Ben Neden Öğretmen Olmak İstedim?

12 Temmuz 2007



Ben neden öğretmen olmak istedim?

Defalarca bu soruyu sordum kendime. Ulaştığım sonuç şuydu: Öncelikle ilkokulda ki öğretmenlerimi çok seviyordum. Öğretmenlerim diyorum çünkü ; benim ilkokul da üç değişik öğretmenim oldu. Onlara olan sevgim, benim öğretmen olma isteğimin ilk tohumlarını attı.

Daha sonrada çocuklara olan sevgim. Bence; çocukları sevmeyen bir insan onları eğitemez. Karşılıklı sevginin olduğu bir ortamda iyi bir eğitim, iyi bir eğitimin olduğu yerde ise şüphesiz parlak bir gelecek vardır.

Bu sonuçlara bir de ÖSS’den aldığım puan eklendi. Böylece sınıf öğretmeliği bölümüne girmiş bulunuyorum. Amacım dört yıl boyunca iyi bir eğitim alarak gelecek nesilleri en iyi şekilde yetiştirmektir.

İdeal bir öğretmen nasıl olmalıdır?

Bu soruya cevap vermek için, öğretmenin öğrenciler üzerindeki etkisini bilmek gerekir. Bu yüzden bir öğretmenin dersine misafir olarak girdim. Bu öğretmeni derste izledim. Sonunda öğrencilerle özel olarak konuşup, onların öğretmen hakkındaki görüşlerini dinledim.

Girdiğim ders ve öğrencilerin öğretmen hakkındaki görüşleri:

Ben son iki derse girdim. Öğrenciler yorgun oldukları için, onları daha fazla sıkmamak adına eğitsel ders yapılmasına karar verildi. Önce güzel yazı dersi.

Öğretmen ilk önce öğrencileri psikolojik olarak rahatlatmaya çalıştı. Öğrenciler tereddütdeydi. Öğretmen ise el yazısının kolay olduğunu, bunu mutlaka başarabileceklerini söylüyordu. Buna inanmalarını sağladı.

Sonra da öğretmen dersi anlatmaya başladı…

Öğretmen tahtada harfleri çizerken, öğrencilere parmaklarıyla boşlukta çizmeye çalıştılar. Öğrenciler bunları yaparken kıpır kıpırdı.

Gerçekten bu öğrencilere hakim olmak çok zor. Bu yüzden öğretmen söylediklerinin yapılmasını istiyordu. Yapmayanları ise uyardı.

Ders esnasında öğrenciler devamlı sorular soruyorlardı . Çok zeki ve hareketli öğrenciler vardı bu sınıfta. Öğrenciler öğretmenlerinden hem çok korkuyor, hem de onu çok sevdiklerini söylüyorlardı. Öğretmen kendi yazdıklarını silip öğrencileri teker teker kaldırarak, söylediklerini el yazısı ile yazdırdı. Öğrenciler bu konuda bir hayli yetenekliydi.

Öğretmen yerde kağıt parçaları olduğunu fark etti. Onlara örnek bir davranışta bulunarak kendisi bunları süpürdü. Hiçbir şey söylemeden bunu yapması onları etkiledi. “Bugünkü nöbetçi hiçbir şey yapmadı, etraf çok kirli öğretmenim” diye yakındılar.

Öğretmen bazen sinirleniyordu. Biraz sert davranıyordu. Fakat tam kararında. Ne öğrencileri dersten soğutacak kadar fazla, ne de onların susmalarını engelleyemeyecek kadar az…

Öğretmene “iyi bir ders programı nasıl olmalıdır?” diye bir soru yönelttim. Öğretmenin verdiği cevap gerçekten muhteşemdi: “ En iyi ders programı öğrenciler sıkıldığında değiştirilen ders programıdır.”

Bazen de öğrenciler sıkılınca beyin geliştirici oyunlar oynanması gerekirmiş. Bu sınıfta böle bir oyun oynadık. özcük türetme oyunu. Gerçekten güzel bir oyun bu. Bizde oynardık bu oyunu…

“Bu sınıftayken kendimi bu sınıftan biriymişim gibi hissettim. Öğretmen kızınca bende korktum. Ders boyunca neredeyse hiç konuşmadım. Zaman su gibi akıp geçti. Ya da bana öle geldi.”

Daha sonrada öğretmenin, biz geleceğin öğretmenlerine verdiği birkaç nasihat vardı.

Temel kurallar şuydu:

SEVGİ-SABIR

Bunu kendimize parola edinmemiz tavsiye edildi.

Sonrada bize doğu görevi yaptığı yılları anlattı.

Öğretmen doğu görevini Erzincan’da yapmış. Çocuklarla iletişim kurmak ve onlara söylediklerini yaptırmak oldukça güçmüş. Bu konuda söyledikleri şu şekildeydi: “ Doğuda öğrencilere dayak atmak kesinlikle çözüm değil. Zaten aile baskısı ve dayağa maruz kalan öğrenciye dayak tesir etmiyor. Çocuğa iyi niyetle ve sevecen bir şekilde yaklaşmalı aksi halde çocuğa hiçbir faydanız olamaz.”

Bu gerçekten çok acı bir durum. Psikolojisi bozulmuş bir çocuk hayattan ne bekleyebilir ki?… Kendimi düşünüyorum da biraz moralim bozulsa, yada biri bana kırılacağım bir şey söylese bir anda dünyam kararıyor,her şeyi boş veriyorum. Aslında bütün insanlar böyle degilmidir? Birde söz konusu olan küçük bir çocuk. Kim bilir onun hayal dünyasında nasıl bir yaşam vardır. Peki bunların tam dünyasında nasıl bir yaşamın içindeyse ne olacak? Bu çocuk hayattan sizce ne bekleye bilirsiniz?

Fakat ona yol gösteren ,ona devamlı gelecekten ümit beklemesi gerektiğine inandıran bir öğretmen,ona yeni bir kapı açmış olur. Böylece geleceğe umutla bakan bir insan kazanılmış olur.

Oysa pek çok kişi doğu görevinden kurtulmak için uğraşıp duruyor. Eğer bu kişilik bu öğrencilere yardımcı olamayacaklarını düşünüyorlarsa amenna… Yerlerinde dursunlar. Bu insanları daha koyu bir karanlığa gömmesinler diyorum ve bunu burada noktalıyorum.

Birde devamlı ağlayan öğrenciler varmış. Ödevlerini yapmazlar “ niye yapmadın?” diye sorunca ağlamaya başlarlarmış. Bu öğretmenimizin de böle bir öğrencisi varmış. Bir değil… İki değil… Ağladıkça ağlarmış. Öğretmene bir gün bu öğrenciyi karşına almış “ödevini yapmadın mı? “ öğrenci ağlamaya başlamış. Öğretmen “ geç şuraya, hemen yap !” demiş. Ağlamak artık fayda vermeyince her söyleneni zamanında yapmaya başlamış. Bu öğrencinin annesi de bir öğretmenmiş. O da kızını böle görünce çok ama çok şaşırmış.

Hep öğretmenden bahsettim. Şimdi de biraz öğrencilerle olan konuşmalarımdan bahsedeyim.

Öğretmeninizi seviyor musunuz ?

Aldığım cevaplar olumluydu. Bu tamamda, peki o size kızdığında tepkiniz ne oluyor?

Onlar yine öğretmenlerini çok sevdiklerini söylediler. Kızınca biraz üzülüyorlarmış fakat “ o bizim öğretmenimiz. O haklıydı. Biz yanlış davrandık.” dediler.

Gerçekten buna çok sevindim. Çünkü, öğretmen kızınca ben bile korkuyorum. Bir an öğretmene çok ama çok kızıyordum.

Öğretmene sorduğum sorular:

1-)Mesleğinizi seviyor musunuz ? bu meslek sevmeden yapılabilir mi?

C-)Çok seviyorum . Böyle meslekte sevmeden zaten yapılmaz.

2-) Öğrencilerinizle olan ilişkileriniz onların şu andaki meslek seçimini etkiliyor mu?

C-)Kesinlikle evet. Beni çok sevdiklerinden onlarda benim gibi öğretmen olmak istiyorlar.

3-)Bu yaştaki çocukların dikkatini 40 dk. Derste tutmak zor olsa gerek, fakat derste işlenmeli. Bunu nasıl sağlıyorsunuz.

C-)Ders programına uymuyorum. Onlar sıkıldıkça ders değiştiriyoruz. Onlar da derse tekrar adapte oluyorlar.

4-)Öğrenciler sizin söylediklerinizi yapmadıklarında nasıl bir ceza uyguluyorsunuz.

C-)Kızıyorum.

5-) Onları nasıl mükafatlandırıyorsunuz?

C-)”Aferin yavrum” demem onlara yetiyor.

6-)Hperaktif öğrencileriniz var mı? Onlar için ne yapıyorsunuz?

C-)Var. Derslerde çok sıkılıyor. Ailesiyle görüştük. Birlikte ne yapacağımıza karar vereceğiz.

7-)Nasıl öğrencileri seversiniz?

C-)Bütün öğrencileri seviyorum.

8-)Öğrencileriniz en çok hangi dersleri seviyorlar?

C-)Türkçe ve bazıları da matematik derslerini seviyor.

9-)Beden eğitimi ve müzik derslerinde öğrencilerinize katılmak hoşunuza gidiyor mu? Yoksa bunu mecbur olduğunuz için mi yapıyorsunuz?

C-)Bundan zevk alıyorum. Zaten her şeyi birlikte yapmak onlarında çok hoşuna gidiyor.

Sonuç: Bu öğretmen gerçekten iyi bir eğitimci. Ders dışında iyi bir anne, dersteyse tam bir eğitimci. Bunu dengede tutması gerçekten büyük bir başarı.

Kategori: Eğitim


Rasgele...


Destekliyoruz arkada - arkadas - partner - partner - arkada - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy