İçindekiler:

Genel kültür kategorisine 12 Temmuz, 2007 tarihinde eklendi, 27 defa okundu

İÇİNDEKİLER:

1)Tarihçesi Ve Tanımı……………………………………………………………2

2)Teknoparkların Hedefleri……………………………………………………….2

3)Teknoparkların Özellikleri………………………………………………………2

a)İlk Aşama Merkezleri (Incubators)…………………………………………..2

b)Gayrimenkul Yatırımı………………………………………………………..3

c)Sermaye………………………………………………………………………4

d)Katma Değer…………………………………………………………………4

e)Çalışma Ağları Ve Ortaklıkları……………………………………………..4

f)Kredi İtibarı Ve İmaj…………………………………………………………4

g)Risk Yönetimi……………………………………………………………….5

4)Teknoparkların Başarı Ölçüleri…………………………………………………5

5)Türkiye’de Teknopark Ve İlk Aşama Merkezleri………………………………5

6)Sonu煅………………………………………………………………………7

1)Tarihçesi Ve Tanımı

İlk teknopark 1952 yılında ABD’nde Kuzey California’da kurulan Stanford Research Park’dır. Bunu 1959’da Kuzey Carolina’da kurulan Research Triangle Park izlemiştir. Teknoparkların kurulduğu ikinci ülke, 1972’de Edinburgh’da Heriot-Watt Üniversitesi Teknoparkı ve Cambridge Teknoparkı’yla İngiltere’dir. 1997 yılı itibariyle İngiltere’de elliye yakın teknopark işler durumdadır. İngiltere’de kurulan teknoparkların ana amacı gayrimenkul değerlendirmektir. Bunun yanında, Aston Science Park’ın kuruluş amacında olduğu gibi, işsizliği önlemek; St. John Innovation Center’de Cambridge Üniversitesi’nden mezun olanlara yeni iş olanakları yaratmak; Chilworth Science Park’ta üniversiteye ek gelir kazandırmak gibi amaçlarla da teknopark kuruluşuna gidilmiştir.

Teknopark, teknoloji parkı, araştırma parkı, ileri teknoloji merkezi, bilim merkezi, teknopol, teknopolis, bilim parkı gibi terimler kullanılmaktadır.

Uluslararası Bilim Parkları Birliği (IASP)’nin tanımına göre, Teknopark;

1. Bir veya birden fazla üniversite veya diğer yüksek öğretim kurumu ve araştırma merkezleri ile resmi veya faaliyet bazında ilişkili,

2. Bünyesinde bilgiye ve ileri teknolojilere dayalı sanayi firmalarının kurulup gelişmesini teşvik etmek üzere tasarlanmış,

3. İçinde yer alan kiracı firmalara, teknoloji transferi ve iş idaresi konularında destek sağlayacak bir yönetim fonksiyonuna sahip,teşvik ve mülkiyete dayalı bir teşebbüstür.

2)Teknoparklarının hedefleri

1. Üniversitelerin eğitim, öğretim ve araştırma faaliyetlerini destekleyerek, üniversitelerin vereceği hizmetleri zenginleştirip etkinleştirmek,

2. Sanayinin rekabet gücünü artırmak,

3. Teknolojiye dayalı bölgesel ve ekonomik gelişmeyi hızlandırmaktır.

Teknoparklar, teknoloji bağlantılı sanayi kollarının bulundukları yerlerde güçlendirilmeleri, yeni bölgelerde sanayinin gelişiminin desteklenmesi, yenilikçi çalışmaların gerçekleştirilmesi, eğitim ve daha etkin çalışma koşulları ile verimliliğin artırılması ve uluslararası alanda rekabet gücünün yükseltilmesi amacıyla kurulmaktadır. Teknoparklar, bilimsel ve teknolojik çalışmaları, geliştirme ve prototip aşamalarından geçirip ticari uygulamaya konulmalarına ortam yaratmaktadırlar.

3)Teknoparkların Özellikleri

a)İlk Aşama Merkezleri ( Kuluçka Merkezleri) (Incubators)

İlk aşama merkezleri diğer tanımlarıyla kuluçka merkezleri,yenilik merkezleri,iş merkezleri teknoloji geliştirme merkezileri genellikle teknoparkların bünyesinde bulunan kuruluşlardır. Bu merkezler teknoparklardan bağımsız olarak da kurulabilmektedirler. Teknopark kavramı Türkiye’de yeni olduğu için ilk aşama merkezleri ile teknopark karıştırılmaktadır. 1997 yılında Türkiye’de bulunan bütün kuruluşlar ilk aşama merkezi olup henüz uluslararası tanıma uyan kurulmuş bir teknopark bulunmamaktadır.

İlk aşama merkezleri, yeni ve/veya gelişen firmalara;

1. Yönetim, teknik ve mali konularda danışmanlık hizmetlerinin verildiği,

2. Yerleşim alanlarının ihtiyaca uyarlanabilen ve esnek olduğu,

3. Ortak telefon, sekreterlik, telefaks, kafeterya, toplantı ve konferans salonları gibi hizmetlerin müştereken sağlandığı,

4. Kirası ucuz olan ortamlardır.

İlk aşama merkezleri yeni girişimlerin başarı oranını önemli ölçüde artırır. ABD’de ilk aşama merkezlerinde faaliyete geçen 100 şirketten, 80’i başarılı olurken, ilk aşama merkezinin dışında faaliyete geçen şirketlerde başarı oranı 45’dir. Ayrıca bu merkezler içinde doğup büyüyen şirketlerin daha sonra kendilerine teknopark içinde daha büyük bir yer edinerek bir teknopark şirketi haline gelip, ekonomik güç dağılımı üzerinde etkili oldukları gözlenir.

Teknoparklar ve ilk aşama merkezleri iç içe çalışırlar. İlk aşama merkezleri yeni doğan şirketleri besleyen, üniversite ve araştırma merkezi bağlantılı teknoparklar ise büyüyen şirketleri destekleyen ortamlar yaratırlar. Hem yeni doğan hem de büyüyen şirketlere hizmet sunmak teknoparkların da menfaatine uygundur, çünkü şirketler ilk aşama merkezi sayesinde büyüyebilir ve teknopark içinde faydalı büyüyen şirketler haline gelebilirler. Bir açıdan, teknopark kiracıların finansman, personel veya eğitim gibi belirli ihtiyaçlarını karşılayabilecek kaynakları azami düzeye yükselten büyük bir ilk aşama merkezine benzetilebilir.

a-1)İlk Aşama Merkezlerinin Amaçları

1. Teknolojiye dayalı firmaların kuruluşunu hızlandırmak, teknik teşebbüsleri teşvik etmek,

2. Teknolojiye dayalı yeni teşebbüslerin yaşama ve büyüme oranlarını yükseltmek,

3. Sürekli ve kalifiye işler yaratarak ekonominin gelişmesine yardımcı olmak,

4. Teknolojik gelişmelerin hükümet tarafından teşvikinde odak noktası olarak kaynakların etkin, kullanımına yardımcı olmaktır.

b)Gayrimenkul Yatırımı

Başarılı bir teknopark iyi bir gayrimenkul işletmesinde bulunan bütün tesis ve imkanları sunar. Fakat teknoparkların çoğu bununda ötesine geçer. Teknoparkın ilişkili olduğu üniversite/araştırma merkezi, araştırma ve geliştirme etkinliklerine yardımcı olan, fikir ve bilgi alış verişini teşvik eden kampüs benzeri bir ortam yaratır. Teknopark ortamı çalışanları işlerinde daha verimli kılar ve daha çok tatmin eder; bu da personel devrini azaltır ve şirketin üstün kalifikasyonlara sahip personel bulmasını kolaylaştırır. Çoğu durumlarda arazi üniversiteye ait olduğu için, tesisler ve arazi satılmaz, kiraya verilir. Bu, bazı şirketler tarafından dezavantaj olarak görülebilir, fakat aslında parkta istikrarlı koşulların yaratılmasına katkıda bulunur , kiracılar için gerçek bir avantajdır.

c) Sermaye

Büyüyen şirketler, özellikle ayakta kalmanın şüpheli olduğu gelişmenin ilk kritik safhalarında her türlü yardıma ihtiyaç duyarlar. Bu şirketlerin var olan bütün kaynaklara ulaşabilmesi gerekir. Bu kaynakların en önemli olanlarından biri de risk sermayesidir. Teknoparkların kritik avantajlarından biri, teknoparkların çoğunun ve teknoparka bağlı ilk aşama merkezlerinin kiracı şirketlerin risk sermayesine erişimlerini hızlandırabilmeleridir. Bu fonlar teknoparklarda bulunan büyüyen şirketlere daha kolay ulaşabilir. Yeni bir şirketin bir teknoparkı seçmesi, o şirketin finans kurumları tarafından ciddi olarak değerlendirmeye alınması için önemlidir.

d) Katma Değer

Teknoparkları geleneksel gayrimenkul yatırımlarından en fazla ayıran tek avantaj, ilişkili üniversite veya araştırma merkezi aracılığıyla sağlanan teknik ve yönetsel destektir. Bu bir teknoparkın en önemli katma değeridir. Genelde şirketler ilişkili üniversitenin kaynaklarından yararlanmaya katılıp katılmamaya kendisi karar verir. Üniversitelerin teknopark kiracısı şirketlere sunabildikleri kaynaklar şunlardır:

Lisans ve lisansüstü öğrencileriyle ilişki kurma olanağı;

İyi eğitim görmüş mezunlara erişme olanağı;

Üniversitenin araştırma ekipman ve imkanlarına erişim;

Üniversitenin sosyal ve kültürel etkinlik tesislerine erişim;

Kütüphanelere erişim;

Danışma hizmetlerinden yararlanma;

Teknopark çalışanları için üniversitede ek öğretim üyeliği olanağı.

Ortak araştırma projelerine katılım veya araştırmayı üniversitede finanse etmek;

e) Çalışma Ağları Ve Ortaklıkları

Ayakta kalmaya ve büyümeye çalışan yeni kurulmuş bir şirket kaynak ve destek bulmak ve onlara erişmek için çok değerli vaktini harcayabilir. Deneyimli bir teknopark yöneticisi ise pek çok farklı kaynağın zengin uzmanlık ve desteğini toplayabilir ve bunları şirketin istifadesine sunabilir. Teknopark yöneticileri kiracı şirketler ile üniversiteler ve başka dış kaynaklar arasında aşağıdaki yollarla bir köprü işlevi görebilirler:

Yeni şirketler için yönetici kadrolar bulmak ve istihdam etmek;

Finansör veya yatırımcılar bulmak;

Hükümet satınalma programlarına erişim imkanı sunmak;

Ortak veya finanse edilen araştırma projeleri için üniversiteyle daha yakın ilişkileri teşvik etmek;

Danışma hizmeti olanakları sunmak.

f) Kredi İtibarı Ve İmaj

İmaj iş hayatında başarı için son derece önemlidir, ancak bir şirketin kendisine kredi kazandıran sağlam bir başarı listesi oluşturmadan önce varlığının ilk yıllarında olumlu bir imaj oluşturması son derece güçtür. Prestijli bir teknoparkla bir ilişki, bu erken imaj sorununun çözümlenmesinde, genç şirketin kısa zamanda büyümesi için gerekli kredi itibarının kurulmasında yardımcı olabilir.

g) Risk Yönetimi

Geleneksel bir gayrimenkul idaresinin kiracıların başarı veya başarısızlığında risk üstlenmesi söz konusu değildir. İdare için motive edici faktör kârdır ve risk üstlenme kâr marjlarını tehlikeye atar. Oysa bir teknoparkın odak noktası bu kadar dar değildir. Teknoparklar kiracılarının başarısında doğrudan paya sahiptirler ve herhangibir sorun çıktığında kiracılarına yardımcı olmaktan sorumludurlar. Teknoparklar pazar alanı oalrak teknoloji ve araştırmayı seçmekle son derece değişken özel bir pazara girdiklerini bilirler. Yeni, büyüyen şirketler sıklıkla aylık nakit akışlarına göre krize girer yaşar yada ölürler. Şirketin nakit akışının azaldığı aylarda, park kirayı almayabilir. Park yönetimi için önemli olan, eksi nakit akışının geçici olup olmadığı ve gelecekteki nakit akışı için, o şirkette risk almayı haklı çıkartabilecek kadar yeterince sağlam bir temelin var olup olmadığıdır.

4)Teknoparkların Başarı Ölçüleri

Teknoparkların amaçlarının teknoloji ve araştırma geliştirme yoluyla toplumsal gelişmeye katkı olduğu dikkate alındığında başarılarınında gayrimenkul değerlendirme ve iş imkanı yaratma gibi geleneksel ekonomik değerlendirmelerden faklı ölçülerle değerlendirilmesi gerekir.

Bu ölçüleri aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür:

1. Alınan patent sayıları teknoparkın ilişkili olduğu üniversite ve araştırma kurumunda alınan ve uygulamaya aktarılan

2. Üniversite/araştırma kurumu ile teknopark şirketleri arasındaki ortak araştırma projeleri

3. Endüstriye verilen danışmanlık hizmetleri

4. Üniversite/araştırma kurumundan teknopsrka geçen araştırıcı sayısı

5. Teknopark ve ilk aşama merkezi ile ilişkili lisans ve ürün satışları

6. Teknopark ve ilk aşama merkezinin rol aldığı, ticari uygulamaya konulan bilimsel düşünceler.

5)Türkiye’de Teknopark Ve İlk Aşama Merkezleri

Türkiye’de teknopark kurma düşüncesi 1980’li yıllarda oluşmaya başlamış ve Devlet Planlama Teşkilatı’nın başvurusu üzerine ilgili devlet bakanlığı Devlet Planlama Teşkilatı’nı gerekli çalışmalara başlamakla 17.1.1989 tarihinde görevlendirmiştir.Türkiye’de teknopark konusunun resmi başlangıcı olarak kabul edebileceğimiz bu belge de; Teknopark kurma düşüncesinde olan kuruluşların Devlet Planlama Teşkilarınca seçilen konularla ilgili bir ileri teknoloji merkezi kurması ve bu merkezlerini iki – üç yıl içerisinde gerekli yasal işlemleri de yaparak bir enstitü haline getirmeleri öngörülmüştür.. Kararda müteşebbis kuruluşların en kısa zamanda bir sermaye şirketi çerçevesinde teknopark yönetimini oluşturmaları ve şirketinin yönetim ve finans kompozisyonunda üniversite (vakıflar yoluyla), mahalli idareler ve sanayi temsilcilerinin yer alması tercih edildiği belirtilmiştir.

Kararda DPT Başkanlığınca uygun görülen ileri teknoloji merkezleri faaliyet konuları da tanımlanmıştır. Bu konular:

1. Biyoteknoloji,

2. Uzay araştırmaları ve uydu teknolojisi,

3. Elektronik,

4. Yenilenebilir enerji kaynakları,

5. Yeni malzemeler,

6. Deniz bilimleri,

7. Demir ve kömür teknolojisi,

8. Hayvan ve bitki geliştirme,

9. Gıda teknolojisi’dir.

Devlet Bakanlığının bu onayıyla ilk teknoparkın 1952 yılında A.B.D.’de kurulmasından otuzbeş yıl sonra teknopark konusu Türkiye’nin gündemine resmen girmiştir. Teknoparkların kuruluş amacı, ‘ileri teknoloji ürünlerini geliştirmek, küçük teşebbüslerin kurulması ve gelişmesini teşvik etmek istihdamı arttırmak ve bölge kalkınmasını sağlamak’ olarak tanımlanmıştır. Bu doğru bir tanımdır ancak üniversitelerin mevcut varlıkları ve altyapılarının üniversiteye ek kaynak yaratmak için kullanılması da amaca eklenebilirdi. Teknoparkların yönetiminin kurulacak bir sermaye şirketi aracılığıyla yapılması öngörülürken kurulacak şirkete üniversitelerin ortak olması için yasal değişiklik yapılması önerisi de doğru bir tespittir. Bu tespite devlet memuru niteliğinde ki üniversite öğretim üyelerinin üniversite ile ilişkilerini kesmeden sahip oldukları bilgileri uygulamaya aktarmak amacıyla teknoparklarda şirket kurabilmelerine izin veren değişikliğinde eklenmesi gerekirdi. Zira bir bilgiyi uygulamaya aktaracak kadroların içinde o bilgiyi üretenlerin bulunması başarı ihtimalini çok arttıracaktır.Kararda bulunan bir diğer doğru tespitte teknoparkların içinde ilk aşama merkezlerinin ‘incubator’lerinde bulunması ve kuruluşa ilk aşama merkezlerinden başlanmasıdır. Teknoparklar için uygun görülen faaliyet konuları dünyadaki gelişmeleri yansıtan, Türkiye’nin öncelik tanıması gereken konulardır. Teknopark kuruluş ve yönetim modelinde gelişmiş ülkelerde sermaye şirketi kadar kar amacı gütmeyen kuruluşlarda rol almaktadır. Bu örneklerden hareketle Türkiye’de vakıf modelinin de yönetim şekli olarak uygulanabileceği düşünülmelidir.

Devlet bakanlığının onayından kısa bir süre sonra, 1990 yılı başında, Devlet Planlama Teşkilatı Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile Türkiye’de teknoparkların kuruluşu ile ilgili bir proje çalışması başlatmıştır. Rüstem Lalkaka ve Norman Schiff tarafından yapılan bu çalışmanın raporu önemli bulgular ve öneriler içermektedir.

Lalkaka raporu doğrultusunda İTÜ, ODTÜ, EGE ÜNİVERSİTESİ, ANADOLU ÜNİVERSİTESİ ve TÜBİTAK MARMARA ARAŞTIRMA MERKEZİ’nde beş teknopark kurulmasına karar verilmiştir. Dört üniversite KOSGEB ile ortaklaşa, TÜBİTAK MAM ise kendi başına ilk aşama merkezlerini kurmuşlardır. 1990’ların başında bu teşebbüslere ek olarak İzmir Alaçatı’da tamamen özel kuruluşlar öncülüğünde bir diğer teknopark projesi başlatılmıştır. ODTÜ ve TÜBİTAK MAM ilk aşama merkezlerinde yeterli firma sayısına eriştikten sonra 1996 yılında teknopark/teknopol projelerini yaparak yatırım programlarının ikinci aşamasına geçmişlerdir.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, 1996 yılında teknoparklarının kuruluş, işletme esasları ile verilecek teşvikleri düzenleyen ‘Teknoloji Bölgeleri Kanun Taslağı’nı ilgili kuruluşlara danışarak hazırlamıştır. Bu kanun taslağı henüz kanunlaşmamıştır.

7)SONUÇ

Teknoparklar, dünyada ilk kuruluşundan otuzbeş yıl sonra Türkiye’nin gündemine girmiştir. Ülkenin kalkınmasında bilim ve teknolojinin araç olarak değerlendirilmesinde teknoparkların kullanılması düşüncesi ağırlıklı olarak akademik çevrelerde yayılmaktadır. Bugün gelinen noktada yapılması gerekenler, teknoparklarla ilişkili mevzuatın hazırlanıp uygulamaya konulması, risk sermayesi ve teknopark finansmanı olanaklarının geliştirilmesi, konunun tanıtımının topluma ve endüstriye daha iyi ve sürekli yapılmasıdır.

Kaynakça:

Kaymakçalan, Ömer, TÜBİTAK MAM Başkanı “http://www.mam.net.tr/bulten/teknopark.html” adresindeki yazısından

Teknolojinin Ticarileşmesi Semineri, Ömer Kaymakçalan’ın Konuşması, İstanbul, 1997

Teknoloji Yönetimi Derneği 2. Konferansı,

Ömer Kaymakçalanın Konuşması, İstanbul, 1997

Ayşe Gözen TÜBİTAK-MAM 25. Yıl Kuruluş Kitabı, 1997

OECD Türkiye Ulusal Bilim ve Teknoloji Politikası Raporu, TÜBİTAK, Ankara, 1996

Ar-Ge’97 Bilim ve Teknoloji Fuarı, Basın Dünyası 1997 TÜBİTAK

MAM Teknoparkı Tanıtım Broşürü, Ankara, 1997

Yorum Yaz

Yorum Yazabilmek İçin Lütfen Giriş Yapın.