Kitabın Adı: Adı Aylin
12 Temmuz 2007
KİTABIN ADI: ADI AYLİN
BASIM YERI: REMZİ KİTABEVİ
BASIM TARİHİ: KASIM 1997 (11. basim)
KITABIN YAZARI: AYSE KULİN
Ayşe Kulin Arnavutköy Amerikan Kız Koleji edebiyat bölümünü bitirdi .Çesitli gazete ve dergilerde editör ve muhabir olarak çalıştı.Uzun yıllar televizyon , reklam ve sinema filmlerinde sahne yapımcısı, sanat yönetmeni ve senarist olarak görev yaptı.
1984 yılında ilk öykü kitabı GÜNEÅžE DÖN YÜZÜNܒNÜ yayımladi.1986′da GÜLİZAR adlı öyküsünü KIRIK BEBEK adıyla senaryolaÅŸtırdı ve bu sinema filmi yılın Kültür Bakanlığı Ödülünü aldı.”Foto Sabah Resimleri ” adlı öyküsü Haldun Taner öykü Ödülü birinciliÄŸine (1995) ve aynı adı taşıyan kitabı Sait Faik Hikaye ArmaÄŸanı ‘na (1996) deÄŸer görüldü.
Bu kitap kökleri Giritli Deli Mustafa Nali Pasa’ya kadar uzanan bir aile kızı olan Aylin’in fırtınalı yaÅŸam öyküsünü anlatıyor. Aylin çocukluÄŸundan beri çok gururlu, azimli, gözüpek, dik baÅŸlı, korkusuz bir kadındır. Hayatı boyunca hep mutluluÄŸun peÅŸinde koÅŸmuÅŸ, daldan dala konarak onu yakalamaya çalışmıştır.
Aylin’in çocukluÄŸu ailesiyle birlikte dolu dolu geçti. Gençkızlığında ise o devirde çoÄŸu gençkızın sahip olmadığı olanaklara sahipti.Ailesi onu asla eÄŸlenceden mahrum bırakmadı.Amerikan Kız Kolejini bitirdikten sonra egitimini tamamlamak üzere Paris’e gitti. Ablası Nilufer’in yanına taşındı. Ansızın dünyada en çok deÄŸer verdigi varlık olan annesi yaÅŸama veda etti. Bu olay Aylin’i cok yıktı ve üniversiteyi yarım bıraktı. Bundan sonra Aylin’in macera dolu yasamı basladı. İçinde sürekli tıp okuma hevesi vardi.Bunu kafasına koymuÅŸtu. Ablasından ve çevresinden sürekli bunun imkansız olduÄŸuna dair sözler duyuyordu çünkü artık yirmi iki yaşındaydı. Fakat bu onun en büyük hedefiydi ve ne pahasına olursa olsun basarmalıydı.
Derken Aylin yeni maceralar peÅŸine düstü ve aniden Libyalı bir prensle evlendi, prenses oldu. O bile bu evliliÄŸin nedenini bilmiyordu.Adeta bir macera peÅŸine düşmüştü . Fakat O , asla onların tarzına uymayan, cok daha modern ve rahat yetiÅŸmiÅŸ bir hanımefendi olarak tüm zorluklarla mücadele ederek , Nilüfer’in de yardımıyla oradan kaçtı. Fakat prens hala onun peÅŸindeydi. O yaz Istanbul’a döndü ve Polat adında bir gençle doyasıya bir aÅŸk yaÅŸadı. Ama mutlu sona kavuÅŸamadı. Artık hayatının en büyük arzusuna kesinlikle kavuÅŸmalıydı ve tıp tahsiline yirmi alti yaşında olmasına raÄŸmen baÅŸladı. Lozan üniversitesine yatay geçis yaptı ve orada Jean Pierre isimli bir fizik asistaniyla birlikteliÄŸe basladi. Bunda da öncekiler gibi aradığı mutlulugu bulamadı.Aniden hayatına arkadasının evinde tanıştığı MiÅŸel Rodomisli adında musevi bir adam girdi. Aylin bu adamı gerçekten sevdi ve ona deÄŸer verdi. PaylaÅŸabilecekleri çok sey vardı.İkisi de birbirlerine kapılıp gittiler ve sonunda evlendiler. Deliler gibi çocuk istiyorlardi fakat Aylin’in asla çocuÄŸu olamadı. Ama Aylin çocuk özlemini ablasının kızı Tayibe’de tattı.Tayibe’yi Aylin’in yanına ,New York’a onunla yaÅŸamaya yolladılar. Aylin ile MiÅŸel artık eskisi gibi olamıyorlardı. Aylin onu sevdiÄŸini bile bile ondan boÅŸandı. Sonunda piÅŸman olsada Misel asla geri dönmedi. .
Aylin gerçekten çok iyi bir psikiyatristti. Hastalarıyla arasında
inanılmaz bir iletiÅŸim vardı. Durumu umutsuz olan hastaları bile iyileÅŸtirebiliyordu. Sonunda dördüncü evliliÄŸini de yaptı ama Aylin evlilik konusunda gerçekten baÅŸarısızdı. Belki de hayatta beceremediÄŸi tek ÅŸey mutluluktu. Zaten yaptıgı bütün mücadelelerde bunun içindi. Hep farklı istekler içindeydi ve sonunda Amerikan Ordusu’na katıldı, Albay oldu .Kocasının hayatına baÅŸka bir kadın girmiÅŸti . BoÅŸanmak için New York’a döndü.Gerçekten çok kötu günler geçiriyordu. Hayat ona cok boÅŸ gelmeye baÅŸlamıstı. Bu arada sık sık tehtid telefonları gelmiÅŸti fakat O bunları hiç önemsemiyordu ve bir gün arabasının altında ölu olarak bulundu. Çok esrengiz bir ölumdü ve en ufak bir ipucu bile yoktu ortada. Bütün dedektiflere hatta söylentilere göre MIT’in arastırmalarına raÄŸmen bu olay aydınlatılamadı ve çok fazla insanı göz yaşına boÄŸdu.
Bu romanda gözümüze çarpan ilk ÅŸey Aylin DevrimelÂ’in insanı hayran bırakacak etkiye sahip olan idealist kisiligidir.Yazar gerçekten bunu ön plana çikarmayı çok iyi baÅŸarmış ve okura vermek istediÄŸi bu dim dik insanin içinde yatanlar ve fırtınalarla dolu yaÅŸamıdır. Karşımıza Aylin’in neden mutlu olamadığı gibi bir soru cıkıyor.Şöyle bir baktığımızda Aylin’in sıradan insanların peÅŸinde oldukları mutluluÄŸu aramadıgını görebiliyoruz.O her zaman büyük ideallerin peÅŸinde koÅŸuyor ve herseyden kolayca sıkılıp bırakabiliyor.Bana göre Aylin’in eÅŸleriyle anlaÅŸamamasının nedeniyse onların asla Aylin’in kiÅŸiliÄŸinin derinliklerine inmeyi beceremediklerinden ve Onun o sa-ÄŸam görüntüsünün altında yatan hassas kadını hissedemediklerinden kaynaklanıyor.Bizim aklımızı karıştıran en önemli soru ise Aylin’in esrarengiz ölümü fakat bunun aslını kesinlikle öğrenemiyoruz.
Romanın serim bölümüne baktığımızda kitabın başından Aylin’in tıp okumaya baÅŸladıgına kadar olan bölüm olduÄŸunu göruyoruz.Tıp okuması, psikiyatris olması ve Albay olmasıyla düğüm bölümü devam ediyor ve de sır gibi ölümüyle çözüm bölümü son buluyor.
Romanda olaylar oluş sırasına göre verilmiş fakat yazar kitabın başında da sonunda da ölüm sahnesini anlatmış bunun nedeniyse okuyucuya her iki tarafta da o esrarengiz havayı hissettirebilmektir.
Kitabin baÅŸ karakteri gördüğümüz gibi Aylin’dir.DiÄŸer önemli karekterler ise ablası Nilüfer,MiÅŸel Rwodomisli, Jean Pierre, Mısır Prensi ve son esi olan Joe ‘dur. Ablasıyla olan iliskiÅŸine baktığımızda gerçekten çok saÄŸlam temellere kurulu oldugunu görebiliyoruz. EÅŸleriyle olan iliÅŸkileri ise MiÅŸel’le olan olan biraz daha farklı olmak suretiyle hemen hemen aynı. Hepsinin sonu hüzün.
Romandaki olaylar, Aylin’in ailesinin köküne dayanan Giritli Deli Mustafa PaÅŸa’nın yasamıyla baÅŸlıyor ve Aylin’in ölümüyle sona eriyor.Olaylar, Ankara, İstanbul, Paris ve New York ‘ta geçiyor. Bu ÅŸehirler teker teker Aylin’in farklı maceralarını simgeliyor.Romanda gizli kalan tek ve en önemli ÅŸey Aylin’in ölümü olmuÅŸtur. Fakat olay o kadar kapalı ki, tahmin bile yürütmek gerçekten çok güç.
Ayse Kulin gerçek yaÅŸamda Aylin’in kuzeni olduÄŸu için olayları üçüncü kiÅŸinin aÄŸzından bütün gerçekliÄŸiyle, nesnel bir sekilde anlatıyor. Yazar, ön sözde de yazdıgı gibi bu kitabı uzun araÅŸtırmalar sonucu hazırlamış ve bu arastırmaları Aylin’i tanıyanlar arasında gerçekleÅŸtirdiginden bilgilerin doÄŸruluguna inanıyoruz.. Yazarın gerçekten iyi bir eÄŸitim aldığını , dili kullanışındaki ustalığından anlıyoruz.
Benim bu romanı okumamdaki en önemli sebep, bu romanın gerçek bir yaÅŸam öyküsü olmasından dolayıdır. Olaylar o kadar sürükleyici ki okudukça onu daha cok sevmeye baÅŸladım ve hemen bitirdim. Okurken gerçekten çok etkilendigim ve Aylin’e hayran olduÄŸum çok fazla yer oldu. Onun tek kusurunun ÅŸanssızlık olduÄŸunu düşündüm.Yine de kiÅŸiliÄŸinden özellikle de içindeki azimden çok etkilendim. Ayrıca itiraf etmeliyim ki bu kitabın üzerimde bırakmıs olduÄŸu etkiden günlerce kurtulamadım en çok ta Aylin’in ölümünün etkisi altında kaldım. Bu kitaptan öğrendiÄŸim bir sey de insanların kısacık yaÅŸamlarına ne kadar fazla ÅŸey sığdırabıldikleri oldu. Bence her insanın Aylin gibi kendisine ait bazı idealleri olmalı ve ne pahasına olursa olsun onları elde etmeye ugrasmaldır.
Bana göre bu romanın bu kadar çok beÄŸenilmesinde Aylin ‘in ilginç yaÅŸamı kadar AyÅŸe Kulin’in de payı var ve inanıyorum ki Onun en büyük ÅŸanslarından biri Aylin Devrimel’in kuzeni olmasi diÄŸeri de gerçekten basarılı bir yazar olması. ‘Adı AylinÂ’ herkesin ilgisini çekebilecek bir yapıya sahip olan ve okunması gereken bir roman. Bunun asla kimseyi sıkabileceÄŸine inanmıyorum ve bu kadar gündemde olmaya layık bir kitap olduÄŸunu duşünüyorum.
Kategori: EÄŸitim