Tanıtım Salonu

12 Temmuz 2007



Tanıtım Salonu

Bu salonda, Askeri Müze’nin tarihi; 1846′dan günümüze kadar uzanan bir periyod içinde çeşitli fotoğraf, belge ve yayınlarla belgesel olarak anlatılmaktadır. Müzenin kurucusu Ahmet Fethi Paşa ve müze koleksiyonlarının oluşmasında ve müzenin modern anlamda yeniden teşkilatlanmasında büyük gayretleri olan Ahmet Muhtar Paşa’nın tanıtımı da bu salonda gerçekleştirilmektedir.

Ayrıca bu salonda Askeri Müze’nin tarihçesini, sergi salonlarını, kütüphanesini ve fiziksel engelliler için yapılan düzenlemeleri tanıtan dokunmatik ekranlı bilgisayar sistemi bulunmaktadır.

Atıcı Silahlar Salonu

Ok ve okçulukla ilgili eserler sergilenmektedir. 17. - 19. yy. arasındaki Osmanlı ok ve yayları, ok hedefleri, ok - yay muhafazaları, yay germe gereçleri, ok yatakları, yaya gererken parmağa parmağa takılan şestler salonun anan malzemelerindendir.

Sultan I.Mustafa ve IV. Mehmet ve III. Selim gibi Osmanlı padişahları adına ok atışlarındaki ustalıkları belgelemek amacı ile verilen nişan beratları ayrı bir grup oluşturmaktadır.

Binicilik Salonu

Bu salonda 19. - 20. yy. at - atçılık ve süvari sınıfı ile ilgili malzemeler sergilenmektedir. Eyerlerde, Alman ve İngiliz tipinde yapılmış Türk eyerleri çoğunluktadır. Osmanlı tipi eyerlere ait örnekler gümüş eyer kaşları ve kuburlukları ile dikkat çeker. Eyerlerin bir kısmı tam takım halindedir. Bundan başka, koşum takımları, at örtüleri, at ve katana nalları, üzengileri, nalbant gereçleri, süvari kılıç ve tüfekleri, mızrak uçlarında flamalar sergilenmekte olan diğer eserlerdendir.

Fatih ve Yavuz Köşesi

Fatih Sultan Mehmet ( 1451 - 1481 ) ve Yavuz Sultan Selim ( 1512 - 1521 ) ‘ in atlı mankenleri, İstanbul’un fethinde Türk kuvvetlerinin karadan gemilerini Haliç’e indirmesini gösteren panaromik maket yer almaktadır. Bizanslılar’ın Osmanlılar’ı İstanbul’a sokmamak için Haliç’e gerdikleri büyük zincir de bu bölümde sergilenmektedir. Ayrıca Kanuni Sultan Süleyman ( 1521- 1566 ) dahil olmak üzere Osmanlı İmparatorluğu’nun Yükselme Devri’nin üç padişahına ait çeşitli resimler ile silahları da yer almaktadır.

Kesici Silahlar

Avrupa Kesici Silahları

Askeri Müze’deki Avrupa kesici silahlarının en eskilerini “Ortaçağ Avrupa Kılıçları” adı verilen kesici silahlar oluşturur. Kaba ve hantal görünümleri, iri kabza başları ile tam bir haç formundadırlar. Maden işlemeciliğinin inceliğinden uzak olan kılıçlar; 12. - 16. yy lar arasında haçlı seferleri sırasında İslam devletlerinin eline geçmiştir.

16. yy’dan itibaren sanatsal yönü ağır basan değişmeler görülmüş, 18. yy’da artık süslemeler ön plana çıkmış, kıymetli taş ve madenlerin kullanılması ile kılıçlar göz alıcı bir görünüm kazanmıştır.

19. ve 20. yy larda Avrupa kılıçlarının formunda silah özelliği ağırılık kazanmaya başlamış ve nikelajlı ince gövdeler figürlü kabza başları, sade el siperlikleri ve mensup oldukları askeri sınıfın veya birliğin sembollerini taşıyan armalar ön plana çıkmıştır.

İslam Kesici Silahları

Askeri Müze’de İslam devletlerine ait en eskisi 13. yy’a kadar tarihlenebilen son derece zengin bir İslam kesici silah koleksiyonu mevcuttur. Bu silahların büyük bir kısmı form, süsleme ve kalite bakımından dönemlerinin özelliklerini yansıtan bir er tarih hazinesidir.

Askeri Müze İslam kesici silahları koleksiyonun ağırlığını, Türk, Memluk ve İran kesici silahları oluşturmaktadır.

Memluk Kılıçları

Bu kılıçlar Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi ( 1516 - 1517 ) sırasında Memluklar’dan ele geçirilen kılıçlar olup, en eski İslam kökenli silahları oluşturmaktadır.

İran Kılıçları

Bu kılıçlar genelde 16. yy. ‘ın ikinci yarısı ile 18.yy’a aittir. Bu kılıçlar, son derece zengin bezemeleriyle ve çelik kaliteleriyle dikkat çeker.

Türk Kılıçları

Koleksiyonlarda 15. yy’ın ikinci yarısından başlayarak 20. yy’a kadar uzanan geniş bir zaman dilimine tarihleyebileceğimiz, çeşit ve adet bakımından en zengin koleksiyonu Türk kılıçları oluşturmaktadır.

Kafkas Kılıçları

Yurdumuzda “Çerkez Kılıcı” olarak da isimlendirilen ve Kafkas bölgesi halkının karakteristik özelliklerini taşıyan bu kılıçlar, kendilerine özgü bir tip ve karaktere sahiptir.

Savunma Silahları

Askeri Müze, Osmanlı Devleti kuruluş dönemi ve çağdaşı İslam devletleri ile Avrupa devletleri koruyucu silahlardan oluşan zengin bir koleksiyona sahiptir. Bu koleksiyondaki eserler 15. ve 20. yy’da arasında üretilmiştir.

İslam Savunma Silahları

Koleksiyonda başta Osmanlı olmak üzere Memluk, İran, Akkoyunlu, Şirvanşah ve Timur dönemlerine ait çeşitli türde savunma silahları bulunmaktradır. Bu grupta miğfer, zırh takımı ( gömlek, dizçek, kolçak ) kalkan ve hayvan zırh takımı bulunmaktadır. İslam savunma silahları bütün İslam devletlerinde birbirlerine büyük benzerlik gösterirler. Osmanlılar’ın eline Memluk, Akkoyunlu ve Şirvanşahlılar’a ait silahlar 15. - 17. yy arasında yapılan savaşlar sırasında geçmiştir. Özellikle Yavuz Sultan Selim’in Memlukler’i yenilgiye uğratması birçok silahla beraber birçok silah yapım ustasının da esir alınmasını sağlamıştır.

Avrupa Savunma Silahları

Avrupa savunma silahlarının önemli bir grubunu Avrupa miğferleri oluşturmaktadır. En eski örnekleri 14. yy’a ait olan miğferlerin 15. ve 16. yy’daki örneklerinde kapalı formlar hakimdir. Bu miğferlerde bezemeler yok denecek kadar azdır. 16. yy’ın ortasından itibaren Osmanlı etkisinin özellikle Orta Avrupa ve Balkan devletlerinde ağırlıklı olarak hissedilmesi, Avrupa miğferlerinde açık formlu miğferleri yaygınlaştırmıştır. Bu sayede miğferler üzerinde süslemeler gözle görünür düzeyde artmıştır. Ayrıca 19. yy’da miğferlere deri ve kumaş parçalar da eklenmiştir. Gene zırh gömleklerinde de Osmanlı etkisi görülmektedir. 16. ve 17. yy’a ait zırh gömlekler yer yer metal parçalarla takviye edilmiş zincir örgüden yapılmıştır.

Ateşli Silahlar Salonu

İslam Ateşli Silahları

16. yy’dan 20.yy başına kadar imal edilmiş fitilli, çakmaklıi kapsüllü ve iğneli ateşli silahlar örnekleri sergilenir. 16. yy ile 19. yy arasında İstanbul merkez olmak üzere Anadolu ve Anadolu dışında kalan Kafkasya, Azerbaycan, Balkan, Suriye, Mısır ve Arabistan bölgelerinde imal edilmiş çakmaklı ve fitilli tüfek ve tabancaların yer aldığı bu salonda Osmanlı silah teknolojisinin yanında süsleme tekniklerinin ve motiflerinin zenginlikleri de görülmektedir.

Yabancı Kökenli Ateşli Silahlar

Bu salonda 16. yy’dan 20. yy’a kadar çeşitli Avrupa ülkelerinde ve Amerika’da imal edilmiş tüfek ve tabanca örnekleri sergilenmektdir. Avrupa’nın önemli merkezlerinde üretilmiş silahlar da müzede yeralmaktadır. Bu silahlar genelde 18. ve 19. yy’larda üretilmiştir. 19. yy sonlarında ve 20. yy.başlarına ait, yine Avrupa’nın ve Amerika’nın çeşitli bölgelerinde imal edilmiş, ateşli mekanizmaları kapsüllü ve iğneli tüfek ve tabanca örneklerinde ise, Winchester, Remington, Martin, Smith Wesson, Steyr, Mauser, Colt, L. Gasser gibi dünyaca ünlü patent isimlerine rastlanmaktadır. Silahlahların dekorasyonunda altın, gümüş, kakma ve kabartma gibi maden işleme teknikleri uygulanmıştır. Kullanılan motifler arasında hayvan figürleri, sembolik motifler ve av sahneleri dikkati çekmektidir.

Top Maketleri Salonu

Ahşap ve döküm top modellerinin yer aldığı bu salonda ilk dikkati çeken I. Dünya Savaşı sırasında cepheye ve asker ailelerine yardım maksadı ile bağış toplamak üzere yapılmış büyük ahşap top modeldir. Ayrıca bu salonda 15. yy’dan 20. yy’a kadar uzanan Osmanlı toplarının ahşap üzerine işlenmiş maketleri ile bazı yabanc top maketlerini ve topçulukla ilgili teçhizat da yer almaktadır.

Küçük Çaplı Toplar Galerisi

Bu salonda Belçika, Fransız, İsveç, İngiliz, Alman, İtalyan top ve havanlarından örnekler yer almaktadır. 15. yy ie 20.yy arasındaki geniş periyoda yayılan bu toplar demir yada tunç dökümdür. Ait oldukları devletlerin armalarıi kabartma tekniğinde işlenmiş bitkisel ve stilize edilmiş hayvansal tezniyatları, usta, atölye ve kim adına döküldüklerinin belirtildiği kitabeleri ile sanat ve teknoloji açısından koleksiyonun önemli bir bölümünü teşkil eder.

Meşrutiyet Salonu

II. Meşrutiyet döneminin önemli şahsiyelerinden Harbiye Nazırı ve Sadrazam Mahmut Şevket Paşa’nın 11 Haziran 1913 günü Harbiye Nezareti’nden çıkarken yolu kesilerek şehit edildiği makam arabası sergilenmektdir. Ayrıca Sultan II. Abdülhamid’in şahsına hediye edilen silah ve eşyaları, Serasker Hüzseyin Avni Paşa, Gazi Muhtar Paşa ve Tevfik Sağlam gibi dönemin önemli kişilerine ait üniforma, silah ve teçhizatları da bu salonda yer almaktadır.

I. Dünya Savaşı Salonu

I. Savaşı Dönemi’nde kullanılan çeşitli silah, sancak, zafer kurdeleleri, madalyalar, nişanlar gibi örneklerin yanısıra, Enver Paşa gibi I. Dünya Savaşı’nda büyük rolü bulunan kişilerin özel giysileri, üniforma ve silahları sergilenmektedir.

Çanakkale Savaşları Salonu

Çanakkale Savaşı Salonu’nda, savaş alanından toplanmış çeşitli buluntu malzemeler, Çanakkale’de alayı ile birlikte şehit düşen alay komutanı yarbay Hüseyin Avni Bey’e ait üniformalar görülebilir. Bu dönemde giyilmiş Türk, İngiliz, Anzak birliklerine ait başlıklar, kıyafet aksesuraları, teçhizat, bayrak, sancak, bandra, silahlar, madalya ve nişanlar da Çanakkale Savaşı Salonu’nda sergilenen malzemelerdir.

Salonda Çanakkale Savaşı’nın projeksiyon gösterimi panaromik maketi olarak anlatımının yapıldığı dia-rama da yer almaktadır.

Kurtuluş Savaşı Salonu

Kurtuluş Savaşı komutanlarından Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Asım Gündüz, Şükrü Naili Gökberk, Ömer Halis Bıyıktay’a ait özel koleksiyonlar ve esir alınan Yunan Ordusu Başkomutanı Trikopis’in karargahında ele geçirilen eşyalar mevcuttur. Kurtuluş Savaşı’nın önemi milislerden Ege’de Yunanlılar’a karşı ilk direnişi başlatan Demirci Ahmet Efe’ye ait koleksiyon ve Mustafa Kemal Atatürk’ün Eşme sırtlarında “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir… İleri…” emrinin vermiştir.

Cumhuriyet Dönemi Salonu

Bu salonda Kore Savaşı ve Kıbrıs Barış Harekatı’na ait silah, teçhizat, üniforma, madalya, nişan ve sancaklar, Kore Tugay Komutanı Tuğgeneral Tahsin Yazıcı, Alay Komutanı Şehit Albay Nuri Pamir ve Celal Dora’ya ait eşyalar Kore ve Kıbrıs köşelerinde sergilenmektdir. Salonun Somali bölümünde Birleşmiş Milletler’in 1992 yılında aldığı kararla Somali’ye giden Türk birliğine ait fotoğraflar ile BM barış gücü komutanı Korgeneral Çevik Bir’e ait fotoğraflar, üniforma ve şiltler sergilenmektdir.

Etnoğrafik Eserler Salonu

Çoğunluğunu gümüş, cam ve porselen eşyaların oluşturduğu bu salonda Askeri Müze’nin askeri konular dışında kalan malzemeleri sergilenmektdir. Dokumalar, biblolar, aksesuarler, şekerlikler, fincan takımlar, servis takımları, sini artıkları, şamdanlar, saatler gibi günlük yaşamımızın bir parçası olan bu eserlerle el işçiliğinin incelikleri zevkle izlenebilir.

Genelkurmay Başkanları Salonu

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu’ndan bu yana görev yapmış olan tüm genelkurmay başkanlarımızın üniformaları, silahların ve bazı özel eşyaları ile kendilerine görevleri sırasında hediye edilmiş olan şilt ve objelerin yer aldığı bu salon yaşayan bir salon olup Türkiye Cumhuriyeti var oldukça gelecek genelkurmay başkanları ile genişleyecektir. Bu salonda dikkat çeken köşelerden biri de 2. Genelkurmay Başkanımız Mareşal Fevzi Çakmak’ın ailesi tarafından müzeye hediye edilmiş olan Fevzi Çakmak’a ait çalışma odası ve özel eşyalarıdır.

7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren Salonu

Bu salon, Türkiye Cumhuriyeti’nin 7. Cumhurbaşkanı olan Kenan Evren’in kendisi tarafından müzeye hediye edilmiş olan eserlerle açılmıştır. Kenan Evren’e gerek Ordu komutanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı gerekse Cumhurbaşkanlığı Dönemi’nde yerli ve yabancı kişi ve kurum ve devlet adamlarının hediye etmiş olduğu eşyalar bu salonda sergilenmektedir. Tablodan gemi maketine, silahtan bibloya, şilt ve madalyalardan, Ay’a gönderilmiş ilk Türk bayrağına kadar çok çeşitli objenin bir arada yer aldığı bir salondur.

Atatürk Salonu

1841 yılında Osmanlı Ordusu’na subay ve subay yetiştirmek üzere yapılmıştır. Bu subaylardan da içlerinde en önemlisi Mustafa Kemal’dir. Bu nedenle Askeri Müze’de Mustafa Kemal’in büyük bir önemi vardır, kendisi için bir salon açılmıştır. Salonda yer alan eserler ise Atatürk’ün resimleri, şahsi eşyaları, madalya ve nişanları, kendisine hediye edilen objeler ile Anıtkabir, Erzurum Kongre Binası, Sivas Kongre Binası, Birinci T.B.M.M Binası, Şişli Atatürk Evi ve Selank’de Atatürk’ün doğduğu evin maketleri yer almaktadır.

Atatürk Dershanesi

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Harp Okulu ve Harp Akademisi öğrenimini Askeri Müze Binası’nda tamamlamıştır. Mustafa Kemal’in Harp Akademesi 3. Sınıfını okuduğu dershane O’nun anısına düzenlenmiştir. Sınıfta Atatürk’ün okul yaşamı ile ilgili fotoğraflar ve belgeler de sergilenmektedir.

Osmanlı Çadırları

Müzeyi gezerken en çok dikkatimi çeken salonlardan biri çadırların müzede fazla yer almasıydı. Geçmişi tarih öncesi çağlara dayanan çadır, ilk önce Orta Asya’da göçebe ve yarı göçebe olan Türkler tarafından kullanılmıştır. Osmanlılar ise savaşlarda, saray teşkilatında, adalet sisteminde, eğlencelerde kullanılmıştır. Osmanlılar’ın uzun döneminde çadırlar motifler, bezemelerde malzemelerin kullanılışında çeşitli farklılıklar göstermişlerdir. Savaş ve seferlerde askerlerin barındıkları çadırların yanında mescit, hastane, hazine, errzak, mutfak, hamam, tuvalet, ahır gibi ihtiyaçlar içinde çadırlar kullanılmıştır. Çadırlar taşıyıcı sistemlerine,biçimlerineve yapıldıkları malzemeye göre gruplanırlar. Bunlara örnek verecek olursak kara çadır, yurt çadır, tek iki veya üç ayaklı çadırşemsiye çadır, kısa seyahatlar için kullanılan seyabanlar, ayrıca padişahın kullandığı Otağ-ı Hümayun çadırlarıdır. Bu çadırların içinde işleme sanatı en güzel olan çadır da padişah çadırıdır. Çadırın dış yüzünde genelde kırmızı rengi kullanılmıştır. İçinde ise yer yaygıları, ipekli kumaşlar, halılar, ve işlemeli minderler kullanılmıştır. Ayrıca savaş ve eğlence törenlerinde padişah, vezir, sadrazam gibi önemli kişilerin çadırlarının etrafının çevreleyen kuşatma duvarına da zukak denir. Çadır yapımında üst örtü ve ana gövdede pamuklu, yünlü ve ipekli kumaş türleri bazı kısımlarda deri ve keçe kullanılmıştır. Altın gümüş, sırma işlemeler yanında, ipek, deri, en çok kullanılan bezeme çeşitleridir. Çadırın ana taşıyıcı direkleri ahşaptan yapılmıştır. Genelde onlarda kazıma, oyma ve kalemişi tekniklerinde bitkisel ve geometrik motiflerde süslenmiş ayrıca çeşitli renklerle boyanmıştır. Bu direklerin tepelerine de çadır alemleri yerleştirilmiştir. Bunlar da hakimiyetin sembolüdür.

Kıyafetler

Türkler’de ordu kıyafet zorunluluğu 1363 yılında I.Murat zamanında Yeniçeri Ocağı’nın kurulmasıyla başlar. Bu ocağın kurulmsıyla orduda görev alan kişilerin ayrı bir kıyafet giymeleri kabul edilmiştir. Bu zamanda amaç sadece düşmandan ve halktan ayıracak olan başlıklar kullanılmıştır. 18. yy’ın sonlarında II.Selim (1789 - 1807 ) kıyafet konusuna önem vermiştir. Sultan II.Mahmet ( 1808 - 1839 ) döneminde ise Avrupa devletlerindeki kıyafetlerin benzerleri kullanılmıştır. Bu kıyafetler ceket, pantalon ve potindir. Başlık olarak ise fes kabul edilmiştir. Bu değişiklerle ordu sistemi baştan aşağı değişmiş, Avrupa orduları esas alınmıştır. 1909 yılında yayınlanan Elbise-i Askeriye Nizamnamesi ile subaylar haki renkte ceket ve pantalondan oluşan üniformalar giyeceklerdir. Yaka rengi ile askerin sınıfı işareti belli edilecekti. Ancak bu uniformalar İstiklal Savaşı sırasında kullanılmıştır. Cumhuriyet Devri’nin ilk kıyafet kararnamesi 10 Mayıs 1924 tarihinde yayınlanmıştır. Bu kararnameyle kalpak tamamen kaldırılmıştır.

Bayrak ve Sancaklar Salonu

Bayrak bir memleketi temsil etmek üzere kabul edilmiş olan sembole verilen isimdir. Sancak ise orduların mensup oldukları devletin sembolü olarak kullandıkları bayrağa verilen isimdir. Osmanlı Devleti’nin ilk sancağı Ak Sancak olmuştur. Bu sancak Osman Gazi’ye Selçuklu Sultanı tarafından verilmiştir ve sancak Yavuz Sultan Selim Dönemi’ne kadar tek sancak olarak kalmıştır. Daha sonra Al Sancak kullanılmıştır. Devletin üçüncü sancağı ise Yeşil Sancak olmuştur, bu sancak donanma kuvvetleri tarafından kullanılmıştır. 18. yy’ın sonunda yapılan askeri yeniliklerle askeri birlikler için alay sancağı kabul edilmiştir. III. Selim zamanında ( 1789 - 1809 ) devrinde Osmanlı Devleti sancağı bugünkü Türk bayrağına yaklaşık bir biçim almaya başlamış ve hilal ile birlikte, sekiz köşeli yıldız işlenmiştir.

Madalya ve Nişanlar

Madalya ve nişanlar; devletin kahramanlık, yararlılık ve başarı gösteren kişilere verdiği değerlendirme ve onurlandırma sembolüdür. Madalya ve nişanlar altın, gümüş, bronz, nikel gibi çeşitli madenlerden yapılmakta, gerektiğinde değerli taşlarla veya mine tekniğinde dekorlanmaktadır. Madalyalarda genel olarak val ve daire biçimleri kullanılmış olup, üzerlerine sembolik kabartma resim, tarih ve isim kullanılmıştır. Madalya ve nişanların Osmanlılar tarafından şeref ve şan alameti olarak kabul edilip, kullanılması son yüzyıllarda olmuştur. Osmanlı tarihinde ilk madalya 1730 yılında “Ferahi” madalyası çıkarılmıştır. Genelde birçok madalya Sultan Abdülmecit ( 1839 - 1861 ) ve Sultan Abdülaziz ( 1861 - 1876 ) devirlerinde çıkarılmıştır. Nişan ise madalyalardan daha sonraki yüzyıllarda tasarlanmış olup Genelde Türkler’de yıldız, batıda ise haç şekli benimsenmiştir. İlk nişan ise III. Selim zamanında “Hilal” nişanı ( 1801 ) çıkarılmıştır. Madalya ve nişanların verilmesi 1920 yılına kadar devam etmiştir. Cumhuriyet Dönemi’nin ilk madalyası ise İstiklal Madalyası olmuştur.

Şehitler Galerisi

Bu salon tarih boyunca bağımsızlık uğruna büyük zaferler kazanırken, yine aynı uğurda canlarını fada etmiş tüm şehitlerimiz için hazırlanmıştır. Türk tarihinin başlangıcından itibaren belli başlı büyük savaşların adının taş üzerine işlendiği “anı duvarı” Çanakkale şehitlerine ait eşyalardan oluşan eserlerin sergilendiği bu salonda, ayrıca Büyük Atatürk’ün sözü “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözü de çeşitli dünya dillerine çevrilerek işlenmiştir.

Kategori: Genel kültür


Rasgele...