Atom
12 Temmuz 2007
ATOM
Ortaokul yıllarından beri, hepimiz, bu soru ile pek çok kez karşılaşmısızdır.
Okul yıllarında bize öğretilen; bir çekirdek ve onun etrafında dönen elektronlar…
Elektronlar durmadan dönüyor ve model güneş sistemine benzetiliyordu.
Aradan yıllar geçti, ÅŸimdi size sorulsa, eminim büyük bir çoÄŸunluk yine aynıÂ
ÅŸeyi söyleyecektir.Â
Ama Antrak farkı ile değişimi öğrenmenin zamanı geldi.
Antik çaÄŸda yetiÅŸen pek çok düşünürle birlikte, madenin yapısı sorgulanmayaÂ
baÅŸlamıştır. İlk kez Thales evreni anlamanın yolunun maddeyi anlamaktan geçtiÄŸiniÂ
ifade ederek, materyalist felsefeye ilk adımı atmıştır. Daha sonra Anaximander,Â
evreni oluÅŸturan aperion denen bitmez, deÄŸiÅŸmez, görünmez bir maddedenÂ
bahsetmiÅŸtir. Empedocles, tüm varlıkların dört elementten yani ateÅŸ, hava, su, topraktanÂ
oluÅŸtuÄŸunu ifade etmiÅŸtir. EmpedoclesÂ’in bu düşüncesi, büyük otoritesi ile 1500 yıl bilimÂ
dünyasını egemenliği altına alan Aristo tarafından iyice yerleştirilmiştir.
Bugün kullandığımız anlamda atom kavramını ilk kez ortaya atan düşünürlerÂ
Leukippos ve Demokritosdur. Bu düşünürler; ”DoÄŸada mevcut her maddenin,Â
fiziksel olarak bölünmeyen atomlardan oluÅŸtuÄŸunu ifade etmiÅŸlerdir, ayrıca atomlarÂ
arasında boş uzay bulunduğunu ve devinim halinde olduklarını belirtmişlerdir.
M.Ö.440 yılları.
Aristo (M.Ö. 384 -322) Makedonyalı idi. Maddeye bakışı; kendinden önce yaÅŸamışÂ
olan Atomculara olan tepkisini ifade eder. O da Empedoclesin düşüncesine katılırÂ
ve dört ana maddeden herşeyin yapıldığını söyler.
19 . Yüzyıla gelene kadar bu düşüncelere bir ilave yapılmadı ve İlk kezÂ
John Dalton (1766 1844 ) Atom kavramınını tekrar ele alarak modern atom kavramınıÂ
ortaya attı. Dalton kimyasal reaksiyonlarda tam sayılarla belirlenen oranlardaÂ
maddenin tepkimeye girdiÄŸini gösterdi ve maddelerin atom denen sayılabilir amaÂ
bölünemez parçalardan yapıldığını ifade etti. Aynı zamanda atomların ağırlıklarınıÂ
ortaya koyan bir çizelge hazırladı.
J.J.Thomson 1897 yılında elektronu keÅŸfetti. 1900′lü yılların baÅŸlarındaÂ
Ernest Rutherfort(1871 1937) günümüz atom modelinin temelini teÅŸkil edenÂ
esas yapıyı ortaya koydu. AtomÂ’un; kütlesinin büyük bir kısmını olusturan çekirdekÂ
ve bu çekirdek etrafında dönen elektronlardan yapıldığını ortaya koydu.Â
Rutherfort çekirdeÄŸi oluÅŸturan pozitif yüklü parçaya “proton” adını verdi.Â
1932 yılında Chadwick nötronu buldu. Daha sonra Kuantum teorisi doÄŸrultusundaÂ
Niels Bohr(1883 1962) Bohr atom modelini ortaya attı ve elektronların belliÂ
yörüngelerde bulunabildiğini ve bunun plank sabiti ile ilgili olduğunu ifade etti.
20. yüzyılın ortalarına doÄŸru atom ile ilgili çalışmalar ve bilgiler giderek arttı.Â
Bugün artık atom denilince, ortada bir çekirdek ve etrafında dönen elektronlarÂ
tabiri oldukça ilkel bir tanım olarak kalmaktadır. GeliÅŸen zaman içinde bilgilerimiziÂ
yenilemek ve atom denildiğinde nasıl bir yapı olduğunu bilmek gerekmektedir.
Bir Atomun çapı 10-8 cm dir - bu çap elektron bulutu nu da içermektedir.
ÇekirdeÄŸe kadar yaklaşıldığında Atom çapı 10-13 cm’ye kadar küçülür .
Buradan anlaşılacağı üzere elektronlar ile çekirdek arasında oldukça fazla birÂ
mesafe vardır, eÄŸer elektronlar ile çekirdek arasındaki uzaklık kaldırılabilse,Â
bir gezegen kadar maddeyi bir nohut kadar yapabilmek mümkünÂ
olacaktır (bk.nötron yıldızları).
Atomun yapısını anlamakta esas olan çekirdeÄŸi anlamaktır. Çevrede dönenÂ
elektronlar artık anlaşılmıştır ve çekirdek çevresinde şimdilik bir başka şey yoktur.
Yalnız elektronlar çekirdek çevresinde ancak belirli enerji seviyelerine sahipÂ
yörüngelerde bir olasılık bulutu olarak mevcutturlar. GüneÅŸ sistemi gibiÂ
hababam dönmezler.
AtomÂ’un oluÅŸum mekanizmalarında rol oynayan ve daha baÅŸka maddelerÂ
tarafından yapılmayan temel parçacıklara elementer parçacıklar adı verilirÂ
ve elementer parçacıklar iki ana başlık altında toplanırlar.
1-) Leptonlar
2-) Kuarklar
Temel Parçacıklar
Leptonlar ve kuarklar şimdiki bilgilerimize göre elementer parcacıklardır.
Yani, kendilerini oluşturan başka parçacıklardan yapılmamışlardır.
Leptonlar içinde hepimizin yakından tanıdığı ‘ElektronÂ’ vardır. Elektron ÅŸimdilikÂ
baÅŸka parçacıklardan yapılmamış olarak kabul edilmektedir.Â
Leptonların spini (dönüş) ½ ve elektrik yükleri -1 veya 0 dır. Yunanca leptonÂ
hafif parçacık anlamına gelmektedir.
Elementer parçacıklar içinde adını James Joyce dan alan parçacıklar Kuarklardır.
Kuarklarda spin ½ ve elektrik yükleri 2/3 veya -1/3 olan parçacıklardır.Â
Şimdilik bilinen 6 kuark vardır.
Atom cekirdeÄŸi etrafında bulunan elektron bir elementer parcacık olduÄŸu içinÂ
onunla fazla uÄŸraÅŸmayacağız. Geriye kalan, “çekirdek nedir”?Â
Sorusuna cevap arayacağız.
Çekirdek Nukleon adını verdiÄŸimiz proton ve nötrondan meydana gelmiÅŸtir.Â
Elektron ve çekirdek, içindeki Nötron ile Proton kararlı parçacıklardır.
Çekirdeği ilgilendiren parçacıklar ailesi iki kısımdır.
1-) BaryonlarÂ
2-) Mezonlar
Baryonlar ağır parcacıklardır, mezonlar orta ağır parçacıklardır.Â
Baryonlar ve Mezonların hepsine Hadronlar adı verilir.
Yunanca kuvvetli parçacık anlamındadır.
Kuark kuramına göre Baryonlar 3 kuarktan, Mezonlar ise bir kuark veÂ
bir antikuarktan oluşmuşlardır.
Nötron UDD kuarklarından, Proton ise UUD kuarklarından meydana gelmiştir.
Elektrik yükleri hesaplandığında 2/3 -1/3-1/3 = 0 yani yüksüz NötronÂ
ve 2/3+2/3-1/3 = 1 yüklü Proton olduğu görülür.
Hadronlar ailesi
Bir atom çekirdeÄŸini oluÅŸturan Hadronlar,Kuarklardan yapılmışlardır ve aradaki mezonÂ
alışveriÅŸi ile kararlı parçacıklar ortaya çıkar. Bu olay esnasında ki kuvvet güçlüÂ
etkileÅŸimdir ve çekirdeÄŸi parçalanmadan tutar. Bu olgu ilk kez H. Yukova tarafındanÂ
ortaya konulmuştur ve bu olayda en çok rol oynayan mezon pi mezondur.
Ortalıkta fazla görülmeyen bu maddelerin ömrü çok kısadır.
Yüklü pi mezon 10-8 sn yaşar.
Bir atom çekirdeÄŸinin her zaman kararlı olmadığını biliyoruz, kararsız atomÂ
çekirdeklerinde, ki radyoaktif maddelerin çekirdekleri böyledir, çekirdekÂ
parçalanması olur bunu sağlayan zayıf etkileşimdir.
Doğada varolan ve şimdilik bilinen 4 temel kuvvetin bağlantı kuantasına Gluon adı verilir.
Elektromagnetik kuvvet gluonu FOTON
Zayıf Etkileşim kuvvet gluonu W+ W- Z0 parçacığı
Çekim Kuvveti gluonu GRAVİTON
Kuvvetli Etkileşim gluonu RENKLİ GLUONLAR
dır. Atom çekirdeÄŸini ilgilendiren gluonlar Kuarkların tad dediÄŸimiz özelliÄŸini deÄŸiÅŸtirirÂ
ve onların yapmış olduÄŸu hadronları parçalar veya kuarkları zamk gibi birarada tutarakÂ
kararlı parçacıkların yapılmasını sağlar.
Åžimdiye kadar bahsedilen bu parçacıkların Pauli yasası ile belirlenen spinleri gözÂ
önüne alındıklarında (spin parcacığın iç açısal momentumudur), parçacıklar yaÂ
tamsayılı spinlere sahiptir. 0 , 1 ,2 …gibi veya yarım tamsayılı (buçuklu)
spinlere sahiptir ½ , 3/2 , 5/2 … gibi. Yarı tamsayılı spinli parçacıklarÂ
FERMİ istatiklerine, tamsayılı spin’e sahip olanlar BOSE istatiklerine uyarlar.
Bu nedenle Spinler göz önüne alındığında parçacıklar iki kısma ayrılırlar.
1-) Fermionlar ( Enrico Fermi den)
2-) Bozonlar ( M. K. Bose dan )
Fermi istatistiklerine uyan parcacıklar aynı anda aynı konumda olamazlar (elektron gibi).
Bose istatiklerine uyanlar ise aynı anda konumda olabilirler (foton dolayısı ile laser gibi).
Tüm bahsedilen parçacıkların bir antiparçacığı da olduğunu, ki buna antimadde diyoruz.
Unutmamakta fayda var. En çok bilinen örnek Pozitron yani antielektrondur.
“Peki ortalıkta antimadde niye görülmüyor?” diyorsanız sebebi; madde ileÂ
antimadde karşılaştığında, ortaya enerji çıkmasıdır.
Kısaca özet halinde konuyu anlatmaya çalıştık, konu çok geniÅŸ ve gittikçeÂ
karmaşık hale gelmektedir. Korunum yasaları, Pauli dışarlama etkisi, Parite,
Ayar teorileri, Sicim teorisi, sekizli yol gibi teferruata girmedik belki ilerideÂ
meraklısı artarsa konuyu daha geniÅŸ olarak inceleriz, ÅŸimdilik aklınızda buÂ
kadar kalsın yeter.
B İ L İ M  T A R İ H İ N D E N:Â
John von Neumann ismini hepimiz çok iyi hatırlarız.1944 de ÅŸu anda yaÅŸamımızınÂ
ayrılmaz bir parçası olan bilgisayarın atasını yaptı. ENIAC yaniÂ
Electronic Numerical Integrator and Computer. Eniac o kadar büyüktü ki kocaÂ
bir odaya zor sığıyordu. UzunluÄŸu 30 metre, yüksekliÄŸi 3 metre ve derinliÄŸiÂ
1 metre idi. 18.000 lamba 70.000 direnç, 10.000 kondansatörden oluşmuştu.
Birkaç gün bozulmadan çalışması çok büyük bir baÅŸarı idi ve bir keresindeÂ
5 gün bozulmadan çalıştı. Yalnız ateÅŸleme ve bombalama cetvelleri yapmakÂ
için yapıldığından, başka bir iş yaptırmak için yeniden programlanması,
binlerce düğme ve kablonun yeniden ayarlanmasını gerektirmekte idi ve buÂ
çalışanları çıldırtan bir işti. Rivayete göre ENIAC çalışmaya başladığında Princeton da
şehir ışıkları soluklaşmakta idi.
Geçen ayın cevabı:
Amatörler cevap için çok beklerler çünkü; cevap gelmez.
Klasik mekanikteki hızların toplamı kuramı söz konusu hızlar ışık hızıÂ
olduğunda artık kullanılamaz olur.
Rölativistik olarak birbirine göre hareketli iki koordinat sisteminde kullanılan formül;
                  V1 + V2
Hız = ————————————- dir.Â
          1+ {( V1 x V2 ) / C2 }
buradan da anlaşılacağı gibi arka uzay gemisinden çıkan ışıkÂ
(yani mors sinyalleri ), öndeki uzay gemisine yetiÅŸemez çünkü;Â
ışık hızı sabit kalır.
Kategori: EÄŸitim