Kağıt Katlayarak Öğrenme, Origami

12 Temmuz 2007



KAĞIT KATLAYARAK ÖĞRENME, ORİGAMİ

ÖZET: Bu yazının amacı Japon kâğıt katlama sanatını tanıtmak ve çocuklarda öğrenme yeteneğinin gelişimine etkisi konusunda bilgi vermektir. Türk eğitimciler tarafından fazla bilinmeyen bir sanat olmasından dolayı ilk önce origaminin temel özellikleri ve tarihsel gelişiminden bahsedilmiştir. Çocukların yaratıcılık potansiyellerini ortaya çıkaracak tek doğru metod yoktur. Origami yaparak öğrenme işbirlikçi öğrenme, yaratıcı öğrenme, aktif öğrenme, proje tabanlı öğrenme, beyin temelli öğrenme gibi bilinen metodlarla bağlantılı aktivite temelli bir metoddur.

ANAHTAR SÖZCÜKLER: Origami, Japon kağıt katlama sanatı, öğrenme, Çocuklar nasıl öğrenir, Beyin temelli öğrenme, işbirlikçi öğrenme, yaratıcı öğrenme, aktif öğrenme, Proje tabanlı öğrenme.

ABSTRACT: The aim of this paper is to introduce The Japanese art of paper folding and to inform how to affect the develepoment of children learning skills. Due to as an unknown art for Turkish educatiors, firstly, the main properties of origami and the historical development of origami are mentioned .There is no “one right method” for helping young children achieve their creative potential. Learning through origami is an activity based method, which is related to the most known learning methods such as cooperative learning, creative learning, active learning, project based learning, and brain based learning.

KEY WORDS: Origami, Art of Japanese paper folding, Learning, How to learn children, brain based learning, cooperative learning, creative learning, active learning, project based learning.

1. GİRİŞ

Birçok bilimadamı “öğrenme”yi değişik şekillerde tanımlasalar da genel olarak öğrenme, deneyimler sonucunda sürekliliği göreceli davranış değişikliği olarak tanımlanmaktadır. (Feldman 1997) Eğer bu değişikler istendik davranışlar ise biz buna eğitim diyoruz.

Eğitimin temelinde öğrenme vardır. Eğitimin sağlıklı olarak gerçekleşmesi öğrenmenin sağlıklı olmasıyla mümkündür. Günümüzde birçok öğrenme modeli üzerinde durulmaktadır, ancak hemen hemen hepsinin ortak özelliği öğrenci merkezli olması ve yaparak öğrenme temeline dayanmasıdır… “İşittiğimi unuturum, gördüğümü hatırlarım,yaptığımı öğrenirim.”,diyen Konfüçyüs öğrenmenin temelinin yaparak öğrenme olduğunu vurguluyor olsa da aslında öğrenmek için insanın işitmeye ve görmeye de ihtiyacı vardır. İnsan öğrenmek için aşağıda belirtilen üç kanalı kullanır.

Görsel: Dış dünyayı ve iç görsel imgeleri görür ve görülenle ilgili işlemi gerçekleştirir. (Okumak, algılamak, tasarlamak vs.)

İşitsel: Dış dünyayı ve iç sesleri dinler ve duyguları, düşünceleri ve deneyimleri ifade eder. (Konuşmak, şarkı söylemek, mırıldanmak vs.)

Kineestetik: Dış dünyayı ve kişisel duyguları hissedip, fiziksel bir takım hareket ve eylemleri gerçekleştirir. (Dokunmak, hareket etmek, denemek, el becerileri göstermek vs.) (Valentini ,2002)

Etkili bir biçimde öğrenebilmeleri için çocukların her üç kanalı da kullanmaları gereklidir. İnsanlar arasındaki öğrenme farkı bu üç kanalı kullanma sırasından ve kullanma yoğunluğundan kaynaklanır. Bilgiyi sunarken ne kadar fazla kanal işin içine katılırsa, çocuklara öğrendiklerini ifade etmeleri için ne kadar çok seçenek sunulursa; çocuklar da konuyla o kadar çok ilgilenecek, motive olacak, kendilerini rahat hissedeceklerdir. Öğrenme ve öğretme süreçleri de o kadar rahat olacaktır.(Dawna& Powel Çocuklar Nasıl Öğrenir p.58)

Çocuklarda her üç kanalıda kullanmalarına olanak sağlayan ve onların öğrenme yeteneklerinin gelişmesinde mutlak surette ihtiyaç duyulan temel metod, çocukta yaratıcılığı gelişimi için gerekli sanatsal aktivitelerdir. Çocukların öğrenme yeteneklerini gelişmesinde yaratıcı ve sanatsal aktivitelerin birçok yönden önemi büyüktür. Birinci olarak, bu tür activiteler çocuklarda analiz ( yapıyı anlamak için bileşenlerine ayırmak, benzerlikleri ve farklılıkları görmek), sentez ( parçaları biraraya getirerek yeni bir yapı oluşturma) ve değerlendirme (belli ölçülere göre ürünü değerlendirme. “Bu resim diğerinden daha güzel.”,vs.) gibi üst seviyede düşünebilme yeteneğini ortaya çıkarır.

İkincisi, çocuklar çeşitli anlatım yollar ve sembolik ortamlar vasıtasıyla duygu ve düşüncelerini ifade etme ihtiyacı duyarlar. Zihinlerinde hayali resimler ve bunlara bağlı fikirler oluştururlar sonra dış dünya ile bunları değişik yollarla paylaşmaya çalışırlar. Bunu yaparken kelimeler, mimikler, resimler, çeşitli el sanatları, müzik, dramatik oyunlar, hareket ve dans gibi, onlar için malzeme olabilecek konularda sürekli artan bir beceriye ihtiyaç duyarlar. Bu paylaşım ve diğer insanların bakış açısını anlama sonra kendi çalışmasını tekrar gözden geçirme çocukları etrafında olup biteni görme, olayların farkına varma konusunda yeni seviyelere ulaştırır.

Üçüncüsü, çocuklar en iyi birbiriyle entegre olmuş değişik konularda gerçekleştirilecek

aktivitelerle öğrenirler. Açık uçlu tartışmalar ve tüm dil aktiviteleri, bilimsel ve sosyal çalışmaları, dramatik oyunlar ve sanatsal faaliyetleri bir araya getiren uzun dönem aktiviteler,

öğrenmenin gerçekleşmesinde önemlidir. Ancak, aktiviteler çocuk için anlamlı ve onun yaşantısı ile alâkalı olmalıdır.

Son olarak, çocukların birlikte yapacakları uzun süreli projeler onlara yeni şeyler keşfetmeyi, araştırmayı ve birlikte çalışmayı öğretecektir.

Japon kağıt katlama sanatı, origami yukarıda belirtilen öğrenme ortamlarının hemen hemen hepsini sağlamasından dolayı birçok ülkede eğitsel bir araç olarak kullanılmaktadır. Ülkemizde henüz fazla bilinmeyen origami üzerinde durulursa ülkemiz çocuklarının eğitimine büyük katkılar sağlayacaktır.

2. ORİGAMİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ VE TARİHSEL GELİŞİMİ

Origami, Japonca bir kelime olup, “katlanmış kâğıt” anlamına gelir. Kâğıdı yapıştırıcı ve makas kullanmadan sadece katlayarak çeşitli figürler oluşturma sanatıdır. Origami “klasik origami” ve “parçalı origami” olmak üzere iki çeşittir. Klasik origami genellikle tek parça kağıttan yapılır. Çok fazla olmasada ik veya üç parçanın kullanıldığı klasik origamiyle çeşitli hayvan veya eşya figürleri yapılır. Modüler origami olarakta adlandırılan parçalı origami birbirinin benzeri parçaların birleştirilmesiyle oluşturulur ve hayvan veya eşya gibi somut figürlerden çok üç boyutlu geometrik figürler yapılmasında kullanılır. Parça sayısında bir sınır olmayan parçalı origami tak-çıkar oyuncaklarına benzer ve aynı parçalar kullanılarak birçok değişik figür üretilebilir. Origamide genel olarak kare şeklinde kâğıt kullanılsa da kâğıdın şeklinde bir sınırlama yoktur.

Günümüzde origaminin birçok değişik türleri ortaya çıkmıştır. Mimari origami, pop-up origami, kirigami ( kağıt kesme sanatı) bunlara örnek verilebilir. Modern origami olarakta adlandırılan bu tür origami türlerinde yapıştırma ve kesme serbesttir bırakılmıştır.

Origaminin başlangıyla ilgili kesin bilgiler olmasa da ilk defa kağıdı icad eden Çinliler tarafından yapıldığı daha sonra Budist rahipler tarafından Japonya’ya getirildiği düşünülmektedir. Gerçek gelişimini Japonya’da gösteren origami ismini bile Japoncadan almıştır. Japonya’da daha çok kabul görmesinin nedeni Japonların kağıda verdikleri önemden kaynaklanmaktadır. “Kami” yazılış olarak farklı olsada Tanrı kelimesiyle sesteştir. Kitap ve onun yapı malzemesi kâğıda saygı Japon geleneklerindendir.

2.1. Origaminin Temel Maddesi Kâğıt

Origamiyi anlatmaya origaminin temel maddesi olan kağıttan başlamak gerekir. Kağıt Çinliler tarafından M.Ö.250’de icat edildi.Bu büyük icat insanlık tarihinde yazının icadından sonra en önemli olaydır. Kağıt ilk üretilmeye başladığı devirlerde çok pahalı ve az bulunan bir materyal olduğu için Origami daha çok zenginlerin uğraştığı bir sanattı ve daha çok dini törenlerde kullanılıyordu. Zamanla kağıt üretme tekniklerinin gelişmesiyle kağıt üretiminin maliyeti azalmış ve origami daha geniş kesimlere ulaşma imkanı bulmuştur.

Kağıt origaminin tek temel maddesidir. Belkide kağıt gerçek değerini origamiyle kazanmıştır. Hemen hemen her çeşit kağıt origami yapmak için kullanılabilir, yalnız her model için her kağıt uygun olmayabilir. Klasik origami dediğimiz tek parça kağıttan yapılan hayvan veya eşya figürlerinde ince ve çabuk yırtılmayan nispeten sert kağıt kullanılırken, parçalı origamide daha kalın kağıt kullanılmaktadır.

Origami kelimesinin olarak ilk kullanılışı bildiğimiz kağıt katlama sanatından biraz farklı olsada temelinde yine katlama vardır. “Origami Tsuki” sertifika, tasdikname, ruhsat anlamında kullanıldı. Bu Japonların eskiden özel belgeleri değişik biçimlerde katlamalarından kaynaklanmaktadır. Örneğin bir kılıç ustasına verilen diploma taklid edilmemesi için değişik biçimlerde katlanırdı. Origami günümüze gelinceye kadar gelişim evrelerini batı ve doğuda farklı biçimlerde geçirmiştir. 20.yüzyılda kıtalar arası iletişimin artmasıyla batı ve doğu kanatları birbirini tanımış ve origami dünyanın hemen hemen her tarafına yayılmıştır.

Doğuda şüphesiz origamiye ençok sahip çıkan toplum Japonlar olmuştur. Japonlar şu anda yapılan birçok temel origami formunu bundan 1200 yıl öncesinde geliştirmişlerdir. Bu formlar Japonlar için dini değerler taşımaktaydı. Henian Döneminde (794-1185) dini törenlerde tapınaklarını süslemek için origami figürleri kullandılar. Japonya’da günümüze kadar gelen Japoncada “Senbaorizuru”olarak adlandırılan 1000 Turna katlama geleneğinin de bu dönemde başladığı düşünülmektedir. Kağıdın çok değerli olması nedeniyle samuraylar birbirlerine hediye olarak bir çeşit origami olan kağıdın çiçek şeklinde katlanmasıyla Noshi süslerini kullanmışlardır. Yine günümüz Japonya’sında görebileceğimiz Noshi güzel bir dekorasyon malzemesi ve hediye pakedi süslemesi olarak kullanılmaya devam etmektedir… Yine bu dönemde aristokrat sınıfı halkın düğün törenlerinde bir çeşit Japon içkisi olan “sake”, kelebek biçiminde katladıkları kağıtlarla süsledikleri bardaklarda gelin ve damata sunuldu.

Muramachi Döneminde (1338-1573) kağıt dahada ucuzladığı için origami daha geniş bir tabakaya yayılmıştır. Bu dönemde Japonya’da samurayların gittiği “Ise” okulu ve normal halkın gittiği “Ogasawara” origami okulları bulunmaktaydı. Origami bu dönemde yazılı bir kaynak olmadığı için babadan oğula öğretilerek varlığını sürdürmüştür.

Bugün origami hakkındaki bilgilerimizin çoğu Edo Dönemine (1603-1867) dayanmaktadır., Origaminin ilk yazılı kaynakları olan Senbaorizuru Orikata (1000 Turna Katlama) 1797, ve Kan No Mado 1845 bu dönemde yazılmıştır.

Origami dünyasında adından en çok söz ettiren kişi şüphesiz Akira Yoshizawa’dır. 50 000 in üzerinde çalışması olduğu tahmin edilen Akira Yoshizawa origami tariflerinde kullanılan sembolleri icat eden kişidir. Birçok origami kitabı olan Yoshizawa’nın eserlerinden çoğunun tarifi maalesef mevcut değildir.

İpekyolu ile kağıdı Batı dünyasına tanıttığı gibi origamiyle de tanışmasına sebep olmuştur. Avrupa origamiyi ilk defa İspanyayı fetheden müslümanlardan öğrendi. İslamda insan ve hayvan figürlerinin yasaklanmış olmasından dolayı klasik origami figürlerinden çok origami desen çalışmaları ve geometrik formlar içeren parçalı origami çalışmalarına rastlanmaktadır. Origamiyle tanışan İspanyollar onu kültürlerinin bir parçası haline getirmişler ve origamiye birçok yeni figür kazandırmışlardır. İlk origami okulu “Unamuno” İspanya’da origaminin önde gelen isimlerinden Miguel Unamuno (1864-1936) tarafından açıldı. Bu okul varlığını günümüzde de sürdürmektedir. İspanyolların Güney Amerika’da origami konusunda önde gelen isimlerinden biri de Ismael Adolfo Cerceda’dır. Arjantin’in Baenos Aires kentinde yaşayan Cerceda aslında bir bıçak atıcısıdır. Sinirlerini sakinleştirmek için origami yapan Cerceda birçok yeni figür üretmiştir.

Friedrich Frobel origamiyi tam olarak tanımasada ürettiği “Froebel” blokları temel olarak origamiye dayandığı için bazı kaynaklar O’nu origamiyi eğitsel araç olarak kullanan ilk kişi olarak göstermektedir.

Batı dünyasında origaminin gelişmesine katkı sağlayan bir diğer isim ise Robert Harbin’dir. “Paper Magic-Kağıt Büyüsü-1956” Avrupa’da yayımlanan ilk origami kitaplarındandır.

Origami artık sadece Japonların geleneksel sanatları olmaktan çıkmış dünyanın birçok ülkesinde her yaştan ve her meslekten insanın uğraştığı bir hobi, bir çok eğitim kurumunun kullandığı öğrenmeyi öğretme aracı olmuştur. Birçok ülkede origami kulüpleri ve federasyonları açılmıştır.

2.2. Sadako ve Barış için 1000 turna

Sadako Sasaki 1943 yılında Hiroshima’da doğdu. Yaşadığı şehre insanlık tarihini en büyük kara lekesi olan atom bombası atıldığında Sadako henüz iki yaşındaydı. Ölen binlerce yaşıtının aksine ölüm O’nu hemen yakalayamadı belki ama 12 yaşına geldiğinde lösemi teşhisiyle hastaneye kaldırıldı. Sadako atalarının bir inanışı olan 1000 turnayı katlamaya başladı. Katladığı turnaların O’nu iyileştireceğine ve dünyaya barış getireceğine inanıyordu. O’nu için turnalarının kanatlarına barış yazdı. Sadako son nefesine kadar turna katlamaya devam etti ancak 644 tane turna katlayabildi. O’nu dileğinin gerçekleşmesi için arkadaşları turnalarını 1000’e tamamladılar ve onları Sadako ile birlikte toprağa verdiler. Bu olay Hiroshima’da daha sonra tüm Japonya’da duyuldu. İnsanlar Sadako için turnalar katladılar. Şimdi Hiroshima’da kollarında turna olan küçük bir kızın anıtı var. Anıtın üzerinde o küçük kızın sözleri olan bir levha , “ Bu bizim çığlığımız, bu bizim duamız, tüm dünyada barış…”. Her yıl atom bombasının atıldığı tarih olan 6 Ağustos’ta bu anıt dünyanın herbir köşesinde gönderilen turnalarla süsleniyor ve Sadako’nun sözleri tüm dünyaya tekrar tekrar haykırılıyor.

3. ORİGAMİNİN GELİŞİMSEL VE EĞİTSEL KAZANÇLARI

Okul öncesi ve ilköğretim eğitim programları çocuklarda birçok beceri ve yeterliği geliştirecek nitelikte olmalıdır. Bu yeterlilikler genellikle kendisinin farkında olma, sosyal beceriler, kendi kültürünün ve diğer kültürlerin farkında olma, iletişim becerileri, algısal-devimsel beceriler, analitik düşünme ve problem çözme becerileri, yaratıcılık ve estetik beceriler gibi alanlarla ilgilidir. Bu alanlarda beceriler kazandırabilmek için çocukların ihtiyaçlarına uygun olarak düzenlenecek, öğretme-öğrenme ortamlarına ihtiyaç bulunmaktadır. (Senemoğlu&Genç,2001)

Erikson okul dönemi çocuklarda gelişimsel hedefleri dört grupta ifade eder:

Kavramsal Gelişim (Düşünme)

Duygusal Gelişim (Hissetme)

Sosyal Gelişm (İlişkiler)

Sensori –Motor Gelişim (Koordinasyon)

Sağlıklı, mutlu ve üretken gençler ve sonrasında sağlıklı, mutlu ve üretken yetişkinlerin yetişmesi için 5-12 yaş çocuklar bu hedefleri kapsayan aktivitelere mümkün olduğu kadar çok katılmalıdırlar. (Reyner,2001) Origami gibi değişik sanatsal faaliyetler bu hedeflerin dördünü de kapsarlar.

Origaminin gelişimsel ve eğitsel kazançlarını genel olarak aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

Davranışsal kazançları

Sosyal ve duygusal kazançları

Psiko-motor gelişime katkıları

Dil Gelişimine katkıları

Matematik eğimine yardımcı araç olması

Değişik kültürlerin farkına varma

Okul öncesi dönemde origamiyi sadece bir aktiviteden çok çocuğun zihinsel ve sosyal yönden gelişmesinde kullanılabilecek bir araç görülmelidir.Bunu takip eden yıllarda çocuktaki bedensel gelişmelere paralel olarak origamini çocuğun eğitim hayatında kullanım alanı da genişleyecektir.

3.1. Davranışsal Kazançları

Origami çocuk için en başta bir oyundur. Faydalı bir oyunun asıl amacı eğlendirmesinin yanında eğitmesidir. Çocuk için en önemli iş oyundur ve her fırsatı oyun oynamak için değerlendirir. Origamiyi öğrenilmesi zorunlu bir dersten çok bir oyun olarak kabul etmesi sağlanabilirse origami onun için eğitsel bir araç olacaktır.

Origami tekrar eden eylemlerle şematik öğrenmeye örnek oluşturur. Çocuk başarılı olmak için çok dikkatli katlamaları izlemek ve verilen talimatları dinlemek zorundadır. (Valentini) Bunun yanında yaptığı işin güzel görünmesi için katlamalarına çok dikkat etmek zorundadır. Bunu öğretmenin söylemesi çok etkili olmayabilir, ancak çocuk bizzat kendisi yaşayarak bunun farkına varacaktır. Dinlemediği zaman geri kaldığını görecek, yaptığı işe dikkat etmediği zaman sonuçtaki eserinin güzel olmadığını görecektir.

Çocuklar eşyalara meydana geliş açısından bakış açıları yetişkinlere göre daha farklıdır. Çocuk için bir sandalye hep sandalyedir. Onun nasıl yapıldığını düşünemez. Origami yaparken bir parça kağıdın nasıl kuş, kurbağa, veya uçak olduğuna şahit olur. Bu

Origami çocukta bir sonuca varmak için sabırlı olmak gerektiğinin de farkına varmasını sağlar. Bu onun eşyalara bakışını da değiştirecektir. Çocuktan başkasının verdiği maddi olarak nispeten daha değerli bir eşyayı kolaylıkla alabilirsiniz ama onun için aslında maddi değeri çok az olan kendisinin emek vererek yaptığı küçük bir kurbağayı veya turnayıelinden almanız o kadar kolay olmayacaktır.

Çocuklar origami yaparken, diğer insanlarla iletişim kurmayı, gözlem, işbirliği yapmayı ve yardımlaşma duygularını geliştirebilir. Çocuklarda yetişkinlere göre ben merkezci oldukları için yardımlaşma duygusu fazla gelişmemiştir. Bu duygunun gelişmesinde origami çok uygun bir aktivitedir. Şimdiye kadar yaptığımız çalışmalarda bir biriyle çok iyi geçinmeyen çocukların bile birbiriyle çok rahatlıkla yardımlaştığını gördük. Bunun daha etkili olması bir gruba farklı diğer gruba farklı figürler öğretip bunu birbirlerine öğretmelerini istemek gibi daha değişik yöntemler de kullanaılabilir.

Origaminin diğer sanatlardan farklı olan bir yönüde belli kurallarının olmasıdır. Origamide – ilk öğrenme aşamasında yapılan figürler hariç – kesme ve yapıştırma yapılmaz. Çocuk değişik figürler öğrendikçe bu kurallar onuniçin daha da fazla önemli olmaya başlayacaktır. Çok güzel göründüğü halde yapıştırıcı kullanılan bir model yerine daha basit ama yapıştırıcı olmayan figürü tercih edecek, bu da ona kurallara saygı göstermenin önemini kavratacaktır.

Sosyal ve Duygusal Kazançları

Çocuklar kendi eserleri olan bir ürün ortaya çıkardıklarında duygusal olarak tatmin olma, etraflarınca Kabul edilme duygusu kazanırlar. (Fox & Berry,2001) Bunu duyguyu kazanmalarındaki ilk etken yapacakları figürü ve kullanacakları materyalleri kendilerinin bağımsız karar vermeleridir. Çocuk origami yaparken belki ilk figürlerde model seçme şansına sahip olmasa da kullanacağı kağıdın rengine, boyutuna kendisi karar verebilir. Origami eğitiminin ileriki aşamalarında çocuk kendi figürünü kendi hayal dünyasına göre yaratacaktır.

Sanatsal ürün ortaya koymak, onlara düşünce ve duygularını bir eser ile ifade etme şansı vererek çocuklarda kendilerine güven duygusunu da geliştirir. (Fox & Berry,2001; Reyner,2001)

3.3. Psiko-Motor Gelişime katkıları

Psiko-motor gelişim, fiziksel büyüme ve gelişme ile birlikte, beyin, omurilik gelişimi sonucunda organizmanın isteme bağlı olarak hareketlilik kazanmasıdır. Bebeğin doğumdan önce başlayan hareketliliği, doğumdan sonra daha da artmaktadır. Çocuk, sinir sisteminin ve kaslarının gelişmesi ile 3. Ayda başını dik tutmaya, 5. Ayda yattığı yerde dönmeye, 6. Ayda oturmaya, takip eden aylarda da sıralamaya, ayakta durmaya, yürümeye ve koşmaya başlamaktadır. Çocuğun yaşamına yön veren ve yaşamını etkileyen bu hareketlerin tümü, büyük kasların motor gelişimi ile ilgili becerilerin kazanılması sonucunda meydana gelmektedir. Çocukların yürüme, koşma, atlama, tırmanma, kayma, inme, çıkma, fırlatma, yakalama, sıçrama, zıplama, sürükleme, sallanma gibi eylemlerle sürekli hareket halinde olmaları, onların büyük kas motor gelişimini desteklemekte ve etkilemektedir. Buna karşın, çocukların el ve parmak kaslarının gelişimi olan küçük kasların gelişimi ise daha çok yaşamın birinci yılından sonra hızlanmakta olup, tutma, koparma, katlama, kesme, bağlama, çözme, düğmeleme, yoğurma, delme, boyama, dikme, örme ve geçirme gibi etkinliklerin tekrarlanması oranında artmakta ve sonucunda da günlük yaşamda kullanılan bir çok becerinin kazanılmasını sağlamaktadır. Bu beceriler el-göz koordinasyonunu gerektirmektedir. (okulöncesi.net) Küçük kas gelişiminin daha hızlı ve sağlıklı gerçekleşi için değişik faaliyetler ihtiyaç vardır. Çocuk için eğlenceli bir oyun olan origami bu ihtiyacı karşılayabilecek bir faaliyet olarak kullanılabilir. Katlama yaparken sağ ve sol el birlikte çalışır. Bu sağ ve sol el uyumunun gerçekleşmesi için önemlidir.

Origaminin bu yönünü el ve kol fizyoterapisinde de kullanılmaktadır. George Ho gibi bazı fizyoterapistler hastalarının el ve kol kaslarının tekrar güçlenmesi için egzersiz olarak hastalarına origami yaptırmaktadırlar. İnsana amaçsız olarak elini hareket etmeye zorlamak yerine yaptığı işten zevk alabileceği bir uğraş için bunu yaptırmak çok daha kolaydır. ( Ho G. , Ronald S)

3.4. Dil gelişimine katkıları

Origami aktiviteleri dilin kullanımını gerektirir ve çocukların dil gelişimlerini destekleyici niteliktedir. Origami aktivitesi sırasında çocuk hem kendisini ifade etmek hem de karşısındakini anlamak zorundadır. Çocuk origami öğrenirken dili; Sözlü olarak ifade edilenleri anlamak, soru sormak ve cevap vermek, zihinsel değerlendirme yapmak komut vermek, sıralama yapmak, gerektiğinde hayali durumları ifade edebilmek, duygu ve düşüncelerini anlatmak, tahminde bulunmak, bilgileri birbirine aktarma, origami terimlerini işlevlerini ve kullanımlarını öğrenme gibi amaçlar için kullanır. (Valentini,2002)

3.5. Matematik eğimine yardımcı araç olması

Çocuğa matematiksel bir kavram öğretirken, eğitimcinin veya anne-babanın kendine sorması gereken birinci ve en önemli soru “Biz bu kavramı öğrenirken keyif alıyor muyuz?” olmalıdır.( Gretchen G.D,2001) Eğer ilköğretim döneminde ve sonrasında Matematik, birçok kişinin en sevmediği dersler sıralamasında birinci geliyorsa bunun temelinde, başlangıçta bu sorununun dikkate alınmadan çocuğa matematik öğretilmeye çalışılması yatmaktadır. Çocuk için temel olan şey zevk almak olduğuna göre, matematik onun için başlangıçta bir oyun olmalıdır. Bunu en iyi şekillerde sağlamanın yolu içerisinde matematiksel kavramları içeren oyunlara veya sanatsal faaliyetlere bol miktarda yer verilmesiyle sağlanabilir.

Origami belkide geometriyi ençok kullanan sanattır. Başarılı bir origami ustasının uzay geometrisi ve üç boyutlu düşünme yeteneği çok iyi olmak zorundadır. Dolayısıyla başarılı bir origami eğitimi çocuklara bazı davranışsal ve kavramasal faydalar sağlayacaktır. Birincisi, Origami derslerinde çocuklar sürekli geometrik şekillerle karşılaşırlar. Bu onların şekiller arasındaki ilişkileri kavramalarına yardımcı olacaktır. Örneğin, bir kareyi yatay olarak ikiye katladığınızda kağıdın şekli dikdörtgen olur, çapraz iki köşesinden ikiye katlarsanız kağıdın şekli üçgen olacaktır. Çocuk bir karenin aslında iki üçgen veya iki dikdörtgenden oluştuğunun farkına varacaktır. İkinci olarak, çocuk kağıdı tam ortadan ikiye katladığında sonuçta oluşan şeklin bir birinin büyüklük olarak aynı olduğunu, eğer tam ortadan katlanmamış ise birinin diğerinde daha büyük olduğunu görecektir. Büyüklüklerin karşılaştırılması matematiksel ölçümün ilk basamağıdır. Origami yapan çocuklarda bu basamak en iyi şekilde geçilecektir. Okul öncesi dönemdeki Japon ve Amerikan çocuklarının büyüklük karşılaştırma yöntemlerinin incelendiği bir araştırmaya göre origami eğitimi alan Japon çocukların daha başarılı olduğu görülmüştür. (Yuzawa M., Bart W. M., 1999)

3.6. Başka kültürlerin tanıtılmasında yardımcı araç olması

Çocuk doğumdan itibaren sürekli etrafını tanımaya çalışır. İlk önce anne babası ve varsa kardeşleri, sonra sık gördüğü insanların varlığını farkeder. Çok sınırlı bir çevrede yetişen çocuğa göre tüm dünya onun gördüğü insanların yaşadığı şehirden ibarettir. Ona dışarıda çok geniş bir dünya olduğunu ancak ya onu bol bol gezdirerek ya da ona dışarıda dünyayı tanıtıcı değişik faaliyet yaparak gerçekleştirebilirsiniz. Okul öncesi veya ilköğretimin ilk yıllarındaki çocuğa coğrafya dersi anlatır gibi değişik ülke ve kültür tanıtmak uygun olmayacağına göre onlara uygun aktiviteler gerçekleştirmek gerekir. Origamiyle, özellikle origaminin yaygın çok olduğu başta Japonya daha sonra İspanya ,Çin gibi değişik kültürleri tanıtmak daha kolay mümkün olacaktır. Origami figürlerinin çoğunda, Japon gömleği (yukata), Samuray şapkası, İspanyol kutu, dua eden Hintli, Viking gemisi gibi icat edildiği ülkeye veya kültürlere ait isimler kullanılmaktadır. Çocuk origami yaparken ister istemez değişik kültürlere karşı bir merak uyanacaktır. Eğer öğretilen origami figürünün ait olduğu kültür ile ilgili çalışmadan sonra değişik bilgiler verildiğinde bu çocuk için anlamlı olacaktır.

6. ORİGAMİ VE ÖĞRENME MODELLERİ

6.1. ETKİN ÖĞRENME

Etkin öğrenme, öğretmen merkezli anlatım yöntemlerinin aksine öğrencinin öğrenme işine etkin bir şekilde katılması temeline dayanır. Çağdaş öğrenme modellerinin temelinde etkin öğrenme diğer öğrenme modellerini kapsayan bir modeldir. Çocuk ancak öğrenmekten, araştırmaktan, keşfetmekten, yeni öğrenme deneyimlerinden zevk aldığı ortamda gelişir.

Etkin öğrenme ortamlarından gelen çocuklar kendilerini, ihtiyaçlarını karşılayabilen, problemlerini çözebilen bireyler olarak gördükleri için, her türlü ortama uyum sağlayabilirler.

Bu tür ortamdan gelen çocuk dünyayı anladığında ve ona etki edebileceğini düşündüğünde kendine güven duyacaktır.

Origami en önemli kazançlarından biri de etkin öğrenmeyi sağlamasıdır. Origami öğretiminde çocuk pasif alıcı olmaktan kurtularak, öğrenme sürecinde karar verme, sorumluluk alma ve özellikle öğrenmeyi öğrenme olanağına kavuşurlar.

Etkin öğrenmenin özelliklerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

1. Öğrenciler, araştırma çalışmalarında kaynaklara kendileri ulaşır, değişik kaynaklardan bilgiye ulaşmanın yollarmı öğrenirler.

2. Öğrencilerin elde ettikleri bilgiyi örgütlemelerine ve sunmalarına olanak sağlanır,

3. Öğrenciler, bireysel ve grup projelerinde sorumluluk alırlar ve bunu paylaşırlar,

4. Öğrenciler, bilgileri paylaşır, etkileşimde bulunur ve ortak bilgi üretimi için işbirliği yaparlar. (Demirel,2002)

Origami öğretiminde öğretmen öğrenciye origami dili olarak da ifade edebileceğimiz diagramları kullanmayı da öğrettiği için öğrenci, kendisi yeni kaynaklara ulaşabilecek ve öğretmen olmadığı ortamlarda da kendi kendine origami yapabilecektir. Arkadaşlarının daha önce görmediği bir figürü yapan öğrenci bunu onlara gösterme ihtiyacı duyacak,

6.2. İŞBİRLİKÇİ ÖĞRENME

İşbirlikçi öğrenme (Cooperative learning), küçük gruplar oluşturarak, öğrencilerin kendi ve diğer grup üyelerinin herbirinin öğrenme düzeylerini en üst seviyeye çıkarmak amacıyla birlikte çalışmalarıdır. (Johnson et al. 1993, p. 6). İşbirlikçi öğrenme, öğrencilerin aktif katılımını sağlayarak çok yönlü düşünme becerilerini geliştirir. İşbirliği halinde gerçekleştirilen öğrenme öğrencilerin eleştirel düşünme becerileri kazanmasına katkı sağlarken, işbirliğinin gücünden yararlanma imkanı da sağlar. Grup çalışmaları sırasında öğrenciler, soru sorma, açıklama yapma, eleştirme, örnek verme vb. çok önemli öğrenme stratejilerini davranış haline getirme fırsatı bulurlar. Johnson and Johnson(1989) işbirlikçi öğrenmenin başarılı olarak gerçekleşmesi için gerekli bileşenleri 5 grupta toplamıştır .

Pozitif dayanışma: Grup oluşturulurken grubun hedefi ve bu hedefe ulaşması için yapacağı çalışmaların neler olacağı açık bir şekilde belirlenir. Başarı bir çok kişinin amaçlanan hedef doğrultusunda birlikte çalışması ile gerçekleşir. Grup üyeleri ya hep beraber yüzeceklerinin ya da hep beraber batacaklarının farkına varmaları sağlanır. Hedef kişilerin tek başına gerçekleştirmesi için çok kompleks ve zaman alıcı olduğu için ya birlikte çalışacaklardır ya da başarısız olacaklardır.

Birey ve grup sorumluluğu: Hedefe ulaşmak için grup tümden sorumlu tutulduğu gibi grubu oluşturan her bireinde kendine ait sorumluluğu olmalıdır. Gruun üyelerinin sorumlulukları bir birini kapsamamalıdır.

Yüz yüze (destekleyici) etkileşim: Öğrenciler birbirlerine kaynakların değişimi , dönüt sağlama, sonuçlara katlanma, güvenle hareket etme konusunda bir birlerine yardım etmeye ve cesaretlendirmeye ihtiyaç duyarlar. Kısacası, grupta herkes birbirinin başarısından sorumludur. Bu yüzden işbirlikçi öğrenmeyi savunanların çoğu ders süresinin grup çalışmasıyla geçirilmesini tavsiye etmektedirler.

Kişiler arası beceriler: Johnson (1993) belirttiği gibi, Grup üyelerine grupta nasıl çalışmaları gerektiği öğretilmelidir. Liderlik, karar verme, güven sağlama, iletişim, çatışma yönetimi becerileri, akademik beceriler kadar amaçlı ve kesin olarak öğretilmelidir. (p. 10).

Grup süreci: Öğrenciler sürekli olarak grubun çalışmalarının ne kadar işlevsel olduğunu değerlendirmelidirler. Yolunda gitmeyen durum varsa hemen çözüm bulmalıdırlar. Zaten uzun sure birlikte çalışan gruplar kendilerine ait birçok sorunu başlangıç döneminde çözme eğilimindedirler.

Grup projelerinde çocuklar kimi zaman yukarıda belirtilen grup olma gerekliliklerini öğrenen bir öğrenci, kimi zaman da yaptıklarını arkadaşıyla paylaştığı için öğretmen konumundadırlar.

Özellikle birçok parçadan meydana gelen “Parçalı origami”(modular origami) projeleri grup çalışmasını yeni öğrenen öğrenciler için çok ideal bir araç olabilir. Çocuklar böyle bir projeyi gerçleştirirken ister istemez bazı şeylerin farkına varacaklardır. Bunları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

Parçalı origami figürleri bazen binlerce parçadan oluştuğu için tek kişi tarafından yapılması çok zordur. Çocuk bunu başlanğıçta anlayamasa da belli bir süre sonra anlayacaktır ki bazı şeyleri insan tek başına yapamaz, böyle durumlarda işbirliğine ihtiyaç vardır.

Grup üyelerinden birisinin görevini yerine getirmemesi diğer üyelerin çalışmalarının da sonuç vermemesine sebeb olduğunu ve kendisinin o grup için önemli olduğunu anlayacaktır. Örneğin herkes için farklı renkte kağıt dağıtıldığını, yapılan parçaların birleştirilmesi için her renkten kağıda ihtiyaç olduğu düşünülürse. Bir kişinin verilen parçaları yapmaması veya özen göstermeden yapması eksik olan puzzle parçaları gibi hedeflenen figürün tamamlanmamasına neden olacaktır.

Sonuçta gelecek başarı bütün grup bireylerini etkileyeceği için grup için bir dayanışma gerçekleşecektir. Parçaları iyi yapanlar, iyi yapamayanlara öğretirken bir birleriyle dayanışma içinde çalışmayı öğreneceklerdir.

Böyle bir çalışmada kişiler arası farklılıklar ortaya çıktığı için görev dağılımı da buna uygun olarak yerleşecektir. Bir çocuk katlamayı çok iyi yaparken biri parçaları birleştirme işinde daha başarılı olabilir.

6.3. YARATICI ÖĞRENME

Yaratıcılık üzerinde önemli araştırmalar yapmış olan Torrance, yaratıcılığı “Sorunlara, bozukluklara, eksik bilgilere, kaybolmuş unsurlara, uyumsuzluklara karşı duyarlı olma; zorluğu tanıma, çözümler arama, tahminler yapma ya da yeni varsayımlar kurma, bunları değiştirme veya yeniden deneme ve sonuçlarını inceleme”olarak tanımlamaktadır: (Yolcu E. 2000) . Reyner ise yaratıcılığı, “yeni olan bir şey yapma veya eskiyi yeniden farklı olarak birleştirme” olarak ifade eder. (Reyner A. 2001)

Araştırmalar, yaratıcılığın, öğrenmenin önemli bir boyutu olduğunu göstermektedir. Yaratıcı düşünme, bilginin kazanılması için hayatî öneme sahiptir; çünkü yaratıcılığın gelişimine elverişli çevreler, çocukların öğrenmeye karşı olumlu tutumlar geliştirmelerine yardımcı olur ve öğrenmeyi eğlence haline getiren etkili güdüleyiciler niteliğini taşır

Çocukların ilgi alanlarına yönelik uygulamalar, sanat ağırlıklı ve öncelikli derslerle fen alanlarının kaynaştırılması (örneğin matematik ve müzik, fizik ve felsefe, bilgisayar ve sosyal bilgiler ) ve gerçek hayatla bağlantılı çevre, ev ekonomisi, trafik, el işi gibi derslerle zenginleşitrilmiş ders programları ve bunların çağdaş eğitim modellerine göre uygulanması çok iyi sonuçlar doğurabilir.

Edwards ve Springate (1995) sınıf ortamında çocuklarda yaratıcılığın sergilenebilmesi için gerekli koşulları zaman, yer, malzeme, iklim ve durumlar alt başlıkları altında açıklamaktadır. Kağıt bu koşulların sağlanmasında iyi bir malzeme, origami aktiviteleri ise çocukta yaratıcılığı destekleyen iklim ve durumların gerçekleşmesini sağlayacak iyi bir alternatiftir. Sınıf atmasfori cesaretlendirmenin olduğu ve hataların, risk almanın yeniliğin, dağınıklılığın, gürültünün ve özgürlüğün kabul edildiği bir şekilde olmalıdır. Bu bir kaos ve sıkı kontrol durumu değil her ikisinin ortasında bir durumdur. Öğretmenlerde sınıf ortamında sanatsal etkinliğe kendi becerilerini ortaya koyarak katılmalıdırlar. (Edwards 1995)

      Çocukların en iyi ve en heyecan verici işleri kendileri ile iç ve dış dünyalarının karşılaştığı durumlarda ortaya çıkar. Çocuğun yaratıcı olabilmesi için uygun kendisine değişik seçme şansı veren durumlarla karşılaşması gerekir. Origami çalışmalarında çocuk yaratıcılığını ortaya koyabileceği birçok durumla karşılaşacaktır. Bu ilk önceleri öğrendiği katlama kalıplarında daha pratik çözümler olabileceği gibi katlamalarında küçük değişiklikler yaparak daha değişik modeller yaratma şeklinde olabilir. Çocuk origamide ustalaştıkça yaratıcılığını sergileyeceği durumlar da artacak, katlamalarına daha değişik yönlerden bakmayı öğrenecektir. Bu ona hayatta da olaylara farklı yönlerden bakabilme özelliği kazandıracaktır.

Yaratıcılık; 2-7 yaşlar arasında somut işlemler dönemine denk düştüğünden eğitsel oyunlar eğitim ortamında sıkça kullanılmalıdır. 11-15 yaşlarında ise çocuk soyut işlemler dönemine girmiştir. Bu dönemde şiir, öykü, anı yazma, resim yapma, bilimsel düşler kurma ve geliştirme daha baskındır. (Demirci C.) Origaminin yaratıcı öğrenmede etkili biçimde kullanılabilmesine olanak sağlayan en uygun dönem çocuğun soyut işlemleri gerçekleştirebildiği dönemdir. Çocuğun origami yapabilecek belli küçük kas yeteneklerini kazanmış olması gerekir. Ancak bu origaminin soyut işlem döneminin başlangıcı olan 10-11 yaşlarından önce öğretilmemesi gerektiği anlamına gelmez. Çünkü origami eğitiminin faydaları öğretildiği dönemlere göre farklılık gösterir. Yaratıcılık yönünden okul ncesi dönemden çok ilköğretim dönemlerine hitap etmektir. Ayrıca bir konuda yaratıcılık, o konuda belli bir birikimin olmasını gerektirir. Hiç origami bilmeyen ilköğretim çağındaki çocuktan özgün figürler yaratması düşünülemez.

6.4. PROJE TABANLI ÖĞRENME

Proje, okul öncesi ve ilköğretim müfredatında yer alan bir ünite veya belli bir konudan farklı olarak çocukların çeşitli konulardaki derinlemesine araştırmaları ve incelemeleri olaral tanımlanır. Genellikle çalışmalar bütün sınıfı kapsar ve konu küçük alt gruplara paylaştırılır. (Katz, Lilian G. - Chard, Sylvia C. 1998) Proje Tabanlı Öğrenme Modeli, müfredatın birbirinden bağımsız küçük bilgiler yığını olarak öğretilmesine karşı geliştirilmiş ve çağdaş ülkelerde uygulanmakta olan bir öğretim ve öğrenim modelidir. Bu model bir ya da daha fazla alanın temel kavramları ve prensipleri üzerine odaklıdır ve bir ders senaryosu içinde mümkünse birden fazla dersin öğrenme hedeflerini kapsar. (Elma)

Seçilen projenin asıl amacı, çocukların demokratik bir toplum için katılımcı ruhlarının gelişmesine yardımcı olmaktır. Demokratik hedefler ışığında çocukların araştırması için seçilen iyi bir konu, onlarda toplumun rahat etmesi hedeflerine ulaşabilmesi toplumu oluşturan herkesin görevini yapamasına bağlı olduğu anlayışını geliştirir. Bundan başka proje sırasında problemlere çözüm bulmak , yapılan planı gerçekleştirmek için sorumlulukları paylaşmak, başkalarına tavsiyede bulunmak gibi demokrasi için gerekli metodlar tatbik edilir.

Proje Tabanlı Öğrenme Modeli öğrencinin aktif katılımını güdülediği gibi, üst düzey bilişsel aktiviteler yanında sosyal beceriler ve hayat becerilerini birlikte ele aldığı için çok çeşitli araç ve kaynak kullanımı destekler. Origami konu seçiminde ve proje uygulamaları sırasında kullanılabilecek bir araç olarak görülebilir. “Sadako ve barış için 1000 turna projesi”, dünyanın birçok yerinde ilköğretim okullarında çocuklara dünyada barışının önemini ve savaşın nasıl bir felaket olduğunu anlatabilmek için uygulanan bir yöntemdir. Fen ve sosyal bilimler öğretmenler kendi konularına uygun olara origamiyi değişik projeler içinde kullanabilirler. Örneğin hayvanların sınıflandırılmasıyla ilgi bir proje için origamiyle katlanmış hayvan figürleri kullanılabir. Gezegenlerle ilgili bir proje için origami kusudama (değişik desenlerde parçalı origami topları) ile büyüklüklerine göre gezegenleri temsil eden maket vs. yapılabilir. Herhangi bir milli bayramda kullanmak üzere tüm okul öğrencilerinin katılımıyla origami puzzle yöntemi ile binlerce parçadan oluşan dev bir bayrak, veya o günün anlamına uygun resim yaptırılıp o günkü milli coşkuya tüm çocukların ortak olması sağlanabilir. Değişik örnekler çoğaltılabilir ama en etkili şekilde origaminin herhangi bir proje içinde kullanılmasını sağlayacak kişi şüphesiz projelerde çocuklara birinci derecede rehber olacak öğretmenleridir. Düşünüldüğünde çok yaratıcı fikirler bulunacaktır.

6.5. BEYİN TEMELLİ ÖĞRENME

İnsanoğlunun sahip olduğu en değerli ve karmaşık organ şüphesiz henüz tam olarak kendini keşfedemeyen beyindir. Araştırmaların temelinde bu gizemli organın çalışma yöntemini keşfetme ve onun en yüksek performansa ulaştırabilme amaçları yatmaktadır. Her insanın beyni, aynı sonsuz potansiyele ve gelişim yeteneğine sahiptir. Sadece beynin gelişmesi için gereken verimli ortamlara gereksinim vardır.(Yemenici,2002) Son yıllarda yapılan beyin araştırmaları bu görüşü desteklemektedir. Bu araştırmalardan etkilen eğitimciler eğer beynin çalışma sisteminin iyi anlaşılabilirse öğrenme potansiyelinin de artırılacağını düşünmüşler ve çeşitli öğrenme metodları ortaya atmışlardır. Bunlardan en önemlileri “Çoklu Zeka Kuramı”, “Duygusal Zeka Kuramı” ve “Beyin Temelli öğrenmedir.

Beyin temelli öğrenme kuramı beynin doğası gereği nasıl öğrendiğini temel almaktadır ve bu doğrultuda geliştirilen malzeme, model ve tekniklerin kullanımı üstüne kurulmuştur.

Öğrenme ile beyin hücreleri arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmacılar, öğrenme süreci sonucunda nöronlarda yeni axon iplikçiklerinin oluştuğunu iddia etmektedirler. Buna göre, her öğrenme yaşantısı yeni sinaptik bağların oluşması demektir. Öğrenme, biyokimyasal bir değişme olarak da açıklanmaktadır.

Beyin Temelli Öğrenmenin önde gelen isimlerinden (Caine ve Caine, 1990)’ göre bu öğrenme kuramının öğretim ilkelerinden bazıları aşağıdaki gibidir

İnsan beyni birçok işlevi aynı zamanda yerine getirebilir. Öğrenme uyarıcıların çeşitli olduğu zengin bir öğrenme ortamıyla artırılabilir. Mevcut müfredat, fiziksel aktiviteler, kişisel öğrenme zamanları, grup etkileşimi, sanatsal çeşitlemeler veya müzikal yorumlar gibi çeşitli öğretme yöntemlerinin yardımıyla öğrenci tarafından etkin şekilde özümsenebilir. Origami böyle bir öğrenme ortamına daha da zenginlik katacaktır. Konu anlatılırken, anlatılan konu ile ilgili yapılan bir origami figürü hem öğrencinin etkin şekilde derse katılımını sağlayacak hem de paralel bir işlemci gibi çalışan beyinin değişik kanalları öğrenme ortamına katıldığı için aktif tutulması sağlanacaktır.

Öğrenme fizyolojik bir olaydır. Kalp, akciğer veya böbrek gibi beyin de fizyolojik kurallara göre çalışan bir organdır. Öğrenme nefes alıp-verme kadar doğal bir işlev olup onu engellemek veya kolaylaştırmak olanak dahilindedir. Etkili öğretim stres yönetimi, beslenme, egzersiz ve sağlıkla ilgili diğer konuları da içermelidir.

Beyin, kendisine ulaşan verileri anlamlandırma için uğraşır. İnsan beyni yaşamını sürdürme arzusunun doğal bir sonucu olarak çevresinde olup-bitenlere anlam kazandırmaya çalışır. Etkin bir öğrenme sağlanabilmesi için beynin yenilik keşif, problem çözme gibi alıştırmalarla zorlanması gerekir.

Anlam yükleme, örüntüleme (pattering) yoluyla olur. Beyin bir bakıma etrafındaki örüntüleri ortaya çıkarmaya çalışan bir sanatçı gibidir. Etkili bir öğrenme için anlamlı birbiriyle ilişkili bir örüntü yaratılmalıdır.

Beyin parçaları ve bütünü aynı anda algılar. Sağlıklı bir insanda matematik, müzik veya sanat öğretiminde beynin her iki yarıküresi etkileşim halindedir. Bir konunun öğretilmesinde konunun bütünü ve parçaları karşılıklı etkileşimde bulunacak şekilde aynı anda verilmelidir.

Öğrenme, hem doğrudan odaklanan, hem de yan uyarıcılardan algılanan bilgileri içerir. Beyin doğrudan farkında olduğu ve odaklandığı bilgiler yanında birinci derecede ilgi alanı dışında kalan bilgi ve sinyalleri de özümser. İlgi alanı içinde olmakla beraber bilinçli bir şekilde dikkat edilmeyen çok hafif ve hassas sinyaller de (yan tarafta duran birinin gülümsemesi gibi) uyarıcı olarak beyne ulaşır. Etkili öğrenme ortamında sıcaklık, gürültü, nem gibi fiziksel koşullar yanında grafik, resim, tasarım ve sanat eserleri gibi görsel uyarıcılara da dikkat edilmelidir.

Öğrenme kasıtlı ve kasıtsız süreçlerden oluşur. Bir öğrenme ortamında bilinçli olarak farkına vardığımız şeylerden çok daha fazlasını öğreniriz. Yan uyarıcılardan aldığımız sinyallerin çoğu beynimize farkında olmadan girer ve bilinç altında etkileşimde bulunur. Etkili öğrenme ortamındaki tüm uyarıcılar öğrenme amacına hizmet edecek şekilde düzenlenmelidir.

İnsanlarda deneyimleri tekrarlamaya gerek kalmadan hafızaya kaydedilen doğal bir uzaysal hafıza sistemi vardır. Dün akşam yediğimizi hatırlamak için tekrarlamaya gerek yoktur. Ancak, birbirleriyle ilgili olmayan bilgileri depolamak için tekrara ve ezberlemeye ihtiyaç vardır. olgular ve beceriler uzaysal hafızada depolandığında daha iyi öğrenilir. Uzaysal hafızayı harekete geçiren en etkili öğretim deneysel yöntemlerdir. Öğretim demonstrasyon, film, resim, mecaz, drama ve öğrencilerin aktif katılımını sağlayan sınıf içi çok yönlü etkileşim etkinlikleri içermelidir.

Öğrenme zihni zorlayan (challenging) etkinliklerle artar, tehditle azalır. Beyin uygun düzeyde zorlandığında öğrenme optimum düzeye ulaşır. Tehdit ise öğretim, öğrencinin zeka seviyesi belli bir oranda zorlayan ancak, tehditten uzak bir ortamda gerçekleşir.

Hiçbir beyin diğerine benzemez. Öğretim bütün öğrencilerin görsel-işitsel ve duygusal tercihlerini ifade etmelerine olanak tanıyacak şekilde düzenlenmelidir. (A. KIRKSEKİZ ,C. ÇERKEZOĞLU, M. H. CERİT)

Origaminin Beyin Temelli eğitimde kullanımı üzerine en detaylı araştırma Rus Yurii ve Katrin Shumakov tarafından gerçekleştirilmiştir. İnsan beyni sağ ve sol beyin olmak üzere temelde iki kutuptan oluşmaktadır.İnsanların davranışları, eğilimleri öğrenme şekilleri bu iki kutbun kullanılma oranlarına göre biçimlenir. Sağ beyin ve sol beyin arasında sürekli olarak bir uyum ve uyumsuzluk mücadelesi yaşanır.Genel olarak sol beynini daha çok kullanan insanların sayısal zekâya, sağ beynini kullanan insanların ise sosyal zekâlarının daha baskın olduğu kabul edilmektedir. Sol beynini kullanan insanlar sayıları, kelimeleri, iyi hatırlayan,görsel tahlil yeteneği gelişmiş, tek başına veya bir otoriteyle daha iyi öğrenirlerken, sağ beyinini daha fazla kullanan insanlar ise sembolleri, renkleri, grafikleri iyi tahlil eden, başkalarıyla etkileşim halinde daha iyi öğrenen insanlardır. (Tuğrul,1999)

Aşağıda sol ve sağ beynin fonksiyonları özetlenmiştir. ( www.oriland.com)

Sol Beyin

Sağ elin kontrolü

Konuşma dili

Yazma

Sayısal yetenek

Muhakeme

Bilimsel yetenekler

Sağ Beyin

Sol elin konrtolü

Kavrama

3 boyut kavramı

Hayal etme

Sanatsal yetenek

Müzik yeteneği

İnsan doğumdan itibaren gelişim aşamalarının ilk bölümlerinde iki elini de eşit şekilde kullanır. Çocuk yaklaşık 18 aylık olduğunda sağ veya sol elini diğerine göre nispeten az kullanılmaya başlar. Bu aslında çocuğun ilerideki yaşamında beyninin hangi yarımküresini kullanacağını gösteren bir ipucudur. Beynin bir tarafının diğer tarafına göre baskın olmasının sebebinin algı-sinyal miktarıyla doğru orantılı olduğu düşünülmektedir. Rusya’da yapılan bir araştırmada düzenli olarak parmakları hareket ettirilen bebeklerin beyin gelişiminin nispeten daha hızlı olduğu görülmüştür. (Shumakov ,2000) Sağ elini daha çok kullanan insan sol beynini de daha çok kullanıyor demektir. (Shumakow and Shumakow 1998,2000) ‘a göre Çocuğun ilköğretim döneminde her iki elini de kullanacağı origami gibi aktivitelerin yaptırılması beyninin her iki yarım küresini de çalıştıracağı için bu yarım kürelerin diğer işlevlerini de artıracaktır. Nitekim yapılan araştırmada origami eğitimi verilen öğrencilerin öğrenmede daha başarılı oldukları gözlenmiştir. (Shumakov ,2000)

8. SONUÇ

Origami yüzyıllardır, her yaştan ve meslek grubundan insanın ilgisini çekmiş ve herkes kendi alanında origamiyi bir şekilde kullanmıştır. Ancak origaminin asıl kullanım alanı şüphesiz insan eğitimi olmalıdır.

Origami yaparak öğrenme işbirlikçi öğrenme, yaratıcı öğrenme, aktif öğrenme, proje tabanlı öğrenme, beyin temelli öğrenme gibi çağdaş öğrenme metodları olarak bilinen metodlarla bağlantılı aktivite temelli bir metoddur.

Origami üzerine yapılan çalışmalar origaminin okul öncesi ve ilköğretim çağındaki çocuklarda motor , zeka ve yaratıcılık becerilerinin gelişmesine önemli katkılar sağladığı sonucuna varılmıştır. Origaminin bu katkıları sağlamasındaki en önemli etken beynin sağ ve sol yarımkürelerinin aktivasyonunu sağlaması, el ve parmak küçük kas gelişimini hızlandırması ve el-göz koordinasyonunu gelişmesini sağlaması, sıradışı düşünebilme eşyaya farklı yönlerden bakabilme yeteneğini geliştirmesi ve üç boyutlu (uzaysal) düşünebilme yeteneğini kazandırması yatmaktadır.

Origaminin tam olarak bu kazançları sağlayabilmesi, bütün eğitim programlarında da olması gereken planlanmış, düzenli ve sürekli bir origami eğitimiyle gerçekleşebilir.

ÖNERİLEN KAYNAKLAR

The Joy of Origami by Toshie Tamahama 1985 (Shufunotomo, Japan)

Origami Omnibus by Kunihiko Kasahara 1988 (Japan Publication, Tokyo.NewYork)

Fold-Along Stories: Quick & Easy Origami Tales for Beginners by Mary Lankford

Storytime Inc. 2001 ISBN: 0-9628769-9-2

Unit Origami by Tomoko Fuse, Japan Publication, Tokyo.NewYork

Make it with paper by Paul Jackson & Vivien Frank 1992 (Wellfleet Press, New Jersey)

Step-By-Step Origami by Steve & Megumi Biddle 1991 (Angus & Robertson, Australia)

Planet Origami by Steve & Megumi Biddle 1998 (Red Fox, London)

Origami Boxes 1989 (Chikuma Shobo Publishing , Japan)

The Amazing book of Origami by Jon Tremaine 1994 (Bramley Books,UK)

Sadako / ve Kağıttan Bir Turna Kuşu Eleanor Coerr, Beyaz Balina YAYINLARI 2002; Orjinal Adı: Sadako and the thousand paper cranes; ISBN:9756580585

Math in Motion: Origami in the Classroom by Barbara Pearl ,Crane Publishing; ISBN: 0964792435; 5 edition (January 1994)

Mathematical Origami: Geometrical Shapes by Paper Folding by David Mitchell Tarquin Pubns; ISBN: 189961818X; (July 1997)

Origami for the Connoisseur by Kunihiko Kasahara, Toshie Takahama ,Kodansha International; ISBN: 4817090022; (September 1998)

Origamido: The Art of Folded Paper by Michael Lafosse Rockport Publishers; ISBN: 1564966399; (April 2000)

KAYNAKÇA

Andersen E. M.

Caine, R.N., Caine, G. (October 1990). Understanding a Brain Based Approach to Learning and Teaching. Educational Leadership 48, 2, 66-70

CERİT M H KIRKSEKİZ A ÇERKEZOĞLU C Öğrenme Öğretme Süreçleri p:37-38 web.sakarya.edu.tr/~saubote/sayfa/ders/ ders/ylisans/bes/dersnot/2.doc

Coerr E. Sadako (G. P. Putman’s Sons, New York ISBN 0-399-21771-1)

Coerr E. Sadako / ve Kağıttan Bir Turna Kuşu Beyaz Balina YAYINLARI 2002; Orjinal Adı: Sadako and the thousand paper cranes; ISBN:9756580585

Crankshaw E. (1997) The East and West of Origami (2002, May 15)

Demirci C. Yaratıcı Düşünme H.Ü. Eğitim Bilimleri Bölümü ( 2002, July 12)

Demirel Ö. (2002) Kuramdan Uygulamaya Eğitimde Program Geliştirme 4. Baskı Pegem Yayıncılık (p:193-216)

Edwards, C. P., and K. Springate.(1995) Encouraging Creativity in Early Childhood Classrooms. ERIC Clearinghouse on Elementary and Early Childhood Education Urbana IL. (2002, June 30)

Encyclopedia of Britannica 1995 - Vol. 9 p.127

Feldman R. S. (1997) Understanding Psychology Fourth Edition McGraw-Hill Inc. p:72,73,78,200

Fox J. E. and Berry S., (2001) Art in Early Childhood: Curriculum Connections

Froebel, F. (1974).The education of man  (W.N. Hailmann, Trans.). Clifton, NJ: A.M. Kelley. (Original work published 1826.)

Gretchen G.D., Using Everyday Objects and Materials to Teach Math

Healy J.M. (1998) Çocuğun Gelişen Aklı -Doğumdan Ergenliğe Öğrenme ve Beyin Gelişimi Boyner Holding Yayınları

Hendrikson, Leslie (1984) Active Learning. ERIC Clearinghouse for Social Studies/Social Science Education Boulder CO. (2002, June 30)

Ho G. Origami & Mental Health Therapy Web page

Johnson DW, Johnson RT, Holubec EJ. 1993. Circles of Learning: Cooperation in the Classroom. 4th ed. Edina (MN): Interaction Book Co.

Johnson DW, Johnson RT. 1989. Cooperation and Competition: Theory and Research. Edina (MN): Interaction Book Co.

Katz, Lilian G. - Chard, Sylvia C. ( 1998) Issues in Selecting Topics for Projects ERIC Clearinghouse on Elementary and Early Childhood Education Champaign IL.

Levenson G. The Educational Benefits of Origami

Markova D., Powell A. (2002) Çocuklar Nasıl Öğrenir- NLP ile Çocuğunuzun Zekasını Geliştirin- Kuraldışı Yayıncılık.

Metin N. (1999) Üstün Yetenekli Çocuklar Özaşama Matbaası

Phibbs M. E. (1991) Listening & Learning, The Returns of This Exercises are Many Folds Journal of Science Teacher, October 1991 (p.40-43)

Proceedings of the Second International Conference on Origami in Education and Therapy (COET) (1995) — Edited by V’Ann Cornelius—Published by the Origami USA 1995

Reyner A., (2001)Arts, Crafts & Creativity In School Aged Childcare & Recreation (2002, January 26)

Reyner A., (2001) Seven Good Things for You to Know About How The Arts Help Children Grow (2002, January 26)

Ronald S. Levy, M.D. Use of Origami in Hand Rehabilitation

SENEMOĞLU N.,GENÇ Ş. (2001) İlköğretimde Etkili Öğretme ve Öğrenme Öğretmen El Kitabı Modül 12-Okul Öncesi Eğitimi MEB Yayınları p:1-16

Shumakov Yurii – Katrin ( 2000) Left Brain and Right Brain at Origami Training,

Shumakov Yurii – Katrin (1998) The Folding - A Method of Bilateral Development,

The Sadako Story

Valentini C. (2002, February 20) The Use of Origami in Primary EFL Teaching (2002, May 20)

Vander Zanden J.W. (1997) Human Development Sixth edition McGraw-Hill Inc. p:112,113

Yemenici A. (Eylül 2002) Beyin Araştırmaları Işığında Eğitim Populer Bilim Yıl:9 Sayı:105

Yolcu E. (2000) ( 2002, July 12)

Yuzawa M., Bart W. M., Kinne L.. J.,Sukemuse S.(1999) The Effect of “Origami” Practice on Size Comparison Strategy Among Young Japanese and American Children Journal of Research in Childhood Education 1999 Vol.13. No.2 (p. 133-143)

Kategori: Eğitim


Rasgele...


Destekliyoruz arkada - arkadas - partner - partner - arkada - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy