İleri Teknoloji, Gökdelen Teknolojisi, Yeşil Teknolojisi Frankfurt Am Main’

12 Temmuz 2007



İleri teknoloji, Gökdelen Teknolojisi, Yeşil Teknolojisi Frankfurt am Main’deki yeni Commerzbank Merkezi

Dizayn ve Yapım

Norman Foster modern teknolojiye dayalı mimarinin en uyumlu savunucularından biridir. Hong Kong’daki Hong Kong & Shanghai Banking Corp. Merkez Ofisi, Stansted’deki üçüncü Londra Hava alanı, Tokyo’daki Century Tower ve Barcelona’daki telekomünikasyon kulesi gibi gösterişli binalar ile dünya çapında üne kavuşmuştur. Almanya’da bugüne kadar yaptığı en önemli projeler Berlin’deki Reichstag hal binası ve Frankfurt am Main’deki Commerzbank Merkezi’dir.

Frankfurt am Main’deki Commerzbank Merkezi kadar daha yapılmadan bile bu denli kabul görmek gökdelenlerin tarihinde nadir rastlanan bir husustur. Dünyanın en meşhur mimari ve genel konulu dergileri Foster’in projesi ile ilgili raporlar yayınlandılar. Bu sadece mimarının uluslararası öneminden değil fakat aynı zamanda binanın kendi özelliklerinden kaynaklanan bir husus : şehir merkezindeki bu gökdelen mimari açıdan olağanüstü ama statik ve enerji kullanımı açısından da olağanüstü. Ayrıca bina birleştirilemez sanılan şeyleri de birleştirmekte : Anteni ile birlikte 300 m yüksekliğindeki bu kule, şehrin yapılaşmanın yoğun olduğu (bazı binaların yaşı 1870’li yıllara dayanmaktadır) ve bankaların bulunduğu kesimin ortasına fevkalade bir şekilde oturtulmuştur; ayrıca çok cazip çalışma alanları yaratacak geniş ve dikey olarak şaşırtmalı bahçeler kullanılmıştır.

Bu Avrupa’nın bir çok bakımdan en uzun ofis binasıdır : şehir içinde Kaiserplatz’daki değişik 3500 iş yerindeki barka departmanlarının büyük bir bölümünü bir araya getirtmektedir.

Bu tipteki bir bina şehir manzarasındaki tamamıyla farklı iki ölçüyü hesaba katmak zorundadır. Bir defa Commerzbank sadece şehrin her yanından ve tüm bağlantı yollarından değil 15-20 km uzaktan bile dikkat çeken ve böylece hem belediye hem de banka kimliğine katkıda bulunan, Frankfurt’un dinamik ufuk hattının görsel bir mihenk taşını oluşturmaktadır; bunun yanısıra gene Foster tarafından tasarlanmış kuleyi çevreleyen ve onu şehir yapısına entegre eden cam tavanlı bir plaza, çok katlı garaj, dükkan ve yaşam olanlarını içeren bir blok ucu detayına haizdir.

İlk teşkilat içi soruşturmalar, arazi incelemeleri ve belediyeye yönelik olarak sağlanan bin yoğunluğuna uygunluk ispatından sonra Commerzbank 1989 yılında, Nene Mainzer Strabe’deki 1970’li yıllardan kalma 109 m yükseklikteki ve halen kullandığı iki bloklu gökdelenin hemen bitişiğindeki bir arazi üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırdı.

Daha sonra, gökdelenler için 100.000 m²’nin altında bir alanın tahsis edildiği bir bina yoğunluk incelemesi esasına göre 1991’de 12 katılımcının davet edildiği ve Kaiserplatz ve Grobe Gaillusstrabe ile Neue Mainzer Strabe ve Kirchnerstrabe arasındaki alanı kapsayan bir yarışma açıldı.

“Brifing” denilen ve bankanın son derece kesin ihtiyaç ve talepleri bu yarışma için çok faydalı bir oto-kontrol aracı oluşturmuştur. Burada, planlamanın, bankanın değişik bölümleri için gereken alanlar ve bunların ne şekilde birbirleriyle bağlı olacağının esasları ve iletişim ve teşkilatlandırma ihtiyaçları projeksiyonları önceden açıklanmıştır.

Bu brifing mimarın kullanıcılar için tasarım yapacağını ve kesin ihtiyaçları göz önünde bulunduracağını anlatmıştır. Mimar, teknik, ekonomik ve ekolojik parametreleri içeren detaylı kriterler kataloğuna göre çalışabilirdi ve mimari tasarım bir çok unsurun arasından sadece bir tanesini oluşturuyordu. Burada ekoloji hayati bir faktördü. Bu konu ile ilgili olarak şöyle söyleniyordu : “Şirket felsefemizin ve Commerzbank felsefesinin bir parçası olarak çevresel taahhütlere verdiğimiz kıymetin önemini iyice ortaya çıkarmak üzere ekolojik olarak yönderilmiş bir gökdelenin yapılması sürekli ve ısrarlı talebimizdir.”

Bu brifing belgesi, jüri bir karara varmadan önceki ön-incelemelerde de bir değerlendirme ve oryantasyon çerçevesi olarak kullanılmıştır.

1991 Haziran sonunda işlevsellik unsuruna yardımcı olarak fikirlerin yarışmasıyla ilgili bir karara varıldı. Prof. Roland Ostertag’un (Stuttgart / Braun Schweig) Başkanlık yaptığı jüri proje ile ilgili topyekün kavrama görevlerin ortaya konuşu, şehir gelişim tasarımı veya entegrasyonu, yükseklik gelişimi, orantılar, yaratılan yol alanları, kütlesel dağıtım ve açık alanların kalitesi gibi hususlara atıfta bulunarak bir karara vardı. Ayrıca bazı uzmanların danışmanlığına müracaat ederek, yeşil planlama ve yapısal görüntü, destek – yapısal planlama ve hizmetler, yangın koruma, iş yeri kalitesi, dahili ve harici giriş kavramı, gerçekleştirme aşaması finansal gerekleri ve neticesindeki maliyet gibi açılardan da değerlendirme yaptılar. Foster ilk tasarımında verilen 185 m’lik rehber yüksekliğe sıkı sıkıya bağlı kalmıştı; esas yapılan yüksekliği ile bina ince uzun olmuş belediyenin istediği ve yazışmadan sonra dile getirdiği isteklerine tamamen uymuştur.

Tüm bu değerlendirme kriterlerini değerlendirip mukayese ettikten sonra jüri Foster Partners İngiltere ve C. Ingenhoven Düsseldorf tarafından verilen projelerin daha ileri düzeyde geliştirilmelerini istedi. 1991 eylül ayında banka yönetimi birinciliği beraberce kazanan iki projeyi tartıştılar ve orijinal fikirler açısından verilen jüri oylarını takip ederek İngiliz tasarımcının projesinde karara vardılar. Esasen, Foster’in projesi yaratıcı ve gelişmeye açık olduğu kadar şık bir tasarım olmanın yanısıra rakiplerinden çevre şartları açısından daha yenilikçiydi. Bundan sonra birkaç ay süren revizyon sürecinde proje ekonomik, teknolojik, hukuki, ekoloji ve şehir gelişimi konularında optimize edilmiştir. Bu aşamada yüksek şaft ile onu çevreleyen zemin bölgeleri arasındaki üç boyutlu ilişkiler, teknolojik yangın koruma tesisleri, müstakil ofislerin yüksekliği ve yeni bina temel kavramının mevcut eski gökdelen binanın yapısı ile olan ilişkisi gibi konular Foster ve arkadaşlarını en fazla endişelendiren hususlar oldu.

Çok yaygın olan popüler kanaatin aksine, Commerzbank büyüklüğündeki bir yapının yetkili mimarı tartışmasız yegane tarımcısıdır. Her ne kadar mimarın ofisinde her proje bir grup yardımcı ekipler arasında ki bu Foster örneğinde çoğu müstakil çalışmaktadır, gidip geliyorsa da genel olarak ve bir çok detayın üzerinde mimari anlatım olarak şüphesiz onun damgası vardır. Londra ofisinde bu yardımcı ekibin başında ortaklardan biri olan Spencer de Grey ve John Silver gelmektedir.

Binanın seçkin estetiğinin arkasındaki en ana unsur olan gelişmiş destekli yapı, Foster’ın daha evvel birkaç projede de beraber çalışmış olduğu ve dünyanın en önde gelen mühendislik şirketlerinden biri olup Londra’da ofisi bulunan Ove Arup Ortaklığı’na aittir.

Pek tabi ki diğerleri de projeyi gerçekleştiren mimar ve mühendis ekibi kadar önemlidirler – örneğin Horst Grüneis yönetimindeki bankanın kendi inşaat bölümü, NERVUS Generealübürnehmer GmbH, Düsseldorf ve gökdelen bina inşaatları müteahhidi olarak çok tecrübesi olan Friedrich Racky yönetimindeki Hochtief AG’nin Frankfurt Şubesi (ki bunlar teslim aşaması tamamlama sözleşmesini kazanmışlardır) ve en az bunlar kadar teknik ekipman, elektrik, satıh kaplama ve asansör teknolojisi, statik test ve ölçüm, peyzaj, yangın koruma konularındaki uzman mühendisler.

Hesaba katılması gereken diğer bir konuda, yazışmayla kazanılan bir tasarım ile neticede gerçekleşen bina arasında İdarenin inşaat başlamadan kesinleşmeyen bir çok optimizasyon talebi olduğu hususudur. Foster işbirliği yapmaya hazır olmasının yanısıra (ki bu onun yaptığı işin hiç de küçümsenmeyecek bir özelliğidir) bankanın kendi inşaat bölümü talep ve ihtiyaçları için olumlu bir işbirliği yapmıştır.

Böyle bir açıklık, mimarın kendi anlayış ufukları ile entegre olabilme yeteneğine bağıntılı mimari gerçekleşme anlayışını gösteriyor.

Bütün revizyonlardan evvelki ilk halinde dahi Foster ofisi tasarımı birkaç cazip özellik taşıyordu. Yuvarlatılmış uçları olan ve hafifçe konvex desteksiz kenar façatı 60 m yükseklikteki eşkenar üçgenden oluşan bir zemin planı üzerine dinamik bir bina yerleştirilmiştir. Façatın şaşırtmalı kısımları binanın üç köşesindeki servis çekirdek yapısı arasında ve kenarları 17 m yükseklikteki üçgen atrium etrafında spiral olarak yükselmektedir. Bu atrium binanın muhtemel karanlık merkez kısmını aydınlık ve parlak hale getirmektedir. Şaftın spiral şekline karşılık kulenin baş kısımları gelişigüzel ve asimetrik olarak bitmektedir. Spiral intiba herbiri hemen yanındaki ile şaşırtmalı olarak yerleştirilen 9 camlı bahçe ile yaratılmaktadır.

