Akran Eğitiminin Özürlü Çocuğun Sosyal Uyumuna Etkisi

12 Temmuz 2007



AKRAN EĞİTİMİNİN ÖZÜRLÜ ÇOCUĞUN SOSYAL UYUMUNA ETKİSİ

Özürlü çocukların ruhsal yönden etkilenmemesi için eğitim ortamının çok iyi ayarlanması gerekir. Eğitim ortamı; öğrencinin etkileşimde bulunduğu ve öğretme-öğrenme etkinliklerinin meydana geldiği çevredir. Psikolojik, sosyal ve fiziksel boyutları olan bu çevrenin, eğitim etkinlerinde uygun olarak düzenlenmesi gerekir.

Eğitim ortamlarının hazırlanmasında öncelikle öğrencilerin sosyal uyumlarının sağlanabilmesi ve problem davranışlarının değiştirilmesinde destek alınabilmesi açısından; öğrencinin ailesi, okul personeli, okuldaki diğer öğrenciler ve onların ailelerinin, bu öğrencilerin özellikleri hakkında bilgilendirilmesi önem taşımaktadır.

Öğrenciler kendi yaşıtlarının olduğu sınıflara yerleştirilmelidir. Öğretmen alay konusu olabilecek öğrencilere dikkat etmeli, onları göz önünde bulundurmalıdır. Diğer çocuklar sık sık uyarmalı, onlarında bir öğrenci olduğunu, aynı ortamda eğitim almaları gerektiğini sık sık hatırlatmalıdır.

Öğrenciler duruma göre eğitim almalıdır. Yerine göre tam zamanlı ve yarı zamanlı eğitim verilmelidir.Gerektiği zaman ait olduğu sınıfta, gerektiği zamanda başka sınıfta eğitim alabilmelidir.

Çocuklar diğer çocukların aralarına yerleştirilmelidir. Bu konuda öğretmene çok iş düşmelidir. Öğretmen öğrencileri psikolojik yönden iyi eğitmeli, bu konulara sık sık eğitilmelidir.

Öğretmen ders anlatırken dengeyi iyi ayarlamalıdır. Sınıfta farklı grupların olduğunu unutmamalıdır. Soruları seviyeye uygun sormalı ,fakat diğer öğrenciler tarafından alay konusu olabilecek sorular (basit sorular) sormamalıdır.

Öğretmen bu dengeyi ayarlayabilirse; sınıfta başarı sağlanacak ve ruhsal yönden hiçbir problem olmayacaktır. Ayrıca sosyal etkinliklerde bütün öğrencilere ayrım yapılmaksızın becerileri ve kabiliyetleri ölçüsünde görevlendirme yapılmalıdır. Öğretmen; “Sen yapamazsın” , “sen beceremezsin” gibi sözlerden kaçınmalıdır. Unutulmamalıdır ki her çocuğun kendine göre bir kabiliyeti, becerisi vardır.

Özürlü çocukların aileleri ile sık sık toplantı yapılmalı, onlara gereken eğitim verilmelidir.

Diğer çocukların aileleri ile de toplantı yapılarak, kendi çocuklarının da özürlü olabileceğini, bu nedenle çocuklarıyla uygun bir dille konuşmaları söylenmelidir.

Bütün bunlar titizlikle uygulandığı zaman özürlü çocukların akranları ile eğitiminde ruhsal durumlarının etkilenmeyeceği bir gerçektir.

Öğrenme güçlüğü gösteren çocuklar duygusal bozukluk gösteren çocukların davranış özelliklerini göstermektedir. Öğrenme güçlüğü gösteren çocuk, çoğu zaman mutsuzdur ve kendini değerlendirmesi olumlu değildir. Sınıftaki çocukların kiminle oynadığı araştırıldığında, genellikle öğrenme güçlüğü olan çocuğun görmezlikten gelindiği belirtilmektedir. Yine bu çocuklar arkadaşlarına olumsuz şeyler söyleme eğilimindedir, karşılığında sınıftaki tüm kişilerden olumsuz şeyler işitirler.

Öğrenme güçlüğü gösteren çocuklar denetme odağı bakımında daha çok dışta odaklaşmaktadır. Bunun anlama ve kendi kaderlerini kendilerinin kontrol edemediklerine inanmaları ve kendi başlarına gelen tüm olayların diğer kişi ve olaylardan kaynaklandığını düşünmeleridir. Buna öğrenciler çabalarının kedilerine bir şey kazandırmadığını ve ne kadar çabalarsa çabalasınlar öğrenmeyeceklerini düşünürler. Yani öğrenilmiş güçsüzlüğü yaşarlar.

Öğrenilmiş güçsüzlüğün mü öğrenme güçlüğüne ve yoksa öğrenme güçlüğünün mü öğrenilmiş güçsüzlüğe neden olduğu bir yana bırakıldığında dikkati çeken gerçek, bu öğrencilerin başarısızlığı yaşamasıdır. Başarısızlıkla yada başarısızlık beklentisiyle yaşayan çocuğa başarısızlığın üstesinden gelmeye hizmet edecek stratejiler kazandırılması gerekmektedir.

EĞİTİMLERİ:

Öğrenme güçlüğü gösteren çocukların birbirlerinden çok farklı özellikler gösterdiklerine değinilmiştir. Öğrenme güçlüğü gösteren çocuklar için düzenlenmiş olan öğretim yaklaşım ve stratejileri de bir birinden çok farklı özellik göstermektedir.

Öğrenme Güçlüğü Olan Çocuklar İçin İzlenen Eğitim Yaklaşımları:

Psikolojik süreçlerin öğretimi

Çok duyuya öğretim

Yapılandırma ve uyaranların azaltılmasına dayalı öğretim

Bilişsel davranış değiştirme

Davranış değiştirme

Toplumsal yaşama değişik sebeplerden dolayı katılmayı zihinsel özürlü bireylerin topluma yeniden kazandırılmaları, bağımsız birer olarak kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeye gelmeleri toplumun özürlüye bakış açısından kaynaklanan sebeplerle özürlü bireylerin sosyal yaşamdan uzaklaştırılma ve sosyal yaşama yabancılaştırma sorunlarının ortadan kaldırılması için sosyal uyumu sağlamaya yönelik çalışmalar yapılması hedeflenmektedir.

Zihinsel özürlü bireylerin ihtiyaçları ve sorunları çerçevesinde kurulacak grubun ve bire bir çalışmayı kapsayan kişisel çalışmanın amacı belirlenir. Soysal kişisel çalışmanın başlatılması ve sosyal grup çalışması için gerekli grubun kurulma aşamasında bulunur. Kuralları bu grubu kabul edip etmeyeceği kurumun kaynakları gibi konular amaç belirlenirken göz önünde bulundurulmalıdır. Meslek elemanlarınca, sosyal kişisel çalışma ve sosyal grup çalışması uygulaması amaçları göz önünde bulundurularak zihinsel özürlü öğrencilerden oluşan bireysel ve grup üyeleri belirlenecektir. Daha sonraki aşmada ise oluşturulan gruplara adaptasyonu sağlanacaktır.Sosyal kişisel çalışma ve sosyal grup çalışma uygulamasının gerçekleştireceği uygun ortam oluşturulur ve gerekli araç gereç maddi destek ve gerekli materyaller temin edilecektir. Başlatılan Bireysel çalışma ve grup çalışmasında plana uygun olarak yapılan ara değerlendirmeler sonrasında gerçekleştirilen çalışmalara yön verilecektir.

Programın uygulama aşamasında sosyal hizmet mesleğin müdahale yöntemlerinde olan;

Sosyal kişisel çalışma

Sosyal grup çalışması

Yöntem ve teknik olarak da;

Gözlem

Soru sorma

Model olma

Gerçeklerle yüz yüze getirme

Anlamın açıklanması

Teknikleri kullanılacaktır.

EĞİTSEL TANILAMA HİZMETLERİNDE GÖDERME ÖNCESİ OKULUN GÖREVLERİ

Okul öncesi eğitimini tamamlayan veya zorunlu ilk öğretim çağına gelmiş özel eğitim gerektiren çocuklar için hazırlık sınıfı açılabilir.Hazırlık sınıfların amacı öğrencilerin gelişim ve bireysel özellikleriyle gereksinimleri doğrultusunda onları örgün eğitimi izleyebilecekleri duruma getirmektir.

Özel eğitim gerektiren bireyler il öğretimlerini özel eğitim okulları ve / veya diğer ilk öğretim okullarında sürdürürler.

Zorunlu ilk öğretim programlarının amaçlarını gerçekleştirecek durumda olmayan bireyler için gelişim alanlardaki performans düzeyleri dikkate alınarak hazırlanmış eğitim programlarının uygulanacağı kurumlar açılır.

Özel Eğitim Hizmetleri Kurulu

Madde 12- Eğitim öğretim kurumlarındaki özel eğitim hizmetlerini düzenlemek, eş güdümlü bir şekilde yürütülmesini sağlamak, izlemek ve değerlendirmek üzere millî eğitim müdürlüklerinde özel eğitim hizmetleri kurulu oluşturulur.

Millî Eğitim Müdür Yardımcısı veya Şube Müdürü

Madde 13- Özel eğitim hizmetleri kurulundan sorumlu millî eğitim müdür yardımcısı veya şube müdürü, il ve ilçe genelindeki özel eğitim hizmetleri ile ilgili etkinliklerin bütünlük içerisinde planlanması, eş güdümü ve yürütülmesinden millî eğitim müdürü adına yetkili ve sorumludur.

Millî eğitim müdür yardımcısı veya şube müdürünün görevlendirilmesinde, öncelikle üniversitelerin özel eğitim bölümleri programlarını tamamlamış veya özel eğitim alanında çalışmış olanların seçilmesine dikkat edilir. Bu nitelikte elemanların bulunmaması durumunda alanın özelliği dikkate alınarak millî eğitim müdürlüğünce görevlendirme yapılır.

Millî Eğitim Müdür Yardımcısı veya Şube Müdürünün Görevleri

Madde 14- İllerde özel eğitim hizmetlerinden sorumlu millî eğitim müdür yardımcısı veya şube müdürü aşağıdaki görevleri yapar:

a) İl özel eğitim hizmetleri kurulunu oluşturmak üzere 15 inci maddede sayılan kurul üyelerini belirler.

b) Yeterli sayıda özel eğitim öğretmenini, diğer kurul üyelerinin katılmadığı zamanlarda, özel eğitim hizmetlerinin programlı ve aksamadan yürütülmesini sağlamak üzere görevlendirir.

c) Eğitsel tanılama, izleme ve değerlendirme ekibi için rehberlik ve araştırma merkezi dışındaki kurum ve kuruluşlardan görevlendirilecek personelin görevlendirilmesini, eğitsel tanılama, izleme ve değerlendirme ekibi başkanının görüşünü alarak sağlar.

d) Yıl içindeki özel eğitim hizmetlerinin planlanması, yürütülmesi, eş güdümü ve değerlendirilmesine ilişkin toplantılar düzenler. Bu toplantılar yılda en az 3 defa yapılır. Bu toplantılara; ilçe millî eğitim şube müdürleri, rehberlik ve araştırma merkezi/merkezleri müdür/müdürleri, özel eğitim ve kaynaştırma okulu/okulları müdürü/müdürleri, özel eğitim öğretmeni/öğretmenleri katılır. Bu toplantılarda ilçe millî eğitim şube müdürleri arasında görev dağılımı yapar, tanılama, izleme ve değerlendirme ekibinin/ekiplerinin ve bireyselleştirilmiş eğitim programını geliştirme birimi/birimlerinin hizmet alanlarını belirler, çalışma takvimini hazırlar.

e) İlçelerdeki özel eğitim kurumlarının, özel eğitim ve hazırlık sınıflarının, kaynak odalarının, idarî, eğitim-öğretim ve yardımcı hizmetler sınıfı personel gereksinimlerini belirler ve zamanında Bakanlığa sunulmasını sağlar.

f) Özel eğitimde görevli personelin, il içi atamalarında komisyon üyesi olarak bulunur.

g) Bakanlığa bağlı her derece ve türdeki resmî ve özel okul ve kurumlar bünyesinde, kaynak oda, özel eğitim sınıfı ile bireyselleştirilmiş eğitim programını geliştirme birimlerinin açılması konularında, özel eğitim hizmetleri kurulunun yaptığı plânlama hazırlıklarını inceler, değerlendirir, derslik, araç-gereç gibi gereksinimlerinin sağlanması için önlem alır.

h) Özel eğitim gerektiren bireylerin, yönlendirme raporu çerçevesinde özel eğitim okulu veya diğer okullara yerleştirilmesini sağlar. İlinde eğitimi sağlanamayan özel eğitim gerektiren bireyleri yatılı okullara yerleştirmek üzere Bakanlığa bildirir.

Özel Eğitim Hizmetleri Kurulu Üyeleri

Madde 15- Özel eğitim hizmetleri kurulu; millî eğitim müdür yardımcısı veya görevlendireceği bir şube müdürü yanında, eğitsel tanılama, izleme ve değerlendirme ekibi başkanı, özel eğitim kurumu müdürleri, özel eğitim öğretmenleri, gezerek özel eğitim görevi verilen öğretmenler, rehber öğretmen-psikolojik danışman üyelerinden oluşur. Özel eğitim hizmetleri kuruluna gerektiğinde kaynaştırma okulu müdürü, kaynaştırma okulundan seçilen sınıf öğretmenleri, psikologlar, aile hekimleri, odyologlar, fizyoterapistler, veli, gönüllü kuruluş yetkilileri, bu alanda yetişmiş ilköğretim müfettişleri, özel eğitim gerektiren bireylerin çalıştığı kurumlardaki iş yeri temsilcisi de çağrılabilir.

Millî eğitim müdür yardımcısı veya şube müdürü ile görevlendirilen özel eğitim öğretmenleri dışındaki kurul üyeleri çalışmalara gerektiğinde katılırlar, diğer zamanlarda görevlerine devam ederler.

Özel Eğitim Hizmetleri Kurulunun Görevleri

Madde 16- Özel eğitim hizmetleri kurulunun görevleri şunlardır:

a) ildeki rehberlik ve araştırma merkezlerinin, özel eğitim kurumlarının, kaynak odalarının, özel eğitim ve hazırlık sınıflarının, yönetici, öğretmen, destek hizmet personeli, usta öğretici, memur, yardımcı hizmetler sınıfı gibi her türlü personel gereksinimini, okul ve kurum dışından görevlendirilecek personeli belirler.

b) Öğretim yılı başında düzenlenen bir program dahilinde; zihin, beden, duygu ve sosyal yönden farklılık gösteren, öğrenme yetersizliği olan bireyleri belirlemek amacıyla, örgün ve yaygın eğitim kurumlarında yapılacak taramalar ve evde eğitim programlan için; rehberlik ve araştırma merkezlerinde oluşturulacak eğitsel tanılama, izleme ve değerlendirme ekibinin gerekli personel, araç-gereç, taşıt gibi her türlü gereksinimini karşılayarak, taramaların ve eğitim programlarının sağlıklı bir şekilde yürütülmesini sağlar. Erken tanı ve müdahale için, anaokulları ve ana sınıflarında yapılacak taramaları öncelikle plânlar ve bunların uygulanmasını sağlar. Ekibin sunduğu yöneltme kararlarını değerlendirir, gerekli özel eğitim önlemlerini alır. Tarama programları mümkün olduğunca birinci yarı yıl içinde düzenlenir, uygulanır ve sonuçlandırılır. Ancak olanak ve koşullara göre ikinci yarı yılda da sürdürülebilir.

c) ildeki, kaynaştırma uygulamaları yapılacak okul, kaynak oda, hazırlık ve özel eğitim sınıfları gereksinimini belirler ve açılması için gerekli önlemleri alır.

d) Özel eğitim gerektiren bireylerin, yöneltme raporu çerçevesinde, kaynaştırma uygulamalarına, özel eğitim sınıflarına veya özel eğitim kurumlarına yerleştirilmesi kararını alır.

e) Evde eğitimi sürdürülen öğrenciler için gezerek özel eğitim görevi verilen öğretmenlerin görev dağılımını yapar.

ÖĞRENCİLERİ BOŞ ZAMAN ETKİNLİKLERİNE YÖNLENDİRME ve BOŞ ZAMAN EĞİTİMİ

l- BOŞ ZAMAN KAVRAMINA VE BOŞ ZAMANIN DEĞERLENDİRİLMESİNE GENEL BAKIŞ

1.1. Boş zaman kavramının tarihsel gelişimi

Gerek gelişmiş, gerekse gelişme yolundaki ülkelerde, sanayileşmeyle birlikte insanların iş ve çalışma dışı zamanlar net bir şekilde birbirinden ayrılmaya başlamaktadır. On dokuzuncu yüzyılda haftalık çalışma süresi ortalama 75 saat iken son yıllarda bu süre 40-45 saate inmiştir. Bugünlerde ise haftalık iş saatlerinin otuz beş saate indirilmesi için kitlelerin yürüyüşler düzenleyerek, şimdilik haftalık iş saatlerini pretosto etmekte oldukları görülmektedir. Bu olgunun özündeki düşüncenin, otomatlaşan insanın daha çok zamana duyduğu özlem ve gereksinme olduğu, düşünülebilir. Bireyin zamanını kullanmasında etkili olan olgular arasında nüfus artışı, sanayileşme, kentleşme, toplumsal değişme, çalışma saatlerinin azalması, bilim ve teknolojideki gelişme, kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması, kültürel değerlerin değişmesi ve bireylerin (geniş çapta toplumların) ekonomik düzeyleri gibi etkenler sayılmaktadır

1.2. Boş zaman ne demektir.?

Boş zaman kavramı bu konu ile ilgilenen bilim adamlarınca, özü hemen hemen aynı olmakla birlikte farklı biçimlerde tanımlanmıştır. Gökmen ve diğerleri çalışmalarında Rapaport’lann boş zamanı “Kişinin çalışma, uyku ve temel ihtiyaçlarını karşılamak dışında kalan vaktidir.” Şeklindeki tanımına yer vermişleridir. Crandall, boş zaman teriminin ” herhangi bir güdüye dayandırılan ihtiyaçlar için harcanan serbest zaman” şeklinde tanımlanmaktadır. Abadan, boş zamanı serbest zaman olarak adlandırmış ve “Üniversite öğrencilerinin Serbest Zaman Faaliyetleri” adlı çalışmasında şu tanıma yer vermiştir: “Uyumak, yemek yemek, vücut temizliği yapmak, fakülteye gidip gelmek, ders veya bir işte çalışmak dışında kalan vakittir”. Tezcan’a göre boş zaman, “Bireylerin hem kendisi, hem de başkaları için bütün zorunluluklardan ve bağlantılardan kurtulduğu ve kendi isteği ile seçeceği bir fâaliyetle uğraşacağı zamandır”. Bu tanımda bireyin istediği faaliyeti yapmasıyla gerek toplumun benimsediği gerekse benimsemediği uğraşılar ile bireye sunulan seçenekle içerisinden seçme zorunluluğu olduğu unutulmamalıdır.

İnsanın öz benliğine uygun ve yapmaktan zevk aldığı toplumsal, kültürel ve sportif etkinliklere katılarak, günlük yaşamın sıcaklığından kurtulması ve başka insanlarla etkileşerek toplumsal bir kişilik kazanması” olarak açıklanan boş zamanı değerlendirme ayrıca, “özünde ödül niteliği a taşıyan ancak kazanç amacı getirmeyen, doğası gereği anti sosyal da olmayacak etkinlikler” olarak tanımlanmaktadır .

1.3. Boş zamanı değerlendirmenin önemi

Okul, iş boş zamanı değerlendirme gibi genç için önemli gereksinimlerin giderilememesi ile şiddet olayları arasında doğrudan ilişki kurulamasa da, geleneksel kültürün olumsuz yanlan ve artan bunalımın etkisiyle, üreticiliğini giderek yitiren ve kentle bütünleşemeyen ikinci kuşaklarda özellikle kendini gösterdiği gözlenmektedir” .

Kişilerde özgüveni sarsıp, eski uyumunu alt- üst ederek bunalıma yol açan hızlı toplumsal değişim olgusu karşısında, boş zamanı değerlendirme çalışmaları, sağlayacağı yaşam deneyimleri ile çocuk ve gençlerin toplumda karşılaştıkları sorunları çözmelerine ve toplumla bütünleşmelerine en büyük fırsatı sağlayacaktır

Gençlerin problemlerini çözmek ve onların toplum yaşamına uyumlarını sağlamak ve onlara demokratik ahlaki değerleri kazandırmak üzere Amerika’da eğitim aracı olarak kullanılmaya başlanılan boş zamanı değerlendirme, 1918′de “National Education Association Educational Polucies Commission” tarafından eğitimin ve en önemli konusu olarak belirlenmiştir.1930′lu yıllarda ise, boş zamanı değerlendirme alanında, kişilik gelişimi ve toplumsal değişmenin bir aracı olarak, “kişilik oluşumu”, “değerler aşılama” ve “biçimsel olmayan öğrenmenin sağlayacağı gençlik örgütlerinin kurulduğunu görüyoruz.

Birleşmiş Milletler insan Evrensel bildirisi’nde 24 ve 27/1 inci maddelerde, “evrensel bir insan hakkı” olarak ele alınan “boş zaman ” ve “kültür”, geliştirmek ve yaygınlaştırmak üzere de Uluslar arası Yetişkinler Eğitimi Konferansları’nda incelenmektedir.

1.4. Boş zaman eğitimi

Toplum yaşamında boş /amanın giderek artması, yetişkinler eğitiminin önem ve kapsamına yeni bir boyut getirmiş ; boş zamanın , dinlenme ve eğlenmenin yanı sıra öğrenme amaçlan için de kullanılması olanağını sağlamıştır.Boş zamanı değerlendirmeyi kamuoyunda tanıtacak kurumların başında, halk eğitimi kurumlan gelmektedir. Boş /amanı olumlu olarak değerlendirilmesi halk eğitiminin amacı ve görevidir.

Türkiye’de, boş zamanı değerlendirmenin öneminin giderek anlaşılması sonucunda 1969 yılı programında açılması öngörülen “Gençlik ve Kültür Merkezleri’nin ilki Ankara’da 1969-1970 yılında uygulamaya geçirildi

Milli Eğitim Temel Kanunu’nun “Beden … bakımlarından dengeli ve sağlıklı bir biçimde gelişmiş, bir kişiliğe ve karaktere sahip … yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler yetiştirmek”(1739/2) genel amacı yer almakta; ayrıca, “yaygın eğitim” başlığı altında “boş zamanlan iyi bir biçimde değerlendirme ve kullanma alışkanlıktan kazandırma özel amacını da yer verilmektedir. Bu gelişim Çizgisinde olarak 1982 Anayasası’nın 58 ve 59′ncu maddelerinde “gençliğin korunması ve yetiştirilmesi” ile “sporun geliştirilmesi” görev ve sorumluluğu devlet’e verilmiştir.

Bugün artık boş zamanı değerlendirme bir eğitim konusu olmuştur. Boş zaman eğitimi pek çok bakımdan yetişkin eğitimi ile benzeşmekte olup, aynı zamanda yetişkin eğitiminin bir alanı olarak görülmektedir. Bunu en güzel biçimde, Unesco’nun Uluslar arası Yetişkin Eğitimi Konferans dizilerinde ele alınıyor. Olmasıyla açıklayabiliriz. Bazı görüşlere göre ise benzeşmekle beraber boş zamanı değerlendirme eğitimi ile yetişkin eğitimi birbirinden farklıdır. Amaç, program, yöntem ve örgütlenme bakımlarından çok benzer olmakla beraber boş zamanı değerlendirme eğitimi ile yetişkin eğitimi farklı şeylerdir. Mesleki amaçlara yöneltildiğinde ” yetişkin eğitimi”, boş zaman esnasında anlayış ve doyumların geliştirilmesine ilişkin etkinlikler olarak düzenlendiğinde ise “boş zamanı değerlendirme” olarak isimlendirilmektedir.

Boş zamanı değerlendirme ile yetişkin eğitimi arasındaki fark edilmeyen ayırım, boş zamanı değerlendirme için daha fazla çabaya gereklilik olduğu biçimindedir. Çünkü Boş zamanı değerlendirme eğitiminin genel amacı, farklılaşmış değerleri ve becerileri olan toplumsal varlıklar yetiştirmektir. Bu aşamaya ise kişi çok kapsamlı deneyimlerden geçerek ulaşabilir.

Boş zamanı değerlendirme eğitimi ile yetişkin eğitimi demokrasi eğitimini benimsemeleri açısından birbirine benzerler.

1.5. Normal bireylerle yapılan çalışmalar

1967 yılında Kredi Yurtlar Müdürlüğü’nce yaptırılan “Kurum yurtlarında Barınan Öğrencilerin Boş Zamanlarını Değerlendirme Anketi”adlı çalışma, Tezcan, “Boş Zamanlar Sosyolojisi” adlı çalışması, “Cumhuriyet Gençliği ve sorunları” adlı çalışması, Ekşi (1982), 1974- 75, 1975-1976 ve 1977-78 öğretim yıllarında İstanbul Üniversitesi öğrencileri üzerine yaptığı “gençlerimiz ve Sorunları” adlı çalışması, 1984 yılında Gökçe’nin “Orta Öğretim Gençliğinin Beklenti ve sorunları” adlı çalışmasında bir bölüm boş zaman değerlendirilmesine ayrılmıştır. 1985 yılında Gökmen, Açık alın, Koyuncu ve Saydar’ın ortaklaşa hazırladıkları “Yükseköğrenim Gençlerinin Serbest Zaman Etkinlikleri Kendilerini gerçekleştirme Düzeyleri” adlı çalışmaları, Ünver, Tolon, Bulut ve Dağdaş’ın, “12-24 Yaş Gençlerin Sosyo- Ekonomik Sorunları” adlı çalışmasındaki dört bölümden biri, normal bireylerde boş zamanlan değerlendirme ile ilgili Türkiye de yapılan çalışmalardır

2. ZİHİNSEL ENGELLİLERDE BOŞ ZAMANI DEĞERLENDİRME 2.1. Zihinsel engelliliğin tanımı

Bu konuya zihin özürlü bireyler açısından bakacak olursak; zihin özürlü çocukların eğitimlerindeki amaç başkalarına bağımlı olmadan yaşamlarını sürdürebilmeleridir. Bu amaca ulaşılması, çocuğun bağımsız yaşam becerileri kapsamındaki birçok davranış ve beceriyi kazanmasını gerektirmektedir. Bağımsız yaşam becerileri, bireyin başkalarına bağımlı olmadan, yaşamını sürdürmesi için gerekli olan becerileri içerir.Bu becerileri çeşitli gruplar altında sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflandırmalar içinde en bilineni Close, Sowers ve Bourbeau tarafından yapılan; a) basan için gerekli temel beceriler, b) uyum için gerekli beceriler, c) günlük yaşam becerileri, d) mesleğe hazırlık ve mesleki beceriler olarak dört beceri alanına ayrılan sınıflandırmadır. (Cavkaytar, 1999) Basan için gerekli temel beceriler; temel gelişim becerileri, günlük yaşamda gerekli sayısal bilgiler, günlük yaşamda gerekli okuma ve iletişim gibi beceri alanlarından; uyum için gerekli beceriler; kendini tanıma, ki

ilik ve duygusal uyum ve bireyler arası sosyal beceri alanlarından; günlük yaşam becerileri; öz balom becerileri, tüketici becerileri, ev içi beceriler, sağlık bakımı ve toplumsal bilgi beceri alanlarından; meslek öncesi ve mesleki beceriler ise; işe hazır olma, mesleki davranışlar ve mesleğe uygun sosyal davranışlar sergileme gibi beceri alanlarından oluşmaktadır.

Günlük yaşam becerileri içinde yer alan bağımsız yaşam becerileri; öz balom becerilerinden basit ev işlerine, alış-veriş yapma becerilerinden basit yemek hazırlama becerilerine, boş zaman değerlendirme becerilerinden bağımsız seyahat etme becerilerine kadar uzanan geniş bir yelpaze içinde ele alınmaktadır.

AAMR (1992), zihin özürlülüğü, “geri zekalı” terimi kullanarak Geri zekalılık, halihazırdaki işlevlerde önemli sınırlılıkları göstermektedir. Bu, zihinsel işlevlerde önemli derecede normal altı, bunun yanı sıra zihinsel işlevlerle ilişkili uyumsal beceri alanlarından (iletişim, öz bakım, ev yaşamı, sosyal beceriler, toplumsal yararlılık, kendini yönetme, sağlık ve güvenlik, işlevsel akademik beceriler, boş zaman ve iş) iki ya da daha fazlasında sınırlılıklar gösterme durumudur. Geri zekalılık 18 yaşından önce çıkmaktadır. Olarak tanımlamıştır.

2.2. Tanımda yer alan boş zamanlan değerlendirme kavramının açıklanması

Etkinliğin toplumsal yaş ve kültürel normlar içerisinde yerine getirilmesi durumunda kişisel tercih ve seçimleri yansıtan boş zamanlan değerlendirme ve eğlenmede ilgi alanlarının geliştirilmesi (bireysel ya da kişiler arası eğlenceler yaratma gibi). Becerilerin içeriği; ilgilerin seçilip başlatılması, evde ve toplumda boş zamanlan değerlendirme ve eğlenmeyi yalnız ya da diğerleriyle birlikte yerine getirme ve bundan hoşlanma, sıra alma, boş zamanlan değerlendirme ve eğlenme etkinliklerini sona erdirme ya da reddetme, katlimi süresini uzatma, ilgi dağarcığım farkında olma ve genişletmedir. İlgili becerilerin içeriği ise boş zamanlan değerlendirme ve eğlenme ortamına uygun davranma, gereksinim ve seçimleri iletme, sosyal etkileşime katılma, işlevsel akademik becerileri uygulama ve hareket becerilerini sergileme şeklinde ifade edilmiştir.

Çok sayıda araştırma boş zaman etkinliklerinin sosyal, duygusal ve fiziksel açıdan yararlı olduğunu ortaya çıkarmışlardır. Aktif olarak etkinliklere katılım ve herhangi bir iş ile meşgul olma rahatlamayı, tekrar yenilenmeyi, rahatlama fırsatlarını değerlendirmeyi ve oyun fırsatları yaratmayı, arkadaşlık kurmayı, sosyal etkileşimi ve grup ruhunu oluşturmayı sağlar.

2.3. Özürlü Bireyler Boş Zaman Etkinliklerini Nasıl Öğrenmekte ve ne tür etkinliklerle geçirmektedir.

Normal gelişim gösteren çocuklar doğal gelişimin bir parçası olarak oyun oynama becerilerine sahiptirler ve zamanla bu becerilerini geliştirerek boş zamanlarını daha yapıcı ve doyum sağlayıcı etkinlikler yaparak geçirirler. Ancak, uygun boş zaman etkinlikleri kendilerine sistematik olarak öğretilmedikçe özel gereksinimi! çocukların kendi başlarına bu becerileri öğrenemedikleri görülmektedir (Heward, 1996). Özel gereksinimli çocuk ve bireylere uygun boş zaman etkinlikleri ve sportif etkinlikleri öğretilmesi özel gereksinimli öğrencilerin sosyal etkileşim kurmalarına, fiziksel beceriler kazanmalarına ve kazandıkları bu becerileri sürdürmelerine; dolayısıyla, toplumsal yasama daha fâzla katılabilmelerine ve yaşam kalitelerinin artmasına yardım eder. Ancak özel gereksinimli bireylerin boş zamanlarını nasıl geçirdiklerini inceleyen araştırmalar özel gereksinimli bireylerin boş zamanlarını uygun etkinliklerde bulunarak geçirmediklerini göstermektedir. Araştırma bulguları, özel gereksinimli bireylerin genellikle TV izlemek, uzun sürelerle oturmak gibi pasif biçimlerde boş zamanlarını geçirdiklerini gösterir niteliktedir.

2.4. Özürlü bireylerin boş zaman etkinliklerini sergileyememe nedenleri

Henvard’a (1996) göre, özel gereksinimli bireylerin hemen hepsi daha tatmin edici bir yaşam biçimine sahip olmak, boş zamanlarını daha doyurucu ve keyifli geçirebilmek için desteğe gereksinim duymaktadırlar. Normal gelişim gösteren bireyler bu becerileri kendi başlarına doğal ortamlarda edinebilirlerken, özel gereksinimli bireyler bu becerileri kendiliklerinden edinemezler. Çoğu zaman da özel gereksinimli bireylerin bu becerileri edinip sergileyebilmeleri için normal ortamlarda uygun kaynaklar bulunmamaktadır. Henvard (1996), bu durumu üç nedene bağlamaktadır: a) özel gereksinimli bireyler boş zaman etkinliklerini yerine getirebilecekleri kaynak ve ulaşım olanaklarına sahip değildirler; b) özel gereksinimli bireyler boş yaman becerilerine sahip değildirler; c) özel gereksinimli bireyler sahip oldukları boş /aman etkinliklerini yerine getirebilmek ve paylaşabilmek için akran bulamamaktadırlar. Bu değişkenlerin herhangi birisinin ya da birkaçının özel gereksinimli bireylerin uygun boş zaman etkinlikleri öğrenmelerini ya da halihazırda öğrendikleri becerileri sergilemelerini engellediği görülmektedir. Amerika Birleşik Devletlerinde Temple Üniversitesi’nce ulusal tüketici anketi uygulanarak gerçekleştirilen bir araştırmada, zihin özürlü grupta yer alan kişilerin üçte biri boş zaman etkinliklerine gereksinimi olduğunu; ancak, bu gereksinimlerini karşılayamadıklarını ifade etmişlerdir

2.5. Özürlü Bireylerin boş zaman etkinliklerini kazanmalarının yararlan

Schleien, Meyer, Heyne ve Brandt (1995) özel gereksinimli bireylerin uygun boş zaman etkinlikleri kazanmalarının yararlarını şöyle özetlemişlerdir: a) oyun ya da boş zaman etkinlikleri özel gereksinimli bireylerin öğretim programlarını geliştirir ve genişletir (örneğin, dil becerileri, sorun çözme becerileri), b) özel gereksinimli bireyin boş zamanlarında uygun davranış sergileme olasılığını arttırır ve uygun olmayan davranış sergileme olasılığını azaltır, c) özel gereksinimli bireyin aile bireyleriyle ve/veya arkadaşlarıyla olumlu etkileşim kurma olasılığım arttırır .Özellikle zihin özürlü bireylerde boş zaman etkinlikleri bir çok önemli yarar sağlamaktadır. Bunlar, yaşam süresini arttırma, sosyalleşme ve işbirliğinin arttırma, kendini geliştirme ve kendine güveni arttırma, bağımsızlığı arttırma, eğlence becerilerini öğrenmeyi arttırma ve yardım ve destek becerileri arttırmadır .

Uygun boş zaman etkinlikleri kazanmak özellikle ileri derecede zihin özürlü çocuk ve yetişkinler için önemlidir. Wehman ve Schleien (1981), boş zamanlarını uygun biçimlerde geçirmeyen ileri derecede özürlü yetişkin ya da çocukların sallanma, kendine zarar verme ya da aşın gürültü yapma gibi uygun olmayan davranışlar sergilediklerini ifade etmektedirler.

Boş Zamanı Değerlendirme

Boş zaman; kişinin çalışmadığı, yaşam zorunluluklarının ve biçimsel görevlerinin dışında kalan ve kişinin kendi isteği yönünde harcayabileceği zamandır. Bireyin güveli yaşamdan bir anlamda ayrılması ya da kopması, etkinlikleri kişinin özgürce seçiyor olması, olayın zevk alınır oluşu, yaratıcı ve hayal kurmaya dönük, macera ve keşfetmeye yönelik olması ve kendini gerçekleştirmeye sayladığı katkı açısından yararlıdır.

Boş zaman ve özgür zaman kavramlarının aynı kavramlar olduğu sanılmaktadır.” Bu iki kavram, birbirinden farklı iki ayrı kavramdır. Özgür zaman, kişinin zorunlulukları dışında kalan ancak kendisi için herhangi bir etkinliğe yönelmediği zamandır. Boş zaman ise, zorunluluklar dışında kalan zaman olmakla birlikte, kişinin kendini gerçekleştirmeye yöneldiği zamanı anlatmaktadır. Boş zamanı değerlendirme ise, bos zamanda yapılan etkinliklerle ilgilidir.

Boş zamanı değerlendirme, bireyin öz benliğine uygun ye yapmaktan zevk aldığı toplumsal - kültürel ve sportif etkinliklere katılarak, günlük yaşamın sıkıcılığından kurtulması ve başka insanlarla etkileşerek toplumsal bîr kişilik kazanmasıdır. Özünde, ödül niteliği taşır ancak kazanç amacı güdülmeyen bir etkinlikler dizisidir.

Boş zamanı değerlendirme etkinliklerine katılmakla birey, kendisini ifade etmek, deneyimlerini diğer bireylerle paylaşmak, kendisini başarılı görmek, başkalarıyla arkadaşlık kurmak ve onları tanımak, kişilik gelişimini tamamlamak gibi yararlar sağlayabilir.

Boş zamanı değerlendirmenin temel amacı, bireye kişilik bütünlüğü kazandırmak, bu arada da toplumun gelişmesine olumlu katkıda bulunmaktır, Boş zaman! değerlendirme, kişinin kendisini keşfetmesi ve gerçekleştirmesi için bir fırsat olabilir.

Boş zamanı değerlendirme etkinliklerine katılım, bireysel tercihlere bağlı olduğundan cinsiyet, yaş grupları, gelir durumu, uğraşı biçimleri, kırsal ve kentsel niteliklere, göre farklılaşır. Kişinin ihtiyarlan doğrultusunda, etkinliğe katılım, katıldığı etkinliğin türü ve katılma sıklığı değişebilir.

Slrey, boş zamanı değerlendirmeyi, kişisel doyumları ile ilgili güdülerin yönlendirmesi sonucu, gönüllü olarak gerçekleştirir. Güdü, bir etkinliye yol acar; bu etkinlik başarıyla tamamlamaca da güdü ortadan kaybolur.

Temel güdülerden birisi de toplumsal etkileşimdir. Bireyin, boş zaman etkinliklerine katılmasında ve doyum elde etmesinde toplumsal etkileşimde bir etkendir. Araştırmalar toplumsal etkileşimin, etkinliklere katılmada bir güdü ve bu etkinliklerden sağlanan doyumların kaynağı olduğunu desteklemektedir. Boş zamanı iyi değerlendiremeyen bireyler, çocukluktan yetişkinliğe geçerken kendine uygun rolleri oynamamaktan ve yetişkin dünyasında yerini alamamaktan dolayı, sapmış davranışlar gösterebilmekte ve birtakım kural dışı grupların üyesi olarak toplumun dışına itilebilmektedir.

Boş zaman değerlendirme etkinliklerine katılmanın en önemli nedenleri şunlardır:

1. Döş zamanı zevk olarak yaşamak,

2. İşten daha farklı bir şey yapmak,

3. Arkadaşlarla etkileşim kurmak,

4. Başarma duygusunu yaşamak,

5. Yaratıcı olma duygusunu tatmak,

6. Toplumsal yarar elde etmek,

7. Zaman getirmek.

Boş zamanı değerlendirmenin öğrenilmesinde ailenin rolü büyüktür. Etkinliklerin öğrenilmesinde aile bireylerinin etkisi temel oluşturmaktadır.

Etkinliklere çocukluktaki katılım düzeyi, kişinin yetişkinlikteki katılım düzeyi ile ilişkilidir. Bireyin, çocuklukta katıldığı etkinliklerle, yetişkinlikte sürdürdüğü etkinlikler birbirine benzemektedir. Bireyin, çocuklukta katıldığı etkinlik düzeyinin, yetişkin olarak katıldığı etkinlik düzeyini doğrudan etkilediği görülmektedir.

Ergenler açısından bakılacak olursa boş zamanlarını iki kategoride değerlendirdikleri görülmektedir;

1. Televizyon izlemek, kitap okumak ve müzik dinlemek gibi toplumsallaşma etkinlikleri tipik olarak boş zamanlarda yapılan ve rahatlatıcı boş zaman denilen etkinliklerdir. Bunlara, katılma kişisel istek ve çaba gerektirmekle birlikte, eğlenceli ve eğitici olabilen etkinliklerdir.

2. Spor, oyun, sanat ve hobiden oluşan ve değişimsel boş zaman denilen etkinlikler, boş zamanı değerlendirmenin diğer bir türünü oluşturur. Bunlar, kişilerin, katılım için yoğun istek ve çaba gösterdiği öznel boş zaman deneyimlerinden oluşan etkinliklerdir.

Okul ortamı, ergenin iyi ve yararlı bir şekilde boş zamanını değerlendirmeyi öğrenebileceği önemli ortamlardan birisidir. Boş zamanını iyi değerlendiren bir birey, tüm dikkatini bir noktaya toplayabildiği gibi beden ve akıl sağlığını da bütünleştirir. Bu tür etkinliklere katılma alışkanlığının geliştirilmesi çocukluk dönemindeki katılım düzeyi ile ilgilidir. Bu noktada okula yine önemli görevler düşmektedir.

Tüm etkenler göz önüne alındığında boş zamanı değerlendirmenin, bireyin kişisel gelişimi ve toplumda uyumlu bir birey olarak varlığını sürdürmesi anlamında oldukça önemli bir faaliyetler dizisi olduğu bir kez daha anlaşılmaktadır.

Kategori: Eğitim


Rasgele...