İlköğretimin Birinci Sınıflarında Türkçe Öğretimine, Okuma-yazma Davranışın
12 Temmuz 2007
İlköğretimin birinci sınıflarında Türkçe öğretimine, okuma-yazma davranışının kazandırılmasından sonra başlanacağı doğaldır. Ancak, okul öncesi dönemi çocuklarında ailenin, çevrenin sosyo-ekonomik, kültürel etkenlerin yarattığı Türkçe öğretimine hazır olma eşitliği sağlanmamış olabilir. Bu durumda birinci devre yıllarında öğrencilerin Türkçe yönünden düzey ayrılıkları sürecektir. Öğretmen, Türkçe öğretimine başlarken çocukların okuma-yazma etkinliklerine hazır oluşları yönünden seviye grupları tekniğinden yararlanılabilir. Böylece üç yılı kapsayan dönem süresince, bir yandan seviye grupları arasındaki ayrılıkları azaltıcı çalışmalar yaparken, öte yandan da, üçüncü sınıf sonunda ulaşılması gereken Türkçe öğretiminin özel amaçlarına ulaşılmasını sağlayabilmelidir.
Her iki ayda bir Türkçe gelişimini ölçme testleri ve öteki değerlendirme araçlarıyla öğrencilerin Türkçe düzeyleri ve bu düzeyin gelişimi saptanmalıdır.
Birinci sınıfların Türkçe derslerinde izlenecek, yöntem, bu sonuçlara ve gelişme hızına göre belirlenmelidir. Türkçe öğretimi özellikle birinci devrede, bir sanat işidir. Karşılaşılan seviye grupları ne olursa olsun Türkçe öğretimini yapan öğretmenin, usta bir sanatçı gibi davranabilmesi başta gelir. Çocukların ihtiyaçlarına karşılık verebilmek için çeşitli yöntem ve teknikler kullanılır.
1. Anlama Çalışmları :
İlköğretimin ilk üç sınıflarında anlama yeteneğini kazandırmak için seçilecek okuma parçalarının başlıca iki özelliği olmalıdır. Bunlardan birincisi, okuma parçasının Sosyal Bilgiler ve Fen Bilgisi ünitelerine ve ünitelerinin konularına, ikincisi ise çocukların zevk aldıkları konulara uygunluğudur. Okuma parçalarının çeşitli ünitelere ve konulara uygunluğu ile çocukların doğal ilgilerine ve beğenilerine karşılık vermesi konusunda çok titiz olunması gerekir. Bunlardan birine ağırlık vererek diğerini ihmal etmek doğru olmaz.
2. Parçanın Okunması :
Okuma türlerinin başında sesli okuma gelir. İlköğretimin ilk üç sınıfında sesli okumaya sessiz okumadan daha çok zaman ayrılır. Bu sınıflarda, okumadan önce , anlamayı sağlamak esastır. Bu nedenle sınıfta öğrencileri okuma çalışması yerine anlama etkinliğine yöneltmek uygun olur. Anlama yeteneğinin kazandırılmasında ve geliştirilmesinde, öğretmenin çok başarılı sesli okuması önem taşır. Öğretmen kitaplarında, okuma parçalarının seslendirilmesine, diksiyonuna, toplamalarına ışık tutucu yeterli bilgilerin ve tekniklerin belirtilmesi gerekir. Sesli okuma süresince, öğretmen, rolünü çok iyi oynayan bir aktör gibi olabilmelidir.
Öğretmenin, çeşitli okuma ve söyleyiş, diksiyon kusurları olabilir. Bunu önlemek için, okuma parçalarının, bantlardan ya da plaklardan dinlatilmesi de yerinde olur. Ancak, bu teknik imkanların uygunluğu ölçüsünde başvurulabilecek bir yöntemdir. Öğretmenin sesli okuması sırasında öğrencilerin parçayı kitapları üzerinden izlemeleri doğru değildir. Çünkü bu durumda izleme çabası anlamayı engeller.
Ancak, daha çok birinci sınıflarda virgül ve noktalardaki duraklamalara alıştırma bakımından öğrencilerin okunanı zaman zaman kitaptan gözleriyle izlemelerinde de yarar vardır.
3. Okuma Parçasıyla İlgili Resimler :
Geleneksel anlayışta resimler, kitaplar için bir süs öğesi olabiliyordu. Yeni anlayışta Türkçe ve çocuk kitaplarındaki resimler asla bir süs öğesi olarak düşünülmemektedir. Resimler, Türkçe öğretiminde, özellikle, anlatma, ilgilenme ve çocuktaki resim gelişmesini biçimlendirmeyi hızlandırmada etkili ve vazgeçilmez ders araçlarıdır. Bu özelliğiyle Türkçe kitaplarında söz öğesi olmayan resimlerden yararlanmak gerekir.
Türkçe kitaplarındaki resimlerden yararlanma nasıl olabilir? Bu yararlanma, önce öğrencilierin Türkçe seviye gruplarına, konuya, çevre özelliğine göre değişebilir.
Resimler üzerinde çeşitli çalışmalar, iki ayrı biçimde sürdürülebilir. Gerektiği durmlarda şu şu çalışmaların her ikisine de bir arada yer verilebilir;
a- Okuma parçasının başında anlamaya hazırlayıcı çalışma.
b- Okuma parçasının sonunda anlamayı denetleyici ve ayrıntıları tamamlayıcı çalışma.
Her iki çalışma için de:
Resimlerin üzerinde gözlem yapılması
Resimdeki kişilerin, eşyaların adlarının saydırılması.
Resimdeki kişiler, eşyalar arasındaki ilişkilerin buldurulması.
Resimde canlandırılan sahnenin kavranması.
Gereklidir.
Bu etkinlik, inceleme, gözleme, gözlem, olaylar ve varlıklar arasında ilişkiler kurma, anlama, anlatma. Olayı tamamlama etkinliklerine imka sağlar.
Okuma parçası kavrandıktan sonra da, resimler üzerinde çalışmalara dönülebilir. Bu durumda, resmin, kavranılan olayın hangi bölümünü canlandırdığı , bunun hangi ayrıntılarla belirlendiği buldurulur.
Okuma parçasının, iki özelliği bir arada taşıması ilkesinde hareket edilince, okumaya geçmeden önce iki hususun sağlanması uygun olur. Bunlardan birincisi, okuma parçasının Sosyal Bilgiler ve Fen Bilgisi konularıile ilişkisinin sezdirilmesi; ikincisi ise okuma parçasına karşı ilginin uyandırılmasıdır.
4. Bazı kelimlerin , kelime gruplarının açıklanması :
Okumanın asıl amacı, anlamı doğru ve çabuk kavramak olduğuna göre, kelime şekilleirinin, anlamlarıyla aynı zamanda öğrenilmesi gerekir. Anlama, hem kelimlerin özel biçimlerini tanımaya, hem de söz gelişinden yararlanmaya hizmet etmesi bakımından, okumanın en önemli öğesidir.
İyi bir anlama için parçadaki tüm kelimelerin ya da kelime gruplarının kavratılmasına gerek duyulmamalıdır. Aslında, öğrenci yaşına ve ana dili gelişimine göre hazırlanmış okuma parçalarında bu tür çalışma çocuktaki etkin ve edilgin kelime zenginliğini bir plana göre geliştirir.
Kelimenin, anlatım birimi olan cümle içinde verilmesi, cümlenin anlam bütünlüğü içinde kelimelerin anlamlarının kullanılışlarının sezdirilmesi yöntemi uygulanır. Cümlenin anlamıdan kelimelerin anlamlarının sezdirilmediği durumlarda , yeni yeni cümleler verilir, ya da çevredeki yardımcı eğitim araçlarından yararlanılır(sözlük,resim,canlandırma vb.).
KAVRAMA İLE İLGİLİ ÇALIŞMALAR
Parçaların kavranması, bazı ayrıntıların üzerinde durulması için bu tür çalışmalara yer verilir. Bu tür çalışmada, parçanın genellikle iyi kavranıp kavranmadığının değerlendirmesi yapılır.
Çalışmalar arasında, parçanın gereksiz ayrıntıları üzerinde durmanın öğrencilere büyük şeyler kazandıracağını sanmak pek doğru olmaz. Öğrencilerde, parçayı anlama çalışmaları, sorularını, parçadaki deyişlere uyan biçimleriyle, düzgün cümlelerle belirtmeleri sağlanmalıdır. Soruların eksik öğeli cümle, ya da tek kelimeli cümlelerle cevaplandırılmasına izin verilmemelidir.
5. Anlatım Çalışmaları :
ilk üç sınıfta, sözlü anlatım, yazılı anlatıma göre üstünlük sağlar. Anlatım çalışmlaarı için konular, genellikle okuma parçasının konularından seçilebilecektir. Türkçe kitaplarındaki resimler, okuma parçaları, öğrencinin yaşadığı çevrenin ve olayların verdiği imkanlarla sözlü ve yazılı anlatım çalışmaları sürdürülür.
Anlatım çalışmaları için de sınıfta seviye grupları oluşturulur. Öğrencilerin kullandıkları kelime zenginlikleri, cümle kurma yetenekleri, anlatım çalışmalarının kapsamını belirler. Yaşanılan olaylar anlattırılır. Parça ile bunların ilşkileri kurulur.resimler, anlatım çalışması için yararlanılacak ve her zaman başvurulabilecek eğitim araçlarıdır.
Resimlerin anlattırılmasında , çocuğun hayal gücünün gelişmesi için, resimlerdeki bazı boşlukların öğrencilere tamamlatılması uygun olur.
Konuşma ile yazma arasındaki ilgiye, öğrencilerin sık sık dikkatleri çekilmeli, konuşulan bazı konular sınıfça ya da her öğrenci tarafından ayrı ayrı yazılmalıdır.
Bazı sesleri zorlukla çıkaran ya da yanlış söyleyen öğrencilerin üzerinde ders dışında bireysel çalışmalar yapılmalıdır.
Yazılı anlatım :
1. Düzgün yazmak, düzgün konuşmakla yakından ilgilidir. Bundan dolayı, sözlü anlatım alıştırmaları,öğrencilerin düzgün konuşmaları için olduğu gibi doğru ve güzel yazmaları için de başlangıç olur.
2. Öğrencilere ilk zamanlarda yazmanın, söylenenleri yazı ile belirtmekten başka bir şey olmadığı anlatılmalı ve bu amaçla yazma işi sık sık konuşmalara bağlanmalıdır.
3. İlk sınıflarda bulunan öğrencilere, bir düşünce, önce söylettirilmeli, sonra yazdırılmalıdır. Söylemenin yazmaya göre daha hızlı yürümesi yüzünden, öğrenciler, bazı harfleri, kelime ve cümleleri atlar ya da iki kez yazarlar. Aradaki bu hız farkını gidermek için başlangıçta öğrencilerin yazma hızına uyacak biçimde ağır ağır söylemeye, kendi yazdıklarını da yeniden okuyarak aksiklerini bulmaya alıştırılmaları uygun olur.
4. Öğrencilere cümleler içinde kelimelerin, düşünce bütünlüğü içinde cümlelerin, düzenlenmesini öğretmek için birinci, ikinci ve üçüncü sınıflarda cümle ve yazma tekniği alıştırmaları yaptırılmalıdır.bunda şöyle bir derecelendirme gözetilmesi uygun olur;
a. Cümle ya da cümleler kümesinin sınıfça düzenlnip birlikte yazılması.
b. Cümle ve cümleler kümesinin sınıfça düzenlenmesi, her öğrenci tarafından ayrı ayrı yazılması.
c. Cümle ya da cümleler kümesinin her öğrenci tarafından ayrı ayrı tasarlanıp yazılması.
Bu sonucun yolun, serbest yazma olduğu bellidir. Bununla birliktebaşlangıçta öğrencilere bir yandan bu biçimde cümle ve yazma tekniği alıştırmaları yaptırılırken, öte yandan da onların onların serbest yazmalarına imkan verilmelidir.
5. Sınıfça yazılacak konular, birlikte incelenen, yaşanılan konular arasından seçilmelidir. Bu konu üzerinde önce konuşulur. Böyle bir konuşma, öğrencilerin birbirinden farklı olan izlenimlerini,duyuş ve düşüncelerini, dikkatlerini çeken bölümleri ayrı ayrı ortaya koyacaktır. Bu kişisel yönler, duygu ve düşüncelerin belirmesine, yardım ettiği kadar serbest yazmaya doğru da önemli bir adımdır. Öğretmen birlikte yazmaktan tek tek yazmaya geçişi kolaylaştırmak amacıyla sınıfça yazılmasına başlanan bir konun önce sonunu, sonra da büyük bir kısmını öğrencilere bırakmalıdır.
Bir konunun brilikte yazılacak bölümü, sondan başa doğru cümle cümle azaltılmalı, sonra serbest yazmaya geçilmelidir.
Üçüncü sınıfta birlikte yazmadan serbest yazmaya geçiş tamamlanmış olmalıdır.
Yazım :
Birinci sınıfta kelimeleri deftere yazdırmadan önce bazen havada yazdırma uygun olur. Aynı kelimeleri birkaç kez yazmanın mihaniki ve sıkıcı bir biçim almaması için, öğrenciler tarafından düzenlenecek cümlelerde bu kelimeyi kullandırmak daha yararlıdır.
İlk sınıflarda öğrencilerin yazımını öğrenmekte güçlük çektikleri bazı kelimeler fişler üzerine yazılarak sınıfta bir süre asılı bulundurulmalıdır.
6. Dilbilgisi Çalışmaları :
Dilbilgisi etkinlikleri doğru anlamayı, doğru konuşmayı sağlamak amacını güder. Bu etkinlik, doğru anlama, doğru konuşmada davranış değişikliği kazandırır. Doğru anlamayı, doğru konuşmayı amaç edinen dilbilgisi etkinliklerinde, kavranılmış okuma parçasındaki örneklerden yararlanılır. Okuma parçasındaki başarılı ve o parçada üstünlük gösteren dil kullanılışları üzerinde sezdirici çalışmalar yaptırılır. Bunlara benzer örnek söyleyişler öğrencilere buldurulur. Böylece, bilgiyi öğrenme, kuralı belleme yerine, doğru anlama, doğru konuşma yeteneği geliştirilmeye çalışılır. Dil çalışmalarında; kitaplardaki resimlerden, okul, aile ve yerleşme yeri özelliklerinden yararlanılarak örnekler bulduruluır. Ancak, Türkçe derslerinin bazı saatlerinin dilbilgisi başlığı altında bütünlük ilkesine ters düşen bir biçimde yürütülmesi asla doğru olmaz. Okunan parçadaanlama, kavrama çalışmalarında sonra, dil etkinliklerine geçilir. Türkçe kitaplarındaki dil etkinlikleri bunun başarılı örnekleri olmalıdır. Bu örnekler, sınıftaki seviye gruplarına göre ya tümüyle ya da bir kısmıyla incelenir. Ayrıca yeni örnekler bulunur.
Bu sınıflardaki öğrenciler, henüz dili, varlıklardan ve olaylardan ayrı olarak inceleyebilecek düzeye varmamışlardır. İlk üç sınıfta konuşma ve yazı diliyle ilgili alıştırmlaar, çocukların dil duygusunu besleyerek geliştirmek amacını güder.
Dilbilgisi alıştırmalarının amacı, bu devrede , bir takım kural ve tanımlamalara varmak değildir. Bu devrede konuşma ve yazma alıştırmalarıyla çocuklar. Türkçenin kullanılışını öğrenerek dil biçimleriyle anlam arasındaki ilgileri kavrayacaklar, sağlam anlatımın ne olduğunu sezecekler ve dili kullanmada güven kazanacaklardır.
İlk üç sınıfta yer alacak dil alıştırmalar, dilbilgisinin gerektirdiği sıra ve plana göre değil, öğrencilerin henüz kullanmada durakladıkları dil biçimlerine göre seçilecektir; başka derslerin konuları da bu alıştırmaların gereçlerini sağlar. Bunun için, öğretmen işe önce sınıftaki çocukların dillerini tanımakla başlamalıdır. Genel olarak çocuğun dili, yaşının ve çevresinin dilidir. Bu dilin yetişkin dili ve genel dil halini alıncaya kadar bir takım evreler geçireceği unutulmamalıdır. Çocuğun kullandığı dili birden bire olgunlaştırmaya kalkışmak, onda konuşma ve yazma çekingenliği yaratır. Çocuk dilinde rastlanacak farklılıklar, zamanla ve doğal fırsatlardan yararlanarak yavaş yavaş düzeltilmelidir.
Birinci sınıfın dilbilgisi çalışmlalarında, düzgün konuşma alıştırmaları ön planda gelr. Çocukların çoğu, bazı sesleri değişik bir biçimde (yarım,peltek) çıkarırlar. Bu yanlışlara çocuğun dikkatini çekmek, sık sık seslerin hakkını vererek, kusursuz kelimeleri tam sesleriyle söyleyebilmekte değil, doğru yazmayı sağlamakta da etkilidir.
Sonuç olarak ;
Birinci sınıflarda Türkçe öğretimindeki bütünlük ilkesine göre, her an bir çalışmadan öteki çalışmaya geçmek, sonra çıkış noktasına dönmek ve ordaki gelişmelere göre başka bir etkinliğe geçmek ve yine çıkış noktasına geri dönmek gerekir. Bunun içindir ki, ilköğretimin ilk beş yılında özellikle birinci sınıflarda, Türkçe dersleri değil, Türkçenin kazandırılması ve geliştirilmesi çalışmaları vardır. Bu çalışmalar sınıf düzeyine, sınıfların seviye gruplarıına göre, tüm öğretim etkinlikleini kapsayacak biçimde genişletilebilir.
Kategori: Eğitim