Hücre Bölünmesi

12 Temmuz 2007



HÜCRE BÖLÜNMESİ

Hücrelerde bölünme hücrenin bölünme görevine ve bulundukları yere göre değişiklik gösterir. Örneğin; kemik ve karaciğer hücrelerinde çok sayıda ve hızlıdır. Sinir ve göz hücrelerinde ise belirli zamandan sonra bölünme hiç görünmez.Hücrede çekirdek ve stoplazma arasında belirli bir oran vardır.Hücre büyüdükçe bu oran değişeceğinden çekirdek bölünme ihtiyacı duyar.Hücre bölünmesinin sebepleri şunlardır:

1-) Hücre zarı genişleyen stoplazmanın besin gaz alışverişi ve artıkların atılması gibi ihtiyaçları karşılayamaz duruma gelir ve yüzey genişletmek için bölünür.

2-) Stoplazmanın artmasıyla çekirdeğin hücredeki denetimi zorlaşır. Çekirdeğin etki alanının azalması çekirdeğin bölünme kararı almasına sebep olur.

Canlılarda iki çeşit bölünme görülür .

a-) MİTOZ BÖLÜNME : Bir hücreli canlılarda ve vücut hücrelerinde (somatik hücrelerde) meydana gelen üreme şeklidir. Mitoz bölünme sonucu iki hücre oluşur. Oluşan hücreler birbirinin aynısıdır. Canlılarda mitoz bölünme 5(beş) ana safhada oluşur. Bunlar İnterfaz,Profaz,Metafaz,Anafaz,Telofaz safhalarıdır.

Şekil :

1-)İNTERFAZ : İnterfaz safhası mitozun hazırlık safhasıdır. Bu safhada kromatit iplikler kısalıp kalınlaşarak kromozom şeklini alır. Kromozom ve sentrozom kendini eşler. Kardeş kromatitler oluşur. Hücrede ATP ve protein sentezi son derece fazladır.

2-)PROFAZ : Bu evrede çekirdek zarı ve çekirdekçik kaybolur, iğ iplikleri oluşmaya başlar.

3-)METAFAZ : Bu safhada kromozomlar ekvatoral düzleme dizilirler. Kardeş kromatitler birbirlerinden ayrılırlar.

4-)ANAFAZ : Sentromellrinden iğ ipliklerine tutunan kromozomlar bu safhada kutuplara hareket ederler.

5-)TELEFOZ : Bu safhada baştaki olayların tersi gerçekleşir. Çekirdek zarı ve çekirdekçik tekrar oluşur. Stoplazma boğumlanmaya başlar .

* Bu aşamalardan sonra stoplazma bölünmesi (sitokinez) gerçekleşir. Ancak bitki hücrelerinde bütün safhalar aynı gerçekleşmesine rağmen hücre çeperlerinden dolayı stoplazma bölünmesi (sitokinez) farklıdır.Bitki hücresinde boğumlanma olmaz araplak oluşur.

Şekil :

B-)MAYOZ BÖLÜNME :

Şekil :

Mayoz bölünmede diploit hücrelerden haploit hücreler meydana gelir. Oluşan hücreler canlının üremesinde rol oynar ve gamet adı verilir. Mayoz bölünmede amaç kromozom sayısını yarıya indirmektir.

*Mayoz bölünmenin Metafaz-I evresinde homolog kromozomlar birbirinden ayrılarak kutuplara giderler. Dolayısıyla kromozom sayısı yarıya iner.

*Mayoz bölünmenin Profaz-I evresinde homolog kromozomların kardeş olmayan kromatitleri arasında parça değişimi (crossing over) meydana gelir. Parça değişimi esnasında kardeş kromatitlerin oluşturduğu 4’lü yapıya tetrat denir. Crossing over ile tür içerisinde çeşitlilik sağlanır.

SPERMATOGENEZ VE OOGENEZ

Mayoz bölünme erkek üreme organında gerçekleşirse oluşan hücrelere sperm , bu olaya spermatogenez denir.

Mayoz bölünme dişi üreme organında gerçekleşirse oluşan hücrelere yumurta ,

Bu olaya oogenez denir .

Şekil :

MİTOZ İLE MAYOZ BÖLÜNME ARASINDAKİ FARKLAR

Mitoz Bölünme Mayoz Bölünme

1-) Vücut hücrelerinde görülür. 1-) Üreme hücrelerinde görülür.

2-) Kromozom sayısı korunur. 2-) Kromozom sayısı yarıya iner.

3-) İki hücre oluşur. Oluşan hücreler 3-) Dört hücre oluşur. Oluşan hücreler

gelişmede rol oynar. Üremede rol oynar.

4-) Tek safhada gerçekleşir. 4-) İki safhada gerçekleşir.

5-) Crossing over görülmez. Oluşan 5-) Crossing over görülür. Oluşan

hücreler ataya benzer. Hücreler ana hücreye benzer.

PROKARYOT HÜCRE : Bir zarla çevrili çekirdeği ve organelleri bulunmayan hücrelere denir. Örnek ;Bakteri ,virüs, alg ( ribozomdan başka organelleri yoktur)

ÖKARYOT HÜCRE : Bir zarla çevrili çekirdeği ve organelleri bulunan hücrelere denir.

Örnek ; hayvan , bitki hücresi .

BİTKİ VE HAYVAN HÜCRESİ ARASINDAKİ FARKLARI

Bitki Hücresi Hayvan Hücresi

1-) Hücre çeperi bulunur. 1-) Hücre çeperi bulunmaz.

2-) Sentrozomları yoktur. 2-) Sentrozomları vardır.

3-) Plastitler bulunur. 3-) Plastitler bulunmaz.

4-) Kofullar büyük ve çok sayıda bulunur. 4-) Kofullar küçük ya da hiç bulunmaz.

5-) Nişasta depo edilir. 5-) Glikojen depo edilir.

HÜCREDE MADDE ALIŞVERİŞİ

Hücrede madde giriş çıkışı iki yolla gerçekleşir.

1-) PASİF TAŞIMA : Madde taşınmasında enerji harcanmıyorsa buna pasif taşıma denir. Pasif taşımanın özellikleri şunlardır :

a-) Enerji harcanmaz.

b-) Canlı , cansız tüm hücrelerde görülür.

c-) Çok yoğundan az yoğun ortama madde taşınır.

d-) Sıcaklıkla harekette pasif taşıma hızlanır.

Pasif taşıma ikiye ayrılır.

1-) Difüzyon : Moleküllerin en çok yoğun ortamdan az yoğun ortama yayılmasına denir. Örneğin ; kolonyanın havaya yayılması

Difüzyona herhangi bir taşıyıcı madde yardım ederse buna kolaylaştırılmış difüzyon denir.

2-) Osmoz : Çözücü maddenin yarı geçirgen bir zardan çok yoğun ortamdan az yoğun ortama geçişine denir.

Şekil :

Osmotik Basınç : İçerisinde çözünmüş madde fazla olan sıvı ortamların su emme istekleri fazladır. Bu emme kuvvetine ozmotik basınç denir.

OSMOZ ÇEŞİTLERİ

a-)Plazmoliz :Bir hücre kendinden daha yoğun bir ortama konulduğunda su kaybederek büzülür.Buna plazmoliz denir.

Şekil :

Çözeltideki madde yoğunluğu hücre içerisinden fazla ise buna hipertonik çözelti denir.

b-)Deplazmoliz : Plazmolize uğramış hücre saf su ortamına konulduğunda su alarak şişer. Buna deplazmoliz denir.

Şekil :

Çözeltideki madde yoğunluğu hücre içinden az ise buna hipotonik ortam denir.

c-) Turgor : Deplazmolize uğramış bir hücre saf su ortamında daha fazla bekletilirse su alarak şişer . Buna turgor denir. Turgor devam ederse hücre patlar. Buna hemoliz denir. Hücre içindeki suyun hücre duvarına yaptığı basınca turgor basıncı denir.

İzotonik Çözelti : Hücre içinde ve hücre dışındaki çözünmüş madde yoğunluğu aynı olan maddelere denir.

Şekil :

2-) AKTİF TAŞIMA : Madde alışverişinde hücre enerji harcıyorsa buna aktif taşıma denir. Aktif taşımanın özellikleri şunlardır.

—– Enerji Harcanır .

—– Taşıma az yoğun ortamdan çok yoğun ortama doğrudur.

—– Canlı hücrelerde görülür.

—– Enzim kullanılır.

1-) Endositoz : Hücre zarından geçemeyecek büyüklükte moleküllerin fagositoz veya pinositozla hücreye alınmasıdır.

a-) Fagositoz : Hücre zarından geçemeyen katı molekülleri yalancı ayak oluşturarak besin kofulu şeklinde hücre içine alınmasıdır.

Şekil :

b-) Pinositoz : Hücre zarından geçemeyecek büyüklükteki moleküllerin bir cep oluşturularak hücre içine besin kofulu biçiminde alınmasıdır.

Şekil :

* Pinositozla oluşan kofullar fagositozla oluşan kofullardan daha küçüktür.

* Bir hücreli canlıların beslenme şekli ve akyuvarların mikropları yutması fagositoza örnek , hormonların hücre içine alınması ise pinositoza örnektir.

2-) Ekzositoz : Fagositoz yada pinositozla hücre içine alınan maddelerin sindirildikten sonra hücre dışına atılmasına denir. Ayrıca salgı yapan hücrelerin salgılarını dışarı atması buna bir örnektir.

Şekil :

HÜCRE METABOLİZMASI

Canlılarda meydana gelen büyüme,üreme,solunum,fotosentez,beslenme v.b gibi yaşamsal olayların tümüne metabolizma denir. Metabolizmayı anabolik ve katabolik reaksiyonlar oluşturur. Hücrede meydana gelen yapım(sentez) olaylarına anabolizma denir. Örnek ** Protein Sentezi**

Hücrede meydana gelen yıkım(analiz) faaliyetlerine ise katabolizma denir.

Örnek ** Solunum **

* Genç hücrelerde anabolizma hızlı , katabolizma yavaştır. Yaşlanan hücrelerde bu olay tersine döner.

* Canlının tam dinlenme halinde sahip olduğu metabolizma hızına bazal metabolizma denir.

* Canlının yaşı kilosu cinsiyeti ve çevre faktörü bazal metabolizmayı etkiler.

CANLILARIN ÇEŞİTLİLİĞİ VE SINIFLANDIRILMASI

Sınıflandırmanın Önemi :

Sınıflandırma yapılmasaydı bir kez adlandırılan türler dünyanın diğer bölgelerinde tekrar adlandırılacak yada aynı isim farklı türlere verilebilecekti. Sınıflandırmayla işte bu karışıklığın önüne geçilmiştir. Sınıflandırma doğadaki canlıları, özelliklerini,yaşayışlarını ve akrabalık derecelerine göre gruplandırma işlemine denir.

Sınıflandırma ile biyolojinin sistematik kolu ilgilenir. Tarihte ilk yapay sınıflandırmayı Aristo yapmıştır.

Amrik (Yapay) Sınıflandırma : Canlıların dış görünüşüne ve yaşadığı yere bakılarak yapılan sınıflandırma işlemidir.

Canlıları bilimsel anlamda ilk sınıflandıran kişi Karl Line’dir. Karl Line ikili adlandırma yöntemini kullanmıştır.

Bilimsel Sınıflandırma : Canlıların anatomik(iç yapılarını) özelliklerini,kökenlerini , akrabalık derecelerini ve homolog yapılarına bakılarak yapılan sınıflandırma işlemidir.

Homolog Organlar : Kökenleri aynı görevleri farklı olan organlara denir

Örnek ; İnsan Kolu —- Balina Yüzgeci

Analog Organlar : Kökenleri farklı görevleri aynı olan organlara denir.

Sınıflandırmada temel birim türdür. İki adlandırmada canlılara tür ve cins isimleri verilerek yapılır.

Tür—Cins , Cins—Soyad

Örnek ;

Felis domesticus Felis leo / kurt

Canis familiaris Canis lupus / köpek

İkili adlandırmada cins adının baş harfi büyük , tür adı küçük harfle yazılır.

Tür—Cins—Familya—Takım—Sınıf—Şube—Alem

Birey sayısı artar , ortak özellik azalır.

Birey sayısı azalır , ortak özellik artar.

Tür : Ortak bir atadan gelen yapı ve görev bakımından benzer özelliklere sahip aralarında verimli döller verebilen bireyler topluluğudur.

VİRÜSLER

Virüs latince zehir anlamına gelir. Bakterilerden çok farklı canlılardır. Prokaryot ve ökaryot hücrede bulunan organeller ve stoplazma virüslerde bulunmaz. Protein sentezi için gerekli ribozom ve enzimlerde yoktur. Bu sebepten zorunlu parazit olarak yaşarlar. Hücre dışında bulunduklarında cansız kristal şeklindedirler. Canlı hücreye girdiklerinde ise hücrenin protein sentezi ve enerji üretimini ele geçirip kendileri için kullanırlar ve çoğalırlar. Her virüs çeşidi vücudun değişik bölgelerinde faaliyet gösterir. Örneğin; çocuk felci virüsü beyinde , grip ve nezle virüsü üst solunum yolunda , AIDS virüsü akyuvarlarda ve kızamık virüsüde deride faaliyet gösterir.

Şekil : Virüslerin boylarıda 10-275 mili mikro arasında değişir. Bir protein kılıf ve yönetici

Molekülden oluşmuşlardır. Taşıdığı nükleik

aside göre 2 çeşittir.

1-) DNA Virüsleri : Yapısında DNA molekülü bulunan virüslerdir. Genellikle hayvanlarda ve insanlarda görülür. Örnek ; uçuk virüsü , suçiçeği virüsü

2-) RNA Virüsleri : Yapısında RNA molekülü bulunan virüslerdir. Genellikle bitkilerde görülür. Ancak hayvan ve insanlarda sıkça rastlanabilir. Örnek ; tütün mozaik virüsü ,

grip , kızamık ve kabakulak virüsleridir.

* Virüsler biyolojik mücadelede kullanılır. Böceklerde hastalık yapan virüslerle zararlı böcekler ortadan kaldırılır.

* Virüsleri kullanarak insanlarda bazı hastalıklara karşı bağışıklık kazandırılabilir. Sağlıklı bir hücreye yüksek sıcaklıkta aşı ile öldürülmüş virüs verildiğinde hücre interferon salgılayarak savunmaya geçer. Bu şekilde çiçek,kuduz, gibi hastalıklar önlenirken grip virüsü gibi çubuk mutasyon geçiren virüslerde olumlu sonuç vermeyebilir.

* Bakteriyofaj bakteri yiyen virüs anlamına gelir. Bir bakteriyofaj bakteriye tutunduğunda bakterinin içinde çoğalarak onu patlatır.

EKOLOJİ

Ekoloji : Organizmaların birbirleri ve çevreleri ile olan ilişkilerini inceleyen bilim dalı ekolojidir. Ekolojiyi çevrenin canlı ve cansız elementleri oluşturur. Çevrenin cansız elementlerini ışık,sıcaklık,iklim,su,ph ve mineraller oluşturur. Canlı etmenler ise üreticiler,tüketiciler ve ayrıştırıcılar olmak üzere üç grupta toplanır.

Üretici,tüketici ve ayrıştırıcı canlıların enerji yönünden birbirleriyle olan ilişkilerini aşağıdaki gibi özetleyebiliriz.

Şekil :

YAŞAMA BİRLİKLERİ

Populasyon : Belirli bir bölgede yaşayan aynı türe ait bireylerin oluşturduğu topluluktur. Örneğin ; Karadenizdeki hamsiler

Komminite : Belirli bir bölgede yaşayan birkaç populasyonun oluşturduğu topluluktur.

Örneğin ; Karadenizdeki balıklar

Ekosistem : Belli bir bölgede komminite ve cansız çevrenin oluşturduğu topluluktur.

Akdeniz ekosistemi örnek verilebilir.

Biyosfer : Canlıların dünya üzerine yayılış gösterdiği katmana denir.

*Habitat ve Niş : Bir canlının yaşadığı ortama habitat ; ortamda yaptığı göreve niş denir.

*Baskın Tür : Bir komminitede sayıca üstün olan türe denir. Örneğin ; ladin ormanı

* Süksesyon : Bir komminitedeki baskın türün yerini başka bir türün alması olayıdır.

Populasyon İle İlgili Bilgiler

* Bir populasyonda kromozom sayısı,üreme şekli,beslenme şekli ve azotlu boşaltım artıkları aynıdır. Canlının dış görünüşü, vücut büyüklüğü , protein yapıları ve gen yapıları ise farklıdır.

Populasyon büyüklüğü = içe göç - dışa göç

Şekil :

1-) Kuruluş Fazı : Çevreye alışma , üreme yavaştır.

2 ) Logaritmik Artış Fazı : Üreme dönemindeki birey sayısı çok fazla,doğumlar ölümden, iç göç dış göçten fazladır.

3 ) Negatif Artış Fazı : Hastalık,rekabet,parazit canlılardan dolayı üreme yavaşlar.

4 ) Denge Fazı : Ölüm—Doğum , iç göç—dış göç genellikle dengededir.

BESİN ZİNCİRİ VE PİRAMİDİ

Şekil : Güneşten alınan enerji bitkilerden başlayıp

Yemek ve yenilmek suretiyle zincirleme olarak üretilir. Buna besin zinciri denir. Besin zincirinde besin akışı üreticilerden tüketicilere doğru olur. Enerji aktarılması sırasında her kademede enerji kaybından dolayı zincir fazla uzayamaz.

Besin zinciri karasal ortamlarda genellikle çiçekli bitkilerde başlarken , su ortamında alglerle başlar. Ekolojide enerjiyi piramide benzetmek

* Bu piramitte tabandan tavana doğru gidildikçe enerji miktarı,birey sayısı , toplam kütle miktarı azalırken canlıların vücut büyüklüğü ve zehirli madde miktarında artış gözlenir. Sabroeit canlılar her basamakta görev yapar.

Şekil :

MADDE DÖNGÜLERİ

1- ) Karbon Döngüsü : Üretici canlılar dış ortamdan karbondioksit alarak fotosentez ve kemosentez yaparlar . Daha sonra solunum yoluyla atmosfere karbondioksit verirler yada tüketicilerin üreticileri yenmesiyle tüketiciye geçen karbondioksit daha sonra solunumda atmosfere geri döner.

Şekil :

Azot Döngüsü : Atmosferde %78 gibi yüksek oranda azot gazı bulunmasına rağmen bitkiler bu azot gazını kullanmaz. Bitkiler azotu topraktan nitrat tuzu şeklinde alır . Tüketiciler ise azot ihtiyacını üreticilerden karşılar.

Şekil :

Kategori: Biyoloji


Rasgele...