Bunlar binaya arttırılmış bir dış ritim ve transparanlık verdiği gibi, 160 m yükseklikteki ve 43 kat boyunca uzanan atrium ile beraber, içerde sadece bir ofis kulesi olma özelliği de önlenmiş olmaktadır.

Değerlendirmelerinde jüri şöyle demiştir : “Yarışmanın karakteristik unsuru olan Kaiserplatz tarafının üç boyutluluğu köşeleri öne çıkarılmış yapısal elemanlarla desteklenmiştir. Önerilen yeşil seviyeler tamamen buna karşı çalıştıklarından bu dikey efekt ile doğrudan irtibatlıdır. Bu efektin yeşil teraslarla sağlanması hususu projenin ekolojik yaklaşımını son derece açık hale getirmektedir. Diğer bir özelliği de binanın ekoloji uyarlı konseptinin uzaktan da algılanacak şekilde planlanmış olmasıdır. İşte bu temel prensipler sayesindedir ki bu projenin özel katkıları değerlendirilmiştir.”

Günümüzün mevcut inşaat tekniklerinin bu denli ileri aşamada ve parlak bir şekilde kullanılması ve bütün bunların estetik açıdan çok başarılı bir bina görünümü elde etmek için manipule edilmesi bu malzemelerin kullanımında ve bu tip binaların planlamasında uzun yılların tecrübesini gerektirmektedir.

Foster ilk ününü Londra’daki Fred Olsen Lines operasyon merkezi (1969-1970), Ipswich’teki Villis, Faber & Dumas sigorta binası (1971-1975), ve Norwich’teki Sainsbury Centre for Visual Arts (1978) gibi büyük tarafsız mekan tasarımları ile yapmıştır. Ancak 1979 – 1986 yıllarında Hong – Kong gerçekleştirilen Hongkong ve Shanghai Banking Corporation merkezi onun teknik gerekleri şık bir şekilde en aza indirgemede usta olduğunu göstermiştir. Foster fonksiyonelliği ve binanın kullanım amacını inanılmaz güzellikte bir anıtsallığa çevirmektedir : eleştiri yazarlarını onun binalarına “kapitalizmin katedralleri” demesi tesadüfi değildir, zira bunlar da güzelliği, Gotik mimarisinde olduğu gibi, mühendisin estetik kaygılı hesaplarından almaktadır.

Kullanım şıklığı ve pragmatik mükemmellik içeren Foster mimari dili, bir uçağın gözde ve çerçeve ergonimisi gibidir. Ne Santiaga Aclotrava’nın ki kadar açık ifadeli, ne de evvelki ortağı Richard Rogers’inki kadar kemiksi ne de Jean Nouvel’inki kadar cam gibi uçucudur. Foster tüm bu iş arkadaşlarından daha sabırlı ve daha pragmatiktir ancak, bu onun eserlerinin, rasyonel ve estetik bir hesaplama ile her zaman takviye edilmiş, şiirsellikten yoksun olduğu anlamına gelmez.

Bilgisayardan çıkma hesaplarla olabileceğin sınırına kadar kullanılan lisanı için bir ölçüde sanayi – sonrası denebilir. Bunda etkili bir kalitenin doğalmış gibi kabulü ve kısıtlı anlamda olmayan bir tarz yaratıcılığı ve sağlam bir zevk vardır. Fonksiyonel gerekler ve kullanıcı talepleri, ne kadar zor ve komplike olursa olsun, Foster için bir tasarım fikrinin tamamlanmasından ziyade bir başlangıçtır; öyle bir başlangıç ki şekil, form ve ruh bundan sonra yaratılacaktır. Şüphesiz Paxton’un Crystal Palace arazisindeki bu denli etkili mükemmelliğin böylesi bir yaklaşımla temin edilmesi bir tesadüf değildir; büyük bir mimari büronun psikolojik altyapısının da buna katkıda bulunduğu söylenebilir. Bu büroda bir çok proje birbirleriyle bağlı ama bunun yanısıra rakip olan bağımsız ekipler tarafından aynı süreçte üretilmektedir.

Burada iş sırası, planlama işlemi ve fikir teatisi bir saat titizliği ile yürütülür. Böylece, sadece fantastik zihinsel labirentlere sanat için sanat “stil çalışmaları” ile ekonomik ve lojistik sınırlar konulmaktadır, ki bunların geçerli kanunları da muhtemelen, binanın ekonomik dengesi ile ekonomik optimizasyonun birbirine hükmetmesi yerine eşit değerde alındığı dizayn özelliklerine toslamaktadır. Commerzbank konusunda sorulduğunda, Foster her şeyi daha açık olarak şöyle ifade ediyor : “ Binanın formu enerji kaygısından çok etkilenmiştir. Kompakt olan formu ve tabi havalandırmadan yararlanılması ile beraber yüksek performanslı dış duvarları Banka için çok elverişli bir enerji denklemi yaratmaktadır ….. Üretken bir şehrin merkezindeki arazi her zaman en kıymetli alandır. Bu da zaten yüksek arazi değerlerinden bellidir. Dolayısıyla böylesi kıymetli bir alandan en fazla verimi alma baskısı her zaman olmuştur. Bu da insanı doğal olarak yüksekliğe yöneltiyor. Niyet Avrupa’daki en yüksek binayı yaratmak değildi ve bunu ancak sonradan fark ettiğimizi de itiraf etmeyelim”.

Tabi projenin başlamasında hemen sonra Foster Ofisi Frankfurt’da bir şube açtı. Burada Foster proje mimarı Uwe Niensted bina projesinin mimari kısmını denetledi. Proje sürecinde ortaya çıkan binlerce problemin sabit program içinde NERVUS Hachtief’’e beraber çözümlenmesi için bu kaçınılmazdı.

Neticede bu brüt 120.000 m² alanı ve brüt 540.000 m³ hacmi olan ve sadece 36 ayda tamamlanması gereken bir binaydı ve neticede işin pik zamanında şantiyede aynı zamanda çalışan 1000’den fazla insan vardı.

Bir çok karar, örneğin bazı satıhların görüntü kalitesi veya aydınlatma sistemleri gibi, ancak bire bir uygulama ile düzgün ve tatminkar bir biçimde verilebiliyordu. Ayrıca bir çok çalışma detayının etkisini, ileride oluşacağı boyutta gözlendiğinde ancak değerlendirmek mümkün oluyordu. Bu husus genel ve teknik yapısal detay ve ofis mefruşatı için de geçerlidir. İşte bu sebeplerden dolayı 1995 baharında Commerzbank, Frankfurt’un bir banliyösinde boş bir fabrika binası olarak burada 300 m² bir alanda asansör kısmını da içine alan standart bir katın bir bölümünü inşa etmiştir; esasen bir katın sadece yarısını inşa etmiş ancak bir aynayla onu iki katına çıkararak 60 m’lik tam ebat hakkında yeterli fikir edinmişlerdir. Buraya ofis bölmeleri, iç mimari detayları malzemesi, muhtelif aydınlatma elemanları ve Danimarkalı tasarımcı Per Arnoldi’nin sinyal sistemi bire bir yerleştirilmiştir. Ayrıca wc alanları, küçük bir mutfak, acil merdivenlerin bir kısmı da yapılmıştır.

Tamamlanmış Bina

Uzaktan kule çok bariz bir şekilde görünmekteyse de, yaklaştıkça geliş geçenlerin gördüğü üç boyutlu durumlar daha küçülmekte ve hemen civarındaki şehir yapısına hassan bir şekilde adapte olmaktadır. Blok sonundaki kısım, kompleksin içindeki caddeyi tamamen yeniden çerçeveliyor ve yükseklik olarak da 19. asırdan kalma bitişik komşularının saçak yüksekliğine tekabül ediyor. Burada toplam alanı 4500 m² olan 27 ev, bir banka, mağazalar, ofisler ve 300 otomobil, 200 bisiklet için çok katlı bir garaj yer alıyor. Bloğun dış cephelerinde şık bir şekilde verilmiş farkedilmeme, ehemmiyetsizlik havası hakimdir. Konveks cam tuğlalı merdivenler binaya sken ediliyor havası vererek bilinçli olarak 20. asrın mimari formlarını anımsatıyor. Chicago stilindeki yatay pencereler, bilgisayarlı tasarımdan çıkmış gibi görünen gelişi güzel ızgaralı pencere façatı ile alternatif oluşturuyor. Bu tarihi caddedeki bloğu çerçeveleyen tüm bu façatlarla verilen topyekün intiba mütevazı ve klasik modernizmi aksettirmektedir.

Böylece, Kaiserplatz’dan gökdelenin zemin katına giriş çok daha çarpıcı hale gelmektedir. Yayvan bir kat merdiven ile güne dış yüzeydeki oluşuma açık, cam çatılı plaza şeklinde geniş bir alana erişilmektedir. Bu, özel olarak finanse edilerek halka tahsis edilmiş, bir ölçüde “civitas” fikrinin günümüzdeki örneği denebilirde, geniş alan kavramının etkileyici bir sergilemesini teşkil ediyor.

Amerikan gökdelenlerindeki “avlu plaza” hayranlığı ile ilişkili bu çatılı açık alan gene de kendisine ait bir atmosfer oluşturuyor ve duygusal tasarım lisanı olarak son yıllarda katedral mimarisine hiç de küçümsenmeyecek katkılarda bulunan Barselona’lı mimar Alfreda Arribas’ı çağrıştırıyor.

Burada yiyip içebilirsiniz, sanat eserlerini izleyebilir veya sadece gezinebilirsiniz. Personel kantini ile halka açık bir restoran fonksiyonlarının kasten birleştirildiği, 1800 m² bir alanda 1200 kişilik öğlen yemeği servisi temin edilmiştir. Misafirlere dört değişik oturma seçeneği sunuluyor : bar taburesi, iskemle, sabit banklar ve koltuklar. Bir self-servis alanı birde lokanta kısmı bulunuyor. Yüksek binanın sütunları arasındaki hafif bombali ve delikli metal perdeler servis alanlarını gizlemek için menteşeler üzerine takılabiliyor. İskemle ve cam masalar neredeyse görünmez olduğundan Foster’ın alan özelliğini hemen hemen hiç gölgelemiyorlar. Ergonomik olarak şekillendirilmesi lamine tahtalardan yapılmış banklardan oluşan bir amip gibi kıvrık ve heykelimsi bir hava veren sadece bu ahşap platform ciddi bir tasarım etkisi yaratıyor. İlave misafirler için alışılmadık yapılarıyla çarpıcı transparan şık masalar bölmelerin arasından çekilebiliyor. Kapatıldığında bu platform bir minimalist sanat eseri gibi duruyor ve plazanın sanat gösterileri için kullanılması gibi ilave amacını da cevap verebiliyor.

Gökdelenin ayağındaki bu camlı alan sadece Kaiserstrabe’ye değil tam genişlik olarak Grobe Gallustrabe’ye de açılıyor. Dolayısıyla özel amaçla kullanılan bir blok’a şehirleşmenin gelişimi açısından önem taşıyan üç boyutlu bir şeffaflık verebilme gereği, şehre bağlantılı olan Stutgart’daki James Stirling’in Neue Starats galerie ile mukayese edilebilecek ölçüde çarpıcı bir şekilde karşılanmıştır.

Gökdelenin giriş holüne girdiğinizde, her 12 katta bir cereyana karşı korunmak üzere cam çerçeve ile bölünmüş de olsa bina boyunca uzanan üçgen atriyum hemen dikkatinizi çekiyor ve eşsiz bir üç boyutluluk hissi veriyor. İç kısımda olan ofislere bile gün ışığı sağlıyor. Esasında gün ışığı bolluğu Commerzbank’ın sadece girişinde değil tüm katlarında beklenmedik şekilde yüksek. Burada Foster, Hongkong’daki banka binasında gün ışığını zemin katını içine aksettirmek için devasa aynaların kullanıldığı ve “güneş kepçesi” diye imislendirdiği tecrübesine baş vurmuş.

Giriş holündeki en belirgin eleman Thomas Emde’nin büyük “Motivvilies”idir (motif filosu). Bu çalışma milyonlarca renkli toplu iğneden oluşan ve yaz günü gökyüzü kopyasını temsil etmektedir.

Bunların arasındaki yüzeyler, kat ebadındaki cam kaplamalar ile işin felsefesiyle de taahhüt edilen şeffaflığı, ki burada diğer çoğu gökdelenin aksine hiç olmazsa içerde temin edilmiştir, dış dünyaya vadeden bir hava yaratmaktadır. Atriyum tarafından camla kaplı olan 12 m derinlikteki ofis alanlarında, en içte çalışanlara dahi karşı atriyumdan görüş sağladığı için dış dünya ile bağıl oldukları hissi vermektedir. Bu görüş, neredeyse her zaman dışı camla kaplı kule bahçelerinden birini ilaveten içine aldığından daha da cazip hale gelmektedir. Her biri 450 m² ve 15 m yükseklikteki 9 bahçe baktıkları yüze göre değişik biçimde bitkilerle süslenmiştir. Doğuya bakan bahçelere bambu, japon elması, manolya, açelya, kartanesi ağaçları, rodadendron gibi ağaç ve bitkilerle oryantal bir hava verilmiştir. Güneye bakan bahçelere zeytin ağaçları, lavanta, keki, nar vs. gibi ağaç ve bitkilerle Akdeniz havası yaratılmıştır.

Görüntüsü ve renkleri, tam aşağıdaki bir monokrom satıha yaptığı etkilerle, bakan kişinin duruş noktasına göre değişmektedir. Frankfurt’lu bir sanatço olan Emde Kısıtlı bir uluslar arası yarışmayı kazanmıştır. Banka’nın yerel değerlere ve sanat eserlerine verdiği değer böylece ortaya çıkmıştır. Giriş holünden Per Arnoldi’nin hafifçe konvex şekliyle bina yüzeyinin yumuşak eğimlerini alan ve binanın her yanına uzanmış renkli işaretleme sistemi ile mahirane bir biçimde yönlendirilerek kulenin köşelerinde tertiplenen üç asansör alanından birine ulaşıyorsunuz. Dış asansörler, dış yüzeylerin camla kaplı olması nedeniyle şimdiye kadar sadece lüks Amerikan otellerinde görülen ve kullanıcıya dinamik dikey bir üç boyutluluk hissi veren bir tecrübe yaşatmaktadır. Bu arada üçgenin, asansör tesisatı ve ikmal tesislerinin yanısıra merdivenleri de barındıran uç kısımları duvarları ile binanın tespit çekirdekleri gibi durmaktadır.

Batı cepheli bahçelere de Kuzey Amerika’yı çağrıştıran kırmızı çiçekler, akağaç, sekoyalar ile süslenmiştir. Bitkiler Kasım 96’dan Mart 97’ye kadar 18 ay boyunca Frankfurt’a yakın seralarda hava şartlarına alıştırılmış ve daha sonra hazırlanan yerlerine dikilmiştir. Hepsi iyice büyümüş olup- bazısı 9 m o tarihte tamamen kaplanmamış satıhtan geçirilerek yerlerine yerleştirilmiştir. Personel iş aralarında bahçelerde dinlenmekte ve aynı zamanda tabi havalandırma olarak da kullanılmaktadır. Dokuzdan sadece 2 bahçede yemek servisi olup diğerlerinde kahvaltı makinaları vardır.

Alüminyum perde duvar en yukarıya kadar tabi havalandırma temin etmektedir. Çift camlı, entegre güneş korumalı ve hem binanın kontrol merkezi tarafından hem de kişisel olarak çalışanlar tarafından kontrol edilebilmektedir.

Radar ışınlarının kontrol edilemeyen yansıması nedeniyle hava trafiğinin tehlikeye girmesini önlemek amacı ile buzlu camla kaplamış olan bahçe façatlarındaki açılma panelleri, atriyumun içinde dışardan gelen havanın dolaşmasını sağlamakta ve dolayısıyla iç kısımlardaki ofis alanlarına tabi havalandırma temin etmektedir.

İç yerleşim olarak bankada açık plan ofisleri, ekip ofisleri ve kombine ofisler olarak farklılıklar göstermektedir. Şu andaki aşamada çoğu ofis kombine ofisler olarak araları cam duvarlarla bölündüğünden gene de görüntülü olarak birbirine bağlıdır. Ayrıca bankanın isteği üzerine mimarlar dışardan gelen ışığı içeri sokmak amacı ile ve binada geniş açılı bir perspektif yaratmak için koridor duvarlarını da camdan yapmışlardır; ki bu düzen yangından koruma tedbirleri yönünden de avantaj sağlamıştır.

Ofisteki asma tavanlar, eşsiz rafine façat teknolojisiyle beraber erişilmeyi mümkün kılan ve “akıllı bina” diye bahsedilmeyi sağlayan son derece komplike usul ve elemanlarla tespit edilmiştir. Hem merkezi hem de kişisel olarak kontrol edilebilen tavandaki havalandırma ve ışık sistemlerinin yanısıra, ilerideki muhtemel tesisat için tabanda bırakılan yoğun boş kablo ağı binayı bir bilgi makinası haline sokuyor. Façatın özellikleri iç kısımda radyatörlerin yerleştirilebilmesi için derin ve alçak parapetler gerektiriyor ki bunlar içeriden dolap yeri olarak da kullanılıyor. Duvar dolapları, açık dosyalama kabinleri ve masalar standart ofis üretimi olarak hazırlanmıştır. Aydınlatma kişilerin oluşuna göre hareket etmekte; odadan herkes çıktıktan sonra belli bir süre içinde elektrikler kendiliğinden sönmektedir. Uzun vadede bu büyük tasarruf sağlayacaktır.

Haberleşmeye dayalı bir çalışma dünyasında şeffaflık en azından zihinsel açıklık açısından ön önde gelen bir prensiptir. Mimar bu hususu hesaba katarak tüm ofisleri görüntüde açık olarak tertiplemiş. “Kontrolun artması” gibi bir şüphe yaratıyorsa da bu aslında yaratıcı insanların çalışmalarının özelliği olan bir değişik güven atmosferi oluşturmaktadır; bankacılık hiç olmadığı kadar yaratıcılık isteyen bir meslek haline gelmektedir.

Şunu unutmamalıyız : Mimar bir psikolog, psikoterapist veya sosyolog değildir. Başarı veya başarısızlığı neticede getiren husus, gelişmeleri içine alabilen ve her şeye rağmen tüm bunları gerçekleştirebilmek için hiç durmadan inatçı değil ama ısrarcı bir biçimde çaba göstermesini sağlayan mimari ve estetik hayal gücü kuvvetidir.

İşin gerçekleştirilmesi aşamasında bir tasarımın yaratıcılığını mahvetmek veya tasarımı tanınmaz hale getirecek kadar çarpıtmak çok mümkündür.

Yeni Commerzbank merkez binasında bunun yaşanması sadece mimarın ısrarlarıyla değil aynı zamanda çok uyum gösteren banka inşaat departmanı ve yönetim kurulunun ikna edilmeye gösterdiği yatkınlık sayesinde mümkün olmuştur. Teknik olarak neyin mümkün olabileceği ile ekolojik sorumluluk mantığı, kendini temsil etme ve topluma karşı olan görevler arasındaki gerilim alanında gelecek asıra işaret etme talebine, kenti yöntemleri ve sunduğu bütün imkanlarla, adil çözümler sunan bir bina yaratılmıştır.

Binanın Teknolojisi

Yıkım ve Kaldırma

Frankfurt şehri yeni gökdelenler konusunda son derece katı şartlar belirlemiştir. İnşaat faaliyetleri halka ait alanlara mümkün olduğu kadar az yayılmalı ve banka inşaatın hemen bitişiğindeki normal alanında çalışmayı sürdürebilmelidir.

Gallusstrabe ve Kurchnerstrabe’deki mevcut binalar tamamen yıkılmıştır. Mevcut yüksek binaya ait iç sahadaki yer altı garajı ve devamındaki büyük konferans salonu tamamen kaldırılmıştır. Banka çalışmasının devam ettirilebilmesi için yıkılacak binalardaki bazı teknik ekipmanın yıkım başlamadan önce civardaki diğer gökdelenlere taşınması gerekli olmuştur.

Eski binanın yıkımı iki aşamada yapılmıştır :

İlk aşamada; binalar zemin seviyesine kadar kaldırılmıştır. Beton bina 1500 ton’a kadar dayanabilen ve bankada devam eden çalışmalar ve komşuları düşünerek büyük bir kısmı vibrasyonsuz hidrolik kerpetenlerle yıkılmıştır.

İkinci aşamadaki zemin seviyesi altındaki yıkımlar – yapısal olarak uygun olduğundan – inşaat sözleşmesinin bir bölümünü teşkil etmiştir. İşin sırası, yeni bina için destekleme sistemi dahil temel kazısı hesaba katılarak iyi bir planlama ile yürütülmüştür. Almanya’da bu ölçüde ilk kez gerçekleştirilen pahalı yıkım usul ve sistemi, yeni binanın oldukça hayretle karşılandığı sırada bankanın takdir toplamasını sağladı.

Temel ve Destekleme Yapıları

Bina temelinin yapılması sırasındaki ana prensip kendi içindeki oturmaları ve buna bağlı olarak bitişikte bulunan ve halen çalışmakta olan eski banka binasında meydana gelecek oturmaları en aza indirmekti Bu maksatla yeni bina 111 geniş dökme kazık üzerine oturtulmuştur. Bunlar, Frankfurt kalkerinin zeminden aşağı uzandığı 40 m derinliğe kadar inmektedir. Mevcut binanın radye temelinden daha aşağı kademeler kadar kazı gerektirecek olan dört katlı yer altı garajı yapımını içeren orijinal plandan teknik ve ekonomik olarak uygun bir çözüm olmadığı için vazgeçilmiştir.

Yeni binanın ana destek sistemi, dıştan tespitli kesintili çelik tüp sistemidir. Bu sistem, 34 m açıklıklı sekiz katlık virendeel kirişlerle bağlanan, çevresel kirişli 3 atriyum kolonu ve bina köşelerindeki kompasit yapıdaki 6 mega kolondan ibarettir. 16.5 m açıklıklı ve 13 cm’lik hafif ağırlıklı beton döşemeli ara katlar 3 m aralıklı çelik kirişlerle desteklenmiştir. Bunlar 5 ve 10 KN/m² yükü taşıyacak şekilde dizayn edilmiştir.

Kalite, zaman ve maliyet sebepleriyle, modüler sistemi kullanmak suretiyle seri imalat yapılan bir fabrikanın prefabrik elemanları büyük ölçüde kullanılmıştır. Bunlar hem destekleme hem de iç kısımlardaki dolgu duvar ve beton merdivenler içinde kullanılmıştır.

Destekleme sisteminin montajı ve herşeyden önce prefabrike dikey kirişlerin içeri alınması için belirli kirişlere kaynaklanmış çalışma sepetlerinden montajın yapıldığı bir teknik geliştirilmiştir.

Teknik Teçhizat

Havalandırma

Dış tarafa yakın olan ofis alanları doğrudan dışardan havalandırılır yani tabi olarak Atriyum tarafındaki ofisler, bahçe façatlarının 14 m yükseklikteki cam duvarlarının havalandırma delikleri kanıla ile indirekt olarak havayı çeker. Mekanik havalandırma ve hava tahliyesi sadece dış hava sıcaklığının çok aşırı olduğu zamanlar için tavsiye edilir.

Bina - Kontrol Teknolojisi

“Akıllı” bina kontrol teknolojisi binada enerji kullanımını azaltmak gibi temel bir katkıda bulunuyor, örneğin aşağıdakiler sayesinde :

içeri veya dışarı pompalanan hava miktarını azaltarak;

işgal edilmeyen alanların ikmalini kesere,

dışarıdan güneş gölgelemesi ile,

pencerelerin açılma açılarını değiştirerek,

kontrol ve regulatörleri açıp kapayarak (pencere, güneş gölgelemesi vs.)

Binanın kullanılmadığı gece saatlerinde veya tatillerde, örneğin tabi havalandırma kullanarak ve binadaki bazı depolama etkilerini kullanarak yazın soğutmayı azaltma gibi maksatlar için bina kontrol sistemi çalıştırılabilir.

Isıtma ve Soğutma

Bina, pencerelerin yan tarafına tespit edilmiş klasik radyöterlerle ısınmaktadır. Sıcak yaz günlerinde soğutma, dahili ısı seviyelerine karşı duyarlı olan ve tavan panellerine yerleştirilmiş statik su – dolu soğutma sistemi ile sağlanmaktadır. Soğutma için gereken soğuk su pompalaması, belediye buhar şebekesine bağlı çevre dostu emme tipindeki soğutma makinelerinden elde edilir.

Isıtma ve soğutma sistemleri, konvansiyonel klima sistemlerinde olduğu gibi “sadece hava sistemiyle” kontrol edilmedikleri için hava değişim mertebesi gereken minimum seviyeye kadar düşürülebilir ve yeniden sirküle edilen havayı hiç kullanmadan dış hava rahatça kullanılabilir.

Façat ve camların yüksek kaliteli ısı izolasyonu geliştirilmiş ölçme, kontrol ve yönetimle birleştirildiğinde binanın enerji dengesi üzerinde daha da ileri pozitif bir etki yapmaktadır. Örneğin benzeri konvansiyonel binalara oranla % 25-30 daha az enerji tüketilmektedir. Daha bina başlamadan önce gereken fiili enerji miktarı araştırlmış ve teknik ekipman buna göre geliştirilmiştir. Normal durumlardaki % 100 enerji ihtiyacı esasına göre çalışma usulünün tersine belirli bir değer verilmiş ve bu değer “tüketim normu” olarak kullanılmıştır.

Sıhhi Tesisat

Sıhhi tesisat modern ofis binaları standartlarına uygundur. Mali ve ekolojik nedenlerle tuvaletlerdeki lavabolarda sıcak su yoktur.

Su tasarrufu sağlamak için, soğutma kulelerinin suyu tuvaletlerde sifonlarda kullanılmıştır. Kullanma suyunun ileride artabilecek sarfiyatını emniyete almak için uçları bina bölümlerine uzatılmış ilave tesisat yerleştirilmiştir.

Su püskürtme ve duman savıcılar binada komple bir su püskürtme ve duman alarm sistemi ve dumandan kurtulmayı etkili bir biçimde sağlayan ve yangın önleme tedbirlerini yerine getiren bir duman havalandırma ekipmanı vardır. Laboratuvardaki geniş ölçekli ve 1:1 deneyler pencere duman savma (ofis, bahçe ve atriyum) ve mekanik duman savmanın (kombin alanlar) ektinliğini ispatlamıştır.

Asansörler

Herbiri 1600 kg veya 21 kişi kapasiteli 16 adete asansör mevcuttur :

kuzey çekirdekte 5 adet hızı 4 m/san olan kısa mesafe grubu

batı çekirdekte 5a adet hızı 5 m/san olan orta mesafe grubu

güney çekirdekte 6 adet hızı 6 m/san olan ekspres grubu

2000 ve 3000 kg kapasiteli ve hızı 3 m/san olan 2 ayrı asansör de itfaiye takımı ve ağır yük nakliyesi için mevcuttur. Bütün asansörler kablolu, frekans düzenli, 3 faz elektrikli ve trafiğin sürekli kontrol edilip mümkün mertebe en kısa sürede cevap verilebilecek bir kontrolun sağlandığı elektronik mikro prosesürlerle donatılmıştır.

Ana asansörlere ilaveten komplexte 12 ayrı asansör mevcuttur : seri belge nakliye asansörü, façat temizlik ve bakımları için gereken façat asansörleri gibi.

Elektrik

Elektrik enerjisi belediyenin orta voltaj trafosundan sağlanmaktadır. Kesintisiz enerji temin teçhizatı enerji kesilmeleri ve voltaj inip çıkmalarına karşı acil üniteler devreye girmeden önce 10 dakika devrede kalır. Ofis katlarındaki çift tabanlı döşemeler kablo ve teçhizat yerleştirilmesi için fleksible bir alan yaratır. 5000 m civarındaki uzunlukta kablo sistemi ile ofis katları döşemeleri teçhiz edilmiştir.

Aydınlatma

Ofisler façatlara paralel olarak çalışacak şekilde düzenlenmiş gün ışığı ayarlı flöresant tüplerle aydınlatılmaktadır. Işık sensörleri ayarlanmış değerlere göre seviye değişiklikleri tespit edilir ve ışığı azaltan çoğaltan elektronik balast ünitesiyle ayarlama gerçekleştirilir.

Ofis ve koridorlarda sürekli yanan ışıklar hareket detektörleri ile otomatik olarak sönmektedir.

Yangın alarmı ve güvenlik teknolojisi yangın alarmı için müstakil olarak döşenen hatlar yangın alarm merkezine bağlıdır. Kontrol şebekesi dijital arama sistemine göre ayarlıdır. Hava trafiği kontrol ışıkları ve diğer güvenlik önlemleri teknik yönetmeliklere göredir.

Tesis Yönetim

Bir binanın maliyet-etkinliği sadece yapım maliyeti değil fakat aynı ölçüde yönetim masrafları ile de ölçülmektedir. Dolayısıyla bugün binanın orta ve uzun vadeli ömür-devrini hesaba katarak bir değerlendirme yapmak durumundayız. Özellikle büyük binalarda çoğu kez kullanıma – bağlı ve değer katan bina bakımı yani “bina yönetimi” dışardan birilerini verilmektedir. Commerzbank binası olayında ise bankanın iki yan kuruluşu olan MERVUS ve Cobra bu çok yönlü proje ve mülk yönetiminden sorumlu olacaklardır.

Bir binanın kullan kavramları ve işleyişi tam olarak bilindiğinde enerji ve lojistik açısından en verimli sonuçlar alınabilir.

Tabi ki bu da sadece bina teknik teçhizatının kullanımı, çalışma düzeninin kontrolu, ofis organizasyonu ve bina temizliğini etkilemekle kalmıyor, binanın ihtiyaçlara göre gelecekteki kullanımını ve bu banka da halka açık alanların yönetimini de etkilemektedir. Bu yeni binanın ekolojik ve ekonomik ihtiyaçları sadece tesis yönetimi ile tam olarak karşılanabilmektedir. Yeni Commerzbank binası kadar büyük bir binalar aynı yaşayan organizmalar gibi dinamiktir ve en iyi performansları bir takım dalgalanmalara uğrayabilir. Bu açıdan bakıldığında bir binanın kullanım yoluyla tecrübeye dayalı olarak optimize edilmesi demek bu suni yapıyı “nötrölize” etmekten öte bir mana taşımaz.

Binaların geçliği, olgun devri ve yaşlılığı vardır. İnsanlar gibi binalarda da yüz gerdirme yapılabilir. Bunun Commerzbank binasına gelecek 50-60 yılda yapılması pek ihtimal dahilinde değildir. Öyle tasarlanıştır ki şu anda akla gelebilecek her türlü teknik ve kullanıcı lojistik problemini düşünseniz dahi, kendi görevini tamamen yerine getirebilecektir.

Kategori: Genel kültür


Rasgele...


Destekliyoruz arkada - arkadas - partner - partner - arkada - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy