Öğretmen bu çalışmaları daha sonraki dersin başında değerlendirilmiş olarak öğrencilere geri verir. Her öğrenciye bir bilgisayarın düştüğü bu ortamda öğrenciler, kendi öğrenme hız ve yeteneklerine göre ilerleyecekleri için öğretim bireyselleştirilmiş olur. Böyle bir ortamda öğretmen, danışmanlık rolünün gereği davranışlarda bulunarak öğrenmeyi etkili ve kolay kılmaya çalışır.

Genel olarak matematiğin insanların kendi yaşamları hakkında düşünebilmelerine yardım eden bir bakış açısı sağladığı ileri sürülürse , matematiğin bu işlevinin bilgisayarla en verimli hale geleceği düşünülebilir.Bilgisayar, yeni öğrenme koşullarının yaratılması ve yeni şeyler öğrenmenin bir yolu olarak görülürse “matematik tarlası “olarak adlandırılabilir.Bilgisayar çocukların kendi günlük yaşam deneyleri hakkında matematik diliyle konuşmaları için bir araç olarak kullanılabilir.Böylece çocuklar konuşmayı öğrendikleri kadar doğal, matematiği de öğrenmektedirler. Bilgisayar matematik alanının genişlemesinde kullanılmaktadır. Çocuklar bilgisayar ile matematiği keşfedebilecekleri,oyunlaştırabilecekleri , sayılara dayalı ve sayılarla iş gören dinamik bir yapıya bilgisayar ile kavuşabilecekleri düşünülebilir.Papert’in matematik ilkesi derin ve açıktır.Programlar inşa edilir,test edilir,tanımlanır ve değiştirilebilir.

Bilgisayarlar zengin ve değişik matematik problemleri ve çözümleri içererek matematik eğitimini genişletir ve çeşitlendirirler.Çözümlerden biri biliniyorsa ,bir başka çözüm sunarlar.Bilgisayarlar matematik açısından da etkili bir test kitabı olarak kullanılabilirler.Bilgisayar destekli eğitim kullanımı ile ilkokul çağındaki çocukların matematik eğitiminde başarılı oldukları bulunmuştur.Bilgisayar ayrıca motivasyonu sağlamak ve problem çözme becerilerini geliştirmek amacı ile de matematik eğitiminde kullanılmaktadır.

Bilgisayarlar zengin ve değişik matematik problemleri ve çözümleri içererek matematik eğitimini genişletir ve çeşitlendirirler.Çözümlerden biri biliniyorsa ,bir başka çözüm sunarlar.Bilgisayarlar matematik açısından da etkili bir test kitabı olarak kullanılabilirler.Bilgisayar destekli eğitim kullanımı ile ilkokul çağındaki çocukların matematik eğitiminde başarılı oldukları bulunmuştur.Bilgisayar ayrıca motivasyonu sağlamak ve problem çözme becerilerini geliştirmek amacı ile de matematik eğitiminde kullanılmaktadır.

İlkokul çağlarında matematiğe karşı geliştirilen olumsuz tutumlar ,çocukların başarılarını olumsuz yönden etkilemektedir.Ayrıca çocuklar korkup, matematik uzaklaşabilmektedir.Bilgisayar kullanan çocuklar matematikte daha çok bireysel doyum sağlamaktadırlar.Bu çocukların tepkileri daha çok ödüllendirilmekte, matematiğe karşı ilgileri artmakta ve süreklileştirmekte,korku ve olumuz tutumları azalmaktadır.Bilgisayar onların yaptıkları işten haz duymalarını kendi kendilerine bir şeyler yaratabilmelerini ve öğrenmelerini kontrol edebilmelerini sağlamaktadır.Bütün bunlar öğrenmeyi motive edici unsurlardır.Burada bilgisayarı rutin problemleri çözmek veya araştırma yapmak için kullanan çocukların ilgileri azalacağı gözden kaçırılmamalıdır.

Bilgisayar çözülecek problemin anlaşılıp aşamalara ayrılmasında ,problemin çözümü için gerekli bilgilerin sunulup hipotezlerin geliştirilmesinde ,gerektiğinde değişik çözüm yollarının gösterilip çözümünün bulunmasında ve bulunan çözümün değerlendirilmesinde problemin çözüm yönteminin başka durumlara da genellenebilmesinde etkili olup,çeşitlemeler sunmaktadır.Bütün bu durumlar problemin çözümünün basamaklarıdır.Çocuklar, genellikle bir problemin çözümüm için uyguladıkları yöntemi diğer durumlara genelleyemezler.Bilgisayar kullanan çocuk değişik problemlerde çeşitli yöntemleri kullanacak ve her seferinde kendisi yöntemi keşfederek uygulayacaktır. Bu da çocuğun yöntemleri genellemesine olanak sağlamaktadır. Çocuk yaparak ve yaşayarak öğrenecek, bu da öğrenmenin kalıcı ve doğal olmasını sağlayacaktır.Bir bilgisayar programlama dilini öğrenen çocuk, birçok programda çok sayıda problemin çözümü için gerekli teknik ve işlem yollarını öğrenecektir.Sonuçta, çocuğun hazırladığı program veya uyguladığı yöntem her zaman doğru sonuç vermeyebilir.Burada önemli olan, gösterilen çabadır.Çocuk pasif alıcı olmaktan kurtularak aktif hale geçecek ve kalıplaşmış işlerden sıyrılacaktır.Eğitimci de bilgisayar sayesinde çocuklara daha karmaşık ve uzun işlemler içeren problemler vererek onların ufuklarını genişletecek,onları keşfetme ve araştırmaya itecektir.

Matematik öğreniminde bilgisayar kullanmanın diğer olumlu sonucu ise, çocuklar arasındaki bireysel farklılıklardan kaynaklanan eğitim hızındaki değişikleri çocuğa göre ayarlamasıdır.Bilgisayar, bireyselleştirilmiş eğitim sağladığı için , her çocuğun kendi hızına ve yeteneklerine göre ilgisini ilerletmesine ve geliştirmesine aynı zamanda hata yapan çocuğun bu hatayı hemen görmesine ve düzeltmesine yardımcı olur.

ÖRNEK UYGULAMALAR

Eğitimde Bilgisayar Kullanımı: Bir Eğitimcinin Tecrübeleri

Bu sözlü bildiride bilgisayar öğretmeni ve eğitim teknolojisi öğrencisi olarak yaptığım çalışmaları paylaşmayı ve öğrencilerimin multimedia projelerinden örneklemeler sunmayı amaçlıyorum. Bugüne kadar yaptığım araştırmaları ve öğrencisinden öğretmenine, müdüründen amirine kadar her seviyede verdiğim bilgisayar destekli eğitim derslerinden edindiğim tecrübeleri bu bildiride sunmak istiyorum.

Günümüzde bilgisayar destekli eğitim her gecen gün daha da önem kazanmakta. Bununla beraber bilgisayarların eğitim alanında daha aktif ve üretken bir şekilde kullanılmadığına şahit olmaktayız. Bunun başlıca sebepleri arasında eğitimcilerin bilgisayar kullanmada yeterli tecrübeye sahip olmamalarını ve bilgisayarlara ulaşma imkanlarının kısıtlı olmasını ileri sürebiliriz.

Bilgisayarların basarili bir şekilde kullanılmasına bir kaç örnek. Orta okullarda öğrenciler yabancı dil öğrenmeye baslar başlamaz, bir çok öğrendiklerini yabancı bir mektup arkadaşıyla paylaşmak ister. Okullarımızda Internet olanaklarının olması öğrencilerin e posta ile haberleşmesini sağlayacaktır. Kidlink  ve Iearn  isimli kuruluşlar bu konuda dünyanın her yerindeki öğrencileri kaynaştıran iki örnek. Öğrenciler sadece yabancı dil eğitimlerine katkı yapmakla kalmayıp, ülkelerini, kültürlerini tanıtmak ve diğer ülkeleri tanımak imkanına sahip olmaktadır.

Amerika’nın Maine ve Oregon eyaletleri ayni ismi taşıyan Portland isimli bir sehire sahip. From Now on  isimli bir kurulusun yardımıyla bu iki şehirden seçilen iki ortaokul aralarında bilgi alışverişine başlarlar. Sonuçta iki okul birbirlerine kendi şehirleri tanıtır, arkadaşlıklar kurulur, yazdıkları multimedia projeleri Internet sayfasına asılır. Öğrenciler, normal bir ders projesinden farklı olarak, bu projede kendi bildikleri bir çevreyi sadece öğretmenlerine değil, oraları hiç görmemiş öğrenci arkadaşlarına tanıttılar. Bu projeyi hem ilginç bir hala soktu hemde anlamlı hala getirdi.

Bir başka örnekte Amerika’nın Ohio eyaletindeki bir ilk okulda gerçekleşti. Öğrenciler Sosyal bilimler derslerinde Alaska eyaletindeki başka bir ilk okuldaki arkadaşlarıyla sınıflarındaki tek bir bilgisayarla yazışıyor. Bir gün Ohio’da okullar sıfırın altında 30 derece olduğu için kapatılıyor. Ertesi gün bunu Alaska’daki arkadaşlarına yazdıklarında, cevap olarak sıfırın altında 30 derecenin Alaska’da çok iyi bir okul günü olduğunu öğrendiler. National Educational Computing konferansında, öğretmenleri sınıflarındaki bu tek bilgisayarın sadece öğrencilerin değil kendi dağarcığını da artırdığını kitaplarda öğrendikleri bilgileri anlamlaştırdığını vurguluyordu.

Massachusetts eyaletinin Northfield kasabasında çalıştığım bir okulda Paris’teki Luvr Müzesinin resimlerinin olduğu bir laserdisk almıştık. Sanat tarihi hocalarından biri önce bu resimleri sınıfta ders anlatırken kullanıyordu. Sonra HyperStudio isimli bir yazılım programını derste öğrencilere tanıttıktan sonra, öğrenciler donem ödevlerini bilgisayarda resim, harita, ses, ve animasyon ekleyerek öğretmenlerine sundular. HyperStudio öğrenmesi kolay bir yazılım programı olduğundan kısa zaman da Yabancı dil derslerinden, fen dersine kadar hemen hemen her derste öğrenciler ve öğretmenler tarafından kullanılır hale geldi.

Bilgisayar derslerinde vermeye çalıştığım mesaj, seslerin, animasyonların, resimlerin anlamlı kullanılmasıdır. Öğretmenlerinde bu yüzden öğrencileri notlamada zorlandıklarını çok gördüm. Bazı öğrenciler, sırf hoş gözüksün diye projelerine ses, resim gibi eklemeler yaparak öğretmenlerinin gözünü boyamaya çalışırlar. Tıpkı Türkiye’deki donem ödevlerine eklenen süslemeler gibi.

Bu konuda yaptığımız çalışmalar sonucu bazı projelerde öğretmenin projenin metnini önceden yazılı istemesinin yararlı olduğunu gördük Öğrenciler, öğretmenlerinden aldıkları cevapla, projelerini bilgisayar kullanarak zenginleştirip sınıfa projectorle yansıtarak sundular. Bazı projelerde de öğrencilerin ortak çalışması sonucu daha çok şey öğrendiklerine inandık. Örneğin Grupta bir öğrencinin artistik yaklaşımı, diğerinin iyi dilbilgisi, bir diğerinin bilgisayar yazılım dilini iyi kavraması projelerini zenginleştirmekle kalmayıp, öğrendiklerini aralarında tartışma ve paylaşma imkanı verdi.

Bilgisayarı eğitime basarili bir şekilde aktarma surecinde öğretmenlerin kendileri yetersiz hissedip, ne yapacaklarını bilemez hale geldiklerini gördüm. Özellikle konularında yılların tecrübesi olan hocalar öğrencilerinin önünde rezil olmak istemediklerini benim hemen yanlarında olmamın kendilerine çok destek olduğunu söylüyorlardı.. Öğretmenlerden teknolojiyi hemen benimsemelerini istemek idareciler için zor bir testtir. Öğretmenlere eğitim teknolojisi kursları alabilecekleri ortamlar ve zaman verilmesinin yanı sıra onlara bilgisayar kullanımın anlattıkları dersi nasıl zenginleştirebileceği örneklenmelidir.

Kısaca bu bildiride bilgisayarların etimdeki basarili kullanımından okuma yazmadan fen bilgilerine, müzikten sanata kadar olabilecek katkılarına örneklemeler vermeye çalışacağım. Amaç öğrencilerimizin daha iyi ve eşit bir eğitim alabilecekleri, bilgilerini paylaşabilecekleri, ve üretken olabilecekleri demokratik bir ortam yaratmak.

Kaynakça:* University of Massachusetts * Melda N. Yıldız 

Balinalı Bilgisayar Sınıfı

Kaliforniya daki Richard Henry Dana İlkokulu engin Pasifik okyanusuna tepeden bakan bir okul. Fen derslerine ağırlık veren bu okul için okyanus ve getirdiği doğal zenginlikler öğrenciler için yaşayan bir laboratuar niteliği taşıyor. Bu okuldaki öğrenciler için bir yunus ya da balina görmek çok olağan. Adeta yaşamlarının doğal bir parçası. Ancak kısa bir süre önce hiç beklenmedik bir balina ortaya çıktı. Yalnız bu balina Pasifiğin buz mavisi rengindeki sularında değil yakındaki bir inşaat alanında bulundu.

Splash adı verilen bu balina 4-9 milyon yaşında bir balina. İnşaat işçileri tarafından bulunan balina iskeleti Richard Henry Dana İlkokulu na hediye edildi. Okulun teknoloji kaynakları öğretmeni balina iskeletinin kendilerine hediye edilmesinden çok mutlu olduklarını, paleontologların balina iskeletinin tamam olduğunu belirttiklerini ve çok nadir bulunan bu örneğin öğrencilere zengin öğrenme ortamı yaratacağını belirtiyor.

Paleontologlar belirli testleri yaptıktan sonra öğrencilere fosilin restorasyon işleminin başlaması için izin verildi. Yaklaşık 5000 kg ağırlığındaki fosil okulun bahçesinde yatıyor. Yarısı taş yarısı toprakla kaplı 9 metre uzunluğunda 4.5 metre genişliğindeki balina iskeleti fosilden çok bir çamur toprak yığınına benziyor. Fakat her geçen gün öğrenciler küçük aletlerle fosilin kemiklerini temizleyerek ortaya çıkardıkça Splash yavaş yavaş şekil alıyor. Paleontologlar okula gelerek seminerler veriyor ve öğrencilere yöntemleri anlatıyorlar. Ayrıca Paleontology Splash laboratuarında öğrenilen derslerden biri.

Bir ilkokulda ilk defa kurulmuş olan bu paleontoloji laboratuarı olan Splash Laboratuarı ayrıca ABD de federal hükümetten de fon alıyor.

Okulun bulunduğu bölgede öğrencilerin çoğunun birinci dili İspanyolca olduğu için ayrıca Splash laboratuarındaki aktiviteler öğrencilerin İngilizcelerini de geliştirmeye yardımcı oluyor. Çocuklar bir taraftan fosili restore ederken diğer taraftan da bilimsel sözcükleri öğreniyor ve İngilizcelerini geliştiriyorlar.

Okulda 30 iMac in yer aldığı bir bilgisayar laboratuarının tam yanında yer alan Splash laboratuarında VCR lar, lazer disk oynatıcılar ve Internet bağlantılı bir bilgisayara bağlı 30 inçlik bir monitör de bulunuyor. Burada fen bilgisi öğretmeni Robin Davis Internet i, çeşitli CD-ROM ları ve multimedia (çoklu ortam) sunuları kullanarak Splash i eski ve yeni balinalar, jeolojik zaman, balina anatomisi, paleontoloji ve deniz biyolojisi gibi derlere entegre etmeye çalışıyor.

Öğrenciler fosili restore etme süreçlerini yaşarken verileri çeşitli şekillerde kaydediyorlar. Öğrenciler buldukları kemik parçacıklarını adlandırıyor ve gururlandırıyorlar. Daha sonra öğrenciler yanlarında çalışma alanına kadar getirdikleri Apple taşınabilir bilgisayarları, dijital kameralarını, video kameralarını kullanarak verileri kaydediyorlar. Daha sonra Splash laboratuarına döndüklerinde topladıkları bilgileri kullanarak dia şovları, multimedia sunular ve videolar hazırlıyorlar. Ayrıca bilgileri hazırladıkları Splash web sitesine de aktarıyorlar.

Fosil restorasyonunu belgelemek için öğrenciler bir web sitesi geliştirdiler. Balinaların beslenme alışkanlıklarından göç davranışlarına kadar pek çok bilginin yerleştirildiği site tamimiyle öğrenciler tarafından hazırlanmış ve yönetiliyor. Ayrıca Splash aktiviteleri okulun iki dilde yapılan (İngilizce ve İspanyolca) diğer web sitesinde de yer alıyor. Bu web sitesinde de Pasifik kıyıları ile ilgili diğer bilgiler, kültürel bilgiler, sanat ürünleri yer alıyor. Ayrıca sitede Kaliforniya ile ilgili tarih, coğrafya, depremler, yanardağlarla ilgili bilgiler bütün dünyadan bu siteye bağlanan öğrencilerle paylaşılıyor. Tabii bu sitenin İspanyolca olması nedeniyle İspanya, Meksika ve Filipinlerden de çocuklar bu siteye bağlanıyor.

Dana İlkokulunda çocukların öğrenilmesi gereken üç dil var: İngilizce, İspanyolca ve teknoloji dili. Okulda çocukların geleceğine ışık tutacak olan bu üç dil iyi bir şekilde öğretilirken bilimsel çalışmalar ve yaparak öğrenmeye de çok önem veriliyor. Çocukların birçoğu şu anda bilim adamı, deniz biyologu ya da paleontolog olma hayalleri kuruyor. Ve asılında üç yıl gibi bir süre devam edecek olan balinanın restorasyonunda çocuklar kendileri için anlamlı olan bir süre bu heyecanı paylaşıyor ve geleceği düşünüyorlar.

KAYNAKÇA:

Melda N. YILDIZ    Eğitimbe Bilgisayar Kullanımı:Bir Eğitimcinin Tecrübeleri

http://inet-tr.org.tr/inetconf5/bildiri/Melda_Yıldiz.ttml

Balinalı Bilgisayar Sınıfı

http://elma.turkport.com/c1000579r1000116.html

Eğitim.com (Meteksan Sistem A.Ş tarafından hazırlanmıştır)

http://www.egitim.com/genel/0007/d_0007.bilgisayardestekliogretimogretmenler.p01.asp

Ergün, Mustafa Anadolu Üniversitesi BDE Birimi Eğitim Teknolojisi ve Bilgisayar

Destekli Eğitim 1. Sempozyumu (sayfa:1…7)

Ö.GEMİCİ, E.KORKUSUZ, M.BOZAN, A.SARIKAYA Bilgisayar Destekli Eğitim Ve Bir

Örnek Uygulama http://w3balıkesir.edu.tr/~gemici/bdfenegitimi.htm

   Açık Öğretim Fakültesi Yayınları No:582  BİLGİSAYAR  (sayfa:127-128)

SENEMOĞLU, Senem  Gelişim Öğrenme ve Öğretim (sayfa:437-438-439)

TECNOLOGY İN MUSİC AND ART İNSTRUCTİON  (sayfa:297-298-302-303-304)

Akpınar,Yavuz,(1999)Bilgisayar Destekli Öğrenme Ve Uygulama Ankara Anı Yay.

Alkan,Cevat,(1984).Eğitim Teknolojisi”Ankara Ün.Eğit.Bil.Fak.Yay”Ankara.

Arı,Meziyet,Bayhan,Pınar,Okul Öncesi Dönemde Bilgisayar Destekli Eğitim,İstanbul,Epsilon

İşman,Aytekin,(2000) Değişim Semineri Ders Notları “Sakarya Üniversitesi” Sakarya

İşman,Aytekin,(2001) Bilgisayar ve Eğitim, Sakarya Ünv.Eğit. Fak.Derg.

Şimşek,Ali,(2001) Sınıfta Demokrasi

Uney,Tuncer,(2001) Bilgisayar Kullanımı Öğrenciyi Yeniliyor,Eğit.Bilim Derg.

Uşun,Salih,(2000)Dünyada ve Türkiye’de Bilgisayar Destekli Öğretim Pegem Yay. Ankara

12 Temmuz 2007

Primal Simpleks Metot

PRİMAL SİMPLEKS METOT

SORU :

Modelini primal simpleks metotla çözünüz.

CEVAP : Sistemin standart formu :

Tablo oluşturulursa:

İterasyon

-5 6 -3 5 -12 0

-> terk eden

->temele giren

1 3 5 6 3 1

90

-1 18 17 29 0 4

360

-> terk eden

-> temele giren

1/3 1 5/3 2 1 1/3

30

2 21 22 35 3 5

450

Tablo optimuma ulaşmıştır…

1 3 5 6 3 1

90

SONUÇ : bulunur.

M TEKNİĞİ

SORU :

Sistemini M tekniğiyle çözünüz.

CEVAP :

Buna göre tablo oluşturulursa:

Tablo 1

9M-5 -6M-12 M M 0 0 0

-11M

-2 3 0 0 1 0 0

1 2 -1 0 0 1 0

6 7 0 -1 0 0 1

3=>1

5 =>5/2

3=>3/7

Yeni = 6/7 1 0 –1/7 0 0 1/7 3/7

Eski z =9M-5 -6-12M M M 0 0 0 -11M

(6+12M)* =(36+72M)/7 0 0 (-6-12M)/7 0 0 (6+12M)/7 (18+36M)/7

Yeni z =(135M+1)/7 0 M (-6M-5)/7 0 0 (6+12M)/7 (18-41M)/7

…..

….

..

Yeni tablo :Tablo 2

(135M+1)/7 0 M (-6M-5)/7 0 0 (6+12M)/7

(18-41M)/7

-32/7 0 0 3/7 1 0 -3/7

-5/7 0 -1 2/7 0 1 -2/7

6/7 1 0 -1/7 0 0 1/7

12/7=>4

29/7 =>29/2

3/7=>xxx

Tablo 2’nin işlemleri :

Y = -32/3 0 0 1 7/3 0 -1 4

E z = (135M+1/7 0 M (-6-5M)/7 0 0 (6+12M)/7 (18-41M)/7

*(6+5M)/7 = (-192-160M)/21 0 0 (6+5M)/7 (6+5M)/3 0 (-6-5M)/7 (24+20M)/7

Y z = (245M-189)/21 0 M 0 (6+5M)/3 0 M 3M

E = -5/7 0 -1 2/7 0 1 -2/7 29/7

-2/7 = 64/21 0 0 -2/7 -2/3 0 2/7 -8/7

y = 7/3 0 -1 0 -2/3 1 0 3

E = 6/7 1 0 -1/7 0 0 1/7 3/7

/2 = -32/21 0 0 1/7 1/3 0 -1/7 4/7

Y = -2/3 1 0 0 1/3 0 0 1

Sahte optimum

amaç programlama

ile çözülmeli

(245M-189)/21 0 M 0 (6+5M)/3 0 M

3M

-32/3 0 0 1 7/3 0 -1

7/3 0 -1 0 -2/3 1 0

-2/3 1 0 0 1/3 0 0

GRAFİK YÖNTEM

SORU :

Sistemini grafik yöntemle çözünüz.

CEVAP :

kısıtın eksenleri kestiği noktalar : (-3/2,5/8)

kısıtın eksenleri kestiği noktalar : (5/4,1)

Amaç fonksiyonu 6 değerine eşitlenirse eksenleri kestiği noktalar (2,3) olur

Bulunan eş kâr doğrusu çözüm uzayında kaydırılırsa uzayı terk ettiği son nokta bize optimum çözüm noktasını verir. Buna göre grafik :

Optimum Çözüm Noktası

1. kısıt

2.kısıt

Eş kâr doğrusu

Çözüm : Optimum çözüm noktasını için ’yi 1 noktasında keser.

SAKARYA ÜNİVERSİTESİ

MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ

ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ

BÖLÜMÜ

YÖNEYLEM ARAŞTIRMASI-1

DERSİ ÖDEVİ

HAZIRLAYAN

ETHEM VOLKAN USLU

9901.02021-END 3

12 Temmuz 2007

5 Scada Sistemleri

5 SCADA Sistemleri

1.1 İşletme Kaynak Yönetimi Katmanı

(Enterprice Resource Plannitig Corparate Level)

işletmenin üretim için gerekli kaynakların planlandığı bu katman’da üretim ve hizmet politikalarım destekleyecek kararlar alınır ve uygulanır. Hizmet ve üretim yönetimi departmanları ile diğer departmanlar arasındaki işbirliği gerçekleştirilir. Bu katman organizasyon pira-midinin zirvesini oluşturur. Burada “İşletme Kaynakları Planlaması” (Enterprice Resource Planning – ERP) yazılımları bu düzeydeki yönetim fonksiyonlarım desteklemek amacıyla kullanılırlar. Entegre bir SCADA kontrol sisteminin bu katmanmda en alt katmandan gelen veriler değerlendirilerek işletmelerin stratejileri geliştirilir, politikalar, saptanır ve işletme ile ilgili önemli kararlar alınır.

1.2 İşletme Yönetim Katmanı

(Execution System Plant Level) İşletmelerde veya tesislerde bulunan bölümler arası işbirliği bu düzeyde sağlanır. İşletme yönetim katmanında bir önceki seviyede saptanmış stratejilere uygun kararlar oluşturulur ve işler sırası ile yürütülür. Bu katman daha çok bir işletme müdürlüğü işlevim üstlenir.

1.3 Süreç Denetim Katmanı

(SMperüisory Controls Leveî)

Süreç Denetim Katmanında ile izleme ve veri toplama fonksiyonlanmn gerçekleştirilmesiyle tesisler ve makinalar arası eşzamanlılık sağlanması amaçlanır. Bu katman, genellikle merkezi kontrol odası bünyesinde kontrol cihazları ve SCADA

yazılımlarım içerir.

1.4 İşletme Kontrol Katmanı

(Plant Floor Control Level) Otomasyon piramidinin sonuncu katmam, İşletmelerin Fiziksel Kontrollannın yapıldığı Katman olarak tanımlanabilir. Burada, mekanik ve elektronik aygıtlar arabirimlerle bağlanarak işletme fonksiyonlarım yürütürler. Denetim komutları bu düzeyde tesisin çalışmasını sağlayan elektriksel sinyallere ve makine hareketlerine dönüşür, bu dönüşümler elektronik algılayıcılar aracılığıyla toplanır. Toplanan veriler elektrik işaretlenme çevrilerek SCADA sis-temine aktarılır. Aktüatörler, tahrik motorları, vanalar, lambalar, hız ölçü cihazları, yaklaşım detektörleri, sıcaklık, kuvvet ve moment elektronik algılayıcıları burada bulunur. SCADA sisteminden verilen komutlar, bu katmanda, elektrik işaretlerine çevrilerek, gerçek dünyada istenen hareketlerin oluşması sağlanır (vanaların açı-lıp-kapanması, ısıtıcıların çalıştınhp-dur-

durulması gibi).

7 SCADA Sistemleri

2. İşletme Yönetimi ve SCADA Sistemi

Entegre bir SCADA kontrol sistem piramidim mm oluşturan son üç katmanda gerçekleştirilen yönetim fonksiyonlarının desteklenmesinde SCADA uygulamalanndan yararlanılır. Bu konu-ya kitabımızın bu bölümünde sadece bir özet vererek yetineceğiz.

İşletme bir bütün olduğuna göre yönetim fonksiyonlarının başarıyla gerçekleştiri-lebilmesi katmanlar arası koordinasyonun sağlanmasıyla, bir başka deyişle de, ERP ve SCADA sistemlerinin birlikte kul-lanılmalarıyla sağlanabilir. Bu sonuca göre ERP ve SCADA yazılımları aynı bütünün, yani işletme yönetim sisteminin, iki temel öğesidirler ve birlikte kullanılmaları halinde birbirlerinin etkilerim arttıracakları ve yönetim fonksiyonlannın başarıyla yerine getirilmesini sağlayacakları bir gerçektir.

Üretim’in denetim işlemlerim de içeren ERP, SCADA sistemleri ile büyük buluşma alanlarım oluşturmaktadır. ERP, yani İşletme Kaynakları Planlama-

sı sistemi, bir üretimin verimli yapılmasıyla ilgili her türlü kaynağı (satış projeksiyonları, personel, fabrika kapasiteleri, dağıtım kısıtlamaları, vs.) bir arada değerlendiren, simülatör özelliği taşıyan, yönetim bilişim sistemi altyapısını barındıran bir planlama aracı olarak düşünülebilir.

SCADA Sistemleri 8

Üretim denetimi fonksiyonunun hedefleri şunlardır:

1) iş emri alıştırmalannın mümkün olduğunca iyi bir şekilde tutturulması,

2) Ürünlerin veya hizmetlerin olabilecek en kısa sürede üretilmesi,

3) Süreç içi envanterin miktar ve süre olarak minimumda tutulması,

4) Üretim hücre ve makinaların dengeli yük-lenmesi,

5) Üretimin maliyet ve kalite düzeyi yönün-den en uygun aletlerle yapılmasıdır.

Aynı zamanda bir bilgi iletişim ağı olan SCADA sistemlerinin birincil fonksiyonu, belirlenen hedefleri tutturacak üretim denetimi ve süreçleri izleme etkinlikleri-nin başarıyla gerçekleşmesi ve buna katkıda bulunmasıdır. Burada etkin bir bilgisayar teknolojisinin veri toplama sistemiyle iletişimli ve gerçek-zamanlı olarak gerçekleştirilmesi şarttır. Günümüzde, bilgisayar teknolojisinin basit yazılım modüleri olan ÖLE, ActiveX, ODBC gibi mekanizmalar sayesinde bölümler ara-sında gerçek zamanlı ilişki imkanları ayrıca kılınabilmektedir.

7 SCADA Sistemleri

2. İşletme Yönetimi ve SCADA Sistemi

Entegre bir SCADA kontrol sistem piramidim mm oluşturan son üç katmanda gerçekleştirilen yönetim fonksiyonlarının desteklenmesinde SCADA uygulamalanndan yararlanılır. Bu konu-ya kitabımızın bu bölümünde sadece bir özet vererek yetineceğiz.

İşletme bir bütün olduğuna göre yönetim fonksiyonlarının başarıyla gerçekleştiri-lebilmesi katmanlar arası koordinasyonun sağlanmasıyla, bir başka deyişle de, ERP ve SCADA sistemlerinin birlikte kul-lanılmalarıyla sağlanabilir. Bu sonuca göre ERP ve SCADA yazılımları aynı bütünün, yani işletme yönetim sisteminin, iki temel öğesidirler ve birlikte kullanılmaları halinde birbirlerinin etkilerim arttıracakları ve yönetim fonksiyonlannın başarıyla yerine getirilmesini sağlayacakları bir gerçektir.

Üretim’in denetim işlemlerim de içeren ERP, SCADA sistemleri ile büyük buluşma alanlarım oluşturmaktadır. ERP, yani İşletme Kaynakları Planlama-

sı sistemi, bir üretimin verimli yapılmasıyla ilgili her türlü kaynağı (satış projeksiyonları, personel, fabrika kapasiteleri, dağıtım kısıtlamaları, vs.) bir arada değerlendiren, simülatör özelliği taşıyan, yönetim bilişim sistemi altyapısını barındıran bir planlama aracı olarak düşünülebilir.

SCADA Sistemleri 8

Üretim denetimi fonksiyonunun hedefleri şunlardır:

1) iş emri alıştırmalannın mümkün olduğunca iyi bir şekilde tutturulması,

2) Ürünlerin veya hizmetlerin olabilecek en kısa sürede üretilmesi,

3) Süreç içi envanterin miktar ve süre olarak minimumda tutulması,

4) Üretim hücre ve makinaların dengeli yük-lenmesi,

5) Üretimin maliyet ve kalite düzeyi yönün-den en uygun aletlerle yapılmasıdır.

Aynı zamanda bir bilgi iletişim ağı olan SCADA sistemlerinin birincil fonksiyonu, belirlenen hedefleri tutturacak üretim denetimi ve süreçleri izleme etkinlikleri-nin başarıyla gerçekleşmesi ve buna katkıda bulunmasıdır. Burada etkin bir bilgisayar teknolojisinin veri toplama sistemiyle iletişimli ve gerçek-zamanlı olarak gerçekleştirilmesi şarttır. Günümüzde, bilgisayar teknolojisinin basit yazılım modüleri olan ÖLE, ActiveX, ODBC gibi mekanizmalar sayesinde bölümler ara-sında gerçek zamanlı ilişki imkanları ayrıca kılınabilmektedir.

5 SCADA Sistemleri

-;}

1.1 İşletme Kaynak Yönetimi Katmanı

(Enterprice Resource Plannitig Corparate Level)

işletmenin üretim için gerekli kaynakların planlandığı bu katman’da üretim ve hizmet politikalarım destekleyecek kararlar alınır ve uygulanır. Hizmet ve üretim yönetimi departmanları ile diğer departmanlar arasındaki işbirliği gerçekleştirilir. Bu katman organizasyon pira-midinin zirvesini oluşturur. Burada “İşletme Kaynakları Planlaması” (Enterprice Resource Planning – ERP) yazılımları bu düzeydeki yönetim fonksiyonlarım desteklemek amacıyla kullanılırlar. Entegre bir SCADA kontrol sisteminin bu katmanmda en alt katmandan gelen veriler değerlendirilerek işletmelerin stratejileri geliştirilir, politikalar, saptanır ve işletme ile ilgili önemli kararlar alınır.

1.2 İşletme Yönetim Katmanı

(Execution System Plant Level) İşletmelerde veya tesislerde bulunan bölümler arası işbirliği bu düzeyde sağlanır. İşletme yönetim katmanında bir önceki seviyede saptanmış stratejilere uygun kararlar oluşturulur ve işler sırası ile yürütülür. Bu katman daha çok bir işletme müdürlüğü işlevim üstlenir.

1.3 Süreç Denetim Katmanı

(SMperüisory Controls Leveî)

Süreç Denetim Katmanında ile izleme ve veri toplama fonksiyonlanmn gerçekleştirilmesiyle tesisler ve makinalar arası eşzamanlılık sağlanması amaçlanır. Bu katman, genellikle merkezi kontrol odası bünyesinde kontrol cihazları ve SCADA

yazılımlarım içerir.

1.4 İşletme Kontrol Katmanı

(Plant Floor Control Level) Otomasyon piramidinin sonuncu katmam, İşletmelerin Fiziksel Kontrollannın yapıldığı Katman olarak tanımlanabilir. Burada, mekanik ve elektronik aygıtlar arabirimlerle bağlanarak işletme fonksiyonlarım yürütürler. Denetim komutları bu düzeyde tesisin çalışmasını sağlayan elektriksel sinyallere ve makine hareketlerine dönüşür, bu dönüşümler elektronik algılayıcılar aracılığıyla toplanır. Toplanan veriler elektrik işaretlenme çevrilerek SCADA sis-temine aktarılır. Aktüatörler, tahrik motorları, vanalar, lambalar, hız ölçü cihazları, yaklaşım detektörleri, sıcaklık, kuvvet ve moment elektronik algılayıcıları burada bulunur. SCADA sisteminden verilen komutlar, bu katmanda, elektrik işaretlerine çevrilerek, gerçek dünyada istenen hareketlerin oluşması sağlanır (vanaların açı-lıp-kapanması, ısıtıcıların çalıştınhp-dur-

durulması gibi).

9 S CADA Sistemleri

3. Modem Kontrol Sistemlerinin Yapışı

Modern ve katmanlaşabilen bir kontrol sistemi, fonksiyonel ve yapısal entegras-yona imkan verecek şekilde modüler, esnek ve dağıtılmış bir kontrol şeklim sağlamalıdır.

Fonksiyonel entegrasyon; sistemin kontrol edeceği işletmeye ait lojik ve denetleme işlevlerin! kapsamaktadır. Bu entegrasyon komple bir tesisin ardışık veya sürekli işleyişin! uyumlu bir şekilde sağlama yeteneğine sahip olacaktır.

Yapısal entegrasyon ise, işletmenin en küçük kontrol birimlerinden merkezi kontrol odalarının ileri operatör istasyon-lanna ve çevre gözetleme birimlerine kadar genişletilebilen ve entegre edilebilen bir sistem olma özelliğim taşır. Modern kontrol sistemlerinin yapışı artık çok güçlü bir SCADA yazılım paketi çevresinde kullanılmaktadır. Bir çok bilgisayar veya iş istasyonuna yüklenen bu paket vasıta-sı ile, kontrol edilecek tesisin komple işletimi, tesiste dağıtılmış bulunan saha cihazları, enstrüman ve programlanabilir elektronik kontrol ünitelerinde sürekli olarak biriken veriler elde edilerek, denetim imkanına sahip olunmaktadır.

Kontrol sistemlerinin fiziksel olarak yapışı ise, bir sonraki bölümlerde ele alınacaktır.

SCADA Sistemleri 10

3.1 Merkezi Kontrol Odası

Entegre bir SCADA sisteminde merkezi kontrol odası. Bilgisayar ağı, bilgisayar destekli SCADA paket uygulamaları, in-san-makina iletişimi için bilgisayarlar, işletme fonksiyonlarım yerine getirecek yazılımlar, yazıcılar ve destek donanımların-dan oluşur.

3.2 Haberleşme Sistemi

Bu sistem, programlanabilir elektronik kontrol üniteleri seviyesinden kontrol odası seviyesine, çeşitli yardımcı işletmelerin kontrol ünitelerinden işletme ve yönetim seviyesine kadar tüm veri ve bilgileri iletecek bir yapıdadır.

Bir merkezi kontrol odası

11 SCADA Sistemleri

SCADAS

3.3 Programlanabilir Elektronik Kontrol Uniteleri

Kontrol alt birimlerine, işletme üniteleri- ne, çalışma sahasına ait saha cihaz ve enstrümanlarına bağlanarak gerekli veri alış-verişini sağlarlar. Bu üniteler (PLC ler veya RTU’lar) aynı zamanda elektro nik ve elektrik kilitleme, koruma ve ben zeri ekipmanlarla bağlanarak motor kontrol merkezine (MCC) entegre edil mektedir. Programlanabilir kontrol ünite leri, biriken bilgi ve verilen, bir yandan SCADA sistemine iletirken bir yandan da, işletme fonksiyonlarını yerine getir mek için yazılım programı gereğince, lo jik ve denetim kontrolünü sağlamakta dırlar.

İşletmeye ait verilerin tamamı kontrol panolarına yerleştirilmiş programlanabi ur kontrolörlerde işlenmektedir. Bu kont rol üniteleri, lojik ve denetimsel kontrol için bir ‘bilgi işlem modülü” olarak görev yapabildiğinden dolayı, birer “endüstri yel bilgisayar” olarak da kullanılmakta dırlar. Böylece kontrol panolarının her bi ri işletmenin bir bölümünün kontrolü ile ilgili tüm fonksiyonları yerine getirebil mektedir.

Öte yandan, işletmenin otomatik kont rolu operatörler bilgisayarlarda veya iş istasyonlarında, bazı parametreleri de-

ğiştirebilecek veya sürekli taranan kont rol sisteminin olgu verilen listelerini işle yebileceklerdir.

Entegre SCADA sistemini oluşturan bu alt sistemlerin ağırlıkları, çeşitli uygula malara göre farklı olacağı bir gerçektir. Yinede sistemin planlanması, yönetimi ve yazılım kısmı tüm sistemin yaklaşık %30 ile %50’sini oluşturmaktadır.

Örnekte, bi, SCADA sis! çalışması ş olarak göst Hammadde içindeki sıv istenen sab tutmak için istediği sıc değeri bi1g klavye vası girilir.

Bu param gider. PLC gerçek değ sürekli kar Isıtıcıyı ça yada durcL sıcaklığı s

13 SCADA Sistemleri

SCADA Siste

4. Sistemin Planlaması

Değişik fabrika veya işletmeler için bir kontrol sistemi tasarlamrken, genellikle iki ana prensip göz önüne alınır. Bunlar:

Modüler Yapı: Ana veya yardımcı tesisleri kontrol eden sistemin üniteleri iç içe olma larına rağmen, fiziksel olarak ayırt edilebil meli ve bu bazda tanımlanmalıdır. Siste min yapısı alt ve üst kademe bazmdaki alt yapının mimarisi ile herhangi bir zamanda ihtiyaç duyulan genişletmeye imkan ver melidir (katmanlaşabilmeli).

Uygulama esnekliği: Sistem, gerekli prog ramlanabilir kontrol ünitelerinin ve

SCADA paketlerinin tamamını kullanabil me esneklik ve altematifini ihtiva etmeli dir. Kontrol sisteminin yapilanması, aynı zamanda işletme organizasyonunu ve yö netim stratejisinin bir yansıması olmalıdır. Bu iki ana prensip ışığmda, kontrol siste minin uygulaması planlanırken, işletme yönetimi dört basit esası birleştirmelidir. Bu esaslar:

• İşletmenin kontrol performansına en uygun alt yapının mimarisi seçilmelidir

• Yönetimin talepleri, tüm işletmede mevcut kontrol konfigürasyonunu (eğer varsa) stan dartlaşmaya doğru yönlendirecek şekilde ol malıdır.

• Kullanılacak ekipmanın (mümkün olduğun ca) “Açık-Sistem” olmalı (open-system) ve bir den fazla üreticiden temin edile bilinmelidit

Böylece işletme yönetimi, projelerde kullanılacak ekipman ve yazılım paketlerinin seçiminde, ka rarlılık ve bağımsızlık imkanı sağlanacaktıL

• Mekanik konstrüksiyon ve saha cihazlan esnek olmayıp sabittirler. Sadece, devreye alma esna smda değişikliklere ve gerekli ayarlara imkan ve rir ve daha sonra kolay kolay değiştirilemezler. Kontrol sisteminde ise, esnek uygulama yazılım ları yüklendikten sonra, devamlı düzenlemeler gerekebilir. Tüm sistem ‘oturuncaya” kadar ge liştirme ihtiyacı doğabilir. Kısaca kontrol sistemi nin kurulması, devreye alınması ve geliştirilmesi daha uzun bir zaman almaktadır. Bunlar göz önüne ahnarak, kontrol sistemlerinin yerli olarak kurulması veya en azından devreye alınması da ha uygun olacaktır. Bu sayede, otomasyon proje si düşük maliyetli olacak, satış sonrası hizmet ve bakım konulan daha hızh sonuçlanacaktır.

Özet olarak, kontrol sistemlerinin planlan ması esnasmda proje, işletme ve hatta ba kım personeli tarafından birçok faktörün göz önünde tutulması gereklidir. Böyle bir planlamanm tabii sonucu olarak da güve nilir, açık, dengeli ve kolay kullanilabih genişlemeye ve müdahalelere imkan verecek bir sistem oluşacaktır.

15 SCADA Sistemleri

İİ. Merkezi Kontrol Odası

1. Entegre Kontrol Odası

Merkezi kontrol odası; yöneticilerin, işletme operatörlerinin ve bakım elemanlannın, er gonomik görüntü olanaklarıyla tüm işletim sisteminin “gerçek zamanlı: real-time “ gör sel yaklaşımına sahip olabildikleri fiziksel çevredir. Kontrol odası, genellikle bilgisayar terminalleri, yazıcilar, lambalar ve sirenler ile entegre edilmektedir. Kullanıcı arabirim leri aşağıdaki gibi sıralanabilir:

1.1 SCADA Sistem Terminalleri

Birçok kullanıcıya çalışma imkanı veren bu terminaller, operatörlerin sistemi göz leyebilmelerini ve kontrol edebilmelerini sağlar. Sistemin kontrolü için gerekli bil gilerin yetkili kılınanlar tarafından giril mesi veya değiştirilmesi, şifre ile müm kün olabilmektedir.

1.2 Bilgisayar Ekranları

Renkli, yüksek çözünürlük ve tarama ora nına sahip, ergonomik yapıdaki ekranlar ile dinamik işletme noktalan (motor, yana, ölçü noktası) ve niimü erinin gerçek za manda sürekli gözlenmesi sağlanmaktadır

1.3 Yazıcılar

Işletmeye ve sisteme ait tüm parametre leri, durum ve arıza hallerini raporlama imkanı sağlar.

1.4 Kontrol Panolan

Programlanabilir Elektronik Kontrol üni telerini ihtiva eden bu panolar; sinyal lambaları, sirenler ve pano mimikleri içe rebilirler. Kontrol edilen işletmenin bü yüklüğüne bağlı olarak, zaman-zaman kontrol panoları sahada “adacıklar” ha linde yerleştirilebilir.

Merkezi kontrol odasındaki ekranlar va sıtasıyla; terminallerde mevcut mimikler, Reçete ve Parametre gibi ekranlar kulla nılarak işletme ekranları ve sistem arasın da etkileşim sağlanır. Bu arada, kontrol odasına ergonomik bir yapıda, uygun ay dınlatılmış, yeterli havalandırma sistemi ne sahip ve bunların yanı sıra gürültüden uzak sessizlik ortamını sağlayan bir mer kez olması, operatörlerin işletmenin kontrolünü sağlarken dikkatlerini ve arı zaların (Alarm ve Olaylar) oluşması es nasında hızlı müdahale etmelerini sağla yan önemli etkenlerdir.

17 SCADA Sistemleri

Bir SCADA

bilgisayar

ekranından

dört ayrı sunum bir arada

111. Veri Tabanlı Kontrol ve

Gözetleme Sistemi (SCADA)

1. Ozet

Bugünün veri toplama ve kontrol sistem kullanıcılan, gereksinimleri için güçlü, es nek, kolay uygulanabilir ve aynı zamanda pahalı olmayan çözümler aramaktadırlar. Veri Tabanlı Kontrol ve Gözetleme Sistemi (SCADA); endüstriyel bilgisayarlar ve iş istasyonlan için tasarlanmış bir gerçek – zamanlı (real – time), çok – görevli (multi tasking) yazılım paketi olup, birçok uygu lamanm gereksinimlerini karşilamaktadrn Yüksek düzey operatör iş istasyonlan veya bilgisayarlara uyarlanacak SCADA paket leri, haberleşme sistemi vasıtasıyla, kontrol panolarma yerleştirilmiş Programlanabilir Elektronik Kontrol Unitelerine bağlan makta ve işletmenin kontrolü için gerekli veri, bilgi ve komut aliş verişini yapabil mektedir.

Kuşkusuz, SCADA sistemi operatörler için ileri düzeyde kontrol ve gözetleme özellik leri sağlamalıdır. Genel olarak SCADA sis temi, uygulamada şu imkanları sağlayabi lir:

• Kullanıcı tarafmdan tanımlanmış işlet meye ait mimikler (Işletme Simülasyonu) ve mimik ekranlarda kullanılacak nesneler vasıtasıyla işletmenin takibi (seviye, sıcak lık, basınç, dijital sinyaller, yana ve motor durumları, sistem durumu vb.),

• Reçete ekranları vasıtasıyla, üretim reçe telerinin girilmesi ve işleyen reçeteler hak kında operatörün bilgilendirilmesi,

• Parametre ekranları vasıtasıyla, sistem için gerekli olan parametrelerin girilmesi (Setpoint, alt ve üst alarm değerleri vb.)

• PID parametrelerinin girilebilmesi ve gö zetlenmesi,

• Işletme değerlerinin tarihsel ve gerçek zamanlı trendlerinin tutulması,

• Anlık veya periyodik raporların (Üretim, Reçete, Stok vb.) alınması,

• Otomatik çalışan sisteme, SCADA ekran larından manuel müdahale yapılabilmesi,

• Alarm ve durumların (event) gösterilme si ve yazıcıya ve/veya veri tabanına kayıt edilmesi,

• İleri düzeyde kalite kontrol, örneğin İsta tiksel Proses Kontrol (Stastitical Process Control -SPC) desteği.

SCADA Sistemlet

19 SCADA Sistemleri

SCADA Si

Standart SCADA paketleri, kontrol sistemlerine entegre olurken, uygulana bilir kod ve dokümantasyon özelliklerine sahip olmak zorundadır. Bunlar aşağıda ki gibi sıralanabilir:

• Gerçek-zamanlı nüve (Real-Time engine),

• Uygulama Editörü,

• Dağınık mimarisi,

• Farklı dillerde programlanabilme yeteneği,

• Farklı veri tiplerini destekleme,

• Bir çok cihaz ile haberleşebilme,

• Farklı operatör girişi ve şifreleme,

• Dağıtılmış alarm yönetimi,

• Rapor üretimi,

• Internet/Intranet desteği,

• Kullanıcı haberleşme arabirimlerini ve SCADA modüllerini yazabilme yeteneği (Open SystemıStProgrammer Access Kit).

2. SCADA Sisteminde İletişim

SCADA paketinin bir modülü olan Han ci Cihaz Ara Birimi (External Device İn terface – EDI), kontrol sisteminde fiziksel olarak yayılmış tüm çevre birimlerinin SCADA ile iletişimini sağlar. İşletmenin otomatik kontrolü veya gözetlenmesi için gerekli olan dinamik bilgileri kontrol

eder ve güncelleştirir. SCADA uygulama programı, Dinamik Veri Değişimi (Dyna mic Data Exchange – DDE), OLE (Object Linking and Embeding), OPC (OLE for Process Control) veya ODBC (Open Da taBase Connectivity)’yi kullanarak, Win dows 95/98, Windows NT, UNIX veya 05-2 altında çalışan programlar ile gerek li tüm bilgi alış-verişini sağlamaya imkan tanır.

Programlanabilir Elektronik Kontrol üni teleri; işletmeye veya prosese ait veri ta banındaki değişkenleri, trend” veri kü tüklenmesini (logging) desteklemektedir. Kütükleme, trend eğrisini gösterilebil mek için veya bilgisayarın sabit diskinde (hard disk) uzun süreli saklamaya yara yan tali kütükleme için kullanılmaktadır.

SCADA paketi, Windows 95/98, Win dows NT, OS/2, UNIX, Sun Solaris veya bilinen güçlü, gerçek zamanlı, çok işlem li, insan makina iletişimi ve “Windows özelliği taşıyan yazılımlara dayandırıl malıdır. Böyle bir Sistemin kullanım ko laylığına ek olarak, işletmenin tüm işlem ve çalışmalarını bir çok ekranda görebil me olanağını da sağlamaktadır.

19 SCADA Sistemleri

SCADA Si

Standart SCADA paketleri, kontrol sistemlerine entegre olurken, uygulana bilir kod ve dokümantasyon özelliklerine sahip olmak zorundadır. Bunlar aşağıda ki gibi sıralanabilir:

• Gerçek-zamanlı nüve (Real-Time engine),

• Uygulama Editörü,

• Dağınık mimarisi,

• Farklı dillerde programlanabilme yeteneği,

• Farklı veri tiplerini destekleme,

• Bir çok cihaz ile haberleşebilme,

• Farklı operatör girişi ve şifreleme,

• Dağıtılmış alarm yönetimi,

• Rapor üretimi,

• Internet/Intranet desteği,

• Kullanıcı haberleşme arabirimlerini ve SCADA modüllerini yazabilme yeteneği (Open SystemıStProgrammer Access Kit).

2. SCADA Sisteminde İletişim

SCADA paketinin bir modülü olan Han ci Cihaz Ara Birimi (External Device İn terface – EDI), kontrol sisteminde fiziksel olarak yayılmış tüm çevre birimlerinin SCADA ile iletişimini sağlar. İşletmenin otomatik kontrolü veya gözetlenmesi için gerekli olan dinamik bilgileri kontrol

eder ve güncelleştirir. SCADA uygulama programı, Dinamik Veri Değişimi (Dyna mic Data Exchange – DDE), OLE (Object Linking and Embeding), OPC (OLE for Process Control) veya ODBC (Open Da taBase Connectivity)’yi kullanarak, Win dows 95/98, Windows NT, UNIX veya 05-2 altında çalışan programlar ile gerek li tüm bilgi alış-verişini sağlamaya imkan tanır.

Programlanabilir Elektronik Kontrol üni teleri; işletmeye veya prosese ait veri ta banındaki değişkenleri, trend” veri kü tüklenmesini (logging) desteklemektedir. Kütükleme, trend eğrisini gösterilebil mek için veya bilgisayarın sabit diskinde (hard disk) uzun süreli saklamaya yara yan tali kütükleme için kullanılmaktadır.

SCADA paketi, Windows 95/98, Win dows NT, OS/2, UNIX, Sun Solaris veya bilinen güçlü, gerçek zamanlı, çok işlem li, insan makina iletişimi ve “Windows özelliği taşıyan yazılımlara dayandırıl malıdır. Böyle bir Sistemin kullanım ko laylığına ek olarak, işletmenin tüm işlem ve çalışmalarını bir çok ekranda görebil me olanağını da sağlamaktadır.

23 SCADA Sistemleri

SCADA Sisteml

4.1 Genel Görünüm Ekranları Bu ekranlarda, objeler ve nesneler, işletme veya proses bölümlerine bağlı olarak gruplar halinde ekranlara getirilir. Detay lara girmeden genel durum görüntülenir.

4.2 İşletme Ekranları

Bu ekranlar, kontrol sistemleri termino lojisinde “Mimik” ekranlar olarak adlan dırilır.

İşletme detayını Tümüyle ardışık işlemler, ölçüm noktaları gösteren bir vs. ile tanımlanmış ve belirli uygulamalara Mımık” ekran yönelik olarak dinamik noktalarm (motor,

yana, ölçü noktası, v.b.) ve çalışan işletme

bölümlerinin durumlarınm izlendiği ek ranlardır. Bu ekranlarda işletmedeki bö lümler sembolik resimlerle gösterildiği gi bi, dinamik noktaların renk değişiklikleri veya haraketlendirerek gösterilir.

4.3 Obje veya Nesne Ekranları

Mimik ekranlarda gösterilen dinamik nok talarm detaylan, “Pop-Up” ekranlarıdır. Vana, sıcaklik algilayıcıları gibi tekil nesne ler hakkmda mevcut olan tüm bilgileri ek rana yansıtırlar. Bazı ekranlar ürün özellik lerini gösterirken bazıları parametre gir mekte kullamlırlar.

4.4 Rapor Ekranları

İşletmeye ait bilgi ve verilen tablolar şeklin de gösteren ekranlardır. İşletmenin belirle diği ve işletme açısmdan önemli olan veri ler “Trendlerde” olduğu gibi, belirlenen bir database formatmda sabit diske veya siste me bağlı bir veri sunucuya (SQL server gi bi) kayıt edilirler. Operatör bu verilen iste diği anda (anlık) veya periyodik olarak ek rana, yazıcıya ve sabit diske raporlanırlar. Raporlar, yerel bir yazıcıya veya ağ üzerin deki başka bir operatör istasyonuna bağlı yazıcıya gönderilebilir.

25 SCADA Sistemleri

SCADA Sisteıı

Günlük üretimi de düzenleyen bir rapor

Scada sistemlerinin üretilebileceği rapor

i şöyle olabilir:

ındart ve önceden programlanmış ra

- atları. Bunlar; haberleşme özeti,

5zefi, aktif arıza bildirim özeti, tarih arm/durum tüketim, stok ve üretim

ıarıdır.

c olarak yazılmış, belirli bir du ı saate veya operatörün isteğine da ıninuş raporlat

emin tüm işletmeyle ilgili istatistik veya bilgileriyle ihtiyaç duyu r tıp bılgıyı ıçeren raporlar

4 veya Trend Ekranları

işlevi, herkesçe bilinen ka ayıt edici ve yazıcilara benzemekte

t trend ekram, onaltı değişkene ka ı tarihsel verilen ekrana getirebiir.

Her değişken bir kalem olarak adlandırilır Her kalem farklı bir renk ile gösterilir. Birden fazla trend ekram tanımlanabilin Trend ek ranlanm iki mod da izlemek mümkündür:

• Tarihsel: Geçmişe dönük kayıtlı yerlerin incelenmesini sağlar. Sabit diskte veya veri

sunucuda kayıt edilen miktar kadar geriye gidilebilin (1 dakikadan birkaç aya kadar.)

• Gerçek zamanlı: Verilerin güncel değerle rinin ekranda izlenmesidir. Ekrandaki alan, belirli bir zaman araliğım kapsar (10 ile 120 dakika gibi).

Trend verilen sabit diske veya SCADA yerel ağı üzerindeki veri sunucusuna kayıt edilir ler. Trend verilen, zamana göre; sıcaklık, ba smç, akış bilgisi gibi analog veriler veya, motor çalışma-durma, nihayet şalterlerinin ON-OFF bilgileri vb. dijital veriler olabilir.

ırajn Trend ekranıncl

‘ ‘- işletmenin anhl<

degil, geçmişe< bilgiler de sunu

27 SCADA Sistemleri

Örnek bir re çete ekranı ve SUndUğU

imkanlar

4.6 Reçete Ekranları

Genellikle proses otomasyonunda, işlet meye ve üretimi yapılan ürüne ait bilgi ve verilerin tablolar şeklinde takdim edildiği ekranlardın Bu ekranlar kullanılarak, ürünlerin üretimi için gerekli olan para- metre (örneğin karışım miktarları) değişik likleri kolaylıkla yapılabilir.

SCADA paket programının getirdiği im kanla reçetelere ait dinamik veriler, ope

ratör istasyonlarında devamlı görünecek ve yeni bir ekran seçilene kadar sürekli olarak güncelleştirilecektir. Ekranların, operatörün ihtiyaç duyduğu bilgileri aci len bulabileceği ve ulaşabileceği şekilde organize edilmesi çok önemlidir. Bu or ganizasyon, sistemin gereksinimlerine göre yapılandırılmaktadır.

4.7 Arıza ve İhbar Ekranları

Proses ile ilgili arıza ve ihbarlarm izlendiği ekrandır Elektronik kontrol sisteminin, iş letmeye ait durumlar ile makina ve enstrü man bazında arıza ihbarlan ve sistem arıza ihbarları arasmda ayrım yapması zorunlu dur. İşletmeye ait olaylar, işletim değişken leri ve hesaplanmış değişkenler işlendiği sürece oluşan durum değişiklikleridir. Olaylar sürekli olarak operatörlere rapor edilir. İşletmeye ait anzalar, operatörler ve bakım elemanları tarafmdan onaylanması gerekli olan durumlardrn

Kontrol sistemine ait arızalar, sistemde

kendiliğinden ortaya çıkan durum deği şiklikleri olup, tanımlanması ve onaylan maları zorunludur. Bu anzalar sisteme ait herhangi bir ünitede veya haberleşme ağında gelişebiir.

İhbarların için alarm

29 SCADA Sistemleri

Arıza ihbar ve çalışma durumları, iş is tasyonlarına haberleşme ağı ile rapor edilmekte ve bilgiler kronolojik sırada takdim edilmek üzere depolanmaktadır. Alarm mesajlarının, alarm ekranında çık masıyla beraber ekranlarda ilgili nesnele rin renkleri kırmızı ile değiştirilerek alarm durumu ihbar edilir. Aynı zaman da Obje, alarm durumu geçene kadar ve ya operatör tarafından onaylanıncaya ka dar yanıp sönmeye devam eder.

Arıza ihbar işlemleri aşağıdaki imkanla rın bir çoğunu kapsar:

• Saha cihaz ve noktalarından elde edilen ger çek – zamanlı arızalar;

• Anza ve ihbar öncelik seviyeleri. Örneğin:

olay, alarm, sistem, uyarı ve kritik;

• Tarihsel arıza ve ihbar özeti;

• Anza ve ihbarlar, önem sırasına göre (grup) veya işletmenin hangi bölgesinde oluştuğu dikkate alınarak filtrelenebilmesi.

• Her arıza için operatör veya bakımcı tarafın dan yapılan bakım ile ilgili not düşülebilmesi.

• Aktif tüm arıza ve ihbar mesajlarınm kağıt çıktısının alınması,

• Sabit diske veya veri sunucuya kayıt edil mesi.

5. Manuel Kontrol

Burada anlatilan “Manuel Kontrol” dan ka sıt: operatörün, kontrol sistemi kumandası m üstlenip, otomatik kontrol fonksiyonları m da aşarak, sistemin direk denetim imka nım elde etmesi demektir. Kontrol sistemi, birçok operatör istasyonunun ve çahşma noktasmm aynı kontrol cihazma (PLC, RTU v.b.) bağlanma imkanı sağlamahdır. Bu ara-

da, aynı obje veya nesneyi aym anda birden fazla operatörün etkilemesini engelleyecek bir seçim mekanizmasma sahip olmak çok önemlidir.

Aynca bir nesne veya işlem hakkındaki bil gilerin tüm çalışma noktalarmdan elde edi lebilmesi de (belirli bir vananm manuel ku mandaya geçtiğine dair ekranlarm üst kıs mında bir yazının çıkması veya vananm renginin değişmesi gibi) gerekmektedir.

SCADA

Operatörün manuel müdahalesine imkan

veren butonlar

Manuel Kontrol, sistemin emniyet kilitle melerini ve şartlarını ortadan kaldırma dan yapılan bir müdahaledir. Denetleme parametrelerinin değiştiril mesi gibi bazı özel işlemler, yetkisiz kul lanımı önlemek için yazılım programın da bir şifre ile korunmaktadır.

6. Şifre Sistemi ile Koruma SCADA uygulamasında, kontrol sistemi ne ulaşmak ve şartlı müdahalelerde bu lunmak için, şifre kullanılması gerekir.

Şifreleme ile aşağıdaki imkanlar sağlanır:

• Sisteme erişimi denetlemek,

• Operatör işlevlerini belirlemek ve kullanıcı ları seviyelendirmek,

• İstenmeyen kullanıcı hatalarını önlemek, ve dolayısıyla sistem emniyetini sağlamak.

IV. Haberleşme

1. Haberleşme Ağı özellikleri

1.1 Ağ yapısı

SCADA sistemi yerel ağ (Local Area Net work LAN) ve geniş ağ (Wide Area Net work WAN) için istemci/sunucu (cli ent/server) yeteneğine sahip bir ağ türü nü desteklemelidir. Heterojen sistemleri birbirlerine bağlayabilmelidir. Ağ haber leşmelerinde dağınık operasyonları (Dist ributed Operation) desteklemelidir.

Ağ yapısı TCP/IP standartlarına uymalıdır.

Sistem minimum olarak aşağıdaki fonk siyonları sağlamalıdır:

• Düğümler (Nodes) arasında Dağınık ağ operasyonları,

• Ethernet veya seri (RAS,PPP) ağ bağlanabi lirliği,

• Kullanıcı değişkenleri için peer-to-peer haberleşme,

• Desteklenen sistemler arasında Heterojen bağlantı. 0m. HPUX, Win NT,

• Yedeklemeli ağ yeteneği (redundancy capable),

• Kullanıcının tanımladığı gruplara veri gönderebilmeli,

33 SCADA Sistemleri

SCADA Sist<

• Her ağ topolojisinde müsaade edilen maksimumum istasyon sayısım desteklemelidiı.

• Tüm düğümlerin ağ durumlarını gözetleyip gösterebilmelidir,

• Ağ en az şu dosya fonksiyonlarına sahip olmalıdır: COPY, DELETE, RENAME, PRINT, TYPE ve DIR.

1.2 Ağ Protokolleri ve Konfigürasyonlan Sistem, ağ transfer protokol bazli açık stan dartlan desteklemeli ve OSI/ISO ağ mo dellerine uymahdır. TCP/IP protokolü tavsiye edilmektedir.

Burada Ethernet ve Token Ring ağ konfi gürasyonları desteklenmelidir.

“Client/server” yapısının konfigürasyo nu, ağ üzerinden bir veya birden fazla dü ğüme veri göndermeye müsaade etmeli dir. Ağ yapısı, platform işletim sistemlerin de ve ağ işletim sistemlerinde, eş zamanlı ağ bağlantılarma uygun olmalıdır.

1.3 Ağın Gözetlenmesi

Sistem ağ düğümleri arasındaki veri trafi ğini gözetleyebilecek bir mekanizmaya sa hip olmahdır. Sistem ağ düğümlerindeki

hatalan anza veya ihbar olarak verebilme lidir. Bunun olabilmesi için aşağıdaki pa ketler sistem tarafından tutulur:

• Gönderilen ve alınan paketlerin sayımı,

• Güncel gönderme/alma durumu,

• Gönderme/alma hataları (send/receive errors).

1.4 Veri Transfer Metodları

Sistem düğümler arasında “exception” ve/veya “polling” metodlarıyla veri transferi yapılabilmelidir. İhtiyaç duyu lan veriler gerçek zamanlı olarak güncel leşmelidirler.

Veri transfer metodları takipte açıklan mıştır:

Exception data — Server’dan istenen veriler sadece değiştiği zaman client’a gönderi lir. Bu network trafiğini azaltmak ve per formansı yükseltmek için çok kullanılan, genel bir metodtur.

Polled data – Server’dan istenen veriler, sa bit aralıklarla, değişken aralıklarla veya herhangi bir olaya bağlı olarak client’a gönderilirler.

Ayrıca düğümler arasmda veri tipi dönü şümleri de yapılabilmelidir.

2. Saha ile Haberleşme

Burada, sahada dağınık yerleşimli kont rol cihazlarının (RTU, remote 1/0 ve kü çük yerel işlemci üniteler) birbirleriyle ve SCADA ile haberleşmesi sağlanır. Durum bilgileri, manuel komutlar, arıza ve du rum ihbarları, ekran güncelleştirme bilgi leri gibi prosese ait tüm veriler bu ağ üze rinden transfer edilmektedir. SCADA sis teminin sağlıklı çalışmasını ve hız perfor mansmı etkileyen en önemli kısım, ha-

35 SCADA Sistemleri

36 SCADA

berleşme ağıdır. Kontrolü yapılan sistem lerin çeşitli otomasyon seviyelerinde bir birine bağlanan arabirimler arasındaki veri transferi ve güncelleştirilmesini içe ren tüm iletişim haberleşme ağları üze rinden yapıldığından, kontrol edilen sis temlerin büyüklüğü de göz önüne alındı ğında, konunun önemi açıkça ortaya çık maktadır.

SCADA tabanlı sistemlerde, geniş alan ha berleşme ağı (WAN) ve yerel haberleşme (LAN, Fieldbus vb.) sistemleri sıkça kulla nılmaktadır. WAN ve LAN ağları ile kont rol sisteminde geniş bir alana yayılmış bir den fazla operatör istasyonu ve kontrol ci hazının birbirlerine bağlanması ve işletme ye ait tüm yerlerin transferi mümkündür. Kontrol sisteminin geriye kalan kısımları, iletişim fonksiyonlanndan efektif olarak izole edilmiş olmak zorundadır. Bu da ha berleşme ağlarmın, uygulama programına herhangi bir etki yapılmadan gelişmesine veya yeniden yapılanmasına imkan ver mektedir.

3. SCADA Sistemleri arası haberleşme

SCADA sistem donanımları birbirleri ile haberleşebilmeleri için zaman zaman ikinci bir LAN ağı kurulur. SCADA istas yonlarının haberleşme ağı üzerinde han gi yetkilere sahip olduğu bir ağ sunucusu tarafından tayin edilir.

Sistemin bütün imkanları ağ üzerindeki her bilgisayar ünitesine, açık hale getiril mektedir. Örneğin, sistemde herhangi bir bilgisayara bağlı bir yazıcıdan, diğer bil gisayarlar da çıkış alabilmekte ve hatta, herhangi bir bilgisayar diğerlerinin sabit diskindeki bir dosyayı görüp üzerinde iş lem yapabilmektedir. Bu da, sistemin dosyalama işlemlerinin tek bir makina dan kolaylıkla yapılabilmesini sağlamak tadır. SCADA istasyonlarında girilen pa rametreler, oluşturulan reçeteler, çeşitli mesajlar ağ üzerinden diğer istasyonlara gönderilir.

4. SCADA’da veri kaydı

SCADA sisteminde tarihsel trend verilen, anza ve ihbar verilen, reçete verilen gibi ve riler sabit diske kayıt ediirler. Bu bilgilerin artması, işlenmelerini zonlaştırabiir. Bu du rum, yukarıda bahsedilen cient/server mi marisi dahilinde LAN ağı üzerine bir veri sunucu (örneğin, SQL server) yerleştirilerek aşilabilir. Böyle bir sunucu, verilere erişme de ve sorgulamada hız Sağlar.

5. Intranet / Internet bağlantısı

SCADA sistemi, dağımk durumdaki şirket ler ve müşterilere açilabilir. Intranet ile: Ay nı guruba ait değişik işletmeler birbirine bağlanarak kontrol sistemine direk müda hale yapılabilir.

37 SCADA Sistemleri

SCADA Sist

Internet ile: Yöneticilerin yapılan üretimi veya stok durumunu direk görmeleri sağla nabilir. Internet ve Intranet bağlantıları TCP/IP protokolü üzerinden gerçekleştiri ur. SCADA sistemine erişim işletmenin izin verdiği ölçüde olacağmdan sisteme erişim kısıtlanarak gerekli güvenlik sağlanabilir.

V. Programlanabilir Elektronik Kontrol Uniteleri

1. Ozet

Programlanabiir elektronik kontrol ünitele ri, ikili (binary), regüler (regulatory) ve üst denetimsel (supervisory) kontrol sağlayan, mikro işlemci tabanh elektronik ünitelerdir. Bu üniteler, bir kontrol sisteminde tek veya entegre bir işlem istasyonu olarak, diğer programlanabilir elektmnik kontrol üniteleri ve ekipmanlar ile haberleşme ağı üzerinde iletişim kurarak kullanılabilirler. Bu ünitele rin çoğu, zor çevre ve işletme şartlarında ça lışabilecek şekilde tasarlanmıştır. Programla nabilir elektronik kontrol ünitelerinin çoğu, bir temel yapıya, gerekli yazilım ve modüler ekipman ilavelerin yapılmasma imkam tam maktadıt

PLC yazıhrnı ile istenilen işletme fonksiyon ları bir komut dizileri halinde, işletmenin is tenilen birimleri ile, I kartları, haberleşme kartları, PID regLilatör kartları üzerinden ile tişim kurmaktadıt Bu komutlar işletmenin makina ve ekipmanlarırm otomatik çalışma larmın Sağlar.

39 SCADA Sistemleri

SCADA Si

2. PLC Programlama Dilleri

Kontrol sistem uygulamalarının en önemli özelliği, elektronik kontrol ünite lerinin söz konusu sistemin işlevlerine göre programlanabilmesidir.

Dil, her fonksiyonun giriş ve çıkışı (input ve output) olan bir bina bloğu gibi karak terize edilebilir. Böylesine bir bloğun fonksiyonu lojik AND fonksiyonu gibi basit veya komple PID regülatörü gibi karmaşık olabilir. Genellikle yazılımlar modüler program yazmaya müsaittirler. Modüllere farklı zaman devresi ve önce likleri verilebilmekte, böylece aynı yazı lım programıyla hem hızlı hem de yavaş kontrol operasyonları yönetilebilmekte dir. Bir elemanın giriş ve çıkışları bir baş ka elemanın giriş ve çıkışlarına veya IlO işlemine bağlanabilmektedir. Bu bağlan ma işlemi, bir programlama ünitesi vası tasıyla icra edilen programlama işini oluşturmaktadır. Neticede elde edilen program, servis ünitesi kullanılarak gra fik olarak yazılır.

PLC (ve RTU) ünitelerinin başlıca Prog ramlama dilleri, Ladder, STL, FB ve ISaG RAF’dır. Daha önceleri diller arasında bir standart bulunmamakla beraber son yıl larda IEEE tarafından oluşturulmuş stan dartlar bulunmaktadıt Bir çok üretici bu standartları desteklemeye başlamıştır.

3. Merkezi İşlem Birimi

(Central Processing Unit)

Gelişmiş programlanabilir elektronik kontrol ünitelerinin merkezi işlem birimi (CPU ), yüksek performanslı 16 veya 32- bit mikro işlemcilerdir. Sistemin yazılımı, arzulanan fonksiyonel konfigürasyonu oluşturmak üzere bir veya daha çeşitli ana kartlardaki salt oku bellek (read only memory veya eprom) modüllerinde de polanmaktadııt Uygulama programları ise pil destekli oku/yaz, diğer adıyla “rastgele erişimli” (RAM) bellekte depo lanmaktadır.

Programlanabilir elektronik kontrol üni telerinin sistem yazılımı, bir gerçek-za manlı işletim sistemi ve bir de uygulama mekanizması ihtiva etmek zorundadır. Bu ünitelerin programları, öncelik dü zeylerinde çevrimli olarak yürütülür. Çevrim süreleri lms ile 10 ms arasında değişmektedir.

Merkezi işlem ünite kartları

41 SCADA Sistemleri

SCADA SF

Birçok denetleyici fonksiyon, sistemin iş lemlerini otomatik olarak gözetleyerek, tespit edilen herhangi bir hatayı gösterir ve rapor eder. Denetleme fonksiyonlan, ger çek zamanlı, Watch-Dog, arka plan deneti mi, haftza kontrolü ve güç kaynağı voltaj denetimini ihtiva eder. Arızalar, PLC kart ları üzerindeki LED’lerin yamp sönmesi ile veya SCADA ekranlarmdan belirlenmek tedir. Güç kesintilerinden sonraki çaliştır ma adımı, uygulama programının deneti mi altında yer almak zorundadır. Böylece; güç kesintisinin süresine bağlı olarak çeşit li başlatma dereceleri seçilebilir.

Denetleyidiler, gerçek zaman saati ve takvi mi ihtiva etmek zorundadrn Bunları servis üniteleri yardımıyla kurmak ve ayarlamak mümkün olmalıdıt Dağıtilmış kontrol sis temirdn girişi (port) ağa bağlandığında, de netleyiciler ağ vasıtasıyla diğer istasyonla ra otomatik olarak senkronize edilmekte din Salt oku (read-only) bellek (EPROM), uygulama programlarım kayıt etmek için kullanılmaktadır. Bu enerji kesintilerinde veya yedekleme pilinin bitmesi durumun da programın korunmasını Sağlar.

Soğuk çaliştırma (cold start-up) durumun da EPROM’un içeriği uygulama program ları için normal RAM alanlarına kopyala

4. Giriş/Çıkış Kartları

(Input/Output moduls>

PLC, yerel analog, dijital sinyal giriş ve çıkışlar, sayaç pulse üretimi vs. için, çok sayıda sinyal toplama (IlO) kartı içermek zorundadır.

IlO kartları saha cihaz ve algılayıcılarına doğrudan bağlanabildiği gibi, kontrol pa nosunda mevcut kilitleme ve alçak geri lim cihazlarına da bağlanabilirler.

Saha cihazlarının IlO kartları ile bağlan tıları, 0-10 volt veya 4-20 mA sinyal kab loları yardımıyla sağlanmaktadır. Veri ta banı da tüm IlO sistem konfigürasyon bilgisini ihtiva etmektedir. IlO sistemini yapılandırmak, her kart ve kanal için ve ri tabanını ilgili parametreler ile doldur mak demektir. Tipik parametreler; etiket isimleri, sinyal kapsamı, filtre zamanı vs. dir.

Analog değerler otomatik olarak proses veya işletim ilişkili değerlere çevrildiğin den uygulama programcısının ölçeklen dirme konusunda ilave bir yazılım yap masına gerek kalmayacaktır.

5. Uzaktan Kumanda

(Remote Control)

Giriş/Çıkış üniteleri elektrik güç ve sin yal kabloları ve buna ait tesisat, kontrol sistemi maliyetinin büyük bir kısmını

43 SCADA Sistemleri

SCADA Sistemleri 44

oluşturmaktadır. Bu yüzden, monte edi len kablo miktarını azaltan teknikler ge liştirilmiştir. Bu tekniklerden biri, kontrol edilecek ekipmanın yakınına monte edi len ve uzak I/O (remote Input/0.utput) üniteleridir.

Uzak 1/0 üniteleri PLC’lerle, yüksek hız lı seri haberleşme ağıları ile (CANbus, Profibus vb.) bağlanırlar.

Uzak 1/0 üniteleri vasıtasıyla PLC’lere bağlanan işletme değişkenleri, sistemin veri tabanında, aynen lokal olarak bağla

nan değişkenler gibidir.

Bu seri haberleşme protokollerinin yük sek performansı, bir çok uygulamada, ta ramalardaki seri iletişiminden dolayı meydana gelebilecek gecikmeleri önem siz hale getirmektedir. Uzak 1/0 çoğun lukla karar verici bir ünite değildir. An cak çoğu zaman kendi güç kaynağına sa hiptir ve muhtemelen haberleşme amaç ları için bir CPU ihtiva ederler.

6. Veri Tabanlı ile İletişim PLC’ler, işletme iletişim ünitelerine veya giriş/çıkış (1/0) ünitelerine bağlı çeşitli tipteki enstrumanlar ve elektronik ekip manlar vasıtasıyla; işletme, proses veya alt sistem üniteleriyle haberleşebilmekte dir. Bunlar, aşağıda verilenler gibi normal sinyal tipleri için mevcut olmalıdır:

• Analog girişleri: Standart +1- voltaj veya 4-

20 mA akım (Pt-100 ve termokupi) girişleri,

• Analog çıkışlar: İzole edilmiş veya edilme miş standart voltaj veya akım çıkışları,

• Dijital girişler: İzole edilmiş; 24-48 VDC ve ya 10-220 V ACJ’DC girişler,

• Dijital çıkışlar: izole edilmiş; 24-48 VDC, 24-

250 V AC/DC, transistor, röle ve triyak çıkışlar,

• Vuru sayaçları: İzole edilmiş, 24 V DC max.

10 KHz. çıkışlar.

7. PID Esaslı Kontrol

SCADA kontrol sistemi, PLC ünitelerinin sağladığı nesneye yönelik görünüm, PID çevrimi veya çeşitli kullanıcılar tarafın dan tanımlanmış kontrol fonksiyonları gibi sıkça kullanılan fonksiyonlara sahip tir. Bu kontrollerin Çoğu geri besleme (fe ed-back) fonksiyonuna sahiptirler. Geri besleme kontrolü, aşağıdakileri PID fonksiyonları aracılığıyla, kontrol istas yonlarınca gerçekleştirilir:

• P, P1, PD, PID algoritması

• Kademeli girişler

• Ayar noktası (set point) ve çıkış sinyalleri nin sınırlandırilmasının, genlik (ampiitude)

ve değişim oranına göre cebri kontrol imkanı

• Genlik (amplitude) ve değişim oranıyla iliş kili olarak ayar noktası (set point) ve çıkış sı nırlamaları

• Operatör istasyonlarında manuel kontrol

fonksiyonları ve güç prezantasyonu

45 SCADA Sistemleri

SCADA Sistemleri 46

Vİ. Elektrik Panoları

SCADA kontrol sisteminde, kontrol ve

elektrik panolan alçak gerilim cihazlan, ki litleme ve elektronik kontrol iinitelerinin yerleşimi için uygun bir şekilde tasarlanır ve İP standartlarına uygun olarak panolarm çoğu, PLC ve güç kaynağı üniteler, kontak törler, sigortalar, röleler, alçak gerilim ekip manlan ihtiva edecek şekilde tasarlaıurlar

İşletmenin kontrol sistemi için gerekli olan tüm kilitlemeler kontrol panolarm içine monte edilmektedir. Panolardaki tüm terminallere giren ve çıkan kablolar tek devre şemalarına göre etiketlenir. Kontrol sisteminin işlevine göre, manuel kontrol ve işletme kullanımı için panola rm ön kapaklarmın, butonlar ve gösterge ler ihtiva etmesi gerekebilir.

Panolar, çevre koşullanna, montaj şartla rma, koruma standart ve ölçülerine uy gun olarak çalişmalan için (gerekirse) ısı hcilar ve vantilatörler ile donatilmahdır. Salt makina bazmda, bir SCADA uygula masıyla kontrol istenildiğinde, gelişen teknolojinin sağladığı yeniliklerden biri olan ve pano kapaklarma yerleştirilebilen (LCD) monitörlerden faydalamla bilinir.

Vİİ. Saha Cihazı ve Enstrümaıiları

Saha ve enstrümantasyon cihazları ge nellikle kontrol sisteminin 0 (sıfır) sevi yesini oluştururlar. Bunlar fiziksel ve elektronik iletişim cihazları olup, işletme için gerekli yerel denetleyiciler veya gös tergelerdir.

Veri tabanına ait tüm bilgilerin topla yacağı elektrik veya elektronik giriş/çı kış sinyalleri algılayıcılar ve enstrüman tasyon, burada üretir.

47 SCADA Sistemleri

Tüm enstrüman ve saha cihazları, işletme gereksinimlerine göre düzenlenmelidir. Ayrı bir deyişle Piping t Instrumentati on (P diyagramına ve kontrol sistemi gereksinimlerine göre enstrümantasyon ekipmanları seçilmelidir.

Bu yüzdendir ki, bu ekipmanların mü hendisliği, tasarım işleri, çalıştırılması ve devreye alınması çok fazla tecrübe, za man ve hassaslik gerektirmektedir.

Vili. Servis ve Programlama Üniteleri

Programlama araçları (denetleyicileri programlamak için kullanılan portatif PC), elektronik denetleyiciler için prog ram girişlerini ve testlerini, hatta izlenme sini ve dokümantasyonunu izlemek (handle) için kullanılmaktadır. Programla ma araçlarmın özellikleri, aşağıdaki ana fonksiyonlardan meydana gelmektedir:

• Elektronik denetleyicilerin program giriş ve yazılımı,

• Test etme ve hatta izleme,

• Elektonik denetleyici programlarının ve ve ri tabanı (Database) elemanlarının grafik dö kümantasyonu,

• Elektronik denetleyici program ve veri taba nı arasındaki birer referans listesi,

• Uygulama programı yedeği (back-up),

• Uygulama program kaynak kodu kullanı mı, yazma ve yükleme, Elektronik denetleyicilerin uzaktan (re mote) programlanması, test etme, dokü mantasyon, elektronik denetleyicilerin program elemanlarını ilave veya iptal et me, elemanlar arasmda bağlantıyı değiş tirme vb. değişiklikleri normal işlemler sırasında yapılabilir. Bu işlemler aynı za manda elektronik denetleyicilerin prog ramını (ve işletmeyi) durdurmadan ‘on-

line” olarak da yapılabilir.

Programlama araçları, elektronik denet leyicilere CPU kartı önünde tahsis edil miş bir giriş vasıtasıyla bağlanmaktadır. Ayrıca uzaktan kumanda olarak başka elektronik denetleyiciler vasıtasıyla da bağlanabilmektedir.

IX. Dökümantasyon

Kontrol sistemi, projesinin ve satış sonra sı hizmetlerin tatbiki, devreye alımı, ba kımı ve genişletilmesi için gerekli olan tüm bilgileri ve teknik verilen içermeli-

SCADA Sistemleri 48

49 Örnek Uygulamalar

Örnek Uygulamalar 50

dir. Dosya adlandırma çevirileri, satın al ma siparişinin verilmesinden sonra satı anın, onay için alıcı firma yönetimine sis tem konfigürasyonu sırasında geliştirilen tüm veri ve programlar için bir standart dosya adlandırma çeviricisi sunması ge rekir. Bu, müşteri kodlarını ve grafik gös terimlerini ihtiva eder. Ancak, bunlarla sınırlı kalmaz. Satıcı, isim çeviricisini bu özelliklerin kapsamı dahilinde geliştiri len tüm dosyalar için kullanilacaktır.

Program dokümantasyonu satıcı tarafın dan yazılmış olan tüm yazılım programı ve müşteri kodları onay için alıcı firma yönetimine sunulacaktır. Bu kodlann uy gun bir tarzda dökümünden, gelecekteki modifikasyonlardan ve programa yapıla bilecek ilavelerin uygulanmasından satıcı sorumludur.

Güncel tasarım dokümanları, satıcı,proje nin çalışmaya başlamasından sonra bir komple tasarım doküman setinin, yapıl dığı andaki (as-built) veya güncelleştiril miş halini sağlayacaktır. Dokümanlar, alı cı firma yönetimince anlaşılır bir şekilde çizilmiş olmalıdır ki, yönetim buna daya narak orijinal kopyalarda gerekli değişik likleri yapabilsin. Tasarım dokümanları, P akım şemalarını, sistem blok diyagramlarını sebep ve netice çizimleri- ni ihtiva etmektedir.

x. Örnek Uygulamalar

1. Reçete ve Üretim Kontrol Sistemi

(Batch and Recipe)

1.1 Sistemin Temelleri;

Beç prosesleri kimya, gıda ve ilaç sektörle rinde üretimin en önemli bölümlerini oluş tunır. Burada hammaddeler belli bir sıraya göre işlenir, kanştınhr, pişirilir reaksiyona tabi tutulur, bekletiliı. paketleııit Beç pro sesler ne aynk ne de sürekli proseslerdir fa kat her iki prosesin özellilderini içerit

Otomatik Re çete yöntemi ile üretim yapan bir tesis

51 Örnek Uvnulamalar

Re çete üretiminin

gerçekleştirildiği tipik bir örnek

ekran

Beç üretimi yapanlar, müşterilerinden ürün takibi ve kalite güvencesi hususun daki isteği ile karşı-karşıyadırlar. (Gıda ve İlaç Sanayiindeki, hijyen, tat vb. hususlar). Bu da ürünlerin tarihçesinin kayda alm

masmı zorunlu kılmaktadır.

Yüksek sayıda kontrol döngüsü içeren (analog kontrol çevrimleri) büyük beç pro ses uygulamalarma (örneğin petrokimya tesislerinde) ileri proses teknikleri için SCADA sistemleri ileri mantık ve raporla ma kabiliyetlerinden dolayı uygundur.

Bir SCADA sisteminde, üretime ait Beç Kontrol bölümünde herhangi bir reçete ye gereksinim duyulduğu takdirde, SCADA paketlerinin standart modülleri kullanılarak kolayca oluşturulabilirler. Reçete ekran tasarımı, kullanım kolaylığı dikkate alınarak tasarlanır.

1.2.2 Reçetelerin Kullanımlan

SCADA sisteminde, reçete ekranlarında

ki ilgili alanlar doldurularak veya önce den tanımlı reçeteler çağrılarak, bilgiler sisteme gönderilir. Sistem, gönderilen bilgileri kullanmak için operatör komu tunu bekler. Verilen “Başla” komutu sistem, süreci başlatır.

Başlatılan reçete yada reçeteler, tek veya operatör müdahalesine gerek kalmadan ardışık olarak işletilebilir. Sistem aynı anda birden fazla reçeteyi işletebilir.

Örnek Uygulamalar 52

Re çete ekranı hazırlama için bir tablo

1.2 SCADA Sisteminde Reçete

1.2.1 Reçete Ekranlannm Oluşturulması Reçeteler, SCADA sistemlerinde reçete ek ranlan vasıtasıyla sisteme giriir. Mimik ekranları ile de süreç gözetimi yapılır. Sistem ihtiyacı gereği çok çeşitli reçete ekranları bulunabilir.

53 Örnek Uygulamalar

Örnek Uygulamalar 54

Operatör işleyen süreci mimik ekranla rından takip edebilir. Süreç sırasında olu şan alarm ve olaylar (Alarm St Events), anında operatöre iletilir.

İşleyen sürece, -gerektiği takdirde- opera tör tarafmdan müdahalede bulunulabilir. Beç süreci sonunda üretim verilen rapor lanır ve sonradan değerlendirilmek üzere kayıt edilir. Ayrıca, operatör istediği an, anlık reçete raporu da alabilir.

1.2.3 Esnek Üretim Sağlayan Reçetelerde Değişiklik

Sisteme yüklü reçeteler herhangi bir an da durdurulabilir veya değiştirilebilir ler. Değişiklik parametre bazında olabi leceği gibi tüm reçete de değiştirilebilir. Bu durumda üretilen mamul de değişti nilmiş olur.

Sisteme yüklenmiş birden fazla reçete nin işlem sırası istenildiği gibi değiştini lebilin Sistemde kullanılan reçeteler üre tim şefleri tarafından bir kez veri taba nına kayıt edilirler. Operatörler, kayıtlı reçeteleri çağırarak sisteme kolayca yük leyebilirler. Bu, operatör hatalarını azal tarak, kullanım kolaylığı sağlar.

1.3 Maliyet ve Karlılık

Hammadde hazırlamada ve kontinü üretimde, beç (harman) işlem aşamaları yoğun işçilik ve hasasiyet gerektiren işlemlerdir. Bu işlemlerin manuel olarak yapılması yüksek işçilik, zaman kaybı ve kalite kontrol problemlerine neden olmaktadır. Proses otomasyonu ise tüm bu problemleri ortadan kaldırmakla birlikte, üretim verimliliğini ve kalite standardını rahatlıkla sağlamaktadır.

Yüksek üretim, kapasite ve hassasiyet ge rektiren işletmelerde Beç Otomasyonun diğer yararları ise,

• Yüksek miktarda üretim,

• Etkin zaman kullanımı,

• Esnek üretim,

• Daha az kaynak ihtiyacı (küçük ekipman ve yer ihtiyacı),

• Uretim planlamada güvenirlik,

• Ürün maliyetinin düşürülmesi (etkin ham madde kullanımı, az işçilik, eneıji tüketimi nin düşürülmesi),

• Personel, ekipman ve kullanıcıların emni yetinin sağlanması,

• Şirket üretim bilgisinin korunması,

• İnsan hatalanm minimuma indirgenmesi.

55 Örnek Uygulamalar

Örnek Uygulamalar 56

2. Pompa istasyonu Kontrol Sistemi

Su temini ve depolanması için Pompa İs tasyonu ve Kuyular için geliştirilebilen SCADA uygulamasında amaç:

• Mimik ekranlan yardımı ile uzak mesafelerde

olan Kuyulan, Pompalara ait motor ve yana du rumlan ve depolara ait seviye bilgilerinin gözet lenmesi,

• Oluşan anzaların, anında operatöre bildiril mesi ve bilgisayara kayıt edilmesi,

• Motorlara ait çalişma sureleriııin gözetlenmesi,

• Gerçek zamanlı ve Tarihsel Trend ekranlann

dan temin edilen ve dağıtılan suyun anlık ve top-

1am debi miktarının kayıt edilmesi.

2.2 Sistemin Yapısı

Örnek uygulamada anlatılan pompa ve terfi istasyonu 12 adet kuyu, 1 adet toplama depo su, 4 adet pompa grubundan oluşan pompa istasyonu ve 1 adet şehir deposundan oluş maktadır. Sistemin kontrol kısmı ise kuyuları kontrol eden 4 adet PLC, şehir deposunu kontrol eden 1 adet PLC ve pompa istasyonu nu kontrol eden 1 adet PLC’den oluşmuştur. Sistemde bulunan SCADA ve PLC’ler birbir leri ile aralarmda bulunan network ağı (LAN ve WAN) üzerinden haberleşirler.

2.3 SCADA Uygulamasmm Çalıştırılması Bilgisayarm güç (POWER) düğmesine basıl dığmda, bilgisayar otomatik olarak NT işle- tim sistemine girerek ve LOGIN yapılmasmı bekler. Kullamcı adı ve kullamcı şifresi yazılıp ENTER tuşuna basılarak işletim sistemine gi riş yapılır. FactoryLink otomatik olarak çalışa rak anamenü’yü ekrana getirecektir. Aname nüden şifre girilerek diğer bölümlere geçilir.

Bir popmpa ve terfi istasyonu SCADA ekran,

2.1 GİRİŞ

57 Örnek Uygulamalar

Örnek Uygulamalar 58

2.4. Programdaki bölümler ve kullanılması

Pompa İstasyonu SCADA uygulaması, aşağıdaki belirtilen bölümlerden oluşur, bu bölümler arasında buton satırı yardı mıyla geçiş yapılmaktadır. Buton satırı nm başlangıcında ekran adı bulunmakta dır. Yanında haberleşme durumunu gös teren çubuk; güncel tarih ve saat; altında ise mavi yazı ile, haberleşme ağı üzerin deki PLC’lerle yapılan en son haberleşme saati gösterilmektedir. SCADA uygula masmdaki bütün butonların üzerine “im leç” ile gelindiğinde kare içerisinde bu- ton ile ilgili kısa açıklama belirir. Buton satırınm üst kısmında mimik ekranları için kullanılan butonlar bulunmaktadır.

2.4.1 Mimik Ekrajıları

• Anamenü Ekranı (FI): SCADA uygulaması nın ilk ekranı.

• Kuyular Ekranı (F2): Kuyulardan oluşan ve bunların haberleşme durumları, Toplama De posu bilgilerinin gözetlendiği ekran.

• Pompa İstasyonu Ekranı (F3): Toplama De posu, Pompa Grupları ve şehir deposu bilgile rinin gözlenebildiği ve Pompa grubunun ku mandasımn yapılabildiği ekran.

• Çalışma Saatleri Ekranı (F7): Pompa istasyonundaki Pompaların ve Kuyu Pompa larının çalışma sürelerinin gözetlendiği ekran.

şifresini girmek veya kullamcı şifresini değiş tirmek için kullanılan ekran.

• Sistem Ayarları ekranı (Ctrl+F2): Depolara ait seviye bilgilerinin SCADA’dan girilebildi ği ve SCADA sistemi ile ilgili bazı parametre Ieriıı girilmesinde kullanılan ekran.

• Sistem Gözetleme Ekranları (Ctrl+F3): PLC SCADA arasındaki haberleşme, yazıcı duru mu ve matematiksel prosedürlerin kontrol edildiği SCADA modüllerinin durumları, trend ve alarmiarın sabit diske yazılma du rumları gibi gözetlenmesi gereken değerler için kullamlan ekran.

• Yardım Ekranı (Ctrl + F5): Mimik ekranlan na ait bilgiler ve kullanılan sembollerin an lamlarını içeren ekran.

• Modül durum Ekram (Ctrl+F8): SCADA programına ait modüllerin, durumlarını gözet lemek ve müdahale etmek için kullanılır.

• Alarm Ekranı (Ctrl + F9): Sistemde oluşan alarmiarı ve olayları gözetlemek için kullanılır.

• Trend Ekranları (Ctrl + F1O): Anlık ve Top lam Debi değerlerinin, Toplama deposu ve terfi deposu seviye bilgilerinin zaman içeri sindeki değişiminin ve bu bilgilerin Sabit Dis ke kaydedilme zamanlarının gözetlendiği ek randır.

• Uygulamadan Çıkış (Ctrl + F12): SCADA uygulamasından çıkmak için kullanılır.

2.4.2 Anamenü Ekranı

• Şifre Giriş Ekranı (CtrN-F1): Yeni kullanıcı

SCADA uygulamasının ilk ekranıdır.

59 Örnek Uygulamalar

Örnek Uygulamalar 60

2.4.3 Kuyulara Ait Ekran

Mimik ekranlarmdan veya Trend ekranın dan butonuna (F2) basılarak ek ramna geçilir. Kuyu Grupları ve Toplama Deposundan oluşan bölümün sembolik olarak gösterildiği mimik çizimden oluşur. Bu ekrandan, gruplarm haberleşme du rumları, grup yedek, grup lokal durumla rı, gruplardaki kuyulara ait pompalarm, vanalarm ve seviye siviçlerinin durumları gözetlenebilir. Toplama Deposunun ve manevra odasmdaki giriş ve çıkış vanaları nm durumları gözetlenebilmektedir. Ayrı ca sistemde oluşabilecek Acil Stop ve orta gerilim (OG) Genel Arıza Alarmian gözle nebilmekte ve pano odasında bulunan korna, ekrandaki korna susturma butonu vasıtasıyla susturulabilmektedir.

2.4.4 Pompa İstasyonu Ekranı

Mimik ekranlarmdan veya Trend ekranın dan I butonuna (F3) basılarak Pompa İstasyonu ekranma geçilir.

Terfi Pompa Grupları, Toplama Deposu ve Ara Deposundan oluşan bölümün sembo lik olarak gösterildiği mimik çizimden olu şur. Bu ekrandan, yedek pompa grubu, gruplardaki pompalarm, enıme ve basma vanalarımn durumlan, basma vanalarmm açıklık durumları gözetlenebilir. Şehir de posuna basılan anlık ve toplam debi mik

tan izlenebilir. Toplama Deposu ile şehir Deposunun seviyeleri ve manevra odasın daki giriş ve çıkış vanalannın durumları gözetlenebilmektedir.

2.4.5 Pompa Gruplarına Manuel Kumanda Etme Pompa Grubunun SCADA ekranından

Manual çalıştırılabilmesi için, pompa gru bunun otomatikte duruyor olması gerek mektedir. Manual kumanda için otomatik-

te çalışan gruba ait motor veya vanalara imleç ile işaretlenerek seçildikten sonra uyan ekranı karşımıza gelir. Bu durumda önce grup, manual’e aimmalıdır. Bunun için de ön şart, grubun otomatikte duruyor olmasıdır. Otomatikte çalişan gruba ait ITTF1 butonuna tıklandığı zaman, uya rı ekram karşımıza gelir. Ancak, kritik bir durum varsa ve grubun mutlaka manuale

almması gerekiyorsa ilgili grubun butonuna basilarak grup manuale aimma lıdır. Otomatikte duran grubun butonuna basılırsa grup manual’e alınmış olur ve motor ile yana renkleri manual renklere dönüşür. Grubu, Manual’de çalış-

tırmak için öncelikle emme vanasının açık olduğu kontrol edilmelidir. Eğer emme ya nası kapalı ise yana imleç ile seçilerek Vana Kontrol Ekram açılır. Bu ekranm üst bölü

münde ilgili vananm ismi bulunmaktadır.

Örnek Uygulamalar 62

Vana ismi kontrol edildikten sonra AÇ (F6) butonu yardımı ile yana açılmalıdıt Emme vanası ile yapılacak işlem bittikten sonra Va na Kontroli ekranı mutlaka kapatilmalıdır.

Emme vanası açıldıktan sonra, gruba ait motor imleç ile seçilerek Motor Kontrol ek ranı açılit Diğer kontrol ekranlarında oldu ğu gibi bu ekranında üst bölümünde ilgili motora ait ismi bulurımaktadın Bu isim kontrol edildikten sonra motora kumanda edilebilir. Bunun için ÇALIŞ (F6) butonuna basilarak motor çalıştırılır. Motor çalıştık tan sonra Motor Kontrol ekram kapatılır ve ilgili gruba ait basma vanası imleç ile seçilerek Vana Kontrol ekranı açılır. Bu ek ranın da aynı şekilde üst bölümünde ilgili vanamn ismi bulunmaktadıt Vana ismi kontrol edildikten ve Motor üçgen çalışma konumuna geçtikten sonra, basma vanasma ait AÇ (F6) butonuna basılarak vananm açıl ması sağlanır. Vana açılırken vanann-ı açık lık yüzdesinin değişiırıi vanaya ait değer gözetleme alanından izlenebilir. Vananm belirli bir açıkhk yüzdesinde kalması isteni yorsa, DUR (F8) butonu yardımı ile vananm açılması durdurulur. Yapılacak işlem bittik ten sonra Vana Kontrol ekram mutlaka ka patılır. Manual’de çalişan pompa grubu durdurulmak istendiğinde önce basma ya nası imleç ile seçilir ve Vana Kontrol ekram açılır. Bu ekranda yukanda belirtilen uyan lara dikkat ettikten sonra KAPAT (F7) bu tonuna basilarak yana kapatılmahdır.

Vana Kontrol ekranı kapatilarak Motor Kontrol ekranı açilmahdır.

Motor Kontrol ekranı açildığmda yukanda belirtilen uyarılara dikkat edilmelidir. Va na kapamrken arka plandaki mimik ekran dan yana açıklık yüzdesi kontrol edilmeli dir. Vana açıklık yüzdesi, %5 seviyesine geldiğinde motora DUR (F7) komutu ve rilmelidir. Motor durduktan sonra Motor- Kontrol ekranı mutlaka kapatilır.

2.4.6. Çalışma Saatleri Ekranı

Mimik ekranlanndan veya Trend ekra

nından butonıma (F6) basila

rak Çalışma Saatleri ekranma geçilir.

Pompa motorları ve Kuyu Motorlarma ait çalışma saatlerinin gösterildiği nıimik çi zimden oluşur. Bu ekrandan, yıl-ay-gün- saat-dakika formatında motorlara ait çaliş ma süreleri gözlenebilmekte ve gerektiğin de bu süreler sıfırlanabilmektedir.

Çalışma saatleri ekranı

61 Örnek Uynulamalar

63 Örnek Uy2uİamalar

Örnek Uy 64

2.4.7. Motor Çalışma Sürelerinin Sıfirlanması

Motor Çalışma Sürelerinin sıfırlanması için İfl$ 1 butonuna basılır. Butona basildığmda bize “xxxxxxx süresini sıfırla mak istediğinizden eminmisiniz!” sorusu na Fi butonuna basılarak onay verildiğin de ilgili motora veya gruba ait çalışma sü releri alanlannm sıfırlandığı gözlenir.

Çalışma süresi sıftrlandığı zaman yazıcı dan ve alarm ekranmdan ilgili motorun veya grubun çalışma süresinin sıfırlandığı mesajı görülür.

2.4.8 Mimi

12 Temmuz 2007

Eser Okuma Sonuç Raporu

ESER OKUMA SONUÇ RAPORU

ADI,SOYADI :

SINIF VE KISMI :

APOLET NUMARASI :

VERİLEN SÜRE :

1.ESERİN ADI :

A.YAZARI :

B.BASKI YILI :

C.SAHİFESİ :

D.BASILDIĞI MATBAA:

2.ESRİN KISA ÖZETİ :

Bihruz Bey, babasının işi icabı memleketin birçok yerini dolaşmış ve bu nedenle tahsilini pek yapamamış bir gençtir. Babasının varlığıyla yaşayan, bir evin biricik evladıdır. Ehemmiyet verdiği yegane şeyler; markalı giyinmek, Fransızca dersi almak, aldığı bu derslerle öğrendiği Fransızca’yı alakalı alakasız her yerde kullanmak, ve bir de belki en mühimi ve romana ismini veren kısmı, pahalı arabasıyla dolaşmaktır. (Tabiki arabadan kastımız, günün önemli ulaşım araçlarından biri olan, atlı arabadır.) Babasının vefatından sonra büyük bir servetin üzerine konar, bu pahalı ve özentili yaşamıyla tam bir mirasyedidir.

Arabası ile gezmek onun için öyle bir hal almıştır ki, soğuk kış günlerinde ya da yazın kavurucu sıcağında günün yirmi dört saatini arabasında geçirmektedir. Bu arada pahalı arabasının bir hayli yüklü taksitlerini elindeki köşkleri satarak ödemektedir.

Haftanın birkaç günü Mösyö Piyer’den aldığı Fransızca dersleri, belki tahsil hayatının yegane bölümüdür. Yarım yamalak bilgisiyle, olur olmaz yerlerde kullandığı diliyle, Fransız uşak Mişel’in bile zaman zaman anlamadığı bir konuşması vardır. Hele Fransız yazarların edebi kitaplarını okumak, onlarla mest olmak onun için edebiyatın kendisidir.

Kadınlar konusunda ise fazlaca iştahlı değildir. Beğenmek şöyle dursun, yegane gayesi, araba ekipmanı ve markalı kıyafetleriyle göz doldurmak, beğenilmek, hatta hayranlık uyandırmaktır. Bu nedenle şehrin eğlence merkezlerini fellik fellik gezmekten başka işi yoktur, işine bile arada bir uğrar. Hayat onun için böylece sürüp giderken, sefahat mekanlarından biri ola Çamlıca’ da, ahbabı Keşfi Bey ile sohbet ederken gördüğü sarışın dilber merakını celbeder, hatta oracıkta ona aşık olur. Onun da kendisine aşık olduğuna inanmaktadır. İşte bundan sonraki kısım Bihruz Bey’in platonik aşkının, hatta kurgusal aşkının, Keşfi Bey’in yalanlarıyla nasıl şekillendiğinin komik bir hikayesidir.

Keşfi Bey, etrafında yalancılığıyla bilinen, yaşantısıyla Bihruz ‘dan pek farkı olmayan sorumsuz bir gençtir. Yalanlarını çocukluğunun saf oyunlarıyla karıştıran, bu zararsız delikanlı ilk önce Bihruz’a bu sarışın hatunu tanıdığını söyler, öyle ki yalanlar Bihruz Bey’in sevgilisini Keşfi Bey’ den delice kıskanmasına sebep olur. Keşfi, yalanlarını, hatunun ölüm haberine kadar vardırır. Bihruz’un içli aşkını bilmeksizin uydurulan bu yalanlar, aşk acısının komik öykülerini ortaya çıkarır. Aradan geçen birkaç aylık zaman içinde, aşık olduğu sarışın hatunu, Periveş Hanım’ı, hiç göremeyen Bihruz, ölüm masalına kolayca kanar, çünkü son derece saftır ve aşık olmanın kendine has şüpheciliğine o da düşüvermiştir. Aşk acılarıyla geçirilen birkaç zaman, Bihruz’da bazı değişikliklere sebep olur, eğlence yerlerinde boy göstermek ya da arabasıyla etrafta tur atmak eskisi gibi zevk vermemektedir. Artık kırlarda tek başına dolaşmayı, sevgilisini düşünmeyi, hatta eğlencelerden el çekip, Ramazan ayı geldiğinde oruç tutup namaz kılmayı tercih eder olur. Vazgeçemediği yegane şey kullandığı Fransızca kelimelerdir.

Bihruz acı gerçeği geç te olsa öğrenir. Aşık olduğu Periveş ölmemiştir ama, kendisine aşık olmak bir yana varlığından habersiz, hercai bir hanımdır.

Bihruz’un bu komik hikayesi, aslında güçlü bir içerikle aşkı işler.

3.MUHTEVA BİLİGİSİ :

A)ANA FİKRİ:

Dönemin siyasi kargaşası bir yana, Osmanlı’nın yeni yeni batıya açılma çabalarıyla, İstanbul’un aristokrat çevrelerinin nasıl bir anda Fransızca meraklısı olduğu komik ve alaycı bir dille ifade ediliyor.

B) ALINACAK DERSLER:

19.yy da İstanbul’da tazimatın başlıca amacı olan garplılaşmayı, o devrin İstanbulluları arasında yanlış, ters anlayan alafranga bozuntusu bir zümre vardır. Mehmet Akif’in şu sözlerinde de belirttiği gibi:

“Ayran daha midesinde kaynar;

Kalkmışta teres bilardo oynar…”

Garplılaşmanın özünü bir yana bırakıp kabuğunu taklit eden bu fındık beyinli alafranga müsveddeleri, çıktığı kabuğu beğenmeyen fındık gibi ,Türklüğü küçümsemişlerdir. Biz bunlara örnek olup Türklüğü yüceltmeliyiz.

OLAYIN KİŞİLERİ VE TAHLİLLERİ:

BİHRUZ BEY:

Bihruz Bey, babasının işi icabı memleketin birçok yerini dolaşmış ve bu nedenle tahsilini pek yapamamış bir gençtir. Babasının varlığıyla yaşayan, bir evin biricik evladıdır. Ehemmiyet verdiği yegane şeyler; markalı giyinmek, Fransızca dersi almak, aldığı bu derslerle öğrendiği Fransızca’yı alakalı alakasız her yerde kullanmak, ve bir de belki en mühimi ve romana ismini veren kısmı, pahalı arabasıyla dolaşmaktır. Babasının vefatından sonra büyük bir servetin üzerine konar, bu pahalı ve özentili yaşamıyla tam bir mirasyedidir

KEŞİF BEY:

Eski Şam defterdarı Sehabi Efendinin en küçük oğludur.

Keşfi Bey, etrafında yalancılığıyla bilinen, yaşantısıyla Bihruz ‘dan pek farkı olmayan sorumsuz bir gençtir.

PERİVEŞ HANIM:

Sarışın, kısadan uzunca, uzundan kısaca,orta boylu, narin yapılı saçları saç boyalarının verdiği kızıl renkte değil, gayet açık ve tabii sarı; gözleri ise çok güzel bir yaratılış hatası olarak, mavi yahut yeşil değil, tahrirli koyu sarı; kaşları kumral; siması vücudunun narinliğine nispetle dolgunca; burnu ise incecik ağzı küçücük biçimli ve çok güzeldi.

D) OLAYIN GEÇTİĞİ MEKAN:

Üsküdardan Bağlar başı yolu ile Çamlıca’ ya gidilirken Topanelioğlu ‘ndaki dört yol ağzından aşağı yukarı yüz adım ileriye bakılacak olunursa o geniş şosenin sonunda ve tam ortasında, etrafı bir buçuk arşın kadar yüksek duvarlarla çevrili bir ağaçlık görülür.

Ağaçlığın büyücek bir kapısı vardır ki tam iki yolun birleştiği yerin ortasındadır. Bu yollardan devam edildiği zaman Çamlıca tepesinin yanında Çamlıca Parkı görünür.

TÜR BİLGİSİ:

Türk Edebiyatının ilk realist romanıdır.

ROMAN: İnsan veya çevrenin karakterlerini, göreneklerini inceleyen, serüvenlerini anlatan, duygu ve tutkularını çözümleyen, itibari veya gerçek olaylara dayanan edebiyat türü.

4)YAZAR HAKKINDA BİLGİ:

A. YAZARIN HAYATI VE EDEBİ KİŞİLİĞİ:

Tanzimat döneminin önemli edebiyatçılarından biri olan Recaizade Mahmut Ekrem 1 Mart 1847′de İstanbul’da doğdu. 1858′de Mekteb-i İrfan’da öğrenimini tamamladı. Hariciye Mektubi Kalemi’ne memur olarak girdi. Bu görevi sırasında Namık Kemal ile tanıştı ve onun yönetimindeki Tasvir-i Efkar gazetesinde yazmaya başladı. 1867′de Namık Kemal Avrupa’ya kaçarken gazetenin yönetimini Recaizade Ekrem’e bıraktı. Siyasetle ilgilenmedi ve kendisini tamamen edebiyata verdi. Yazılarını Ahmet Mithat Efendi’nin çıkardığı Dağarcık dergisinde yayımlamaya başladı. Batı edebiyatından çevirmeler yaptı.

1877′de Şura-yı Devlet üyeliğine getirildi. 1878′de Mülkiye Mektebi’nde başladığı öğretmenlik mesleğini Galatasaray Sultanisi’nde sürdürdü. Bu okullarda verdiği derslerin notlarını 1883′te Talim-i Edebiyat kitabında topladı. Bu kitap özellikle şiir konusunda getirdiği yeni bakış açısı ile önemli bir yapıttı. 31 Ocak 1914′te İstanbul’da öldü. Öldüğünde Meclis-i Ayan üyesiydi. Recaizade Ekrem’in Türk edebiyatına önemli katkılarından biri de 1895′ten sonra öğrencilerini Tevfik Fikret’in yönetiminde Servet-i Fünun dergisi çevresinde toplaması ve Edebiyat-ı Cedide’nin doğuşuna öncülük etmesidir .

B)ESERLERİ:

 Şiir : Name-i Seher, Yadigar-ı Şebab, Zemzeme (3 cilt) Roman : Araba Sevdası, Öykü; Muhsin Bey Yahut Şairliğin Hazin Bir Neticesi, Şemsa

Oyun : Afife Anjelik, Vuslat Yahut Süreksiz Sevinç, Çok Bilen Çok Yanılır , Çeşitli ; Talim-i Edebiyat, Takdir-i Elhan, Pejmürde, Nijad-Ekrem.

5)SONUÇ:

Edebiyat tarihimizin dönüm noktası olarak kabul edilen Araba Sevdası, bin sekiz yüzlerde İstanbul’un sosyete ve sefahat yaşamını konu alan bir roman. Yazar Recaizade Mahmut Ekrem, Tanzimat edebiyatının sona erdiği, buna karşılık Servet-i Finun edebiyatının ağır bastığı dönemin ünlü edebiyatçılarından. Aslında Araba Sevdası bu geçişte önemli bir yere sahip, zira bu roman edebiyatımızın ilk realist romanı.

Dönemin belki en hicivsel romanı olan Araba Sevdası, o günün İstanbul yaşantısını merak edenler ve klasiklerden hoşlananlar için isabetli bir kitap.

Bu yüzden romanı çok akıcı ve güzel buldum.Bu romanı bütün okuyuculara tavsiye ederim.

12 Temmuz 2007

Sonraki Önceki



Destekliyoruz arkada - arkadas - partner - partner - arkada - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy