EÄŸitimin Tarihsel Temelleri:

12 Temmuz 2007



EĞİTİMİN TARİHSEL TEMELLERİ:

AVRUPA’DA EĞİTİM:

Günümüzde bilimsellikten uzak bir eğitimden bahsederken ortaçağ deyimi kullanılır, ortaçağda eğitim dünyanın çeşitli bölgelerinde farklılıklar gösterse de ortak çizgilere sahiptir. Bu çağda eğitim dünyasal amaçları hedefleyen bir çalışma alanı olmaktan çok, ölüm sonrası insanları hazırlayan bir temel olarak kabul edilmiştir. Bu nedenledir ki yaygın duruma gelememiş, din kurumlarının çerçevesinde sıkışıp kalmıştır. Batıda kliseler, doğu da ise müslüman ülkelerde birer dinsel kurum sayılan medreseler eğitim mekanları olmuştur. Ortaçağın sonlarına doğru politik sosyal ve ekonomik gelişmelerle eğitim ve öğretim de yavaş yavaş geleneksellikten kurtulmaya başlamıştır. Eğitim buna karşın halkın büyük çoğunluğunun değil bazı sosyal sınıfların çıkarlarını düşünmekten ileri gidememiştir. Ortaçağda eğitim sarayların dışına çıkamamış, okuma yazma soyluların tek elinde kalmıştır. Batıda çok gelişmiş üniversiteler bulunmasına karşın bunlar ahlak felsefesi ile din bilgileri çalışmaları üzerine yoğunlaşmışlardır. Bazı ülkelerde ise orta sınıfın çocukları için paralı özel okullar açılmış ve buralarda yaşamda geçerli olan okuma, yazma ve aritmetik öğretilmiştir. Batıda hümanizmin doğuşu ile birlikte eğitim durmadan gelişen bir sanat ve bilim olmuştur. Bu tür bir gelişmede rönesansın etkisi büyüktür.

Rönesans 1350 ile 16.yy ın başlangıcı arasındaki dönemi kapsamaktadır. Çağdaş anlamda insanın eğitilmesi ilk kez Rönesans hareketi ile başlamıştır. Eğitim için bazı hedefler saptanmış, insanların toplu halde eğitilmesi sorununa çözüm getirilmeye çalışılmıştır. Rönesans çağında Avrupa’da yeni devletlerin ortaya çıkması, bunların yönetim ve savunmasının bilgili memurlar ve subaylar gerektirmesi, dünya gerçeklerine sırtını çeviren ortaçağ eğitim sistemini temelinden sarsmış, yeni tip bir okul sisteminin yaratılmasını zorunlu kılmıştır. Eğitimde ve kültürde bu yeni döneme “aydınlanma” denmiştir. Aydınlanma çağının öncüleri eğitimden çok şey bekliyorlardı. Fakat eğitimin nasıl örgütlenmesi gerektiğini bilmiyorlardı. Fransız devrimi ile açılan yatılı okullarda az sayıda öğrenci seçkin öğretmenler tarafından eğitiliyorlardı. 1979 yılında Almanya’da ilk Pedagoji Enstitüsü kurulmuştur. 19.yy’ın başlangıcına kadar öğretmenlik mesleği küçümseniyordu. 19.yy boyunca bu gelişmeler sürekli hız kazanmıştır. Öğretmenlerin yetiştirilmeleri için yüksek okullar kurulmuştur. Bundan sonra eğitim ve öğretim yöntemleri incelenmiş ve tartışılmıştır. 1800 yılından sonra psikoloji eğitim tarihini çok etkilemiş ve bu etki artarak günümüze kadar gelişmiştir. Bugün pozitif bilimlerde olduğu gibi eğitim biliminde de ilk hareket noktası olayları nitelendirme, tanımlama ve bundan sonra olayların açıklanmasına geçilmektedir. Bu bakımdan niteliksel eğitim genel eğitimin önemli bir yardımcı dalı haline gelmiştir. Şu anda eğitimciler ilk iş olarak olayları ve gerçekleri bilimsel araştırma yöntemleri ile incelemekte, bundan sonra elde edilen bilgilerle bulgulara göre kuralları ve ilkeleri belirlemektedirler.

COMENIUSA GÖRE EĞİTİM

Comeniusa 1592-1670 yılları arasında yaşamıştır. Eğitim alanında “didactica magna” büyük didaktika kitabını yazmıştır. Bu kitap klasik eğitim tarihinin ilk eseridir. Comeniusa’un düşünceleri eğitim tarihinde önemli yer tutmaktadır. Proje çalışmaları, yaşam deneyimleri, yaparak ve yaşayarak öğrenme, sorun çözme gibi isimler ile uygulanan etkinlik ilkesi kökleri özgün bir toplumun kültürüne inen, dalları ise yeni ve işlevsel olarak yaşama ve öğrenmeye doğru uzanan bir süreci dile getirir. Tutarlı ve anlamlı deneyimlere yer veren bir öğretim anlayışında öğrenmenin gerçekleştirilmesi önem taşır. Sonuç olarak, eğitim etkileşim halinde olan güçlerin bir ürünüdür. Ekonomik ve sosyo-kültürel yönlerden kalkınmış olan bir toplumda birey-çevre etkileşiminin oluşturduğu ürün daha niteliklidir.

ASYADA EĞİTİM

Asya’da eğitim ve öğretimi başlatan okuma yazma bilmediği kabul edilen Peygamberin kendisidir. O yeni bir dinin öğreticisi ve yayıcısıdır. Genelde bilim ve bilginin önde gelen savunucusudur. Tarih boyunca Asya’da eğitimin dört ana hedefe yöneldiği söylenebilir. Bunlar; dini, toplumsal, zihinsel ve maddi hedeflerdir. Bilgi elde etme bu konuda çaba harcayanlara sonsuz huzur sağlayacak prestij ve onur kazandıracak zihinsel doyuma ulaştıracak ve maddi kazanç getirecektir. Doğuda Gazâli’den başka eğitimle ilgilenen düşünür yok gibidir.

GAZÂLİ

Gazâli 1058-1111 yılları arasında yaşamıştır. Yakın doğunun kültür merkezlerini dolaşmış ve düşünce özgürlüğü için savaşmış bir eğitimcidir. “İhyaliulûm” ve “Ya eyyülvelet” adlı kitaplarında eğitim ile ilgili düşüncelerini toplamıştır. Gazâli için en iyi öğretim yolu çaba ve öğretim olup, insandaki akıl gücü ile açık ve seçik bilgilerle işe başlamaktır. O’na göre çocuk, rahat ve bolluk içinde yaşama değil, sıkıntılı ve güç bir yaşantıya alıştırılmalıdır. Çocukların küçük yaşta eğitilmeleri gerekmektedir. Gazâli eğitim tarihinde eğitimi kuram ve uygulama bakımından ele alıp inceleyen en önemli kişilerden biridir.

ESKİ TÜRKLERDE EĞİTİM

Eski Türklerde eğitim iki şekilde incelenir. Müslümanlık öncesi ve sonrası.

Müslümanlıktan önce: Türk boyları 7-17yy. arası batıya doğru sürekli gelişme içersindeydiler. Türk toplumlarının eğitim anlayışları ve uygulamaları yaşama biçimlerinin etkisi altındaydı. Yani töreleri önemli rol oynamaktaydı. Eski türklerde mesleki eğitim de önemli bir yer tutmaktadır. Türklerin tarihi en eski belgeleri de bu döneme rastlar. Aynı zamanda cinsiyet ayrımı gözetmeksizin büyük bir çocuk sevgisi vardır.

Hunlarda eğitim savaşçı bir eğitimdir. Kendilerine yardımcı olan hayvanların eğitimine önem vermiştir. El sanatlarında önemli eserleri vardır.

Göktürklerde de Hunlara benzer bir eğitim sistemi görülmektedir. Eğitim töreler kanalı ile verilmektedir. Aynı zamanda ileri derecede bulunan ulusal dilleri ve yazıları ile önemli belgeler bırakmışlardır.

Uygurlar, yerleşik yaşam ve din değişikliği nedeniyle Türk eğitim tarihine damgalarını vurmuşlardır. Uygurlar çeşitli Türk ve yabancı devletlerin saraylarında katiplik, bürokratlık, danışmanlık, tercümanlık, öğretmenlik yapmışlardır.

Müslümanlık döneminde eğitim: Türklerin İslâmiyet benimsemelerinden sonra eğitime birçok yenilik girmiştir. İlk kez, medrese denen planlı düzenli,güçlü bir örgün eğitim kurumu her tarafa kısa sürede yayılmıştır. Ahlak anlayışı, dünyaya bakış, toplumun değer verdiği insan tipinde değişiklikler olmuş eski töreler değişmiştir. İslâmiyet ile birlikte gazi ve aydın tipleri ortaya çıkmıştır. Arapça ve Farsça eğitimde etkin dil haline gelmiştir.

Selçuklular döneminde eğitimde büyük değişiklikler olmuştur. Selçuklu devlet adamları eğitime önem vermişlerdir. Medreselerin açılması hız kazanmıştır. Ahilik gibi yaygın eğitim kurumu, atabeylik gibi şehzadelerin yetişmesi için bir uygulama ortaya çıkmıştır.

OSMANLILARDA EĞİTİM:

Osmanlılarda genel olarak eğitim medreselerde yapılmaktaydı ve medreseler Osmanlı döneminin sonuna ve kapatılmalarına kadar kendilerini yenilemeye gitmemişlerdir. Azınlık çocuklarının yetiştirildiği Enderun okulları kurulmuştur. İlköğretim 19 yy.lın sonlarına kadar çok basit seviyede kalmıştır. Eğitim öğretimin temel amacı dindir. Ezberci bir eğitim anlayışı vardır. İlkokul üstü eğitim kurumlarında yalnızca erkekler eğitim görmüştür. Eğitimde yenileşmeleri 1773 yılında askeri okullar açılarak başlanmıştır. 1773 yılında askeri okullara kısmen sivil okullar da geniş ölçüde etkisini sürdürmüştür.

CUMHURİYET DÖNEMİNDE EĞİTİM

29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet resmen ilan edildikten sonra bütün toplumsal kurumları başta düzenleme çalışmaları başlamasıyla eğitimin yeniden yapılandırılması yeniden gündeme getirilmiştir. Cumhuriyet döneminde eğitime büyük değer ve önem verilmiştir. Bu dönemde toplumun yüzde onu bile okur- yazar değildir. Siyasal, ekonomik, hukuki değişikliklerin gerçekleştirilmesine eğitim stratejik bir önem taşımaktadır. Eğitimde genel olarak sayısal bakımdan önemli gelişmeler sağlanmıştır. Tevhid-i tedrisat diğer adıyla öğretim birliği yasası tüm okullar Milli Eğitim Bakanlığına bağlanmıştır. Eğitim laikleşmiş, demokratikleşmiştir. Latin harfleri kabul edilmiş, tarih ve dil konularında milli amaca yönelme başlamıştır. Kadın eğitimine önem verilmiştir ve karma eğitime geçilmiştir. Laik ve Atatürk ilkelerine bağlı yeni bir insan tipi geliştirmek eğitimin amaçlarından olmuştur. Eğitim ve öğretimde şekilsel tutum ve davranışlara fazla yer verilmiş, bu da bazen özü unutturmuştur. Kitle iletişim araçları eğitim ve öğretime yeterli destek ve katkıda bulunmamıştır. Siyasal etkenler, bozuk kentleşme, kaynak yetersizliği, umursamazlık ve benzeri nedenlerle eğitimde nitelik yeterince sağlanamamıştır. Türk eğitim tarihinin geniş deneyim ve düşünce birikiminden asıl günümüzde ders alınması gerekirken ilgililerde ve aydınlarda bu konuda yeterli bilinçlenme ve çaba görülmemektedir.

Kategori: EÄŸitim


Rasgele...