Bölüm Array I
12 Temmuz 2007
BÖLÜM I
1. 1. GİRİŞ
Program belli bir konuya ilişkin olarak çalışma yolunu ve biçimini gösteren plan
veya ileride yapılacak işlerin sırasını ve kapsamını gösteren belge.(Alaylıoğlu, Oğuzkan, s. 256)
olarak tanımlanır.
Ülkemizde harf devriminden,1962 yılına kadar, kısmen de 1968yılına kadar okuma-
yazma öğretiminde, bireşim yöntemi kullanılmaktaydı.1948′de hazırlanan ilkokul programı geliş-
tirilerek uygulanmış, ancak1962′ye kadar geçerliliğini koruyabilmiştir.
Şu anda ilkokullarımızda uygulanmakta olan 1968 programı planlı kalkınma
dönemindeki çalışmalara paralel olarak 1960′lı yıllardan sonra klasik bir program anlayışıyla
hazırlanmıştır.1962 yılından itibaren 6 yıl süre ile yurdumuzun belirli yörelerin de belirlenen
pilot uygulama okullarında denenmiş ve 1968 den sonrada ülkemizin bütününde uygulamaya
konulmuştur.
Uzun süren bir inceleme,araştırma,yoğun bir çalışma ve kollektif bir şuur ile yarım asırlık
bir tecrübenin ürünü olan önceki 1948 programından ıstın olan bu program 1968 den bu yana
1970′lerden sonraki (1973-1974) bir iki program geliştirme seminerinin dışında geliştirilememiştir.
1.1.1 Eğitim Kavramının Tanımı
Eğitim kavramının literatüründe değişik tanımları yapılmaktadır.
-Eğitim kısaca davranış değiştirme sürecidir. Eğitilen bireyin davranışlarında değişme
beklenir. Yüksek öğrenimini bitiren bireyin bilgileri, tutumları, ahlak ölçüleri liseyi bitirdiği
zamana göre değişmelidir. ( Türkoğlu, 1993, s. 2 )
-Eğitim, bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla kasıtlı olarak istendik değişiklikler
meydana getirme sürecidir. ( Çilenti,1988, s.12 )
-Eğitim sürecine giren bireylerde değişmenin istenilen yönde olması beklenir. Yaşantı bireyin
çevresiyle etkileşimi sonucu bireydeki etkidir. Eğitim her yerde ve her an oluşmalıdır.
( Alkan, 1984, s.18 )
-Eğitim,bireyin bedensel,zihinsel ve duygusal gelişimi insanlarla bir arada yaşaması için gerekli
kuralları oluşturma ve öğretme işlevini yapar. Okul,eğitimin planlı ve kontrollü verildiği çevredir.
( Başaran, 1996, s.15 )
Tüm tanımlarda ortak özellikler vardır. Bu özellikleri şöyle özetleyebiliriz.
-Eğitim insana insan tarafından yapılan bir olgudur. Özellikle bir yetişkinin, genci yada
yetişmiş bir kuşağın bir başka kuşağı yetiştirmesidir.
-Tüm tanımlarda eylem,ulaşılması istenen bir amaca yöneliktir. Eğitimin bir amacı vardır.
-Eğitim bireyin yaşamı boyunca sürmekte, her durum için etkin olmaktadır.
-Kültür alanında devralınan mirasın ilerlemeye engel olmayanlarını gelecek kuşaklara
aktarmak. Böylece toplumun kalıcılığını sağlamak.
-Kişide beden ve ruh kabiliyetlerini uyandırmak,geliştirmek ona birtakım bilgi ve beceriler
kazandırmak.
-Yetişmekte olan nesillere, şahsi imkan ve yeteneklerini Kendini mutsuzluğa itecek şekilde
zorlamadan sonuna kadar kullanmasını öğreterek,toplumun içinde arzu ettiği bir yere gelmesini
ve geldiği bu yeri de severek topluma katılımını sağlamak. ( Ayhan, 1995, s. 21 )
-Öğrenme ve eğitimle ilgili açıklamalar,bir cümle ile şöyle özetlenebilir: Öğrenme ya bir
davranış değişikliğinin veya yeni bir davranışın oluşması; eğitim ise içinde yaşanılan toplumca
arzu edilen davranışların bireyde oluşturulması sürecidir.(Çilenti, 1988, s. 27 )
1.1.2 Eğitimin Kapsamı
Eğitim-Öğretim-Öğrenme
Eğitim süreci, öğretim ve öğrenme süreçlerini içine almakta olup, onlardan daha
geniş bir anlam ifade etmektedir. Çünkü, eğitim süreci boyunca,öğretme-öğrenme etkinliklerine
başvurularak,bireyin istenilen davranışları kazanmasına çalışılmaktadır.
Buna göre, eğitim en geniş,öğretim onun içinde yer alan daha dar,öğrenme ise ikisinin de içinde
yer alan en dar kapsamlı bir süreçtir. Şekil 1 bu durumu açık olarak göstermektedir.
( Önder, 1983, s. 42 )
EĞİTİM
ÖĞRETİM
ÖĞRENME
Şekil 1 . Eğitimin Kapsamı ( Binbaşıoğlu, 1991, s.7 )
1.1.3. Öğretim
Genel anlamda öğretim denilince akla, okullarda sınıf durumunda iken,bir gruba
yönelik olarak yapılan etkinlikler gelir.
1.1.4. Öğretim Kavramının Tanımı
Öğretimi tanımlarken,belirli,sınırlı ve değişmez bir tanım yapmak , hem çok güç,
hem de yanlış olur. Çünkü,eğitim-öğretim-öğrenme , içiçe yer alan,birbirlerinin oluşmasına
sebep olan süreçlerdir. Bu süreçler,nasıl birbirinden ayrılmaz,biri diğerini çağrıştırırsa
bunların tanımları da aynı özellikleri taşır. Tanımlardan daha önemli olan; öğretim denilince
neyin anlaşılması gerektiği ve bunun şartlarının neler olduğudur. Bununla beraber öğretimi
tanımlamak gerekirse, şunları sıralamak mümkündür.
( i ) Öğretme, herhangi bir öğrenmeyi kılavuzlama veya sağlama faaliyetidir.
(Ertürk,1984,s.83)
( ii ) Okul denilen çatı altında yapılan eğitim etkinliklerini düzenleme ve yürütme
çalışmalarıdır. ( Başaran, 1996, s.39 )
( iii ) Öğrenmenin gerçekleşmesi ve bireyde istenen davranışların gelişmesi için
uygulanan süreçlerin tümüdür.(Varış,1978.s.18)
( iv ) …Bir eğitim kurumunda bir küme öğrenciye belli dal ya da konularda bilgi
verme…öğrenmeyi kolaylaştıran etkinlikleri düzenleme, araç gereçleri sağlama ve kılavuzluk
etme eylemi. (Varış,1974, s.133)
1.1.5. Öğretme Kavramının Tanımı
Öğretme bireyin öğrenmesine etki etme eylemidir. öğretme öğretmen tarafından
planlanmış bir öğretim sürecidir. Öğrencilere belirli amaçlara göre davranışlar kazandırılır.
Davranışların kazanılması için belirli yaşantıların hazırlanması gerekir. Bu bağlamda öğretme:
Öğrenmenin amaçlara göre başlatılması, yönlendirilmesi, kolaylaştırılması ve gerçekleştirilmesi
sürecidir.
Öğrenme süreci içinde öğretici, öğrenci, amaç, araç-gereç, çevre öğeleri etkileşimde
bulunarak öğretim gerçekleşir. Bir öğretme süreci içinde yer alan işlemler şunlardır:
-Öğreneni, amaçlar doğrultusunda, yönlendirme ve güdüleme.
-Uygun ve yeterli öğrenme yaşantıları hazırlayarak amaçlara ulaşmayı kolaylaştırma.
-Öğrenmenin bir bütün olarak gelişimine katkıda bulunma. ( Fidan. Erden. 1988, s. 151. )
Öğrenme ve öğretme kuramları, öğretimin etkili olabilmesi için bir dizi ilke üzerinde
durmaktadır. Yapılan araştırmalar doğrultusunda sürekli yeni ilkeler ortaya çıkmaktadır.
Bu ilkelerden bazıları şunlardır:
-Öğrenci öğrenmeye ne denli katılırsa o denli başarılı olur.
-Öğrenci amaçları anlar ve benimserse daha iyi öğrenmektedir.
-Öğrencinin öğrendiğini görmesi, öğrenmeye istekli olmasını sağlamaktadır.
-Becerilerin öğrenilmesinde tekrar önemlidir.
-Ödüllendirme ile kontrol edilen öğrenme ceza ile kontrol edilene göre daha etkindir.
-Anlamlı konular, anlamsız konulardan daha çabuk öğrenilir. ( Büyükkaragöz. Çivi.
1997, s. 11 )
1.1.6. Öğrenme Kavramının Tanımı
Öğrenmeden söz etmek için davranış değişikliğinin gerçekleşmesi gerekmektedir. Buna
göre öğrenme,yaşantılar aracılığıyla davranış değiştirme olarak tanımlanabilir .Her davranış
değişikliği olumlu değildir. İstenmedik davranışlar da edinilebilir. Örneğin kumar oynamayı ,
hırsızlık yapmayı öğrenme gibi. Her davranış değişikliğine öğrenme denemez. öğrenmenin
olabilmesi için davranış değişikliği az yada çok kalıcılık göstermelidir. örneğin trafik
sınavından bir gece önce ezberlenen sorular,hemen sınavdan sonra unutuluyorsa öğrenilmiş
sayılmazlar. Bu nedenle;
-Öğrenme iyi yada kötü nitelikte olan davranış değişikliğidir.
-Öğrenme yaşantılarla ve uygulamalarla oluşur.
-Oluşan davranış değişikliği kalıcıdır. ( Büyükkaragöz. Çivi. 1997, s. 15 )
Eğitimde amaç,bireyde değişecek davranışın olumlu yani;istenen yönde olmasıdır.
Bireyler herhangi bir konuda bilgileri yokken istek ve çabaları sonucu o konuyu öğrene
bilirler. Birey yaşantısı aracılığıyla davranışlarını değiştirmiştir. Düşünme ve tasarlama
suretiyle ortaya çıkan ürün niteliğindeki tepkisel değişikliklere en geniş anlamıyla davranış
adı verilir.
Öğrenmede olgunlaşma,hazır bulunuşluk, çevre,ilgi ve amaçlar önemlidir.
Olgunlaşma bireyin fizyolojik yönden bir konuyu öğrene bileceği yeterliliğe
ulaşması demektir. Örneğin,okuma-yazma öğrenmek için 5 yada 6 yaşın bitiminin zorunlu
olması gibi.
Bireyin öğrenmesi için hazır bulunması gerekir. Olgunlaşma yanında ilgi ve gereksinim
duyulmalıdır. Karmaşık konuların öğrenilmesi için temel ve basit bilgiler bilinmelidir.
Öğrenmeye, aile, okul, öğretmen ve çevreleri etki eder. Çevredeki tutumlar, ilgiler
bireye olumlu yada olumsuz etki eder. Çevrenin ürünleri olan ilgi ve amaç olmadan öğrenme
olmaz.
Her çeşit öğrenmeyi içeren bir tanım ortaya koymak gerekir. Algılama,kavrama,
alıştırma yollarıyla yapılan bütün öğrenme şekillerini içine alacak bir tanım yapmak gerekir.
Buna göre; Öğrenme, karşılaşılan yeni bir davranışın ortaya çıkması veya eski bir davranışın
değiştirilmesidir. Yalnız ortay çıkan bu yeni davranış değişikliğinin, canlının doğal davranış
eğilimleri, olan olgunlaşma yorgunluk, içki, uyuşturucu ilaçlar gibi geçici etmenlerin sonucu
olmaması gerekir. ( Enç, 1981, s. 93 )
Buna göre,yeni doğan bir çocuğun emmesi, zamanı gelince emekleyip yürümesi,
öğrenmeden çok doğal bir davranış ve beden gelişmesinin bir sonucudur. Öğrenme, tekrar
yada yaşantı sonucu davranışta meydan gelen oldukça devamlı bir değişikliktir. (Morgan, 1981,
s.126 )
Öğrenmeyi, bütün bu açıklamaların ortaya koyduğu noktaları da dikkate alarak, kısaca,
şöyle tanımlayabiliriz . Öğrenme yeni karşılaşılan durum olay ve uyarıcıların tesiriyle yeni bilgi ve
davranışların kazanılması yada var olanların geliştirilmesi,kısmen veya tamamen değiştirilmesidir.
. 1.1.7. İletişim ve Öğrenme
Eğitim bir iletişim sürecidir. İletişimde bulunmaksızın eğitim yapmak imkansızdır. Son
yıllarda yapılan çalışmalar bilgi geçişini iletişim kuramlarına dayandırma konusunda
yoğunlaşmıştır. En basit tanımıyla Anlamları bireyler arasında ortak kılma işlemi olarak ele alınan
iletişim sürecinin dört ana unsuru şematik olarak şöyle gösterilebilir.
İletişim Süreci
Kaynak Mesaj Kanal Alıcı
( Özyürek, 1983, s.88 )
Bu dört unsur tüm iletişim süreçleri için söz konusudur. Bu unsurlardan birinin
gereken biçimde dikkate alınmasına iletişimin veriminin düşmesine neden olmaktadır. Ayrıca
ortak anlamlara ulaşabilmek için iletişimin çift yönlü olması gerekmektedir. Verici (kaynak)
mesajını alıcıya ilettiği zaman onun tepkisini bilmek istemektedir. İletişimin sağlıklı olup olmadığı
ancak alıcıdan kaynağa doğru akımdan anlaşılır.
Eğitim Süreci
Öğretmen İçerik Eğitim Süreçleri Öğrenci
( Çilenti, 1988, s.12 )
Eğitim sürecinde öğretmen verici öğrenci alıcı durumundadır. Öğretmen içeriği
(mesajını) başta sesi olmak üzere çeşitli araç-gereçler kullanarak değişik yöntemlerle ulaştırır.
İletişim süreci içinde önemli olan; çift yönlü akış eğitim süreci içinde de önemlidir.
öğretmenin öğretim sırasında öğrencinin içeriği anladığına kavradığına ilişkin tepkisini görmesi
gerekir. Bu nedenle iyi bir öğretim ancak yüz yüze ilişkinin olduğu sınıf atmosferinde oluşur.
1.1.8. Eğitim-Öğretim-Öğrenme İlişkisi
Eğitim-Öğretim etkinlikleri aracılığı ile bireyde istenilen yöndeki düşünce ve davranış
değişikliklerini meydana getirmek, yani öğrenmeyi sağlamak üzere uygulanır. Eğer bir kimsede
yaşantı ürünü olarak bir davranış değişikliği görülmüş ise, bireyin öğrendiğinden söz edilir. Bu
noktada, eğitim ile öğrenme arasında bir neden-sonuç ilişkisi kurulabilir. Buna göre; eğitimin
istenilen yönde davranış değişikliğini meydana getirmek üzere neden olucu (işi başlatıcı) bir rol
oynaması; buna bağlı olarak da davranış değişikliğinin yani; öğrenmenin bir sonuç halinde ortaya
çıkması söz konusudur.
Belirtilen bu neden- sonuç ilişkisinde eğitimi, sürecin başlangıç, öğrenmeyi de bitiş
noktaları olarak ele alacak olursak; eğitimi bağımsız değişken, öğrenmeyi bağımlı değişken
öğretimi de ara değişken olarak düşünebiliriz.
Böylelikle, üçü arasında anlamlı bir bağ kurmak ve her birinin işlevini daha iyi
belirlemek mümkün olur.
EĞİTİM SÜRECİ
EĞİTİM ÖĞRETİM ÖĞRENME
( Ara )
(Bağımsız Değişken) ( Değişken ) ( Bağımlı Değişken )
Şekil: 2 . Eğitim Süreci (Karasar , 1991, s.60 )
1.1.9. Çocuğun Okul Deneyimleri
Çocukların çoğu altıncı doğum günlerinden sonraki bir zamanda yeni bir sorunla karşı
karşıya gelir. Öncelikle evde ve mahallede ana,baba,kardeşler ve oyun arkadaşları arasında
süregelen toplumsallaşma süreci yeni bir ortama yani okulla tanışır.
İşte çocukların orta çocukluk döneminin gelecek altı yılında her yıl 180 gün,her gün
altı saat harcayacakları toplumsal çevre budur. Bu süre toplumsal olarak örgün eğitimin -ergenlik
yılları dışında- 7000 saatten fazlasına denk düşer.
Okul ne tür bir yerdir? Hetherington ve Morris (1978) okulu şöyle betimlemektedir.
…Öğretmen adı verilen bir kişinin size ne yapacağınızı söylediği,onu uygun biçimde
yaptığınızda sizi ödüllendirdiği,yapmadığınızda sizi azarladığı bir yer…öğrenmek ve uymak
zorunda olduğunuz kuralların ve düzenlemelerin bulunduğu bir yer…her biri sizin kadar ilgi
bekleyen,hiçbirinin alamadığı, 20-35 arasında başka çocuğun sizinle birlikte oturduğu bir
yer…değerlendirildiğiniz,sınavdan geçirildiğiniz ve zorlandığınız bir yer…kendi başı-
nıza yapmayı rüyanızda bile görmediğiniz,elinizden gelse bazılarından kaçınacağınız şeyleri
yaptığınız bir yer,öğrendiğiniz, büyüdüğünüz yada başarısızlığa uğradığınız bir yer.
( Hetherington .and Morris,. 1978. s. 146. )
Okul ortamı içinde kişisel bağımsızlık kazanmanın,yaşıtlarla geçinmeyi öğrenmenin ve
uygun eril yada dişil toplumsal rolü öğrenmenin başarılmasına doğru bir çok ilerle kaydedilecektir.
Ayrıca,çalışkanlığa karşı aşağılık duygusu üzerinde yoğunlaşan psikososyal bunalımın
bir sonuca bağlanması öğretmen-öğrenci etkileşiminden büyük ölçüde etkilenecektir.
OKUMA-YAZMA ÖĞRETİMİNDE KULLANILAN METOTLAR
1.2.1. ÇÖZÜMLEME (ANALİZ) METODU
Oğuzkan (1974,.s.44) Çözümlemeyi; .Bir bütünü oluşturan parçaları bilimsel bir
amaçla birbirinden ayırma işi, öğretimde bir konunun ya da birimin (ünite) bölümleri üzerinde ayrı
ayrı durarak çalışma olarak tanımlanmaktadır. Kocaçınar (1956,.s.156) ise,çözümlemeyle ilgili
olarak şu açıklamayı yapmaktadır.
Bilimsel maksatlara bağlı olarak,bir bütünü elamanları ayırmaya çözümleme
denir. Bütünü gelişigüzel parçalamak çözümleme değildir. Bir ekmeği dörde bölmek veya dilim
dilim kesmek,onu parçalamaktır. Fakat,ekmeğin yapısını meydana getiren tuz, su, nişasta,
protein vb. elamanlarına ayırmak çözümlemedir.
Varlık veya olaylarla ilgili yapılan çözümlemeye maddesel çözümleme;sadece zihin
yoluyla yapılan çözümlemeye ise zihinsel çözümleme denir. Kanımızı,kan plazması, akyuvarlar,
alyuvarlar şeklinde elamanlarına ayırmamız,maddesel çözümlemedir. Bir hikayedeki kahramanın
kişilik özelliklerini tasavvur etmemiz,yada Atatürk’ün kumandanlığı,idareciliği,devrimciliği,
vb.üstün özelliklerini tasarlama,zihinsel bir çözümlemedir.( Değerliyurt,1969,s.32).
Öğretim etkinliklerinde,çözümleme ile daha sonra inceleyeceğimiz bireşimi
birlikte kullanmak daha verimli olmaktadır Çünkü,varlık ve olaydaki neden-sonuç ilişkisi bilimsel
anlamda ispatlanmış olur.(Önder, 1983, s. 67. )
Çözümleme işleminin,okuma-yazma öğretimindeki kullanılışını inceleyelim.
Okuma-yazma öğretiminde, çocuğa cümle önce bütün olarak öğretilir. Bu işleme
devam edilirken zamanı gelince,cümle kelimelere, kelimeler hecelere,heceler harflere
bölünerek, okuma-yazma işlemi kavratılmaya çalışılır.
Çözümleme,6-7 yaşlarındaki çocukların toptan algılama psikolojik özelliklerine
uygun görülmüş bir metottur. Bu metodun esası çocuk gördüğü eşyayı bir bütün olarak kavrar
ve bu bütüne karşı tepkide bulunur. Yani; cümleleri bütün halde verirsek, çocuk bunu bütünü ile
belli olgunluğa erdikten sonra da bunun parçalarını ayrı ayrı kavrar, diye düşünülmüştür. Bu
metodu ileri sürenlerin hakları da vardır. Harflerin teker teker öğretilmelerinden sonra
birleştirme,çocuklar için zor olmaktadır. Ayrıca Türkçe de sessiz harflerin tek başlarına okuma
özellikleri olmadığından harf öğretimi (birleştirme metodu),faydalı sonuçlar vermemektedir.
Çözümleme metodunda,neyin bütün olarak kabul edileceği önemlidir. Bazı
hallerde bir paragraf,bir cümle veya bir kelime,bir bütün olarak alınabilir. İster paragraf,
ister cümle,ister kelime alınsın, burada asıl olan, bir bütünün yazılışının ve okunuşunun
çocuklara olduğu gibi ezberletilmesidir. Cümleler, paragraflar ve kelimeler belli bir sıra halinde
ezberletilmelidir ki çocuk bu bütünün parçalarını (kelime,hece ve harflerini)belli bir seviyeye
ulaştıktan sonra görebilsin. ( Varış, R. 1973, s.56 )
Bunun için benzerliklerden,zıtlıklardan,yakınlıklardan faydalanılır. Yani;cümleler
seçilirken; bazı hallerde bazı kelimelerin, birkaç cümle içinde tekrar edilmesi sağlanabilir.
Uygulamalarda genel olarak,başlangıçta sınıfta bulunan eşyaların (yazı tahtası ,
kitap, kapı, pencere, masa, sıra, kalem) adları öğretilmekte, ayrıcada cümleler verilmektedir.
( Alperen , 1991, s. 88.)
Çözümleme metodu ile çocuk,birkaç aşamadan geçtikten sonra İlk okuma-yazmayı
söker. Bu aşamalar:
1. Önce cümleleri klişe halinde tanıtmak.
2. Cümle kavratma işlemi devam ederken,yeri ve zamanı gelince kelimeyi kavratmaya
geçmek.
3. Kelime kavratma işleminden sonra hece,daha sonra ses kavratma işlemine geçmek
olmalıdır. (Varış, R. 1973,s. 47 )
Geçmiş yıllarda ilk okuma-yazma öğretiminde rastlanan diğer bir yanlışlık da;
öğretmen yetiştiren kurumların dışından gelen bazı öğretmenlerin önce büyük, sonra küçük
harfleri ayrı ayrı devreler halinde kavratmaya çalışmalarıydı.
1968 ilkokul,ilk okuma-yazma öğretiminde çözümleme metodunu kullanarak karma
harflerle öğretimi öngörmesi sebebiyle,öğretmenlerin büyük harflerle mi yoksa küçük harflerle
mi, ilk okuma-yazmayı öğretelim endişesi kendiliğinden ortadan kalkmaktadır. Buna göre, zaman
kaybına yer verilmeksizin,büyük ve küçük harfler,normal yazı kurallarına uyularak yeri ve zamanı
gelince öğretilir. ( Uçan, 1969,s.56. )
Görülüyor ki çözümsel metotla yürütülen bir okuma-yazma öğretiminde altı safha
arzetmektedir.
1.Hazırlık devri.
2.Cümle devri.
3.Kelime devri.
4.Hece devri.
5.Harf devri
6.Okuma-Yazmaya Geçiş
E E K A O Ş M N M H
Y K A R C U A İ A A
L İ S A A B R S Y Z
Ü M I L K A T A I İ
L M I T N S R
K A
1 2 3 4 5 6
Şekil: 3 Çözümleme Metodunda Devrelerin Süreleri ( Akyılmaz, Kocaoluk,
1992, s.53 )
Ders yılı başından ders yılı sonuna kadar birbirini takip eden devrelerden bazılarını
kesin hatlarla birbirinden ayırmak mümkün değildir. Biri devam ederken diğerine geçmek diğeri
devam ederken öbürüne başlamak mümkündür.
Devrelerin Süreleri :
Hazırlık Devri: Ders yılı başından itibaren üç hafta kadar sürer. Bu süre içinde
öğrencilerin ad ve soyadları ile dershane eşyalarının adları öğretilir.
Cümle Devri: Üçüncü haftadan sonra başlar. Kelime ve hece devirlerini de içine
alarak dördüncü ayın sonuna kadar devam eder. Ders yılının beşinci ayından itibaren fişlerle
cümle vermek sona erer.
Kelime Devri: Okul açıldıktan iki veya yedi hafta sonra başlar. Hece devrinde de
devam ederek dördüncü ayın sonuna kadar devam eder.
Hece Devri: Okul açılışından üç ay sonra başlar.(Bundan bir hafta önce de
başlayabilir.) Bir ay kadar devam ederek dördüncü ayın sonunda biter.
Harf Devri: Ders yılının beşinci ayı başında başlar,bir ay devam eder.
Okuma-Yazmaya Geçiş: Harf devri bitiminde yani;ders yılından beş ay
sonra başlar,ders yılı sonuna kadar devam eder. (Akyılmaz,1968,s.96 )
Şimdi okuma-yazmanın devrelerini,özelliklerini birer birer açıklamaya
çalışalım. ( Alperen, 1991, s. 86 )
1.2.2. Hazırlık Devri
Hazırlık devrinin süresi ve öğretim faaliyetleri:
İlk okuma-yazma öğretimine gerçek anlamda başlamadan önce üç
hafta sürecek olan bir hazırlık devresine ihtiyaç vardır. Bu üç haftalık zaman içinde genellikle
öğrencilerin ad ve soyadları ile dershane eşyalarının adları öğretilir. Neredeyse adet haline
getirilmiş olan bu şekli ele alacak olursak hazırlık devresine başlıca üç çeşit öğretim faaliyetine yer
vereceğiz demektir. (Tekışık,1976,s.103.)
1.Yazıya Hazırlık Temrinleri:
Bu etkinliği ilk hafta içinde başlanır,hızını azaltmak sureti ile üçüncü haftanın sonuna
kadar yer verilir.
2.Öğrencilerin Ad ve Soyadalarını Öğretme:
Bu etkinliğe ikinci haftadan itibaren başlanır. Üçüncü hafta içinde bitirilir.
3.Dershane Eşyalarının Adlarını Öğretme:
Bu faaliyete de üçüncü haftanın başında başlanır ve bu haftanın sonunda bitirilir.
( Akyılma, Kocaoluk,1992,s.72 )
1.2.2.1. Yazıya Hazırlık Temrinleri:
Okula yeni gelen bir çocuk,kalem tutma ve el, bilek ve parmaklarının ahenkli
olarak çalışmalarına dayanan yazı yazma becerisine sahip değildir. Kaba adale hareketlerini
kolaylıkla yapabildiği halde ince hareketlere dayanan yazı yazma işleminde el ve parmaklarını
maharetle kullanamaz. Kalemine hakim olarak harfleri oluşturan dik,yatay,eğik ve yuvarlak
çizgileri çizmek onun iktidarı dışındadır. ( Özdemir, 1970,s.67 )
İlk günlerde çocuğun,yazı yazma hareketine el ve parmaklarını değil, bütün vücudunu
iştirak ettirmesi, dilini çıkararak ve kendini zorlayarak tıslaya tıslaya yazmaya çalışması hatta
bazen sıkıntı terleri dökmesi, bu özelliklerinin açık belirtisidir. Okula yeni gelen çocuğun kelime
ve satırın yazılışındaki esaslara yabancı olduğu muhakkaktır. Çocuk kelimeyi oluşturan harflerin
soldan sağa doğru sıralanarak kümeleştiğini bilmediği gibi satırında soldan sağa doğru yazılacağını
bilmez. ( İncekara, 1968,s.44 )
Çizgi, şekil ve resim esasına dayanan bu temrinlerle çocuklara şu üç şey
kazandırılmalıdır.
A)El ve parmaklarını kolaylıkla kullanma imkanı sağlanarak kaleme hakim olma
becerisi kazandırılmalıdır.
B) Harflerin dik, yatık, eğri ve yuvarlak çizgilerin yazılışı kavratılmalıdır.
C) Kelime ve satırın yazılışındaki, soldan sağa esası kavratılmalıdır.
( Akyılmaz,1968,s.93 )
Temrin Konularında Aranacak özellikler Şunlardır:
Yapılacak çizgi, şekil ve resim temrinlerinin konuları, çocuğun en çok görüp
tanıdığı eşya ve araçlar olmalıdır. Çocuğun hayatıyla sıkı ilgisi olan oyun araçları ve
oyuncaklar en kıymetli temrin konularıdır. Bu eşyaların harflere benzeyenleri mutlaka
konu edilmelidir. Örneğin, (H)’ye benzeyen merdiven, (Y)’ye benzeyen kuş lastiği, (E)’ye
benzeyen tarak, (O)’ya benzeyen çember, (T)’ye benzeyen çekiç gibi araç ve eşyaların şekil
ve resimleri temrin konuları olmalıdır.
Harfler dik, yatık, kırık, eğri ve yuvarlak çizgilerden oluşmuştur. Seçeceğimiz temrin
konuları bu çizgilerin hepsini kavratacak sayıda ve çeşitte olmalıdır.
Temrin konusu üzerinde öğretmen konuşmalı, öğrencileri konuşturmalıdır. Mümkünse
temrin konusunun bizzat kendisi sınıfa getirilip gösterilmeli, mümkün değilse resim ve modelinden
faydalanılmalıdır. Şekil ve araç tahtaya çizilmelidir. Şekil çizilirken çizgilerin nasıl çizildiği,
nerede başlayıp nerede bitirildiğine dikkat çekilmelidir. ( Kavcar, Oğuzkan, 1989, s. 112.)
Şekil, öğretmenin kumandası ile havada ve sırada parmakla yazdırılmalıdır.
Şekil, çöp fasulye ve benzeri araçlarla yaptırılabilir. Öğrenciler grup grup tahtaya
kaldırılıp tebeşirle çizdirilmelidir. Kurşun kalemle defterine çizdirilmeli ve öğrendiği bu şekil
veya resimle defterine kenar süsü yaptırılabilir.
1.2.2.2. Ad ve Soyadı Öğretimi
Ad ve soyadı öğretimi, genellikle okuma-yazma mekanizmasının kavranmasından sonra
yapılmalıdır.
Yazıya hazırlık temrinlerinde biraz ilerledikten sonra ikinci haftanın içinde, öğrencilerin
fiş zarflarına ad ve soyadları yazılmalıdır. Zarflar öğretmen tarafından dağıtıldıktan sonra üze-
rindeki yazının ad ve soyadları olduğu söylenip birer birer okutulmalıdır. Yazma faaliyeti üzerinde
hiç durmaksızın çocuklara adlarını yazmayı sonra öğrenecekleri söylenmelidir.
Okuma-yazma mekanizması kavrandıktan sonra her öğrenci birer birer tahtaya
kaldırılıp ad ve soyadlarını yazmaları istendiğinde, çocukların çoğu ismini yazabilmektedirler. Ad
ve soyadları sınıfça da deftere yazdırılmalıdır. Böylece çocuk sınıftaki bütün arkadaşlarının
isimlerini öğrenmiş olurlar. ( Akyılmaz,Kocaoluk,1992,s.79.)
Görülüyor ki mekanizma kavrandıktan sonra, çocukları asla zorlamadan, bu konuda
amaca başarıyla ulaşmak mümkün olabilmektedir.
1.2.2. 3. Sınıftaki Eşyaların Adlarını Öğrenme
Ders yılı başında sınıftaki eşyaların üzerine, evvelce hazırladığımız isim kartelalarını
asarız. Bu levhalarla ilgilenen öğrencilere de her eşyanın bir ismi olduğu söylenir. Her karte-
la, birer birer ele alınarak sınıfça grup grup ve birkaç öğrenciye de teker teker okutulur fakat
yazdırılmaz. Bir ders saati bile sürmeyecek olan bu kısa başlangıçtan sonra artık mekanizma
sökülünceye kadar eşya adları üzerinde durulmaz. Bu zaman içinde çocuklar sınıfa girip çıktıkça,
kartelalarla ilgileneceklerinden, onların görsel klişelerini kendi kendilerine edinmiş olurlar.
( Karagöz,1976,s.38.)
Okuma-yazma mekanizması kavrandıktan sonra bu isim kartelaları birer birer ele alınıp
imlaları üzerinde durulmalıdır. Ele alınan kelimenin (eşya adının) anlamı üzerinde durulmalıdır.
Zaten her kartela, ait olduğu eşyanın üstünde takılı olduğundan çocuklara bizzat eşyanın kendisini
göstererek neye yaradığı üzerinde durarak, kelimenin anlamını somut olarak kavratmış olurlar.
( Varış,R. 1973.s.81. )
Kartela sınıfa gösterilerek öğretmen tarafından okunur ve çocuklara da okutulur.
Tahtaya yazılır. Çocuklar da tahtaya bakarak havada ve sırada parmaklarıyla yazarlar, sonra da
defterlerine yazarlar. Grup grup veya teker teker tahtaya kaldırılarak, ezbere yazma denemeleri
yaptırılır. Kelimeler çeşitli cümlelerle kullandırılarak, defterlerine yazdırılır. ( Akyılmaz,
Kocaoluk, 1992, s. 96.)
Okuma-yazma mekanizması kavranmış olduğundan bütün bu faaliyetlerin çok
sevimli ve sevindirici olduğu muhakkaktır. Ayrıca eşya adlarından bir kısmının, şimdiye
kadar öğrenilen cümlelerde geçmiş olması bize işleyiş kolaylığı sağlar. Nihayet birkaç ders
içinde sınıftaki bütün eşya adlarını işlemek mümkün olur. ( Özdemir,1970,s.87 )
1.2.3. Cümle Devri
Cümlelerin klişe olarak ve fişlerle öğretilmesine üçüncü haftadan sonra başlanmalı
dördüncü ayın sonuna kadar devam ettirilmelidir. Bu müddet içinde öğretilecek cümle klişeleri
okuma yazmayı kavratmaya yeterlidir. Artık fiş halinde ve teker teker cümle öğretilmesine gerek
yoktur. Demek ki dört ay boyunca cümle klişeleri fişlerle öğretilecek ondan sonra okuma
yazma faaliyeti fişsiz yürütülecektir. (İncekara,1968,s.59.)
Cümle devri dört ay sürecek demek,bu süre içinde devamlı olarak cümle öğretilecek,
kelime ve heceye hiç yer verilmeyecek demek değildir. Bu dört aylık zaman, kelime ve hece
devrini de içine alır. Cümle öğretmeye devam ederken,zamanı gelince kelimeye geçilecek,
ikisi bir arada yürütülürken yine zamanı gelince heceye geçilecek, işte o vakit cümle,kelim
ve hece üçü bir arada yürütülecektir. Görülüyor ki devrelerden bazılarını kesin sınırlarla
birbirinden ayıramıyoruz.
Cümle döneminde verilecek cümleler seçilirken şu noktaları göz önünde
bulundurmalıyız.
-İlk cümleler,çocukların bildiği,kullandığı sözcüklerden oluşmalıdır.
-Seçilecek cümleler, anlamını kolay kavratmak amacıyla düzeylerine uygun,
az harfli ve kısa heceli sözcüklerden oluşmalıdır. Örneğin Ali gel , Ali bak gibi.
- Cümleler somut olmalı ve çocuğun yakın çevresinden alınmalıdır. Hareket
bildiren sözcüklerden oluşan kısa emir cümleleri verilmelidir.
-Cümleler verilirken,okuma-yazma anlama aynı zamanda kavratılmaya
çalışılmalıdır.
-Cümle çalışmaları daha önce verilen cümlelerin kalıbı bozulmadan yeni
sözcükler kullanarak çeşitlendirilmelidir.
-Daha sonra aşamalı olarak cümle içinde adın durum ekleri de kullanılmalıdır.
Örneğin Ali okula gel.
-Cümleler ilkokul programında belirlenen esaslara uygun olarak büyük ve
küçük harflerle birlikte verilmelidir.
-Cümlelerden aşamalı olarak noktalama işaretlerinden nokta, virgül, soru işareti
kullanılmalıdır.
-Cümlelerin seçiminde, Hayat Bilgisi üniteleri ile ilgili olmasına özen gösterilmelidir.
-Seçilen cümlelerde alfabedeki bütün harflerin kullanılmış olmasına dikkat edilmelidir.
-Bir kelimeyi bir tek cümlede kullanıp geçmemeli, çeşitli cümlelerde tekrarına önem
verilmelidir.
-Cümlelerin metin halinde olması tercih edilmelidir. örneğin; bir hafta içinde dört
cümle işleyeceksek, bu cümlelerin birbirleriyle bağlantılı olmasına yani hepsinin birlikte
bir metin oluşturmasına çalışılmalıdır. (Alperen, 1991, s. 56 )
Cümle öğretiminde, aşağıdaki basamaklara uygun hareket edilebilir.
a. Cümle, öğretmen tarafından söylenir.
b. Sınıfa toplu olarak tekrarlatılır.
c. Fiş tahtaya asılır.
d. Cümle dramatize edilir, yani canlandırılır. Yeniden öğretmen tarafından
okunur ve çocuklara kümeyle ve tek tek olmak üzere tekrar tekrar okutulur.
1.2.4. Kelime Devri
Cümle çözümlemesine geçtiğimiz zamana, yani; kelimelere ayırdığımız devre
Kelime Devri diyoruz.
Çeşitli cümleler içinde tekrar tekrar geçen kelimelerin çocuklar tarafından
tanınması, kelime devrine geçmeye bir işaret sayılır. Bu işaretin de sınıf durumuna göre,
okulun açılmasından iki ay sonra gelmesi beklenir. ( Işıl, 1990,s.112.)
Kelime devri, heceye geçinceye kadar yani; bir ay süreyle hızlı gider. Heceye
geçince hızı azalır. Onun için haftada kaç eski cümle çözümleneceği bu bir aya göre
hesaplanır. Örneğin; kelime devrine geçinceye kadar 20 cümle öğretildiyse, haftada 5
eski cümle çözümlenecek demektir. Tabii yeni cümleler de verildikçe çözümlenecektir.
( Tekışık, 1981, s.101.)
1.2.4.1. Cümle Çözümlemesi
Cümle öğretimi çalışmaları sürdürülürken, bir yandan da bunları oluşturan
sözcüklere öğrencilerin ilgileri çekilir. Sözcükleri vücudun organları ya da bir ağacın dalları
gibidir, diye somutlaştırarak kavratabiliriz. Yeterince sözcük öğretildikten sonra eski
sözcüklerle cümleler yapılır. Sınıftaki öğrencilerin çoğunluğu cümlelerdeki birbirine
benzeyen sözcükleri tanımaya, sezmeye başlayınca da cümle çözümlemesine başlanabilir.
Şimdi, cümle çözümlemesinde izlenecek basamakları sıralayalım:
a. O ana kadar verilen bütün cümleler oyun havası içinde tekrar edilir.
b. Bir cümle alınır, tekrar okutulup yazdırıldıktan sonra öğretmen tarafından
sözcükler ayrı ayrı renkli tebeşirle tahtaya yazılır. Sözcüklerin üstüne basarak cümle ağır
ağır okunur.
c. Cümledeki sözcükleri öğretmen çizgilerle ayırır. örneğin; Ali /ip /atla gibi.
d. Çeşitli oyunlarla, bireysel ve toplu tekrarla sözcükler öğrencilere okutulur
ve iyice tanıtılır. öğrenilen sözcüklerle değişik cümleler yapılır. ( Uçan, 1969,s.65)
Böylece, 3-4 ay içinde 30-40 kadar cümle öğretildikten sonra öğrenciler
kendiliğinden, önce cümleleri sözcüklere, sonra da sözcükleri hecelere ayırmaya
başlarlar. Ama bireysel ayrılıklar nedeniyle bu sözcüklerimizi henüz yapamayanlar
elbette olacaktır. (Tekışık, 1981,s.123.)
Çözümlenen cümlelerden elde edilen kelimeleri, çocuklar kelime zarflarına
saklarlar. Bu kelimeler (artık işi bitti) zarfta unutulmamalı, zaman zaman üzerlerinde
tekrar durulmalıdır. Uygun aralıklarla yapılacak bu tekrar, öğrenme alıştırmalarının
cazip hale getirilmesi için oyun şekline sokulması gerekmektedir. Şimdi bu oyunlardan
birini örnek olarak sunalım.
1.2.4.2. İstenen Kelimeyi Bulma Oyunu
Öğrenciler kelime zarflarını önlerine boşaltırlar. Bütün kelime fişlerini
önlerine yığarlar. öğretmen bir kelime söyler. Mesela; elmayı bulup kaldırın der.
Çocuklar fişlerini harıl harıl karıştırarak elmayı bulup kaldırırlar. Öğretmen sıralar
arasında dolaşarak, bulamayanları tespitten sonra, bulanlara okumalarını söyler.
Bütün sınıf beraber okur. Bazen de tek tek birkaç kişiye okutur. Tahta, tebeşirle
bölümlere ayrılarak bölme sayısınca öğrenci kaldırılıp, aynı kelime tahtaya yazdırılır.
Tahtaya yazdırılan kelime yine toptan okutulur. Herkesin defterine bu kelimeyi yazmaları
istenir.
Bu faaliyetler bittikten sonra, istenen kelimeyi bulamayanların, bulanları
alkışlamaları istenir. Eğer bulamayan hiç olmazsa o zaman bütün sınıfı öğretmen alkışlar.
Öğretmen istediği kelimeleri bu şekilde buldurmaya devam ederek, oyunu arzu ettiği kadar
uzatabilir.
1.2.5. Hece Devri
Kelimelerin çözümlendiği, yani kelimelerin hecelere ayrıldığı devre,
hece devri diyoruz. Çocuklar, çeşitli kelimelerde geçen aynı heceleri fark etmeye
başladıkları zaman, kelimeleri hecelere ayırmaya geçilmelidir. ( Uçan,1969,s.72.)
Hece devrinde kullanılacak kıymetli araçlardan biri de çözümleme levhalarıdır.
Bu levhalar karton yada ambalaj kağıdı üzerine alt alta yazılmış, aynı heceyi ihtiva eden
kelimelerden meydana gelir. Levhaları hazırlarken iki renk mürekkep kullanılmalıdır.
Aynı hecelerin alt alta getirilmesine dikkat edilmelidir. Sınıfın duvarlarına asılacak olan
bu levhalardaki kelimeler ,en arkadaki öğrencinin de görebileceği büyüklükte yazılmalıdır.
Levhaları sabitlikten kurtarıp seyyarlaştırmak için duvarlara renkli kurdela ile asılmalıdır.
Çözümleme levhalarındaki kelimeler, zaman zaman okuma-yazma konusu
yapılarak kelimelerdeki aynı hecelere dikkat çektirilir. Böylece o hecelerin köklü bir şekilde
öğrenilmesi sağlanmış olur.
Çözümleme levhalarının nasıl hazırlanacağını daha iyi görebilmek için aşağıda
bir örnek verelim.
Bayrak Elma Kaya Atma
Yaprak Fatma Oya Atla
Toprak Yama Maya Atkı
Orak Cama Yaşa Saat
Kurak Maşa Yaka Atlı
Şekil 4 : Hece Levhaları
Çözümleme levhalarından daha başka hece listesi de hece devrinin önemli
bir aracıdır.
Öğretmen, öğrenilmiş eski hecelerin bir listesini büyük bir kartona çıkarıp,
tablo halinde sınıfın karşı duvarına asmalı,zaman zaman üzerinde okuma egzersizi
yaptırmalıdır. Yeni yeni heceler öğrenildikçe, ya eski hece listesine ilave etmeli ya da
yeni hece listesi yapmalıdır.
Kelime çözümünde yani; hecelere ayırmada şu yol takip edilmelidir:
1. Çözümlenecek kelimelerin, çözümlenmeden önce çocuklara iyice maledilmesi
için alıştırmalar yapılmalıdır.
( Çözümlenecek kelimeler, önceden iyice tanınıyorsa bu maddeyi işlemeyip
atlamak gerekir.)
2. Kelimelerin büyük ve küçük fişleri kesilerek heceler ayrılmalıdır.
3. Kesilerek ayrılan heceler üzerinde egzersizler yapılmalıdır.(Göğüş,1992, s.49 )
1.2.5.1. Kelime Çözümlemesi
İlk okuma ve yazma öğretiminde öğretilen kelimelerin hecelere ayrılmasına
kelime çözümlemesi diyoruz. Bu aşamada öğrencilere heceler tanıtılmaya çalışılır. Şimdi
bu dönemde yapılması gereken çalışmaları şöyle sıralayabiliriz:
a. Seçilen cümle öğrencilere okutulur ve yazdırılır.
b. Cümleyi oluşturan kelimeler ayrı ayrı öğrencilere okutulur ve yazdırılır.
c. Sözcükler ayrı ayrı okutulurken ağzın kaç kez hareket ettiğine dikkat çekilir.
d. Cümledeki benzer heceler buldurulur.
e. Kelimeler çizgilerle ayrılır. Hece, üzerine basarak okutulur.
f. Heceler, öğrencilerle küçük fişler üzerinde de ayrılır.
ğ. Öğretilen hecelerden anlamlı sözcükler oluşturulur. Bu sözcüklerle cümleler
kurdurulur.
h. Bu arada aşamalı olarak ad, durum ekleri çekimlerde kullanılır. Ayşe okula gel
gibi. Burada ekin önemi ve gereği kavratılır.
ı. Öğretilen sözcükler çoğul yapılarak hece çalışmaları sürdürülür. Çoğul
ekinin önemi ve gereği kavratılır. (Kocaoluk, 1992, s.67 )
İlk okuma-yazma öğretimi oyunlaştırılarak, öğretimin etkisi arttırılır. Hecelerin
kavratılmasına ilişkin bir örnek verelim.
1.2.5.2. Şans Oyunu
Öğretmen, çocukları teker teker kaldırarak bir torba içindeki hece fişlerinden
bir tane çektirir. Çekenin şansına hangi hece çıkmışsa okur ve ezbere tahtaya yazar. Aynı
heceyi sınıf da okur ve defterlerine yazarlar. Şans çeken, çektiği heceyi okuyabilir ve
yazabilirse sınıfça alkışlanır. Aksi halde alkışlanmaz. Oyun böyle devam eder.
1.2.6. Harf Devri
29 harfi teker teker tanıtma devrine harf devri diyoruz. Harf devri aslında
hece devrinin devamından başka bir şey değildir. Aralarında şu fark vardır. Hece devrinde,
heceler şuursuz, harf devrinde ise şuurlu öğrenilir. Çocuk hece devrinde örneğin, pa yı,
niçin pa olduğunu bilmeden şuursuzca ve klişe halinde öğrenir. Halbuki harf devrinde,
pa nın niçin pa olduğunu bilir. Çocuk klişe ezberciliğinden kurtulmuş hece
kavramının şuuruna ulaşmış olur. ( Akyılmaz,Kocaoluk,1992,s.83 )
Hece devrine gelinceye kadar, daha hece devrindeyken sekiz sesli harf
iyice kavranmış olmalıdır. Hece devrinde, kelimeleri çözümlerken sekiz harf müstakil
hece olarak geçeceğinden, bu harfler harf devrine gelmeden haliyle kavranmış olurlar.
Eğer herhangi bir sebeple hece devrinde sekiz sesli harf iyice kavratılmamışsa,harf
devri sekiz sesli harfin kavratılmasıyla başlamalıdır. Hatta bu harfler, önceden kavratılmış
olsa bile harf devrinin ilk haftasında üzerinde tekrar durulmalıdır. Şöyle ki;
Sekiz sesli harften her birinin sağına tanınmış heceler getirilip (yazılıp) anlamlı
kelimeler yapılmalı, okutup yazdırılmalıdır.
A ya O ya U yu I lık
A ta O na U fuk I şık
E ve İ yi Ü tü Ö mer
E be İ ki Ü züm Ö tüyor
vs. gibi.
Bu kelimelerden sesli harfler silinip kalan hece okutturulmalı; silinen tekrar
yazılıp okutturulmalıdır. Böylece sekiz sesli harfin sesleri iyice tanıtılmış olur. Bir örnek
verelim: Öğretmen tahtaya Oya yazar. Okuyun der. Yüksek sesle Oya diye okutturur
O yu siler, kalanı okutturur. ya diye okurlar. Sildiğini tekrar yazar Oya diye okutturur.
Bu şekilde siler okutturur, yazar okutturur. Böylece o sesi iyice tanınmış olur.
Bütün sesli harfler, bu yolla kavranıp, takviye edildikten sonra kontrolüne
geçilmelidir. Sekiz sesli harften her biri,öğrencilere a yaz e yaz o yaz gibi
komutlarla yazdırılarak, öğrenip öğrenmedikleri kontrol edilmelidir.
Sekiz sesli harf, Harf Devrinin temel direkleridir. Bu harfler iyice öğretilip
bütün sınıfa maledilmeden, sessiz harf kavratılmasına asla geçilmemelidir. Bu çok
mühim bir noktadır ve kesinlikle ihmal edilmemelidir. (Akyılmaz,Kocaoluk,1992,s.85.)
1.2.6.1. Hece Çözümlemesi
Hece çözümlemesi, hecelerin harflere bölünmesidir. Bu dönemde harfleri
tanıma çalışmaları yapılır. Harf tanıma çalışmasına başlayabilmek için, öğrencilerin
sözcük çözümlemesinde öğrendikleri heceler içinde geçen aynı harfleri tanımaları gerekir.
Harf tanıma çoğu zaman hece tanıma ile iç içe yürütülür. Çünkü heceleri tanıtırken
elde ettiğimiz sesli harflerden oluşan heceler hem bir hece, hem de bir harftir.
Hece çözümlemesinde, baştan beri öğretilen tüm sözcüklerin ele alınıp harflere
kadar bölünmesine gerek yoktur. Bunlardan sadece sekiz sesli, yirmi bir sessiz harfin
tanınmasına yetecek kadar 30-40 sözcük ve hece seçerek çözümlemek yeterli olur.
( Değerliyurt,1969,s.74.)
1.2.7. Okuma-Yazmaya Geçiş
Cümleden harfe kadar süren cümle, sözcük ve hece çözümlemesi tamamlandıktan
sonra ilk okuma-yazma işlemi tamamlanmış demektir. Artık bundan sonra, okuma-yazma
çalışmalarına devam edilir. Bu arada düzeye uygun metin ve kitaplar titizlikle seçilmelidir.
Bu dönemde, kısa ve kolay metinlerden uzun ve karmaşık metinlere doğru bir yol izlenmelidir.
Basit metinler oluştururken, az heceli sözcüklerden, çok hecelilere doğru gidilebilir.
Bilindiği gibi metin çalışmaları, çözümleme bittikten sonra başlar ve ders
yılının sonuna kadar sürer. Bu arada istenilen düzeye ulaşamayan öğrencilerle çözümleme
çalışmaları sürdürülür. Özellikle çok kalabalık sınıflarda, öğretmenin işi bu bakımdan
zordur.
Çalışmaların yapılacağı metinlerin ilgi çekici, eğitici öğrencilerin yaşlarına ve
dil gelişimlerine uygun, anlatımı açık, bilinmeyen sözcük sayısı az, çok konuşmalı ve
resimli olması gereklidir.
İlk okuma ve yazma öğretiminde başarı için önemli bir yol da şudur.
Hayat bilgisi, matematik, resim-iş, müzik ve beden eğitimi derslerinden de
Türkçe dersinde öğrenciler için uygulama ve pekiştirme bakımından yararlanılmalıdır.
Bu arada teneffüsler ve geziler gibi ders dışı çalışmalar da çok önem taşır.
( Varış,R. 1973,s.70.)
Üzerinde durduğumuz bütün çalışmalar, etkili ve başarılı bir ilk okuma ve
yazma öğretimi için büyük önem taşımaktadır. Yine de özel durumlar, özel sorunlar
önümüze çıkabilir. İşte burada öğretmenin bilgi, beceri ve yaratıcılık gibi nitelikleri,
neyi, niçin ve nasıl öğreteceğini bilen, iyi bir öğretmen zorlukların üstesinden gelecektir.
1.3.1. BİREŞİM (SENTEZ) METODU
Bireşim:
1- Ayrı ayrı düşünce ve duyum öğelerinin birleşip bir bütün oluşturması.
2.- Türlü bulgu ve öğelerin, genel bir düşünceye varmak amacıyla, karşılaştırılıp
değerlendirilmesinden sonra birleştirilmesi işlemi.
3- Sözcük bölüklerinin bir araya getirilip okunması.
Bireşimsel Yöntem: öğretimde bir konunun yalınç öğelerini ya da ayrı ayrı
olayları bir araya toplayarak, onlardan bireşimsel bir bütün oluşturma ya da sonuca varma
yolu. (Oğuzkan,1974.s.29)
Anlaşılacağı üzere bireşim; çözümlemeyle yapılan işlemleri tersine yürüterek,
tekrar eski bütünü oluşturma yoludur. Böylelikle çözümleme işleminin doğru yapılıp
yapılmadığı denetlenmiş olur. Çözümlemenin sonunda, çoğu kez bireşime başvurmak
zorunda kalırız. Çünkü, iyi bir öğrenme için gerekli olan tanıma yı sağlamak;
insan beyninin doğal algılama işlemi olan bütün ü (Gestalt) oluşturmak mümkündür.
Her ders, yapısına ve içeriğine göre, bireşimi uygulamaya az ya da çok imkan
tanır. Öğretmen gerek çözümleme gerekse bireşimi kullanırken, doğallığın dışına
çıkmamalıdır. Doğal olmayan bir uygulama, konu bölümleri arasındaki bağlantının iyi
kurulamamasına ve bütünün anlamını yitirmesine yol açabilir.
Bireşim işlemi de, çözümlemede olduğu gibi, maddesel (somut) ve zihinsel
(soyut) bireşim olmak üzere ikiye ayrılabilir.
Varlık ve olaylarla ilgili yapılan bireşime, maddesel; sadece zihin yoluyla
yapılan bireşime ise, zihinsel bireşim denir. Örneğin; çözümleme yoluyla, kan plazması,
akyuvarlar, alyuvarlar şeklinde elemanlarına ayırdığımız kan sıvısını, bütün özellikleriyle
yeniden meydana getirebilirsek, maddesel bireşim yapmış oluruz. Tarihi kişiliğinin çeşitli
ayrıntılarını zihnen birleştirip, İşte Atatürk budur… şeklindeki düşüncemiz zihinsel
bireşimdir. (Kocaçınar,1966,s.157)
Bireşim işleminin öğretme-öğrenme etkinliğinde kullanılışına örnek olarak,
çözümlemede verdiğimiz örneğin tersine yapılışını gösterebiliriz. Bunların dışında
okuma-yazma öğretimi ile ilgili aşağıdaki örnek, hem çözümlemeyi, hem de bireşimi bir
arada göstermektedir.
Okuma-yazma öğretiminde, aşağıdaki gibi çözümlenmiş birimlerle anlamlı bütünler
oluşturma çabaları, birer bireşimdir. Bireşim yoluyla oluşturulan iki cümle örneği altta verilmiştir.
iç
Işık ılık
süt al
Emel sıcak
ver
( i ) Işık ılık süt iç .
( ii ) Emel sıcak süt al .
Şekil 5 : Bireşim Metodunda İki Cümle Örneği
1. Hazırlık Devri.
2. Ses ve Harf Devri.
3. Hece Devri.
4. Kelime Devri.
5. Cümle Devri.
6. Okuma-Yazmaya Geçiş.
E E K A O Ş M N M H
Y K A R C U A İ A A
L İ S A A B R S Y Z
Ü M I L K A T A I İ
L M I T N S R
K A
1 2 3 4 5 6
Şekil 6: Bireşim Metodunda Devrelerin Süreleri
( Akyılmaz,Kocaoluk,1992,s.86.)
Ders yılı boyunca devam eden bireşim yönteminin safhalarını kesin çizgilerle
birbirinden ayırmak mümkün değildir. Bundan dolayı genel sınırlılıklar içerisinde bu
zamanları şöyle verebiliriz
Hazırlık Devri: Ders yılı başından itibaren dört haftaya kadar sürer. Bu süre
öğrencilerin yaptıkları küçük kas hareketleri ve çizgi çalışmalarını kapsar.
Ses ve Harf Devri: Ders yılının ikinci ayının, üçüncü haftasından başlamak
mümkündür. Bu süre temel olarak hece ve kelime devrini kapsamakla birlikte ocak
ayının üçüncü haftasına kadar yani onaltı haftalık bir süreyi kapsar.
Hece Devri: Ses ve harf devrini takiben, üçüncü ayın üçüncü haftasından
başlayıp sekiz haftalık (iki aylık) bir dönemi kapsayıp, gerektiğinde uzatılabilir.
Kelime Devri: Hece devrinin son iki haftasını da içine alıp ocak ayının üçüncü
haftasına kadar devam eden bir dönemdir.
Cümle Devri: Ocak ayının üçüncü haftasında başlayıp, şubatın üçüncü haftasına
kadar devam eden süredir.
Okuma-Yazmaya Geçiş: Ders yılının altıncı ayının üçüncü haftasında başlayıp,
ikinci sömestir sonuna kadar devam eden bir devredir. Bu devrede cümle veya kelime
dönemini zayıf geçiren öğrenciler için ilk iki haftası, tekrar mahiyetinde geçirilebilir.
Bireşim yönteminin devrelerinin özelliklerini birer birer açıklayalım:
1.3.2. Hazırlık Devri
Bu devrede çocuklara, etrafta bulunan eşyaların adları öğretilir, bir taraftan da
çizgi alıştırmaları yaptırılır. Bu alıştırmalar devresi 15-20 gün kadar devam eder. Bu süre
içinde çocuğa okulun sevdirilmesi için de çalışılır. Dersler oyun şeklinde işlenir. Çizgiler
dik, yatık, yuvarlak, eğik olarak ve Türk alfabesinin harflerini meydana getirecek şekildedir.
Genel olarak dik çizgilerin verilmesinde fayda vardır. Dik çizgiler, yatık çizgilerden önce
verilmelidir.
Alfabemizdeki harfler şekil itibarı ile, doğru, eğri ve kırık çizgilerle yazılmaktadır.
Yazıya geçmeye bir hazırlık olması için okulların açıldığı günden itibaren 2 haftalık (20 ders
saatlik) sürenin çizgi çalışmalarına ayrılması yeterli olmaktadır. Ancak öğretmen lüzum
görürse,bu süreyi bir hafta daha uzatabilir.
Çizgi çalışmalarında ve daha sonraki çalışmalarında; Resim dersinde
(Hayat Bilgisi) ile ilgili resim; Müzik dersinde şarkı, beden eğitimi dersinde çizgi
istikametleri dikkate alınarak el, kol, baş, gövde, parmak, bilek hareketleri (sayarak)
yaptırılır. Mesela, baş öne alınır ve bir denir. Tekrar kaldırılır iki denir. Sağa eğilir üç ve
sola eğilir dört denir. (Işıl,1990,s.137.)
Sıra üzerinde parmak soldan sağa, yukarıdan aşağı doğru kol, yine soldan sağa,
yukarıdan aşağı doğru sayarak; değişiklik olması için kalemin arka tarafı sıra üzerinde
ve havada aynı şekilde hareket ettirilir. Böylece, ilerde yazmaya başlayacakları çizginin
istikametini tayin becerisi kazanırlar.
Bu arada gözlerini sağdan sola kontrollü olarak hareket ettirebilmek için öğretmenin
sağdan sola doğru el, kol, yürüme, tahtaya çizgi çizme gibi hareketlerini takip alıştırmaları
yapılır.
Görüldüğü gibi birinci sınıfta her ders okuma-yazma çalışmaları için fırsat ve
imkanlar sağlar. Ancak hayat bilgisi veya müzik dersinde yazı çalışmaları yaptırmak
doğru değildir. Hatta çizgi çalışmaları sırasında matematik dersinde uzun, kısa, büyük,
küçük, az, çok, aynı, eşit gibi kavram çalışmaları yaptırılması derslerin bütünlüğü ve
öğrenmeyi kolaylaştırması bakımından önemlidir.
Hazırlık döneminde yapılacak faaliyetleri üç ana başlıkta toplayabiliriz.
A. Dinleme ve sözlü ifadeyi geliştirme hazırlıkları.
B. El ve göz koordinasyonunu sağlayıcı hazırlıklar.
C. Yazma (çizgi) hazırlıkları
1.3.2.1. A. Dinleme ve sözlü ifadeyi geliştirici hazırlıklar
İlköğretimin en mühim amaçlarından biri öğrencilere gördüğünü , bildiğini duyduğunu
anladığını , incelediğini ve düşündüğünü sözlü ve yazılı olarak ifade etme becerisinin kazandırıl-
masıdır.
Bu becerinin kazandırılmasına birinci sınıfın ilk günlerinden itibaren başlanır. Bunun
için de onların kelime haznelerinin zenginleştirilmesi, dinleme , izin almak kaydıyla konuşma
ve kendi konuşurken sözünün kesilmemesi, kelimelerin doğru olarak söylenmesi,
anlamlı olarak konuşmasının sağlanması ve özgürce konuşmasına fırsat verilmelidir.
Türkçe dersinin ifade ve beceri dersi olarak, bağlı olduğu hayat bilgisi; bir
İfade, yaşama, iş, deney ve gözlem dersi olarak; müzik ve beden eğitimi dersleri ritim ve
hareketi geliştirme bakımından; matematik; eşyaları çeşitli yönlerden tanıma bakımından
ve her ders; kelime haznesinin zenginleşmesi ve nihayet dil gelişimine önemli ve kıymetli
fırsatlar hazırlanması bakımından birer uygulama sahasıdır. (Akyılmaz, Kocaoluk, 1990,s.85)
1.3.2.2. B. El ve göz koordinasyonunu sağlayıcı çalışmalar:
Çizgi çalışmalarında elde edilecek sonuç ve kazandırılacak becerilerin amacına
ulaşması ile, öğrencilerin yazılarının güzelliği arasında önemli bir ilişki (korelasyon)
vardır.
Çizgi devri ne kadar muntazam ve başarılı olursa, öğrencilerin yazıları da o
derece güzel olur.
Yukarıda da temas edildiği üzere,öğrencilerde öncelikle şunlara dikkat
edilmelidir.
1- Sağ ve sol kavramları kazandırılmalıdır.
2. Uzun-kısa,büyük-küçük,doğru-eğri,dik-yatık kavramları çevredeki
varlıklardan örnekler gösterilerek,buldurularak, tahtaya çizdirilerek ,çizilerek,mukayese
yoluyla kazandırılmalıdır.
3. Eli istendiği anda sağdan sola,yukarıdan aşağıya hareket ettirme ve göz
ile eli takip etme yoluyla el-göz koordinasyonu geliştirilmelidir. Ayrı görme (müşahade)
maksadıyla gözü ve dikkati eğitici çalışmalara da yer verilmelidir. (Akyılmaz, Kocaoluk, 1990,
s.86 )
1.3.2.3. C- Çizgi Çalışmaları;
a- Çöp ve Tanelerle
Okula başlayan çocuklar,kalem,defter,kitap,çizgi,resim vb .kavramlar hakkında
yaşlarının ve tecrübelerinin elverdiği ölçüde bilgiye sahiptirler .Ancak bunları disiplinli
ve maksada uygun şekilde nasıl kullanacakları konusundaki bilgileri yetersizdir.
Öğrencileri,kalemle çizgi çizmeye başlatmadan önce taneler ve çöplerle
çalıştırmak,çizgi istikametleri hakkında bilgi ve beceri kazanmaları bakımından önemlidir.
Kibrit çöpleri,kürdan,fasulye taneleri vb. araçlardan bu maksatla faydalanabiliriz.
Taneler ve çöpler az sonra açıklanacağı gibi yukardan aşağıya, soldan sağa doğru dizilmelidir
Öğretmen bu çalışmaları dikkatle takip etmelidir. (Akyılmaz, Kocaoluk, 1990, s.87 )
b-Yazı ile
El-göz koordinasyonu, çevredeki eşyalar ve onların (dört kenarı var,üç köşesi
var,tarağın dişleri,pencerenin bölümler, bayrağın rengi,tekerleğin şekli,balonun biçimi gibi).
Özellikleri tanıtılarak çizgi çizme çalışmalarına başlatılır.
Bunun içinde önce en iyi bildikleri,elleri ile dokundukları, gözleri ile gördükleri
(yakından-uzağa,bilinenden-bilinmeyene) eşyaların sadeleştirilmiş (Basit çizgilerle)
resimlerini ders kitabındaki örnekleri de inceleyerek sıra ile havada, sırada, kum masasında,
yazı tahtasında, kitaptaki resmin yanına ve son olarak da deftere çizmeleri sağlanacaktır.
Çizgilerin Yönleri:
a- Çizgiler önce yukardan aşağıya olan dik çizgilerden başlanacaktır. Bu çizgi
çizilirken bir denir. ( Şekil: a ).
b- İkincisi,satırın üst tarafına çizilen yatık çizgidir. Bu çizgi çizilirken iki
denir. ( Şekil: b ).
c- Çizgiler şekil c ve d ‘ deki sıra ile çizilir. Her çizgi, sayı ile çizilmelidir.
( Şekil: c ).
d- Dik çizgiler mutlaka satır aralığını tam doldurmalı ve hem dik, hem de
doğru olmasına dikkat edilmelidir. (Şekil: d ).
Şekil: a Şekil: b Şekil: c Şekil: d
Şekil : 7 Çizgilerin Yönleri (Akyılmaz. Kocaoluk. 1990, s. 89 )
Gerek tahtaya çizerken, gerekse öğrencinin defterine çizmek gerektiği zaman
öğretmen her defasında çizgileri aynı sıra ve itina ile çizmelidir. Baştan savma çizmemeli
ve öğrencinin baştan savmacılığına müsaade etmemelidir.
Şu kadar çiz denilmemelidir. En güzel şekilde çizilene kadar çalışmalara devam etmelidir.
Çünkü bu çizgiler, ileride öğrencinin yazısının güzelliğini tayinde çok önemli rol
oynayacaktır.
1.3.3. Ses ve Harf Devri
Ses ve harf devri, hazırlık dönemini takip eden on iki haftayı içine alır.
Bireşim yönteminin esası; ses ve harf kavramının, hece-kelime dönemi ile kaynaşık
şekilde yapılmasıdır. Evvela kavratılacak harfin özel sesi tanıtılmalıdır. Bunun için
sembol olarak gösterilen harfin seslendirilmesi; görme-tanıma, ritim ve vurgu, ses ve
mimiklerin kullanılması esas olmalıdır. Bu devrin planı yapılırken 29 harf, ilk ayın
haftalarına taksim edilmelidir. İlk haftaya, sekiz sesli harf ile üç sessiz harf konmalı,
geri kalan on sekiz sessiz harfi de her haftaya altı sessiz harf olmak üzere diğer haftalara
dağıtılır.
Harflerin haftalara dağıtımında, harf sayısı gözetilmeli ilk haftalara daha
ziyade bariz ses veren,; ( ç,r,z,t,k,s… ) gibi harfler konmalıdır. Bu tür harfler ses
halinde daha etkili olduğu için daha çabuk kavranır. Halbuki (b,c,d,g…) gibi sessiz
harfler böyle değildir.
1.3.3.1. Harf Devrinde Dersin İşlenişi:
(Harf-Hece Dönemine Geçiş)
Harf devrinde ders işlenirken yeni bir harf kavratılırken takip edilecek faaliyet
basamakları sırasıyla şunlardır:
1. Önce kavratılacak harfin özel sesi tanıtılır.
2. Özel sesi tanıtılmış harfin sağ ve soluna sekiz sesli harf getirilerek (yazılarak )
on altı hece oluşturulmalı. Bu on altı hecenin teker teker klişesi kavratılmalıdır.
3. Bu on altı hece ile okuma yazma temrinleri yaptırılmalıdır. (Akyılmaz, Kocaolluk,
1990, s. 88)
1.3.4. Hece Devri
Hece devri, harf devri ile birlikte işleneceği için hem harfler tanıtılırken hem de
hece devri işlenmiş olur. Özel sesi tanıtılmış harfin sağ ve soluna sekiz sesli harften her
birini getirerek on altı hece meydana getirme ve bu hecelerin klişesini tanıtma şu şekilde
yapılır. Örneğin; kavratılacak harf t ise bu harfin özel sesi tanıtıldıktan sonra öğretmen
tarafından şu on altı hece tahtaya yazılır.
ta at
to ot
tu ut
tı ıt
te et
tö öt
tü üt
ti it
Bu heceleri öğretmen yüksek sesle ve bir çubukla göstererek okur. Toptan,grup
grup ve birkaç kişiye de teker teker okutur. Bu heceleri defterlere yazdırır. Sonra, bu
heceler tahtaya kaldırılanlara ezbere yazdırılır.
Hece devrinde Alfabe Kitabında bulunan Hece Tablosu en önemli kaynaklardan
biridir.
ba
ca
ça
da
fa
ga
ğa
ha
ja
ka
la
bo
co
ço
do
fo
go
ğo
ho
jo
ko
lo
bu
cu
çu
du
fu
gu
ğu
hu
ju
ku
lu
bı
cıı
çı
dı
fı
gı
ğı
hı
jı
kı
lı
be
ce
çe
de
fe
ge
ğe
he
je
ke
le
bö
cö
çö
dö
fö
gö
ğö
hö
jö
kö
lö
bü
cü
çü
dü
fü
gü
ğü
hü
jü
kü
lü
bi
ci
çi
di
fi
gi
ği
hi
ji
ki
li
ma
na
pa
ra
sa
şa
ta
va
ya
za
mo
no
po
ro
so
şo
to
vo
yo
zo
mu
nu
pu
ru
su
şu
tu
vu
yu
zu
mı
nı
pı
rı
sı
şı
tı
vı
yı
zı
me
ne
pe
re
se
şe
te
ve
ye
ze
mö
nö
pö
rö
sö
şö
tö
vö
yö
zö
mü
nü
pü
rü
sü
şü
tü
vü
yü
zü
mi
ni
pi
ri
si
şi
ti
vi
yi
zi
ab
ac
aç
ad
af
ag
ağ
ah
aj
ak
al
ob
oc
oç
od
of
og
oğ
oh
oj
ok
ol
ub
uc
uç
ud
uf
ug
uğ
uh
uj
uk
ul
ıb
ıc
ıç
ıd
ıf
ıg
ığ
ıh
ıj
ık
ıl
eb
ec
eç
ed
ef
eg
eğ
eh
ej
ek
el
öb
öc
öç
öd
öf
ög
öğ
öh
öj
ök
öl
üb
üc
üç
üd
üf
üg
üğ
üh
üj
ük
ül
ib
ic
iç
id
if
ig
iğ
ih
ij
ik
il
ma
an
ap
ar
as
aş
at
av
ay
az
om
on
op
or
os
oş
ot
ov
oy
oz
um
un
up
ur
us
Kategori: Eğitim