"Genel kültür" Kategorisi

8. Array Array Array Kısım Hız Ve Gecikme Etüdleri

Genel kültür kategorisine 12 Temmuz, 2007 tarihinde eklendi, 8 defa okundu

8. KISIM HIZ VE GECİKME ETÜDLERİ

Vasıtaların hızları, trafik problemlerinde ve trafiğin düzenlenmesi işlerinde önemli bir rol oynamaktadır. Tatbikat sahasında birçok bakımlardan hızların etüd edilmesi gerekir. Hızlarla ilgili olarak, bilhassa genel yolcu taşıtları servislerinin aksaması hallerinde, gecikme etüdleri de yapılır. Bu kısımda hız etüdleri ile gecikme etüdlerinin ve bunların istinat ettikleri sayım ve gözlemelerin nasıl yapıldıkları izah olunacaktır.

Devamını Oku

İçindekiler

Genel kültür kategorisine 12 Temmuz, 2007 tarihinde eklendi, 5 defa okundu

İÇİNDEKİLER

İÇİNDEKİLER i

1.GİRİŞ 1

1.1. Kültür Kavramı ve Kültürün Tanımlanması 2

Devamını Oku

Abdülhamit avşar

Genel kültür kategorisine 12 Temmuz, 2007 tarihinde eklendi, 8 defa okundu

Abdülhamit Avşar

Ailesi 1961 yılında Doğu Türkistan’dan Afganistan’a göç etti. 1964 yılında Afganistan’da dünyaya geldi. Ailesi 1965 yılında Türkiye’ye gelerek Kayseri’ye yerleşti. İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de tamamladı. 1986 yılında Marmara Üniversitesi Basın-Yayın Yüksek Okulu (İletişim Fakültesi) Radyo-Televizyon Bölümünden birincilikle mezun oldu. Okul sırasında Yeşilçam’da bir süre çalıştı. 1987 yılında TRT’ye prodüktör olarak girdi. Çeşitli drama, belgesel ve kuşak programların yapım ve yönetimini üstlendi. Kimi yurt dışı toplantılarda TRT’yi temsil etti. Halen TRT’de prodüktörlük görevini sürdürüyor. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi SBF Siyaset Bilimi ana bilim dalında master yaptı. Şu anda da aynı üniversitenin Uluslararası İlişkiler bölümünde Orta Asya üzerine doktora yapmaktadır. Türkiye’de basın siyaset ilişkilerini ele alan “Serbest Cumhuriyet Fırkası” adlı yayınlanmış bir eseri olan Abdulhamit Avşar’ın çeşitli dergilerde de zaman zaman makaleleri yayınlanmaktadır. İngilizce’nin yanı sıra Uygurca ve Özbekçe başta olmak üzere çeşitli Türk lehçelerini okuyup konuşabilen A. Avşar evli ve iki çocuk babasıdır. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Birsad üyesi ve Basın Birliği Derneğinin yönetim kurulu üyesidir.

Devamını Oku

Ali koç

Genel kültür kategorisine 12 Temmuz, 2007 tarihinde eklendi, 10 defa okundu

Ali Koç

Ali Y. Koç Koç Topluluğu Bilgi Grubu Yürütme Komitesi Başkanı Koç holding A.Ş. Yeni İş Geliştirme Koordinatörü

Devamını Oku

Cesaretin Diğer Adı:

Genel kültür kategorisine 12 Temmuz, 2007 tarihinde eklendi, 6 defa okundu

Cesaretin diğer adı:

Che Guevara, gibi olmak

     Che Guevara, yüzyılın efsanevi devrimcisi. Hayatını herşeyiyle devrime adamış bir dava adamı. İyi bir doktor, aynı zamanda harika bir gerilla. Gündüz amele, gece bakan. İyi bir teorisyen, cesur bir pratikçi. Patentsiz bir icatçı ve ulusal banka müdürü. Tatlı bir baba, sert bir komutan. Bazılarının kimmiş bu adam dedikleri bazılarınınsa ağzı açık kaldığı bu adam kim, ne yaptı, ne yapmak istedi. Doğduğunda astımlı olduğu için yakın zamanda ölür denilen bu çoçuk, insanlık tarihine ismini silinmez harflerle kazıdı.Gençler onun anılarıyla büyüdü, onun hakkında yazılan kitaplar yok sattı. Onun için yazılan şarkılar dillerde dolandı, tüm dünyada 1 numara oldu. Tam bir zıtlıklar kompleksi olan Che’yi anlamak ne kolay nede zor. Aslında onun yaptıklarına bakılsa, ne yapmak istediği anlaşılır. Bazılarının “maceracı” gibi bir çamurla Che’yi kapatma istekleri ise Che’nin büyüklüğü karşısında havada kaldı. Neden Che bukadar sevilmiş ve sayılmıştı. Bu dava uğruna birçok kişi hayatını feda etmişti ama o bunlardan farklı ne yapmıştı. Dünyada bir zaman emperyalistlerin uykularını kaçıran, uyuyabildikleri çok kısa zamanlardada kabuslarına giren Che’nin hayatı aslında ansiklopediler doldurur ama biz burada onun hayatındaki önemli olaylarında önemlilerini kısaca anlatmaya çalışacagız.

Devamını Oku

Yakub Cemil 

Genel kültür kategorisine 12 Temmuz, 2007 tarihinde eklendi, 6 defa okundu

Yakub Cemil 

HAKKINDA YAZILANLAR

Teşkilat’ın İki Silahşoru

Devamını Oku

Devlet İhale Sistemi

Genel kültür kategorisine 12 Temmuz, 2007 tarihinde eklendi, 11 defa okundu

DEVLET İHALE SİSTEMİ

A-TARİHÇESİ

Devlet ihale sistemi ülkemizde ilk önce 1857 tarihli nizamname hazırlanmış ve içerdiği sınırlı hükümlerle satın almalar yürütülmeye çalışılmıştır. 10 Muharrem 1330 (1914) tarihli ek bir nizamname ile çeşitli satın almaların ve bazı yapım işlerinin, bakanların izniyle ihaleye çıkarılmaksızın yapılması kabul edilmiştir.

Devamını Oku

Haliç Ve Tarihçesi

Genel kültür kategorisine 12 Temmuz, 2007 tarihinde eklendi, 33 defa okundu

Haliç ve Tarihçesi

Antikçağ’ da ve Bizans döneminde Khrysokeras (Altın boynuz), İstanbul boğazının Avrupa yakasında, boğazın G. Girişi yakınında, kentin en eski yerleşim çekirdekleri olan İstanbul ve Beyoğlu kesimleri arasındaki girinti. Batı dillerinde Rumca adının çevirisiyle (Altın boynuz) adlandırılır (Golden Horn, Goldenes Horn, Corne d’ or). Boğaza eklenmiş boynuz biçiminde hafif bir yay oluşturan Haliç’ in uzunluğu 8 km kadardır; genişliği 200 m (Eyüp-Hasköy) ile 700 m (Kasımpaşa önleri) arasında değişir. Yukarı kesiminde derinliği azdır; boğaza yaklaştıkça artar, Atatürk (Unkapanı) Köprüsü’ nün bulunduğu kesimde 40 m’ yi, Galata Köprüsü’ nün altında da 50 km’ yi geçer. Haliç, İstanbul paleozoik kütlesini örten neojen üzerinde epijenik olarak ve büyük bir olasılıkla genç teknolojik hatlar doğrultusunda kurulmuş olan Alibey ve Kağıthane derelerinin deniz altındaki bir uzantısıdır. Bu uzantı son buzullaşma döneminde (yaklş. 25 bin yıl önceleri) alçalan deniz düzeyine göre oyulmuş gömük vadilerin ortak aşağı çığırlarının, buzul dönemi sonrasında deniz düzeyinin yükselmesiyle (yaklş. Zamanımızdan 7000 yıl önce) Boğaz’ la birlikte sular altında kalmış, böylece bir koy, jeomorfolojik terimle bir ria oluşmuştur. Alibey ve Kağıthane vadilerinin eski Boğaz vadisiyle ilişkileri tartışmalıdır. Bazı araştırmacılar bunların Boğaz vadisinin kollarından biri, bazıları ise yukarı çığrığı olduğu görüşündedir. Derin, ulaşıma elverişli, fırtınalardan korunmuş doğal bir liman olan Haliç’ in kıyıları Eskiçağ’ dan başlayarak önem kazanmıştır. Balıklarının zenginliğiyle de ünlü olan Haliç’ in girişi Bizans döneminde Sarayburnu’ ndan Karaköy’ e uzanan bir zincirle kapatılarak yüz yıllar boyunca buraya düşman gemilerinin girmesi önlenmştir. 1453’ te Osmanlı Ordusu bu zincir yüzünden Haliç’ e girememiş ve donanma kızaklarla Dolmabahçe’ den Kasımpaşa! Ya indirilmiştir. Haliç Osmanlı Dönemi’ nde savaş ve ticaret limanı olarak gelişmiştir. 16. yy.’ da Türk donanmasının ana üssü Gelibolu’ dan Haliç’ e taşınmış, Kasımpaşa Deresi önündeki koy, Türk gemi yapım sanayisinin merkezi olmuş ve yüzyıllar boyunca bu konumunu korumuştur. Osmanlı Dönemi! Nde Haliç ve kıyıları, koruları, köşkleri, sarayları, yalıları, sandal gezintileriyle kentin en önemli yerleşim ve dinlence merkezlerinden biri olmuştur. Kağıthane Deresi sadabad eğlenceleriyle ün kazanmıştır. Bartlett, Melling, Gouffier ve allom’ un resimlerinde Aynalıkavak kasrı, Eyüp Sarayı, Sadabad Sarayı, Kağıthane Kasrı tüm görkemleriyle görülmektedir. Ancak bu durum son yüz yıl için de kıyıların, zehirli atık sular boşaltan çeşitli sanayi kuruluşlarıyla ve altyapısız konutlarla kaplanması, çevredeki ilksel bitki örtüsünün yok edilmesi sonucu yamaçlarda ve özellikle Alibey ve Kağıthane derelerinin havzalarında erozyonun şiddetlenmesiyle büyük ölçüde değişmiş; Haliç hızla dolarak sığlaşan, kirlilikle birlikte yaşamsallığını yitiren bir su kütlesi haline gelmiştir. Yapılan araştırmalar Haliç’ e yılda ortalama 263000 m3 katı maddenin taşındığını ve bunun sonucunda tabanında yılda 10 cm kalınlığında bir çamur tabakasının biriktiğini ortaya koymuştur. Haliç’ in ağız kesimi Boğaz’ dan sokulan zayıf bir akıntıyla bir ölçüde temizlenmektedir. Ancak iki yakayı birbirine bağlayan üç köprünün (Galata, Atatürk ve çevre yolunu üzerindeki Haliç köprüleri) ayaklarının da engellemesi nedeniyle, zaten zayıf olan su dolaşımı orta ve yukarı kesimleri temizlemeye ve yenilemeye yetmemektedir. Bu yüzden bu kesimlerde çamur tabakasının kalınlığı daha fazladır; Atatürk köprüsü altında 15 m’ yi bulur. Haliç’ in yukarı kesimindeyse üzerinde beşeri artıkların da biriktiği alüvyon adacıkları halinde su yüzeyine çıkmıştır. Sanayi kuruluşlarından ve kanalizasyonlardan boşalan atık sular Haliç2 in hidrolojik özelliklerini de olumsuz yönde etkilemiştir. Çözünmüş oksijen içeriği büyük ölçüde azalmış, sularda ve dip çamurlarında yaşam için zararlı ağır metaller ve H2S karışmıştır. Haliç’ i bu yarı ölü durumundan kurtarmak amacıyla İstanbul Anakent Belediyesi’ nce büyük bir proje hazırlanıp uygulanmaya başlanmıştır.

Devamını Oku

Osmanlı Kültür Ve Medeniyeti

Genel kültür kategorisine 12 Temmuz, 2007 tarihinde eklendi, 11 defa okundu

OSMANLI KÜLTÜR VE MEDENİYETİ

MERKEZ TEŞKİLATI

PADİŞAH

Devamını Oku

Ahmet Yaşar ocak

Genel kültür kategorisine 12 Temmuz, 2007 tarihinde eklendi, 7 defa okundu

Ahmet Yaşar Ocak

Prof. Dr. Ahmet Yaşar OCAK

1945 yılında Yozgat’da doğdu.

Devamını Oku

Bülent ersoy

Genel kültür kategorisine 12 Temmuz, 2007 tarihinde eklendi, 8 defa okundu

Bülent Ersoy

1952 yılında İstanbul´da dünyaya geldi. Çok küçük yaşlardan itibaren müzikle ilgilenmeye başladı.Melahat Pars, Rıdvan Aytan’dan ve belediye konservatuarı hocalarından özel dersler aldı. İstanbul Belediye Konservatuarı´nı bitirdi.1971 yılında Saner Plak´tan çıkan kırkbeşlik plağı ilk albüm çalışması oldu. Bu çalışmada, güfte ve bestesi bestekar Muzaffer Özpınar´a ait ‘Lüzum Kalmadı’ ve ‘Neye Yarar Gelişin’ adlı eserleri seslendirdi.Sahneye ilk adımını 1974 yılında Büyük Maksim Müzikholleri´nde attı.Bu yıllardan itibaren eşcinsellik kültürünün yayıcılarından biri oldu.

Devamını Oku

Hadi Canim, Simdi Don Kisot’lugun Geregi Yok,” Deyisini Bugüne Kadar Her Bi

Genel kültür kategorisine 12 Temmuz, 2007 tarihinde eklendi, 9 defa okundu

Hadi canim, simdi Don Kisot’lugun geregi yok,” deyisini bugüne kadar her birimiz en az birkaç kez duymus veya kullanmisizdir. Bununla söylenmek istenen nedir acaba?

Devamını Oku