Reyhanü’l Biruni (beyrunî) [973 – 1051]

12 Temmuz 2007



REYHANܒL BİRUNİ (BEYRUNî) [973 – 1051]

KİŞİLİĞİ

Harezm’de doğmuş Gazneli Mahmut’un himayesine girmiş ve oradan destek görmüş büyük Türk bilginidir. Farabi, gibi çeşitli bilim dallarıyla ilgilenmiş ve geometri, coğrafya, matematik, astronomi, tarih, felsefe, fizik gibi konularda yüz ondan fazla eser vermiştir.

Birunî, bilimlerin ilerlemelerinin önündeki en büyük engelin “Serbest düşüncenin olmayışı” olduğunu söyler. Enlem ve boylam dairelerini de tespit eden Birunî, dünyanın güneş etrafında dönüşünün bir yılda gerçekleştiğinden söz eder.

Âsârü’l Bâkiye adlı ünlü eserinde Asyalı milletler hakkında bilgi vermekte ve astronomiden bahsetmektedir. Hint Tarihi kitabında ise Hindistan’ın dini, bilimi ve coğrafyası hakkında bilgi vermektedir.

Fizik alanında yaptığı çalışmalar sonucunda on altı maddenin özgül ağırlıklarını gerçeÄŸine yakın olarak tespit etmiÅŸtir. 120′yi aÅŸkın eser bırakarak 1051′de, Gazne’de vefat etti.

İLMİ KİŞİLİĞİ VE İLME YAPTIĞI HİZMETLER

Ortaçağın en büyük simalarından biri olan Beyrunî, hakkıyla üstat unvanını kazanmış bir alimdir. Prof. Dr. P. K. Hitti, onun, “tabiî ilimler sahasında yetiÅŸen en orijinal ve en derin bir bilgin” olduÄŸunu söyler. Bir devre ismini vermiÅŸ olan Beyrunî’nin çağı, George Sarton’un dilinde “Beyrunî Çağı”dır. Ona göre Beyrunî, “felsefe, matematik ve coÄŸrafyada bütün çaÄŸların en büyük bilginidir.”

Carra de Vaux ise ÅŸunları söyler: “Daha yakın tarihin diÄŸer büyük düşünürleri, mesela bir Leonardo da Vinci ya da Leibniz gibi, Beyrünî de birbirinden farklı bir çok kabiliyeti kendinde toplamıştır. Filozof, tarihçi, seyyah, filolog, bilgin, ÅŸair, matematikçi, astronom ve coÄŸrafyacı olarak bu sahaların hepsinde izini bırakmıştır. Aradaki çaÄŸları atlamıştır sanki. GençliÄŸi bugün bile bizi etkiler. Kendi çağından kopup bize gelecek gibidir.”

Dr. Sigrid Hunke onun, “Müslümanların evrensel fikirli Aristo’su olduÄŸunu ve İslam dünyasının altın devrinin en yüksek noktasına doÄŸru yükseldiÄŸi bir dönemde yetiÅŸtiÄŸini” söyler.

Sovyet ilim Akademisi üyelerinden Bobojan Gaturov’un onun hakkındaki tespitleri ise şöyledir:

“İnsanlık tarihinin pek az devri, dehası, sadece çağının ilimlerini kavramakla kalmayıp, bilinmeyenlere kadar uzanan dev zekalara sahip olmakla övünebilir. Bundan bin yıl önce doÄŸan ve İslam dünyasının en büyük alimlerinden biri sayılan Beyrunî, insanlığın bilgisine eÅŸsiz hizmetlerde bulunmuÅŸtur. Çalışmasını aksatan siyasî kargaÅŸalıklara raÄŸmen, çok sayıda eser vermiÅŸtir, ilme hizmetleri o kadar önemlidir ki, bazı alimler, onun İbni Sina ile aynı ayarda, hatta ondan da üstün olduÄŸunu ileri sürerler. Ancak İbni Sina’nın aksine, Beyrunî’yi sadece birkaç uz man bilir. O, eserlerinde savunduÄŸu tezler ve vardığı sonuçlar hakkında bilgimiz arttıkça büyüklüğü ortaya çıkan dev zekalardan biridir.”

Beyrunî için özel sayı hazırlayan Unesco’nun 25 dilde yayın yapan Courier dergisi, kapağında Beyrunî’yi söyle takdim eder:

“1000 yıl önce Ortaasya’da yasayan evrensel bir deha: el-Birunî. “Astronom, tarihçi, botanist, farmakolog, jeolog, ozan, filozof, matematikçi, coÄŸrafyacı, hümanist.”

Beyrunî modern anlayış ve metot içerisinde hareket edebilen bir bilgindir. Paris Yeni Sorbon Üniversitesi profesörlerinden Muhammed Salim, onu, “ilmî gözlemin öncüsü” olarak deÄŸerlendirir.

Fransız Åžarkıyatçısı Jacques Boilot’un ifadesiyle, “Bugün anladığımız sekliyle, ilmî düşüncenin

ÅŸampiyonu görünümünde olan bir ilim adamıdır. Çünkü o, çalışmalarında deney ve gözlemi esas almakla, titiz ve tenkitçi bir gözle olayları devamlı olarak deÄŸerlendirmektedir.”

Beyrunî, mantıkî ve matematiksel düşünceyi esas almıştır. Onun İbni Sina’yla daha genç yaslardayken yaptığı ilmî tartışma ve yazışmalarına baktığımızda, gerçek bir düşünce atmosferiyle karşılaşırız. Isı, ışık ve iletimi gibi fizik konulan ve bir kısım fizik kavramlarının çözümlerinin mantıkî bir silsileyle ele alınışı, hemen dikkatimizi çeker. Meselelerin ilmî metot, mantıkî silsile ve orijinal bir biçimde ele alınışını görünce, hemen çağımızda, Einstein’le (1879-1955) Bohr (1885-1962) arasındaki yazışmaları hatırlarız.Hayatının son anlarına kadar ilim aÅŸkıyla yanıp kavrulan Beyrunî’nin verimli çalışmalarının temelinde, hiç şüphesiz, tahkik ehli oluÅŸu yatar. Meseleyi araÅŸtırmadan, gözlem ve deneylere dayandırmadan ortaya atmaz; duyduÄŸu, öğrendiÄŸi her ÅŸeyi muhakkak bu ölçüye vururdu. Batlamyus teorisini tartışmaya getiriÅŸinde de aynı duygunun tezahürü görülür. Daha 17 yaÅŸlarındayken kendini gözlemlere, deneylere kaptıran Beyrunî’nin KaÅŸ yakınlarında bir köyde rasatlar yaptığını, çıplak gözle güneÅŸe bakmaktan dolayı da gözlerinin rahatsızlandığını, sonra da sudaki aksinden faydalanarak çalışmalarını sürdürdüğünü biliyoruz.

Beyrünî denilince elinden kitap, defter ve kalem; kafasından tefekkür eksik olmayan bir ilim adamı hatıra gelir. O, kültür hazinesini zirveye çıkaran isimdir. Çalışmalarda ilmî belgelere dayanma, deney ve tecrübelerle ispat etme gerekliliğim ilk savunan bilginlerdendir. Takip ettiği metot, modern düşünce, araştırıcı ve tenkitçi ruhuyla İslam dünyasında ilmî Rönesansı başlatan bir İslam alimidir.

Beyrunî laik ilim anlayışına da karşıdır. Onun gözünde dinle ilim iç içedir. Cebir, geometri ve coÄŸrafya ve diÄŸer ilimlerden söz ederken, yeri gelince ayet ve hadis zikretmekten çekinmemiÅŸ, yorumlarım yapmış, müsbet ilimlerle dinî ilimlere nüfuz edilebileceÄŸinin örneklerini vermiÅŸtir. Pınar suyu. daÄŸ. taÅŸ. kuÅŸ. çiçek, yeryüzü, güneÅŸ, yıldız ve gök cisimlerinde takılıp kalmamış, Allah’a yönelmiÅŸtir. Hiçbir zaman ilmî izahları boÅŸlukta bırakmamış, Allah’ın yarattığını anlatmış, konuyla ilgili olarak ayet ve hadislere yer vermiÅŸtir.

Leibniz

(Gottried Wilhelm, 1646-1716)

Meşhur Alman filozof ve bilgini. Diferansiyel hesabını Avrupa’da, Newton’la birlikte ilk keşfeden alimdir. Fezadaki monadlar sistemini düşünmüş, monadlar arasında önceden kurulmuş bir ahenk bulunduğunu iddia etmiştir.

Milletlerarası bir değere sahip olan Beyrûnî’nin doğumunun 1000. yılında adına çeşitli ülkelerce pullar bastırıldı. Ayrıca Özbekistan’da filmi çevrildi. Pullardan bir kısmını görmektesiniz.

Leonardo da Vinci

(1452-1519)

İtalyan ressam, heykeltraş, mühendis, mimar ve bilgini. Perspekftif, anatomi ve meka-nikle ilgili çalışmalar yaptı. Eserleri, ancak elyazmaları yayınlanabilince ortaya çıktı.

İlmi öğrenmekten maksadın da hak ve hakikati bulmak olduÄŸunu belirten Beyrunî, “Anlattıklarım arasında gerçek dışı olanlar varsa, Allah’a tövbe ederim. Razı olacağı ÅŸeylere sarılmak hususunda da, Allah’tan yardım dilerim. Batıl olan ÅŸeyleri öğrenip onlardan korunmak için de, Allah’tan doÄŸru yola götürmesini isterim, iyilik Onun elindedir” demektedir.

Beyrunî, bir Müslüman için ilmin üstünlüğünü belirtirken de onun taklid yoluyla değil, araştırmayla elde edilmesi gerektiği üzerinde durur; ilimsiz, marifetsiz, tefekkürsüz ibadetin eksik olacağını söyler.

Beyrunî çağını aÅŸabilen bir bilgindir. ÇeÅŸitli ilim sahalarında üstün baÅŸarılar göstermiÅŸ, elde ettiÄŸi netice ve buluÅŸlarla ilimlerin zenginleÅŸmesini saÄŸlamıştır, ilmin geliÅŸmesi için, Müslüman olsun olmasın, her türlü ilim adamıyla iÅŸbirliÄŸi yapmayı da ihmal etmemiÅŸtir. Harizm’in KaÅŸ ÅŸehrinde BaÄŸdat’ın büyük matematikçilerinden Ebu’l-Veta’yla (940-998) birlikte ÅŸehrin boylamını tespit etmesini buna örnek olarak gösterebiliriz.

Beyrunî çaÄŸlar sonrasında bile kendisini minnet ve şükranla andırmaktadır. DoÄŸumunun 1000. yılında dünyanın çeÅŸitli ülke ve ilim adamları Beyrunî’ye sahip çıkmıştır. Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan, Afganistan, İran ve Libya, adına pullar bastırmıştır. Ayrıca Pakistan, Afganistan ve İran’da Beyrunî’yi konu alan sempozyum ve kongreler düzenlenmiÅŸtir. Unesco, Courier dergisinin Haziran 1974 sayışım Beyrunî’ye ayırmış, Türk Tarih Kurumu da yayınladığı serinin 68. sayışım Beyrunî’ye ArmaÄŸan adıyla ona tahsis etmiÅŸtir. Öte yandan Beyrünî’nin hayatı Özbekistan’da filme alınmıştır.

Kısaca Beyrunî, zamanında kendini ilim merkezi haline getirmeyi baÅŸarmış, çeÅŸitli ilim dallarında büyük hizmetler vermiÅŸ, tesirini çaÄŸlar boyu sürdürmüş, çağımızda bile minnet ve şükranla anılan bir ilim adamımızdır. Hizmetleri ve eserleriyle ilim dünyasında, hala takdir ve övgüyle anılan Beyrunî’nin hizmetleri bölümünü, Beyrunî’ye ArmaÄŸan isimli eserin 39. sayfasındaki ÅŸu satırlarla baÄŸlayalım:

“Uzun yıllar ötesinden kendisine baktığımız zaman Beyrunî’yi, durmadan akan, feyizli bir ilim çeÅŸmesine benzetebiliriz. DoÄŸumu üzerinden bin yıl geçmiÅŸ olan Beyrunî altmış yılı aÅŸan bir süre durup dinlenmeden, çok çeÅŸitli dallarda, fakat daima tertemiz, pırıl pırıl bilgi üretmiÅŸ gür bir kaynak gibi gözlerimiz önünde canlanıyor. ilim tarihçileri, daha nice yıllar bu feyizli kaynaktan kana kana içip, Beyrunî’nin ilim ürünlerim inceleyecekler ve bu yoldan bilgi daÄŸarcığımıza katkılarda bulunacaklardır.”

MATEMATİKSEL HİZMETLERİ

Beyrunî’nin matematiÄŸin geliÅŸmesinde büyük hizmetleri oldu. Trigonometriyi astronomiden ayırıp onu bağımsız bir ilim haline getiren odur. Ona yön vermiÅŸ, yeni kavramlar kazandırmıştır. Descartes’e dayandırılan fonksiyonlar fikrini ilk gündeme getiren odur. TahdidÂ’inde sinüsü 60′tan baÅŸlattığı halde El-Kanunu’l- Mes’üdî’siaüe l’den baÅŸlattı. Bu suretle o, yüzyıllar sonra ancak gündeme getirilebilen trigonometrik fonksiyonların sayı olduÄŸu esasına iÅŸaret etmiÅŸ oluyordu. Yarıçapı birim olarak almayı da, 6 zamanlar düşünmüştü. Buna sinüs, kosinüs, sekant, kosecant ve kotenjant fonksiyonlarını da ilave etti. Batılılar ancak 15. yüzyılın ikinci yarısından itibaren buna yönelebildiler.

Descartes

(Rene, 1596-1650)

Fransız filozof ve matema-tikçisi. Cebir işaretlerini basit-leştiren, analitik geometri üze-rinde Batıda ilk defa duran, fizyolojik psikolojiye öncülük eden bir bilgindir.

Bugün trigonometride onun adım taşıyan teoremleri görmek de hiç şaşırtıcı değildir:

formülüyle

üçgen alan teoremi onun adıyla anılmaktadır.

Beyrunî ayrıca bir açının üç eşit parçaya bölünmesi üzerinde de durdu; Hind Arap rakamlarım ve sayı yazmayı gayet açık bir biçimde gösterdi; boşuna toplamalara gerek kalmadan sayının devamlı olarak iki katım almak için bir metod geliştirdi. Denklemlerle de uğraştı. Pizalı Leonardo (1170-1240) ikinci ve üçüncü dereceden denklemlere ait bilgileri Beyrunî, Ebü Kamil, ibni Sina (987-1037) ve Karacî gibi Müslüman alimlerden öğrendi.

ASTRONOMİDEKİ HİZMETLERİ

Beyrunî’nin en ileri olduÄŸu ve şöhrete ulaÅŸtığı ilim dallarından biri astronomidir. Onun astronomide özel bir yere sahip olduÄŸunu belirten Carra de Vaux ÅŸunları söyler:

“Onun ismi bir çok ilmî sahada ÅŸerefle göründü. Astronomide dahi çok önemli bir mevkiye sahiptir.” Seyyid Hüseyin en-Nasr ise, onun hiçbir ilim dalında astronomide olduÄŸu kadar ilerlemediÄŸini belirtir. Ona göre, “Bu sahada o kadar ilerdedir ki, aradan yüzyıllar geçtiÄŸi halde bile bir otorite ve uzman olarak görülmektedir.”

Bobojan Gafurov ise, “gerek çaÄŸdaÅŸları ve gerekse kendisinden sonrakiler arasında, astronomiyi, en ufak ayrıntılarına varıncaya kadar bilen ondan baÅŸka kimse çıkmadığım” söyler.

Gerçekten Beyrunî bu övgülere layık biçimde hizmetler sergileyebilmiÅŸ bir ilim adamıdır. O günün ilim atmosferine baktığımızda hizmetlerinin büyüklüğünü daha iyi anlarız. Zamanında dünyanın yuvarlaklığı tereddütsüz kabul edilen meselelerdendi. Beyrunî de dünyanın düz olamayacağını, aksine yuvarlak olduÄŸunu delillerle anlatmıştır. Bunun için Kuzeydeki Bulgar’la (Bulgaristan) Güneydeki Aden’i karşılaÅŸtırır. Bu iki bölgede güneÅŸin doÄŸusuyla batışı arasında iki saatlik bir fark olduÄŸunu belirtir. Meseleye şöyle bakar: “Aden’de güneÅŸ daha yeni doÄŸarken Bulgar’da iki saatlik bir yükselme göstermektedir.

“Dünyanın enlemi boyunca çizilen bir çizgi düz de, içbükey de olamaz. Çünkü Kuzeye giden gözlemciye, yıldızlar az görüneceÄŸi yerde aksine artmaktadır. Bu, meridyenin dışbükey olduÄŸunu göstermektedir. Bu enlem için de geçerlidir, boylam için de. O halde Dünya yuvarlaktır.”

Beyrunî, bu yuvarlaklığı daÄŸların bozamayacağını söyler. “Çünkü daÄŸlar ne kadar büyük olursa olsun Dünyanın büyüklüğü yanında çok küçük kalmakta ve ancak bir kırışıklık seklinde gözükmektedir” der.

Daha sonra Beyrunî, dünyanın aya vuran gölgesini de ele almakta, gölge kenarının yuvarlak olduÄŸuna dikkati çekerek dünyanın yuvarlak olduÄŸunu söylemektedir. “Cisim nasılsa gölgesi de öyle olacaktır. Üçgense üçgen, yuvarlaksa yuvarlaktır. EÄŸer dünya yuvarlak olmasaydı, aya vuran gölgesi de yuvarlak olamazdı. Bu durum birçok gözlemle doÄŸrulanmıştır. Dünyanın deÄŸiÅŸik yönlerden aya vuran gölgesinin hep yuvarlak oluÅŸu da, dünyanın küre biçiminde oluÅŸunun delilidir.”

Beyrunî bunları söylemekle yetinmemiÅŸ, dünyanın bizzat çapını ve çevresini ölçmeyi de baÅŸarmıştır. El-Kanunu’l- Mes’üdî’sinde anlattığına göre, bu ölçümü Nendene Kalesinde yapmıştır. Elde ettiÄŸi sonuç bugünküyle hemen hemen aynı denebilecek derecede doÄŸrudur. Bunun için Beyrunî önce o civardaki bir yüksek noktayı ölçmüş, sonra da o doruk noktayla ufuk arasındaki açıyı hesaplamış ve yarıçapını 6 bin 338,8 km olarak bulmuÅŸtur. Bugünkü rakamın ortalama 6 bin 338,9 km olduÄŸu,

Picard

(Jean, 1620-1682)

Fransız astronom ve jeo-dezi alimi. La hire ile birlikte yerin çevresini ölçtü. Açı öl-çümünde ilk defa dürbünü kul-landı. Bir arkadaşıyla birlikte telli mikrometreyi yaptı. İki meridyen yayı arasını ölçmek-le Newton’un çekim kanununu doğrulamış oldu. Ünlü bir gözlemciydi. İlk defa gündüz vakti yıldızları rasat eden astronomdur.

Nendene’nin bulunduÄŸu enlemde bu rakamın 6 bin 353,41 km olduÄŸu düşünülürse, aradaki farkın sadece 15 km olduÄŸu anlaşılır. Bu da Beyrunî’nin aynı zamanda büyük bir ölçüm ustası olduÄŸunu gösterir. Onun bu baÅŸarılı ölçümünden dolayıdır ki, koyduÄŸu kural esas kabul edilmiÅŸ ve “Beyrunî Kuralı” adıyla anılmaya baÅŸlanmıştır. Aynı zamanda o, bu çalışmalarıyla jeodezi (mesaha, yer ölçümü) ilminin de temellerini atmış ve öncülüğünü yapmış oluyordu.

Öte yandan bu ölçümler ışığında Beyrunî dünyanın çevresini de ölçmeyi başarıyor, Musa Kardeşlerinkine çok yakın bir netice alıyor, sadece 110 km gibi bir fazlalıkla sonuca ulaşıyordu. Onun,

ikinci defa olarak Hindistan’da yaptığı bu ölçümü nasıl gerçekleÅŸtirdiÄŸini Tahdid’inden öğrenelim:

“Hindistan’da düzgün bir alanda bir daÄŸ bulduÄŸum zaman, ilk önce deniz yüzeyinden yüksekliÄŸini araÅŸtırdım. Daha sonra, tepesinden geçen ve gökle yeri birleÅŸtiren bir ufuk çizgisi hayal ettim. Aletimle onun eÄŸiminin DoÄŸu ve Batı boylam dairelerinden, 1/3 ve 1/4 dereceden daha az saptığını tesbit ettim. Bundan dolayı ufkun eÄŸimini 34 dakika olarak aldım. Daha sonra, tepesinin yüksekliÄŸini iki ayrı yerde ölçerek dağın yüksekliÄŸini buldum. Fakat bu iki yer de, daÄŸdan inilen dik çizginin altı ile aynı çizgide idiler. YüksekliÄŸi 652 1/20 zira’ (dirsekten orta parmağın ucuna kadar olan uzunluk ölçüşü) olarak buldum. Åžimdi. daÄŸdan çizilen dikme h. ver küresi üzerinde a b h dik olarak yer alır.

Kategori: Genel kültür


Rasgele...