Yasemin pirinçcioğlu

12 Temmuz 2007



Yasemin Pirinçcioğlu

HAKKINDA YAZILANLAR

Sultan Süleyman’ın torunu

Cemal A. Kalyoncu

Aksiyon 24 Åžubat 2001 s.325

Baba tarafından Süleyman Nazif, Cahit Sıtkı ve Ziya Gökalp’lerle kuzen olan ilk Meclis üyelerinden Fevzi PirinçcioÄŸlu’nun torunu Yasemin PirinçcioÄŸlu annesi tarafından da Kanuni Sultan Süleyman’ın 18. batından torunudur

“Ben kimim?” Çok kiÅŸi hayatının bir döneminde bu sorularla karşı karşıya gelmiÅŸtir. Bu, bazen bu sorudan kaçamadığı için gerçekleÅŸmiÅŸtir, bazen de hakikaten merak ettiÄŸi için olmuÅŸtur.

Yasemin PirinçcioÄŸlu da 30′lu yaÅŸlarında bu sorunun peÅŸine düşer: “İnsanın kendisini bulmak diye bir yolu vardır. Bu bir süreç. Yurt dışına gidiyorum ‘Sen Türk müsün?’ diyorlar. Fransa’da yaşıyorum ‘Sen Türk olamazsın’, Amerika’ya gidiyorum ‘Sen Türk deÄŸilsin…’ Kanada’ya gidiyorum aynı. Her gittiÄŸim yerde adapte olup onların açısından Türkiye’yi görebiliyorum. Fransa’da yaÅŸamak bana Fransızlar’ın açısından Türkiye’yi görmeyi öğretti. Fransız, Amerikalı, İngiliz gözüyle baktım. Dünyanın her yerinde geçer akçe olabilirim, denedim ve gördüm. Ama dünyanın baÅŸka bir yerinde deÄŸil Türkiye’de yaÅŸamak istedim. Türkiye’deki kadar güzel insanı hiç bir arada görmedim.”

Bugün VİP Turizm Genel Müdürü olan ve turizm alanında birçok ilklere imza atan bir anne ile babanın çocuÄŸu olan Yasemin PirinçcioÄŸlu, bu sorunun peÅŸine takıldığında önce ÅŸeceresini çıkarır: “Ben ilk önce ‘ben kimim’i araÅŸtırdım. Ecdadım kim? Annem nereden, babam nereden gelmiÅŸ?”

Diyarbakırlı toprak aÄŸası Ali AÄŸa’nın oÄŸlu, 1. ve 2. Meclis üyesi, 1922—25 arasında Bayındırlık Bakanlığı yapmış Fevzi PirinçcioÄŸlu’nun (aile pirinç ektiÄŸi için bu soyadını almıştır) torunu olan Yasemin PirinçcioÄŸlu’nun babası da Ali Fethi Bey’dir. Ziya Gökalp, Süleyman Nazif ve Cahit Sıtkı Tarancı (halasının oÄŸlu) ile kuzen olan Arif Fevzi PirinçcioÄŸlu’nun Çerkez eÅŸi Nazime Hanım’dan, Ali Fethi ile birlikte yedi çocuÄŸu gelir dünyaya. Çocuklarından Vefik PirinçcioÄŸlu, 12 ve 13. dönem Diyarbakır ve KahramanmaraÅŸ milletvekilliÄŸinin yanında, 1963—64′teki İnönü kabinesinde de devlet bakanlığı görevi üstlenir. Hiç evlenmeyen Vefik, Nedim, Nezihe, Remziye (Fikri Alpay ile evlenir), Hikmet (o da yine TBMM’nin ilk üyelerinden Mazhar Germen’in büyükelçi Åžefik Fenmen ile Yüksel dışındaki çocuÄŸu Türkan Hanım’la evlenir. PR yapan Nilgün PirinçcioÄŸlu çiftin oÄŸlu dışındaki diÄŸer çocuÄŸudur.) ve Kadriye (Kadriye Hanım da Ticaret Bakanlığı yapmış Vedat Dicleli ile evlidir. Gaye ve Sina adında iki çocukları vardır.) Hanım’dan sonra doÄŸan Yasemin Hanım’ın da babası Ali Fethi Bey, dolayısıyla kardeÅŸlerin en küçüğüdür.

Ali Fethi PirinçcioÄŸlu, daha sonra eÅŸi olacak Hayrünnisa İnci(Arkan)’yle üniversite yıllarında tanışır: “Zannediyorum imtihanda tanışıyorlar. Annem Üsküdar Amerikan, babam Robert Kolej mezunu. Annem çok güzel bir kadın. Fakat okula gittiÄŸinde makyajsız, saçlarını geriye doÄŸru sarkıtıyor, gayet sade. Fakat babam daha sonra bir yere davet ediyor onu. Annem süsleniyor ve gidiyor. Babam, annemi tanımıyor.”

Sultan Süleyman’ın torunu

Hayrünnisa İnci Hanım ise, Dr. Ekrem ve Saadet (Arkan) çiftinin iki kızından biridir (diÄŸeri de Kırlangıç zeytinyaÄŸlarının eski sahibi Sevinç Özer’le evlenen ve Kazım ile Ekrem adında iki çocukları olan Gülören Hanım’dır). Yasemin PirinçcioÄŸlu’nun anneannesi Saadet Hanım aslen Rodoslu’dur. Tütün rejisinin başında bulunan Bayramzade İzzet ve Vus’at çiftinin çocuÄŸu olan Saadet Hanım’ın kızkardeÅŸi, DurmuÅŸ Bey’le evlenen ve sanayici olarak tanıdığımız Selçuk ile Selman YaÅŸar’ın da annesi olan Hikmet YaÅŸar’dır. Saadet Hanım’ın bir diÄŸer kardeÅŸi ise, Sultanahmet’teki İktisadi ve Ticari İlimler Akadamesi’ni kuran ve ilk ticaret ansiklopedisini yazan kiÅŸi olan İsmet Alkan’dır. Vecahat Hanım ise, Dr. Mazhar PaÅŸa’nın torunu ile evlenip Oranus soyadını alan Saadet Hanım’ın baÅŸka bir kardeÅŸidir. ‘Ben kimim?’ sorusunun peÅŸinde Osmanlıca da öğrenen Yasemin PirinçcioÄŸlu’nun en ilginç bağı şüphesiz, annesi Haynünnisa İnci Hanım’ın babası Dr. Ekrem Bey tarafından varılan aile baÄŸlarıdır. Yasemin PirinçcioÄŸlu’nun büyükbabası Dr. Ekrem Arkan’ın annesi Mevhibe Hanım Kazasker NeÅŸet Molla’nın kızıdır. Ekrem Bey’in büyükamcası da Åžeyhülislam Cemalettin Efendi’dir: “Ben 18. batından Sultan Süleyman’ın torunuyum. Elimdeki vakıflarda kayıtlı olan ÅŸecerede Hz. Ali’ye kadar da ulaşıyoruz (Aile Hz. Ali’nin soyuna, Yasemin Hanım’ın annesi İnci PirinçcioÄŸlu’nun babaannesinin annesi Afife Hanım vesilesi ile dayanmaktadır. Afife Hanım yukarıda adı geçen Kazasker NeÅŸet Molla’nın eÅŸidir). Onu çok iyi biliyorum. Biz Hürrem Sultan’ın oÄŸlu Åžehzade Mehmet eÅŸrafından geliyoruz. Ailede matematikçiler var. Gelenbevi ailesi. Çok dallanmış bir aÄŸaçtan bahsediyorum. Biz çocuklar 18. batın oluyoruz. Bizim çocuklarımız da 19. batın.” Dr. Ekrem Bey’in de mensup olduÄŸu Gelenbevi ailesi daha önceki hayat hikayelerinden de hatırlayacağınız gibi, Nazım Hikmet ve Mehmet Ali Aybar’ları da içine alan çok geniÅŸ bir ailedir. Dr. Ekrem Arkan’ın Ticaret Bankası Genel Müdürlüğü yapan Necmi, doktor Baha ve üniversitede müderris Dr. Ziya Bey’le evlenen Nesibe Hanım dışında bir kardeÅŸi daha olur. İsveç ve Almanya’da mimari tahsili almış Seyfi Arkan (Ailenin önceki soyadı Gelenbevi’dir. Ancak Atatürk Seyfi Bey’e Arkan soyadını uygun görür) Atatürk’ün Florya’daki köşkü ile İnönü’nün köşklerini yapan kiÅŸidir.

Kültür şoku

İşte böylesine iki aileden gelen Ali Fethi ve Hayrünnisa İnci evlendiklerinde yıl 1949′dur. Hayrünnisa İnci Hanım, 1946′da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Filolojisi Bölümü’nü bitirmiÅŸ ve Halide Edip Adıvar’ın yanında asistandır. Ali Fethi Bey de Abdi İpekçi, Necati Zincirkıran, Feyyaz Tokar’larla birlikte, devrin en popüler gazetecilik branşı olan BeyoÄŸlu muhabirliÄŸi yapmaktadır Cumhuriyet gazetesinde: “Vefik amcam Nadir Nadi ile Lozan’dan sınıf arkadaşı idi.” 1950′de çiftin ilk çocukları gelir dünyaya: “İlk çocukları hastanede yapılan bir hatadan dolayı ölüyor. Doktorlar ‘Kan uyuÅŸmazlığınız var, sizin hiç bir zaman çocuÄŸunuz olamaz’ diye rapor veriyorlar. Annem buna çok üzülüyor, fakat iÅŸin peÅŸini bırakmıyor. Tıp fakültesine gidip hergün orada araÅŸtırma yapıp, bu araÅŸtırmanın sonunda Amerikalı bir doktorla yazışmaya baÅŸlıyor. O devirde buradan Amerika’ya kan örneÄŸi nasıl gönderilirse, iÅŸte buzluÄŸa koymuÅŸlar, tüplerin içine ve Amerika’ya göndermiÅŸler. New York Hastanesi’nde Dr. Johnson diye bir doktor ‘Buraya gelirseniz çocuÄŸunuz olur’ diyor. Annem üniversitede, babam da doktora yapıyor, bir yandan da gazetede çalışıyor.” Çift Amerika’ya gitmenin yollarını aramaya baÅŸlar. Derken, Hayrünnisa İnci Hanım Fulbright Bursu’nun uluslararası ilk talihlilerinden birisi olur ve bin kiÅŸi arasından birinci olarak Türkiye’den gidecek 10 kiÅŸinin içinde yer alır. Hayrünnisa İnci Hanım Amerika’da Haverford Koleji ve Columbia Üniversitesi’ne araÅŸtırmacı olarak giderken Ali Fethi Bey de Amerika’daki baÅŸkanlık seçim kampanyalarını Cumhuriyet gazetesi adına takip etmek için eÅŸiyle beraberdir. Fethi Bey, gazete adına iÅŸini tamamladıktan sonra Basın Yayın Türk Haberler Ajansı’nda iÅŸe baÅŸlar. İnci Hanım da bu arada, bazı kuruluÅŸ toplantılarında Türkiye’yi tanıtıcı konuÅŸmalar yapmaktadır: “Bu vesile ile turizm dünyasının içine giriyorlar. 1955 senesinde geri döndüklerinde de babam Basın Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü’nün İstanbul Temsilcisi ve Turizm Åžefi oluyor.” Çift Amerika’ya iki kiÅŸi olarak gitmiÅŸ, Yasemin adını verecekleri bir kız çocuÄŸu sahibi olarak dönmüştür. Bu yılda Hilton Oteli de İstanbullular’ın hizmetine açılmıştır: “Açılış dolayısıyla dünyanın ve Holywood’un ünlüleri geliyor. Fakat gelenleri gezdirecek birilerinin eksikliÄŸi hissediliyor. Babam bunun üzerine ilk tercüman rehber kursunu açıyor. Turizm müdürünün eÅŸi, bir de iyi İngilizce bilen biri ve de tarih bilen olarak annem gelen yabancıları gezdirmek için Semahat Koç ve birkaç kiÅŸi ile birlikte bu kursa katılıyor. Ve kurstan sonra ilk Tercüman Rehber DerneÄŸi’ni kuruyor ve baÅŸkanlığını yapıyor.” Bu sırada ailenin ikinci çocuÄŸu Ceylan (o da Åžeyh Åžamil’in torunu, Åžeyh—ül Harem ve Medine Muhafızı 1. Ferik Osman Ferid PaÅŸa ile Nefiset Åžamil’in torunu, Sakarya mebusu Hamza Osman—Melike Erkan çiftinin oÄŸlu Aydın Osman Erkan’ın Joan Kim ile evliliÄŸinden dünyaya gelen Rana Hanım’la evlidir. Çiftin ÅŸimdi Emre Can ve Seniha adında iki çocuÄŸu vardır) dünyaya gelir. Bir yıl sonra da aile için ikinci Amerika seferi baÅŸlar. Fethi Bey, Basın Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü’nün New York ofisine Turizm ataÅŸesi olarak tayin edilir. 1962′ye kadar sürecek bu yıllarda küçük Yasemin de okullu olmuÅŸtur: “Tamamen bir Amerikan çocuÄŸu idik. Her ne kadar evde Türkçe konuÅŸuluyor idi ise de Türkiye’ye geldiÄŸimde Türkçe’yi bilmiyordum. Bir kültür ÅŸoku ile karşılaÅŸtım.” Fethi PirinçcioÄŸlu, Amerika’da bulunduÄŸu yıllarda halkla iliÅŸkiler üzerine master da yapar. Türkiye’ye döndüğünde ise önce Turizm Bankası Genel Müdür Yardımcısı olur. Ardından da BP’de halkla iliÅŸkiler müdürü olur: “Babam Türkiye’de Halkla İliÅŸkiler DerneÄŸi’nin de kurucu üyesidir.” Hayrünnisa İnci PirinçcioÄŸlu da, bu arada on kadar eski rehber arkadaşıyla bir araya gelerek, Türkiye’den ilk giden organize turları organize edecek ve Club33′ü kurarak eÄŸlence hayatına farklı bir boyut kazandıracak ABC Turizm’i açar: “Annemin cv’si daha kabarık. Babamınki de kabarık ama annem daha operasyonel. Babam iÅŸin felsefesi ve konsept stratejilerinde çok kuvvetlidir.” Böylece Hayrünnisa İnci Hanım, Türk turizmi dendiÄŸinde akla gelen ilk

Annesi ile babası VİP Turizm’i kurarken küçük Yasemin de, Amerika’dan geliÅŸindeki ilk kültür ÅŸokunu atlatma çabası içinde Dame de Sion’lu olmuÅŸtur: “Tamamen bir Amerikan mantalitesinden çıkıp birdenbire son derece konservatif, üniformalı bir eÄŸitimin içinde buldum kendimi. Amerika’da yetiÅŸme tarzım öyle idi. Blue jeanlı, norm dışı… Dolayısıyla ilk iki sene çok korkarak gittim okula. Korkutucu bir okuldu. Türkiye’de kimse paten kaymazken ben Necati Zincirkıran’ın oÄŸlu Sedat’la paten kayardım İstanbul Esentepe’deki Gazeteciler Mahallesi’nde. O mahalle bizim yetiÅŸmemizde çok tesiri olmuÅŸ bir mahalledir. Bugün öyle bir sokak hayatı olduÄŸunu zannetmiyorum. O mahallede Hasan Ali Ediz karşı komÅŸumuzdu. Sokağın başında Sadun Tanju, yanımızdaki bitiÅŸik evde Çelik Gülersoy otururdu. AÅŸağıdaki yazarlar sokağında İlhan Selçuk, Halit Kıvanç, Refik Halid Karay. Refik Halid, evinin önünde top oynuyoruz diye hergün bize bağırırdı. Sami CoÅŸar’ın çocukları, Tarık BuÄŸra’nın kızı AyÅŸe arkadaşımızdı. Sadri Alışık, Çolpan İlhan, Feridun Karakaya, hergün bizim mahallede film çevirirdi. En iyi dostları bendim. Patenle her yere girip çıktığım için ‘Git, bakkaldan onu al, bunu al’ derlerdi.”

Ben kimim?

15—16 yaÅŸlarına kadar Türk toplumuna uyum sorunu yaÅŸamaya devam eden Yasemin PirinçcioÄŸlu, 1972′de mezun olduÄŸu, ilk önceleri korkarak gittiÄŸi Dame de Sion için bugün ‘İyi ki de orada okumuÅŸum’ diye düşünmektedir: “Çok katı kurallar vardı. Fakat o okulda okumuÅŸ olmaktan bugün çok mutluyum. Bize saÄŸladıkları bakış açısı ve kazandırdığı çalışma disiplininin faydasını daha sonraki çalışma hayatımda gördüm.” Yasemin PirinçcioÄŸlu, Dame de Sion’un ardından üniversite eÄŸitimi için Paris’e gider. İki yıllık ön lisansın ardından bir yıl da turizm pazarlaması eÄŸitimi alır. Henüz 16 yaşında iken, VİP Turizm’in bünyesinde bulunan ve daha çok öğrencilere yönelik hizmet veren Talebe Bürosu’nda iÅŸ hayatına atılan Yasemin PirinçcioÄŸlu, 1976′da Fransa’da eÄŸitimini tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönmez, Air France’da iÅŸe girer. 1976 Olimpiyat Oyunları’nda Montreal’de dört ay boyunca görev alır: “Tam oraya yerleÅŸeceÄŸim ve artık buradan Türkiye’ye yönelik turizm yapacağım dediÄŸim zamanda eÅŸimle tanıştım ve evlendim.” Yıl 1977′dir. Yasemin Hanım, fuarcılık iÅŸi yapan Hüseyin Avunduk’la evlendikten sonra İngiltere’de yaÅŸamaya karar verirler: “Ben tamamen eÄŸitimsel ve annelik üzerine staj yaptım, üç sene sürdü bu dönem.” 1983′e kadar İngiltere’de kalacak Yasemin—Hüseyin çiftinin ilk çocukları bu dönemde gelir dünyaya (1979— çiftin ikinci çocuÄŸu ise 1984′te doÄŸan Filiz Avunduk’tur.). Yasemin Hanım, “Ben kimim?” sorusunu da bu yıllarda sormaya baÅŸlar kendisine: “Annem ve babam her gittikleri yerde beni de yanlarında götürürlerdi. Her gittiÄŸimiz ÅŸehirde de muhakkak bir müzeye giderdik. Dolayısıyla o memleketlerin tarihine, coÄŸrafyasına merakım oluÅŸurdu. Lisede iken de tarihim çok iyiydi.” Böylece kendisini tanıma merakı uyanır onda: “İnsanın kendisini bulmak diye bir süreç yaÅŸaması vardır… Dolayısıyla ilk önce ben kimim, benim ecdadım kim, annem—babam gereden gelmiÅŸ? Kimim, neyim derken, halama ‘Biz Kürt deÄŸil miyiz?’ derdim, ‘Yok’ derdi. Nasıl yani? Diyarbakır’da hiç mi kız alışveriÅŸi yapılmamış. İmkanı yok böyle bir ÅŸeyin. Sonradan çıktı, tabii ki aynı kökenden gelen insanlar bunlar. Åžimdi Türk müsün deÄŸil misin, fark etmez tabii. Aynı toprağın insanlarının bir arada, aynı amaç için çalışıyor olmaları bence çok daha önemli.”

1983′te Türkiye’ye geri gelir gelmez de Prof. Nurhan Atasoy’un yanında sanat tarihine yönelmeye baÅŸlayan PirinçcioÄŸlu, Gül İrepoÄŸlu’ndan da Osmanlı sanatında resim dersleri alır, kütüphanelerde araÅŸtırmalar yapar. Devlet Opera ve Balesi’nde vazifeler üstlenir. Dünyaca ünlü Kazak sanatçı Rudolf Nurayef’le, ölene kadar sürecek bir dostluÄŸu yine bu dönemde tesis eder. (Nurayef, Fethiye’de, öldükten sonra müze olarak kullanılacak, sahip olduÄŸu Türk ve Osmanlı koleksiyonlarının da içinde sergileneceÄŸi bir ev yapmak için Evren ve Özal dahil birçok devlet erkanına mektup yazar ama baÅŸarılı olamaz.): “Kaçırılmış bir fırsattır bu.”

1990′da eÅŸi Hüseyin Avunduk’tan ayrılan Yasemin PirinçcioÄŸlu, tekrar iÅŸ hayatına dönüş yapar, VİP Turizm’in içinde kurduÄŸu VİP Dekor ÅŸirketi ile organizasyonlar yapmaya baÅŸlar. 1989′da, o zaman sermayesi Fransızlar’ın elinde olan Osmanlı Bankası’nın bir daveti için dekor ve kostüm düzenini, bugün bile hafızalarda hâlâ izleri olan bir baÅŸarı ile gerçekleÅŸtiren PirinçcioÄŸlu, Cenajans ve Güzel Sanatlar’ın ortak kurduÄŸu İnterpr’ın başına geçer. Bazı nedenlerden dolayı buradan ayrıldıktan sonra da VİP Turizm’e geri dönüş yapar: “1996 senesinde de Ceylan bana haber vermeden beni genel müdür yaptı.” Bugün hâlâ, Yönetim Kurulu BaÅŸkanlığını Ali Fethi PirinçcioÄŸlu’nun, İcra Kurulu BaÅŸkanlığı’nı da Ceylan PirinçcioÄŸlu’nun yaptığı VİP Turizm’in Genel Müdürü olan Yasemin PirinçcioÄŸlu, politikaya da sıcak bakmaktadır: “Ama gördüğüm kadarı ile bize ve gençlere o partilerde yer yok.” Vefik amcasının etkisiyle mimariye çok meraklı olan, yürümek ve kayak yapmaktan hoÅŸlanan, Afrodisias Geyve Vakfı üyesi olan ve birçok derneksel faaliyette bulunan, 2000 yılındaki Avrupa Kalite Konferansı’nda müzik, film, dans ve koro eÅŸliÄŸinde Anadolu’da ÇeÅŸitlilik adı altında sergilenen bir çalışmaya da imza atan, dünyevi ve ruhani her türlü müzikten keyif alan Yasemin PirinçcioÄŸlu’nun 1995′te geçirdiÄŸi bir kaza hayatının dönüm noktasını oluÅŸturmaktadır: “Bacağımın baÄŸlarını koparttım. Yanlış yapılan ameliyattan sonra yürüyemeyeceksin dendi. Mahkûmiyet… Bir sene sonra bir ameliyat daha ve yürümeyi baÅŸtan öğrenmek. Bana niçin oldu, neden oldu? derken girdiÄŸim felsefe eÄŸitimi müthiÅŸti. Pozitif olmaya, yılmamaya ve hayatı daha çok sevmeye karar verdim.”

Kategori: Genel kültür


Rasgele...