‘do a’ Arama Sonuçları

T.c.

T.C.

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ

İŞLETME FAKÜLTESİ

ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ ÖDEVİ

TEKLİF DOSYASI

KONU:MORAL VE İŞ TATMİNİNİN MOTİVASYON ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

İSTANBUL

MAYIS-2002

ÖDEV AMACI:Çalışanların işlerinde ki başarısını arttırıp daha verimli hale gelmeleri için onları motive edecek faktörlerin belirlenip incelenmesi.

ÖDEV İÇERİĞİ:

BÖLÜM 1:MORAL

A.Moralin Tanımı ve Etkileri

1.Moralin Tanımı ve Etkileri

2.Moralin Etkileri

3.Grup Morali Üzerine Etki Yapan Grup Dışı Etmenler

B.Moralin Ölçülmesi

1.Genel Düşünceler

2.İstatistik ve Görüşme Yöntemi

3.Soru Dizini Hazırlama Yöntemi

4.Sosyometrik Yöntem

5.İş Grubu Açısında Morali Etkileyen Etmenler

6.Morali yüksek Düzeyde Tutmayı Sağlayacak Önlemler

BÖLÜM 2:İŞ TATMİNİ

A.İş Tatmini Kavramının Anlamı ve Önemi

1.İş Tatmini Olgusunun Tanımı

2.İşletmeler Açısından Çalışanların İş Tatmininin Önemi

3.İş Tatmininin Etkileri

4.İş Tatmininin Belirleyici Öğeleri

5.Özel Bir Davranış Tutum İlişkisi Olarak İş Tatmini

B.İş Tatmini ile İlgili Kuramlar

1.İş Motivasyonu ve İş Karakteristik Modeli

2.İş Tatmini ile Motivasyon Ararsında ki İlişki

3.Performans-İş Tatmini İlişkisine Yönelik Kuramlar

C.İş Tatminsizliğinin Sonuçları

1.Tatminsiz Kalan Birey Açısından Sonuçlar

2.Örgüt Açısından Sonuçlar

BÖLÜM 3:MOTİVASYON

A.Motivasyonun Genel Tanımı

B.Psikoloji ve Fizyoloji Açısından Motivasyon

C.Motivasyon Teorileri

D.Personel Yönetimi Açısından Motivasyon

E.Uygulamada Motivasyon

BÖLÜM 4:MORAL VE İŞ TATMİNİNİN MOTİVASYON ÜZERİNDE Kİ ETKİLERİ

BÖLÜM 5:VAK’A DEĞERLENDİRMESİ

BÖLÜM 6:ANKET UYGULAMASI VE İSTATİSTİKSEL İNCELEMESİ

KAYNAKÇA:

1.AKÇAOĞLU Z. Funda , İETT şoförlerinde İş Tatmini Ve Depresyon(Yüksek Lisans Tezi)

2.ARISOY Taner , Bilgisayarların İş Tatminine Etkileri ve Bir Araştırma(Yüksek Lisans Tezi)

3.ATAOY İsmail Durak , İşletmelerde İnsan Gücü Verimliliğini Etkileyen Faktörler

4.BAYKAL Besim , Motivasyon Kavramına Genel Bir Bakış

5.ÇELEBİOĞLU Fuat , Davranış Açısından İş Bilim

6.İNCİR Gülten , Çalışanların İş Doyumu Üzerine Bir İnceleme

7.KAYNAK Tuğray , Organizasyonel Davranış

8.KILINÇ Tanıl , Sosyal Psikoloji

9.SAĞTÜR Nilüfer , İşletmelerde Sosyal Psikoloji

10.TÜRKO R. Metin , Bilimsel Yönetim Açısından Motivasyon

11.TOSUN Kemal , İşletmelerde İnsan Davranışı

12.PETRİ L. Herbert , Motivation

13.HILL Mc. Graw , The Motivation of Behaviour

14.EACH S. B. Deals , Personal The Management of People at Work

15.MORRİS G. Charles , Psychology

BÖLÜM 1 : MORAL

A . Moralin Tanımı ve Etkileri

a . Moralin Tanımı ve Etkileri : Moral tanımlaması ve ölçülmesi zor olan sosyal ve psikolojik kavramlardan biridir . Tek birey için kullanıldığı gibi bir grup içinde kullanılabilir . Kısaca tanımlamak gerekirse , bir insana veya insan gurubuna hakim olan iklim veya atmosfer diyebiliriz . Moral , dinamik bir kavramdır . Yani , devamlı değişiklikler , yükselip alçalmalar gösterdiğinden , onu yükseltmek için devamlı özen gereklidir . Bu nedenle , her an beslenip desteklenmeye ihtiyacı olan bir duygudur .

1 . Bireye Sürekli Moral Sağlayacak Koşullar : Bireye , onun enerjisini arttıran gelecek hakkında ki umutlarını kuvvetlendiren ve ona yaşama gücü sağlayan , değerler bütününü kavramasına olanak vermelidir . Birey yaşamını sürdürecek , kişisel değerler bütününü sağlayacak ve ileriye ait umutlarını gerçekleştirecek bir işyerinde çalıştığına inanmalıdır . Bireysel değerler , iş gurubunun değerleriyle uyuşmalı ve gurup beraberce ortak gaye olarak benimsedikleri amaca , güçlerinin koordine ederek ulaşmalıdır . Örgütte ki moral koşullarının etkileyen en önemli unsur , örgütün etkili personel politikası saptaması ve bunu başarılı bir şekilde uygulamasıdır .

2 . Morali Etkileyen Grup Koşulları : Üç ana etken vardır :

- – Grup üyelerinin hangi ölçüde ortaklaşa bir amaca sahip oldukları .

- – Bu ortak amacın , bütün grubu oluşturan üyeleri kişisel amaçlarına ne ölçüde hizmet edebileceği .

- – Grup üyelerinin ortaklaşa benimsedikleri amacın gerçekleşmesinin nasıl değerlendirileceği , yani , genellikle grup dışından ve yöneticiler tarafından saptana bu amacın geçerli ve kolaylıkla gerçekleştirilebilir bir amaç olması .

3 . Genel Olarak Grup Moralinin Bileşkeleri :

- – Kuvvetli bir moral duygusu için birlik ve beraberlik ruhu , direngenlik ve vazgeçmeme arzusu , canlılık ve hareketlilik , tatminsizliğe veya hayal kırıklığına karşı direnme , amaçlara bağlılık ve öndere bağlılık gerekmektedir .

- – Zayıf bir moral duygusu için duygusuzluk , gevşeklik , kavga ve çekişmeler , kıskançlıklar ve çekememezlikler , işbirliği ruhunun yokluğu ve kötümserlik gerekmektedir .

Kuvvetli ve zayıf moral duygusunun analizini yaparken üzerinde durulabilecek başlıca unsurlar , kişisel mutluluk , tatmin olma ve çevreye rahatça uyabilme gibi kişisel değerlerin durumudur . Örgütün amaçlarını gerçekleştirmeye çalışan personele kendi kişisel amaçlarını da gerçekleştirme olanağı verilirse yüksek moral duygusu kazandırılabilecektir . Bu şekli ile moral , örgütsel bir kavram niteliğine de bürünmüş olur .

İyi bir moral duygusunun elde edilmesinde birlik ve beraberlik ruhuna gerek vardır . Bu duygu ; grup üyelerinin kendilerinden önce grubu düşünmesiyle , yarışma ve yardımlaşma havasında birinin başarısının hepsinin sağlamış olduğu başarı olduğunu varsayarak elde edilir . aynı zamanda , grup , gerçekleştirmek istediği arzuları için toplu direnişler yapar ve bunlardan kolayca vazgeçmez .Grup içinde grup üyelerinin her birinin amaca götüren , çalışmaları hayranlıkla izlenir ve takdir edilir . Böylece , elde edilen her arzu tatmin edilme duygusu ile kabul ve hayranlık kazanır . Böylece grup birliği ve bağlılığı ortaya çıkarılır .

b . Moralin Etkileri : Moral kazanmak yada kazandırmakla varılan sonuçlarda ki olumlu değişiklikleri belirlemek oldukça zordur . Moral üretim üzerinde bazen dolaylı bazen de dolaysız etki yapar . İş görenin yaratılan işte payının ve yeteneğinin rolü büyük olduğu zaman moralin verilme etkisi fazladır . Fakat , işin çoğunlukla makine ve otomatizasyon yoluyla yapıldığı veya işçi yeteneklerinin işin yapımında yer almadığı hallerde , moral ile işletme sonuçları arasında ilişki kurmak mümkün olamaz . Moralin işletme sonuçları üzerinde ki etkileri yanında bireylerin yaşama güçleri üzerinde ki etkileri dikkate alınmalıdır . Çünkü , insanlar düşük moral duyguları altında çalıştıkları sürece vücutlarının dış etkenlere , hastalıklara ve özellikle sinir hastalıklarına karşı direnci azalacaktır . Böylece çalışanlar verimli olacakları genç yaşlarda işten ve işletmeden ayrılmak zorunda kalacaklardır . Böyle bir açıdan bakılınca moralin işletmede önemli bir rol aldığı anlaşılacaktır . Çalışma ortamına etki eden etkenlerin yönetimce düzenlemesiyle moral olumlu bir yönde gelişme gösterir . Bu etkenler , çalışma yöntemlerinde ki değişiklikler , yöneticiler veya yönetim felsefesinde değişiklikler , ödüllendirme ve cezalandırma sistemi , çalışma grubunda ki değişiklikler , yani grubu oluşturan bireylerin arasına yenileri almak veya bir kısmını çıkarmak gibi .

Düşük moral düzeyi işletmeyi dolaylı yollardan zarara sokacaktır . Bu dolaylı yollardan birisi , toplu halde direnmeler , grevlerdir . Bunun yanında , izin istemleri , ve devamsızlıklar da artacaktır . Bu yollarla işletme dolaylı zararlara katlanmak zorunda kalacaktır .

Düşük moral düzeyi işletmeye çeşitli zararlarda verecektir . Bunlar , çalışma fikri emeği ve yeteneği işin görülmesinde etkin ise verim büyük etkide etkilenecektir . Fakat çalışanlar fikri emek ve yeteneklerini işin görülmesinde kullanmıyorlarsa , verim etkilenmeyecektir . Düşük moral işçi üzerinde bedensel rahatsızlıklara neden olacak , iş kazaları artacaktır . Düşük moral işten ayrılmalara , iş gruplarından kopmalara neden olacak , böylece işçi devri yükselecektir . İş yerine devamsızlık ve izin istemleri de artacaktır .

c . Grup Morali Üzerine Etki Yapan Grup Dışı Etmenler : Moral , işyerinde hüküm süren çeşitli koşul ve etmenlerin ortaklaşa ortaya koydukları bir ürün olduğuna göre bu etmenler örgüt yapısı , gözetim şekli , çalışma koşulları , iş tatmini ve iş görenin işyeri dışında ki yaşamı olarak sıralanabilir .

Örgüt yapısı morali etkileyen önemli faktörlerden biridir . Örneğin , örgütün plansız çalışması ve hangi amaçlara nasıl ulaşılacağının bilinmemesi çalışanların morali üzerinde olumsuz etki yapar . Örgüt içinde de yetki ve sorumlulukların kesin olarak bilinmemesi , kimin kime bağlı olduğu konusunda kuşkuların doğması , iş görenler arasında huzursuzluğa yol açacaktır . Dolayısıyla uygun bir moral ortamı yaratmak için kimin kimden emir alacağı ve kimin kime bağlanacağı belirlenmelidir . Örgütün iriliği de morali azaltan diğer bir unsurdur . Örgütte tepe yöneticilerle astlar arsında ki uzaklık arttıkça yüz yüze ilişkiler güçleşmekte , bunun sonucu olarak da amirin bir grup önderi niteliğini devam ettirmesi zorlaşmaktadır . Yüz yüze ilişkileri arttırma fırsatı verilmesinin en etkili yöntemi merkezkaç örgütlenmeye gidilmesidir .

Gözetim şekli , personel morali üzerine en çok etki yapan unsur , alt kademe yöneticileri yani ustabaşı , usta ve şeflerdir . Gözetim şeklinin işyerin de yaptığı olumsuz etkilerden biride , ücret ve terfilerin adaletsizce yönelimidir . İş yerinde statü sembolü sayılan sembollerde yapılması gereken değişikliklerin yapılmaması da moral üzerinde olumsuz etkilerde bulunacaktır .

Çalışma koşulları , iş yerlerin de ortaya çıkan zararlı maddelerin ve gazların hastalıklara neden oldukları hatta bu yüzden zehirlenmeler ve ölümlerin meydana geldiği her zaman gözlenmektedir . Fakat ısı , ışık ve havalandırma sistemlerine sahip temiz ve tertipli soyuma yerleri olan iş yerleri çalışma koşullarının doğuracağı olumsuz etkileri ortadan kaldıracaktır .

İş tatmini , işten elde edilen maddi çıkarlar ile işçinin beraberce çalışmaktan zevk aldığı iş arkadaşları ve eser meydana getirmenin sağladığı bir mutluluktur . İşçi çalışması sonucunda ortaya koyduğu eseri somut olarak görebiliyorsa , bundan duyacağı işçilik gururu onun için büyük tatmin kaynağı olacaktır . Aşırı tekniğin ve iş bölümümün doğurduğu otomasyon şekli ve seri halinde üretime gidilmesi işçiyi emeğinin karşılığının görme , kendi ile iftihar etme zevkinden yoksun bırakacaktır .

İş görenin işyeri dışında ki yaşamı da onun işine karşı takınacağı tutum üzerine etkin olacaktır . Tembellik , işe karşı ilgisizlik gibi iyi olmayan tavırlar bireyin kişiliğine dışarıdan gelen çevresel ve sosyal etmenlerdir . Bazen de aile yaşamında ki tatminsizliklerin giderilmesi için işe dört elle sarılanlara da rastlanabilir . Yaşlı kimselerin çalışma gücü ve hırsları azalmıştır . Bunlar emniyete daha fazla önem veririler .

d . İş Grubu Açısından Morali Etkileyen Etmenler :

1 . Gruplar da Birer Örgüttür : Statü , kişiler arası etkiler , resmi olmayan gerçek önderler , prestij ve güvenlik gibi unsurlar , ancak grup yapılarının içinde bulunabilirler . Her grup , kendi örgütüne mevcut ilişkilerin zorunlu kıldığı davranış çeşitlerinden birini benimsetir . Bireyler örgütte büyük ölçüde farklı roller oynayabilirler ve onların gruba aidiyeti çok farklı gereksinimlerini tatmin eder .

2 . Grubun Boyutu : Grup yöneticileri küçük gruplardan çok daha büyük grupların sorunlarıyla uğraştıkları zaman iyi bir moral düzeyi sağlamak ve devam ettirmek yönünden daha fazla güçlüklerle karşılaşabilirler .Eğer büyük boyutlu bir grup içinde alt gruplara rastlanıyorsa , her gruba yetki vererek onları küçük gruplar haline getirmek gerekebilir . Çünkü küçük grupların sorunlarını çözmek daha kolaydır .

3 . Yarışma : Bir grup , birleştirici yada rekabetçi bir politika üzerinde çalışmasına veya çalıştırılmasına göre farklı yapıya sahip olacaktır . Eğer bu rekabet ücrete ve verimliliğe bağlı olursa , yarışma bireylerin veya ekiplerin aralarında önemli olumsuz roller oynayarak grup bünyesinden kuvvetli kopmalara neden olacaktır . Rekabet grup arasında ki bağlılık ve dayanışmaları azaltacak , ayrıca örgüt içinde huzursuzluk , kaza ve yorgunluklara neden olacaktır .

4 . Kişisel Çekicilik : Yapılan incelemeler , sempatik , hoş bir havası olan ve iyi bir işbirliğine meyleden kimselerin , grup üyelerinin biçimsel ilişkilerinde en fazla ilgi çekenler olduğunu göstermektedir . Bu çekicilik grup bünyesini değiştirmekte çekici olan kimse iş arkadaşlarının kendisini takip etmesini başarabilmektedir . Böylece grup , seçkin ve çekici kimselerin önderliğinde amaçlarına doğru yeniden örgütlenebilmektedir . Çünkü , bireyler kendileri ile aynı hisleri ve görüşleri paylaşabilecek çekici kimselerle daha çok işbirliğinde bulunmak istemektedirler .

5 . Üyelerin Benzerliği : Newcomp isimli bir düşünür ’birbirlerine benzeşenler bir arada bulunur demiştir’ bu benzerlik bizi fikir alışverişinden yoksun olan bir sonucun sıkıcılığına götürmektedir . Çünkü , birbirlerine benzeşmeyen heterojen gruplar benzeşen homojen grupların aksine sorunları çeşitli yönleriyle incelerler ve en iyi kalitedeki çözümleri önerirler . Böyle grupları oluşturan bireyler grupta ortaya çıkarılan sonuçlardan tatmin olurlar . Şu halde , heterojen gruplar üyelerinin tatminine olumsuz etki yaparken yapılan işin kalitesine , üyelerin eğitimine devamlı katkıda bulunur . Kısaca bu gruplar , iş tatmini yönünden zevksiz iş gruplarında çalışmaya zorlanmakla beraber , uygun bir kararın verilmesinde doğan başarının zevkini tadabilmektedirler .

6 . Komşuluk : Fiziksel yakınlık ve ilişkilerin sıklığı sosyal grupların kurulması için önemli etkenlerdir . Genellikle , işçiler iş arkadaşlarını seçme yetkisine sahip değildirler . Ancak iş arkadaşlığı tesadüfen oluşan fiziksel yakınlıktan doğar . Kuruluşta iş yerlerinin birinin diğerine yakın olmasının arkadaşlığa etki edeceği doğaldır . Çalışma yerinin biçimi hatta mimari yapı biçimi grup yapılarını etkiler ve bu konudaki güçlükleri ortadan kaldırabilir . Grup içinde bütünleşme kaybedilince geniş gruplarda işçi sessizlik ve yalnızlığa gömülecektir .

7 . Karşılıklı Çıkar ve Güven : Belli bir zamanda , bir grubun faaliyetleri belirli amaçlar üzerinde toplanmıştır . Bu amaçlar değişikliğe uğratıldığı zaman bunun grup yapısında da aynı ölçüde değişiklik yapacağını beklemek gerekir . Yeni faaliyet , grubun çıkarlarını gerçekleştirdiği ölçüde işbirliği derecesini ve grubun kaynaşmasını olanaklı kılacaktır . İki grup arasındaki işbirliği nedenlerini araştıran bazı düşünürler karşılıklı kar ve çıkar olanaklarının güveni arttırdığını , halbuki karşılıklı kötülük tehlikesinin ilişkileri bozduğu ve endişe kaynağı olduğunu göstermişlerdir . Böylece , karşılıklı güven ve çıkarlar grup yapısını ve dolayısıyla işletme faaliyetlerini büyük ölçüde etkilemektedir .

8 . Gençler İçin Eğitsel Gruplar : Bu tür gruplar , genç işçilerin çıraklık dönemlerinde birbirleri ile anlaşmaları ortak hedefleri benimsememeleri ve işbirliği ruhunu geliştirmeleri açısından meydana getirilir . Çünkü , her birey gerçek kişiliğini küçük yaşlardan itibaren geliştirir . Küçük yaşlarda bu iyi ilişkiler ileride bu kimseler yönetici olduklarında aradaki işbirliğini olumlu yönde etkileyen etmenler olarak ortaya çıkarlar .

9 . Tartışma Çalışmaları : Grup kararlarının etkili sonuçlar verebilmesi için her bireyin ortak hedeflere farklı görüş açılarından yanaşması çok yaralıdır . Tartışma çalışmaları grup içindeki bireyleri yeniden işbirliğine doğru götürüp ve bazı bireyleri sahip oldukları benzer görüş açıları yüzünden birbirine yaklaştırırken bazılarını da birbirinden uzaklaştırabilir ve bazı düşmanlıkların ortaya çıkmasına neden olabilir .

B . Moralin Ölçülmesi

a . Genel Düşünceler : Moral ve maneviyatın tam olarak ölçülmesine olanak yoktur çünkü , ölçmeyi yapan insanın dışında kalan başka insanların zihinsel durumu ve davranışlarıyla ilgili bir konu olduğundan moral ölçümü çok zordur . Moral ölçümünde istatistik ve görüşme yöntemi , soru dizini hazırlama yöntemi ve sosyometrik yöntem kullanılabilir . Çalışma ortamındaki bazı hususlar moral üzerin oldukça önemli etkide bulunurlar . Sözünü ettiğimiz hususlar , çalışanlara ücret , prim , ikramiye ve ya sosyal yardım adı altında yapılan ödemeler , bir kişinin yapacağı iş hacim , fazla çalışma istekleri , tatil günlerinde çalıştırılmak istenmesi , ev ile işyeri arasındaki uzaklık gibi konuları kapsamaktadır . Bunların bazıları ek parasal çıkarların arttırılması ile giderilebildiği halde bir kısmı da parasal karşılık ile giderilemeyecek cinstendir .

1 . İstatistik ve Görüşme Yöntemi : İnsanlar emeklerinin karşılığında kendilerine verilen ücretin ne ölçüde adil olduğunu değerlendirmek için çeşitli karşılaştırmalar yaparlar . Kendisi gibi aynı işi yapan başka firma ve kuruluşlar çalışanların , aldıkları ücret ile kendilerininkini karşılaştırırlar . Bunun için işçiler ve işçi örgütleri kendilerininkine benzer kuruluşların ücret seviyeleri yakında ilgilenirler . Bundan sonra kişiler emekleri karşılığı aldıkları ücretleri , çalıştıkları örgütteki diğer işlerinki ile karşılaştırırlar . Bu kıyaslamada genelde kullanılan esas yapılan işin önem derecesi ve işi vücuda getirmek için daha önceki evrelerde kimlerin ne oranda yararlı oldukları hususlarıdır .İşte istatistik ve görüşme yönteminin esası bu incelemelerin , rakamlı bir şekilde öncede araştırılmasına dayanır . Bunun yanında ekonomide yaşam pahalılığının artış oranının saptanarak ücret artış oranı ile karşılaştırılması , işçilerin eskisine oranla yaşama standartlarının ne yönde geliştiğinin saptanması da moral ölçümünde önemli göstergelerdir . Ayrıca işyerlerinde iş analizi de iş değerleme yöntemlerinin uygulanması , ücret dağılımına ilişki düşük moral şikayetlerini azaltabildiği gibi bazen de arttırabilmektedir .

2 . Soru Dizini Hazırlama Yöntemi : Bu yöntem bir takım sorulan hazırlanarak deneklere sorulmasını içeriri . Burada moral düzeyinin derecelerinin gösteren bir takım sorular saptanır ve cevapları olumsuzdan olumluya doğru sıralanarak puanlanır . Ölçme işlemi en yüksek moral düzeyini yansıtan cevaba en yüksek cevabı ; en düşük moral düzeyinin yansıtacak cevaba da en düşük puanı verilmesiyle yapılır . Soruların içerdiği konular , genel olarak , maddi çıkarlara , grup düzenine ve bağlılığına , bazen de amirlerle geçinmeye ve örgütün geleceği hakkında ki deneğin düşüncelerine ilişkindir . Bu tekniğe subjektif diyebiliriz . Bu nedenle güvenilirlik derecesi daha düşüktür . denekler tarafından her soruya verilen puanlar toplanır . Yüksek puan düzeyini tutturanların daha yüksek bir moral düzeyine sahip oldukları , düşük puan düzeyinde kalanların ise düşük moral düzeyine sahip oldukları ortaya çıkmış olur . Burada alınabilecek en yüksek puan ile en küçük puan noktasına düşen değer , ne düşük ne de yüksek olmayan geçiş puanı olarak nitelendirilmelidir . Bu yöntemin başlıca üstünlüğü gerek uygulanmasının gerekse yorumu kolay olmasındandır .

3 . Sosyometrik Yöntem : Sosyometri , bir grubu oluşturan insanlar arasında ki karşılıklı ilişkileri , grupta ki her bireyin biçimsel olmayan mevkiini , grup üyelerinin birbirlerine olan bağlılığını şekil üzerinde gösterme yöntemidir . Bu yöntemle grubu oluşturan her üyenin tek tek moral durumları ve grup morali hakkında fikir edinilebilir . Sosyometrik yöntemin etkili bir araç olarak kullanılması çizime dayanır . Örneğin , bazı sorular sorulur ve bunlara cevap olabilecek isimler belirtilmesi istenir. Öteki üyelerce beğenilmeyen yada onlarla hiç ilişkileri olmayan yada çok az olan grup üyelerine yalnızlar , karşılıklı olarak birbirlerini tercih eden iki kişiden oluşan gruplara çiftler , üç kişiden oluşan gruplara ise üçgenler denir , daha büyük gruplar ise zincirler , yıldızlar yada birbiri için geçen şebekelerdir . Bu yöntem bize grubun bütün olarak nasıl çalıştığı hakkında fikir verebilir . Yalnızlar , baskı altında gruptan kopmaya yönelecekler . Yıldız bir kişi , çevresinde bir grup insanı oluşturacak ve bu kimse ortadan çekildiğinde grupta çökebilecektir . Sosyometrik yöntem , grubun objektif görünümü hakkında ve grup bağlılığını gösterdiği halde , yöneticilere karşı bağlılık derecesini ve grubun öznel görünümünü açıklıkla yansıtmamaktadır . Sosyometrik yöntemin bir özelliği de soru dizini yöntemi gibi kolektif gruplara uygulanabilme özelliğine sahip olmasıdır .

b . Morali Yüksek Düzeyde Tutmayı Sağlayacak Önlemler :

- – - Morali Etkileyen Unsurlar :

1 . Personelin işinden duyduğu tatmin derecesi : Bu büyük ölçüde onun istediği işe girmesiyle gerçekleşecektir .

2 . Personelin üzerine doğru davranış : Bireyin kişiliği bu durumu etkileyen faktörlerden ilkidir . İtaatkar , üstlerine karşı etkili olma ve benzeri . ikinci ise üstün astına karşı davranışla ilgili onun otoriter yada demokratik olması .

3 . Personelin iş yerinde iş arkadaşları ile geçinme durumu : İŞ arkadaşlarından gördüğü davranış biçimi ve kişinin iş arkadaşlarına gösterdiği ilgi ; bu kişiliğiyle olduğu kadar iş arkadaşlarının kişiliği ve moral durumlarıyla da ilgilidir.

4 . Personelin işinde ilerleme arzusu : Bu daha çok iş görenin kişisel özelliklerine bağlıdır . İşe verdiği önem işin sorumluluğunun bilincine sahip olmak , işe devam durumu ve benzeri .

Yüksek moral düzeyi küçük , günlük tatminlerinden ileri gelen genel bir memnuniyetin sonucudur . Yönetilecek insanların moral düzeyini yüksek tutmayı sağlayacak hareket yöntemleri ; her bireye görevini nasıl yaptığı konusunda edinilen kanaatlerin bildirilmesi , personele kendilerine etki edecek değişiklikler hakkında önceden bilgiler verilmesi , her kişinin sahip olduğu yeteneklerin maksimum ölçüde kullanılması , görev dağıtırken ve kuralları uygularken adaletli ve insaflı davranılması , kendi görevlerini başkasına yüklemek duygusu ile mücadele etmek olarak sıralanabilir .

Her bireye görevini nasıl yaptığı konusunda edinilen kanaatler bildirilmelidir . İnsanlar bir işi yaptıkları zaman bunu nasıl yaptıklarını psikolojik bir gereksinim olarak genellikle onları yönetenlerden öğrenmek isterler . Yaptığı iş kendisinden beklenen işten aşağı kalıyorsa ortak bir çare bulunması için samimi olarak bunu kendisine söylemelidir . Tenkit , kişinin şahsına değil yapılan işe yöneltilmelidir . yapılan tenkitleri taktirden sonraya bırakmak daha etkili olacaktır . bir kimsenin yetersiz taraflarını görüşmek için önce onun iyi yaptığı şeyleri belirtmek akıllıca bir tutumdur . Böylece , iyimser bir hava yaratarak onu hatalarını daha kolaylıkla kabul edeceği bir duruma getirmiş oluruz .

Personele kendilerine etki edecek değişiklikler hakkında önceden bilgiler verilmelidir . Ani değişiklikler genellikle huzur bozucu olmaktadır . yapılan değişiklikler kendi çıkarlarına olsa bile şuraya buraya itildikleri veya kendilerine karşı adaletsizce davranıldığı hissine kapılabilirler .

Her kişinin sahip olduğu yeteneklerden maksimum ölçüde yararlanmak gereklidir . Yapılan işe duyulan ilginin çalışanın moralinde derin bir etkisi olduğu bilinmeli ve çalışana yeri geldikçe sevdiği iş verilmelidir . Bu işler ile ilgili olarak çalışanın geçmişi ve tecrübesi incelenmeli herkese sevdiği ve en iyi şekilde başarabileceği bir iş verilmelidir .

Görev dağıtırken ve kuralları uygularken adaletli ve insaflı davranmalıdır . Çalışanlar genelde kendi yaptıkları şeyler ile arkadaşlarının yaptıklarını karşılaştırırlar . Sırası gelince diğerlerinin de aynı şeyi yapacağını bilirse , bu onların daha istekli çalışmasını sağlar . Kimsenin hoşlanmadığı işler sıra ile herkese gördürülmelidir . Bunun yanında , iyi şeyleri herkese dağıtmalı , böylece adil bir yol izlenmelidir . Bir yönetmelik uygulanacaksa herkesin kendi durumuna uyan ilgili kural uygulanmalıdır . Nedensiz yapılan ayrıcalıklar yöneticileri kasıtlı işlem yapmak suçu altında bırakır .

Kendi görevlerini başkasına yüklemek duygusu ile mücadele etmelidir . Bir işi gördürmek için katı davranılmamalı çalışanların gururu incitilmemelidir . Kendi işlerini gördürmek için astlarını kullana yöneticiler astlar tarafından sevilmezler .

Örgütlerde belirgin bir kumanda zinciri bulunmadığı sürece örgütlenmiş faaliyetler dağıtılabilir . Moralin yüksek kalması isteniyorsa bir dereceye kadar bu genel kurala tolerans tanınmalıdır . Morali yıkan ve karışıklıklara neden olan diğer bir şeyde kumanda zincirinde bulunan iki yöneticinin işçilere bir işi görmek üzere birbirine zıt düşen kararlar vererek uyuşmazlık içine düşmeleridir . Bu konuda çok titiz davranılması gerekmektedir .

BÖLÜM 2 : İŞ TATMİNİ

A . İş Tatmini Kavramının Anlamı ve Önemi

BÖLÜM 3 : MOTİVASYON

A . Motivasyonun Genel Tanımı

En basit anlamıyla motivasyon deyimi bir kimsenin amacı hakkında bizlerin düşünceleri veya yaptığımız zihinsel değerlendirmedir . Bu bakımdan servet , mevki , güven gibi insan tutum ve davranışlarının nedeni olarak kabul edilen çeşitli amaçlar aslında herhangi bir bireyin nihai amacını yani kendisi olabilmesini gerçekleştirebilmesinde bir araçtan başka bir şey değildir . Nihai motivasyon insanın kendisi için uygun bulduğu şekilde yaşayabilmesi , özlemini duyduğu düzeyde ki bir insana yapılan muameleye kavuşabilmesi ve kişisel yeteneklerinin değerinin yansıtacak şekilde ödüllendirilmesidir . Bu bakımdan , hepimiz hakkımız olduğuna inandığımız bir durumun peşinden koşar ; kendimizle ilgili subjektif fikirleri objektif gerçekler haline getirebilmek için sürekli olarak çaba harcarız .

Tecrübelerimiz , temel tutum ve davranışlarımızın doğru olduğu hususunda ki inancımızı hemen her zaman doğrular . Bunun nedeni , kısmen tutum ve davranışlarımızın , kendimize özgü çevremizin gerçekleriyle tanımlandırılmış olması , kısmen de olayları anlam verirken , onları kendi inanç sistemimize uydurmaya çalışmamızdır . Aslında birbirine dayanabilmesi ve güvenebilmesi mümkün ve hatta gerekli olan ve birbirleriyle yakın ilişkiler kurması gereken kişiler arasında ki fikir ayrılıkları sürüp gitmektedir . Örneğin , çalışanların çoğu işverenlerin kendilerinin sömürdüğü bu nedenle sendikalar veya hükümetçe kontrol edilmeleri , hatta cezalandırılmaları gerektiği hususunda açıklamaktan çekindikleri bir inanca sahiptirler . Bir şahsın tutum ve davranışını anlayabilmek onunla hemfikir olmayı gerektirmez . Zira , böyle bir durum , karşımızda ki şahsın muhtemel tepkisini önceden görebilmemizi ve gereksiz çatışmalardan kaçınabilmemizi mümkün kılar .

Motivasyona dair bilgilerimizin yetersizliğinin nedenlerinden birisi bu konuda ki araştırmaların geç başlamış olmasıdır . Ancak , bunun yanında daha önemli olan başka bir hususta , motivasyona dair daha fazla bilgi edinebilme arzusunu adeta yok eden bir duygunun varolduğudur . Bu konuda hemen herkes bazı önyargılara sahip olduğundan ve bunlar duygusal yönden de desteklendiğinden , ilgili esaslar uygulama sahası buluncaya ve değeri kesin olarak görününceye kadar motivasyonun gereğine inanılması beklenemez .

Asıl uğraşılması gereken husus , her şeyden önce , birlikte çalışmak zorunluluğunda bulunduğumuz kimseleri anlayabilme , işini bir sorumluluk olarak kabul edebilmemizdir . Birlikte bir uyum içinde çalışabilmek çoğu zaman zannedildiği kadar zor da olmamıştır . Yöneticilere düşen işlerden birisi de , çalışanların yaptıkları işleri daha büyük tatmin sağlayacak bir duruma getirmek olmalıdır . Bu durum gerçekleştirilebildiği taktirde elemanlarımız daha fazla kar sağlayan bir işlem hazırlayabilir ve değişikliğe karşı direnmeyi önleyici en iyi unsur olabilirler .

GEREKSİNMELER

UYARILMA TUTUM VE TATMİN OLMA

DAVRANIŞ VE VERİMLİLİK

TEŞVİK UNSURLARI

B . Psikoloji ve Fizyoloji açısından Motivasyon

a . Motivasyon Terminolojisi : Ana hipotez motive edilmiş davranışın oluşumunun beyinciğin uyarıcı merkezlerinde ki aktivitenin doğrudan bir fonksiyonu olduğudur .

Bizim için birincil önemi olan , motivasyon olgusunda olguya yön veren ve oluşturan fizyolojik , psikolojik ve sosyal içerikli kavram ve ilkelerin yorumu olacaktır . Motivasyon olgusu bazen homeostatik dürtüler (açlık , susuzluk , uyku ve benzeri) , bazen de homeostatik olmayan dürtüler (seks , duygusal uyarılar) açısından incelenmiştir . Bireysel gereksinmeler , fizyolojik açıdan alındığında , fizyolojik varlığın sürdürülmesi için gerekli olan gereksinmelerdir diye tanımlanabilir . Psikososyal yönden gereksinmelere bir bakış , bizi sonradan kazanılmış gereksinmeler kavramlarına götürecektir . Gereksinme bireyin sağlığı ve iyi olması yolunda duyduğu herhangi bir eksikliktir , diye açıklanabilir . Bu eksikliği gidermeye bireyin duyduğu gereksinme , onun toplumda fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için bir gerekliliktir . Bedensel gereksinmelerin psikolojik algılanışı , dürtü kavramı üzerinde gerçekleşecektir . Dürtü , bilinçli bir biçime dönüştüğünde arzu yada istek diye tanımlanacaktır . Bireyde Bilinçli arzu onu temelde oluşturan gereksinmenin giderilmesine yönlendirecek , dolayısıyla birey bir çabaya yada uğraşa itilecektir . Başka bir deyimle motif ; gereksinme , dürtü ve istek kavramlarını , oluşumun dinamizmi içinde belli kombinasyonlar biçiminde vermeye yatkın geliştirilmiş bir kavram olarak onaylanabilir .

- – - Motivasyonun Ana Unsurları :

1 . Her insan organizmasında onu sürekli ve sabırlı çalışmaya teşvik edici bir takım itici güçler vardır .

2 . Bilinçli olarak yapılan her hareket , o hareketi yapan insanın tutum ve davranışları yönünden izah edilebilir . İnsanın tutum ve davranışları ise bir güdünün doğurduğu sonuçtur .

3 . Her insanda çeşitli tip ve tabiatta birçok gereksinmeler vardır . Bu gereksinmelerin şiddet ve sürekliliği insandan insana değişir .

4 . Gereksinmelerin Tatmin edilebilmesi amaçtır .

5 . Amaç fark edildiği veya idrak edildiği anda arzu haline dönüşür .

6 . O zaman insan belirli bir teşvik unsuruna karşı ilgi veya gereksinme duymaya başlar .

7 . Maksatla ve bilinerek yapılan her faaliyet bir teşvik unsurunun uygulanması sonucunda meydana gelir . Bu ise bir amacı gerçekleştirebilmek için harcanan çabaların bir sonucudur .

8 . Bilinçli olarak yapılan bir hareket amaca erişme ve tatminkarlığın sağlanması şeklinde sonuçlanır .

Tutum ve davranışlar , hemen her zaman , çevreyle ilgili belirli bazı amaçlara veya teşvik edici bazı faktörlere doğru yönelmişlerdir . Ancak bu ifadeye bakarak amaçların bir kimsenin tutum ve davranışlarını kontrol eden bir unsur olduğu sonucunu da çıkartmamak gerekir . Amaçların çekici olması insanın bazı arzu ve gereksinmelerini tatmin edebilmesindendir . Bu bakımdan ferdin tutum ve davranışlarına yön veren arzu ve isteklerdir .

b . Motivasyon Teorilerinin İçeriğine Genel Bir Bakış : Motivasyon kavramı oluşum geçirmiş ve süreç içinde değişik tanım ve teorilerle açıklanmış olma durumundadır ve psikolojik süreçleri yada doğal olayları inceleme araştırmalarına nereden başlanırsa başlansın , eninde sonunda motivasyon sorunu ile karşılaşmak kaçınılmaz olmuştur . Çağdaş motivasyon teorilerine nasıl gelindiğini anlamak açısından bu konuda ki ilk yaklaşımlara değinirsek ;

1 . Bilişsel Teoriler : Bu teoriler , bireyin düşünme ve bağımsız istekte bulunma özellikleri üzerine kurulmuşlardır . Birey ; düşünecek ,sonuçları tartacak ve eyleme geçecektir . Başka bir deyimle birey bilinçli arzulara sahiptir ve kapasitesini bu arzuları gerçekleştirmek için bilinçli olarak kullanacaktır . Kavrama teorileri hakkında genel vargı , bu teorilerin motivasyonel değişkenlerin etkilerinin kapsamadıkları yada dikkate almadıkları için bir noktada sadece bir akılca karar alma sürecini tanımladıklarıdır .

2 . Hedonik Teoriler : Birey ona zevk verecek olay ve nesneler karşısında motive olacak ve onları yapmak ve elde etmek isteyecektir . Kendisine acı verebilecek şeyler karşısında ise ters yönde motive olacak ve onlardan kaçınmaya çalışacaktır . O halde , birey fizyolojik gereksinmesini dahi giderirken zevk alacağı şeye dönük davranır . Motivasyonu uyarılmanın , desteklenmenin ve kanalize edilmenin bir süreci olarak tanımladık . Duygusal süreç , bu tanımın gereklerinin tümünü yerine getirir . Motivler önceden öğrenilmiş olduğuna göre , birey bir amaca yönelmeden önce geçmişte ki zevk ve acı bulgularının ışığında amacını ve kendisine sağlayacaklarını hesaplar . Daha doğrusu bu bir duygusal uyarılma sürecidir . Görülüyor ki , motivasyon duygusal bir süreç olarak kabul edilmektedir .

3 . İçgüdü Teorileri : İç güdülerin motivasyon sürecini belirlediği yargısı bu konuda ki çalışmaları bir hayli canlandırdı . Ancak bu konuda ki en ayrıntılı açıklama 1900 ’ ler başında William Mc Dougall ’ dan geldi . Ona göre 12 tip içgüdü vardı ve bunlar genel anlamıyla amaçlı kanıtım yoluyla geçmiş hedef arayıcı eğilimlerdi . Motivasyon , şiddetli duygusal yönü de bulunan içgüdüler gereği , bireyin eyleme itilmesidir . Özellikle davranış bilimcileri , davranışı içgüdüye bağlama eğilimine karşı çıkmışlar ve içgüdü açısından bireysel yönelimin açıklanamayacağını savunmuşlardır .

4 . Dürtü Teorileri : Kavram ilk ortaya atıldığında , bireyde ki fiziksel enerjinin tanımlanması açısından yorumlanmaya çalışıldı . Dürtünün gerçekte uyarılmış davranışı nedenleyen bir kavram olduğu gerçeğine daha sonra varıldı . Bu açıdan kavram yeniden tanımlandığında dürtünün enerjinin kendisi değil de organizmada depolanmış enerjiyi belirli bir miktarda çözümleyen bir araç olduğu vargısında birleşildi . Fonksiyonları açısından tanımlanması gerektiğinde 3 temel noktada belirlenebilir :

- – Genel anlamda bir eylem için motivasyonel koşuldur .

- – Eylemin türünden bağımlı , ona özgü itici güçtür .

- – Şiddetli ve aynı zamanda rahatsız edici nitelikte bir uyarıcı güçtür ki , uyarmasına yanıt aldıkça zayıflar ve kaybolur .

C . Motivasyon Teorileri

Bazı otoriteler işletme organizasyonunu , birbirinden farklı insan faaliyetlerini koordine eden ; fiziki , beşeri , parasal ve doğal kaynaklar aracılığıyla çevresine ve içinde bulunduğu topluma hizmet sağlayan bu amacın gerçekleşmesi ile ilgili sorunlara çözüm yolu arayan bir gurup ve sürekli bir sistemdir şeklinde tanımlarlar . Bu tanıma göre , bir organizasyonun başarısı ; karşılaştığı sorunları bağlı olduğu topluma hizmet sağlayabilecek , karını arttırabilecek ana kaynaklarını çoğaltabilecek şekilde çözebilmesine ve bu hususta ki yetenek ve kudretine bağlanmış oluyor .

a . Maslow ve Gereksinmeler Hiyerarşisi : Maslow Bireysel davranış açısından motivasyonu vermek isterken bir bütünler analizi , yada çeşitli psikososyal etkenlerin birey yapısında entegre olmuş bir yorumunu amaç edinmiştir . Kişisel yetisini ortaya koyma yöneliminin en etkin belirleniş şekli Maslow ’ da görülmektedir . Bu yaklaşımın ışığında gerçekleştirilmiş bir süreç olarak niteleyeceğimiz gereksinmeler hiyerarşisi gene , ancak bu yaklaşım ana hatları ile belirlendiği zaman bir anlam kazanacaktır . kendini gerçekleştirme yaklaşımı şöyle ana hatlandırılabilir :

- – Hepimiz asli bir iç cepheye sahibiz .bu bir dereceye kadar doğal temel , verili ;bir anlamda da değiştirilmesi olanaksız bir yapıdır .

- – Her kişide söz konusu bu iç yapı bir bölümü ile kendine özgü , benzersiz ; bir bölümü ile ise beşeriyete açık dönük ve ona bağlıdır .

- – Bu iç yapıyı bilimsel olarak araştırmak ve nasıl olduğunu keşfetmek olanaklıdır .

- – Bu iç yapı , onu tanıdığımız kadarı ile gerçekte kötü bir niteliksel görünüm vermiyor , daha çok , ya tarafsız yada kesinlikle iyi bir nitelik gösteriyor .

- – Bu iç yapı kötüden çok iyi olduğundan dolayı en olumlu tutum , onu ortaya çıkartmak , baskı altında tutup kısıtlamak yerine cesaret verip özendirmek olacaktır .

- – Aynı iç yapı hayvanların içgüdüleri gibi güçlü , etkileyici ve yanılmaz değildir .

- – Bir bakıma bu vargılar bütünüyle ; disiplin , mahrumiyet , aksiliğe çatış , acı ve hüzün gerekleriyle birleştirilmelidir .

Bu yaklaşım gerçekte Maslow ‘ un gereksinmeler hiyerarşisinin son aşaması yada olgunluk yaklaşımı diye tanımlanabilir .

1 . Fizyolojik Gereksinmeler : Fizyolojik gereksinmeler tüm canlı organizmalar için geçerli olan evrensel nitelikte gereksinmelerdir . Sonradan kazanılmış değil doğuştan vardırlar . Gelişmiş ülkelerin refah ve kültür düzeyi bireye fizyolojik gereksinmelerini gidermede zengin alternatifler sunmaktadır . Bu koşullar altında yetişen ve yaşamını sürdüren birey acıktım dediği zaman fizyolojik dürtülenmenin yanı sıra belli bir yiyeceğe karşı arzusunu da yerine getirir .

2 . Güven Gereksinmesi : Organizmanın fizyolojik dengeye ulaşması , bireyi bu dengeyi sürdürme gereksinmesine yöneltir . Günümüz toplumunun bir üyesi ve öğesi durumunda ki insan , güven gereksinmelerini , bir arada yaşamanın gereği ile ortak davranışlara yönelerek sağlamak istemektedir . Korunma , bağımlı olma sosyal yapı , yasa ve sınırlamalar bireyin güven gereksinimlerinin doğurduğu toplumsal değer ve yapılardır . Gelişmiş ülkelerde hemen hemen bütünüyle giderilmiş , yerine getirilmiş olmaları bu tür gereksinmelerin bireyi motive etme olasılığını oldukça düşürmüştür .

3 . Ait Olma ve Sevgi Gereksinmeleri : Fizyolojik ve güven gereksinimleri giderilmiş olan birey artık sosyal yönü ağır basacak olan gereksinmelere yönelecektir . Bu gereksinmeler daha çok duygusal nitelikler gösterecek olan gereksinmelerdir .Örneğin , birey belli bir sosyal çevre ve ortama ait olma arzusunu duyacak , bu çevrenin diğer üyelerini sevme ve onlarca sevildiğini bilme gereğini hissetmek isteyecektir . Aidiyet ve sevgi gereksinmeleri bireyce kendisi ancak toplumun koyduğu manevi değerlere uyabildiği , adapte olabildiği oranda giderilebileceklerdir .

4 . Saygı Görme Gereksinmesi : Toplumumuzda ki bütün insanlar kendi kendilerini sayma ve başkalarının kendilerini sayması için ; kendilerinin güçlü temellere dayandırmaya çalıştıkları üstün bir değerlemesini yaparlar . Ana gereksinme niteliğinde ki saygı görme olgusu temelde başka bazı koşulların yada gereksinmelerin giderilmesiyle sağlanabilecektir . Birey saygı görme gereksinmesinin giderme aşamasına ulaşmak için bu tür alt değerleri çözümlemek zorundadır . Bu alt değerler ikiye ayrılırlar . Örneğin ; güçlü olmak , başarılı olmak , güven duymak birinci türde ki niteliklerdir . Birinci türü oluşturan değerlere ulaşmak bireyin kendi elinde olan türden olgulardır . ikinci türde sayılanlar ise bireyin birinci türde gerçekleştirebildikleri ile orantılı olarak sosyal çevrenin onun için takdir edeceği değerlerle ilgili olanlardır . Her iki değerler gurubu yeterince gerçekleştiği taktirde , birey saygı görme gereksinmesini , bu gerçekleşme oranında tatmin etmiş olacaktır .

5 . Kendini Gerçekleştirme Gereksinmesi : Gerçekte belli bir düzeye ulaşmış bireyin mutluluğunun içinde yattığı olgudur . Bu gereksinmenin bilincine varabilmek ancak önceki ortak beşeri gereksinmelerin giderilmesiyle olanak bulacaktır . Birey tatmine ulaşabilmek için potansiyel yetisini ortaya koymak zorunluluğundadır .

b . McClelland ve Başarı Teorisi : Maslow başarı gösterme durumunu saygı görmenin bir determinantı olarak belirtirken , McClelland aynı olguyu bireysel motivasyonun temel taşlarından biri olarak daha büyük bir önemle ortaya koymaktadır.

Başarı motivi araştırmaları , ’konu algılama testi’ diye anılan bir test yardımıyla yürütülmüştür . Söz konusu test Henry Murray’ın kişilik testlerinden kaynaklanmıştır . Testin uygulandığı kimselere günlük yaşantıdan resimler gösterilmiş ve söz konusu resimlerle ilgili kısa bir senaryo anlatması istenmiştir . Bundan amaç bireyin iç yapısal dinamiği ile ilgili özelliklerini uyararak açığa vurdurmaktır.

McClenland’a göre birey testlerde iki tür yönelimden birini ağır basıcı nitelikte dışa vuracaktır . Bu iki tür değişik gereksinmeye olan yönelimler şu şekildedir ;

1 . Yaratıcı ; yapıcı ve çalışma yaşamına dönük bir yönelim ki , bu yönelimin temelinde bireyin olan gereksinmesi yatar .

2 . Aile , arkadaş ve sosyal çevreye dönük bir yönelim ki , bu yönelimin temelinde ise bireyin çevresiyle ilişkilerde bulunmaya olan gereksinmesi yatar .

Bir bireyin sadece başarı gereksinmesine ya da sadece çevresi ile ilişkilerde bulunma gereksinmesine yönelik bir örnek tutum geliştirdiği söylenemez . Birey gerçekte her iki gereksinmenin de etkisi altında bulunacaktır . Yani birey başarı gereksinmesinin tatmininde doğrudan kendi kişiliğinin bir fonksiyonu olma niteliğindedir .

Kendi değerinin farkında olan birey , bir işe kalkışmadan önce başarı ve başarısızlık olasılıklarını dikkate alacaktır . Bu durumda başarı motivi iki boyut gösterecektir. Başarı ve başarısızlık . Her ikisinin birleşimi ise toplam başarı motivasyonunu verecektir . Bu iki motiv gerçekte bireyin bir işi yapmaya olan yönelimini saptayacaktır . Başarı olanağı düşük bir işe bireyin kalkışması az olasılıktadır . Denilebilir ki başarı motivi ile başarı gereksinmesi arasındaki korelasyon yüksek ; başarısızlık motivi ile başarı gereksinmesi arasındaki korelasyon ise düşüktür

Ayrıca başarısızlıktan dolayı cezalandırma , ya da başarıdan dolayı ödüllendirmenin bireyde başarı motivinin belli bir biçimde oluşumunun nedenini oluşturacağı da açıktır . Başarısızlığından dolayı cezalandırılan bireyin , sonradan üstleneceği işlerde gene başarısızlığa uğrayacağı korkusu , ondaki başarı gereksinimini körleştirebilir . Bu tip bireylerde başarı motivi , başarısızlığa olan korku dolayısıyla , temel bir karakteristik özellik biçimi almış olarak görülecektir . Bu olgu , yönetim açısından üzerinde dikkatle durulması gereken bir durumu betimlemektedir .

Başarı motivinin , bireysel motivasyon sürecinde tek etken olduğu açıktır ki , kabul edilir nitelikte değildir . Ancak , motivasyonu özellikle çalışma yaşamındaki motivasyonu oluşturmada büyük etkisi olduğu da yadsınamaz .

Nitekim , David McClelland bu konuda yıllar süren çalışma ve araştırmalarını ve elde ettiği bulguları sonradan somut bir araştırmada realize etmiş ve gelişmekte olan bir ülkede başarı motivinin ekonomik kalkınmaya olan katkısını vermeye çalışmıştır .

c . Herzberg ve Motivasyon-Hijyen Teorisi : Bu Teorinin çıkış noktası doğrudan işin kendisi olduğundan , psiko-fizyolojik ve sosyal temellere dayalı diğer teoriler için , söz konusu olan bu teorilerin çalışma yaşamına uyumlandırılması gereğine Herzberg ‘ de rastlanmayacaktır .

Bulgular , iş ve iş ile ilgili olgu ve koşullarının hangilerinin motive edici ve hangilerinin ise bu nitelikten yoksun olduğunu saptama amacıyla , bireysel tutum ve tepkilerin sorulmasıyla elde edilmiştir . Herzberg araştırma da elde ettiği bulguları pekiştirmek ve çok eleştri almış olan sonuçsal verileri sağlamlaştırmak için daha sonra aynı araştırmaları değişik yöre ve çalışanlar üzerinde yenilemiş ve eskileri onaylayan sonuçlar elde etmiştir .

Bulguların analizi Herzberg ve çalışma arkadaşlarını , araştırmaya konu olan kişilerde iki temel değişik faktör gurubunun varlığını saptamaya götürmüştür . Söz konusu iki faktör gurubu :

1 . Hijyen Faktörler : Bu faktörler ; işletme politikası ve yönetimi , gözetim , gözetmenlerle ilişkiler , iş koşulları , ücret , akranlarla ilişkiler , kişisel yaşam , astlarla ilişkiler , statü ve güvenlik olarak belirlenmişti .

2 . Motivasyonel Faktörler : Bu faktörler ; motive edilişlerinde ki güç derecesine göre sırasıyla , başarı , tanınma , işin kendisi , sorumluluk ilerleme ve gelişme olarak belirlenmişti . Hijyen faktörler üzerinde Herzberg ‘ in araştırma kanısı , bunların yeterli ve düzenli olmadıkları zaman işte tatminin gerçekleşmeyeceğidir . Ancak bu faktörler varoldukları taktirde , naturel nitelikli olduklarından iş görenler tarafından sadece kabul görürler , ancak onları motive etmezler .

Motive edici faktörler ise bireyi yöneltici , kamçılayıcı ve giderildikleri ölçüde tatmin yaratıcı niteliktedirler . Söz konusu faktörlerden birinin gerçekleşememesi , bireyin motivasyonel yapısında bir boşluk yaratır . Herzberg ‘ in motivasyonel faktör olarak nitelediği faktörler ise Maslow ‘un hiyerarşisinin üst basamaklarında yer alabileceklerdir . Her iki yaklaşımın benzerlik gösterdiği bir nokta , yorum olarak Maslow ‘ da kendini gerçekleştirme aşamasına ulaşacak bir bireyin önceleri alt basamak gereksinmelerini yerine getirme olgusunun Herzberg ‘ de biraz daha farklı bir yorumla gene gündemde olmasıdır . O da motivasyonel faktörlerden yararlanacak olacak bir bireyin önce naturel faktörlerden nasibini almış olması gereğidir . Genel olarak diyebiliriz ki , gereksinmeler hiyerarşisinin ilk üç basamağı hijyen faktörlerle , son iki basamağı ise motivasyonel faktörlerle özdeşlik gösterir .

d . Vroom ve Beklenti-Değer Modeli : Konuyla ilgili temel varsayım çeşitli hareket tarzlarıyla ilgili olarak seçenekler arasından bir kimse tarafından yapılan bir seçim aynı anda vukua gelen olaylar hamledilir .

Sarf Edilen Çaba = Kişinin Belirli Bir Sonuca Verdiği Değer * Erişilmeyi Umduğu Sonuç

Bu teori bilişsel süreçlerle motivasyon olgusunu açıklamaya çalışan teorilerin en yaygın bilinen ve kullanılanlarındandır . Vroom ‘un modeli üç boyutlu bir düşünce sisteminde açıklanabilir . Bunlar ;

1 . Valence-Soyutsal Değer : Valence bireyin söz konusu olabilecek beklenir bir sonuçsal değere ulaşma , onunla birleşme isteğinin şiddetini belirtecektir .

2 . Araçsallık : Bir bireysel davranış ile onun uzantısında ki hedeflerin bütünleşmesi durumu ve bunun o davranış üzerinden gerçekleşme derecesi .

3 . Beklenti : Belli bir davranışın sonucunun önceden tahmin edilmesi .

Birey bir eyleme veya davranışa kalkışmadan önce işin sonuçsal değeriyle ilgilenmektedir . Örneğin , mevki , statü , saygı kazanma . Bu değerler birey açısından niteliksel olarak çekici yada itici özellikte belirlenecektir . Bireyin gerçek sonuçsal değerlere ulaşabilmesi için daha önceki bir boyutta yer alacak araçsal nitelikte bir Valance ‘ yi belirlemesi ve ona ulaşmış olması gerekecektir ; örneğin , yüksek başarı gibi .

Vroom modeli , yönetici durumunda bulunan kimselerin , işçiyi motive edici faktörleri ve uygun bazı değişkenleri görebilmelerine yardımcı olabilmesi amacıyla hazırlanmıştır .

D . Personel Yönetimi Açısından Motivasyon

Beşeri ilişkiler çağdaş yöneticinin elinde sağlıklı bir organizasyon ve verimli bir eğitim süreci gerçekleştirmek için bir araçtır . Bu araçtan işletme ve personel yönetimi süreçlerinde etkin bir biçimde yararlanmak her yöneticinin görevi olmalıdır . İş göreni , organizasyon içi ve dışı fizyolojik , psikolojik ve sosyal gereksinmeleri , giderek motivleri ile iyi anlayan , yorumlayabilen yönetici , ondan , verimliliği maksimize etme yönünde gerektiği gibi yararlanma yollarında bulacaktır .

- – - Yönetimde Motivasyon İşlemi :

1 . Şirket idaresi elemanlarının mümkün olabilecek en üstün verimi sağlamalarını arzular .

2 . Yönetici durumunda bulunan kimseler , her insanın bencil olduğunu ve tatminkarlık duyma yollarını aradıklarını bildiklerinden ; tatminkarlığın her insanda ancak doğuştan mevcut bazı gereksinmelerin karşılanabilmesi sonucu hasıl olabileceğini kabul etmektedirler .

3 . Tatminkarlığın sağlanabilmesi için yönetici belirli bir anda bir kimsede hangi tipten gereksinmenin en şiddetli derecede var olduğunu tahmin eder .

4 . Bu tahmin ve görüşe dayanarak , o elemanın gereksinmesini karşılayabilecek özel teşvik unsurunu seçerek , dıştan gelen bir etken olarak uygular .

5 . Bu etkenin doğuracağı arzu , o kimseleri işleri yoluyla amaca erişmek üzere harekete getirir .

6 . Bu hareket ve çabanın doğuracağı verimlilik , arzulanan sonucun sağlanması demek olacağından , çalışanları memnun edici bir faktör meydana gelmiş olur .

İnsan tutum ve davranışlarının nitelik yönünden gelişi güzel olması pek seyrektir.Tutum ve davranışlar , hemen her zaman , çevre ile ilgili bazı amaçlara , veya teşvik edici bazı faktörlere doğru yönelmişlerdir . Amaçların çekici olması insanın bazı arzu ve gereksinmelerini tatmin edebilmesindendir . Bu bakımdan ferdin tutum ve davranışlarına yön veren arzu ve istekledir . Amaçlar ise , ferdin dışında bulunan bir unsur olup arzu ve gereksinmelerin tatmin edilebilmesine olanak sağlarlar .

a . İş ve Sosyal Niteliği : İşletme iktisadı açısından iş , mal ve hizmet üretimi için , düzeli olarak konulmuş bir fonksiyonlar bütününden bu fonksiyonları yerine getirmeyi yüklenmiş bir kimsenin göstereceği performans oranında gerçekleşmiş durumudur .

Mal ve hizmet üretimi , sosyal fayda amaçlanarak gerçekleştirilmek istenen ekonomik bir süreçtir . Dolayısıyla kendisi için sosyal bir olgudur . Ancak iş gören açısından da iş aynı amaca yönelik sosyal bir olgu taşır . Ancak iş gören açısından da iş aynı amaca yönelik sosyal bir nitelik taşır . Birey topluma kendini kabul ettirmek için bir beceriyi toplumun yararlanacağı bir fonksiyonu yerine getirmekle yükümlüdür . Aksi taktirde bu yönde bilinçlenmiş bireylerce dışlanacaktır . O halde birey , toplum içinde ki yerini korumak için bir iş görmeye yönelecek , bunun gereksinmesini duyacaktır .

Ayrıca iş yapma yada çalışma gereksinmesi , bireyin diğer gereksinmelerinin tatmin etmekte kullanmak zorunda olduğu bir araçtır . Başka deyimle , ekonomik , sosyal ve psikolojik gereksinmelerini gidermek için başvuracağı bir araç niteliğindedir . İş , birey için bu denli önem taşıdığına göre onu seçmede , uygulama da ve sonuç almada da kişisel mantık ve duygu yapısını dilediğince kullanmada özgür olması kaçınılmaz bir gerektir . Sonuçta birey yapmaktan hoşnut olacağı ve kendini öngördüğü açılardan tatmin edebileceğine inandığı bir işi üstlenmede mutluluğunu bulacaktır .

b . İş Tatmini : Uygulamada , söz konusu yöneticiler iş ne olursa olsun , iş göreni onun yerine getirmekle yükümlü görme eyleminden çoğu kez sıyrılmamaktadırlar . Sığınılan gerekçe ise : her iş gören birey için , ona tam uyacak , gereksinme ve arzularını kapsayacak bir iş bulmak olanaksızdır çünkü çağdaş iş yaşamının gerektirdiği ve yarattığı koşullar bu el vermemektedir .

Bir bütünlük açısından bakıldığında da , determinantlar arasında , örneğin ; iş seçimi , işin kendisi , yeri , fiziksel koşulları , türü , gerektirdiği bilgi düzeyi , amacı ve benzeri etkenler sayılabilir . Gerçekte , iş görenin psikososyal oluşumunda yukarıda sayılan determinantların hangi bireysel gereksinimlere cevap verdiği birincil önemdedir . Bu yargıyla da , rahatlıkla önerilebilir ki , iş tatmininde ana determinantı bireysel gereksinmeler oluşturmaktadır . İş tatmini , bir iş ortamında , bireyin tatmin edilebilecek gereksinmelerinin hangi dereceye kadar tatmin edilmiş olmasına kadar değişik varyasyonlar gösterir . Yönetimin işi tatmini konusunda beklediği her birey için tam anlamda kusursuz bir tatminin gerçekleştirilmesi gibi bir saplantı değildir .

Günümüzde nicelik olarak insan üretimden değil , üretim insandan bağımlı kabul edilmekte ve bireysel performansın yada verimliliğin arttırılmasını amaçlayan çeşitli yaklaşımlar ortaya atılmıştır . Mc Gregor , organizasyonel bir kuruluşta istenilen verim düzeyine ulaşılmasını insanın doğal yapısının bir sonucu olarak değil de , yönetimin insanda var olan potansiyel gücü gereğince işleyemediğinden doğduğunu var saymaktadır . Eğer iş görenler tembel , sorumsuz , ilgisiz bir kompozisyon çizmekte iseler , bundan sadece doğrudan doğruya yönetim kademeleri sorumlu tutulmalıdır .

Birey , kendi öz yapısında fizyolojik , psikolojik ve sosyal gereksinmelerinin bilinçli yada bilinçsiz dürtülerinin ve değişik türde isteklerinin etkisi altındadır . Yani , daha önce de belirlemiş olduğumuz gibi birey bir şey gereksinme duyacak , bu gereksinme ile bilinçli yada bilinçsiz süreçlerle dürtülenecek , dürtülenme sonucu gereksinmesini giderecek davranış yada eylemi isteyecek yada yapacaktır . Çağdaş yönetsel süreçlerin amaç ve fonksiyonunu belirlemek gerekirse , iş görenlerin gereksinme , dürtü ve istek bileşimlerinin işletme amaçları doğrultusunda gerçekleşmesini sağlamaktır .

Yönetimin başarısı birincil olarak bireye inebilmek , onun davranış determinantlarını anlamak ve bilmenin bir fonksiyonu olarak karşımıza çıkmaktadır . Bu olgu , sosyal yaşamın her süreci için olduğu gibi iş yönetim ve yöneltim süreçleri içinde bütünüyle geçerlidir . Yönetim kendiliğinden oluşmuş bir kavram değildir . Organizasyon onu oluşturan öğelerde ki değişimlere uyarak kendiside yapısal değişiklikler içerir .

- – - Yönetimde Motivasyon Aşamaları :

1 . Yönetim , bir anlam ifade edebilmek için ister mal ister hizmet konusunda olsun , verimliliği sağlama fonksiyonunu yerine getirmelidir . Bunu sağlamak öncelikle bir teknoloji ve rasyonializasyon sorunudur .

2 . Elde ki iş gücüde etkin bir biçimde kullanılmalıdır . İş gücünün etkin bir biçimde kullanılması için onu oluşturan bireylerin işe uyumunu ve iş tatminini sağlamak temel koşuldur . Yani iş gören açısından işe uyum ve iş tatminin gerçekleşmesi , yönetimin varlığının sürdürebilmesi için gidermek zorunda olduğu ikinci gereksinmedir .

3 . Son gereksinme önceki iki olgunun , yani gündemde ki gereksinmelerin giderilmesinde süreklilik sağlamak gereğidir . Benzetme yerine ise , hücrelerini yenileyen bir organizma gibi yönetiminde , gündemde ki gereksinmeleri doyum buldukça yeniden aynı gereksinmelerle motive olarak süreci devamı devam ettirmesidir .

İş gücünün etkin kullanımı , işsel tatmine ve iş uyumuna bağlı öznel bir sorumdur .

E . Uygulamada Motivasyon

Olgu psikolojik ve sosyal kökenli olduğuna göre , sorun gene bireyin psiko-sosyal yapısında irdelenecektir . Bu yapı homojenlik göstermez motivlerin değişikliğine göre her bireyde ayrı bir yapısal biçimde oluşur . Bireyin benliğine dönüktür. Birey başkalarını düşünürken bile , bir anlamda , kendini düşünür ve kişisel tatminini gözetir . Bu açıktır ki , motive etmek isteyen ve motive olma durumundaki kimse arasında teorik olarak bir çelişki doğuracaktır . Çünkü her iki öğede kişisel tatmini amaçlamaktadır . O halde taraflar arasında motivasyonun gerçekleşmesi , her iki öğenin belli bir optimumda kişisel gereksinmelerinin belirli derecelerde belirlenmesi ile gerçekleşebilir . Bu yorumun ışığında , işletmenin birinci derecede temsilcisi olan yönetim ile iş gören arasındaki motivasyonel ilişkiyi ortaya koymak olanaklıdır . Yönetimin iş göreni motive ediş gerek ve sürecini iç aşamalarında verebiliriz:

1 . Yönetimin emeli , etkin bir performans ve uygun seçilmiş yöntemlerle müşterilere daha çok hizmet , işletme sahiplerine daha çok kazanç sağlama amaçlarını gerçekleştirmektedir .

2 . Yönetim , bütün bireylerin kişisel benliklerine dönük tatmin arayan ve bu tatmini her bireyin içindeki değişik türlerden gereksinmelerin giderilmesi ile gerçekleşecek nitelikler taşıdığını sezmiştir.

3 . Yönetim , ne zaman hangi gereksinmenin birey açısından dominant olduğunu ve hangisinin iş tatminini gerçekleştirecek nitelikte olduğunu tahmin eder .

4 . Tahmin edilen gereksinmeyi giderecek ve bireyi eyleme itecek ortamı ve uyarıcıları seçer .

İstediklerini elde etme doğrultusunda uyarılan birey , bunlara ulaşmak için işsel görevlerine yönelir . Yukarıda kısaca verilmeye çalışılan süreç açıktır ki gerçekte çok daha karmaşık bir oluşum gösterir .Çünkü her aşama , kendi içsel bütünlüğünün gerçekleşmesi için birbirine geçmiş bir çok alt süreçlerden oluşmaktadır .

- – - Motivasyon Sürecinin Ana Aşamaları :

1 . Üretim Aşamalarında Motivasyonu Gerektirecek Durum ve Niteliklerin Saptanması : Üretim aşmaları niteliksel değişiklikler gösterir . Üretimde her aşama , iş görene ayrı bir şekilde yönelmiştir . İş göreninde üretimin her aşamasına göstereceği tepki değişik olabilir . Bu etkilenme ve tepkilenmenin temel nedenleri iş görende , onun gereksinimlerine uzanan çağrışımların sonuçlarıdır . Gereksinmenin şiddeti , çağrışımın gücünü , dolayısıyla tepkiyi belirler .

Yöneticinin gereksinme tatminine yönelmiş bireydeki gerilimi dikkate alması ve motivasyon yöntemini belirlemede göz önünde bulundurması zorunludur . Örneğin , sigara alışkanlığı olan bir insanın ondan yoksun kaldığında duyacağı istek ile , ikinci bir çift çoraba gereksinmesi olan insanın duyacağı istek şiddetinin kişisel yapılarda yaratacağı gerilimlerin aynı olamayacağı açıktır . Yapılan yorum , bizi motivasyon sürecinin bu ilk aşamasında motivasyona götürecek durumların özelliklerinin belirlenmesinde söz sahibi olacak yöneticini niteliklerini saptamaya götürmüştür . Yöneticinin sorumlu olduğu motivasyon sürecinde gösterdiği yetenekler duruma göre yönetme yeteneğini ve yönetimsel uygulamaları yeni taleplere uyumlandırma yetenekleridir .

İş tatmini , sosyal ilişkiler , verimlilik gibi sosyal ve ekonomik süreçlerin üretim aşamaları sırasında olumlu ya da olumsuz olarak nitelendirilmeleri ; durumların irdelenip değerlendirilmesi ile yöneticiyi bir karar alma sürecine götürecektir .

2 . Motivasyon Araçlarının seçilmesi ve Motivasyon planlarının Hazırlanması : Yönetici , tekil ya da grup olarak işgörenleri motive etmekte kullanacağı araçları aramak , seçmek ve kullanmaya uygun hale getirmek görevini üstlenecektir . Araçlar saptanırken yönetici öncelikle kendi deneyimlerine dayanacaktır .

3 . Motivasyonun Uygulaması : Motivasyonu gerektiren amaç ve nedenleri ve kullanacağı araç ve yöntemleri belirlemiş olan uygulayıcı artık eyleme geçecektir . Ancak , eyleme geçişten önce yönetici uygulama ile ilgili bazı kuralları göz önünde bulundurmamalıdır . Çünkü başarı , bu önemli aşamada hata yapmamaya bağlıdır .

- – - Motivasyonel Dolaşım :

1 . Birey ya da grubun gereksinmesini belirleyen uygulayıcı , uyarıcı bir gücü kullanarak ki , bu güç gereksinmeyi tatmine götürür . Birey ya da grubu eyleme geçirir . Bu bir bakıma potansiyel gücün çözümlenmesidir .

2 . Eylem motivasyonel davranışın kendisidir .

3 . Motive edilmiş davranış potansiyel gücü çözdüğü ölçüde performans ve dolayısıyla verimlilik ve alışıla gelenin üstüne çıkacaktır .

4 . Öngörülen performansa ulaşıldığında , iki açıdan amaca da varılmış olacaktır : (1) Organizasyon , düşündüğü verimliliği sağlamış olacak , (2) Birey ya da grup , gereksinmesini gidermeye yönelik söz konusu gereksinmeye ulaşmanın rahatlığına ve üstün moral düzeyine ulaşmış bulunacaktır .

5 . Amaçlara ulaşma gerek işletme , gerekse iş görenler açısından gereksinmesinin giderilmesi anlamını taşıyacak dolayısıyla belli bir tatmin duygusu yaratacaktır .

6 . Motivasyon uygulayıcısı hemen ya aynı motivle , ya da değişik bir motivle sürecin işleyişini devam ettirmek için harekete geçecektir .

4 . Uygulama Sonuçlarının Kollanması ve Değerlendirilmesi : Motivasyon sürecinin bir süreçler entegrasyonu ve devamlılık gösterdiği belirlenmiştir . Devamlılığın sağlıklı ve yararlı olma niteliğini koruması , etkin bir denetim ve bu denetim sonucu yerinde ve zamanında önlemlerin alınmasıyla olanaklı kılınacaktır . Bu nedenle uygulama sonuçlarının kollanması ve değerlenmesinin zamanında yapılması gerekliliği tartışmasız bir konudur . Sonuçların kollanmasının ilk gereği iş görenlerin motive edilip edilmediğini anlamaktır . Motivasyon başarıya ulaşmamışsa yeni yöntemlerin uygulanması gerekecektir . Motivasyon uygulaması başarıya ulaşmışsa bunun yarattığı olumlu etkilerin sürdürülmesini sağlamak gerekecektir ; bu ikinci ve en önemli gerektir .

12 Temmuz 2007

Türkiye’nin İçinde Bulunduğu Durum:

Türkiye’nin İçinde Bulunduğu Durum:

Köy Enstitülerinin kuruluşundan hemen önce ülkemizde henüz yarı feodal yapı bozulmamış ana servet ve güç kaynağının toprak olduğu sezinlenememişti. Toprak dağılımı köylüden ve verimden yana değildi. Köylülerin çoğu yarı ortakçıydı. İlkel tarım araçları kullanılmaktaydı. Ayrıca kredi, pazarlama ve kooperatifleşme yoktu. Genel nüfusun %75’i köylüydü ve köylüler parasal güçlükler çekmekteydiler. 1936’da köylerimiz ekonomik ve kültürel bakımlardan kendi içine kapalıydı ve büyük toplumla olan ilişkileri zayıftı. Taşıt ve haberleşmenin olmaması köyler arası işbirliğini engellemekteydi. Bu durum teknik, ticaret ve tarım işlerinde uzmanlaşmayı da engellemekteydi. Bir kısım toprak ağaları ve güçlü kişiler yeni araçlardan ve devlet kredisinden yararlanıyor; pek çok devlet toprağını da ele geçirince tapuluyorlardı. Osmanlıdan kalma bozuk toprak düzeni yüzünden köylülerin çoğu topraksız ve işsizdi.

1935-1936 yıllarında tüm halkın %20.4’ü köy halkının ise % 15.5’i okur-yazardı. Şehir ve kasaba çocuklarının %75’i okula gitmekteydi. Köy çocuklarında ise bu oran %25’e düşmekteydi. Ayrıca köy çocuklarının çoğu da 3 yıllık okullara gidiyorlardı. 40000 köyden 35227’si okulsuzdu. Ülkedeki toplam resmi ilkokul sayısı 6112 idi. Yılda ortalama 800 öğretmen ödeneklerin yetersizliği, zor koşullar gibi nedenlerle görevden ayrılırken; yılda yalnızca 650-700 öğretmen adayına diploma veriliyordu. Bu yüzden öğretmen sayısı giderek azalmaktaydı.

Durumun incelenmesi ve çözüm yolları bulunması için Amerikalı pedagog John Dewey ülkemize getirildi. “Köy okullarına, Türk hayatının temeli olan çiftçilerin gereksinimlerini karşılayacak okullara, öğretmen yetiştirecek tipte öğretmen okullarına ihtiyaç vardır” diyen John Dewey’in tespitleri üzerine 1926’da Kayseri’de ve 1927’de Denizli’de olmak üzere iki tane 3 yıllık Köy Öğretmen Okulu açıldı. Bu okullar 1932-1933 yıllarında, Öğrencilerinin şehir ve kasabalardan alınması, köye göre yetiştirilmemeleri gibi nedenlerle beklenen başarının sağlanamadığı gerekçesiyle kapatıldı. 1937’de ise Köy Enstitüleri’nin temeli olan yeni öğretmen okulları İzmir, Eskişehir, Edirne ve Kastamonu’da açıldı.

Bu sayede köy enstitülerinin gerçek ve sağlam temelleri resmi adlarından önce atılmış ve 3803 sayılı Köy enstitüleri yasası böyle bir deneyin eseri olmuştur. Köy Enstitüleri’nin ve yasasının güçlü yanı, deney yolunu tutmuş ve kendini bu yolla daha önce kamuoyuna kabul ettirmiş olmasıdır. Bu olumlu sonuca ulaşmada ilk ağızda elverişli koşullar içinde açılan, kuruluşunu hızla geliştiren, yalnız genel bilgilerde değil, tarım ve teknik alanlarda da iş konularını çeşitlendiren gözlemciler üzerinde olumlu etkiler yapan Kızılçullu Öğretmen Okulu’nun yaptığı görev küçümsenemez.

Deney evresi 17 Nisan 1940’ta çıkan 3803 sayılı yasa ile sona erdi. Bu yasa ile Köy Öğretmen Okulları “Köy Enstitüleri” adını aldı. Aynı yılda da sayıları 14’e çıkarıldı.

Özellikleri:

Köy Enstitüleri’nin kurulacağı yerin devlet arazisi olması ve tarım işlerine elverişli olması gerekmekteydi.Ayrıca 2-3 il için bölge merkezi olmasına, okul ve öğretmen durumunda geri; hava ve su bakımından sağlık koşullarına uygun olmasına dikkat edilmekteydi.

Enstitülerin asıl amacı köylü çocuklarını köyden alıp yetiştirmek ve köye geri göndermek olduğu için alınan öğrencilerin köylü çocuğu olması gerekmekteydi. Günde 8 saat öğretmenle sistemli çalışmaya, 2-3 saat etüde, hafta sonları nöbetleşe yapılan genel işlere ve yıllık en çok 45 günlük izne dayanabilecek güçte çocuklar tercih edilmekteydi.

1943’te Bakanlıkça “Köy Enstitüleri Eğitim Programı” hazırlandı. Kültür dersleri, ziraat, teknik ders ve çalışmaları haftada 44 saatti. Günlük çalışma ise okuma saatleri dışında 8 saatti.Yasa ile yıllık çalışma süresi 10,5 ay olarak belirlenmişti. Yıl başlarında veya kanaat dönemlerinde birer haftalık dinlenmeleri de yoktu. İzinler daha çok bahar ve yaz aylarında, sınıf ve kümeler arasında nöbetleşe verilirdi. 1947’ye kadar izin zamanları enstitülerin öğretmenler kurulunca saptandı.

Enstitülerde verilen dersler üç ana grupta toplanmaktaydı. Bunlar:

·Genel Bilgi Dersleri: Türkçe, tarih, matematik, coğrafya, yurttaşlık, fizik, kimya, kooperatif, resim, müzik, sağlık bilgisi, beden eğitimi ve ulusal oyunlar, askerlik, yazı, yabancı dil, öğretmenlik bilgisi, ev idaresi ve çocuk bakımı.

·Ziraat Ders ve Çalışmaları: Tarla ziraatı, bahçe ziraatı, zootekniği, arıcılık, ipekböcekçiliği, sanayi bitkileri ziraatı, kümes hayvancılığı, balıkçılık ve su mahsülleri.

·Teknik Ders Çalışmaları: Demircilik, dülgerlik-marangozluk, yapıcılık, fotoculuk, pratik bilgiler, biçki-dikiş, çocuk bakımı, halıcılık-dokumacılık, örgü, nakış-çamaşır, ev idaresi.

3-Yüksek Köy Enstitüsü:

Köy Enstitülerinin kuruluşundan sonra tarım,teknik ve güzel sanat alanlarına gerekli nitelikli öğretmen bulmakta sıkıntı çekilmeye başlandı. Ayrıca köy eğitimini denetleyecek, öğretmenlere yardımcı olup yol gösterecek denetleyicilere gereksinim vardı. Köy okullarını, köy enstitülerini ilgilendiren türlü konular üzerinde bilimsel araştırmalar, deneyler yapmak, bunları değerlendirmek ve yaymak için köy inceleme merkezi kurulması da düşünülmekteydi.

Tüm bunların gerçekleştirilebilmesi için Ankara Hasaneli’nde yüksek köy enstitüsü kuruldu.

Burada eğitim kollara ayrılarak verildi. Açılan kollar:

Güzel Sanatlar Kolu, Zirai İşletme Ekonomisi Kolu, Tarla ve Bahçe Ziraatı Kolu, Yapıcılık Kolu, Hayvan Bakımı Kolu, Maden İşleri Kolu, Köy ve El Sanatları Kolu, Kümes Hayvancılığı Koluydu.

4-Değişiklik Evresi (1947-1950):

1946 yılında çok partili ve tek dereceli ilk seçim gerçekleşti. Yeni kurulan Demokrat Parti, Halk Partisini yenmek ve iktidarı elde etmek için yaptığı propagandaların arasına köy enstitülerini de aldı. Seçim kampanyasıyla başlayan yermeler yaygınlaştı. Bu tutum karşısında köylüye hoş görünme zorunluluğu duyan Halk partisinin içinde de bu politik havadan yararlanma eğilimi kendini gösterdi.

1946 seçimlerinde Halk Partisi yine iktidarda kaldı ve İsmet İnönü yine cumhurbaşkanıydı. Ancak Köy Enstitülerinin kurucusu Milli eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve enstitülerin fikir babası İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç görevden alındılar ya da ayrılmak zorunda bırakıldılar.

Talip Apaydın,kitabında, Köy Enstitüleri eyleminin Türkiye’de bir fikir ve karakter ölçüsü olduğunu düşünür. İlerici ve halktan yana olanların enstitüleri beğendiğini; gerici, halka karşı, köylüyü sömürmekte olanların ise enstitülere karşı olduğunu belirtir.

5-Eleştiriler:

Bu dönemde enstitülere karşı haksız pek çok eleştiriler ve suçlamalarda bulunulmuştur. Bunlardan bazılarını sıralamak istersek:

Köy Enstitülerinin dağ başlarında, ıssız, susuz ve kurak yerlerde kurulduğu; kültürden yoksun bu yerlerde Türk çocuklarının uygarlıkla ilişkilerinin koparıldığı ileri sürüldü.

Henüz ergenliğe girmemiş çocukların alındığı ve boylarından büyük işlere sokulduğu, ağır işlerde çalıştırıldıkları söylendi.

İş eğitiminin yerli olmadığı, S.S.C.B.’den ya da AB devletlerinden kopya olduğu iddia edildi. İsmail Hakkı Tonguç, Pestolotzi,Blonsky,Dewey gibi eğitbilimcilerin iş eğitimi ilkelerinden etkilenmiştir. Ama onlarda iş ile eğitim ilkesi bir araçken, Tonguç’ta bir amaçtır. Hiçbir eğitbilimci 10 yıl süreyle iş içinde,iş eğitimi ilkesiyle, iş için amacını Türkiye2de olduğu gibi tüm ülkeye uygulama olanağı bulamamıştır.

Yalnızca köy çocuklarının okullara alınmasına ayrımcılık dendi. Bu şekilde ezen ve ezilen sınıf farklılığının körüklendiği söylendi.

Köy enstitülerinin işleyiş biçimi “devlet içinde devlet” olarak nitelendirildi. Bunun nedeni köy enstitülerinin eğitim, öğretim ve teknik işlerle ilgili yazışmalarını doğrudan bakanlıkla yapması ve bakanlığın akçalı işlerde ödeme emri buyuruculuğu yetkisini de enstitü müdürlerine vermesiydi.Bu uygulamalar aşırı merkeziyetçiliğe alışkın olan Türk bürokrasisine uymuyordu.

Enstitülerde öğrencilerin şımartıldıkları ve iyi yetiştirilmedikleri söylendi.

Enstitülerde işin öncül, bilginin ardıl sayıldığı; öğrencilerin amelelik ettiği ve bilgi düşmanı yapıldıkları söylendi. Oysa Atatürk’ün şu sözü bu eleştiriye güzel bir cevap olabilir: “Çocuklarımızı öylesine yetiştirmeliyiz ki ticaretin, tarımın ve sanatın bütün alanlarında bilgili, etkili ve yetkin olsunlar.”

En acımasız eleştiriler karma eğitim konusunda geldi. Öğrencilere yersiz ve ağır pek çok suçlamada bulunuldu. Oysa Atatürk 1925 yılında yaptığı konuşmasında: “Bütün okullarımızda eğitim ve öğretim uygulamalı olacaktır. Kadınlarımızın da aynı eğitim derecesinden geçirilerek yetiştirilmelerine önem verilecektir” diyerek karma eğitimin gerekliliğini belirtmiştir.

6-Geriye Dönüş Evresi ve Kapanış(1950-1954):

14 Mayıs 1950’deki seçimle iktidara Demokrat Parti geldi. Köy enstitüleri hakkındaki peşin ve olumsuz yargılarını 1945’ten beri tekrarlayan ve Milli Eğitim politikasının ekseni yapan Demokrat Partinin amacı, devraldığı ortam içinde ve kısa zamanda köy enstitülerini kapatmak; öteden beri bilinen mevcut öğretmen okullarına çevirmektir.

İlk olarak erkekler ve kızlarının beraberliklerinin sakıncalı görülmesi ve kız sayısının azalması nedenleriyle karma eğitime son verildi.Enstitülerin tahsil süreleri en az 5 yıl olarak saptanmışken, bu süre 1952’de 6’ya çıkarıldı. Buna göre “Köy Enstitüleri Programı”, “Öğretmen Okulları ve Köy Enstitüleri Programı” olarak değiştirildi. Yalnız yönetmelik yoluyla değil, eğitim programına verilen ad ve kapsam açısından da bir yıllık sürenin arttırılmasına dayanılarak yapılan dönüşlerle köy enstitüleri öğretmen okullarına çevrilmiş sayılabilir.

Ders programında da değişiklikler yapıldı. Haftalık ders saati 44’ten 35’e indirildi. Yabancı dil dersi konmadı; din dersi eklendi. Sanat derslerinde yapılan değişiklerle belli bir sanat dalı ve o dalda biraz olsun derinleşme, güven sağlama ortadan kalktı. Yerine sadece yaygın ve klasik bir iş dersi getirildi.

27 Ocak 1954’te de Köy Enstitüleri tamamen kapatıldı ve ilk öğretmen okullarıyla birleştirildi.

7-Köy Enstitülerinin Yaraları ve Değerlendirmeler:

Enstitüler en çok ilköğretimi etkiledi. Yetiştirilen eğitmen ve öğretmenlerle ilköğretim küçük köylere kadar yaygınlaştırıldı. Eğitimdeki mevcut tıkanıklar giderilmiş oldu. Demokrasinin genişliğine ve derinleşmesine kökleşmesini sağladı. Bu sonuçları somutlaştırmak istersek; 1941-1942 öğretim yılında 3859 olan 5 yıllık öğretmenli köy okulu sayısı 1951-1952’de 12735’e çıktı. Akşamları da okul dışındakilere akşam okullarıyla öğretim verildi. Toplumsal hiçbir iş küçümsenmedi; güçlüklere dayanma, esere varma, ürün elde etme gibi olayların önemi kavrandı. İnsana saygı, ulus ve yurt sevgisi, çalışma zevki, çalışanı takdir etme duyguları benimsetildi.

Enstitülerdeki eğitimde ders kitaplarının çerçevesi içinde kalınmıyordu. Okuma ve düşünme alışkanlığı veriliyordu. Başkasını dinlemek, anlamak, düşünüleni söylemek alışkanlık haline getiriliyordu. Böylece araştırıcı ve savaşımcı kişiler yetişiyordu.

Ayrıca enstitüler sayesinde köy gerçeklerinin kavranması, aydınların köye yönelmeleri sağlandı. Böylece köy edebiyatı ve köy sanatı doğdu. Şehirli aydınlarla köy halkı arasında köprü kuruldu. Köy ve şehir toplumlarının karşılıklı ilişkileri arttı.

Köy enstitülerinde yetişmiş olan yazar Talip Apaydın’ın yaşadıklarıyla ilgili söyledikleri aydınlatıcıdır:

“Öyle bir ortam yaratmışlar ki çalışmayınca rahatsız oluyorduk.Bir canlılık, bir iş enerjisi yaratılmıştı aramızda.”

“Bizim amacımız düpedüz üretimdi. Okul yaşamın bir parçasıydı. Bizzat hayatı yaşıyorduk, hayatın bütün gerçeklerini yerine getiriyorduk.”

“Sadece çalışkan ve dürüst insan değerliydi. Konuşmalarda ve davranışlarda hep bu gerçek ortaya konurdu. Tembelliğin yergisi, çalışkanlığın övgüsü yapılırdı. Kişiliğimiz bu anlayış içinde biçimleniyordu”

12 Temmuz 2007

Ad Koyma Ve Hz.peygamber’in İsimlere

AD KOYMA VE Hz.PEYGAMBER’İN İSİMLERE

KARŞI TUTUMU

Yrd.Doç.Dr. Cemal AĞIRMAN*

Kültür; bir toplumun bütün fertlerinin tarihî ve toplumsal gelişme süreci içerisinde kazandığı bütün maddî ve manevî değerler, olayları ve meseleleri karşılayan duyuş ve düşünüş biçimleri, tarih içinde oluşturduğu fikir ve sanat eserleriyle bütün bunları kucaklayan değer yargıları, bu kazanımlarını sonraki nesillere iletmede kullandığı araçlar ve bu arada insanın tabii ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren vasıtaların bütünüdür[1].

İnsana ve insanın dışında yer alan her türlü canlı cansız varlıklara ad verme işlemi insan kültürünün bir parçası, onun dışa yansımasının bir ürünüdür. Zira insanoğlunun inanç temalarını, sanat zevkini; duygu, düşünce ve fikir motiflerini, karakter yapısını ve buna benzer daha bir çok kabiliyet ve değer ölçülerini, taşıdığı ve çevresine verdiği isimlerde görmek mümkündür.

Toplum bireylerinde gördüğümüz Allah’a kul olmayı simgeleyen Abdullah gibi isimlerde dinî ve dindarlık motiflerini, peygamber isimlerinde yine dinî inançlardan kaynaklanan bir beklenti ve sevgi yansımasını, Büşra, Kübra gibi kafiyeli isimlerde şiir ve sanat zevkini, Yasemin gibi çiçek isimlerinde çiçek ve tabiat sevgisini, Barış isminde barışçılığını, Savaş isminde savaşçı ruhunu, Şaban, Ramazan gibi isimlerde dinî motifler yanısıra ibadet arzusunu, Cemile gibi isimlerde güzellik duygusunu ve saymakla bitirmenin mümkün olmadığı daha bir çok değer hükümlerinin dışa yansımalarını görmek mümkündür. Apartman, mağaza, dükkan ve iş yeri gibi mekan ve eşya isimlerinde aynı şekilde bütün bu motifler açıkça görülebilir. Örneğin apartman veya iş yerinde huzurlu olma arzusu, Huzur Apartmanı, Huzur Bakalliyesi gibi, söz konusu isimlere huzur kelimesi eklenerek yansıtılmıştır. Netice olarak bu tür isimlendirmelerde kardeşlik, huzur, doğruluk, dürüstlük, sevgi, saygı, kalite, barış, hürriyet, sevilen değerlerin yansıtılması, bazı şeylerin yaşatılma ve hatırlatılması, önemli bazı hatıraların canlı tutulması gibi amaç ve beklentiler bu tür isimlerin verilmesiyle yansıtılmaktadır. Ancak bazen değişik amaçlarla, bazen de rast gele ve bilinçsiz bir şekilde verilen bazı isimler, her zaman güzel bir mana içermemektedir. Bunun tevhid inancına aykırı olanları olabildiği gibi güzel olmayan manalar çağrıştıran, kötülük ve düşmanlıkları canlı tutup sembolize edenleri de olabilmektedirler.

Bu makalemizde, hadisler ışığında mümkün mertebe bunun ölçülerini ortaya koymaya çalışacağız.

Bu başlık altında, Türkçemizde daha çok ad olarak kullanılan isim sözcüğünün sözlük ve terim manalarının yanısıra, kapsamına da yer vermeye çalışacağız.

“İsm” sözlükte “âlâmet, şan, şeref, yüce mevki ve mertebe”[2], “ad, herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu, ün, nâm, şöhret, anılacak değer, önem” gibi manalara gelir[3].

Dikkat edildiğinde “ism” sözcüğünün sözlük anlamında iki temel nokta göze çarpmaktadır: Biri müsemmanın/isimlenenin zatını sembolize ederek varlıkların tanınmasına yardımcı olmak; diğeri de herhangi bir özelliğinden dolayı müsemmanın tanınmışlık hâlini ifade etmek. Biz bu çalışmamızda birinci anlam üzerinde duracağız.

“İsm”in terim anlamı; “canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime”, “bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, bildirmeye yarayan söz”[4], diğer bir ifade ile “bilinen veya bilinmeyen, hissedilen veya hissedilmeyen herhangi bir şeyi birbirinden ayırmak, tanımak yahut zihne getirmek için kullanılan söz veya lafızdır”[5]. Diğer bir tarife göre isim, “birini diğerinden ayırt etmede cevher veya araz için kullanılan bir lafız”dır[6].

Netice itibarı ile isimler; canlı, cansız bütün varlıkları ve mefhumları tek tek veya cins cins karşılayan; varlıkların ve mefhumların adları olan kelimelerdir[7]. Yani “varlık, mefhum veya varlıkla kaim anlamları tet tek yahut cins cins ayırt emeye yarayan kelimeler isim adını alır”[8]. Varlıkları ve mefhumları tek tek karşılayan isimlere has/özel isim, cins cins karşılayan isimlere de ortak/cins isim denir[9].

İsmin genel anlamı, “varlıkları birbirinden ayırmak, tanımak veya zihne getirmek için kullanılan sözcük” olduğuna göre bu işlem için ad, künye ve lakab olmak üzere birbirlerinden farklı anlamlar ifade eden ancak aynı amaç için kullanılan üç sözcük söz konusu olmaktadır.

Bugün Türkçemizde künye ve lakab resmiyette kullanılmamakta, ancak “soyadı” aynı işlevi yapmaktadır. Lakab, künyeden farklı olarak halk dilinde, özellikle bazı yörelerde son derece yaygın olarak kullanılmakta, gerçekten de isimden daha belirgin alâmet-i farıka/tanıtıcı olmaktadır.

Çalışmamızda konuyu hem bilimsel tarzda ele almak hem meseleyi sadece Türkiye açısından değerlendirmemek için ad verme kapsamını isim, künye ve lakab çerçevesinde ele almayı uygun görüyoruz. Diğer bir ifade ile adlandırma bu üç unsuru da içermektedir.

İsmin tarifini yukarıda yapmıştık. Künye ve lakabın tarifini de şu şekilde yapmak mümkündür:

Künye, Arapçada “isim ve lakaptan ayrı olarak şahıslar için kullanılan ve başında eb/baba, ümm/anna, ibn/oğul, bint/kız, veya ah/kardeş, uht/kız kardeş, amm/amca, amme/hala, hâl/dayı, hâle/teyze kelimelerinden biri bulunan terkib yani bir sözcüğe bu kelimelerden birini muzaf/tamlama yaparak yapılan isimlendirme”, ya da “üstü kapalı ifade” anlamındadır[10]. Ebû Abdullah, Ümmü Habîbe, İbn Abbas… gibi. Türkçemizde bu tür isimlendirmeler yok denecek kadar azdır. Ayrıca Arapçadaki gibi künye değil birinci isim anlamındadır.

Araplarda baba ve anneler, genellikle ilk doğan çocuklarının isimleriyle künyelenirler[11]. Ancak bu künyelendirme bazan aile fertleriyle alakası olmadan da yapılabilmekte, böylece bir kimseye çocuğu dışında bir isimle de künye verilebilmektedir. Nitekim Ebû Leheb’in ismi Abdüluzza iken[12] Allah Teâlâ onu Ebû Leheb diye künyelemiştir[13]. Hz.Peygamber de bizzat Ebû Hureyre, Ebû Türab[14] ve Ebû Umeyr[15] künyelerini vermiştir.

Bu tür bir künyeleme üç maksattan biri ile yapılır: Ya birini tahkîr etmek, aşağılamak veya tam bunun zıddı olan saygı ve hürmet için şan ve şerefini artırmak ya da isminin yerine kaim olacak başka bir lafız kullanarak daha iyi tanınmasını sağlamak için yapılır[16].

Lakab ise ilk isminden sonra, bir kimsenin üstünlük veya eksikliğini belirtmek için kendisine takılmış ikinci isim olarak ifade edilebilir[17]. Elmalılı’nın ifadesiyle, “Medhi veya zemmi iş’ar eden isim veya vasıf”tır[18]. Dikkat edildiğinde lakab da künye gibi aynı amaçla verilerek ismin yerini tutmakta ve aynı işlevi görmektedir.

Bu başlık altında öncelikle ad koymanın önemi ve adların sahipleri üzerindeki müsbet ya da menfi etkilerini ele almaya çalışacağız.

İsmin insanlar üzerinde tesir ve telkin gücüne sahip olduğu bir gerçektir. Muhtemelen bu gerçeğin bir sonucu olarak Hz.Peygamber isimler üzerinde ısrarla durmuş, sadece cahiliye devrinden kalma çirkin ve kötü manalı isimleri değil, hayvan, eşya ve mekânlarla ilgili çirkin isimleri de değiştirmiştir. Onun bu tutumu bize hem isimlerin ne kadar önemli oluğunu hem de her hâl ü kârda isimlerin güzel olmasına dikkat edilmesi gerektiğini göstermektedir.

İsmin telkin gücünü kavramak için bir peygamberin yahut da iyilikleriyle tanınarak topluma mal olmuş salih bir zatın adını taşıyan birinin ismini zikrettikçe o peygamberi veya zatı hatırlatarak yaptığı müsbet çağrışımları dikkate almak yeterlidir. Bunun insan eğitimine, dolayısıyla karakter ve şahsiyetin oluşmasına yansıyan müsbet yönü de vardır. İsmin sahibi, fıtrî bir temayül ile şüphesiz adını taşıdığı peygambere veya tanınmış şahşa yakınlık duyacak, onunla kendisi arasında paylaşacağı ortak bir payda, bir takım özellikler arayacaktır. Burada en ön plana çıkacak ortak payda ise özellikle peygamberler için, vahyin gölgesinde yürümek olacaktır. Taşıdığı isim önde gelen bir şahsı hatırlatmıyorsa, bu kez onun taşıdığı anlamı benimser ve şuûr altı, gizli bir saikle onu yaşamaya çalışır.

İsimler ayrıca, ümmet ve millet çerçevesinde birliği sağlayan bir özelliğe de sahiptir. Bunun iki boyutu vardır: Biri millet bazında, diğeri inanç çerçevesinde birliği sağlamaktır. Mesela bazı toplum mensuplarına verilen isimlerde, inancı ne olursa olsun, kültürlerinin veya isim politikalarının bir gereği olarak, onu diğer toplum mensuplarından ayırt eden ve mensup olduğu milliyeti açıkça ortaya koyan ortak ekler veya özellikler mevcuttur[19].

Bir de din birliğinden kaynaklanan etkileşim neticesinde, milliyet farkı gözetmeksizin ortak olarak kabullenilen isimler vardır. Örneğin Türkler, Türk olmayıp ancak müslüman olan başka bir çok değişik kavim ve toplumlarla isim birliğine sahiptirler. Bu tür isimler duyulduğunda sahibinin müslüman olduğu hemen zihinlerde teşekkül eder ve o şahsın müslüman olduğu anlaşılır.

İsim vermede inançların yanısıra dil ve millî kültürlerin de etkisi vardır. Bu sebeple inanç, kültür ve tarih birliğine yardımcı olacak, beğenilen ve tarihten intikal eden müşterek isimlerin korunması lazımdır. Bu sebepten dolayı İslâm inancında olduğu gibi İslâm dışı inanç ve kültürlerde de ad koyma ve seçimine büyük önem verilmiştir.

Görünen o ki ad koyma ve seçimi, biri dinî diğeri kültürel olmak üzere iki açıdan önem kazanmakta, bu da ad koyanların beklentilerinden kaynaklanmaktadır. Söz konusu beklentiler, aynı şekilde, bir yönden dinlere ve inançlara, diğer yönden de kültürlere dayanmaktadır. Zira isimler genelde bir beklenti ile verilmekte; bu beklentiler de, ya bir hatırayı canlı tutmak, bir tâzimi ifade etmek, bir duyguyu sembolize etmek, ya da bir kültür veya inanç unsurunu yansıtmak gibi genel arzu ve amaçlar olmaktadır.

Mesela İslamiyet’ten önceki Araplar, hayatın zorlukları ve özellikle düşman karşısında dayanıklı, güçlü ve cesur olmak, düşmanın gönlüne korku salmak gibi arzu ve düşüncelerle çocuklarına Galip, Zâlim, Mukatil/savaşçı, Esed/arslan, Leys/yiğit, arslan; Zi’b/kurt, Hacer/taş, Sahr/kaya gibi adlar koyarken, Türklerin İslâmiyet’i kabûlünden önce animist inançta olmalarının ve tabiatta bazı varlıklara tapınmalarının etkisi ile başlangıçtaki Türk isimleri de yırtıcı hayvan, yırtıcı kuş ve dış tesirlere dayanıklı maddelerden seçilmiş, genelde çocuklara Bozkurt, Arslan, Şahin, Doğan, Timur/demir, Kaya ve Gökhan gibi adlar verilmiştir[20].

Dikkat edilirse her iki kesimde de arzu, beklenti ve amaçlar örtüşmektedir. Burada daha çok toplumların mevcut konumları ve tabiî şartlar etkin rol oynamış; cesaret, dayanıklılık, cömertlik gibi güzel duygu ve hasletleri taşıma arzusu, isimlere yansıyan amaçlar olmuştur. İslâm öncesi Araplarda yer alan ve taptıktıkları putun kulu anlamına gelen Abdüluzza gibi isimler de, inançların bir yansıması olmaktadır.

İslâm inancı çerçevesinde aynı amaç, beklenti ve yansımaları, Abdullah gibi Allah’ın isim ve sıfatlarına izafe edilerek verilen isimlerde görmek mümkündür. Allah’a kul olmasını veya inanç ve dinî yönünün ön plana çıkmasını arzu edenler, çocuklarına Allah’a kul olmayı sembolize eden isimler vermişlerdir. Her iki dönemdeki toplum bireylerinin, farklı istikametlerde olmakla beraber, amaç birliğine bakıldığında söz konusu beklenti ve arzuların fıtrî olduğu söylenebilir.

Ad verme seçimi, bazan, sevilen veya hayranlık duyulan bir şahsın adı verilerek ortaya çıkmaktadır. Ancak burada şunu belirtmek gerekir ki, hiçbir şahıs zâtından dolayı sevilmez. Mutlaka onun sevilen, beğenilen, hayranlık duyulan bir yönü vardır; bunun bir yetenek olabileceği gibi ahlâkî bir davranış veya bir yaşantı biçimi de olabilir. Bir şahsın adını başka birine verme arzusu, genel olarak ad sahibinin sevilen ve hayranlık duyulan yönünün, isimlendirilen ikinci şahşın üzerinde görülme arzusundan veya ismin beğenilmesinden kaynaklanabilmektedir. Örneğin bir sanatçıya veya bir futbolcuya hayran olup adlarını çocuklara vermek gibi. Ancak sırf peygamber ya da Allah’ın sevilen salih kulları oldukları için adlarının çocuklara verilmesi, onların sadece, Allah katında sevilen kişiler olmalarının yanısıra temayüz eden bazı yönlerinin çocuklarda görülme arzusudan kaynaklandığını da ilâve etmek gerekir. Mesela bilinçli olarak Ömer adının verilmesi, Hz.Ömer’in Allah katında sevilen biri olmasının yanısıra, temayüz eden adalet vasfının, adının verilen şahısta görülme arzusundan ileri gelmiş olabilir. Ancak bu tür isimler, hiçbir beklenti olmaksızın sırf beğenildiği için de verilebilmektedir.

İslâmiyet’te ad koyarken güzel isim seçme titizliğine, isim vermede Hz.Peygamber’in bizatihi kendisinin fiilî[21] olarak gösterdiği titizliğin yanısıra, “Siz kıyamet gününde hem kendi adınızla, hem de babalarınızın adıyla çağırılacaksınız; bu sebeple kendinîze güzel adlar koyunuz”[22] şeklindeki sözlü uyarısı da etkin rol oynamıştır. Hadîs-i şerif, ad vermenin aynı zamanda bir de uhrevî boyutunun bulunduğunu göstermektedir. Hiç kimse ne dünyada ne de âhirette, ne kendisinin ne de çocuğunun, kötü adla çağırılmasını istemez. Zira hadis, aynı zamanda babaların da güzel ad taşımalarını gerektirmekte, bu da herkesin, taşıdığı sorumluluğu yerine getirmesini zorunlu kılmaktadır.

İslâmiyet çocuğa güzel isim vermeye, çocuğun babası üzerindeki haklarından biri olarak ilan edecek kadar önem vermiştir. İbn Melek (ö.801/1398), konunun önemini; “Sünnet, kişinin çocuğu ve sorumluluğu altındakiler için güzel isimleri tercih etmesini gerektirmektedir. Zira kötü isimler bazen kadere tevafuk eder. Sözgelimi, Allah’ın kazâsı, çocuğunu hüsran/zarar diye isimlendiren kimseye gelecek olsa bu şahsa veya çocuğuna gelen herhangi bir zararın, bazı kimseler, o isim sebebiyle geldiğine inanarak uğursuzluk çıkarmaya yeltenebilir, onunla oturup kalkmaktan ve beraberlikten kaçınabilirler”[23] sözleriyle belirterek sosyal ve psikolojik bir realiteye temas etmektedir.

Biz İbn Melek’in “isimlerin kadere tevafuku/kaderle örtüşmesi” ifadesinden şunu anlıyoruz: Hz.Peygamber hoşuna giden bir kelime işitince; “Amin!”, “dediğin çıksın!”, “Allah muradını versin!” anlamında “Senin uğrunu ağzından işittik” buyururlardı[24]. Bu sözcüğün taşıdığı anlam, bir nevi dua niteliğindedir. Belirtilen dilek, yüksek sesle seslendirilmese de gönülden geçen bir arzu ya da zihinde tecelli eden bir anlam olduğu bir gerçektir. Böyle bir duanın hayır yönde tecelli etmesi için de kullanılan sözün anlamı güzel olmalıdır. Bunu isim bazında ele aldığımızda, örneğin Abdullah ismini ele alarak belirtecek olursak şöyle denebilir: İsim Allah’a kul olmayı ifade etmektedir. “Adın ne?” diye sorulup “Abdullah” denmesi durumunda; “öyle olsun!” diye dua etmek, “gerçekten söylediğin gibi Allah’a kul olasın!” diye dilekte bulunmak son derece güzel bir hâdisedir. Bu şekildeki duaların yahut seslendirmeden gönülden geçen bu yöndeki arzu ve beklentilerin Allah katında kabul görüp hayata yansıması, isimlerin kadere tevafukundan anlaşılması gereken husustur. Ayrıca isim sahibi şahsın, psikolojik olarak ismini sahiplenmekte böylece hayatını, farkına varmadan, adının taşıdığı anlam doğrultusunda yönlendirmekte olacaktır.

İsimlerin sahipleri üzerinde bir takım olumlu ve olumsuz etkileri olduğu bir gerçektir. Bu sebeple mesele iki açıdan ele alınabilir.

İsim, sahibinin tanınmasını sağlayan ve kendisini diğer bireylerden ayıran en belirgin semboldur. Buna bağlı olarak kişinin ömründe en çok duyacağı sözcük kendi adı olmaktadır. Bu sebeple herkes kendi adının güzel olmasını isteyecek, bunun tabiî sonucu olarak da adının taşıdığı manayı kabullenerek psikolojik bir rahatlama içinde olacaktır. Nitekim insanın, taşıdığı ismi benimsediği, fıtrî bir saikle ona sahip çıktığı hakikatı bunu doğrular mahiyettedir. Mesela şayet ismi cesaret ifade ediyor, bu mânâ ile oturup kalkıyorsa o isme uygun davranmayı arzu edecek, cesur olmayı şuur altına yerleştirecek; salihlik ifade ediyorsa da, hep iyi olmaya özenecektir. Toplumun beklentisi de bu istikamettedir. Örneğin ismine uygun bir davranışta bulunana; “ismiyle müsemma” veya “adına uygun hareket etmiş” “adına şanına lâyik” gibi söylemlerin toplum içerisinde vukû bulduğunu hepimiz bilmekteyiz. Güzel anlamlı isimlerin bu tür müsbet yönleri, şahsa ve kişiliğe yansıyan hususlardır.

Kötü manalı isimlerin de aynı oranda şahsiyeti zedeleyen rencide edici olumsuz etkileri vardır. İsimleri güzel olmayanlar, zaman zaman arkadaşlarına alay konusu olabilmekte, bu da onun şahsiyetini dolaylı da olsa etkileyebilmektedir. Örneğin “satılmış”[25] isminde birisi, “sen satılmış mısın?” gibi ifadelerle aşağılanabiliyor. Bu da onun onur ve gururunu incitecek, sevgi duygusu zedelenerek arkadaşlarına ve adını kendisine verenlere kin besleyecektir. Bazan çok saf duygularla ve iyi niyetle, anlamlarınına bakılmaksızın verilen isimler, iyi neticeler veremiyebilmektedir. Örneğin sadece Kur’an’da yer alan bir kelime olması bazıları için yeterli olmakta bu da teberruken yapılmaktadır. Halbuki o sözcük hiç de arzulanmayan bir anlam taşıyabilmektedir. Mesela Duhân[26] gibi.

Ayrıca kötü manalı isimler, çocuğun ayıplanmasına veya ismin taşıdığı manayı yapıyormuşcasına tahkir edilmesine sebep olabilmektedir. Bu da çocuğun şahsiyetini doğrudan etkiler[27].

İsim vermedeki beklentiler ad koymada bir usûl ve âdâbı da beraberinde getirmiştir. İslâm dışı toplumlarda, ad koymaya verdikleri önem ve beklentileri doğrultusunda, inanç ve kültürlerine has bir âdâb oluştuğu gibi, İslâmiyet’in de kendine özel bir ad koyma usûlü ve âdâbı doğmuş, Hz.Peygamber bu âdâbı özenle uygulamıştır.

Ad koyma usûlünü iki şekilde ele almak mümkündür. Birincisi bizatihi ad koymadaki usûl ve yöntem; diğeri ise ad koyma işlemini bir merasimle salih bir kimseye yaptırma geleneği.

Hz. Aişe’nin nakline göre yeni doğan çocuklar Hz.Peygamber’e getirilir, O da bunlara mübarek/hayırlı olmaları için dua eder, tahnikte bulunurdu[28]. Yani yeni dünyaya gelen çocuk daha anne sütü emmeden Resûlüllah’a götürülür, çocuğu kucağına oturtup ağzında yumuşatmış olduğu hurma ile çocuğun damağını oğar, daha sonra dua edip adını koyardı. İslâm inancında bu işleme tahnik adı verilir[29].

Hadiste görüldüğü gibi tahnik, tatlı cinsinden bir şeyi ağızda çiğneyip yumuşattıktan sonra çocuğun ağzına aktarmak, sonra onunla damağını oğmak şeklinde olmakta, böylece çocuk, gıdasını almada ilk alıştırmasını yapmış olmaktadır[30].

Teberruken/hayır ümidi ve beklentisiyle yaptırılmakta olan tahnîk ve tesmiye/isim verme işi veya merasimi, bugün herhangi salih birisine yaptırılabilir. Ashab döneminde titizlikle uygulanan bu âdâb, malesef bugün, özellikle Türkiyemizde, unutulan İslâmî âdetler arasında yer almaktadır. Başlanan bir hayatın ilk anlarını tatlı ile başlatmak, dua etmek suretiyle hayırla devamını sağlamak; bu duayı, duasının kabûlü umulan salih kimselere yaptırmak, İslâmî bir âdâba uymuş olmakla beraber, hayırhah olmanın, hep hayır dileme duygu ve arzusu içinde bulunmanın en güzel örneğini teşkil eder. Bu işlem kişiyi hayat boyunca hep hayır beklentisi içine sokacaktır. Bu aynı zamanda hayata ümitle bakmak, karamsarlığa yer vermemek demektir.

Söz konusu hayır beklentisi her zaman ve her toplumda hep varola gelmiştir. Asım Köksal’ın kaydettiğine göre; dedesi Abdulmuttalip, torunu Peygamber Efendimiz’e Muhammed adını verirken, verdiği adın manasını gözeterek; “Gökte Allah, yerde insanlar onu övsünler diye Muhammed koydum!”[31] diyordu[32]. Meseleyi bu açıdan değerlendirdiğimizde bunun bir de ince bir psikolojik yönünün bulunduğunu görmek zor değildir.

Zaman olarak, bazı hadisler Resûl-i Ekremin doğumun daha birinci gününde çocuğa isim verdiğini teyid ederken[33] diğer bazı hadisler yedinci günü isim verilmesinin gerektiğini ifade etmektedir[34]. Buhârî konu ile ilgili attığı bir başlıkta, doğumun ilk gününde isim koymanın akîka kurbanı kesmeyecekler için söz konusu olduğunu belirterek hadislerdeki bu ihtilaflı durumu “başkasında raslanmayan latif bir te’lif ile[35]” halleder[36].

Peygamberler’in adlarını çocuklara verip vermeme konusunu, gelen rivayetler ışığında iki noktada ele almak mümkündür.

Birincisi genel manada Peygamber isminin çocuklara verilip verilemeyeceği meselesidir. Buna verilecek cevap müsbettir. Zira Hz.Peygamber sözlü olarak “peygamberlerin isimleriyle isimlenin![37]” buyurmuş, bizatihi kendi oğluna İbrahim[38] ismini vererek fiilî olarak uygulamayı kendisinden başlatmıştır.

Hz.Peygamber, bununla muhtemelen, peygamberlerin yanısıra salih kişilerin adlarını çocuklara vermek suretiyle tefeülde bulunmk, diğer bir ifade ile hayır beklentisi içinde bulunmanın caiz ve meşru olduğunu göstermek istemiştir.

İkinci husus bizzat Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in adının çocuklara verilip verilmeyeceği konusudur. Bu konuda ihtilaf edilmiş, çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Bunun sebebi Hz.Peygamber’den gelen yasaklama içerikli hadislerin varlığıdır. Bir gün Resûlüllah (s.a.), Bâkî denen yerde bulunuyorken ‘Ey Ebü’l-Kâsım!’ diye bir ses işitmiş, Hz.Peygamber yüzünü sese doğru çevirince, seslenen adam, ‘Ey Allah’ın Resûlü! Seni kastetmedim, falancayı çağırdım’ demiş, bunun üzerine Hz.Peygamber, “İsmimle isimlenin, fakat künyemle künyelenmeyin!” buyurmuştur[39].

Bu ve buna benzer rivayetler farklı görüşlerin ileri sürülmesine sebep olmuştur. Bu görüşleri kısaca şu şekilde özetlemek mümkündür.

Aynî’nin (ö.855/1451) belirttiğine göre M u h a m m e d İ b n-i S î r î n (ö.110/729 ), İ b r â h i m en-N e h â î (ö.96/715) ve Ş â f i î (ö.204/819); ismi ister Muhammed veya Ahmed olsun, ister olmasın, Resûl-i Ekrem’in Ebü’l-Kâsım künyesini almak hiç kimseye helal olmaz, demişlerdir[40]. Zahirîlerin genel görüşü de budur[41].

İmam M â l i k (ö.179/795) ve diğer bazı selef âlimleri[42], bunun tamamen zıddını savunarak ismi Muhammed de olsa Ebu’l-Kâsım künyesini almada bir sakınca olmadığını söylemişlerdir. Bazıları yasağın ilk devirlere ait olduğunu, dolayısıyla hadisin Hz.Peygamber’in vefatıyla neshedildiğini, bazıları da yasağın tenzihen mekruh anlamında olduğunu belirtmişlerdir[43]. Tahâvî’nin (ö.321/933) ifadesiyle c u m h u r u n görüşü de, isim ile künyenin birlikte taşınmasında bir sakınca olmadığı yönündedir[44]. Ümmetin tatbikatı da bu istikamettedir[45].

Bir grup Zâhirîler ve bir rivayete göre Ahmed b. Hanbel yasağı sadece ismi Muhammed ve Ahmed olarlara hasredip adı Muhammed veya Ahmed olmayanların Ebü’l-Kâsım künyesi ile künyelenmelerinde bir sakınca olmadığı görüşündedirler[46].

Buraya kadar sıraladığımız görüşler hep Ebu’l-Kâsım künyesine yönelik bir yasaklamayı içermektedirler. Ümmetin uygulamasında görüldüğü gibi, Hz.Peygamber’in hayatı ile sınırlı bir yasaklama olduğu görüşü, en isabetli görüş görünümündedir. Onun için bize göre bu yasağın hadis rivayetini ilgilendiren bir yönü vardır. Hadis rivayetine bakıldığı zaman genelde kullanılan ifadeler ya “kâle Resûlüllah” veya “kâle’n-Nebiyyü”; ya da “an Resûlillah” veya “ani’n-Nebiyyi” şeklindedir. Hadis rivayetinde “kâle” veya “an Ebi’l-Kâsım” ifadesi kullanılmış olmakla beraber son derece az raslanılmaktadır[47]. Teknik açıdan Nebî ve Resûl ifadelerinin kullanılmasında herhangi bir problem yoktur. Zira bu ünvanlara izafetle nakledilecek bir haberin Hz.Peygamber’e aidiyetinde herhangi bir şüphe olmaz. Ancak “Kâle Ebu’l-Kâsım” ifadesinin kullanılmasında, Hz.Peygamber’e aidiyetinde bir karışıklığa sebep olacağı için Allah’ın Resûlü böyle bir yasaklama yoluna gitmiştir, denebilir. Görüldüğü gibi o dönem için son derece isabetli bir yasaklamadır. Şüphe yok ki, ikinci bir Ebu’l-Kâsım olsaydı, Ebu’l-Kâsım künyesine izafetle nakledilen bir haberin “acaba hangi Ebu’l-Kâsım’e ait” diye şüpheye sebep olacak ve sünnete/hadise gölge düşecekti. Muhammed isminin serbest bırakılmasındaki sebep, böyle bir şüpheye mahal olmamasındandır. Zira Muhammed isminin kullanılmasında Muhammed b. Abdullah denecekti. Ayrıca hadis rivayetinde böyle bir ifadeye de raslanmamaktadır. Bunun sebebi, hürmeten onu “Allah’ın Resûlü” ve “Allah’ın Nebisi” şeklinde çağırma gereğinden[48] kaynaklanmaktadır. Ashab da bu hürmetin gereği olarak Hz.Peygamber’e karşı hep Nebî ve Resûl hitabını kullanmış, hadis naklinde Ebu’l-Kâsım ifadesine pek az yer vermişlerdir[49]. Bunun hürmete aykırı olmadığını belirtmekle beraber bir noktayı vurgulamak için kullanıldığı da söylenebilir.

Bize göre, ümmetin de uygulamasına uygun olduğu üzere, yasağın sadece Hz. Peygamber’in hayatı ile sınırlı olmasıdır. Zira herhangi bir kimsenin, -ismini taşımak şeklinde de olsa-, peygamberinin bir hatırasını taşımak suretiyle ona bağlılığını göstermesi, adının anılmasını sağlaması, onu hatırlaması ve hatırlatması gayet tabiîdir. Bu bir sevgi ve bağlılık tezahürüdür. Ancak Osmanlı ihtiyaten ve herhangi bir hürmetsizliğe meydan vermemek için orta bir yol izlemiş, Muhammed’i Mehmed’e çevirmiş, hem isimden vaz geçmemiş hem ihtiyatı elden bırakmamıştır. Tabiiki bu da bir saygı ve nezaket tezahürüdür. Ancak illada geçerli veya mutlak uyulması gereken bir uygulama olduğunu söylemek gerekmez. Burada tamamen niyyet ve duygular söz konusudur.

En güzel isimler, şüphesiz Allah’ın sevdiği isimlerdir. Hz. Aişe’den nakledilen bir hadiste Allah’ın en sevdiği isimler olarak, Abdullah ve Abdurrahman adları zikredilmiştir.[50] Ancak Allah katında sevilen isimler sadece bu iki isimden ibaret değildir. Bunlar birer örnek olarak sunulmuştur. Abd/kul sözcüğünün Allah’ın ad ve sıfatlarına izafe edilerek oluşturulan her isim, Allah’ın sevdiği isimler kapsamındadır[51].

Abdullah, Abdurrahman, Abdürrezzak, Abdülhâlik, Abdülkerîm, Abdüşşekür, Abdurrauf, Abdülhakim gibi isimleri göz önüne getirdiğimizde; bütün mahlükatın rızkını veren Rezzâk, her şeyi yaratan Hâlik, lütüf ve ihsanda bulunan Kerîm, şükredenlere bol veren Şekûr gibi Yüce Allah’ın güzel sıfatları zikredildikçe ifade ettikleri manalar zihinde hep zinde kalacak, bir insanın tevhîd inancı çerçevesinde nasıl bir Allah’a inanıp kul olduğunu, bu vasıfları taşımayan hiçbir varlığa kul olunamıyacağını her hâl ü kârda hatırlatılmış olacak, böylece bu tür isimler tevhîdin korunmasına vesile olacaktır. Bu kabil isimler, sözü edilen amaç ve hedefler yanısıra böyle bir hizmeti de ifa etmektedirler.

Bu kategorideki isimler evrenseldir, millî değildirler. Tamamen inanca yönelik ve inanç içerikli isimlerdir. Onun için Allah katında en sevimli isimler sayılmışlardır. Aynı anlama gelen başka dillerdeki isimler de bu kapsama dahildir.

Millî olan, hiçbir inanç unsurunu simgelemeyen isimler de vardır. Bu tür isimlerin manalarının güzel olmasına, tevhide aykırılık taşımamasına, teşeume meydan vermeyecek bir anlam içermesine dikkat edilmelidir. Her hâl ü kârda hayır beklentisine yönlendirici bir özelliğe sahip olmalı, bu noktaya dikkat edilmelidir. Kuvvet ya da asaleti simgeleyen Aslan ve buna benzer hayvan isimleri, herhangi bir şahıs ismi, bir çiçek, bir yıldız, bir duygu vs. gibi varlıkların isimlerinin insalara verilmesi tamamen şahsî beklenti ve kültürel etkilere bağlıdır.

Allah’ın en sevmediği isimler şüphesiz tevhîde aykırı olanlardır. “Melikülemlâk/ Mülklerin Maliki” [52] gibi ancak Allah’ın şanına layık olan ve yalnız Allah hakkında kullanılabilen sıfatların insalara verilip bu tür kavramlarla isimlendirilmeleri asla doğru değildir[53]. Bu tür isimlerin yasak ve sevimsiz olmasının sebebi de mülklerin gerçek sahibi yalnız Allah olduğu halde, bu vasfın insanlara verilmesidir. Böyle bir uygulama tevhîd inancına sahip olan insanların Rablerine karşı takınmaları gereken edep ve inanca aykırıdır; aynı zamanda bir inanç kaymasıdır; bu tür isimlere de kesinlikle yer verilmemelidir.

Süfyan [b. Üyeyne][54](ö.198/814), “Şâhanşâh bunun örneğidir” diyerek[55], Allah’a sevimsiz olan isimlerin sadece bundan ibaret olmadığını, bu özellikteki bütün isimlerin bu kapsama dahil oluğunu belirtmiş olmaktadır. Ayrıca yasaklamanın lafza değil, manaya olduğu ve hangi dilde olursa olsun tevhidi zedeleyen manalar kastedildiği de anlaşılmaktadır.

Ahkamülhakimin/Hakimlerin hâkimi, Sultanusselatîn/Sultanların sultanı, Emîrülümerâ/Âmirlerin âmiri; bazı alimlere göre Kaadî’l-kudât/Kaadıların kaadısı ve Hâkîmülhükkâm/Hakimlerin hâkimi gibi isimler de aynı vasfa sahip oldukları için Allahın sevmediği isimler arasında yer alır[56].

Burada sözü edilen Ahkamülhakimîn aslında Allah’tır[57]. Dindar ve fazilet ehli kimselerden pek çoğu Kaadî’l-kudât ve Hakimülhükkam gibi isimleri kullanmaktan, hadiste Allah ve Resûlünün buğzettiği bildirilen melikülemlak ismine kıyas ederek kaçınmışlardır[58].

Kastedilen mana eğer Allah’a değil de ismi taşıyana yönelikse Türkçemizde yer alan Sevtap ve buna benzer isimleri bu kategoriye dahil etmek gerekir.

Ashab yeni doğan çocuklarını teberrüken/hayır beklentisiyle Hz. Peygamber’e götürür, tahnik yaptırır ve adlarını koydururlardı.

Ad koyarken yapılan sözcük seçiminin temelinde yatan en belirgin özellik, hayır beklentisi/tefeül olmaktadır. Bu gerçekten hareketle Hz. Peygamber’in yeni doğan çocuklara verdiği isimlere baktığımızda umumiyetle ya İbrahim gibi eski bir peygamber ismi, yahut da Abdullah ve Abdurrahman gibi Allah’ın ismine veya bir sıfatına izafe ederek verdiği isimler göze çarpmaktadır.

Peygamber isminin verilmesinin, genel olarak, onların izinden gitme arzusundan kaynaklandığını veya en azından böyle bir arzu ve beklentiye yönlendirmeye matuf oluğunu; daha dar bir açıdan değerlendirdiğimizde ise, İbrahim (a.s.)’ın Hz.Peygamber’in dedelerinden olması hasebiyle eskileri yâd etme, onları unutmama ve unutturmama, hatıralarını canlı tutma amacına yönelik olduğunu söylemek mümkündür. Ancak genele teşmil ettiğimizde bu tür bir amaca yönelik aile büyüklerinin adları çocuklara verildiğinde onların inançları, yaşantıları ve isimlerinin taşıdığı manaları mutlaka gözönünde bulundurmak gerekir. Zira mânâ veya şahıs olarak zihinde tecelli edecek anlamların, mutlaka olumlu ve güzel olması gerekir.

Bir başka boyut olarak burada, insanlara Allah’a kul olmayı ve O’nun rububiyetini hatırlatacak sözcüklerin seçildiği dikkatı çekmekte, bu da tevhîdi çağrıştırmaktadır. Hz.Peygamber’in tevhîde aykırı olan isimleri değiştirdiğini de dikkate alarak bir değerlendirme yaptığımızda İslâm inancı ve kültürünün tevhîd esasına dayandığını, bu ilkeye ters düşecek hiçbir oluşumun geçerli olmayacağını, her türlü şekillenmenin bu çerçevede olması gerektiğini, kimliğin sembolü ve kültürün bir parçası olan isimlere varıncaya kadar müslümanın hayatının her alanını kuşattığını görmekteyiz.

Abdullah ve Abdurrahman gibi isimlerin Allah’a en sevimli olmasının sebebini şu şekilde izah etmek mümkündür: Abdullah isminde ubûdiyet ve tezellülü itiraf vardır. Abdurrahman’da ise her mahlûka şamil olan rahmeti itiraf vardır. Keza birinci isimde, bu isimle adlandırılan kimsenin Allah’a ibadet edici olması, ikincisinde ise ilâhî rahmetin, adı taşıyanın üzerinde tezahür etme arzusu, tefeülü/ismi taşıyanın üzerinde rahmetin tecelli beklentisi vardır[59].

Hz.Peygamber’in değiştirdiği isimlerde üç ana özellik göze çarpmaktadır. Kötü, sevimsiz, çirkin manalı olanlar; güzel manalı olup daha güzeli ile değiştirilenler; tevhîde aykırı olanlar.

Resûlüllah (s.a.) mana itibarı ile çirkin olan isimleri değiştirirdi[60]. Meselâ Ensardan Usey’in, oğluna verdiği ismi[61] Hz.Peygamber beğenmemiş, “ona Münzir adını koy”[62] buyurarak önceki ismi değiştirmiştir.

Ebû Dâvûd (ö.275/888), Resûlüllah’ın (s.a.), Âsî, Azîz, Atele, Şeytan, Hakem, Gurab, Hubâb, Şihab isimlerini değiştirdiğini, Şihab’ı Hişam, Harb’i Silm, Muzdacî’ı Münbais yaptığını, Afire adını taşıyan bir araziyi de Hadire, Şi’bu’d-Dalâlet geçidi(n)’i Şi’bu’l-Hüdâ; Benü’z-Zinye’yi Benü’r-Rişde; Benû Muğviye’yi de Benû Rişde olarak değiştirdiğini nakletmektedir[63].

Hz Peygamber bu isimleri, şüphesiz manalarındaki çirkinlik ve sevimsizlikten; Hakem ismini, Allah’ın bir ismi; hubâb’ı, şeytan veya bir yılan cinsinin adı olduğundan; şihâb’ı da alev gibi yanmayı[64] ifade ettiğinden beğenmemiş, onları bu sebeple değiştirmiştir.

Ayrıca isyankar, itaatsız kadın anlamına gelen Âsiye’yi güzel kadın anlamına gelen Cemile’ye[65], sert anlamına gelen Hazn’i kolay anlamına gelen Sehl’e[66], kesik anlamına gelen Asram’ı tohum, ziraat, verim anlamına gelen Zür’a’ya[67] çevirmiştir.

Bu tür isimlerin özelliklerini şu sekilde izah etmek mümkündür:

Kesik anlamına gelen Asram verimsizliği, merhametsizliği, başkasına yararlı olmamayı; tohum, bitme, büyüme anlamına gelen Zür’a ise kesikliğin zıddı olan verimliliği, faydayı temsil eder[68]. Hazn, sertlik ve kabalığı; Âsî ve âsiye[69], itaatsizlik ve isyankarlığı; Şeytan her türlü hile ve çirkinliği; Gurab/karga, sevimsizlik ve uğursuzluğu; Müzdacî’, yatmayı ve tembelliği; Afire/çorak verimsizlik ve merhametsizliği, başkasına faydasız olmayı şuur altına yerleştirmektedir.

Burada Mesrûk’un şu naklini de ilave etmek gerekir: Mesruk; “Hz. Ömer’le karşılaştım. Bana, ‘Sen kimsin?’ diye sordu. ‘Mesruk b. Ecdâ‘’ dedim. Dedi ki; ‘Ben Resûlüllah’ın, ‘Ecdâ’, şeytandır’ dediğini işittim”[70] demektedir. Bu da Hz. Peygamber’in hoş görmediği isimler arasında yer alır.

Netice olarak burada, Hz.Peygamber’in değiştirdiği isimlerin, anlam itibarı ile çirkin olup hoş olmayan, bir takım şuur altı saplantılarla sahibinin karakterini etkileyen, tâzim ya da aşırılık ifade eden isimleri değiştirdiğini söyleyebiliriz.

Bu tür isimlerin değiştirilme sebeplerini şu şekilde izah etmek mümkündür:

Şu bir gerçektir ki, hoş karşılanmayan bir şey duyula duyula ona karşı tepki ve duyarlılıklar söner, sonunda normal karşılanır hale gelir. İnsanın bu fıtrî yapısını dikkate aldığımızda, “Şuyûu vukûundan beterdir” ata sözünün ne kadar yerinde söylenmiş olduğunu daha iyi anlıyoruz. Zira vukûu sınırlı kalabilir, neticede zararı az olur. Ancak şuyû bulur, geniş bir alana yayılır da normal karşılanır hâle gelirse, o zaman bunun zararı daha çok olur. Yaptığı tahribatın düzeltilmesi de imkansız olabilir. Buradaki menfi etkilenme, ismin sahibinden ziyade, çevredekiler için söz konusudur.

Dilimizde Aziz, Kadir, Samet gibi isimler, yukarıda verilen ölçüye göre mahzurlu sayılmasına rağmen çocuklara verilmektedir. Ancak bunlar Abdülaziz, Abdülkadir, Abdüssamet’den kısaltma olmalıdır. Çünkü Cenab-ı Hakk’a ait isimlerdir. Resûlüllah (s.a.) bu gruba dahil isimlerle tesmiyeyi/isimlenmeyi uygun görmemiş ve her seferinde değiştirmiştir[71]. Bu tür isimleri, örneğin sadece Âziz şeklinde değil, Allah’a kul olmayı ifade eden Abdülaziz şeklinde “abd/kul” izafetiyle verilmesi en uygun bir yol olacaktır.

Hz. Peygamber kötü manalı isimleri güzel manalı isimlerle değiştirirken genelde o kelimenin taşıdığı anlamın zıddını vermekle gerçekleştirmiştir. Mesela sert anlamına gelen Hazn ismini, zıddı olan ve kolay anlamına gelen Sehl kelimesi ile değiştirmiştir. Ancak bu metot genel değildir. Daha önce Ehl-i kitap olan Abdullah b. Selâm, müslümün olunca ona bu adını Hz. Peygamber vermiştir. “Sulh ve Selametin oğlu Allah’ın kulu” anlamına gelen bu isim, Allah’a kul olmayı ve onun neticesi olan sulh ve selameti hatırlatmaktadır. Mensup olduğu batıl dinî bırakıp girdiği yeni dinde nasıl bir yaşantı ile ne tür bir neticeye ulaşacağını hatırlatır mahiyettedir. Gerçi Hz.Peygamber Abdullah adını ilk doğan çocuklara da vermiştir. Ancak burada yeni din ile ilgili belirgin bir hatırlatma göze çarpmaktadır.

Hz.Peygamber sadece şahıs isimleri değil köy ve geçit gibi isimleri de değiştirmiştir.

Değiştirdiği isimlere bakıldığında onların kötü manalı oldukları, özellikle mekân isimlerinin bir uğursuzluğu çağrıştırdıkları ya da halkı bu yöne sevkettikleri göze çarpmaktadır. Bu tür isimleri muhtemelen, tefeül amacıyla güzel manalar çağrıştıran isimlerle değiştirmiştir.

Ancak şurası iyi bilinmelidir ki, Hz. Peygamber hiçbir zaman herhangi bir şeyden uğursuzluk çıkarmazdı. Bir yere bir memur göndereceği zaman o şahsın ismini sorar, anlamı hoşuna giderse sevinir, hatta neşesi yüzünde görülürdü. İsimden hoşlanmazsa bu da yüzünden belli olurdu. Bir köye gidecek olsa köyün adını sorar, anlamı hoşuna giderse sevinir, hoşlanmazsa bu da yüzünden okunurdu[72]. Hz. Peygamber’in bu tutumunun uğursuzluk inancını reddetmek için olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu tür isimleri değiştirmesinin ve ad koyarken de güzel manalı sözcükler seçmesinin bir sebebi, aslında halkı uğuruzluk gibi yanlış inaçlara düşmekten kurtarmaktı. Bu da onun gönderiliş amacına gayet uygundu. Zira o günün toplumu kötü manalı isimlerden zaten uğurszluk gibi yanlış manalar çıkarıyordu.

Hz.Peygamber tefeülden hoşlanırdı. Göndereceği memurun veya gireceği köyün isminin güzel olmasından hoşlanması bundandı. Kötü isimlerden hoşlanmaması ve tefeüle imkan tanımayan kötü isimleri güzelleriyle değiştirmesi, uğursuzluk duymasından değil, tefeülün ortadan kalkmış olmasındandı. Ayrıca Resûlüllah’ın tefeülden hoşlanması, güzel isim koyma emrinin müminlere benimsetilmesine yönelik bir çaba olarak da yorumlanabilir.

Görüldüğü gibi, Resûlüllah’ın güzel isimleri tercih etmesi, bunlardan da tefeül edip sevinç izhar etmesi, kötü isimlerden uğursuzluk çıkardığı manasına gelmez. Bilakis uğursuzluk çıkarma geleneği ile mücadele gayesini taşır.

Hz.Peygamber’in değiştirdiği isimler arasında, kötü manalı ve tevhîdi zedeleyici isimlerden başka güzel manalı isimler de vardır. Ancak bütün güzel manalı isimleri değiştirmiş değildir. Güzel manalı olup da Hz. Peygamber’in değiştirdiği isimleri genel bir analize tâbi tuttuğumuzda, onların, anlamları güzel olmasına rağmen sahibi ve çevresi üzerindeki menfi etkiler bırakan isimler olduğunu görmekteyiz.

Mesela Hz. Peygamber, “iyi insan, kusursuz kimse, günahsız” anlamına gelen Berre ismini Zeyneb’e çevirmiştir. Bu ismi taşıyanın zihninde, kendini beğenme gibi bir mana teşekkül edebilir. Bu da isimlenenin karakterini olumsuz yönde etkilemek demektir. Zira bu isim hakkında Hz. Peygamber, “Allah sizin iyi olanlarınızı en iyi bilendir” buyurarak bu adı değiştirirken, “kendinizi temize çekmeyin!”[73] sözüyle de, güzel bir ismi başka güzel bir isimle değiştirmenin gerekçesini belirtmiştir. Bunun anlamı, “Berre adını takıp da bununla iyi olduk sanmayın! Allah kimin iyi olduğunu herkesten daha iyi bilir!” demektir[74]. Rivayetlere göre Zeynep bnt. Ebî Seleme’nin adı Berre idi. Nefsini tezkiye ediyor denildi. Bunun üzerine Hz. Peygamber onu Zeyneb diye isimlendirdi[75]. Demek ki buradaki çirkinlik, mananın çirkinliğinden gelmiyor.”Kendinî temize çıkarmayın, kimin muttaki (temiz) olduğunu O (Allah) çok iyi bilir” [76] âyetine muhalefetten ileri geliyor, denebilir. Şu halde İslam âdâbına uymayan, kişiye gurur, kibir, aldanma telkîn eden isimler uygun değilir.

Diğer bir rivayette belirtildiğine göre Cüveyriye bnt. el-Haris’in ismi de Berre idi, Hz.Peygamber onu da Cüveyriye’ye çevirmiştir.

Resûl-i Ekrem’in (s.a.), “Yanından çıkan birinin ‘Berre’nin yanından çıktı’ denmesini sevmiyorum”[77] buyurarak yasağın diğer bir gerekçesini açıkladığını görmekteyiz. Şu halde bu kategoride yer alan isimleri değistirmesinin genel sebebi; hem ismin anlamından hem şahsa yansıyan menfi etkisinden kaynaklandığı şeklinde yorumlanabilir. Çünkü nefsin tezkiyesini yalnız Allah bildiği gibi, ismin ifade ettiği anlam hakikatın hilafına da olabilir. Bu sebeple sahibini yersiz güvene ve bunun bir uzantısı olarak da kullukta gevşekliğe itebilir. Zira yersiz güven takvayı zedelediği gibi kulluk ifasında gevşekliğe de sebep olur.

Hz. Peygamber’in yeni doğan çocuklara tevhîdi ve Allah’a kulluğu ifade eden Abdullah ve Abdurrahman gibi isimler vererek bunların Allah’a en sevimli adlar olduğunu ifade buyurduğunu[78], bunun tam tersini ifade eden “Melikü’l-Emlak/mülklerin maliki gibi isimleri de Allah’ın en sevmediği isimler olarak takdim ettiğini[79], bunun sebebini de “Allah’tan başka mâlik yoktur”[80] şeklinde açıkladığını burada tekrar hatırlatmakta yarar görmekteyim. Görüldüğü gibi bu tür isimler, tevhîde aykırı olarak şirk anlamı ifade etmektedirler.

Tevhîdi zedeleyen isimleri iki açıdan ele almak mümkündür. Biri Allah’a ait sıfatların kullara izafe edilmesidir; Melikülemlâk gibi. Diğeri de, Allah’tan başkasına kul olmayı veya kulluk etmeyi ifade eden izafetlerle verilen isimlerdir. Mesela Mekke müşrikleri nezdinde en önde gelen ve en büyük kabul edilen putlardan olan Uzzaya izafe edilerek Abduluzza benzerinde verilen isimler gibi, ki Ebu Leheb’in ismi Abdüluzza idi[81]. Uzza’nın kulu demektir. Abdüşşems/güneşin kulu şeklinde verilen isimler de bu kabil isimlerdendir.

Konuyu genel bir kaideye bağlayarak ifade edecek olursak, tevhîde aykırı isimleri, Allah’tan başka bir varlığa kulluğu ifade eden isimlerle sadece Allah’ın şanına layık olan sıfat ve isimler olarak belirtmek mümkündür. Bu tür isimleri vermek ise haramdır. Zira Hz. Peygamber, “Hakem Allah’tır, hüküm de ona aittir; öyle ise sen nasıl Ebu’l-Hakem künyesini taşırsın?” diyerek, Ebu’l-Hakem künyesini, “Ebu Şüreyh’e çevirmiştir”[82]. Bu uygulamada yasağın illeti açıkça görülmektedir.

DEĞİŞTİRMEDEN VEFAT ETTİĞİ İSİMLER

Hz. Peygamber, bazı isimlerin kullanılmasını yasaklama arzusunda olduğunu izhar etmiş, ancak bunları değiştirmeden vefat etmiştir.

Yaşadığı süre içerisinde Hz. Peygamber’in bunları değiştirmemesi, muhtemelen değiştirmenin şart olmadığındandır. Zira çeşitli sebeplerle arzu edip de yapmadığı veya yapmaktan vazgeçtiği daha bir çok hususlar vardır[83]. Bunu, “yapılırsa daha güzel ancak yapılmadığında sakınca olmayan” türden bir olay olarak değerlendirmek mümkündür. Yasaklamayı arzu edip de yasaklama işleminden vaz geçmesi, yasağın keraheti tenzihiye ifade edip haram olmadığını gösterir.

Câbir b. Abdillah (r.a.) Hz.Peygamber’in değiştirmeyi arzu edip de değiştirmeden vefat ettiği isimleri şu sözleriyle belirtir: “Peygamber (s.a.); Ya’lâ, Bereket, Eflah, Yesâr, Nâfi’[84] ve buna benzer isimleri koymaktan nehyetmek istedi. Sonra onun bu mevzuda süküt ettiğini gördüm; artık hiçbir şey söylemedi. Sonra Resûlüllah bunları yasaklamadan vefat etti”[85]. N e v e v î (ö.676/1277) kerahetin sadece bu isimlere mahsus olmayıp kıyas yoluyla benzer manalar taşıyan başka isimlere de şamil olduğunu belirtmektedir[86].

Ebû Dâvûd’un (ö.275/888) rivayetinde yer alan, “Zira kişi ‘Bereket burada mı?’ diye sorar da ‘Hayır yok!’ diye cevap verirler”[87] ziyadesinde yasaklama arzusunun gerekçesi belirtilmektedir. Yasağın sebebi, hadiste açıkça görüldüğü gibi, ismin kullanılışı esnasında zihne gelebilecek uygunsuz manalardır. Daha açık bir ifade ile burada gerçekte var olan bir şeye yok demenin uygunsuzluğu dile getirilmiş; ismin taşıdığı anlam ile hakikatlerin çatışması söz konusu olmuştur. Bu da bize gösteriyor ki, verilen isimlerin taşıdığı manalar, hakikatlerle çelişmemesi gerekir. Ayrıca, “Bereket burada mı?” sorusuna “hayır yok!” cevabında teşeume/uğursuzluk inancına sebebiyet ya da meydan verme ihtimali de vardır. Bu tür ihtimallere yer vermemek için söz konusu isimlerin değiştirilmesi arzu edilmiş olabilir. Ancak değiştirmenin ya da bu tür isimleri vermemenin şart olmadığı da anlaşılmaktadır. “Olsaydı, uyulsaydı, yapılsaydı daha güzel olurdu” kabilinden bir arzudan ibarettir. Ancak Hz.Peygamber’in bu tür arzularına mümkün olduğu kadar uymanın yararlı olduğu kanaatini taşımaktayız[88].

Çocuklara güzel isim vermek ana-babanın sorumluluğunda yer alan önemli bir vecibedir. Çocuklara kötü manalı çirkin isimler vermek mekruhtur. Melikülemlâk gibi tevhîde aykırı isimler vermek ise haramdır. Zira hadiste yer alan vaîd şiddetli bir uslûpla ifade edilmiştir. Haram hükmü aynı manaya gelen diğer isimlere de şamildir.

Güzel isim verme emri, isim verme yetkisine sahip olanlaradır. Hiç kimse kendi adını kendisi koymaz. Başlangıçta adı konurken böyle bir kudrete sahip değildir. Onun için burada birinci derecede sorumluluk ebeveyne aittir. Daha sonra emir, isim verme yetkisine sahip olanlaradır. Bu sorumluluk kapsamına dede ve nineler, diğer akrabalar, kendisine isim verdirilen diğer şahıslar da dahildir. Burada öncelik şahıslara isim verenleredir. Şahıslar dışında çeşitli mekânlara isim vermek de güzel isim verme kapsamına dahildir. Bu durumda emre muhatap, idareci ve yetkililer olacaktır. Bir mekâna ad koyarken seçilecek isim, ya güzel manalar ihtiva etmeli veya güzel ve anlamlı şeyler sembolize eden bir sözcük olmalıdır. Hatırası canlı tutulup toplumda unutulması istenmeyen vak’a veya sahısların adları mekanlara verilirken, seçilen şahıslar ve verilmek istenen mesajlar, anlamca güzel, milli kültüre ve İslam inancına da uygun olmalıdır.

Tevhîde aykırı olanlar, kötü manalı olanlar, güzel manalı olup duyguları menfi yönde etkileyenler olmak üzere, değiştirilme kapsamına giren isimleri üç ana grupa ayırmak mümkündür.

Her şeyden önce isimlerin güzel manalı olması sünnettir, müstehaptır. Tevhîdi zedeleyen türden isimlerin verilmesi ise haramdır, kesinlikle verilmemelidir. Şayet bilinçsizce verilmişse değiştirilmelidir.

Hz. Peygamer’in değiştirmeyi arzu edip de değiştirmediği isimler mümkün mertebe verilmemelidir. Allah Resûlünün arzuları bizim için anlamlıdır, uymaya değer hususlardır. Bağlılık ve sevgi tezahürü bu durumlarda ancak belli olur. Şayet bu kategoride yer alan isimler bilinçsizce verilmiş, sonradan farkına varılmışsa değiştirilse güzel olur, ancak değiştirilmesi şart değildir.

Kötü manalı isimleri vermemek esastır, İslâm’ın şiârıdır. Yine şayet bilinçsizce verilmişse, değiştirmek güzeldir, gereklidir. Değiştirilmemesi tenzihen mekruhtur. Hazn isimli bir şahsa “senin adın Sehl olsun” deyip onun da bu teklifi kabul etmemesi ve Hz. Peygamber’in de buna ses çıkarmaması bunu gösterir. Ancak İ b n M ü s e y y e b’in (ö.94/712) bildirdiğine göre Hazn’in ailesinde sertlik ve huzursuzluk, ölünceye kadar devam etmiştir[89]. Bu da ismin bazan kaderle örtüşmesi ya da müsemmaya/isimlenene yansıması olarak da değerlendirilebilir.

Abdullah b. Selam’ın yeni bir dine girmesiyle adının değiştirilmiş olması, “her din değiştirenin ismini de değiştirmesi gerekiyor mu?” sorusunu akla getirebilir. Bu örnekten hareketle hayır cevabını vermek mümkündur. Böyle bir olay karşısında önemli olan ismin taşıdığı manadır. Güzel bir anlam taşıyor ve hem itikadî yönden bir mahzur taşımıyor, hem de sahibi üzerinde bir takım olumsuz etkiler meydana getirmiyorsa, değiştirilmesi gerekmez. Ancak isim eski dinîn izlerini taşıyorsa, değiştirilmelidir.

Varlıklara verilen adlar, toplum kültürünün bir ürünü olup onun duygu ve düşüncelerinin, inanç, ahlâk ve değer hükümlerinin, şiir, edebiyât ve sanat zevkinin dışa yansıyan motifleridir. Bu bağlamda ad vermenin ferdî ve toplumsal, diğer bir ifade ile millî boyutu yanısıra bir de inanç boyutu vardır. Fert ve toplumun ideallerini sembolize ederler.

Fert bazında adların karaktere yansıyan müsbet ve menfi etkileri bir hakikattır. Toplum bazında ise, inanç ve milli birliğin teşekkülünde etkin rol oynayabilen güçlü bir araç, bir eğitim vasıtasıdır. Bu sebeple önemle üzerinde durulması gereken bir husustur. Ancak çocuklar, isimlerin ihtiva ettiği mana ve beklentiler doğrultusunda eğitilmez ve bu manada bir şuurlandırma yoluna gidilmezse, kuru bir isimin hiçbir anlam ifade etmeyeceğini de burada vurgulamak gerekiyor. Bu konuda toplumun mutlaka bilinçlendirilmesi gerekir. İsmiyle neyi sembolize ettiğini ne tür bir değer yarsıttığını çok iyi bilmelidir. Bunun özellikle inanç boyutuna daha çok dikkat edilmelidir. Tevhîde aykırı olan veya tevhîdi zedeleyici manalar içeren ve bu tür çağrışımlar yapan isimlerden mutlaka uzak durulmalıdır.

Şunu unutmamak lazımdır ki isim, özellikle çocuklar için, ona verilmek istenen şeklin; karakter, kişilik ve ideallerin ilk belirtisi, ilk mührü ve damgasıdır. Ona sahip olmanın ilk ve en güçlü bağı, inanç ve kültür kimliğinin hatta varlığının en belirgin tanıtım sembolüdür. Kişi kendini ne tür bir sembolle tanıtacağına çok dikkat etlmelidir.

Şüphesiz insan ilk etapta fert bazında buna muktedir değildir. Ancak burada ebeveynlere büyük iş düşmektedir. Çocuğunun geleceğini ve hedefini çok iyi düşünmeli, sorumluluğunun bilincinde olmalıdır. Bunun ne denli önemli bir hadise olduğunu anlamak için Hz. Peygamber’in uygulamalarına ve sözlü uyarılarına bakmak yeterli olacaktır.

***

AZîMÂBÂDî, Avnü’l-Ma’bûd

Şemsü’l-Hak el-Azîmâbâdî: Avnü’l-Ma’bûd Şerhu Sünen-i Ebî Dâvûd, I-XIV, Medine 1389/1969.

AYNÎ, Umde

Bedruddîn Ebû Muhammed Mahmud İbn Ahmed el-Aynî: Umdetü’l-kârî şerhu Sahîhi’l-Buhârî, I-XX, Mısır 1392/1972.

BİLGEGİL, Kaya, Türçe Dilbilgisi, İstanbul 1982.

BUHÂRÎ

Ebû Abdillah Muhammed b. İsmâil el-Buhârî: el-Câmiü’s-Sahîh, I-VIII, İstanbul ts., 1315′den ofset.

CANAN, İbrahim, Kütüb-i Sitte Ter. ve Şer.

İbrahim Canan: Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, I-XVIII, Ankara 1988

DAVUDOĞLU, Ahmet, Sahih-i Müslim Ter. ve Şer.,

Ahmed Davudoğlu:Sahîh-i Müslim Tercüme ve Şerhi, I-XI, İstanbul 1973-80.

DİA

Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 1988 —

DOĞAN, Mehmet, Büyük Türkçe Sözlük, byy, 1996 (İz Yayıncılık, Eramat Tesisleri).

EBÛ DÂVÛD

Ebû Dâvûd, Süleyman İbnü’l-Eş’as es-Sicistânî: Sünenü Ebî Dâvûd, I-IV, İstanbul ts. ofset.

ELMALILI, Hak Dîni

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır: Hak Dini Kur’an Dili, I-IX, İstanbul 1971.

ERGIN, Muharrem, Türk Dil Bilgisi, İstanbul 1982.

İBN HACER, Feth

Ebu’l-Fadl Şihâbuddîn Ahmed b. Ali b. Muhammed b. Hacer el-Askalânî: Fethü’l-bârî bi-şerhi Sahîhi’l-Buhârî, I-XIII, 2. bs., Beyrut 1402 h.

İBN KESîR, Tefsîr

İmâdüddîn Ebu’l-Fidâ İsmail b. Ömer b. Kesîr: Tefsîrü’l-Kur’ân’i’l-azîm, I-IV, Kâhire 1400/1980.

İBN MÂCE

Ebû Abdillah Muhammed b. Yezîd el-Kazvinî: Sünenü İbn Mâce, (th. Muhammed Fuad Abdülbâkî), I-II, Beyrut ts.

İBN MANZÛR, Lisân

Ebu’l-Fadl Cemalüddîn Muhammed b. Mükerrem İbn Manzûr: Lisânü’l-arab, I-XV, Beyrut ts.

KÖKSAL, Asım, İslâlm Tarihi

Mustafa Âsım Köksal: İslâm Tarihi: Hz. Muhammed (a.s.) ve İslâmiyet, Mekke Devri, İstanbul 1981.

KUR’ÂN-I KERîM

MÜSLİM

Ebu’l-Hüseyn Müslim İbnü’l-Haccac el-Kuşeyrî: Sahîhu Müslim (el-Câmi’u’s-sahîh), I-V, (nşr. Muhammed Fuad Abdülbâkî), İstanbul ts. ofset.

NESEî

Ebû Abdirrahman Ahmed b. Şu‘ayb en-Neseî:Sünenü’n-Neseî, I-VIII, Beyrut ts.

SOFUOĞLU, Sahîh-i Buhârî ve Terc.

Mehmed Sofuoğlu, Sahîh-i Buhârî ve Tercemesi , İstabul 1989.

TDK, Türkçe Sözlük

Türk Dil Kurumu, Türkçe Sözlük, (haz. Hasan Eren, Nevzat Gözaydın, İsmail Parlatır, Talat Tekin, Hamza Zülfikar), I-II, Ankara 1988.

TİRMİZî

Ebû İsâ et-Tirmizî: el-Câmiu’s-sahîh (Sünenü’t-Tirmizî), I-V, Beyrut ts.

WENSINCK, Concordance

A. J. Wensinck v.dğr.: Concordance Et İndices De La Tradition Musulmane, I-VII, İstanbul 1986, VIII : haz. W. Raven – J. J. Witkam 1988 (Çağrı Yayınları)

YEĞİN, Abdullah ve ber., Büyük Lügat, İstanbul 1987.

***

12 Temmuz 2007

Balıkesir Üniversitesi

BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ

NECATİBEY EĞİTİM FAKÜLTESİ

TÜRKÇE ÖĞRETMENLİĞİ

İNCELENEN ŞİİR:

KARADUT

YAZARI:

BEDRİ RAHMİ EYUPOĞLU

ADI:

AKİF

SOYADI:

GÜRKAN

BÖLÜMÜ:

TÜRKÇE ÖĞRETMENLİĞİ

SINIFI:

4. SINIF 1. ÖĞRETİM

NO:

199910209010

Karadut

Karadutum, çatal karam, çingenem

Nar tanem, nur tanem, bir tanem

Ağaç isem dalımsın salkım saçak

Petek isem balımsın ağulumsun

Günahımsın, vebalimsin.

Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan

Yoluna bir can koyduğum

Gökte ararken yerde bulduğum

Karadutum, çatal karam, çingenem

Daha nem olacaktın bir tanem

Gülen ayvam, ağlayan narımsın

Kadınım, kısrağım, karımsın.

KARADUT ŞİİRİNİN

BİÇİM YÖNÜNDDEN İNCELENMESİ

İnceleyeceğimiz şiir iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm beş dizeden ikinci bölüm yedi dizeden oluşmaktadır. Toplam on iki dizeden oluşuyor.

Şiir selbest nazım ölçüsüyle yazılmıştır.

Kafiyeleri ise şöyledir:

Birinci bölümdeki

-çingenem

-tanem

Birinci, ikinci, ve üçüncü mısralardaki –m harfi rediftir.

-saçak

-ağulum

Birinci ve ikinci mısralardaki –ne harfi tam kafiyedir.

-vebalimsin

İkinci bölümdeki

-mercan

-koyduğum

İkinci ve üçüncü mısralardaki -duğum eki rediftir.

-bulduğum

Dördüncü ve beşinci mısralardaki -m rediftir.

-çingenem

Yine dördüncü ve beşinci mısralardaki –ne tam kafiyedir.

-tanem

Altıncı ve yedinci mısralardaki –ımsın rediftir.

-narımsın

Yine altıncı ve yedinci mısralardaki -ar tam kafiyedir.

-karımsın

ŞİİRİN İÇERİK YÖNÜNDEN İNCELENMESİ

Bilinmeyen Kelimeler:

Vebal: Arapça kökenlidir. Anlamı: 1) Şiddet, ağırlık, azap. 2) Günah.

Kısrak: At, aygır, küheylan vb.

Çingene: Çengi, göçebe, göçer vb.

BEDRİ RAHMİ EYUBOĞLU (1913-1975)

HAYATI:

Görele’de doğdu.21 Eyül 1975′te İstanbul’da öldü. Ailesinin beş çocuğundan ikincisidir. Trabzon Lisesi’nde okurken,1927′de bu okula resim öğretmeni atanan Zeki Kocamemi’nin öğrencisi oldu. Onun derslerinin etkisi ve okul müdürünün özendirmesiyle 1929′da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne (şimdi Mimar Sinan Üniversitesi) girdi. Burada Nazmi Ziya ve İbrahim Çallı’nın öğrencisi oldu.1930′da eğitimini bitirmeden, ağabeyisi Sabahattin Eyüboğlu’nun yanına Paris’e gitti. Yurda döndükten sonra 1934′te D Grubu’nun dördüncü sergisine otuz resmi ile katıldı. İlk kişisel sergisini de aynı yıl Bükreş’te açtı.1934′te katıldığı Akademi’nin diploma yarışmasında üçüncü oldu. Bu derece ile mezun olmak istemediği için bir yandan diploma yarışmasına yeniden hazırlanırken, bir yandan da bir süre Çerkeş demiryolu yapımında çevirmenlik yaptı. 1936′daki diploma yarışmasında Hamam adlı kompozisyonuyla birinci oldu. 1950′de Ankara’da sanatının o güne kadarki bütün dönemlerini kapsayan bir sergisi düzenlendi. Bedri Rahmi aynı yıl bir kez daha Paris’e gitti ve İnsan Müzesi’nde (Musée de I’homme) ilkel kavimlerin sanatını inceledi. Bu incelemeleri ‘güzel’in aynı zamanda ‘yararlı’da olabileceği, ‘yararlı’ olmanın ‘güzel’in gücünü eksiltmeyeceği düşüncesine ulaşmasına yol açtı. Bu düşünce ise onun bundan sonraki sanat görüşünü tümüyle etkiledi, yönlendirdi.

Bedri Rahmi 1928′de daha lise öğrencisiyken şiir yazmaya başlamıştır. Şiirlerine,1933′ten sonra Yeditepe, Ses, Güney, İnsan, İnkılapçı Gençlik ve Varlık dergilerinde yer verilmiştir.1941′den başlayarak çeşitli şiir kitapları yayımlanmıştır. Halk edebiyatının masal, şiir, deyiş gibi her türüne karşı duyduğu hayranlık, şiirlerine de yansımıştır. Halk dilinden ve şiirinden aldığı öğeleri kendine özgü bir biçimde kullanarak halk diline yaklaşma çabasını sonuna dek götürmüştür. Bu nitelikleriyle şiirleri, resimleriyle büyük bir benzerlik gösterir. Akıcı, rahat bir dille kaleme aldığı gezi ve deneme yazılarında ise sürekli gündeminde olan halk kültürü, halk sanatı konularındaki görüşlerini sergilemiştir.

ESERLERİ:

Şiir: Yaradana Mektuplar,1941; Karadut,1948; Tuz,1952; Üçü Birden,1953; Dördü Birden,1956; Karadut 69,1969; Dol Karabakır Dol,1974, tüm şiirleri; Yaşadım, (ö.s.) ,1977. Gezi ve Deneme: Cânım Anadolu,1953; Tezek,1975; Delifişek,1975; Resme Başlarken, (ö.s.) ,1977. Monografi: Nazmi Ziya,1937. Resim Albümü: Binbir Bedros, (ö.s.) ,1977, Karadut, (ö.s.) ,1979; Babatomiler, (ö.s.) ,1979.

Resim: Paris,1930; Mustafa Eyüboğlu,1933; Yazılı Natürmort,1936; Salı Pazarı,1938; Eren,1940; Nallanan Öküz,1947; Düşünen Adam,1953; Köylü Kadın (Tren-Yataklı Vagon) , İstanbul Resim ve Heykel Müzesi; Karadut Satıcısı,1954; Çömelmiş Köylü,1972; Ankara’nın Kavakları,1973; Mor Takkeli Hacı,1974; Son Kahve,1975; Anadoluhisarı, Ankara Resim ve Heykel Müzesi; Çıplak; Ev İçi, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi; Han,1975; son resmi.

Duvar Resmi: Lido Yüzme Havuzu’nda duvar resmi; 1943, Ortaköy/İstanbul; Hilton Oteli’nde duvar resmi; Divan Oteli’nde duvar resmi. Mozaik Pano: Uluslararası Brüksel Sergisi için mozaik pano,1958; Nato yapısında mozaik pano,1959, Brüksel; İşçi Sigortaları Hastanesi’nde seramik pano,1959, Samatya/İstanbul; Etibank yapısında seramik pano, Ankara; Marmara Oteli’nde mozaik pano, Ankara; Vakko Fabrikası’nda mozaik pano, Topkapı/İstanbul. Duvar Kabartması: Manifaturacılar Çarşısı’nda duvar kabartması, Unkapanı/İstanbul; Aksu İşhan’ında duvar kabartması, Karaköy/İstanbul.

Ahmet Necdet,

Modern Turk Siiri

Yonelimler, Tanikliklar, Ornekler

Broy Yayinevi, Ekim 1993.

12 Temmuz 2007

Kazalar Ve İlkyardım

KAZALAR VE İLKYARDIM

İLKYARDIMIN TANIMI

Bir kaza ya da hayatı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da kazazedenin durumunun kötüleşmesini önlemek için, ilaç kullanılmadan yapılan uygulamalara ilkyardım denir.

İlkyardımda amaç nedir?

1.Yaşamı koruma ve sürdürülmesini sağlama

2.Durumun kötüleşmesini engelleme

3.İyileşmesini kolaylaştırma

Belirli bir eğitim almış ve insan vücuduna müdahale etme alanında yasalarla yetkilendirilmiş kişilerce yapılan, ilaçlı müdahalelere acil tedavi denir ve ilkyardım kavramı ile karıştırılmamalıdır. İlkyardım eğitimi almış olmak bir kişiyi sağlık personeli yapmaz.

İlkyardımcının özellikleri ve sorumlulukları nedir?

1.Sakin ve telaşsız olmalı.

2.Hastayı sakinleştirmeli.

3.Çevreyi değerlendirip süren bir tehlike olup olmadığını belirlemeli.

4.Kendi can güvenliğini tehlikeye atmamalı.

5.Çevredeki kişileri,sağlık kuruluşları, itfaiye ve güvenliğe haber vermeleri için organize etmeli.

6.Hastanın durumunu değerlendirerek uygun ilk yardıma başlamalı.

7.Hastanın sağlık kuruluşuna bir an önce ulaşmasını sağlamalı.

İlk yardım malzemeleri

• Steril pamuk paketi

• Steril gaz bezi (çeşitli büyüklüklerde)

• Steril sargı bezleri

• Elastik bandaj

• Yara bandı

• Flaster

• Çengelli iğne

• Küçük bir ayna

• Cımbız

• Makas

• Termometre

• Alkol

• Amonyak

• Tendürdiyot, mersol, betadin gibi antiseptik çözeltiler

• Oksijenli su

İLKYARDIM VE UYGULAMALARI

İlkyardım kazaya uğrayan birini veya bir hastayı iyileştirme yönünde atılan ilk adımdır. Aşağıda ilkyardım uygulamalarında kullanılan bazı gereçlerle ilgili kısa bilgiler verilmiştir.

Askı : Askılar çoğunlukla yaralı kolları, bilekleri ve elleri koruyup destek sağlamak için kullanılır. Göğüs yaralarında da göğsü desteklemek amacıyla kolları hareketsiz tutan askılar kullanılabilir. Kol askıları kol yaralanmalarında ve bazı göğüs yaralarında uygulanır. Doğru uygulanan bir kol askısında el, dirsek hizasından biraz yukarıda olmalıdır. Bandın altı tüm parmak tırnakları görünür durumda bırakarak serçe parmağın köküne kadar uzanmalıdır.

Kol askıları aşağıdaki yöntemlerle uygulanır :

• Oturan hastaya askıya alınacak yaralı elini ya da ön kolunu dirsekten daha yüksekte tutması söylenir.

• Dirsek ile göğüs arasındaki açıklığı kullanarak üçgen bandın bir ucunu dirseği iyice saracak biçimde göğüsle kol arasından geçirin.

• Kolu tutarak askının alt ucunu kolun üzerinden alın ve yaralı taraftaki köprücük kemiğinin üstündeki çukura gelecek biçimde balıkçı düğümüyle bağlayın.

• Son olarak tepe noktasını öne doğru çekip bir çengelli iğneyle askının önüne tutturun.

• Askının ve bandın kan dolaşımını engellememesine özen gösterin ve durumunu buna göre ayarlayın.

• Ortama göre pratik askılar üretilebilir (ceket, kravat gibi).

Sargı (Bantlar): Kanamayı önlemek, sargıyı tutmak, şişmeyi engellemek, eklemlere destek sağlamak, hareketi sınırlamak amacıyla bantlar kullanılır. Kanamayı denetim altına almak, akıntıları emmek amacıyla yaraların üzerine örtülen steril koruyucu örtülere sargı adı verilir. Sargı yaparken eller çok temiz olmalı, yara ve çevresi oksijenli suyla temizlenmelidir. Yara bölgesindeki toz, toprak, cam parçaları varsa bunlar bol suyla temizlenmeli ancak yabancı cisim bulunan yaralara sargı yapılmalı, üzerine baskı yapılmadan bol miktarda katlanmış steril gazlı bez konulmalıdır. Yaralı bölge sargı bezi ile çok sıkmadan yaranın her yerini aynı ölçüde kaplayacak biçimde sarılır. Sarma işlemi bittikten sonra sargı bezini kenarı flasterle yapıştırılır.

Soğuk Kompres: Bir darbe sonucu ortaya çıkan şişlikleri azaltmak, ağrıyı dindirmek amacıyla soğuk kompres uygulanır. Bir pamuk tampon, havlu ya da benzeri bir kumaş çok soğuk suya batırıldıktan sonra hafifçe sıkılarak şişliğin üzerine konulur. Tamponun soğukluğu azaldıkça yenisiyle değiştirilir ve uygulama beşer dakika aralıklı olarak sürdürülür. Soğuk kompres için içi buz dolu lastik torba da kullanılabilir.

HASTA VE YARALI TAŞIMA YÖNTEMLERİ

Bir hastayı ya da yaralıyı güvenli biçimde taşımak için çeşitli yöntemler vardır. Acil durumlarda hasta sedyesiz olarak taşınması gerektiğinde uygulanacak bazı yöntemler aşağıda anlatılmıştır.

Beşik yöntemi : Zayıf hastaların ya da çocukları taşımak için bir kolunuzu kalçanın altından geçirip öteki kolunuzla bel üstünden sırta doğru kavrayarak kucaklayın. Kendinizi iyice tartıp dengeledikten sonra yavaş ve güvenli adımlarla yürüyün.

Sürükleme yöntemi :Yaralı ya da hasta ayağa kalkacak durumda değilse ve hemen bulunduğu yerden uzaklaştırılması gerekiyorsa kollarını göğsünün üzerinden çapraz toplayın. Sonra hastanın başucunda çömelip ellerinizi omuzların altından geçirerek ve başını da kollayarak yerde geri geri çekin.

Omuzlama yöntemi : Bilinci yerinde ve yürüyebilecek durumdaki hastayı ayağa kaldırın. Yanında durarak sizden yana olan kolunu omzunuzun üzerinden boynunuza alıp elini öteki elinizle tutun. Ters taraftaki kolunuzu da hastanın beline dolayarak ve ağırlığını bir ölçüde omuzlarınıza alarak birlikte yavaş yavaş yürüyün.

Sırta alma yöntemi : Hasta ağır değilse ve sarsılmasının pek sakıncası yoksa öne geçip çömelerek iki kolunu boynunuzun iki yanından tutup göğsünüzün önünde kavuşturun, sonra ayağa kalkıp, hasta sırtınızda olduğu halde yürüyün.

Dört el oturağı : Bu yöntem, bilinci yerinde ve kollarıyla tutunma yeteneği olan hasta için iki kişiyle birlikte uygulanır. Hastayı taşıyacak kişiler yüzleri birbirine dönük karşılıklı durur. Birbirlerini bileklerini çaprazlama tutarak bir oturak oluşturur. Hastaya sırtından yaklaşarak çömeliniz ve hastanın bir kolunu taşıyıcılardan birini diğerini ötekinin omuzuna atarak tutunması sağlanır. Sonra ayağa kalkarak hasta kenetlenmiş ellerin üzerinde taşınır.

İki el oturağı : Hasta yaralı veya bitkin durumda ise bu yöntem uygulanır. Taşıyıcılar hastanın iki yanında çömelir. Birer kollarını hastanın kalçasıyla dizleri arasından uzatarak birbirlerini bileklerinde sıkıca tutar ve hastanın buraya oturmasını sağlarlar. Öteki kollarını da hastanın sırtından uzatarak omzunu sımsıkı kavrar ve ayağa kalkıp yavaş yavaş yürürler.

İtfaiyeci taşıması : Bu yöntem hastayı taşırken bir elin boşta kalması gerekiyorsa uygulanabilir. Çocuk veya zayıf hastalara rahatlıkla uygulanabilir. Hasta kendi kendine ayağa kalkacak durumda değilse, yüzükoyun yatırıp başucunda ayakta durun. Kollarınızı hastanın koltuk altlarından geçirerek hastayı önce dizleri sonra ayakları üzerinde kaldırın. Sol elinizle hastanın sağ bileğinden tutun. Başınız hastanın uzanan sağ kolunun altında, omzunuz da karnın alt tarafına gelecek şekilde eğilin ve yavaşça omuzlarınızın üzerine düşmesini sağlayın. Sağ kolunuzu hastanın bacaklarının arasına ya da bacaklarını çevresine dolayın. Hastanın ağırlığını sağ omzunuza alarak ayağa kalkıp vücudunu iki omzunuzun üzerine doğru çekin. Hastanın sağ bileğini sağ elinizle kavrayarak sol kolunuzu serbest bırakın.

Sandalye ile taşıma : Hasta oturacak durumda ise ve merdivenli bir yere götürülecekse bu yöntem uygulanır. hasta sandalyeye oturduktan sonra bir kişi sandalyenin arkasıyla hastayı, ikinci kişi ise sandalyeyi ön ayaklarından tutmalıdır. Sandalyenin iki yanını korkuluklu olması yararlıdır. Sandalye geriye doğru eğilerek kaldırılır.

KAZALAR, KORUNMA YOLLARI VE YAPILMASI GEREKENLER

Elektrik Çarpması

Elektrik akımı ıslak el ve ayak yoluyla çarptığında kalp durması sonucunda ölüme neden olur. Elektrik akımının giriş ve çıkış noktalarında yanıklar dikkat çeker.

Elektirik Çarpmalarında İlk Yardım Nasıl Yapılır?

1.Önce ilk yardımcı kendi güvenliğini sağlar.

2.Elektrik akımının yaralı ile teması kesilir. Bu yapılmadan önce yaralıya dokunulmaz

3.Kuru tahta parçası ve lastik gibi elektrik geçirmeyen maddelerle hasta çekilerek veya kablo itilerek akımdan kurtarılır.

4.Solunum durmuşsa yapay solunuma,kalp durmuşsa kalp mesajına başlanır.

5.Yanık varsa soğuk su ile yıkanır.

Kalp Durması Kalbin etkili kasılma ve kan pompalama gücünün ani olarak ortadan kalkmasına bağlı dolaşım durmasıdır. Kalp krizi elektrik çarpması, zehirlenme gibi nedenlerle ortaya çıkar. Hastada ani bilinç kaybı, nabız durması, kalp seslerinin duyulamaması, solunum durması, morarma meydana gelir, göz bebekleri genişlemiştir. İlkyardıma ilk 3 dakika başlanırsa sonuç alınabilir. Hastayı sert bir yere yatırarak ayaklarını 30-45 derece yukarı kaldırılmalıdır. Göğüs kemiğinin alt yarısına vurulacak kuvvetli bir yumruk kalbi çalıştırabilir. Solunum yolları açık tutulur suni solunum uygulanır. Kapalı kalp masajı uygulanır.

Kalp Krizi

Kalbi besleyen koroner atardamarların daralması veya tıkanması sonucunda beslenemeyen kalp kasının bir bölümünün ölmesidir. Hastada göğüs ağrısı, sol kola, boyuna veya sırta yayılan ağrı, sıkıntı hissi, terleme, nefes darlığı, bulantı gibi belirtiler olabilir. Kalp krizi geçirdiğinden şüphelenilen hasta sakinleştirilmeli, acil durumda alması gereken ilaçları verilmeli ve en kısa sürede bir koroner yoğun bakım birimine gönderilmelidir.

Kalp Masajı Kalp durmasında uygulanan kalbi yeniden çalıştırma yöntemidir. Hasta sert bir zemine yatırılır. Baş arkaya eğilir, çene yukarı kaldırılır ve dilin geri kaçıp solunum yolunu tıkamamasına dikkat edilir. Her iki el göğüs kemiğinin üçte bir alt kısmına üst üste yerleştirilir. Alttaki el hiç oynatılmadan üstteki el göğüs kemiğini 3-5 cm içeri itecek şekilde kuvvetle bastırılır, bir an beklenip baskı kaldırılır. Bu işle dakikada 60-70 defa ritmik olarak tekrarlanır. Yardımcı biri bulunursa her 4-5 kalp masajından sonra bir suni solunum için ara verilir. yardımcı yoksa 5 kalp masajına karşılık 1 suni solunum yapılır. Kalp masajına 5 saniyeden fazla ara verilmemelidir. Kalp masajı çocuklarda tek elle, bebeklerde ise iki parmakla yapılır.

Güneş Çarpması

Kızgın güneş altında uzun süre kalanlarda ve daha çok çocuklarda görülen bir yaz hastalığıdır. Şiddetli baş ağrısı, bulantı, kusma ve yüksek ateşle kendini gösterir. Hasta serin bir yere götürülmeli, vücudu sıkan giysiler çıkarılmalı başına soğuk kompres veya buz torbası konulmalıdır. Ateş çok yüksek ise ıslak bir çarşafla vücut sarılmalı, hasta havadar bir yerde tutulmalı ve serin bir cankurtaranla hastaneye taşınmalıdır. Başa ve kasıklara uygulanan soğuk kompres vücut sıcaklığını düşürecektir.

Havale

Küçük çocuklarda ateşli hastalıkların yol açtığı bir durumdur. Havale belirtileri çırpınma, kol ve bacaklarda kasılma, katılma, ani ses çıkarma, çığlık, bazen dışkı ve idrar kaçırma, ağız köpürmesidir. Çocukta solunum durması veya hırıltılı solunum olabilir. Çocuğun havale geçirmesi durumunda hemen doktora haber verilmeli çocuğun giysileri çıkarılarak serinletilmelidir. Baştan başlanarak aşağı doğru suyla ıslatmak yararlı olabilir fakat çocuğu üşütmemeye dikkat edilmelidir. Sık sık havale geçiren çocuklar hastalandığında da ateş düşürücü ilaçlar verilerek ateşin fazla yükselmemesine dikkat edilmelidir.

Hayvan Isırıkları

Kedi köpek gibi evcil hayvanlar kuduz gibi öldürücü hastalıkları taşıyabilirler. Bu nedenle ısıran hayvanın sahibinden hayvanın aşıları konusunda bilgi edinilmeli ve hayvanın davranışları incelenmelidir. Hayvanın ısırdığı yer sabunlu su ile iyice temizlenmeli, hayvan salyasını yarayla temas etmemesine özen gösterilmelidir. Yara bol su ile yıkandıktan sonra antiseptik bir madde sürülmeli, kuru ve steril bir pansumanla örtülmelidir. Sahipsiz ve vahşi hayvanların ısırması durumunda kuduz olasılığı göz önüne alınarak mutlaka doktora başvurulmalı hayvan kaçmamışsa gözetim altına alınmalıdır. Kuduz şüphesi durumunda aşılar aksatılmadan uygulanmalıdır.

İnme

Beyinde kan dolaşımını azalması sonucunda bedenin bir yarısında uyuşma, güçsüzlük, karıncalanma, bazen konuşma güçlüğü, yüz kaslarında gevşeme ve ifadesizlik, göz bebeklerinin çapında değişiklik, çift görme, baş dönmesi gibi belirtileri olan bir tablodur. İnmeye yol açan dolaşım bozukluğu bir kanamaya, bir toplardamar veya atardamarın pıhtıyla tıkanmasına bağlı olabilir. belirtiler birkaç saat ya da bir iki gün içinde ilerler veya ani ve kısa sürede yerleşirler İnmenin çeşitli biçimlerinin ayırt edilmesi kesin tedavi ve sonuç açısından önem taşısa bile ilkyardım ve acil girişim önlemleri aynıdır. Hasta sakin tutulmalı, solunum yollarının açık olmasına dikkat edilmeli, oksijen verilmeli, yaşam belirtileri (solunum kalp atışı, nabız) izlenmelidir. ağız yoluyla yiyecek ve içecek verilmemelidir. Bilinci açık hastanın karşısına oturulmalı, göz bağlantısı kurulmalı ve hasta ile yavaş ve açık bir şekilde konuşulmalıdır.

Kanamalar

Dış kanamalar : Deride yaralanmaya yol açan zedelenmeler kafa derisi gibi bol damarlı bölgelerde daha fazla kanamaya neden olur. Kanama fazla da olsa bu tür kanamalar temizlendikten sonra sorun çıkarmadan düzelir. Damar kesiklerinde kanamayı durdurmak için damarın üzerine temiz bir bezle veya bulunamazsa elle baskı yapılmalı ve kesilen yerin üzerinden sıkı bir turnike uygulanmalıdır. Büyük damarların kesilmesine bağlı olarak uzun süre devam eden kan kaybı hastayı şoka ve ölüme götürebilir. Kanamayı durdurmak, yaranın temizlenmesini sağlamak ilk adımlardır. Kanamanın durdurulamadığı derin yaralanmalarda hasta daha fazla kan kaybetmeden bir an önce hastaneye götürülmelidir.

İç kanamalar : Yüksekten düşme, trafik kazası ve patlamalar veya kronik hastalıklar gibi nedenlerle vücudun iç organlarındaki damarların hasar görmesi sonucunda vücudun iç boşluklarında (kafatası, göğüs ve karın boşlukları) kanamalar olabilir. Bu kanamalara iç kanama adı verilir.

İç kanamalar dışarıdan belli olmadığından ilkyardımı yapan kişiler ancak hastanın iç organlarındaki hasar sonucunda şiddetli ağrısının olması, renginin solması, soğuk soğuk terlemesi ve bilincinin kapanması gibi şok belirtilerine bakarak iç kanamayı anlayabilirler. Her türlü kırılmada kırık çevresinde bir iç kanama meydana gelir. Mesela uyluk kemiğinin kalça hizasından kırılması en azından 1 litre kan kaybına yol açan iç kanamaya neden olabilir. Dalak gibi bazı organlar bisikletten düşme, otomobilin direksiyonuna çarpma gibi basit darbelerde bile patlayarak cerrahi girişim gerektiren iç kanamalara neden olabilir. Bu bakımdan kazaya uğrayan kişilerin olası iç kanama belirtileri yönünden izlenmelidir. İç kanama durumunda hastayı bir an önce hastaneye yetiştirilmelidir. Bu sırada hastanın tansiyonun daha fazla düşmesini önlemek amacıyla hastayı yatırmak ve bacaklarını yukarı kaldırmak gerekir.

Kramp Kasların ani ve ağrılı gerilmesidir. bedensel egzersiz veya uyku sırasında kaslara kramp girebilir. Kramp en sık baldık kaslarında olur. Sıkı çorap lastikleri veya dar ayakkabılar kramplara yol açabilir. Yaz aylarında spor yapanlarda aşırı terlemeyle fazla tuz kaybı nedeniyle kas krampları görülebilir. Bu nedenle sıcak havalarda spor yapanlar düzenli sıvı ve tuz almaya dikkat etmelidir.

Kramp girdiğinde telaşa kapılmadan bölgeyi rahat bir konma getirerek gevşetici masajlar yapın, birkaç dakika içinde kaslar normale dönecektir. Kramp anında şiddetli müdahaleden kaçınmalı ağrı uzun sürerse bölgenin üzerine nemli ve sıcak bir havlu örtülmelidir.

Şok Dolaşım yetersizliği nedeniyle dokulara yeterli kan gitmemesidir. Kan kaybı, kalbin pompalama yetersizliği, ani damar değişimler (genişleme/daralma) gibi nedenlere bağlıdır. Şoktaki hastanın tansiyonu düşüktür, kalp hızlı, nabız hafiftir. Solunum hızlanmıştır, cilt nemli ve soluktur. Burun, el ve ayaklarda morarma ve soğuma olabilir. Şokun son döneminde bilinç bulanıklığı ve ardından ölüm görülür. Şoktaki hasta düz yatırılarak bacakları 30 derece yukarı kaldırılır ama nefes darlığı varsa bacakları yükseltilmemelidir. Hasta yalnız bırakılmamalı, sıcak tutulmalı, dolaşımı kolaylaştırmak ve solunuma yardımcı olmak için dar giysileri gevşetilmelidir. Susuzluktan yakınan hastaların dudaklarını su ile ıslatın ancak içecek şeyler vermeyin. Soluma hızı, nabız ve yanıt verme düzeyi, mümkünse tansiyonu sık aralıklarla kontrol edin. Hastada kusma olasılığı belirir veya bilinç kapanırsa yana döndürerek güvenli konuma getirin. Kalp ve solunum durmasında suni solunum ve kalp masajına başlayın. Şoktaki hastayı vakit geçirmeden hastaneye kaldırın. Güvenli konumu koruyarak ve başı biraz daha aşağıda tutarak sedye ile taşıyın.

Tansiyon Düşmesi

Tansiyon düşmesi kısa süreli baş dönmeleriyle kendine belli eder. Aniden yataktan kalkıldığında veya ani bir hareket yapıldığında baş dönmesi olur. Kan dolaşımı tekrar normale dönünceye kadar hasta bir yere oturtulmalıdır. Tansiyon düşüklüğünden yakınanlar ani hareketlerden kaçınmalıdır. Çok fazla sıkmayan karın korseleri yararlı olabilir. Yemek aralarını çok uzatmamak gerekir. Doktora danışılarak kan basıncını geçici olarak arttıran ve dolaşımı düzenleyen ilaçlar kullanılır. Kahvenin tansiyon yükseltici etkisinden de yararlanılabilir. Başkaca bir zararı yoksa yazın aşırı terleme nedeniyle tuz kaybına bağlı tansiyon düşmelerinde tuzlu ayran içilmesi, tuz ve sıvı alımının arttırılması yararlı olabilir.

Yanıklar Giysileri tutuşmuş olan bir kimsenin paniğe kapılarak koşmasını önleyin. Kaza kapalı bir yerde olmuşsa yanan kişinin dışarı çıkması önlenmelidir çünkü hava akımı ve kişinin hareketleri yanmayı arttıracaktır. Yanan kişi hemen yere yatırılmalı, su ile ıslatılmalı veya üzerine halı, battaniye, perde gibi alevleri oksijensiz bırakacak bir örtü atılmalıdır. Alevleri bastırmak için naylon veya kolay tutuşan kumaşlar kullanılmamalıdır. Kazazede yerde yuvarlanmamalıdır, bu daha önce yanmamış yerlerin de yanmasına yol açar.

1.derece: Ciltte kızarıklık (güneş yanığı)

2.derece: Üst derinin tam hasarı ve içi sıvı dolu kabarcıkların oluşması.

3.derece: Cilt altı tabakalarının ve daha derin tabakaların yanması.

Yanıklar ve haşlanmalar evde ve işyerlerinde sık görülen olaylardır. Özellikle çocuk ve yaşlılarda büyük ve derin yanıklar ölümle sonlanabilir. Yanık deri vücuttan sıvı kaybına neden olduğundan ve enfeksiyon tehlikesi nedeniyle titiz bir şekilde bakılmalıdır.

Yanıklarda İlkyardım olarak yapılması gerekenler:

• Yanmış deriyi 10 dakika süreyle basınçsız akan soğuk suyun altına tutun. Ağrı dinmezse daha uzun süre soğuk suya daldırın.

• Yanan alan şişmeye başlamadan önce buradaki yüzük, saat, kemer, ayakkabı gibi sıkı eşyaları yavaşça çıkarın.

• Yanan bölgedeki yanmış veya yanıcı maddeye bulaşmış giysileri soğumaya başladıktan sonra yavaşça veya mümkünse keserek ciltten uzaklaştırın. Yanığa yapışmış olan şeyleri çıkarmaya çalışmayın.

• Bu alanı steril bir bezle veya yanıklar için özel olarak hazırlanmış sargılarla kapatın. Yapışkan sargılar kullanmayın.

• Yüz yanıkları için steril bir bezden maske yapın. Burun, ağız ve gözler için delikler açın.

• Çok yanmış kol ve bacakları kımıldamayacak duruma getirin.

• Hastanı bilinci yerindeyse sıvı kaybını karşılamak için sık sık su içirin.

• Yanıklara yoğurt, salça diş macunu, losyon veya yağlı maddeler sürmeyin.

• Kabarcıkları patlatmayın ve yanık alana herhangi bir müdahalede bulunmayın.

• Tedavi için bir sağlık merkezine başvurun.

Zehirlenmeler

Zehirlenmeler dikkatsizlik, kaza veya intihar amacıyla meydana gelen günlük yaşamda sık görülen, ilkyardım ve acil tedavi gerektiren durumlardır. Vücuda giren zehirler çeşitli organ sistemlerinde etki gösterirler. Dolaşıma karışan bazı zehirler beyin ve sinir sistemi üzerinde etkili olarak solunum, kalp atışları, böbrekler, karaciğer gibi yaşamsal önemi olan birçok organda bozukluklara neden olurlar.

Gaz Zehirlenmesi

Kapalı yerlerde yanan maddeler havadaki oksijeni tükettiğinden ve zehirli gazlar çıkardığından buralarda bulunanlar boğulma tehlikesiyle karşılaşırlar. Sönmemiş mangaldan ve motorlu taşıtların egzozlarından çıkan gazlar, yangınlarda yanan maddelerden çıkan gazlar tehlike kaynağıdır. Yanma sonucu oluşan karbonmonoksit renksiz, kokusuz bir gazdır. Karbonmonoksit kandaki oksijenin yerini aldığından karbonmonoksit içeren dumanlar çok tehlikelidir. Karbonmonoksit zehirlenmesinde ilk belirtileri baş ağrısı ve baş dönmesi, kulak çınlaması, yüz kızarması, dudakların kiraz kırmızı rengini alması ve yorgunluktur. Bunları bilinç kaybı ve ölüm takip eder. Tehlikenin farkına varıldığın da kazazede bulunduğu yerden açık havaya çıkarılmalıdır. Kazazedenin solunumu durmuşsa suni solunum uygulanmalı ve bir an önce hastaneye ulaştırılmalıdır.

İlaç Zehirlenmesi

İlaç zehirlenmelerinde zehirlenmeye neden olanı ilacın etkilediği sistemlere ait belirtiler ortaya çıkar. İntihar amacıyla çok sayıda farklı ilacın alındığı durumlarda karmaşık tablolar görülür. İlaç zehirlenmeleri çoğunlukla uyku ilaçları ve yatıştırıcı ilaçlarla meydana gelir. Hastanın bilinci bulanık veya kapalı olabilir. Solunum düzensizliği veya durması ile karşılaşılabilir. Morarma, göz bebeklerinde küçülme, kramplar, kusma, cilt belirtileri görülebilir. Nabız hızlı, düzensiz olup bazen alınamaz. Soğuk terleme, tansiyon düşmesi, vücutta soğuma olabilir.

Hasta güvenli konumda yatırılmalı, solunum yolları açık tutulmalı, oda havalandırılmalıdır. Hastanın bilinci yerindeyse ağıza parmak sokularak kusturulmaya çalışmalıdır. Henüz mideden emilmemiş zehiri bağlamak amacıyla hastaya aktif kömür verilir. Zehirlenen kişinin aldığı ilaçların kutuları toplanır, kusuk materyali dökülmeden saklanır. Bunlar zehirlenme konusunda doktorlara bilgi verecektir. Hasta sıcak tutularak solunum, nabız ve tansiyonu düzenli olarak izlenir. Zehir merkezine danışılır ve hasta vakit geçirmeden sedye ile güvenli konumda hastaneye götürülür.

Mantar Zehirlenmesi

Amanita cinsi mantarların yanlışlıkla yenmesi zehirlenmeye yol açabilir. Amanita muscaria mantarı, sindirim ve sinir sistemleri üzerinde etki gösterir. Amanita phalloides mantarının ise başta karaciğer, böbrek ve kalp olmak üzere bütün doku hücrelerinde zehirli etkisi vardır. Amanita phalloides toksini ısıya duyarlıdır. Bu yüzden ancak mantarı çiğ olarak yemekle zehirlenme belirtileri ortaya çıkar.

Amanita muscaria zehirlenmesinde belirtiler:

• Mantarı yedikten yaklaşık 20 dakika sonra klinik belirtiler ortaya çıkar.

• Huzursuzluk, bilinç bulanıklığı.

• Susama hissi.

• Salya artışı.

• Karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal.

• Göz bebeklerinde daralma.

• Kalp atımlarının yavaşlaması.

• Titreme, havale, şiddetli kas kasılmaları.

• Şok-koma.

Yapılması Gerekenler:

• Hastanın kusturulması, midenin yıkanması gerekir.

• Antidot olarak atropin sülfat 15-30 dakika arayla tekrarlanarak verilir. Ağız kuruması veya hızlı kalp atımı ortaya çıkıncaya ve göz bebekleri genişleyinceye kadar devam edilir.

• Şiddetli kasılmalara karşı diazepam verilir.

• Damardan glikozlu serum verilir.

Amanita phalloides zehirlenmesinde belirtiler:

• Klinik belirtilerin ortaya çıkışı 12-24 saat gecikebilir.

• Başağrısı.

• Bilinç bulanıklığı, depresyon.

• Şiddetli kas kasılmaları, havale.

• Karın ağrısı, bulantı.

• Kanlı kusma ve kanlı ishal.

• Ağrılı karaciğer büyümesi.

• Sarılık.

• Çok az idrar çıkarma veya hiç idrar çıkaramama.

• Akciğer ödemi.

Yapılması gerekenler:

• Erken fark edilirse hastanın kusturulması ve midenin yıkanması gerekir.

• Atropin etkisizdir.

• Hastaya deksametazon damar yoluyla verilir.

• Akut karaciğer ve böbrek yetmezliği durumlarında karından yapılan diyaliz yarar sağlayabilir.

Besin Zehirlenmesi

Virüs, bakteri veya kimyasal madde bulaşmış gıdaların yenmesinden sonra meydana gelen zehirlenmedir. Hafif bir sindirim sistemi rahatsızlığına ve vücudun susuz kalmasına neden olabilir. Hafif zehirlenmeler, birkaç saat veya en kötü durumda 1-2 gün sürer. Fakat bazı besin zehirlenmeleri (botulizm ve kimyasal zehirlenme gibi) çok şiddetlidir ve kişinin hayatını tehdit edebilir. Genellikle besin zehirlenmelerinde bulantı-kusma ve ishal görülür.

• Bakteriyel besin zehirlenmesi: Karın ağrısı, bulantı-kusma ve ishal görülür. 1 saat – 4 gün içinde başlar, ve dört güne kadar sürer.

• Viral besin zehirlenmesi: Karın ağrısı, bulantı-kusma, ishal, baş ağrısı, ateş ve titreme görülür. 12-48 saat içinde başlar. Genellikle deniz mahsullerinin yenmesinden sonra olur.

• Kimyasal besin zehirlenmesi: Bulantı-kusma, ishal, terleme, sersemlik, gözlerde sulanma, aşırı tükürük üretimi, bilinç bulanıklığı ve karın ağrısı görülür. 30 dakika içinde başlar.

• Botulizm: Kusma, konuşma ve görme bozukluğu, kafadan başlayarak ayaklara doğru ilerleyen kas güçsüzlüğü görülür. Çok ender görülen fakat çok ciddi bir bakteriyel besin zehirlenmesi tipidir.

Evde kendi kendinize tedavi olmaya çalışıyorsanız :

• Kusma ve ishal vücudunuzun zehiri atma yöntemidir. Dolayısıyla; şikayetlerinizin başlamasını takip eden 24 saat zarfında kesinlikle bulantıyı veya ishali önleyici ilaçlar kullanmayın.

• Ağızdan sıvı alabilecek hale geldiğinizde, yaklaşık 12 saat boyunca temiz su ve sulu gıdalar alın. Daha sonra çorba, haşlanmış patates ve pirinç gibi gıdalar almaya çalışın.

• Kuralınız, ishal ve kusmayla kaybettiğiniz sıvıya eşdeğer miktardaki sıvıyı geri almaya çalışmak olmalıdır. Çünkü ishal ve kusma, vücudunuzun yüksek miktarda su ve mineral kaybetmesine neden olur. Vücudun susuz kalması ise özellikle çocuk ve yaşlılarda ciddi sorunlara sebep olabilir.

Asitlerle Zehirlenme

Asetik asit, hidroklorik asit, sülfürik asit, fosforik asit, nitrik asit gibi asitlerin kaza veya intihar amacıyla alınması sonucu ortaya çıkar.

Belirti ve Bulgular :

• Ağız, yemek borusu ve midede yanma ve ağrı.

• Şiddetli susama.

• Kanlı kusma.

• İshal.

• Kusmukta asit reaksiyon.

• Deri ve mukoza yanıkları.

• Kan basıncında düşme.

• Asit buharının solunması ile baş dönmesi, öksürük, köpüklü balgam.

• Asidin etkisiyle yemek borusunda darlık.

• Morarma, kanlı balgam, yaş raller ve akut solunum yetmezliği bulguları.

Yapılması gerekenler:

• Süt, yumurta akı, vd. albuminli sıvıların içirilmesi, bol su içirerek midedeki asidin seyreltimesi (dilüsyon).

• Antasitler (Aluminyum hidroksit, magnezyum hidroksit: Mucaine, Simeco, Talcid, vd.).

• Midenin yıkanması tehlikeli olabilir. Hastanın alkali sıvılar içirildikten sonra kusturulması tercih edilir.

• Ağrı kesiciler.

• Gırtlak şişebilir (larinks ödemi). Bu durumda solunum yolunu açmak için trakeostomi yapmak gerekebilir.

• Şokla mücadele için IV sıvı verilir.

• Kortikosteroidler.

• Darlık gelişen vakalarda dilatasyon veya cerrahi girişim gerekir.

• Deri ve mukoza yanıklarında bol suyla ve bikarbonatlı sıvılarla en az 15 dakika yıkama.

• Bu hastalığın belirtilerinden kuşkulanıyorsanız doktora danışınız.

Akrep ve yılan Sokması

Zehirli hayvanların içerisinde en tehlikeli olanları akrep ve yılandır. Yine bunların içerisinde de zehiri fazla veya az etkili olanları vardır.

Akrep veya yılan sokmasından sonra ilk yardım tedbirleri alındığı halde ısırdıkları yerin çevresinde şişlik görülürse; zehirin şiddetli olduğu anlaşılmalıdır.

Ne Yapmalı?

Sokulan yer, vakit geçirilmeden, aleve tutularak mikrobu öldürülmüş bir bıçak veya jiletle yarılmalı; zehirli kan emilerek tükürülmelidir. (Kanı emen kimsenin ağzında yara olmamalıdır.)

İlk yardım çantası varsa, yaranın üzeri dezenfektan bir solüsyonla temizlenmelidir.

Sokulan yerin biraz üzerinden kravat, mendil, eşarp veya kemer gibi bir şeyle sıkmalı, böylece zehrin vücuda yayılmasına engel olunmalıdır. (Sargı yarım saatten fazla bekletilmemelidir, uzun zaman bekletilen sargı kan deveranını engelleyerek kangrene yol açabilir)

Hasta en kısa zamanda bir sağlık kuruluşuna yetiştirilmeli; geriye kalan tedavisi bir doktora bırakılmalıdır.  Doktor gerekli gördüğünde “yılan serumu” verebilir. (Isırılan yerin kızgın demirle dağlanması doğru olmadığı gibi, mikrop öldürmekten başka hiçbir faydası yoktur.)

Bayılmalar

Elbiseleri boyundan,göğüsten ve karından gevşetilir.

Hastanın beynine kan gitmesini sağlamak için düz bir yerde sırt üstü yatırılarak, ayakları yukarı kaldırılır ve sonrada şok pozisyonunda bekletilir. Kesinlikle başının altına yastık konmaz.

Hastaya uyarıcı kokular koklatılır. (Amonyak vb.)

Hastanın zorlanmaksızın kendine gelmesi beklenir.

Kendine geldiğinde su, çay gibi içecekler azar azar verilmelidir.

Kırıklar

Hasta sarsılmaz ve hareket ettirilmez.

Kanama varsa durdurulur.

Hasta taşınmadan önce kırık bölgesi hareketsiz hale getirilir.(Bunun için tahta gibi sert cisimler kullanılabilir.)

Açık kırık varsa (kırık uçları görülüyorsa) kırık kemik parçalarına kesinlikle dokunulmaz ve bunlar yerleştirilmeye çalışılmaz. Yara üzerine temiz bir gazlı bez kapatılır.

Burun Kanaması

Burnu kanayan kişinin başı hafifçe öne edilir.

Hasta burun üzerine basınç yapar.

Bu sırada ağızdan soluk alıp verir ve asla sümkürmez.

Burun kanamasinda hastanin başi geriye doğru kaldirilmaz.

Donma

Kışın uzun zaman soğukta kalmış bir kimsede önce uç noktalardan (burun-kulak-yanak-parmak) başlayarak dokuların içindeki sıvı donar. Donmuş bölgedeki kan damarları iyice büzülmüş olduğundan dolaşım durur ve derinin rengi mum görüntüsü verecek şekilde solar.

   Dikkat: Burun, kulak ve yanak donmaları ağrı yapmadığı için, donmakta olan şahıs bunun farkına varamaz. Ancak el ve ayak parmakları donarken şiddetli bir ağrı verir. Donma ilerledikçe dokular uyuşur. Kazazede halsizlik hisseder. Aynı zamanda şiddetli bir uyku bastırır. Bu uyku -donan şahıs farkına varıp tedbir almadığı takdirde- ölüm uykusudur.

Ne Yapmalı?

Soğuk karlı havalarda, tek başınıza, yaya olarak uzun yola çıkmayınız.

Çıkmak zorunda kaldığınız durumlarda mutlaka sıkı giyininiz. Külahsız ve boyun atkısız çıkmayınız.

Boyun atkısı ile ilk donacak olan burun, kulak ve yanak gibi yüz bölgelerini sarınız.

Ayakkabı yerine bot veya üstten boğdurmalı bir çizme giyiniz. Eldivensiz çıkmayınız.

Fazla üşüdüğünüzü hissettiğiniz an burun ve kulaklarınızı ellerinizle ovuşturarak ısıtınız.

Elleriniz fazla üşüdüğü takdirde koltuk altlarına sokarak ısıtınız.

Donmuş Bir Kazazedeye İlk Yardım

Yolda donmuş birini gördüğünüz zaman onu derhal arabanıza alıp üzerini sıkıca örtünüz.

Eğer yaya iseniz ve kazazede de baygın bir halde ise, onu derhal sırtlayıp meskun bir yere taşıyınız.

Donmuş bir kimseyi sakın sıcak sobanın yanına yatırmayınız. Sobasız serin bir odaya alınız.

Evvela soğuk suya batırılmış bezlerle donmuş yerleri fazla bastırmadan ovuşturunuz.

Dokular yumuşayıp kan deveranı başlayınca ılık suya batırılmış bezlerle masaja devam ediniz.

Kazazede kendine gelince onu ılık bir küvete oturtabilirsiniz. Banyonun suyunu yavaş yavaş ısıtarak şahsın iyice kendine gelmesini sağlayınız.

Banyodan çıkardığınız kazazedenin vücudunu kuruladıktan sonra ona sıcak süt veya çay içiriniz.

Yatağa yatırıp istirahat ettiriniz.

Dikkat: Donmuş bölgeye birden bire sıcak tatbik ettiğiniz zaman damarları zedeleyip kangrene sebep olacağınızı unutmayınız.

12 Temmuz 2007

Eğitim Yazılımları

Eğitim Yazılımları

Eğitim yazılımları öğrencinin öğrenme-öğretme sürecine etkin bir biçimde katılmasını sağlar. Eğitim yazılımlarında kullanılan animasyonlar,metinler,grafikler dikkat çekmesi bakımından çok önemlidir. Bu nedenle ekran tasarımı iyi bir şekilde tasarlanmalıdır. Eğitim yazılımları derse aktif katılımı sağlar. Görsel çabuk ve zevkli bir öğretim ortamı oluşturur. Somut olarak verilen örnekler öğrencinin bazı olayları daha iyi kavramasına yardımcı olur.

Eğitim yazılımlarının hazırlanması

Öğrencilerin seviyesine göre konular farklı zorluk derecelerinde sunulmalı

Konular kendi içinde sınıflandırılıp sıralanmalı ve basitten karmaşığa kolaydan zora doğru olmalı

Öğrencinin bilgiyi alması yanında çeşitli sorularla öğrencinin soruları cevaplaması sağlanmalı

Sorulara verilen cevapların doğru ve yanlış olup olmadığının kontrolü yapılmalı ve bunun hakkında öğrenciye bilgi verilmeli

İçerik birbirine bağlı olmalı

Kolay sorular ve çeşitli ipuçları verilmelidir.

Konular seslendirmelerle canlandırılmalı

Geriye dönmeye ve tekrara imkan sağlanmalıdır.

Değerlendirme yapmak için testler yapılmalıdır.

Çeşitli oyunlar hazırlanarak öğrencinin ilgisi çekilmeli

Programın çalışması konusunda yardım menüsü ve klavuzu bulunmalıdır.

Konu anlatımlarında seviye grupları olmalı kullanım rahat olmalıdır.

Ekran Tasarımı

Renk: Akılda kalıcılığı sağladığı için önemlidir. Gereksiz renk kullanılmamalıdır. Yazılar, butonlar ve diğer grafiklerin renkleri uyumlu olmalıdır. Çok zıt yada birbirine yakın, çok koyu ve parlak renkler kullanılmamalıdır. Parlak renkleri dikkat etmek için kullanmak gerekir.

Yazı: Çok farklı fontlar vardır. Font seçiminde ilgiyi dağıtmamak için çok fazla farklı font kullanılmamalıdır. Belirlenen fontlar kullanılmalıdır. İtalik,kalın punto ve altçizgi karakterler kullanılarak anlatılması gereken yerlere dikkat çekilmelidir. Metinler bir bütün halde yazılmamalı,paragraflar kullanılmalıdır. Satır araları çok sık ve geniş olmamalıdır. Yazının büyüklüğü uygun olmalıdır.

Animasyon: Olayların daha açık ve anlaşılır olması için kullanılmalıdır. Olaylar animasyon haline getirilip sunulmalıdır. Uygun renkler ve seslendirmeye hazırlanmalıdır. Yaratıcı düşünceler geliştirilmeli.

Resim: Grafik ve resimlerin kenarlarında aşırı boşluk olamamalıdır. Renkler ve resim net olmalıdır. Uygun grafik ve çizgiler seçilmeli. Konuya uygun resim seçilmeli.

12 Temmuz 2007

Yükseköğretimde Toplam Kalite Yönetimi Yaklaşımları Ve Abd Örnekleri

YÜKSEKÖĞRETİMDE TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ YAKLAŞIMLARI VE ABD ÖRNEKLERİ

E3. 1. GİRİŞ

Toplam Kalite Yönetimi (TKY), üretimde kalite ve verimliliğin sürekli geliştirilmesi sürecidir. TKY’de müşteri ve rekabet odak noktasıdır. TKY ile çalışanların teşviki, güçlendirilmesi ve katılımı, ürün maliyetlerinin düşürülmesi, kalitenin ve verimliliğin artışı, dolayısıyla toplam katkının arttırılması etkin bir biçimde sağlanabilmektedir.

Eğitim de bir hizmet üretimidir. Oysa eğitimciler imalat sanayi ve eğitimdeki prosesler arasında benzetim yapılmasından hoşlanmaz. Yükseköğretimde TKY, performans göstergeleri ile eğitim proseslerinin yönlendirilmesine ilaveten öğrenimin kalitesini, müşteri ihtiyaçlarının karşılanmasında kurum verimliliğini de kapsar. Özerklik artışı ile kalite gelişimi arasında doğru orantı vardır. Ancak özerklik artışının kurumun kredibilitesi ve güvenirliği ile dengelenmesi gerekir.

Ulusal ve uluslararası ortamlarda rekabetin giderek artması sonucu yönetim sistemlerinin tek ve yegâne amacı, kısa vadede mamul ve/veya servis üretiminde her türlü israfı önleyerek rekabet gücünü yükseltmek; uzun vadede ise kurumun kendi sektöründe uluslararası lider olmasını sağlamaktır. Bu amaca ulaşmada gerekli en önemli kaynak kalifiye insangücüdür. Kalifiye insangücünün yetiştirildiği en önemli kurumlardan biri olan yükseköğretim kurumları ve üniversitelerin sağladığı hizmet kalitesi de tüm sektörlerin kalitesini etkileyen temel noktalardan biridir. Mamul/servis üreten diğer pek çok sektörün ürünlerindeki kalitesizlik sadece o sektör veya ürünlerinin girdi olduğu diğer sektörleri belirli ve kısa sürelerle etkiler. Ancak eğitimdeki kalitesizliğin etkisi, tüm sektörler üzerinde çok daha uzun süreli, zincirleme ilişkilerle yüzyıllara varan zaman dilimleri içinde geçerlidir.

Eğitimde kalite yönetiminin amacı, kalifiye insangücünün yetiştirilmesinde sürekliliğin sağlanmasına yardımcı olmaktır. Eğitimde kalite yönetimi,

ülkenin ihtiyaç duyduğu elemanları yetiştirmeyi,

bu elemanlara ihtiyaç duyulduğu zamanda yetiştirmeyi,

özellikle de eğitimde esnekliği hedefleyerek, israfı önlemeyi, kaliteyi artırmayı, eğitimin yeterli ve uygun sürelerde en düşük maliyetle yapılmasını, moral ve verimliliği arttırmayı, özetle sürekli iyileştirme ve gelişmeyi,

sağlar.

2. YÜKSEKÖĞRETİMDE TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ

Yükseköğretimde kalite yönetimi, eğitimin her aşamasında ve eğitimi etkileyen tüm alanlarda,

fiziki altyapı (bina, spor tesisleri, açık alan vb.)

akademik altyapı (laboratuvar, kütüphane, dokümantasyon, iletişim, bilgi işlem vb.),

ders programı,

sınav ve değerlendirme sistemi,

akademik/idari personel temin ve geliştirme sistemi,

araştırma ve yayınlar,

kurumsal gelişme planı (stratejik planlama),

üniversite-sanayi-toplum ilişkileri,

sağlanırsa kaliteli insangücü yetiştirilebilir (Şekil 1).

Tüm faaliyetlerde öğrencilerin öğretimi ve eğitimi odak noktasıdır. Çünkü, öğrencilerin öğretimi ve eğitimi üniversitelerin en temel fonksiyonudur. Yükseköğretimde kalite güvencesini sağlamak için iki alışılagelmiş yaklaşım vardır. Bunlardan birincisi akreditasyon, diğeri de çıktıların ürünlerin) değerlendirilmesidir.

Akreditasyon girdilerle, yani öğrenci seçimi, öğretim elemanlarının özellikleri, akademik ve fiziki altyapı (kütüphane, laboratuvar sınıflar…) üzerine odaklanmıştır. Akreditasyonda, yükseköğretime ayrılan kaynakların ve girdilerin kalitesi ve miktarı belirli bir düzeyin üstünde ise çıktıların kalitesinin de belirli bir düzeyin üzerinde olacağı varsayımı vardır. Bir başka deyişle, yüksek öğretimdeki kaliteyi, ona ayrılan kaynakların ve girdilerin kalitesi ve düzeyi belirler.Akreditasyon yüksek öğretim sisteminin içiyle, eğitim süreçleriyle ve sonuçlarla ilgili değildir.

Değerlendirme sistemleri ise, öğrenci başarıları, mezun sayısı, istihdam edilen mezun sayısı, mezunların istihdam yerleri gibi sistemin çıktılarıyla ilgilidir. Ancak burada da eğitim-öğretim süreçleri göz ardı edilmektedir.

Yükseköğretimde, gerçek anlamda kalite artışı sağlanmak isteniyorsa,

girdileri değerlendiren akreditasyon sistemini,

çıktıları değerlendiren değerlendirme sistemini,

eğitim-öğretim süreçlerinin tasırımını, planlamasını, uygulamasını ve denetimini sağlayan sistemleri,

beraberce entegre ederek, kalite güvencesini sağlayan “Yüksek Öğretimde Toplam Kalite Sistemi” yöntem ve tekniklerinin kullanılmaya başlanması gerekmektedir (Şekil 2).

3 ABD’DE YÜKSEKÖĞRETİMDE

KALİTE GELİŞTİRME FAALİYETLERİ

21. yy.’la girerken, gerek Amerika Birleşik Devletleri’nde, gerekse Avrupa Topluluğu’nda yüksek öğretimde sürekli gelişim sağlamak için, çeşitli program ve projeler başlatılmıştır. Bu bölümde, Amerika Birleşik Devletleri’nde bu amaçla oluşturulan ve yüksek düzeyde mali kaynaklarla desteklenen “Kalite Koalisyon ve Konsorsiyumları”nın faaliyetleri özetlenecektir.

3.1. AAHE Akademik Kalite Konsorsuyum’u Sürekli Kalite Geliştirme Projesi

Akademik Kalite Konsorsyum’u (Academic Quality Consortium), Amerikan Yüksek Öğretim Derneği’ne (American Association for Higher Education, AAHE) bağlı bir kurumdur. Akademik Kalite Konsorsyum’u 1993 yılında AAHE Sürekli Kalite Geliştirme (Continuous Quality Improvement, CQI) Projesini başlatmıştır. Proje sürekli kalite geliştirme çalışmalarına katılmayı taahhüt eden üniversitelere, kendi aralarında tecrübe ve bilgi aktararak beraberce öğrenme ve çalışma fırsatı yaratmayı amaçlamaktadır. Projenin amaçları,

yükseköğretimde sürekli kalite geliştirme çalışmalarının prensiplerini saptamak ve başarılı uygulamaları ortaya çıkarmak,

yükseköğretimde sürekli kalite geliştirme çalışmalarını gerçekleştiren uygulayıcılar arasında fikir ve bilgi alışverişini gerçekleştirmek,

yukarıdaki amaçları gerçekleştirmeye yardımcı olacak bir bilgi ağını kurmak,

yükseköğretim kurumlarında kullanılıp, uygulanabilecek bir kalite standartları sistemini oluşturmak,

lisans düzeyinde, mühendislik eğitiminde program ve eğitim sistemlerinin geliştirilmesine etki yapacak her türlü yeni yapı ve yaklaşımı üretmek,

lisan düzeyinde mühendislik eğitimi veren kurumlar arasındaki fikir alışverişine ve kaynaklara ortak erişimine imkan sağlayacak ortamı oluşturmak,

kadınlara, azınlıklara ve özürlülere verilen mühendislik diplomalarının sayısını artırmak,

lisans düzeyinde mühendislik eğitiminin kalitesini yükseltmektir.

Ocak 1995 sonu itibariyle AAHE Sürekli Kalite Geliştirme Projesine 20 üniversite katılmıştır.

3.2. NSF Mühendislik Eğitimi Koalisyonları

ABD’de mühendislik eğitiminde sürekli kalite geliştirmeye yönelik faaliyetlerin sürdürüldüğü kurumlardan biri de Ulusal Bilim Vakfı’dır. Aşağıda halen NSF bünyesinde devam eden koalisyonlardan bazıları hakkında bilgiler verilmiştir.ECSEL:ECSEL, (Engineering Coalition of Schools for Excellence in Education and Leadership) 1990 Sonbaharında yedi üniversite tarafından kurulmuştur.

Beş yıllık bir perspektif içinde lisans düzeyinde mühendislik eğitimini ve altyapısını yenileyip geliştirerek mühendisliği gençler için daha cazip ve çekici bir meslek haline getirmek amaçlanmaktadır. Projede taraflar aşağıda sıralanan faaliyetleri gerçekleştireceklerdir;

programın yeniden yapılandırılması ve akademik personelin geliştirilmesi,

meslekçi ve sürekli eğitim programlarının geliştirilmesi,

mühendislik hazırlık programlarının geliştirilmesi,

tasarımın programa sokulması,

modül birimlerinin ve destek teknolojilerinin geliştirilmesi,

üniversiteler arasında çeşitli iletişim ağlarının kurulması,

öğrenci liderlik geliştirmesi ve program değerlendirilmesi,

GATEWAY: Mühendislik Eğitimi Koalisyonu 1992 yılında aşağıda sıralanan on üniversite tarafından kurulmuştur.

GATEWAY Koalisyonu, mühendislik eğitimi programını, derse odaklanmadan kurtararak, disiplinlerarası yaklaşımları kullanarak, programı oluşturan parçaların birleştirilip entegre edilmesi yönündeki çalışmaları sürdürmektedir. Faaliyetleri;

program yenileme ve geliştirme,

insangücü potansiyeli geliştirme,

eğitim teknolojisi ve metodolojisi,

değerlendirme ve kalite güvencesi

çalışmalarını kapsamaktadır.

SUCCEED: SUCCEED (Güneydoğu Üniversite ve Kolejleri Konsorsyumu) 1992 baharında 7 üniversite tarafından kurulmuştur.

SUCCEED içinde MÜFREDAT 21 (CURRICULUM 21) adı altında 21.yy için yeni bir ders programı geliştirilmiştir. SUCCEED’in misyonu,

CURRICULUM 21′in uygulanabilmesi için öğrenen bir çevreyi oluşturacak ortamı kurmak,

CURRICULUM 21 ile mühendis adaylarını gönderen kurumlar (listeler ve benzeri okullar) ve mühendisleri istihdam eden kurumlar arasında etkin bir arakesit geliştirmek,

CURRICULUM 21 kapsamında mühendislik öğrencilerinin özellikle kadınların ve azınlıkların mezuniyetlerini teşvik etmek,

CURRICULUM 21′in geliştirilmesinde sanayinin ve akademik personelin katılımını teşvik ederek, çevre dostu, temiz ve yalın sanayilerin oluşturulmasına katkıda bulunmak,

CURRICULUM 21′i toplam kalite yönetimi prensiplerini ve tekniklerini kullanarak sürekli geliştirmek,

olarak belirlenmiştir. SUCCEED, ayrıca NSF’in diğer mühendislik koalisyonları ile işbirliği sağlayacak iletişim programlarını geliştirecektir. Böylece koalisyonlar arasında entellektüel ve fiziki kaynakların paylaşımı sağlanabilecektir.

SYNTHESIS: Synthesisi Bir Ulusal Mühendislik Eğitimi Koalisyonu 1990 sonbaharında 8 üniversite arasında kurulmuştur.

Bu koalisyona katılan üniversitelerin özellikleri yer, büyüklük ve misyon olarak çok çeşitlidir.Yükseköğretimdeki problemlerin çözümleri, çok geniş bir yelpaze içinde ele alınmaktadır. Problemler dört ana grupta incelenmektedir;

program reformu.

programı destekleyen teknolojiler.

mühendislik eğitimine öğrenci cezbetme ve çekme programları.

toplumla ilişkileri geliştirme, ve mühendisliğin kamuya tanıtılması.

SYNTHESIS’in nihai hedefi,

disiplinlererası kabiliyetlerin kazandırıldığı,

problem çözmeye yönelik,

geniş spekturumlu sosyal ve ekonomik etkenleri de gözönüne alarak tasarım yapabilen, mühendisleri yetiştirecek yeni eğitim stratejilerini benimseyen yükseköğretim kurumlarını oluşturmaktır.

SYNTHESIS,

21. yy’ın rekabet baskı ve ihtiyaçlarını karşılayabilecek programı sistematik olarak yeniden yapılandırmak,

mühendislik eğitiminde kadın ve azınlıkların sayısını arttırarak onları lisanüstü eğitime yönlendirmek,

programı, yükseköğretim kurumları arasındaki ilişkileri ve öğrenci çekme projelerine destek verecek araçları oluşturmak,

yeni eğitim destek teknolojilerini koalisyonda yer alan kurumlar ve diğer üniversitelere yaymak,

ulusal Mühendislik Eğitimi Yayma Sistemini (NEEDS, National Educational Delivery System) planlamak ve geliştirmek,

mühendisliğe ilgi duyan kabiliyetli ve potansiyeli yüksek öğrencilere ve öğretmenlerine erişimi sağlamak,

mühendislik eğitiminde başarı oranlarını arttırmak ve mühendislik alanları arasındaki geçişleri azaltmak,

yüksek lisans potansiyeli gösteren öğrencilerin desteklenip geliştirilmesini sağlamak,

koalisyon projelerini ve matematik, fen bilimleri ve mühendisliğe karşı olumlu yaklaşımları desteleyecek dış etkenleri oluşturacak, toplumun teknolojik kültürünü arttırıcı ve Koalisyonun faaliyetleri kolaylaştırıcı ortamı yaratmak,

anaokulundan 12.Sınıfa kadar tüm alt eğitim kurumları, öğretmenler ve öğrenciler ile ilişkileri geliştirmek,

elektronik sınıf, prototip ders dokümanı hazırlama stüdyosu, veri tabanı mimarisi ve bilgi ağları türü çeşitli eğitim araçları ve projeler oluşturmak

gibi faaliyetleri içermektedir.

4. SONUÇ

Eğitimde Toplam Kalite Yönetiminin gerçekleştirilmesi,

israfı önlemeyi,

kaliteyi arttırmayı,

bakımlı binalar ve çevrenin oluşmasını,

başarılı öğretim üyelerinin teminini,

moral ve verimliliği arttırmayı,

mükemmel sınav sonuçlarının alınmasını,

yüksek başarı oranını,

uzmanlaşmayı,

ailelerden, sanayiden ve toplumdan destek sağlanmasını,

kaynakların etkin kullanımını ve arttırılmasını,

sürekli iyileştirme ve gelişimi,

özetle parlak bir geleceği sağlar.

12 Temmuz 2007

Samba Array Sunucusu

SAMBA SUNUCUSU

Samba, kısaca UNIX sistemlerle Windows makineler arasında yazıcı ve dosya paylaşımı yapan bir pakettir. Bu sayede UNIX sistem üzerindeki kaynaklar, Windows tarafında kolayca erişilebilecek bir hale gelebilir. Samba kullanan sistemlerde, paylaşılan diskler tıpkı yerel diskler gibi görünecektir. Kullanıcılar, sanki yanı başlarındaki bir diski paylaşıyormuşçasına uzaktaki bir Linux makinaya bağlanabilirler.

SMB(Server Message Block), Windows makineler tarafından kullanılan ve disk ve yazıcı paylaşımına olanak veren bir protokoldür. Bu protokol Windows 2000 ile birlikte CIFS adını almıştır. Linux Samba desteği ile bu işletim sistemleri veya kendi üzerinde bulunan disk ve yazıcıların tüm makineler tarafından paylaşılmasını sağlar.

Samba tüm bunları SMB ağ protokolünü yorumlayarak gerçekleştiriyor. SMB, TCP/IP üzerinden NET BIOS yardımıyla ağ üzerindeki makinalar tarafından kullanılır. NET BIOS da başlı başına bir protokoldür.

Sambanın Özellikleri

Samba Microsoft ağlarında Windows NT ile aynı işi yapabilecek kabiliyette olan bir sunucudur. Bir NT sunucudan bekleyebileceğiniz hemen her şeyi Samba ile hiç bir sıkıntıya düşmeden yapılabilir. İşte Samba ile yapılabileceklerden bazıları:

UNIX’inizi Dünyanın her yerindeki Windows Sunucularına istemci

Microsoft ağları için Ana Alana Denetçisi (PDC)

Microsoft Ağları için Ana Alan Tarayıcısı (Master Browser)

WINS sunucusu

WINS için DNS çözünürlüğü

Netware sunucuları ile Windows arasında ağ geçidi

Ağınızdaki UNIX, WINDOWS, MAC ağ yazıcılarına Windows’lardan erişim

Mars mail ile, ayarsız e-mail gönderme-alma.

Heterojen yapılı bir ağda diğer tüm bilgisayarların sundukları kaynaklardan faydalanma.

Sambada iki tane daemon çalışmaktadır;

1 –smbd : Ağ üzerinden yazıcı paylaşımı kullanıcıları için alan denetleyicisi(PDC) olarak görev yapar.

2 – nmbd : WINS görevi yapar.

Samba sunucusu ile ilgili konfigürasyon işlemleri /etc/smb.conf dosyasını kullanarak veya X Window da çalışıyorsanız Netconf’da Samba File Server bölümünü kullanarak gerçekleştirebilirsiniz.

Samba Paketlerinin Yüklenmesi

Sistemde samba yüklü olup olmadığını anlamak için ;

# rpm -q samba

yazdığınızda samba-2.0.6 diye bir çıktı alıyorsanız samba yüklü demektir. Eğer samba yüklü değilse ;

“package samba is not installed” diye bir hata mesajı alırsınız.

Sambayı sisteme yüklemek için konsol da root olarak sırayla;

[apache@root] # rpm -i samba-common-2.0.5a-12.i386.rpm

[apache@root] # rpm -i samba-2.0.5a-12.i386.rpm

[apache@root] # rpm -i samba-client-2.0.5a-12.i386.rpm yazılır.

Bu işlemi, grafik ortamdan da kolaylıkla yapabilirsiniz.

SAMBA KONFIGURASYONU

    Sambanın çok fazla parametresi vardır ve yapacağı göreve göre değişik konfigürasyonu vardır. Konfigürasyonda ilk başta sambanın konfigürasyon dosyası olan smb.conf deki parametrelerin ne manaya geldiğini anlatılacaktır. Daha sonra da istemcilerin NT veya Windows 9x olmasına göre farklı konfigürasyon yapılacaktır.

/etc/smb.conf dosyası 3 ana bölümden oluşur.

[global] [homes[ ve [printers] bölümü

    Bu bölümlerde ön tanımlı değerleri değiştirmek veya aktif hale getirmek için parametrelerin başlarındaki” #” ve” ;” işaretlerini kaldırmanız gerekir.

İlk önce bazı parametrelerin karşılıklarını verelim;

PDC =Primary Domain Controller (Birincil alan denetleyicisi)

Değişken Tanımları

%a İstemcinin işletim sistemi ( WinNT, Win9X,)

%I İstemcinin IP adresi ( 160.75.2.20)

%m İstemcinin NetBIOS ismi

%M İstemci DNS adi

Kullanıcılar için Parametreler

%g Kullanıcının birincil grubu

%u LINUX kullanıcısı adi (username)

%H Kullanıcının  Ev (Home) dizini

Sunucu için Parametreler

%h Samba sunucunun DNS adi

%L Samba sunucu NetBIOS adi

%v Samba versiyonu

%T Sistemin o andaki tarih ve saati

[global] bölümü

Bu kısım genel olarak konfigürasyonun yapıldığı kısımdır.

Bu kısımda ;

Workgroup =

Bu ifade ile sambanın hangi workgroup(çalışma grubu) veya NT domaini(NT alanı) ile bağlantı kuracağı belirlenir

Örnek : Workgroup = Baskent

Server string =

Bu ifade ile SAMBA sunucusunun  Windows ağında  hangi isim ile gözükeceğini belirlemek için kullanılır. Windows’taki Bilgisayar tanımı (Computer Description) ile aynı görevi yapar.

Örnek : server string = SAMBA SERVER %v

hosts allow=

Bu parametre ile Samba sunucuya erişim izni verilecek istemcilerin IP ’leri veya isimleri belirlenir.

Örnek : hosts allow =160.75. 127.0.0.1 193.140.2. ftp.gazi.edu.tr

Örnekteki ifade ile 160.75. , 193.140.2. ile başlayan tüm IP ‘lere , ftp.gazi.edu.tr ve Samba sunucusunun kendisine erişim hakki verilmiştir.

hosts deny=

Bu parametre Samba sunucuya erişim iznini olmayan IP ‘leri ve istemci isimlerini belirler.

Örnek : hosts deny= 160.75.2.1

printcap name =

Bu parametre ile yazıcı ile ilgili konfigürasyon dosyasının yeri belirtilir.

Örnek : printcap name = /etc/printcap

load printers =

Bu parametre ile sambanın açılışta /etc/printcap dosyasında belirtilen yazıcıların paylaştırılmasını sağlar.

Örnek : load printers = yes

guest account=

Sunucunuzda kullanıcı adi olmayanlarında sisteme misafir olarak girmesine izin verir.

Örnek : guest account =pcguest

Buradaki pcguest ‘i /etc/passwd dosyasına eklemeniz gerekir. Aksi takdirde misafir hesap olarak nobody kullanılacaktır.

log file =

Samba sunucuya bağlantı yapıldığında yapılan işlerin kayıtlarının tutulduğu dosyalardır.Burada iki türlü kayıt tutulur. İstemci makine adına göre (%m); kullanıcı simlerine göre (%u).

Örnek log file =/var/log/samba/log.%m (istemci makineye göre kayıt tutar.)

log file =/var/log/samba/log.%u (kullanıcı adına göre kayıt tutar)

max log size =

Kilobyte olarak maksimum dosya boyutunu belirler.

Örnek : max log size = 50

Security =

Bu parametre sambadaki en önemli kısımdır. Şifre ve kullanıcı adini doğrulamasının nasıl olacağı belirlenir. 4 çeşittir ; user , server , domain , share

* user

Eğer security =user olarak seçilirse kullanıcı ve şifre doğrulaması için  /etc/smbpasswd dosyası kullanılır. Bu dosyadaki kullanıcı adi ve şifresi doğruysa sisteme giriş izni verilir.

* server

Bu seçenekte ise şifre ve kullanıcı adi doğrulaması bir NT PDC veya başka bir Samba PDC sunucudaki kullanıcı adi ve şifreye göre doğrulama yapılır.

* domain

Bu seçenekte de şifre ve kullanıcı adı doğrulaması bir NT PDC veya başka bir Samba PDC sunucudaki kullanıcı adı ve şifreye göre doğrulama yapılır. Fakat server seçeneğinden farkı ; server seçeneğinde kullanıcı sistemden çıkana kadar NT PDC veya diğer Samba PDC sunucu arasındaki bağlantı devam eder. Buda sunucunun boşu boşuna kullanılması demektir. Ama, domain seçeneğinde sadece kullanıcı adi ve şifresi doğrulanana kadar şifrelerin tutulduğu sunucu ile Samba sunucu arasında bağlantı kurulur. Bağlantı kurulduktan sonra ilişki kesilir.

* share

Bu seçenekte, samba sunucu üzerindeki her bir paylaşım için şifre sorgulaması gerekir.

Password server=

Bu parametre sadece security seçeneği server veya domain olduğu zaman kullanılır ve şifrelerin ve kullanıcıların şifrelerinin hangi sunucuda tutulacağını belirtir. Sunucunun NETBIOS ismi yazılır.

Örnek : password server = NTSRV14

encrypt passwords =

NT Servis Pack 3 ve sonrası , Windows 98 şifreleri “encrypt” ederek gönderir. Mutlaka bu seçenek “yes” olmalı. Bu ifadeye yes demezseniz, Samba düz text (plain text) olarak şifre gönderir. Fakat bu şifreleri Windows NT kabul etmez. Plain text olarak şifre göndermek için NT ve Windowsların registry ‘leri ile oynamanız gerekir bu da güvenlik açısından iyi değildir.

Örnek: encrypt passwords = yes

smb passwd file =

Bu parametre security seçeneği user olarak seçildiği zaman kullanılır, şifrelerin ve kullanıcı adlarının hangi dosyada tutulacağını belirler.

Örnek : smb passwd file = /etc/smbpasswd

Samba kullanıcısı eklemek için security =user seçilmiş olmalıdır. Daha sonra;

1- “smbadduser linux_ kullanıcı_adı:samba_kullanıcı_adı”  komutu yürütülür.

Örnek :smbadduser onder:onder    (kullanıcı adları ayni olmak zorunda değildir!!)

2- Tüm kullanıcıları smbpasswd dosyasına eklemek için

# cat /etc/passwd

mksmbpasswd.sh >> /etc/smbpaswd komut kullanılır.

Eğer NIS(Network Infomation Service) kullanıyorsanız;

# ypcat passwd fakat

mksmbpasswd.sh >> /etc/smbpaswd komut kullanılır.

daha sonra kullanıcılara şifre vermek için ;

“# smbpasswd kullanici_adi” komutu kullanılmalıdır.

3- ” smpasswd -a kullanici_adi linux  /etc/passwd dosyasındaki kullanıcıyı smbpasswd ‘na aynı isimde ekler.

username map =

Bu seçenekte ise Samba sunucuda olmayıp da NT de bulunan kullanıcıların Samba sunucuda hangi kullanıcı adına göre işlem yapacağı dosyanın yerini belirtir.

Bu dosyanın içeriği  :

# Unix_name = SMB_name1 SMB_name2 …

root = administrator admin

nobody = guest pcguest smbguest

burada NT deki administrator ve admin kullanıcılarının linux teki root kullanıcı haklarına sahip olduğu belirtilmiştir.

Örnek : username map = /etc/smbusers

include = /usr/local/samba/lib/smb.conf.%m

Bu parametre ile istemci makineler için farklı farklı konfigürasyon dosyası oluştura bilirsiniz. (sadece istemci adına göre olabilir yani %u olmaz)

Örnek : include = /usr/local/samba/lib/smb.conf.hidiv

Bu şekilde hidiv makinesi için özel bir konfigürasyon dosyası açılmış oldu.artık hidiv makinesi için sadece bu dosyadaki konfigürasyonlar geçerli olacaktır.

socket options =

Burada sambanın hangi socket seçeneğini kullanacağı belirtilir.

Örnek : socket options= TCP_NODELAY

interfaces =

Samba sunucunun birden fazla subnet için geçerli olmasını sağlar

Örnek : interfaces= 192.168.1.5/24 192.168.2.3 /24 veya

interfaces = 192.168.1.5/255.255.255.0 192.168.2.3/255.255.255.0

netbiosname =

Samba sunucunun NT NETBIOS ismi

Örnek: netbios name=apache

local master =

Bu parametre ile samba sunucunun yerel ağda yetkili sunucu olup olmayacağını belirler.

Örnek : local master =yes

os level =

Samba sunucu ile Windows ağındaki diğer bilgisayarlar ile ağda yetkili olmak için yarışa girer.

Bu parametre ile samba sunucunun yarışa katılıp katılmayacağı ,katılacak ise yarıştaki konumunu belirler. En fazla 255 olabilir.

Bazı sistemler için os level aşağıdaki gibidir;

Windows NT Server 4.0 = 33

Windows NT Server 3.51 =32

Windows NT Workstation 4.0 =17

Windows NT Workstation 3.51 =16

Windows 98 =2

Windows 95 =1

Windows 3.1 =1

Bu durumda samba sunucuyu PDC (Primary Domain Controller ) olarak kullanacaksanız os level en az 34 olmalı yarışa hiç girmesini istemiyorsanız 0 olmalı. Burada önemli bir husus ise eğer ağınızda daha önceden bir NT PDC varsa ve hala kullanmak istiyorsanız samba sunucunun os leveli NT PDC den küçük olmalıdır.

Aksi takdirde NT PDC de sorunlara yol açar. Yani ağda bir PDC NT sunucu varsa samba yi os level=34 ile kullanamazsınız.

domain master =

Bu parametre ise samba sunucunun tüm subnetler için yetkili sunucu olup olmayacağı belirlenir.

Daha öncede belirttiğim gibi ağ da bu isi yapan bir NT PDC varsa bu seçeneğe “no” olarak belirtin.

Örnek : domain master =yes 

domain logons=

Bu parametre ile Windows ’lar için samba domain logon sunucu olup olmaması belirlenir.

Örnek : domain logons =yes

preferred master=

Bu parametre ile samba sunucunun yetkili sunucu olmak için katıldığı yarışta biraz daha öncelikli olmasını sağlanır.

Örnek : Preferred master=yes

Diyelim ki iş yerinizde 4 farklı bölüm var ve bu bölümler için 4 ayrı NT sunucu var. Bu 4 NT sunucunun yaptığı işi bir tek samba sunucu ile yapabilirsiniz.

Bunu için netbios aliases seçeneği kullanılır.

Örneğin muhasebe ,sistem , yönetim , hesap diye 4 ayrı workgroup ve bunlara ait sırayla server1 server2 server3 server4 diye 4 NT tane sunucular olsun .

netbios aliases = server1 server2 server3 server4

include = /etc/smb.conf.%L

Include ifadesi ile her bir isim için ayrı bir konfigürasyon dosyası oluşturulması sağlanır.(dosyayı kendinizin oluşturmanız lazımdır.)

Mesela , server1 için /etc/smb.conf.server1 dosyası oluşturduktan sonra içine

muhasebe workgroup’u için gerekli konfigürasyonları yapabilirsiniz.

logon script =

Bu parametre eğer samba sunucu PDC olarak ayarlanmışsa kullanıcıların sisteme ilk girdiğinde bazı scriptlerin çalışmasını sağlar logon script= %U.bat ile scriptin her kullanıcı için çalışmasını sağlar. %m ile de her istemci makine için çalışmasını sağlar.

Örnek : logon script =%U.bat

Ama script tin çalışması için netlogon diye bir paylaşımın açılması lazım. (nasıl açılacağı aşağıda belirtilecektir.)ve bu scriptin bir dos  editöründe yazılması lazımdır.

logon path =

Bu parametre ile kullanıcıların Profile ‘lerını linux üzerinde tutabilirsiniz

Örnek: logon path = \%LProfiles%U

%L samba sunucunun netbios ismi

%U kullanıcı adı

bunun içinde [homes] bölümünde anlatıldığı  gibi Profiles paylaşımı oluşturulmalıdır

wins support =

Bu parametre ile samba sunucunun WINS olarak çalışıp çalışmayacağı belirlenir.

Örnek : Wins support =no

wins server =

Bu parametre ile Ağ daki NT WINS sunucunun IP adresi belirlenir.

Örnek : wins server = 160.75.2.4

Yukarıda belirtilen wins support ve wins server parametrelerinin ikisi ayni anda kullanılamaz ve Samba sunucu secondary wins ve backup domain server olarak kullanılamaz.

default case =

Bu parametre ile ön tanımlı olarak Büyük veya  küçük harf kullanılacağı belirlenir.

Ön tanımlı olarak küçüktür.

Örnek : default case =lower

case sensitive =

Bu parametre ile şifre ve kullanıcı adi doğrulaması yapılırken büyük küçük harf ayrımı yapılıp yapılmayacağı belirlenir.

Örnek : case sensitive=no

[homes] bölümü

Bu bölüm samba sunucu üzerinde disk ve yazıcı paylaşımlarının  yapıldığı kişimdir.

[homes]

comment = Home Directories

browseable = no

writable = yes

iki parantez ([ ]) içindeki ifade paylaşımın adini belirler.

comment ifadesi ile paylaşım hakkında bilgi verir.

browseable  ifadesi ile paylaşıma izin verilen kişiler dışındakilerin paylaşımı görmesine izin verilip verilmeyeceği belirlenir.

writable ifadesi ile izin verilen kişilere yazma izni verilip verilmeyeceği belirlenir.

[pub]

comment = TEMP dizini

path = /tmp

writable = yes

browsable = yes

public =yes

guest ok =yes

yukarıda path ifadesi  ile dizinin tam adresi ifade edilir.

public ile herkes tarafından kullanıma açılıp açılmayacağı belirlenir.

guest ok ile misafir kullanıcılara erişim verilip verilmeyeceği belirlenir.

admin users =

Bu ifade ile belirtilen kullanıcılara (onder , ender) paylaştırılan dizinler üzerinde root yetkisi verilir.

Örnek : admin users =onder,ender

valid users =

Bu parametre ile paylaşım için izin verilen kullanıcılar belirtilir

Örnek : valid users =onderl , ender , balaban , subaşı

Bu valid users ifadesi grup içinde belirtilebilir

valid users = @linux

Burada ise linux grubundaki kullanıcılara için izinler söz konusudur.

invalid users =

Yukarıdakinin tam tersidir, paylaşıma erişim izni verilmeyecek kullanıcıları belirtir.

Örnek : invalid users = ozgur

write list =

Yazma izni verilen kullanıcıları veya grupları belirler.

Örnek write list =onder ender @baskent

Burada onder ender kullanıcılarına ve baskent grubuna izin verilmiştir.

read list

Okuma izni verilen grupları ve kullanıcıları belirler.

max connection =

Belirtilen paylaşıma bir anda bağlanacak kullanıcı sayısını belirler.

Örnek max connection =20

create mode =

Bu parametre ile dosyaların hangi modda açılacağı belirlenir

Örnek : create mode =0755

Eğer samba sunucuyu alan denetleyicisi olarak kullanacaksanız;

Global kisminda :

logon scripts =%U veya %m

İfadesini seçmişseniz bir tane netlogon paylaşımı açmanız lazım.

[netlogon]

comment = Network Logon Service

path = /home/netlogon

guest ok = yes

writable = no

share modes = no

ifadeleri ile netlogon paylaşımını belirledikten sonra  /home dizini altında netlogon dizini açmanız lazım ve bu dizine dos altında yazdığınız mesela ismi logon.bat olan dosyayı kopyalayın dosyanın içine açılışta otomatik olarak çalışmasını istediğiniz ifadeler yazın mesela

net use z: \samba_sunucuhomes

net use t: \samba_sunucutmp

yukarıdaki ifade ile kullanıcının samba sunucu üzerindeki home dizini Z olarak samba sunucu üzerindeki tmp dizini ise T olarak Windows ve NT (No Thanks) lerde My computer (Bilgisayarım ) altında oluşturur.

Aşağıdaki ifade ile de kullanıcıların Profiles Linux altında saklanabilir

[Profiles]

comment =User Profiles

path = /home/profiles

browseable = no

guest ok = yes

[Printers ] bölümü

[Printers ]

comment = All Printers

path = /tmp/

browseable = no

guest ok = no

writable = no

printable = yes

burada yukarıdaki homes kısmındaki parametrelerden  tek farklı parametre printable , manası buraya çıktı gönderilebilir demektir.

Linux üzerinden yazıcı kullanacaksanız X-Window da çalışan “printtool” programı ile yazıcıyı tanıtabilirsiniz.

 Sambanın PDC  Sunucu Olarak WINDOWS Alanı (DOMAIN) için Konfigürasyonu

Burada samba sunucu Windows 9X alanı için PDC olarak konfigürasyonu anlatılacaktır. Bu konfigürasyon sonucu Windows 9X ler için şifre ve kullanıcı doğrulaması Samba sunucuda yapılır . Aşağıda örnek bir konfigürasyon belirtilmiştir.

Not : Apache = SAMBA sunucu adı

TE = Workgroup adi

/etc/smb.conf dosyasi

[global]

#NetBIOS adı hostname ile ayni ise kullanmaya gerek yok

netbios name = apache

workgroup = baskent

security = user

domain logons = yes

encrypt passwords = yes

os level = 65

domain master = yes

preferred master = yes

local master = yes

wins support = yes

logon script = login.bat

logon path = \apacheprofile%U

[homes]

browseable = no

writable = yes

comment = kullanicilarin home dizini

[netlogon]

path = /home/samba/netlogon

writable = no

guest ok = no

comment = PDC netlogon paylasimi

[profile]

path = /home/samba/profile

writeable = yes

#genel paylasim

[public]

path = /usr/public

browseable = yes

public = yes

comment = genel paylasim

[Printers ]

comment = All Printers

path = /tmp/

browseable = no

guest ok = no

writable = no

printable = yes

Yukarıdaki kısım linux samba sunucu ile ilgili kısımdır bir de bu isin Windows yönü var.

Aşağıdaki gibi:

Start(Basla) -> Setting(ayarlar) – > password(şifre)

Kısmından User Profile kısmını seçin ve yukarıda seçilen radyo butonların seçin, eğer kullanıcı hesabiniz daha önceden Windows da varsa ve Windows şifreniz samba şifrenizden farklıysa şifrenizi samba sunucudaki şifre ile Change password (şifre değiştir ) kısmından değiştiriniz.

TCP/IP protokolleri yüklü değilse yüklenmeli ve DNS WINS GATEWAY(ağ geçidi)

IP adresi sisteminize göre ayarlanmalı. (artık burası size kalmış !!) eğer WINS olarak samba sunucuyu vermişseniz samba sunucunun IP si yazılmalı.

Start(Basla) -> Setting(ayarlar) – >Control Panel (Kontrol paneli) ->network kısmından IDENTIFICATION (tanımla kısmına tıklayın ve) aşağıdaki gibi

Bilgisayar adini ve workgroup’u belirtiniz.

3- Start->Setting-> Control Panel -> Network kısmından Client for Microsoft Networks (Windows ağları için istemci) kısmına tıklayın ve “Logon to Windows NT DOMAIN ” kismindaki radyo butonunu isaretleyin ve alt kisimdaki bosluga alaninizi veya smb.conf dosyasindaki “Workgroup ” parametrisinde belirttiginiz ifadeyi yaziniz..

Windows’ unuzu reboot ettiğiniz zaman daha önce çıkan kullanıcı ve şifre kısmına ek olarak bir de etki alanı (domain)adı belirecektir

Bu şekilde sadece linux samba sunucudaki olan kullanıcılara ağı (network ) etkin kullanım izni verilir.

Kullanıcı adi ve şifresi samba sunucuda doğrulanan kullanıcılar ağ komşuları(Network neighborhood) kısmında samba sunucudaki dosyalarına ve izin verilen paylaşımları kullanılabilir.

Sambanın NT SUNUCU Olduğu Ağda Normal PDC Olmaksızın Konfigürasyonu

    Burada belirtilmesi gereken önemli husus eğer bir samba sunucu varsa bu demek değildir ki samba sunucu mutlaka PDC olmalı. Samba sunucu ağ daki diğer Windowslar gibi normal bir bilgisayar olabilir. Windows lar yukarıdaki şekilde görüldüğü gibi bir NT alanına logon olmaları gerekmez. kullanıcılar daha önce olduğu gibi “etki alanı ” olmaksızın sisteme girip samba sunucuya erişebilir ama Windowslara yine samba sunucudaki kullanıcı adi ve şifreyle girmek şartıyla , ağ komşularından samba sunucuya erişebilir. Bu sayede samba sunucu kapalı bile olsa kullanıcılar sisteme girip diğer Windowslarla normal paylaşımını yapabilir. samba ile isi olmayan kişiler için sambada kullanıcı açmaya gerek kalmaz.

Bunun için yukarıda saydığımız sambayı sunucu   yapan parametreleri  değiştirmemiz gerekir.

Bu sayede sisteminizde NT sunucu olsa bile siz sambayı NT sunucu ile çakışma olmadan kullanabilirsiniz. Bu durumda samba sunucu normal ağdaki bir makineden farksız hale gelecektir.

Bu iş için gerekli konfigürasyon dosyası:

netbios name = apache

workgroup = baskent

security = user

domain logons =no

encrypt passwords = yes

os level = 0

domain master = no

preferred master = no

local master = no

wins support =no

[homes]

browseable = no

writable = yes

comment = kullanicilarin home dizini

#genel paylasim

[public]

path = /usr/public

browseable = yes

public = yes

comment = genel paylasim

[Printers ]

comment = All Printers

path = /tmp/

browseable = no

guest ok = no

writable = no

printable = yes

ve Windowslarda aşağıdaki gibi olan LOG ON TO WINDOWS NT DOMAIN seçeneği radyo butonu kaldırılarak pasif hale getirilir

Samba Sunucunun WINDOWS NT ler için PDC Olarak Konfigürasyonu

WINDOWS NT ler için SAMBA sunucunun PDC (Primary Domain Controller) (birincil alan denetleyicisi) olması için yukarıdaki 4. kısımda belirtilen SAMBANIN WINDOWSLAR için PDC konfigürasyon dosyasındaki parametreler uygulanır fakat NT ler için ek olarak (LINUX SAMBA SUNUCU kısmında) birkaç bir şey yapmak lazım.

Samba sunucunun NT ler için PDC olması için her NT makinesi için samba sunucunun /etc/passwd dosyasında trusted account (güvenilir hesap) açılması lazımdır.

Su şekilde yapılır;

Her NT nin isminin sonunda $ işareti olan bir kullanıcı eklenir mesela ismi wishmaster olan bir NT için ” wishmaster$ ” kullanıcısı açılır. Bu kullanıcının şifresi shell i home dizini olmasına gerek yoktur. Örneğin /etc/passwd dosyasındaki wishmaster adli NT makinesi için açılan hesap;

wishmaster$:*:1001:500: güvenilir hesap: /dev/null:/dev/null seklinde olabilir. Ama $ olması şarttır.

Daha sonra konsolda root olarak aşağıdaki komut çalıştırılır.

# smbpasswd -a -m wishmaster

Added user wishmaster$

Password changed for user wishmaster$

bu işlem tüm NT ler için ayrı ayrı yapılır.(Dikkat edilirse smbpasswd komutu kullanılırken NT istemci için açılan hesabin sonundaki $ kullanılmadı)

Bu isin NT yönü ise

1-Start -> Setting – >Control Panel ->network kısmına geçin . Aşağıda görüldüğü gibi domain kısmına kendi alanınızı yazın (bu isi yaparken ağda herhangi bir yere aktif bağlantınız varsa bunu Desktop dalı Network Neighborhood kısmına sağ tıklayıp “Disconnect Network Drive” kısmından tüm bağlantılarınızı kesiniz)

2- Start -> Setting – >Control Panel ->network deki Protocols kısmından Windows 9X lerde olduğu gibi TCP/IP protokolü yoksa eklenir. Gerekli ayarlamalar yapılır(DNS WINS IP GATEWAY)

3- Start -> Setting – >Control Panel ->network Services kısmından Workstation yoksa eklenir

4-Tüm bunları yaptıkdan sonra Binding kısmi seçilir .

Sistemi yeniden açtığınızda samba sunucudaki kullanıcı ve şifre ile NT ler logon olabilirsiniz.

 Samba Sunucunun Şifre Sorgulamasını NT Sunucudan Yapacak Şekilde Konfigürasyonu

Buradaki konfigürasyonda alanda WINS ve PDC isini yapan bir NT sunucu olması durumuna göre samba yapılandırılması yapılacaktır. Kullanıcı şifreleri ve kullanıcı adları “password server “ parametresi ile belirtilen NT sunucuda tutulacak. Şifre doğrulaması NT sunucu üzerinden gerçekleşecek ve script ile istemcilere kullanıcının samba üzerindeki home dizini bağlaması (tabii bu kullanıcıların samba sunucu üzerinde de hesabi olması lazım) yapılacaktır.

/etc/smb.conf dosyası

[global]

netbios name = apache

workgroup = baskent

security = domain

domain logons = no

password server = ONDER

os level = 0

domain master = no

preferred master = no

local master = no

wins support = no

time server = no

[homes]

browsable =no

writable =yes

[sistem]

path = /usr/sistem

browseable = no

writeable = yes

valid users = onder, @baskent

comment = sistem dizini dosya paylasimi

bunları /etc/ smbpaswd dosyasına yazdıktan sonra NT sunucuda Server Manager for Domain kullanılarak samba sunucunun NETBIOS ismi NT alanına eklenir.

Samba sunucuyu NT alanına eklemek için tüm deamonlar

/etc/rc.d/initd/smb stop komutuyla durdurulur

ve smbpaswd –j DOMAIN_ADI -r NT_PDC_ADI

örnegin bizim domain BASKENT ve NT sunucu adi NTSRV1 idi biz

#smbpasswd –j BASKENT–r NTSRV1 komutu ile samba sunucu NT alanına eklenir.

Bu komut sonucu /etc altında TE.APACHE:mac adli bir dosya oluşur. Bu dosyanın güvenliği önemlidir (APACHE samba sunucu adidir.) bunun için

# chmod 600 /etc/TE.APACHE.mac komutunu uygulamakta fayda var.

  NT sunucu üzerindeki C:WINNTsystem32ReplImportScripts dizinine yazacağınız logon.bat isimli script ile kullanıcının samba üzerindeki home dizini my computer(bilgisayarım) altında Z ye kadar herhangi bir isimde bağlanabilir

Bunu için logon.bat dosyasının içine

1- Tüm istemciler NT ise

subst z: \apache%username%

yazarak kullanıcıların apache isimli samba sunucudaki home dizinlerinin istemci makinede z: sürücüsü olarak gözükmesi sağlanır. Subst komutu Windows ta yoktur. %username ifadesi ile bu kısım her login olan kullanıcının adi olur. Örneğin; onder kullanıcısı login olunca bu ifade;

subst z: \apacheonder yerine geçer.

2-Tüm Windows veya hem NT hem de Windows varsa

net z: \apachehomes

ile home dizinleri istemci makinada Z sürücüsü olarak oluşur.

 Samba Daemonunun Çalıştırılması

 Tüm bu isleri yaptıktan sonra sıra sambanın çalıştırılması için

# /etc/rc.d/initd/smb start

bu komut ile smbd ve nmbd aktif hale gelecektir

samba yi durdurmak için

# /etc/rc.d/initd/smb stop

smb.conf dosyasında değişiklik yaptıktan sonra

# /etc/rc.d/initd/smb restart

komutu ile değişiklik aktif hale gelir.

 Her açılışta sambanın çalışması için root olarak

# setup

komutunu yazın , daha sonra “system services” kısmından smb yi “boşluk ” tuşuyla işaretleyin böylece samba her açılışta çalışacaktır.

Samba Komutları

testparm : smb.conf dosyasındaki hataları(yanlış yazılım , iki zıt durumun kullanılması gibi) bulmaya yarar. Çalıştırmak için konsolda;

# testparm komutunu vermeniz yeter.

smbclient : LINUX ten istemcilere erişmeye yarayan ftp benzeri bir komut

Örnek smbclient \onderd –U ozgur

Bu komut ile ozgur kullanıcısının onder adli istemcinin d sürücüsüne erişmesi için kullanılır. Şifre sorulur , şifre doğruysa kullanıcının d ye erişimi sağlanır.

smbstatus : samba sunucuya bağlı kullanıcıları gösterir.

smbprint : LINUX üzerinden yazıcıdan çıktı almak için kullanılan komut

smbmount: istemcilerin paylaşımlarını mount etmek için kullanılır.

Örnek : smbmount “\ondertmp” -c ‘mount /mnt -u 123 -g 456′

 Örnekte onder istemcisinin tmp dizini uid si 123 gid 456 olan kullanıcı tarafından /tmp altına mount edilir.

Yukarıda gerçekleştirdiğimiz konfigürasyon işlemlerine yardımcı birçok uygulama da Linux ile birlikte gelmektedir. Örneğin, Sambanın konfigürasyonunu kolaylaştırmaya yönelik Samba Configuration uygulamasına yapılandırma-ağ-samba configuration bölümünden erişebilirsiniz. Bu programla kod kalabalığından kurtularak konfigürasyon işlemini kolayca gerçekleştirebilirsiniz.

12 Temmuz 2007

Yıllık PlÂnlar

YILLIK PLÂNLAR

1. ÜNİTE

OKULA BAŞLIYORUM

SINIF ETKİNLİKLERİNE KATILIM VE

GÖREV PAYLAŞIMI

SÜRE:… / … / ….. – …. / …. / ………. 35 iş günü

BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR

1. İlköğretim Haftası (Okulların açıldığı hafta)

2. Hayvanları Koruma Günü (4 Ekim)

3. Dünya Çocuk Günü (Ekim ayının ilk pazartesi günü)

HAYAT BİLGİSİ

OKULA BAŞLIYORUM

HEDEFLER

1. Öğretmeni ve sınıf arkadaşlarıyla tanışabilme

2. Sınıfı tanıyabilme

3. Okulun bölümlerini ve çalışanlarını tanıyabilme

4. Sınıfta bir günde yapılan işler bilgisi

5. Sınıfın temiz tutulmasına özen gösteriş

6. Okul kurallarına uyabilme

7. Okula hazırlıklı gelebilme

8. Okul yolunda kurallara uyabilme

KONULAR

A. Okula Başlarken

1. Öğretmeni ile tanışma

2. Arkadaşları ile tanışma

B. Sınıfımızı Tanıyalım

1. Sınıfımızın adı, yeri, sınıftaki yerimiz

2. Sınıfımızda bulunan eşyalar

3. Sınıfımızın temizliği

4. Sınıfımızdaki çalışmalar

C. Okulumuzu Tanıyalım

1. Okulumuzun adı, bölümleri, okulda çalışanlar

2. Okul düzeni

Ç. Okula Geliş-Eve Dönüş

1. Evde okul hazırlığı

2. Okula geliş

3. Eve dönüş

KAYNAKLAR

Levha ve Afişler: Temizlik kuralları, Okulda uyulması gereken kurallar, Okul yolunda, Trafik kuralları, Beslenmede görgü kuralları.

Video Kasetler: Okulda Uyulması Gereken Kurallar, Okula Geliş Hazırlığı, Çalışma, Dinlenme, Uyku Saatleri, Okul Yolunda Trafik Kuralları.

Araç ve Gereçler: Top, resimli hikâye ve masal kitapları.

SINIF ETKİNLİKLERİNE KATILIM VE GÖREV PAYLAŞIMI

HEDEFLER

1. Sınıfta görev paylaşımı bilgisi

2. Oyunda demokratik kurallara uyabilme

3. Sınıfta seçim etkinliklerine katılabilme

4. Öğretmenine ve arkadaşlarına sevgi ve saygı duyuş

KONULAR

A. Sınıfta Görev Paylaşımı

1. Sınıf Başkanının Seçimi

2. Eğitici Kol Başkanlarının Seçimi

3. Sınıf Başkanı, Eğitici Kol Başkanı ve Nöbetçilerin Görevi

B. Oyunda Demokrasi

C. Öğretmenim, Arkadaşlarım ve Ben

1. Sevgi, Saygı

2. Hoşgörü, Dayanışma

3. Kendini İfade Etme

KAYNAKLAR

Video ve Kasetler: Birbirimizden Farklı Yönlerimiz, Başkalarıyla İyi İlişkiler Kurma.

Araç ve Gereçler: Oy kutusu, oy pusulası.

TÜRKÇE

I. ANLAMA

AMAÇLAR

1. Düzeye uygun konuşmaları dinleyebilme.

2. Dinleme, izleme yoluyla ilgi uyandırarak çevreyi tanıyabilme.

II. ANLATIM

AMAÇLAR

1. Kendinin, öğretmeninin, aile bireylerinin adlarını söyleyebilme, yazabilme.

2. Ev ve okul adresini söyleyebilme.

3. Sınıfta veya bir topluluk önünde işitilebilecek, anlaşılabilecek şekilde konuşabilme.

III. DİL BİLGİSİ

AMAÇLAR

1. Özel adları büyük harfle başlayarak yazabilme.

2. Cümlenin ilk harfini büyük harfle yazabilme.

3. Cümlelerin sonuna nokta veya soru işareti koyabilme.

4. Ses ve heceleri doğru çıkarabilme.

IV. YAZI

AMAÇLAR

1. Yazı yazarken sırada oturmada dikkat edilecek kurallar bilgisi.

2. Yazı yazarken kuralına uygun bir şekilde sırada oturabilme.

3. Yazı dersinde kullanılan belli başlı araç ve gereçler bilgisi.

4. Yazı araç – gereçlerini kullanma becerisi.

5. Yazı araç – gereçlerini, temiz ve düzenli kullanmaya özen gösteriş.

6. El ve parmak kaslarını çalıştırıcı hareketler yapabilme.

7. Harfleri oluşturan temel çizgilerin anlam bilgisi.

8. Harfleri oluşturan temel çizgileri kavrayabilme.

9. Harfleri oluşturan temel çizgileri çizebilme.

KONULAR

1. Sırada oturma kuralları

2. Yazı araç – gereçleri

3. El ve parmak kaslarını çalıştırıcı hareketler

4. Harfleri oluşturan temel çizgiler

Bu dergide verilen fiş cümleleri

“Ali al, –Bu, kalem.- Şu, silgi.-Ece bak. Okul çok güzel.- Yazı yaz.- Çetin gel.-Resim yap.- Bu, tahta – Şu, pencere.- O, çöp kutusu.- İşte kapı. Zil çaldı. – Bu, masa.-Şu, sıra.”

MATEMATİK

HEDEFLER

1. Varlıklar arasındaki benzerlik ve farklılıkları ayırt edebilme

2. Varlıkları büyüklük ve küçüklük bakımından ayırt edebilme

3. 20’ye kadar; birer, beşer ritmik sayabilme

4. Küme bilgisi

5. Kümeler arasındaki ilişkileri kavrayabilme

6. Rakamları kuralına uygun olarak yazabilme

7. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve 9 doğal sayılarını kavrayabilme

8. Toplamları 20’ye kadar olan doğal sayılarla toplama işlemini kavrayabilme

9. Doğal uzunluk ölçülerinden; “parmak”, “kulaç”, “ayak” ve “adım”ı kavrayabilme

KONULAR

1. Varlıklar arasındaki ilişkiler

2. Ritmik saymalar

3. Kümeler

4. Doğal sayılar

5. Toplama işlemi

6. Ölçüler

MÜZİK

AMAÇLAR

1. Çevresindeki ses kaynaklarını tanıyabilme.

2. Oynadığı müzikli oyunlar ve dansları tanıyabilme.

3. Çevresindeki kişileri ses özellikleriyle tanıyabilme.

4. Kullandığı araçları, çıkardıkları seslerle tanıyabilme.

5. Çevresinde kullanılan çalgıları tanıyabilme.

6. Gürültü ile müziksel sesleri birbirinden ayırdedebilme.

7. Çevresindeki başlıca varlıkları, doğa olaylarını hareket ve sesleriyle taklit edebilme.

8. Bildiği müzikleri birlikte düzenli söyleyebilme.

9. Dinlediği müziklere, uygun devinimlerle eşlik edebilme.

10. Konuşurken, şiir okurken ve şarkı söylerken sesini yormadan kullanabilme

11. Ses oyunları düzenleyebilme.

12. Birlikte düzenli şarkı söyleyebilme, istekli olabilme.

13. Sınıf ortamında müzik dinlemekten hoşlanabilme.

14. Müzik yoluyla arkadaşlık kurabilme.

15. Ses oyunları düzenlemeye istekli olabilme.

KONULAR

HAYATIMIZDA OYUN, HAREKET, SES VE MÜZİK

A. Hayatımızda Hareket ve Ses

B. Oynadığımız Müzikli Oyunlar ve Danslar

C. Ses ve Ses Kaynakları

Ç. Ses ve Müzik

RESİM İŞ

AMAÇLAR

1. Çalışmalarda kullanılan araç gereç bilgisi.

2. Araç gereçleri kullanma becerisi.

3. Araç gereçlerini paylaşarak yardımlaşma duygusunu geliştirebilme.

4. İki boyutlu çalışmalar bilgisi.

5. İki boyutlu çalışmalar yapabilme.

KONULAR

1. Araç gereç

2. Renkli çalışmalar

BEDEN EĞİTİMİ

AMAÇLAR

1. Spor kıyafetini iyi kullanma ve koruyabilme.

2. Hava şartlarına göre giyinebilme.

3. Kullandığı spor alanlarını ve ders araçlarını tanıyabilme

4. Araçları doğru kullanma ve koruyabilme.

5. Sağlığını koruyabilme.

6. Kendini ve yakın çevreyi temiz tutabilme.

7. Temiz hava ve güneşten faydalanabilme.

8. Beden eğitimi, spor ve sağlık bilgilerinde kazalara karşı gerekli tedbirleri alma.

KONULAR

BEDEN EĞİTİMİ, SPOR VE SAĞLIK BİLGİLERİ

1. Temizliğin önemi

2. Temiz hava ve güneşin faydaları

3. Sağlığı koruma ve kazalardan korunma tedbirleri

4. Beden eğitimi dersinde giyinme

5. Spor tesis ve araçları

BİREYSEL VE TOPLU ETKİNLİKLER

AMAÇ 1 : Seviyelerine uygun bulmacaları çözebilmeden zevk alabilme.

KONULAR

Bulmaca çözme

AMAÇ 2 : Seviyelerine uygun iki resmi karşılaştırıp aralarındaki farkı söyleyebilme.

KONULAR

Resimler üzerinde konuşabilmek.

KAYNAKLAR

GEZİ-GÖZLEM-İNCELEME

Okulun açılış töreni.

Dersanenin tanıtılması.

Okulumun içinde gezi.

Ev ile okul arasının tanıtımı.

KAYNAK KİŞİLER

Okul müdürü , öğretmenler.

Anne ve babalar.

Trafik polisi ve itfaiyeciler.

YAZILI KAYNAKLAR

Çanta , defter , kalem , boyalar.

Renkli boncuk , fasulye.

ARAÇ VE GEREÇLER

1. Ders kitabı , büyük ve küçük fişler.

DEĞERLENDİRME

1. Gözlem, sözlü anlatım, sorularla değerlendirme.

2. Her gün ders bitiminde “Bugün neler öğrendik?” sorusunu cevaplama.

3. Eksik görülen veya yanlış öğrenilen konuların yeniden ele alınarak tamamlanıp düzeltilmesi.

2. ÜNİTE

CUMHURİYET BAYRAMI VE ATATÜRK

SÜRE: … / … / …. …. / …. / .……… 20 iş günü

BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR

1. Cumhuriyet Bayramı (29 Ekim)

2. Kızılay Haftası (29 Ekim – 4 Kasım)

3. Dünya Çocuk Kitapları Haftası (Kasım ayının ikinci pazartesi günü başlayan hafta)

4. Atatürk Haftası (10 – 16 Kasım)

5. Öğretmenler Günü (24 Kasım)

HAYAT BİLGİSİ

HEDEFLER

1. Cumhuriyet Bayramı’nın anlam bilgisi

2. Bayram hazırlıkları bilgisi

3. Atatürk’ün hayatıyla ilgili olaylar ve olgular bilgisi

4. Atatürk’ün kişiliğini ve özelliklerini tanımaya ilgi duyuş

5. Atatürk’le ilgili anıları dinlemekten zevk alış

6. Bayrağımızın özellikleri bilgisi

7. Bayram sevincini duyuş

KONULAR

A. Bayramı Niçin Kutluyoruz?

B. Bayram Hazırlıkları

1. Okulda

2. Çevrede

C. Atatürk’ün Hayatı

1. Doğum Yeri

2. Anne ve Babası

3. Ölüm Tarihi ve Yeri

4. Atatürk’ün Kişiliği ve Özellikleri

5. Atatürk’le İlgili Anılar

Ç. Bayram Töreni

1. Bayrağımız

2. İstiklâl Marşı’mız

3. Bayrağımıza ve İstiklâl Marşı’mıza Saygı

4. Törende Gördüklerimiz

— ATATÜRK’ÜN HAYATI

— ATATÜRK’ÜN KİŞİLİĞİ VE ÖZELLİKLERİ

KAYNAKLAR

Levha ve Afişler: Çeşitli ülkelerin bayrak resimleri, Atatürk resimleri, Atatürk köşesi.

Video Kasetler: Cumhuriyetin İlânı, Atatürk.

TÜRKÇE

I. ANLAMA

AMAÇLAR

1. Dinlediklerini doğru olarak kavrayabilme ve yorumlayabilme.

2. Canlı kaynaklardan yararlanabilme.

3. Dinleme ve izleme yoluyla çevreyi tanıyabilme ve sevebilme.

II. ANLATIM

AMAÇLAR

1. Atatürk’ün doğduğu yeri ve doğum tarihini söyleyebilme

2. Atatürk’ün anne ve babasının adını söyleyebilme.

3. Bilinen kısa bir masalı anlatabilme.

— ATATÜRK’ÜN HAYATI

III. DİL BİLGİSİ

AMAÇLAR

1. Özel adları büyük harfle başlayarak yazabilme.

2. Cümlenin ilk harfini büyük harfle yazabilme.

3. Kullandığı kelimeleri doğru söyleyebilme, yazabilme.

IV. YAZI

AMAÇLAR

1. Güzel yazı yazmaya istekli oluş

2. Verilen cümleyi istenilen biçimde yazabilme

KONULAR

1. Güzel yazı yazma çalışmaları

Bu dergide verilen fiş cümleleri

“Emine,okula koş.– Bayram geldi.– Zeki bayrak astı.–Yaşasın Cumhuriyet.– Atatürk, seni çok severiz.– Ümit, fener as.– Nedim, top oynuyor.– Elif, sen de oyna. – Jale, yemek ye.– Ilık süt iç”

MATEMATİK

HEDEFLER

1. Varlıkları uzunluk ve kısalık bakımından ayırt edebilme

2. Varlıkları azlık ve çokluk bakımından ayırt edebilme

3. 50’ye kadar; birer, onar, beşer ritmik sayabilme

4. Küme bilgisi

5. Kümeyi kavrayabilme

6. Rakamları kuralına uygun olarak yazabilme

7. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve 9 doğal sayılarını kavrayabilme

8. Toplamları 20’ye kadar olan doğal sayılarla toplama işlemini kavrayabilme

9. 20’ye kadar olan doğal sayılarla çıkarma işlemini kavrayabilme

10. Metre bilgisi

11. Metreyle ilgili bilgileri uygulayabilme

KONULAR

1. Varlıklar arasındaki ilişkiler

2. Ritmik saymalar

3. Kümeler

4. Doğal sayılar

5. Toplama işlemi

6. Çıkarma işlemi

7. Ölçüler

MÜZİK

AMAÇLAR

1. Atatürk’le ilgili belli başlı şarkıları tanıyabilme.

2. Atatürk’le ilgili, düzeyine uygun şarkıları söyleyebilme.

3. Sınıfındaki, Atatürk’le ilgili müzik etkinliklerine katılabilme

4. Müzik yoluyla Atatürk’ü daha çok sevebilme.

5. Sınıfındaki, Atatürk’le ilgili müzik etkinliklerine katılmaktan hoşlanabilme.

KONULAR

Atatürkle ilgili şarkılarımız

Niçin Atatürk şarkıları söyleriz

Atatürk’le ilgili sınıftaki müzik etkinliklerimiz.

RESİM İŞ

AMAÇLAR

1. Çizgisel çalışmalar yapabilme.

2. Kâğıt ve kâğıt işlerini tanıyabilme.

KONULAR

1. Çizgisel çalışmalar

2. Kâğıt ve kâğıt işleri

BEDEN EĞİTİMİ

AMAÇLAR

1. Koşular ile ilgili dayanıklılığı geliştirebilme.

2. Koşularda dostça oynama ve yarışabilme.

3. Halk oyunları ve şarkılı oyunlarla ilgili koordinasyonu geliştirebilme.

4. Basit ritimli melodilerle oyun oynayabilme

5. Halk oyunları ve şarkılı oyunlarda iş birliği yapma, kurallara uyabilme.

KONULAR

KOŞULAR

1. Ara dinlenmeli koşular

2. Hız koşuları

HALK OYUNLARI VE ŞARKILI OYUNLAR

1. Basit figürlü şarkılı oyunlar

2. Basit figürlü halk oyunları

BİREYSEL VE TOPLU ETKİNLİKLER

AMAÇ 1 : Resimlerini gördüğü bir olayı oluş sırasına göre anlatabilme.

AMAÇ 2 : Tekerleme , bilmece , bulmaca ve sayışma gibi örneklerle kültürünü geliştirebilme.

KONULAR

Resimleri olayların oluş sırasına göre sıraya koyabilme.

Tekerleme , bilmece , bulmaca ve sayışma söyleyebilme.

KAYNAKLAR

GEZİ-GÖZLEM-İNCELEME

Evde okulda ve çevrede yapılan bayram hazırlıkları.

Bayram ve Atatürk’ü anma töreninin izlenmesi.

KAYNAK KİŞİLER

1.Okul müdürü , öğretmenler.

2. Kurtuluş Savaşı’na katılmış büyükler.

YAZILI KAYNAKLAR

Çanta , defter , kalem , boyalar.

Atatürk’le ilgili resim ve broşürler.

Alıştırma kitapları.

ARAÇ VE GEREÇLER

1. Süsleme kağıtları.

Atatürk Albümü , resimleri.

Büyük ve küçük fişler.

Kızılay kolu resimleri.

DEĞERLENDİRME

1. Gözlem, sözlü anlatım, sorularla değerlendirme.

2. Her gün ders bitiminde “Bugün neler öğrendik?” sorusunu cevaplama.

3. Eksik görülen veya yanlış öğrenilen konuların yeniden ele alınarak tamamlanıp düzeltilmesi.

3. ÜNİTE

BEN VE AİLEM

SÜRE: … / … / …. …. / …. / ..……. 25 iş günü

BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR

Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası (12 – 16 Aralık)

HAYAT BİLGİSİ

HEDEFLER

1. Kendini tanıtabilme

2. İhtiyaçlarını tanıyabilme

3. Büyüme ve gelişmenin kendisine kazandırdığı yeniliklerin farkında oluş

4. Ailesini tanıtabilme

5. Evini tanıyabilme

6. Yakın akrabalarını tanıyabilme

7. Ailede iyi ilişkiler kurma yollarını kavrayabilme

8. Dayanışmanın günlük yaşamımızdaki önemini kavrayabilme

9. Tutumlu olmayı kavrayabilme

10. Tutumlu olmaya özen gösteriş

11. Diğer ailelerle iyi ilişkiler kurmanın önemini kavrayabilme

KONULAR

A. Ben

1. Adım, Soyadım

2. Doğum Yerim ve Yaşım

3. Boyum ve Ağırlığım

B. Daha Önce Neler Yapabiliyordum? Şimdi Neler Yapabiliyorum?

C. Ailem

1. Ailemde Kimler Var?

2. Aile Bireyleri Ne İş Yapıyor?

Ç. Evim

1. Evimizin Dış Görünüşü

2. Evimizin Bölümleri

3. Adresimiz

4. Telefon Numaramız

D. Akrabalarım

E. Ailede İlişkiler

1. Sevgi, Saygı ve Hoşgörü

2. Sorumluluk, İş Bölümü

3. Dayanışma

4. İhtiyaç ve İstekler

5. Tutum

F. Diğer Ailelerle İlişkilerimiz

1. Akrabalarımızla İlişkilerimiz

2. Komşularımızla İlişkilerimiz

3. Diğer Tanıdıklarımızla İlişkilerimiz

— ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCEDE YER ALAN KONULAR

KAYNAKLAR

Levha ve Afişler: Aile bireylerini tanıtan levha, Akrabaları tanıtan levha, Evimiz ve bölümlerini gösteren levha.

Video Kaset: Evimiz ve Ailemiz.

Araç ve Gereçler: Baskül, boy ölçme aleti, fotoğraflar, resim levhaları, artık malzemeler, seramik, hamur, cam macunu vb.

TÜRKÇE

I. ANLAMA

AMAÇLAR

1. Düzeylerine uygun konuşmaları dinleyebilme

2. Dinleme ve izleme yoluyla çevresini tanıyabilme, sevebilme.

3. Dinlediklerini, izlediklerini doğru anlayabilme ve yorumlayabilme.

II. ANLATIM

AMAÇLAR

1. Aile bireylerinin adlarını söyleyip yazabilme.

2. Ev adresini söyleyebilme.

3. Yakın akrabalarını söyleyebilme.

III. DİL BİLGİSİ

AMAÇLAR

1. Kelime dağarcığını düzeye uygun olarak geliştirebilme.

2. Özel adlara gelen ekleri kesme işareti ( ‘ ) ile ayırabilme.

3. Varlıkların özelliklerini bildiren kelimeleri doğru kullanabilme.

IV. YAZI

AMAÇLAR

1. Güzel yazı yazmaya istekli oluş

2. Verilen cümleyi istenilen biçimde yazabilme

KONULAR

1. Güzel yazı yazma çalışmaları

2. Yapılan yanlışların düzeltilmesi

Bu dergide verilen fiş cümleleri:

“Uyan, Ziya uyan.–Erken uyu, erken uyan.–Elini, yüzünü yıka.–Evde bal var.–Ömer kuş öttü mü?–Halam bağ almış.–Selim bağa gitti.–Ümit, bu üzüm.–Dede, jandarmaya bak.”

MATEMATİK

HEDEFLER

1. Varlıkları yüksekte ve alçakta olmaları bakımından ayırt edebilme

2. 100’e kadar; birer ritmik sayabilme

3. Küme bilgisi

4. Kümeyi kavrayabilme

5. Rakamları kuralına uygun olarak yazabilme

6. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve 9 doğal sayılarını kavrayabilme

7. 0 (sıfır) doğal sayısını kavrayabilme

8. Sayı doğrusunu kavrayabilme

9. Toplamları 20’ye kadar olan doğal sayılarla toplama işlemini kavrayabilme

10. 20’ye kadar olan doğal sayılarla çıkarma işlemini kavrayabilme

11. 20’ye kadar olan doğal sayılarla çıkarma işlemini yapabilme

12. Çarpımları 10 a kadar olan doğal sayılarla çarpma işlemini kavrayabilme

13. Varlıkları, görünen şekil özelliklerine göre tanıyabilme

14. Küre, silindir, küp ve dikdörtgenler prizmasına benzeyen varlıkları ayırt edebilme

KONULAR

1. Varlıklar arasındaki ilişkiler

2. Ritmik saymalar

3. Kümeler

4. Doğal sayılar

5. Toplama işlemi

6. Çıkarma işlemi

7. Çarpma İşlemi

8. Geometri

MÜZİK

AMAÇLAR

1. Çevresindeki varlıkları hareket hızlarıyla tanıyabilme.

2. Çevresindeki insanları konuşma hızlarıyla tanıyabilme.

3. Dağarcığındaki müziklerin hızlarını tanıyabilme.

4. Çevresindeki varlıkları hareketlerindeki çabuk ve yavaş hızlarıyla taklit edebilme.

5. Çevresindeki insanları konuşma hızlarıyla taklit edebilme.

6. Sözlerin anlamına uygun çabukluk ve yavaşlıkta konuşabilme

7. Dağarcığındaki sayışma ve tekerleme şiirlerini uygun çabukluk ve yavaşlıkta söyleyebilme.

8. Dağarcığındaki sayışma, tekerleme, ninni, şarkı, türkü, marşları uygun çabukluk ve yavaşlıkta söyleyebilme.

9. Uygun çabuk ve yavaş hızın konuşmayı güzelleştirdiğinin farkında olabilme.

10. Uygun çabuk ve yavaş hızın şiiri güzelleştirdiğinin farkında olabilme.

11. Uygun çabuk ve yavaş hızın müziği güzelleştirdiğinin farkında olabilme.

KONULAR

HAREKET, KONUŞMA, ŞİİR VE MÜZİĞİMİZDE HIZ

A. Hareketlerimizde Çabuk ve Yavaş Hız

B. Çevremizdeki Varlıkların Hareketlerinde Çabuk ve Yavaş Hızlar

C. Konuşmamızda Çabuk ve Yavaş Hızlar

Ç. Şiirlerimizde Çabuk ve Yavaş Hızlar

D. Müziğimizde Çabuk ve Yavaş Hızlar

RESİM İŞ

AMAÇLAR

1. Her alanda kullanılabilecek yaratıcı davranışlar geliştirebilme.

2. Öğrencilerin kendilerini ispatlamalarını ve kendilerini bulmalarına imkan tanıyabilme.

3. İki boyutlu biçimlendirme çalışmaları bilgisi.

4. İki boyutlu biçimlendirme çalışmaları yapabilme.

5. Artık malzemeleri tanıyabilme.

6. Çalışmalarında artık malzemeyi kullanabilme.

KONULAR

1. Renkli çalışmalar

2. İki boyutlu biçimlendirme çalışmaları

Artık malzemeleri kullanmak

Çizgisel çalışmalar.

BEDEN EĞİTİMİ

AMAÇLAR

1. Yürüme, sekme ve sıçralamalarla ilgili koordinasyonu geliştirebilme.

2. Yürüme, sekme ve sıçramalarla kas kuvveti ve esnekliği ile eklem hareketliliğini geliştirebilme.

KONULAR

YÜRÜME, SEKME VE SIÇRAMALAR

1. Küçük araçların üzerinden serbest atlamalar

2. Taklidî yürüme, sekme, sıçrama ve koşular

3. Serbest olarak ip atlama

BİREYSEL VE TOPLU ETKİNLİKLER

Televizyona uygun uzaklıkta oturabilme.

Tekerleme , bilmece i bulmaca ve sayışma gibi örneklerle kültürünü öğrenebilme.

Koleksiyon yaparak boş zamanını değerlendirebilme.

KONULAR

Sayışma söyleme.

Televizyon seyretme.

Koleksiyon yapma.

KAYNAKLAR

GEZİ-GÖZLEM-İNCELEME

Çevremizde bulunan değişik evler.

Evimizin bölümlerini inceleme.

Yakın komşularmızla ilişkilerimizi gözlem.

Ailemizdeki bireyler ve yaptıkları işleri gözleme.

KAYNAK KİŞİLER

Okul müdürümüz ve öğretmenlerimiz.

Aile bireylerimiz.

Yakın komşu ve akrabalar.

YAZILI KAYNAKLAR

Alıştırma kitabı , fişler , resimli hikaye kitapları.

Ünite ile ilgili öyküler şiirler , Okumaya Başlıyorum kitabımız.

ARAÇ VE GEREÇLER

Kışlık yiyecek ve giyecek örnekleri.

Oyuncaklarımız , abaküs , büyük ve küçük fişler , evimizdeki araçlar.

DEĞERLENDİRME

1. Gözlem, sözlü anlatım, sorularla değerlendirme.

2. Her gün ders bitiminde “Bugün neler öğrendik?” sorusunu cevaplama.

3. Eksik görülen veya yanlış öğrenilen konuların yeniden ele alınarak tamamlanıp düzeltilmesi.

4. ÜNİTE

YILIN BÖLÜMLERİ

SÜRE: … / … / …. …. / …. / ..……. 15 iş günü

BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR

1. Verem Savaş Eğitimi Haftası (Yılbaşını takip eden ilk pazartesi günü başlayan hafta)

2. Enerji Tasarrufu Haftası (Ocak ayının ikinci pazartesi günü başlayan hafta)

HAYAT BİLGİSİ

HEDEFLER

1. Yeni yıl bilgisi

2. Yılın bölümleri bilgisi

3. Mevsimlerin özelliklerini tanıyabilme

4. Günün bölümleri bilgisi

5. Zamanı gösteren başlıca araçları tanıyabilme

6. Zamanı değerlendirme bilgisi

KONULAR

A. Yeni Yıla Girerken

1. Yılbaşı gecesini nasıl geçirdik?

2. Hangi yıla girdik?

B. Bir Yılın Bölümleri

1. Mevsimler

2. Aylar

3. Haftalar

4. Günler

C. Bir Günümüz

1. Gündüz

2. Gece

Ç. Zamanı Gösteren Araçlar

1. Takvimin anlattıkları

2. Takvim çeşitleri

3. Saatin anlattıkları

4. Saat çeşitleri

D. Bir Günü İyi Değerlendirmek

KAYNAKLAR

Video Kaset: Dört Mevsim

Araç ve Gereçler: Mevsim şeridi, takvim çeşitleri (duvar takvimi, masa takvimi, cep takvimi), saat çeşitleri (kol saati, masa saati, duvar saati), artık malzemeler, yapıştırıcı, makas, boya kalemleri.

TÜRKÇE

I. ANLAMA

AMAÇLAR

1. Düzeye uygun zengin bir kelime dağarcığına sahip olabilme.

2. Dinlediklerini, izlediklerini doğru anlayabilme ve yorumlayabilme.

3. Dinleme ve izleme yoluyla yaşanan çevreyi tanıyabilme, sevebilme.

II. ANLATIM

AMAÇLAR

1. Düzeye uygun sorular düzenleyebilme.

2. Sorulan sorulara karşılık verebilme.

3. Sınıfta veya bir topluluk önünde güçlük çekmeden, işitilebilecek bir sesle konuşabilme.

III. DİL BİLGİSİ

AMAÇLAR

1. Kelime dağarcığını düzeye uygun olarak zenginleştirebilme.

2. Varlıkların tekil ve çoğul oluşunu kavrayabilme.

3. Kullanılması gereken ” . ?” gibi işaretleri yerinde kullanabilme.

4. Yakın akrabalık terimlerini doğru kullanabilme.

IV. YAZI

AMAÇLAR

1. Güzel yazı yazmaya istekli oluş

2. Verilen cümleyi istenilen biçimde yazabilme

3. Nokta, soru ve kesme işaretlerini kuralına uygun yapabilme

KONULAR

1. Güzel yazı yazma çalışmaları

2. Noktalama işaretlerinden nokta, soru işareti, kesme işareti

Bu dergide verilen fiş cümleleri:

“Müjde, yeni yıl geldi.–Bir yıl dört mevsimdir.–Bir yıl on iki aydır.–Kış, soğuk bir mevsimdir.–Cici bebek üşüdü.–Veli hasta oldu.–İlaç içti, iyileşti.–Tekin aşı olmuş mu?–Leman fındık, fıstık ye.”

MATEMATİK

HEDEFLER

1. Varlıkları uzakta ve yakında olmaları bakımından ayırt edebilme

2. 20’ye kadar ikişer ritmik sayabilme

3. 20’ye kadar olan doğal sayıları kavrayabilme

4. Toplamları 20’ye kadar olan doğal sayılarla toplama işlemini kavrayabilme

5. Toplamları 20’ye kadar olan doğal sayılarla toplama işlemini yapabilme

6. 20’ye kadar olan doğal sayılarla çıkarma işlemini kavrayabilme

7. 20’ye kadar olan doğal sayılarla çıkarma işlemini yapabilme

8. Çarpımları 10’a kadar olan doğal sayılarla çarpma işlemini kavrayabilme

9. Çarpımları 10’a kadar olan doğal sayılarla çarpma işlemini yapabilme

10. Varlıkları, görünen şekil özelliklerine göre tanıyabilme

11. Küre, silindir, küp ve dikdörtgenler prizmasına benzeyen varlıkları ayırt edebilme

KONULAR

1. Varlıklar arasındaki ilişkiler

2. Ritmik saymalar

3. Doğal sayılar

4. Toplama işlemi

5. Çıkarma işlemi

6. Çarpma işlemi

7. Geometri

MÜZİK

AMAÇLAR

1. Çevresindeki varlıkların seslerindeki, kuvvetli – hafif gürlükleri ayırdedebilme.

2. Yaptığı ve dinlediği konuşmalardaki kuvvetli – hafif gürlükleri ayırdedebilme.

3. Okuduğu ve dinlediği şiirlerdeki, şarkı sözlerindeki kuvvetli ve hafif gürlükleri ayırdedebilme.

4. Bildiği müziklerden kuvvetli ve hafif gürlükleri ayırt edebilme.

5. Dağarcığındaki müzikleri kuvvetli – hafif gürlükleriyle tanıyabilme.

6. Çevresindeki hareketli varlıkların seslerindeki kuvvetli hafif gürlükleri taklit edebilme.

7. Cümlelerin anlamına uygun kuvvetli – hafif gürlükte konuşabilme.

8. Dağarcığındaki şiirleri anlamına uygun kuvvetli – hafif gürlükte tekrarlama.

9. Dağarcığındaki müzikleri anlamına uygun kuvvetli– hafif gürlükte tekrarlama.

10. Kuvvetli ve hafif gürlüklerin konuşmayı güzelleştirdiğinin farkında olabilme.

11. Uygun kuvvetli ve hafif gürlüklerin şiiri güzelleştirdiğinin farkında olabilme.

12. Uygun kuvvetli ve hafif gürlüklerin, müziği güzelleştirdiğinin farkında olabilme.

KONULAR

KONUŞMA, ŞİİR VE MÜZİĞİMİZDE GÜRLÜK

A. Çevremizdeki Varlıkların Seslerinde Kuvvetli ve Hafif Gürlükler

B. Konuşmamızda Gürlük

C. Şiirimizde Gürlük

Ç. Müziğimizde Gürlük

RESİM İŞ

AMAÇLAR

1. Sevinç, üzüntü, coşku, neşe, gülme, ağlama, kızgınlık ve benzeri duyguları değişik malzemeleri kullanarak ifade etme.

KONULAR

Değişik duyguları ifade edici çalışmalar

Çizgisel çalışmalar.

Renkli çalışmalar.

Pastel boya çalışmaları.

Hayal gücünü geliştirici çalışmalar.

BEDEN EĞİTİMİ

AMAÇLAR

1. Kaldırma ve taşımalar ile ilgili koordinasyonu geliştirebilme.

2. Kaldırma ve taşımalarda kas kuvveti ve esnekliği ile eklem hareketliliğini geliştirebilme.

KONULAR

KALDIRMA VE TAŞIMALAR

1. Çeşitli duruşlarda küçük araçları kaldırma ve taşıma

2. Konuyla ilgili oyun ve taklitler

BİREYSEL VE TOPLU ÇALIŞMALAR

AMAÇ 1: Toplum karşısında işitilebilecek ve anlaşılabilecek şekilde konuşabilme.

KONULAR

Resimler üzerinde konuşabilme.

AMAÇ 2: Birlikte çalışabilme ve yardımlaşma alışkanlığını kazanabilme.

KONULAR

1. Renkli kartonlara mevsimler takvimini yapma.

DEĞERLENDİRME

1. Gözlem, sözlü anlatım, sorularla değerlendirme.

2. Her gün ders bitiminde “Bugün neler öğrendik?” sorusunu cevaplama.

3. Eksik görülen veya yanlış öğrenilen konuların yeniden ele alınarak tamamlanıp düzeltilmesi.

5. ÜNİTE

GÜNEŞ VE DÜNYA’MIZ

SÜRE: … / … / …. …. / …. / ..……. 15 iş günü

BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR

Millî Eğitim Vakfı Kuruluş Günü (19 Şubat)

HAYAT BİLGİSİ

HEDEFLER

1. Dünya’yı tanıyabilme

2. Depremin zararlarından korunabilme

3. Sel baskınlarının zararlarından korunmayı kavrayabilme

4. Yangınların zararlarından korunabilme

5. Güneş’i tanıyabilme

6. Gece ve gündüzün oluşumu bilgisi

7. Yağmur bilgisi

8. Hava durumu bilgisi

KONULAR

A. Dünya’mız

1. Dünya’nın şekli

2. Dünya üzerinde neler var?

B. Bazı Doğal Afetler ve Korunma Yolları

1. Deprem ve korunma yolları

2. Sel baskınları ve korunma yolları

3. Yangınlar ve korunma yolları

C. Güneş

Ç. Gece ve Gündüz

D. Hava Durumu

KAYNAKLAR

Levha ve Afişler: Karlı, yağmurlu ve rüzgârlı havalar; karpuz, elma ve portakal resimlerini içeren levha ve afişler.

Video Kasetler: Dünya’nın Hareketleri ve Mevsimler, Dünya ve Güneş, Hava ve Etkileri.

Araç ve Gereçler: Model küre, Dünya – Ay modeli, ışık kaynağı, mum, top, portakal, elma, hava grafiği, ispirto ocağı, kapak, kaşık.

TÜRKÇE

I. ANLAMA

AMAÇLAR

1. Okuduğunu doğru anlayabilme, kavrayabilme.

2. Sesli ve sessiz okumanın gerektirdiği alışkanlıkları kazanabilme.

3. Düzeylerine uygun konuşmaları dinleyebilme, filmleri izleyebilme.

4. Sınıf ve okul kitaplığından yararlanabilme.

II. ANLATIM

AMAÇLAR

1. Düzeye uygun sorular düzenleyebilme, sorulara karşılık verebilme.

2. Sınıfta ya da bir topluluk önünde işitilebilecek bir sesle kelimeleri doğru ve yerinde kullanarak konuşabilme.

3. Birlikte çalışma, iş yapma beceri ve alışkanlığını kazanabilme.

4. Öğrenilen fiş cümlelerinden yeni cümleler yapma.

III. DİL BİLGİSİ

AMAÇLAR

1. Varlıkların özelliklerini, niteliklerini, sayılarını, yaptıkları işleri, eylemleri bildiren kelimeleri tanıyıp kullanabilme.

2. Tür adlarını ve özel adları tanıyabilme.

3. Adları cümlede, durumlarına uygun kullanabilme.

IV. YAZI

AMAÇLAR

1. Güzel yazı yazmaya istekli oluş

2. Verilen cümleyi istenilen biçimde yazabilme

3. Nokta, soru ve kesme işaretlerini kuralına uygun yapabilme

KONULAR

1. Güzel yazı yazma çalışmaları

2. Noktalama işaretlerinden nokta, soru işareti, kesme işareti

Bu dergide verilen fiş cümleleri:

“Gece ay ve yıldızlar parlar.–Filiz, fener yak.–Kitap okumayı öğrenelim.–Güler gazete okur.–Pınar ip al çorap ör.–Barajda balık vardır.–Kaç, Ebru kaç.–Ay, arı sokacak!–Yağ şişesi kırıldı”

MATEMATİK

HEDEFLER

1. 30’dan geriye doğru birer ritmik sayabilme

2. 20’den geriye doğru ikişer ritmik sayabilme

3. Kümeler arasındaki ilişkileri kavrayabilme

4. 20’ye kadar olan doğal sayıları kavrayabilme

5. Bir bütünün yarısını kavrayabilme

6. Toplamları 20’ye kadar olan doğal sayılarla toplama işlemini yapabilme

7. 20’ye kadar olan doğal sayılarla çıkarma işlemini kavrayabilme

8. 20’ye kadar olan doğal sayılarla çıkarma işlemini yapabilme

9. 20’ye kadar olan doğal sayılarla zihinden çıkarma işlemini yapabilme

10. 20’ye kadar olan doğal sayılarda toplama ve çıkarma işlemleri arasındaki ilişkiyi kavrayabilme

11. Çarpımları 10’a kadar olan doğal sayılarla çarpma işlemini kavrayabilme

12. Çarpımları 10’a kadar olan doğal sayılarla çarpma işlemini yapabilme

13. Saat bilgisi

14. Saati okuyabilme

15. Varlıkları, görünen şekil özelliklerine göre tanıyabilme

16. Küre, silindir, küp ve dikdörtgenler prizmasına benzeyen varlıkları ayırt edebilme

KONULAR

1. Ritmik saymalar

2. Kümeler

3. Doğal sayılar

4. Kesirler

5. Toplama işlemi

6. Çıkarma işlemi

7. Çarpma işlemi

8. Ölçüler

9. Geometri

MÜZİK

AMAÇLAR

1. Konuşmalarımızda uzun ve varsa kısa süreli hecelerin olduğunu fark edebilme.

2. Şiirlerimizde ve şarkı sözlerimizde soluk ve durak yerleri olduğunu fark edebilme.

3. Dağarcığındaki müziklerde kısa ve uzun süreli hecelerin olduğunu fark edebilme.

4. Dağarcığındaki müziklerde soluk ve durak yerleri olduğunu fark edebilme.

5. Konuşma kalıplarındaki kelimeleri doğru ritmle söyleyebilme.

6. Söyleyip dinlediği konuşma kalıbındaki kısa ve uzun süreli hecelerin ritmini vurabilme.

7. Şiirdeki, şarkı sözlerindeki kelimeleri doğru ritmle söyleyebilme.

8. Söylediği dinlediği müziğin kısa – uzun süreli hecelerine vurabilme.

9. Söylediği şarkılara basit araçlarla ritmik eşlik edebilme.

10. Ritminde konuşmaya dikkat edebilme.

11. Ritminde şiiri, şarkı sözünü, okumaya dikkat edebilme.

12. Ritminde şarkı söylemeye dikkat edebilme.

KONULAR

KONUŞMA, ŞİİR VE MÜZİĞİMİZDE VURUŞ, RİTM, ÖLÇÜ

A. Konuşmalarımızda Kısa, Uzun Süreli Heceleri Vuruş

B. Okuduğumuz Şiirlerde Soluk ve Durak Yerleri

C. Müziğimizde Uzun ve Kısa Süreli Hecelere Vuruş

Ç. Müziğimizde Soluk ve Durak Yerleri

RESİM İŞ

AMAÇLAR

1. Renkleri ve renkli resim tekniklerini tanıyabilme.

2. Pastel boya bilgisi.

3. Çalışmalarında pastel boyayı kullanabilme.

4. Tasarıma yönelik hayal gücünü geliştirebilme.

5. Yaratıcılığı geliştirmek için yoğurma maddeleri ile çalışmalar yapabilme.

KONULAR

1. Renkli çalışmalar

2. Hayal gücünü geliştirici çalışmalar.

BEDEN EĞİTİMİ

AMAÇLAR

1. Denge ile ilgili koordinasyonu geliştirebilme.

2. Yuvarlanma ve dayanmalı aşmalarla kas kuvveti ve esnekliği ile eklem hareketliliğini geliştirebilme.

3. Yuvarlanma ve dayanmalı aşmalarda kendine güven duygusu geliştirebilme.

KONULAR

DENGE ALIŞTIRMALARI

1. Araçsız taklidî denge alıştırmaları

2. Araçlarda denge alıştırmaları

YUVARLANMA VE DAYANMALI AŞMALAR

1. Eğik zeminlerde serbest olarak öne yuvarlanma

2. Taklidî yuvarlanma ve dayanmalı aşmalar

BİREYSEL VE TOPLU ETKİNLİKLER

AMAÇ 1 : Hayat bilgisi dersinde öğrendiği kelimeleri doğru söyleyip yazabilme.

KONULAR

Harf bulmacası.

AMAÇ 2 : Seviyelerine uygun tekerlemeleri , kelimeleri yerli yerinde söyleyebilme.

KONULAR

1. Tekerlemeler , bilmeceler , sayışmalar.

KAYNAKLAR

GEZİ-GÖZLEM-İNCELEME

Güneşi , ayı , yıldızları inceleme ve gözleme.

Mevsimlerin özelliklerini gözleme.

KAYNAK KİŞİLER

Anne baba ve diğer büyükler.

Okul müdürü ve öğretmenler.

YAZILI KAYNAKLAR

Büyük ve küçük fişler , dergilerimiz , okumaya başlıyorum ders kitabı.

ARAÇ VE GEREÇLER

Yerküre modeli , mevsim şeridi.

Portakal , elma top , mum , ışık kaynağı.

Hava grafiği , termometre.

DEĞERLENDİRME

1. Gözlem, sözlü anlatım, sorularla değerlendirme.

2. Her gün ders bitiminde “Bugün neler öğrendik?” sorusunu cevaplama.

3. Eksik görülen veya yanlış öğrenilen konuların yeniden ele alınarak tamamlanıp düzeltilmesi.

6. ÜNİTE

SAĞLIKLI BÜYÜYELİM

SÜRE: … / … / …. …. / …. / ..……. 25 iş günü

BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR

1. Yeşilay (1 – 7 Mart)

2. Orman Haftası (21 – 26 Mart)

3. Dünya Tiyatrolar Günü (27 Mart)

4. Kütüphaneler Haftası (Mart ayının son pazartesi günü başlayan hafta)

HAYAT BİLGİSİ

HEDEFLER

1. Vücudumuzun bölümlerini tanıyabilme

2. Sağlıklı büyüme ve temizlik arasındaki ilişkiler bilgisi

3. Sağlıklı büyüme ve temizlik kurallarına uyabilme

4. Sağlıklı büyüme ve dengeli beslenme arasındaki ilişkiler bilgisi

5. Büyüme / gelişme bilgisi

6. Aşı bilgisi

7. Sağlıklı büyümede dinlenme, uyku ve oyunun önemini kavrayabilme

8. Hastalanınca yapılacak işler bilgisi

KONULAR

1. Büyüme

2. Vücudumuzu Tanıyalım

3. Çevrenin, Giysilerin ve Yiyeceklerin Temizliği

4. Dengeli ve Sağlıklı Beslenmek

5. Dinlenme ve Oyun

6. Aşı

7. Hastalanınca Neler Yapılır?

KAYNAKLAR

Levha ve Afişler: Vücudumuzun bölümleri, Temizlik kuralları, İyi beslenme alışkanlığı.

Video Kasetler: Yeterli ve Dengeli Beslenme, Vücut Temizliği, Diş Sağlığı, Çevre Temizliği.

Araç ve Gereçler: Oyuncak bebek, kartpostal, vücut modeli, doktor rolü için gerekli araçlar.

TÜRKÇE

I. ANLAMA

AMAÇLAR

1. Dinlediklerini, izlediklerini, okuduklarını doğru anlayabilme, yorumlayabilme.

2. Sesli ve sessiz okumanın gerektirdiği iyi alışkanlıkları edinebilme.

3. Sınıf, okul, çocuk kitaplıklarından, canlı kaynaklardan yararlanma istek, beceri ve alışkanlığı kazanabilme.

II. ANLATIM

AMAÇLAR

1. Bilinen bir masalı, öyküyü, izlenen bir olayı, programı anlatabilme.

2. Düzeyine uygun sorular düzenleyebilme, sorulan sorulara cevap verebilme.

3. Sınıfta veya bir topluluk önünde işitilebilecek, anlaşılabilecek gibi; güçlük çekmeden, kelimeleri yerinde ve doğru kullanarak konuşabilme.

III. DİL BİLGİSİ

AMAÇLAR

1. Kelimeleri hece ve seslerine ayırabilme.

2. Özel isimlerin ilk harfini büyük yazabilme, eklerini ayırabilme.

3. Nokta, soru işareti ve kesme işaretini uygun yerlerde kullanabilme.

IV. YAZI

AMAÇLAR

1. Güzel yazı yazmaya istekli oluş

2. Verilen cümleyi istenilen biçimde yazabilme

3. Rakamları kuralına uygun olarak yazabilme

KONULAR

1. Güzel yazı yazma çalışmaları

2. Rakamlar

MATEMATİK

HEDEFLER

1. 20’ye kadar olan doğal sayıları kavrayabilme

2. Toplamları 20’ye kadar olan doğal sayılarla toplama işlemini yapabilme

3. Toplamları 20’ye kadar olan doğal sayılarla zihinden toplama işlemini yapabilme

4. Toplamları 20’ye kadar olan doğal sayılarla toplama işlemini kullanarak problem çözebilme

5. 20’ye kadar olan doğal sayılarla çıkarma işlemini yapabilme

6. 20’ye kadar olan doğal sayılarla çıkarma işlemini kullanarak problem çözebilme

7. 20’ye kadar olan doğal sayılarda toplama ve çıkarma işlemleri arasındaki ilişkiyi kavrayabilme

8. Çarpımları 10’a kadar olan doğal sayılarla çarpma işlemini kavrayabilme

9. Çarpımları 10’a kadar olan doğal sayılarda çarpma işlemini yapabilme

10. Çarpımları 100’e kadar olan doğal sayılarda 10 ile çarpma işlemini yapabilme

11. Çarpımları 20’ye kadar olan doğal sayılarda, 5 ve 2 ile zihinden çarpma işlemini yapabilme

12. Varlıkları, görünen şekil özelliklerine göre tanıyabilme

13. Küre, silindir, küp ve dikdörtgenler prizmasına benzeyen varlıkları ayırt edebilme

KONULAR

1. Doğal sayılar

2. Toplama işlemi

3. Çıkarma işlemi

4. Çarpma işlemi

5. Geometri

MÜZİK

AMAÇLAR

1. Bildiği ezgilerin başlangıç ve bitiş bölümlerini sezebilme.

2. Bildiği ezgileri oluşturan aynı ve farklı kümeleri fark edebilme.

3. Bildiği ezgileri düzgün söyleyebilme.

4. Bildiği ezgilere çalgısıyla basit eşlik denemeleri yapabilme.

5. Bildiği ezgileri düzgün söylemekten hoşlanabilme.

KONULAR

MÜZİĞİMİZDE EZGİ, BİÇİM

A. Müziğimizde Söz ve Ezgi

B. Ezgilerimizde Bölümler

C. Ezgilerimizde Aynı ve Farklı Kümeler

RESİM İŞ

AMAÇLAR

1. Parmak boya bilgisi.

2. Çalışmalarında parmak boyayı kullanabilme.

3. Kolay baskı tekniklerinin farkına varabilme.

4. Çalışmalarında kolay baskı tekniklerini kullanabilme.

KONULAR

1. Renkli çalışmalar

2. Kolay baskı teknikleri

BEDEN EĞİTİMİ

AMAÇLAR

1. Atlamalar ile ilgili koordinasyonu geliştirebilme

2. Atlamalar ile ilgili çabukluğu geliştirebilme.

3. Atlamalarda kas kuvveti ve esnekliği ile eklem hareketliliğini geliştirebilme.

4. Atmalar ile ilgili koordinasyonu geliştirebilme

5. Atmalar ile ilgili çabukluğu geliştirebilme.

6. Atmalarda kas kuvveti ve esnekliği ile eklem hareketliliğini geliştirebilme.

KONULAR

ATLAMALAR

1. Durarak ve hız alarak tek ve çift ayakla serbest olarak uzağa atlama

2. Serbest olarak derinliğine atlama

3. Atlamalarla ilgili taklit ve oyunlar

ATMALAR

1. Küçük araçları çeşitli şekillerde atma

2. Atma ve fırlatma hareketlerini kapsayan oyun ve yarışmalar

BİREYSEL VE TOPLU ETKİNLİKLER

AMAÇ 1 : Seviyelerine uygun bilmeceleri , kelimeleri yerli yerinde kullanarak söyleyebilme.

KONULAR

1. Bilmeceler

AMAÇ 2 : Grup tartışmalarında görev alarak , tartışma kurallarına uyabilme.

KONULAR

Grup tartışması.

KAYNAKLAR

GEZİ-GÖZLEM-İNCELEME

En yakın sağlık merkezine gezi.

El , yüz , ayak yıkanışı , tırnak kesilmesi , diş fırçalanması.

Belediye temizlik hizmetlerini gözleme.

KAYNAK KİŞİLER

Okul müdürü , öğretmenler.

Eczacı , hemşire , doktor.

Anne , baba , büyüklerimiz.

YAZILI KAYNAKLAR

Ders kitaplarımız.

2. Türkçe kitabı , şiir ve okuma kitapları , dergiler.

DEĞERLENDİRME

1. Gözlem, sözlü anlatım, sorularla değerlendirme.

2. Her gün ders bitiminde “Bugün neler öğrendik?” sorusunu cevaplama.

3. Eksik görülen veya yanlış öğrenilen konuların yeniden ele alınarak tamamlanıp düzeltilmesi.

7. ÜNİTE

BİZİM BAYRAMIMIZ: 23 NİSAN

SÜRE: … / … / …. …. / …. / ..……. 20 iş günü

BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR

1. Sağlık ve Sosyal Güvenlik Haftası (7 – 13 Nisan)

2. Turizm Haftası (15 – 22 Nisan)

3. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

4. Trafik Haftası (Mayıs ayının ilk cumartesi günü başlayan hafta)

HAYAT BİLGİSİ

HEDEFLER

1. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın anlam bilgisi

2. Bayram hazırlıklarına katılabilme

3. Bayram törenine katılmaktan zevk alış

4. Dayanışmanın günlük hayatımızdaki önemini kavrayabilme

KONULAR

A. Niçin Bayram Yapıyoruz?

1. Atatürk’ün Samsun’a gitmesi

2. TBMM’nin açılması

3. Kurtuluş Savaşı

4. Bayramın çocuklara armağan edilmesi

B. Bayram Hazırlıkları

1. Sınıfta

2. Okulda

3. Çevrede

C. Bayram Töreninde Gördüklerimiz

1. Okulda

2. Çevrede

3. Televizyonda

— ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCEDE YER ALAN KONULAR

KAYNAKLAR

Levha ve Afişler: Atatürk köşesi, resim ve fotoğraflar, şiir, fıkra, hikâye kitapları.

Video Kaset: 23 Nisan filmi

Araç ve Gereçler: Türkiye haritası, bayrak, grafon kâğıdı, el işi kâğıdı, makas, yapıştırıcı, şiir kitapları.

TÜRKÇE

I. ANLAMA

AMAÇLAR

1. Dinlediklerini, izlediklerini, okuduklarını doğru anlayabilme, yorumlayabilme.

2. Sesli ve sessiz okumanın gerektirdiği iyi alışkanlıkları edinebilme.

3. Sınıf, okul, çocuk kitaplıklarından, canlı kaynaklardan yararlanma istek, beceri ve alışkanlığı kazanabilme.

II. ANLATIM

AMAÇLAR

1. Bilinen bir masalı, öyküyü, izlenen bir olayı, programı anlatabilme.

2. Düzeyine uygun sorular düzenleyebilme, sorulan sorulara cevap verebilme.

3. Sınıfta veya bir topluluk önünde işitilebilecek, anlaşılabilecek gibi; güçlük çekmeden, kelimeleri yerinde ve doğru kullanarak konuşabilme.

— ATATÜRK’ÜN KİŞİLİĞİ VE ÖZELLİKLERİ

III. DİL BİLGİSİ

AMAÇLAR

1. Kelimeleri hece ve seslerine ayırabilme.

2. Özel isimlerin ilk harfini büyük yazabilme, eklerini ayırabilme.

3. Nokta, soru işareti ve kesme işaretini uygun yerlerde kullanabilme.

IV. YAZI

AMAÇLAR

1. Güzel yazı yazmaya istekli oluş

2. Verilen cümleyi istenilen biçimde yazabilme

3. Matematik işaretlerini kuralına uygun biçimde yapabilme

KONULAR

1. Güzel yazı yazma çalışmaları

2. Matematik işaretlerinden artı, eksi, eşit, çarpı

MATEMATİK

HEDEFLER

1. 100’e kadar; birer ritmik sayabilme

2. 30’dan geriye doğru birer ritmik sayabilme

3. 20’den geriye doğru ikişer ritmik sayabilme

4. Kümeler arasındaki ilişkileri kavrayabilme

5. 20’ye kadar olan doğal sayıları kavrayabilme

6. Sayı doğrusunu kavrayabilme

7. Bir bütünün yarısını kavrayabilme

8. Toplamları 20’ye kadar olan doğal sayılarla toplama işlemini yapabilme

9. Toplamları 20’ye kadar olan doğal sayılarla toplama işlemini kullanarak problem çözebilme

10. 20’ye kadar olan doğal sayılarla çıkarma işlemini yapabilme

11. 20’ye kadar olan doğal sayılarla toplama ve çıkarma işlemlerini kullanarak problem çözebilme

12. Çarpımları 10’a kadar olan doğal sayılarla çarpma işlemini kavrayabilme

13. Çarpımları 10’a kadar olan doğal sayılarla çarpma işlemini yapabilme

14. Çarpımları 10’a kadar olan doğal sayılarla, çarpma işlemini kullanarak problem çözebilme

15. Bir basamaklı doğal sayılarla bölme işlemi bilgisi

16. Küre, silindir, küp ve dikdörtgenler prizmasına benzeyen varlıkları ayırt edebilme

KONULAR

1. Ritmik saymalar

2. Kümeler

3. Doğal sayılar

4. Kesirler

5. Toplama işlemi

6. Çıkarma işlemi

7. Çarpma işlemi

8. Geometri

MÜZİK

AMAÇLAR

1. Söylediğimiz şarkıları ünite, gün ve haftalarına göre tanıyabilme.

2. Dağarcığındaki ninnileri diğer müzik türlerinden ayırdedebilme.

3. Söylediği ve oynadığı sayışma ve tekerlemeleri tanıyabilme.

4. Okula başlamadan önce öğrendiği oyun müziklerini okul şarkılarından ayırt edebilme.

5. Ünitelerle ve belirli gün ve haftalarla ilgili şarkıları özelliğine uygun söyleyebilme.

6. Bildiği ninnileri özelliğine uygun söyleyebilme.

7. Oynanılan sayışma ve tekerlemeleri özelliklerine uygun söyleyebilme.

8. Ünitelerle, belirli gün ve haftalarla ilgili söylediği şarkıları özelliklerine uygun söylemeye istekli olabilme.

9. Bildiği ninnileri özelliğine uygun söylemeye istekli olabilme.

10. Oynanılan sayışma ve tekerlemeleri özelliklerine uygun söylemeye istekli olabilme.

KONULAR

MÜZİĞİMİZDE TÜR

A. Söylediğimiz Şarkılar

B. Dinlediğimiz Söylediğimiz Ninnilerin Özellikleri

C. Söyleyip, Oynadığımız Sayışmalar Tekerlemeler

Ç. Müzikli Oyunlar (Rontlar)

RESİM İŞ

AMAÇLAR

1. İki boyutlu çalışmalar bilgisi.

2. İki boyutlu çalışmalar yapabilme.

3. Dramayı tanıyabilme.

4. Çalışmalarında dramadan yararlanabilme.

KONULAR

1. Renkli çalışmalar

2. Dramatizasyonu resimle anlatma

BEDEN EĞİTİMİ

AMAÇLAR

1. Tırmanmalarda kas kuvveti ve esnekliği ile eklem hareketliliğini geliştirebilme.

2. Tırmanmalarda kendine güven duygusu geliştirebilme.

3. Asılma ve sallanmalarda kas kuvveti ve esnekliği ile eklem hareketliliğini geliştirebilme.

4. Asılma ve sallanmalarda kendine güven duygusu geliştirebilme.

KONULAR

TIRMANMALAR

1. Çeşitli araçlara taklidî tırmanmalar

2. Konuyla ilgili yarışma ve oyunlar

ASILMA VE SALLANMALAR

1. Asılı duruşta hareketler

2. Taklidî asılma ve sallanmalar

BİREYSEL VE TOPLU ETKİNLİKLER

AMAÇ 1 : Seviyelerine uygun şiirleri toplum karşısında işitilebilecek bir sesle okuyabilme.

AMAÇ 2 : Basit ritimli şarkılarla basit hareketleri içeren oyunlar oynayabilme.

KONULAR

Şiir okuma.

Şarkılı oyunlar oynama.

KAYNAKLAR

GEZİ-GÖZLEM-İNCELEME

Bayram töreninin izlenmesi.

2. Okulda yapılan bayram hazırlıklarını izleme.

KAYNAK KİŞİLER

1. Okul müdürü , öğretmenler.

2. Anne , baba ve diğer büyükler.

3. Askerler.

YAZILI KAYNAKLAR

Ders kitabımız.

Türkçe kitabı , şiir ve okuma kitapları.

3. Bayram ile ilgili gazeteler ve dergiler.

ARAÇ VE GEREÇLER

1. Süsleme kağıtları , elişi kağıtları.

2. Bayrak , Atatürk Köşeşi , Atatürk resimleri.

DEĞERLENDİRME

1. Gözlem, sözlü anlatım, sorularla değerlendirme.

2. Her gün ders bitiminde “Bugün neler öğrendik?” sorusunu cevaplama.

3. Eksik görülen veya yanlış öğrenilen konuların yeniden ele alınarak tamamlanıp düzeltilmesi.

8. ÜNİTE

ÇEVREMİZDEKİ CANLILAR

TATİLE GİRERKEN

SÜRE: … / … / …. …. / …. / ..……. 25 iş günü

BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR

1. Anneler Günü (Mayıs ayının ikinci pazar günü)

2. Sakatlar Haftası (10 – 16 Mayıs)

3. Müzeler Haftası (18 – 24 Mayıs)

4. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı

5. Çevre Koruma Haftası (Haziran ayının ikinci pazartesi günü başlayan hafta)

HAYAT BİLGİSİ

ÇEVREMİZDEKİ CANLILAR

HEDEFLER

1. Çevremizdeki canlıları tanıyabilme

2. Canlıların çeşitliliği bilgisi

3. Canlıların özelliklerini tanıyabilme

4. Çevremizdeki canlıları korumaya istekli oluş

KONULAR

A. Canlıları Tanıyalım

B. Canlıların Çeşitliliği

C. Canlıların Özellikleri

Ç. Canlıları Koruyalım

KAYNAKLAR

Levha ve Afişler: Hayvanların çeşitliliğini gösteren resimler ve levhalar, Bitkilerin çeşitliliğini gösteren resimler ve levhalar, Hayvanların barınaklarını gösteren resimler ve levhalar, Hayvanların yavrularını gösteren resimler ve levhalar

Video Kasetler: Bitki ve Hayvanları Korumanın Önemi, Hayvanların Çeşitliliği ve Yaşamı, Bitkilerin Çeşitliliği ve Yetiştiği Çevre

Araç ve Gereçler: Kurutulmuş bitkiler, sınıfa getirilebilecek hayvanlar ile kil, hamur, saksı bitkisi.

TATİLE GİRERKEN

HEDEFLER

1. Tatilde yapılacak işler bilgisi

2. Sınıfta yıl içinde yapılan çalışmaları sergilemeye istekli oluş

KONULAR

1. Tatilimizi Nasıl Geçirelim?

2. Yıl Boyunca Yaptığımız Çalışmalar

KAYNAKLAR

Kaynaklar: Öğrencilerin öğretim yılı içinde yaptıkları çalışmalar. Boş zamanları değerlendirme film şeridi. Tatil kamplarını, spor kulüplerini tanıtan broşürler.

Araç ve Gereçler: Ront ve şiir kitapları, tatil yörelerini tanıtan broşürler.

TÜRKÇE

I. ANLAMA

AMAÇLAR

1. Düzeylerine uygun konuşmaları dinleme, olay, film vb. izleme beceri ve alışkanlığı kazandırabilme.

2. Sesli ve sessiz okumanın gerektirdiği iyi alışkanlıkları kazandırabilme.

3. Dinlediklerini, izlediklerini, okuduklarını doğru anlayabilme, yorumlayabilme.

4. Kelime dağarcığını geliştirebilme.

5. Sınıf, okul ve çocuk kitaplıkları ile canlı kaynaklardan yararlanma istek ve becerisini kazandırabilme.

6. Dinleme, izleme, okuma yoluyla çevreyi tanıyabilme, sevebilme.

II. ANLATIM

AMAÇLAR

1. Düzeye uygun sorular düzenleyebilme, sorulara karşılık verebilme.

2. Bilinen bir masalı, izlenen bir olayı, görülen bir yeri anlatabilme.

3. Sınıfta veya bir topluluk önünde güzel ve doğru konuşabilme.

4. Yazım kurallarını ve noktalama işaretlerini kullanabilme.

5. Birlikte çalışma, iş birliği yapabilme, yardımlaşma beceri ve alışkanlığı kazanabilme.

III. DİL BİLGİSİ

AMAÇLAR

1. Kullandığı kelimeleri düzgün söyleyebilme, doğru yazabilme, hece ve sesleri ayırabilme.

2. Kelime dağarcığını zenginleştirebilme.

3. Varlıkların tekil ve çoğul oluşunu kavrayabilme, yerine göre doğru kullanabilme.

4. Varlıkların özelliklerini, niteliklerini, sayılarını, yaptıkları işleri ve eylemleri bildiren kelimeleri tanıyıp kullanabilme.

5. Bu sınıfta kullanılması gereken noktalama işaretlerini kullanabilme, yazım kurallarını uygulayabilme.

IV. YAZI

AMAÇLAR

1. Güzel yazı yazmaya istekli oluş

2. Verilen cümleyi istenilen biçimde yazabilme

3. Nokta, soru ve kesme işaretlerini kuralına uygun biçimde yapabilme

KONULAR

1. Güzel yazı yazma çalışmaları

2. Noktalama işaretlerinden nokta, soru işareti, kesme işareti

MATEMATİK

HEDEFLER

1. 50’ye kadar; birer, onar, beşer ritmik sayabilme

2. 100’e kadar; birer ritmik sayabilme

3. 20’ye kadar ikişer ritmik sayabilme

4. Küme bilgisi

5. Kümeyi kavrayabilme

6. Kümeler arasındaki ilişkileri kavrayabilme

7. 20’ye kadar olan doğal sayıları kavrayabilme

8. Bir bütünün yarısını kavrayabilme

9. Toplamları 20’ye kadar olan doğal sayılarla toplama işlemini kavrayabilme

10. Toplamları 20’ye kadar olan doğal sayılarla toplama işlemini yapabilme

11. 20’ye kadar olan doğal sayılarla çıkarma işlemini kavrayabilme

12. 20’ye kadar olan doğal sayılarda toplama ve çıkarma işlemleri arasındaki ilişkiyi kavrayabilme

13. Çarpımları 10’a kadar olan doğal sayılarla çarpma işlemini kavrayabilme

14. Bir basamaklı doğal sayılarla bölme işlemi bilgisi

15. Doğal uzunluk ölçülerinden; “parmak”, “kulaç”, “ayak” ve “adım”ı kavrayabilme

16. Saat bilgisi

17. Saati okuyabilme

KONULAR

1. Ritmik saymalar

2. Kümeler

3. Doğal sayılar

4. Kesirler

5. Toplama işlemi

6. Çıkarma işlemi

7. Çarpma işlemi

8. Ölçüler

MÜZİK

AMAÇLAR

1. Evindeki müzik ortamını fark edebilme.

2. Okulundaki müzik ortamını fark edebilme.

3. Sınıfındaki müzik etkinliklerine katılabilme.

4. Evindeki veya sınıfındaki müzik yapma ve dinleme araçlarını dikkatlice kullanabilme.

5. Sesini çevresini rahatsız etmeyecek şekilde kullanabilme.

6. Çevresinde yaygın, belli başlı sayışma ve tekerlemeleri doğru söyleyebilme.

7. Evde belli bir müzik ortamı içinde olduğunun farkında olabilme.

8. Evde veya okulda müzik yapma ve dinleme kurallarına dikkat edebilme.

9. Sınıf içi ve sınıf dışı müzik etkinliklerine katılmaya istekli olabilme.

KONULAR

ÇEVREMİZ VE MÜZİK

A. Evimizde Müzik

B. Okulumuzda Müzik Ortamı

C. Evimizde, Okulumuzda Müzik Yaparken Dikkat Ettiğimiz Kurallar

RESİM İŞ

AMAÇLAR

1. Tasarımın ne olduğunun farkına varabilme.

2. Sınıf ve okul sergileriyle yarışmalara katılabilme.

3. Çevredeki tarihî eserleri, anıtları, müzeleri, atölyeleri, sanat galerilerini, sergi salonlarını, sanatçı ve tasarımcı atölyelerini tanıyabilme.

KONULAR

1. Tasarım

2. Sergi çalışmaları

3. Sanat eserleri

BEDEN EĞİTİMİ

AMAÇLAR

1. Top alıştırmaları ile ilgili temel beceriler edinebilme.

2. Top alıştırmaları ile ilgili koordinasyonu geliştirebilme.

KONULAR

TOP ALIŞTIRMALARI

1. Top atma alıştırmaları

2. Top fırlatma alıştırmaları

3. Top yakalama alıştırmaları

4. Top zıplatma alıştırmaları

5. Topa vurma alıştırmaları

6. Topla eğlenceli oyun ve yarışmalar

BİREYSEL VE TOPLU ETKİNLİKLER

AMAÇ 1: Seviyelerine uygun masalları olayların sırasını bozmadan anlatabilme.

AMAÇ 2: Boş zamanlarını eğitici oyunlar oynayarak değrelendirme alışkınlığını kazanabilme.

KAYNAKLAR

GEZİ-GÖZLEM-İNCELEME

1. Mevsim değişiklerinin gözlenmesi.

2. Kır gezisi.

3. Sene sonu sınıf etkinliklerini izleme.

4. 19 Mayıs Bayramı hazırlık ve törenlerini izleme.

YAZILI KAYNAKLAR

Ders kitabımız.

Türkçe kitabı , şiir ve okuma kitapları.

Bayram ile ilgili gazeteler ve dergiler.

Masal ve öykü kitapları.

ARAÇ VE GEREÇLER

1. Çiçekler , kurutulmuş bitkiler.

2. Saksı ve süs bitkilerimiz.

3. Yıl içinde yapılan çalışmalar.

DEĞERLENDİRME

1. Gözlem, sözlü anlatım, sorularla değerlendirme.

2. Her gün ders bitiminde “Bugün neler öğrendik?” sorusunu cevaplama.

Eksik görülen veya yanlış öğrenilen konuların yeniden ele alınarak tamamlanıp düzeltilmesi.

Semiha KOŞTUR Abbas Subaş

Sınıf Öğretmeni Okul Müdürü

12 Temmuz 2007

1. Lınux Nedir ? 7

1. LINUX NEDİR ? 7

1.1 Linux Tarihçe 7

1.2 Linux’un Desteklediği Donanımlar 7

1.3 LINUX’un Desteklemediği Donanımlar 9

1.4 LINUX’un En Önemli Özellikleri 10

1.5 Linux’un Genel Kullanım Amaçları 12

1.5.1 Kişisel Kullanım 12

1.5.2 Internet Sunucusu 12

1.5.3 Ağ Elemanı 13

1.5.4 Internet Haberleşmesi 13

1.5.5 Yazılım Geliştirme 13

1.6 LINUX’un Yazılım Özellikleri 13

1.6.1 Temel Komutlar 13

1.6.2 Uygulama Programları 14

1.6.3 Grafik Arabirimi (X Window Arabirimi) 14

1.7 Linux ve Diğer İşletim Sistemleri 14

1.8 Linux Avantaj ve Dezavantajları 15

1.8.1 Avantajları 16

1.8.2 Dezavantajları 16

2. LINUX KURULUMU VE BAŞLANGIÇ 17

2.1 Mevcut Dağıtımlar 18

2.1.1 Internet 18

2.1.2 NFS 18

2.1.3 Sabit Disk 18

2.2 Sabit Disk Üzerinde Linux İçin Yer Açmak 19

2.3 Bilgisayarın Linux ile Açılması 21

2.3.1 Ön Hazırlık 23

2.3.2 FDISK 23

2.3.3 Setup Programı 26

2.3.4 Sistem Tanıtımları (Konfigürasyon) 31

2.3.5 LILO Konfigürasyonu 32

2.4 Makineyi Açmak 33

2.4.1 Başlangıçta 34

2.4.2 Sorun Çıktığında 36

2.5 Linux Komut Yapısı 36

2.6 Dosya ve Dizin Yapısı 37

2.6.1 Dosya Listesi ve İçeriklerinin Görüntülenmesi 38

2.6.2 Dosyaların Kopyalanması 39

2.6.3 Dosyaların Silinmesi 40

3. KABUK İŞLEMLERİ 40

3.1 Yönlendirme 41

3.2 Standart Girdi, Çıktı ve Hata 41

3.3 Boru (pipe) İşlemleri 44

3.4 Çok görevlilik 44

3.4.1 Arka Planda Çalıştırma 45

3.4.2 Klavye Üzerinden Kesinti 46

3.4.3 Süreçlerin Sona Erdirilmesi 47

4. DOSYA VE DİZİN İŞLEMLERİ 48

4.1 Erişim Hakları 48

4.2 Dosya İzinlerinin Değiştirilmesi 48

4.3 Dosyanın Sahibinin ve Grubunun Değiştirilmesi 50

4.4 Diğer Dosya Sistemlerinin Kullanılması 50

4.4.1 Mount İşlemi 51

4.4.2 Dosya Sistemi Bilgileri 53

4.4.3 Dosya Sistemi Desteğinin Eklenmesi 53

4.4.4 Dosya Sistemi Yaratılması ve Kontrolü 54

4.5 Sembolik Bağlantılar 55

4.6 Sabit Bağlantılar 56

4.7 Dosya Arşivleme ve Sıkıştırma 56

4.7.1 Dosya Arşivleme 57

4.7.2 Dosya Sıkıştırma ve Açma 58

4.7.3 Dosya Türleri 59

4.7.4 Birlikte Kullanım 59

4.8 Dizin Tarama 60

4.9 mtools MSDOS Arabirimi 61

5. LİNUX SİSTEM YÖNETİMİ 62

5.1 Yetkili Kullanıcı 62

5.2 Sistem Kuralları 62

5.3 Kullanıcı İşlemleri 62

5.3.1 Kullanıcı Hesabı Açmak (Adduser) 62

5.3.2 Kullanıcı Grubu 63

5.3.3 Yeni Kullanıcı Grubu Eklenmesi 64

5.3.4 Kullanıcı Grubunun Silinmesi 64

5.3.5 Kullanıcı Hesabının Silinmesi 64

5.4 Sistemin Yedeklenmesi 65

5.5 Sistemin Güncellenmesi 65

5.6 Çekirdeğin Derlenmesi 66

5.6.1 Çekirdek Konfigürasyonu 66

5.6.2 Temizlik 67

5.6.3 Çekirdeğin Kurulması 67

5.6.4 Çekirdeğin Yamanması 68

5.6.5 Çıkabilecek Sorunlar 69

5.7 Modüller 69

5.8 Yeni Yazılımların Yüklenmesi 69

5.9 Kaynak Kodun Derlenmesi 69

5.10 Sistem Açılış Dosyaları 70

5.10.1 inetd ve /etc/inetd.conf 70

5.10.2 syslogd ve /etc/syslog.conf 71

5.10.3 init ve /etc/inittab 71

5.11. Çekirdek Mesajları 72

5.12. Linux Dosya Sistemi Yapısı 72

5.13. LILO Yapılandırması 74

5.14 X Window İle Konsolda Türkçe Yazmak 74

5.15 Belirli Zamanlarda Komut İşletilmesi 75

5.16 Yazıcı Eklenmesi 75

5.16.1 Yazıcının Bulunması 75

5.16.2 Yazıcının Tanınması 75

5.16.3 Yazıcıdan Çıktı Alınması 76

5.16.4 Yazıcı Kuyruğunun Gösterilmesi 76

5.16.5 Yazıcı İşlemlerinin Durdurulması 76

5.17 Zaman Ayarlarının Yapılması 76

5.18 Ses Kartı 76

5.18.1 Ses Kartı Ayarlarının Yapılması 77

6. BASH KABUĞU 77

6.1 Bash Özellikleri 77

6.2 Takma Adlar ( Alias ) 77

6.3 Özel Kabuk Tanımları 78

6.4 Sisteme Giriş Dosyaları 79

6.5 Kabuk Programlamaya Giriş 79

6.5.1 Kabuk Programları 79

6.5.2 Değişkenlerin Kullanımı 80

6.5.3 Giriş/Çıkış İşlemleri 80

6.5.4 Aritmetik İşlemler 80

6.5.5 if-else Kalıbı ve Kontrol İşlemleri 81

6.5.6 case Kalıbı 82

6.6 Döngüler 83

6.6.1 While-do Döngüsü 83

6.6.2 for-do Döngüsü 83

6.7 Örnek Kabuk Programı 84

6.8 Kabuk Fonksiyonları 84

6.8.1 Örnek Bir Fonksiyon 84

7. SED VE VI 85

7.1 SED ( Stream Editor ) 85

7.1.1 Düzgün Deyimler 85

7.1.2 SED Kaynak Dosyası 86

7.2 Metin Düzenleyiciler 86

7.3 Vi Editörü 87

7.3.1 Dosya İşlemleri 87

7.3.2 vi’ da Yazma 88

7.3.3 Silme ve Kopyalama 88

7.3.4 Komut Tekrarı 89

7.3.5 Arama ve Eşleştirme 89

7.3.6 Diğer Dosyaların Metne Eklenmesi 89

7.3.7 Kabuk Komutlarının Çalıştırılması 89

7.3.8 vi Başlangıç Dosyaları 89

8. X WİNDOW GRAFİK ARABİRİMİ 90

8.1. Giris: 90

8.2. X Window Kurulumu ve Konfigürasyonu 93

8.3. X Konfigürasyonu 93

8.4 Cıkabilecek Sorunlar: 96

8.6. X Window Komutları 96

8.7. Fvwm Pencere Yöneticisi 97

9. LINUX AĞ YÖNETİMİ 97

9.1. Linux ‘un Ağ Donanım Desteği 97

9.2. Linux ‘a Ağ Desteği Verilmesi 98

9.3. Linux Ağ Yapılandırılması 98

9.3.1. İfconfig Bilgileri 100

9.3.2. Ağın Çalışmasını Gözlemlemek 100

9.4. Alan Adı Sunucusunun Tanımlanması 102

9.4.1. Alan Adı Sunucusunun Aranması 102

9.5. Diğer Yapılandırma Dosyaları 102

9.5.1. Kontrol Dosyaları – Makine Adları ve IP Karşılıkları ( /etc/hosts) 103

9.5.2. Ağ İsimleri ( /etc/networks) 104

9.5.3. Ağ Protokolleri ( /etc/protocols) 104

9.5.4. Ağ servisleri ( /etc/services) 104

9.5.5. Ftp Kullanıcıları ( /etc/ftpusesrs ) 104

9.5.6. Güvenlik Dosyaları ( /etc/securetty, hosts.allow ve hosts.deny) 105

9.6. Yönlendirme 105

9.6.1. Birden Fazla Ethernet Kartının Tanıtılması 106

10. DESTEKLENEN PROTOKOLLER 107

10.1. TCP/IP 107

10.2. IPX ve Novell Desteği 107

10.3. Samba (Netbeuı ve Netbios Desteği) 107

10.3.1. Kurulum 108

10.3.2. Daemonun Çalıştırılması 108

10.3.3. Genel Yapılandırma (/etc/smb.conf) 110

10.3.4. Linux Kaynaklarını Windows Makineler ile Paylaşmak 111

10.3.5. Windows Kaynaklarını Linux Makineler ile Paylaşmak 111

10.3.6. Linux Yazıcısını Windows Makineler ile Paylaşmak 113

10.3.7. Windows Yazıcısını Linux Makineler ile Paylaştırmak 113

10.4. Appletalk Desteği 114

11. Desteklenen Ağ Teknolojileri 114

11.1. Güvenlik Duvarı 114

11.2. IP Accounting 115

11.3. ATM Teknolojisi 115

11.4. DHCP 115

11.5. IP Aliasing 115

12. DİĞER TEKNOLOJİLER 116

12.1. Telsiz Ağlar 116

12.2. IP Masquerading ( IP Gizleme ) 117

12.3. IP Multicasting 118

12.4. IP Tünelleme ( IP Tunnelling) 118

12.5. Squid Proxy 119

13. AĞ DENETİMİ 119

14. NIS 120

14.1. NIS’in Çalışma Prensipleri 120

14.2. NIS İstemcisi 121

14.3. NIS İstemcisi Kurulması 121

14.4. NIS Sunucusu Kurulması 123

14.5. yppasswdd Programı 123

14.6. NIS’in Kontrol Edilmesi 123

15. NFS 123

15.1. Ağ Üzerinde Paylaşım 124

15.2. NFS Kurulumu 125

16. DNS(DOMAIN NAME SYSTEM–ALAN İSİMLENDİRME SERVİSİ) 125

16.1. Giriş 126

16.2. TCP/IP Uygulamaları ve DNS 126

16.3. BIND Konfigürasyonu 127

16.4. Caching Only Alan Adı Sunucu Konfigürasyonu 129

16.5. Primary ve Secondary Alan Adı Sunucu Konfigürasyonu 129

16.7. hosts ve nslookup Programlarının Kullanımı 134

17. DİĞER KULLANICILARLA İLETİŞİM 135

17.1. Pine 136

17.1.1. E-posta Gönderme 136

17.1.2. E-posta Okuma 137

17.1.3. E-posta Silme 137

17.2. Etkileşimli İletişim Yöntemleri 138

17.3. Haber Grupları 138

18. LİNUX İŞLETİM SİSTEMİNDE GÜVENLİK 140

18.1. Fiziksel Güvenlik 140

18.2. Ağ güvenliği 141

18.3. Zayıf parolalar 142

18.4. Dosya Sistemi Güvenliği 142

18.5. Yerel Güvenlik 143

18.6. Sisteme İzinsiz Girenlerin Bulunması 144

18.7. Diğer Güvenlik Önlemleri 145

18.7.1. Güvenlik Duvarı Oluşturulması 145

18.7.2. Güvenlik Duvarı (FİREWALL ) 148

18.7.3. SSH (Secure Shell) 148

19. Mandrake Linux kurulumu 149

19.1 Ön hazırlıklar 149

19.1.1 Genel bilgisayar bilgisi 149

19.1.2 Ağ bilgisi 149

19.1.3 Disk alanı 150

19.1.4 Takas Alanı 150

19.1.5 CD-ROM’dan kurulum 150

19.1.6 Disk bilgileri 150

19.1.7 Kurulacak Sistemin Açılması 150

19.1.8 Kurulum Çeşidi ve Donanımsal Seçimler 152

19.2 Kurulum 152

19.2.1 Sistemle İlgili Sorular 153

19.2.2 Sabit Disk Bölümlemesi 153

19.2.3 Paket Seçimi ve Kurulum 154

19.2.4 Ağ (Network) Ayarları 154

19.2.5 Cryptographic 155

19.2.6 Zaman Dilimi Ayarı 155

19.2.7 Yazıcı Ayarları 155

19.2.8 Root Şifresi 156

19.2.9 Kullanıcı Ekleme 156

19.2.10 Açılış Disketi Oluşturma 156

19.2.11 Lilo Ayarları 156

19.2.12 X-Windows Ayarları 156

20. LINUX VE WINDOWS9X BİRARADA NASIL KULLANILACAK 157

20.1. Giriş 157

20.2. Sabit diskin bölümlenmesi: 157

20.3. Yeni Sistemi Kullanma: 157

20.4. Linux+Win95+DOS 158

20.5. Karşınıza Çıkabilecek Problemler: 159

21. LINUX VE WINDOWS NT BİRARADA NASIL KULLANILACAK 159

1. LINUX NEDİR ?

1.1 Linux Tarihçe

Linux, UNIX benzeri, serbestçe dağıtılabilen , çok kullanıcılı, çok görevli ve güçlü bir işletim sistemidir. Linux’un kalbi olan kernel (çekirdek), başta Linus Torvalds olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki yüzlerce programcı tarafından ortak geliştirilmiştir. Linux sadece Intel değil, Sparc, Alpha, Macintosh platformlarında da çalışabilir. Çok az donanım ihtiyacı olduğu için evinizde Linux’u rahatlıkla kurabilir ve kullanabilirsiniz.

Linux işletim sisteminin her aşaması açık olarak internet üzerinde yayınlanmakta, dünyanın dört bir yanında kullanıcılar tarafından test edilmekte, hataları ve eksiklikleri tespit edilerek düzeltilmekte ve geliştirilmektedir. Bu açıklık Linux’un en büyük avantajlarından biridir.

Linux, Andy Tannenbaum tarafından geliştirilmiş olan Minix işletim sistemine dayanmaktadır. Linux Torvalds boş zamanlarında Minix’den daha iyi bir Minix işletim sistemi yaratmak düşüncesiyle 1991 Ağustos sonlarında ilk çalışan Linux çekirdeğini oluşturdu. 5 Ekim 1991 tarihinde 0.02 sürümü Linux ilk defa tanıtıldı. Linux, comp.os.minix haber grubuna gönderdiği yazıda yeni bir işletim sistemi geliştirmekte olduğunu ve ilgilenen herkesin yardımını beklediğini yazmıştı. İşletim sisteminin çekirdeği için verilen numaralar kısa sürede bir standart kazandı. a.x.y şeklinde belirtilen çekirdek türevlerinde y bulunulan seviyeyi, x gelişim aşamasını göstermektedir. Tek sayılı x’ler geliştirme aşamalarını çift sayılı x’ler ise güvenilir Linux çekirdeklerini göstermektedir. a ise değişik Linux sürümlerini belirtir. Bu yazının hazırlandığı Ağustos 1997 içerisinde en son güvenilir (kararlı) Linux çekirdeği 2.0.30, en son gelişim aşamasındaki çekirdek ise 2.1.47’dir.

1.2 Linux’un Desteklediği Donanımlar

Linux’un donanımdan sonuna kadar faydalanması neticesinde son derece düşük donanım maliyeti vardır. Desteklediği kartlar piyasada her an bulunabilir cinstendir.

En düşük donanım ihtiyacı 386 SX/16 işlemci ve 4Mb RAMEn az 150 Mb boş disk bölümü ve bir takas bölümü.

Kullanılabilir donanım ihtiyacı; Bir Pentium işlemci 32Mb RAM, 1.5 GB boş sabit disk alanı ve bir takas alanı; iyi bir grafik ekran görüntüsü alabilmek için en az 1 ya da 2Mb bellekli ekran kartı, fare (PS/2, Microsoft, Mouseman).

CPU (MİB – Merkezi İşlem Birimi)

386 ve üzeri Intel uyumlu tüm işlemciler (386, 486, Pentium, PentiumII, Pentium Pro, Celeron ve türevleri) ile değişik üreticilerin dağıttığı Intel uyumlu işlemcilerde (AMD, Cyrix) Linux sorunsuz olarak çalışabilir. Amiga’larda kullanılan Motorola işlemcilerde de (68020, 68030, 68040 ve 68060) Linux çalışabiliyor. Bunların yanında daha gelişmiş sayılan DEC Alpha, SPARC, StrongARM, MIPS, HP PA-RISC ve PowerPC (Macintosh’larda kullanılan) işlemcilerde de Linux kurulmuştur.

Mimari

ISA, EISA, VESA ve MCA (IBM PS/2′lerde kullanılan Micro Channel Architecture) mimarilerindeki anakartlar desteklenir. Yerel veri yollarından VLB ve PCI da Linux ile sorun çıkartmadan çalışacaklardır.

Bellek

4 GB’a kadar RAM desteklenmektedir.

Sabit disk

EIDE ve IDE diskler ile MFM ve RLL’e sahip 8 ve 16 bitlik sabit disk denetleyicileri Linux tarafından desteklenir. Benzer şekilde SCSI denetleyicisi desteklenen (Advansys, Adaptec AHA 1542, 1522, 1740, 27xx ve 29xx gibi) tüm SCSI sabit disk ve CD-ROM’larla Linux altında çalışabilirsiniz. CD-ROM aygıtlarından Matsushita/Panasonic, Mitsumu, Sony, Soundblaster, Toshiba ve ATAPI gibi türler de desteklenenler arasındadır.

Ekran

Metin ekranlarda SVGA, VGA, EGA, CGA veya Hercules kartlar ile X Window grafik ekranı altında S3, ATI Mach8/32/64, Trident, ET3000/4000, Paradise, Cirrus Logic gibi kartlar desteklenir.

Ağ kartları

Onlarca tip ethernet kartı desteklenir ve halen bu liste gittikçe artmaktadır. 3COM, WaveLAN, Western Digital, D-Link, Intel, DEC, HP, AMD, Zenith firmalarının ürettiği kartların çok büyük bir çoğunluğu tanınabilir. Genellikle en sık kullanılan ethernet kartları NE2000 ve 3COM uyumlulardır.

16450 ve 16550 UART tabanlı seri kartlar ve tüm asenkron modemler Linux altında çalışır. Internal (makinanın içine takılan) veya external (makinanın dışında duran) modemler ile Linux yardımıyla Internet’e bağlanabilirsiniz. Winmodem’leri Linux ile birlikte kullanamazsınız. ISA modemler Linux ile sorunsuzca çalışır.

Ses Kartları

Linux, SoundBlaster, ProAudio Spectrum, Gravis Ultrasound, AWE 32/64, Sound Blaster Live gibi en son çıkmış ses kartlarını destekler.

Yazıcılar

Linux’un yazıcı desteği nispeten kısıtlıdır. Windows uyumlu olduğu söylenen birtakım yazıcılar Linux altında çalışmazlar. Aslında temel bir kural olarak şunu belirtebiliriz ki paralel veya seri porta takılan her yazıcı ve çizici, sürücüsü olduğu sürece Linux tarafından desteklenir. Hatta bir yerel ağ üzerinden bu yazıcılar birden çok makinaya paylaştırılabilir.

Fare

Linux, Microsoft, Mousesystems ve Logitech serial mouse, ATI XL, Logitech ve Microsoft busmouse ile PS/2 mouse desteklenir.

Linux, başta IBM-PC uyumlu kişisel bilgisayarlar olmak üzere Apple, Atari ve Amiga gibi 68000 tabanlı bilgisayarlar üzerinde, Sun Sparc işlemcili iş istasyonları, Alpha işlemcili kişisel bilgisayarlar, MIPS, PowerPC, HP PA-RISC ve ARM mimarilerinde çalışmaktadır.

IBM uyumlu kişisel bilgisayarlar üzerinde 80386 ve üzeri değişik üreticilerin işlemcileri ile sorunsuz olarak çalışmaktadır. 80286 ve 8086 işlemcili bilgisayarlar için sınırlı kabiliyette Linux uygulamaları mevcuttur.

PCI, VESA, ISA, ve MCA mimarilerinde her türlü anakartı desteklemektedir.

Teorik olarak 4 Gbyte’a kadar RAM desteklenmektedir.

AT uyumlu diskler (IDE, EIDE ve 16 bitlik MFM, RLL veya ESDI) desteklenmektedir. Kontrol kartına uyumlu destek bulunduğu sürece SCSI diskler ve diğer cihazlar desteklenmektedir.

IDE-ATABI CD-ROM sürücüleri, ve bazı özel CD-ROM kontrol kartları desteklenmektedir.

Metin ekranlarda CGA, EGA, VGA, Hercules veya uyumlu kartlar desteklenmektedir. X Window ortamında genel VGA ve SVGA uyumlu kartlar ve S3, ET4000, 8514/A, ATI MACH8, ATI MACH32 gibi birçok görüntü kartı desteklenmektedir.

Birçok 10 ve 100 Mbit ethernet kartı, ISDN, ATM, FDDI, SLIP, CSLIP, PPP desteği verilmektedir.

Başta SoundBlaster, Gravis Ultrasonud olmak üzere birçok ses kartı desteklenmektedir.

1.3 LINUX’un Desteklemediği Donanımlar

Birtakım donanım firmaları sadece windpws tabanlı ve uyumlu donanım parçaları üretmeleri ve yazılım firmalarının da bu işletim sistemini destekleyen sürücüleri çıkartamaması nedeniyle Linux altında bazı çalışmayan ürünler bulunmaktadır.bunlar:

Tüm HP Deskjet 820xx serisi ve sadece windows uyumlu yazıcılar.

Multiwave Innovation CommWave V.34 modem

US Robotics WinModem serisi ve tüm HCF modemler

US Robotics Sğortster Voice/Fax modem (X’ model 1785 internal PnP)

Boca modem (model M3361)

Boca Research 28.8 dahili modem (model MV34AI)

Zoltrix 33.6 Win HSP Voice/Speaker Phone modem

Motorola ModemSURFR dahili 56K

Compaq 192 PCMCIA modem/serial kartı

New Media Winsurfer PCMCIA mode/serial kartı

Sharp JX-9210 yazıcısı

1.4 LINUX’un En Önemli Özellikleri

Linux’un en önemli özelliklerini açıklayabilmek için Linux’un temel parçalarını ve bunların özelliklerini verelim.

Çekirdek

Linux’un çekirdeği bir bakıma sistemin beyni sayılabilir. Aslında çekirdeğin adı Linux’tur. Bütün versiyonları aynı çekirdeği kullanır. Değişenler dosya ve dizin yapısı, dağıtıma giren belgeler, paketler, dağıtımın fiyatı ve dağıtımın hedeflediği kullanıcılardır.

Çekirdek, sistemin düzgün çalışmasından, bilgisayar kaynaklarının düzenlenmesinden, kullanıcıların görevlerinin sırasıyla yapılmasından, bellek denetiminden, yan birimlerin (CD-ROM, teyp, disket sürücü vb.) çalışmasından ve benzeri işlemlerden sorumludur. Programlar, çekirdek içindeki “system call”lar (sistem çağrıları) yardımıyla birbiriyle haberleşirler. Çekirdeği oluşturan sistem çağrılarından kullanıcılarda yararlanabilir. Böylece bir CD, ethernet kartı ya da disk üzerindeki bir dosyaya erişim mümkün olur.

Linux’ta sistemin temel yönetimi çekirdek tarafından yapılır.

Birden Çok Kullanıcı

Linux, birden çok kullanıcıyı desteklemek için yazılmış ve ona göre programlanmıştır. Birden çok kullanıcı tarafından aynı kaynaklar paylaşıldığı için zamandan ve paradan tasarruf edilir.

Birden Çok Görevin Aynı Anda Yapılması

Linux, birden çok görevin aynı anda yapılmasına olanak veren bir sistemdir. Siz bir klavyaeye bastığınız zaman yapılan işlem ile makineye uzaktan bağlanan bir başka kullanıcının işlemleri birbirinden bağımsız çalışır. Aynı anda arka planda örneğin bir web sayfasını sunan programlar olabilir, ya da bir başkası ftp isteğinde bulunabilir. Diyebiliriz ki Linux çokgörevli bir işletim sistemidir.

Kararlılık

Linux, 1.0 sürümünün Internet sitelerine konulduğu 14 Mart 1994 yılından beri beta denemelrini geçmiş ve kararlı bir yapıya bürünmüştür. Çekirdekte halan hatalar vardır ve üzerine yeni kodlar eklendikçe bu hataların yenilerinin gelmesi kaçınılmazdır. Ancak Linux açık bir şekilde geliştiğinden sürekli bir kontrol altındadır. Çekirdeğin iki farklı sürümüde internette dağıtılır. Örnek olarak 1.2.13 kararlı bir çekirdek sürümüdür. 1.3.56 ise halen üzerinde geliştirme yapılıyor ve test ediliyor anlamına gelir. Çekirdek sürümünün ortasındaki rakam tek ise bu çekirdek deneyseldir. Hala test aşamalarından geçmekte ve üzerinde sürekli yeni kod yazılıyor demektir. Çift olması durumu ise bu çekirdeğin kullanılabilir ve çok büyük ihtimalle kararlı olduğu anlamına gelecektir.

Linux’un kararlı bir işletim sistemi olmasının en büyük kanıtı, Internet üzerindekullanıldığı alanların genişliği ve bu konudaki yönetici memnuyetleridir.

Çok İşlemci Desteği

SMP (symmetric multi processor – simetrik çok işlemci) desteği Linux’ta Intel ve SPARC platformlarında mevcuttur. Sürüm numarası 2.0 ile başlayan çekirdekler açılırken sistemde kaç tane işlemci olduğunu bulur ve buna göre kendini ayarlar. Linux ile 16 işlemciye kadar olan sistemler doğrudan desteklenebilir.

Linux ve Ağ Teknolojileri

Linux üç değişik şekilde ağa bağlanabilir: broadcast (örneğin ethernet), Token Ring (örneğin FDDI) veya noktadan noktaya (örneğin modemle PTT) bağlantı.

Linux, doğrudan doğruya internete bağlanabilmesi için TCP/IP desteği ile gelir. TCP/IP nin yanında NetBEUI, Samba (windows makinelerinin birbiriyle konuşmak için kullandıkları protokol), Appletalk (Macintosh makinelerin kullandığı protokol) gibi protokoller de desteklenir. Daha za kullanılan ama Linux’un desteklediği protokoller arasında Ipv6, AX.25, X.25, IPX ve Netrom bulunur. Linux, geniş bir ağ desteği ve protokol ailesi ile birlikte gelmektedir.

Güvenlik Meanizması

Linux, 386 ve üstü işlemcilerde korumalı kipte çalışır. Çalışan programlar arasında bir koruma vardır. Bu koruma yardımıyla bir program özel şartlar olmadıkça diğer programların çalışmasını engelleyemez. Çok kullanıcılı bir sistem için bu çok önemlidir. Benzer şekilde herhangi bir kullanıcı istediği gibi bir program yazıp sistemin kapanmasını veya çalışamaz hale gelmesine neden olamaz. Kullanıcıların dosya ve dizinleri basit bir koruma mekanizması kullanılarak diğer kullanıcıların görmesini engelleyecek şekilde saklanabilir. Linux, geniş güvenlik mekanizması içerir.

Linux ve çekirdek bunların yanında aşağıdaki özelliklere de sahiptir:

Birden fazla programın çalışması halinde bellekte bu programların sadece bir tanesi tutulur. Böylece bellekten tasarruf sağlanır.

Çalıştırılabilir bir program, belleğin tamamından büyük olabilir. Bu durumda programın sadece o an kullanılan bölümleri belleğe alınır ve çalıştırılır. Böylece bellek kısıtlaması programın çalışmasına engel teşkil etmez.

Disk alanı yadımıyla belleğin yetmediği durumlarda fazla veri diske yazılır. Bu bölüme takas alanı (swap space) denir. Her biri en çok 2Gb tutan 16 tane takas alanı açılabilir.

Paylaşılan kütüphaneler dinamik veya statik olabilir. Yani bir kütüphane aynı anda birden çok program tarafından yüklenebilir (dinamik), veya bir programın içine gömülebilir (statik). Linux’un çekirdeği büyük oranda POSIX , System V ve BSD standartlarıyla uyumludur. Pek çok klavye tipini destekler.

Aynı anda birden çok sanal ekranı destekler. Konsolda oturuken birden fazla (en çok 64) giriş yapabilirsiniz.

Minix, Xenix, FAT, VFAT, FAT^’, HPFS (OS/2’nin kullandığı dosya sistemi), HFS (macintosh’un kullandığı dosya sistemi) gibi dosya sistemleri desteklenir. Kendisine ait olan en hızlı ext2 dosya sistemi 4TB’a kadar bilgiyi adresleyebilir ve 255 karaktere kadar dosya isimlerini gösterebilir.

Joilet ve ISO9660 standartlarında yazılan CD-ROM’ları okuyabilir.

1.5 Linux’un Genel Kullanım Amaçları

Linux işletim sistemi özel kullanım başta olmak üzere birçok alanda yaygın olarak kullanılmaktadır.

1.5.1 Kişisel Kullanım

Linux evinde veya işinde UNIX işletim sistemi altında çalışmak isteyenler için ideal bir platformdur. Linux altında yer alan uygulamalar giderek sıradan bir kullanıcı için bile bu işletim sisteminin ilgili çekici hale getirmektir. Gelişimleri henüz tamamlanmamış olmasına rağmen, herhangi bir kişisel bilgisayardan beklenebilecek yazı editörleri, hesap cetvelleri, çizim yazılımları, veri tabanları birçok ihtiyaca cevap verecek düzeye gelmiştir.

1.5.2 Internet Sunucusu

Linux doğrudan TCP/IP desteğiyle gelmektedir. Bu yönüyle TCP/IP temelli bilgisayar ağlarında hem istemci hem de sunucu olarak yaygın kullanım bulmuştur. Üzerinde hali hazırda bulunana servislerin çeşitliliği, yeni çıkan servislere hızlı ayak uydurması, kolay konfigüre edilebilmesi ve özellikle de düşük maliyeti sebebiyle yaygın olarak internet servislerinin verilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Zamanla verdiği ağ servisleri başka protokollere destek verecek şekilde genişletilmiştir. Şu anda Linux; WWW sunucu, DNS sunucu, NFS sunucu, NIS sunucu, X Window sunucu, BOOTP sunucu, SMTP sunucu, FTP sunucu, LIST sunucu, NEWS sunucu gibi yaygın TCP/IP servislerinin yanı sıra NOVELL sunucu, SAMBA sunucu (Windows 3.1, Windows 95; Windows NT ve WfW için disk ve yazıcı servisi), APPLE TALK sunucu (MacOS kullanan APPLE makineler için disk ve yazıcı servisi) verebilmektedir.

1.5.3 Ağ Elemanı

Linux, yazılım desteği ile birçok ağ elemanının yerine geçebilecek bir alternatif olarak kullanılabilmektedir. Birden fazla ağın birbirine bağlanması amacı ile bir yönlendirici (router) olarak da kullanılabilmektedir. Özellikle farklı protokoller arası bir geçiş elemanı olarak yaygın şekilde Linux’den yararlanılmaktadır. Ayrıca yönlendirici olarak kullanıldığında kolaylıkla güvenlik amacıyla firewall (alev duvarı) olarak konfigüre edilebilmektedir. Ayrıca bir ağ üzerinde bulunan iki segmanın trafiğini birbirinden ayıran bir köprü (bridge) olarak hizmet verebilmektedir. Birçok kurumda bir veya daha çok modemin bağlanması amacıyla bir terminal sunucu olarak Linux kullanılmaktadır.

1.5.4 Internet Haberleşmesi

Linux ile modem yardımıyla bağlandığınız sağlayıcının size sunduğu olanakların tamamını Linux ile kullanabilirsiniz. Linux kolay yapılandırılabilen, yeni çıkan servislere hızlı ayak uyduran, ucuz ve güvenli bir işletim sistemi olduğundan, yaygın olarak internet haberleşmesinde kullanım bulmuştur. Linux’ta çalışan Apache web sunucusu, dünya üzerindeki web servislerinin %57’sinde kullanılıyor. Tüm web sunucularının %10’unun Linux üzerinde çalıştığı tahmin ediliyor.

1.5.5 Yazılım Geliştirme

Linux geniş yazılım arşivi ve kütüphanesi ile birlikte sunuluyor. C, c++, Java, Ada, Fortran, Pascal, Lips, Scheme, Tcl/Tk başta olmak üzere hemen her programlama dilinin yorumlayıcı ve derleyicisini bulabilirsiniz. derleyicilerin yanı sıra daha kolay yazılım geliştirmeye olanak kılan hata ayıklayıcılar (debuggers), otomatik yapılandırma yazılımları (configure) ve programın performansını denetleyen paketler (gprof) bulunur. Gcc C derleyicisinin 100’den fazla seçeneyi var ve programcıya rahat bir programlama ortamı sunar.

Grafik tabanlı Tcl/Tk programlama dili; menüleri, pencereleri kolyca yaratmanızı sağlıyor. C tabanlı Xforms, Qt ve Gtk kütüphaneleri X Window altında hızlı grafik programlama için kullanılabilir. KDE Qt ile, X-ISP Xforms ile, GNOME pencere denetleyicisi ise Gtk kütüphanesi ile yazılmıştır.

Unıx/Linux makineler için geliştirilen yazılımlar genellikle çalıştırılabilir halde dağıtılmaz, kaynak kodları ile birlikte verilir. Bumları internetten indirdikten sonra açmalı ve uygun derleyicilerle derlemelisiniz.

1.6 LINUX’un Yazılım Özellikleri

1.6.1 Temel Komutlar

Daha önce UNIX tabanlı bir işletim sisteminde çalışanlar için Linux, öğrenilmesi çok kolay bir sistem olacaktır. Standart bir UNIX sisteminde yer alan hemen hemen tüm komutlar, Linux’a taşınmıştır. Onlarca çeşit kabuğun yanı sıra, sed, awk gibi programcının işini kolaylaştıran diller, ls, less, finger gibi temel her türlü komut, Linux’ta vardır.

Ağ ve İnternet uygulamaları için elm ve pine (Pine Is Not Elm :-) yanında metin editörleri olarak vi, vim (vi’ın daha gelişmiş sürümü), pico ve joe sayılabilir. Editörlerden, bizde fazla bilinmeyen Emacs da Linux altında denemeye değer programlardandır. Kelime işlem programlarından troff, groff (GNU troff) ve daha modern metim işleme yazılımlarından TeX ve LaTeX sayılabilir.

Bazı program isimlerinin (GNU-tar, GNU-bash gibi) başında görebileceğiniz GNU (GNU is not UNIX), Linux için de yazılım ve programlar üreten bir kuruluştur. GNU, lisansını ve yazarını korumak koşuluyla programları kaynak koduyla birlikte Linux kullanıcılarına dağıtır. GNU bash ve tcsh, Linux altında en çok rağbet edilen iki kabuk ismidir. Diğer kabuklar arasınde zsh, ash, ksh ve csh sayılabilir.

1.6.2 Uygulama Programları

Doğru seçilmiş bir donanım üzerine kurulan bir Linux makinesi, hemen her tür çoklu ortam (multimedia) uygulamalarını rahatlıkla çalıştırabilir. En az pentium tabanlı, 32 Mbyte RAM ve 2 GB sabit diske sahip makine yardımıyla ticari olarak satılan çoklu ortam uygulamaları kullanılabilir. Linux, hemen her türlü ses kartını desteklediğinden ses dosyalarının, workman ve cdplayer gibi programlar yardımıyla kolayca çalınması mümkün olur. MIDI editörleri ve bir sentezleyici ile kendi müzik stüdyonuzu kurabilirsiniz.

Mühendislik yazılımları arasında gnuplot (grafiksel veri analiz yazılımı), xspread ve xfractint (fraktal yaratma programı) sayılabilir.

Ayrıca Doom, Quake, Abuse, Xtetris, FreeCiv, Imaze vb. onlarca oyun Linux’da oynanabilir.

1.6.3 Grafik Arabirimi (X Window Arabirimi)

Linux işletim sistemi altında X Window sistemiyle Windows altındaki gibi grafik arabirimiyle birlikte çalışabilinir. Windows ile uğraşan herkes X Window’a geçebilir. X ile ekranda aynı anda birden fazla pencere açılabilir (20 kadar pencere denetleyicisi vardır), fare yardımıyla birden fazla uygulama aynı anda kontrol edilebilir.

Pek çok uygulamanın (özellikle internet tabanlı) X üzerinde çalışan sürümleri vardır. Bu sayede metin tabanlı ekrana (vt100) dönmeden her işinizi X yardımıyla tamamlayabilme şansınız olur. Bu sayede Linux bir iş istasyonu görünümüne ve kullanışlılığına sahip olacaktır.

X pencere denetleyici (Window Manager-wm) kullanıcı ile X arasında bekler ve klavyeyle fareden emirleri ekranda yerine getirir. Bu emirler, pencerelerin açılması, kapatılması ve yerlerinin değiştirilmesi gibi komutlardır. Sıkça kullanılan pencere denetleyicileri fvwm, twm ve olwm’dir.

1.7 Linux ve Diğer İşletim Sistemleri

Linux işletim sistemi, diğer sistemler ile birlikte aynı sabit diski paylaşabilir. UNIX’i öğrenmek için kesinlikle en kolay ve ucuz olan yol olan Linux, diğer işletim sistemlerine karşı her zaman güçlü bir alternatif olmaktadır. İnternet servis sağlayıcılarının büyük çoğunluğu Linux kullanmakta, internet bağlantılarını, e-posta ve haber grubu alışverişini Linux sayesinde yapmaktadır.

Genelde kişisel bilgisayar satın alındığında üzerinde MS-DOS veya türevi bir işletim sistemi yüklenmiş olur. Fakat MS-DOS arabirimi programlanırken ileriyi düşünmeyen programcılar, bu işletim sistemine Linux’te olan bazı hayati özellikleri kazandıramamışlardır. MS-DOS, çok kullanıcılı bir sistem değildir ve aynı birden çok işi yapamaz. Fakat Linux bu özelliklere sahiptir.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen yine de MS-DOS kullanılmak isteniyorsa; ücretsiz dağıtılan MS-DOS ve Windows emülatörü yardımıyla MS-DOS altında çalışan programların hemen hepsi Linux’la da çalışabilir. WinWord 2.0, sysinfo, Civilization ve Qbasic Linux altında sorunsuz çalışan MS-DOS/Windows programlarından birkaçıdır.

Profesyonel bir yatırım sayılabilecek Windows NT’nin çok görevlilik ve hafızayı mükemmel kullanma gibi özellikleri vardır. Buna karşılık fiyatı oldukça yüksektir ve çalışmak için gayet yüksek standartlı bir makine ister. IBM firmasının geliştirdiği OS/2 de NT2ye benzer şekilde çok görevli işletim sistemi olup fiyat/performans oranı açısından makul sayılabilecek bir işletim sistemi olarak göze çarpar.

İnternet’in kendisi UNIX tabanlı olduğu için Linux bu alanda yukarıda adı geçen sistemlerden daha avantajlı bir duruma gelir. Dağıtımı tek firma ile sabit olmadığı için değiştirme aşamasında dünyanın dört bir yanından katkı ve destek gelir. UNIX’e belirli bir standart getirilmesi için yapılan çalışmalara uyan Linux, POSIX standardı destekler.

Mandrake, RedHat, Caldera gibi çeşitli Linux sürümleri de piyasada satılmakta, çok zengin bir doküman ve arşiv kaynağı ile kullanıcılara sunulmaktadır. 8086 tabanlı işlemciler üzerinde kurulabilen ve İnternet üzerinde bedava dağıtılan diğer işletim sistemlerinden birisi FreeBSD’dir. FreeBSD, bir grup programcı tarafından BSD standardını 8086 bilgisayarlara taşımak üzere geliştirilmiştir ve Linux ile büyük benzerlikleri bulunur.

1.8 Linux Avantaj ve Dezavantajları

Pek çok insan, “Neden Linux?” diye sorabilir. Belki de cevap önce kullanıcının kendini tanıması ile bulunabilir. Değişik yerlerde Linux kullanılması ve bunun sonuçları hakkında gözlemlediklerimizin ışığı altında çok kabaca:

Eğer,

Bilgisayarla ilişkiniz belirli paket programlara dayanıyorsa, bilgisayar kullanmak için bilgisayar konusunda bilgi sahibi olmanız gerektiğine inanmıyorsanız, bilgisayar ile uğraşmak hoşunuza gitmiyorsa, sorunlarınızı kendi başınıza çözmeyi denemekten hoşlanmıyorsanız, bir sorun çıktığında para vererek de olsa bu sorununuzu birisi aracılığı ile çözmek istiyorsanız Linux kesinlikle size göre değil.

Ama eğer,

Bilgisayarla ilgilenmekten hoşlanıyorsanız, bilgisayarda çıkan problemlerle uğraşmak hoşunuza gidiyorsa, diğer işletim sistemlerinin sizi sıktığına ve sınırladığına inanıyorsanız, donanımınızdan daha çok performans istiyorsanız, UNIX işletim sistemi ile çalışmayı seviyorsanız

Linux size göre olabilir.

1.8.1 Avantajları

UNIX işletim sistemine sahip bir bilgisayar kullanmak istiyorsanız ve bu işletim sisteminde platforma bağımlı bir yazılım kullanmıyorsanız, Linux ideal bir çözümdür.

Linux ücretsizdir. Sadece işletim sisteminin maliyeti açısından değil, verdiği performans için ihtiyaç duyduğu donanım açısından da çok ucuzdur. Üstüne üstlük çok kullanılan ve bol yedek parçası bulunan bir platform altında çalıştığı için belirli bir Linux sisteminin performansını artırmak için yapılması gereken yatırım başka bir UNIX iş istasyonunu aynı oranda geliştirmek için gereken yatırıma göre çok düşüktür. Herhangi bir Sun bilgisayarın hafızasını iki katına çıkarmak için harcanacak para ile bir Linux-PC’nin hafızasını iki katına çıkarmak için harcanması gereken parayı kıyaslamayı deneyin. Fakat şirketler bazında Linux’un bedava bir işletim sistemi olması genelde gözardı edilir.

Bir Linux makine bu sayede sadece işletim sistemi açısından değil donanım olarak da ucuza gelmektedir.

Linux hızla gelişmektedir. Bu gelişimin en büyük yararı, eksikliklerin kullanıcıların talepleri ve çabaları sonucunda hızla giderilmesidir. Linux diğer tüm işletim sistemlerine belirli bir donanım için daha hızlı destek verebilmektedir.

Linux çok değişik donanımlar ve servisler için özel olarak hazırlanır. İşletim sisteminin temelini oluşturan çekirdek kullanıcı tarafından da derlenebildiği için, bu derleme sırasında sadece kullanım amacına yönelik alt programlarla donatılır. Bu genel olarak daha sistemin performansını artırmaktır. (Örnek olarak SCSI donanımınız yoksa çekirdeğinizde SCSI ile ilgili alt programlara yer vermezsiniz)

1.8.2 Dezavantajları

Linux’un serbestçe dağıtılıyor olması bir çok kişinin bu işletim sistemine güvenmemesine yol açmıştır. “Ciddi olsa, bedava olmazdı !” kanısı oldukça yaygındır.

Linux’un sürekli değişiyor olması en büyük dezavantajlarından biridir. Henüz tüm ihtiyaçlara cevap vermemesi, gelişimin bazı aşamalarında topyekün değişiklik yapılması, gelişimi takip etmek için bazen sürekli yenileme yapılması birçok kullanıcının bu işletim sistemine güvenmemesine yol açmaktadır.

Diğer işletim sistemlerinde olan teknik destek, dağıtım ve dökümantasyon alanlarında eksiklikleri vardır. Bu konudaki eksikleri gidermek için çeşitli gönüllü kuruluşlar, kullanıcı grupları oluşmuştur. Zamanla Linux teknik desteği ticari bir konu olarak ortaya çıkmıştır. Şu anda tüm dünyada Linux çözümleri konusunda teknik destek veren danışmanlar bulunmaktadır. Bu kişiler ve kutumlar hakkında ayrıntılı bilgiyi Consultants-HOWTO dökümanında bulabilirsiniz.

Linux işletim sistemini geliştirenlerin ticari kaygılar gütmemeleri bazı ticari yazılımların Linux üzerinde gelişmemesine sebep olmuştur. Linux üzerinde belirli konularda diğer işletim sistemlerinden aşağı kalmayan yazılımlar bulunmasına rağmen, belirli bazı konularda çok zayıf kalmıştır.

Linux üzerinde yer alan çözümlerin hepsi, basit kullanıcıların rahatça kullanabileceği düzeyde değildir. Bazı çözümler kullanıcıların belirli bir yazılım ve işletim sistemi bilgisine sahip olmalarını gerektirmektedir.

2. LINUX KURULUMU VE BAŞLANGIÇ

Linux hakkında ilk önemli dökümanlar yazıldığında, Linux çalıştırabilecek bilgisayarların özellikleri önemliydi. Linux 32 bitlik bir işletim sistemi olduğundan en az 80386SX işlemcilerle çalışmaktadır. 8086 ve 80286 işlemcili IBM-PC uyumlu kişisel bilgisayarlar Linux tarafından desteklenmemektedir. Hafıza olarak en az 4 Mbyte RAM ( yoğun işlemler için 12 veya 16) tavsiye edilmektedir. Teknik olarak 2 Mbyte ile de çalışması gerekir. Pratik olarak bugün piyasada bulunan hemen hemen her IBM-PC uyumlu kişisel bilgisayarda Linux çalışabilmektedir.

8 Mbyte RAM’a sahip herhangi bir 486 üzerinde hemen hemen her türlü uygulama rahatlıkla çalıştırılabilmektedir. Tabii ki daha fazla RAM ve daha hızlı işlemciler sistemin genel olarak daha hızlı çalışmasını sağlayacaktır.

Linux tarafından desteklenen donanımlar her geçen gün değişiyor. Bilgisayarınızda bulunan herhangi bir donanımın desteklenip desteklenmediğini Hardware-HOWTO dosyasından öğrenebilirsiniz.

Yine de daha önce yazılanları kısaca tekrar edersek,

Kişisel bilgisayarlarda INTEL, AMD, CYRIX şirketlerinin tüm 80386, 486, 586, 686, Pentium, PentiumPro işlemcileri

Tüm IDE, MFM, RLL sabit diskler

Çoğu SCSI sabit disk denetçileri

Çoğu Ethernet ve G/Ç kartları

Birçok VGA,SVGA,EGA,HERCULES görüntü kartları Linux tarafından desteklenmektedir.

Linux başka işletim sistemleri ile aynı sabit diskte bulunabilir. Makinanıza Linux yüklemek için mevcut işletim sisteminizi kaldırmak zorunda değilsiniz. Fakat yine de Linux yükleyebileceğiniz bir miktar alan ayırmak zorundasınız. Bir bilgisayara Linux yüklemek için bilgisayarınız üzerinde bir başka işletim sisteminin bulunmasına gerek yoktur, Linux tam anlamıyla kendi başına bir işletim sistemidir.

“Linux sabit disk üzerinde ne kadar yer kaplar?” sorusuna kesin bir cevap vermek oldukça zor, zira bu hangi yazılımları yükleyeceğinize ve ne kadar kullanıcı alanı istediğinize çok bağlıdır. Yine de kaba rakamlar vermek gerekirse, 40 Mbyte’lık bir alana çalıştırılabilir durumda ve işinizin çoğunu görebilecek bir Linux kurulabilir. Tüm paketleri yüklemeye kalktığınızda ise kabaca 250 Mbyte kadar yer kaplayacaktır.

Linux, çok çeşitli gruplar tarafından sürekli geliştirilen bir işletim sistemidir. Belirli kişiler ve topluluklar Linux için geliştirilen temel işletim sistemini ve uygulama yazılımlarını bir araya getirerek dağılımlar oluştururlar. Bir Linux dağılımı temel olarak bir makineye Linux kurmak ve o bilgisayar üzerinde Linux’la çalışmak için gerekecek tüm yazılımları ve paketleri içerir, bu yazılımların yüklenmesi için bir yükleme yazılımı sağlar.

Şu an mevcut çok çeşitli Linux dağılımları mevcuttur. Bu dağılımlar içerdikleri paketler ve yükleniş çeşitleri açısında bazı ufak tefek farklılıklar gösterseler de temelde aynı işletim sistemini yüklerler. Bir Linux dağılımı bir araya getirildiği zamandaki güncel işletim sistemini içermektedir. Örnek olarak Linux işletim sisteminin temeli olan çekirdek neredeyse her hafta yenilenerek geliştirilmektedir. Oysa dağılımlar senede ancak birkaç kere oluşturulurlar.

Linux dağılımları geleneksel olarak 3.5” lik disketler halinde hazırlanırlar. (her biri bir 3.5” lik diskete sığabilecek seri dizinler şeklinde). Her konu ile ilgili bir seri disket bulunur. (örnek olarak n serisi ağ uygulamaları için n1,n2,n3… şeklinde)

2.1 Mevcut Dağıtımlar

2.1.1 Internet

Tüm Linux dağılımları Internet üzerinde anonim FTP hizmeti ile sunulmaktadır. Ancak bireysel olarak dağıtımın tüm disketlerini bu yolla almak çok pratik olmayacaktır. Örnek olarak son slackware dağılımı 110 Mbyte civarında yer kaplamaktadır. Internet aracılığıyla dağıtım elde etmek, yerel kullanıcılarına yeni dağılımlar sunmak isteyen sistem sorumluları için ilginç bir çözüm olmaktadır.

2.1.2 NFS

Bir yerel bilgisayar ağına sahip kurumlarda paylaşılan bir disk alanı üzerinden Linux yüklemek mümkündür. Bu sayede CD-ROM veya Internet aracılığı ile elde edilen bir dağıtım kurumda ortak bir disk alanına yerleştirilir ve ağa bağlı makinalara yükleme yapılabilir.

Birçok kurumda Linux yüklemek için, geçici olarak bir Ethernet kartı takılır, bilgisayar ağ desteği veren bir şekilde açılır ve Linux disketleri bu şekilde ağ üzerinden yapılır.

2.1.3 Sabit Disk

Herhangi bir şekilde Linux dağıtımı disketleri bir sabit diske de kopyalanmış olabilir. Bu durumda mevcut sabit disk üzerindeki disketler kullanılarak da yükleme yapılabilir. Bu yöntem yine daha çok eğitim kurumlarında başka kaynaklardan elde edilmiş bir Linux dağılımını kopyalamak için kullanılır.

Bir kullanıcı makinesine Linux yüklerken tüm özelliklerini yüklemek istemeyebilir. Yüklediği yazımların bazılarının gereksiz olduğunu düşünüyorsa ileride bazı uygulamaları kaldırabilir veya sonradan gerekli gördüğü yazılımları dağıtım disketlerinden rahatlıkla ekleyebilir.

Linux sadece dağıtımlarda bulunan yazılımlara ek olarak çok çeşitli başka uygulamalar mevcuttur. (Örnek olarak Netscape hiçbir Linux dağıtımında bulunmamaktadır.) bu ek yazılımların birçoğu Internet üzerinde FTP arşivlerinde bulunmaktadır.

CD-ROM üzerindeki dağıtımlarda, dağıtımların yanısıra birçok tanınmış FTP arşivinde yer alan yazılımlar ve çeşitli dökümanlarda yer alır. Internet bağlantısı olan bir kurumda çalışmayan (veya bu tür bir kuruma erişimi bulunmayan) birisi için CD-ROM çok iyi bir çözümdür.

Internet bağlantısı bulunan (özellikle akademik) kurumlarda güncel dağıtımların Internet üzerinden aktarılması ve buradaki kullanıcılara NFS ve sabit disk üzerinde aktarılması daha pratik bir uygulamadır. Aynı kurumlar kendi çalışma alanları ile ilgili buldukları ek yazılımları da FTP arşivlerinden toparlayabilir ve kullanıcılarına bu ek yazılımları sunabilirler.

2.2 Sabit Disk Üzerinde Linux İçin Yer Açmak

Linux işletim sistemini yüklemek için sabit diskiniz üzerinde Linux için bir miktar yer ayırmak zorundasınız. Herhangi bir sabit disk bir işletim sisteminde kullanılabilmesi için ilk olarak bölümlere (partition) ayrılır. Daha sonra bu bölümler işletim sistemine uygun şekilde formatlanır. Linux işletim sistemi kendi disk formatını (ext2) kullanır. En yüksek verimi sabit disk üzerinde, kendi bölümünde, kendi disk formatı altında çalıştığı zaman verebilir. Eğer ayrı bir bölümlendirme yapılmıyorsa, tavsiye edilmese bile MS-DOS formatlı bir disk üzerinde de kurabilir (UMSDOS) ancak bu sistemin performansı diğerine göre oldukça düşük olacaktır. Bu dökümanın geriye kalan tüm kısımlarında bilgisayarınıza Linux yüklemek için sabit disk üzerinde Linux’a özgü bir bölüm ayrılacağı ve bu bölüme yükleyemeceği kabul edilecektir.

MS-DOS formatlı bir disk hiyerarşisi altına Linux kurmak için USMDOS-HOWTO dökümanından yararlanabilirisiniz. Eğer bilgisayarınızı bir süredir kullanıyorsanız, büyük bir ihtimalle sabit diskinizin tümünü kullandığınız işletim sistemi için ayırmış durumdasınız.

MS-DOS kullanıyorsanız diskinizin bir (sadece CJ veya birden fazla (C: D:..) bölüme ayrılmış durumda olabilir. MS-DOS altında bir disk üzerinde en fazla 4 bölüm olabilir. (primary partition). Eğer daha fazla bölüme ihtiyaç varsa temel bölümlerden biri genişletilmiş bir bölüm olarak ayrılır (extended partition) ve bu bölüm üzerinde mantıksal bölümler ayrılır(logical partitions).

Bilgisayarınızda birden fazla bölüm varsa bir bölümü boşaltıp bu bölümü Linux için ayırabilirsiniz. Eğer tek bölümünüz varsa, veya mevcut bölümlerinizden birini tümüyle harcamak istemiyorsanız diskinizi yeniden bölümlemeniz gerekecektir. Klasik olarak bu durumda bölmek istediğiniz bölümdeki yazılımların yedeğini almanız, daha sonra MS-DOS altında fdisk yazılımı yardımı ile söz konusu bölümü silmeniz, yeni boyutu ile yeniden yaratmanız, bu bölümü format komutu ile formatlandırmanız ve yedeğini aldığınız yazılımları yeniden yerleştirmeniz gerekecektir.

Bazı yazılımlar mevcut bölümünüzü iki parçaya ayırabilirler. Örnek olarak fips bu amaçla kullanılan bir yazılımdır. (Diskinizin üzerinde işlem yapan her yazılım az da olsa disk üzerindeki bilgilere zarar verme riski taşır. Bu tür yazılımlar ile çalışmadan önce önemli olduğunu düşündüğünüz bilgilerin yedeğini almaya özen gösterin). Ftips, defrag programı kullandıktan sonra bölümünüzü sizin belirleyeceğiniz boyutlarda 2 bölüme ayırabilir.

Eğer bilgisayarınızı yeni alıyorsanız veya yeni bir disk alıyorsanız, bu diskin tamamını veya bir bölümünü Linux için kullanabilirsiniz. Bu amaçla diskinizde sadece Linux kullanmak istemediğiniz bölümleri ayırmanız (ve gerisini boş bırakmanız) yeterlidir. Linux bölümlerinin Linux altından formatlanması gerekecektir.

Yoğun olarak Linux kullanan yerler için standart olarak dağıtımdan gelen işletim sistemini ayrı bir bölüme yüklemeleri kullanıcı alanları (/home) ve sonradan yüklenen yazılımlar (/usr/local) için ayrı bir alan ayırmaları tavsiye edilebilir. Bu sayede, işletim sistemi güncellemek son derece kolaylaşır, yeni işletim sistemi yüklerken sadece işletim sisteminin bulunduğu bölüm üzerinde işlem yapılır ve bu sayede kullanıcı alanlarının veya sonradan (dağıtım dışı) yüklenen yazılımların zarar görmeleri engellenebilir.

Her bir bölüm için ne kadar yer ayrılacağı hakkında çok şey yazılmıştır. Ne var ki yazılanların birçoğu sabit disklerin nadiren 200 Mbyte sınırını geçtiği günlerden kalmaktadır. Linux’un kaplayacağı alan, hangi paketleri kullanacağınıza çok bağlıdır. Kabaca bir disketin 2-3 Mbyte arasında yer kaplayacağını düşünerek, yüklemek istediğiniz disketleri hesaplayarak kaba bir tablo çıkartabilirsiniz. Tecrübeli bir Linux kullanıcısı hangi yazılımları kullanıp hangilerini kullanmadığını daha iyi belirleyecek durumda olacaktır. Dolayısı ile yeni bir kullanıcı ortalama olarak 200-300 Mbyte kadar bir yer ayırmak isteyecektir. Bu, günümüzün disk kapasiteleri düşünülünce o kadar büyük bir alan değildir.

Takas alanı konusunda da çok şey yazılmıştır. Birçok kaynak takas bölümü için ayırması gereken alanın gerçek hafızanın 2 katının biraz fazlası olarak kabul edilmektedir. Pratikte 10-60 Mbyte arasında bir alan fazlasıyla yeterli kalmaktadır. Ancak takas bölmeleri 128 megabytedan daha büyük olamaz. Eğer 128 megabytedan daha büyük takas alanı gerekiyorsa birden fazla takas bölmesi ayartmalısınız. Toplam 16 tane takas bölmeniz olabilir.

Takas alanı kullanırken, bir seferde daha fazla uygulama çalıştırmanızı sağlayacak şekilde Linux kullanılmayan sayfaları hafızadan diske taşır. Ancak, takas işlemi genelde yavaş olduğundan gerçek fiziksel hafızanın yerini dolduramaz. Ama çok fazla hafıza isteyen uygulamalar (X Window System gibi) eğer yeteri kadar fiziksel hafızanız yoksa takas alanına bel bağlar.

Tercih olarak 1.2 Gbyte’lık bir disk üzerinde;

Linux nedir denemek isteyen bir kişi için

Bölüm 1: DOS 1000 Mbyte

Bölüm 2: Linux 180-200 Mbyte

Bölüm 3: Linux “swap” bölümü 10-20 Mbyte

İşinde arada sırada Linux kullanan birisi için

Bölüm 1: DOS 400 Mbyte

Bölüm 2: Linux 400 Mbyte

Bölüm 3: Linux takas bölümü 32 Mbyte

Bölüm 4: DOS( DOS altında D: olarak gözükecek) 400 Mbyte

İnternet üzerinde sadece Linux kullanan bir bilgisayar için

Bölüm 1: Linux 100 Mbyte

Bölüm 2: Linux takas bölümü 60 Mbyte

Bölüm 3: Linux /usr 400 Mbyte

Bölüm 4: Linux /home 600 Mbyte

2.3 Bilgisayarın Linux ile Açılması

Bilgisayarın sabit diski üzerinde yer ayırdıktan, bir Linux dağıtımı bulduktan sonra artık Linux yüklemek için yapılması gereken, yükleme yapmanıza yardımcı olmaya yetecek şekilde bilgisayarınızı Linux altında çalıştırmaktır. Bu amaçla boot ve root disketi adı verilen iki disket kullanılması yeterlidir. Bu disketlerden boot disketi bilgisayarınız üzerindeki donanıma uygun bir Linux çekirdeği (kernel) içerir ve bilgisayarın Linux ile açılmasını sağlar, root disketi adı verilen diğeri ise makinanız Linux olarak açıldığı zaman çalıştıracağı yazılımları içeren ve Linux’un çalışması için gereken sistem programlarını içerir . Bu iki disketi,

MS-DOS altındaki sistem disketine benzetmek mümkündür.

Boot ve root disketleri, Linux dağılımı ile birlikte gelirler. Eğer bir CD-ROM dağıtımı kullanıyorsanız, büyük ihtimal disketler CD-ROM ile beraber geleceklerdir. Eğer dağıtımı Internet’ten alıyorsanız bu disketler bir disket görüntüsü olarak bulunacaklardır. Yapmanız gerek bu disket görüntülerini normal disketlere bu amaç için yazılmış bir yazılımla aktarmak ve açılış disketlerini oluşturmaktır. Bunun için RAWRITE.EXE programını kullanabilirsiniz.

Root disketi için genelde bir veya iki seçenek bulunmaktadır. Genelde kullanılan disket color.gz adını alır.

Boot disketi için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Zira boot disketi Linux çekirdeğini içermektedir. Her işletim sistemi, o işletim sistemi altında çalışacak olan bilgisayar üzerindeki donanıma erişebilmek için bazı destekler içerir. Ne var ki her donanım kendisine göre bir takım farklılıklar gösterir. Linux bilgisayarınız üzerinde bulunan birçok donanım için destek verebilir, ne var ki tüm donanım desteğini tek bir çekirdekte toplamak çekirdeğin gereksiz yere büyümesine ve hantallaşmasına neden olacaktı( Bilgisayarınızda ses kartı donanımı yoksa çekirdeğin ses kart desteğine ihtiyacınız olmayacaktır, yapılan sadece gereken destekleri ekleyerek çekirdeğin verimini artırmak demektir.)

Linux çekirdeği gerektiğinde destek verdiği donanımları destekleyecek şekilde güncellenebilir. Ancak Linux yükleyebilmek için, seçeceğiniz yükleme yöntemine göre bazı donanımlara destek vermesi gerekmektedir. Örnek vermek gerekirse, NFS üzerinden Linux yüklemek için çekirdek içerisinde mutlaka ağ (network) desteğinin olması gerekmektedir ama ses kartı desteğinin olmasına gerek yoktur. Linux yükledikten sonra derleyeceğiniz bir çekirdeğe ses kartı desteği vermesini sağlayabilirsiniz.

Bir işletim sisteminin sabit diske yüklenme aşamasında kullanıcıya sağlayacağı en büyük kolaylık, deneyimli kullanıcılar için tüm paketleri kurmadan önce sormak, Linux’u bilmeyen ve sabit diskine Linux kurmak isteyen yeni kullanıcılar için ise kurulum aşamasını mümkün olan en az soru ile bitirip daha önceden belirlenmiş birtakım paketleri otomatik olarak yüklemektir.

Çok farklı donanımların olması Linux yükleyebilmek için bir dizi boot disketinin oluşmasına neden olmuştur. Güncel bir Linux dağıtımında hangi boot disketlerinin hangi donanımlara destek verebildiğini görebilmek için ilgili dağıtımla gelen README dosyalarına bakmak gerekecektir. Şu anki Slackware dağıtımı ile gelen boot disketlerinden bazıları ;

Bare.i IDE sabit disklere, sabit disk veya IDE/ATAPI CD-ROM’lardan yükleme yapmak için

Net.i IDE sabit disklere, NFS üzerinden yükleme yapmak için.

Scsinet.s SCSI sabit disklere, NFS üzerinden yükleme yapmak için. Buna ek olarak değişik SCSI denetçileri için 25 kadar değişik boot disketi bulunmaktadır.

Xt.i Bu açılış disketinde sadece IDE ve XT sabit disk sürücüleri vardır.

Boot ve root disketlerinizi de elde ettikten sonra artık bilgisayar ilk defa Linux altında çalışmak için hazırdır. Boot disketini takarak sistemi açın, (PC’nin açılma sırasının A:,C: olmasına dikkat ediniz). Disket açılır açılmaz yaklaşık bir sayfalık bir mesaj verecek ve kullanıcıdan ek bir parametre isteyip istemediğini soracaktır.

Bu noktada çalışacak olan yeteneğe birçok ek parametre verilebilir. Eğer herşey yolunda giderse bu noktada özel bir parametre belirtmeye gerek kalmayacaktır. Boot disketi parametreleri hakkında BootPrompt-HOWTO içerisinde detaylı bilgi bulabilirsiniz. Bu aşamayı geçtikten sonra çekirdek yüklenmeye başlayacak ve bir dizi mesaj geçecektir. Bu mesajlar çekirdeğinizin bilgisayar üzerindeki donanımları tanıması ve çeşitli hizmetleri çalıştırması ile ilgili mesajlardır. Çekirdeğin donanımınızı ne şekilde tanıdığı bu mesajlardan anlaşılır. Yükleme yapabilmek için çekirdeğin sabit diskinizi ve ağ bağlantısı kullanacaksınız Ethernet kartınızı doğru olarak tanımış olması gerekecektir.

Daha sonra kullanıcıdan root disketini yüklemesi için bir mesaj çıkacaktır. Bu aşamada boot disketi yerine root disketi takılmalıdır. Kısa bir yüklemeden sonra bir mesaj çıkacak ve ardından

login:

mesajı ile karşılaşılacaktır. Tebrikler!. Artık Linux altında çalışmaya başlayabilirsiniz. Bilgisayarınız şu anda sizden bir kullanıcı ismi beklemektedir. “root” yazarak sisteme girin.

2.3.1 Ön Hazırlık

Yüklenmenin her aşaması setup yazılımı tarafından yürütülür. Ancak ilk olarak disk alanlarının tanımlanması gerekmektedir.Bu amaçla setup programı kullanılır.

Linux altında bir bilgisayara bağlı her cihaza bir dosya gibi erişilebilir. Her cihaza karşılık gelen bir sistem dosyası mevcuttur.cihazlarla ilgili dosyalar /dev dizini altında yer alır. IDE sabit diskler “hd”, SCSI sabit diskler “sd” olarak adlandırılır. Aynı anda bir bilgisayara birden fazla disk bağlanmış olabilir. Diskler sırasıyla a b c d olarak adlandırılır. Her disk üzerinde birden fazla bölüm olabilir. Bu bölümler 1 2 3 4 olarak numaralandırılır. Örnek:

/dev/hda, bir numaralı IDE (Primary Master) diski

/dev/hda1, bir numaralı IDE diskin ilk bölümü (DOS altında c:)

/dev/hda2, bir numaralı IDE diskin ikinci bölümü

/dev/hdb, iki numaralı IDE (Primary Slave) diski

/dev/hdc, üç numaralı IDE (Secondry Master) disk

/dev/hdd, dört numaralı IDE (Secondry Slave) disk

/dev/sdb3, ikinci SCSI sabit diskin üçüncü bölümü

göstermektedir.

2.3.2 FDISK

Birden fazla sabit disk varsa hangisi ile ilgilenecek belirtilmelidir. Fdisk’i kullanırken dikkat edilmelidir. Her an yanlış bir diski formatlama yapabilirsiniz.

Fdisk komutu hardisk bölümlerinin düzenlenmesi için kullanılır. Eğer komut satırında parametre verilmezse fdisk ilk bulduğu disk üzerinde işlem yapacaktır. Komut satırında istenilen disk belirtilmelidir.

Fdisk paremetreleri:

/fdisk –v: Fdisk programının sürümünü ekrana getirir.

Fdisk –l: /dev/hda, /dev/hdb, /dev/sda, /dev/sdb, /dev/sdc, /dev/sdd, /dev/sde, /dev/sdf, /dev/sdg ve /dev/sdh disklerinin (varsa) bölümlendirme tablosunu ekrana yazar ve çıkar.

Fdisk –s : Eğer bir DOS bölümü değilse (bölüm numarası 10’dan büyük), sözkonusu disk bölümünün büyüklüğü bayt cinsinden ekrana yazılır.

Örnek FDISK Çalışması

Bu örnek içerisinde 1 Gbyte’lık SCSI sabit disk’e sahip makine üzerinde LINUX için gerekli kısımların ayrılması adım adım incelenmiştir. Söz konusu sabit disk üzerinde kullanıcı önceden 400 Mbyte’lık bir kullanıcı alanı tanımlamış ve geri alanı LINUX için ayırmıştır.

Fdisk programı çalıştığında ilk olarak mevcut bölümler hakkında bilgi almak için p komutunu (Print Partition Info) kullanılır.

Command (m for help): p

Disk /dev/sda: 34 heads, 61 sectors, 1017 cylinders

Units = cylinders of 2074*512 bytes

Device Boot Begin start End Blocks Ld System

/dev/sda1 * 1 1 395 409584+ 6 DOS 16-bit>=32M

bu tablo sadece tek bölüm ayrıldığını, ayrılan alanın DOS formatında olduğunu, boot edecek bölüm olduğunu belirtiyor. Bölümün adı /dev/sda1, yani ilk SCSI sabit disk üzerinde tanımlanan ilk bölüm. İlk iş olarak LINUX işletim sistemi için yeni bir bölüm yaratmalıyız.

Command (m for help): n

Command action

e extended

p primary partition (1-4)

Partition number (1-4):2

First cylinder (396-1017):396

Last cylinder or +size or +sizeM or +sizeK ([396]-1017): +250M

N komutu ile kendimize yeni bir bölüm yarattık. İlk seçenek temel bir disk bölümümü yoksa gelişmiş bir disk bölümü üzerinde mi işlem yapacağımızı sordu. Temel bir bölüm için p komutunu girdik. Daha sonra hangi bölümü yaratacağımızı sordu. Halen mevcut 1 bölüm var, bu bölüm ikinci bölüm olacak bu yüzden 2 yazdık.

Bölümün başlangıç adresini giriyoruz. Bu değer otomatik olarak bir önceki bölümün bitiş değerinden hesaplanmaktadır. Sadece onaylıyoruz. Daha sonra istediğimiz boyutu belirtiyoruz. +250M tanımı 250 Mbyte’lık bir kısım istediğimizi belirtiyor. Yarattığımız bu bölümü p komutu ile inceliyoruz .

Command (m for help): p

Disk /dev/sda: 34 heads, 61 sectors,1017 cylinders

Units = cylinders of 2074*512 bytes

device Boot Begin Start End Blocks Id System

/dev/sda1 * 1 1 395 409584+ 6 DOS 16-bit>=32M

/dev/sda2 396 396 642 256139 83 linux native

fdisk yaratılan her bölümü otomatik olarak (LINUX native) olarak yaratmaktadır. Şimdi takas alanı için 60 Mbyte’lık 3.temel bölümü tanımlayalım:

command (m for help): n

command action

e extent

p primary partition (1-4)

Partition number (1-4):3

First cylinder (643-1017):643

Last cylinder or +size or +sizeM or +sizeK ([643]-1017): +60M

command (m for help): p

Disk /dev/sda: 34 heads, 61 sectors,1017 cylinders

Units = cylinders of 2074*512 bytes

Device Boot Begin Start End Blocks Id System

/dev/sda1 * 1 1 395 409584+ 6 DOS 16-bit>=32M

/dev/sda2 396 396 642 256139 83 linux native

/dev/sda3 643 643 702 62220 83 linux native

dikkat edilecek olursa bu bölüm de LINUX native olarak tanımlandı. LINUX tarafından takas bölümü olarak kullanılacak olan bölümler farklı bir yapıya sahiptirler ve ayrıca tanımlanmalrı gerekmektedir. Bu amaçla t komutu ile herhengi bir bölümün tipini değiştirmek mümkündür. (Tip değiştirmekle o bölümün yapısı (formatı) değişmiş olmuyor, format sonradan yapılan bir işlemdir).

Command (m for help): t

Partition number (1-4): 3

Hex code (type L to list codes): 82

Changed system type of partirion 3 to 82 (Linux swap)

Command (m for help): p

Disk /dev/sda: 34 heads, 61 sectors,1017 cylinders

Units = cylinders of 2074*512 bytes

Device Boot Begin Start End Blocks Id System

/dev/sda1 * 1 1 395 409584+ 6 DOS 16-bit>=32M

/dev/sda2 396 396 642 256139 83 linux native

/dev/sda3 643 643 702 62220 82 linux swap

yukarıda yapılan işlemle 3 numaralı bölümün tipini Linux swap olarak değiştirmiş olduk. Şu anda yine n komutu ile ekleriz.

Command (m for help):n

Command action

e extent

p primary partition (1-4)

Partition number (1-4):4

First cylinder (703-1017):703

Last cylinder or +size or +sizeM or +sizeK ([703]-1017): 1017

Command (m for help):p

Disk /dev/sda: 34 heads, 61 sectors,1017 cylinders

Units = cylinders of 2074*512 bytes

Device Boot Begin Start End Blocks Id System

/dev/sda1 * 1 1 395 409584+ 6 DOS 16-bit>=32M

/dev/sda2 396 396 642 256139 83 linux native

/dev/sda3 643 643 702 62220 82 linux swap

/dev/sda3 703 703 1017 326655 83 linux native

Bu örnekte boyut Mbyte cinsinden verilmedi. Zaten amaç kalan alanı tümüyle kullanıcı alanı olarak ayırmaktı. Bu nedenle son silindirin numarasının girilmesi yeterli olur. Artık yapılması gereken bu bilginin diske yazılmasıdır. Şu ana kadar yapılan hiçbir değişiklik sistem üzerinde herhangi bir etki yapmamıştır. Ancak bölümlenme bilgisi diske yazıldıktan sonra geri dönüş yoktur.

Command (m for help): w

The partition table has been altered!

Calling ioctl() to re-read partition table.

(Reboot to ensure the partition table has been updated.)

Syncing disk.

Reboot your system to ensure the partition table is updated.

Sabit diski bölümleme esnasında karşılaşılan bazı sorunlar vardır. Bunların en önemlisi Linux’un nasıl çalıştırılacağı ile ilgilidir. Linux açmak için belli başlı üç yöntöm vardır:

LILO ile boot menüsünden

DOS altından LOADLIN isimli bir yazılımla

Yüklemek için yapıldığı gibi bir boot diskiyle

Son iki yöntem herhangi bir sınırlama getirmezken ilk yöntemin bir sınırlaması vardır. LILO isimli yazılım kullanıldığı zaman bilgisayar açıldığı zaman minik bir yazılım çalıştırır ve gerektiğinde linux çekirdeğine yükler. Ancak çekirdek yüklenmesine kadar geçen süre içerisinde sistemin BIOS komutları çalışır. Bu komutların önemli bir sınırlaması bir disk üzerindeki bir yazılımı belirleyen üç parametreden (silindir sayısı, kafa numarası, sektör numarası) silindir sayısının en fazla 1024 ile sınırlı olmasıdır. Bu bakımdan llLILO kullanılacaksa Linux çekirdeğinin yer alacağı bölüm bu 1024 numaralı silindir sınırının altında kalmalıdır. Bu sınırlama tamamıyla DOS’un kullandığı BIOS’un sınırlandırmasıdır. Yeni BIOS’lar bu sınırlamadan kurtulmak için LBA adı verilen bir yöntem kullanırlar. Bu yöntemin temelinde BIOSTA kafa sayısı için gereksiz yere ayrılan kısımların silindir sayısını belirtmek için kullanılmasıdır. (BIOS, bir sabit disk için 64’e kadar kafa kabul edebilmektedir). Böylelikle 1654 silindirli 16 kafalı bir sabit disk, LBA olarak 827 silindirli ve 32 kafalı olarak tanımlanabilmektedir. İkinci durumda bu disk üzerinde tanımlanabilecek her bölümün yukarıda belirtilen sınırlama içerisinde kalacağına dikkat ediniz.

2.3.3 Setup Programı

Setup Linux yüklemek için gereken temel birçok işlemi yapabilir. Ok tuşları yardımıyla menüler arasında gezerek işlemleri tamamlayabilirsiniz.ekrana gelen menüler aşağıdadır.(Linux sürekli gelime halinda olduğu için zamanla değişiklikler olabilir.)

Hint: If you have trouble using the arrow keys on your keybord,

You can use “+”, “-“ and TAB instead. Which option would you like?

HELP Read the Slackware setup HELP file

KEYMAP Remap your keyboard

MAKE TAGS Tagfile customization program

TARGET Select target directory [now:/]

SOURCE Select source media

DISK SETS Decide which disk sets you wish to install

INSTALL Install selected disk sets

CONFIGURE Reconfigure your Linux system

PKGTOOL Install or remove packages with Pkgtool

EXIT Exit Slackware Linux Setup

< OK >

HELP Menüsü: Setup programı hakkında bazı ipuçları verecektir.

KEYMAP Memüsü: Bu menü ile Amerikan klavye dışında bir klavye tanımlamak mümkün olacaktır.

MAKE TAGS Menüsü: Bu menü yardımı ile dağıtım disketlerinde özel uzantılı dosyalar hazırlayarak hangi paketlerin yükleneceğini otomatik olarak belirlemek mümkündür. Bu sayede eğer benzer makineler yüklenecekse yüklenecek paketler bir kere belirlenir ve bir daha menülerden ekstradan paketlerin seçilmesine gerek kalmaz. Büyük ihtimalle buraya kadar henüz bir takas alanı tanımlamamışsınızdır. Setup yazılımı bu durumu anlar ise bir takas bölmesi oluşturulması için aşağıdaki menüyü ekrana getirecektir.

ADDSWAP Menüsü: fdisk ile ayırdığınız takas bölümünü uygun şekilde formatlar ve bu bölümü kullanıma açar. Setup yazılımı

12 Temmuz 2007

Sonraki Önceki


Kategorilere Göre

Rasgele...


Destekliyoruz arkada - arkadas - partner - partner - arkada - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy