Tahir İle Zühre Hikayesi
12 Temmuz 2007
TAHİR İLE ZÜHRE HİKAYESİ
Geçmiş zaman ve eski günlerde zengin ve şöhretli bir padişah vardır. Malı, mülkü, askere kısaca her şeyi vardır. Ancak çocuğu olmamaktadır. Doktorlara gitmiş derdine çare bulamamıştır. Bunlardan fayda göremeyince kendisini eğlenceye verip ve yaptırdığı bahçeye gidip gelmeye başlar. Bir gün veziri ile çarşıda dolaşmaya çıkar. her kim bana bir altın verirse tanrı onun muradını versin diyen bir dilenciye para verir. Oradan ayrılıp bahçeye doğru giderler ve bir ağacın altında otururlar. İleride bir ağacın altında da yaşlı bir derviş görürler, onun yanına giderler. Derviş marifetlerim vardır deyince, padişah gönlünden geçeni bilmesini ister. Dervişte padişah ve vezirin çocuğunun olmadığını, evlat istediklerini bilir. Bunun üzerine dervişten yardım isterler. Dervişte cebinden cebinden bir elma çıkarır ve ikiye böler. Bu elmaları yerlerse çocukları olacağını, padişahın kızı, vezirin oğlu olacağını, ama onları ayırmamalarını evlendirmelerini söyler. Padişahta vezirde çok sevinir. Akşam elmayı yerler ve dokuz ay on gün sonra padişahın kızı, vezirin oğlu olur. Kızın adını Zühre, oğlanın adını Tahir koyarlar.
Tahir ile Zühre birlikte büyürler. En tanınmış hocalardan ders alırlar ve çok zeki olduklarından her şeyi öğrenirler. Fakat on yaşında Zührenin gönlü Tahire düşer ve uyurken Tahiri öper. Tahir çok kızar çünkü kardeş olduklarını sanır. Bir gün Zühre Tahiri yine öper ve Tahirde Zühreyi döver. Zühre o kadar üzülür ki Allaha Allahım benim sevgimin yarısını Tahire ver diye dua eder. Tahirde Zühreye aşık olur. Bu sefer Zühre kendini naza çeker. Ancak kardeş olmadıklarını öğrenen Tahir ile Zühre günden güne bir birine daha çok bağlanırlar. Sazlarını alıp bir birlerine türkü söylerler. Bunları gören Arap köle padişahın karısına söyler. Padişah kızını Tahirle evlendirmenin zamanı geldiğini söyler. Ancak karısı kızının padişah oğluyla evlenmesini istemektedir. Padişah kendi gözleriyle aşıkları görmek ister ve görünce de aşıkları evlendirmeye karar verir. Bu arada Tahir rüyasında iki kara köpeğin kendisine saldırdığını görür ve rüyası çıkar. Padişahın karısı, padişaha sihirbaz cadının yaptığı şerbeti içirince padişah Tahir’den soğur ve onu saraydan kovar. Aşkı ile yanıp tutuşan Tahir Zührenin köşkünün önüne gelerek sitem dolu türküler söyler. Zührede olayları dadısından öğrenir ve her şeyi Tahire açıklar. Arap köle bunları görünce yine padişaha haber verir. Bu sefer padişah onu Mardine sürer. Mardinde yedi yıl kalan Tahir bir gün Allaha dua eder ve onu zindandan kurtarmasını ister. Duası kabul olur zindanın açılan kapısından siyah atıyla Hızır gelir ve onu atına alıp, o uyurken Zührenin köşkünün önüne bırakır. Zühre Tahiri dadısına gönderir. O günden sonra her gece gizli gizli buluşup zevk ve sefa eylerler. Fakat bir gün Tahir rüyasında yine kara köpeklerin etrafını sardığını görür. Rüyası yine çıkar çünkü Arap köle onları yine görmüştür. Bunu padişaha haber verir ve Tahir, üstü açık bir sandıkla Şat suyuna bırakılır.
Şat suyu kenarında da Göl padişahının sarayı vardır. Zühre bunu bildiği için Göl padişahının kızına mektup yazar ve göl padişahının kızları da onu bulurlar. Göl padişahın üç kızı da Tahiri sevmektedir ve bir gün onu paylaşamadıkları için kavga ederken, Tahir bunları duyar ve kaçar. Bir çeşme başında dua eder ve uyur. At sesiyle uyanınca, yanında bir derviş görür. Yine ata biner ve gözlerini kapatır. Derviş aç dediği zaman Tahir kendisini Zührenin köşkü önünde olduğunu görür. Dadısına gider. Dertleşirler. Bir gün Tahir davul zurna sesleri duyar ve dadısından Zührenin evleneceğini öğrenir. Kadın esvabı ile düğüne gider. Kendini Zühreye tanıtır. Ertesi gün Zühre ile anlaşırlar. Hamama gitmek için çıkıp kaçmaya karar verirler. Ancak Arap köle de kadın kılığına girmiş ve onları görmüştür. Arap köle durumu padişaha haber verir. Padişah Tahiri yakalatır. Mecliste onu ve kızını anmadan üç hane türkü söylerse affedeceğini söyler. Tahir iki haneyi söyler fakat üçüncü hanede Zühre’nin içeri girdiğini görünce onun ismini kullanır. Padişahta onun boynunu vurdurmaya karar verir. Cellat Tahirin boynunu vurmadan Tahir namaz kılıp Allaha ruhunu alması için dua eder ve hemen ölür. Bunu gören Zühre aklını kaçırır. Hekimler çare bulamaz hatta Tahirin etini yedirmeye çalışırlar ama dadısından bunu öğrenen Zührede çok kızar, Tahirin mezarına gider. Allaha ruhunu alması için dua eder ve ölür. Mezara gelen Arap köle de Zühreye aşık olduğu için kendini hançerle öldürür. Padişah kızını Tahire vermediği için pişman olur ama iş işten geçmiştir.
Bir süre sonra aşıklara mezar yapılır. Arap köle de başuçlarına gömülür. Oradan geçenler Zühre’nin mezarında beyaz bir gül fidanı, Tahirin üzerinde ise kırmızı bir gül fidanı görürler. Arabın mezarında da kara bir çalı bitmiştir. Her sene aşıklar baltalarla o çalıyı keserler ancak çalının yine bittiğini görürler. Ziyaretgah olan mezarı da aşıklar ve bağrı yanıklar sürekli ziyaret ederler.
YUSUF İLE ZÜLEYHA
Yusuf ile Züleyha hikayesi Yusufun rüya görmesiyle başlar. Yusuf rüyasında on bir yıldız, ay ve güneşi görür. Ardından on bir yıldızın, ayın ve güneşin etrafında döndükten sonra yere eğilip kendisine secde ettiklerini görür. Sabah olduğunda Yusuf gördüğü rüyayı babası Yakuba anlatır. Yakub, Yusufa bu rüyayla peygamberlik haberi verildiğini ve kardeşleri dahil hiç kimseye hiçbir şey söylememesi gerektiğini söyler.
Bir süre sonra Yusufun gördüğü rüyayı kardeşleri öğrenir. Kardeşleri babalarının Yusufu daha çok sevmesini kıskanır. Yusufu yalancı düş görmekle ve kalp hırsızlığıyla suçlarlar. Yusuftan kurtulmak isterler. Bir gün kıra gezmeye gittiklerinde Bir gün kıra gezmeye gittiklerinde Yusufun kardeşleri plan yaparlar. Yusufu kuyuya atıp babalarına Yusufu kurdun yediğini söyleyerek, Yusufun kanlı gömleğini verirler.
Bir gün sonra Mısıra mal götüren kervanlar kuyuyu görünce durup kuyudan su çekmek isterler. Birkaç kervancı kuyudan suyu yukarı çektiklerinde bakracın içinde Yusufu görürler ve Yusufun güzelliğinden çok etkilenirler. O sırada Yusufun kardeşleri de Yusufa bakmak için kuyunun yanına gelirler. Kardeşleri Yusufun kendi köleleri olduğunu söyleyip kervan başına Yusufu satarlar.
Bu arada Mısırın en güzel kızı Züleyha rüya görür. Züleyha rüyasında çöllerin göklerinden gelen ay aydınlığının başının üzerinden geçerken, kendisinin kocaman, parlak, mavi ışıklar saçarak ufuktan doğan çok köşeli yıldıza dönüştüğünü ve çöllerden gelen ayın aydınlığının içinden geçtiğini görür. Daha sonra suret aynasında güzel bir görüntü görür.
Bu rüyadan kısa bir süre sonra Züleyhanın babası Züleyhaya Mısır azizi Potifarın talip olduğunu söyler. Bunun üzerine Züleyha Potifarı görmek ister. Züleyha Potifarı gördüğünde onu rüyasında gördüğü güzellik zanneder ve Potifar ile evlenir. Ancak fazla zaman geçmeden yanıldığını anlar. Buna rağmen evliliğe devam eder.
Bu sırada Yusufu satın alan kervan Mısıra varır. Yusufu köle pazarında satılığa çıkarırlar. Potifar Züleyhaya köle almak istediği için açık artırmaya katılır ve Yusufu satın alır. Ardından Yusufu Züleyhaya gösterir. Züleyha Yusufun çok güzel bir çocuk olduğunu söyleyip ona iyi bakar ve büyütür. Rüyasında gördüğü güzelin o olduğunu hatırlamaz.
Yusuf artık büyür ve Züleyha Yusufu hatırlar. Züleyha öyle hale gelir ki ona her şey Yusufu hatırlatır. Yusufun kendisini görmesi için elinden gelen her şeyi yapar.
Züleyhanın Yusufa olan aşkı Mısırlı kadınların diline düşer. Züleyha ayıplanır ve kınanır. Züleyha bunu öğrenince Yusufu Mısırlı kadınlara göstermeye karar verir ve ziyafet vereceğini duyurarak bütün kadınların gelmesini sağlar. Ziyafette kadınların önüne portakal konur. Kadınlar portakal soyarken Yusuf içeri girer ve Yusufu gördükleri an ellerini keserler. Kadınlar Yusufa hayretle bakıp bu bir insan olamaz, bu bir melek diye mırıldanırlar ve Züleyhaya haklı olduğunu söylerler.
Züleyha bir gün sudan bir nedenle Yusufu odasına çağırır. Yusufa helsene diye seslenir. Yusuf şaşırır. Züleyha birkaç kez yine gelsene gelsene diye seslenir. Yusuf bunun üzerine Rabbim bana istememeyi isteyebilmeyi nasip et diye dua eder. Yusuf bu duayı ederken Züleyha Yusufun üzerine doğru koşar. Züleyha Yusufun gömleğini tam arkadan yakalar ve Yusufun gömleği yırtılır. O sırada kapı açılır ve kapını önünde birkaç adamıyla birlikte Potifar vardır. Potifar bu duruma çok sinirlenir. Potifar Yusufun suçlu olduğunu düşünürken orada bulunan ak sakallı bilge görünüşlü biri oraya gelerek: Gömleğin yırtığı öndeyse Züleyha suçsuzdur yok eğer gömleğin yırtığı arkadaysa Yusuf suçsuzdur. der. Bunun üzerine Yusufun gömleğine bakılır ve Yusufun gömleği arkadan yırtıldığı görülür. Gömlek arkadan yırtıldığı için Yusuf suçsuzdur. Potifar Mısırın geleceği için kendi varlığının gerekliliğini ve bu olayın gizlenmesi gerektiğini düşünür. Bu nedenden dolayı Yusufu zindana atar.
Firavunun ekmekçisiyle, şerbetçisi de Yusuf ile aynı zindandadır. Yusuf daha önce görmüş olduğun rüyayı zindanda bir kez daha görür. Yusuf daha önceki rüyasında on bir yıldız, güneş ve ay vardı. Yusufun bu rüyasına mavi, kocaman bir yıldız katılır. Güneş, ay ve on iki yıldız birer birer Yusufun önünde secde ederler. Ardından Yusufa rüya yorumu verilir ve Yusuf zindanda gördüğü rüyayı yorumlar.
Yusufa zindanda rüya yorumu verildikten sonra bir sabah Firavunın ekmekçisiyle şerbetçisi Yusufun yanına gelerek Yusufa rüya gördüklerini söylerler. Yusufa gördükleri rüyayı anlatırlar ve Yusuftan rüyalarını yorumlamasını isterler. Yusuf rüyaları yorumlar ve kısa bir sürer sonra Yusufun yorumları gerçekleşir. Şerbetçi affedilip zindandan çıkarılır, ekmekçi asılır. Şerbetçi Yusufa veda etmeye geldiği zaman, Yusuf şerbetçiye efendinin (Firavunun) yanında beni an der. Ama şerbetçi Yusufun bu isteğini unutur. Ta ki yedi yıl sonra Firavun rüya görene kadar. Firavun rüyasında yedi zayıf ineğin yedi semiz ineği yediğini görür. Sonra yedi dolgun başak ardından yedi kurumuş başak görür. Firavun hemen müneccimleri, kahinleri,rüya tabircilerini yanına çağırır. Rüyayı anlatır ve yorumlamalarını ister. Hiçbiri bu rüyayı yorumlayamaz. O sırada şerbetçinin aklına Yusuf gelir ve Firavuna söyler. Firavun da şerbetçiye hemen Yusufa gitmesini emreder. Bunun üzerine şerbetçi Yusufun yanına gider. Yusufa Firavunun rüyasını anlatır ve Yusuftan yorumlamasını ister. Yusuf Mısırda yedi yıl bolluktan sonra yedi yıl kıtlığın olacağını söyler. Ardından ilk yedi yılda ekinlerin ihtiyaç olduğu kadarı tüketildikten sonra kalanının saklanıp, ikinci yedi yıldaki kıtlıkta tüketilmesini söyler. Bunun üzerine şerbetçi hemen Firavunun yanına dönerek Yusufun söylediklerini anlatır. Firavun işte bu benim rüyam diyerek Yusufu görmek istediğini söyler. Şerbetçi tekrar zindana Yusuf’un yanına gider ve Yusufu zindandan çıkartıp, Firavuna getirir. Firavun Yusufun zindana atılmasında payı olan herkesi saraya çağırır. Bir tek Potifar gelemez ölmüştür, Mısırlı kadınlar gelir. Firavun kadınlara neden ellerinizi kestiniz diye sorar ve devan eder yoksa Yusuf mu size kötü niyet besledi der. Kadınlar o masumdur, onu isteyen bizdik diye cevap verirler. Firavun adamların Züleyhayı getirmelerini ister Züleyha gelir ve Firavun Züleyhaya bize bir şey söylemeyecek misin ? diye söyler. Firavun soruyu birkaç kez tekrarlar. Züleyha Yusuf masum, onu isteyen bendim. der. Böylece Yusufun suçsuzluğu kesinleşmiş olur. Daha sonra Firavun Yusufu Mısıra aziz yapar ve Züleyha ile evlendirir.
Kategori: Genel kültür