‘do─ a’ Arama Sonu├žlar─▒

4.2.3. Dna Replikasyonunda Rol Alan Di─čer Enzimler

4.2.3. DNA Replikasyonunda Rol Alan Di─čer Enzimler

DNA molek├╝l├╝n├╝n replikasyonunda, DNA zincirinin uzat─▒lmas─▒n─▒ DNA polimerazlar katalizlemekle birlikte, replikasyonda rol alan ba┼čka enzimler de bulunmaktad─▒r. Bu enzimler ve ├Âzellikleri ise:

DNA Primaz: Replikasyon s─▒ras─▒nda, DNA polimeraz─▒n DNA zinciri sentezini ba┼člatabilmesi i├žin kulland─▒─č─▒ RNA primerleri, DNA primaz ad─▒ verilen ├Âzel RNA polimerazlar taraf─▒ndan sentezlenir (bkz. k─▒s─▒m 4.3). Bu enzim ├žo─čunlukla DNA┬ĺya ba─član─▒r, fakat kal─▒p olmaks─▒z─▒n da primer sentezini ba┼člatabilir. ─░n vitro substrat olarak, NTP veya dNTP┬ĺlar─▒ kullanabilir ve DNA kal─▒b─▒n─▒n tamamlay─▒c─▒s─▒ olan 10-15 n├╝kleotid uzunlu─čundaki primerleri sentezler.

DNA ligaz: DNA ligaz veya k─▒saca ligaz ad─▒ ile bilinen bu enzimler, b├╝t├╝n h├╝crelerde bulunmaktad─▒r ve replikasyonda kritik bir role sahiptirler. DNA ligazlar, n├╝kleik asitlerin onar─▒m ve rekombinasyonlar─▒nda ├Ânemli bir rol oynarlar. Bilinen b├╝t├╝n DNA ligazlar, DNA┬ĺda bulunan bir k─▒r─▒ktaki kom┼ču deoksiribon├╝kleotidlerin 5′ P ve 3′ OH gruplar─▒ aras─▒nda fosfodiester ba─č─▒n─▒n olu┼čumunu katalizlerler. B├╝t├╝n ligazlar─▒n gereksinimi, ligasyon i├žin yan yana gelen iki DNA molek├╝l├╝n├╝n u├žlar─▒nda en az bir fosfat kal─▒nt─▒s─▒na gereksinim duymas─▒d─▒r. Bu enzimler, serbest durumdaki tek zincirli iki DNA par├žac─▒─č─▒n─▒ birbirine ba─člayamazlar, bu DNA zincirlerinin ├žift sarmal yap─▒daki bir DNA molek├╝l├╝n├╝n par├žalar─▒ olmas─▒ gerekir (ligazlar hakk─▒nda daha detayl─▒ bilgi i├žin bkz. k─▒s─▒m 13.1.2).

DNA Helikaz: Replikasyon ├žatal─▒na yak─▒n yerden DNA molek├╝l├╝ne ba─članarak repilasyonu yap─▒lacak olan DNA zincirlerini birbirinden ay─▒r─▒r.

Deoksiribon├╝kleazlar (DNaz┬ĺlar): DNA zincirlerinde n├╝kleotidler ars─▒ndaki fosfodiester ba─člar─▒n─▒ k─▒rarak DNA┬ĺn─▒n hidrolizine yol a├žarlar. Endon├╝kleaz ve ekson├╝klez aktivitesi g├Âsteren DNaz┬ĺlar ise daha detayl─▒ olarak s─▒ras─▒yla k─▒s─▒m 13.1.1. ve 13.1.7┬ĺde daha detayl─▒ olarak ele al─▒nm─▒┼čt─▒r.

DNA giraz (topoizomeraz II): Lineer DNA molek├╝llerinde ikili sarmal─▒n ├ž├Âz├╝lmesi, molek├╝l├╝n kendi ekseni etraf─▒nda d├Ânmesiyle te┼čvik edilir ve kolayla┼č─▒r. Fakat kapal─▒, dairesel DNA molek├╝llerinin ├ž├Âz├╝lmesi esnas─▒nda molek├╝ldeki negatif d├Ân├╝mler azal─▒rken, pozitif s├╝per d├Ân├╝mlerin de say─▒lar─▒ artmaya ba┼člar. Pozitif s├╝per d├Ân├╝mlerin artmas─▒ ise replikasyon ├žatal─▒n─▒n ilerlemesine engel te┼čkil eder. Bu sorunun giderilmesi, yani pozitif s├╝per d├Ân├╝mlerin yok edilmesi ise DNA giraz taraf─▒ndan sa─član─▒r (bkz. k─▒s─▒m 2.3.1.2.1.). DNA giraz, DNA omurgas─▒ndaki fosfodiester ba─člar─▒n─▒ ├Ânce kesip sonra kapatarak pozitif s├╝per d├Ân├╝mleri yok eder ve reaksiyon s─▒ras─▒nda ATP┬ĺye gereksinim g├Âstermez. DNA giraz bu aktivitesine ek olarak, ATP┬ĺnin hidrolizi yard─▒m─▒ ile kapal─▒ halka ┼čeklindeki DNA┬ĺda negatif s├╝per d├Ân├╝mler de meydana getirebilir. Bu d├Ân├╝mler ise ana molek├╝l├╝n replikasyon ├žatal─▒ndaki ├ž├Âz├╝lmesini te┼čvik eder.

DNA replikasyonu esnas─▒nda g├Ârev alan enzim ve proteinlerin adlar─▒ ve fonksiyonlar─▒ ise Tablo 4.2┬ĺde ├Âzetlenmi┼č olarak verilmektedir.

Tablo 4.2: DNA replikasyonu esnas─▒nda g├Ârev alan enzim ve proteinlerin adlar─▒ ve fonksiyonlar─▒.

Enzim-protein

Aktivite

H├╝credeki fonksiyon

Restriksiyon endonukleaz

DNA ligaz

DNA polimeraz I

DNA polimeraz III

DNA giraz

(topoizomeraz II)

DNA helikaz

DNaz

DNA metilaz

Primaz

(RNA polimeraz)

Topoizomeraz I

DnaA

DnaB (rep protein)

DnaC

SSBP

DNA┬ĺy─▒ spesifik baz sekanslar─▒ndan keser.

DNA molek├╝llerini ekler.

B├╝y├╝mekte olan DNA n├╝kleotidlerine ba─član─▒r, primer RNA┬ĺy─▒ uzakla┼čt─▒r─▒r.

B├╝y├╝mekte olan DNA n├╝kleotidlerine ba─član─▒r, her eklenen nukleotidin do─črulu─čunu kontrol eder.

DNA katlanmas─▒n─▒ art─▒r─▒r, s├╝per katlanmay─▒ sa─člar.

Replikasyon ├žatal─▒na yak─▒n yerden DNA┬ĺya ba─član─▒r.

DNA┬ĺy─▒ n├╝kleotidlerine par├žalar.

DNA bazlar─▒n─▒ metiller, b├Âylece endonukleaz aktivitesini inhibe eder.

DNA kal─▒b─▒n─▒ kullanarak k─▒sa RNA zincirlerini sentezler.

Katlanm─▒┼č olan DNA┬ĺy─▒ a├žar.

DNA┬ĺda tekrarlanan dizilere ba─članarak a├ž─▒k kompleks olu┼čturur.

Helikaz aktivitesi g├Âsterir

DnaB ile kompleks olu┼čturur

Tek zincirli yap─▒y─▒ sabitle┼čtirir.

Yabanc─▒ DNA┬ĺy─▒ par├žalar.

Replikasyonu tamamlar.

DNA tamiri esnas─▒nda DNA┬ĺdaki bo┼čluklar─▒ doldurur, primerleri uzakla┼čt─▒r─▒r.

DNA┬ĺy─▒ replike eder.

DNA┬ĺn─▒n kompakt yap─▒s─▒n─▒ korur.

DNA zincirlerini ay─▒r─▒r.

DNA┬ĺy─▒ par├žalar.

H├╝cresel DNA┬ĺy─▒ metilleyerek h├╝crenin kendi nukleazlar─▒ndan korur.

DNA polimerazlar─▒n gereksinimi olan RNA primerlerini olu┼čturur.

DNA katlanmas─▒n─▒n do─čru olarak korunmas─▒na yard─▒m eder.

Replikasyonun ba┼člamas─▒nda g├Ârev al─▒r.

Replikasyon ├žatal─▒n─▒n olu┼čumunu sa─člar.

Replikasyonun ba┼člamas─▒nda g├Ârev al─▒r.

DNA zincirinin a├ž─▒lan b├Âlgelerinin stabilizasyonunu sa─člar

4.3. Prokaryotik DNA Replikasyonunun Temel ─░lkeleri

DNA molek├╝l├╝n├╝n replikasyonu ile ilgili problemlerin en basit ifadesi: DNA ikili sarmal─▒n─▒n her bir zincirinde yan yana yer alan baz sekanslar─▒n─▒n do─čru olarak duplikasyonu sonucunda yeni DNA molek├╝llerinin olu┼čumu sa─članmal─▒d─▒r. H├╝cre, ├žok kompleks g├Âr├╝nen bu problemi ├ž├Âzmek i├žin m├╝kemmel bir sistem olan komplementer baz e┼čle┼čmesi sistemini geli┼čtirmi┼čitr. Daha ├Ânceki k─▒s─▒mlarda da ele al─▒nd─▒─č─▒ gibi, adenin baz─▒ spesifik olarak timin ile, sitozin ise guanin ile komplementer olu┼čturmaktad─▒r (bkz. k─▒s─▒m 1.4.1.1). ┼×ayet, DNA ikili sarmal─▒ a├ž─▒l─▒rsa, her bir diziye komplementer olan yeni dizi sentezlenecektir. K─▒s─▒m 1.7.1.1┬ĺde incelendi─či gibi replikasyon, senikonservatif replikasyon mekanizmas─▒ ile ger├žekle┼čtirilmektedir. 1956┬ĺl─▒ y─▒llardan g├╝n├╝m├╝ze kadar yap─▒lan replikasyon ├žal─▒┼čmalar─▒n─▒n molek├╝ler seviyede nas─▒l ger├žekle┼čti─či ve olaya kat─▒lan molek├╝ller hakk─▒ndaki bilgilerin hemen hemen tamam─▒ prokaryotlardaki ara┼čt─▒rmalar─▒n sonu├žlar─▒na dayanmaktad─▒r. Bu nedenle, g├╝n├╝m├╝zde konuya ili┼čkin bilgilerin ├žo─ču prokaryotik DNA replikasyonuna aittir. Bundan dolay─▒, ├žift sarmall─▒ DNA molek├╝l├╝n├╝n replikasyonunun anla┼č─▒labilmesi i├žin en kolay yol ise ger├žek bir ├Ârne─čin se├žilmesi olacakt─▒r. E. coli ile yap─▒lan replikasyon ├žal─▒┼čmalar─▒, replikasyonun temel ilkelerinin a┼ča─č─▒daki gibi oldu─čunu ortaya koymu┼čtur:

i. DNA replikasyonu, kromozom ├╝zerinde belirli ve spesifik n├╝kleotid dizilerinin bulundu─ču orijin noktalar─▒ndan ba┼člar ve yine belirli biti┼č-tamamlama noktalar─▒nda tamamlan─▒r. Bakteri ve vir├╝s kromozomlar─▒nda, genellikle bir orijin (ba┼člama) bir tane de biti┼č noktas─▒ bulunmaktad─▒r. E. coli┬ĺnin dairesel olan kromozomunun replikasyon orijininde ise yakla┼č─▒k olarak 300 baz ├žifti bulunmaktad─▒r ve bu orijin noktas─▒, replikasyonu ba┼člatan proteinler taraf─▒ndan spesifik olarak tan─▒nmaktad─▒r. Son y─▒llardaki ara┼čt─▒rma sonu├žlar─▒na g├Âre, E. coli┬ĺde oriE olarak adland─▒r─▒lan ba┼člang─▒├ž b├Âlgesinde, replikasyonun ba┼člat─▒labilmesi i├žin en az 6 proteinden olu┼čan bir kompleksin g├Ârev ald─▒─č─▒ anla┼č─▒lm─▒┼čt─▒r. Tek bir ├Âkaryotik kromozomda ise, ├žok say─▒da orijin noktas─▒ vard─▒r ve bunlar birbirlerine 30-40 kbp uzakl─▒ktad─▒rlar. ├ľkaryotik kromozomlarda ├žok say─▒da orijin noktalar─▒n─▒n bulunmas─▒n─▒n tek nedeni ise sadece ├Âkaryotik DNA molek├╝llerinin prokaryotlar─▒nkine oranla ├žok daha uzun olmas─▒ de─čildir. Bunun nedenlerinden birisi, belki de ├Âkaryotik DNA polimerazlar─▒n─▒n prokaryotlardaki DNA polimerazlar kadar h─▒zl─▒ sentez yapamamalar─▒d─▒r.

Orijin b├Âlgelerindeki ├ž├Âz├╝lmeler ise temelde, bu b├Âlgeya ba─članan protein kompleksi i├žerisinde yer alan DNA helikaz enzimleri taraf─▒ndan sa─član─▒r. Bu proteinler, DNA molek├╝l├╝n├╝n ├ž├Âz├╝lmesi i├žin gerekli olan enerjiyi ATP┬ĺnin hidrolizinden sa─člarlar. ├ç├Âz├╝lmenin olu┼čumunda ilk a┼čama, DnaA proteininin orijin noktas─▒ndaki yakla┼č─▒k 300 bp┬ĺlik bir b├Âlgede yer alan AT┬ĺce zengin ve tekrarlanma g├Âsteren iki ayr─▒ diziye ba─članmas─▒d─▒r. Bu ba─članma sonucunda DNA, bu noktalarda a├ž─▒k bir kompleks olu┼čturur. Daha sonra ise DnaB ve DnaC proteinleri, bu a├ž─▒k kompleks ile etkile┼čime girerek DnaB┬ĺnin helikaz aktivitesi ile DNA molek├╝l├╝n├╝n tam olarak ├ž├Âz├╝lmesi sa─član─▒r. DnaB, b├╝y├╝k bir olas─▒l─▒kla potansiyel replikasyon ├žatal─▒n─▒n tek zincirli yap─▒s─▒n─▒ tan─▒yarak DnaA┬ĺn─▒n yerini almakta ve DNA molek├╝l├╝n├╝n esas ├ž├Âz├╝lmesini ger├žekle┼čtirmektedir.

ii. Replikasyonun bir y├Ân├╝ vard─▒r. Replikasyon, kromozom ├╝zerinde belirli bir yerden (orijin) ba┼člar ve her iki y├Ânde birbirine z─▒t olarak ilerler (┼×ekil 4.5 ve 4.6). Dairesel DNA molek├╝llerinde iki y├Âl├╝ devam eden replikasyon ise teta yap─▒s─▒ olarak adland─▒r─▒lan karakteristik yap─▒n─▒n olu┼čmas─▒na yol a├žar (┼×ekil 4.5). ─░├ž k─▒s─▒mda bir ilme─či kapsayan bu yap─▒, bakterilerdeki DNA molek├╝l├╝n├╝n replikasyon s─▒ras─▒nda dairesel yap─▒s─▒n─▒ korudu─čunu g├Âstermektedir. Ayn─▒ zamanda, yeni DNA zincirleri sentezinin ana molek├╝ldeki b├Âlgesel ├ž├Âz├╝lmelerle s─▒k─▒ ili┼čki g├Âsterdi─čini de kan─▒tlamaktad─▒r. Replikasyonun bizzat devam etti─či b├Âlgelerde, atasal DNA zincirleri birbirlerinden ayr─▒l─▒p, yeni zincirlerin sentezi i├žin kal─▒pl─▒k ederler. Replikasyon ├žatal─▒ (┼×ekil 4.7) ad─▒n─▒ alan bu b├Âlgelerin say─▒s─▒ ve ba┼člama noktas─▒na olan uzakl─▒klar─▒, replike edilen DNA┬ĺn─▒n uzunlu─čuna g├Âre de─či┼čir. Replikasyon ├žatal─▒nda DNA ikili sarmal─▒ helikaz ad─▒ verilen ├Âzel bir enzim ile a├ž─▒larak DNA molek├╝l├╝n├╝n k─▒sa, tek zincirli b├Âlgeler olu┼čturmas─▒ sa─član─▒r. Helikaz, ATP┬ĺye ba─čl─▒ bir enzim olup, ATP molek├╝llerini hidroliz ederek replikasyon ├žatal─▒n─▒n ilerlemesini sa─člamaktad─▒r. Kapal─▒ halka ┼čeklindeki DNA molek├╝llerinin ├ž├Âz├╝lmesi esnas─▒nda, negatif d├Ân├╝mlerin azalarak pozitif s├╝per d├Ân├╝mlerin say─▒s─▒n─▒n giderek artmas─▒yla ortaya ├ž─▒kan ve ├žatal─▒n ilerlemesini engelleyen topolojik sorun ise DNA giraz (topoizomeraz II) taraf─▒ndan giderilir. DNA giraz ise ├žatal─▒n ilerlemesi esnas─▒nda ortaya ├ž─▒kan pozitif s├╝per d├Ân├╝mleri giderir (bkz. k─▒s─▒m 4.2.3). Replikasyon ├žatal─▒nda a├ž─▒lm─▒┼č olan tek zincirli DNA b├Âlgeleri ise tek zincir ba─člama proteinleri (SSBP = Single Strand Binding Protein) ile kaplanarak, molek├╝l i├ži H ba─člar─▒n─▒n olu┼čmas─▒ ├Ânlenmektedir. Bu proteinlerin, DNA zincirinin ┼čeker-fosfat omurgas─▒na ba─čland─▒─č─▒ ve tutunma noktalar─▒ndaki bazlar─▒n ├že┼čidiyle ili┼čkili olmad─▒─č─▒ d├╝┼č├╝n├╝lmektedir.

┼×ekil 4.5: Dairesel DNA molek├╝llerinin orijin noktalar─▒ndan ba┼člayarak iki y├Ânl├╝ ilerleyen replikasyonu Yunan alfabesindeki teta (q) harfine benzer bir ara ├╝r├╝n olu┼čturdu─ču i├žin bu ara ├╝r├╝n teta formu olarak adland─▒r─▒lmaktad─▒r (Madigan ve ark.┬ĺdan).

┼×ekil 4.6: Orijin noktas─▒ndan itibaren DNA replikasyonunun iki y├Ânl├╝ olarak ilerlemesi (Alberts ve ark.┬ĺdan modifiye edilerek ├žizilmi┼čtir).

┼×ekil 4.7: E. coli┬ĺde replikasyon ├žatal─▒n─▒n ┼čemas─▒ (Alberts ve ark.┬ĺdan).

iii. DNA molek├╝l├╝n├╝n sentezini, yani nukleotidlerin birbirine eklenmesini katalizleyen enzimler DNA polimerazlar olarak adland─▒r─▒l─▒rlar. B├╝t├╝n DNA polimeraz enzimleri, yeni DNA molek├╝l├╝n├╝n sentezini 5′┬« 3′ y├Ân├╝nde ger├žekle┼čtirmektedirler. E. coli┬ĺde ├╝├ž tip DNA polimeraz enzimi bulunmakta olup bunlar, DNA polimeraz I, II ve III olarak adland─▒r─▒l─▒rlar (bkz. k─▒s─▒m 4.2.1). Replikasyon ├žatallar─▒nda kal─▒p DNA zincirlerine komplementer olarak sentezlenecek yeni DNA zincirinin sentezi, primer RNA┬ĺlar ile ba┼člat─▒l─▒r. Bilinen hi├žbir DNA polimeraz enzimi, kal─▒p DNA zincirlerinin kar┼č─▒s─▒nda yeni bir DNA zincirinin sentezini ba┼člatamamaktad─▒r. ├ç├╝nk├╝, t├╝m DNA polimeraz enzimleri, bir kal─▒p DNA┬ĺdan ba┼čka serbest 3′ OH grubu ta┼č─▒yan bir primer (ba┼člat─▒c─▒) molek├╝le de gereksinim duyarlar. Halbuki, RNA polimeraz enzimleri bir ba┼člat─▒c─▒ molek├╝le ve serbest 3′ OH grubuna gerek duymadan RNA sentezini ba┼člatabilmektedirler (bkz. k─▒s─▒m 5.1). Onun i├žin, orijin noktalar─▒nda DNA zincirleri birbirlerinden ayr─▒l─▒r (┼×ekil 4.5 ve 4.6) ve ayr─▒lan her bir DNA zincirinin kar┼č─▒s─▒nda, RNA polimeraz (primaz) enzimi k├╝├ž├╝k bir RNA ipli─činin (yakla┼č─▒k 10-15 n├╝kleotid uzunlu─čunda) sentezini ba┼člat─▒r. Primer sentezini katalizleyen primaz, tek zincirli DNA┬ĺdaki ├Âzel dizileri tan─▒yan bir RNA polimerazd─▒r. Primaz─▒n fonksiyonunu etkin bir ┼čekilde yapabilmesi i├žin 6-7 kadar proteinle bir kompleks olu┼čturmas─▒ gerekmektedir. Primer sentezi i├žin gerekli reaksiyonlara kat─▒lan bu protein kompleksine primozom ad─▒ verilir. Primozom, DNA boyunca hareket ederek tek zincir ba─člama proteinlerinin yerini al─▒r ve bu ┼čekilde primaz i├žin uygun ba┼člang─▒├ž noktas─▒ tan─▒n─▒r. Primaz, kal─▒p DNA┬ĺy─▒ kullanarak yakla┼č─▒k 10-15 bazl─▒k k─▒sa bir RNA primeri sentezlemeye ba┼člar. RNA primerinin sentezi s─▒ras─▒nda, hangi ribon├╝kleotidlerin hangi s─▒rada yer alacaklar─▒, kal─▒p DNA┬ĺda Okazaki ba┼člang─▒├ž noktalar─▒nda bulunan n├╝kleotidler taraf─▒ndan belirlenir. Ribon├╝kleotidlerin say─▒s─▒ 10-15 n├╝kleotide ula┼č─▒nca, primer RNA┬ĺn─▒n 5′┬« 3′ y├Ân├╝ndeki sentezi de tamamlanm─▒┼č olur (┼×ekil 4.6 ve 4.7). Daha sonra, bu primer RNA┬ĺn─▒n 3′ OH ucuna, DNA polimeraz III enziminin kataliz├Ârl├╝─č├╝nde deoksiribon├╝kleotid monomerleri eklenmeye ba┼člar ve bu sentez replikasyon ├žatal─▒n─▒n sonundaki biti┼č noktas─▒na kadar devam eder.

iv. DNA n├╝kleotidleri, b├╝y├╝yen yeni DNA zincirinin 3′ OH ucuna DNA polimeraz III enziminin kataliz├Ârl├╝─č├╝nde tek tek eklenerek zincirin yap─▒s─▒na kat─▒l─▒rlar. B├Âylece, DNA sentezi 5′┬« 3′ y├Ân├╝nde devam eder. DNA sarmal─▒nda iki zincirin birbirine z─▒t y├Ânde parelel olmas─▒ nedeni ile (3′5′ veya 5′3′) bu zincirleri kal─▒p olarak kullanan bir replikasyon kompleksi, yeni zincirlerin sentezini de birbirlerine z─▒t y├Ânde y├╝r├╝tmek zorundad─▒r. Teorik olarak, 3′┬« 5′ y├Ân├╝ndeki kal─▒p DNA zincirinin ├╝zerinden yeni DNA zincirinin sentezi, RNA primerleri yard─▒m─▒ ile ba┼člat─▒l─▒p 5′┬«3′ y├Ân├╝nde ve kesintisiz bir ┼čekilde devam ettirilebilir. Fakat, DNA┬ĺn─▒n 5′┬« 3′ y├Ânl├╝ ├Âteki zinciri kal─▒p olarak kullan─▒l─▒rken, yeni sentezlenecek zincirin y├Ân├╝ 5′ ┬« 3′ y├Ân├╝nde, buna kar┼č─▒l─▒k genel b├╝y├╝me 3′┬« 5′ y├Ân├╝nde ger├žekle┼čtirilmek zorundad─▒r. Acaba bu nas─▒l ba┼čar─▒lmaktad─▒r?

Bu sorunun cevab─▒, bakteri ve faj kromozomlar─▒ ├╝zerine yapt─▒─č─▒ otoradyografik ├žal─▒┼čmalar sonucu, Okazaki ve arkada┼člar─▒ (1968) taraf─▒ndan verilmi┼čtir. Okazaki┬ĺye g├Âre, yeni sentezlenen DNA, 1000-2000 (7-11S) baz uzunlu─čundaki k─▒sa iplik├žikler (Okazaki par├žac─▒klar─▒) halinde sentezlenmektedir ve bu DNA par├žac─▒klar─▒ daha sonra birbirlerine eklenerek uzun zincirleri meydana getirmektedir. Okazaki par├žac─▒klar─▒, replikasyon ├žatal─▒ b├Âlgesinde ├žok k─▒sa bir s├╝re bulunurlar. Replikasyon devam ettik├že, DNA ligaz taraf─▒ndan kovalent olarak birbirine ba─članan Okazaki par├žac─▒klar─▒ yavru zincirlerden birisini olu┼čtururlar. Di─čer zincir ise kesintisiz olarak sentezlenir. B├Âylece, 5′ ┬«3′ y├Ânl├╝ kal─▒p DNA zinciri ├╝zerinden yine 5′┬«3′ y├Ânl├╝ yeni DNA sentezi sa─članmaktad─▒r (┼×ekil 4.6 ve 4.7).

Kesik kesik yap─▒lan bu DNA sentezi i┼člemi i├žin de, yine 3′ OH u├žlu primer RNA┬ĺlara gereksinme vard─▒r. Ger├žekten de Okazaki kendi ad─▒ ile an─▒lan bu par├žac─▒klar─▒n 5′ u├žlar─▒nda 10-15 n├╝kleotid uzunlu─čunda RNA primerlerinin varl─▒─č─▒n─▒ g├Âstermi┼čtir. Bu primer RNA┬ĺn─▒n 3′ OH ucuna, DNA polimeraz III enziminin kataliz├Ârl├╝─č├╝nde deoksiribon├╝kleotid monomerleri eklenmeye ba┼člar. DNA polimeraz III, daha ├Ânce sentezlenen Okazaki par├žas─▒n─▒n ba┼člang─▒├ž k─▒sm─▒na yakla┼č─▒nca yerini DNA polimeraz I enzimine b─▒rak─▒r. DNA polimeraz I enzimi, bir taraftan ├Ân├╝ndeki primer RNA iplik├ži─čini monomerlerine par├žalarken (3′ ┬« 5′ eksonukleaz aktivitesi g├Âstererek) bir taraftan da bo┼čalan yerlere deoksiribon├╝kleotidlerin ba─članmas─▒n─▒ kataliz eder. RNA primerinin yok edilmesi ile DNA par├žalar─▒ aras─▒nda meydana gelen bo┼čluklar yine DNA polimeraz I taraf─▒ndan onun zincir uzatma ve nick translation* aktivitesi ile doldurur. Buna g├Âre DNA polimeraz I, n├╝kleotidleri DNA par├žalar─▒n─▒n 3′ ucuna eklerken ayn─▒ anda da RNA primerini 5′┬« 3′ eksonukleaz aktivitesiyle par├žalar. DNA polimeraz I, en son primer RNA n├╝kleotidini de k─▒rd─▒ktan sonra yerini DNA ligaz enzimine b─▒rak─▒r. B├Âylece, par├ža par├ža sentezlenmi┼č olan yeni DNA par├žalar─▒n─▒n 3′ ve 5′ u├žlar─▒n─▒n birbirlerine fosfodiester ba─člar─▒ ile ba─članmas─▒, DNA ligaz enzimi taraf─▒ndan katalizlenir. Bu ekleme, kal─▒pl─▒k eden DNA zincirindeki baz s─▒ras─▒n─▒n komplementeri olacak ┼čekilde, aradaki bo┼čluklara yeni deoksiribon├╝kleotidlerin doldurulmas─▒ ile yap─▒lmaktad─▒r. Buradan da anla┼č─▒lmaktad─▒r ki, DNA yap─▒s─▒ndan ├ž─▒kar─▒lan RNA primerlerinin replikasyondaki g├Ârevi, DNA sentezini ba┼člatmaktan ileri gitmemektedir.

v. Tek ve dairesel bir kromozoma sahip olan bakterilerde replikasyon, ayn─▒ anda z─▒t y├Ânde ve yakla┼č─▒k olarak ayn─▒ h─▒zda devam eder. Z─▒t y├Ânde ilerleyen replikasyon ├žatallar─▒ bir yerde kar┼č─▒la┼č─▒rlar. ├ľrne─čin, E. coli┬ĺde bu kar┼č─▒la┼čma yeri trp geni (E. coli genom haritas─▒n─▒n 25. dakikas─▒nda) yak─▒n─▒nda olmaktad─▒r. Bu nokta ise replikasyon ba┼člang─▒├ž yerinin (oriE) hemen hemen tam kar┼č─▒s─▒na gelmektedir. Buna g├Âre, replikasyonun sona ermesi i├žin ├Âzel tamamlanma i┼čaretleri gerekli olmayabilir. Bununla beraber, yeni sentezlenmi┼č olan DNA molek├╝llerinin ayr─▒lmas─▒ kendili─čnden ger├žekle┼čmez. ├ç├╝nk├╝, bu molek├╝ller birbirlerine yakla┼č─▒k olarak 20-30 kadar d├Ân├╝mle ba─čl─▒ kal─▒rlar. Bu i├ž i├že ge├žmi┼č olan halkalar─▒n birbirinden ayr─▒lmas─▒, topoizomeraz II benzeri enzimlerin (bkz. k─▒s─▒m) ├žift zincir k─▒r─▒klar─▒ olu┼čturmas─▒ ve sonra da ├žift sarmallar─▒ birbirinin i├žinden ge├žirip k─▒r─▒klar─▒ kapatmalar─▒yla m├╝mk├╝n olmaktad─▒r. Bunun d─▒┼č─▒nda, replikasyonun ba┼člama ve uzama reaksiyonlar─▒ i├žin gerekli proteinler olduk├ža iyi bilindi─či halde, tamamlamayla ili┼čkili proteinler ve ┼čayet varsa, terminus b├Âlgedeki dizi spesifikli─či hakk─▒nda hen├╝z hi├ž bir bilgi bulunmamaktad─▒r.

S├╝rekli ve kesikli sentez ├Âzellikleri, zincirlerin ilerleme h─▒zlar─▒n─▒ bir ├Âl├ž├╝de etkileyece─či i├žin, 5′ ┬« 3′ y├Ân├╝nde ve kesintisiz olarak sentezlenen zincire ├Ânde giden zincir, Okazaki par├žac─▒klar─▒ndan olu┼čan 3′┬« 5′ y├Ân├╝ndeki zincire ise arkadan gelen zincir denmektedir.

Semikonservatif replikasyon mekanizmas─▒, replikasyon s─▒ras─▒nda DNA zincirlerinin birbirlerinden ayr─▒l─▒p, her birisinin sentezlenecek yeni zincirler i├žin kal─▒pl─▒k etti─čini a├ž─▒klamakta, fakat DNA sentezinin gerek fiziksel olarak ve gerekse molek├╝ler d├╝zeyde nas─▒l y├╝r├╝t├╝ld├╝─č├╝ konusunda pek bir a├ž─▒kl─▒k getirmemektedir. Son y─▒llarda yap─▒lan ├žal─▒┼čmalar, bu olay─▒n yaln─▒zca karma┼č─▒k oldu─čunu g├Âstermekle kalmay─▒p, ayn─▒ zamanda mutasyon ve DNA onar─▒m─▒ gibi ├Ânemli h├╝cresel olaylarla olan ili┼čkisini de ortaya koymaktad─▒r (bkz. mutasyonlar ve DNA onar─▒m─▒).

Replikasyon ├žatal─▒nda a├ž─▒lan atasal DNA zincirlerinin kal─▒p olarak kullan─▒lmas─▒yla, biri s├╝rekli olarak (3′┬«5′ zincirine komplementer olan─▒) di─čeri par├ža par├ža, (5′┬«3′ zincirine komplementer olan─▒) iki yeni DNA zinciri sentezlenir. Sentezlenen biri yeni ve biri eski DNA zincirinde A ile T ve G ile C kar┼č─▒ kar┼č─▒ya gelerek aralar─▒nda hidrojen ba─člar─▒ kurulur (bkz. k─▒s─▒m 1.4.1.1). B├Âylece, ├žift sarmall─▒ bir atasal DNA molek├╝l├╝nden yine ├žift sarmall─▒ iki DNA molek├╝l├╝ sentezlenmi┼č olur. T├╝m bu olaylar ┼×ekil 4.5; 4.6 ve 4.7┬ĺde g├Âr├╝lmektedir.

E. coli polimeraz II enziminin DNA replikasyonuna kat─▒lmad─▒─č─▒ bilinmektedir. Buna ra─čmen, bu enzim Arkebakteriler ve ├ľkaryotlardaki temel kromozomal DNA polimeraz enzimine olduk├ža benzemektedir. Replikasyon ├žatallar─▒nda DNA sentezi ger├žekle┼čtirilirken DNA molek├╝l├╝n├╝n heliks yap─▒s─▒ da de─či┼čmekte ve k─▒vr─▒m a├ž─▒c─▒ ve topoizomeraz enzimleri arac─▒l─▒─č─▒ ile DNA molek├╝l├╝ modifiye edilmektedir (bkz. k─▒s─▒m 1.4.1.2).

DNA, replikasyonla kendisinin kopyas─▒n─▒ meydana getirebildi─či gibi transkripsiyon ile de ta┼č─▒d─▒─č─▒ bilgiyi m-RNA┬ĺya aktarabilir. m-RNA daki bilgi ise translasyon ile protein sentezine d├Ân├╝┼čt├╝r├╝l├╝r. DNA┬ĺn─▒n t├╝m bu i┼člevlerine ise sentral dogma denir (bkz. ┼×ekil 1.2).

4.4. Lineer Genetik Elementlerin Replikasyonu

DNA replikasyonunun a┼čamalar─▒ incelenirken, dairesel DNA molek├╝lleri ele al─▒nm─▒┼č bulunmaktad─▒r. Prokaryotik organizmalar aras─▒nda dairesel DNA molek├╝lleri olduk├ža yayg─▒n olup, plazmidlerin ├žo─ču ve baz─▒ viral genomlar da dairesel olarak bulunmaktad─▒r. Kromozomal DNA┬ĺlar ister dairesel ister lineer olsun, neredeyse b├╝t├╝n replikasyon basamaklar─▒ birbirinin ayn─▒d─▒r. Buna ra─čmen, lineer kromozomlar─▒n replikasyonunda dairesel kromozomlar─▒n replikasyonunda rastlanmayan bir problem bulunmaktad─▒r. Bu problem ise, her DNA molek├╝l├╝n├╝n iki ucunda yer alan 5′ u├žlar─▒d─▒r. Problemin daha iyi anla┼č─▒labilmesi i├žin ┼×ekil 4.9┬ĺa bakmak yararl─▒ olacakt─▒r. ┼×ekil 4.9┬ĺdaki diyagram─▒n sol ucunun lineer bir DNA molek├╝l├╝n├╝n ger├žekten bir ucu oldu─čunu d├╝┼č├╝nelim. Bu u├žta yer alan 5′ ucu ile ba┼člayan dizinin komplementer zincirinin sentezini ba┼člatan primer RNA molek├╝l├╝, ├žok k─▒sa dahi olsa ve bu primeri uzakla┼čt─▒ran spesifik enzimler bulunsa dahi b├╝t├╝n DNA polimeraz enzimlerinin aktivite g├Âsterebilmesi i├žin serbest 3′ OH ucuna, yani bir primere gereksinim duymas─▒ nedeni ile hi├žbir DNA polimeraz enzimi bu primer RNA molek├╝l├╝n├╝ buradan uzakla┼čt─▒rarak bunun yerine deoksiribon├╝kleotidleri ekleyemeyecektir. Bu nedenle, bu primer RNA┬ĺn─▒n yeni sentezlenen DNA zincirinden uzakla┼čt─▒r─▒lmas─▒ i├žin hi├žbir ┼čey yap─▒lmayacak olursa, DNA molek├╝l├╝ her replikasyon sonunda bir miktar k─▒salacakt─▒r. Oysa ki lineer olan genetik elementler bu problemi ├žok net bir ┼čekilde ├ž├Âzm├╝┼člerdir.

┼×ekil 4.8: DNA sentezinin ba┼člang─▒c─▒ esnas─▒nda olu┼čan RNA-DNA kombinasyonu (Madigan ve ark.┬ĺdan).

Ger├žekte bu problemin ├ž├Âz├╝m├╝ ├žok farkl─▒ ┼čekillerde ger├žekle┼čtirilmektedir. Lineer kromozoma sahip olan baz─▒ vir├╝sler, kromozom u├žlar─▒nda yer alan yap─▒┼čkan u├žlar arac─▒l─▒─č─▒ ile kromozomlar─▒n─▒ replikasyondan ├Ânce dairesel duruma getirebilmektedirler (bkz. ┼×ekil 1.13). Baz─▒ vir├╝sler ise kromozomlar─▒n─▒n u├žlar─▒nda tekrarlamal─▒ dizilere sahiptirler. Bu vir├╝slerde, farkl─▒ DNA molek├╝llerinin u├žlar─▒nda yer alan tekrarlamal─▒ dizilerin birbirine eklenmesini sa─člayan bir rekombinasyon prosesi ger├žekle┼čtirilmektedir. B├Âylece, u├ž uca eklenen ve ├žok uzun olan bu bile┼čik DNA molek├╝l├╝nden kopyalanan DNA┬ĺlar endonukleazlar taraf─▒ndan kesilerek yeni genomik DNA┬ĺlar olu┼čturulmaktad─▒r. Lineer DNA molek├╝l├╝ne sahip olan birka├ž vir├╝s ile ├žok say─▒daki plazmid ise replikasyon problemini RNA primerleri yerine protein primerler kullanarak ├ž├Âzm├╝┼člerdir. B├╝t├╝n DNA polimeraz enzimleri, n├╝kleotidleri sadece serbest 3′ OH ucuna ekleyebildikleri halde baz─▒ DNA polimerazlar ilk nukleotidi lineer kromozomlar─▒n u├žlar─▒nda ba─čl─▒ bulunan spesifik proteinlerin u├žlar─▒nda yer alan ┬ľOH gruplar─▒na ekleyebilmektedirler (┼×ekil 4.10). Lineer kromozomlar─▒n u├žlar─▒na ba─članan proteinler ise vir├╝sler veya plazmidler taraf─▒ndan kodlanmaktad─▒rlar ve bu proteinler, kromozomlar─▒n u├žlar─▒na ba─članma fonksiyonuna sahiptirler. Lineer kromozomlar─▒n u├žlar─▒nda yer alan bu primer proteinler ise primer RNA┬ĺlarda oldu─ču gibi uzakla┼čt─▒r─▒lmazlar. Bu nedenle, lineer kromozom ta┼č─▒yan bu vir├╝s ve plazmidlerin DNA molek├╝lleri, 5′ u├žlar─▒nda kovalent olarak ba─članm─▒┼č olan bu spesifik proteinleri s├╝rekli olarak ta┼č─▒maktad─▒rlar. Bu olay Streptomyces lividans gibi baz─▒ bakterilerde de kromozomal DNA┬ĺn─▒n replikasyonu s─▒ras─▒nda kullan─▒lmaktad─▒r.

