Osmanlı Devleti’ndeki Vakıf Sistemi

12 Temmuz 2007



OSMANLI DEVLETİ’NDEKİ VAKIF SİSTEMİ

Teb’asını düşmana karşı korumak, içte de güven içinde yaşamalarını sağlamak ve adaleti uygulamak, klasik devlet anlayışının gerekleridir. Bu arada devletin teb’ası olan kişilerin sosyal ve ekonomik hayat seviyesinin yükseltilmesi, insanların sağlık, eğitim, kültür ihtiyaçlarının karşılanması için de önemli kurumlara çok eski zamanlardan beri ihtiyaç duyulmuştur. Dünyanın bir çok kültür çevresinde olduğu gibi, İslam uygarlığının gerçekleştirildiği alanlarda da bu konuda vakıflar çok önemli roller oynamışlar ve çeşitli görevler yüklenmişlerdir. Bu kültür çevresinin büyük bir temsilcisi olan Osmanlı Devleti’nde de vakıflar alnında büyük gelişmeler gerçekleştirilmiştir.

Vakıf, İslam hukukuna göre, bir mü’minin alın teri ile kazandığı malından bir bölümünü, insanların hayrına olacak bir iş için ebediyen tahsis ve tevkif etmesidir. Vakfı kurana vâkıf,vakfettiği taşınır veya taşınmaz, gelir getiren mala mevkuf denirdi.Vâkıf tesis ettiği vakfın şartlarını belirleyen bir belgeyi beldesinin kadısı ve şahitlerin huzurunda düzenlerdi. Bu belgeye vakfiye denirdi. Vakfiyede belirlenen şartlar ışığında, kurulan vakfın yönetimi için bir yönetici tayin edilirdi. Bu yöneticiye mütevelli adı verilirdi. Mütevellinin yanında, gerekirse vakfın muhasebesini tutmak için bir câbi tayin edilirdi. Ayrıca lüzum görülürse vakfın müesseselerinin her biri için yeterince görevli atanabilirdi. Bu şekilde vakfa hizmet eden ve karşılığında da vakfın gelirlerinden kendilerine pay ayıranların tümüne vakfın mürtezikâsı denilirdi. Vakfın kuruluş sebepleri ortadan kalkmadıkça, vakfı ortadan kaldırmak mümkün değildir. Bu bakımdan İslam devletlerinde vakıfların işlerinin düzenli yürümesine ve vakfa zarar gelmemesine hükümdar tarafından büyük özen gösterilmiştir. Bazen özel olarak bazen de genel olarak ülkenin bütün vakıfları için her vakfın kendi görevlilerinin dışında nâzırlar atanmıştır. Bu şekilde vakıflar yoluyla cami, mescid, mektep, çeşme, yol, köprü, imaret gibi dini ve sosyal yapılar inşa edilmiş, ya da çeşitli kültürel faaliyrtlerin yürütülmesi için imkanlar hazırlanmıştır.

Vakıfların bu rolünden dolaya, Osmanlı Devleti’nde başta padişahlar olmak üzere, hanedan üyeleri, yüksek dereceli devlet görevlileri, toplumun seçkin tabakalarının mensupları çeşitli vesilelerle vakıflar kurmuşlardır. Devlet bu vakıfların kurulması için tedbirler almış, aslında devlete ait birçok gelir kaynağının vakıflara tahsis edilmesini sağlamıştır. Böylece, devlet nasıl tımar sistemi içinde merkezî hazineden herhangi bir ödeme yapmadan birçok hizmetin yerine getirilmesinin yolunu bulmuşsa, vakıf sistemi sayesinde de sosyal, kültürel ve dinî hayatla ilgili birçok hizmet yerine getirilmiştir. Yapılan araştırmalar, tımar sistemi içinde bir çok kaza ve sancakta, toplam gelirlerin dörtte birinden yarısına kadar büyüyen miktarların vakıflara ayrıldığını göstermektedir.

Vakıflar yoluyla şu konularda önemli başarılar elde edilmiştir.

Vakıflar, devletin kuruluş yıllarında fethedilen topraklarda Türk yerleşiminin imkanlarını hazırlamış, yeni açılan alanların şenlendirilmesinde etkili olmuştur.

Vakıflar, Anadolu, Rumeli ve devletin egemen olduğu diğer bölgelerde şehir, kasaba ve köylerin büyümesinde, bayındır hale getirilmesinde büyük rol oynamıştır. Kurulan mescid, ,imaret, cami, medrese ve ya benzeri bir yapı, bir beldede yeni bir semtin oluşmasına, oranın yerleşme haline gelmesine yardımcı olmuştur. Böylece şehirlerin planları zenginleşmiş ve birçok hizmet bu yolla yerleşme alanlarına getirilebilmiştir.

Ayrıca, devletin egemen olduğu bölgelerde ulaşım, haberleşme ve taşımacılık alanlarında canlı bir hayatın oluşmadı için gerekli olan yol ağının işlekliğinde de vakıfların rolü büyüktür. Çünkü yol yapımı, yollar üzerinde kervansaraylar, hârkâhlar ve çeşitli konaklama yerleri vakıflar yoluyla desteklenmiiştir.

Kategori: Genel kültür


Rasgele...


Destekliyoruz arkada - arkadas - partner - partner - arkada - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy