Ağız Ve Diş Sağlığımızı Nasıl Koruyabiliriz

12 Temmuz 2007



AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞIMIZI NASIL KORUYABİLİRİZ

Plak Nedir?

Dişeti Hastalığının Belirtileri

Dişeti Hastalığının Önlenmesi

1 - DİŞ FIRÇASI

2 - BOYAMA TABLETİ

3 - DİŞ MACUNU

4 - DİŞ İPİ

5 - KÜRDAN

6 - TEK DEMETLİ FIRÇA

7 - ARA YÜZ FIRÇALARI

8 - ELEKTRİKLİ DİŞ FIRÇALARI

9 - AĞIZ GARGARALARI

10 - AĞIZ DUŞU (WATER-PIK)

Medya’dan, diş macunu reklamlarından veya Dişhekiminizden; dişlerinizin üzerinde biriken “plağı” her gün fırçalayarak temizlemenin gerekliliğini mutlaka duymuşsunuzdur. Peki, üzerinde bu kadar ısrarla durulan “plak” nedir ve neden dişlerin üzerinde birikmesini istemiyoruz?

Plak Nedir ?

Dişler üzerinde sürekli olarak oluşan, içinde bakteriler de bulunan, gözle görünmeyen, renksiz, yapışkan, ince bir tabakadır. Hacminin % 30’u genel olarak tükrükten, yiyecek artıklarından ve ağıziçi doku döküntülerinden, % 70’i ise ağızdaki bakterilerden, bakteri artıklarından ve toksinlerden oluşmuş kıvamlı bir yapıya sahiptir. Bu bakterilerin ise yaklaşık % 30’u canlı, aktiftir.

Plak; zararlı etkisini hem dişler, hem de dişetleri üzerinde gösterir. Plaktaki bakteriler, yaklaşık 24 saat içinde çoğalıp organize bir yapı oluştururlar ve aldığımız gıdalardaki şekeri kullanarak asit ve diğer bazı zararlı ürünler üretirler, diş ve dişetlerine zarar vermeye başlarlar. Sürekli ve doğru yapılan ağız bakımı; ağız ortamında çürüğe sebep olabilecek gıdalar ve bakteriler bulunmasına rağmen, plak birikimine engel olduğu için diş çürüğünü ve dişi destekleyen dokuların zarar görmesini önler.

İşte bu nedenle her gün düzenli biçimde dişlerimizi fırçalayarak, bu bakteri plağını henüz zararlı hale gelmeden temizlememiz gerekmektedir. Plak yalnızca dişlerinizin görünen yüzeylerinde değil, aynı zamanda dişlerin birbirine bakan yüzeyleri ile diş ile dişetleri arasında da birikir. Bu bölgelerde biriken plağı temizlemek daha zordur ve temizlenmediği takdirde, tükrükte erimiş halde bulunan iyon ve tuzların plak üzerine çökmesi sonucunda bu bölgelerdeki plak, diştaşına dönüşür. Gözenekli bir yapıya sahip olan diştaşları daha fazla miktarda plağın dişler üzerinde daha sıkı bir şekilde tutunmasına ve daha kolaylıkla çoğalarak çevre dokuların daha fazla zarar görmesine neden olur. Plak çoğaldıkça doku kaybı fazlalaşır, buna bağlı olarak dişeti ceplerinin derinliği de artar ve bu kısır döngü, sonuçta dişin desteğini kaybedip önce sallanmasına, sonra yer değiştirmesine ve nihayet dişin kaybına neden olur. Yapışkan karakterdeki plak, bu zararlı ürünleri bünyesine alarak dişler üzerinde uzun süre kalmalarını sağlar.

Eğer plak temizlenmezse, bu maddeler diş ve dişetlerine zarar verecek kadar uzun bir süre dişler üzerinde kalırlar ve sonuçta asitler dişleri çürütmeye başlarken , diğer zararlı maddeler ise dişetlerinde iltihaba neden olurlar; dişetleri kızarır, şişer ve kolayca kanar. Bu safhada hastalığa “Gingivitis” (dişeti iltihabı) adı verilir.

Plak yine de temizlenmezse, bu durumda çürükler ilerleyerek dişin özüne girer ve şiddetli ağrılara neden olur. Diğer taraftan, dişeti iltihabı da ilerler ve dokularda geriye dönüşü olmayan bir yıkım başlar. Dişetleri gevşer, dişlerden ayrılır ve plak dişin köküne doğru ilerleyerek dişi kemik içinde tutan dokuların açılmasına ve çevredeki kemiğin erimesine neden olur.

Bu safhada hastalığa, gingivitisin ilerlemiş şekli olan “Periodontitis” (dişi tutan - destekleyen dokuların iltihabı) adı verilir. Sonuçta, - “Dişeti Cebi” adını verdiğimiz - diş ile dişetinin birleşme noktası arasında sağlıklı ağızda mevcut olan girinti derinleşerek yarıklar meydana gelir. Derinleşen Dişeti Cebi, gıda artıklarının birikimini kolaylaştırarak mevcut plağın daha fazla çoğalmasını sağlar. Plak çoğaldıkça doku kaybı fazlalaşır, buna bağlı olarak ceplerin derinliği de artar ve bu kısır döngü, sonuçta dişin desteğini kaybedip önce sallanmasına, sonra yer değiştirmesine ve nihayet dişin kaybına neden olur.

Ağız sağlığının zamanla kötüleşmesiyle dişetlerinde bu değişimler olurken, dişlerde de; çiğneyici yüzlerdeki girintilerden, ara yüzlerden, veya dişeti çekilmesiyle açığa çıkan bölgelerden başlayan çürükler oluşmaya başlayabilir.

Bütün bu anlatılanlar çok yavaş ve sinsice gelişerek yıllarca sürebilir ve siz ağrı şikayetiniz yok diye ağız dokularınızın sağlıklı olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak gün gelir, yukarıda anlatılanlar nedeniyle dişlerinizin kaybı kaçınılmaz olabilir.

Hastalığın bu derece ilerleyip dişlerinizin çekilmesine neden olmasını istemiyorsanız, hastalığı henüz çok fazla tahribat yapmadan farkedip, tedavisi için derhal bir dişhekimine başvurmanız gerekmektedir. Erken teşhis, her hastalıkta olduğu gibi dişeti hastalıklarında da çok önemlidir, ancak bu hastalık erken dönemlerde ağrı yapmadığı için, diğer belirtiler hasta tarafından çoğunlukla önemsenmez ve hastalık ilerleyip ciddi hasarlar oluşturuncaya kadar hekime başvurulmaz. Daha ileri dönemlere gelindiğinde ise, tedavisi ya büyük doku kaybı ile mümkün olabilecek, ya da hekimin yapabileceği fazla bir şey kalmadığı için dişlerin çekilmesi gerekecektir.

Hastalığın belirtilerinin iyi bilinmemesi nedeniyle, orta yaştan itibaren pek çok kişi, hiç çürük olmadığı halde çok sayıda dişini, dişeti hastalığı nedeniyle kaybetmiş veya çektirmek zorunda kalmıştır. Unutmayın ! Orta yaşın üzerindeki diş kayıplarının % 90′ı dişeti hastalıklarına bağlı iken, yalnızca % 10′u çürük kaynaklıdır. ” Yaşlandıkça diş kaybetmek doğaldır” sözüne inanmayın, bu gerçek değildir. Yaşam boyu ağzınızda tutabileceğiniz dişlerinizi bilgisizlik nedeniyle erken yaşlarda kaybetmek istemiyorsanız, dişeti hastalıklarının belirtilerini iyi bilmeniz gerekmektedir.

Dişeti Hastalığının Belirtileri

1 - Kanama, dişeti hastalıklarının ilk ve en önemli belirtisidir. Sağlıklı dişeti kanamaz. Dişlerinizi fırçalarken, elma yerken veya uykudan uyandığınızda dişetlerinizde kanama oluyorsa, sizde mutlaka bir dişeti sorunu var demektir.

2 - Dişetlerinde kızarma, şişme, yumuşama ve gevşeme. (Sağlıklı dişeti açık pembe renkte olup dişe ve altındaki kemiğe sımsıkı yapışmıştır. Sıkı bir kıvamda olup, üzerinde portakal kabuğuna benzer parlak - pütürlü bir görünümü vardır.)

3 - Dişetlerinde çekilmeler ve buna bağlı olarak açığa çıkan kök yüzeylerinde soğuğa, tatlıya ve ekşiye karşı bir hassasiyet,

4 - Dişeti kenarında veya dişler arasında, diştaşlarına bağlı olarak oluşan siyah alanlar,

5 - Dişetine parmakla bastırdığınızda, diş ile dişeti arasından püy (iltihap) gelmesi,

6 - Dişlerde sallanmalar, uzamalar ve diş aralarında açılmalar,

7 - Ağızda sürekli olarak kötü bir koku, kötü bir tat,

8 - Başlangıçta ağrı olmamasına karşın, hastalığın ilerlediği durumlarda şiddetli olmayan, fakat sürekli ve rahatsız edici bir ağrı,

Bu belirtilerden biri dahi sizde varsa, en kısa zamanda bir dişhekimine muayene olmanız gerekmektedir. Hekiminiz sizi muayene ettikten sonra, size hastalığınızın durumuna göre uygulanacak tedavinin şeklini belirler.

Dişeti Hastalığının Önlenmesi :

Her tedavi şeklinin ilk adımı, hastanın evde her gün kendi başına yapacağı günlük plak temizleme işlemini tam anlamıyla öğrenmesidir. Bu sayede dokuların sağlığı korunur ve hastalığın tekrarı önlenir. Daha sonraki aşama, diştaşlarının temizlenmesi ve kök yüzeylerinin düzeltilmesidir. Bu işi hasta kendi yapamayacağı için mutlaka bir hekimin müdahale etmesi gerekir. “Profesyonel temizlik” adı verdiğimiz bu işlem, bazı özel aletler yardımıyla, hasta için zorluğu olmayan bir yöntemle, diş taşlarının temizlenmesine dayanır. Hastalığın çok fazla ilerlemediği durumlarda profesyonel temizlik ile olay geriye dönebilir. Ancak doku hasarının büyük olduğu durumlarda, dişeti ceplerini ortadan kaldırmak ve hastaya, günlük plak kontrolünü rahatlıkla yapmasına olanak verecek bir ağız ortamı hazırlamak amacıyla, dişetlerinde küçük cerrahi müdahalelere gerek duyulur. Bu işlemler sırasında dişetleri uyuşturulduğu için hasta hiçbir ağrı duymaz. Her türlü tedaviden sonra , hekimin uygun gördüğü aralıklarla kontrole gidilmelidir, zira tedavi ile iyileştirilen ağız sağlığı zamanla tekrar eski durumuna dönebilir.

Dişeti hastalıklarının tek sebebinin bakteri plağı olduğunu gördünüz, o halde sebebi ortadan kaldırmakla dişeti hastalıklarının oluşmasını engelleyebilir, hatta çok fazla ilerlememiş basit dişeti hastalıklarını tedavi dahi edebilirsiniz. Dişeti hastalıklarından korunmanın tek yolu, diş yüzeylerinde biriken plağı her gün düzenli olarak temizlemektir. Bu amaçla kullanabileceğimiz diş temizleme araç ve malzemeleri şunlardır :

1 - DİŞ FIRÇASI

Diş fırçası plak temizliğinde ilk ve en önemli yardımcımızdır. Diş fırçası dişlerin iç, dış ve çiğneyici yüzeylerini temizlemeye yarar. Ancak herhangi bir fırçayı ağız içinde rastgele dolaştırmak, dişleri tam anlamıyla temizlemeyi sağlamaz. İstenilen temizliğin sağlanabilmesi için uygun fırçanın seçilmesi ve fırçalama işleminin amacına uygun şekilde yapılması gerekir. İyi bir diş fırçası, uçları yuvarlatılmış, orta sertlikte naylon kıllardan yapılmış olmalıdır. Sapı tercihen düz, başı ise yaklaşık 2 - 2,5 cm uzunlukta olmalıdır. Ancak bulantısı olan kimseler, çocuklar için yapılmış daha küçük başlı fırçaları kullanabilirler.

Kılların hepsi aynı hizada olacak şekilde düz kesilmiş olması gerekir. Eğimli veya çatı tarzında kesilmiş kıllar uygun temizlik yapamazlar. Ayrıca, kıllar çok sık dizilmiş olmamalıdır. Yan yana üç veya dört sıralı kıl demetlerinden yapılmış olan fırçalar en idealdir.

Dişlerinizi, sabah kahvaltıdan sonra ve akşam yatmadan hemen önce olmak üzere günde iki kez, en az ikibuçuk dakika fırçalayın. Bu amaçla, yukarıdaki özelliklere sahip iki değişik renkte diş fırçası alıp; birini sabah, diğerini akşam kullanın. Böylece her fırça günde bir kez kullanılmış ve bu süre içinde kuruyarak normal sertliğini yeniden kazanmış olur. Diş fırçanızı kullandıktan sonra iyice yıkayın ve bir bardak içine, fırça başı yukarıda olacak şekilde koyup açıkta kurumasını sağlayın. Etkin ve doğru fırçalama yapıldığında, diş fırçasının ortalama ömrü 2,5 - 3 ay ’dır. Eskiyen bir fırçanın kılları yanlara doğru açılır, yer yer dökülüp çatallaşır ve temizleyici özelliğini kaybeder. Temizliği kılların ucu yaptığına göre, eskiyen fırçalar dişleri tam olarak temizleyemezler, ayrıca dişetlerine de zarar verirler. Bu yüzden, eskiyen fırçanızı fazla zaman geçirmeden yenisiyle değiştirin.

Dişeti hastalığı; dişler üzerinde biriken plak’taki bakteriler nedeniyle oluştuğuna göre, yalnızca “dişleri” fırçalamak dişeti hastalıklarının oluşmasını önleyecektir. Bu nedenle ayrıca “dişetlerini” de fırçalamak gereksiz hatta bazı durumlarda dişetini tahriş edebileceği için zararlıdır.

Günümüzde çok sayıda diş fırçalama yöntemleri geliştirilmiştir. Fırçalamada hedef, dişlerin tüm yüzeylerindeki besin artığı ve bakteri plağını, diş ve dişetlerine zarar vermeden tümüyle ortadan kaldırmaktır. Bu amaçla üç aşamalı bir fırçalama yöntemi uygulanır. Birinci aşamada, diş fırçası önce üst çenede sağ veya sol en arkadaki dişler bölgesinde, diş ile dişetinin birleştiği yere 45 derece açıyla yerleştirilir. Dişetinden dişe doğru (yukarıdan aşağıya doğru) fırça döndürülerek, kılların süpürme hareketi yapması sağlanır. Birkaç defa aynı hareket uygulandıktan sonra, bir - iki diş boyu daha öne getirilen fırça ile aynı hareket tekrarlanır ve diğer tarafın sonuna kadar ilerleyerek üst çenedeki bütün dişlerin dış yüzeyleri temizlenir. Aynı şekilde dişlerin damak tarafları da fırçalanır. Sonra, fırça alt çenenin sağ veya solundaki en son dişler bölgesine yine 45 derece açıyla yerleştirilir, dişetinden dişe doğru (aşağıdan yukarı doğru) döndürülerek süpürme hareketiyle temizlik yapılır. Yukarıda anlatıldığı gibi alt çenenin diğer tarafının sonundaki dişlere kadar bu hareket uygulanır. Alt dişlerin dil tarafındaki yüzleri de fırçalandıktan sonra birinci aşama tamamlanır.

İkinci aşamada, fırça yine üst en arka dişlerin dişetiyle birleştiği yere konur; kenarındaki bir sıra kıl dişlerin arasında kalacak, diğer kıllar aşağıya bakacak şekilde biraz çevrilir. Hafifçe titreştirip bastırarak, dişlerle dişeti arasında kalan bir sıra kılın, dişlerin arasından girip arayüzleri temizlemesi sağlanır. Yukarıda anlatıldığı gibi fırçayı bir - iki diş öne getirip işlem tekrarlanır. Bu şekilde bütün dişlerin arayüzleri temizlendikten sonra ikinci aşama da tamamlanır. İkinci aşamayı diş ve dişetlerinin arası çok sık olan kişiler, özellikle küçük yaştakiler ve gençler uygulayamazlar. Bazı kişiler ise sadece belli bölgelerde bu aşamayı uygulayabilirler. Çünkü dişler arası bölge, dişetlerinde çekilme olmadığı için fırçanın kıllarının girmesine imkan verecek kadar aralanmamıştır.

Üçüncü aşamada ise dişlerin çiğneyici yüzleri, ileri geri hareketlerle fırçalanır. Bu üç aşamayı da tamamladıktan sonra fırçalama işlemi bitmiş olur. Bu yöntemle fırçalamaya başlandığında, genellikle ilk birkaç gün bilek ve ön kol kasları fırçayı döndürme hareketinden dolayı yorulur, fakat kısa sürede alışkanlık kazanılır. Çoğu kişinin genellikle diş fırçalarken yaptığı en önemli hata, diş fırçasını çok sert ve kuvvetle kullanmaktır. Bu yanlışa düşmemeye dikkat edip, fırçalarken dişetini kesinlikle zedelememek, tahriş etmemek gerekir.

2 - BOYAMA TABLETİ

Uyguladığınız fırçalama yönteminin dişlerinizi tam anlamıyla temizleyip temizlemediğini anlayabilmek için, bakteri plağını boyayarak görünür hale getiren boyama tabletleri veya aynı maddenin sıvı şeklini kullanabilirsiniz. Bu tabletler eczanelerden temin edilebilir. Dişlerinizi fırçaladıktan sonra bu tabletlerden birini ağzınızda eritin ve daha sonra ağzınızı bol suyla çalkalayın. Dişleriniz üzerinde boyalı alanlar varsa; ya fırçalama yönteminiz yetersiz, ya da siz bu yöntemi tam anlamıyla uygulayamıyorsunuz demektir. Bu durumda, boyalı alanları tümüyle ortadan kaldıracak şekilde dişlerinizi yeniden fırçalayın ve bu işe fırçalamadan sonra hiç boyalı alan kalmayıncaya kadar her gün devam edin. Böylelikle yaklaşık bir hafta içinde etkili bir fırçalama yöntemi geliştirmiş olursunuz. Ancak bu arada unutmayın, yaptığınız fırçalama diş ve dişetlerinize zarar vermemeli, tahriş etmemelidir.

3 - DİŞ MACUNU

Kullandığınız diş macunu bu bakımdan çok önemlidir. Zira her diş macunu bir miktar aşındırıcı içerir. Eğer macunun içindeki aşındırıcılar fazlaysa veya çok fazla diş macunu kullanıyorsanız dişleriniz zarar görür. Bu nedenle her fırçalamada yalnızca bir nohut büyüklüğünde macun sürüp, tercihen beyaz renkli ve florürlü bir diş macunu kullanın. Çeşitli renklerde şeffaf ve jel halinde olan macunlar iri taneli aşındırıcı içerebildikleri için dişe zarar verebilirler. Bulantısı olan hastalar çok az veya hiç diş macunu kullanmadan fırçalama yapabilirler. Unutmayın; temizliği fırça yapar,macun değil! Diş macunu, aşındırıcı ve köpürücü özelliği ile bakteri plağını gidermeyi kolaylaştıran, ağıza hoş bir koku veren ve fırçalamayı zevkli hale getiren bir yardımcıdır. Köpürücü olması nedeniyle özellikle diş aralarında fırçanın yerinden oynattığı plağı uzaklaştırmada faydalı olabilir.

4 - DİŞ İPİ

Ancak; ne diş fırçası, ne de diş macunu dişlerin birbirine bakan ara yüzlerini tam olarak temizlemede yeterli olmayabilir. Diş aralarındaki bu temizlenmemiş bölgeler nedeniyle çürük ve dişeti hastalıkları çoğunlukla iki diş arasında başlar. Bu yüzden ara yüz temizliği ayrı bir önem taşır. Bu yüzeylerin temizliği, diş yüzeyine yayılabilen, çok sayıda ince liflerden oluşmuş, sağlam ipek ipliklerle yapılır. Diş ipi (dental floss) denilen bu özel iplikler bulunamazsa, ince ibrişim iplikler de aynı amaçla kullanılabilir. Diş ipini günde en az bir kez ve tercihan yatmadan önce kullanın. Diş ipini daima fırçalamadan önce uygulayın, böylece diş macunun içindeki florür ve köpürtücüler, temizlenmiş yüzeylere daha iyi nüfuz edecektir. Diş ipini şu şekilde kullanabilirsiniz: 30 cm. uzunluğunda bir diş ipini koparın ve her iki elinizin orta parmağına dolayın. Üst çenenin sağ tarafında, diş ipini sağ elin baş parmağı ile sol elin işaret parmağı üzerinden geçirerek gergin tutun. Üst çenenin sol tarafında ise, sol elin baş parmağı ile sağ elin işaret parmağı üzerinden geçirin. Alt çenede sağ sol ayrımı yapmadan, ipi her iki elin işaret parmakları üzerinden geçirin. Diş ipini söylendiği biçimde tutup, iki dişin arasına hafifçe bastırarak soktuktan sonra dişlerin üzerinde hem aşağı-yukarı, hem de öne -arkaya hareket ettirerek bakteri plağı ve gıda artıklarını dişlerin ara yüzlerinden temizleyin. Diş ipini, dişetini yırtacak şekilde zorlamayın. Dişetinin direnciyle karşılaşınca ipi daha fazla derine itmeyin. Uygun kullanıldığında bile başlangıçtaki birkaç gün dişetleriniz kanayabilir, ancak bu geçicidir. Şayet kanama geçmezse ya siz ipi yanlış kullanıyorsunuzdur, ya da ara yüzlerde çürük, diştaşı, taşkın dolgu gibi dişeti hastalığını şiddetlendiren bir olay vardır. Vakit geçirmeden bir dişhekimine görünün. Dişlerin araları dişetiyle doluysa ve dişlerin birbiriyle temasları normal veya normalden sıkıysa, ara yüz temizliğinde diş ipi kullanılır, ancak herhangi bir sebepten dolayı dişler birbirleriyle temas etmiyor ve dişetleri diş aralarını doldurmuyorsa, bu durumda diş ipinden başka, diğer bazı diş arası temizlik araçlarına gereksinim vardır. Ayrıca ağızda sabit protezler varsa, bunların altındaki boşlukları temizlemek için; uçları ince, orta kısmı daha kalın ve yumuşak olan özel diş ipleri de vardır.

5 - KÜRDAN

Diğer bir temizlik aracı da, hepimizin bildiği kürdandır. Ancak uygun bir kürdan, yumuşak tahtadan yapılmış ve kesiti dişler arasını dolduracak şekilde üçgen olmalıdır. Bu tip bir kürdanı, daha çok alt ve üst çenede ön bölge dişlerinin aralarında kullanabiliriz.

6 - TEK DEMETLİ FIRÇA

Arka dişlerin aralarında ise tek demetli fırçalardan faydalanabiliriz. Tek demetli fırça ayrıca bulantısı olan kimselerde, arka dişlerin iç kısımlarının temizliğinde de kullanılabilir.

7 - ARA YÜZ FIRÇALARI

Dişetlerinin çok çekildiği ve köklerin açığa çıktığı durumlarda diş köklerinin birbirine bakan yüzleri çoğunlukla içbükey tarzında olduğu için, gerek kürdan gerekse tek demetli fırçalar, bu bölgelerin temizliğinde yetersiz kalabilirler. Ayrıca ortodontik aparey kullanan kişilerde tellerin ve braketlerin aralarını normal fırça ile temizlemek çok zordur. Bu bölgeleri, minyatür şişe temizleyicilerine benzetebileceğimiz ara yüz fırçaları ile temizleyebiliriz. Bu fırçaların kıl uçları yanlara baktığı için, kıl uçları kökler üzerindeki her türlü çukurcuk ve girintiye rahatlıkla girebilir.

8 - ELEKTRİKLİ DİŞ FIRÇALARI

Yalnızca titreşim hareketi yaptıkları için, dişlerin temizlenmesinde normal diş fırçaları kadar etkili olamazlar. Bazı çok özel hareketler yapan modeller dışında, yaygın kullanımı olan elektrikli diş fırçaları ancak normal diş fırçasını kullanamayan özürlü kişilerde, çocuklarda veya el becerisi çok zayıf olan kimselerde faydalı olabilir. Bunun dışında normal diş fırçası kullanmak daha uygundur. Ancak, eğer elektrikli diş fırçası kullanıyorsanız, plak temizliğinin etkinliğini, boyama tabletleri ile sık sık kontrol etmeniz gerekir.

9 - AĞIZ GARGARALARI

Pek çok hasta, dişetleri rahatsızlandığı zaman bir ağız gargarasından fayda beklemiştir. Ancak, ağız gargaraları hastalık nedeni olan plağı temizlemedikleri gibi, hasta dişetlerinin iyileşmesine de bir katkıda bulunmazlar. Çoğu gargaralar içerdikleri antiseptik özellik nedeniyle, ağızda mevcut bakteri sayısını azaltır ve buna bağlı olarak ağız kokusunu ortadan kaldırarak hastalığın belirtilerini saklar, varolan hastalık yavaş yavaş ilerlemeye devam eder. Ömür boyu gargara kullanılamayacağı düşünülürse, asıl yapılması gereken; öncelikle ağız sağlığını bozan faktörlerin bir diş hekimi tarafından ortadan kaldırılması, sonra gerekiyorsa bir süre gargara kullanılmasıdır. Yemeklerden sonra ağzı bu gargaralarla çalkalamak, bir miktar yemek artığını temizler ve ağıza hoş bir koku verir. Ancak unutmayın !… ” Ağzı çalkalamak, plağı yerinden oynatmaz.” Bu nedenle ağız gargaraları hiç bir şekilde diş fırçası ve diş ipinin yerini tutamaz.

10 - AĞIZ DUŞU (WATER-PIK)

Ağız gargaralarını, dişlerin ulaşılması güç bölgelerine diş aralarına ve diş eti cebi içine basınçla göndermeye yarayan bazı özel ağız yıkama cihazları geliştirilmiştir. Üzerinde su veya gargara sıvısını koymak için bir haznesi, basınçlı suyu istenen bölgeye uygulamak için her kullanıcı için değişebilen uçları olan bu cihazlarla yalnızca dişeti cebi içindeki ve diş aralarındaki yumuşak gıda birikintileri temizlenebilir, ancak dişe çok sıkı biçimde yapışık olan plak; basınçlı püskürtmeyle dahi yerinden oynamaz. Bu cihaz, diş eti cebi derinliği artmış olan hastalarda, profesyonel temizlik yapıldıktan sonraki dönemde, hasta tarafından ağız temizliğinin daha etkinleştirilmesi amacıyla kullanılabilir. Bu amaçla yapılan Ağız Duşu uygulamalarında her zaman gargara kullanmaya gerek yoktur. Sadece su kullanmak yeterlidir. Unutmayın !… ” Plak, yalnızca mekanik yöntemlerle (sürtünme ile) yerinden oynar ve bu nedenle; ağız duşu, ne diş fırçasının ne de diş ipliğinin yerini tutamaz”

SONUÇ

Yapılması gerekenleri özetleyecek olursak ;

1. Her gün düzenli olarak dişlerinizin tüm yüzeylerini plaktan arındırın.

2. En az altı ayda bir, dişhekimine kontrole gidin ve onun önerilerine uyun.

3. Her şeye rağmen ağzınızda dişeti hastalığı olduğuna dair belirtiler görürseniz, hiç zaman geçirmeden bir dişhekimine görünün.

4.Tedaviniz bittikten sonra düzenli aralarla muayene olmayı unutmayın.

* Dişeti hastalığı, dişlerin üzerinde biriken mikropların çevre dişetinde meydana getirdikleri iltihap sonucu oluşur.

* Bu mikroplar temiz bir ağızda bile, dişler üzerinde çok kısa sürede, plak adını verdiğimiz yapışkan bir tabaka oluştururlar.

* Şeffaf olan bu tabaka gözle görülmez ve yeni mikropların dişin üzerine tutunmalarına yardımcı olur. Bu tabaka bazı özel boyalarla görünür hale gelir.

* Bu yapışkan mikrop tabakası, ağız çalkalanması ile yerinden oynamaz.

* Bu tabakayı temizlemenin tek çaresi diş fırçası ile dişleri fırçalamaktır.

* Dişler fırçalanmadığı takdirde bu mikrop tabakası gittikçe kalınlaşacak ve önce çevresindeki dişetinde kızarma, şişme, yumuşama ve kanamaya, daha sonra da dişetinin dişten ayrılmasına, dişlerin sallanmasına ve en sonunda da dişlerin çekilmesine neden olacaktır.

* Yaşam boyu sorunsuz bir ağız ve dişler için günde yalnızca 5 dakikanızı (2,5 dakika sabah kahvaltıdan sonra; 2,5 dakika gece yatmadan hemen önce) diş temizliğine ayırmanız yeterlidir.

Kategori: Genel kültür


Rasgele...


Destekliyoruz arkada - arkadas - partner - partner - arkada - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy