A Vitamini, İlk Bulunan Vitamindir.
12 Temmuz 2007
A Vitamini, İlk Bulunan Vitamindir.
İlk bulunan vitamindir. Bu nedenle alfabenin ilk harfi ile anılmıştır.Besinlerle pro-vitamin olarak beta karoten halinde alınır. Vücutta ince barsaklarda aktif hali olan retinol olarak emilir. Görme üzerinde etkisini gösterir. Görmeyi sağlayan rodopsin (loş ışıkta) ve iodopsin (parlak ışıkta) adlı pigmentlerin oluşumunu sağlar.
A Vitaminin Etkileri
Vücudumuz için oldukça gerekli bir vitamindir. Değişik işlevleri vardır. Bunlar;Görmemizi sağlayan pigmentlerin yapılmasını sağlar. Ayrıca gözün kornea tabakasının sağlığı için gereklidir.
Büyüme ve dokuların iyileşmesine etkilidir. Çocukluk çağında kemiklerin büyümesini ve dişlerin sağlıklı olarak oluşmasını sağlar. Herhangi bir nedenle hasar gören dokuların onarılmasını ve enfeksiyon etkenlerinden korunmasını gerçekleştirir.
Tüm hücrelerin sağlığına etkilidir. Derimizin (sadece dış yüzeydeki değil, vücudumuzun dokuları üzerinde bulunan örtücü özelliğe sahip olan bütün deri hücrelerinin) üremesini sağlayan taban hücreleri üzerine uyarıcı özelliği vardır. Hücrelerin yer aldıkları dokunun gerektirdiği şekilde farklılaşmalarını ve yapısının sağlamlığını sağlar. Bu etkisi ile dolaylı olarak kansere karşı önleyici etki gösterir.
Sümüksü salgı yapma özelliğine sahip, burun, göz, sindirim sistemi, akciğer ve mesane gibi yerlerdeki hücreler için gereklidir. Bu özelliği ile de hem bu dokuların çalışmasına hem de korunmalarına etilidir.
Serbest radikalleri nötralize eder. Dışarıdan gelen zararlı maddeleri bağlayıp, antioksidan özelliği ile vücudumuzu olası tahribatlardan korur.
Vücut savunma sisteminde bulunan T Lenfositleri uyararak hücrelerin farklılaşmalarını kontrol eder. Bu etkisi kansere karşı bir diğer olumlu özelliğidir.
A Vitamini EksikliÄŸi
Besinlerle alınan vitaminin emilimini alkol, ilaçlar (kortizon, demir, mineral yaÄŸlar), E Vitamini yetersizliÄŸi ve fiziksel egzersiz olumsuz etkiler. Aslında vücutta belirli bir miktarda depolanabilmektedir. Depo edilmiÅŸ olan A Vitaminin % 90 ı karaciÄŸerdedir. Geri kalanı böbrekler, akciÄŸerler, gözler ve yaÄŸ dokuda yer alır. Amerika’da yapılan bir araÅŸtırmada insanların % 25 nin besinlerle önerilen miktardan daha az A Vitamini aldıkları ortaya çıkmıştır. EksikliÄŸinde:Özellikle loÅŸ ışıkta görme bozulur (Gece körlüğü , tavuk karası). Ayrıca gözlerde hassaslaÅŸma, kuruma, kızarma, çabuk yorulma ve ileri safhada kornea ülserleri meydana gelir.
Vücudun savunma sistemi zayıflar. Hücresel savunma yapan T-Lenfositler ile Antikor üreten B-Lenfositlerde azalma oluşur. Ayrıca immun sistem için şart olan Timus Bezi ve dalak gibi organlarda atrofi denilen gerileme görülür.
Kanser riski artar. Meme, akciğer, rahim ağzı, prostat, gırtlak ve mide kanserleri ile A Vitamini eksikliğinin paralelliğini gösteren çalışmalar vardır.
Deri kurur ve kepeklenir. Kıl kökleri kabarık ve belirgin bir hal alır. Bu özellikle kolların arka yüzeyinde belirgindir. Saçlar kurur ve çatlar.
Sümüksü salgı yapan hücreler bulunan akciğerde bronşlar, sindirim kanalı, vagina ve ağız içinde sorunlar olur. Bu sorunların başında enfeksiyonlara uygun bir ortam hazırlanması gelir. Bu hücrelerin A Vitamini eksikliğinde saç ve deride bulunan keratin denilen bir proteini salgılamaya başlaması hücrelerin yer aldığı bölgeye bağlı olarak sertleşme ve kurumanın yarattığı yakınmalar oluşur.
Kemik hücrelerinin faaliyetleri üzerine olan etkisi ile eksikliğinde kemiklerde kalınlaşma ve kemikten geçen sinirlerde sıkışmalar meydana gelir.
Halsizlik, bitkinlik, uykusuzluk, tat ve koku alma duyusu bozuklukları ve iştahsızlık görülür.
Ayrıca adet düzensizlikleri, diş eti hastalıkları, böbrek taşları, kulak sorunları ve akne oluşumu görülebilir.
Yapılan araştırmalar gelişmiş ülkelerde yaşayan insanların karaciğerlerinde 2 yıl yetecek kadar A vitamini depolandığını göstermiştir. Bazı geri kalmış ve beslenme yanlışlıkları olan yörelerde eksikliği sık olarak görülmektedir.
A Vitamini Fazlalığı
Havuç ve narenciye türü beta karoten içeren gıdaların fazla alınması ile deri portakal rengine boyanır. Sarılığa benzer fakat farkı göz aklarının renginin bu durumda değişmemesidir. Bu şekilde karoteni fazla almakla A vitamini fazlalığı oluşmaz çünkü vücut bu durumda karoteni aktif A Vitaminine dönüştürmez. Karoten olarak birikime uğrar. Alım normale dönünce birikenler vücuttan atılır. Bu nedenle zararsız bir durumdur. Asıl önemli olan depolanma özelliği nedeniyle yüksek dozda ilaç olarak alınması veya A Vitamininden zengin karaciğer gibi besinlerin aşırı tüketilmesi ile oluşur. Gelişmiş ülkelerde bu fazlalık belirtileri sık olarak görülmektedir. Hatta zehirlenme haline bile dönüşebilir.
Kısa sürede yüksek dozda alındığında belirtiler ilk olarak beyin ödemine bağlı olarak gelişen baş ağrısı ve bilinç bulanıklığı ile ortaya çıkar. Hastalar kafalarını alından geçen bir şeyin çevresel olarak sıktığını ifade ederler.
Zaman içersinde sürekli olarak gereğinden fazla alınması ile iştahsızlık,bulantı, kusma, karın ağrısı, baş ağrısı, halsizlik, huzursuzluk ve bunlara bağlı olarak kilo kaybı ile adet düzensizlikleri oluşur.
Saçlarda kalınlaşma ve seyrelme, deride kuruma ve kaşıntı görülür.
Kemiklerde anormal gelişmeler, büyümenin durması ortaya çıkar.
Dudaklarda kuruma ve kanamalar olur.
Gebelik döneminde ise çeşitli doğumsal anomaliler meydana gelebilir.
Bu durumlar genellikle vitamin almaya fazla meraklı aileler ve bir rahatsızlık için verilen A vitaminini sürekli yüksek dozda alanlarda ortaya çıkar.
Günlük ihtiyaçlar
Besinlerle alınan karotenden A Vitamini elde edilir. Günde alınan 10 000 - 15 000 Ünite karotenden yaklaşık 5 000 Ünite A Vitamini elde edilebilir. Bir erişkin için bu miktar iki tane orta boy havuç demektir.
Bir mikro gram için 5 Ünite tabiri kullanılır.
YaÅŸ
Ünite
0 - 1
1500 - 2000
1 - 3
2000 - 2500
4 - 6
2500 - 3000
7 - 10
3000 - 3500
10 - 12
4000 - 4500
EriÅŸkin Erkek
5000 - 6000
Erişkin Kadın
4000 - 5000
Gebe Kadın
5000 - 6000
Emziren Anne
6000 - 7000
A Vitaminin Doğal Kaynakları:
Besinlerde 100 gr.da Ünite
Hazır A Vitamini olarak
Balık yağı
100.000
Tereyağı
800
Yumurta
500
Süt
200
Peynir
1500
Kırmızı et
0 - 4
KaraciÄŸer
20.000 - 50.000
Karoten olarak
Havuç
2.000
Yapraklı sebze
700
Domates
100
Taze kayısı
250
Muz
30
Sarı patates
600
Ünite A Vitaminine eşdeğer karoten bulunur.
B1 Vitamini En Dayanıksız Vitamin
Tiamin adıyla bilinir. İlk keşfedilen B Vitaminidir. Vücutta karaciğer, kalp ve böbreklerde çok az depolandığı için günlük olarak alınması gereklidir. Fazla alındığında da idrarla atılır. Oldukça dayanıksızdır.
Tiamin adıyla bilinir. İlk keşfedilen B Vitaminidir. Vücutta karaciğer, kalp ve böbreklerde çok az depolandığı için günlük olarak alınması gereklidir. Fazla alındığında da idrarla atılır. Oldukça dayanıksızdır. Alkol, kafein, yiyecek katkıları, antibiyotik kullanımında etkisiz hale gelir. Fırında pişirilme işleminde suda pişirilmeye oranla daha az tahribata uğrar.
B-1 Vitaminin Etkileri
Koenzim gibi hareket ederek vücutta önemli görevler yapar.
Başta glikoz olmak üzere Karbonhidrat metabolizmasında rol alarak enerji üretimine katılır. Bunu özellikle hücresel düzeyde gerçekleştirir.
Etanolün su ve karbondioksite dönüşümünü sağlar.
Yağ asitlerinin ve sterol denen maddelerin üretimine katılır. Bu yolla besinlerle alınan karbonhidratların gereğinde kullanılmak üzere yağa çevrilerek depolanmasını sağlar.
Sinir sisteminin işlemesine yardımcı olur. Bunu sinirsel iletide önemli görevi olan asetil kolin maddesinin üretimindeki rolü ile yapar.
Mide, kalp ve barsakların adalelerinin çalışmasına etkisi vardır.
Büyümeye etkilidir.
Zihin faaliyetlerine olumlu katkısı vardır. Özellikle öğrenme üzerine yararlıdır.
Damar duvarına yağların yapışmasını engelleyerek damar sertliği (=atheroskleroz) oluşumunu önler.
B-1 Vitaminin EksikliÄŸi
Uzun yıllardır bu vitamin eksikliğinin bazı sorunlara yol açtığı bilinmektedir.
Ruhsal sorunlar, depresyon, sıkıntı, isteksizlik, gerginlik, konsantrasyon zorluğu,
Halsizlik, yorgunluk hali, kuvvetsizlik, adale ağrıları,
İştahsızlık, karın ağrısı, kabızlık gibi sindirim sorunları.
Dermansızlık, kalp ritminde yavaşlama ve göğüs ağrısı yakınmaları oluşur.
Eksiklik arttıkça kalp ritmi düzensizlikleri, ayaklarda iğne batması hissi, duyu kayıpları ile adalelerde hassaslaşma ve incelmeler ortaya çıkar.
Göz sinirinin etkilenmesi ile görme bozulur.
Beriberi hastalığına yol açar. 4 tipi vardır Bebeklik, yaş, kuru ve alkolik beriberi. Bebeklerde büyüme durur, ince tiz sesli bir ağlama ve kalp çarpıntıları meydana gelir. Yaş tipi ayak ve bacaklardan vücuda ilerleyen şişme (=ödem) ve kalp yetersizliği ile seyreder. Kuru tipi ise kilo kaybı, adalelerin incelmesi ve sinirlerin dejenere olmasına yol açar. Alkolik tipine Wernicke-Korsakof Sendromu da denilir. Beyin ile adaleleri tutarak yürüyememe, hafıza kaybı ve kişilik değişikliği yapar. Bu hastalık tedavi edilmediğinde ölümle sonuçlanır.
B-1 Vitaminin Fazlalığı
Vücutta önemli miktarda depolanamadığı için atılmaktadır ve toksik etkisi gözlenmemiştir. İğne şeklinde kullanıldığında ağrı ve ödem yapabilir.
B-1 Vitaminin Tedavide Kullanımı
Zona Hastalığında,
Şeker hastalarının duyusal kusurlarının (Neuropathy) tedavisinde,
Ameliyat sonrası ağrı giderilmesinde,
Alkolik kiÅŸilerde,
Kalp çalışmasının desteklenmesinde,
Araç tutmalarında,
Mide asidi üretimine etkisi nedeniyle değişik nedenlere bağlı bulantılarda ve sindirim şikayetlerinde,
Huzursuz, morali bozuk ve depresif ruh halinde, kullanılmaktadır.
B-1 Vitaminin Gereksinimi
Barsaklarda bulunan bakteriler tarafından da bir miktar üretilmektedir. Günlük gereksinim yaşa göre değişir.
Erişkinler için 1,5 mg. Yeterlidir.
YaÅŸ
Gereksinim mg / gün
0 - 1
0.4
1 - 3
0.7
4 - 6
0.9
7 - 9
1.1
10 - 12
1.3
Bazı durumlarda B-1 Vitamini ihtiyacı artabilir. Yoğun stres altında olmak, ateşli hastalıklar, ishal, ameliyat öncesi ve sonrası, sigara, alkol, çay, kahve tüketimi, gebelik, emzirme, ilaç kullanımı gibi durumlarda alınması gereken miktarlar daha fazla olmaktadır.
B-1 Vitaminin Doğal Kaynakları
Kuru bira mayası, hububat, kuruyemiş (fındık, fıstık, ceviz) ve baklagillerde (fasulye, nohut, bakla, mercimek ) bol olarak bulunur. Tereyağı ve bitkisel yağda bulunmaz.
Kaynaklar
100 gr.da mg. Olarak
İşlenmemiş buğday
0.4
Beyaz ekmek
0.05
Kepek
2 - 4
Baklagiller
0.4
Kuru bira mayası
6 - 24
Taze sebze, meyve
0.02
Koyun eti taze
0.16 - 0.20
Sığır eti taze
0.08 - 0.30
Balık eti taze
0.01 - 0.1
Yumurta
0.9
Süt
0.04
Strese Karşı B2 Vitamini
Riboflavin denilen maddedir. Dayanıksız olup, ısı, güneş ışığı, alkol, kafein, östrojen ile etkisizleşir. Vücutta karaciğer ve böbreklerdeki çok az miktarın dışında depolanamadığı için günlük olarak karşılanmalıdır.
Riboflavin denilen maddedir. Dayanıksız olup, ısı, güneş ışığı, alkol, kafein, östrojen ile etkisizleşir. Vücutta karaciğer ve böbreklerdeki çok az miktarın dışında depolanamadığı için günlük olarak karşılanmalıdır. Barsaklarda bakteriler tarafından bir miktar üretilebilmektedir. Bu nedenle yetersiz alımlara karşın bazı kimselerde eksiklik belirtileri oluşmayabilir. Vücuttaki enzim olaylarına katılır. Stres gibi durumlarda gereksinimi artmaktadır.
B-2 Vitaminin Etkileri
Nükleotid denilen maddelerle birleşerek enzim sentezine girerler. Bu enzimler aracılığı ile oksidasyon-redüksiyon işlevlerini yaparlar.
Enerji üretiminde rol oynar. FMN ve FAD kısa isimli enzimlerle hidrojen taşıyıcılığı yapar.
Kısa zincirli yağ asitlerinin yakılmasını sağlar.
Hücrelerin gelişmesine ve solunumuna etki ederek oksijeni daha iyi kullanmasını sağlar. Bu yolla görme ve saç, cilt ve deri sağlığına yararlı etkisi olur.
Bazı amino asit ve glutathion redüktaz (Kandaki alyuvarlarda) maddesinin yapımına katkıda bulunur.
B-2 Vitaminin EksikliÄŸi
Amerika’da yapılan araÅŸtırmalarda insanların yedikleri ile yeterli düzeyde alamadıkları vitaminlerin en başında B-2 Ribofalavin gelmektedir. Buna karşın eksiklik belirtileri bu denli sık görülmemektedir. Bunun da barsaklarda az miktarda da olsa üretilen B-2 Vitaminine baÄŸlı olduÄŸu düşünülmektedir. Tek başına bu vitaminin eksiklik belirtilerinin görülmesi nadirdir, genellikle diÄŸer vitaminlerin de eksikliÄŸi ile birlikte olur. Yetersiz beslenme (B-2 vitamini zengin besin maddelerini yememek; zayıflamak, mide-barsak ülseri, ÅŸeker hastalığı için diyet yapmak ve fast-food ile beslenmek) barsaktan emilimin bozulması ve ateÅŸ, hipertiroidi, gebelik, emzirme, fazlaca alkol alımı gibi artan ihtiyaçların karşılanmadığı durumlarda söz konusudur.
Dilde kızarma, yanma hissi, ağız çevresi ve dudakta kızarma, tahriş ve çatlaklar,
Gözlerde kaşıntı, yanma hissi ve iltihaplanma, katarakt oluşumu,
Deride kepeklenme, saçların dökülmesi,
Çocuklarda büyümenin yavaşlaması,
Kilo kaybı, canlılıkta azalma, sindirim sorunları
Genital bölgede deri sorunları oluşur.
Hayvan deneylerinde ilk göze çarpan büyümenin durmasıdır. Hayvanlarda cilt, göz, saç problemleri ile üreme gücünde azalma oluşmaktadır.
B-2 Vitaminin Fazlalığı
Dışarıdan gereğinden fazla alınsa da idrar ile atıldığı için zararlı bir etki oluşmaz. Sadece idrarın rengi ve kokusu riboflavin renk ve kokusunu alır.
B-2 Vitaminin Tedavide Kullanımı
Tek başına bu vitamin tedavi amaçlı kullanılmaz, genellikle diğer vitaminlerle beraber verilir. Yine de etkili olduğu düşünülen alanlar;
Enfeksiyon hastalıkları ve uzun süren antibiyotik tedavileri,
Fazla alkol alan ve düzensiz beslenen kişiler,
Ağız çevresi, göz ve genital bölge de oluşan cilt sorunlarında,
Yorgunluk, stres, baş ağrısı şikayetlerinde,
Büyümenin desteklenmesi istendiğinde kullanılır.
B-2 Vitaminin Gereksinimi
Yaşa metabolizma hızına, yiyeceklerle alınan protein ve kalori miktarına göre değişmektedir. Ayrıca insan vücudu tarafından barsaklarda yapıldığı da düşünülmektedir. Besinlerle alınan miktar 1.2 mg.ın altında kalınca depolardaki vitamin kullanılmaya başlanır. Bu depolardaki de yeterli değildir. İlaçların içersinde 10 mg. doz yeterlidir.
Kaynak
100 gr da mg. Olarak
Bira mayası
1.3 - 4.0
Malt hülasası
3.0 - 4.0
Karaciğer, böbrek
2.0 - 3.0
BuÄŸday kepeÄŸi
0.5
BuÄŸday unu
0.03
Patates
0.05
Et
0.1 - 0.3
Süt
0.15
Yumurta
0.3 - 0.5
Peynir
0.3 - 0.5
Kepek
0.5
YeÅŸil sebze
0.1 - 0.5
B3 Vitamini Beyni Çalıştıran Temel Maddedir
Niasin, Nikotinik Asit, Nikotinamin gibi isimleri de vardır. PP Vitamini de denilir. Eskiden sadece bu adlarla anılırken artık B-3 denilmektedir. Kimyasal olarak nikotin ile yakınlığı varsa da etkilerinin benzerliÄŸi yoktur…
Isıya ve ışığa karşı dayanıklıdır. Vitaminler içersinde en dayanıklısıdır denebilir. İnsan vücudu bunu triptofan isimli amino asitten üretebilir. Ayrıca karaciğerde az miktarda depolanabilir.
B-3 Vitaminin Etkileri
İnsan vücudunda 50 den fazla metabolik olayda rol alan NAD ve NADP kısaltılmış isimli koenzimin yapısına girer.
İnsan vücudu için hayati fonksiyonlarda rol alır, hücrelerin oksijeni kullanabilmeleri için gereklidir. Basit bir anlatımla protein, yağ ve karbonhidrat gibi besin öğelerinin vücutta kullanılmasını sağlar.
Glikoliz denilen karbonhidrat ve glikozdan enerji üretilmesinde anahtar görevi vardır.
YaÄŸ asitlerinin sentezine etkilidir.
Deaminasyon (= proteinlerin yapı taşı amino asitlerin kullanılma aşamalarından azot ayrılma işlemi) olayını gerçekleştirir.
Beyin çalışması için temel maddedir.
Midede sindirimin temel taşları olan asitlerin üretimini sağlar.
Hormon üretimine katılır (östrojen, progesteron, testesteron gibi cinsiyet ve tiroid hormonları, kortizon, insulin gibi)
İlaç ve zararlı maddelerin etkisizleştirilmesini sağlar.
Deri ile dil ve sindirim sisteminin sağlığına destek verir.
Kan dolaşımına etkisi vardır.
Kan kolestrol seviyesini ayarlar (Nikotinik asit formu).
Beyin ve sinir sisteminin sağlıklı çalışmasına etkilidir.
Histamin deşarjına ve damarların genişlemesine yol açar. Bu etkinin oluşabilmesi için nikotinik asit formunun 50 mg. ve üzerinde ilaç olarak alınması gerekir. Diğer niasinamid ve nikotinamid isimli formları bu etkiyi yapmazlar.
B-3 Vitaminin EksikliÄŸi
Yetersiz beslenme sonucu olabileceği gibi ana maddesi olan triptofanın metabolizmasının etkilendiği hastalıklardan (tümör, ilaç kullanımı, Hartnup hastalığı) dolayı da oluşabilir. Emilim sorunlarından dolayı olması nadirdir. Mısır gibi bazı besin maddelerinde bağlı durumda bulunur ve vücut bunu kullanmaz. Eksiklik belirtileri mısır ağırlıklı beslenen toplumlarda sık görülür.
Kolay yorulma, kolay sinirlenme,
İştahsızlık, hazımsızlık, bulantı, kusma ve ishal gibi sindirim sorunları,
Deride ışığa karşı hassasiyet, kaba, kalın ve sert cilt haline dönüşmesi,
Dilde yanma hissi, kızarma, diş eti hassasiyeti, ağız kokusu,
Önceleri huzursuzluk, uykusuzluk, baş ağrısı ile başlayan, ellerde titreme, artan endişe, korku, kaygı duyguları ile devam edip psikoz tablosuna kadar giden sinir sistemi şikayetleri ortaya çıkar.
Eğer eksikliği uzun sürerse ölümcül Pellegra hastalığı oluşur. (Deri belirtileri, ishal gibi sindirim problemleri ve unutkanlık - bunama gibi sinir sistemi belirtileri ile seyreder ve ölümle sonuçlanır. Bu nedenle 4 D Hastalığı denilmiştir. (Dermatit, Diare, Demans ve Death.)
Pellegra hastalığı bu vitaminin alımının eksikliÄŸi yanında tüberküloz tedavisinin temel ilaçlarından olan İNH ‘ın kullanımına baÄŸlı olarak da ortaya çıkabilir. Alkoliklerde, böbrek hastalığı nedeniyle diyetle beslenenlerde, karsinoid tümör varlığında, doÄŸumsal bir hastalık olan Hartnup Hastalığında bu durum oluÅŸabilir.
B-3 Vitaminin Fazlalığı
Alınan miktara göre değişebilir.
Deride yanma, kızarma, kaşıntı (100 mg. Üzeri)
Karaciğer hasarı (500 mg. Üzeri)
Gut, diabet, mide ülseri, karaciğer hastalığı gibi mevcut sorunları ağırlaştırabilir.
B-3 Vitaminin Tedavide Kullanımı
Uzun yıllardır bilinen etkisi ile değişik amaçlarla kullanılmaktadır.
Pellegra, Hartnup gibi hastalıkların tedavisinde
Yorgunluk, bitkinlik halleri ile hazımsızlık, ishal ve kabızlık gibi sindirim sorunlarında,
Yağ hücrelerinden kana serbest yağ asidi geçişini azaltmak için,
Atar damarların açılarak, dolaşımın düzenlenmesine yönelik olarak, (bacak krampları, kulak çınlaması, baş dönmesi, migren tipi baş ağrısı)
Kolesterol seviyesini ve tansiyonu düşürmek için,
Mideden asit salgılanmasının arttırılması amaçlandığında (=hipoasidite tedavisi),
Depresyon, şizofreni ile yaşlılık, alkol ve ilaç kullanımına bağlı, bazı ruhsal hastalıkların tedavisinde,
Osteoartrit gibi eklem hastalıklarında,
Hormon tedavilerine destek olarak kullanılır.
B-3 Vitamini Gereksinimi
Besinlerden alınan 60 mg. triptofandan 1 mg. B-3 Vitamini elde edilir.
Erişkinler aldıkları her 1000 kalori için en az 6.6 mg. da B-3 Vitamini almalıdırlar ve alınan miktar günde kadınlarda 13, erkeklerde 18 mg. altına indiğinde eksiklik belirtileri başlar. Fazla fizik egsersiz yapanlar, gebelik, emzirme, büyüme, hastalık, stres gibi durumlar gereksinmeyi arttırır. Rafine şeker, hazır yiyecekler tüketilirken yanında B-3 Vitamini de almalıdır. İlaç şeklinde günde 50-100 mg. doz yeterlidir.
Yaş mg / gün
0 - 1 6
1 - 3 9
4 - 6 11
7 - 9 14
10 - 12 16
EriÅŸkinler 15 - 20
B-3 Vitaminin Doğal Kaynakları
Besinlerle alınan triptofandan vücut gerekli vitamini elde edebilir. Diğer formlarda ise yapısal olarak bağlı formda olmadıkları takdirde vitamini vücut doğrudan alabilir. Bira mayası, kuru fasülye ve bezelye, tahıl kepeği, avokado, hurma, incir, yer fıstığı B-3 Vitamini ve triptofan yönünden zengindir.
Kaynak 100 gr.da mg olarak
Bira mayası 30 - 50
Kepek 25
Yer fıstığı 15
Sakatat 10 - 20
Kırmızı et 3 - 6
Et, balık 2 - 6
BuÄŸday 4 - 5
Baklagiller 1 - 3
Un 0.7
Yumurta, süt çok az
B6 Vitamini, Özellikle Gebelik Döneminde Önemi Artan Bir Vitamin
Piridoksin adı ile bilinir. Besinlerde B-6 vitamini piridoksin, piridoksamin ve piridoksal olarak 3 şekilde bulunur. Bunlar vücutta birbirine dönüşebilir. Aktif şekli kısaca PLF (piridoksalfosfat) denilen şeklinde bulunur.
Kadınlarda hormon ve su dengesine etkisi erkeklere oranla daha fazladır. Dayanıksızdır, alkali ortamda, güneş ışığı etkisiyle, işlenme esnasında, uygun olmayan saklama koşullarında, pişirme sırasında kolaylıkla harap olur.
B-6 Vitaminin Etkileri :
İnsan vücudunda hayati rol oynayan bir çok işlemde bulunur. Kısaca değinilecek olursa;
60 kadar enzimin işlemesi için koenzimdir.
Proteinin ana maddesi nükleik asit sentezine katılır, amino asitlerin barsaktan emilerek kana ve kandan hücrelere geçmesi için gereklidir. Ayrıca amino asitlerin yapım, yıkım ve birbirlerine dönüşümlerine yardımcı olur.
Merkezi sinir sisteminde GABA denilen önemli bir maddenin yapımına destek verir. Ayrıca sinirsel ileti için şart olan norepinefrin ve asetilkolin maddelerinin metabolizmasına etkilidir.
Triptofandan niasin ve araşidonik asitten prostoglandin E2 yapılması için gereklidir. Kolin, metionin, serin, sistin, triptofan ve nisain metabolizmalarına etkilidir.
Enerji işlevinde karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmasında etkilidir, ayrıca karaciğer ve adalelerde depolanan yedek enerji kaynağı glikojenin salınmasını sağlar.
Vücut savunmasında antikor ve akyuvar (hemoglobin sentezi) oluşumunda rol alır, DNA ve RNA nın sentezi ve fonksiyonlarına etkilidir.
Enfeksiyonlara karşı direnç oluşumuna etkilidir,
Vücutta önemli görevleri olan serotonin maddesinin yapımına etkilidir,
B-12 vitaminin emilimine, magnezyum, çinko ve selenyum elementlerinin vucüttaki işlevlerine katkı sağlar,
Histamin yapımını azaltalarak allerjik reaksiyonların şiddetini düşürür,
Vücuttaki Sodyum ve Potasyum dengelerine etkisiyle hem vücudun sıvı dengesini korumaya hem de sinir, kalp ve adale dokularının elektriksel aktivitesine yardımcı olur. Adale kasılmalarını ve krampları azaltır.
Prolaktin (süt hormonu) hormonun salgılanmasını azaltır. Gebelik döneminde annenin hormon ve sıvı dengesini korur ve bebeğin sinir sisteminin gelişmesi için gereklidir.
B-6 Vitaminin EksikliÄŸi :
Eksiklik belirtileri diğer B Vitaminleri eksikliğinde görülenlere benzer.
Çevresel sinirlerde iltihaplanma (Nevrit), EEG değişiklikleri, duyu kusurları, koordinasyon bozuklukları, dalgınlık, uykusuzluk,
Bebeklerde erişkinlere oranla daha sık olarak konvülziyon (Havale),
Kansızlık (Anemi),
Huzursuzluk, sinirlilik, depresyon gibi ruhsal sorunlar ve adet öncesi sendromuna benzer arazlar,
Migren tipi baş ağrısı,
Ciltte kuruluk, kaşıntı, göz ve ağız çevresinde deri çatlamaları, görme problemleri,
Özellikle gebelik döneminde vücutta su tutulması ile sabahları artan bulantı ve kusma gibi sindirim sitemi şikayetleri görülür. Gebeliğin ilerleyen aylarında tansiyon artışı, ödem ve reflekslerin şiddetlenmesinin B-6
Vitamini ile ilişkisi uzun yıllardır bilinen ve tartışılan bir konudur.
Sık enfeksiyonlara yakalanma,
Uyuşukluk, adale zayıflığı ve krampları oluşabilir.
B-6 Vitaminin Fazlalığı :
Toksik olmaması ve vücutta depolanmaması nedeniyle fazlalık arazları oluşmaz. Fakat yine de bir süre yüksek doz ( 2-10 gr.) düzenli alındığında sinir sistemi sorunlarına yol açabilir.
B-6 Vitaminin Tedavide Kullanımı :
İlaç firmalarının da teşviki ile oldukça yaygın kullanılmaktadır. Bazı konularda etkinliği kesin ilen bazı konularda yararlı olup olmadığı net değildir.
Kullanıldığı konular;
Gebelikte ortaya çıkan şeker hastalığı,
Adet öncesi sendromu denilen göğüslerde hassasiyet, sıvı tutulumu ve ruhsal gerginlik durumunda,
Bebeklikte proteinden zengin beslenmeye ek olarak kasılma ve havalelerin engellenmesi için,
Bazı ilaçların (Tüberküloz, doğum kontrol gibi) yanında olumsuz etkileri önlemek için,
Nevrit denilen sinir iltihaplarında,
Bir çok ruhsal şikayetlerin tedavisinde,
Kansızlık için,
Kusmaları önlemek amacıyla,
Hormonal hastalıklarda (galaktore-amenore),
Şeker hastalarında, eklem ve kalp sorunlarında kullanılmaktadır. Yazılanlardan çok daha fazla nedene yönelik de kullanılmaktadır. B grubu vitaminlerin içersinde Folik Asitten sonra üzerinde en fazla önemle durulan vitamin olması nedeniyle bir çok soruna iyi gelebileceği düşünülmektedir.
B-6 Vitamini Gereksinimi
Besinlerle alınan protein miktarına paralel olarak B-6 Vitamin gereksinmesi de artmaktadır. 100 gr. Protein için 0.6 - 1.2 mg. alınması uygundur.
YaÅŸ
mg / gün
Süt Çocuğu
0.4
Çocukluk dönemi
0.6 - 2.0
YetiÅŸkin
2.0
Gebelik ve emzirme
2.5
B-6 Vitaminin Doğal Kaynakları :
Avokado, soya fasulyesi, patates, sebzeler, kuruyemiş, et, yumurta, karaciğer bu yönden zengindir.
Kaynak
100 gr.da mikrogram olarak
KaraciÄŸer
840
Böbrek
360
Kırmızı et
150 - 300
Balık
200 - 400
Tavuk
300 - 600
Yumurta
110
Fıstık
400
Çiğ sebze
30 - 500
Peynir Beyaz/KaÅŸar
80 / 40
Süt
40
Beyaz ekmek
40
Esmer ekmek
180
B11 Vitamini- Folik Asit, Genel Olarak YeÅŸil Sebzelerde Bulunur
Folik Asit ve vitamin BC gibi isimleri varsa da folik asit olarak bilinir. Vücuda girdikten sonra kimyasal yapısı değişir ve karaciğerde bir miktar depolanabilir. Depo edilen miktar 6 - 9 ay kadar eksiklik belirtilerinin çıkmasını engeller.
Folik asitin içerisinde barındırdığı moleküllerden PABA ve Glutamik Asit ayrı bir vitamin gibi etki gösterir, sanki vitamin içersinde vitamin gibidir. Barsak bakterileri tarafından da üretilmektedir. Dayanıksızdır, ışık, ısı, bekleme ve pişirilme esnasında tahrip olur.
Folik Asitin Etkileri
Oldukça önemli görevleri vardır. Bazı işlevler için bulunması şarttır.
B-12 Vitaminine benzer etki alanları olan THFA adlı enzimin ön maddesidir.
Amino asit, protein ve sinir sistemi iletisinde kullanılan bazı iletken maddelerin yapımında rol alır.
Hücre için şart olan DNA ve RNA sentezinde görev alır.
Hücre bölünmesi için gereklidir. Bu etkisi ile büyümeyi de sağlar.
Akyuvar denilen kan hücrelerinin yapımında bulunur.
Anne karnındaki bebeğin sinir sisteminin gelişimi için gereklidir.
Folik Asit EksikliÄŸi
Eksikliği pek de nadir değildir. Belirtiler B-12 Vitamini eksikliğine oldukça benzer. Eksikliğin temelinde yatan sebepler başta taze sebze, meyveden yoksun yetersiz beslenme, sindirim sisteminden emilimin ameliyat, hastalık nedeniyle bozulması, alkol, ilaç kullanımı gibi metabolik sorunlar, stres, hastalık, gebelik gibi aşırı tüketim olmasıdır.
Bunların sonucunda ;
Gebelik döneminde olursa ciddi sorunlara yol açar. Normale oranla gebelerde gereksinim iki katına çıkar. Bebek annenin karaciğerdeki depolarını kısa sürede boşaltır. Ortaya çıkmaya başlayan belirtiler de hamilelik ile ilgili durumlara bağlanır. Sonuçta gebelik toksemisi, erken doğum, düşük ağırlıklı bebek ile bebekte spina bifida gibi beyin - omurilik anomali ve hasarları oluşabilir.
Megalablastik anemi denilen bir tür kansızlık hastalığı meydana gelir. Sık görülen demir eksikliğine bağlı kansızlıktır. Folik asite bağlı olan genellikle demir vermek ile kansızlığın düzelmemesiyle anlaşılır.
İştahsızlık, kilo kaybı, dilde şişme ve kızarma, bulantı, kusma, ishal gibi sindirim sorunları ortaya çıkar.
Huzursuzluk, baş ağrısı, bitkinlik, unutkanlık gibi hafif belirtilerden sinirlilik, hırçınlık, düşmanca tavırlar, paranoya durumuna kadar uzanan ağır sinirsel sorunlar oluşabilir.
Enfeksiyonlara yatkınlık,
Çarpıntı gibi bazı kalp sorunları oluşabilir.
Folik Asit Fazlalığı
Besinlerle fazlalığına yol açılmasa da vitamin ilacı şeklinde 2000 mikrogramın üstüne çıkıldığında sorunlar oluşur. Gebelerde bebeğe zarar verebilir. Diğer kişilerde uykusuzluk, huzursuzluk, sindirim şikayetleri, ciltte döküntü ve kaşıntı yapar.
Folik Asit Gereksinimi
Besinlerde deÄŸiÅŸik kimyasal bileÅŸikler halinde bulunur ve bunlar vücutta deÄŸiÅŸime uÄŸrar. Burada yazılan miktarlar vitamin olarak deÄŸerleri kapsamaktadır. Amerika’da yapılan araÅŸtırmalar halkın beslenme ile günde ortalama 220 mikro gram Folik Asit aldığını göstermiÅŸtir.
YaÅŸ
mikrogram / gün
0 - 1
30 - 50
1 - 3
100
4 - 6
200
7 - 9
300
10 - 12
400
EriÅŸkin
400
Gebelik
800
Emzirme
600
Folik Asit Doğal Kaynakları
Genel olarak yeşil sebzelerde bol miktarda vardır. Havuç, avokado, yumurta ve portakal da bulunur. Besinlerde serbest ve bağlı denilen iki ayrı formda bulunur. Besinlerdeki miktarlar serbest ve total (serbest + bağlı ) üzerinden hesaplanır.
100 gr.da
Serbest mg.
Total mg.
KaraciÄŸer
—-
140
PiÅŸmiÅŸ karaciÄŸer
—-
40 - 80
Böbrek
60
80
Kırmızı et
PiÅŸmiÅŸ et
0.2
0.6
Ispanak
170
200
Marul
20
20
Yumurta
10
20
Beyaz ekmek
30
Esmer ekmek
15
50
PiÅŸmiÅŸ yumurta
Portakal
13
24
Muz
10
20
Folik Asitin Tedavide Kullanımı:
Eksikliğine bağlı kan hastalıklarında,
Gebelerde doğumsal anomalileri önlemek için,
Vücut direncini arttırmada,
Hastalıkların nekahet döneminde,
Alkol, doğum kontrol hapı kullanan ve sara hastalığı tedavisinde
Stres altında olan ve bazı ruhsal şikayetleri bulunanlarda kullanılır
B5 Vitamini Doğada Yaygın Olarak Bulunan Bir Vitamin
Pantoteneik Asit adıyla da bilinir. Doğada çok yaygın olarak canlı her hücrede bulunur. Vücutta depolanmaz, suda eridiği için kolaylıkla atılır.
Pantoteneik Asit adıyla da bilinir. Doğada çok yaygın olarak canlı her hücrede bulunur. Vücutta depolanmaz, suda eridiği için kolaylıkla atılır. Günlük olarak alınmalıdır. Nemli sıcağa, oksidayon ve redüksiyona dayanıklı olmasına karşın asit (sirke, limon), alkali (kabartma tozu) ve kuru ısıya (fırında pişirme) karşı dayanıksızdır.
Tahılların içindeki B-3 Vitamini öğütülme sırasında % 50 oranında kayba uğrar. Ettekinin 1/3 ü pişirilme esnasında yok olur.
B-5 Vitaminin Etkisi
İnsan için hayati önemi olan maddelerin oluşumuna etkilidir.
ADP (Adenozin difosfat ) ile birlikte koenzim A yı oluşturur. Bu madde insan yaşamında gerekli olan bir çok işlem için olması şart olan bir enzimdir.
Enerji üretiminde rol alır ( piruvatın, yağ asitlerinin oksidasyonu)
Asetilasyon işlemi denilen bir kimyasal olayın yapı taşıdır.
Yağ asitlerinin, kolesterolun, fosfolipidlerin sifingosinlerin yapımını sağlar.
Böbrek üstü bezine etki ederek kortizon gibi steroid hormonların yapımını sağlar. Bu hormonların katkısı ile yaşlanma ve cilt kırışıklıkları üzerine olumlu etkiler yapar.
Antistres özelliği ile ruhsal yapı üzerine etkilidir.
Sindirim sisteminin işleyişine katkı sağlar.
Kandaki alyuvarların ve savunma maddelerinin yapımına faydalıdır.
B-5 Vitaminin EksikliÄŸi
Doğada bol olduğu için eksikliğine pek rastlanmaz. Ayrıca bir miktar barsaklarda da yapılmaktadır. Eksiklik rafine ve işlenmiş yiyeceklerle beslenme ile antibiyotik etkisiyle barsak bakterilerinin de ölmesi sonucu ortaya çıkar.
Halsizlik, bitkinlik ve yorgunluk hissi ilk oluşan yakınmadır.
Topuklarda yanma ve ağrı,
Mide asitlerinde azalma ile iştahsızlık, kusma, barsak bozuklukları ve krampları gibi sindirim şikayetleri,
Ruhsal güçsüzlük, strese dayanıksızlık, isteksizlik, uykusuzluk, depresyona gidiş yakınmaları,
Kan şekerinde düşme, ellerde titreme, kalp çarpıntısı,
Cilt bozuklukları, akne oluşumu,
Tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonları,
Alerjik yakınmalarda artış,
Büyüme üzerine olumsuz etkiler,
Hayvanlarda tüylerin beyazlaşması ( İnsanlarda ? ) görülebilir.
B-5 Vitaminin Fazlalığı
İdrarla atıldığı için vücutta birikmez. Toksik etkisi gözlenmemiştir. İshal ve diş hassasiyeti yapabilir.
B-5 Vitaminin Tedavide Kullanımı
Bir çok nedene yönelik kullanılmış ve hala da kullanılmaktadır. Bazı konularda kullanımı tartışmalıdır. Tek başına tedavi edici yönünden daha çok tedaviye destek amacıyla kullanılması uygun olacaktır.
Allerji tedavilerine destek amacı ile,
Stres iliÅŸkili ruhsal sorunlar,
Sindirim problemleri, özellikle iştahsızlık ve kolit hastalığında,
Yanık tedavisine destek için,
Alkol kullanımının fazla olduğunda kullanılmaktadır.
B-5 Vitamini Gereksinimi
Günlük gereksinim için kesin rakam vermek zordur, kişilerin özel durumları sonucu değişik miktarlara gereksinimi olabilir. Fakat minimal fonksiyonlar için 6-10 mg. olduğu söylenebilir. Normal bir beslenme ile bu miktar kolaylıkla karşılanabilir.
YaÅŸ
mg / gün
0 - 3
2 - 3
4 - 6
3 - 4
7 - 9
4 - 5
10 - 12
5 - 7
EriÅŸkinler 6-10
B-5 Vitaminin Doğal Kaynakları
Anne ve inek sütündeki miktarlar bebekler için yeterlidir. Karaciğer, böbrek, yumurta sarısı, mayalar, buğday, kepek ve bazı sebzeler bu yönden zengindir. Şeker, tereyağı, nişasta, makarna, margarin de bulunmaz. Donmuş gıdalar çözülürken B-5 vitamini de bozulur. Normal pişirmeden etkilenmez fakat 100 derecenin üstüne çıkılınca harap olur.
Kaynak
100 gr. mg.olarak
KaraciÄŸer 7.7
Kımızı et
0.5 -1.0
Tavuk
1.0
Yumurta
1.6
Ekmek
0.5
Sebze
1.0
İnek sütü
0.3
B12 Vitamini, Bitkisel Kaynaklı Besinlerde Bulunmaz
Siyanokobalamin veya kobalamin adları ile bilinir. B-12 adı daha yaygındır. Barsaktan emilimi için mideden salınan özel bir protein (interensek =içsel faktör) gereklidir.
Bitkisel kaynaklı besinlerde bulunmaz. Ancak hayvansal kaynaklı besinlerle alınabilir. Barsak bakterileri tarafından üretilebilir ama bu vücuda pek yarar sağlamaz zira bakteriler kalın barsakta bulunur ama bu vitamin ince barsaklardan emilebilir. Vejetaryen kişilerde yegane eksikliği oluşan vitamindir. Vücuda gerekli miktarları 3 - 4 mikrogram gibi çok az olmasına karşın önemli etkileri vardır. ( 1 gram = 1000 miligram, 1 miligram = 1000 mikrogram ) Yapısında kobalt, fosfor gibi mineraller de bulunur. Vücutta, karaciğerde depolanır. Ayrıca kalp, böbrek, pankreas, beyin, testis ve kemik iliğinde de bulunur.
B-12 Vitaminin Etkileri
İnsan vücudu için hayati değere sahiptir.
Vücuttaki tüm hücrelere gereklidir. Hücreler ne denli hızla çoğalıyorlarsa o kadar fazla B-12 vitaminine gereksinim duyarlar.
DNA sentezi için şarttır, fakat RNA için şart değil fakat yaralıdır. Bu işlevini folik asitle beraber yürütür.
Yağ, karbonhidrat ve protein metabolizmalarına etkilidir.
Demirin vücutta kullanımına etkili olup, kolin, metionin yapılmasına yardımcı olur.
Sinir hücrelerinin myelin denen kılıfının yapılması ve korunması için gereklidir.
Kan hücrelerinin yapım ve değişiminde rol alır.
Beynin belirli konulara odaklanması ve hafıza gücüne etkilidir.
Besinlerle veya sigara gibi alışkanlıklarla vücuda giren siyanürü etkisiz hale getirir.
B12 Vitaminin EksikliÄŸi
Eksikliği normal diyetle pek ortaya çıkmaz. Vücut depoları uzun süre yetecek kadar B-12 bulundururlar. Fakat bu vitaminden yoksun diyete uzun zaman devam edenler, barsak sorunları olanlar ile mideden salınan İnterensek Faktör problemlerinde eksiklik meydana gelir. Hayvansal gıda alınmadığında eksiklik çok kolay oluşur. Özellikle tam vejetaryen anne çocuklarında doğumdan itibaren eksiklik arazları ortaya çıkar.
Sinir sistemindeki liflerde hasar oluşur. Bu durum ciddi sorunlara yol açar.
Pernisiyöz anemi denilen bir kansızlığa yol açar. ( Doğumsal olarak interensek faktör eksikliği olanlar, mide ameliyatı geçirmiş kişiler, bazı barsak parazitleri de B-12 vitamini yeterli alınmasına karşın eksikliği oluşabilir
Dilde hassasiyet, şişme, kızarma,
Hayal görmeler, depresyon,
Kuvvetsizlik, adalelerde kasılmalar, ayak taban derisi refleksinin bozulması,
Sinir iltihaplarına bağlı olarak el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma şikayetleri oluşur.
B-12 Vitaminin Fazlalığı
Zararlı etkileri olduğu düşünülmemektedir. İnsanlara deneysel olarak çok yüksek dozlarda verilmiş ama herhangi bir zararlı etkiye rastlanmamıştır.
B-12 Vitamini Gereksinimi
Depolanabildiği için günlük alımı şart değildir.
YaÅŸ
mikrogram / gün
Yeni doÄŸan
0.5 - 1.5
Süt çocuğu
2 - 3
YetiÅŸkinler
Emziren anne
B-12 Vitaminin Doğal Kaynakları
Hayvansal kaynaklı besinlerle temin edilir. Sakatat denilen hayvan karaciğer, yürek ve böbreğinde bol olarak bulunur. Kırmızı et, tavuk ve balık eti ile yumurta bu vitamin yönünden zengindir. Pişirme işlemi pek zararlı değildir.
B-12 Vitaminin Tedavide Kullanımı
Değişik nedenlere yönelik olarak oldukça yaygın kullanımı vardır. Bu kullanımlarının bir çoğunun etkisi tartışmalıdır.
Bazı ilaç ve alkol kullanımında destek olarak,
Eksikliği sonucu oluşan kansızlık tedavisinde,
Sinir sistemi hastalıkları ve ruhsal hastalıkların tedavisine ek olarak,
Hızlı büyüme dönemlerinde yardımcı olarak kullanılmaktadır
Bioflavonoidler - P Vitamini, C Vitaminine Benzer Özellikler Taşır
P Vitamini de denilmektedir. Doğada saf halde sarı renkte yaygın olarak bulunmaktadır. Suda çözünür ve C Vitaminine oldukça benzer özellikleri vardır. Genellikle aynı besinlerde bulunurlar.
Genellikle aynı besinlerde bulunurlar. Hepsinin ortak özelliği flavan kökü üzerinde kurulu değişik kimyasal maddeler olmalarıdır. Sitrin, hesperidin, rutin, kateşin gibi bir çok çeşidi vardır. Meyvelerin suyundan ziyade posası olarak bilinen kısmında yer alır. Kılcal damar geçirgenliği üzerine olan etkisinden dolayı geçirgenliğin İngilizce karşılığı olan Permeability kelimesinin ilk harfini alarak P Vitamini olarak isimlendirilmiştir. Kılcal damarlar vücudumuzdaki dolaşım sisteminde atar damar (temiz kan) ve toplar damar (kirli kan) arasındaki bağlantıyı sağlamaktadır. Hücrelere atar damar ile getirilen oksijen, besin dokularda kullanıldıktan sonra ortaya çıkan karbondioksit ve diğer atık maddeler toplar damarlar ile uzaklaştırılır. Bu alışveriş ancak kılcal damarlar aracılığı ile yapılabilir. Bu da bu damarların dayanıklılığı ve geçirgenliği ile mümkün olmaktadır. İşte P Vitaminin etkisi de burada ortaya çıkar.
Emilimi de C Vitaminine benzer yöntemle ince barsaklardan olmakta, çok azı depolanabilmektedir. Fazlası idrar ve solunum ile atılmaktadır.
P Vitaminin Etkileri
Genellikle C Vitamini ile ortak çalışırlar. Benzer etkiler gösterirler.
C Vitamininin emilimini arttırır ve onu okside olmaktan korur. Dolayısı ile C Vitamininin etkili olduğu tüm konulara dolaylı yoldan katkı sağlar.
Kollajen doku denen destek yapının (vücuttaki hücrelerin hem bir arada tutunmasını hem de hücrelerin kendi zarlarının sağlamlığını sağlayan) sağlığı ve dayanıklılığına etkilidir.
En önemli etkisi kılcal damarların geçirgenliği ve yapısının korunması üzerine olan yararıdır. Kılcal damarların yırtılmasını ve kanamasını önler. Ayrıca bunların dayanıklılığı enfeksiyonlara karşı anlamlı bir koruyuculuk sağlar.
Alerjik olaylarda etkili histamin maddesinin salınışını azaltır.
P Vitamini EksikliÄŸi
Belirtileri C Vitamini eksikliğine benzer. Ayrıca:
Kılcal damar yırtılmaları ve kanamaları,
İnflamasyon denilen dokuların şişme ve kızararak ağrılı bir hal alması oluşur.
P Vitamini Fazlalığı
Vücutta anlamlı miktarda depolanmayıp fazlası atıldığı için herhangi bir zararlı etkisi gözlenmemiştir.
Yıldızı son yıllarda parlamaktadır. Gerçi ilk varlığı anlaşılmasından bu yana yaklaşık 65 sene geçmiştir ama günümüzde etkileri daha anlaşılır ve incelenebilir olmuştur. Aşağıdaki kullanım konularında etkinliğini bilimsel olarak ortaya koyacak yeterli çalışma olmamasına karşın yine de;
Soğuk algınlığı gibi C Vitamini etkisinin arzu edildiği durumlarda,
Diş eti kanamaları, ciltte kolaylıkla oluşan morluklar, kanamalı sindirim sistemi ülserleri gibi kılcal damar sorunlarında,
Rutin denilen cinsi özellikle hemoroid, varis kanaması, ani düşükler, fazla adet kanaması (menoraji), doğum sonrası kanamaları, burun kanamaları, şeker hastalarının kolay oluşan kanamaları ve gebelik durumlarında,
Alerji, astım, eklem şişme ve iltihapları, şeker hastalığına bağlı göz sorunları ile radyasyonun zararlı etkilerini azaltmak için kullanılmaktadır.
P Vitaminin Gereksinimi
Günlük alınması gereken miktarlar için günümüzde kesin bir rakam yoktur. Ayrıca tek bir çeşit olmadıklarından hangisinin ne kadar gerekli olduğu da ayrı bir konudur. Rutin, hesperidin, quersetin gibi türleri daha faydalı görülmektedir. Her bir çeşidinden 50 şer mg veya hepsi bir arada olduğunda 125-250 mg. kadarı olumlu etkiler için yeterli görülmektedir
Biotin - H Vitamini, Yağ Metabolizmasına Etkilidir
Aslında B grubunda olan bir vitamin olarak kabul edilir. Yumurta akında bulunan avidin isimli madde biotini etkisiz hale getirmektedir.
Deneyler sırasında çiÄŸ yumurta akı ile beslenen farelerin zayıfladığı ve derilerinin bozulduÄŸu gözlemlenmiÅŸ ve Almanca deri anlamına gelen Haut kelimesinin baÅŸ harfi ile anılmaya baÅŸlanmıştır. Yumurta akında bulunan bu avidin maddesi yumurta çiÄŸ iken etkili olmasına karşın piÅŸirildiÄŸinde etkisiz hale gelmektedir. Beslenmelerinin %30 kadarında çiÄŸ yumurta bulunduÄŸu takdirde insanlarda da eksikliÄŸi oluÅŸabilir. 1942 yılında gönüllü bir gruba deneysel olarak çiÄŸ yumurta ağırlıklı (dietin %30′u) beslenme ve biotin dışında tüm vitaminler verilmiÅŸ. Bu kiÅŸilerde yorgunluk, iÅŸtahsızlık, depresyon, nöropati, kolestrol artışı, kansızlık ve deride pullanma görülmüş. Bu durum ancak Biotin verilmesi ile iyileÅŸtirebilmiÅŸtir.
Biotinin Etkisi
Yağ metabolizmasına etkilidir. Yağ üretimi ve yağ asitlerinin yapılması için gereklidir.
DNA ve RNA yapımına etkilidir. Amine asitlerin proteine dönüşümüne, nükleik asitlerin bir parçası olan pyrimidin sentezine katılır.
Bir çok enzimin yapısına girer. Bu enzimler gıdaların vücuda yararlı hale getirilmesini sağlarlar.
Kan şekerini düşürür.
Saç dökülmesini ve beyazlamasını yavaşlatır.
Cilt sağlığı için gereklidir.
Biotin EksikliÄŸi
Doğada çok yaygın olarak bulunması yanında barsaklardaki bazı bakteriler tarafından da üretilebildiği düşünülmektedir. Beslenmesinde çiğ yumurta akı bulunmayanlarda ve çok antibiyotik alınmadığında görülmesi olanaklı değildir.
EksikliÄŸinde olan belirtiler;
Halsizlik, çabuk yorulma, iştahsızlık, adale incelmesi ve ağrıları,
Depresyon tarzında ruhsal belirtiler,
Kuru, pullu ve değmekle acıyan bir cilt,
Kan kolesterol seviyesinde artma, gözlerde kızarma,
Kansızlık ve kalp sorunları,
Saçlarda beyazlama ve dökülme görülür.
Biotin Fazlalığı
Böyle bir sorun görülmemiştir. Diyetle alınanlar emilmeden atılmaktadır. İlaç olarak alınan fazla miktarlar da idrar yoluyla uzaklaştırılır.
Biotinin Tedavide Kullanımı
Özellikle tek başına değil, daha ziyade diğer B vitaminleri ile birlikte kullanımı ön plandadır.
Dermatit, ekzema gibi cilt sorunlarında,
Kilo verme programlarında,
Saçların beyazlama ve dökülmesini önlemek amacıyla,
Kan şekerini ve kolesterolu düşürmek için,
Hatalı beslenme sorununu gidermek amacıyla kullanılır.
Biotin Gereksinmesi
Barsaklarda da üretilebildiği için dışarıdan az miktarda alınması yeterli olur.
YaÅŸ
mikrogr / gün
0 - 1
50
1 - 7
50 - 100
7 - 10
120
11 yaş üstü
200
Stres Anında, C Vitamini Tüketimi Artıyor
Askorbik Asit denilen maddedir. Üzerinde çok durulan, günümüzde herhalde en çok bilinen ve hakkında sürekli bir şeyler söylenilen vitamindir.
C Vitamini üzerine internette siteler yapılmakta, çılgınlık derecesine varan bağımlıları bulunmaktadır. Bitkiler ve bir çok hayvan bu vitamini kendileri üretebilmektedir. Kimyasal yapısı aslen bir tür şekerdir. Dış ortam koşullarında ve pişirme esnasında, diğer maddelerle etkileşerek kolaylıkla bozulabilir. Taze sebzeler buharda pişirildiğinde C Vitamini de korunmuş olur.Besinlerle alınan vitamin 2 saat içersinde kullanılır ve 4 saat sonunda kandan uzaklaşır. Kullanıldığı organlarda bir miktar birikime uğrar.
C Vitaminin Etkileri
Üzerinde durulan bir çok etkileri vardır. Bazıları kesin olmakla birlikte bazı yönlerden de abartıldığı izlenimi oluşmaktadır.
Güçlü bir indirgeyicidir. Canlılardaki önemli rolü bu özelliğinden kaynaklanır.
Destek dokuları için kollajen proteinlerinin yapımında etkisi vardır. Bu kollajen dokular deride, adale ve eklem bağlarında, damar duvarında, kemik ve dişlerde bulunur.
Tirozin maddesinin yıkılmasını ve vücuttan atılmasını sağlar.
Böbrek sütü bezlerinden salınan bir çok hormon için gereklidir. Bunlar genellikle stres ile ilgili hormonlar olup, stres anında C Vitamini tüketimi artmaktadır.
Barsaklardan demirin emilimine etkilidir.
Besinlerdeki folik asitin dayanıklı kalmasını sağlar.
Triptofandan beyin için gerekli olan serotonin elde edilmesine etkilidir.
Suda eriyen güçlü bir antioksidandır. Yağda eriyen diğer bir güçlü antioksidan olan E vitamininin, ayrıca A ve B
Vitaminlerinin de yapısının korunmasına ve etki gösterebilmesine katkı sağlar.
Nitrit gibi karsinojen maddelerin etkilerini önler.
Yaraların iyileşmesini, damarların sağlıklı olmalarını sağlar.
Kortizon, aspirin, insulin gibi ilaçlarla kurşun, civa, arsenik gibi ağır metallerin olumsuz etkilerini giderir.
Vücudun savunma sistemini arttırıcı etkisi vardır. Bu etkisini nötrofil hücrelerini ve interferon denilen maddeyi arttırmak yoluyla gerçekleştirir.
Histamin yapımını azaltarak allerjik olayların şiddetini düşürür.
C Vitamini EksikliÄŸi
Tarihte bu vitaminin eksikliği anlaşılana kadar bir çok insan ölmüş ve hastalıklar yaşanmıştır. Günümüzde ağır tablolar artık görülmemektedir. Ancak beslenme yanlışlıkları nedeniyle daha hafif sorunlar ortaya çıkmaktadır.
Eksikliğinde oluşan en ağır durum skorbüt hastalığıdır. Eskiden özellikle uzun sürelerle gemilerde bulunup, taze sebze-meyve yiyemeyenlerde görülmekteydi.
Genel olarak dokuların sağlığı bozulur.
Diş eti kanamaları ve çekilmeler.
Enfeksiyonlara karşı dayanıksızlık ve zor iyileşme.
Deride küçük kanamalar, halsizlik, iştahsızlık.
Eksiklik artarsa burun kanamaları, ağız içinde yaralar, diş kayıpları, eklem şişmeleri, kemik ağrıları ve nefes darlığı.
Çocuklarda büyümenin yavaşlaması, yaşlılarda ciddi damar problemleri.
Ayrıca değişik enfeksiyonlar, soğuk algınlığı, depresyon, yüksek tansiyon, eklem iltihabı, ülser, damar sorunları, allerji ve safra kesesi taşları bir çok sağlık sorununun C Vitamini ile ilişkili olduğu düşünülmektedir.
C Vitamini Fazlalığı
Bu sorun üzerinde çok spekülasyon yapılması nedeniyle fazla miktarda alımı sonucunda görülmektedir. İşin iyi tarafı vücutta depolanmadığı ve idrarla atıldığı için az sorun olmaktadır. Ciddi yan etkileri pek yoktur.
En sık görüleni ishaldir.
Karın ağrısı,
İdrarda yanma,
Deride hassasiyet,
Kan hücrelerinde yıkım,
Böbrek taşı oluşumu görülebilir.
C Vitaminin Tedavide Kullanımı
Bir çok konuda kullanıma sahiptir. Belki de içerdiği C Vitamininden dolayıdır ki limon da her şeyin içine konulmaktadır. Kullanıldığı her alan, çok geçerli gerekçelere dayanmamaktadır.
Yara iyileşmesini hızlandırmak için,
Soğuk algınlığı, nezle ve anjinde,
Enfeksiyona yakalanma riskini azaltmak için,
Damar sertliğinden korunmak amacıyla,
Kanser riskini azaltmak umuduyla,
İtiyadi düşükleri önlemek amacıyla,
Emziren annelerde,
Bazı ruhsal sorunlarda,
Spor performansını arttırmak amacıyla kullanılmaktadır.
C Vitamini Gereksinimi
İnsan vücudunda 20 - 50 gün yetecek kadar 600 - 1500 mg. lık bir C Vitamini depolanmaktadır. Çocukların günlük gereksinimi 35 - 50 mg. kadardır.
0 - 1 YaÅŸ
35 mg.
1 - 14
50 mg
14 yaş üzeri
60 mg
Gebe kadınlar
80 mg
Emziren anneler
100 mg
Aldıkları takdirde herhangi bir eksiklik sorunu yaşamazlar. Bu miktarın biraz daha üzerinde almaları uygun olur. Herkes için günlük 100 - 150 mg. dozu yeterlidir. Stres altında yaşamak, sigara kullanmak, aspirin, kortizon, doğum kontrol hapları, östrojen, demir gibi ilaç alımları, taze sebze, meyve tüketiminin az olması gereksinmeleri arttırır.
C Vitamini Doğal Kaynakları
Taze meyve ve meyve suları ile sebzelerde bol miktarda bulunur. Besinlerin pişirilmesi sırasında C Vitamini önemli oranda yitirilir. Kaynamış, oksijeni uçmuş bir suda pişirilme ile soğuk suya koyarak pişirme bile kayıp miktarlar açısından farklıdır. Soğuk suda pişirmede kayıp fazladır, keza pişirme süresinin uzaması da olumsuz etki gösterir. Yağda kızartma, bakır kaplar, sebze, meyvelerin bekletilmesi ve kuralına uyulmadan dondurulması, kesilmiş sebzelerin hava ile teması, pişirilmiş yemeklerin bekletilmesi ve ısıtılması C Vitaminin yitirilmesine neden olur.
Kaynak
100 gr. da mg
Siyah üzüm
200
Narenciye
50
Çilek
60
Kavun, karpuz
20
YeÅŸil biber
100
Maydanoz
150
Brokoli, B.Lahanası Çiğ
100
Havuç
SoÄŸan
10
Çiğ bezelye
25
PiÅŸmiÅŸ bezelye
10
D Vitamini, Kemik ve Diş Yapısının Oluşumuna Katkı Sağlar
Kalsiyum ve fosfor metabolizmasını düzenleyen faktörlerden birisidir. Etkisini Paratiroid hormonu ve tiroid bezinden salgılanan tirokalsitonin maddesi ile gösterir. Doğada bulunan bir çok sterol denen maddeler ultaviöle ışınları etkisi ile kemik yapısına etki eden aktif maddeler haline dönüşürler.
Kalsiyum ve fosfor metabolizmasını düzenleyen faktörlerden birisidir. Etkisini Paratiroid hormonu ve tiroid bezinden salgılanan tirokalsitonin maddesi ile gösterir. Doğada bulunan bir çok sterol denen maddeler ultaviöle ışınları etkisi ile kemik yapısına etki eden aktif maddeler haline dönüşürler. İlk olarak tanımlanan D-1 vitamini bu şekildeki steroller karışımıdır ve bu gün için artık anlamsızdır. Dikkate alınıp, incelenen D-2 (Ergokalsiferol) ve D-3(Kolikalsiferol) Vitaminleridir.
D-2 Vitamini bitkisel kökenli olup, en çok yosunlarda ve mantarlarda bulunur. D-3 Vitamini hayvansal kaynaklı ve insan vücudunda deride bulunur. Güneş ışınları (296-310 mikron ) etkisi ile her iki vitaminde ilk hallerinden ( D-2 ergosterolden ergokalsiferol, D-3 , 7- dehidroksikalsiferolden kolekalsiferol ) aktif şekillerine dönüşürler.
D-3 vitamini deride, karaciğerde, barsaklarda, kemikte, kaslarda ve böbreklerde depolanabilir. Aktif vitaminin barsaklar, iskelet sistemi, böbrek ve kas dokusu üzerine etkisi vardır.
D Vitaminin Etkileri
Etkisi hormonlara benzer tarzdadır. Oluştuğu yerden uzaktaki hücreleri etkileyerek paratiroid hormonu ve kalsitonin ile birlikte kalsiyum ve fosfor metabolizmasını ayarlar.
En önemli etkisi barsaklardan kalsiyum ve fosfor emilimini sağlamasıdır.
İdrarla kalsiyum ve fosforun atılımını azaltır.
Kemikten kana kalsiyum geçişini arttırabilir. Bu etkisini kan kalsiyumu düştüğünde paratiroid hormonu ile birlikte gösterir.
Kemik ve diş yapısının oluşumuna katkı sağlar.
Kalsiyum ve fosforun kan seviyelerini düzenler.
Ayrıca sinir sistemi, kalp ve kanın pıhtılaşma mekanizmasına etkileri vardır.
D Vitamini bazı yönlerden çimento gibidir. Diyetle veya ilaç şeklide alınan fosfor ve kalsiyum D Vitamini yetersiz olduğunda hiçbir işe yaramaz. Bu maddelerin kemik ve diş dokusuna oturabilmeleri ancak D Vitamini varlığında mümkündür. D Vitaminin kandaki kalsiyum seviyesinin düzenlenmesi direk olarak kalsiyumun da etkilerinin düzenlemesini sağlar. Çünkü kalsiyum ileride anlatılacağı üzere vücutta cereyan eden bir çok olayda önemli roller alır.
D Vitamini EksikliÄŸi
Besinlerle alınmasının ötesinde güneş ışınları etkisiyle deride de oluşabildiği için, eksiklik oluşumu değişik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Güneş ışığı ile az temasta olmak (hava kirliliği, bulut, giyim tarzı, pencere camı, deri rengi, yöresel özellikler), barsaklardan emilimi etkileyen sebepler, yaş (ileri yaşlarda hem deriden üretim hem de barsaklardan emilim ile karaciğer fonksiyonlarında azalma olur) gibi nedenler eksikliğin ortaya çıkmasına yol açar. İlk olarak etkilenen kemiklerdir.
Çocuklarda Raşitizm denen hastalığa yol açar.
Erişkinlerde ise osteomalasi hastalığına neden olur. Sıklıkla doğurganlık çağındaki kadınlarda görülür. Özellikle sık doğum ve inanışlar gereği örtünmek suretiyle yeterli güneş ışını alamama nedenleri hastalığın oluşumunu kolaylaştırır.
Bebeklerde eksikliğinde sık olarak görülen belirti huzursuzluk, iştahsızlık, dışkı bozuklukları ile emerken ve uyurken kafasında terleme olmasıdır. Bu terlemenin daha başka sebepleri varsa da en sık D Vitamini eksikliğidir.
Yatış pozisyonuna bağlı olarak kafatasının şeklinde değişiklikler oluşur.
Kaslarında da gevşeklik, güçsüzlük nedeniyle oturmakta, ayağa dikilmekte zorlanırlar.
Bebekler için doğal olan bıngıldak denilen kafatasındaki yumuşak bölgeler aylara göre belirli açıklığa sahiptir
Eksikliğinde küçülme ve kapanma gecikir.
Kafatasının arka yan bölgelerine parmakla basıldığında masa tenisi topu gibi içeriye doğru bir esneme oluşur (kraniotabes ).
Göğüs kafesini oluşturan kemiklerde , ön yüzde iki sıra halinde, derinin altında tespih dizisi gibi, deri altında oluşan yuvarlak kabarıklıklar meydana gelir.
El bileğini oluşturan kemiklerin genişlemesi sonucu, bilek kalınlaşır.
Daha sonraları genellikle 1,5 - 2 yaş civarında göğüs kafesinde yassılaşma, öne çıkıklık, bacak kemiklerinde eğrilmeler dikkati çeker.
Dişlerin gelişmesi yetersiz ve şekil bozuklukları olur.
Tetani denilen adale kasılmaları ortaya çıkar.
Göz adaleleri ve kulak kemiklerinin etkilenmesi sonucu görme ve duyma bozulur.
D Vitamini Fazlalığı
Bir çok kez vitamin düşkünlüğü nedeniyle fazlalık tabloları oluşur.
Kanda kalsiyum düzeyi artar ve buna bağlı olarak da iştahsızlık, bulantı, kusma, idrarın çoğalması, susama hissinin artması, sıklıkla ishal ve arada kabızlık nöbetleri oluşur.
Vücudun bazı yerlerine kalsiyum oturması sonucu taş ve kireçlenmeler meydana gelir.
Damar sertliği oluşumu hızlanır ve artar.
D Vitamini Gereksinimi
Günlük doz ( 1 mikrogram = 40 Ünite )
Normal bebeklere 400,
Prematürelere 800,
Erişkinlere 1000, ünite yeterlidir.
Bu miktarlar yeterli güneş ışını alamayanlar içindir. Besinlerin bazılarında doğal olarak bulunabileceği gibi ( yumurta sarısı, tereyağı, balık ciğeri ) bazı besinlere (margarin, hazır mama, bebe bisküvisi ) katılmış olabilir.
D Vitamini doğal kaynakları
Yumurta sarısı, süt ve tereyağı, hayvan karaciğeri (özellikle morina, kalkan, pisi, köpek balığı karaciğeri) . Bitkilerde D vitamini pek bulunmaz. Hayvansal ürünlerin D vitamini açısından zenginliği hayvanın ne denli güneş ışınlarına maruz kaldığına göre değişmektedir. Güneş görmeyen, kapalı mekanlarda yetiştirilen hayvanların ürünleri bu yönden fakir kalmaktadır. D vitaminin asıl kaynağı güneştir. Güneş gören insanlar D vitaminini kendileri de sentez edebilir, dışarıdan almak zorunda değildir. Yeterli güneş ışığı alanlarda başka bir hastalıkları yoksa D vitamini eksikliği oluşmaz. Bu nedenle D vitamini bazı tıp adamlarına göre vitamin değil, hormon gibi kabul edilmelidir. Bebeğin sadece yanaklarının yeterli güneş ışını alması, onun ihtiyacını karşılayabilir. Eğer anne yeterli D vitamini veya güneş ışını aldığı takdirde sütünden bebeğine yeterli D vitamini geçer. D vitamini ısıya dayanıklıdır, kaynatmakla aktivitesini yitirmez.
Yiyecek
100 gr.da Ünite
Balık yağı
8000
Konserve balık
400
Yumurta
60
Tereyağı
30
KaraciÄŸer
10
Et
1 den az
Sebze
0 a yakın
E Vitamini, Hücrelerin Genel Sağlığını Koruyor
Antioksidan (oksitlenmeyi önleyici ) etki gösteren bir grup tokoferol denilen maddelere kısaca E vitamini denmektedir. Tanımlanmış 7 ayrı formu olmasına karşın genellikle üzerinde durulan alfa tokoferoldür. Etkisi uzun yıllradır bilinmesine karşın son 10 yılda oldukça popüler olmuştur.
Alfatokoferol diğer formlara karşın ısıya ve asitlere oldukça dayanıklıdır. Diğer tokoferoller gıdaların ısıtılma, pişirme, dondurulma, işlenme esnasında tahrip olurlar. Tahılların öğütülmesi, unun renginin beyazlatılması, yağda kızartma ve fırında sıcağa maruz kalma sonucunda E Vitaminin çoğu yok olur.
E Vitamini barsaklardan önce lenf sistemine sonra da kan yoluyla karaciğere gelir. Kullanılmayan miktarın fazlası genellikle dışkı ile atılır. Depo edilebilen kısmın çoğu yağ doku ve karaciğerdedir. Daha az miktarda da kalp, adale dokusu, testis, rahim, böbrek üstü bezi, beyin ve kanda depo edilir. Ayrıca deriden de emilebilme özelliği vardır.
E Vitaminin Etkileri
Temel görevi antioksidan etkisidir. Bu sanıldığından çok daha önemli bir özelliktir. Antioksidan demek okside olmayı, yani oksijen ile bozulmayı önlemek demektir. Oksijeni tutarak, oksijen etkisi ile oluşabilecek istenmeyen etkilerin önüne geçer. Daha iyi anlaşılması için demirin paslanması, okside olması demektir. Boya ve antipas gibi maddeler bunu engeller. E Vitamini de bir şekilde buna benzer bir koruyucu etkiye sahiptir. Bu etki C Vitamini, betakaroten, glutatyon ve selenyumda da vardır. Premature bebeklerden estetik amaçlara kadar geniş kullanım alanı ortaya çıkmıştır.
Gıda endüstrisinde yağ ve yağlı gıdaların oksitlenme ile acı tat almasının engellenmesi amacı ile kullanılırlar.
İnsan vücudunda da oksijen etkisi ile parçalanabilecek veya değişebilecek vücut bileşimlerini korur.
Hücrelerin genel sağlığını korumak gibi özellikleri vardır. Hücrelerdeki yağların oksijen ile bozulması sonucu bazı pigmentler oluşur (yaşlılık lekeleri). E vitamini bunu engelleyebilir.
Doymamış yağ asitlerinin oksidasyonunu azaltarak hücre zarı oluşumuna yardımcı olur.
Lipid zarlarının ve doymamış yağ asitlerinin oksijenin etkisi ile yıkılmasını önler. Serbest radikaller denen zararlı maddelerin dokuları tahrip etmesini önler. Bu özelliği ile damar sertliği, kalp hastalıkları, hipertansiyon, eklem iltihabı, yaşlanma sorunları üzerine olumlu etkileri olmaktadır.
Enzim sistemleri ve DNA molekülün dayanıklılığını arttırır.
Deri, karaciğer, meme ve testis gibi oksidasyona hassas dokuları ve hücreleri korur.
Akciğeri havanın içersindeki zararlı maddelerden korur.
Oksidasyondan etkilenen A Vitaminin biyolojik aktivitesine yardımcı olur.
Böbrek üstü bezi ve beyinden salınan hormonları dayanıklı kılar.
Vücutta normal dışı hücre üremesini engeller. Bu özelliği ile tümor oluşumuna karşı etki gösterir. Bu konuda bilgiler bazı araştırmalar yapıldıkça daha kesinlik kazanacaktır.
Pıhtılaşmayı ve alyuvar zarlarının parçalanmasını önleyici etkisi vardır.
Kalp ve adale hücrelerinin oksijen gereksinmesini azaltarak bu sistemlerin daha rahat çalışmalarını sağlar.
Trombosit denilen kandaki bir tür pıhtılaşma hücrelerinin birbirlerine yapışmalarını engeller. Bu etkisinin kalp ve damar hastalarında kullanılan aspirinden daha güçlü olduğu yönünde yayınlar vardır.
Kısırlık önleyici ve cinsel gücü arttırıcı etkisi deney hayvanlarında gösterilmiş olmasına karşın insanlarda kesinlik kazanmamıştır.
E Vitamini EksikliÄŸi
Eksikliği insanlarda normalde görülmez. Eksikliğini ortaya koymak pek kolay değildir. Diğer vitaminler gibi eksikliğini gösteren hastalıklar yoktur.Sinir sistemi, üreme, dolaşım sistemi ve adaleler üzerine olan etkileri bilinmesine karşın diğer besin maddeleri bu eksikliği örtebilir. Besinlerde miktarı fazla olup insan vücudu ihtiyacını kolaylıkla karşıladığı için, ancak hayvanlarda deneysel olarak eksikliği oluşturulmuş ve bazı sonuçlara varılmıştır.
Hayvanlarda kısırlık, fetusun gelişememesi, kanama, beyin yumuşaması, kas hastalıkları, karaciğer harabiyeti gibi eksi
Kategori: Biyoloji