Hücredeki Eşsiz Üretim: Protein Sentezi
12 Temmuz 2007
HÜCREDEKİ EŞSİZ ÜRETİM: PROTEİN SENTEZİ
Canlıların yaşamlarını sürdürebilmelerinde hayati bir önemi olan proteinlerin, hücre içinde üretimleri için dünya üzerindeki hiçbir üretim sistemiyle kıyaslanamayacak komplekslikte ve düzende, kusursuz bir sistem bulunmaktadır.
Bu kompleks üretim sisteminde hiçbir hataya yer yoktur. Herhangi bir aşamada meydana gelen bir aksaklık, hemen güvenlikli kontrol sistemi sayesinde düzeltilir. Böylece canlının yaşamını sürdürmesini sağlayacak olan proteinler hiçbir aksama olmadan, tam gerektiği zamanda tam gereken yerde ve şekilde üretilir.
Protein üretiminin bir diğer mucizevi özelliği de çok yüksek bir hızda gerçekleşmesidir. Örneğin 100 amino asit taşıyan bir protein molekülü, E. coli bakterisinin hücresi tarafından 5 saniyede sentezlenir. Bu öylesine büyük bir hızdır ki, böyle bir hızda bütün üretim sürecini kusursuz biçimde tamamlayabilen bir fabrika, yeryüzünde mevcut değildir. Bu hız canlı için çok önemlidir, çünkü hücrelerde canlılığın sürdürülebilmesi için her an birçok proteine ihtiyaç duyulur.
Protein üretimi sırasında ise birçok protein aynı anda faaliyet gösterir. Hücrelerin içinde protein üretimi için gereken bütün parçalar eksiksiz biçimde birarada çalışırlar. 80′in üzerinde ribozom proteini, 20′nin üzerinde amino asit habercisi olan moleküller, bir düzinenin üzerinde yardımcı enzim, 100′ün üzerinde son iÅŸlemleri gerçekleÅŸtiren enzimler, 40′ın üzerinde RNA molekülü olmak üzere yaklaşık 300 makromolekül, bir koordinasyon halinde protein sentezinde rol alır.18 Büyük bir mühendis kadrosunun bile zorlukla koordine edebileceÄŸi bu kusursuz üretim, milimetrenin binde biri kadar küçük bir alanda, bundan çok daha küçük yüzlerce molekülün yoÄŸun faaliyetiyle yaÅŸamın devam edebilmesini saÄŸlar. Bu üretimde görev alan moleküllerden tek bir tanesinin olmaması durumunda tüm üretim zinciri aksar. Bu da protein üretiminin canlılardaki “indirgenemez kompleks” yapılardan biri olduÄŸunun bir göstergesidir. Yani böyle bir sistemin içinden tek bir parça dahi çıkarılsa tüm yapı bozulmaya uÄŸrar. ÖrneÄŸin sadece üretimi sonlandırma ve üretilen yeni proteini serbest bırakma elemanının (proteininin) olmaması, protein üretiminin dengesini bozmaya yeterlidir.
Ancak çok önemli bir gerçeği hatırlatmakta yarar vardır. İlerleyen sayfalarda okuyacağınız üretimin elemanları, hücre içindeki organeller ve moleküllerdir. Bu moleküllerin yapısını incelediğimizde ise karşımıza çıkan daha küçük moleküller olan amino asitler ve bunların da kökeninde şuursuz ve cansız atomlardır. Karbon, hidrojen, oksijen, azot gibi atomların biraraya gelmesiyle oluşan bu topluluklar, kendilerinden asla beklenmeyecek bir akıl ve şuur ile, insanların başaramayacağı işlemleri gerçekleştirirler.
Üretim Başlıyor: İlk Sinyal
Vücutta herhangi bir proteine ihtiyaç duyulduğu zaman bu ihtiyacı ifade eden bir mesaj, üretimi gerçekleştirecek olan hücrelerin çekirdeklerinde bulunan DNA molekülüne ulaştırılır. Burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir nokta bulunmaktadır; vücutta herhangi bir protein ihtiyacı olduğunda yine protein olan bazı haberciler, nereye başvurmaları gerektiğini bilerek, tüm vücutta ilgili yeri bulabilmekte, ihtiyaç mesajını doğru yere doğru şekilde iletebilmektedirler. Bu iletişimi sağlayan protein kendisine göre karanlık bir dehliz olan vücudun içinde kaybolmadan yolunu bularak, taşıdığı mesajı kaybetmeden ya da herhangi bir parçasına zarar vermeden oraya ulaştırmaktadır. Yani her bir parçada çok büyük bir görev bilinci bulunmaktadır.
Hücre çekirdeÄŸine gelen mesaj, bir dizi kompleks ve son derece organize iