Sınıfta İletişim Becerileri Ve Eğitimi

12 Temmuz 2007



SINIFTA İLETİŞİM BECERİLERİ VE EĞİTİMİ

Kaynağını ve hedefini insanların oluşturduğu iletişimlere kişiler arası iletişim denilmektedir. Kişiler arası iletişim sözlü ve sözsüz olarak ikiye ayrılmaktadır. Dille yapılan iletişim sözlü iletişimdir. Sözsüz iletişim ise beden hareketleri,ses değişimi, jestler ,gözler teması,mekânın kullanımı-alancılık ve yüz ifadeleri olarak sınıflandırılmaktadır.

Sözsüz iletişimin kişiler arası iletişimde ayrı bir önemi vardır.1967 de Prof.Dr.Albert Mahrebian ve Ferris tarafından yapılan bir araştırmaya göre ;sözel iletişimde %7,ses tonu ve niteliğin %38,duygusal yüz ifadelerinin ise %55 oranında karşıya ulaşma paylarının olduğu görülmüştür.

Aşağıda sözel olmayan davranışlarla ilgili bir diyalog verilmektedir.

GÖZLEMCİ: Öğretmeninizin bir şeyi yapmanızı gerçekten istediğini nasıl anlarsınız?

ÖĞRENCİ: Gözleri açılır ve yuvarlaklaşır,doğruca bize bakar.Hareket etmez ve sesini biraz yükseltir, ama sakin ve nazikçe konuşur. Bazen de yanımıza dikilip sessizce bize bakar.

GÖZLEMCİ: O zaman ne olur?

ÖĞRENCİ: Hemen dediğini yaparız.

Bu diyalogda da görüldüğü gibi , sözü edilen öğrenci öğretmenin davranışlarını açıklarken sözel mesajlardan ziyade sözel olmayan mesajlar üzerinde durulur.

Sözel olmayan bu tür davranışları doğru algılayabilmek için davranışı yapan kişi hakkında mümkün olduğunca çok bilgi sahibi olmak gerekir. Ayrıca bu bedensel hareketin yapıldığı ortamda önemlidir.

Sözel olmayan iletişimin 4 ana niteliği şunlardır:

1.Sözel olmayan mesajlar iletişimin çok önemli bir öğesidir ve kaçınılmaz olarak ortaya çıkarlar.

2.Bireyler çoğunlukla sözel olmayan mesajların pek farkında değildir.

3. Sözel olmayan davranışlar, bir ilişkinin düzeyiyle ilgili tutumsal ve duygusal ayrıntılar sağlar.

4.Sözel davranışlara göre sözel olmayan davranışlar daha güvenilir ve inanılır olarak değerlendirilir.

Sözel olmayan iletişimin başlıca işlevleri de şunlardır :

1-)Tamamlama: Sözel bir mesajı pekiştirmek

Ör:Öğretmenin bir öğrenciye yumuÅŸak bir sesle “aferin” demesi ve öğrencinin başını okÅŸaması

2-)Tekrarlama: Sözel ifadeyi kullanmanın yanı sıra , o ifadenin sözel olmayan karşılığını da kullanma

Ör: Öğretmenin “ÅŸimdi 3. Soruyu yapmaya baÅŸlayın “derken eliyle de 3 iÅŸaretini yapması.

3-)Düzenleme: Sözel mesajların akışını denetlemek amacı ile sözel olmayan mesajlar kullanmak.

Ör: Sözel almak isteyen bir öğrenciye henüz kendi sözünün bitmediğini belirtmek için eliyle bekle işareti yapması.

4-)Yerine Geçme: Sözel mesaj kullanmaksızın onların yerine geçen sözel olmayan mesajlar kullanmak.

Ör: Çıkabilirsiniz anlamında baÅŸ iÅŸareti ,güle anlamında el sallanması ,bir öğrencinin bir soru karşısında başını önüne eÄŸmesi…

5-)Vurgulama: Bazı kelimeleri her zamankinden daha yüksek sesle söylemek,konuşurken biraz ara verip biraz sonra söyleneceklerin önemine dikkat çekmek.

Sözel Mesajlarla Sözel Olmayanların Çatışması

Bir öğretmen çok kötü bir ödev hazırlayan öğrenciye “nasıl becerdin bunu ,gerçekten harika!” derken bedel dili ile onunla alay ettiÄŸini belirtebilir. Bazı araÅŸtırmacılara göre öğretmenlerin baÅŸvurdukları iletiÅŸim biçiminin %80 i beden diline dayalıdır. Ancak sözel mesajla sözel olmayan arasında bir çatışma varsa mesajın güvenilirliÄŸi iyice azalmaktadır. Beden hareketlerine iliÅŸkin sebepleri ve bunların belirtilerini anlamak oldukça güçtür. Daha öncede belirtildiÄŸi gibi bunların çıkış ortamları da oldukça önemlidir.

Sözel Olmayan İletişim Öğeleri

Beden hareketleri

Jestler

Göz Teması

Mekânın kullanımı ve Alancılık

Yüz İfadeleri

Ses DeÄŸiÅŸimi

JESTLER ve BEDEN HAREKETLERİ:

Sözel iletiÅŸimin diÄŸer öğelerini anlamak gibi beden hareketlerini anlamakta oldukça güçtür. Farklı kültürlere göre özel anlamlar taşırlar. Türkler ve Yunanlılar “hayır” demek istediklerinde baÅŸlarını yukarı kaldırarak Amerikalılar ise iki yana sallamaktadır.

Burada önemli olan öğretmenin sınıf içindeki duruşu , sesiyle hareketleri arasındaki uyum,hareketli veya yavaş oluşu ,sakin veya sinirli oluşu beden hareketleri ve jestleri ile ilgilidir.

Ayrıca farklı bir husus ise öğrencinin beden hareketlerdir. Onların oturuşu ,dersi dinleyip dinlemediği gene öğrencinin beden hareketleri ile görülür.

GÖZ TEMASI ve GÖZLER :

İnsanlarla olan iletişimde göz ve göz teması çok önemlidir. Sınıftada aynı şekildedir. Sınıfa ilk girilip ders anlatmaya başlamadan önce göz teması kurulmalıdır. Bu öncelikle uzaktan yakına hafif bir tebessümle insanların öncelikle ilgilerini size çevirmeleri beklenir. Eğer insanlarla göz teması kurmazsanız sıkılıp sizden dersten ve hatta sınıftan uzaklaşır belki evde yapılan yemeği düşünmeye başlarlar. Bu göz temasının bütün bir ders boyunca sürmesi gerekir ayrıca.

Beden dilinde farklı ve çarpıcı bir husus ise her yerinizi kontrol edebilirsiniz ancak göz bebeklerinizi değil. Yalan söyleyen bir insanı , ayrıca bir insanın bir şeyden hoşlanıp hoşlanmadığını da göz bebeklerinden anlayabiliriz. Birşeyden hoşlanma   durumlarda göz bebeklerinin 4 kat kadar büyüdüğü gözlenmiştir.Bu büyümeler veya küçülmeler özellikle açık renk gözlülerde daha belirginleşirler.

Gözbebeklerinin büyük ve küçük hali

Mekân Kullanımı ve Alancılık:

Öğretmen sınıf içinde hareketli olmalıdır. Masaya bağlı dersi anlatan öğretmen ilgiyi tam olarak kendi üzerinde toplayamaz. Sınıf ortamı uygun ise sınıfta gezmelidir ve gerekirse öğrencilere doğru eğilmelidir.Bu noktada öğretmen gerekirse sıraların düzenini öğrenciye daha iyi ulaşacak şekilde düzelttirebilir.

Çevremizdeki Bölgeler :

Bizden 50cm ye kadar olan bölge özel alanımızdır. Bu bölgeye sadece anne-babamız, eşimiz,sevgilimiz, yada çok yakın arkadaşlarımızın girebildiği bölgedir. Bu alana başkası girerse stresimiz artar kalp daha hızlı artmaya başlar.50-120cm arasına uzun süre beraber çalıştığımız iş arkadaşlarımız ve dostlarımız girebilirler.

YÜZ İFADELERI:

KaÅŸ çatma , gülme, hüzün , umut, beklenti ,ÅŸaÅŸkınlık ,sinirlenmek ,merak …gibi ifadelerin insan yüzünde verdiÄŸi ifadelerdir. Mesela aÅŸağıda ki resimde kafanın birkaç cm geriye atılıp gözler hafif kısılarak bir küçümseme ifadesi görülmektedir.

SES DEĞİŞİMİ:

Öğretmen eğer hep aynı tonda bir ses kullanırsa öğrencinin derse olan ilgisi azalacaktır. Çünkü monoton bir ses beyni de monoton bir ortama sokar . Öğrenmede azalır. Ders boyunca öğretmen sesini yükseltip alçaltmalıdır . Ve gerekli yerlerde hoşlandığını, dinamikliğini göstermelidir.

Konu anlatımında dikkat edilmesi gereken bir husus: Ders anlatımında öğretmen asalak kelimeleri çok kullanmamalıdır. Akıcı  konuÅŸmamız ve “eaa” “ııh” gibi konuÅŸmadaki düşünürken çıkardığımız seslerden uzaklaşıp kurtulmamız gereklidir.Bunlar içine çoÄŸu baÄŸlaç kelimeler de dahildir.Sadece bunlarlada  kalmıyor, bir konu baÅŸlığı bile anlatımda her cümlemizde  aynı ÅŸekilde geçebiliyor.

Sınıfta uygulanması gereken birkaç ilke;

1-)Öğrencilere daima olumlu beklentilerle yaklaşılmalıdır.

2-)İtirazlarını önceden tahmin edip seslendirin.

3-)Bütün noktaları tek tek numaralandırın ve belgeleyin. Bir mesajı aktarmanın en iyi yolu önce bir fikir öne sürüp sonra örneğini vermektir.

4-)İhtiyaçlarına cevap verin ve onların dilini konuşun.

5-)Öğrencileri fikirlerinizi denemeye esinlendirin. Motive edin.

EÄŸitim üzerine birazcık…

EÄŸitimde ki olgu benimseme ve öğrenme (belirli bir davranışı kazandırma)  üzerine. Hemen hemen bütün eÄŸitimciler ezbere karşıdır… Ben bu kanıda deÄŸilim. Bana çok keskin bir bıçak üzerindeyiz gibi geliyor. Yani ezber kiÅŸiye öğrendiklerini benimsetecekse ki bu mümkün,   evet ben ezbere karşı deÄŸilim.  Ama ezber insanı tek yoldan çıkarmıyorsa ki bu biraz dik kafalılık oluyor, ” yok efendim! öleee ÅŸey olmaz benim yolum doÄŸrudur” culuksa ezberin ve benimsenilenlerin insana yaptırdığı, ha iÅŸte o zaman karşıyım ezbere. Fakat öğrenme nedir. Ezber olmadan nasıl olur ?İnsanlara sorun, baÅŸta kendinize tabiii ben ismimi ne zaman öğrendim diye size cevap veremezler. Sadece küçükken derler. Eee küçükken kaç yaşındaydın? “Hııı” diye bir ses gelir. Veya da hatırlayabildiÄŸi yaşını söyler. Ama kimse size bu sorunun net cevabını söyleyemez. İşte asıl öğrenme budur. Anan, baban, deden, ninen senin içine iÅŸleyecek kadar çok söylerler adını.

Şöyle bir soru gelebilir aklımıza   “peki öğrenme tekrar mıdır ?”  Kimi zaman evet kimi zaman hayır. Bazen tekrardır öğrenmenin ilacı. Bazende ki bence en önemlisi :

“İnsanın bir ÅŸey öğrenmesi için herÅŸeyden önce sevmesi gerekir.” Goethe

Peki biz ismimizi kendimiz mi seçtik ? Elbetteki hayır. Ama herkesin dünyadaki en sevdiÄŸi isimdir kendi ismi. Enteresan diilmi… İsmini sevmeyen varsa , ama gerçekten  sevmeyen varsa bana yazsın…

EÄŸitim  çok karmaşık bir olgu aslında. KiÅŸiden kiÅŸiye deÄŸiÅŸtiÄŸi gibi , konudan konuyada deÄŸiÅŸiyor. Öyleyse nerede ne yapılacağını, nasıl bi yol olması gerektiÄŸini kim bilir ? EÄŸitimi vermek isteyen öğretmen, anne, baba…(Kazandırmayı istediÄŸi davranışı öğretmeyi amaçlayan herkes)

“Hoca talebesinin kat edeceÄŸi yolu daha önceden   kat edendir. Hoca yolun tüm zorluklarını, açmazlarını, aldatıcı ve ayartıcı yönlerini bilendir”

Kategori: EÄŸitim


Rasgele...