Türkiye

12 Temmuz 2007



TÜRKİYE

Asya ve Avrupa’da toprakları bulunan Ortadoğu ülkesi 779 452 km2 ; 56 473 000 nüfus(1990)Başkent:Ankara.Resmi dil:Türkçe. Para:Lira

Ortalama yükseltisi 1 131m olan Türkiye ,kuzey ve güneydeki alçak eski platformlar arasında yüksek dağlarla kaplı bir set görünümündedir.Batı’da 500m dolayında olan ortalama yükselti ,ülkenin orta kesiminde 1000m’yi Doğu Anadolu’ da 2000m’yi bulur.Ülkenin kuzey ve güney kenarları yüksek dağlarla kuşatılmıştır.Bunlardan Karadeniz boyunca uzananlara kuzey anadolu dağları ,güneydekilere Toros adı verilmiştir.Güneydoğu Toroslar yayının güneyinde kalan güneydoğu bölgesinde en önemli bir yükseltiye rastlanmaz.Ülkenin batı kesiminde ,çöküntü alanlarıyla birbirinden ayrılan dağlar, denize dik iner.Kuzey ve doğu kesimi Istranca dağları ,güney ve güneybatısı ışıklar ve korudağlarıyla çevrelenen Trakya’nın orta ve batı kesiminde düzlükler yer alımaktadır.Doğu Anadolu’da Süphan ,Ağrı, Nemrut,Tendürek, Aladağ,İç Anadolu’da Erciyes,Hasandağ volkanik yükseltileridir.Ergene ,Tuz gölü gibi büyük havzalarda temel de tektonik kökenlidir.Büyük Menderes, Küçük Menderes,Gediz,Muş ovaları düşey faylanmalarla Amik Varto ovaları ve Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fayları boyunca uzanan ovaların çoğu yanal atılımlı faylanmalarla oluşmuştur.Seyhan-Ceyhan,Bafra ve Çarşamba ovaları gibi Delta ovaları ise;birikme süreçlerinin eseridir.Ege kıyıları girintili çıkıntılıdır.Türkiye akarsular bakımından zengin bir ülkedir.Komşu ülkelerde denize dökülen Dicle ,Fırat,Kura,Aras ve Çoruh gibi büyük akarsularda kaynaklarını Türkiye’den alırlar.Türkiye’de doğan ve Türkiye’de denize ulaşan akarsuların en uzunu Kızılırmaktır.(1355km); onu 824 km ile Sakarya izler.Ön Asya’nın en büyük nehirleri olan Fırat 971km ,Dicle 523km boyunca Türkiye akar.Türkiye akarsuları eğimleri ve gömük yataklarıyla büyük bir hidroelektrik üretim potansiyeline sahiptir.Akdeniz,Ege ve Marmara bölgesi akarsularında kış yağışları ve kar sularıyla beslendiklerinden ,kışın ve ilkbaharda çok kuvvetli bir kabarma, yaz aylarında da çok belirgin bir alçalma görülür.İç Anadolu akarsularının rejimide hemen hemen aynıdır;yalnız akım miktarları daha da azdır.Türkiye yüzölçümünün yüzde onbiri kadarını (8933 km2),göller ve bataklıklar kaplar.Doğal göllerin en büyüğü(3713km2),ve en derini(451m),Van gölüdür.Alan bakımından onu sıra ile Tuz gölü (1500m2),Beyşehir gölü,(656km2),Eğirdir gölü (468km2),Akşehir gölü (353km2) ve İznik gölü(298km2) gölleri izler.Büyük barajların oluşturduğu yapay göllerden bazıları bir çok doğal golden daha geniş alan kaplar :Keban 675km2 Hirfanlı 263km2 Karakaya 298km2 ve Atatürk baraj gölü 817 km2 .

İklim:36 o -42 o kuzey paralelleri arasında yer alan Türkiye ,kuzey yarıküredeki kıtaların batı kenarında görülen ve Akdeniz iklimi adı verilen bir makroklima alanı içindedir.Türkiye’nin bulunduğu kuşağın başlıca özelliği yazın tropical kökenli hava kütlelerinin,kışın nemli ve soğuk kutupsal hava kütlelerinin etkisi altında kalmasıdır.Ülkede yazları genellikle kurak ve sıcak ,kışları soğuk ve yağışlı geçmesinin temel nedeni budur.Genel kural olarak yükselti, yağışı arttıran bir enkendir.Ortalama 1100m’yi bulan büyük yükseltisi Türkiye’ye güneyindeki ve kuzeyindeki kurak ve yarı kurak alanlara oranla çok daha bol yağış olanağı sağlar.Türkiyede yağış ortalaması yılda 500mm dolayındadır.Bu Rize gibi bazı yörelerde 2000mm’yi aşar ;ama dağlarla çevrili bazı iç bölgelerde 300mm’nin altına iner.Yazın en sıcak ay ortalamaları 18-32o C arasındadır.Kışın kıyı bölgelerinde ortalama sıcaklık kuzeyde 5o C güneyde ise;10o C dolayındadır.Oysa iç kısımlarda sıcaklık çok düşüktür:İç

Anadolu’da 0o dolayında doğuda -10 o C dolayında.En yüksek (Urfa 46,2o C) ve en düşük (Karaköse 43,2oC)I ısılarda deniz etkilerinden uzak bu iç kısımlarda ölçülmüştür.Kıyılar, özellikle Akdeniz kıyı şeridi kışın bütün yurdun en sıcak yöreleridir.Akdeniz kıyılarında kar yağışı ve don az göülen olaylardır;-5o C’den düşük sıcaklık bu kıyılarımızda genellikle 30 yılda bir görüldüğü halde ,iç kısımlarda bu şiddetli don sınırı her yıl uzun sürelerle her yıl aşılır.Bütünüyle Türkiye’de yıllık ortalama sıcaklıklar 4-20oC arasındadır.En yağışlı mevsim kış ,en kurak mevsim yazdır.İç Anadolu’da,doğu Karadeniz kıyılarında ve Kuzeydoğu Anadolu’da yaz en yağışlı mevsim haline gelir;Doğu Karadeniz kıyılarında ise genel olarak sonbahar en yağışlı ilkbahar en kurak mevsimdir.Türkiyede yaz kuraklığının en az belirgin olduğu bölümde bu kıyılardır.

Bitki örtüsü:Türkiye bitki türlerinin toplam sayısı bakımından (10000 kadar)çevresindeki ülkelerden daha zengindir.Temelde başlıca iklim bölgelerine uyan 4 baslıca bitki topluluğu bölgesi ayırtedilebilir:Akdeniz bitki topluluğu, Akdeniz iklim tipinin hakim olduğu alanda yayılmıştır.Burada başlıca 2 bitki topluluğu ayırtedilir.Ormanlar ve daha yaygın olarak çalı toplulukları.Yaz kuraklığına uymuş, etli yapraklı hep yeşilçalı toplulukları asıl Akdeniz bölgesinde 500 600m’ye kadar çıkar;Ege bölgesinde ise daha alçaklarda sona erer.Ormanlar uzun yaz kuraklığına uymuş türlerden (bazı meşeler kızılçam,yer yer sedir) oluşur.Dağlar’ın soğuk yüksek yamaçlarında once karışık ormanlar, daha sonra özellikle

köknar ve ladin’in hakim olduğu iğneli ormanlar yer alır.Yaklaşık 2000-2100m’de orman sona erer.

Nüfus:1927’de 13,6 milyon olan Türkiye nüfusu ,1950’de 20,9milyon;1970’te 35,6 milyon;1985’te 50,6 milyon ve 1990’da 56,5 milyon olarak saptanmıştır.1995’te ise bu sayının 62,5 milyon olacağı tahmin edilmektedir.1990 nüfus sayım sonuçlarına göre Türkiye nüfusunun yüzde 12’si Karadeniz,yüzde 20,7’si Marmara ve Ege, yüzde 9,6’sı Akdeniz kıyılarında,yüzde 6,8’I Batı Anadolu ,yüzde 23,2’ si İç Anadolu, yüzde 4,8’i Güneydoğu Anadolu ve yüzde 12,2’si Doğu Anadolu bölgelerinde yaşamaktadır.1927’de 18kişi/km2 olan nüfus yoğunluğu ,1990’da kilometrekarede 73’e yükselerek 1927’dekinin 4 katını aşmıştır.Yüksek nüfus artışının hızlı iç göçle birleşmesi büyük kentlerde yıgılmalara yol açmaktadır.Yalnız İstanbul,Ankara,İzmir,Bursa,Konya,Kayseri ve Gaziantep büyükşehir belediyeleri sınırları 14 milyon insan yaşamaktadır.Türkiye gittikçe gençleşen bir nüfusa sahiptir.15 yaşın altındaki nüfus toplam nüfusun üçte birini geçerek yüzde 36’ya ulaşmıştır.

Ekonomi:Türkiye Cumhuriyeti ,Osmanlı İmparatorluğu’ndan,savaşın daha da kötü duruma getirdiği büyük ölçüde tarıma dayalı geri bir ekonomik yapı devraldı.Sanayi,tarım,dokuma,dericilik v.b gibi hafif sanayi kollarına dayanmıştır küçük işletmelerden oluşmuştur.1929’a kadar uygulanan iktisadi politikalar liberal ekonomi koşulları altında yürütüldü.1924’te İş Bankası 1925’te Sanayi ve Maadin Bankası kurulmuştur.1927’de de Teşviki Sanayi Kanunu çıkarıldı.Ancak özel kesimden beklenen gelişme gerçekleşmedi.Özel kesimde sermaye ve bilgi birikimsizliği yanında dünya iktisadi bunalımını yaratan koşullarda etkili oldu.Hükümetin de yoğun desteğiyle, 1923’te 200 olan traktör sayısı 1927’de 2000’i aştı.Aşarın kaldırılması ,ulaştırma kesiminin canlanması gibi etkenlerle tarım en hızlı gelişen kesim oldu.1923-1929 yıllarında tarımsal hâsılanın yıllık büyüme hızlarının ortalaması yüzde 16,2’ye ulaştı.Aynı dönemde sanayideki büyüme hızı ortalaması ise; %8,5 olarak gerçekleşti.1930-1939 döneminde dünya ekonomik bunalımının da etkisiyle devletçi ve himayeci politikalar ağırlık kazanmıştır.Özel kesime destek verilmek beraber devletçilik uygulamasının ağır basması, tarıma oranla sanayileşmeye öncelik verilmesi kamu bankacılığının ön plana geçmesi, kapalı ekonomi ilkesi,özel yabancı sermaye ve dış yardımdan en az düzeyde yararlanma bu dönemin başlıca özellikleridir.İlk sanayileşme dönemi adı da verilen bu yıllarda Türkiye tekstil ve gıda sanayilerine dayalı bir sanayileşmeyi gerçekleştirdi.Bunlardan başka metalürji,demir-çelik,kağıt ve kimya sanayi kollarında ilk modern tesislerin kuruluşu da bu döneme rastlar.İnşaat ve çimento üretiminde önemli gelişmeler sağlanmıştır.Tarım kesimide sanayi kesiminin gerisinde kalmakla beraber yıllık ortalaması %5,8 olan bir büyüme hızı gösterdi.Türkiye’nin iktisadi gelişmesini kesintiye uğrattı.1940-1945 döneminde sanayi üretimi ortalama %5,6;tarımsal hâsıla %7,2, milli hâsıla ise % 6,3 oranlarında geriledi.1946 yılı 1930’dan beri sürdürülen kapalı ve korumacı ekonomi politikalarının yavas yavaş terk edildiği,ithalatın önemli ölçüde artırıldığı, dış yardım,kredi ve yabancı sermaye yatırımlarına açık bir ekonomik yapının yerleşmeye başladığı bir sene oldu.1950’de iktidara gelen Demokrat Parti daha liberal bir iktisat politikasına yöneldi.Traktör sayısındaki artış (1948’de 2748,1950’de 1000, 1960’da 42 136)ve buna bağlı olarak ekili alanların genişlemesi (1950’de 8 412 ,1960’ta 15 milyon )tarımsal kredilerdeki büyük artış (1949-1959 arasında 10 kat arttı.)Karayollarının genişlemesi (1950-1960 arasında 24 212 km’den 42 039km’ye çıktı),hükümetin taban fiyat uygulaması, destekleme alımlarına girmesi ve diğer çok sayıda etmen tarım kesiminin hızla gelişmesini sağladı.Tarımsal gelişme gelir düzeyini yükselterek iç pazarın genişlemesine ,buda imalat sanayinde gelişmelere sepep oldu.Kentleşme ve sanayileşme enerji kesimine yatırım yapılmasını zırunlu kıldı ve enerji üretimide hızla gelişti.(1950-1960 arasında elektrik enerjisi üretimi 3,5 kat arttı.)Dış ticaret açığı büyürken bazı malların kıtlığı görüldü ve enflasyon oranı gittikçe arttı.Bu durum karşısında 1958’de büyük bir devalüasyon yapıldı.1960’tan sonraki ekonomik gelişme stratejisi daha çok iç pazara yönelik, ithal ikâmesine dayalı bir sanayiye ve himayeci dış ticaret politikasına dayanıyordu.Bu dönemin başka bir özelliği de ekonominin 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinden sonra kurulan Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) hazırladığı,kamu kesimi için uyulması zorunlu,özel kesim için ise yol gösterici beş yıllık planlarla yönlendirilmesiydi.

Tarım:Türkiye, tarımsal üretimi kendine yeten az sayıdaki ülkelerden biridir.Tarımsal üretimin temelini bitkisel üretim ve hayvancılık oluşturmaktadır.Ormancılık ve su ürünleri mevcut imkânlara rağmen gelişememiştir.1992 verilerine göre tarım sektörü GSMH’nin %17,4’ünü sağlamakta ve çalışan nüfusun %46,4’ünü istihdam etmektedir.Türkiye’nin 77,8 milyon hektar olan toprak varlığının yaklaşık 28,5 milyon hektarı işlenen arazidir.Ancak 24,2 milyon hektar çayır-mera alanı 20,2 milyon hektar orman alanı bulunmaktadır.1991’de 13,9 milyon hektar genişliğindeki tahıl ekim alanlarının 9,5 milyon hektarında buğday ekilmektedir.Tahıl üretimi ortalaması da (1979-1991)18,4 mt’u buğday olmak üzere 27,1 mt olarak gerçekleşmiştir.Aynı yılardaki buğday da hektar verimi yılda ortalama 2000kg (dekarda 200kg)olmuştur.Balkan ülkeleri ve gelişmiş ülkelerle karşılaştırınca oldukça geridedirler.Artık alan genişletilmesi olanağı da olmadığına göre verimi arttırmak tek çıkış yolu olarak gözükmektedir.Tahıl ekim alanları dışında 2,1 milyon hektarlık alanda baklagiller (mercimek,nohut,fasulye,tığ,börülce,bezelye) 1,3 milyon hektarlık alanda sanayi bitkileri (tütün,pamuk,şeker pancarı) 1,4 milyon hektarlık bir alanda yağlı tohumlular (ayçiçeği,haşhaş,çiğit,soya v.s) 300.000 hektarlık bir alanda yumrulular (patates,kuru soğan, v.b) tarımı ile uğrşılmaktadır.Türkiye’de meyve ağaçları 1,5 milyon, bağlar 586 000 sebze bahçeleri 651 000 hektarlık bir alanı kaplamaktadır.Tarım ikinci büyük alt kesim olan hayvancılıkta ise, yaratılan katma değer henüz düşük olmakla birlikte bu sektor çok önemli bir potansiyel durumundadır.Türkiye oldukça önemli bir hayvan varlığına sahiptir.1984/1991 ortalaması olarak bunun 42,6 milyonu sığır ve manda olmak üzere yıllık hayvan ağırlığı 67,8 milyondur.Hayvan varlığının çoğunluğunu verimi düşük ırklar oluşturmaktadır.Mera ve çayırların azalışı hayvanların beslenmesini ve gelişmesini güçlendirmiş, et ve süt veriminin de düşük kalmasına neden olmuştur.

Sanayi:Türkiye’nin sanayileşmesi yolundaki ilk önemli adımlar 1930’larda devletin öncülüğünde gerçekleştirilmiştir.1934’te 5 yıllık bir sanayi planı yürürlüğü konularak Kayseri,Bursa,Nazilli’de dokuma,Gemlik’te suni ipek,Zonguldak’ta sömikok,Paşabahçe’de şişe ve cam,İzmit’te selüloz ve kâğıt,Keçiborlu’da kükürt,Karabük’te demir,Iğdır’da pamuk ipliği,Kastamonu’da kendir,Kütahya’da porselen ve çimento fabrikaları kuruldu.100’den fazla yeni fabrika’nın kurulmasını öngören İkici Beş Yıllık Sanayi Planı ise İkinci Dünya Savaşının araya girmesiyle uygulanamadı.1940-1950 arasında gelişebilen bir kaç sektor fakat cam,kumaş,şeker,silah,krom,linyit v.b gibi zorunlu ihtiyaç ürünleri kesimiydi.1950’den sonra özel kesim yatırmlarını teşvik eden bir politika izlendiysede şeker,dokuma,çimento,kauçuk,demir-çelik ve enerji kesiminlerindeki hızlı gelişmeler yine devlet yatırımıyla sağlanabilmişti.1963-1967 yıllarını kapsayan Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı uygulamasıyla sanayinin yılda % 10,5’luk oranla büyümesini sağladı.Sanayi üretim 1962-1967 arasında %83 arttı.İkinci Beş Yıllık Plan (1968-1972) döneminde ise özel girişimi destekleme ve özel girişim geliştikçe kârlı alanlara ona terk etme politikasının bir sonucu olarak devlet yatırımları ara ve yatırım mallarına yöneldi.Tarım ürünlerinin işlenmesine dayalı ,başlıca sanayi tesisleri arasında çeşitli illere dağılmış un ve makarna fabrikaları,konserve (meyve ve sebze, meyve suyu)fabrikaları çok sayıda yağ fabrikası (margarine.zeytinyağ,rafine,ayçiçeği ve pamuk yağları) özellikle bol miktarda süt elde edilen yerlerde Kuzey Anadolu’de Kars,Trabzon ve diğerleri,GüneyDoğu Anadolu’da Diyarbakır,Şanlıurfa ve diğerleri,Marmara bölgesinde Bursa ve diğerleri toplanmış süt ve süttozu,yağ,peynir,yoğurt fabrikası,ülkenin çeşitli kesimlerine dağılmış 21 şeker fabrikası v.b. sayılabilir.Sigara fabrikaları özellikle İstanbul,İzmir Samsun,Adana,Malatya,Bitlis,Tokat’ta şarap, çeşitli içki ve bira fabrikaları özellikle İstanbul,İzmir,Ankara’da toplanmıştır.Dokuma,deri ve giyim sanayinde gerek devletin gerek özel kesimin büyük pamuklu dokuma fabrikaları İstanbul,Adana,Kayseri,Nazilli,Malatya,Konya Ereğlisi, Erzincan,Denizli,Tarsus,Antalya,Aydın,Manisa,İzmir,Karaman’da yünlü dokuma ve ipliği fabrikaları Hereke,İstanbul,Bursa,Kayseri (Bünyan) ve Siirt’te (battaniye) toplanmıştır.Ayrıca gerek el tezgâhlarında gerek yeni kurulan halı fabrikalarında halıcılık (Isparta Uşak, Gördes,Demirci, Kula, Bünyan, Kayseri, Konya, Sivas, Ladik) büyük bir atılım yapmış,Gemlik,Bursa ve İstanbul’da ipekli kumaş dokumacılığı gelişmiştir.Maden sanayinde ,ülkenin çeşitli yerlerinde çeşitli maden dallarında çalışan sanayi tesisleri kurulmuş, demir,çelik fabrikalarının (Kırıkkale,Karabük,Karadeniz Ereğlisi,İskenderun) yanı sıra su motorlarından buz dolabına ,süt makinesinden dikiş makinelerine matkaplardan preslere,düdüklü tencereden her çeşit mutfak eşyasına kadar üretim yapan tesisleri Devlet Demiryolları fabrikaları,Kara taşıtları fabrikaları ,tarım araç gereçleri yapan fabrikalar bulunmaktadır.Maden sanayi ile yakından ilişkili olan makine yapımında ,özelikle otomotiv sanayi dalında büyük bir gelişme gözlenmiş MAN, Otoyol, otomarsan, TOFAŞ,OYAK Renault,Otosan,BMC sanayi ve ticaret ,TOE (Türk Oto Endüstrisi) gibi fabrikalar kurulurken yan sanayi tesisleride hızla gelişmiştir.Söz konusu tesislerin toplandığı başlıca iller arasında İstanbul,Ankara,İzmit,Bursa,Eskişehir,Gaziantep sayılabilir.

İzmit’te klor ve sudkostik fabrikalarının ,Karabük’te asit sülfürik, amonyum sülfat tesislerinin kurulmasıyla gelişmeye başlayan kimya sanayi son 10-15 yıldır İstanbul çevresinde kurulan bir çok ilaç fabrikasıyla büyük bir atılım yapmış bu arada yerli boya sanayinde önemli bir gelişme gerçekleştirilerek üretimin bir bölümü yurtdışına satılmaya başlanmıştır.Yarımca’da (İzmit) kurulan petkim tesislerinde de sudkostik, sıvı gaz,fuel-oil ve benzin gibi 20 çeşit ürün elde edilmektedir.Ormanlardan elde edilen ürünlerin işlenmesine dayanan orman ürünleri sanayi, ormanlık bölgelerde toplanmış olan Ayancık,Kastamonu,Bartın,Bolu,Adapazarı,Bözüyük,Ardeşen,Akkuş,Bafra.Borçka,Cide,Devrek,Dursunbey,Düzce,Eskipazar,Ulupınar,Yenice kereste fabrikalarıyla ve İzmit, Çaycuma (Zonguldak),Aksu (Giresun),Dalaman (Muğla),Balıkesir kâğıt fabrikalarıyla (yılda toplam 400.000ton üretim) temsil edilmektedir.Çimento cam,seramik,sanayileri,yurdun hemen her bölgesindeki (özellikle İstanbul,Tarsus ve Bartın’da)çimento fabrikalarıyla (toplam 500.000 ton dolayında üretimin büyük bölümü yurt dışına satılmaktadır).Porselen ve seramik fabrikalarıyla (İstanbul, Çanakkale, Kütahya, Bozüyük) ve İstanbul (Paşabahçe, Çayırova,) Trakya,Sinop,ve Kırıklarel’indeki şişe ve cam fabrikalarıyla hızla gelişmektedir.Enerji üretiminde önemli gelişmelere rağmen üretim-tüketim dengesindeki açık sürmektedir.Tüketim miktarlarıda 38,6 ve 61,5mt’dir.enerji tüketiminde %30’un üstündeki bir payı linyit,%15’ten fazlasını hidrolik enerji saglamakta,

Bunları taş kömürü ve petrol izlemektedir.

Ulaşım:1990 sonu itibariyle, 59 128km’lik bölümünü karayolunun 31 149 km’lik bir bölümünü devlet yolları, 27 979 km’lik bir bölümünü de il yolları oluşturmaktaydı.Karayollarının gelişmesine koşut olarak, karayolları ulaşım araçları hızla artmıştır.1950’de tüm motorlu araçlar toplamı (otomobil, minibüs, otobüs, kamyon, ve kamyonet) 26 000 dolayındayken bu sayı 1960’ta 94 000, 1970’te 297 000,1980’de 1,1 milyon, 1990’da da 2,4 milyon olmuştur.Ulaşım da karayolları çok önemli bir rol oynamaktadır.Son yıllarda yapımına hız verilen otoyolların uzunluğu 1992 sonu itibariyle 852 km’ye ulaşmıştır.Demiryolu ulaşımı 1950’lerde karayolları ulaşımı ön plana alınarak demiryolu ulaşımının gelişmesi sınırlı tutulmuştur.Türkiye’de 1990 sonu itibariyle birinci

Ve ikinci hat olarak demiryolu uzunluğu 8 429 km’dir.Bunun da ancak 666 km’si elektriklidir.Su yolu ulaşımı, Türkiye’nin bu konudaki büyük olanaklarına rağmen gerektiği gibi gelişememiştir.deniz ticaret filosu kapasitesi 1980’lerden sonra hızla yükselmiş 1992’de 6,2 milyon DWT’yi geçmiştir.Deniz ticaret filosunun mal taşımacılığında, özellikle diş ticarette çok önemli bir yer vardır.mevcut filo kapasitesinin % 22’si kuru yük, % 42 dökme yük gemilerinden, %25’i petrol tankerlerinden oluşmuştu.

Hava ulaşımında ise; yolcutaşımacılığı daha ağırlıklı bir yer kapsar.1992’de kiralama yoluyla filo’ya katılan 8 orta kapasiteli ve menzilli uçak ile Türk Hava Yolları filosundaki uçak sayısı 40’a, koltuk kapasitesi 6 566’ya ulaşmıştır.Uçak sayısı ve koltuk kapasitesi bakımından önemli gelişme de orta ve geniş gövdeli uçaklarla, iç ve dış hatlarda yolcu taşımacılığı yapan ve sayıları 14’e varan özel hava yolları şirketi açısından

gerçekleştirilmiştir.1992’de bu şirketler 46 uçak ve 6 544 koltuk kapasitesine ulaşmıştır.Turizm büyük olanaklara sahip olan ülkede, turizm bölgeleri belirginleşerek Ege ve Akdeniz çıkmıştır.İşletme belgeli tesislerin yatak kapasitesi 1992’de 206 000’e yükselmiştir.

Kategori: Genel kültür


Rasgele...