Lineer DNA replikasyonunda kullan─▒lan bu metotlar─▒n hi├ž birisi, ├Âkaryotik kromozomlar─▒n u├žlar─▒nda yer alan baz dizilerini (telomerler) tamamlamak i├žin kullan─▒lmamaktad─▒r. ├ľkaryotik kromozomlar─▒n telomerleri ise tekrarlamal─▒ DNA dizileri i├žermektedir. Bu diziler ise genellikle 6 bp┬ĺden meydana gelen k─▒sa diziler olup, birbiri arkas─▒na 20 ila birka├ž y├╝z defa tekrarlar olu┼čturacak ┼čekilde yer almaktad─▒rlar (┼×ekil 4.11, a). Farkl─▒ ├Âkaryotlar─▒n telomerlerinde yer alan sekanslar ise birbirine olduk├ža benzemekte olup, DNA molek├╝l├╝n├╝n zincirlerinde birisi her zaman birka├ž guanin ta┼č─▒maktad─▒r. Guanin bak─▒n─▒ndan zengin olan bu sekanslar ise telomeraz enzimi arac─▒l─▒─č─▒ ile DNA molek├╝l├╝n├╝n 3′ OH ucuna eklenebilmektedirler (┼×ekil 4.11). Telomerazlar lineer DNA molek├╝l├╝n├╝n 3′ u├žlar─▒na ekleme yapan enzimler olup, ko-fakt├Âr olarak k├╝├ž├╝k bir RNA kal─▒b─▒na sahip olduklar─▒ i├žin DNA kal─▒b─▒na gerek duymazlar. Bu enzimler, daha uzun uzant─▒lar─▒n olu┼čturulmas─▒ i├žin tekrar tekrar ├žal─▒┼čabilirler. Uzant─▒lar yeterli uzunlu─ča eri┼čti─činde, di─čer diziye ise normal replikasyonda oldu─ču gibi bir RNA primeri eklenebilir. Telomerlerde yer alan tekrarlamal─▒ dizilerin uzunluklar─▒ i├žin tam bir s─▒n─▒r bulunmamaktad─▒r. DNA replikasyonu esnas─▒nda genetik bilginin eksilmesine neden olmayacak kadar uzunluktaki bir tekrarlamal─▒ dizi genellikle yeterli olmaktad─▒r.

┼×ekil 4.9: Protein primerleri kullan─▒larak DNA replikasyonunun ger├žekle┼čtirilmesi. Yeni sentezlenecek olan DNA dizisi kal─▒p zincirin 5′ ucuna kovalnet olarak ba─člana proteini primer olarak kullan─▒r (Madigan ve ark.┬ĺdan).

┼×ekil 4.10: Telomeraz enziminin, ├Âkaryotik kromozomlar─▒n bir ucundaki aktivitesini g├Âsteren model. (a) Bir DNA telomerinde 4 G bak─▒m─▒ndan zengin olan tekrarlamal─▒ sekans ve k─▒sa bir RNA kal─▒b─▒ i├žeren telomeraz enzimi. (b) G bak─▒m─▒ndan zengin olan dizinin telomeraz enzimi taraf─▒ndan uzat─▒lmas─▒ (Madigan ve ark.┬ĺdan).

4.5. ├ľkaryotlarda DNA Replikasyonu

├ľkaryotlarda DNA molek├╝llerinin replikasyonu, prokaryotik h├╝cre DNA┬ĺs─▒n─▒n replikasyonundan daha kompleks bir olay olmakla beraber, b├╝y├╝k ├Âl├ž├╝de ona benzer ┼čekilde cereyan eder. En az─▒ndan ├Âkaryotik organizmalar─▒n DNA┬ĺlar─▒n─▒n da semikonservatif replikasyon mekanizmas─▒na g├Âre replike oldu─ču yap─▒lan deneysel ├žal─▒┼čmalar ile g├Âsterilmi┼čtir. ├ľkaryotlarda DNA replikasyonu, h├╝crenin hayat d├Âng├╝s├╝n├╝n S (sentez) faz─▒nda ger├žekle┼čir ve bu evre, geli┼čmi┼č yap─▒l─▒ bir ├Âkaryotik h├╝crede genellikle en az birka├ž saat s├╝rer. S faz─▒n─▒n sonunda h├╝cre tetraploid (4C*) durumundad─▒r ve bu ┼čekilde G2 faz─▒na ba┼člar. Daha sonra da mitoz b├Âl├╝nmeyle (M faz─▒) kromozomlar, dolay─▒s─▒ ile genetik materyal yavru h├╝crelere diploid say─▒y─▒ (2C) koruyacak ┼čekilde payla┼čt─▒r─▒l─▒r.

Ayr─▒ca, ├Âkaryotik h├╝creler prokaryotlara oranla ├žok fazla miktarda DNA i├žerirler. Bu nedenle, ├Âkaryotik h├╝crelerin DNA molek├╝lleri, E. coli┬ĺdeki gibi tek bir orijin (oriE) noktas─▒ndan ba┼člayarak replikasyonlar─▒n─▒ ger├žekle┼čtirseler idi, S faz─▒n─▒n olduk├ža uzun s├╝rmesi gerekirdi. Oysa ki, ├Âkaryotik h├╝creler bu sorunu her bir DNA molek├╝l├╝ ├╝zerinde ├žok say─▒da replikasyon ba┼člang─▒├ž noktas─▒na sahip olarak ├ž├Âzm├╝┼člerdir. Bu nedenle, ├Âkaryotik h├╝crelerin DNA molek├╝lleri ├╝zerinde prokaryotlar─▒n DNA┬ĺlar─▒nda oldu─ču gibi bir tane de─čil de ├žok say─▒da replikasyon orijini bulunmaktad─▒r. ─░lk kez 1968 y─▒l─▒nda Huberman ve Riggs, ├Âkaryotik DNA molek├╝llerinin arkas─▒ arkas─▒na dizilmi┼č ├žok say─▒da replikasyon ├žatallar─▒na sahip oldu─čunu g├Âstermi┼člerdir.

Gerek elektron mikroskobu ve gerekse otoradyografik ara┼čt─▒rmalar ├Ârne─čin, Drosophila┬ĺn─▒n yumurta h├╝crelerindeki DNA replikasyonunun prokaryotlarda oldu─ču gibi iki y├Ânl├╝ ve birbirine z─▒t olarak ger├žekle┼čti─čini g├Âstermektedir. Bu nedenle, ├Âkaryotik DNA molek├╝llerindeki her bir replikasyon ├žatal─▒nda ger├žekle┼čen DNA sentezi, yar─▒ kesikli bi├žimde y├╝r├╝t├╝lmektedir. Bu kesikli sentez mekanizmas─▒nda olu┼čan Okazaki par├žac─▒klar─▒n─▒n uzunluklar─▒ ise prokaryotlardakilerine oranla daha k─▒sa olup, 100-200 n├╝kleotid uzunlu─čundad─▒rlar. Replikasyonun tamamlanma noktalar─▒nda ise kom┼ču replikasyon ├žatallar─▒ birle┼čir. Buna g├Âre, tamamlanma noktalar─▒ (terminus) b├╝y├╝k bir olas─▒l─▒kla sabit de─čildir. Ayr─▒ca, ├Âkaryotik DNA molek├╝llerindeki replikasyon orijinleri aras─▒ndaki mesafe, olduk├ža k─▒sa olup replikasyon h─▒zlar─▒ da prokaryotlar─▒nkinden tamamen farkl─▒d─▒r (Tablo 4.2 Temizkan 6.4). Prokaryotik DNA molek├╝llerinde bir tane replikasyon orijini bulunurken, ├Âkaryotik kromozomlar─▒n her birinde organizman─▒n genom yap─▒s─▒na ba─čl─▒ olarak de─či┼čen ve yakla┼č─▒k olarak birka├ž bin kadar olan replikasyon ba┼člang─▒├ž noktalar─▒ bulunmaktad─▒r.

├ľkaryotik DNA molek├╝llerinin replikasyon h─▒z─▒ ise prokaryotlardaki DNA molek├╝llerinin replikasyon h─▒z─▒na oranla ├žok daha yava┼čt─▒r. ├ľrne─čin, bakterilerde 50 000 bp dak-1 olan replikasyon h─▒z─▒ memelilerde 1000-3000 bp dak-1┬ĺya d├╝┼čmektedir. Bitkilerdeki replikasyon h─▒z─▒ ise hem prokaryotlardaki hem de memelilerdeki replikasyon h─▒z─▒na oranla ├žok daha d├╝┼č├╝kt├╝r. ├ľkaryotlardaki replikasyon h─▒z─▒n─▒n prokaryotlara oranla ├žok daha yava┼č olmas─▒na ra─čmen, ├Âkaryotik DNA molek├╝lleri ├╝zerinde ├žok say─▒da replikasyon orijinlerinin bulunmas─▒ ve bu orijinlerin hepsinde de replikasyonun ayn─▒ anda devam etmesi nedeni ile ├Âkaryotik DNA molek├╝llerinin replikasyonu da uygun bir s├╝rede tamamlanabilmektedir. ├ľkaryotik DNA molek├╝llerinin replikasyonu ile ilgili olarak bu ├Âzelliklerinden de anla┼č─▒ld─▒─č─▒na g├Âre, kromozomlardaki DNA replikasyonunun s├╝resi, replikasyon ba┼člang─▒├ž noktalar─▒n─▒n say─▒ ve replikasyon ├žatallar─▒n─▒n kaplad─▒─č─▒ alan taraf─▒ndan kontrol edilmektedir.

Ayr─▒ca, ├Âkaryotik h├╝crelerdeki DNA molek├╝llerinin kromatin yap─▒s─▒nda olu┼ču, ├ž├Âz├╝lme ve replikasyonun ba┼člamas─▒ i├žin gereksinimleri daha da karma┼č─▒kla┼čt─▒rmaktad─▒r. Bu durumda, kromatindeki yo─čun histon-DNA komplekslerinin ortadan kald─▒r─▒lmas─▒, daha sonra ise replikasyon devam ederken olu┼čan yeni DNA molek├╝llerinin ise e┼č zamanl─▒ olarak kromatin yap─▒s─▒n─▒ kazanmalar─▒ gerekmektedir (┼×ekil 4.8). B├╝t├╝n bu sorunlara ilave olarak, ├Âkaryotik DNA molek├╝llerinin lineer yap─▒da olmas─▒, replikasyonun tamamlanmas─▒na ili┼čkin baz─▒ sorunlar─▒ da ortaya ├ž─▒karmaktad─▒r. Oysa ki lineer yap─▒da olan prokaryotik DNA molek├╝llerinin replikasyonunda ortaya ├ž─▒kabiliecek olan bu sorunlar ├že┼čitli mekanizmalar ile ├ž├Âz├╝lm├╝┼č bulunmaktad─▒r (bkz. k─▒s─▒m 4.7). ├ľkaryotlar─▒n lineer olan DNA molek├╝llerinin replikasyonunda ortaya ├ž─▒kan sonland─▒rma problemi ise kromozom u├žlar─▒nda (telomerlerde) replikasyonun tamamlanabilmesi i├žin baz─▒ ├Âzel mekanizmalar─▒n geli┼čtirilmesinin zorunlulu─čunu ortaya ├ž─▒karmaktad─▒r. Son zamanlarda elde edilen bulgulara g├Âre, ├Âkaryotik kromozomlar─▒n u├žlar─▒ farkl─▒ bir mekanizma ile replike edilmektedir. Mayalar, omurgas─▒zlar, omurgal─▒lar ve bitkilerde kromozolar─▒n u├žlar─▒nda biribirne benzeyen ve de─či┼čik ├Âzellikte bir yap─▒n─▒n bulundu─ču anla┼č─▒lm─▒┼čt─▒r. Bu bulgular─▒n ilki ise bir protozoon olan Tetrahymena ile yap─▒lan ├žal─▒┼čmalardan elde edilmi┼č olup, bu protozoonun kromozomlar─▒n─▒n telomerlerinde DNA ├žift sarmal─▒n─▒n 3′ ve 5′ u├žlar─▒n─▒ bir arada tutan sa├ž tokas─▒ bi├žiminde bir ilme─čin ve ├žok say─▒da (30-70 defa) arkas─▒ arkas─▒na tekrarlanan k─▒sa bir dizinin (5′-TTGGGG-3′) varl─▒─č─▒ tesbit edilmi┼čtir. DNA zincirlerinden birinde, sa├ž tokas─▒ ilme─činin yak─▒n─▒ndaki tekrarlanan dizi k├╝mesi i├žinde, ├žok say─▒da zincir k─▒r─▒lmalar─▒ da vard─▒r (bkz. k─▒s─▒m 2.3.1.3). Telomerlerde, replikasyonun tamamlanmas─▒na ve sonu├žta bu yap─▒sal ├Âzelliklerin meydana gelmesine ise bir terminal deoksin├╝kleotidil transferaz olan (bkz. k─▒s─▒m 4.7) telomeraz enziminin yol a├žt─▒─č─▒ anla┼č─▒lm─▒┼čt─▒r. Buna g├Âre, ribon├╝kleoprotein yap─▒daki telomeraz, replikasyondan sonra 3′ ucu kullanarak ve bu uca tekrarlanan 5′-TTGGGG-3′ dizileri ekleyerek zinciri uzat─▒r. Daha sonra, primaz ve DNA polimeraz bu kal─▒ptan yararlanarak yeni 5′-CCCCAA-3′ dizileri sentezler. Ligasyonun tamamlanmamas─▒, C bak─▒m─▒ndan zengin olan zincirde k─▒r─▒klara yola a├žar. Ayr─▒ca, 5′-TTGGGG-3′ dizili zincirin 3′ ucundaki ilmek, G-C e┼čle┼čmesiyle olu┼čur. Tek h├╝creli ├Âkaryotlarda a├ž─▒klanan ve do─črulanan bu mekanizman─▒n b├╝y├╝k olas─▒l─▒kla t├╝m ├Âkaryotlar i├žin ge├žerli oldu─ču d├╝┼č├╝n├╝lmektedir.

Yorum ekle 12 Temmuz 2007

Vitaminler V├╝cudumuz ─░├žin Neden ├ľnemlidir? Hangi Vitamin Neye ─░yi Gelir?

Vitaminler v├╝cudumuz i├žin neden ├Ânemlidir? Hangi vitamin neye iyi gelir?

Vitaminler, normal olarak v├╝cudumuzun sentezleyemedi─či kimyasallard─▒r. Ancak, al─▒nan ├Ânc├╝l maddelerin v├╝cudumuzda i┼členmeleri ile meydana getirilebilirler. V├╝cudumuzda i┼člev g├Âren enzimlerin ve di─čer bir├žok kimyasal─▒n normal i┼člevlerini d├╝zg├╝n olarak ger├žekle┼čtirebilmeleri i├žin gerekli maddelerdir. ├ço─čunlukla “kofakt├Âr” olarak tan─▒mlanan, tamamlay─▒c─▒ elemanlar olarak bilinirler. Bu nedenle de besinler ile d─▒┼čar─▒dan al─▒nmalar─▒, sa─čl─▒─č─▒m─▒z i├žin ┼čartt─▒r.

A vitamini: G├Âz, deri, di┼čler, di┼četleri ve sa├žlar─▒n sa─čl─▒kl─▒ bir ┼čekilde geli┼čimi i├žin ├Ânemlidir. G├Ârmeden sorumlu pigmentlerin yap─▒s─▒na kat─▒l─▒r. Salg─▒ bezlerinde yeni h├╝crelerin geli┼čimini ve sa─čl─▒kl─▒ dokular─▒n olu┼čumunu destekler. B├Âbrek, safrakesesi ve idrarkesesi ta┼člar─▒n─▒n olu┼čumunu engeller.

B1 vitamini: ┼×eker ve ni┼časta kaynakl─▒ enerji ├╝retiminde g├Ârevlidir. Protein ve ya─č metabolizmalar─▒nda da emilimden sorumludur. ─░┼čtah─▒ d├╝zenler. Sinir sisteminin d├╝zenli i┼čleyi┼činden sorumludur.

B2 vitamini: V├╝cut h├╝crelerine enerji sa─članmas─▒ndan sorumludur. G├Âzlerin sa─čl─▒kl─▒ ┼čekilde g├Ârme i┼člevini yerine getirmesinde g├Ârevlidir. Deri, t─▒rnak ve sa├ž gibi keratin yap─▒lar─▒n sa─čl─▒kl─▒ kalmas─▒n─▒ sa─člar. Demir emiliminde g├Ârevlidir. A─č─▒z yaralar─▒n─▒n (u├žuk ve aft gibi) iyile┼čmesine yard─▒mc─▒d─▒r.

B3 vitamini (Niasin): Derinin, sinir sisteminin ve sindirim sisteminin sa─čl─▒─č─▒ i├žin ├Ânemlidir. Dola┼č─▒m─▒ d├╝zenleyici etkisi vard─▒r. Migren a─čr─▒lar─▒n─▒ hafifletir. Kolesterol├╝ d├╝┼č├╝r├╝r.

B5 vitamini (Pantotenik asit): V├╝cuda giren yabanc─▒ maddelerin (ila├žlar dahil), toksik etkilerinin yok edilmesine yard─▒mc─▒d─▒r. Deri sa─čl─▒─č─▒nda ├Ânemlidir.

B6 vitamini: Protein metabolizmas─▒n─▒n en ├Ânemli bile┼čenidir. Alyuvar ve akyuvar olu┼čumuna yard─▒mc─▒d─▒r. Sinir sisteminin normal i┼čleyi┼činde ve sa─čl─▒kl─▒ kalmas─▒nda g├Ârevlidir. Ba─č─▒┼č─▒kl─▒k sistemini g├╝├žlendirir. Gebelik d├Ânemindeki kusmalara kar┼č─▒ ve deri ka┼č─▒nt─▒lar─▒na kar┼č─▒ etkilidir. Do─čal bir idrar s├Âkt├╝r├╝c├╝d├╝r.

B9 vitamini (Folik asit): V├╝cuttaki bir├žok sentez olay─▒na kat─▒l─▒r. ├ľzellikle n├╝kleik asit metabolizmas─▒nda ├Ânemlidir. Alyuvar olu┼čumu ve geli┼čimini sa─člar. Gebelik s├╝resince bebe─čin sinir sistemindeki aksakl─▒klar─▒ ve hatal─▒ olu┼čumlar─▒ ├Ânler. H├╝cre yap─▒m─▒n─▒ h─▒zland─▒r─▒r. Bu nedenle kans─▒zl─▒k tedavisinde de kullan─▒l─▒r.

B12 vitamini: Ba─č─▒┼č─▒kl─▒k sistemini g├╝├žlendirir. Kan p─▒ht─▒la┼čmas─▒nda g├Ârev alan h├╝crelerin geli┼čiminden sorumludur. Alyuvarlar─▒n yenilenmesine yard─▒mc─▒ olur ve anemi hastal─▒─č─▒n─▒n olu┼čmas─▒na engel olur. Sadece hayvansal g─▒dalarda bulunur.

C vitamini: Duman ve hava kirlili─činin zararl─▒ etkilerinden korur. Alyuvar yap─▒m─▒n─▒ h─▒zland─▒r─▒r. Kemik h├╝crelerinin sentezine yard─▒mc─▒d─▒r. Yara iyile┼čmesini h─▒zland─▒r─▒r. Enfeksiyonlara kar┼č─▒ v├╝cut direncini artt─▒r─▒r. V├╝cuttaki demir emilimini artt─▒r─▒r.

D vitamini: V├╝cut i├žinde depolanm─▒┼č durumda bulunan kalsiyum ve fosforun kullan─▒m─▒n─▒ sa─člayarak, kemik yenilenmesini ve dayan─▒kl─▒l─▒─č─▒n─▒ artt─▒r─▒r. B├╝y├╝me ├ža─č─▒ndaki ├žocuklarda di┼č ve kemik geli┼čimini sa─člar.

E vitamini: ├ľnemli bir antioksidand─▒r. C vitamini ve selenyum gibi di─čer antioksidan maddelerin etkisini artt─▒r─▒r. H├╝creleri serbest radikallerin zararl─▒ etkilerinden korur. Kalp hastal─▒klar─▒ ve kanserlerden koruma sa─člar.

K vitamini: Kan p─▒ht─▒la┼čmas─▒na yard─▒mc─▒ bir vitamindir. Ba─č─▒rsaklar─▒m─▒zda do─čal olarak bulunan bakteriler taraf─▒ndan sentezlenir.

Yorum ekle 12 Temmuz 2007

Diyabet

diyabet

Diyabet, kan ┼čekerinin s├╝rekli y├╝ksek olmas─▒ ile kendini g├Âsteren bir metabolizma bozuklu─čudur. ┼×ekerli diyabet en s─▒k g├Âr├╝len metabolizma hastal─▒klar─▒ndan biridir. De─či┼čmez ve ├Âzg├╝n olmamakla birlikte en ├Ânemli belirtisi glikoz├╝ridir (idrarla ┼čeker at─▒lmas─▒).

1674┬ĺte Wills taraf─▒ndan bulunan glikoz├╝riyi 1846┬ĺda Claude Bernard merkezi sinir sistemini zedeleyerek deneysel yoldan meydana getirdi. 1877┬ĺde Lancereaux diyabetin pankreas lezyonlar─▒ndan ileri gelebilece─čini g├Âsterdi. 1889┬ĺda J V─▒n Mering ve Minowski pankreas─▒ ├ž─▒kartarak diyabeti yapay yoldan olu┼čturdular.1893┬ĺte Laguess diyabette eksik olan maddeyi langerhans adac─▒klar─▒n─▒n salg─▒lad─▒─č─▒n─▒ ├Âne s├╝rd├╝. Macleod bunu ara┼čt─▒rd─▒. 1921┬ĺde Banting ve Best ins├╝lini ├Âz├╝t olarak elde etmeyi ba┼čard─▒lar. Bu bulu┼č genellikle diyabetin sonucunu tamamen de─či┼čtirdi. O zamandan bu yana ins├╝linde de─či┼čiklikler yap─▒ld─▒. Kan ┼čekerini d├╝┼č├╝r├╝c├╝ ba┼čka maddeler (s├╝lfamitler, biguanitler) bulundu.

┼×ekerli diyabetin temel nedeni protein ve lipitlerle birlikte ├Ânemli bir enerji kayna─č─▒ olan glikozun kullan─▒m─▒ndaki bozukluktur. H├╝crelerde glikoz kullan─▒m─▒ azal─▒nca ┼čeker metabolizmas─▒n─▒ d├╝zenleyen sistem bu maddenin h├╝crelere girmesini kolayla┼čt─▒rmak i├žin ┼čeker oran─▒n─▒ art─▒r─▒r (1g┬ĺdan 3g ve ├╝zerine kadar artabilir). Glikozun b├Âbrek yoluyla at─▒lma e┼či─či (1.30g) a┼č─▒ld─▒─č─▒ i├žin idrarda birka├ž gramla birka├ž y├╝z gram aras─▒nda de─či┼čen bir ┼čeker ka├ža─č─▒ meydana gelir. E─čer bu ka├žak ├žok fazlaysa elektrolit kayb─▒yla birlikte (su kayb─▒) idrar miktar─▒nda art─▒┼ča neden olur. Olay─▒n ┼čiddeti, i┼čtah art─▒┼č─▒yla kar┼č─▒lanmas─▒na ra─čmen beslenme eksikli─či y├╝z├╝nden kilo kayb─▒na yol a├žar. Glikoz eksikli─činin belli bir dereceyi a┼čmas─▒, organizmay─▒ b├╝nyesindeki lipitleri ve proteinleri glusitlere d├Ân├╝┼čt├╝rerek (glikoz├╝rilerin ├žo─čalmas─▒ bunlar─▒n kullan─▒lmayan k─▒sm─▒d─▒r) kullanmaya zorlar (kilo kayb─▒). Bu d├Ân├╝┼č├╝m organizman─▒n kullanabilece─činden ├žok keton cisimlerinin ortaya ├ž─▒kmas─▒yla sonu├žlan─▒r. Bu asit cisimlerinin fazlal─▒─č─▒, komaya dek varan bir asidoketaz yarat─▒r.

├ć Diyabetli ki┼čilerde besinlerle al─▒nan ┼čekerin h├╝cre i├žine girmesi m├╝mk├╝n olmaz. Bu durumda h├╝creler a├ž kal─▒rken ┼čeker damarlar─▒n i├žinde birikir ve y├╝kselir. Kan ┼čekeri dengesini sa─člayan ana hormon, ins├╝lin hormonudur.

┼×ekil 1. Normal ve diyabetli bir ki┼čide ┼čekerin(gl├╝kozun) h├╝cre i├žine giri┼či

┬á ─░ns├╝lin pankreas taraf─▒ndan salg─▒lanan 51 amino asidin zincirlenmesinden olu┼čan ve glukagondan daha g├╝├žl├╝ bir ┼čeker d├╝┼č├╝r├╝c├╝ etki g├Âsteren polipeptitli bir hormondur. Yap─▒s─▒ tamamen belirlenmi┼č ve sentezi yap─▒lm─▒┼čt─▒r; iki s├╝lf├╝r ba─č─▒yla ┬ľS-S- birbirine ba─članan ┬ôA┬ö ve ┬ôB┬ö peptit zincirlerinden olu┼čur. ├ľncelikle koyun, s─▒─č─▒r ve insan ins├╝linine tekab├╝l eden 3 tip ins├╝linin zincirleri sentezlenmi┼čtir. (Zahn, Aechen┬ĺden ve Katsoyannis, Pittsburgh┬ĺdan 1963)

Sentetik A zincirinin do─čal B zinciriyle birle┼čtirilmesi sonucu ├Ânce melez ins├╝lin sonra da s─▒─č─▒r ins├╝lini t├╝m├╝yle bire┼čim yoluyla yap─▒lm─▒┼čt─▒r. Daha sonra A ve B zincirlerinden yola ├ž─▒k─▒larak insan ins├╝lini tam olarak bire┼čim yoluyla ger├žekle┼čtirilmi┼čtir. Gittik├že geli┼čen teknikler ins├╝linin daha y├╝ksek verimle elde edilmesini sa─člamaktad─▒r.

Tedavi amac─▒yla kullan─▒lan ins├╝lin at, s─▒─č─▒r ve domuz pankreas─▒n─▒n s─▒v─▒ya yat─▒r─▒lmas─▒yla elde edilir. Su ve zay─▒f alkolde erir, asit ortamda dengeli, baz ortamda dengesizdir, proteolitik mayalarla tahrip edilir (yani a─č─▒zdan al─▒n─▒rsa etkisizdir). ├çinko ile dengeli bile┼čikler olu┼čturur. Bu nedenle etkinli─či i├žerdi─či ├žinko ile do─čru orant─▒l─▒d─▒r.

─░ns├╝lin kan ┼čekerini d├╝┼č├╝r├╝r: deri alt─▒na ┼č─▒r─▒nga edildi─činde, kan─▒n glikoz d├╝zeyini ├žabucak d├╝┼č├╝r├╝r, bu nedenle ┼čeker hastal─▒─č─▒nda ve ├žok seyrek olarak zay─▒fl─▒klarda kullan─▒l─▒r (kan ┼čekerinin d├╝┼čmesi glusit ihtiyac─▒n─▒ artt─▒r─▒r). ─░ns├╝lin deri alt─▒na ┼č─▒r─▒nga edilerek verilir, etkisi h─▒zl─▒ ve ge├žicidir. Bu nedenle etkileri daha uzun s├╝ren ┬ôretar┬ö ┼čekilleri kullan─▒l─▒r. G├╝n├╝m├╝zde etki s├╝relerine g├Âre s─▒n─▒fland─▒r─▒lan 3 tip ins├╝lin vard─▒r:

K─▒sa etkili ins├╝linler (├žabuk etkili)

Orta etkili ins├╝linler (N.P.H. ins├╝lin; yar─▒-h─▒zl─▒ ins├╝lin)

Uzun etkili ins├╝linler (├žinko protamin ins├╝lin, karma, yava┼č ├žinko ins├╝lin)

┼×ekil 3. Pankreas─▒n v├╝cudumuzdaki yeri.

─░ns├╝lin tav┼čanda kan ┼čekerini d├╝┼č├╝r├╝c├╝ etkisine g├Âre ├Âl├ž├╝len fizyolojik birimlerle belirlenir. Re├žeteye yaz─▒lacak ins├╝lin miktar─▒, hastan─▒n beslenme rejimine g├Âre ve kan ┼čekeri, yani idrarla ├ž─▒kan glikoz miktar─▒, s─▒k s─▒k kontrol edilerek ayarlanmal─▒d─▒r, ├žok y├╝ksek bir ins├╝lin dozu, kan ┼čekerini normalin ├žok alt─▒na d├╝┼č├╝rerek a─č─▒r olaylara neden olabilir. Panzehiri ┼čekerdir.

Oz ve holozit yedekleri karaci─čerde glikojen ┼čeklinde depo edilir; glikojenin par├žalanmas─▒yla ortaya ├ž─▒kan glikoz normal olarak kanda litrede 1g miktar─▒nda bulunur ve dokular─▒n beslenmesi i├žin kanla da─č─▒t─▒l─▒r. Litrede 1g┬ĺ─▒n ├╝zerine ├ž─▒kan miktar b├Âbrekle d─▒┼čar─▒ at─▒l─▒r. 1921┬ĺde Banting ve Best taraf─▒ndan ke┼čfedilen ins├╝lin kan ┼čekerinin ayarlanmas─▒n─▒ sa─člar. Demek ki ins├╝lin bir beslenme ayarlay─▒c─▒s─▒d─▒r. Etkisi kimyasald─▒r ve bu etki pankreas─▒n langerhans adac─▒klar─▒n─▒n beta h├╝crelerinde ├╝retti─či, etkisiz proins├╝lin miktar─▒yla orant─▒l─▒d─▒r. Proins├╝lin enzimle hidrolize u─črat─▒larak 22 aminoasitli bir peptit haline getirilerek etkili duruma ge├žer.

─░NS├ťL─░N V├ťCUTTA NASIL ─░┼× G├ľR├ťR?

Kanda ins├╝lin resept├Ârlerini doyurmaya yetecek miktarda ins├╝lin varsa, resept├Ârler ┼čekerin h├╝creye girece─či giri┼čleri a├žar. ┼×eker h├╝creye girer ve enerji elde edilmek ├╝zere kullan─▒l─▒r, kan ┼čekeri azal─▒r. E─čer v├╝cudumuzdaki ins├╝lin yetersiz ise, yemek yememi┼č olsak bile kan ┼čekerimiz y├╝kselebilir.

Kontrol├╝ sa─člayan ins├╝lin olmad─▒─č─▒ s├╝rece v├╝cut, fazladan ┼čeker yaparak bunu kana verebilir. Bu, ins├╝lin miktar─▒n─▒n yetmedi─či ya da ins├╝linin kendine d├╝┼čen g├Ârevi yapmad─▒─č─▒ her durumda olabilen bir olayd─▒r ve v├╝cudun hastal─▒k ya da yaralanma gibi bir stres alt─▒nda oldu─ču zamanlarda daha ├žok g├Âr├╝l├╝r. ─░ns├╝lin, kan ┼čekerimizi gerekli d├╝zeyde tutan anahtard─▒r ama bu bak─▒mdan tek ba┼č─▒na de─čildir. Yiyeceklerimizi planlamam─▒z, fiziksel bak─▒mdan aktif olmam─▒z, ila├žlar─▒m─▒z─▒ almam─▒z ve kan ┼čekeri d├╝zeyimizi kontrol etmemiz hep birlikte etki ederek diyabeti kontrol alt─▒nda tutar.

Diyabet tedavisinde hedef, kan ┼čekeri d├╝zeyini kontrol alt─▒nda tutmak, yani bunun “normale” yak─▒n de─čerlerde kalmas─▒n─▒ sa─člamakt─▒r. Diyabetli de─čilsek v├╝cudumuz bu d├╝zeyi otomatik olarak 70-110 mg/dl aras─▒nda tutar (kan─▒m─▒z─▒n her 100 desilitresinde bulunan miligram olarak ┼čeker miktar─▒; kan ┼čekeri bu ┼čekilde ├Âl├ž├╝l├╝r). Normal kan ┼čekeri, bu s─▒n─▒rlar aras─▒nda bulunur. ┼×imdi v├╝cudumuzun bir zamanlar otomatik olarak yapt─▒─č─▒n─▒ yapmak ├╝zere bizim ├žaba harcamam─▒z gerekmektedir.

A├žl─▒k kan ┼čekeri, saatlerdir herhangi bir ┼čey yemedi─čimiz, i├žmedi─čimiz zaman kan─▒m─▒zdaki ┼čeker d├╝zeyidir. A├žl─▒k kan ┼čekeri ├Âl├ž├╝m├╝ genellikle sabahlar─▒ a├ž karn─▒na (hi├žbir ┼čey yenilip i├žilmeden) yap─▒l─▒r. Kan ┼čekeri d├╝zeyimizi normale yak─▒n tutmam─▒z ayr─▒ca, diyabetle ili┼čkili olan ve uzun d├Ânemde ortaya ├ž─▒kan sa─čl─▒k sorunlar─▒n─▒ da ├Ânleyebilir veya geciktirebilir.

Kan ┼čekeri d├╝zeyleri g├╝n boyunca de─či┼čir. Bunun en y├╝ksek oldu─ču zaman, yemeklerden 1 saat sonras─▒d─▒r. Diyabet iyi bir ┼čekilde kontrol alt─▒nda tutuldu─ču zaman kan ┼čekeri, yemekten yakla┼č─▒k 2 saat sonra normale yak─▒n de─čerlere d├Âner.

├╣─░ns├╝lin yetersizli─či veya etkisizli─či, bir yandan h├╝crelerin ┼čekeri enerji kayna─č─▒ olarak kullanmas─▒n─▒ engeller, di─čer yandan da kan ┼čekerinin y├╝kselmesine (hiperglisemi) neden olur. Bu durumda, h├╝creler enerji gereksinimlerini ba┼čka yollardan kar┼č─▒lamaya ba┼člarlar. Bu esnada olu┼čan metabolik art─▒klar ve y├╝ksek kan ┼čekerinin doku proteinleri ile birle┼čmesi, hastal─▒─č─▒n yol a├žt─▒─č─▒ bir ├žok bozukluklardan sorumlu tutulmaktad─▒r.

NEDENLER─░

┼×eker hastal─▒─č─▒na ├Âzg├╝ b├╝t├╝n belirtilerin ba┼čl─▒ca nedenini ins├╝lin yetmezli─či olu┼čturursa da ins├╝lin yetmezli─čine yol a├žan etkenler hen├╝z tam olarak belirlenememi┼čtir. Hastal─▒k ayn─▒ ailede birden fazla bireyde ortaya ├ž─▒kt─▒─č─▒ndan kal─▒t─▒m─▒n ├Ânemli bir rol oynad─▒─č─▒ d├╝┼č├╝n├╝l├╝r.

Hem anne hem de babadan ┼čeker hastas─▒ olan ├žocuklarda hastal─▒─č─▒n ortaya ├ž─▒kma olas─▒l─▒─č─▒ yakla┼č─▒k %30-40┬ĺt─▒r. Anne ya da babadan biri ┼čeker hastas─▒, sa─čl─▒kl─▒ olan─▒n anne babas─▒ndan biri de ┼čeker hastas─▒ysa bu oran %20-25┬ĺe iner.

Tek yumurta ikizlerinde k─▒rk ya┼č─▒ndan ├Ânce g├Âr├╝len olgular─▒n yaln─▒zca %50┬ĺsinde ikizlerin her ikisinde de hastal─▒k g├Âr├╝l├╝r. Hastal─▒k yaln─▒zca kal─▒t─▒ma ba─čl─▒ olsa bu oran %100 olaca─č─▒ndan hastal─▒─č─▒n ortaya ├ž─▒kmas─▒nda ├ževresel etmenlerin de rol oynad─▒─č─▒ d├╝┼č├╝n├╝l├╝r.

┼×eker hastalar─▒n─▒n genellikle ┼či┼čman olmas─▒ ve fazla kilolar verildi─činde hastan─▒n ├žo─ču zaman iyile┼čmesi, hastal─▒─č─▒n, hastal─▒─č─▒n ortaya ├ž─▒kmas─▒nda ┼či┼čmanl─▒─č─▒n rol oynad─▒─č─▒n─▒ g├Âsterir. ─░ns├╝lin gereksiniminin a┼č─▒r─▒ derecede artmas─▒na ba─čl─▒ olarak pankreasta bu hormonu ├╝reten h├╝creler fazla y├╝klenerek yorulur. Hormon dengesindeki baz─▒ bozukluklar, pankreas dokusunu do─črudan ilgilendiren bozukluklar (pankreas iltihaplar─▒, pankreas ta┼č─▒ ve t├╝m├Ârleri) ya da ├Ânceden var olan gizli ya da belirgin ┼čeker hastal─▒─č─▒n─▒ a─č─▒rla┼čt─▒ran hastal─▒klar da ins├╝lin yetmezli─čine yol a├žabilir.

G├ľR├ťLME SIKLI─×I

┼×eker hastal─▒─č─▒ ├žok s─▒k g├Âr├╝len (Avrupa┬ĺda binde 1-4) bir hastal─▒kt─▒r. Orta ya┼č ve ├╝st├╝ndeki, ├Âzellikle 40 ya┼č─▒n ├╝st├╝ndeki kad─▒nlarda belirgin olarak daha fazla rastlan─▒r. ├ľl├╝m oran─▒ y─▒lda y├╝z binde 10-30┬ĺdur.

BEL─░RT─░LER─░

┼×eker hastal─▒─č─▒n─▒n gidi┼či gerek hastal─▒─č─▒n d├╝zeyi (hastal─▒ktan ├Ânce g├Âr├╝len hafif belirtilerden, ├Âl├╝mc├╝l komaya kadar de─či┼čir) gerek klinik bi├žim a├ž─▒s─▒ndan olduk├ža de─či┼čken olabilir.

─░lk belirtiler hastal─▒─ča ├Âzg├╝ olmad─▒─č─▒ndan ┼čeker hastal─▒─č─▒n ba┼člang─▒c─▒n─▒ saptamak g├╝├žt├╝r. ─░lk belirti hastan─▒n al─▒┼č─▒k olmad─▒─č─▒ halsizliktir ve g├Âr├╝n├╝rde buna yol a├žabilecek bir bozukluk yoktur. Bunun yan─▒ s─▒ra doktorun ┼čeker hastal─▒─č─▒ndan ┼č├╝phelenmesine yol a├žan a┼č─▒r─▒ susuzluk ve ├Âzellikle eri┼čkinlerde daha ├žok an├╝s ve vulvada rahats─▒z edici ve bir t├╝rl├╝ ge├žmeyen ka┼č─▒nt─▒ olabilir. Hastal─▒─ča ├Âzg├╝ belirtiler aras─▒nda idrar d├╝zeyi artmas─▒ (poli├╝ri) ve kandaki ┼čeker d├╝zeyi artmasa da idrara da ge├žici olarak ┼čeker bulunmas─▒d─▒r (glikoz├╝ri).

┼×eker hastal─▒─č─▒ndan ├Ânce g├Âr├╝len tablo (prediyabet) her zaman ciddiye al─▒nmal─▒d─▒r. ├ľzellikle ailesinde ┼čeker hastas─▒ olanlar d├╝zenli kontroller yapt─▒rmal─▒ ve hastal─▒k ba┼člang─▒├ž evresinde yakalanmal─▒d─▒r. Bazen rastlant─▒yla yap─▒lan bir idrar tahlili hi├ž beklenmeyen bir zamanda idrarda ┼čeker oldu─čunu ortaya koyar.

┼×eker hastal─▒─č─▒n─▒n ortaya ├ž─▒kmas─▒yla belirtiler artmaya ba┼člar. Bazen polidipsi (a┼č─▒r─▒ su i├žme), poli├╝ri (idrar miktar─▒nda artma) ve kal─▒c─▒ glikoz├╝riden (idrarda ┼čeker) olu┼čan tipik ├╝├žl├╝ belirti ortaya ├ž─▒kar; buna ek olarak polifaji (a┼č─▒r─▒ i┼čtah) kimi zaman da halsizlik, uyu┼čma, kar─▒ncalanma, nevralji, g├Ârme bozuklu─ču, mukozalarda kuruma, bulant─▒, sindirim bozukluklar─▒ ve giderek artan zay─▒flama da g├Âr├╝lebilir. Glikoz├╝ri ve a├ž─▒k kan ┼čekerinin y├╝ksek olmas─▒ ┼čeker hastal─▒─č─▒ tan─▒s─▒n─▒ do─črular.

┼×eker hastal─▒─č─▒nda sistemlerde ortaya ├ž─▒kan en yayg─▒n bozukluklar ┼č├Âyledir;

┼×ekil 2. Normal ve diyabetli bir ki┼čide glikoz metabolizmas─▒

Deri: ├ľzellikle koltukalt─▒, kal├žalar, d─▒┼č cinsel organlar ve ┼či┼čman kad─▒nlarda g├Â─č├╝slerde olmak ├╝zere ka┼č─▒nt─▒ ├žok s─▒k g├Âr├╝l├╝r; metabolizman─▒n d├╝zenlenmesiyle hafifler. ┼×eker hastalar─▒nda s─▒k g├Âr├╝len ├Âteki yayg─▒n dermatozlar (ka┼č─▒nt─▒l─▒ deri hastal─▒klar─▒) daha zor iyile┼čir. Bunlardan pi┼čik, egzama, ├ž─▒ban ve piyodermi, v├╝cudun a├ž─▒k kalan b├Âlgelerinde, ensede, kal├žada, kol ve bacaklar─▒n d─▒┼č y├╝zeyinde daha s─▒k g├Âr├╝l├╝r. ─░rinle┼čme olmadan derinin t├╝m katmanlar─▒nda ortaya ├ž─▒kan mikrobik iltihap (flegmon),┼čarbon, hatta kangren geli┼čebilir. ├ľzellikle bacaklar─▒n alt u├žlar─▒ndaki alt damarlarda ateroskleroza (damar sertli─či) ba─čl─▒ de─či┼čiklikler kangren olu┼čmas─▒n─▒ kolayla┼čt─▒r─▒r. Derinin derin katmanlar─▒na kolayca yerle┼čen, mikrobun kana kar─▒┼čmas─▒na yol a├žabilen ve y─▒lanc─▒─ča benzeyen lezyonlar zamanla k├Ât├╝ huy kazanabilir.

┼×eker hastal─▒─č─▒nda deride s─▒k g├Âr├╝lebilen yayg─▒n ya da s─▒n─▒rl─▒ de─či┼čiklikler ya─č metabolizmas─▒ndaki ve k├╝├ž├╝k damarlardaki bozukluklarla ili┼čkilidir. ├ľrne─čin ┼čeker hastal─▒─č─▒ ksantozunda deri, kolesterol kristallerinin birikmesiyle kanarya sar─▒s─▒ rengini al─▒r. Genel olarak b├╝t├╝n v├╝cutta, ├Âzellikle ayak tabanlar─▒nda ve avu├ž i├žlerinde g├Âr├╝l├╝r; ender olarak, ya─č─▒n dokularda depolanmas─▒na ba─čl─▒ olarak sar─▒ms─▒ lekelerin ortaya ├ž─▒kt─▒─č─▒ lipit depo hastal─▒klar─▒yla kar─▒┼č─▒r. Ksantoz bazen ┼čeker hastal─▒─č─▒ tedavisiyle giderilebilir.

Sindirim Sistemi: Stomatit (a─č─▒z i├ži iltihab─▒) ve ├Âzellikle di┼četi iltihab─▒nda dil kuru ve pasl─▒d─▒r, bazen ├žatlaklar olu┼čur. ├ťzerindeki ├ž─▒k─▒nt─▒lar─▒n (papilla) b├╝y├╝mesi nedeniyle dil ┼či┼č g├Âr├╝n├╝ml├╝d├╝r. ┼×eker hastalar─▒nda di┼č ├ž├╝r├╝klerine daha ender rastlan─▒r. Di┼četi iltihab─▒nda ya da asidozda (kanda asitlik d├╝zeyinin y├╝kselmesi) hastan─▒n solu─ču k├Ât├╝ kokar. Kontrol alt─▒nda tutulan ve kandaki ┼čeker d├╝zeyi normal olan ┼čeker hastalar─▒n─▒n i┼čtah─▒ genellikle iyidir, asidoza girenlerde i┼čtah azal─▒r ya da kaybolur. Kab─▒zl─▒k s─▒k g├Âr├╝l├╝r.

Damar Sistemi: Uzun s├╝ren ve ├Âzellikle eri┼čkin tipi ┼čeker hastal─▒─č─▒nda damarda kolayca lezyonlar (diyabetik vask├╝lopati) geli┼čir. Damar lezyonlar─▒ en s─▒k g├Âzdeki retina, b├Âbrek, ├ževrel atardamarlar ve kalpteki koroner atardamarlarda g├Âr├╝l├╝r. Damarlardaki lezyonlar ateroskleroza (damar sertli─či) ba─čl─▒d─▒r. Arteriyol (k├╝├ž├╝k atardamarlar) ve atardamarlarda g├Âr├╝l├╝r ve ┼čeker hastas─▒ olmayanlarda g├Âzlenen ateroskleroza benzer bi├žimde geli┼čir ve yerle┼čir. Ayr─▒ca k─▒lcal damarlarda da g├Âr├╝len de─či┼čiklikler a─č─▒r komplikasyonlara yol a├žar. K─▒lcal damarlardaki lezyon g├Âz de a─č tabakas─▒ hastal─▒─č─▒na (diyabetik retinopati) yol a├žar. G├Âzde nokta halinde kanamalar ve sar─▒ noktan─▒n ├ževresinde parlak, beyaz bir s─▒v─▒ birikmesine ba─čl─▒ lekeler g├Âr├╝l├╝r; daha sonra a─č tabakadaki b├╝y├╝k damarlar─▒n yak─▒n─▒nda belirgin kanamalar, son olarak da damar sertli─čine ba─čl─▒ de─či┼čiklikler g├Âr├╝l├╝r.

K─▒lcal damar lezyonlar─▒ b├Âbreklerdeki bozukluklardan da (Kimmelstiel Wilson sendromu ya da diyabetik nefropati) sorumludur. ─░lk belirti bacaklarda kaval kemi─činin ├Ân y├╝z├╝ndeki yumu┼čak ├Âdem, baz─▒ olgularda yayg─▒n ├Âdemlerdir. ├ľdemler, kandaki proteinin (├Âzellikle alb├╝min) azalmas─▒na (hipoproteinemi) ba┼čl─▒d─▒r. ├ľdemin yan─▒ s─▒ra hiperlipidemi de (kandaki ya─č d├╝zeyinde y├╝kselme) g├Âr├╝l├╝r; zamanla b├Âbrek yetmezli─či geli┼čir ve ba┼čta ├╝re olmak ├╝zere kandaki azotlu maddeler artar. Bu belirtiler genellikle aniden ortaya ├ž─▒kar ve ├Âl├╝me yol a├žabilir. Koroner damarlarda ateroskleroza ba─čl─▒ lezyonlar s─▒kl─▒kla 40 ya┼č─▒ndan sonra g├Âr├╝l├╝r. ┼×eker hastalar─▒nda koroner damar t─▒kanmas─▒ ve miyokart enfarkt├╝s├╝ gibi komplikasyonlara da rastlan─▒r.

├çevrel atardamarlardaki lezyonlar da aterosklerozdan kaynaklan─▒r ve t─▒kay─▒c─▒ damar hastal─▒klar─▒yla, a─č─▒r olgularda kangrene yol a├žabilir. Kangren genellikle v├╝cudun alt b├Âl├╝mlerinde ├Âzellikle ayaklarda, daha ender olarak el parmaklar─▒nda, kulak memesinde ve kulan sayvan─▒nda g├Âr├╝l├╝r. Alkol, t├╝t├╝n, travmalar ve b├╝y├╝k ─▒s─▒ de─či┼čiklikleri gibi nedenler de kangren olu┼čumunu kolayla┼čt─▒r─▒r.

Ayak s─▒rt─▒nda, topukta, ayak parmaklar─▒n─▒n aras─▒nda, deride ├ž├╝r├╝k gibi lekeler ve a─čr─▒lar─▒n belirmesi, bu b├Âlgelerin uyu┼čmas─▒ ve hatta duyu kayb─▒ kangrenin habercisidir.

Kuru kangren o b├Âlgenin mumyala┼čmas─▒na neden olabilir; ya┼č kangren ise ├╝lserle┼čmesine yol a├žarak ikincil enfeksiyonlar─▒n yerle┼čmesini kolayla┼čt─▒r─▒r. Kimi zaman mikrobun kana kar─▒┼čmas─▒yla olu┼čan sepsis geli┼čebilir.

┼×eker hastalar─▒nda s─▒kl─▒kla 40-60 ya┼člar aras─▒nda y├╝ksek tansiyon g├Âr├╝lse de bu durum ┼čeker hastal─▒─č─▒n─▒n a─č─▒rl─▒─č─▒yla do─črudan ba─č─▒nt─▒l─▒ de─čildir.

A─č─▒r tablolarda ve ┼čeker komas─▒nda kalp kas─▒ zay─▒flayabilir; buna ba─čl─▒ olarak nab─▒z hafifler, h─▒zlan─▒r, tansiyon d├╝┼čer, akut kalp yetmezli─či geli┼čir.

├ťreme Organlar─▒: Erkeklerde erken evredeki iktidars─▒zl─▒k, kad─▒nlarda dismenore (a─čr─▒l─▒ adet g├Ârme), amenore (adet yoklu─ču) ve erkek menopoz g├Âr├╝lebilir. ┼×eker hastal─▒─č─▒n─▒ d├╝┼č├╝nd├╝ren belirtiler vulvada ka┼č─▒nt─▒ ile kam─▒┼č ba┼č─▒n─▒n iltihab─▒d─▒r (balanit).

Sinir Sistemi: ┼×eker hastal─▒─č─▒ndan kolayca etkilenir. ├ľzellikle gen├ž tipi diyabette ┼čiddetli halsizlik, zihinsel uyu┼čukluk ile ruhsal ├ž├Âk├╝nt├╝ (depresyon) ortaya ├ž─▒kar. Hastal─▒─č─▒n ├Âm├╝r boyu s├╝rece─činin ve ├Âm├╝r boyu ins├╝lin tedavisi ile perhizin gerekli oldu─čunun bilinmesinden kaynaklanan karars─▒zl─▒k, etkinli─čin ve direncin azalmas─▒na neden olur. ├çevrel sinirlerde (├Âzellikle siyatik ve trigeminus sinirlerinde) nevralji ve nevrit (sinir iltihab─▒) g├Âr├╝l├╝r. Bu durumun B1 vitamini eksikli─či ile ba─člant─▒l─▒ oldu─ču d├╝┼č├╝n├╝l├╝r; daha ender olarak hareket ve duyu kusurlar─▒ g├Âr├╝l├╝r. Diz kapa─č─▒ ve kiri┼č refleksleri azal─▒r ya da kaybolur; bununla birlikte bacaklarda a─čr─▒, kar─▒ncalanma ve uyu┼čma g├Âr├╝lmesi tabes dorsalisi d├╝┼č├╝nd├╝rebilir;kiri┼č refleksleri ├Âzellikle gen├ž tipi ┼čeker hastal─▒─č─▒nda kaybolur. Diyabetik anjiyon├Âropatide atardamarlardaki dola┼č─▒m bozukluklar─▒yla ba─člant─▒l─▒ olarak ├ževrel sinir liflerinde yap─▒ bozuklu─ču g├Âr├╝l├╝r.

Ayr─▒ca otonom sinir sistemi bozuklu─čuna ba─čl─▒ olarak, hastalarda aya─ča kalk─▒nca ani kan bas─▒nc─▒ d├╝┼čmesi, idrar torbas─▒nda gev┼čeme ve idrar yapmada zorluk g├Âr├╝lebilir. Yine ayn─▒ hastalar─▒n ba─č─▒rsak hareketlerinde azalma ve bunun sonucunda ba─č─▒rsak bo┼člu─čunda bakteri kolonilerinin a┼č─▒r─▒ ├žo─čalmas─▒ ile mayalanman─▒n yol a├žt─▒─č─▒ ishal geli┼čebilir.

Duyu Organlar─▒: En fazla g├Âzde lezyon g├Âr├╝l├╝r; katarakt ve k─▒rma (refleksiyon) kusurlar─▒ kandaki ┼čeker d├╝zeyi y├╝ksek oldu─čunda ve asidozda ortaya ├ž─▒kar; bu durumun tedavisi ile ortadan kalkar. Ayr─▒ca a─č tabakada kanama ve a─č tabaka iltihab─▒ sonucunda ender de olsa komplikasyonlar ve g├Âzyuvar─▒ arkas─▒ nevriti g├Âr├╝l├╝r.

Gidi┼či ve Klinik Bi├žimler

┼×eker hastal─▒─č─▒n─▒n gidi┼či hastal─▒─č─▒n a─č─▒rl─▒─č─▒ ve s├╝resi a├ž─▒s─▒ndan ├žok de─či┼čkendir; sinsi ba┼člayan ve zaman─▒nda fark edilmeyen hastal─▒─č─▒n kesin olarak saptanmas─▒ g├╝├žt├╝r. Tedavide ins├╝linin kullan─▒lmas─▒ metabolizmadaki bozukluklar─▒ belirgin ├Âl├ž├╝de iyile┼čtirmi┼č, asidoz (kanda asitlik d├╝zeyinin y├╝kselmesi) tehlikesini azaltm─▒┼č, b├Âylece ya┼čam s├╝resini ├Ânemli ├Âl├ž├╝de uzatm─▒┼čt─▒r.

Gidi┼čin ├Âzellikleri farkl─▒ etkenlerle ba─člant─▒l─▒d─▒r; bunlar─▒n ├žo─ču bilinmemektedir ve yap─▒sal oldu─ču d├╝┼č├╝n├╝lmektedir. Bilinen etkenler ya da hastal─▒─č─▒n ortaya ├ž─▒kmas─▒na g├Âre ├že┼čitli tipler belirlenmi┼čtir; gen├ž tipi ┼čeker, eri┼čkin tipi ┼čeker, basit ┼čeker, gizli ┼čeker gibi. Bu s─▒n─▒fland─▒rma yaln─▒z klinikte gen├ž tipi ve eri┼čkin tipi aras─▒ndaki fark─▒n ve ┼čeker hastal─▒─č─▒n─▒n d├╝zeylerinin belirlenmesi a├ž─▒s─▒ndan ├Ânem ta┼č─▒r.

Tip 1 diyabet ├žocuklarda ve gen├žlerde daha s─▒k g├Âr├╝l├╝r. Tip 1 diyabetlilerin v├╝cutlar─▒nda yeterli ins├╝lin yoktur, ├ž├╝nk├╝ ins├╝lin salg─▒layan pankreas bezinin adac─▒k(beta) h├╝crelerinde bozukluk vard─▒r.

Tip 2 diyabet ileri ya┼člarda ve ┼či┼čmanlarda daha s─▒k g├Âr├╝l├╝r. Bunlarda ins├╝lin yetersizli─činden daha ├žok ins├╝linin h├╝creler ├╝zerinde gerekli etkiyi g├Âsterememesi s├Âz konusudur

Tip 1 Diyabet (Gen├ž Tipi ┼×eker Hastal─▒─č─▒)

├ľzellikleri: V├╝cudun kendisinden kaynaklanan ins├╝lin eksikli─či, d─▒┼čardan ins├╝lin verilmesi gereklili─či, normal ya┼čam ko┼čullar─▒nda ketoasidoz (kanda keton cisimciklerinin ve asitli─čin artmas─▒) e─čilimi. S─▒kl─▒kla gen├ž ya┼člarda ba┼člar, ├Ânceleri v├╝cutta ins├╝line kar┼č─▒ olu┼čan antikorlar ├Âzg├╝n tip HLA (doku antijeni) ile birlikte g├Âr├╝l├╝r.

G├╝n├╝m├╝zdeki bilgiler,Tip 1 diyabetin, genetik yatk─▒nl─▒─č─▒ olan ki┼čilerde ├ževresel bir fakt├Âr ba┼člad─▒─č─▒n─▒ g├Âstermektedir. V├╝cut ins├╝lin ├╝reten kendi adac─▒k h├╝crelerini d├╝┼čman olarak g├Ârmekte ve onlar─▒ yok etmeye u─čra┼čmaktad─▒r. Bu t├╝r hastal─▒klara otoimm├╝n hastal─▒k denmektedir.

D├╝nyada her y─▒l 100.000 ├žocuktan 10-40 tanesinde Tip 1 diyabet geli┼čmektedir. En s─▒k Finlandiya’da g├Âr├╝lmektedir. ┼×u andaki bilgilere g├Âre bir ├žocukta Tip 1 diyabet geli┼čmesini ├Ânlemek ve diyabeti tam olarak iyile┼čtirmek m├╝mk├╝n de─čildir.

Bununla birlikte diyabetin kesin ve kal─▒c─▒ tedavisi i├žin ├žok yo─čun ├žal─▒┼čmalar s├╝rd├╝r├╝lmektedir

┼×ekil 4 Normal ve diyabetli bir ki┼činin Adac─▒k H├╝cresi

Ani ba┼čar ve h─▒zla ilerler; halsizlik, polidipsi (a┼č─▒r─▒ su i├žme) polifaji (a┼č─▒r─▒ i┼čtah), poli├╝ri (idrar miktar─▒nda artma), y├╝ksek d├╝zeyde glikoz├╝ri (idrarda ┼čeker), negatif azot dengesi, d├╝┼č├╝k tansiyon, git gide zay─▒flama, cinsel g├╝├žte azalma, i┼č kapasitesinde d├╝┼čme, a─č─▒zda aseton kokusu ve keton├╝ri (idrarda keton cisimciklerinin ├ž─▒kmas─▒) g├Âr├╝l├╝r; hastada asidoz e─čiliminin yan─▒ s─▒ra ┼čeker komas─▒ tehlikesi de vard─▒r.

Bu belirtiler s├╝reklidir ve hastan─▒n genel durumunun g├╝n ge├žtik├že k├Ât├╝le┼čmesine neden olur.; bu gidi┼či yaln─▒z ins├╝lin tedavisi durdurabilir. Tabloya s─▒kl─▒kla akci─čer veremi eklenebilir ve genel durum daha da bozulur.

Bunlara kar┼č─▒n gen├ž tipi ┼čeker hastal─▒─č─▒ zaman zaman iyi gidi┼čli de olabilir. Bu olgularda enerji kayb─▒ ve kilo kayb─▒ yoktur. Hasta uygun perhiz ve ba┼čta ins├╝lin olmak ├╝zere ila├ž tedavisiyle iyile┼čebilir.

Tip 1 diyabet tedavisi esas olarak v├╝cut taraf─▒ndan ├╝retilemeyen ins├╝lin hormonun yeterli miktarda ve uygun zamanda yerine konmas─▒na dayanmaktad─▒r

Beslenme planlanmas─▒, egzersiz, sevgi, bilgi, kendi kendine bak─▒m tedavinin di─čer y├Ânlerini olu┼čturur.

Her Diyabetli;

Diyabet tedavisi konusunda kendi ustal─▒─č─▒n─▒ geli┼čtirmeli,

Ortalama bir doktordan daha ├žok bilgi sahibi olmal─▒

Diyabeti kabullenmeyi ve onunla ya┼čamay─▒ ├Â─črenmelidir.

Tip 2 Diyabet (Eri┼čkin Tipi ┼×eker Hastal─▒─č─▒)

Ba┼člang─▒c─▒ ├žok sinsidir, tipik belirtiler ├žok ge├ž ortaya ├ž─▒kabilir. Poli├╝ri ve polidipsi uzun s├╝re hafif derecede olabilir; genellikle ┼či┼čmanlarda kilo kayb─▒ fark edilmeyebilir. Bunun gibi g├╝├ž kayb─▒ ve i┼č direncinde azalma da herhangi bir yak─▒nmaya yol a├žmayabilir. Ya┼čl─▒larda cinsel g├╝├ž ve libidonun azalmas─▒ ya┼čl─▒l─▒k ├Âncesindeki genel d├╝┼čk├╝nl├╝─č├╝n ilk belirtilerine benzeyebilir.

Bu tabloyla birlikte ateroskleroz (damar sertli─či) ve y├╝ksek tansiyon gibi damar hastal─▒klar─▒ ile ├╝risemi (kanda ├╝rik asit art─▒┼č─▒), gut ve eklem lezyonlar─▒ gibi metabolizma bozukluklar─▒ da g├Âr├╝lebilir. S─▒kl─▒kla orta ya┼č ve ├╝st├╝nde g├Âr├╝len bu rahats─▒zl─▒klar genellikle ┼čeker hastal─▒─č─▒n─▒ maskeler. Pek ├žok hastada ┼čeker hastal─▒─č─▒ ba┼čka bir ama├žla yap─▒lan idrar tahlilinde glikoz├╝ri saptand─▒─č─▒nda ortaya ├ž─▒km─▒┼čt─▒r.

Hastal─▒─č─▒n gidi┼či genellikle ─▒l─▒ml─▒d─▒r; keton├╝ri hi├ž g├Âr├╝lmez ya da ender olarak ├žok ge├ž evrede g├Âr├╝l├╝r. Kandaki ┼čeker d├╝zeyi gen├ž tipi ┼čeker hastal─▒─č─▒na oranla ├žok y├╝kselebilir. Kilo kayb─▒ ├žok yava┼čt─▒r, hastal─▒k zaman zaman duraklar. Eri┼čkin tipte hastal─▒─č─▒n gidi┼či ender de olsa, bir anda de─či┼čebilir; kimi zaman da ilk g├╝nden ba┼člayarak asidoz h─▒zla ilerleyerek komaya do─čru gider. S─▒kl─▒kla ba┼č parmakta kangren g├Âr├╝lebilir. ─░ki tip ┼čeker hastal─▒─č─▒nda sabit s─▒n─▒rlar yoktur, hastal─▒─č─▒n bir├žok ara bi├žimi vard─▒r.

┼×eker hastal─▒─č─▒yla birlikte g├Âr├╝len hastal─▒klar─▒n ve komplikasyonlar─▒n ├žok ├že┼čitli olmas─▒ karma┼č─▒k klinik tablolar─▒n ortaya ├ž─▒kmas─▒na yol a├žar. ├ľrne─čin; ┼čeker hastal─▒─č─▒n─▒n kendine ├Âzg├╝ belirtilerine kalp-damar (y├╝ksek tansiyon), b├Âbrek, karaci─čer, mide-ba─č─▒rsak ya da sinir sistemi hastal─▒klar─▒n─▒n belirtileri eklenebilir. ┼×eker hastalar─▒nda ortaya ├ž─▒kan enfeksiyon hastal─▒klar─▒ da daha a─č─▒r gidi┼čli oldu─čundan ve asidozun ortaya ├ž─▒kmas─▒n─▒ kolayla┼čt─▒rd─▒─č─▒ndan tehlikeli durumlar yaratabilir. ┼×eker hastal─▒─č─▒n─▒n gidi┼či, uygulanan tedaviden ve hastan─▒n beslenmesinden b├╝y├╝k ├Âl├ž├╝de etkilenir.

├ľzellikleri: Olgular─▒n % 60-90┬ĺ─▒nda hasta ┼či┼čmand─▒r. Kandaki ins├╝lin d├╝zeyi d├╝┼č├╝k, normal ya da fazlad─▒r; daha ├žok 40 ya┼č─▒ndan sonra ba┼člar, genellikle ins├╝lin tedavisi gerektirmez, kal─▒t─▒mla ilgisi vard─▒r, buna ├ževresel etkenler de etkindir.

20 ya┼č ├╝st├╝ndeki t├╝m diyabetlilerin %90-95┬á ini olu┼čturan Tip 2 diyabet ins├╝line ba─č─▒ml─▒ olmayan diyabet veya adult diabetes mellit├╝s olarak adland─▒r─▒l─▒r. Tip 2 diyabette pankreas bir miktar ins├╝lin ├╝retir ancak glikozun h├╝cre i├žine al─▒nmas─▒ i├žin yetersizdir. Genellikle uygun diyet ve egzersizle diyabet kontrol alt─▒na al─▒nabilir. Ancak medikal tedavi ve ins├╝lin enjeksiyonu da gerekebilir.

Gestasyonal diyabet: Gebelik esnas─▒nda geli┼čen ve gebelik diyabeti olarak adland─▒r─▒lan hastal─▒kt─▒r. Genellikle hamilelikten sonra kaybolur. Hastalar─▒n yar─▒s─▒ndan ├žo─čunda ise Tip 2 diyabet olarak devam eder.

┼×eker hastal─▒─č─▒ ve diyabet: ┼×eker hastal─▒─č─▒ ├žo─ču zaman k─▒s─▒rl─▒k, d├╝┼č├╝k ve ├Âl├╝ do─čuma neden olur. ┼×eker hastal─▒─č─▒n─▒n hafif bi├žimlerinde gebelik, hastal─▒k ├╝zerinde olumsuz bir etki g├Âstermeden ilerleyebilir. Gebeli─čin ikinci evresinde genellikle b├Âbrek e┼či─činde d├╝┼č├╝┼č g├Âr├╝ld├╝─č├╝ an─▒msanmal─▒d─▒r; metabolizmadaki bozulduk a─č─▒rla┼čmasa da idrardaki ┼čeker miktar─▒ artabilir. Bunun tersine, d├Âl├╝t├╝n pankreas─▒ndaki ins├╝lin salg─▒s─▒n─▒n etkisiyle ge├žici bir d├╝zelme de g├Âr├╝lebilir. A─č─▒r bi├žimlerde ise do─čumdan sonra ve lo─čusal─▒kta k├Ât├╝le┼čme g├Âr├╝lebilir. Annenin bebe─či emzirmesi i├žin karbonhidrat├ža zengin besinler almas─▒ gerekece─činden emzirme ├Ânerilmez.

─░NCELEMELER

Kandaki ┼čeker d├╝zeyinin saptanmas─▒ ┼čeker hastal─▒─č─▒n─▒n olup olmad─▒─č─▒n─▒n belirlenmesi a├ž─▒s─▒ndan en h─▒zl─▒ ve g├╝venilir y├Ântemdir.

Poli├╝ri (idrar miktar─▒nda artma), polidipsi (a┼č─▒r─▒ su i├žme), halsizlik ve kilo kayb─▒yla ortaya ├ž─▒kan bir klinik tablo kar┼č─▒s─▒nda yaln─▒zca kandaki ┼čeker d├╝zeyinin saptanmas─▒ doktorun tan─▒ koymas─▒n─▒ sa─člar.

Yak─▒nmalar─▒n, belirti ve bulgular─▒n belirsiz oldu─ču hatta bulunmad─▒─č─▒ olgularda ise, yaln─▒zca kandaki ┼čeker d├╝zeyinin saptanmas─▒ yeterli de─čildir ve ba┼čka incelemeler de gereklidir.

G├╝n├╝m├╝zde gerek ┼čeker hastal─▒─č─▒n─▒n tan─▒s─▒, gerek ins├╝linle ya da kan ┼čekerini d├╝┼č├╝r├╝c├╝ ila├žlarla tedavi g├Âren ┼čeker hastalar─▒nda kan ┼čeker dengesinin de─čerlendirilebilmesi i├žin ├že┼čitli incelemeler yap─▒labilir.

Bu incelemeler iki ana gruba ayr─▒labilir:

├ćStatik Testler

├ćDinamik Testler

STAT─░K TESTLER

Kan ┼×ekeri: Kan ┼čekerinin saptanmas─▒ i├žin toplardamardan; parmak ucu ya da kulak memesindeki k─▒lcal damarlardan kan al─▒n─▒r. K─▒lcal damardan kan alma daha az miktarda kan kullan─▒lmas─▒n─▒ ve daha h─▒zl─▒ bir de─čerlendirme yap─▒lmas─▒n─▒ sa─člar; k─▒lcal damar kan─▒ndaki ┼čeker d├╝zeyi, toplar damar kan─▒ndakine oranla biraz y├╝ksek (bazal ko┼čullarda %3-4 mg, ┼čeker y├╝kleme testinde %30-40 mg), plazmada saptanan kan ┼čekerinden biraz d├╝┼č├╝kt├╝r.

┼×eker hastalar─▒nda, sa─čl─▒kl─▒ bireylerden farkl─▒ olarak g├╝n boyunca kan ┼čekerinde dalgalanmalar olabilir; en uygun tedaviyi saptamak i├žin kan ┼čekeri d├╝zeyinin dikkatle kontrol edilmesi gerekir.

Glikoz├╝ri (idrarda ┼čeker) : Normal olarak b├Âbrekteki k─▒lcal damar yumaklar─▒nda (glomer├╝l) s├╝z├╝len glikoz, borucuklardan hemen t├╝m├╝yle geri emilir. 24 saatlik idrarda30-40 mg kadar ┼čeker bulunabilir.

Kan ┼čekeri %180 mg┬ĺ─▒ a┼čt─▒─č─▒nda idrarda ┼čeker ├ž─▒kar; bununla birlikte, bu de─čerin bireyden bireye de─či┼čebilece─či g├Âz ├Ân├╝ne al─▒nmal─▒d─▒r. Bu nedenle, kan ┼čekeri %180 mg┬ĺ─▒n alt─▒nda oldu─čunda da idrarda ┼čeker bulunabilir ya da ya┼čl─▒larda oldu─ču gibi, kan ┼čekerinin y├╝ksek olmas─▒na kar┼č─▒n idrarda ┼čeker bulunmayabilir.

Keton├╝ri (idrarda keton cisimciklerinin ├ž─▒kmas─▒): Normal olarak keton cisimleri (asetasetik asit, betahidroksibit├╝rik asit ve aseton) idrarda bulunmaz. Ya─č y─▒k─▒m─▒n─▒n artt─▒─č─▒ durumlarda (uzun s├╝ren a├žl─▒k ya da ins├╝lin yetmezli─či) idrarda g├Âr├╝l├╝r.

Piyasada, kan ┼čekeri, glikoz├╝ri ve keton├╝rinin h─▒zla saptanmas─▒ i├žin, evde kolayca kullan─▒labilen ┼čeritler sat─▒lmaktad─▒r.

─░ns├╝linemi (kan ins├╝lin d├╝zeyi): Kimilerine g├Âre, kandaki ins├╝lin d├╝zeyinin saptanmas─▒, ┼čeker hastal─▒─č─▒n─▒n tan─▒s─▒ a├ž─▒s─▒ndan bir ├Ânem ta┼č─▒maz. Gen├ž tipi ┼čeker hastal─▒─č─▒nda kan ins├╝lin d├╝zeyi ├žok d├╝┼č├╝k, oysa eri┼čkin tipinde normal hatta y├╝ksektir. Sa─čl─▒kl─▒ bireylerde de gerek bazal ko┼čullarda, gerek ┼čeker y├╝klemesinden sonra, ins├╝lin d├╝zeyinde ┼čeker hastalar─▒ndaki de─či┼čikliklere benzeyen dalgalanmalar saptanm─▒┼čt─▒r. Glikoz dayan─▒kl─▒l─▒─č─▒ azalan ki┼čiler ┼čeker hastal─▒─č─▒na daha fazla e─čilim g├Âsterir.

Peptit-C: ─░ns├╝lin v├╝cutta proins├╝lin olarak yap─▒l─▒r; bu molek├╝l daha sonra ins├╝lin ve peptit-C┬ĺye ayr─▒l─▒r. her ikisi de miktarda sal─▒n─▒r, yar─▒ ├Âm├╝rleri benzerdir (ins├╝lininki biraz daha uzundur); buna kar┼č─▒l─▒k, ins├╝linin b├╝y├╝k b├Âl├╝m├╝ karaci─čerde tutulurken, peptit-C idrarda t├╝m├╝yle at─▒l─▒r. Bu nedenle bu molek├╝l├╝n saptanmas─▒yla pankreas─▒n beta h├╝crelerinin salg─▒ g├╝c├╝ kesin olarak de─čerlendirilebilir. Yaln─▒zca ins├╝lin miktar─▒n─▒n belirlenmesi kanda ins├╝lin kar┼č─▒t─▒ antikorlar─▒n bulundu─ču durumlarda yanl─▒┼č de─čerler verece─činden peptit-C┬ĺnin de belirlenmesi daha ├Ânce ins├╝lin tedavisi g├Ârenler de ├žok ├Ânemlidir.

Glikozlu hemoglobinler: Glikozlu hemoglobin terimi normal insan hemoglobininin glisit k├Âklerine ba─članan fraksiyonlar─▒n─▒ belirtir. Klinik a├ž─▒dan bu fraksiyonlar─▒n en ├Ânemlisi, sa─čl─▒kl─▒ bireylerde hemoglobinin yakla┼č─▒k %4┬ĺ├╝n├╝ olu┼čturan ve ┼čeker hastalar─▒nda 3-4 kat artabilen HbAlc┬ĺd─▒r. Glikozlu hemoglobin, kandaki ┼čeker d├╝zeyinin g├Âstergesi olarak kabul edilir; ├Âzellikle son ara┼čt─▒rmalar bu bile┼či─čin, testten ├Ânceki son 3-4 haftal─▒k kan ┼čekeri d├╝zeyini yans─▒tabildi─čini g├Âstermektedir. Kandaki glikoz d├╝zeyi ve glikoz├╝riyle (idrarda ┼čeker) birlikte HbAlc d├╝zeyi, ┼čeker hastalar─▒n─▒n uzun s├╝reli kontrol├╝nde yararl─▒d─▒r. Kan ┼čeker d├╝zeyi normale d├╝┼č├╝r├╝lemeyen ┼čeker hastalar─▒nda y├╝ksek glikozlu hemoglobin de─čeri, kan ┼čekerinin d├╝┼č├╝r├╝c├╝ tedaviden sonra azalmaktad─▒r.

┼×eker hastal─▒─č─▒n─▒n erken tan─▒s─▒nda a─č─▒zdan yap─▒lan ┼čeker y├╝kleme testiyle birlikte glikozlu hemoglobinin de kullan─▒lmas─▒ ├Ânerilmi┼čtir. Baz─▒ ├ževrelere g├Âre, bu y├Ântem y├╝kleme testinin sahte pozitif ├ž─▒kt─▒─č─▒ durumlarda ( ├Ârne─čin hiper├╝resemi (kanda ├╝rik asit miktar─▒n─▒n artmas─▒) alkolizm, kur┼čun zehirlenmesi, aspirin kullananlar ve patolojik hemoglobinlerin varl─▒─č─▒nda) yararl─▒d─▒r.

D─░NAM─░K TESTLER

A─č─▒zdan ┼×eker Y├╝kleme: A─č─▒zdan ┼čeker y├╝kleme testi kandaki ┼čeker d├╝zeyi normal olmayan, buna kar┼č─▒l─▒k klinik belirti vermeyen ya da ├žok az verenlerde ┼čeker hastal─▒─č─▒ ya da glikoza dayan─▒ks─▒zl─▒k tan─▒s─▒ koymak i├žin ├žok kullan─▒l─▒r. Son zamanlarda, k─▒sa zamanda y├╝ksek miktarda ┼čeker al─▒m─▒n─▒n normal beslenmeyi yans─▒tmad─▒─č─▒ i├žin bu testin fizyolojik bir uyar─▒ sa─člamad─▒─č─▒ ileri s├╝r├╝lm├╝┼čt├╝r. A─č─▒zdan verilen glikoz ba─č─▒rsaklarda h─▒zla emilir; kullan─▒lmayan glikoz kandaki ┼čeker d├╝zeyinin artt─▒r─▒r ve buna ba─čl─▒ olarak ins├╝lin salg─▒s─▒n─▒ uyar─▒r.

Testin standart uygulama y├Ântemine g├Âre eri┼čkinlerde, 250-300 cc suda eritilmi┼č 75gr glikoz 5-10 dakikada verilir.

├çocuklarda doz v├╝cut a─č─▒rl─▒─č─▒n─▒n her kilogram─▒ i├žin 1,75mg┬ĺd─▒r; gebelerde ile 100mg y├╝kleme ├Ânerilir. A─č─▒zdan ┼čeker y├╝kleme sa─čl─▒kl─▒, dinlenmi┼č bireylerde en az 10 saatlik a├žl─▒k d├Âneminden sonra uygulanmal─▒d─▒r; bu s├╝re 16 saati ge├žmemelidir ve ki┼či bir g├╝n ├Ânce en az 150 gr karbonhidrat alm─▒┼č olmal─▒d─▒r. De─čerlendirme i├žin glikoz al─▒m─▒ndan hemen ├Ânce, hemen sonra ve ard─▒ndan 2 saat i├žinde her yar─▒m saatte bir toplar damardan kan al─▒n─▒r.

Testten ├Ânce ve test s─▒ras─▒nda sigara i├žilmesi ve ila├ž al─▒nmas─▒ sonu├žlar─▒ belirgin ├Âl├ž├╝de de─či┼čtirebilir; glikoz dayan─▒kl─▒l─▒─č─▒ azal─▒r. Kandaki ┼čeker d├╝zeyi 50 ya┼č─▒ndan sonra her 10 y─▒lda yakla┼č─▒k 10mg artar.

Testin gebelik s─▒ras─▒nda uygulanmas─▒ ├Ânem ta┼č─▒r; ┼čeker hastalar─▒nda d├╝┼č├╝k, ├Âl├╝ do─čum, d├Âll├╝kte yap─▒ bozuklu─ču gibi tehlikelerin sa─čl─▒kl─▒ kad─▒nlara oranla daha y├╝ksek oldu─ču bilinmektedir. ─░drar─▒nda ┼čeker ├ž─▒kan ya da eski gebeli─či s─▒ras─▒nda kendili─činden d├╝┼č├╝k yapm─▒┼č ya da d├Âll├╝kte yap─▒ bozukluklar─▒ saptanm─▒┼č gebelerde test yap─▒lmal─▒d─▒r.

A─č─▒zdan ┼čeker y├╝kleme testi s─▒ras─▒nda sa─čl─▒kl─▒ bireylerde ve ┼čeker hastas─▒ olmayan ┼či┼čmanlarda ins├╝lin salg─▒lanmas─▒ h─▒zla y├╝kselir. Gen├ž tipi ┼čeker hastal─▒─č─▒ olanlarda yan─▒t yoktur; oysa eri┼čkin tipi ┼čeker hastal─▒─č─▒nda ins├╝lin salg─▒lanmas─▒nda gecikme olur.

Toplar Damar Yoluyla ┼×eker Y├╝kleme: Toplar damar yoluyla ┼čeker y├╝klemeye, ├Âncekine oranla daha ender ba┼čvurulur. A─č─▒zdan ┼čeker y├╝kleme testinde bulant─▒ ya da kusma g├Âr├╝lebilecek ki┼čilerde, midesi al─▒nm─▒┼č ya da mide ba─č─▒rsak hastal─▒─č─▒ olanlarda bu y├Ântem uygulan─▒r.

┼×eker damardan verildi─činde mide ve ba─č─▒rsaklardaki emilimden mide ba─č─▒rsak enzimlerinden ya da vagus siniriyle ilgili etkenlerden etkilenmez.

Hasta a─č─▒zdan y├╝kleme testinde oldu─ču gibi haz─▒rlan─▒r. Test, 3 dakika i├žinde, toplar damara enjeksiyonla, %33┬ĺl├╝k eriyikten kilo ba┼č─▒na 0.5 gr verilmesine dayan─▒r.

Sa─čl─▒kl─▒ bireyde bunun ard─▒ndan kan ┼čekeri hemen y├╝kselir, h─▒zla ins├╝lin salg─▒lan─▒r. ┼×eker enjeksiyonundan sonra 3, 10, 20, 30, 40, 50 ve 60. dakikalarda damardan kan al─▒narak incelenir.

Tolbutamit Testi: Tolbutamit ilk ke┼čfedilen s├╝lfanil├╝relerdendir; pankreas─▒n beta h├╝crelerindeki ins├╝lin salg─▒lanmas─▒n─▒ uyar─▒r ve buna ba─čl─▒ olarak kan ┼čekerinin azalmas─▒n─▒ sa─člar. Bu test, pankreastaki ins├╝lin deposunu de─čerlendirmek amac─▒yla kullan─▒l─▒r. Testin uygulanmas─▒ i├žin damar i├žine yakla┼č─▒k 3 dakikada 1gr tolbutamit enjekte edilir. Kan ┼čekeri ve ins├╝linin saptanmas─▒ i├žin 3, 5, 20, 30 ve 60. dakikalarda kan al─▒n─▒r. Normal olarak kan ┼čekeri 20. dakikada 30. dakikadaki kan ┼čekerinden ba─č─▒ms─▒z olarak bazal de─čere oranla %80 azal─▒r; bazal kan ┼čekerine oranla 20. dakikada %80┬ĺden 30. dakikada %77┬ĺden fazla olursa ┼čeker hastal─▒─č─▒ tan─▒s─▒ konulabilir. Sa─čl─▒kl─▒ bireylerde, kandaki ins├╝lin d├╝zeyi 3-5 dakikalar aras─▒nda en y├╝ksek de─čerdedir; daha sonra 20 dakika i├žinde bazal de─čerlere kadar d├╝┼čer.

TEDAV─░

Tedavi hastal─▒─č─▒n tipine g├Âre de─či┼čir; gen├ž tipi ┼čeker hastal─▒─č─▒nda ba┼čl─▒ca ila├ž ins├╝lindir. Pankreas ins├╝lin yapmad─▒─č─▒ndan v├╝cudun gereksinimi olan ins├╝lin d─▒┼čardan ila├ž olarak verilir. Burada ├Ânemli bir noktay─▒ ayd─▒nlatmak gerekir. Sa─čl─▒kl─▒ bir insan da pankreastan salg─▒lanan ins├╝lin, al─▒nan ┼čeker miktar─▒ ile orant─▒l─▒d─▒r. Dolay─▒s─▒yla az ya da ├žok ┼čeker yemenin herhangi bir tehlikesi yoktur. Oysa ┼čeker hastalar─▒ i├žin durum b├Âyle de─čildir. ┼×eker hastas─▒ her g├╝n belirli miktarda ins├╝lin al─▒r; bu da ancak kesin olarak belirli bir miktardaki ┼čekeri metabolize eder. Bu nedenle al─▒nan besin miktar─▒ ile d─▒┼čardan verilen ins├╝lin aras─▒nda kesin bir orant─▒ olmal─▒d─▒r.

Genellikle ┼čeker hastalar─▒ ├žok yememeli, tatl─▒lardan ve zararl─▒ olabilecek yiyeceklerden uzak durmal─▒d─▒r. ├ľte yandan gerekenden daha az yemeleri de sak─▒ncal─▒d─▒r. ─░ns├╝lin alan ki┼či az miktarda ┼čeker yerse ins├╝lin kandaki ┼čeker d├╝zeyini tehlikeli olacak ┼čekilde d├╝┼č├╝rerek hipoglisemi (kan ┼čekerinde d├╝┼čme) krizlerinin ortaya ├ž─▒kmas─▒na neden olur; so─čuk terleme, titreme ve bilin├ž bulan─▒kl─▒─č─▒yla ba┼člayan bu tablo hipoglisemi komas─▒yla sonlanabilir. ┼×eker hastalar─▒ sa─čl─▒klar─▒n─▒ korumak i├žin, ins├╝lin alman─▒n yan─▒ s─▒ra beslenmelerine de dikkat etmek zorundad─▒r.

Eri┼čkin tipi ┼čeker hastal─▒─č─▒ genellikle ins├╝linle tedavi edilmez ya da ins├╝linin yan─▒nda ba┼čka ila├žlar da kullan─▒l─▒r. Eri┼čkin tipi ┼čeker hastal─▒─č─▒n─▒n temelinde ins├╝lin eksikli─či de─čil, ins├╝linin etki mekanizmas─▒n─▒n engellenmesi yatar. Bu tip hastalarda tedavi perhize dayan─▒r. Genellikle yaln─▒zca beslenmeyi d├╝zenleyerek ba┼čka bir tedavi gerekmeden hastal─▒k belirtilerinin ortadan kalkmas─▒ sa─članabilir. Bu ├Ânlem yeterli olmazsa a─č─▒zdan al─▒nan ve kan ┼čekerinin d├╝┼č├╝r├╝c├╝ ila├žlar da kullan─▒l─▒r. Tedavinin genellikle ya┼čam boyu s├╝rmesi gerekti─činden bu ila├žlar─▒n a─č─▒zdan al─▒nmas─▒ ├Ânemli bir avantajd─▒r. ─░ns├╝lin ise bir protein oldu─čundan sindirim s─▒ras─▒nda yap─▒s─▒ bozulur. Bu nedenle a─č─▒zdan al─▒nmamal─▒ i─čne ile verilmelidir. Kan ┼čekerini d├╝┼č├╝r├╝c├╝ ila├žlar ba┼čl─▒ca iki grupta toplanabilir: Tolbutamit, Karbutamit, Klorpropamit, Glibenklamit gibi s├╝lfamitler ve Biguanitler. Bu iki grubun etki mekanizmalar─▒ farkl─▒d─▒r. S├╝lfamitler, ins├╝lin salg─▒lama g├╝c├╝ olan pankreas─▒ daha fazla salg─▒ yapmas─▒ i├žin uyar─▒r. Etkisi bir dereceye kadar engellenen ins├╝linin miktar─▒ artaca─č─▒ndan yararl─▒ bir d├╝zeye ula┼č─▒r. Kan ┼čekerini d├╝┼č├╝ren s├╝lfamitlerle tedavinin ilk y─▒llar─▒nda, ila├žlar─▒n pankreas ├╝zerindeki uyar─▒lar─▒n─▒n pankreas dokusunun t├╝kenmesine yol a├žaca─č─▒ndan korkuluyordu; bilimsel ara┼čt─▒rmalar b├Âyle bir sonucun ortaya ├ž─▒kmad─▒─č─▒n─▒ g├Âsterdi. Biguanitler ise pankreas─▒ de─čil do─črudan dokular─▒ etkileyerek ┼čeker kullan─▒m─▒n─▒ artt─▒r─▒r.

Eri┼čkin tipi ┼čeker hastal─▒─č─▒nda perhizin yan─▒ s─▒ra ila├žlar─▒n kullan─▒lmas─▒ ve gerekirse ins├╝lin verilmesi her zaman hastada belirtilerin ortadan kalkmas─▒n─▒ sa─člar.

Yorum ekle 12 Temmuz 2007

Yapay Sinir A─člar─▒ 2002-g├╝z D├Ânemi Array 1. ├ľdevi

YAPAY S─░N─░R A─×LARI 2002-G├ťZ D├ľNEM─░ 1. ├ľDEV─░

SORU 1:

Do─čal biyolojik n├Âronun ├Â─čelerini inceleyin. Bu ├Â─čelerin yapay n├Âronlarda nelere denk geldi─čini a├ž─▒klay─▒n. ├ľrne─čin, yapay n├Ârondaki a─č─▒rl─▒k (weight) do─čal n├Âronda neye denk gelmektedir? ─░nceleme i├žin literat├╝r ve internet kullan─▒n ve cevab─▒n─▒z─▒ bir rapor ┼čekline getirin.

CEVAP1(TANIM1):

2. YAPAY S─░N─░R A─×LARI (YAPAY VE B─░YOLOJ─░K N├ľRONLAR)

Canl─▒ h├╝crelerin en ├Ânemli ├Âzelli─či, kimyevi potansiyel enerjiyi kendi organize yap─▒lar─▒n─▒ korumak i├žin gerekli di─čer enerji ┼čekillerine ├ževirebilmeleridir. Her h├╝cre entropisinin artmas─▒na yani da─č─▒lmas─▒na mani olmak i├žin enerji sarf etmek zorundad─▒r. ├çevredeki de─či┼čiklikleri, bunlar─▒n kendi ├╝zerine tesir derecesini, yani, d├╝zenini, dengesini, biyolojik deyimiyle homeostasis┬ĺ ini ne dereceye kadar bozabilece─čini bilmesi, gerekli ayarlamalar─▒ yapmas─▒, bu ayarlamalar─▒n da ne dereceye kadar hedefe uygun oldu─čunu ├Âl├žmesi ve gereken d├╝zeltmelerde bulunmas─▒, k─▒saca ├ževreye uyumunu sa─člamas─▒, canl─▒l─▒─č─▒n─▒ devam ettirebilmesi i├žin bir ┬ôHaber Alma- Karar Verme- ─░cra┬ö sistemine ihtiya├ž vard─▒r. ─░┼čte sinir sistemi denilen fevkalade farkl─▒la┼čm─▒┼č canl─▒ doku bu ├Ânemli vazifeyi yerine getirmektedir.

Bu nedenlerle bilim adamlar─▒ beynin yapt─▒─č─▒ bu i┼člemleri yapabilecek bilgisayarlar ve neticede robotlar yapmak i├žin yapay zeka konusunda ├žal─▒┼čmaya ba┼člam─▒┼člard─▒r. Bilgisayar teknolojisinin g├╝n├╝m├╝ze kadar ki a┼čamalar─▒nda da g├Âr├╝len hep daha m├╝kemmele ula┼čma arzusudur. Bilim adamlar─▒ vard─▒klar─▒ m├╝kemmeliyetin son noktas─▒n─▒ hep tabiatta bulmu┼č ve kendilerine tabiatta var olanlar─▒ ├Ârnek olarak se├žmi┼člerdir. ─░┼čte bilgisayar teknolojisinde de ula┼č─▒lmak istenen nokta insan beyninin ger├žekle┼čtirdi─či fonksiyonlar─▒ ve i┼člevleri yerine getirebilen bir yaz─▒l─▒m ortaya koymakt─▒r. Bunun ba┼čl─▒ca nedeni insan beyninin; d├╝┼č├╝nme, var olan bilgi ve tecr├╝belerden sonu├ž ├ž─▒karma, karar verme gibi i┼člemleri yerine getirebilmesi ve bunlar─▒ mili hatta nano saniyeler mertebesinde ger├žekle┼čtirme becerisidir.

Yapay sinir a─člar─▒, insan beyninin ├žal─▒┼čma mekanizmas─▒ taklit edilerek geli┼čtirilen ve biyolojik olarak insan beyninin yapt─▒─č─▒ temel i┼člemleri belirli bir yaz─▒l─▒mla ger├žekle┼čtirmeyi ama├žlayan bir mant─▒ksal programlama tekni─čidir (Civalek,1998). Bilgisayar ortam─▒nda, beynin yapt─▒─č─▒ i┼člemleri yapabilen, kara veren, sonu├ž ├ž─▒karan, yetersiz veri durumunda var olan mevcut bilgiden yola ├ž─▒karak sonuca ula┼čan, s├╝rekli veri giri┼čini kabul eden,├Â─črenen,hat─▒rlayan bir algoritma k─▒saca ┬ôYapay Sinir A─člar─▒┬ö olarak adland─▒r─▒l─▒r. Kohonen; yapay n├Âral a─člar─▒n adaptif elemanlar─▒n yo─čun bir ┼čekilde paralel olarak ba─članmas─▒yla olu┼čan ve ger├žek d├╝nyadaki cisimlerle aynen biyolojik sinir sisteminin yapt─▒─č─▒ gibi ili┼čkide bulunabilmeleri i├žin hiyerar┼čik organizasyonlar─▒ d├╝zenlenmi┼č yap─▒lar oldu─čuna dikkat ├žeker (Kohonen, 1980).

Yapay sinir a─člar─▒ndaki i┼čleme elemanlar─▒ biyolojik olarak insan beynindeki n├Âronlara kar┼č─▒l─▒k gelmektedir (┼×ekil 1). Dendrit olarak adland─▒r─▒lan yap─▒, di─čer h├╝crelerden bilgiyi alan n├Âron giri┼čleri olarak g├Ârev yapar. Di─čer h├╝crelere bilgiyi transfer eden eleman aksonlard─▒r. Dolay─▒s─▒yla aksonlar n├Âron ├ž─▒k─▒┼člar─▒ olarak g├Ârev yaparlar. Akson ile dendrit aras─▒ndaki ba─člant─▒ ise sinapslar taraf─▒ndan ger├žekle┼čtirilir.

Yapay sinir a─člar─▒n─▒n i┼čleyi┼či de buna benzer olarak geli┼čmektedir. 1940 y─▒l─▒nda McCulloch ve Pitts n├Âronun, mant─▒k sistemlerinde basit e┼č de─čer yap─▒s─▒yla modellenebilece─čini ortaya atm─▒┼člard─▒r. Bu ama├žla yapt─▒klar─▒ ├žal─▒┼čmalar sonunda ┼×ekil 2┬ĺde g├Âr├╝ld├╝─č├╝ gibi bir yapay n├Âron modeli geli┼čtirmi┼člerdir. Bu modele g├Âre, bir n├Âron N tane a─č─▒rl─▒kland─▒r─▒lm─▒┼č giri┼či toplamakta, bir e┼čik de─čeri bu toplamdan ├ž─▒kart─▒p sonucu lineer olmayan bir fonksiyondan ge├žirmektedir (Ghaboussi, vd.,1991).

┼×ekil 1. Biyolojik bir n├Âron ve elemanlar─▒

┼×ekil 2. Mcculloch-Pits Yapay n├Âron modeli

Bir yapay sinir a─č─▒nda herhangi bir katmandaki j. birime gelen toplam giri┼č, ├Ânceki katmandaki birimlerin yi ├ž─▒k─▒┼člar─▒n─▒n (ilk katman i├žin giri┼člerin) ba─člant─▒lar ├╝zerindeki wij a─č─▒rl─▒klar─▒ ile hesaplanm─▒┼č a─č─▒rl─▒kl─▒ toplam─▒d─▒r ve,

┬á┬á┬á┬á┬á ……………………………(1)

┼čeklinde ifade edilir. Birimin ├ž─▒k─▒┼č─▒, bu toplam giri┼či lineer olmayan bir fonksiyondan ge├žirerek belirlenir. Bu ama├žla pek ├žok fonksiyon kullan─▒lmas─▒na ra─čmen geri yay─▒lma a─č─▒nda en fazla tercih edilen, yak─▒nsama ┼čart─▒n─▒ ├žo─čunlukla sa─člad─▒─č─▒ndan sigmoid fonksiyondur. Sigmoid fonksiyon monotonik s─▒n─▒rl─▒ bir fonksiyondur ve lineer olmayan ├ž─▒k─▒┼člar ├╝retir (Zurada,1992). Bu fonksiyon,

┬á┬á┬á┬á┬á ……………………………(2)

┼čeklindedir.

CEVAP1(TANIM2)

DO─×AL B─░YOLOJ─░K N├ľRONLARIN TEMELLER─░

Prof.Dr. Yunus Emre Evlice

├çukurova ├ťniversitesi T─▒p Fakultesi

1930┬ĺlardan sonra sinir ve kas h├╝creleri ├╝zerinde yap─▒lan elektrofizyolojik ├žal─▒┼čmalar, sinir sisteminin i┼čleviyle sinir sisteminin yap─▒ ta┼člar─▒ olan h├╝creler (n├Âron) aras─▒nda ba─člant─▒ kurulmas─▒n─▒ sa─člad─▒. 1950┬ĺlerden sonra klinik psikiyatride antipsikotik ve antidepresan ila├žlar─▒n kazand─▒─č─▒ ba┼čar─▒n─▒n da etkisiyle, n├Ârobiyoloji alan─▒ndaki ├žal─▒┼čmalar h─▒z kazand─▒. Son y─▒llarda yap─▒lan ├žal─▒┼čmalar davran─▒┼č─▒n n├Ârobiyolojik temellerini t├╝m├╝yle a├ž─▒klamaya yeterli olmasa da, bunun i├žin gerekli ├žer├ževe b├╝y├╝k ├Âl├ž├╝de olu┼čturulmu┼č bulunuyor.

Davran─▒┼č─▒n yap─▒ ta┼člar─▒: N├Âronlar

Basit ya da karma┼č─▒k her t├╝rl├╝ davran─▒┼č, beynin de─či┼čik b├Âlgelerinde yer alan bir grup n├Âronun etkinli─či ile ger├žekle┼čir. Beynin ├žal─▒┼čabilmesi i├žin n├Âronlar aras─▒nda ileti┼čim zorunludur.

Bu ileti┼čim aksiyon potansiyelleri denilen elektriksel sinyallerle sa─član─▒r. Her n├Âron, dentritleri arac─▒l─▒─č─▒ ile di─čer n├Âronlardan gelen uyar─▒lar─▒ al─▒r ve n├Âron g├Âvdesine iletir. Bu uyar─▒lar ya inhibit├Âr ya da eksitat├Âr niteliktedir. De─či┼čik kaynaklardan gelen z─▒t y├Ânl├╝ uyar─▒lar─▒n n├Âron g├Âvdesindeki toplam─▒na g├Âre, n├Âron eksite ya da inhibe olur ve bu enformasyon n├Âronun aksonu arac─▒l─▒─č─▒yla ba─čl─▒ oldu─ču n├Âronlara ya da efekt├Âr organa (kas, salg─▒ bezi) iletilir. Basit ve karma┼č─▒k davran─▒┼č aras─▒ndaki temel fark, karma┼č─▒k davran─▒┼čda daha ├žok say─▒da ve de─či┼čik enformasyon i├žeren n├Âron gruplar─▒n─▒n olaya kat─▒lmas─▒d─▒r.

Genellikle n├Âronlar, dentritleri ve aksonlar─▒ aras─▒nda karma┼č─▒k ili┼čkilerin kuruldu─ču birimler olu┼čtururlar. Her birim di─čeriyle kar┼č─▒l─▒kl─▒ ili┼čki i├žindedir ve her birim al─▒nan uyar─▒y─▒ modifiye ederek ili┼čki i├žinde oldu─ču di─čer birimlere iletir. Sinir sistemi omurilikten beyin kabu─čuna, hiyerar┼čik bir d├╝zen i├žinde birbirine eklenmi┼č birimlerden olu┼čmu┼čtur, diyebiliriz.

Evrim s├╝recinde, sinir sistemi yeni ├╝st merkezlerin eklenmesiyle geli┼čimini s├╝rd├╝rm├╝┼čt├╝r. ├ľrne─čin neokorteksde bulunan n├Âronlar kolon ┼čeklinde ├Ârg├╝tlenmi┼člerdir. Bu n├Âronlar─▒n yap─▒lar─▒, yerle┼čimleri ve aralar─▒ndaki ba─člant─▒lar─▒ birbiribe ├žok

benzer; kolonlar─▒n, korteksin bilgi-i┼člem yap─▒lar─▒ (mod├╝l) olduklar─▒ kabul edilmektedir. En geli┼čmi┼č beyne sahip olan insanda, neokorteksin di─čer y├╝ksek memelilere g├Âre daha geli┼čmi┼č olmas─▒ nedeniyle daha fazla bilgi i┼čleyebilecek mod├╝ller bulunmaktad─▒r.

N├Âronlar─▒n dili: Frekans kodlar─▒

N├Âronlar ya hep ya hi├ž kural─▒na g├Âre etkinlik g├Âsterir. Bir n├Âron, eksitat├Âr ya da inhibit├Âr uyar─▒lar─▒ entegre ettikten (b├╝t├╝nle┼čtirme) sonra ya aksiyon potansiyelleri do─čurur ya da sessiz kal─▒r. Dolay─▒s─▒yla bir n├Âronun kendini de─či┼čik bi├žimlerde ifade edebilmesi, ancak farkl─▒ frekansta ve say─▒da aksiyon potansiyeli k├╝meleri ve bunlar─▒n aras─▒na giren farkl─▒ s├╝redeki sessiz aral─▒klarla m├╝mk├╝n olabilmektedir (amplit├╝d de─či┼čmez). B├Âylece farkl─▒ bilgiler, de─či┼čik aksiyon potansiyeli k├╝meleri ile kodlan─▒p iletilir.

Bir birimde bulunan n├Âronlar ve n├Âronlar aras─▒ndaki karma┼č─▒k ba─člant─▒lar, kodlama repertuvar─▒ zengin, esnek bir yap─▒ olu┼čturur. Bir birime aksiyon potansiyeli k├╝meleri ile ula┼čan bilgi, bu birimde modifiye edilerek, yine aksiyon potansiyeli k├╝meleri halinde di─čer birimlere iletilir. Farkl─▒ n├Âron yap─▒lar─▒, h├╝cre zar─▒nda yer alan de─či┼čik t├╝rde iyon kanallar─▒ ve n├Âronlar aras─▒ ba─člant─▒lar, n├Âronlara de─či┼čik de┼čarj paternleri (kodlama yetene─či) sa─člamaktad─▒r.

N├Âronlar aras─▒ndaki ba─člant─▒ noktalar─▒: Sinapslar

N├Âronlar aras─▒ ili┼čkiyi sinapslar sa─člar. Bu ├Âzelle┼čmi┼č yap─▒larda presinaptik tarafa ula┼čan aksiyon potansiyeli, bu u├žtan kimyasal bir mediyat├Âr sal─▒nmas─▒na yol a├žar. Bu mediyat├Âr postsinaptik taraftaki resept├Ârlerle etkile┼čerek, baz─▒ iyon kanallr─▒n─▒ aktive eder ve postsinaptik zarda elektriksel potansiyel de─či┼čikli─čine yol a├žar. Sinaptik ge├ži┼či (transmission) sa─člayan mediyat├Ârler, n├Âronlar aras─▒ndaki ili┼čkiyi d├╝zenleyen temel ├Âgelerdir. Bug├╝n 30 kadar n├Âromediyat├Âr├╝n varl─▒─č─▒ bilinmektedir.

Sinaptik ge├ži┼č halen n├Ârobiyolojinin en pop├╝ler konular─▒ndan biridir. Pre- ve postsinaptik tarafta, ├že┼čitli ila├žlarla sinaps i┼člevini etkilemek m├╝mk├╝nd├╝r.

Bu t├╝r ila├žlar sa─čl─▒kl─▒ ki┼čilerde ve ruhsal hastal─▒─č─▒ olanlarda belirgin davran─▒┼č de─či┼čikliklerine yol a├žabilmektedir. Buradan yola ├ž─▒k─▒larak, ┼čizofrenide dopaminerjik, depresyonda katekolaminerjik varsay─▒mlar ileri s├╝r├╝lm├╝┼čt├╝r.

Davran─▒┼č─▒n olu┼čumunda ├Ânemli bir yap─▒ olan sinaps─▒n yan─▒ s─▒ra n├Âron morfolojisi, biyokimyas─▒, iyon kanallar─▒, glia h├╝creleri ve kan-beyin bariyeri gibi beynin di─čer biyolojik ├Âzelliklerinin de sinir sisteminin i┼člevlerinin d├╝zenlenmesindeki rol├╝n├╝ unutmamak gerekir. ─░lgin├žtir ki, Einstein gibi bir dahinin beyninde saptanabilen tek farkl─▒l─▒k, glia h├╝crelerinin normalden fazla olmas─▒d─▒r.

Davran─▒┼č─▒n biyolojik altyap─▒s─▒n─▒n geli┼čimi

─░lk a┼čamada n├Âronlar─▒n ve sinir sisteminin di─čer yap─▒lar─▒n─▒n olu┼čumu intrauterin d├Ânemde ger├žekle┼čir. Bu olu┼čum, temelde kal─▒t─▒msal ve geli┼čimsel etmenlerce belirlenir. Bu yap─▒, yenido─čan─▒n ├ževreye fizik uyumunu sa─člayacak bilgiyi; a─člama, g├╝lme, ac─▒ya tepki gibi ilkel davran─▒┼č ├Âr├╝nt├╝lerini i├žerir.

Geli┼čmenin ikinci a┼čamas─▒ ya┼čam─▒n ilk y─▒llar─▒nda ger├žekle┼čir. Bu d├Ânemde yo─čun bir sinaps olu┼čumu vard─▒r. ├çevresel uyar─▒lar bu sinapslar─▒n baz─▒lar─▒n─▒ korur ve geli┼čtirirken, kullan─▒lmayan sinapslar ise yok olur. ├ľrne─čin, yeni do─čan maymunlarda bir g├Âz kapat─▒ld─▒─č─▒nda, g├Ârmeyle ilgili olan oksipital korteksin h├╝cresel yap─▒lanmas─▒ (sitoarkitekt├╝r) normalden farkl─▒ bir y├Ânde geli┼čir; kapat─▒lan g├Âz daha sonra a├ž─▒lsa bile bu hayvanlar normal iki g├Âzle g├Ârmeyi ba┼čaramazlar. Nitekim, ├žocuklarda ┼ča┼č─▒l─▒k ya┼čam─▒n ilk y─▒llar─▒nda d├╝zeltilmedi─či takdirde, kortekste sapk─▒n (aberant) bir yap─▒ olu┼čmakta ve daha sonraki y─▒llarda g├Âz h├╝crelerinin eksenleri ameliyatla paralel hale getirilse bile, normal iki g├Âzle g├Ârme sa─članamamaktad─▒r. Benzer bi├žimde, kritik ya┼ča kadar toplumsal ya┼čamdan uzak kalm─▒┼č vah┼či ├žocuklar─▒n daha sonra normal konu┼čmay─▒ ├Â─črenemedikleri ve toplumsal uyumlar─▒n─▒n bozuk oldu─ču g├Âr├╝lm├╝┼čt├╝r. Bunun bir di─čer ├Ârne─či de, bebeklerde anne yoksunlu─ču sonucu ortaya ├ž─▒kan, fiziksel ve mental geli┼čme gerili─či, toplumsal uyum bozuklu─ču ve mikrobik hastal─▒klara yatk─▒nl─▒k ile karakterize anaklitik depresyondur.

─░lk iki a┼čamada son ┼čeklini alm─▒┼č olan sinaptik ba─člant─▒lar─▒n, modifiye edilerek kullan─▒lmas─▒, geli┼čmenin son a┼čamas─▒n─▒ olu┼čturur. ├çevresel etmenlerin ve ├Â─črenmenin, sinaps yap─▒s─▒nda olu┼čturdu─ču kal─▒c─▒ ya da ge├žici biyokimyasal, elektriksel ve yap─▒sal de─či┼čiklikler, bu sinaps ├╝zerinden iletilen uyar─▒lar─▒n g├╝├žlenmesine ya da zay─▒flamas─▒na yol a├žar.

O halde, davran─▒┼č─▒ belirleyen n├Âron a─člar─▒n─▒n temel yap─▒s─▒, kal─▒t─▒msal ve geli┼čimsel etmenler ile birlikte, erken geli┼čme d├Âneminde, ├ževresel etmenlerce belirlenmektedir. Daha sonraki ya┼čamda ├ževresel etmenler ve ├Â─črenme, bu yap─▒n─▒n potansiyel yeteneklerini modifiye ederek, de─či┼čik davran─▒┼č ├Âr├╝nt├╝lerini ortaya ├ž─▒karabilmektedir. Bir dilde konu┼čma i┼člevinin geli┼čimi, buna ├Ârnek olarak verilebilir. D├╝nyada konu┼čulan de─či┼čik diller, ├žok benzer ├Âzellikler g├Âstermektedir. Yap─▒lar─▒ farkl─▒ gibi g├Âr├╝nen dillerde bile ├žocuklar─▒n dil ├Â─črenmesi s├╝reci ayn─▒ a┼čamalardan ge├žmaktedir. Japon eri┼čkinler r ve l aras─▒ndaki fark─▒ ay─▒rt edemezken, Japon bebekler bu iki sesi kolayca ay─▒rt edebilmektedir. Y├╝ksek bir beyin i┼člevi olan konu┼čman─▒n temel ├Âzellikleri, kal─▒t─▒msal ve geli┼čimsel etmenlerce belirleniyor; erken geli┼čme d├Ânemindeki ├ževresel etmenler ise (├žocu─čun i├žinde ya┼čad─▒─č─▒ toplumun konu┼čtu─ču dil) bu temel yap─▒da ├Ânemli de─či┼čikliklere yol a├žabiliyor (farkl─▒ han├žerelerin ortaya ├ž─▒kmas─▒ gibi). Bununla ilgili bir di─čer ├Ârnek, k├╝├ž├╝k ya┼čta bir dili ├Â─črenip sonra unutan ├žocuklar─▒n eri┼čkin ya┼čta ayn─▒ dili tekrar ├Â─črenmek istediklerinde, bunu kolayl─▒kla ba┼čarmalar─▒ ve s├Âyleyi┼č (telaffuz) sorunlar─▒n─▒ kolayca ├ž├Âzebilmeleridir.

Ruhsal i┼člevler beyinde lokalize edilebilir

G├Ârme, i┼čitme gibi basit i┼člevlerin yan─▒ s─▒ra konu┼čman─▒n da korteksteki yerle┼čimi Wernicke ve Broca┬ĺn─▒n ├Ânc├╝ ├žal─▒┼čmalar─▒ndan beri bilinmektedir. Sa─č elini kullananlar─▒n %95┬ĺinde sol hemisfer dominant iken; sol elini kullananlarda bu oran %60 d─▒r. Konu┼čma i├žin major (dominant) hemisfer yeterlidir. Minor hemisferde bulunan simetrik b├Âlgeler ise konu┼čman─▒n duygusai i├žeri─činin anla┼č─▒lmas─▒ ve ifade edilmesi i├žin gereklidir. ├ľrne─čin minor hemisferde bozuklu─ču olan biri, konu┼čulanlar─▒ do─čru olarak anlar, ancak konu┼čman─▒n ta┼č─▒d─▒─č─▒ duygusal tonu (├Âfke, sevin├ž, h├╝z├╝n gibi) kavrayamaz. Benzer bi├žimde, matematiksel yetenekler ve mant─▒kl─▒ d├╝┼č├╝nme, major hemisferde yerle┼čik iken; m├╝zik, resim gibi sanatsal yetenekler minor hemisferin i┼člevleridir.

Temporal lop epilepsisi olan ki┼čilerde, epileptik odak major hemisferde ise bu ki┼čilerin interiktal d├Ânemde felsefi u─čra┼člara e─čilimli olduklar─▒; odak minor hemisferde ise a┼č─▒r─▒ duygusal tepkiler verdikleri g├Âr├╝lm├╝┼čt├╝r.

Son y─▒llarda t─▒p uygulamas─▒na giren PET (pozitron emisyon tomografisi) ile beyin i┼člevlerini incelemek m├╝mk├╝n olmaktad─▒r.

Sonu├ž olarak, basit ya da karma┼č─▒k her t├╝rl├╝ davran─▒┼č, beyindeki bir dizi biyolojik s├╝re├ž sonucu ger├žekle┼čmektedir. Normal ve normal d─▒┼č─▒ davran─▒┼čta rol oynayan biyolojik s├╝re├žler ayd─▒nland─▒k├ža, ruhsal hastal─▒klar─▒n sa─čalt─▒m─▒nda daha ak─▒lc─▒ y├Ântemler kullan─▒lacak ve daha iyi sonu├žlar al─▒nacakt─▒r.

N├Âron Ba─člant─▒s─▒ ( zafer dergisi)

N├Âronlarla v├╝cudun di─čer h├╝creler aras─▒ndaki temel fark, her bir n├Âronun di─čer bir n├Âronla b├╝y├╝k uzakl─▒klar boyunca h─▒zl─▒ ve do─črudan ba─člant─▒ kurabilmesidir.

Tek bir n├Âron, verilerini y├╝zlerce veya binerce di─čer n├Âronlardan al─▒r. Gelen mesajlar ketleyici veya uyar─▒c─▒ olabilir. N├Âronlar─▒n g├Ârevi, bu sinyalleri d├╝zenlemektir. N├Âronlar s├╝rekli olarak bir oy say─▒m─▒ yaparlar.

Bununla birlikte beyin bir bilgisayar ve aksonlar da tel de─čildir. Bir sinyali sinopsa ani bir elektrik ak─▒m─▒yla de─čil bir ba┼čka y├Ântemle iletirler; bu, hayret veren bir kimya yoludur. Yapraklar─▒n g├╝ne┼č ─▒┼č─▒─č─▒na do─čru uzanmas─▒ gibi, bir n├Âronun lifleri (dendrite) do─čru aksonu ara┼čt─▒r─▒rken d─▒┼čar─▒ do─čru b├╝y├╝r ve ba─člant─▒ k├Âkleri gibi aksonlar da d─▒┼čar─▒ verdikleri enerjiyi almaya uygun n├Âronlarla ba─članana kadar ortal─▒kta el yordam─▒yla dola┼č─▒rlar. N├Âronlar do─čru ┬ôadresi┬ö bulmada ve do─čru tertibatla ba─člant─▒ya girmede inan─▒lmaz ┼čekilde kusursuz hareket ederler.

Bilgi, akson boyunca a┼ča─č─▒ya sinapsa, bir di─čer n├Âronla ├Âzelle┼čmi┼č ba─člant─▒ noktas─▒na aktar─▒l─▒r. Sinapslar yoluyla herbir n├Âron, y├╝zlerce n├Ârondan bilgi alabilir.

SORU -2)

┼×ekilde verilen n├Âron hangi lojik fonksiyonu ger├žekle┼čtirmektedir.?

CEVAP 2)

2-

X1X2X3

00

01

11

10

F= X2 V X3

SORU -3)

A┼ča─č─▒da verilmi┼č 2 giri┼čli (X1 ve X2) n├Âronun ├ž─▒k─▒┼č─▒ T dir. ? ,W1 ve W2 a─č─▒rl─▒klar─▒n─▒ bulun.

G─░R─░┼×

├çIKI┼×

X1

X2

CEVAP 3)

Birinci sat─▒rdan ;

X1*W1+X2*W2 < Q

0*W1 + 0*W2

0 < Q

İkinci satırdan ;

X1*W1+X2*W2 > Q

0*W1 + 1*W2 > Q

W2 > Q

├ť├ž├╝nc├╝ sat─▒rdan;

X1*W1+X2*W2 < Q

1*W1 + 0*W2 < Q

W1 < Q

D├Ârd├╝nc├╝ sat─▒rdan;

X1*W1+X2*W2 > Q

1*W1 + 1*W2 >Q

W1+W2 > Q

0 < Q , W2 > Q ,W1 < Q , W1+W2 > Q

bu e┼čitsizlikleri sa─člayacak ┼čekilde parametreler a┼ča─č─▒daki gibi serilebilir:

Q = -0,5

W1 = -1

W2 = 1

SORU -4)

a) YSA┬ĺlar─▒n karakteristikleri nelerdir? YSA┬ĺlar nas─▒l karakterize edilirler?

b) YSA┬ĺlar─▒n uygulama alanlar─▒n─▒ g├Âsterin ve inceleyin.

CEVAP b)

1- TEKN─░─×─░N ─░N┼×AAT M├ťHEND─░SL─░─×─░NDE KULLANIM POTANS─░YEL─░

Ge├žen on y─▒l i├žerisinde yapay sinir a─člar─▒ yap─▒ sistemlerinin analizine ba┼čar─▒yla uygulanm─▒┼čt─▒r. Yap─▒lardaki hasarlar─▒n belirlenmesi konusunda yap─▒lan ├žal─▒┼čmada (Szewezyk ve Hajela, 1992) yapay sinir a─člar─▒ uygulamas─▒ hayli ├╝mit verici olmu┼čtur. Yapay sinir a─člar─▒ boyutland─▒rma problemlerine ba┼čar─▒yla uygulanm─▒┼č, (Kang ve Yoon, 1994) elde edilen sonu├žlar─▒n klasik optimisazyon teknikleri kullan─▒larak elde edilen sonu├žlardan daha elveri┼čli oldu─ču g├Âsterilmi┼čtir. Yine betonun farkl─▒ y├╝klemeler alt─▒ndaki gerilme-┼čekil de─či┼čtirme ba─č─▒nt─▒lar─▒n─▒n belirlenmesine (Ghaboussi et.al., 1991) ba┼čar─▒yla uygulanm─▒┼č ve ├žal─▒┼čmada malzeme davran─▒┼č─▒ ile ilgili herhangi bir kabul yap─▒lmam─▒┼čt─▒r. Yap─▒lan ba┼čka bir ├žal─▒┼čmada ( Vanluchene ve Roufei, 1990) k├Âpr├╝lerin dinamik analizinde ayn─▒ tekni─či kullanm─▒┼člard─▒r. Yapay sinir a─člar─▒ tekni─či betonarme elemanlardaki zamana ba─čl─▒ etkilerin analizine (Civalek, 1997a) ba┼čar─▒yla uygulanm─▒┼č elde edilen sonu├žlar ├že┼čitli yazarlar taraf─▒ndan verilen teorik ve deneysel sonu├žlara ├žok yak─▒n ├ž─▒km─▒┼čt─▒r. Yine Adeli ve Yeh taraf─▒ndan yap─▒lan ├žal─▒┼čmada (Adeli ve Yeh,1989) m├╝hendislik sistemlerinin analizinde tekni─čin kullan─▒m esaslar─▒ ve ├že┼čitli ├Ârnekler sunulmu┼čtur. Depreme dayan─▒kl─▒ yap─▒ tasar─▒m─▒ ve yap─▒lar─▒n dinamik analizinde metot ba┼čar─▒yla uygulanm─▒┼č (Civalek, 1997b)ve sonu├žlar ├žok sa─čl─▒kl─▒ bulunmu┼čtur.

├ťlkemizde bir ka├ž y─▒ll─▒k bir ge├žmi┼či olan bu konuda her ge├žen g├╝n yeni bir ├žal─▒┼čma yap─▒lmakta, metodun kullan─▒labilirli─či ve ├╝st├╝nl├╝─č├╝ zaman zaman kendisini g├Âstermektedir. Ayr─▒ca, deney sonu├žlar─▒ ile a─č─▒n e─čitilmesi deneysel ├žal─▒┼čmalar ile birlikte kullan─▒lmas─▒ halinde sonu├žlar─▒n bir hayli sa─čl─▒kl─▒ olaca─č─▒n─▒ d├╝┼č├╝nd├╝rmektedir. Halen geli┼čmekte olan tekni─čin klasik programlamadan ├╝st├╝n olaca─č─▒n─▒ s├Âylemek ise her zaman m├╝mk├╝n de─čildir. Ancak klasik programlama tekni─či ile veya say─▒sal analiz metotlar─▒ ile ├žok uzun s├╝rede ├ž├Âz├╝lebilecek problemler daha h─▒zl─▒ ve e─čitim tamamland─▒ktan sonra daha seri bir ┼čekilde ├ž├Âz├╝lebilir. Bu ├žal─▒┼čmada daha ├Ânce yazar taraf─▒ndan geli┼čtirilen civalek (problem solving in civIL ENGINEERING BY ARTIFICIal NeURAL NETWORk) program─▒ kullan─▒lm─▒┼čt─▒r.

2- YAPAY S─░N─░R A─×LARI KULLANILARAK HEDEF T─░P─░ BEL─░RLEME

Kerim G├ťNEY1 ─░lke T─░T─░2

e-posta: kguney@erciyes.edu.tr e-posta: titi@erciyes.edu.tr

1 Erciyes ├ťniversitesi, M├╝hendislik Fak├╝ltesi, Elektronik M├╝h. B├Âl├╝m├╝, 38039, Kayseri

2Erciyes ├ťniversitesi, Sivil Havac─▒l─▒k MYO, 38039, Kayseri

├ľZET

G├╝r├╝lt├╝l├╝ ├ževrelerde hedef tipinin belirlenmesi askeri ama├žl─▒ uygulamalarda ├žok ├Ânemli bir problemdir. U├žak, gemi, kara ara├žlar─▒ gibi radar hedefleri elektromanyetik bir dalga taraf─▒ndan uyar─▒ld─▒klar─▒ zaman, sa├ž─▒lan alan ilgili hedeflerin karakteristik ├Âzelliklerini g├Âsterir. Bu ├žal─▒┼čmada, kargo, sava┼č, bombard─▒man, ticari u├žaklar gibi farkl─▒ tipteki radar hedeflerini ay─▒rmak i├žin yapay sinir a─člar─▒na dayanan bir y├Ântem sunulmu┼čtur. Hedef y├Âr├╝ngeleri ger├žek u├žak radarlar─▒ndan elde edilmi┼čtir. ├çal─▒┼čmada, ileri beslemeli yap─▒ya sahip bir sinir a─č─▒n─▒n farkl─▒ radar hedeflerinin tipini ba┼čar─▒ ile belirledi─či g├Âsterilmi┼čtir.

I. G─░R─░┼×

Elektromanyetik dalgalar taraf─▒ndan uyar─▒lan bir hedefin zaman domeni cevab─▒, ilgilenilen hedefin karakteristik ├Âzelliklerini ta┼č─▒maktad─▒r. Bir hedefin toplam cevab─▒; uyar─▒m amac─▒yla g├Ânderilen sinyalin, hedeften ileriye ge├žti─či zaman ortaya ├ž─▒kan ├Ânceki-zaman sa├ž─▒lma cevab─▒ ve sinyalin hedeften yans─▒mas─▒ sonucunda ortaya ├ž─▒kan sonraki zaman sa├ž─▒lma cevab─▒ olarak modellenir. Farkl─▒ hedef tiplerini belirlemek i├žin bu karakteristik cevaplar kullan─▒lmaktad─▒r. Literat├╝rde, bu ama├žla geli┼čtirilmi┼č olan y├Ântemler bulunmaktad─▒r [1]. Bu y├Ântemlerde, sonraki-zaman cevab─▒ frekans domeninde modellenmektedir. Bu frekans domeni modelinde, kutuplar─▒n Laplace domenindeki konumlar─▒, incelenen hedeflerin ┼čekil ve b├╝y├╝kl├╝klerinin bir fonksiyonudur. B├Âylece hedef belirleme problemi, hedefin ait oldu─ču k├╝meyi belirlemek i├žin bir zaman serisinden tahmin edilmesi gereken kutup say─▒s─▒n─▒n sabitlenmesi i┼člemi olarak tan─▒mlanabilir.

Son y─▒llarda g├╝r├╝lt├╝l├╝ ├ževrelerde hedef belirleme ve t├╝r├╝n├╝ tespit etme problemlerinde kullan─▒lmaya ba┼člayan yapay sinir a─člar─▒ (YSA), olduk├ža iyi sonu├žlar vermektedir. ─░nsan beyninin ├žal─▒┼čma prensibi ├╝zerine olu┼čturulmu┼č olan YSA┬ĺlar [2,3], giri┼č ve ├ž─▒k─▒┼č veri k├╝melerini kullanarak sistem davran─▒┼č─▒n─▒ ├Â─črenebilen yapay sistemlerdir. YSA┬ĺlar herhangi bir problem hakk─▒nda girdiler ve ├ž─▒kt─▒lar aras─▒ndaki ili┼čkiyi (do─črusal olsun veya olmas─▒n), elde bulunan mevcut ├Ârneklerden genelleme yaparak daha ├Ânce hi├ž g├Âr├╝lmemi┼č olan veya uygulanmam─▒┼č olan ├Ârneklere kabul edilebilir ├ž├Âz├╝mler ├╝retirler. Bu ├Âzellik YSA┬ĺlardaki zeki davran─▒┼č─▒n temelini olu┼čturur. ├ľ─črenme yetene─či, kolayca farkl─▒ problemlere uyarlanabilirli─či, genelleme yapabilmesi, daha az bilgi gerektirmesi, paralel yap─▒lar─▒ndan dolay─▒ h─▒zl─▒ ├žal─▒┼čabilme yetene─či ve kolay bir ┼čekilde uygulanabilmesi gibi pek ├žok avantaj─▒ndan dolay─▒ yapay sinir a─člar─▒ m├╝hendisli─čin pek ├žok alan─▒nda farkl─▒ problemlerin ├ž├Âz├╝m├╝nde kullan─▒lmaktad─▒r. Daha ├Ânceki ├žal─▒┼čmalarda [4-6], dairesel, dikd├Ârtgen ve ├╝├žgen mikro┼čerit antenlerin ├že┼čitli parametreleri YSA ile ba┼čar─▒l─▒ bir ┼čekilde hesaplanm─▒┼čt─▒r. Bu ├žal─▒┼čmada ise alt─▒ farkl─▒ hedefin tipi YSA┬ĺlar kullan─▒larak belirlenmi┼čtir. Belirlenen hedeflere ait y├Âr├╝nge verileri ger├žek u├žaklardan elde edilmi┼čtir [7]. A┼ča─č─▒daki b├Âl├╝mlerde, ilk ├Ânce ├žok katl─▒ perseptronlar ve geri yay─▒l─▒m algoritmas─▒ k─▒saca a├ž─▒klanacakt─▒r. Daha sonra, YSA┬ĺn─▒n hedef tipi belirlenmesinde kullan─▒m─▒ ve ├žal─▒┼čman─▒n sonu├žlar─▒ sunulacakt─▒r.

II. ÇOK KATLI PERSEPTRONLAR

├çok katl─▒ perseptronlar (├çKP) [2], olduk├ža basit bu sebeple de yayg─▒n bir ┼čekilde kullan─▒lan yapay sinir a─člar─▒d─▒r. Bu ├žal─▒┼čmada, ├çKP┬ĺler alt─▒ farkl─▒ hedefin tipini belirlemek amac─▒yla uyarlanm─▒┼člard─▒r. ├çKP┬ĺler farkl─▒ ├Â─črenme algoritmalar─▒ kullan─▒larak e─čitilebilirler. Bu ├žal─▒┼čmada, ├çKP’ler dan─▒┼čmanl─▒ ├Â─črenme algoritmalar─▒ndan birisi olan geri yay─▒l─▒m (GY) algoritmas─▒ kullan─▒larak e─čitilmi┼člerdir. ┼×ekil 1┬ĺde g├Âsterildi─či gibi temel bir ├çKP, ├╝├ž ana kattan olu┼čur: Giri┼č kat─▒, ├ž─▒k─▒┼č kat─▒ ve gizli kat. Bu ├žal─▒┼čmada iki gizli kat kullan─▒lm─▒┼čt─▒r. Giri┼č kat─▒ndaki i┼člem elemanlar─▒ veya n├Âronlar, sadece giri┼č sinyali xi’nin, gizli kattaki n├Âronlara da─č─▒t─▒lmas─▒n─▒ sa─člayan tampon g├Ârevini yaparlar. Gizli katta bulunan herbir j indisli i┼člem eleman─▒; xi giri┼č sinyalini, giri┼č kat─▒ndan wji a─č─▒rl─▒klar─▒ ile ├žarpt─▒ktan sonra toplar ve toplam─▒n bir f fonksiyonu olarak yi ├ž─▒k─▒┼č─▒n─▒ a┼ča─č─▒daki gibi hesaplar.

(1)

Burada f, sigmoidal veya hiperbolik tanjant fonksiyonu gibi basit bir e┼čik fonksiyonu olabilir.

├ç─▒k─▒┼č kat─▒ndaki n├Âronlar─▒n ├ž─▒k─▒┼člar─▒ da benzer ┼čekilde hesaplan─▒r.

III. GER─░ YAYILIM ALGOR─░TMASI

Geri yay─▒l─▒m (GY) algoritmas─▒ [2], ├çKP┬ĺlere yayg─▒n bir ┼čekilde uygulanan bir ├Â─črenme algoritmas─▒d─▒r. GY, gradyen azalan bir algoritmad─▒r ve i ile j indisli n├Âronlar aras─▒ndaki ba─člant─▒n─▒n Dwji(t) de─či┼čimini a┼ča─č─▒daki gibi verir.

(2)

Burada, h ├Â─črenme katsay─▒s─▒, a momentum katsay─▒s─▒ ve dj j indisli n├Âronun, ├ž─▒k─▒┼č n├Âronu veya gizli kat n├Âronu olup olmamas─▒na ba─čl─▒ olan bir fakt├Ârd├╝r. ├ç─▒k─▒┼č n├Âronlar─▒ i├žin,

(3)

ile, gizli n├Âronlar i├žin ise

(4)

ile verilir. E┼čitlik (3) de, netj=Sxiwij ve yj(t) , j indisli i┼člem eleman─▒ i├žin hedef ├ž─▒k─▒┼č─▒d─▒r.

IV. YAPAY S─░N─░R A─×LARININ HEDEF T─░P─░ BEL─░RLEMEDE KULLANILMASI

Bu ├žal─▒┼čmada; kargo u├ža─č─▒, sava┼č u├ža─č─▒, bombard─▒man u├ža─č─▒ ve ticari u├žaklar gibi de─či┼čik tipteki alt─▒ farkl─▒ u├žak i├žin, radardan 0.05 s aral─▒klarla al─▒nan, pozisyon, h─▒z ve ivme bilgileri kullan─▒larak, YSA┬ĺa dayanan bir hedef tipi belirleme y├Ântemi sunulmu┼čtur. ├çal─▒┼čmada kullan─▒lan y├Âr├╝ngeler ger├žek u├žaklara aittir.

┼×ekil 1┬ĺde, ├žal─▒┼čmada kullan─▒lan YSA┬ĺn─▒n giri┼č ve ├ž─▒k─▒┼člar─▒ g├Âsterilmektedir. ├çKP┬ĺde 12 giri┼č ve 6 ├ž─▒k─▒┼č n├Âronu kullan─▒lm─▒┼čt─▒r. Her bir hedef i├žin radardan elde edilen x, y ve z y├Ânlerindeki pozisyon, h─▒z, ivme ve zaman bilgileri YSA┬ĺn─▒n giri┼člerini olu┼čturmaktad─▒r. Alt─▒ farkl─▒ hedef tipi belirlenece─či i├žin YSA┬ĺda 6 ├ž─▒k─▒┼č bulunmaktad─▒r. Daha ├Ânce de belirtildi─či gibi, ├çKP┬ĺyi e─čitmek i├žin GY algoritmas─▒ kullan─▒lm─▒┼čt─▒r.

Tipi belirlenecek olan hedeflere ait y├Âr├╝ngeler ┼×ekil 2┬ĺde g├Âsterilmektedir. ─░lk u├ža─č─▒n y├Âr├╝ngesi, askeri kargo u├žaklar─▒ gibi b├╝y├╝k u├žaklara aittir. Burada hedef 80 km ba┼člang─▒├ž sahas─▒ndan ba┼člayarak 290 m/s h─▒zla 1.26 km y├╝kseklikte 1 dakika sabit bir y├Ânde hareket etmektedir. Hedef daha sonra hafif bir 2g d├Ân├╝┼č meydana getirip 30 s boyunca bu y├Ândeki hareketine devam etmektedir. Burada g yer├žekimi ivmesini ifade etmektedir. Bu s├╝re sonunda 3g d├Ân├╝┼č├╝ meydana getirip 70 km biti┼č sahas─▒na kadar bu y├Ândeki hareketine devam etmektedir.

┼×ekil 1. ├çok katl─▒ perseptronlar─▒n temel yap─▒s─▒

─░kinci hedef y├Âr├╝ngesi, Learjet veya di─čer benzer y├╝ksek performansl─▒ ticari u├žaklar gibi, daha k├╝├ž├╝k ve daha manevral─▒ u├žaklar─▒n g├Âsterdi─či bir y├Âr├╝ngedir. ─░kinci hedef 63 km saha de─čerine, 305 m/s h─▒za ve 4.57 km y├╝ksekli─če sahip olarak hareketine ba┼člar. U├žak, 90┬░ y├Ân de─či┼čikli─či ile bir 2.5g d├Ân├╝┼č├╝ yerine getirir. D├Ân├╝┼čten sonra, yakla┼č─▒k 3.05 km y├╝ksekli─če kademeli olarak ini┼če ge├žer. 305 m/s sabit h─▒zla bir 4g d├Ânmesi meydana getirir ve y├Âr├╝nge 28 km sahas─▒nda sona erer.

├ť├ž├╝nc├╝ y├Âr├╝nge iyi manevra yapabilme yetene─čine sahip, y├╝ksek h─▒zl─▒ ve orta b├╝y├╝kl├╝kte bir bombard─▒man u├ža─č─▒na aittir. ├ť├ž├╝nc├╝ hedef, 457m/s ba┼člang─▒├ž h─▒z─▒na sahiptir ve 30 s s├╝re ile d├╝z olarak u├žu┼ča devam etmektedir. U├žak, 45┬░ y├Ân de─či┼čikli─či ile bir 4g d├Ân├╝┼č├╝ meydana getirir. Sonraki 30 s boyunca ivmesiz u├žu┼ča d├╝z bir seviyede devam eder. U├žak h─▒z─▒n─▒ 274 m/s┬ĺe d├╝┼č├╝r├╝rken 90┬░ y├Ân de─či┼čikli─či ile bir 4g d├Ân├╝┼č├╝ meydana getirir.

D├Ârd├╝nc├╝ y├Âr├╝nge de iyi manevra yapabilme yetene─čine sahip y├╝ksek h─▒zl─▒ orta b├╝y├╝kl├╝kte bir bombard─▒man u├ža─č─▒na aittir. D├Ârd├╝nc├╝ hedef ilk 30s┬ĺi 2.29 km y├╝kseklikte ve 251 m/s h─▒zla s├╝rd├╝r├╝r. 45┬░┬ĺlik y├Ân de─či┼čikli─či ile bir 4g d├Ân├╝┼č├╝ meydana getirir. Bu y├Ândeki 30s hareketten sonra bir 6g d├Ân├╝┼č├╝ meydana getirir. U├žak 4.57 km y├╝ksekli─če t─▒rman─▒r, bu t─▒rman─▒┼č─▒ y├Âr├╝nge bitimine kadar ivmesiz u├žu┼č izler.

Be┼činci y├Âr├╝nge sava┼č/sald─▒r─▒ u├žaklar─▒na aittir. U├žak, 1.5 km y├╝kseklikte bir ivme ile harekete ba┼člar. 30 s┬ĺlik bir periyottan sonra 5g d├Ânme meydana getirir. Bu d├Ân├╝┼č 20 s sonra bir 7g d├Ân├╝┼č├╝ ile izlenir. Bu ikinci d├Ân├╝┼čten sonra 30s┬ĺlik ivmesiz u├žu┼č yap─▒l─▒r ve t─▒rmanma ile e┼čzamanl─▒ olarak bir 6g d├Ân├╝┼č├╝ yerine getirilir. 4.45 km y├╝ksekli─če ula┼č─▒ld─▒ktan sonra y├Âr├╝ngeyi tamamlamak i├žin d├╝z ivmesiz u├žu┼č yap─▒l─▒r.

Alt─▒nc─▒ y├Âr├╝nge sava┼č/sald─▒r─▒ u├žaklar─▒na aittir. U├žak, 426 m/s h─▒z ve 1.55 km y├╝kseklikte hareketine ba┼člar. Sabit h─▒z ve y├Ân ile harekete, bir 7g d├Ân├╝┼č├╝ yap─▒l─▒ncaya kadar 30 s devam edilir. U├žak yeni y├Ânde 30 s harekete devam eder. Bir 6g d├Ânmesi meydana getirir ve y├╝ksekli─či azaltmak i├žin ani d├╝┼č├╝┼če ge├žer. 0.79 final y├╝ksekli─čine ula┼č─▒ld─▒ktan sonra di─čer bir 6g d├Ân├╝┼č├╝ meydana getirir. Yakla┼č─▒k 30s sonra bir 7g d├Ân├╝┼č├╝ meydana getirir. D├Ân├╝┼č ger├žekle┼čtirildikten sonra, u├žak y├Âr├╝ngeyi tamamlamak i├žin bu y├Ândeki ivmesiz hareketine devam eder.

(a)

(b)

(c)

(d)

(e)

(f)

┼×ekil 2. Hedef Y├Âr├╝ngeleri (a) Birinci hedef (b) ─░kinci hedef (c) ├ť├ž├╝nc├╝ hedef

(d) D├Ârd├╝nc├╝ hedef (e) Be┼činci hedef (f) Alt─▒nc─▒ hedef

Herbir hedef i├žin pozisyon, h─▒z ve ivme de─čerlerinden olu┼čan radar ├Âl├ž├╝mleri kullan─▒larak YSA┬ĺ─▒ e─čitmek ve test etmek i├žin gerekli olan veri k├╝mesi olu┼čturulmu┼čtur. YSA┬ĺ─▒ e─čitmek i├žin 17 533 adet veri k├╝mesi bulunmaktad─▒r. 2767 veri YSA┬ĺy─▒ test etmek amac─▒yla kullan─▒lmaktad─▒r. Test etmede kullan─▒lan veriler rasgele belirlenmi┼čtir. GY algoritmas─▒ i├žin iterasyon say─▒s─▒ 50 000 olarak se├žilmi┼čtir. Bu durumda elde edilen rms hata, 0.9383 t├╝r. Farkl─▒ iterasyon say─▒lar─▒ i├žin elde edilen hata de─čerleri Tablo 1┬ĺde verilmi┼čtir.

Tablo 1. Farkl─▒ iterasyon say─▒lar─▒ i├žin elde edilen RMS hata de─čerleri

─░terasyon say─▒s─▒

RMS hata

25000

0.9284

50000

0.9383

75000

0.9384

100000

0.9491

-0.1 ile +0.1 aras─▒nda d├╝zg├╝n olarak da─č─▒t─▒lm─▒┼č rastgele de─čerlerden olu┼čan bir k├╝me, a─čdaki ba─člant─▒ a─č─▒rl─▒klar─▒n─▒n ba┼člang─▒├ž de─čerlerini atamada kullan─▒lm─▒┼čt─▒r. Ayn─▒ zamanda giri┼č verileri -1.0 ile +1.0 aras─▒nda ve ├ž─▒k─▒┼č verileri -0.8 ile +0.8 aras─▒nda skalaland─▒r─▒lm─▒┼čt─▒r.

├çal─▒┼čmada, birka├ž denemeden sonra en uygun a─č yap─▒s─▒n─▒n, ilk ve ikinci gizli katta alt─▒ n├Âron kullan─▒ld─▒─č─▒ zaman elde edildi─či g├Âr├╝lm├╝┼čt├╝r. GY algoritmas─▒ i├žin parametre de─čerleri: ─░lk gizli kat i├žin ├Â─črenme katsay─▒s─▒ 0.3, ikinci gizli kat i├žin 0.2 ve ├ž─▒k─▒┼č kat─▒ i├žin 0.15 dir. Momentum katsay─▒s─▒ 0.4 olarak se├žilmi┼čtir.

Bu ┼čartlar alt─▒nda YSA┬ĺn─▒n e─čitilmesi sonucunda elde edilen test sonu├žlar─▒ ┼×ekil 3┬ĺde g├Âsterilmektedir. ┼×ekil 3┬ĺde yatay eksen YSA┬ĺy─▒ test etmede kullan─▒lan test verilerini, d├╝┼čey eksen ise bu verilerin hangi tipteki u├ža─ča ait oldu─čunu g├Âstermektedir. Daha ├Ânce de belirtildi─či gibi YSA┬ĺy─▒ test etmek amac─▒yla 2767 veri k├╝mesi kullan─▒lm─▒┼čt─▒r. Test amac─▒yla kullan─▒lan veriler rasgele belirlendi─či i├žin herbir hedef i├žin kullan─▒lan test verisi say─▒s─▒ farkl─▒d─▒r. ┼×ekil 3┬ĺden de a├ž─▒k├ža g├Âr├╝lebilece─či gibi ger├žek u├žak radarlar─▒ndan al─▒nan verilerle yap─▒lan YSA ile e─čitme i┼člemi sonucunda alt─▒ farkl─▒ u├ža─č─▒n tipi ba┼čar─▒yla tespit edilmi┼čtir.

V. SONUÇ

G├╝r├╝lt├╝l├╝ ├ževrelerde radar hedef tipi belirleme ├Âzellikle askeri ama├žl─▒ uygulamalar i├žin olduk├ža ├Ânemli bir problemdir. Bu ├žal─▒┼čmada alt─▒ farkl─▒ ger├žek u├ža─č─▒n tipi, YSA┬ĺlar kullan─▒larak ba┼čar─▒l─▒ bir ┼čekilde belirlenmi┼čtir. YSA┬ĺ─▒ e─čitme i┼člemi off-line olarak ger├žekle┼čtirilmi┼čtir. Uygun VLSI ger├žekle┼čtirilerek YSA┬ĺn─▒n ger├žek zaman (real-time) performans─▒ da belirlenebilir. Burada kullan─▒lan YSA modelinin avantajlar─▒, kolayl─▒kla uygulanabilmesi ve elde edilen sonu├žlar─▒n do─črulu─čudur. M├╝hendislik uygulamalar─▒ i├žin, basit modeller olduk├ža kullan─▒┼čl─▒d─▒r. Bu sebeple bu ├žal─▒┼čmada verilen YSA modeli, m├╝hendisli─čin bir├žok alan─▒nda farkl─▒ ama├žlar i├žin kullan─▒labilir.

┼×ekil 3. Hedef tipi belirlenmesi i├žin YSA test verisi sonu├žlar─▒

KAYNAKLAR

C.E. Baum, The Singularity Expansion Method in Trainsient Electromagnetic Fields, L.B. Felsen, Ed. New York: Springer-Verlag, Ch. 3, pp. 129-179, 1976.

D.E. Rumelhart and J.L. McClelland, Parallel Distributed Processing, Vol. 1, MIT Press, Cambridge, 1986.

A. Maren, C. Harston and R. Pap, Handbook of Neural Computing Applications, Academic Press, London, ISBN 0-12-471260-6, 1990.

S. Sagiroglu and K. G├╝ney, Calculation of Resonant Frequency for an Equilateral Triangular Microstrip Antenna Using Artificial Neural Networks, Microwave Opt. Technol. Lett., Vol. 14, No. 2, pp. 89-93, 1997.

S. Sagiroglu, K. G├╝ney and M. Erler, Resonant Frequency Calculation for Circular Microstrip Antennas Using Artificial Neural Networks, Int. J. of RF Microwave and Millimeter-Wave Computer-Aided Engineering, Vol. 8, pp. 270-277, 1998.

D. Karaboga, K. G├╝ney, S. Sagiroglu, M. Erler, Neural Computation of Resonant Frequency of Electrically Thin and Thick Rectangular Microstrip Antennas, IEE Proceedings-Microwaves, Antennas and Propagation, Pt.H., Vol. 146, pp. 155-159, 1999.

W.D. Blair, G.A. Watson, T. Kirubarajan, Y. Bar-Shalom, Benchmark for Radar Allocation and Tracking in ECM, IEEE Transactions on Aerospace and Electronic Systems, Vol. 34, No. 4, pp. 1097-1114, 1998.

Yorum ekle 12 Temmuz 2007

┼×arbon

┼×ARBON

┼×arbon, Bacillus anthracis adl─▒ spor olu┼čturan bir bakteri taraf─▒ndan meydana getirilen akut bir hastal─▒kt─▒r. ┼×arbon ├žo─čunlukla ├žift t─▒rnakl─▒ memelilerde g├Âr├╝l├╝r. ─░nsanlar─▒ da enfekte edebilir. Hastal─▒─č─▒n semptomlar─▒ nas─▒l al─▒nd─▒─č─▒na g├Âre de─či┼čmekle birlikte genellikle temastan sonra 7 g├╝n i├žerisinde g├Âr├╝l├╝r. ─░nsandaki ┼čarbonun en ciddi formlar─▒ akci─čer ┼čarbonu, cilt ┼čarbonu ve barsak ┼čarbonudur. Akci─čer ┼čarbonunun ba┼člang─▒├ž belirtileri so─čuk alg─▒nl─▒─č─▒na benzer. Birka├ž g├╝n i├žerisinde ciddi solunum problemleri ve ┼čoka kadar ilerler. Akci─čer ┼čarbonu s─▒kl─▒kla ├Âld├╝r├╝c├╝d├╝r. Barsak ┼čarbonu basille kirlenmi┼č yiyeceklerin al─▒m─▒n─▒ takiben ba┼člar ve sindirim sisteminin akut bir enflamasyonu ┼čeklindedir. Ba┼člang─▒├žta bulant─▒ , i┼čtah kayb─▒ , kusma ve ate┼č ile ba┼člayan belirtileri , kar─▒n a─čr─▒s─▒ , kan kusma ve ┼čiddetli ishal takip eder. ┼×arbonun insandan insana direkt bula┼č─▒m─▒ g├Âr├╝lebilirse de ├žok nadirdir. Bu y├╝zden ayn─▒ bula┼č kayna─č─▒yla temas etmedi─či s├╝rece hastayla temas─▒ olan arkada┼č, e┼č, ├žocuk gibi ki┼čilerin ba─č─▒┼č─▒klanmas─▒na gerek yoktur. ┼×arbonla kar┼č─▒la┼čm─▒┼č ki┼čilerde enfeksiyon antibiyotik tedavisi ile engellenebilir. ┼×arbonda erken antibiyotik tedavisi esas olup, gecikme ya┼čam ┼čans─▒n─▒ azalt─▒r. ┼×arbon genellikle penisiline, doksisikline ve florakinolonlara duyarl─▒d─▒r.

Antraks(┼×arbon) Nedir?

Antraks neden g├╝ncel olmu┼čtur?

Antraks ne s─▒kl─▒ktad─▒r ve kimlerde g├Âr├╝lebilir?

─░nsanlardaki hastal─▒k en s─▒k olarak, hayvanlar─▒n hastal─▒ktan etkilendi─či tar─▒msal b├Âlgelerde g├Âzlenir. G├╝ney ve Orta Amerika, G├╝ney ve Do─ču Avrupa, Asya, Afrika, Karayipler ve Ortado─ču g├Âzlendi─či b├Âlgeler aras─▒ndad─▒r. Normal ┼čartlar alt─▒nda yaln─▒zca infekte hayvanlar veya ├╝r├╝nleriyle temas halinde olan insanlarda hastal─▒k ortaya ├ž─▒kabilir. Bu ├Âzelli─čiyle antraks daha ├žok k─▒rsal kesimde veya tar─▒m sekt├Âr├╝nde bir meslek hastal─▒─č─▒ olarak kar┼č─▒m─▒za ├ž─▒kabilir. Ayr─▒ca hastal─▒─č─▒n hayvanlarda kontrol alt─▒nda tutulamad─▒─č─▒ ├╝lkelerden gelen hayvansal ├╝r├╝nler arac─▒l─▒─č─▒ ile de (y├╝n, k─▒l, post vb.) enfeksiyon g├Âr├╝lebilir (end├╝striyel antraks).

Antraks─▒n semptomlar─▒ nelerdir?

Hastal─▒─č─▒n semptomlar─▒ hastal─▒─č─▒n bula┼čma ┼čekliyle de─či┼čmektedir, ancak semptomlar genellikle 7 g├╝n i├žinde ortaya ├ž─▒kar.

Cilt enfeksiyonu: ├ço─čunlukla (yakla┼č─▒k %95) antraks enfeksiyonlar─▒, enfekte hayvanlar─▒n kontamine y├╝n, post, deri veya k─▒l ├╝r├╝nleri (├Âzellikle ke├ži k─▒l─▒) gibi ├╝r├╝nlerinin i┼členmesi s─▒ras─▒nda derideki kesik veya s─▒yr─▒ktan bakterinin girmesi ile olu┼čur. Deri enfeksiyonlar─▒ b├Âcek ─▒s─▒r─▒─č─▒na benzer ka┼č─▒nt─▒l─▒ bir ┼či┼člik ┼čeklinde ba┼člar, 1-2 g├╝n i├žinde vezik├╝l haline d├Âner, daha sonra a─čr─▒s─▒z ├╝lser ┼čeklini al─▒r. ├ťlser genellikle 1-3 cm ├žap─▒ndad─▒r ve karakteristik olarak merkezinde siyah nekrotik (├Âl├╝) bir alan vard─▒r. Yak─▒n b├Âlgedeki lenf bezleri ┼či┼čebilir. Tedavi edilmeyen cilt enfeksiyonunda vakalar─▒n %20┬ĺsi ├Âl├╝mle sonu├žlan─▒r. Uygun antimikrobiyal tedavi ile ├Âl├╝m nadirdir.

Solunum yolu enfeksiyonu: Ba┼člang─▒├ž semptomlar─▒ bir so─čuk alg─▒nl─▒─č─▒n─▒ taklit edebilir. Birka├ž g├╝n sonras─▒nda semptomlar a─č─▒r solunum sorunlar─▒ ve ┼čoka kadar ilerleyebilir. ├ço─čunlukla ├Âl├╝mc├╝ld├╝r.

Sindirim sistemi enfeksiyonu: Antraks─▒n sindirim sistemi hastal─▒─č─▒ kontamine et t├╝ketilmesini takiben g├Âr├╝l├╝r ve sindirim kanal─▒n─▒n akut inflamasyonu ile karakterizedir. Ba┼člang─▒├ž belirtileri bulant─▒, i┼čtah kayb─▒, kusma, ate┼č ve takiben kar─▒n a─čr─▒s─▒, kan kusma, a─č─▒r ishaldir. Sindirim sistemi antraks vakalar─▒nda ├Âl├╝m oran─▒ %25-60 aras─▒ndad─▒r.

Antraks genellikle nerede g├Âzlenir?

T├╝m d├╝nyada bulunabilir. S─▒kl─▒kla geli┼čmekte olan veya genel veteriner sa─čl─▒k programlar─▒ olmayan ├╝lkelerde g├Âzlenir. G├╝ney ve Orta Amerika, G├╝ney ve Do─ču Avrupa, Asya, Afrika, Karayipler ve Ortado─ču ├╝lkeleri gibi d├╝nyan─▒n belirli b├Âlgelerindeki hayvanlarda di─čerlerinden daha s─▒k rapor edilir.

Antraks ki┼čiden ki┼čiye yay─▒l─▒r m─▒?

Ki┼čiden ki┼čiye antraks bula┼čmaz veya ├žok d├╝┼č├╝k bir olas─▒l─▒kt─▒r. Bu nedenle hastalar karantinaya al─▒nmaz. Solunum sistemi antraks─▒ olan hastalar─▒n izlemi s─▒n─▒rlanmaz veya ziyaret bula┼čma i├žin endi┼če olu┼čturmaz.

Enfeksiyondan korunman─▒n bir yolu var m─▒?

Antraks─▒n s─▒k oldu─ču ve hayvan s├╝r├╝lerinin a┼č─▒lanma seviyelerinin d├╝┼č├╝k oldu─ču ├╝lkelerde ├žiftlik hayvanlar─▒ ve hayvan ├╝r├╝nleriyle temastan ka├ž─▒n─▒lmal─▒d─▒r; uygun kesilmemi┼č ve pi┼čirilmemi┼č etlerin yenmesinden sak─▒n─▒lmal─▒d─▒r.

─░nsanlarda kullan─▒m─▒ i├žin ABD┬ĺde bir a┼č─▒ lisans alm─▒┼čt─▒r. Fakat toplumun rutin a┼č─▒lamas─▒nda kullan─▒labilecek antraks a┼č─▒s─▒ geli┼čtirilememi┼čtir. Mevcut a┼č─▒ yaln─▒zca endemik b├Âlgelere g├Âreve giden askerlere ve gerekti─činde g├╝mr├╝k g├Ârevlilerine uygulanmaktad─▒r. A┼č─▒n─▒n antraksa kar┼č─▒ %93 oran─▒nda etkin koruma sa─člad─▒─č─▒ rapor edilmi┼čtir.

Antraks a┼č─▒s─▒ nedir?

Antraks a┼č─▒s─▒ d├╝nyaya BioPort ┼×irketi (Lansing, Michigan) taraf─▒ndan ├╝retilip da─č─▒t─▒lmaktad─▒r. A┼č─▒; h├╝cre i├žermeyen filtrat a┼č─▒s─▒d─▒r; bu haz─▒rlanmas─▒nda ├Âl├╝ veya canl─▒ bakteri i├žermedi─či anlam─▒na gelmektedir. Son ├╝r├╝n adjuvan olarak 2.4 mg┬ĺdan fazla al├╝minyum hidroksit i├žermemektedir. Hayvanlar i├žin haz─▒rlanm─▒┼č a┼č─▒lar insanlara uygulanmamal─▒d─▒r.

Kimler antraksa kar┼č─▒ a┼č─▒lanmal─▒d─▒r?

A┼ča─č─▒daki gruplar─▒n a┼č─▒lanmas─▒ ├Ânerilmektedir:

┬ž Laboratuarda organizmayla direkt olarak ├žal─▒┼čanlar.

┬ž ─░thal edilmi┼č hayvan postu veya k├╝rk├╝ kaynakl─▒ antraks sporlar─▒ ile temas─▒n engellenemedi─či ko┼čullarda ├žal─▒┼čanlar.

┬ž Hastal─▒─č─▒n y├╝ksek s─▒kl─▒kta g├Âzlendi─či b├Âlgelerde potansiyel olarak enfekte hayvan ├╝r├╝nleriyle ├žal─▒┼čanlar.

┬ž Organizmayla temas riskinin y├╝ksek oldu─ču alanlara g├Ânderilen askeri personel (biyolojik sava┼č silah─▒ olarak kullan─▒ld─▒─č─▒nda)

┬žHamile bayanlar sadece, ger├žekten gerekli oldu─ču durumlarda a┼č─▒lanmal─▒d─▒r.

Antraks a┼č─▒lamas─▒ i├žin protokol nedir?

─░mm├╝nizasyon 2 hafta aralarla yap─▒lan 3 doz derialt─▒ uygulamay─▒ ve takibeden 6,12 ve 18. aylardaki derialt─▒ enjeksiyonunu i├žerir. A┼č─▒n─▒n ek (booster) enjeksiyonlar─▒ daha ileride gerekmektedir.

Antraks a┼č─▒s─▒n─▒n yan etkileri var m─▒d─▒r?

Hafif lokal reaksiyonlar %30 g├Âzlenebilir, enjeksiyon sahas─▒nda hafif duyarl─▒l─▒k ve k─▒zar─▒kl─▒─č─▒ i├žerir. A─č─▒r lokal reaksiyonlar nadirdir, lokal reaksiyona ek olarak ├Ân kolun yayg─▒n ┼či┼čkinli─čini i├žerir. Sistemik reaksiyonlar a┼č─▒lananlar─▒n %0.2┬ĺsinde g├Âzlenir.

Antraksa tan─▒ nas─▒l konur?

Antraks, kandan, deri lezyonlar─▒ndan veya solunum sekresyonlar─▒ndan B.anthracis izolasyonu sonucu veya ┼č├╝pheli vakalar─▒n kan─▒nda spesifik antikorlar─▒n ├Âl├ž├╝m├╝ ile tan─▒ al─▒r.

Yorum ekle 12 Temmuz 2007

┬Çkimyasal Maddelerin Organizma D─▒┼č─▒ndaki Ortamda Mikroorganizmalar ├ťzerine

┬ÇKimyasal maddelerin organizma d─▒┼č─▒ndaki ortamda mikroorganizmalar ├╝zerine olan ├Âld├╝r├╝c├╝ veya ├╝remelerini durdurucu etkilerine bak─▒larak hastal─▒klar─▒n sa─čalt─▒m─▒nda bu maddelerden yararlanma fikri olduk├ža eskidir.kemoterapik madde, ├žok k├╝├ž├╝k miktarlarda mikroorganizmalar ├╝zerinde zarar verici etkileri fazla, buna kar┼č─▒l─▒k organizma ├╝zerindeki etkileri ├žok az olan ya da hi├ž bulunmayan, enfeksiyonik hastal─▒klar─▒n sa─čalt─▒m─▒ amac─▒ ile kullan─▒lan kimyasal maddelerdir.se├žici toksik etki dedi─čimiz bu ├Âzellik, kemoterapiklerle antiseptik maddelerin aras─▒ndaki ba┼čl─▒ca ayr─▒md─▒r.

Mikroorganizmalar soliter canl─▒ h├╝crelerdir.organizman─▒n da yap─▒s─▒n─▒ canl─▒ h├╝creler olu┼čturur.Bu h├╝crelerin de mikroplar gibi se├žici ge├žirgenzarlar─▒, benzer yap─▒da stoplazmalar─▒ ve metobolizmalar─▒n─▒ sa─člayan mikroplar─▒nkine benzer enzimler vard─▒r.Bu durumda bir kemoterop├Âtik maddenin mikroplarla organizma aras─▒nda se├žici toksik olmas─▒ olay─▒n─▒n zorlu─ču ortaya ├ž─▒kar.

Kemoterapide Paul Elrich taraf─▒ndan ortaya at─▒lan ilk ad─▒mlardan sonra esasl─▒ ilerlemeler 1935′de Domagk’─▒n ilk s├╝lfonamidleri sa─čalt─▒ma sokmas─▒ndan sonra g├Âr├╝l├╝r.

Bir boya maddesi olan prontosil’in vitro bakterilere etkili olmas─▒na kar┼č─▒n in vivo onlara etki etmesi bu maddenin esas etkileyici k─▒sm─▒n─▒n ara┼čt─▒r─▒lmas─▒na yol a├žm─▒┼č ve sonunda prontosilin hem in vivo ve hem de in vitro aktif olan k─▒sm─▒n─▒n para-aminobenzen-s├╝lfonamid’in bulunmas─▒na olanak sa─člam─▒┼čt─▒r.

1929 y─▒l─▒nda Fleming taraf─▒ndan bulunmu┼č ve toksik etkleri nedeniyle kemoterapiye sokulmam─▒┼č ancak labaratuvar ├žal─▒┼čmalar─▒nda kullan─▒lagelmi┼č olon penisilin’in 1940 y─▒l─▒nda Chein ve Florey’in ├žal─▒┼čmalar─▒ ilekeoterapi alan─▒na sokulabilmesi, kimyasal maddelerlesa─čalt─▒mda yeni ufuklar─▒n a├ž─▒lmas─▒na neden olmu┼č ve antibiyotiklerin ortaya ├ž─▒kmas─▒n─▒ sa─člam─▒┼čt─▒r.

Antibiyotikler, baz─▒ bakteri veya mantar t├╝r├╝ mikroorganizmalar taraf─▒ndan ├╝reme ortamlar─▒nda olu┼čturulan ve ba┼čka mikroplar i├žin mikrobiyostatik ya da mikrobisid etki g├Âsteren ve sa─čalt─▒m─▒nda kullan─▒lan maddelerdir.

Antibiyotiklerin bir ├žo─ču bug├╝n sentetik ya da semi sentetik y├Ântemlerle elde edilmektedirler.bug├╝nklinikte antibiyotik deyimi sa─čalt─▒mda kullan─▒lan kemoterop├Âtik ve antibiyotik niteli─čindeki maddeler i├žin genel bir ad olarak kullan─▒lmaktad─▒r.Antimikrobik deyimi de her ikisini de kapsar anlamda kullan─▒lmaktad─▒r.

KEMOTERAP├ľT─░KLER─░N M─░KROPLARA ETK─░ MEKAN─░ZMASI

Kemoterop├Âtik maddelerin mikroplar ├╝zerine iki t├╝rl├╝ etkisi vard─▒r.B─░rincisi ├╝remelerini durdurucu (mikrobiyostatik),ikincisi de ├Âld├╝r├╝c├╝ (jermisid=mikrobisit) etkilerdir.Genel olarak her kemoterop├Âtik madde, konsantrasyonuna ba─čl─▒ olmak ├╝zere ba┼člang─▒├žtamikrobiyostatik ve daha sonra y├╝ksek yo─čunluklarda mikrobisit etki ederler.├ľnemli olan organizmaya zarar vermeyen terap├Âtik dozlar─▒ndaki etkilerdir.Buna g├Âre kemoterap├Âtikler, sa─čalt─▒m dozlar─▒n─▒n etkinli─čine g├Âremikrobiyostatik ve mikrobisit diye iki grupta toplan─▒rlar.

Bug├╝n bilinen ba┼čl─▒ca etki mekanizmalar─▒ndan en ├Ânemlileri a┼ča─č─▒da bildirilmektedir.

1.DNA olu┼čumas─▒n─▒ ve DNA’da transktipsiyonu engelleyen etki:

a. Folik asit sentezini engelleyip purin ve timidin olu┼čmas─▒n─▒ dolay─▒s─▒yla DNA sentezini bloke ederek etki:

S├╝lfonamidler bu t├╝r etkiye tipik ├Ârneklerdir.Bir├žok mikroorganizmada n├╝kleik asitlerin sentezinde rol pynayan baz─▒ enzimlerin faaliyeti folik asite ba─čl─▒d─▒r.Folik asit formul├╝ne bir g├Âz at─▒lacak olursa bunun puroamino benzik asit ile birbirine ba─članm─▒┼č bir pterin ve bir glutamik asit molek├╝l├╝nden ibaret oldu─ču g├Âr├╝l├╝r.Hakiki s├╝lfonamidlerin (sulfanilamid, sulfapiridin, sulfathizol, sulfadiazin) form├╝l├╝ ise folik asit yap─▒s─▒ndaki esansiyel metabolit madde olan benzoik asite benzemektedir.Benzoik asit mikroorganizmalar i├žin bir esansiyel metabolittir.

Esansiyel metabolit diye h├╝crenin i┼člevlerinin y├╝r├╝t├╝lebilmesi i├žin kesin olarak gerekli, asla enerji kayna─č─▒ olarak kullan─▒lmayan ve h├╝cre i├žin hayatsal ├Ânemi bulunan maddelere denir. Aradaki kimyasal rekabet nedeni ile benzoik asitin yerine ge├žen s├╝lfonamidler, folik asitin yap─▒s─▒n─▒ ve dolay─▒s─▒yla i┼člevini bozarlar.Folik asit sentezi engellenince p├╝rin ve thymidin olu┼čmas─▒ bloke olur. Dolay─▒s─▒yla h├╝crenin birbirine ba─čl─▒ olan b├╝t├╝n i┼člevleri de durur (Mikrobiyostazis). Olay dolayl─▒ olarak DNA sentezini etkiler.

Hayvansal h├╝crelerin enzimatik etkilerinde de folik asitin rol├╝ vard─▒r. Ancak bu organizmalar folik asiti b├╝yelerindesentez etmezler. D─▒┼čar─▒dan haz─▒r olarak al─▒rlar. Bu suretle benzoik asit hayvansal h├╝creler i├žin bir esansiyel metabolik madde de─čildir. Onlar i├žin esansiyel metabolit olan madde folik asittir. S├╝lfonamidlerin selektif toksisitesi bu esasa dayan─▒r.

Para amino salistik asit (PAS) Mycobacterium tuberulosis’in ├╝remesini durdurdu─ču halde ba┼čka bakterilere kar┼č─▒ etkisizdir. Asl─▒nda bu maddenin de bir benzoik asit antagonisti olarak etki olmas─▒na kar┼č─▒n yaln─▒z t├╝berk├╝loz basiline etki edebilmesi, PAS’─▒n bu bakteride benzoik asit ile enzimin farkl─▒ yan─▒na etkili olabilmesi ile a├ž─▒klanabilir.

Trimetrophim bakteri ve protozoerlerin dihidrofolik asit red├╝ktaz enzimlerini, memelilerin ayn─▒ nitelikteki enzimlerine g├Âre 50.000 kat daha y├╝ksek oranda inhibe eder ve bu suretle bakteri ve protozoerlerin ├╝remelerini ├Ânler. Dihidrofolik asit red├╝ktaz enzimi dihidrofolik asiti tetrahidrofolik asite red├╝kte eder. Bu kimyasal basamak p├╝rinlerin sentezinde ├Ânem ta┼č─▒r. Bu nedenle enzimin inhibisyonu dolayl─▒ olarak DNA inhibisyonuna yol a├žar. Sulfamidler trimetoprim ile birlikte kullan─▒ld─▒─č─▒nda , folik asit sentezinde g├Âsterdikleri kademeli blokaj etkisi nedeni ile kemoterap├Âtik etki birka├ž misli daha fazla olur. 5 k─▒s─▒m s├╝lfamethoxazole ve 1 k─▒s─▒m trimethoprime kar─▒┼č─▒m─▒ preparatlar bir├žok bakterilerin yapt─▒─č─▒ idrar yollar─▒, sindirim sistemi enfeksiyonlar─▒ ile baz─▒ parazitozlarda (malarya v.b.) ba┼čar─▒ ile kullan─▒l─▒r.

b. DNA’ya ba─čl─▒ RNA polimeraz─▒ inhibe ederek etki:

Rifampin bu t├╝r etkiye ├Ârnektir.DNA’ya ba─čl─▒ RNA polimeraza g├╝├žl├╝ bir ┼čekilde ba─članarak RNA sentezini inhibe eder. ├ľzellikle kazaifiye ba─čl─▒ b├Âlgelerde yerle┼čmi┼č, metabolizma aktivitesi yava┼člam─▒┼č Mycobacterium tuberculosis ├╝zerindeki etkisi belirgindir. De─či┼čik ya da benzer bir etkiyi vir├╝sler g├Âsterir. Bakteriler ├╝zerindeki etkisi bakterisiddir. Actinomycinin etkisi de benzer nitelikte olmakla beraber memeli hayvan h├╝creleri i├žin ├žok toksiktir.

c. Thiymidilate synthetase’─▒ bloke ederek transkripsiyonu ├Ânleme etkisi:

5-Fluctocine bu t├╝r etki eden sentetik bir kemoterap├Âtiktir. Mantar h├╝creleri iinde metabolize edilerek 5- fluorouracyl’e d├Ân├╝┼čt├╝r├╝l├╝r. Etki bu yoldan olur. Memeli h├╝crelerinde metabolize edilimez.

d. DNA sentezini ve bu suretle DNA vir├╝slerinin replikasyonunu ├Ânleyerek etki eden halogenle┼čmi┼č primidinler, ├Ârne─čin 5-iodo-2′deoxyuridine (=idoxuridine=─░DU) memeli hayvan h├╝creleri i├žin toksik oldular─▒ndan lokal uygulamalarda kullan─▒l─▒r. Antivial kemoterap├Âtiklerden cytarabine ve adenine arabinosid’in etkiside DNA ├╝zerinedir.

e. DNA ile s─▒k─▒ bile┼čikler yaparak etkili olan mitomycinler ├žok toksiktir.

f. Quinolone’lar DNA gyrase enzimine ba─član─▒p onu bloke ederler. Bu durumda s├╝per sarmal olu┼čumas─▒ durur, bakteri kar─▒┼č─▒k bir mekanizma sonucunda ├Âl├╝r.

2. H├╝cre ├çeperi (Duvar─▒) Sentezini ├ľnleme Etkisi:

Do─čal; biyosentetik ve semisentetik penisilinler ve sefalospo-rin’lerin etkisi bu yol ile olur. Bu etki bakteri h├╝cresi ├žeperindeki temel madde peptidoglikan─▒n olu┼čumunda rol oynayan transpeptidaz ve karboksipeptidaz enzimlerinin i┼člevlerinin bloke edilmesine dayan─▒r. Etkinin anti metabolit etki bi├žiminde olup olmad─▒─č─▒ kesinlik kazanmam─▒┼čt─▒r. Bu suretle murein’in sentezi bozulur. Penisilinin birle┼čti─či transpeptidazlara ve di─čer baz─▒ enzimlere penisilin ba─člayan proteinler (PBP) ad─▒ verilir. Bunlar birka├ž ├že┼čit olup PBP-1a, PBP-1b, PBP-2, PBP-3 diye adland─▒r─▒l─▒r. H├╝cre ├žeperi sentezi yaln─▒z gen├ž ve ├╝remekte olan bakterilerde olageldi─činden penisilin ve sefalosporinlerin etkisi de yaln─▒z aktif ├╝reme d├Ânemi boyunca olur. Bu etki sonunda h├╝cre ├žeperinin olu┼čumu durur, hatta litik bir enzimatik etkinin ortaya ├ž─▒kmas─▒ ile ├žeper erir. Bakteriler de eriyerek harap olurlar (bakterisid etki). Y├╝ksek ozmotik ortamdaki bakteriler, penisilinler ile kar┼č─▒la┼čt─▒klar─▒ takdirde h├╝cre ├žeperlerini kaybetmeerine ra─čmen ya┼čamaya devam ederler. Kemoterap├Âtiklerle ili┼čki kuran bakterilerin protoplast, sferoplast ve ‘’L'’ formlar─▒n─▒n olu┼čum mekanizmas─▒n─▒n bu yol ile oldu─ču bilinmektedir. Memelilerin h├╝crelerinde bakterilerinkine benzer bir h├╝cre ├žeperi bulunmad─▒─č─▒ndan bunlara t├╝rdeki bir etki d├╝┼č├╝n├╝lemez.Bu y├╝zdendir ki organizamada milyonlarca ├╝nite penisilin’e tahamm├╝l edilebilmektedir.

Bakteriler penisilinlerden korunmak i├žin penisilin’i par├žalayan enzimler (beta laktamaz) yaparlar. Ancak metisilin ve kloksasilin gibi penisilinler bu enzimlerden zarar g├Ârmedikleri gibi onlar─▒ ba─člarlar. ├ľzellikle gram olumsuz bakterilere kar┼č─▒ ampisilin gibi etkili ancak enzimlere duyarl─▒ antibiyotiklerin, yukar─▒da ad─▒ ge├žen metisilin gibi etki alan─▒ s─▒n─▒rl─▒ fakat enzim ba─člay─▒c─▒ etkisi olan penisilin’lerle birlikte kullan─▒lmas─▒ halinde sinerjik etki g├Âr├╝l├╝r.

Basitrasin, vankomisin, teikoplanin, ristosetin ve novabiosin gib antibiyotikler de bakteri h├╝cre ├žeperinin olu┼čumunu erken d├Ânemde etkilemekte ve bu arada olu┼čan h├╝cre zar─▒ndan da ge├žerek etki mekanizmalar─▒ ba┼čka y├Ânlerde daha geni┼č ├žapta olmaktad─▒r.

3. H├ťCRE ZARINA ETK─░:

Kematerap├Âtikler, stoplazmik zar ├╝zerine ya zar─▒ eritici veya se├žici ge├žirgenli─čini bozucu etki yaparlar. Stoplazmik zar, h├╝cre ├žeperi bozulmaks─▒z─▒n eriyerek kaybolur ve bakteri ├Âl├╝(bakterisit etki). Stoplazmik zara etki i├žin bakterilerin aktif ├╝reme d├Âneminde bulunmas─▒na gerek yoktur. Polimyxsin’ler (A,B,C,D,E) bakteriler ├╝zerine ve polyen’ler baz─▒ mantarlar ├╝zerine bu ┼čekilde etki ederler. Hayvan h├╝cresi stoplazmik zar fonksiyonu ile bakteri stoplazmik zar─▒ i┼člevler benzer nitelikte oldu─čundan kemoterap├Âtiklerin selektif totsik etkisi g├╝├žt├╝r. Bu nedenle ad─▒ ge├žen kemoterap├Âtikler h├╝cre i├žin de olduk├ža toksik maddelerdir. Bununla beraber gerek hayvansal h├╝crelerin stoplazmik zarlar─▒n─▒n ayr─▒ yap─▒da olmas─▒ gerekse bakteri ve mantar stoplazmik zar yap─▒lar─▒ aras─▒nda g├Âr├╝len ufak tefek ayr─▒mlar ila├žlar─▒n se├žici toksik etki yapmalar─▒na neden olmaktad─▒r. Polymyxin ve polyen’lerin etkisi y├╝zeye etkin deterjanlar gibi olup polyenler mantarlarda bulunup bakterilerde bulunmayan steroller ├╝zerine etkilidir. Bir polyen olan amphotericin B, colistin ve nystatinin de benzer etkileri vard─▒r.

Mantarlara etkili imidazol’ler membran lipidrinin biyosentezini inhibe ederek zar b├╝t├╝nl├╝─č├╝n├╝ bozar.

4. PROTE─░N SENTEZ─░NE ETK─░:

Kloramfenikol, tetrasiklinler, eritromisin ve benzerleri, linkomisin ve aminoglikozitler bakterilerde protein sentezini inhibe edebilirler.Her ne kadar bu maddelerin protein sentezi ├╝zerine olan etkilerinin ┼čekli kesinlikle ortaya konulmam─▒┼č ise de ├žo─čunlu─čunun etki mekanizmas─▒n─▒n ribozomlarla yak─▒n ili┼čkide oldu─ču bilinmektedir. Bakterilerin 70S, memli h├╝crelerinin 80S ribozomlar─▒na sahip olmalar─▒, bunlar─▒n alt birimlerinin de─či┼čik bulunmas─▒ (Bakterilerde 30S +50S, memelilerde 40S+ 60S), kimyasal yap─▒lar─▒n─▒n ve i┼člevlerinin ayr─▒ g├Âstermeleri, kemoterap├Âtiklerin etki mekanizmalar─▒n─▒n selektif toksik sonu├ž vermesini a├ž─▒klamaktad─▒r.

Protein sentezini engelleyen antibiyotiklerin etki mekanizmalar─▒ ile ilgili olarak bilinen ba┼čl─▒ca noktalar ┼čunlard─▒r:

a. Ribozomlar─▒n 30S alt birimlerinideki bir proteine ba─članarak protein sentezini engelleyenlerden aminocyclitol’lerde aminoglycoside’ler (gentamisin, tabromycin, amicacin, streptomycin, kanamycin, netimycin, neomycin) bir yandan pebdit olu┼čumunun ba┼člat─▒c─▒ kompleksinin (mRNA + formyl methionine + tRNA ) olu┼čmas─▒n─▒ bloke etmek, mRNA’n─▒n yanl─▒┼č okunmas─▒na yol a├žarak yanl─▒┼č ve fonksiyonu olmayan protein olu┼čturmak bir yandan da poliribozomlar─▒ par├žalamak suretiyle bakterisid etki g├Âsterirler.

Aminoglikozidlere kar┼č─▒ diren├ž kromozoma ba─čl─▒ olarak 30S birimindeba─člant─▒ proteinlerinin olu┼čmamas─▒ plazmite ba─čl─▒ olarak da antibiyoti─či par├žalayan enzimlerin olu┼čturulmas─▒ ve stoplazmik zar─▒n kemoterap├Âti─če kar┼č─▒ ge├žirgenli─činin kalkmas─▒ yoluyla olu┼čur.

Aminoglikozidlere aminoglycoside yap─▒s─▒nda olmayan spectinomycin de ribozomlar─▒n 30S par├žas─▒na ba─član─▒r. Ancak mRNA’n─▒n okunmas─▒n─▒ engellemeden protein sentezini engeller.Etkisi geri d├Ân├╝c├╝ oldu─čundan bakteriyostatiktir.

Tetracyclin’ler de ribozomlar─▒n 30S alt birimlerine reversibi (geri d├Ân├╝c├╝) olarak ba─član─▒p tRNA’n─▒n mRNA’ya ba─članmas─▒n─▒ engeller. Etkileri bakteriyostatiktir. Tetrasiklinlere kar┼č─▒ dire├ž genellikle plazmite ba─čl─▒ olarak stoplazmik zar─▒n antibiyoti─če kar┼č─▒ ge├žirgenli─činin yok olmas─▒ ile olu┼čur.

Chloramphenicol ribozomlar─▒n 50S birimine ba─član─▒r. Peptidyl transferaz─▒ inhibe ederek olu┼čturulmak istenen peptid zincirine yeni aminoasitlerin ba─članmas─▒n─▒ engeller. Etki bakteriyostatik olup antibiyotik etkisi kalkt─▒─č─▒nda normale d├Âner. Chloramphenicol’e diren├ž plazmid kontrolu alt─▒nda olup Chloramphenicol transferaz olu┼čturularak antibiyoti─čin tahrip edilmesine ba─član─▒r.

Makrolidler ( crythromycine, oleandomycin) de ribozomlar─▒n 50S birimindeki 23S rRNA proteinine ba─članmakla etkili olurlar. Peptid zincirinin ba┼člat─▒lmas─▒ engellenir. Bakteri direnci kromozomal ya da plazmite ba─članma yan─▒n─▒n eksik olmas─▒ temeline dayan─▒r.

Lincomycin’ler (lincomycin, clindamycin) de ribozomlar─▒n 50S birimlerine ba─član─▒rlar.Etkileri makrolidlerinkine benzer. Diren├žleri de kromozomal mutasyona ba─čl─▒ olarak benzer niteliktedir

ANT─░V─░RAL KEMOTERAP├ľT─░KLER─░N ETK─░ MEKAN─░ZMASI

Yap─▒lar─▒n─▒n ├Âzelli─či ve metabolizmalar─▒n─▒n bulunmamas─▒ nedeniyle vir├╝sler ├╝zerine etkili kemoterap├Âtiklerin say─▒s─▒ s─▒n─▒rl─▒d─▒r. Bunlardan ba┼čl─▒calar─▒ ve etki mekanizmalar─▒ a┼ča─č─▒da verilmektedir.

Idoxuridine ( 5- ─░odo- 2 deoxyuridine) :D NA vir├╝slerinde , DNA’n─▒n timidini yerine ge├žmek suretriyle bu vir├╝slerin replikasyonunu bask─▒lar. ─░nsanlar i├žin de benzer etkisi dolay─▒s─▒yla ├žok toksik oldu─čundan genel kullan─▒m─▒ yoktur. Yaln─▒zca herpes virus enfeksiyonlar─▒nda yerel olarak krem ve pomatlar ┼čeklinde kullan─▒l─▒r.

Cytarabine ( Cytosine arabinoside )’de DNA’n─▒n replikasyonunu engelleyerek antiviral atki g├Âsterir.

Amantadine: Baz─▒ vir├╝slerin duyarl─▒ konak h├╝cre i├žerisine girmesini ve yine bir k─▒s─▒m vir├╝slerin (influenza-A) kapsitlerinin ayr─▒lmas─▒n─▒ bask─▒layarak etkili olur. Toksik ve s─▒n─▒rl─▒ etkisi nedeniyle az kullan─▒l─▒r. Bir t├╝revi olan rimantadine daha az toksiktir.

Vidarabine (Adenine arabinoside, Ara-A) : p├╝rin ve pirimidin analogu olarak viral DNA polimeraz─▒n─▒, memelilerin ayni enzimini etkilemesine g├Âre ├žok daha y├╝ksek oranlarda inhibe ederek etkili olur. Az toksiktir.

Acyclovir (Acycloguanosine): Herpes vir├╝sleri ile enfekte h├╝crelerde, bu virus ile enfekte olmayanlara g├Âre daha h─▒zl─▒ fosforile olarak acycloguanosine - triphosphate olu┼čturur. Bumadde ise herpes vir├╝slerinin DNA polimeraz─▒n─▒, h├╝crenin DNA polimeraz─▒na g├Âre 10-30 kat daha ├žok inhibe ederek etkili olur.

Methisazone (N- methylisatin- b - thiosemicarbazone) : pox vir├╝slerinin replikasyonunu , b├╝y├╝k bir olas─▒l─▒kla bir yap─▒ proteinini inhibe ederek , bloke eder.

ANT─░FUNGAL KEMOTERAP├ľT─░KLER─░N ETK─░ MEKAN─░ZMASI

├ľkaryotik h├╝cre yap─▒s─▒nda olmalar─▒ nedeniye selektif toksik etki g├Âstermek g├╝├ž oldu─čundan antifungal etkili s─▒n─▒rl─▒ say─▒da kemoterap├Âtik bulunmaktad─▒r. Antifungal kemoterap├Âtiklerin etkileri fungusit ya da fungistatik olabildi─či gibi bir iki t├╝r mantara etkili dar spektrumlu ya da ├žok say─▒da mantara etkili geni┼č spektrumlu olabilirler.

Polyen’lerin etkisi h├╝cre zar─▒n─▒n K+, Na+ ve H+ iyonlar─▒n─▒n ge├žirgenli─či ├╝zerindedir. Buetkinin zardaki ergesterol ile birle┼čik olu┼čturarak olu┼čtu─ču kan─▒s─▒ vard─▒r. Memeli h├╝cre membranla─▒ndaki temel sterollerin kolesterol, mantarlardakine ise ergesterol yap─▒s─▒nda olmalar─▒ se├žici toksik etkinin temelidir.

─░midazole┬ĺlerinetkisinin mantarlardakiergosterollerin olu┼čumunu ├Ânleyerek oldu─ču kabul edilir, bunun sonucunda h├╝cre zar─▒nda dest├╝rksiyon, h├╝cre i├ži katyonlarda protein, aminoasit ve n├╝kleotidlerinde eksilme, glikoliz metabolizmas─▒nda bozulmalar olur.

─░midazollerden micanazole ve ketoconazole lipofilik olmalar─▒, kolay metabolize edilmeleri ve toksik olmalar─▒ nedeniyle sistemik manar enfeksiyonlar─▒nda kullan─▒m alan─▒ s─▒n─▒rl─▒d─▒r.Buna kar┼č─▒n yine bir imidazol t├╝revi olan fluconazole daha az toksik ve daha geni┼č spektrumlu olup a─č─▒z yolu ile de etkili olabilen bir antifungal olarak yerini alm─▒┼čt─▒r.

5-Flucytosine ┬Ĺin h├╝cre b├Âl├╝nmesini engelleyici etkisinin yan─▒ s─▒ra, miktar─▒na ba─čl─▒ olarak mayalar ├╝zerinede fungisidal etkisi vard─▒r. Mantar RNA┬ĺlar─▒n─▒n yap─▒s─▒n─▒n bozulmas─▒na yol a├žarak protein ve karbonhidrat sentezi engellenir.

Griseofulvin┬ĺin etki mekanizmas─▒ kesin olarak anla┼č─▒lm─▒┼č de─čildir.Hifin h├╝cre duvar─▒ olu┼čumunu engeller. Ayr─▒ca RNA┬ĺya ba─članarak n├╝kleik asit sentezini etkilemek suretiyle etkili oldu─ču g├Âr├╝┼č├╝ vard─▒r.

Yorum ekle 12 Temmuz 2007

Genetik Olaylar─▒n H├╝crede Molek├╝ler D├╝zeydeki Temeli Genetik Materyal G├Ârev

Genetik olaylar─▒n h├╝crede molek├╝ler d├╝zeydeki temeli genetik materyal g├Ârevini ├╝stlenen n├╝kleik asitlerin yap─▒ ve ├Âzelliklerine dayan─▒r. N├╝kleik asitlerin iki t├╝r├╝ olan deoksiribon├╝kleik asit DNA ve ribon├╝kleik asit RNA temelde ayn─▒ yap─▒sal ├Âzelliklere sahiptir.

Genler, DNA┬Ĺdaki baz─▒ kimyasal dizilimler olan n├╝kleotidlerden meydana gelmi┼čtir. ├ço─čunluk kromozomlar─▒n i├žersinde bulunurlar. Ayr─▒ca DNA molek├╝l├╝ prokaryotlarda (Bakteriler) kromozom d─▒┼č─▒ genetik sistem, olan plazmidlerde, ├ľkaryotik h├╝crelerde genetik materyalin kromozomlar (Nukleus) d─▒┼č─▒nda temel olarak (hayvan ve bitkilerde) mitokondri ve (sadece bitkilerde ve alglerde) kloroplastlarda bulundu─ču bilinmektedir.

1953 y─▒l─▒nda Watson ve Crick DNA molek├╝l├╝n├╝n kendine has ├Âzelliklere sahip bir ├žift sarmal yap─▒ halinde bulundu─čunu ileri s├╝rd├╝ler. Bu ara┼čt─▒r─▒c─▒lar─▒n ├Ânerdikleri DNA yap─▒s─▒ o tarihlerde ba┼čka ara┼čt─▒r─▒c─▒lar taraf─▒ndan ortaya konulan DNA ya ili┼čkin ├Ânemli bulgulara dayanmaktad─▒r. Bunlardan biri, Wilkins ve Franklin taraf─▒ndan, izole edilmi┼č DNA fibrillerinin X-ray ─▒┼č─▒nlar─▒n─▒ k─▒rma ├Âzelliklerinin a├ž─▒klanmas─▒d─▒r. Elde edilen X ─▒┼č─▒n─▒ foto─čraflar─▒, DNA n─▒n zincirlerindeki bazlar─▒n dizili┼č s─▒ras─▒na ba─čl─▒ olmaks─▒z─▒n, ├žok d├╝zenli bi├žimde d├Ân├╝mler yapan bir molek├╝l oldu─čunu g├Âstermektedir. Ayr─▒ca TMV (t├╝t├╝n Mozaik Virusu) ├╝zerinde yap─▒lan ├žal─▒┼čmalar da DNA ile ilgili ├žal─▒┼čmalarda ─▒┼č─▒k tutmu┼čtur.

Bir ba┼čka ├Ânemli bulguda Chargaff taraf─▒ndan saptanm─▒┼čt─▒r. Herhangi bir t├╝re ait DNA n─▒n n├╝kleotidlerine par├žaland─▒─č─▒nda serbest kalan nukleotidlerde adenin miktar─▒n─▒n timine, guanin miktar─▒n─▒n da sitozine daima e┼čit oldu─čunun saptanmas─▒d─▒r.. Yani Chargaff kural─▒┬Ĺna g├Âre do─čal DNA molek├╝llerinde adeninin timine veya guaninin sitozine oran─▒ daima 1┬ĺe e┼čittir. (A/T=1 ve G/C=1).

─░┼čte Watson ve Crick bu bulgular─▒ de─čerlendirerek b├Âyle ├Âzelliklere sahip DNA makro molek├╝l├╝n├╝n sekonder yap─▒s─▒na ait bir model geli┼čtirdiler. Bu modele g├Âre, bir ├žok sorunun a├ž─▒klanmas─▒ yap─▒labildi─činden dolay─▒ 1962 y─▒l─▒nda bu iki bilim adam─▒na Nobel ├ľd├╝l├╝ verildi.

Bu modele g├Âre;

DNA molek├╝l├╝, heliks (=sarmal) ┼čeklinde k─▒vr─▒lm─▒┼č, iki kollu merdiven ┼čeklindedir. Kollar─▒n─▒, yani merdivenin kenarlar─▒n─▒, ┼čeker (deoksiriboz) ve fosfat molek├╝lleri meydana getirir. Deoksiriboz ile fosfat gruplar─▒ ester ba─člar─▒yla birbirlerine ba─članm─▒┼čt─▒r. ─░ki kolun aras─▒ndaki merdiven basamaklar─▒nda geli┼čig├╝zel bir s─▒ralanma yoktur; her zaman Guanin (G), Sitozin┬ĺin (C ya da S); Adenin (A), Timin┬ĺin (T) kar┼č─▒s─▒na gelir. Hem p├╝rin (yani adenin ve guanin) ile pirimidin (yani sitozin ile timin) aras─▒ndaki hidrojen ba─člar─▒, hemde di─čer ba─člar, meydana gelen heliksin d├╝zg├╝n olmas─▒n─▒ sa─člar. P├╝rin ve pirimidin bazlar─▒, yandaki ┼čekerlere (Riboz), glikozidik ba─člarla ba─članm─▒┼čt─▒r. Baz, ┼čeker ve fosfat kombinasyonu, ├žekirdek asitlerinin temel birimleri olan n├╝kleotidleri meydana getirmi┼čtir. D├Ârt ├že┼čit n├╝kleotid vard─▒r. Bunlar ta┼č─▒d─▒klar─▒ bazlara g├Âre isimlendirilirler (Adenin, Guanin, Sitozin,Timin).

DNA molek├╝l├╝ kendini olu┼čturan nukleotidlerin say─▒s─▒na ba─čl─▒ olarak, b├╝y├╝kl├╝─č├╝ t├╝rden t├╝re de─či┼čen, uzun zincir ┼čeklinde bir yap─▒ g├Âsterir. ─░nsanda bu zincirin uzunlu─ču a├ž─▒ld─▒─č─▒nda 2 metreye kadar varabilir. B├╝t├╝n halinde eldesi zincirin hassas ve k─▒r─▒lgan yap─▒s─▒ndan ├Ât├╝r├╝ ├žok g├╝├žt├╝r.

─░ki polin├╝kleotid zincirin ┼čeker fosfat omurgalar─▒, ortak bir eksen ├ževresinde e┼čit ├žapl─▒ ve sa─č y├Âne do─čru d├Ân├╝mler meydana getirir. N├╝kleotidlerin bazlar─▒ molek├╝l├╝n omurgas─▒n─▒n i├ž k─▒sm─▒nda bulunur. Bazlar─▒n konumlar─▒ sarmal─▒n eksenine 90 derece a├ž─▒ yapacak ┼čekilde konumlanm─▒┼čt─▒r. Birbirine kom┼ču baz ├žiftlerinin d├Ân├╝mleri aras─▒ndaki uzakl─▒k 3,4A d├╝r. Ayr─▒ca her baz ├žifti kom┼čusuna 36 derecelik a├ž─▒ yapacak ┼čekilde yerle┼čmi┼čtir. Buna g├Âre, yakla┼č─▒k 10 baz ├žifti 360 derecelik tam bir d├Ân├╝m├╝ tamamlayaca─č─▒ndan, her d├Ân├╝m├╝n boyu 34A d├╝r.

─░ki polin├╝kleotid zincirdeki nukleotidler kar┼č─▒l─▒kl─▒ olarak birbirlerine hidrojen baglar─▒ ile ba─članm─▒┼čt─▒r. Bu ba─č fosfor ba─člar─▒ kadar kuvvetli olmad─▒─č─▒ i├žin pH de─či┼čikli─či, s─▒cakl─▒k bas─▒n├ž gibi fakt├Ârlerde kolayl─▒kla birbirlerinden ayr─▒labilmektedir. DNA n─▒n kendi kopyas─▒n─▒ yapmas─▒ ve gen anlat─▒m─▒, nukleotidler aras─▒ndaki hidrojen ba─člar─▒n─▒n ayr─▒lmas─▒ ile ger├žekle┼čmektedir.

N├╝kleotidler birbirlerine fosfat ba─člar─▒yla ba─članarak, ┼čeker ve fosfat k─▒s─▒mlar─▒n─▒n birbirlerini izledi─či serilerden olu┼čan bir omurgaya sahip uzun ve dallanm─▒┼č polin├╝kleotid zincirlerini meydana getirmi┼čtir. Kovalent ester ba─člar─▒ veya fosfodiester ba─člar─▒ olarak da bilinen bu ba─člar son derece kuvvetlidir. Fosfodiester ba─člar─▒n─▒n varl─▒─č─▒ DNA molek├╝l├╝n├╝n tek zincirli yap─▒ halinde iken bile dayan─▒kl─▒ ve stabil yap─▒da olmas─▒n─▒ sa─člar. Genetik m├╝hendisli─činin hedeflerinden biri olan klonlama ├žal─▒┼čmalar─▒, do─čal yolla ger├žekle┼čmesi m├╝mk├╝n olmayan kovalent ba─č k─▒r─▒lmalar─▒n─▒ ger├žekle┼čtirerek yeni t├╝rler olu┼čturma ├žabalar─▒n─▒ i├žerir.

Nukleotidlerin yap─▒s─▒ bazik olmas─▒na kar┼č─▒n o─▒murgadaki PO4(fosforik asit) grubunun varl─▒─č─▒ polin├╝kleotid zincirlerin asit ├Âzellikte olmalar─▒na yol a├žar ve n├╝kleik asit terimi de bu ├Âzellikten kaynaklan─▒r.

Hidrojen ba─člar─▒ daima bir p├╝rin(A,G) ile bir pirimidin (T,C) baz─▒ aras─▒ndan meydana gelir. A-T baz ├žiftinde 2 hidrojen ba─č─▒, G-C baz ├žiftleri aras─▒nda ise 3 hidrojen ba─č─▒ bulunmaktad─▒r. Hidrojen ba─člar─▒n─▒n ├Âzelle┼čmesi; anahtar kilit modelinini and─▒ran, uygun nukleotid molek├╝llerinin kar┼č─▒l─▒kl─▒ gelerek birbirlerine yine uygun say─▒da hidrojen ba─člar─▒ ile ba─članmas─▒n─▒ sa─člar. B├Âylece zincirin bir kolunda bulunan nukleotidlerin dizili┼či,kar┼č─▒ kolda bulunan nukleotidlerin dizili┼čini bir ├že┼čit dikte ve kontrol eder. Tesad├╝fe b─▒rakmayan bir titizlikle molek├╝l yap─▒s─▒ olu┼čturulur ve kontrol edilir.

DNA molek├╝l├╝n├╝n en ├Ânemli ├Âzellik iki polin├╝kleotid zincirin birbirinin tamamlay─▒c─▒s─▒ olmas─▒d─▒r. Pozitif (+) ve negatif (┬ľ) iki polinukleotid zincirlerinin tamamlay─▒c─▒l─▒k ├Âzelli─či,genetik materyalin i┼člevlerini do─čru bi├žimde nas─▒l yapabildi─činin a├ž─▒klanmas─▒ a├ž─▒s─▒ndan DNA┬ĺn─▒n en ├Ânemli temel ├Âzelliklerinin ba┼č─▒nda gelir.

DNA ├žift sarmal─▒n─▒n dikkate de─čer ve ├Ânemli bir ├Âzelli─či, molek├╝l├╝ olu┼čturan zincirlerin birbirlerinden kolayl─▒kla ayr─▒labilmesi ve yeniden birle┼čebilmesidir. Protein sentezi ve Dna replikasyonu (kendi kopyas─▒n─▒ olu┼čturmas─▒) bu ├Âzellik sayesinde meydana gelebilir. DNA┬ĺn─▒n iki zinciri, birbirine sadece H ba─člar─▒ ve hidrofobik etkile┼čimlerle ba─čl─▒ olmalar─▒ nedeni ile, n├╝kleotidleri aras─▒ndaki kovalent ba─člardaki herhangi bir kopma olmaks─▒z─▒n ├ž├Âz├╝lebilir (denat├╝rasyon). Ayn─▒ ┼čekilde ├ž├Âz├╝lm├╝┼č molek├╝l├╝n zincirleri tamamlay─▒c─▒ bazlar─▒ aras─▒nda H ba─člar─▒n─▒n olu┼čumu ile birle┼čip sarmal yap─▒y─▒ yeniden olu┼čturabilir (renat├╝rasyon).

N├╝kleotidler aras─▒ndaki fosfor ba─člar─▒n─▒n kopmas─▒ nedeniyle n├╝kleotidlerin yerine ba┼čka nukleotid veya nukleotid dizisinin ge├žmesi mutasyonlara yol a├žar.Bu mutasyonlar─▒n tek zincirli RNA molek├╝l├╝nde olu┼čma olas─▒l─▒─č─▒ ├žift zincirli DNA molek├╝l├╝ne g├Âre daha fazlad─▒r.Mutasyonlar─▒n neticeleri ├Âl├╝mc├╝l olabilir. Evrimsel geli┼čim i├žinde mutasyonlar─▒n menfi yada m├╝spet etkileri g├Âzard─▒ edilemeyecek noktadad─▒r. G├╝n├╝m├╝zde viral hastal─▒klar─▒n ba┼č─▒nda gelen AIDS┬ĺin ├Ân├╝ne ge├žilememesinin en ge├žerli nedeni genomu tek zincirli RNA olan virusun s├╝rekli mutasyonlar ge├žirerek kendini s├╝rekli yenilemesi g├Âsterilebilir

Yorum ekle 12 Temmuz 2007

-4-

-4-

ALMAN KURT K├ľPE─×─░

┬ôGerman Shepherd(Alman Kurt K├Âpe─či),d├╝nyada en ├žok ilgi g├Âren ve en ├žok beslenen bir cinstir.Bunun ba┼čl─▒ca nedenleri, e─čitiminin kolayl─▒─č─▒,zeki ve uysal olu┼čudur. ├çok uzak atalar─▒ aras─▒nda kurtlar─▒n da bulunmas─▒ nedeniyle A.Kurt K├Âpe─či denen bu k├Âpekler,koyun s├╝r├╝lerinde,├žoban k├Âpe─či olarak uzun y─▒llar hizmet etmi┼čtir.├ľzellikle Alman ordusunun ├že┼čitli b├Âl├╝mlerinde yararlan─▒ld─▒.─░kinci D├╝nya Sava┼č─▒ sonras─▒ askerler taraf─▒ndan Amerika ve ─░ngiltere’ye g├Ât├╝r├╝lerek buradan t├╝m d├╝nyaya yay─▒ld─▒.Bug├╝nse ├Âzellikle su├ž vakalar─▒nda ne kadar ├Ânemli bir g├Ârev yerine getirebildi─či kan─▒tlanm─▒┼č durumdad─▒r.Renk:S─▒k t├╝yl├╝,siyah,siyah-sar─▒ hareli, gri, k─▒llar k─▒sa ve sert.Omuz Y├╝ksekli─či:Erkeklerde 60-65, di┼čilerde 55 -60 cm.A─č─▒rl─▒k:30-35 kg.┬ö ( Walt Disney ilk Ansiklopedi (10) ─░stanbul: Adam Yay─▒nlar─▒, 1992:20-21)

-1-

Ba┼čl─▒ca 21 adet k├Âpek ─▒rk─▒ vard─▒r.Bunlar ┼čunlard─▒r.

BOXER DOBERMAN

BULLDOG ROTTWE─░LER

S─░BER─░AN HUSKY LABRADOR RETR─░EVER

-2-

ENGL─░SH SETTER GORDON SETTER

DALMAT─░ON GOLDEN RETR─░EVER

IR─░SH SETTER PO─░NTER

-3-

COLL─░E AKBASH(AKBAS)

ANATOL─░AN SHEPHERD(Sivas Kangal) CHOW CHOW

SAMOYED SA─░NT BERNARD

AFGHAN HOUND ALASKAN MALAMUTE

-5-

KUDUZ

H─▒zl─▒ seyreden ├Âl├╝mle sonu├žlanan viral bir hastal─▒kt─▒r.T├╝m s─▒cak kanl─▒ hayvanlarda ve insanlarda g├Âr├╝l├╝r.Etkeni sinir dokusuna yerle┼čir ve hastal─▒k 10 g├╝nden bir ka├ž aya kadar ilerler.┼×uur kayb─▒ ,huzursuzluk,su korkusu ve fel├žlerle karakterizedir.Bu gibi belirtiler ortaya ├ž─▒kt─▒ktan sonra en ge├ž 10 g├╝n i├žin de ├Âl├╝mle sonu├žlan─▒r.Genellikle bula┼čma salyadan,hayvan ─▒s─▒rmas─▒ ile ger├žekle┼čir.Hastal─▒─č─▒n seyri 3 d├Ânem g├Âsterir. 1-Sukunet D├Ânemi:Hareket de─či┼čikli─či,korkakl─▒k,sinirlilik,evden uzakla┼čma,yabanc─▒ cisim yeme,yutkunma zorlu─ču,salya ak─▒┼č─▒ (1-3 g├╝n s├╝rer ) 2-Sald─▒rgan D├Ânem:Huzursuzluk artar,─▒s─▒rma arzusu fazlad─▒r,├žok sald─▒rgand─▒r(3 g├╝n s├╝rer) 3-Fel├ž D├Ânemi:├ľl├╝mden k─▒sa s├╝re ├Ânce olu┼čur,v├╝cudun ├že┼čitli yerlerinde fel├žler olu┼čur,yutma g├╝├žt├╝r,alt ├žene fel├žtir,salya ak─▒┼č─▒ fazlad─▒r(3-4 g├╝n s├╝rer,├Âl├╝mle sonu├žlan─▒r) Bu hastal─▒─č─▒n tedavisi m├╝mk├╝n de─čildir.A┼č─▒, yavrular 12-13 haftal─▒kken yap─▒l─▒r ve her y─▒l tekrar─▒ gerekir.

KENNEL COUGH

├ľks├╝r├╝kle seyreden solunum sistemi hastal─▒─č─▒d─▒r.Etkeni ald─▒ktan 4 g├╝n sonra ba┼člayan ├Âks├╝r├╝─č├╝n karakteri kuru veya ya┼č olabilir ve m├╝koz bir salg─▒ ├ž─▒kart─▒l─▒r.─░lerlerse pneumoni olu┼čur.A┼č─▒s─▒,yavrulara 8 ve 12. haftalarda 2 doz ┼čeklinde yap─▒l─▒r.Her y─▒l tekrar─▒ gerekir.

-6-

CORONA VIRUS ENFEKS─░YONU

Kusma ve ishalle seyreden yavrularda ├Âl├╝mle sonu├žlanan hastal─▒kt─▒r.Depresyon ve i┼čtahs─▒zl─▒k vard─▒r.D─▒┼čk─▒ sulu,sar─▒,ye┼čil veya turuncu renktedir.Belirgin bir kokusu vard─▒r.─░shal 2-3 g├╝n s├╝rer.Yavrularda ├Âl├╝mle sonu├žlanabilir.A┼č─▒s─▒ 7-12. haftalarda yavrulara 2 doz yap─▒l─▒r.Her 6 ayda bir tekrar─▒ gerekir.

KANLI ─░SHAL (PARVOVIRAL ENTERITIS)

A┼č─▒lanmam─▒┼č yavrular da ├Âl├╝mle sonu├žlanan ├žok bula┼č─▒c─▒ bir hastal─▒kt─▒r. Hastal─▒kl─▒ bir k├Âpekle temas eden herhangi bir canl─▒ bu hastal─▒─č─▒ di─čer k├Âpeklere ta┼č─▒r. Etken 0-C’nin alt─▒nda dahi uzun s├╝re ya┼čayabilir.Kusma,kan veya mukoz bir katmanla kapl─▒ d─▒┼čk─▒ en tipik belirtidir.─░┼čtah azalmas─▒, depresyon ve y├╝ksek ate┼čle seyreder. Rottweiler,Doberman Pinscher,English Spaniel gibi ─▒rklar ├Âzellikle hassast─▒r. A┼č─▒s─▒, yavrulara ├╝├žer hafta ara ile 3 doz ┼čeklinde yap─▒l─▒r ve y─▒ll─▒k tekrar─▒ gerekir.

K├ľPEK GEN├çL─░K HASTALI─×I (DISTEMPER)

Solunum,sindirim ve merkezi sinir sistemini etkileyen ├Âl├╝mc├╝l bir hastal─▒kt─▒r. Ate┼č,burun ve g├Âz ya┼č─▒ ak─▒nt─▒s─▒,depresyon,i┼čtahs─▒zl─▒k,ishal g├Âr├╝l├╝r. Daha sonra titremeler, koordinasyon bozuklu─ču ve 2-4 hafta s├╝re i├žersinde ├Âl├╝m g├Âr├╝l├╝r. A┼č─▒s─▒ yavrularda 10,13 ve 16.haftalarda 3 doz ┼čeklinde yap─▒l─▒r,her y─▒l tekrar─▒ gerekir.

KAN ─░┼×EME HASTALI─×I (LEPTOSPIRA ENFEKSIYONU)

K├Âpeklerde ve di─čer hayvanlarda g├Âr├╝len ├Âzellikle karaci─čer, b├Âbrek ve ├╝reme organlar─▒n─▒ etkileyen bir hastal─▒kt─▒r.Etken v├╝cudun her taraf─▒na yay─▒l─▒r. Ate┼č, kan i┼čeme,anemi g├Âr├╝l├╝r.├ľl├╝m b├Âbrek yetmezli─či sonucu olu┼čur. Kalp,merkezi sinir sistemi ve g├Âz etkilenen di─čer b├Âlgeler aras─▒ndad─▒r. ┼×ehir k├Âpeklerinde daha s─▒k rastlan─▒r.Depresyon, ishal, ├Âks├╝r├╝k, g├╝├ž solunum g├Âr├╝l├╝r. Yavrular 10, 13 ve 16.haftalarda 3 kere a┼č─▒lan─▒r. Yurtd─▒┼č─▒nda, ├Âzellikle yayg─▒n b├Âlgelerde 4-6 ayda bir tekrar─▒ yapilir. ├ťlkemizde ise senelik tekrar yap─▒lmaktad─▒r.

-7-

K├ľPEKLER─░N KARAC─░─×ER ENFEKS─░YONU(CAV-1)

├ľzellikle karaci─čer, b├Âbrek, g├Âz ve kan damarlar─▒n─▒ etkileyen bir hastal─▒kt─▒r. Ate┼č, titreme, koordinasyon bozuklu─ču g├Âr├╝l├╝r. A┼č─▒lanmam─▒┼č k├Âpeklerde 1-2 saatte ├Âl├╝mle sonu├žlan─▒r. Ba─č─▒┼č─▒kl─▒─č─▒ d├╝┼č├╝k olan yavrularda depresyon , i┼čtahs─▒zl─▒k, ate┼č, sanc─▒, karaci─čer b├╝y├╝mesi, g├Âz hastal─▒klar─▒, kusma meydana gelir. Yavrular 10-13-16.haftalarda 3 doz a┼č─▒lan─▒r. A┼č─▒n─▒n y─▒ll─▒k tekrar─▒ gerekir.

EK─░NOKOK K─░ST─░(Hidatid-Hidatik Kist)

Kist hidatik insan ve hayvan sa─čl─▒─č─▒n─▒ tehdit eden, ├╝lkemizde ├žok yayg─▒n olan, ├Ânemli bir paraziter hastal─▒kt─▒r. Hastal─▒─č─▒n etkeni E.granulosus’dur. Parazitin olgunu k├Âpek, kurt, ├žakal gibi et├žil hayvanlar─▒n ince ba─č─▒rsa─č─▒nda ya┼čar. Yumurta ve larva formu ise, insan ve di─čer memelilerin i├ž organlarinda ya┼čar. Parazit, kedilerde bulunsa bile ├╝reyemedi─činden dolay─▒ insanlar i├žin bir tehlike arz etmez. Parazitlerin yumurtas─▒, k├Âpeklerin d─▒┼čk─▒s─▒ ile at─▒l─▒r ve ├ževreye yay─▒l─▒r. Bu yumurtalar ├žok dayan─▒kl─▒d─▒r, toprakta ve so─čukta 1 y─▒l kadar canl─▒ kalabilirler. Yumurta, a─č─▒z yolu ile insan ve di─čer memelilerin ba─č─▒rsaklar─▒na ve oradanda kan yoluyla i├ž organlara ├Âzellikle akci─čere ve karaci─čere ta┼č─▒n─▒r ve larva formuna d├Ân├╝┼č├╝r. Larva formuna kist hidatik denir ve bunlar i├ži s─▒v─▒ dolu keselerdir. K├Âpekler, kisli bir memelinin etini ├ži─č olarak yedikleri zaman ,parazitle enfekte olurlar.Bu parazitler k├Âpeklerin ba─č─▒rsa─č─▒nda olgunla┼čarak yumurta verirler ve bu d├Âng├╝y├╝ devam ettirirler. Kist hidatik, zannedildi─či gibi t├╝ylerden kaynaklanan bir hastal─▒k de─čildir; ancak k├Âpekler d─▒┼čk─▒s─▒n─▒ yaparken, d─▒┼čk─▒daki yumurtalar t├╝ylere bula┼č─▒r. Memelilerdeki kistler yava┼č b├╝y├╝rler. Dokularda, kistler kaps├╝lle sar─▒larak s─▒n─▒rland─▒r─▒l─▒r ve maksimum portakal b├╝y├╝kl├╝─č├╝ne ula┼čabilir. G├Â─č├╝s ve kar─▒n bo┼člugu gibi bo┼čluklu organlarda ise 10-20 y─▒l gibi bir s├╝re zarf─▒nda 20cm ├žapa eri┼čirler ve bu a┼čamada fiziksel belirtiler olu┼čur. Kistler ├žo─čunlukla klinik belirtiler g├Âstermese de lokalize oldu─ču organ veya dokuya yapt─▒─č─▒ bas─▒n├ž, kaplad─▒─č─▒ hacim nedeni ile normal fonksiyonlar─▒ bozar ve a─čr─▒ yapabilir. Di─čer bir tehlikesi ise kistlerin kendili─činden veya ameliyatta yanl─▒sl─▒kla patlat─▒lmas─▒d─▒r ki bu da anaflaktik soka ve tekrar enfeksiyonun al─▒nmas─▒na neden olur. Kist hidatik’in d─▒┼č─▒nda yine Ekinokok cinsine ba─čli E.alveolaris t├╝r├╝n├╝n larvasina ise alveolar kist denir. Bu parazitin ta┼č─▒y─▒c─▒lar─▒ kemiriciler, ├žesitli memeliler ve insandir. Bu etkenin ya┼čam d├Âng├╝s├╝ ise genellikle yabani hayvanlar ve tarla fareleri aras─▒nda olur. Yol

-8-

a├žt─▒─č─▒ hastal─▒k di─čer y├Ânleriyle kist hidatik’in neden oldugu hastal─▒─ča benzerdir. vermekten ├žekinmeli ve Veteriner Hekiminizin belirleyece─či bir paraziter m├╝cadele program─▒n─▒ takip etmelisiniz. Kist Hidatikle m├╝cadele program─▒, ya 4 Te┼čhis, k├Âpek kili ├╝zerinde veya d─▒┼čk─▒s─▒nda parazitimsi segmentlerin bulunmas─▒ ile yap─▒l─▒r. Kist hidatik’ten korunmak i├žin petlerinize ├ži─č veya az pi┼čmis et ayda bir d─▒┼čk─▒ muayenesi ya da mevcut paraziti d├Âkmek amac─▒yla paraziquantel etken maddesini i├žeren antiparaziter ila├žlar─▒n kullan─▒lmasi ┼čeklinde olur. Etken insanlara sindirin yoluyla bula┼čt─▒─č─▒ i├žin ald─▒─č─▒m─▒z g─▒dalar─▒n temiz olmas─▒na dikkat etmemiz korunmak i├žin yeterli olmaktad─▒r.

┬áK├ľPEKLER─░N ZEKASI

├ço─ču ki┼či zekan─▒n d├╝┼č├╝nme yetene─či ile alakal─▒ bir ├Âzellik oldu─čunu d├╝┼č├╝n├╝r. Baz─▒lar─▒ daha da ileri giderek zekay─▒ problem ├ž├Âzme yetene─či olarak g├Âr├╝r.┬á ├ço─čunluk ise zeki k├Âpe─čin komutlari en iyi ┼čekilde yerine getiren k├Âpek oldu─ču konusunda hem fikirdir. Onlar i├žin zeka e─čitilebilirliktir.

1950′lerde genetik ve k├Âpek davran─▒┼č─▒ ├╝zerine yap─▒lan bir ara┼čt─▒rmada Dr.John Scott ve John Fuller Beagle, Cocker Spaniel, Basenji, Shetland ├çoban K├Âpe─či ve Fox Terrierlerden olu┼čan be┼č safkan ve onlar─▒n melezlerinin davran─▒┼člar─▒n─▒ 12 y─▒l boyunca de─čerlendirdi. Bu ├žal─▒┼čman─▒n bulgular─▒ baz─▒ ├žok ├Ânemli sonu├žlar ortaya ├ž─▒kard─▒. Bu ─▒rklar─▒n her biri verilen davran─▒┼čta farkl─▒ beceri d├╝zeyi sergiledi.┬á

B├╝y├╝k bir labirent kullan─▒larak yap─▒lan testte Fox Terrier ve Shetlandlar ba┼čta d├╝┼č├╝k puanlar al─▒rken Beagle ve Basenjiler b├╝y├╝k ba┼čari kazand─▒. Beagle’lar─▒n ├╝st├╝n olu┼čunun ana nedeni ger├žekte k├╝├ž├╝k avlar─▒n bulunmas─▒nda ├Ânemli bir ├Âzellik olan ├ževrelerini s├╝ratle ke┼čfetme yeteneklerinden gelmekteydi. Basenjiler tamamen farkl─▒ bir nedenden dolay─▒ Beagle’larla ayn─▒ y├╝ksek ba┼čar─▒y─▒ elde ediyordu. Basenjiler etraf─▒ ara┼čt─▒rmada Beaglelar kadar etkili olmasa da bulmacay─▒ ├ž├Âzmede g├Ârsel yeteneklerini kullanm─▒┼člard─▒.

Normal olarak Beagle ve Basenjilerin Fox Terrier ve Shetlandlardan daha ak─▒ll─▒ oldu─ču sonucu ├ž─▒kabilir ki bu de─čerlendirme yanl─▒┼čt─▒r. Ara┼čt─▒rma Fox Terrier ve Shetlandlarin tekrar sonucu k─▒sa s├╝rede ├Â─črenerek problem ├ž├Âzebilme yetene─čine sahip olduklar─▒n─▒ g├Âstermi┼čtir. Beaglelarin┬á labirent problemlerini daha h─▒zl─▒ ├ž├Âzmeleri onlar─▒n daha zeki oldu─ču anlam─▒na gelmemelidir. Tutarl─▒l─▒k arand─▒─č─▒nda Beaglerlar en arka s─▒ralara d├╝┼čmektedir.

-9-

Ara┼čt─▒rmadan ├ž─▒kar─▒lacak en do─čru de─čerlendirme bu ─▒rklar─▒n birbirlerinden daha az ya da daha fazla zeki olmad─▒klar─▒d─▒r. ├ç├╝nk├╝ hepsi genetik olarak farkl─▒ beceriler gerektiren g├Ârevleri yerine getirmek i├žin programlanm─▒┼člard─▒r.

─░nsanla yak─▒n ili┼čki i├žinde ├žal─▒┼čan pek ├žok av (taz─▒lar hari├ž) ve ├žoban k├Âpe─činin (s├╝r├╝ muhaf─▒zlar─▒ hari├ž) e─čitilebilirlik d├╝zeyi, ┬á ├╝retildikleri g├Ârevin ba─č─▒ms─▒z karar verme gereksinimi nedeniyle terrier, spitz ─▒rklar─▒ ve iri s├╝r├╝ bek├žilerininkiyle k─▒yasland─▒─č─▒nda zekan─▒n ger├žek g├Âstergesi olarak alg─▒lanabilir. Oysa kim bir terrierin zekas─▒ndan ┼č├╝phe edebilir? ─░ri s├╝r├╝ bek├žilerinin (Pirene Da─č K├Âpe─či, Kuvasz, Kangal vs) ani kurt sald─▒r─▒lar─▒na kar┼č─▒ ├žoban─▒n─▒n m├╝dahelesini beklemeden insiyatif kullanmas─▒ e─čitimlerini g├╝├žle┼čtiren ba─č─▒ms─▒z bir keskin zeka g├Âstergesi de─čil midir?

Model k├Âpe─činiz bir Golden Retriever ya da bir Doberman ise tan─▒madan ba┼čka bir ─▒rka sahip olman─▒z onlar─▒n ger├žek zihinsel potansiyelini de─čerlendirememeniz anlam─▒na gelebilir. De─čerlendirmeniz her ne olursa olsun ├žama┼č─▒r makinesini sizin i├žin bo┼čaltmasa da her k├Âpek g├╝venilir ve terbiyeli bir dost olacak ┼čekilde e─čitilebilir.

TEMEL E─×─░T─░M

K├Âpe─činizin erken ve tutarl─▒ bir e─čitime gereksinimi vard─▒r.┬á Farkl─▒ ─▒rklar┬á farkl─▒ d├╝zeyde olgunla┼čma ve e─čitilebilme d├╝zeyine sahip┬á olduklar─▒ndan ├╝reticinizin┬á do─čru yavruyu se├žme konusundaki tavsiyelerine uyman─▒zda fayda vard─▒r.

K├Âpe─činizin bilmesi ve uygulamas─▒ gereken be┼č temel komut vard─▒r. Bu komutlar k├Âpe─činizin ├╝zerinde hakimiyetinizi sa─člamada size anahtar olacakt─▒r. Bu komutlar: “Otur”, “Bekle”, “Y├╝r├╝”, “Yat” ve “Gel”dir. Bunlara bir alt─▒nc─▒ komut daha eklenebilir.O da a─čz─▒ndaki bir ┼čeyi size teslim edece─či “B─▒rak” komutudur. Bu komutlar farkl─▒ d├╝zeyde e─čitim gerektirse de g├╝nl├╝k ya┼čam─▒n─▒z─▒ olduk├ža kolayla┼čt─▒racak unsurlard─▒r.

E─čitim seanslar─▒n─▒n uzun olmas─▒ gerekmez. 10-15 dakika yeterlidir. Yavrunun t├╝m dikkatini size veremedi─či ortamlardan uzak durun. Bu e─čitim seanslari e─členceli olmas─▒ gerekmesine ra─čmen ama├ž oyun oynamak de─čildir. Otoriter bir ses tonu yavruya e─čitimin oyundan farkl─▒ oldu─čunu ve kontrol├╝n sizde oldu─čunu anlatacakt─▒r. Disiplinli ve tutarl─▒ olun; fakat asla sinirliyken ya da akl─▒n─▒z bir ┼čeye tak─▒lm─▒┼čken e─čitime ba┼člamay─▒nHer dersten ├Ânce kesin; fakat mant─▒kl─▒ ama├žlar belirleyin. ├çok erken ├žok fazla ┼čey ummay─▒n. K├╝├ž├╝k ba┼čar─▒lar─▒n ├╝zerinde yava┼č yava┼č ilerleyin. (Ailenizle e─čitim a┼čamas─▒n─▒ s├╝rekli konu┼čup kimsenin aksi istikamette bir ┼čey yapmas─▒na izin vermeyin).

-10-

K├Âpekler ├Âzellikle de belli ─▒rklar (terrierler, taz─▒lar ve spitz ─▒rklar─▒)┬á s├╝rekli tekrardan ├žabuk s─▒k─▒l─▒r. Her dersin┬á bir ba┼člang─▒c─▒ ve sonu olmal─▒d─▒r. Her dersi pozitif skorla bitirinYavrunuzu e─čitirken ├Ânceki derslere de geri d├Ânebilirsiniz; fakat bug├╝nk├╝ amac─▒n─▒z y├╝r├╝mek ise y├╝r├╝mek ├╝zerinde yo─čunla┼č─▒n. Yanl─▒┼č y├╝r├╝d├╝─č├╝ her seferinde yavrunun hatas─▒n─▒ d├╝zeltin do─čru yapt─▒─č─▒nda ├Âd├╝llendirin.K├Âpe─činizin s─▒k─▒ld─▒─č─▒n─▒ anlad─▒─č─▒n─▒zda dersi do─čru yapt─▒─č─▒ son turda hemen bitirin. : Baz─▒ e─čitmenler az miktarda ├Âd├╝l yiyece─či kullansa da hepsi e─čitimde ├Âvg├╝n├╝n de─čeri konusunda hem fikirdir. Yavru s├Âyleneni do─čru ┼čekilde yapt─▒─č─▒nda onu, heyecanland─▒r─▒p disiplini bozmadan,i├žten bir ┼čekilde ├Âd├╝llendirin. Yavrunun bir kez itaat etmesi oyuna ba┼člayaca─č─▒n─▒z anlam─▒na gelmemelidir. Yavrunun akl─▒n─▒ ├Â─črenmesi gerekenler ├╝zerinde tutmal─▒ ve oyun ve e─čitim aras─▒na mesafe koymal─▒s─▒n─▒z. ─░taat ett─činde onu ├Âd├╝llendirin ve bol sevgi ve ├Âd├╝l├╝ oyun sonras─▒na saklay─▒nK├Âpe─činizin e─čitiminde amat├Âr olabilirsiniz; fakat her seferinde egitimi ayn─▒ ┼čekilde yaparsan─▒z tutars─▒z davranan tecr├╝beli bir e─čitmenden daha do─čru sonu├žlar al─▒rs─▒n─▒z. Gen├ž k├Âpek ses tonunuzdan e─čitimde oldu─čunun fark─▒nda olmal─▒d─▒r. S─▒k s─▒k farkl─▒ ses tonlar─▒ ve komutlar kullan─▒rsan─▒z k├Âpek neden bahsetti─činizi anlamayacakt─▒r. Tutarl─▒l─▒k kadar ├Ânemli di─čer bir ├Âzellik de sab─▒rd─▒r. Ne kadar iyi bir k├Âpe─če sahip olsan─▒z da sonu├žta o hala daha bir yavrudur. Sizin onay─▒n─▒z─▒ ve sevginizi kazanmak i├žin ├Â─črenmeye gereksinimi vard─▒r; fakat ├žok h─▒zl─▒ giderseniz iyi bir hayvan─▒n karakterini┬á bile mahvedebilirsiniz: K├Âpek sahipli─činin di─čer alanlar─▒ gibi tutarl─▒l─▒k ├žok ├Ânemlidir. Eri┼čkin oldu─čunda k├Âpe─činizin yapmas─▒n─▒ istemed─činiz her ┼čeyi yavruyken belirleyip en ba┼čtan kontrol etmelisiniz. Yavruyken ├╝zerinize atlayan, elbisenizi ├žeki┼čtiren ya da yataklara ├ž─▒kan bir k├Âpek 35 kg’yi ge├žt─činde ayn─▒ davran─▒┼člar─▒ devam ettirmekte hi├ž bir sak─▒nca g├ÂrmeyecektirAyn─▒ anda birden fazla komut kullanmay─▒n: “Pa┼ča┬á buraya gel ve otur.”sadece k├Âpe─čin akl─▒n─▒ kar─▒┼čt─▒racakt─▒r. : Unutmayin ki yavrunun ilk e─čitimi bir uzman┬á olan annesi taraf─▒ndan ba┼člat─▒lm─▒┼čt─▒r. Onun ├Ârnegini izleyin: Hatalar─▒ an─▒nda d├╝zeltinTutarl─▒ olun Asla sinirlenmeyin─░├žten ┼čekilde ├Âd├╝llendirin. Daima sab─▒rl─▒ olun.

-11-

K├ľPEK BAKIMI

Her canl─▒ gibi k├Âpeklerin de ├Âzel bir bak─▒ma ihtiya├žlar─▒ vard─▒r. Bu ├Âzel bak─▒mlar─▒ yap─▒lamayan k├Âpekler sonradan giderilmesi imkans─▒z baz─▒ sa─čl─▒k problemleri ile m├╝cadele etmek zorunda kalabilirler. E─čer bir k├Âpek almay─▒ d├╝┼č├╝n├╝yorsan─▒z veya zaten k├Âpek sahibi iseniz, k├Âpe─činizin sa─čl─▒kl─▒ bir ya┼čam s├╝rd├╝rmesi i├žin say─▒s─▒ pek fazla olmayan ve al─▒┼čkanl─▒k haline getirdi─činizde size de ├žok kolay gelecek birka├ž basit uygulama ile bak─▒m─▒n─▒ daha rahatl─▒kla yapabilirsiniz. Bu arada sokak k├Âpekleri nas─▒l sa─čl─▒kl─▒ kalabiliyor gibi sorular da akl─▒m─▒za gelebilir. Unutmayal─▒m ki sokakta do─čan yirmi k├Âpekten do─ča ┼čartlar─▒na uyum g├Âsterip hastal─▒klardan kurtulabilen ve bir de ├╝st├╝ne ├╝stl├╝k itlaf├ž─▒lara teslim olmayan ancak biri veya ikisidir sa─člam ┬ľsa─čl─▒kl─▒ de─čil- olarak g├Ârebildiklerimiz. K├Âpek bak─▒m─▒n─▒ kronolojik bir s─▒ralamayla vermeye ├žal─▒┼čaca─č─▒m.

0-30. G├ťN

Bu d├Ânemde yavrunun gerekli t├╝m bak─▒m─▒n─▒ anne yerine getirece─činden, sizin anneye s─▒cak ve temiz bir yuva ile kalsiyumdan zengin kaliteli g─▒dalar sunmaktan ba┼čka yapabilece─činiz bir ┼čey yoktur. Yavrular ├╝├ž haftal─▒k olduklar─▒nda ilk parazit kontrolleri yap─▒lmal─▒ ve meme emerken anneye zarar vermemesi i├žin t─▒rnaklar─▒ k─▒salt─▒lmal─▒d─▒r. Yavrular y─▒kanmamal─▒, kuru ┼čampuanlarla temizlenmelidir. Bu d├Ânem i├žerisinde kuyru─ču kesilecek ─▒rklar─▒n kuyruklar─▒ kesilebilir.

30.G├ťN-16.HAFTA

Bu d├Ânem yo─čun olarak a┼č─▒lamalar ile ge├žecektir. Veteriner Hekimin uygun g├Ârece─či tarihlerde 6-8 haftal─▒ktan ba┼člamak ├╝zere ├že┼čitli hastal─▒klara kar┼č─▒ yavru k├Âpekler a┼č─▒lan─▒rlar. A┼č─▒lama program─▒na ba┼člamadan ├Ânce paraziter m├╝cadele yine Veteriner Hekimin kontrol├╝nde yap─▒lacakt─▒r. Yavrular─▒n yakla┼č─▒k 45. G├╝nden itibaren anne s├╝t├╝nden kesildikleri bu d├Ânemde k├Âpe─činize yiyeceklerini 3-4 ├Â─č├╝nde vermelisiniz. Burada k├Âpe─činize uygulanacak g─▒da rejimi konusunda Veteriner Hekim┬ĺinize dan─▒┼čman─▒zda fayda vard─▒r. Yavru k├Âpe─čin e─čitimine de bu d├Ânemde ba┼člamal─▒s─▒n─▒z. E─čitim konusunda ne kadar ba┼čar─▒l─▒ olabilece─činizi ona ├ži┼čini ve kakas─▒n─▒ nereye yapabilece─čini ├Â─čreterek g├Ârebilirsiniz.

4.-6. AY

Bu iki ayl─▒k s├╝rede k├Âpe─činizin s├╝t di┼čleri d├Âk├╝l├╝p yerine kal─▒c─▒ di┼čleri gelecektir. Di┼č bak─▒m─▒na ba┼člaman─▒z ve k├Âpe─činizin di┼člerini fa─▒r├žalatmas─▒na al─▒┼čt─▒rman─▒z i├žin en uygun d├Ânemdir. Her g├╝n

-12-

t├╝ylerin f─▒r├žalanmas─▒na ve yirmi g├╝nde bir Veteriner Hekiminizin de uygun g├Ârece─či bir ┼čampuanla y─▒kanmas─▒na ba┼članmal─▒d─▒r. K├Âpe─činizi y─▒karken kulaklar─▒n─▒ vazelinli bir pamukla kapatmal─▒, y─▒kama i┼člemi bittikten sonra iyice kurulamal─▒ ve f─▒r├žalamal─▒s─▒n─▒z. Her banyodan sonra kulaklar antiseptikli kulak y─▒kama solusyonu ile temizlenmelidir. K├Âpe─činiz alt─▒ ayl─▒k oluncaya kadar g├╝nde ├╝├ž ├Â─č├╝n g─▒da yemelidir.

6.-12.AY

Bu d├Ânemde k├Âpe─činizin ├Â─č├╝nlerini ikiye d├╝┼č├╝rebilirsiniz, di┼čleri tamamland─▒ diye kemik -├Âzellikle de tavuk kemi─či- vermekten ka├ž─▒n─▒n. G├╝nde iki kez de tuvalet ve oyun ama├žl─▒ d─▒┼čar─▒ya ├ž─▒karmal─▒s─▒n─▒z. Di┼čiler ilk k─▒zg─▒nl─▒k kanamalar─▒n─▒ bu d├Ânem i├žerisinde g├Âsterirler. Erkeklerde ise ├žiftle┼čme davran─▒┼člar─▒ ├žoktan ba┼člam─▒┼čt─▒r. Bu i├žg├╝d├╝sel davran─▒┼člar─▒ndan dolay─▒ onlara k├Ât├╝ davranmay─▒n, olay─▒ ├Ânemsemeyin, ba┼čka oyunlara y├Âneltin.

12.AY ve SONRASI

Art─▒k k├Âpe─činiz b├╝y├╝k oranda v├╝cut geli┼čimini tamamlam─▒┼čt─▒r. G├╝nde bir ├Â─č├╝n yemek yeterli olmakla birlikte g├╝nl├╝k t├╝ketmesi gereken mama miktar─▒n─▒, sabah ak┼čam olmak ├╝zere iki seferde verebilirsiniz. Bir ya┼č ve sonras─▒ k├Âpeklerin bak─▒mlar─▒ ise ┼ču ┼čekilde olmal─▒d─▒r.

G├ťNL├ťK BAKIM

G├╝nde bir-iki ├Â─č├╝n yemek verilir. Kemik vermekten ka├ž─▒nmal─▒d─▒r. G├╝nde iki kez d─▒┼čar─▒ ├ž─▒kart─▒l─▒r. Her g├╝n t├╝y yap─▒s─▒na uygun bir f─▒r├ža ile f─▒r├žalanmal─▒d─▒r.

HAFTALIK BAKIM

Haftada iki kez di┼čleri f─▒r├žalan─▒r, kulaklar─▒ antiseptikli y─▒kama solusyonu ile temizlenir, g├Âzlerine 1-2 kez g├Âz bak─▒m losyonu damlat─▒l─▒r

AYLIK BAKIM

Ayda bir kez uygun bir k├Âpek ┼čampuan─▒ ile y─▒kanabilir, fazla uzam─▒┼č t├╝yleri d├╝zelttirilebilir, t─▒rnaklar─▒ k─▒salt─▒labilir.

ALTI AYLIK BAKIM

Her d├Ârt-alt─▒ ayda bir i├ž ve d─▒┼č parazit m├╝cadelesi veya gaita muayenesi yap─▒l─▒r. T├╝y uzamas─▒n─▒n durumuna g├Âre d├Ârt-alt─▒ ayda

-13-

bir tra┼č edilmeli, kulaklar─▒ ve anal keseleri deneyimli bir ki┼či taraf─▒ndan temizlenmelidir.

YILLIK BAKIM

Y─▒lda bir kez Veteriner Hekimin uygun g├Ârece─či karma ve kuduz a┼č─▒lar─▒ ile genel muayenesi yap─▒lmal─▒d─▒r. Bu t├╝r bak─▒mlar─▒n d─▒┼č─▒nda k├Âpe─činizde i┼čtahs─▒zl─▒k, kilo kayb─▒, kusma, ishal, deri problemleri, ├Âks├╝rme veya davran─▒┼č bozukluklar─▒ g├Âzlemledi─činizde derhal Veteriner Hekim’e ba┼čvurmal─▒s─▒n─▒z

K├ľPEKLER─░N K─░┼×─░SEL HAKLARI

Ben; ben olmal─▒y─▒m (k├Âpe─čin kendi olma hakk─▒)

K├Âpe─činizin ko┼čmaya, havlamaya, kemirmeye, hoplamay─▒p z─▒plamaya, kazmaya ve v├╝cudunu ├žal─▒┼čt─▒rmaya gereksinimi vard─▒r. K├Âpek olmas─▒na izin verilmelidir.

Yanl─▒z kalmak istiyorum (kendine ait bir yere sahip olma hakk─▒)

─░deal olan ev i├ži kafesi olsa bile bir yatak ya da g├╝venli herhangi bir nokta da i┼č g├Âr├╝r. K├Âpe─činizin yanl─▒z kalaca─č─▒, kemi─čini kemirmece─či ya da hi├ž bir ┼čey yapmadan dinlenebilece─či kendine ait bir yere ihtiya├ž duyar.

Ak─▒l harcanamayacak kadar de─čerli bir ┼čeydir (s├╝rekli e─čitim hakk─▒)

K├Âpe─činizinde bir akl─▒ oldu─čunu ve bunu kullanmaya gereksinimi duydu─čunu unutmay─▒n. Onun zekas─▒ndan faydalan─▒n ve onu e─čitin. ─░taat e─čitiminin k├Âpekleri robota d├Ân├╝┼čt├╝rd├╝─č├╝ hikayesini bir kenara b─▒rak─▒n. Keyifli bir e─čitim sizin ve k├Âpe─činizin birbirinizi tan─▒mak ve birlikte┬á g├╝zel vakit ge├žirmenizi sa─člamak i├žin iyi bir f─▒rsatt─▒r. ├ľ─črendiklerinizi s├╝rekli evde de uygulay─▒n. Tasmas─▒n─▒ takarken ona oturmay─▒, ayaklar─▒n─▒n alt─▒n─▒ silerken ayakta beklemesini ├Â─čretin.

K├Âpekler e─členmek ister (kendi t├╝r├╝nden arkada┼č edinme hakk─▒)

K├Âpek sizinle ge├žen zamandan tabii ki keyif al─▒r; fakat bu yeterli de─čildir. K├Âpe─činiz sadece k├Âpek olabilmek i├žin di─čer k├Âpeklere de ihtiya├ž duyar. Ba┼čka k├Âpeklerle yeterince sosyalle┼čtirilmemi┼č k├Âpeklerin kendine g├╝venleri d├╝┼č├╝kt├╝r ve genellikle kendinden emin olmamak onlar─▒ sald─▒rganl─▒─ča iter.

K├Âpeklerinizi d├╝zenli veteriner ziyaretleri ile sa─čl─▒k problemlerine kar┼č─▒ koruyun. Ona y├╝ksek kaliteli bir diet sunarak yanl─▒┼č beslemenin┬á ├Ân├╝ne ge├žin. Ona yeterli egzersiz imkan─▒ sunup t├╝y bak─▒m─▒ yaparak rahat ve zinde hissetmesini sa─člay─▒n. K├Âpe─činizi d├Âvme, mikro├žip ve kimlik madalyonu ile ├žal─▒nmalara ve kaybolabilece─či durumlara kar┼č─▒ koruyun. Onu ├žitle ├ževrili g├╝venli bah├žesinde tutarak d├╝nyan─▒n k├Ât├╝l├╝klerine kar┼č─▒ tedbir al─▒n . Tasmas─▒z ve yan─▒nda bir insan olmadan d─▒┼čarda dola┼čmas─▒na izin vermeyin. Asla; ama asla

-14-

unutmaman─▒z gereken son ┼čey ise, hi├ž bir k├Âpek tasmas─▒z %100 kontrol alt─▒nda de─čildir ve d├╝nya ├╝zerinde g├╝├žl├╝ reflekslere sahip ├žok az s├╝r├╝c├╝ vard─▒r.

K├Âpe─činizin ba┼čka bir hakk─▒ daha vard─▒r: k─▒s─▒rla┼čt─▒r─▒lma hakk─▒

K─▒s─▒rla┼čt─▒r─▒lm─▒┼č k├Âpek, ciddi bir problem olan a┼č─▒r─▒ pet pop├╝lasyonuna katk─▒da bulunamaz. Bana inanm─▒yorsan─▒z sokaklara ve hayvan bar─▒naklar─▒na bir bak─▒n. ├ťretim sadece profesyonel ├╝reticilerin i┼čidir. Ayr─▒ca k─▒s─▒rla┼čt─▒r─▒lm─▒┼č k├Âpekler belirli sa─čl─▒k problemlerinden de muaft─▒r. Veteriner hekiminizle Epyometra ve prostat komplikasyonlar─▒ konsunda konu┼čunuz.

SOSYALLE┼×T─░RME

Yavru bir k├Âpe─čin hayat─▒n─▒n ilk d├Ânemlerinde kar┼č─▒la┼čt─▒─č─▒ her durum onun eri┼čkin ya┼čam─▒nda verece─či tepkileri belirler. Sosyalle┼čme bu nedenle ├Ânemlidir.├çoban k├Âpekleri annelerinden ayr─▒ld─▒ktan hemen sonra┬á korumakla y├╝k├╝ml├╝ olduklar─▒ ├žiftlik hayvanlar─▒ ve ya┼čam─▒n─▒ s├╝rd├╝rece─či do─čayla tan─▒┼čt─▒r─▒l─▒p onlarla ├žok yak─▒n kontak halinde b├╝y├╝t├╝lerek g├Ârevleri ba─člam─▒nda sosyalle┼čtirilip e─čitilir. ├ť├ž ay sonra her ┼čey ├žok ge├ž olabilir. Koyunlar yerine sadece insanlarla ger├žekle┼čen ┬ásosyalle┼čme k├Âpe─čin eri┼čkin oldu─čunda tan─▒mad─▒─č─▒ bu hayvanlara kar┼č─▒ sald─▒rgan tepki vermesine neden olabilir.

Av k├Âpekleri, av hayvanlar─▒ ve silah sesiyle gen├ž ya┼čta tan─▒┼čt─▒r─▒l─▒r. Bu da bir sosyalle┼čmedir. Yoksa g├╝├žl├╝ av g├╝d├╝leri olan bir k├Âpek s─▒rf silah sesinden ├╝rkt├╝─č├╝ i├žin avc─▒larca kenara itilebilir.

Yavrular s├╝tten kesildikleri 6-7. haftadan sonra annelerinden ayr─▒l─▒p yeni ailelerine, yani bize, teslim edilir. Merakl─▒ ve ├Â─črenmeye a├ž bir ┼čekilde tecr├╝be ettikleri her ┼čeyi haf─▒zalar─▒na kay─▒t ederler. Bu ├žok ├Ânemli d├Ânemde kar┼č─▒la┼čmad─▒klar─▒ ya da k├Ât├╝ tecr├╝be ettikleri her ┼čey onlar i├žin eri┼čkin ya┼čamlar─▒nda korkuyla tepki verdikleri durumlara d├Ân├╝┼čebilir. Bu nedenle ├Âzellikle 1.5-3 ay aras─▒ndaki ana sosyalle┼čme d├Ânemi k├Âpe─čin psikolojik d├╝nyas─▒nda tart─▒┼č─▒lmaz bir ├Ânem ta┼č─▒r.

K├Âpekler bu nedenle her t├╝rl├╝ insan ( kad─▒n, erkek, ├žocuk), hayatlar─▒ boyunca kar┼č─▒la┼čacaklar─▒ di─čer evcil hayvanlarla (k├Âpek, kedi hatta ├žiftlik hayvanlar─▒), her ├že┼čit ta┼č─▒t (araba, otob├╝s, bisiklet, kaykay, bebek arabas─▒ vs) ve yol ile (asfalt, ├žak─▒l, ├žim vs) bu aylarda tan─▒┼čt─▒r─▒l─▒p ├ža─čr─▒┼č─▒mlar─▒n─▒n daima pozitif olmas─▒na dikkat edilmelidir.

K├Âpekler ┼čapkal─▒ bir adamla ┼čemsiyeli bir adam─▒n ayr─▒m─▒na varamayabilirler. ├ť├ž ya┼č─▒ndaki bir ├žocuk ile bebek arabas─▒ndaki ├žocuk da t─▒pk─▒ ba─č─▒rarak etrafta ko┼ču┼čturan ├žocuklar gibi onun i├žin farkl─▒ yarat─▒klar olarak alg─▒lanabilir. Defalarca kar┼č─▒la┼čm─▒┼č─▒zd─▒r. Bayanlarla aras─▒ iyi olmas─▒na ra─čmen erkeklerden nefret eden k├Âpeklere rastlamak m├╝mk├╝nd├╝r ya da yavruyken kuca─č─▒ndan d├╝┼čt├╝─č├╝ bir ├žocuk nedeniyle eri┼čkin oldu─čunda tecr├╝beyi zihninde

-15-

geni┼čleterek hi├ž bir ├žocu─ču yan─▒na yakla┼čt─▒rmayabilir. Belki de hayat─▒nda hi├ž ya┼čl─▒ bir insan g├Ârmemi┼čtir ve hemen savunmaya ge├žer.

Talihsiz bir insan─▒n k├Âpe─činin insanlara kar┼č─▒ olan sald─▒rganl─▒─č─▒, o en ┼čirin ve herkesle oynamaya hevesli oldu─ču d├Ânemde veteriner hekimin kendi deyimi ile “yalaka” olmas─▒n diye insanlarla olan sosyal konta─č─▒n engelleme tembihinden kaynakland─▒─č─▒n─▒ duymak, ger├žekten hem ac─▒ hem de yukar─▒da bahsedilenlere iyi bir ├Ârnektir.

TAVS─░YELER

Yavru eve gelip ├ževresine al─▒┼čt─▒ktan sonra ├Âncelikle eve gelen kom┼čular─▒n─▒z ve ├žocuklar ile ona tatl─▒ an─▒lar b─▒rak─▒n.

├çocuklar, tamamen bir b├╝y├╝─č├╝n kontrol├╝ alt─▒nda,┬á onu kucaklar─▒na als─▒nlar, oynay─▒p,┬á yiyecek ┼čeyler versinler.

A┼č─▒lar─▒ tamamlan─▒nca ├ževreyi ve ├Âzellikle de en yak─▒n parktaki di─čer k├Âpek arkada┼člar─▒n─▒ tan─▒ma zaman─▒ gelmi┼čtir. Di─čer k├Âpeklerle kontroll├╝ bir ┼čekilde oynamas─▒na izin vererek kendi t├╝r├╝ aras─▒ndaki do─čal sosyal davran─▒┼člar─▒ ├Â─črenmesine yard─▒mc─▒ olmal─▒s─▒n─▒z.

Kalabal─▒k caddelerde, arabalar─▒n yo─čun oldu─ču yerlerden ge├žerek yavrunun ├ževresini kabullenmesini sa─člamal─▒s─▒n─▒z.

├çocuk parklar─▒na gidin. ├çevrede ko┼ču┼čturan ├žocuklar─▒ takip etmek istiyorsa izin vermeyin ve yak─▒n bir bankta oturup onlar─▒ zamanla umursamamay─▒ ├Â─čreninceye kadar bu ziyaretleri s├╝rd├╝r├╝n.

Bu listeyi daha da uzatabiliriz. ├çevrenizin size ve k├Âpe─činize sundu─ču imkanlara ve hayal g├╝c├╝n├╝ze ba─čl─▒ olarak yavru k├Âpe─činizin sosyalle┼čme d├Âneminde en az onun kadar kendiniz ve arkada┼člar─▒n─▒za da keyifli tecr├╝beler sunabilirsiniz.

Sosyalle┼čtirilmeyen k├Âpekler insanlar ve di─čer hayvanlara kar┼č─▒ sald─▒rgan ve g├╝venilmezdir.

Her ne kadar “benden ba┼čka kimseye kendini sevdirmesin” yakla┼č─▒m─▒┬á ├Âzellikle ├╝lkemizde yayg─▒nsa da davran─▒┼člar─▒ ├Ânceden kestirilemeyen┬á k├Âpekler toplum i├žin tehlikedir. Davran─▒┼člar─▒n─▒n sonu├žlar─▒ndan sahipleri sorumlu olmas─▒na ra─čmen su├žlanan sadece k├Âpek olur.┬á┬á

KAYNAKLAR

Hayvanlar Ansiklopedisi

─░lk Ansiklopedim

Meydan Laruesse

B├╝y├╝k Ansiklopedi

SONUÇ

Hayvanlar─▒ ├žok sevdi─čim i├žin k├Âpekler konusunu se├žtim. Bu sayede k├Âpek ve ─▒rklar─▒ hakk─▒nda bir├žok bilgiler ├Â─črendim. Onlara yakla┼č─▒mlar─▒m daha bilgili ve ├Âzverili oldu.

G─░R─░┼×

─░nsan─▒n en sad─▒k dostu olan k├Âpekleri ├žok sevdi─čimden, onlar hakk─▒nda ├Âdev haz─▒rlamak bana b├╝y├╝k bir zevk verdi. Umar─▒m sizde benim kadar keyif al─▒rs─▒n─▒z.

Yorum ekle 12 Temmuz 2007

Milli Edebiyat

M─░LL─░ EDEB─░YAT

Milli Edebiyat;yirminci y├╝zy─▒l T├╝rk Edebiyat─▒’n─▒n 1908′le 1923 y─▒llar─▒ aras─▒nda geli┼čen;─░kinci me┼črutiyet’in milliyet├žilik hareketleri ile ba┼člayan edebiyat─▒m─▒z milliedebiyat ad─▒n─▒ al─▒r.Bu edebiyat ak─▒m─▒,Cumhuriyet d├Ânemine kadar s├╝rer.Mehmet Emin Yurdakul,Mehmet Akif Ersoy,Yahya Kemal Beyatl─▒,Faruk Nafiz ├çaml─▒bel vb… ┼čairler ┼čiir alan─▒nda;├ľmeSeyfettin,Halide Edip Ad─▒var,Yakup Kadrri Karaosmano─člu,Re┼čat Nuri G├╝ntekin,Nurullah Ata├ž,Falih R─▒fk─▒ Atay,Memduh ┼×evket Esendal vb… yazarlar nesir alan─▒nda,milli edebiyat─▒m─▒z─▒n en ├Ânemli ki┼čileridir.Milli edebiyat─▒m─▒z─▒n en b├╝y├╝k fikir adam─▒ Ziya G├Âkalp ile Fuat K├Âpr├╝l├╝’d├╝r.

Milli Edebiyat Ak─▒m─▒,Birinci D├╝nya Sava┼č─▒ y─▒llar─▒nda g├╝├žlenip yay─▒larak hemen her t├╝rde bir├žok eser yaz─▒lmas─▒na yol a├žm─▒┼č;ayd─▒nlar ve sanat├ž─▒larda izleyecekleri yol i├žin ┼ču ilkeleri kabul etmi┼člerdir:

1-Dil sade olmal─▒d─▒r.

2-Ulusal kaynaklara ve yurt sorunlar─▒na e─čilmek gereklidir.

3-┼×iirde yaln─▒z”hece”├Âl├ž├╝s├╝ kullan─▒lmal─▒d─▒r.

Bu konuda,Gen├ž Kalemler dergisinin g├Ârevi b├╝y├╝k olmu┼čtur.

Milliyet├žilik,ulus├žuluk,toplumsal ya┼čam─▒n en ├Ânemli olgular─▒ndan say─▒l─▒r.Toplumsal ya┼čamda bireyin geli┼čmesi,toplumun geli┼čmesiyle,toplumun geli┼čmesi bireylerin geli┼čmesiyle s─▒k─▒ s─▒k─▒ya ba─čla┼č─▒kt─▒r.1911′den sonra,milliyet├žilik d├╝┼č├╝ncesi T├╝rk ayd─▒nlar─▒ aras─▒nda yay─▒lmaya ba┼člar.├çok ge├žmeden Gen├ž Kalemler,T├╝rk Yurdu,Yeni Mecmua ve di─čer yay─▒mlarla bu d├╝┼č├╝ncenin sonucu olan T├╝rk├ž├╝l├╝k,dil ve edebiyatta birak─▒m haline gelir.

GENÇ KALEMLER

Selanikte 11 Nisan 1911 de Gen├ž Kalemler dergisinde ├ľmer Seyfettin’in “Yeni Lisan”ba┼čl─▒kl─▒ bir makalesiyle ba┼čl─▒yan bu eylem,─░stanbul1da ve T├╝rk Milli Edebiyat─▒’nda h─▒zl─▒ bir geli┼čmeye neden oldu.Yeni Lisan’c─▒larda ama├ž yaz─▒ dilinde T├╝rk├že kurallar─▒ ├╝st├╝n k─▒lmakt─▒.Bu ├ž─▒─č─▒r─▒n ilk kesin ad─▒m─▒n─▒ atan ├ľmer Seyfettin’dir.

Ziya G├Âkalp,toplumcu g├Âr├╝┼člerine,dil anlay─▒┼č─▒na uygun buldu─ču i├žin ancak Gen├ž Kalemler d├Âneminde onlara kat─▒l─▒r.Gen├ž Kalemler dergisin yaz─▒ kurulu dergide dilcilik konusunda ├ž─▒kan yaz─▒lar─▒n ├Âzetini”Yeni Lisa”ve”Bir ─░stimza├ž” ad─▒yla yay─▒nlar.Bu k├╝├ž├╝k kitab─▒ bir mektupla birlikte tan─▒nm─▒┼č yazarlara g├Ândererek,yazarlardan ┼ču sorular─▒ yan─▒tlamalar─▒n─▒ ister:

1-Dil yenile┼čtirmek isteyenlerin dilin do─čal gidi┼čini h─▒zland─▒rmaya yetkileri var m─▒d─▒r?

2-Bir dil ba┼čka dillerden s├Âzc├╝k olabilir;kural da olabilir mi?

3-├ť├ž dilin kurallar─▒nda meydana gelme bir dil olabilir mi?Ba┼čka deyi┼čle T├╝rk├že’ye Osmanl─▒ca denilebilir mi? Denilmezse dilimizi bu sayr─▒l─▒ktan kurtarmak bizim i├žin bir ├Âdev olmayacak m─▒d─▒r?

4-T├╝r├žeyi ├Âzle┼čtirmek i├žin ┼čimdiye kadar tasfiyecilerin yapt─▒klar─▒ gibi dilimizde kullan─▒lan Arap├ža,Acemce s├Âzc├╝kleri atarak ├ça─čatayca’dan,T├╝rkmence’den s├Âzc├╝k almak do─čal geli┼čmeye uyar m─▒?

5-Dilin ar─▒nmas─▒nda ve yenile┼čmesinde Arap├ža ve Acemce tamlamalar,├žo─čullar ve eklerin kullan─▒lmamas─▒n─▒ temel olarak dilin do─čal evrimi i├žin en uygun yol de─čil midir?

6-Kal─▒pla┼čm─▒┼č tamlamalar─▒ oldular─▒ gibi b─▒rakmak menek┼če,kavga kalabal─▒k gibi t├╝rk├žele┼čmi┼č Arap├ža ve Acemce s├Âzc├╝kleri s├Âylendikleri gibi yazmak ve onlar─▒ benimsemek do─čru de─čil midir?

Bu sorular─▒ Hamdullah Suphi,Raif Necdet,─░zzet Ulvi,sehabettin S├╝leyman gibi yazarlar yan─▒tlam─▒┼člard─▒r.

GENÇ KALEMLER DERGİSİ

Gen├ž Kalemler Dergisi,Selanik’te 1911 y─▒l─▒nda ├ľmer Seyfettin,Ali Canip Y├Ântem,Akil Koyuncu,Rasim Ha┼čmet,Ziya G├Âkalp’le Fecr-i Ati’vileerden baz─▒lar─▒n─▒n kat─▒lmas─▒yla yay─▒n alan─▒na girer.Milli Edebiyat deyimini ilk ortaya atan Gen├ž Kalemcilerdir.├ľmer Seyfettin,Ziya G├Âkalp,Ali Canip Y├Ântem dilimizin sadele┼čmesi i├žin bu dergide ┼ču d├╝┼č├╝nceleri ileri s├╝rd├╝ler:

1-Bir dil,bir dilden s├Âzc├╝k olabilir ama,kural olamaz konu┼čma diliyle yaz─▒ dili ikili─činin ├Ân├╝ne ge├žmek gerekir.

2-Arap herfleri T├╝rk├že’yi yazmaya elveri┼čli de─čildir.Ddelerimiz Arap├ža uygarl─▒─č─▒ kar┼č─▒s─▒nda kendilerini k├╝├ž├╝k g├Ârerek a┼ča─č─▒l─▒k duygusuna kap─▒lm─▒┼člar.Arab─▒n dilini ve kurallar─▒n─▒ almakta bir sak─▒nca bulmam─▒┼člard─▒r.

3-Arap├ža,Fars├ža tamlama ve ├žo─čul kurallar─▒ hi├ž kullan─▒lmamal─▒.┼×ayet,amma,lakin konu┼čma diline ge├žmi┼č Arap├ža,Fars├ža kelimeler kullan─▒labilir.

4-Konu┼čma dili,b├╝t├╝n t├╝rkler taraf─▒ndan anla┼č─▒lan ─░stanbul T├╝rk├žesi olmal─▒d─▒r.

5-G├╝ne┼č varken ┼čems,ay varken kamer denmemeli.Arap├ža,Fars├ža kelimeler halk─▒n s├Âyledi─či gibi yaz─▒lmal─▒;Kalabal─▒k,harca,menek┼če,kavga gibi…

6-Yaz─▒ diline yaln─▒z milli dil bilgisi hakim olmal─▒.,

DERGAHÇILAR

Dergah├ž─▒lar; 15 Nisan 1921-1923 tarihleri aras─▒nda ─░stanbul’da yay─▒nlanan,42 say─▒ ├ž─▒kabilen yaz─▒yla onbe┼č g├╝nl├╝k,derginin ├ževresinde toplananlard─▒r.Sorumlu y├Ânetici Musatafa Nihat ├ľz├Ân’d├╝r.Dergah’─▒ ├žo─ču Yahya Kemal’in ├Â─črencisi olan ├╝niversite gen├žleri ├ž─▒karm─▒┼člard─▒r.

Dergah├ž─▒lar;Yahya Kemal Beyatl─▒’n─▒n manevi y├Ânetimi alt─▒ndad─▒rlar.Ahmet Hamdi Tanp─▒nar’─▒n s├Âyledi─či gibi:”Dergah aralar─▒nda b├╝y├╝k birlikleri olan yazarlar─▒n dergisi de─čildi”.En fazla beraber ya┼čayan ├╝├ž b├╝y├╝k r├╝kn├╝ aras─▒nda bile Milli M├╝cadele’nin ve Balkan Sava┼č─▒’n─▒n da ard─▒ arkas─▒ kesilmeyen felaketler getirdi─či siyasi g├Âr├╝┼č yak─▒nl─▒klar─▒ndan zevk ├╝st├╝nl├╝─č├╝nden bir evvelkine kar┼č─▒ tabii aks├╝lamelden,nihayet dil meselesindeki anla┼čmadan ba┼čka bir ba─č yok gibiydi.Yahya Kemal,Ha┼čim ve Yakup o zaman ├žok dosttu.Bununla beraber ├╝├ž├╝n├╝n de d├╝┼č├╝nceleri birbirinden ├žok ayr─▒ alemlerde geli┼čmi┼čtir.”

M─░LL─░ EDEB─░YAT G├ľR├ť┼×├ť

Ali Canip Y├Ântem’le,├ľmer Seyfettin’in 1911′de Selanik’te yay─▒mlamaya ba┼člad─▒klar─▒”Gen├ž Kalemler” dergisiyle geli┼čen”Milli Edebiyat” ak─▒m─▒ genellikle ┼ču g├Âr├╝┼čler ├ževresinde toplan─▒r.T├╝rk├že ba─č─▒ms─▒zl─▒─č─▒n─▒ kazanmak,yabanc─▒ s├Âzc├╝klerle kurallar dilimizden at─▒l─▒rken,sadeli─če,yal─▒nl─▒─ča gidilmelidir.Yerli,ulusal de─čerlerimiz i┼členmeli,ne Do─ču’nun ne de Bat─▒’n─▒n ├Âyk├╝nc├╝l├╝─č├╝ne d├╝┼č├╝lmelidir.Ulusal ├Âl├ž├╝m├╝z hece kullan─▒lmal─▒,toplumca sanata gidilmeli,”Sanat toplum i├žin”olmal─▒d─▒r.

Milli Edebiyat genellikle 1908-1940 y─▒llar─▒ aras─▒nda edebiyat─▒m─▒z─▒n ya┼čad─▒─č─▒ g├Âr├╝┼čleri,duyu┼člar─▒,sanatlar─▒ kapsarken,memleket ger├žeklerini dile getirme yolunu benimser.T├╝rk├ž├╝l├╝k ak─▒m─▒n─▒n ├Ânc├╝s├╝ Ziya G├Âkalp,milli edebiyat─▒n da yarat─▒c─▒s─▒ say─▒l─▒r.

├ť├ç ANA KAYNAK

Milli Edebiyat;1908-1923 tarihleri aras─▒nda yo─čunla┼čmas─▒na kar┼č─▒,1940′lara ve daha sonraki y─▒llara kadar,toplumsal de─či┼čimlere uyarak geli┼čirken,ulusal kaynaklar─▒m─▒za daha etkin bir y├Ânelme g├Âsterir.Yirminci Y├╝zy─▒l T├╝rk Edebiyat─▒’n─▒n ba┼člar─▒nda geli┼čen Fecr-i Ati edebiyat─▒’ndan sonra,ulusal kaynaklar d├Ânme d├╝┼č├╝ncesi do─čdu.

Y├╝zy─▒llar boyunca,├že┼čitli fikirlerle ┼čekillerin,k├╝lt├╝r emperyalizminin alt─▒nda ger├žek varl─▒─č─▒n─▒n g├Âsteremeyen T├╝rk Edebiyat─▒ yava┼č yava┼č t├╝m olanaklar─▒yla etkisini duyurmaya ba┼člar.Cumhuriyet Edebiyat─▒m─▒z─▒n do─čumunu haz─▒rlar.T├╝r Milli Edebiyat─▒;1911-1923 tarihleri aras─▒nda geli┼čen etkileriyle tepkileri bug├╝ne kadar uzanan k├Âkl├╝ bir ak─▒md─▒r.Bu ak─▒m─▒n ├╝├ž ana kasyna─č─▒,Milli Edebiyat─▒m─▒z─▒n olu┼čmas─▒n─▒ sa─člar.

1-Osmanl─▒c─▒l─▒k,2-─░slamc─▒l─▒k,3-T├╝rk├ž├╝l├╝k

OSMANLICILIK

Osmanl─▒c─▒l─▒k,Osman Gazi’nin 13.y├╝zy─▒lda kurdu─ču,Birinci D├╝nya Sava┼č─▒’ndan sonra da─č─▒lan T├╝rk ─░mparatorlu─ču’na ve bunun uyruklar─▒na verilen Osmanl─▒ s├Âzc├╝─č├╝nden gelir.Osmanl─▒l─▒k ilkesini kabul edenlerin yolu anlam─▒nda kullan─▒lm─▒┼čt─▒r.Osmanl─▒ ─░mparatorlu─ču,otuzsekiz ulustan kurulu uyruklar toplulu─čudur.

Osmanl─▒ ─░mparatorlu─čunun kulland─▒─č─▒ Osmanl─▒ca;Arap ve Fars k├╝lt├╝rlerinin etkisi alt─▒nda yap─▒s─▒na bu dillerden a┼č─▒r─▒ derecede s├Âzc├╝k,hatta dilbilgisi ├Âzellikleri giren,o d├Ânemin ┼čair ve yazrlar─▒n─▒n ├žo─čunca kullan─▒lan T├╝rk├že’ye Tanzimat’tan verilen isimdir.

─░SLAMCILIK

─░slam,selamdan gelir;tanr─▒’ya teslimiyet;Hz.Muhammed’├že kurulmu┼č ve yay─▒lm─▒┼č din,Muhammed peygamberin ├╝mmetinden olan kimse,M├╝sl├╝man,M├╝sl├╝manl─▒k,─░slam anlam─▒nda kullan─▒l─▒r.─░slamc─▒l─▒k buradan gelir.Pan ─░slamizm de denilir.Osmanl─▒ ─░mparatorlu─ču’nda Osamnl─▒c─▒l─▒k’tan sonra en g├╝├žl├╝ ak─▒md─▒r.

Osmanl─▒─č─▒ ─░mparatoru b├╝t├╝n m├╝sl├╝manlar─▒n dinsel ba┼čkan─▒yd─▒.Bu nedenle politika ve dinsel g├╝c├╝ kendinde birle┼čtiriyordu.D├╝┼č├╝nce adamlar─▒,sanat├ž─▒lar,hep bu y├╝nde d├╝┼č├╝nmek ve eser vermek zorundayd─▒lar.Mehmet Akif,├Âzledi─či yeni d├╝zeni belli bir ulus i├žin de─čil,yine imparatorlu─čun bir ba┼čka t├╝rl├╝ ifadesi olan”─░slam ├ťmmeti”i├žinde d├╝┼č├╝n├╝yordu.Milliyet├ži d├╝┼č├╝ncelerin babas─▒ say─▒lan Z─░ya G├Âkalp bile,ideolojisini hem ├╝mmet kavram─▒na,hemde ─▒rk gibi vatan s─▒n─▒rlar─▒n─▒ a┼čan verilere ba─člamakla yine imparatorluk d├╝zeni i├žinde d├╝┼č├╝nm├╝┼č oluyordu.─░slamc─▒lara g├Âre milliyet├žik’le,T├╝rk├ž├╝l├╝k ak─▒mlar─▒n─▒ savunmakla,─░mparatorlu─čun birli─či sa─članamazd─▒.

T├ťRK├ç├ťL├ťK

T├╝rk├ž├╝;Osmanl─▒ ─░mparatorlu─ču’nun son y─▒llarda Osmanl─▒c─▒l─▒k,─░slamc─▒l─▒k ak─▒mlar─▒ kar┼č─▒s─▒nda T├╝rkl├╝k duygusunu savunanlara denirken;T├╝rk├ž├╝l├╝k,T├╝rk├ž├╝lerin ilkelerine dayanan ak─▒m,”Pant├╝rkizm”anlamlar─▒nda kullan─▒lm─▒┼čt─▒r.20 y├╝zy─▒l edebiyat─▒m─▒z─▒ hemen b├╝t├╝n├╝yle etkileyen T├╝rk├ž├╝l├╝k ak─▒m─▒,ulusal edebiyat─▒m─▒z─▒n do─čup geli┼čmesini sa─člar.Frans─▒z devriminin yaratt─▒─č─▒ ulus├žuluk d├╝┼č├╝ncesi,Osmanl─▒ ─░mparatorlu─ču’ndaki,yabanc─▒ toplumlar─▒ ayakland─▒r─▒rken,t├╝rk ayd─▒nlar─▒n─▒da uyand─▒r─▒r.Gen├ž Kalemler,Yeni Mecmua,T├╝rk Yurdu dergilerindeki yay─▒nlarla T├╝rk├ž├╝l├╝k ak─▒m─▒ t├╝rk dili ve edebiyat─▒nda geni┼č yank─▒lar b─▒rak─▒r.Ziya G├Âkalp’e g├Âre

“T├╝rk├ž├╝l├╝k,T├╝rk Milletini y├╝kseltmek demektir.O halde,T├╝r├ž├╝l├╝─č├╝n mahiyetini anlamak i├žin,millet ad─▒ verilen z├╝mrenin mahiyetini tayn etmek laz─▒md─▒r.

YARARLANILAN KAYNAKLAR,

1-T├╝rk Edebiyat─▒ Tarihi-Seyit Kemal Karaalio─člu

─░nkilap Kitapevi.

2-T├╝rk Edebiyat─▒ Tarihi-Vasfi Mahir Kocat├╝rk.

Edebiyat Yay─▒nevi.

Yorum ekle 12 Temmuz 2007

Hayvansal Dok─▒ular

HAYVANSAL DOKIULAR

1 EP─░TEL DOKU 2 BA─× VE DESTEK DOKU 3 KAS DOKU 4 S─░N─░R DOKU

1 ├ľrt├╝ Epiteli 1- Temel Ba─č Doku 1- D├╝z Kas

2 Bez Epiteli 2- Kıkırdak Doku 2-Çizgili Kas

3 Duyu Epiteli 3 - Kemik Doku 3- Kalp Kas─▒

4- Ya─č Doku

5- Kan Doku

1)Epitel Doku:

V├╝cudun i├ž ve d─▒┼č y├╝zeyini ├Ârten dokudur. H├╝creler aras─▒ bo┼čluk b─▒rakmayacak ┼čekilde dizilmi┼člerdir. V├╝cudu mekanik, kimyasal, fiziksel, balteriyel etkilerden korur. V├╝cudun h├╝cre say─▒s─▒ en fazla olan dokusudur. H├╝creleri aras─▒nda kan damarlar─▒ bulunmad─▒─č─▒ndan beslenme ba─č dokudan difizyon ile olur. Epitel doku ba─č dokudan yap─▒lm─▒┼č bir taban zar─▒ (bazal lamina) ├╝zerine oturur .

G├Ârevleri: Deride =koruma , Ba─č─▒rsakta = Emilim , Bezlerde = Salg─▒ , Duyu Organlar─▒nda = Duyu

2)├ľrt├╝ Epiteli:

V├╝cudun i├ž ve d─▒┼č y├╝zeyini ,kan damarlar─▒n─▒n i├žini ├Ârter.

Tek katl─▒ ├Ârt├╝ epiteli:

-Yass─▒ Epitel: H├╝creler ince ve yass─▒ olup, ├žekirdekte yass─▒la┼čm─▒┼čt─▒r. Geni┼čleme yetenekleri fazlad─▒r. Y├╝rek,

akci─čer ve kar─▒n zar─▒nda, akciger alveollerinin i├ž y├╝zeyinde bulunur

- K├╝bik Epitel: H├╝crelerin boylar─▒ birbirine yak─▒n (k├╝bik) ├žekirde─či genelde merkezde, yuvarlak ve b├╝y├╝kt├╝r

Sindirim borusunun salg─▒ bezlerinin i├žini ├Ârter. Yumurtal─▒─č─▒n ├╝zerinde, g├Âz

retinas─▒nda b├Âbrek t├╝plerinde bulunur

- Silindirik Epitel:H├╝creleri silindirik olup,├žekirde─či genelde uzundur. Mide ve bag─▒rsak kanal─▒n─▒n, uterusun

,akci─čerin solunum borucuklar─▒nda, kesenin i├ž y├╝zeyinde bulunur. Baz─▒

h├╝crelerin d─▒┼ča bakan y├╝zeylerinde titrek t├╝yler (siller) bulunur. Salg─▒

yapan (mukus) h├╝crelere GOBLET H├ťCRES─░ denir.

b) Çok Katlı Epiteli: Omurgalı derisinin epidermisinde bulunur 40-50 epitel hücre sırasının üstüste gelmesiyle

olu┼čur.En alttaki s─▒ra silindirik olup, y├╝zeye do─čru yass─▒la┼čarak ┼čekilleri

deforme olmu┼čtur. D─▒┼č y├╝zeyde yer alan h├╝creler dif├╝zyonla besin alamaz

duruma geldiklerinde stomalar─▒ azal─▒p,kal─▒nla┼čarak KERAT─░N maddesi

olu┼čmaya ba┼člar. Daha sonra bu h├╝creler ├Âl├╝r. ├ľl├╝ h├╝credeki tanofibriller

zay─▒flayaca─č─▒ndan belli bir zaman sonra pullar halinde d├Âk├╝lmeye ba┼člar.

E─čer tanafibriller keratinle┼čmeye kat─▒l─▒rsa h├╝creler birbirine s─▒k─▒ bir ┼čekilde

ba─članarak k─▒l, t─▒rnak boynuz ve s├╝r├╝ngen derisindeki pullar─▒ olu┼čturur.

├çok Katl─▒ De─či┼čken Epitel: Bulundu─ču ortam─▒n kas─▒l─▒p geni┼člemesiyle ┼čekli de─či┼čebilen epitel t├╝r├╝d├╝r. ─░drar kesesinde ve bo┼čalt─▒m sisteminin di─čer k─▒s─▒mlar─▒nda da bulunur.

2) Bez Epiteli : Bez epiteli h├╝crelerin say─▒s─▒na ve salg─▒s─▒n d├Âkt├╝─č├╝ yere g├Âre 2┬ĺye ayr─▒l─▒r.

- H├╝cre Say─▒s─▒na G├Âre:

Bir H├╝creli Bezler:Silindirik epitel h├╝crelerinde olu┼čur.├ľrn=Mide, ba─č─▒rsak duvarlar─▒nda mukus salg─▒layan h├╝creler, kurba─ča derisinin nemlili─čini sa─člayan gablet h├╝creleri gibi.

b) ├çok H├╝creli Bezler: ┼×ekillerine g├Âre gruplara ayr─▒l─▒r.

Salg─▒s─▒n─▒ D├Âkt├╝─č├╝ Yere G├Âre:

a) Endokrin (d─▒┼č) salg─▒ bezleri : Salg─▒s─▒n─▒ bir kan kanalla yada do─črudan do─čruya v├╝cut d─▒┼č─▒na bo┼čaltan bezlerdir. T├╝kr├╝k, s├╝t, ter, derideki ya─č, g├Âzya┼č─▒ b├Âbrek ve sindirim bezleri .

b) Endokrin (d─▒┼č) salg─▒ bezleri : Salg─▒lar─▒n─▒ do─črudan do─čruya kana veren bezlerdir. Salg─▒lar─▒na hormon denir.

Epifiz, hipofiz, troit bezi…

c) Karma Bezler: Hem i├ž hem d─▒┼č salg─▒ yapabilen bezlerdir. E┼čeysel bezler pankreas, karaci─čer gibi.

3) Duyu Epiteli : D─▒┼č ortamdan gelen baz─▒ duyular─▒alacak ┼čekilde farkl─▒la┼čm─▒┼č epitel h├╝crelerine denir. D─▒┼č y├╝zeye bakan k─▒s─▒mlar─▒nda ALMA├ç ad─▒ verilen duyu ├žomakc─▒klar─▒ bulunur. Uyar─▒lar─▒ alma├ž olmaks─▒z─▒n do─črudan sinir h├╝creleriyle al─▒nabilir. Duyu epiteli duyu organlar─▒nda bulunur.

Yorum ekle 12 Temmuz 2007

Sonraki ├ľnceki



Destekliyoruz arkada■ - arkadas - partner - partner - arkada■ - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy