Reşat Nuri Güntekin

12 Temmuz 2007



REŞAT NURİ GÜNTEKİN

Yaşamı

Yazın yaşamı

Romancılığının özellikleri

Sanatı

Öykücülüğü

Oyun yazarlığı

Yapıtları

Yaşamı

Çağdaş Türk edebiyatının oluşumunun öncülerinden olan Reşat Nuri Güntekin, roman, öykü ve oyunlarında toplumun farklı kesimlerinin sorunlarını dile getirmiş; yapıtlarıyla geniş kitlelere ulaşabilmiş biridir. Yarattığı etkileyici duyarlık evreniyle; toplumun moral değerlerinin gelişmesinde, yetişmekte olan yeni kuşakların duygu ve düşünce dünyalarının zenginleşmesinde yönlendirici olmuştur.

Reşat Nuri, 25 Kasım 1889′da İstanbul’da doğdu. Babası askeri doktor Nuri Bey’dir. İlköğrenimini Çanakkale İptidai Mektebi’nde yaptı. Çanakkale İdadisi’nde bir buçuk yıl okuduktan sonra, bir süre İzmir Frere’ler Okulu’na devam etti. Buradan tasdikname ile ayrıldı, sınavla girdiği İstanbul Darülfünun (Üniversitesi) Edebiyat Fakültesi’nde yükseköğrenimini tamamladı (1912). Bursa Sultanisi’nde Fransızca öğretmenliği yaptı (1913). İstanbul Vefa ve Erenköy liselerindeki müdürlüğü sonrası (1916-1919); Kabataş, Galatasaray, İstanbul Erkek liseleriyle; Çamlıca ve Erenköy Kız liselerinde Türkçe, edebiyat, felsefe, eğitbilim, Fransızca dersleri okuttu (1919-1931). Milli Eğitim müfettişi oldu (1931-39). Bir dönem Çanakkale milletvekili seçildi (1939-43). Milli Eğitim başmüfettişliği (1947); Paris Kültür Ateşeliği ve öğrenci müfettişliği görevlerinde bulundu (1950). Ateşeliği sırasında, UNESCO’da Türkiye temsilciliği yaptı. Emekli olduktan sonra (1954), İstanbul Şehir tiyatroları’nda edebi kurul üyeliğine getirildi. Kanser tedavisi Londra’ya gitti. 7 Aralık 1956′da burada öldü. Karacaahmet Mezarlığı’na gömüldü.

Yukarı

Yazın yaşamı

Edebiyata ilgisi çocuk yaşlarda başladı. Bu ilginin ilk adımını babasının kütüphanesinde atar. O, bunu, bir söyleşisinde şöyle dile getirir: “Bir asker doktoru olan, birkaç parça kap kacak ve bir iki yatak dengi ile, kedi yavrusunu taşır gibi, bizi vilayetten vilayete sürükleyen çok genç babamın nasıl bir kütüphanesi olabilirdi? Bu benim için bir muammadır. Fakat vardı, Şehrin kitapçısı Köse Hoca denen bir adamcağızı günün birinde yakalayıp sürgüne gönderdikleri zaman da galiba Çanakkale’nin tek kütüphanesi kalmıştı. Çünkü ozaman, kitabı olmak adat değildi. Evlerin binde birinde babadan kalma bir Fuzuli divanına, yahut yaprakları kopmuş bir Mehcure’ye, bir Çinlinin Çindeki Mihnetleri gibi bir romana rastlanırsa ne mutlu!

Babam için bana yine muamma kalmış bir ikinci şey de bu kütüphanenin pek rastgele bir kütüphane olmamasıydı.”*

Okuma çabası, onu, ileride yazmanın kıyısına getirir. Yazın yaşamına girmesi Birinci Dünya Savaşı sonlarına rastlar. İlk yazısını, uzun bir öykü olan “Eski Ahbap” Diken dergisinde yayınlandı (1917). Zaman Gazetesi’nde “Temaşa Haftaları” başlıklı tiyatro eleştirileri ve tanıtma yazıları yazdı (1918-19). Yine bu yıllarda Şair (1918-19), Nedim (1919), Büyük Mecmua (1919), İnci (1919) gibi dergilerde; Diken mizah dergisinde (1919) ve Dersaadet gazetesinde (1920) kendi adıyla ve Hayrettin Rüştü, mehmet Ferit gibi takma adlarla öyküler, piyesler yayınladı. Bu yazılarıyla tanındı. İlk romanı “Harabelerin Çiçeği, Cemil Nimet takma adıyla Zaman gazetesinde tefrika edildi (1918). İlk oyunu Hakiki Kahraman, Hayrettin Rüştü takma adıyla yayımlandı (1919). Gizli El romanı, Dersaadet gazetesinde kendi adıyla tefrika edildi (1920). Yine bu yıllarda yazdığı Hançer (1920), Eski Rüya (1921), taş parçası (1923) oyunları Darülbedayi’de (İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda) oynandı.

İstanbul Kızı adlı dört perdelik oyununu Çalıkuşu adıyla romana çevirdi. Kurtuluş Savaşı sonlarında, Vakit gazetesinde tefrika edilen (1922) bu romanı, ona asıl ününü sağladı. Geniş bir okur kitlesi karşısında ilgi buldu.

Mizah ve magazin dergilerindeki yazılarında “Yıldızböceği”, “Ateşböceği”, Ağustos Böceği gibi takma adlar kullandı. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında Mahmut Yesari ile birlikte Kelebek adlı bir mizah dergisi çıkardı (1923-24). Milli Eğitim başmüfettişliğine atandığı yıl ise Memleket gazetesini çıkardı (1947). Roman, öykü, tiyatro, eleştiri ve gezi yazılarının yanı sıra çeviriler yaptı. Yapıtlarının bir kısmı Rusça, Bulgarca, kazakça, Litvanca, Azerice, Özbekçe, Estonca, Gürcüce, Letonca, Tacikçe gibi yabancı dillere çevrildi.

Yukarı

Romancılığının özellikleri

Reşat Nuri, Milli Edebiyat akımıyla başlayan, halka ve onun gerçeklerine yönelişin Anadolu’ya uzanan ilk başarılı temsilcisi sayılır. Roman türündeki ilk yapıtlarını “Mütareke” devrinde verdi (1919-1922). Gözlemci gerçekçi tavrı, sevecen bakış açısı, yöneldiği sorunları yansıtmada etkili bir duyarlık evreni oluşturdu. Onun bu özelliği, bireyselle toplumsalı içiçe işlediği yapıtlarının en belirgin öğesi sayıldı.

İlk romanı Harabelerin Çiçeği, zaman gazetesinde tefrika edildi (1918). Bunu Dersaadet’te Gizli El izledi (1920). Bu iki çalışmasından sonra, bir oyunundan romana dönüştürdüğü Çalıkuşu ona büyük ün sağladı. Kurtuluş Savaşı yıllarında, geniş bir kesim tarafından ilgiyle karşılandı. Aşk kırgını Feride’nin, bir kaçış içinde Anadolu’ya öğretmenliğe gitmesi ve kendini, geri kalmış Anadolu’nun yoksul yörelerinde, bu göreve adaması romanın başlıca temasını oluşturur. Roman, Feride ile sevgilisi kamuran’ın duygusal ilişkisinin mutlu birliğiyle sonlanır. Reşat Nuri, Kurtuluş Savaşı Anadolusunun değişik yörelerini (Bursa, Çanakkale, İzmir, Kuşadası), “insanları” ve “gelenekleriyle” ele alarak “okuyucuya yeni bir ufuk” açmıştır. Nabizade Nazım’ın Karabibik’i (1890) ve Ebubekir Hazım Tepeyran’ın Küçük Paşa’sıyla (1910) ilk kez İstanbul dışına açılan Türk edebiyatının, cumhuriyet dönemine geçiş evresindeki önemli bir ilk adımıdır Çalıkuşu. Reşat Nuri’nin, Anadolu insanının bir takım toplumsal gerçeklerini yansıtmadaki yöneliminin ilk örneğidir hem. Bu, romancılığının daha sonraki çizgisinin de ilk nüvesini oluşturur. Romanın diğer bir özelliği de, Türk edebiyatında gerçekçiyönelimin yol açıcılığını yapmasıdır.Romanın duygusal örgüsü içindedönemin bir takım toplumsal sorunlarına değinilmesi ve Feride’nin kişiliğinde idealist bir ‘tip’in çizilmesi “halkı etkilemiş, ülkücü bir kuşağın yetişmesine kılavuzluk etmiştir”. Reşat Nuri, bu romanıyla, Türk edebiyatında, Ahmet Mithat’tan sonra, geniş bir okur kitlesinin kazanılmasında etkili olmuştur.

Romancılığının bu ilk dönemi kapsamına giren Dudaktan Kalbe (1923), Akşam Güneşi (1926) ve Bir Kadın Düşmanı (1927) yapıtlarında; bireylerin duygusal ilişkilerinin mutsuzlukla sonlanan serüvenlerini, toplumsal bir konum içindeki sorunlarla yansıtıldığı görülür.

Anadolu insanının yoksulluğu, bilgisizliği, güç yaşam koşullarındaki bağlanışlarının yanı sıra batılılaşma özentisi içindeki insanlarının gerçekliği, yiten değer yargılar ve kuşaklar arası çatışma…Romancılığının ikinci evresinde, toplumsal sorunları ele alan yapıtlarının başlıca temalarını oluşturur. Bu yöneliminin ilk romanı Yeşil Gece (1928), 1908-1923 yılları arasında, Anadolu’daki medrese öğreniminin önemi ve -Şahin Efendi’nin kişiliğinde- yenilik yanlılarıyla, batılılaşma karşısındaki softalar arasındaki savaşım anlatılır. İstanbul’da Somuncuoğlu Medresesi’ndeki dört yıllık eğitimi sonrası, inançlarını yitirerek ayrılan Şahin, Öğretmen Okulu’na girer. Öğretmen çıkınca da, kendi isteğiyle Sarıova’ya gider. 31 Mart Olayı (13 Nisan 1909) ardına. İstanbul dışında boy gösteren softalarını etkili olduğu bu kasabada onlarla olan mücadelesi romanın başlıca temasını oluşturur. Reşat Nuri, bir yandan gericiliğin boy verdiği, etkili olduğu toplumsal ortamı; diğer yandan da yeniyi, gelişmekte olanı belirli bir tez çerçevesinde yansıtır.

Ahlak kurallarına bağlılığı yüzünden işinden olan Ali Rıza bey’in, ailesinin “modern yaşama” istemleriyle çatışan değer yargıların yıkılışı; bu yitenler ve değişenlerle birlikte, ekonomik yoksunluklar içinde çözülüp yıkılan bir aile..Yaprak Dökümü’nün trajik yapısını oluşturur. Reşat Nuri, iki kuşak arasındaki çatışmayla birlikte, değişen koşullarla yiten ve varolan gerçekliklerin eski yaşam biçimleriyle yeni yaşantılarda yer edişini yansıtmaktadır.

Cumhuriyet’in kuruluşuyla gelen yenileşme hareketlerinin belirli yaşam kesitlerindeki yansısını, geçiş dönemi insanlarının yaşantılarından kesitlerle sunduğu Eski Hastalık (1935) Cumhuriyet’in ilk yıllarının gerçekliğini yansıtması bakımından önem kazanır.

Tarihsel ve toplumsal yanı ağır basan Miskinler Tekesi (1946), onun yazınsal gerçekçiliğinin en başarılı örneği olarak nitelendirilmektedir. Konusunun özgünlüğü, anlatımındaki yetkinlik ve getirdiği toplumsal eleştirel öz romanın önemli özelliklerini oluşturur. Romanın örgüsündeki sevecen bakışın “insanlardaki değişim gücüne inanışı” romanı başarılı kılan bir başka özellik olarak belirir.

Romanlarının diğer bir bölümünüün başlıca konusu ise sınıflar arası karşıtlıklar ( Kızılcık Dalları, son Sığınak). Meşrutiyet Öncesi istibdat yılları (Gökyüzü, Damga, Ateş Gecesi, Harabelerin Çiçeği); duygusal ilişkiler (Dudaktan Kalbe, Akşam Güneşi); mutsuz evlilikler (Eski Hastalık, Acımak) oluşturur. Reşat Nuri, romanlarında kişilerin duygusal ilişkileriyle döneminin toplumsal sorunlarını bir arada yansıtır. Romancılığının ikinci evresinde toplumsal özün öne geçtiği, bir “amaç durumuna geldiği” görülür. Anadolu’nun gere kalmışlığı karşısında yüksünmeden çalışan, ülkenin yenileşme hareketine katılarak güçlükler ve engellerle mücadele eden değişik çevre ve mesleklerden ‘ideal’ kişiler (öğretmen, doktor, mühendis, memur…) romanlarının başlıca ‘tip’leridir. Çalıkuşu’nda Feride ile çizilen kadın tipi, o güne kadar Türk romanında işlenegelen tiplemeyi aşarak daha canlı, daha mücadeleci bir tip olarak belirir. Bu aydın kişiliklerin yanı sıra toplumun diğer kesimlerinden (işçi, köylü, kentli, esnaf, asker, yönetici…) insanlar romanlarının anlatılan “çevre ve tarih koşulları içinde” yaşayan başlıca tip ve karakterlerini oluştururlar. Tek boyutludur kişileri, iyi-kötü ikilemleriyle geliştirir kişilikleri.

Yukarı

Sanatı

Günlük konuşma dilini başarılı ve etkili kullanmasıyla bu kişilikleri canlı kılabilmektedir. Yoğunca kullandığı diyaloglarla sağlam bir anlatım birliği kurar. Olay çoğunlukla kahramanın ağzından ve geriye dönüşlerle verilir (Gizli El, Kavakm Yelleri, Damga, Ateş Gecesi, Kan Davası, Akşam Güneşi, Harabelerin Çiçeği, Gökyüzü). Bu anlatın biçemi, ona göre, bir yazar için gerekli ve zorunludur: “Ben, kahramanlarımdan birini alıp onun ağzından anlatmayı daha kolay bulurum. Hem bu suretle vakalar dağılmaz. Vakayı anlatan kahraman vahdeti muhafaza eder. Sonra, bunun bir iyiliği daha vardır, romana mesuliyetin mühim bir kısmını üstünden silkip atmış olur. Ekseriya bir romancının yaptığı bir tasvir okuyucuya soğuk gelebilir, çok defa okuyucular, romancının bir adamı anlatışını beğenmeyebilir. İşte roman kahramanının ağzından anlatırsanız mesuliyetin bir kısmı sizden ziyade kahramanın görüşüdür.”

Bazı romanlarında ise, (Değirmen, Yaprak Dökümü, Bir Kadın Düşmanı, Son Sığınak) “vaka bir olayla başlayıp ileriye doğru” gelişir. Çalıkuşu ve Acımak günlük; Bir Kadın Düşmanı mektup biçeminde yazılmıştır.

Birol Emil, onun romancılığını değerlendirirken, çok okunan yanına değinerek, bunun nedenini şöyle açımlar: “Küçük dereceli memurdan devlet ve hükümet başkanına, lise öğrencisi -hatta o devirde ilkokul mezunu ve ilkokul öğretmeninden üniversite profösörüne kadar Türkiye’de okuma-yazma bilen farklı sosyal gurupların ve kültür tabakalarının roman okuyucusu sıfatıyla üzerinde birleştikleri tek romancımız Reşat Nuri Güntekin’din. Bu mesut birleşmenin Türk kültür tarihi ve Türk roman sosyolojisi bakımından derin bir manası vardır. Bu mana asırlık bir kültür ve cemiyet meselesinin çözümü demektir. Yüz elli yıldır batılılaştıkça bir kültür yabancılaşmasına uğrayan Türk aydını karşısında Türk halkının kapıldığı çekingenlik ve içe kapanma bugün de ortadan kalkmış değildir. Ancak büyük fikir ve edebiyat adamları bu ikiliğe son verebilirdi. Reşat Nuri kendi sahasında buna muvaffak olabilen tek Türk romancısıdır.”**

Yukarı

Öykücülüğü

Reşat Nuri, ilk öykü kitabını romanlarından önce yayımlar. Verimli olduğu romancılığının ve tiyatro yazarlığının yanında, öykücülüğünü etkili ve sürekli kılmaz. Ömer Seyfettin’le yeni bir kişilik kazanan Türk öykücülüğünün Refik Halit Karay’la Anadolu’ya açılan yönelimin süreğinde ürünler verir. Yer yer Anadolu insanının sorunlarına değinmekle birlikte, öykülerinin başlıca temasının evlilik ve sorunları, sevi oluşturdu. Bunların yanında değindiği diğer toplumsal konular; Cumhuriyet’in kuruluş yılları insanının yeni yaşam biçimleri karxşısındaki çatışkıları, gençlerin sorunları, kötü yola düşen kadınlar, ‘küçük insan’ların dünyası ve çalışma koşulları, taşra yaşamından görünümler, gözlemler…sayılabilir.

Romanlarında olduğu gibi, sağlam bir diyalog kurgusu öyküsünün belirgin yanıdır. Biçimsel bir kaygıdan ise, konu birliğini önceler. Eleştirel bir yaklaşımla yazdığı bir takım kısa öykülerinde mizah öğesi ağır basar.

Yukarı

Oyun yazarlığı

Tiyatro alanındaki çalışmalarına Meşrutiyet döneminde Zaman Gazetesi’nde tiyatro eleştirileri yazarak başladı (1918-19) Daha sonra, yazdığı oyunlarının birkaçı (Hançer, Eski Rüya, Taş Parçası..) Dörülbedayi’de oynandı. Çeşitli uyarlamalar yaptı. Gönül adlı bir komedisi, bir oyun yarışmasında birincilik aldı. İlk oyunlarındaki hümanist tavrı, ülkedeki yeni toplumsal yapının getirdiği sorunlara yönelişte eleştirel bir gözlemciliğe dönüştü. Bu değişimi yansıtırken, gelişen yeni yapının ilerici atılımlarının sonuçsuz kalışıyla beliren çatışmalırın, çelişkilerin toplumun değişik kesimlerindeki yansıları, sorunsallığı oyunlarının başlıca konusunu oluşturdu.

Oyunlarında da, toplumsalla bireyseli bir arada işlerken, yer yer gülmece öğelerinden yararlanır. Konularının seçiminde halka yönelik bir anlayışla, yalın anlaşılır bir dil kullanır. Konu ve dil yönünden, toplumun her kesiminden insanın anlayabileceği bir bütünlük içinde kurmuştur oyunlarını. Değişik yaşam kesitlerinden sorunlar getirirken, ustaca bir gözlemle bu kesim insanlarından başarılı tipler ve karakterler çizer.

Anadolu Notları adıyla topladığı gezi yazıları roman, öykü ve oyunlarına kaynaklık edebilecek gözlem yoğunluğuyla yüklüdür. Görevli olarak gezindiği Anadolu’da, Anadolu insanını ve sorunlarını, geleneksel yaşam özleliklerini, gezilen yerlerin yapısal görünümlerini yerinde gözlemle verir. Bu yazılarında, izlenimlerinin bir öykü duyarlığında işlemiştir.

Reşat Nuri, yazma uğraşısından söz ederken, nasıl yazdığını şöyle dile getirir: “Not almak, masa başında plan yapmak adetim değildir… Çok eskilerden beri zaman zaman zihnimde, adeta kendiliklerinden, çok iptidai bazı hikaye kanavaları çizilmiştir. İleride tekrar ele almak düşüncesiyle bir köşeye atarım.Evlerin hırdavat dolaplarındaki kırık çocuk oyuncakları gibi karmakarışık birikirler. Arasıra bunlardan biriyle bir parça oynayıp tekrar yerine atarım. Bunları ressamların üçer beşer çizgilik ilk eskizlerine benzetmek de mümkündür. Şu fark ile ki onlar dolaptan yine eski halleriyle çıkarlar. Benim oyuncakların bir kısmı büsbütün kaybolmuşlar yahut çürüyüp dağılmışlardır. Fakat bazılarını da haberim olmadan şaşılacak derecede işlenmiş ve daha garip bugünkü aktüel duygular ve görüşlerimin tonunu tutacak derecede değişik tazelemiş bulurum. Böylece en yeni romanlarımın bazan yirmişer otuzar senelik, hatta belki daha fazla birer geçmişleri olduğunu söylersem yalan olmaz.”***

Yukarı

Yapıtları

Roman: Gizli El, 1922; Çalıkuşu, 1922; Damga, 1924; Dudaktan Kalbe,1925; Akşam Güneşi, 1926; Bir Kadın Düşmanı, 1927; Yeşil Gece, 1928; Acımak, 1928; Yaprak Dökümü,1930;Kızılcık Dalları,1932; Gökyüzü, 1935; Eski Hastalık, 1938; Ateş Gecesi, 1942; Değirmen, 1944; Miskinler Tekkesi, 1946; Harabelerin Çiçeği, 1953; Kavak Yelleri, (ö.s.), 1961; Son Sığınak (ö.s.), 1961; Kan Davası, (ö.s.), 1962.

Öykü: Recm. Gençlik ve Güzellik, 1919; Roçild Bey 1919; Eski Ahbap, 1919; Tanrı Misafiri, 1927; Sönmüş Yıldızlar, 1928; Leyla ile Mecnun, 1928; Olağan İşler, 1930.

Oyun: Hançer, 1929; Eski Rüya, 1922; Ümidin Güneşi, 1924; Gazeteci Düşmanı, Şemsiye Hırsızı, İhtiyar Serseri, 1925; Taş Parçası,1926; Bir Köy Hocası, 1928; Babür Şah’ın Seccadesi, 1931; Bir Kır Eğlencesi, 1931; Ümit Mektebinde, 1931; Felaket Karşısında, Gözdağı, Eski Borç, 1931; İstiklal, 1933; Vergi Hırsızı 1933; Hülleci, 1933; Bir Yağmur Gecesi, 1943; Yaprak Dökümü, (ö.s.), 1971; Eski Şarkı, (ö.s.), 1971; Balıkesir Muhasebecisi, (ö.s.), 1971; Tanrıdağı Ziyafeti, (ö.s.), 1971.

Gezi, Deneme, Eleştiri: Anadolu Notları, c.I-II, 1936; Dil ve Edebiyat, (?); Reşat Nuri Güntekin’in Tiyatro ile İlgili Makaleleri, Hazırlayan: K. Yavuz, 1976

*Edebiyatçılarımız Konuşuyor, 1976, Varlık Yayınları, s.25

**”Edebiyatımızın Her Zaman Yaşayacak Adlarından Biri Reşat Nuri Güntekin”, Birol Emil, H.Gösteri Aralık 1989

Kategori: Eğitim


Rasgele...


Destekliyoruz arkada - arkadas - partner - partner - arkada - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy