Galıleı Kimdir?
12 Temmuz 2007
GALILEI KİMDİR?
Galilei 1564 yılında Pisada doğdu. Fakir bir asilzade olan babasının tek uğraşı müzik ve matematikti. Vallombrasa manastırında öğrenim gören Galileinin aldığı dersler arasında Yunanca, Lâtince ve Mantık önemli yer tutuyordu. Bilimle ilgili derslerden ise hoşlanmadığı anlaşılıyor. Öğretmenlerinin onu tarikata girmeye teşvik etmesi üzerine babası bunu önlemek için Galileiyi Pisa Üniversitesinde tıp öğrenimine başlatır. Bir rastlantı olarak geometri üzerine dinlediği bir konferans, matematiğin tıptan daha ilginç olduğuna onu inandırmaya yetti. Tıp derslerini bir yana itip matematik derslerini kapı aralıklarından izlemeye başladı. Bunu gören yetkililer tıptan matematiğe geçmesine izin verirler. Ne var ki, Galilei parasızlık nedeniyle bir süre sonra öğrenimini bırakmak zorunda kalır. Hayatını Floransada ders vererek kazanmaya başlayan Galilei çok geçmeden bilimsel bir ün kazanır, daha 25 yaşında iken eski üniversitesi Pisaya matematik okutmanı olarak çağrılır. İki yıl sonra Pisayı bırakıp Padua Üniversitesine matematik profesörü olarak geçer.
Tüm yaşamı boyunca kendini bilime adayan ve doğru bildiğini açıklamaktan çekinmeyen Galileinin kilise ile er geç başının derde gireceği kaçınılmazdı. Kopernik teorisini teleskopla ispatladığı iddiası yetkililerin sabrını taşırmıştı. 1616da engizisyon mahkemesi kapalı bir oturumda onu mahkûm etmişti. Fakat baş eğmek şöyle dursun, isyankâr davranışında daha da ileri gidiyordu. 1633de tekrar fakat bu kez açıktan mahkeme önüne çıkarıldı. Yetmiş yaşında dayanma gücünü kendisinde göremeyen Galilei, dünyanın döndüğü iddiasını bir daha ağzına almayacağını bildirerek tövbe eder. Rivayete göre kendisinden istenen bu vaadi yaparken, bir yandan da Ama gene de dünya dönüyor diye mırıldanmaktan geri kalmaz.
GALILEINİN FİZİĞE KATKILARI
Kepler, gezegenlerin güneş etrafında çembersel değil, elips biçiminde yörüngeler çizdiklerini, üniform değil değişen hızlarla hareket ettiklerini kanıtlamakla Aristocu geleneğin iki önemli yargısını yıkmıştı. Bu geleneğin sağ duyuya da yakın gelen bir diğer ilkesi de cisimlerin hareketi ile ilgiliydi. Aristo pek haklı olarak hareket halindeki bir cisim itilmezse veya çekilmezse er geç durur demişti. Bu hepimizin günlük gözlemleriyle de doğruladığı bir gerçek.
Aristonun cisimlerin hareketi ile ilgili görüşü, görünüş çerçevesinde doğru, fakat temelde sakattı. Hareket halinde bir cismin durması itilmemesinden değil, hareketten alıkoyucu bir takım nedenlerin varlığında ileri geliyordu. Ne var ki gerçek dünyada hareketin tan serbest kalması olanaksızdır. Sadece engelleyici kuvvetler azaltılabilir veya hafifletilebilir. Nitekim pürüzsüz yüzeylerde hareketin daha uzun sürdüğünü hepimiz biliyoruz tüm engellerin giderildiği ideal bir durumda hareket halindeki cisimler hareketlerini sonsuza kadar sürdürürler. Fiziğin bu evrensel ilkesini ilk formüle eden Galilei, yalnız Aristo dinamiğini yıkmakla kalmaz, aynı zamanda bilimin görünüşle bağlı kalamayacağını da gösterir.
Galilei, cisimlerin düşme olayını da aynı yaklaşımla ele alır. Hemen herkes bilir ki, atmosferde serbest bırakılan aynı büyüklükteki iki cisimden daha yoğun olanı yere daha erken ulaşır. Burada da gördüğümüz, gözlenen sonucun, düşmenin yer aldığı ortamın etkisinden dolayı görünüşte kalan bir olgu olmasıdır. İdeal bir durumda, (yani düşmeyi engelleyen hiç bir atmosferik etkenin olmadığı tam bir boşlukta) yoğunlukları ne olursa olsun tüm cisimler aynı düşme mesafesini aynı sürede tamamlarlar. Gözlemler düşmenin sabit bir hızla değil saniyede yaklaşık 10 metre artan bir hızla meydana geldiğini göstermiştir.
Galilei böylece fiziğin iki önemli kanununu keşfetmiş olur. Bunlardan ilki eylemsizlik ilkesi ikincisi Cisimlerin Serbest Düşme Kanunudur.
GALILEINİN ASTRONOMİYE KATKILARI
Galileinin astronomi alanındaki katkılarına gelince, bunlar ilk bakışta daha somut ve çarpıcıdır.
1609da bir Hollandalı gözlükçünün uzak objeleri büyüten bir mercek icat ettiğini öğrenince, hemen çalışmaya koyulur; ışığın yansıma ve kırılma olguları üzerindeki bilgilerinden yararlanarak ilk teleskopu yapar. Aristo astronomisini temelinden çökerten buluşlar birbirini kovalamaya başlar. Ayın yüzeyinin, öteden beri sanıldığı gibi kusursuz ve pürüzsüz değil, kayalıklı dağ ve vadilerle kaplı olduğu görülür. Samanyolunun sayısız yıldız kümelerinden başka bir şey olmadığı ortaya çıkar.
Geleneksel öğretinin, gök cisimlerinin yediden fazla olamayacağı iddiası, Jüpiter gezegeninin etrafında Kepler kanunlarına göre dolanan dört uydusunun saptanması ile bir anda geçerliliğini yitirir. Galileinin teleskopu, Kopernikin Venüsün ay gibi değişik görünüşler göstereceği ile ilgili iddiasını doğrular.
Kategori: Genel kültür