Peyami Safa

12 Temmuz 2007



PEYAMİ SAFA

Peyami Safa 1899yılında İstanbul da doğmustur .Servet-i Fünün sairlerinden İsmail Safa’nın olgudur ,iki yasında , vatana ihanetten Sivas da sürgünde bulunan babasını kaybetmesi ,dokuz yasında sağ elinin ekleminde kemik hastalıgının baslaması,13yasında hayatını kazanmak zorunda kalması onun düzenli bir okul ögrenimi göremesini engellemiş ve kendi kendini yetiştirmek zorunda kalmıstır. Fransızcayı kendi anadili gibi konusabilmektedir. Birinci dünya savası yıllarında öğretmenlik yaparken bir yandan da edebiyatla ilgileniyordu.Biri yerli Kopanlıklar Kıralı diğeri çeviri Üc Kardes adlı birer hikayelik iki küçük kitap çıkarıyor , sanat dergilerinde hikaye cevirileri ve makaleleri yayımlanıyordu.Savas sonunda ,kardeşinin isteğiyle memurluktan ayrılıp basın hayatına atıldı. Çıkardıkları Yirminci Asır adlı bir aksam gazetesinde Asrın Hikayeleri genel baslıgı adı altında halk için gazete hikayeleri yazdı. İlk otuz kırk tanesi imzasız yayımlanan bu hikayeler o zaman cok begenildi ;yazar devrin ileri gelen bazı sanatçıları ( Yakup Kadri Karaosmanoglu ,Yahya Kemal Beyatlı,Omer Seyfettin ) tarafından teşvik edildi.O tarihten sonra yalnız gazetelerde calıstı fıkra ,makale ve roman yazarı olarak geniş bir üne ulaştı.Bu arada Kültür Haftası (1936)ve Turk Düsüncesi (1953-1960) adlı ikide dergi çıkardı. İkinci Dünya Savası yıllarında kendini Fasizm akımına kaptırdı ;şavaş sonrasında çalıştığı parti gazetelerine göre ikide bir agız degistirerek siyasal bir dengesizlik içinde bocaladı, genellikle gerici bir takım görüslerin savunuculugunu yaptı.Atatürk ün saglıgında Türk Inkılabına Bakıslar(1938) adlı bir kitap yazmısken Atatürk ün ölümünden sonra devrin düsmanı bir yol tuttu. Oglu Merve Safayı askerliği sırasında kaybetmesi onu çok etkiledi ve onu kaybettikten 3ay sonra 15 haziran 1961 de Istanbul da öldü. Öldüğü zaman Son Havadis gazetesi baş yazarı idi.Şuanda Edirne Şehitkapı mezarlığında yatmaktadır.

Peyami Safa kendi kendisini yetiştirmiş ender kisilerdendir.Kendi kendini yetiştirmekteki başarısıyla kısa sürede Babıalinin aranan kalemleri arasına girmistir. 43 yıl aralıksız yazmıs güçlü bir fikir adamı, romancı ve polemikçidir. Nâzım Hikmet Ran, Nurullah Ataç, Zekeriya Sertel, Muhsin Ertuğrul, Aziz Nesin’le polemiğe girişmıstir.

Peyami Safa halk için yazdığı edebî değeri olmayan romanlarını “Server Bedi” imzası ile yayınlamıstır. Bu eserlerinden en onemlileri Cumbadan Rumbaya ve Cinğöz Recai dir . Peyami Safa’nın fıkra ve makalelerinde sağlam bir mantık dokusu ve inandırıcılık görülür. Romanlarında olaydan çok tahlile önem vermiştir. Toplumumuzdaki ahlâk çöküntüsünü, medeniyetin yarattığı bocalamayı, nesiller ve sosyal çevreler arasındaki çatışmayı dile getirmıstır. Zıt kavramları, duygu ve düşünce tezadını ustaca işlemistir.

Peyami Safa milliyetcidir. Bunu Türkler icin bir varlık sartı olarak gorur. Ona gore milliyetcilik kanda degil ortaklasa bir soya ve ülküye baglılık surundadır. Ayrıca ona gore medeniyet(Batıcılık) bizi Avrupa metoduna ve düsüncesine baglar , milliyetcilik ise soy ,din ve kültür kaynaklarına iletir.Yani Peyami Safa ,batının ilmini dogunun manevi gücü ile kaynastırıp,Türklere ait,yeni bir medeniyet sentezi cıkarmak ister.Bunun ıcınde dogu ve batıdakı gelısmelerı izlemis okudugu seyleri aynen tekrarlamayıp kendince bir sentezden gecırıp sonra fıkra ve makalelerinde hatta romanlarında kullanmıstır.

Peyami Safa dinin ancak laiklikle mümkün olacağını söyleyerek hem dindar hem de filozof olunması gerektiğini belirtir. Peyami Safa ,batıcı ve devrimcidir, fakat geçmişle lüzumlu bagların kopmasını istemez.Cünkü bu Dogu-batı sentezi fikrine aykırıdır.Yazar bilhassa Avrupa karşısında düşülen aşagılık duygusunu milli onurumuz için zararlı görür.Fertler şahsiyet sahibi oldugu ölcüde toplumun yükselecegine inanır.

Peyami Safa’nın en önemli eserleri şunlardır;

Biz İnsanlar, Yalnızız, Fatih Harbiye, Matmazel Noraliya’nın Koltugu , Dokuzuncu Harciye Koğuşu, Mahşer, Şimşek, Canan, Sözde Kızlar, Türk İnkılabına Bakış.

PEYAMİ SAFA’NIN ROMANCILIĞI

Peyami Safa’nın roman yazmasında hayatının gidişatı çok önemli rol oynar. Bunu da kendisi şu şekilde açıklamıştır; “Benim şuurum bir facia atmosferi içinde doğdu. Ben iki yaşında iken babam ve kardeşim Sivas’ta on ay içinde öldü. Böyle kısa aralıklarla hem kocasını, hem de çocuğunu kaybeden bir kadının hıçkırıkları arasında kendimi bulmaya başladım. Belki bütün kitaplarımı dolduran ‘Bir facia beklemek vehmi’ ve yaklaşan her ayak sesinden bir tehlike sezmek korkusu, böyle bir başlangıcın neticesidir.” Peyami Safa’nın ifade ettiği ‘Bir facia beklemek vehmi’ ve ‘bir tehlike sezmek korkusu’ psikolojik olaylardır. İşte bunlar romanlarında psikolojik atmosferin esmesine sebep olmuştur. Bunu da ancak tahlille yapmak mümkündür. Dolayısıyla romanımıza tahlilin Peyami Safa ile girmesinin sebebi yaşadıklarıdır.

Peyami Safa bir tahlil romancısıdır. Yani kisilere ve esyalara psikolojik bir dikkat ile bakar.Suur ile alt suuru arastırır.Maddi ,manevi ıstırap dolu hayatları,hasta beden ve ruhları, ahlak bunalımlarını ,kisi-toplum çatısmalarını ,vicdan azaplarını ;günah ,umursamazlık ,ise yaramazlık ,yalnızlık duygularını ,önsezileri ,ruh hastalıklarını konu edinir. Bu tarz tahlil romanlarında olay degil ,kisilerin ,esyalarının ve bizzat olayın ince bir dikkatle cözümlenmesi önemlidir. Böylece insanın ic macerasını ele alan çagdas roman sırf bir olay etrafında dönmekten kurtulmaktadır.

Peyami Safa, eşyanın insana göre değiştiğini belirten ilk romancı sayılabilir. Dünya romanına getirdiği bu zenginliği en çarpıcı şekilde Mustafa Baydar’la yaptığı konuşmada söylediği şu cümlelerden anlıyoruz: “Bir meşhur Amerikan yazarının romanı bir bakkal dükkanının tasviri ile başlar. Burada dükkanın görünüşü, romanın şahıslarından biri olmayan romancının gözüne göredir. Oysaki bir bakkal dükkanındaki eşya oraya giren roman şahıslarından her birinin maksadına, mesleğine göre değişir. Telefon etmek için o dükkana giren adamın gördüğü eşya, sandalye almak için girenin gördüklerinden ve görüş tarzlarından başkadır. Oraya bir katili aramak için giren polisle, dükkanı kiralamak için giren müşterinin görüşleri başkadır. Harici dikkati gelişmiş bir adamla, dalgın ve içine kapalı bir adamın görüşleri başkadır. Roman bu farklılıkları belirttiği zaman canlı ve doğrudur.”Bu konuşmadan da romancının ele aldığı insanın psikolojisini, şahsiyetini, niyetini ortaya koyması bakımından eşyanın değerlendirilmesi gerektiğini anlıyoruz.

Ayrıca, Peyami Safa sosyal olayların insan ruhları üstündeki etkilerini de araştırmıstır.Örneğin; Mahser de 1.Dünya savaşı sonundaki ahlak cöküslerini ; Fatih-Harbiyede ,ters anlasılarak taklit edilen Batının bize getirdigi bunalımlarını ele almıştır.

Peyami Safa, her eserinde kendi sosyal görüslerini savunan bir kahraman bulundurur. Çünkü o, sanatkarın ister istemez sosyal bir görüsün temsilcisi olduguna inanır. Fakat ,romanın acıktan acıga bir dava tutmasını ,bir iddiayı,bir görüsü ispat icin yazılmasını uygun görmez. Görüşünü kişilerden biri tarafından ,fakat açıkça değil varılacak bir hedef gibi temsil eder. Ayrıca Peyami Safa nın romanlarında sahıslar azdır.Büyük cogunlugu iki veya üc kisi üzerinde kurulmustur. Bazı romanlarında ise tek insanı (bu insan çogu zaman kendisidir) ele alır.

Peyami Safa olayların gercek hayattan alınmasına onem vermez.Ona gore bir vakanın yasanmıs olması degil ,yasanırken var olacak ruh ve düsünce hallerinin ifade edilmesi onemlidir.Nitekim her romanında kendi hayatımdan parcalar vardır.Fakat bunun romanı ele geçirmesine izin vermez ,yani yaşadığı şeyin onun yerine olabileceklerin önüne geçmesine. Çünkü o zaman roman hatırlatmadan farklı olmaz. Ama roman olaganı olmus gösterme sanatıdır.Buyüzden romanda yaşanmamış kısımlar , yaşanmışlardan daha gerçekçidir.

Peyami Safa,gerek romanlarındaki,gerek fıkralarında cümle ve kelime kurmada ,Türkcenin bütün imkanlarını kullanmıştır.Cümleleri cok defa uzun ve karmasık ,ama yerine göre kesik,kısa hatta devrik de olabilir.Amacı; bir düsünce veya duyguyu en kestirmeden anlatmaktır.

Peyami Safa kahramanları kendi ağzıyla konuşturur.Kültür seviyesine ,ruh haline ,mizacına ve zevkine göre konuşturur.Fakat konusur gibi yazmaya karsıdır. Çünkü konusur gibiliğin özel üslubu yok edecegini inanır.

Peyami Safa romana cirkin ,bayagı sözler sokulmasını da siddetle kınar .Çünkü, gerçek halk şiirinde ve folklor örneklerinde öyle kelimelere rastlanmaz.

Kısacası Peyami Safa’nın bütün romanlarında psikolojik roman türünün bütün özelliklerine rastlanır. Dar ve kapalı mekan,az sahıs ,basit olay… gibi.

Kategori: Eğitim


Rasgele...


Destekliyoruz arkada - arkadas - partner - partner - arkada - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy