İçindekiler
12 Temmuz 2007
İÇİNDEKİLER
1-) GiriÅŸ
2-) Enzimler
2.1-) Enzim nedir?
2.2-) Enzimlerin bileşimi ve özellikleri
2.3-) Enzimlerin adlandırılması ve sınıflandırılması
2.3.1-)Hidrolazlar
2.3.1.1-)Proteazlar
2.3.1.2-)Esterazlar
2.3.1.3-)Karbohidrazlar
2.3.2-)Oksidoredüktazlar
2.3.2.1-)Dehidrogenazlar
2.3.2.1.1-)Nikotinamid Koenzimleri
2.3.2.1.2-)Flavin Koenzimleri
2.3.2.2-)Oksidozlar
2.3.2.3-)peroksidozlar
2.3.3-)Transferazlar
2.3.3.1-)Transfosforilazlar
2.3.3.2-)Transaminazlar
2.3.3.3-)Transmetilazlar
2.3.3.4-)Transaçilazlar (Koenzim A ve lipoik asid)
2.3.4-)Liaz ve Lipaz(Sentetoz)lar
2.3.5-)İzomerazlar
2.4-)Yem Enzimleri yardımı ile Kanatlı Rasyonlarında Buğday ve Arpa Kullanımı
2.5-)Kanatlı yemlerinde enzim kullanımı ve bu alandaki gelişmeler
2.6-)Kanatlı Mezbahası yan ürünlerinde Enzim Karmalarının kullanılması
3)SONUÇ
4)KAYNAKÇA
1-GİRİŞ
Hayvan yetiştiriciliğinde yem önemli bir yer işgal eder.Çünkü işletme masraflarının çoğunluğunu yem bedeli teşkil eder.Bu bakımdan,hayvan yetiştiricisinin yemler hakkında tam bir bilgiya sahip olması gereklidir.
Yem şöyle tarif edilmektedir; Pratikte elde edilmiş olan tecrübelerin gösterdiği sınırlar içerisinde kalan miktar ve koşullar altında hayvanlara yedirildiği taktirde sağlıklarına herhangi bir zararlı etkisi olmayan ve hayvanların faydalanabilecekleri durumlarda organik veya anorganik besin maddeleri içeren materyale yem denir.
(1981 AKYILDIZ)
Hayvancılığın en önemli sorunlarından biriside beslenmedir.Beslenmenin ana kaynağını ise yem oluşturmaktadır. Hayvansal üretimde bulunan işletmelerin kullandıkları girdilerin % 60-70 lik kısmının yemden oluşması,yemin hayvan beslemesinde olduğu gibi işletme ekonomisi açısındanda ne derece önemli olduğunu ortaya koymaktadır.
Yemler,genelde kaba ve yoğun(Karma)yemler olarak 2 grupta toplanmaktadır.Hayvan beslemesinde her iki grup yeme de gereksinim duyulmaktadır.(ANİMAL (2000)
Ülkemiz yaklaşık 60 milyon çiftçilik hayvanı 280 milyon kümes hayvanı ve geniş su ürünleri kaynakları ile büyük bir hayvancılık potansiyeline sahiptir.Kırsal kesimde yaşayan insanlarımızın çoğunluğu hayvansal üretim ile ilişkilidir.Özellikle kalkınmada geri kalmış yörelerimizde ilk akla gelen Potansiyel istihdam alanı hayvancılıktır.
Türkiye’de hububat ve sanayi bitkileri üretimi için uygulanan subvansiyonlar,dolaylı ÅŸekilde karma yem fiyatlarını olumsuz ÅŸekilde etkilemiÅŸtir.Hayvansal ürün maliyeti artmıştır. Bunu dengelemek için karma yemleri de
subvanse etmek düşünülebilirse de,geçmişte yaşanan tecrübeler bunun ülke koşullarına uygun düşmediğini ve hem de kaba yem/kesif yem dengesini suni olarak bozduğunu ortaya koymuştur.Hayvansal ürünlere belli bir miktar destek verilmek suretiyle denge sağlanması daha uygundur.
Kanatlı karma yemlerinde kullanılan ve enerji kaynağı olarak kolayca sindirilebilen Mısır ve Buğday gibi besin kaynaklarının insan beslemesinde de kullanılıyor olması, karma yem sektöründe hammadde sıkıntısına neden olmaktadır. Bu durumda ssözkonusu enerji kaynaklarında dış alımlara yönelme olmakta,bunun sonucunda da hammadde fiyatı artmakta ve bu artış karma yeme,dolayısıyla hayvansal ürüne yansımaktadır, bu da tavuk eti üretimini ve tüketimini olumsuz yönde etkilemektedir.
Bu durumu önlemek için kendi kaynaklarımızı mümkün olduğunca kullanmak,dışa bağımlılığımızı ortadan kaldırmak gerekmektedir.Ülkemizde enerji kaynağı olarak üretimi en fazla yapılan tahıl buğdaydır.1995 verilerine
göre 4-17.5 milyon ton Buğday üretilmiştir.(Anonim 1995)Bu yüzden kanatlı rasyonlarında mısır yerine buğday ikame olanaklarının araştırılması gerekmektedir.
Bilindiği gibi,tek mideli olan kanatlı hayvanlar selüloz arabinoksilanlar,beta-glukanlar ve pektinler gibi nişasta olmayan polisakkaritleri enzimatik olarak sindiremezler ve bu maddelerce zengin yemlerden yeterli düzeyde yararlanamazlar(Bedford 1991)
Etlik piliç rasyonlarına enzim katkısı ile ilgili yapılan çalışmalarda buğdaya dayalı hazırlanan rasyonlara uygulanacak enzim katkısıyla rasyonun sindirilebilirliğinin artacağı ve bunun da daha iyi canlı ağırlık kazancı ve yem değerlendirme sağlayacağı ortaya koyulmuştur(Kern kamp 1991;Graham 1991)
Tavuklarda sindirim kanalının kısa olması nedeniyle yemlerine ilave olunacak enzimlerin mide ve bağırsakta etkilerini göstermesi lazımdır.Civciv rasyonlarına katılan Proteaz ve Amilaz’ın yemi deÄŸerlendirme ve hayvanların canlı ağırlık artışları üzerine olumlu etkide bulunduÄŸu saptanmıştır.Fakat katılan bu enzimlerin olumlu etkilerinin meydana gelebilmesi için civciv rasyonlarının kapsamında yüksek düzeyde arpa bulundurması zorunluluÄŸu vardır.(IÅžIK 1975)
Yem enzimlerinin etkisi viskositenin düşürülmesi ise de bunun yanında, ,beta-glukan ve arabinoksilanları yıkarken,hücre duvar yapısında bozulması sonucu ,hücre içi protein ve nişasta gibi besin maddeleri açığa çıkarak,yemden yararlanma artmaktadır.
2-ENZİMLER
Canlı hücrelerdeki biyolojik katalizatörler enzim(ferment)olarak tanımlanmıştır.Kmyasal açıdan bakıldığında enzimler protein kısımı(apoenzim)yanında bir miktarda örneğin vitamin ve iz elementlerden oluşturulmuş bir koenzim içermeleri ile kendilerine özgün bir proteindirler.Enzimler organizmadaki tüm biyokimyasal çevrimler için mutlaka şarttır.Gerçekten de hem sindirim kanalında yem yapı taşlarının parçalanması ve hem de ara madde değişimindeki vücut maddelerinin yapımı ve parçalanmasında enzimlere mutlak gereksinme duyulur. Bu yüzden hayvanların verim yeteneklerinin enzimlerin besleyici etkinliği yardımıyla,düzeltilmesi hakkında da denemeler yapılmıştır.
Bu çabalarla beslemedeki etkinlikleri nedeniyle enzimlerin görev üstlenme yetenekleri arttırılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmalarda öncelikle çeşitli esensiyel yem yapı taşlarının (İz elementler,B vitaminleri)enzimlerin oluşturulması ve etkinleştirilmesi üzerine olan görevleri üzerinde durulmuştur.(1985 KIRCHGESSNER)
Enzimleri hücreler yapar.Bunların bazıları etkilerini yapıldıkları yere, yani hücre içerisinde gösterdiklerinden orada kalırlar. Bazıları ise ekinliklerini gösterecekleri yere, yani hücre dışına gönderilirler.Örneğin sindirim enzimleri gibi. Ayrıca vücuda karışmış olan yabancı maddeleri hidroliz ederek zararsız hale getiren enzimlerde vardır.
Bir enzim iki kısımdan oluşur. Bunlardan biri CO-enzim olup enzim sisteminin aktif grubudur.Diğeri ise APO-enzimdir. Bu daha çok protein karakterindedir ve enzimin hangi maddeye etki edeceğini belirtir. Bu iki kısmın birleşmesiyle meydana gelen tam enzime de HOLO enzim denir.
Enzimlerin etkisi büyük ölçüde çevrenin PH derecesine bağlıdır. Enzimlerin etki koşulları arasında ısı da önemlidir.Enzimler genellikle belli bir ısı derecesinden sonra etkilerini göstermeye başlarlar. Buna karşılık 50-60 derecede etkilerini kaybederler.(1998 ALARSLAN)
Canlı organizmadaki tüm kimyasal olaylar enzimlerin etkileri ile meydana gelirler. Fermentler adıyla da bilinen enzimler,tepkimeye girmeden veya parçalanmadan kendi varlıkları ile canlı organizmadaki kimyasal tepkimelerin hem gücünü ve hem de hızını düzenleyen bileşiklerdir. Bunlar, diğer organik bileşiklerde değişiklik meydana getiren tepkimeleri katalize ederler.Ancak kendileri tepkime sonunda değişmeden olduğu gibi kalırlar.Şimdiye değin izole edilmiş ve incelenmiş tüm enzimlerin protein oldukları anlaşılmıştır.
Enzimler, canlı hücreler tarafından salgılanan katalizörlerdir;bundan dolayı genellikle biyokatolizörler olarak ta adlandırılırlar. Tüm katalizörler gibi enzimler de, kendileri tepkimede kullanılmadan kimyasal ve fiziksel tepkimelerin hızını artırılar. Ancak kendilerine özgü değişik birçok özellikler taşırlar.
Sindirim enzimleri,enzimler içinde önemli bir yer tutarlar. İnsanların ve bazı hayvanların tükrüklerinde bulunan pityalin enziminin sindirimdeki fonksiyonu, bunların etkilerine bir örnek olarak gösterilebilir. Bu enzim,erimez durumda olan niÅŸastayı eriyebilir Maltoz’a(Malt ÅŸekeri)parçalar.
Sindirim enzimlerinden herbiri yalnız belirli bir besin maddeleri üzerinde etkili olur. Bazı enzimler en iyi etkiyi nötr eriyiklerde gösterirler. Buna karşılık bir bölümü hafif asit, diğer bir bölümü ise hafif alkali eriyiklerde en etkili güçte olurlar.(1994 YELDAN)
2.2)ENZİMLERİN BİLEŞİMİ VE ÖZELLİKLERİ
Şimdiye kadar birçok enzim kristal biçimde elde edilmiş olup bazı durumlarda bu kristaller saf bileşik özelliğini gösterirler.Bu kristalsi enzimlerin protein tabiatında oldukları görüldüğünden,tüm enzimlerin birer protein veya protein türevi oldukları kabul edilmektedir.Birçok durumlarda da Demir, Mangan veya Çinko gibi metallerde de proteinle birleşmiş olarak enzimin temel kısmını oluştururlar.Diğer bazı durumlarda da amino asid olmayan organik kısımlar protein molekülüne bağlanmışlardır.Bu amino asit olmayan grubun proteine bağlanış sağlamlığı çok değişir.Bazı vitamin türevi enzimlerinde ise bağlantı daha az sağlamdır,serbest ve bileşik vitamin türevleri arasında ölçülebilen bir denge vardır.Enzimdeki protein ile protein olmayan grup arasındaki bağın sağlam veya daha az sağlam oluşuna göre protein olmayan grubuna prostetik grup veya koenzim denir.Enzimin bir koenzimi bulunduğu zaman toplam veya kompleks enzime holoenzim (tam enzim ) protein kısmına apoenzim (taşıyıcı ) denir.Apoenzim ve prostetik grup kendi başlarına katalitik etki göstermezler.
Enzimin etkilediÄŸi madde veya maddeler karışımına enzimin substrat’ı denir.Enzimin etkisi önce substratabaÄŸlanıp bir kompleks oluÅŸturması ile baÅŸlar.
Enzim+Substrat—–Kompleks—-Ürün+Enzim
Enzimler proteinli maddeler olduklarından proteinlerin tüm özelliklerini gösterirler.Onlar gibi büyük moleküllü olmaları dolayısıyla sellofan veya koladyum zarlarından geçmezler,ısı ile kolaylıkla denatüre olurlar ve ortamın asit veya alkali oluÅŸuna karşı çok duyarlıdırlar.Ortamın pH’sine göre deÄŸiÅŸik yükte olurlar ve izoelektrik noktada en az yüklüdürler.Ortamın pH deÄŸiÅŸmesi enzim etkisini tersinir ve tersinir olmayan ÅŸekilde iki yönde deÄŸiÅŸtirilebilir.
DeÄŸiÅŸik asitlik veya alkalilik derecelerine göre enzimlerin duyarlılığı çok deÄŸiÅŸir.ÖrneÄŸin,maya sakkarozu pH 3′ün
altında tersinir olmayan şekilde çabucak etkisini kaybederken,pepsin 1,5-2,5 arasında en çok etki gösterir.
Genellikle pek az enzim pH’nin 1′e kadar düşmesine veya 11′e kadar yükselmesine dayanabilir.
Enzimli reaksiyonlar üzerinde sıcaklığında,tersinir ve tersinir olmayan,iki şekilde etki görülmektedir.Belirli sınırlarda,0 santigrat derece ile yaklaşık 40 veya 50 santigrat derece arasında sıcaklık yükselmesi enzim etki hızını arttırrr ve soğutmakla yeniden eski hız düzeyine dönülebilir.Sıcaklığın bu tersinir etkisi,katalizlenmiş olsun veya olmasın genellikle kimyasal reaksiyonlarda görülür.
Sıcaklığın enzimler üzerindeki tersinir olmayan etkiside onları parçalamasıdır. Genellikle, ıstmakla çözelti halindeki enzimlerin etkisiz bırakılmaları proteinlerin denatüre oldukları (50-70 C) sıcaklık derecesinde olur.
Enzim katalizörlü reaksiyonların hızı enzimin derişimi ile genellikle lineer olarak artar. Bu hız substrat derişimi ile ise daha başka değişiklikler gösterir.
2.3) ENZİMLERİN ADLANDIRILMASI VE SINIFLANDIRILMASI
Şimdiye kadar bilinen enzimlerin sayısı 700 ün üstündedir. Bunların adlandırılmasında kabul edilmiş bir genel sistem yoktur. Bazı enzimler substrat adına göre veya onun biraz değişimine -az ,-son eki eklemek suretiyle,örneğin ligidlerin hidrolizini katalizyenler proteinaz , polipeptidlerin amino asidlere, bölümünmesini katalizyenler peptinaz biçiminde adlandırıldıkları gibi, heminli enzimler, flavinli enzimler gibi prostatik gruplarına göre adlandırılma ve öteden beri kullanılan pepsin, tripsin, ptiyalin ve rennin gibi günümüz sınıflama sistemi kabul edilmeden önceki adlar korunmaktadır. Genel olarak proteinler üzerine etkisini gösteren enzimlere proteditik enzimler veya proteazlar denir.
Bir proenzim veya zimojen, kendisinden asıl enzimin meydana geldiği ana proteindir. Örneğin pepsinojen midede meydana gelir ve var olan hidroklorik asid etkisiyle pepsine dönüşür çünkü tripsin bağırsakta tripsinojenden meydana gelir.
Tüm enzimler genel olarak bileşimlerine göre üç gruba ayrılabilirler:
1-Yalnız proteinden oluşmuş enzimler. Amilsaz, proteinazlar ve birçok diğerleri bu gruptadır.
2-Proteinden başka koenzim veya prostetik grup denien protein olmayan bir parçası bulunan enzimler.Böyle enzimlerde prostetik grup kimyasal etkinlik merkezidir,halbuki protein kısmı özgüllükten sorumludur. Böylece bir çok durumlarda aynı bir prostetikgrup farklı proteinlerle bileşik olarak değişik enzimleri meydana getirir.Örneğin bir çok dehidropenazlar aynı bir prostetik grup flavin mononükleotid (FMN) taşırlar.Fakat farklı proteinler içerir. Bu grup enzimlerde genellikle enzimi yıkmaksızın dializ ve prostetik grubu proteinden ayırmak olabilir ve protein ve prostetik grubu yeniden birleştirerek enzime etkinlik kazandırabilir.
3-Üçüncü grup enzimler gene protein ve koenzim olarak iki bölümden oluşurlar,ancak bunlarda enzimatik po-tansiyeli yıkmaksızın bu iki bölüm ayrılamaz.Örneğin,Fe,Cu,Co v.d. içeren metaloprotein enzimler koenzim genellikle ısıya dayanıklı iken protein bileşeni (Apoenzim) doğal olarak ısıya duyarlıdır.
Enzimler katalizledikleri reaksiyon tipine göre beş baş sınıfa ayrılırlar:
I-Hidrolazlar
II-Oksidoredüktazlar
III-Transferazlar
IV-Liaz ve Lipazlar
V-İzomerazlar
ve bu sınıflar da gruplara ayrılırlar.
2.3.1) HİDROLAZLAR
Hidrolazlar substratın su katılmasıyla bölünmesini sağlarlar.Bu sınıfın başlıca iki grubu a) C-N ve b) C-O bağlarının çözülmesini katalizleyen enzimlerdir.Birinci grupta başlıca proteazlar ( proteolitik enzimler ) ve ikinci grupta esterazlar ve karbohidrazlar bulunur.
2.3.1.1)PROTEAZLAR (proteolitik enzimler ) :
Bunlar peptit bağlarının su etkisiyle bölünmesini ve sentezini katalizlerler.
-CO-NH+H2O->-COOH+H2N-
Genelikle bunlar proteinaz,peptidaz ve amidaz olarak ayrılırlar.Proteinazlar proteinlerin iç peptid baÄŸlarına etki ederek onları proteoz,pepton ve polipeptidlere bölerler.Bu grupta mide salgısının pepsin’i genç danaların dördüncü midesinden özütleme ile elde edilen rennet’in etkili enzimi rennin vardır.
Peptidazlar,proteinlerin proteinazlara bölünme ürünleri olan polipeptitlerin,serbest amino veya karboksil gruplarına bitişik peptit bağlarına etki ederler,serbest amino asitlere ayırırlar.Tüm bitkisel ve hayvansal dokularda ve kanda bulunurlar,dipeptidaz,aminopeptidaz,karboksipeptidaz v.d.alt gruplarına ayrılırlar.
Amidazlar,peptid bağlarından başka C-N bağlarına ayıran üreaz ve erginaz gibi enzimlerdir.Üreaz üreyi karbondioksit ve amonyağa hidrolizler.
2.3.1.2)ESTERAZLAR
Bu enzimler doÄŸal esterler üzerine etki ederler estereazlardan lipaz’lar yaÄŸların gliserin ve yaÄŸ asidine bölünmesini,fosfataz’lar fosforik asitler esterlerinin ve süfataz’lar sülfürik asit esterlerinin bölünmesini katalizler.
2.3.1.3)KARBOHİDRAZLAR
Bu enzimler basit glikozidlerin,oligosakkaritlerin ve polisakkaritlerin glikozid bağlarına etki ederler,glikozidaz ve poliaz veya polisakkaridaz olarak ayrılırlar.Birinci grupta glikozidaz ve invertaz ve ikinci gurpta amilazlar bulunur.
2.3.2) OKSİDOREDÜKTAZLAR
Oksidoredüktazlar hidrojen veya elektronları bir substrattan diğerine taşırlar metabolizmada çok önemli rol oynarlar.Dehidrogenaz,oksidaz ve peroksidaz gruplarına ayrılırlar.
2.3.2.1)DEHİDROGENAZLAR
Organik bileÅŸiklerin yükseltgenmesi genellikle bir dehidrogenlenme olayıdır,bunu katalizleyen bir çok dehidrogenazlar vardır.Organik verici (XH2)’den iki atom hidrojenin organik alıcı,(Y)’ya aktarılmasını katalizler.
XH2+Y—->X+YH2
Dokularda besinlerin oksijensiz olarak normal yükseltgenmesi bu şekilde olur dehidrogenazlardan piridinli ve flavinli enzimlerin prostetik grupları koenzimlerdir nikodinamit koenzimleri flavinkoenzimleri adını alır.
2.3.2.1.1) NİKOTİNAMİD KOENZİMLERİ
Nikotinamid,B vitaminlerinden nikotinik asidin amididir bu bileşik nikotinamit-adenin-dinüklotid (NAD) ve nikotinamid-adenin-dinükleotid fosfat (NADP) olmak üzere iki koenzim bileşiminde bulunmaktadır.
Buradaki nükleotidlerden biri 5′-adenilik asit (adenazin 5 fosfat ),diÄŸeri nikotinik asit amidinin D-riboz ve fosforik asit ile oluÅŸturduÄŸu nükleotiddir.
Nikotinamid-adenin-dinükleotid (NAD )
Nikotinamid-adenin-dinükleotid fosfat NADP ,NAD ‘den bir molekül fosforik asit fazla içermesiyle farklanır. Moleküldeki bu üçüncü fosforik asit 5′-adenilik asidin riboz kalıntısının,iki yerinde baÄŸlıdır.
Nikotinamid-adenin-dinükleotid fosfat (NADP )
Her iki koenzimde tersinir olarak hidrojen aktarılmasını katalizler.Koenzimlerin yükseltgenmiÅŸ ÅŸeklinde nikotin-amiddeki azot kuaternerdir ve pozitif yük taşır.Onun için NAD’nin bu ÅŸekli NAD ve NADP’nin yükseltgemiÅŸ ÅŸekli NADP+ ile kısaltılmış olarak gösterilir.Hidrojen aktarılamsında nikotinamid halkasındaki azot yükünü, halkada aromatik niteliÄŸini kaybeder,halkada yalnız iki çifte baÄŸ kalır.
Nikotinamid-adenin-dinükleotid indirgenmiş şekli (NADH)
2.3.2.1.2)FLAVİN KOENZİMLERİ
Bunlar riboflavin(B2 Vitamini)taşırlar.Flavin mononükleotid (FMN)veya riboflavin -5′-fosfat ve flavin adenin-dinükleotid(FAD)flavinko enzimlerinden ikisidir.Bu sonucu da riboflavin-5′-fosfat ,5 adenilik asid ile baÄŸlanmıştır.
Riboflavin-5′-fosfat(flavin mononeotid)(FMN)
Flavin -adenin dinükleotid(FAD)
Nikotinamid koenzimlerde olduÄŸu gibi FMN ve FAD hidrojen aktarılmasında rol oynarlar.Redoks olayında riboflavinin izoalloksazin halkasındaki 1 ve 10 numaralı iki azot’a baÄŸlı konjuge çifte baÄŸlara 2H baÄŸlanır.
Flavinli enzimler sarı renklidirler, indirgenince bu renk kaybolur,yani enzimin dihidro türevi renksizdir.Sarı enzimin kendisi yalnız başına dehidrojenleme reaksiyonu yapmaz, NADPH dan hidrojeni, serbest oksijen veya başka bir hidrojen alıcısına,örneğin sitokrom C ve metilen mavisine aktarabilir. Eğer alıcı oksijen ise H2O2 meydana gelir.
2.3.2.2)OKSİDAZLAR
Elektron ve hidrojen aktaran enzimlerdir.Bu grubun tüm enzimleri ağır metal taşıyan metaloproteidlerdir.
Bunlardan önce sayılmaya deÄŸer olanlar fenoloksidazlar’dır,fenol türevlerinin kinonlara yükseltgenmesini katalizlerler,bakırlı enzimlerdendirler.Bunlar bitkilerde çok dağılmışlardır, Patates ve mantar bunlarca zengin-
dirler.Katalitik etkileri bakırın deÄŸerlik deÄŸiÅŸmesinden ileri gelir.Bitki ve hayvanlarda geniÅŸ oranda dağılmış bulunan fenoloksidaz tirasinaz,tirosin amino asiclinin önce hidroksillenerek 3,4 -dehidroksifenilalanin “Dopa” üzerinden ortakinon bileÅŸiÄŸine yükseltgenmesini katalizler, daha sonra da bunun polimerleÅŸmesiyle kahverengi esmer ve siyah pigment melanin meydana gelir.
2.3.2.3)PEROSİDAZLAR
Hidrojen paroksidin ayrışmasını katalizleyen enzimlerin en önemlileri peroksidozlar ve katalazlardır.
Katalazlar hemen tüm hayvansal organlarda, hücre ve doku sıvılarında ve bitki dokularında bulunurlar,hücre zehiri hidrojen perosidin su ve oksijen ayrışmasını katalizlerler;
2 H2O2 ->2H2O+O2
Hayvansal organlarda ve bitkilerin çoğunda bulunan perosidazlar benzer tepkime ile atomik oksijen verirler; H2O2 ->2H2O+O ki bu, fenol ve aminler gibi substratlar derhal yükseltger
2.3.3)TRANSFERAZLAR
Transferazlar bazı grupların ikinci bir sustrata aktarılmasını katalizlerler,ve aktarıldıklar gruba göre adlandırılırlar.Transfosforilaz,transaminaz,transmelitaz,transcilaz gibi besin kimyası ve teknolojisinde,mayalanma,tat ve koku meydana gelmesinde,meyvanın olgunlaşmasında,et gevrekleşmesinde ve birçok biyolojik sentezlerde önemli rol oynarlar.
2.3.3.1)TRANSFOSFORİLAZLAR
Transfosforilazlar enzimlerin önemli bi grubunu oluştururlar,fosfat veya pimfosfat kökünün bir molekülden başka bir moleküle akarılmasını katalizlerler.Fosfat grubu genellikle serbest olarak bulunduğu gibi bazı enzimlerin koenzimlerinde de bulunur.Bunu taşıyan enzimlere kinazlar denir,örneğin alkollü mayalanmada söz konusudur.
Adenozin trifosfat(ATP)
2.3.3.2)TRANSAMİNAZLAR
Balıca şiruvik asid olmak üzere keto asidlerle glutamik asid arasında, amonyağı serbest kılmaksızın,aminsizleşme ve aminlaşmeyi yaparlar.Bu şekilde amino asidden keto asid,keto asidden amino asid meydana gelir.Transaminazların koenzimleri pridoksal fosfattır.
Pridoksal fosfat
Transaminleşme yağ ve karbohidrat metabolizmasına bağlanmasında önemli rol oynar.Hayvansal organizmada keto asidlerden amino asidlerin sentezinde L-Plutamik asid,bitkilerde ise L-aspartik asid azot verici görevini görür.
2.3.3.3)TRANSMETİLAZLAR
Metil grubunu aktarırlar.ÖrneÄŸin organizmada metiyonin metil gruplarını etanolamin’e vererek kalin meydana gelir.
2.3.3.4)TRANSAÇİLAZLAR(Koenzim A ve lipoik asid)
Transaçilazlar bir verici molekülden alıcı moleküle bir açil grubu aktarırlar. Örneğin,koenzim A (KoA-SH Olarak kısaltılır)asetil grubunun aktarılmasını katalizler.
Asetil- X+KoA-SH->Asetil-S-KoA+SH
Asetil- S-KoA+YH->Asetil-Y-+KoA+SH
Koenzim A’nın yapı taÅŸları adenin,D-riboz,pantotenik asid,tiyo ekanolamin(sisteomin)ve 3 mol fosforik asiddir.
2.3.4)LİAZ ve LİPAZ (Sentetaz)lar
Liaz ve lipazlar (sentetazlar) iki molekülün,ATP’nin bölünmesiylebirlikte baÄŸlanmasını veya tersi reaksiyonu katalizler:
ATP+A+B–>C+ADP+H3PO4
Ligazlar sağa doğru olan reaksiyonu,liazlar da sola doğru olan reaksiyonu katalizler.Bu enzimler kopardıkları veya meydana getirdikleri bağlara göre gruplandırılırlar.Bunlardan bir C-C bağını koparan veya sentez edenler karboliaz ve karbosentetazlar (bu grupta dekarboksilazlar),su katılması veya ayrılmasını katalizleyenler,hidrolitik enzimler:Hidrota ve dehidratazlardır.Bunlardan fumaraz malik ve fumarik asidlerin birbirine dönüşmesini katalizler.
HOOC-CH2-CHOH-COOH<--->H2O+HOOC-CH=CH-COOH
Malik asid Fumorik asid
Hidrolitik enzimler çokluk tersinir reaksiyonları katalizler,onun için aynı zamanda sentetazlardır.
Birinci cins en önemli enzimlerden birisi,hayvansal dokularda ve alkollü mayalanmada önemli rol oynayan piruvat karboksilaz bir karbosentetazdır:
Piruvat + H2O +CO2 +ATP —-> Oksaloasetat +ADP +H3PO4
Maya,pirüvik asidi, tersinir olmayan şekilde,hayvansal dokularda bulunmayan pirüvat dekarboksilaz ( bir liaz ) etkisiyle, asetaldehide dekarboksilleştirir.
CH3-CO-COOH–>CH3CHO + CO2
Bunu yapan enzimin koenzimi kokarboksilaz tiamin pirofosfattır,mayadan kristalsi biçimde elde edilmiştir.
Tiamin pirofosfat ( TPP ),(Kokarboksilaz)
2.3.5 ) İZOMERAZLAR
İzomerazlar molekül içi değişimleri katalizlerler.
2.4)YEM ENZİMLERİ YARDIMI İLE KANATLI RASYONLARINDA BUĞDAY VE ARPA KULLANIMI
Son on yılda kanatlı beslenmesi alanında elde edilen geliÅŸmelerin en önemlilerinden birisi yemlere enzim katılarak arpa ve buÄŸday gibi yem ham maddelerinin büyük oranda kullanma olanağının saÄŸlanmış olmasıdır. Türkiye’nin degiÅŸik yörelerinin arpa ve buÄŸday tarımına e1veriÅŸ1i o1rnası bu ürünlerin geleneksel olarak üretimine neden olmuÅŸtur.Tarımsal üretim içinde buÄŸday ve arpa halen daha birinci sırada yer almaktadır. Bu ürünler her ne kadar insan tüketimine yönelik olarak üretiyor ise de. bunların bir bölümü kalite düşüklüğü veya stok fazlası nedenleri ile, hayvan yemlerinde kullanılmaktadır. BuÄŸday ve arpa büyük veküçükbaÅŸ hayvan yemlerinde istenilen oranlarda kullanılabilirken, aynı durum kanatlılar için geçerli olmamaktadır. ÖrneÄŸin, kanatlı yemlerine %10 arpa veya %35-40 üzerinde buÄŸday katılması sindirim bozukluklarına yol açarak. bunlardan yeterince yararlanmaya olanak vermemekte ve dışkının sulanmasına neden olmaktadır. BuÄŸday, arpa, çavdar ve yulaf gibi tahılların yapısında yer alan kimi polisakkaritler kanatlılar tarafından sindirilemediÄŸinden bu yem maddelerinin metabolik enerji deÄŸerlerinin düşük olmasına yol açmaktadır. Yukarıda sözü edilen polisakkaritlerden baÅŸlıcaları beta-glukanlar,arabino-ksilanlar ve selülozdur. Kanatlılar tarafından bu maddeleri parçalayacak enzim salgılanması yoktur. Bu nedenle, adı geçen maddelerin enerjisinden yararlanılamadığı gibi, bağırsak içeriÄŸinin viskositesini de artırdıklarından, beraberlerindeki diÄŸer besin maddelerinin de sindirimini olumsuz yönde etki1emiÅŸ olurlar.
Beta-glukanlar ve arabino-ksilanlar su tutma özelliğine sahip bilşikler olup sindirim sırasında tuttukları su nede-niyle içeriğin viskositesini artırırlar. Böyle bir içeriğin her yanına sindirim enzimlerinin işlemesi mümkün olmadığından ve de emilme yüzeyleri yeterli ölçüde işlevini yapamayacağından yemden yararlanma azalmış olacaktır. Bu düzeltebilmek çabası ile hayvan fazladan su içecek ve sonuçta dışkı kalitesi bozularakyapışkan ve sulu bir durum alacaktır. Oysa, mısır ağırlıklı bir rasyon ile beslenen kanatlıların bağırsak içeriği çok akışkan ve adeta su gibi bir durum göstermektedir.
Arabino-klisanlar çoklukla buğday ve çavdar yapısında ve rabino-ksilanaz enzimi yıkılarak kendisini oluşturan basit şekerlere ayrışıp su çekme ve viskositeyi artırıcı özelliğini kaybetmektedir. Benzer biçimde,arpada yer alan beta-glukanları da beta-glukanaz enzimi ile yıkıp olumsuz etkilerini kaldırmak mümkün olmaktadır.adı geçen bu enzimlerden oluşan ürünleri yemlere katarak, arpa ve buğdayı büyük oranlarda kullanmak,değişik ülkelerde yaygınlık kazanmaktadır.
Buğday ve arpanın içerdiği polisakkaritlerin farklı oluşu, bunlara ilişkin yem emzinlerinin de değişikliğine yol açmaktadır.Örneğin, beta-glukanaz enzimi içeren bir ürünün buğdaya önemli bir etkisi söz konusu olmayacaktır.
Böyle bir enzim katkısının ancak arpa ağırlıklı bir rasyonda kullanımı öngörülebilir. Buğday ağırlıklı bir rasyonda a
rabino-ksilanaz enziminin ağırlıkta olduğu bir enzim karması istenilen olumlu sonucu verebilecektir.Yem enzimleri genellikle enzim karmaları biçiminde hazırlanmaktadır. Ancsk, bu karmaların belirli bir enzim yönünden ağırlıklı olması etkinlik açısından önem kazanmaktadır.Çünkü,her çeşit enzimden eşit oranlarda sonuç almaya çalışmak hem bazı enzimlerim gereksiz yere harcanarak maliyetin artmasına hem de ürünün daha fazla hacimlerde hazırlanmasına yol açacaktır. Örneğin, arpanın fazla kullanılacağı bir rasyona beta-glukanaz enziminin çoklukla olduğu ve diğer enzim çeşitlerinden de seluloz enziminin ikinci sırayı aldığı bir karma en ekonomik sonucu verecektir. Bir başka değişle,buğdayın bolca ele alınacağı rasyon hazırlandığında arabino-ksilanaz ağırlıklı bir enzim karması seçilerek,bunun içinde bulunan bir miktar beta glukanaz ve selülaz enzimleri yardımıyla da yemle belirli ölçüde arpanın yer alması sağlanabilir.
Enzim karmalarının içinde belirli ölçüde olmak üzere, amilazlar (niÅŸastayı parçalayan),proteinazlar(deÄŸiÅŸik proteinleri parçalayan)gibi enzimlerede yer verilip, civciv lerde ilk 10-15 gündeki enzim salgılarındaki yetersizliÄŸe yardımcı olması amaçlanmaktadır. Yem enzimlerinin buÄŸday,arpa,çavdar ve yulaf gibi tahılların sindirilmesini artırması bunların metabolik enerji(ME)deÄŸerlerinin de artması anlamına gelmektedir. DeÄŸiÅŸik araÅŸtırma sonuçlarına göre buÄŸdayın ME deÄŸeri enzim katıldığında % 6-8 oranında artış gösterirken ,arpanın ME deÄŸeri %10-12 oranında yükselmektedir.(finnfeeds International,Avizyme TX ve SX çalışmaları). Bu durumda normalde 3100 kkal/kg. ME kapsadığıvarsayılan buÄŸdayın ME deÄŸeri enzim katıldığında 3286 ile 3348 kkal/kg ME arasındaki bir deÄŸere yükselecek demektir. Ayrıca, normal koÅŸullarda kanatlı rasyonlarına 400 kg’dan fazla buÄŸday katılma olanağı yok iken , enzim katıldığında 700 kg’a kadar buÄŸday katabilme olanağı doÄŸmaktadır. Bunun yanında,buÄŸdayın kapsadığı protein oranının mısırdan % 50 dolayında daha fazla oluÅŸu, pahalı protenin kaynaklarının daha az kullanılma avantajını da saÄŸlamış olacaktır. Benzer biçimde, arpaya özel enzim ürünü kullanarak, normal koÅŸullarda 2650 kkal/kg dolayına ME kapsayan arpanın bu deÄŸeri, 2915 ile 2968 kkal/kg dolaylarına çıkmaktadır. EÄŸer daha dolgun taneli arpa söz konusu ise, 2700 kkal/kg ME kapsamı 3000 kkal/kg düzeyini aÅŸmaktadır. Ancak, normalde yeme fazla katılma ÅŸansı olmayan arpa, enzim ile kullanılırsa 600 kg/ton düzeyine kadar varan bir kullanım oranına ulaÅŸabilmektedir. BuÄŸday ve arpaya dayalı kanatlı rasyonları ile karşılaşılan ticari açıdan bir sorun gibi ortaya çıkan,en önemli yan ürünlerdeki rengin açılmasıdır. Mısırın ağırlıkta olduÄŸu rasyonlarda sarı renk yeterli ölçüde ürünlere geçmekte ve bir miktar kırmızı kullanımı ile istenilen turuncu renk elde edilebilmektedir. BuÄŸday ve arpanın ağırlıkta olduÄŸu rasyonlarda ise hem sarı, hem de kırmızı renklendiricilerin bulundurulması istenebilecek ve bunun getireceÄŸi maliyet artışını da hesaba katmak gerekecektir.
Yeme enzim katılmasının ekonomik analizine bakıldığında; enzim tutarının kullanılacak buÄŸday ve arpa tutarına eklendiÄŸinde elde edilecek harcama, aynı amaçla kullanılacak, mısır tutarına eÅŸit veya altında oluÅŸuyor ise enzim kullanımı daha ekonomik demektir. Çünkü buÄŸday ve arpa kullanımının getireceÄŸi protein fazlasının deÄŸeri, mısırın getireceÄŸi renk farkından daha fazla olacaktır. EÄŸer buÄŸday maliyeti mısıra eÅŸdeÄŸer veya fazla ise,bu durumda enzimin getireceÄŸi maliyet artışı ekonomik olma özelliÄŸini ortadan kaldırabilecektir.Genellikle, büyük baÅŸ yemlerinde kullanılmak amacıyla üretilen arpanın kanatlı yemlerinde enzim eÅŸliÄŸinde kullanımıyla göze batar ölçüde maliyet indirimi saÄŸlanabilmektedir. ÖrneÄŸin, arp ve enzim tutarı, mısır fiyatının %90′ından daha aÅŸağıda ise arpa kullanmak daha karlı demektir. Çünkü enzim katılan yemlerde arpanın ME deÄŸeri 3000 kkal/kg dolayına çıkmaktadır, ki bu mısırın kapsadığı 3300 kkla/kg ME miktarının %90′ı dolayındadır.
BuÄŸdayın ağırlıklı olduÄŸu civciv rasyonunda peletleme ve ufalama iÅŸlemlerinin uygulanması genellikle gerekli olmaktadır. Çünkü, un haline gelen buÄŸday, civcivlerin gagalarında içtikleri su ile karışarak hamurlaÅŸmakta ve gaga kilitlenmelerine yol açarak açlıktan ölümlere neden olabilmektedir. Bu durumun önlenmesi peletleme ve arkasından da ufalama (crumble) yaparak saÄŸlanabilir. Peletleme iÅŸlemleri genellikle 70 -75 C arasında yapılırsa da kimi zaman sıcaklık 85 - 90 C ‘lere kadar çıkabilmektedir. Yemde kullanılmak istenen enzimin yukardaki sıcaklıklara dayanabilecek bir teknoloji ile üretilmesi gerekmektedir. Enzimler protein yapısında maddeler olduÄŸu için 60 C’yi geçen sıcaklıklarda bozulup etkinliklerini kaybedebilirler. İşte böyle bir tehlikeyi önlemek için, enzimin özel iÅŸlemlerden geçirilip, 90 -95 C’lere kadar dayanmasını saÄŸlamak gerekmektedir.Sözü edilen sıcaklıkların üzerindeki uygulamalar genellikle yem endüstrisinde yer almamaktadır, eÄŸer aşırı ve uzun süreli sıcaklık uygulamaları sözkonusu ise böyla durumlarda peletleme iÅŸleminden sonraki soÄŸutma bitiminde sıvı enzim ürünleri ile püskürtme yapılabilmektedir. Granül olarak hazırlanan enzimler sıcaklığa dayanıklı olduÄŸu gibi, aynı zamanda 9 ay gibi bir süre boyunca saklama ömrüne de sahiptirler.Sıvı enzimlerin saklama ömrü ise 2-3 ay kadardır.
Kanatlı rasyonlarına enzim katarak, buÄŸday ve arpa gibi Türkiye’nin geleneksel iki tahılının istenilen miktarda kullanılabilir duruma getirilmesi dış alımlara bağımlılığı azaltması yönünden de ayrıca önem taşımaktadır. Özellikle mısıra bağımlılığı ortadan kaldırması ve buÄŸday kullanımı sonucu olarak soyadan tasarrufa yol açan enzim uygulaması,mısır ve soyanın iyi saklanamaması sonucu oluÅŸan, mikotoksin sorununu da önemli ölçüde ortadan kaldırmış olmaktadır. Mısırın hasadı sırasında fazla nemli olması küf mantarları için iyi bir üreme ortamı oluÅŸturmaktadır. Bu nedenle mısırın kurutulması gerekmekte ve saklanması için de dikkatli olunması en önemli koÅŸulu oluÅŸturmaktadır. Bu tür önlemler ise maliyeti artırmaktadır. BuÄŸday ve arpa ise daha hasat zamanında küflenmeye fırsat vermeyen kuruluÄŸa ulaÅŸmış olmaktadır. Bu tahılların uzun süreli saklanmaları da mısıra oranla daha kolaydır.yukarıda belirtilen yararlar göz önüne alınarak kimi batı ülkelerinde buÄŸday kullanımı mısıra tercih edilmektedir.ÖrneÄŸin ,İngiltere’de kanatlı rasyonlarına giren tahılların başında gelmektedir.Un yapımı için elveriÅŸli olmayan ve daha düşük kalitedeki buÄŸdayın enzim katılarak kanatlı yemlerinde kullanılması,daha da ekonomik bir durum yaratmaktadır.Arpa kullanımında da benzer durum ortaya çıkabilmekte ve biracılık için uygun olmayan arpa çeÅŸitlerinin enzim yardımıyla kanatlı yemlerinde deÄŸerlendirilebilmesi mümkün olmaktadır.sonuç olarak denilebilir ki,buÄŸday ve arpanın,kendilerine özel enzim katkıları sayesinde,kanatlı yemlerinde kullanılması hem ekonomik yem yapma açısından,hem de dışa bağımlılığı azaltması bakımından önem taşımaktadır.
2.5)KANATLI YEMLERİNDE ENZİM KULLANIMI VE BU ALANDAKİ GELİŞMELER
Son on yıl içinde,kanatlı beslenmesinde görülen en önemli geliÅŸme,etlik piliç üretiminde arpa ve buÄŸdayın büyük miktarlarda kullanılabilir duruma getirilmiÅŸ olmasıdır.Finlandiya’nın arpa dışında tahıl üretiminde uygun olmayışı ve etlik piliç üretimi için mısır yönünden dışa bağımlı durumda olma durumu,Finli araÅŸtırmacıları arpa kullanabilme olanaklarını araÅŸtırma yönüne itmiÅŸtir. Sonuçta, arpanın etlik civciv ve piliç yemlerindeki olumsuz etkileri beta-glukanaz enziminin geliÅŸtirilmesi ile ortadan kaldırılmış ve 1985 yılında yem enzimleri piyasay sürülmeye baÅŸlamıştır. Daha sonraki giriÅŸimlerle buÄŸday,çavdar,yulaf gibi kanatlılarda fazla kullanılmayan yem maddelerinin kullanımını saÄŸlayabilen enzimler geliÅŸtirilmiÅŸtir.
Kanatlı yemlerine fazla miktarda arpa veya buğday gibi tahılların katılması, ince bağırsaklarda akışkanlığı azaltarak(vikositenin artışı),sindirim aksamasına ve yapışkan dışkı oluşumuna yol açarak ıslak altlık sorunu yaratmaktadır.
İnce bağırsakta viskositenin artışı,hayvanın kendi salgıladığı enzimlerin yeterli etkinlikte sindirimi saÄŸlayamamalarına yol açarak,hayvanın canlı ağırlık artışı ve yemden yararlanma oranını olumsuz yönde etkilemiÅŸ olmaktadır.Viskosite artışının böyle bir etkisi Åžekil-1′de gösterilen bir çalışma ile açıklanmıştır.(Bedford ,1992).
Şekil-1.İnce bağırsakta viskosite artışının canlı ağırlık artışı ve yemden yararlanma etkisi(Bedford 1992).
İnce bağırsak viskositesi(cps=centipoise)
İnca bağrsakta viskosite artışına neden olan maddelere bakıldığında, bunların ham selüloz kapsamına giren ve hemiselülozu oluşturan bileşikler olduğu anlaşılmaktadır.Bu bileşiklere grup adı olarak pektinler, nişasta yapısında olmayan polisakkaritler (NSP) veya yüksek molekül ağırlığına sahip karbon hidratlar da denilmektedir.
Viskosite artışına yol açan bu gruptaki bileşiklere ayrı ayrı bakıldığında, bunların beta-glukanlar(arpa ve yulafta)veya arabinoksilanlardan(buğday ve çavdarda)meydana geldiği görülmektedir.
Kanatlı yemlerinde yaygın olarak kullanılabilen kimi tahıllarda bu tür bileÅŸiklerin bulunma oranları tablo-1′de gösterilmiÅŸtir.
Tablo-1.Mısır,buğday ve arpada yaygın olarak raslanılan analiz değerli (Kuru maddede)
Yapısal Madde Mısır Buğday Arpa
Ham yaÄŸ(%) 5 2 3
Ham protein(%) 9.5 13.0 12.5
Serbest ÅŸekerler(%) 1 3 2
NiÅŸasta(%) 71 68 62
Hücre duvarını oluşturanlar(%) 9 11 1.9
-Karışık beta-glukanlar(%) - 0.8 3.4
-Arabinoksilanlar(%) 4.9 6.0 7.0
-Selüloz(%) 2.6 2.5 5.3
-Lignin(%) 0.6 0.8 2.2
Ham enerji(kkal/kg) 4500 4425 4425
Metabolik enerji(kkal/kg) 3850 3500 3100
Tablo-1′ den de izlenebileceÄŸi gibi,mısırın yapısında yer alan düşük düzeydeki hüsre duvarı elemenleri mısırlı yemlerin viskositesine önemli bir etkide bulunamadığından ince bağırsaktaki akışkanlık çok rahat olmakta ve hayvanın yemden yaralanmasıda ona göre artmaktadır.BuÄŸdayın mısırdan daha yüksek düzeyde arabinoksilan kapsaması,daha az sindirilip daha düşük metabolik enerjidüzeyine sahip olmasına neden olmaktadır.Arpa kullanılması durumunda yemlerin sindirimi,yüksek beta-glukan kapsamı nedeniyle,daha da düşmekte ve kanatlı yemlerinde kullanımı son derece azalmaktadır.BuÄŸday veya arpa kullanımına baÄŸlı olarak artan viskosite,hayvanın daha çok su içmesine yol açmakta ve bunun sonucu olarak da dışkı daha sulu ve yapışkan bir duruma gelmektedir. Bozulan dışkı, altlık ıslanmasını artırarak koksidiyoz sorununu güçleÅŸtirmektedir.Ayrıca altlık kalitesinin bozulması kümes içi rutubet ve amonyak düzeyini artırarak solunum yolu hastalıklarına ortam yaratmaktadır.
İnca bağırsaklardaki viskosite artışına etkin olan ve niÅŸasta yapısında olmayan polisakkaritlerden(NSP) özellikle suda eriyenler büyük önem taşımaktadırlar. Annison(1991) Avustralya’daki kimi buÄŸday çeÅŸitlerinin neden düşük ME kapsadığını incelediÄŸinde, buÄŸdayın içerdiÄŸi suda çözünebilirli NSP oranı ile kapsadığı ME Arasında ÅŸekil-2′de görülen yakın iliÅŸkiyi saptamıştır.Buna göre buÄŸdayın yapısındaki suda çözünen NSP oranı arttıkça ,buÄŸdayın kapsadığı ME miktarı azalmaktadır.Böyle bir etkiyi farklı bir yaklaşımla ele alan Chort(1992),buÄŸdaydan elde edilen arbinoksilan ekstraktını farklı miktarlarda,viskositesi düşük,bir etlik yeme katarak yapacağı etkileri incelemiÅŸ ve tablo-2′de görülen sonuçları elde edilmiÅŸtir.
Åžekil-2.Etlik piliçlerde düşük ME’li buÄŸdayın içerdiÄŸi suda çözünen niÅŸasta yapısında olmayan polisakkaritler(NSP)ile
ME değeri arasındaki ilişkiler.
NSP=Nişasta yapısında olmayan polisakkaritler
Bu araştırmaya göre, artan oranlardaarabinoksilan katılması yemin yararlanılmasına ilişkin değerleri düşürme yönünde etkimiştir.
Tablo-2.Sorgum ve kazeine dayalı etlik piliç yemine farklı oranlarda katılan buğday arabinoksilanlarının etkisi(Choct,1992).
Buğday arabinoksilanı katkısı(g/Kg)
Kontrol 10 25 40
Arabinoksilanlar(g/kg KM) 25.9 34.9 48.0 65.7 ME(kkal/kg KM) 3600 3500 3200 3000
Ağırlık artışı(6 günlük/g) 349 352 268 216
Yemden yararlanma oranı 1.91 1.95 2.49 2.70
İnce bağırsakta sindirilme oranı (%)
NiÅŸasta 96 95 92 82
protein 75 73 69 61
YaÄŸlar 93 92 76 69
a,b,c=aynı harfi taşımayan değerler istatistiksel önemde farklıdır(P<0.05).
Civciv ve piliçlerde yapılan viskosite çalışmalarının sonuçlarına göre canlı ağırlık kazancı ve yemden yararlanma üzerine viskosite artışının olumsuz etkisi %70-80 oranında hesaplanmaktadır(Graham,1994)
Arpa, buğday, çavdar ve yulaf gibi, kanatlıların sindirim sisteminde viskosite artışına neden olan,tahıllardaki etkin maddeler beta glukanlar ve arabinoksilanlar olduğuna göre bunların yıkılması ve eriyebilir yapı taşlarına ayrılması sorunu çözüp, bu tahıllardan yararlanma oranını artıracaktır.İşte bu amaçla beta-glukanaz ve ksilanaz enzimleri kullanıma geçilerek kanatlı yemlerinde arpa ve buğdayın büyük oranlarda yer alması sağlanabilmiştir.
İlk uygulaması 1984 yılında Finlandiya’da baÅŸlayan,arpa enzimi beta glukanaz ile yapılmış bir çok denemenin verdiÄŸi sonuçlara göre,arpanın besleyici deÄŸeri buÄŸdayınkine eÅŸdeÄŸer duruma gelebilmektedir.(Graham veStobard,1993). Bu konuda yapılmış 29 denemenin özet sonucu tablo-3′te gösterilmektedir.
Tablo-3.Arpaya dayalı enzim katılarak 400.000 etlik pilicin yer aldığı 29 denemenin ortak sonucu ile buğdaylı rasyonun karıştırılması(besleme süresi 44 gün)
Yem Çeşidi Canlı ağırlık(g) Yemden Yaralanma oranı
Buğdaya dayalı kontrol 1851 2.01
%46 Arpa+Enzim* 1881 1.98
*Avizyme sx,Finnfeeds International Ltd.
Buğdayda viskositeye neden olan arabinoksilanların yıkılması amacıyla geliştirilen ksilanaz enziminin kullanımı,broyler performansını olumlu yönde etkileyerek,buğdayın ME ve potein miktarının yükseltilmesi sonucu ortaya koymuştur.Bu konuyu araştırmak amacıyla,buğdaya dayalı bir kontrol rasyonu hazırlanarak belirli bir broyler grubuna yedirilmiş ve aynı rasyona enzim katılıp ikinci grubu oluşturan broylerlere verilmiştir.Üçüncü grup olarak bir başka sürüye ise, kontrol rasyonundan %6 daha az ME içeren bir formül yapılıp buna da enzim
katılmıştır.Böyle bir denemenin sonuçları tablo-4′te gösterilmiÅŸtir.(Graham ve Stobard 1993)
Tablo-4.Buğdaya dayalı yemlere enzim katılarak 42.güne kadar beslenen etlik piliçlerden elde edilen sonuçlar.
Buğdaya dayalı kontrol+ Kontroldan %6
kontrol rasyonu enzim*düşük ME + enzim*
Başlangıç ağırlığı(g) 48 51 48
Kesim ağırlığı(g) 2154 2222 2236
Yemden yararlanma oranı 1.73 1.62 1.68
*Avizyme TX,Finnfeeds International Ltd. ,UK
Yem enzimlerinin en önemli etkisi viskositenin düşürülmesi ise de, bunun yanında , beta-glukan ve arabinoksilanları yıkarken, hücre duvar yapısınında bozulması sonucu, hücre içi protein ve nişasta gibi besin maddeleri açığa çıkarak,yemden yararlanma artmaktadır.
Proteinlerden yararlanmayı artırmak amcıyla, proteaz enzimleri de mikrobiyal yollarla üretilip enzim karmalarında,diğer enzim çeşitleriyle birlikte, yer almaktadır. Böylece hazırlanan enzim karması arpa ve buğday gibi tahılların hem ME,Hem de protein değerlerini yükseltebilmektedir.
Buğday ve arpaya ilişkin enzim etkisi viskositenin azalması biçiminde ortaya çıktığına göre, yemin içindeki diğer hammaddelerden gelen yağ ve protein gibi besin maddelerinin viskositeden ileri gelecek değer artışları buğday ve arpa gibi tahılların besleyici değerine eklenecektir. Çünkü buğday ve arpa gibi viskosite artıran bir tahıl olma-saydı yemin tüm bileşenleri normal değerlerindesindirilmiş olacaklardı.
Yem enzimlerinin kullanımı henüz yeni olmakla beraber bu alanda daha etkin ürünler elde edilmesi ve etkinin deÄŸiÅŸik yanlarının açıklanabilmesi hususlarında yeni çalışmalar yapılmakatadır. Bu çalışmaların çoÄŸu buÄŸday ve çavdara daha fazla etkinlik yaratacak, ksilanaz enziminin elde edilmesinde kullanılan mikroorga-nizmalardan Trichoderma longibrachiatumun verdiÄŸi ksilanaz Humicola ve Aspergillus’tan elde edilenlere
oranla daha etkin bulunmuştur. Ayrıca, farklı Trichoderma çeşitleriyle elde edilen ksilanaz aktiviteleri arasındada farklılık saptanmıtır.(şekil-3)
Aynı araştırıcılar Bacillus suptilis organizması kullanarak iki çeşit preteaz elde etmişler ve bunları Trichoderma-1 olarak adlandırdıkları ksilanaz ile birlikte kullandıklarında, farklı buğday çeşitlerine göre farklı etkinlikler elde etmişlerdir.(şekil-4)
Bu çalışmaların sonuc olarak, firmaların satmakta oldukları ticari enzim preperatlarını değiştirip Avizyme 1000 serisini geliştirmişlerdir(Tablo-5)
Tablo-5 Avizyme 1000 serisi yeni enzim ürünlerini içerdiği enzim çeşitleri ve etkime alanı
Avizyme çeşidi Etkilediği tahıl Ksilanaz Beta-glukanaz Proteaz
1100 Arpa + + +
1200 BuÄŸday+Arpa + + +
1300 BuÄŸday + + +
Yeni geliştirilen avizyme 1300 ile hazırlanan buğday ağırlıklı rasyonlar yardımıyla, buğdayın ME değerini nekadar artırabileceğini ölçmüştür.(Şekil-5)
Bu denemelerde 3080 Kcal/Kg ME içeren buÄŸday örneÄŸinden % 58 oranında kullanarak etlik civciv yemi formüle edilip temel rasyon olarak elde edilmiÅŸtir. Bu temel rasyona göre buÄŸdayın enerji deÄŸeri % 3,6 ve 9 oranlarında artırılmış kabul edilerek, daha az yaÄŸ ve daha çok buÄŸday içeren bilgisayar formülasyonları yapılarak hayvanlara yedirmiÅŸlerdir (Bedford,1995).Burada BuÄŸdayın içerdiÄŸi ME düzeyi sırasıyla 3172,3265 veya 3357 kkal/kg olarak farzedilmiÅŸtir. Åžekil-5′te görüleceÄŸi gibi, buÄŸdayın ME deÄŸerini % 6 artırmakla yemden yemden yararlanma oranında kontrol gruplarına göre daha olumlu sonuç alınmıştır. Bu sonuçlara göre araÅŸtırıcı,Avizyme 1300 kullanarak, buÄŸdayın ME deÄŸerinin güvenle %6 oranında artırılabileceÄŸini ve 3250 kkal/kg deÄŸerinin üst sınır kabul edilmesini belirtmiÅŸtir.Bu çalışmalar sırasında ince bağırsakların sonuna doÄŸru yapılan ölçümlerde enerji ve protein sindirimindeki artışlar saptanmıştır.(Tablo-6)
Tablo-6 Avizyme 1300 Katılmış buğday ağırlıklı etlik civciv yeminin ince barsaktaki sindirim oranına etkisi(% olarak)
Besin maddesi Kontrol Kontrol + Aviyme 1300
Enerji 67.4 73.1
Protein 72.1 77.3
Metiyonin 76.8 84.3
Sistin 48.2 65.6
Lizin 80.8 87.1
Treonin 65.8 74.4
Bu artışlar göz önüne alındığında etliik civciv veya piliç rasyonuna katılacak % 6 veya üzeriindeki buğday miktarı hayvanın protein, esensiyol amino asitler ve ME yönünden gereksiniminin önemli bir bölümünü karşılamış olacaktır.Buna ilişkin hesaplama sonuçları şekil-6 da verilmektedir.Avizyme 1300 kullanarak buğdayın ham protein vve amino assit oranlarında % 10 artış yapabileceği önerilmektedir.
Arpaya dayalı rasyonlarda ise Avizyme 1100 kullanarak arpanın ME değerinde % 10, ham protein ve amino asit değerlerinde % 15 artış yapabileceği güvenli kabul edilmektedir.
Buğdayla birlikte 300 kg/ton düzeyine kadar arpa kullanımına olanak veren Avizyme 1200 ile yapılan formülasyonlarda hem buğday, hem de arpanın ME değerinin %6 ve ham protein ile amino asit değerlerinin %10, artırılması öngörülmektedir.
Yukarıda belirtilen besleyici değer artışları yapılarak bilgisayar programına girilecek enzimli buğday ve arpanın yem maliyetinde yapacağı ucuzlatma enzim masrafının birkaç katı düzeyinde oluşabilmektedir.Doğaldır ki böyle bir fark buğday fiyatının mısırdan veya arpa fiyatının buğdaydan ne kadar aşağıda oluşuna bağlıdır. Yem enzimlerinin elde edildiği mikroorganizma türlerine göre gösterdiği ayrıcalıklar kanatlı sindiirim sisteminin koşullara göre uymlu olmalıdır. Örneğin kimi ksilanaz türleri en yüksek aktivitesini 50-55 C arasında gösterirken bir başkası 40-45 C arasında göstermektedir.Kanatlıda vücut sıcaklığı 41 C dolayında olduğuna göre ikinci tip ksilanaz seçilmelidir.Benzer durum asidite yönünden de söz konusudur.Kimi enzim çeşitleri 3 ile 5 pH sınırları arasında yüksek aktivite gösterirken kimileri 5.0 le 6.5 pH arasında en yüksek aktiviteye ulaşmaktadır (Bedford,1993).İnce bağırsaklarda pH 5.5 - 6.5 arasında seyredebileceğine göre ikinci tip enzimin seçilmesi doğaldır.Şimdiki durumda arpa,buğday,çavdar,yulaf gibi tahılların daha iyi değerlendirilebilmesi için alanında uygulanmakta olan enzimler yakın bir gelecekte diğer yem maddelerini de etkileyecek biçimde geliştirilme yolundadır.
2.6)KANATLI MEZBAHASI YAN ÜRÜNLERİNDE ENZİM KARMALARININ KULLANILMASI
Kanatlı yan urünIcri yemin degerliliÄŸini artırmak üzere yapılan enzimle ön-sindirim iÅŸlcminde tek yönlü enzim uygulamasının yanı sıra, karmaları da kullanılarak hayvan beslemesi için gerekli olan önemIi besin unsurlarının hepsine yönelik baÅŸanIı bir uygulama yapılmış olur. Bu konuyla ilgili yapılan çaIışmaIardan S.D. Harvey’in 1992 yılında yayın1adığı bir makalede hidrolize tüy unu Uzerinde enzim kokteyli kullanarak tüy ununun hayvan besleme açısından arttırılmasından bahsctmiÅŸtir.
Tüy Unu uygun ısı iÅŸllemlerinden geçiriIdikten sonra çeÅŸitli hayvan türrIeri için protein suplamenti olarak kullanılan deÄŸerli bir yem katkısı olarak kabul görmüştür. n Kan unuyla sinerjik olarak sütten yeni kcsiImiÅŸ danalarda ve özellikle kanatli beslenmesinde besin yoÄŸunIuÄŸunu arttırıcı olarak kullanılır. Fakat klasik yöntemlerin kullanıldığı tüy unu teknolojisinde yüksek buhar basıncı altında ısı uygulaması tüyün içindeki deÄŸerli proteinleri tahrip etmekte (özellikle sistin), tüyün besleyiciIiÄŸini azaltmaktadır. Tüy’ün in vivo olarak sindirilebiliriÄŸinin düşük olması, tüydeki polipeptit zincirJerinin arasındaki di-sülfit baÄŸlarının hidrolize edilememesinden ileri gelmektedir.Bunların sindirilebilirliÄŸini artırmak üzere kullanılan klasik buhar basıncı altında piÅŸirme iÅŸlemi, diÄŸer gerekli olan proteinlerin denature olmasına sebep olmaktadır. Ayrica bu tip piÅŸirme iÅŸlemi sorucunda duÄŸal görüntüsünden uzak, kahverengi, istenrneyen bir görünüm ortaya çıkmaktadır.
Geliştirilmiş enzim hdroliziyle işleme yönteminde proteaz, amilaz ve lipazdan oluşan enzim karması kullanılmaktadır. Bu karma inatçı di-sülfit bağlarının hidrolize edilmesini sağlar. Sodyum-suülfat katılarak da iyonik ortam oluşturulur. Son ürünü oluşturana kadar uygulanacak işlernlerden enzim katımı, sadece proteinin kullanılabilirliğinin arttırılmasına yöneliktir. Bunun dışındaki diğer aşamaları da belli standartlar çerçevesinde uygulamak gerekir Bunlar:
· Sterileyi sağlamak;
· Nemini gidemek;
· Dayanıklı, depolanır son ürün oluşturmak;
Enzirn karışımıyla işleme aşamaları kısaca aşağıdaki gibidir:
· Islak tüyler, yüzey suyunun giderilmesi için preslenir; rutubet
oranı % 50 nin altına indirilir. (Mekanik yöntemler ısı yöntemlerinden daha ekonomiktir).
·İşlenecek olan tüyler bir karıştırıcıya alınır.İçine enzim karışımı ve sodyum-sülfat eklenir(Sodyum-sülfat enzimlerin daha çok etkili oldukları iyonik ortam için eklenir)ve 25 dakika karıştırılır.
·Spesifik bir formülasyon hazırlamak için, içine yağlı tohum küspesi ilave ederek tekrar karıştırılır. Bu rutubeti %30 un altına indirici ve enzimatik reaksiyonları engelleyici bir etki yapar.
·Bu karışım; ekstruderlere doldurulur ve son piÅŸirme iÅŸlemi uygulanır. Bundaki amaç enzim etkisini tamamen durdurmak ve ürünü sterilize etmektir. Ekstrüzyon, nemi %18′in altına düşürür.
·Son olarak soÄŸutucu ve kurutucu iÅŸleme geçilir.Daha sonra orta granüler boyutta kıyıldıktan sonra son ürün oluÅŸturulmuÅŸ olur.Son ürünün nem oranı %10′un altındadır.Tablo 3′te oluÅŸturulan son ürürnün besin deÄŸerleri gösterilmiÅŸtir.
Kuru madde >%88.00 Protein >%45.00
Yağ <%1.50 Kül <%20.00
M.E. 3050 Cal/kg Kalsiyum %0.13
Fosfor %0.54 sodyum %0.13
Potasyum %0.58 Magnezyum %0.18
Lizin %1.35 Metiyonin %0.39
Sistin %2.70 Arjinin %3.10
Histidin %0.55 Treonin %3.10
Triptofan %0.38 Lentiyonin Eseri
Bu ÅŸekilde ekstrude edilmiÅŸ ürün her çeÅŸit kanatlı, domuz, somon balığı ve petler için yem olarak kullanılmak-tadır. Aynca ticari sütçü sığır sürüleri için iyi bir protein suplamenti olarak kullanlmaktadr. Bu yem sayesinde süt miktarının ve içindeki yaÄŸ oranının yiikseldiÄŸi saptanmıştır. Enzim hidrolizinin en büyük avantajı ısı iÅŸlemini sınır-landırmasıdır Bununla beraber yüksek sıcaklığın meydana getireceÄŸi besin kayıplarının önüne geçilmiÅŸ olunur. 1993′te Woodgate’in yaptığı bir çalışmada buhar basıncı ile hazırlanmış tüy unuyla, enzim bio-teknolojisiyle hazır-lanmış tüy unu arasindaki protein deÄŸerleri farkı Tablo 4′de verilmiÅŸtir.
Tablo 4 Buhar hidrolizi Tüy unu Bio - işlemli tüy unu
2 Aşamalı işlem koşulları 33 dk. 105 C+ 45 dk.60 C
(Enz)+
30 dk. 165 C 15 dk. 120 C
TME,MJ/Kg 13,80 15,90
Protein % 84,50 84,20
Lizin % 1,38 1,56
Metiyonin% 0.52 0.61
Sistin 3.56 4.98
Treonin 2.70 3.25
Triptofan 0.62 0.69
Enzim karması kullanılarak yapılan ekstrüzyon yöntemini ekonomik açıdan değerlendirecek olursak daha uyumlu sonuçlar elde ederiz. Örneği ekstrusyon yöntemi için gerekli olmayan kaynatıcı, ekonomik bir fayda olarak kabul edilebilir. Ayrıca ekstrusyon için harcanan toplam maliyet, yüksek basınçla hidrolizasyon için harcanandan daha azdır. Buna ek olarak daha az enerjiye ihtiyaç vardır.
İki sistem neticesinde ede edilen proteinlerin mali değerlerini kıyaslayacak olursak enzimin katımıyla iki misli kar sağlanmış olduğunu görürüz.
Enzim hidrolizi çalışmaları genellikle tüy üzerinde yapılmakla birlikte diğer atık ürünler üzerinde de uygulanabilir. Bu ürünlerin de gastrointestinal sistemde; benzer oranda sindirilebilirliği mevcuttur. (Tüyün kokteyl ile hidrolizi konusunda kimyasal ve biyolojik detaylar üzerinde henüz geniş bir bilgi yoktur).
Enzimin etkinliği için kullanılacak enzim karışımının uygun kombine edilmesi gerekmektedir.Ayrıca ortamın iyonik durumu da çok önemlidir. Genç piliçlerin tüyleriyle;olgun pliçlerin tüylerinin hiralizasyonlarında farklılıklar söz konusudur.
3-SONUÇ
Son birkaç yılda dünyanın çeşitli yerlerindeki araştırıcılar ve ticari firmalar yem enzimlerine büyük ilgi göstermeye başlamışlardır.Bu ilgi,müşteri isteğine uygun belirli yemler için,türlere özel,çoklu enzim kavmalarının geliştirilmesi sonucunu yaratmıştır.Bu ürünler yem yapım işlemlerinden etkilenmekte ve uygun türdeki hayvanın sindirim siteminde aktivitesini koruyabilmektedir.
Enzim katkısının,ticari yemlerde verimlilik düzeyini yükselttiği ve perfonmansı düşürmeden daha değişik yem maddelerinin yeme katılabileceği mümkün kıldığı ispat edilmiştir.Ayrıca,enzim katkısı yemin maliyetini düşürebilmekte ve yem yapımcısına daha esnek davranış imkanı vermektedir.
Yemlere enzim katılmasının,gelecekte yem endüstrisi için çok değerli bir vasıta olacağı büyük bir olasılıktır.Bunun yanında yem yapımcılarının dikkat etmesi gereken diğer bir hususda,hayvan yemlerine katılması uygun olmayan enzim ürünlerinin halen daha piyasalarda yer alabilmesidir.Etkin yem enzimlerinden tam olarak yararlanabilek uygun yem formülasyonlarının hazırlanabilmesine bağlıdır.
Yem katkı maddesi olarak enzim kullanımının saÄŸlamış olduÄŸu fayda ilk olarak 35 yıl önce Washington State üniversitesi’ndeki arastırmacılar tarafndan gündeme getirilmiÅŸtir. Enzirn ilavesi yemin kalitesini arttırmak yönünde saÄŸladığı faydanın yanı sira ekonomik açıdan da tercih edilmektedir. Bu nedenle çok uzun yıllar boyunca yem araÅŸtırmacılar enzim sistemleri üzerinde çalışmışlardır. Son yıllarda özellikle atık materyallerin geri dönüştürülmesinde kullanılan bio-teknik yöntemler bu ürünlerin maksimum seviyede kullanılabilirliÄŸini saÄŸlamaktadır.
Enzimin yararlılığını etkileyen bir çok faktörün yanı sıra, yeme, yemin işlenmesinden önce veya sonra katılması da çok önemli bir faktördür. Enzimerin önce katılmasıyla ön sindirime tabi tutulan rasyonların özellikle broyler bes-lenmesinde önemli bir yeri vardır. Enzim katma işlemi peletleme öncesi yapılabildiği gibi; işlem süresi boyunca ya da peletleme sonrası da yapılrnaktadır. Enzim işleme süresi boyunca katılıyorsa özellikle çok dikkat edilmesi gerekmektedir.
Teves ve arkadaşlarının bildirdiğine göre en olumlu etki eksojen enzimlerin, işleme önce katılmasıyla alın-mıştır. Böylece yemin besleyici değerini azalt ısı düzeyi düşürülmekte ve ısısnın uygulandığı zaman aralığı daral-tılmaktadır.Böylece yemin katalitif olarak değeri arttırılırken dolaylı yoldan mali kar elde edilmektedir.Birim za-manda buhar hidrolizi için gerekli olan ısı,enzimle hidroliz için gerekli olan ısıdan daha fazladır.
4-KAYNAKÇA
1-BAHADIR O. Broyler rasyonlarına enerji kaynağı olarak mısır yerine buğdayın çeşitli enzimlerde kullanım olanaklarının karşılaştırılması üzerine bir araştırma 1997
2-Kartal Kimya Kaynak derlemeleri 1991-1997
3-Prof. Dr. KESKİN H. Besin Kimyası 1987
4-Prof. Dr. YELDAN M. Yemler ve hayvan besleme ANKARA 1994
5-Doç. Dr. IŞIK N. Hayvan beslemede iz elementler, etkicil maddeler ve antibiyotikler ANKARA 1975
6-Doç. Dr. KILIÇ A. Yemler ve hayvan besleme İZMİR 1988
Kategori: Biyoloji