Kalıtsal Özelliklerin Aktarılması:
12 Temmuz 2007
Kalıtsal Özelliklerin Aktarılması:
1.Canlılarda Çeşitlilik: Canlı türleri arasında farklılıklar olduğu gibi bir türün bireyleri arasında da farklılıklar dikkati çeker. Örneğin kedilerin tüylerinin renklerinin farklı olduğu gibi uzunlukları da farklı olabilir. Canlılardaki bir çok özellik yavrularına aktarılmaktadır. Bu tür özelliklere kalıtsal özellikler denir. Çinli bir anne babanın çocuğu kendileri gibi çekik gözlü, düz saçlı ve beyaz tenlidir. Oysa, zenci anne babanın çocukları kıvırcık saçlı ve siyaha yakın ten renklidir.
Aynı türden canlılar dikkatle incelenirse aralarında bazı farklılıkların olduğu görülür. Örneğin tüm insanlar aynı türden oldukları halde derilerinin rengi, saçlarının düz ve ya kıvırcık oluşu, gözlerinin rengi vb. özellikler bakımından farklıdır.
Elma, buğday, fasulye gibi bitkiler ile; at, inek, köpek ve kedi gibi hayvanların ne kadar çeşitli olduğunu düşününüz. Bu çeşitliliğin nedeni eşeyli öreme ile ilgilidir.
Çeşitliliğin Kalıtsal Nedenleri: Canlılar üredikleri zaman kendilerine benzer yavrular meydana getirirler. Hiç bir zaman kedinin köpek doğurduğu görülmemiştir.
Canlılardaki çeşitli kalıtsal özellikler kuşaktan kuşağa aktarılmaktadır. Bu özellikler, hücrelerde yer alan kromozomlar üzerindeki genler tarafından belirlenir.
Üremede genler yavruya aktarılır. Yeni doğan bir bebek saç rengi, göz rengi, uzun boylu veya kısa boylu oluşu , ten rengi anne babasına veya diğer yakın akrabalarına benzer. Bu benzerlik yakın kardeşler arasında da farklılık gösterir.
Kulak memesinin yapışık veya ayrık oluşu, dil yuvarlama, yarık dudak ve altı parmaklı oluş kalıtsal özelliklerdir. Kalıtsal özelliklerde insandan insana farklılıklar gösterir. Örneğin göz renginin; siyah, kahverengi, elâ, mavi, yeşil oluşu, saçın düz, dalgalı ve kıvırcık olması gibi.
Canlılardaki bu çeşitlilik DNA üzerindeki genetik bilgiler o canlının genotipini belirler. Eşeyli çoğalma ne kadar yaygınsa çeşitlilikte o kadar geniş boyutlardadır.
Mendel in Çalışmaları: Mendel çalışmalarında bezelye bitkisini seçmiştir. Çünkü bezelye kolay yetişir ve bir mevsimde bir kaç döl alınabilir.
Bezelye çiçeklerinin, dışarıdaki çiçek tozlarına kapalı olması Mendel in dikkatini çekmiştir. Bezelye bitkisinin kendi kendine tozlaşmasının bazen de isteğe bağlı olarak karşılıklı tozlaşmasının sağlanması yani tozlaşma ve döllenmenin kontrol altında tutulması Mendel in başarılı olmasında büyük rol oynamıştır. Mendel, bezelye bitkisinde farklılık gösteren yedi karakter görmüştür.
1.Gövde Uzunluğu
2.Çiçek Durumu
3.Tohum Şekli
4.Tohum Rengi
5.Çiçek
Rengi
6.Meyve
Şekli
7.Meyve Rengi
Uzun
Yanda
Yuvarlak
Sarı
Kırmızı
Dolgun
Yeşil
Kısa
Uçta
Buruşuk
Yeşil
Beyaz
Boğumlu
Sarı
Mendel bir özellik için iki farklı karakter kullanmıştır.
Mendel çalışmalarında birbirinden kolayca ayırt edilebilen zıt karakterler arasında melezlemeler yapmaya dikkat etmiştir. Önce bu zıt karakterlerin arı döllerini (saf döl) elde ederek, bunlar arasında çaprazlama deneyleri yapmıştır. Arı döllerde bir döldeki bütün yavrular aynı özelliği taşırlar. Yani bütün yavruların genotipi birbirine benzer. Örneğin, yuvarlak tohumlu bezelyelerin arı döllerinde bütün tohumlar yuvarlak, buruşuk tohumlu bezelyelerin arı döllerinde ise bütün tohumlar buruşuktur.
Mendel, önce yuvarlak ve buruşuk tohumlu bezelyelerin arı döllerini elde etmiştir. Yapılan çaprazlama sonucunda oluşan tüm bezelye tohumlarının yuvarlak olduğunu görmüştür. Böylece elde ettiği I. dölün (F1 dölü) tamamı görünüş bakımından (fenotip) yuvarlak tohumlu olduğu görülmektedir.
Yuvarlak tohumlu bu bireyler ise kendi aralarında çaprazlandıklarında elde edilen II. dölde (F2 dölü) 3 yuvarlak tohumluya karşı 1 buruşuk tohumlu bezelye verdiği görülür.
Yapılan deneyde F1 dölünde görülen yuvarlak tohum karakterleri, buruşuk tohum karakterleri üzerine baskın (dominant) dır. Buruşuk tohum karakterleri ise F1 dölünde kendini göremediğinden çekinik (resesif) karakterdir.
Mendel, deneylerini değerlendirirken her karakter için bir sembol kullanmıştır. Baskın karakterler için dominant karakterler için büyük harf, çekinik resesif karakteler için de aynı harfin küçüğü kullanılmıştır.
Örneğin: Bezelyelerde yuvarlak tohum baskın bir karakterdir ve (Y) harfi ile gösterilir. Yuvarlak tohum karakterinin çekiniği buruşuk tohum olup, bu da (y) harfi ile gösterilir.
Her karakter, bir gen çiftitarafından kontrol edilir. Bu genlere alel gen denir. Örneğin yuvarlak tohumlu bir arı dölün alel genleri (YY), buruşuk tohumlu bir arı dölün alel genleri (yy) şeklinde gösterilir. Alel genlerden bir zigotun oluşumunda (döllenmede) yumurta hücresi tarafından, diğeri ise sperm tarafından taşınır. Böylece zigotun yani yavrunun karakterini belirlemiş olurlar.
(Anne-Baba) P: YY x yy
(Gametler) G: ½ Y ½ Y x ½ y ½ y
(F1 Döl) F1: ¼ Yy ¼ Yy ¼ Yy ¼ Yy
Fenotipi yuvarlak tohum fakat genotipi Yy olan melez tohumlar görülür. Buruşuk karakterler, çekinik olduğundan F1 dölünde görülmez, gizli kalır. Genotipinde, bir karakter üzerine farklı yönde etki eden alel genleri taşıyan canlıya melez adı verilir. Melezler çaprazlanırsa ;
(Anne-Baba) P2: Yy x Yy
(Gametler) G: ½ Y ½ y x ½ Y ½ y
(F2 Döl) F2: ¼ YY 2/4 Yy 2/4 Yy ¼ yy
¾ Yuvarlak tohumlu bezelye ¼ Buruşuk tohumlu bezelye
Mendele göre karakterlerden bazıları baskın (dominant) olup ilk kuşakta ( F1 dölü ) ortaya çıkarken, bazı karakterler ise çekinik (resesif) olduğundan, ikinci kuşakta (F2 dölü) ortaya çıkarlar.
BASKIN
ÇEKİNİK
Uzun boylu bitki
Kırmızı çiçek
Çiçek eksen üzerinde
Sarı tohum
Yuvarlak tohum
Sarı meyve
Şişkin meyve
Kısa boylu bitki
Beyaz çiçek
Çiçek dal ucunda
Yeşil tohum
Buruşuk tohum
Yeşil meyve
Buruşuk meyve
İnsanda ise siyah saç rengi sarı saç rengine baskındır. Yine siyah göz rengi mavi göz rengine, siyah ten rengi açık ten rengine, kıvırcık saçlılık düz saç üzerine baskın (dominant) karakterlerdir.
İnsanda Cinsiyetin Belirlenmesi
İnsanın hücrelerinde 46 tane (=23 çift) kromozomu olduğunu biliyorsunuz. Bu kromozomlardan 44 tanesi (=22 çift) vücut özelliklerini belirler. Bu kromozomlara şekillerinden dolayı X ve Y kromozomları denir. Kadınlarda XX kromozomları bulunurken erkeklerde XY kromozomları bulunur. Kadınların yumurta hücrelerinde sadece X kromozomu bulunur. Erkeklerde ise spermler X veya Y kromozomu taşırlar. Bu demektir ki çocuğun cinsiyetini belirleyen babadan gelen kromozomdur.
X kromozomu Y kromozomuna göre daha büyüktür ve çok sayıda gen taşır. Bu sebepledir ki Renk Körlüğü (Daltonizm), Hemofili (kanın pıhtılaşmaması) gibi rahatsızlıklara neden olan alel, Xkromozo-
mu üzerinde taşınmaktadır. Bu hastalıkların genini taşıyan kadınlarda hastalık görülmediği halde, bu genleri aktardığı erkek çocuklarında hastalık ortaya çıkar.
Kalıtsal hastalıklardan korunmanın en iyi yolu akraba evliliği yapmamaktır. Çünkü akraba evliliklerinde, kalıtsal hastalıkların ve sakat doğumların ortaya çıkma ihtimali çok yüksektir. Soylarında kalıtsal hastalık olan aileler belirlenmeli ve bu durumda olan eşlere çocuk sahibi olmamaları gerektiği anlatılmaktadır.
Erkek
Kadın XX
Kadın Sperm
Yumurta X X X
Şemayı dikkatle incelersek, dünya-
ya gelecek olan çocukların, kız veya
erkek olma şansının birbirine eşit Erkek
Yumurta Sperm
XNX Taşıyıcı kadın X + Y
XN X XY
Yumurta Hücresi Renk körü erkek
Renk körlüğü alelini taşıyan bir annenin bu rahatsızlığı çocuklara nasıl aktardığını gösteren şekil :
Kalıtım ve Çevre: Canlıların içinde bulunduğu çevre, canlılardaki kalıtsal özelliklerin ortaya çıkışında önemli rol oynar. Şayet çevre şartları uygun değilse, o zaman belli kalıtsal özelliklerin ortaya çıkması mümkün değildir. Örneğin Kuzey ülkelerinde domates bitkisi çok iyi yetiştiği halde ürün vermemektedir. Bunun nedeni ortalama sıcaklığın düşük olmasıdır.
Yine sirke sineklerinin belli ortalama sıcaklığın altında yetiştirilmesi durumunda bazılarının kanatlarının deforme olduğu görülür.
Hamileliğin erken dönemlerinde annenin alkol, sigara veya uyuşturucu kullanması çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Aynı genotipik yapıda olan tek yumurta ikizi iki çocuk, iki farklı çevre şartlarında yetiştirildiğinde, dış görünüş bakımından farklılık gösterdikleri görülmüştür. Dış görünüşteki bu farklılık çevre şartlarından ileri gelmektedir. Bu örnekte gösteriyor ki canlının ortaya koyduğu özellikler, kalıtsal özelliklerle çevrenin etkileşmesinin ürünleridir.
Modifikasyon: Canlıların değişen çevre şartlarının etkisiyle genlerinin işlevinin değişimi sonucunda meydana gelen kalıtsal olmayan değişimlere denir. Çevresel faktör ortadan kalkınca veya değişince canlıdaki etkinin kaybolduğu görülür. Müslümanların çocukları sünnet olur. Sünnetli olan çocukların çocuklarının sünnetsiz doğması modifikasyona güzel bir örnektir.
Modifikasyonlar, sıcaklık, ışık, nem ve besin gibi faktörlerle ortaya çıkar. Örneğin, ışık olmayan bir ortamda yetiştirilen bir bitkinin rengi sarımsı bir renk alırken, gövde boyu uzar ve yaprakları küçülür. Aynı bitki, ışıklı bir ortama alındığında, görünüşteki bu değişikliğin düzeldiği görülür.
Mutasyon: Mutasyon, gen veya kromozomların yapısında meydana gelen değişmedir. Mutasyonlar DNA nın kendini eşlemesi esnasında meydana gelir. Mutasyona neden olan etkenlere mutajen adı verilir. Örneğin, X- ışınları, hardal gazı, radyoaktif maddeler, ultraviyole ışınları, sigara katranı ve bazı kimyasal maddeler mutajendir. Mutasyonlar genellikle ölümcül olmakla beraber, doğadaki bir çok yararlı ırkın oluşmasında da rol oynarlar.
İnsanlarda görülen albinoluk (pigmentin canlıda bulunmaması) da bir tür mutasyon sonucunda o
luşmuştur. Albinoluk fareler ve bazı hayvanlar arasında da görülür. Albino bir farenin yaşama şansı doğal bir ortamda yok denecek kadar azdır. Aynı durum diğer canlılar içinde geçerlidir.
Mutasyon zararlı veya yararlı olabilir. Değişen dış koşullara adepte olmanın (uyum sağlama) bir şekille mutasyonla oluşturulan çeşitliliktir. Mutasyonlar, temelde canlının hayatının devamında sigorta rolü oynarlar.
Mutasyonlar sadece genlerde olmayıp, bir kromozomun bir kısmının diğeri ile değiştirilmesi ile de gerçekleştirilmektedir.
Doğal Seleksiyon: Doğadaki canlıların sayısı geometrik olarak artar. Fakat gerçekte, doğal koşullarda canlıların sayısı belli oranda sabit kalır. Canlılar çok sayıda canlı üretirken , mayoz olayına bağlı olarak çeşitleri de artırırlar. İşte bu çok sayıda değişik çeşitlerde ki canlının hangisinin ortamda bulunacağını ise çevre belirler. İçinde yaşanılan ortama en iyi uyabilen canlılar o ortamda yaşayabilirler, uyamayanlar ise yok olurlar. Bu olaya doğal seleksiyon denir.
H.B.D. Kettlewell (Ketvel) çevreye bağlı seleksiyonun güve kelebeklerinde nasıl geliştiğini , 1950li yıllarda açıklamıştır. 1850 yılından önce İngilteredeki güve kelebekleri açık renkli iken, endüstri devrimi ile çevredeki ağaçların kabuklarının renginin kararması neticesinde güve kelebeklerinin renginin de karardığı gözlenmiştir. Bu olay güve kelebeklerinin bulundukları yüzeylerde kuşlar tarafında görülüp görülmemelerine bağlı olarak değişmiştir. Rengi açık olan kelebekler ortama uyamadığından kuşlar tarafından yenilirken ortama uyabilen koyu renkli kelebeklerin yaşama şansı artmıştır. Doğal seleksiyon, değişen çevre koşullarında yaşamın garantisidir.
EVRİM YAZILMAMIŞTIR………. YAZILMAYACAKTIR…………………
DERS: FEN BLGİSİ SINIF:6/A
Düz ve Pürüzlü Yüzeylerde Yansıma:
Paralel ışın demeti, pürüzsüz ve parlak yüzeyler üzerine düşürülürse, yine paralel demet olarak yansır. Mesela, düzgün ve üzeri parlatılmış metal yüzeyler, durgun ve temiz su yüzeyleri böyle yüzeylerdir. Bu yüzden, ışığın böyle yüzeylerden yansımasına düzgün yansıma denir.
Paralel ışın demeti, pürüzlü yüzeylere çarparsa, paralel olarak yansımaz. Bu tür yansımaya da dağınık yansıma denir. Örnek : Pürüzlü tahta ve duvar yüzeyleri ışığı dağınık olarak yansıtırlar.
N N N N
Düzgün Yansıma Dağınık Yansıma
Şekilde de görüldüğü gibi; yansıtıcı yüzey düz olduğu zaman yüzeyin her noktası için çizilen normaller birbirine paraleldir. Gelen ışın demetindeki ışınlar da paralel olduğundan yansıyan ışınlar da birbirine paralel olur. Yüzey pürüzlü olduğu zaman her noktada çizilen normaller birbirine paralel olmaz. Bu yüzden gelen ışınlar birbirine paralel olduğu halde, yansıyan ışınlar paralel olmaz.
Düz Aynada Görüntü ve Özellikleri: Düz ayna, ışığı en iyi şekilde yansıtan ve yansıtıcı yüzeyi bir düzlem parçası olan cisimdir.
Gerçek görüntü
Cisimden gelen ışınlar Aynadan yansıyan ışınlar
Cisim
Görüntü Özellikleri: 1. Görüntünün aynaya olan uzaklığı, cismin aynaya olan uzaklığına eşittir. 2. Görüntünün bütün özellikleri cisim ile aynıdır. 3. Görüntü, yansıyan ışınlardan değil de onların uzantılarından meydana geldiği için gerçek değildir. Böyle görüntülere zahiri görüntü denir.
Cisimlerin düz aynalardaki görüntülerini, cisimlerden çıkan ve aynaya çarpıp yansıyan ışınların uzantıları meydana getirir .
ELEKTRİK AKIMININ ETKİLERİ:
İçinden Akım Geçen Bir İletkenin Oluşturduğu Manyetik Alan: 1819 yılında, Danimarkalı bilim adamı Hans Oersted (Hans Örsted).
Bakır bir telden elektrik akımı geçirildiği zaman bu telin- mıknatıslandığı ve yakınındaki bir pusulanın iğnesinin hareket ettiği gözlenmiştir.
SEKİLLER DENEY RAPORUNDA GÖSTERİLMİŞTİR.
ELEKTROMIKNATISLAR: İçine demir çubuk yerleştirilmiş bir bobinden elektrik akımı geçirilirse, demir çubuğun mıknatıs özelliği kazandığı tespit edilir.
ELEKTROMIKNATIS YAPIMI DENEY RAPORUNDA GÖSTERİLMİŞTİR.
Kategori: Biyoloji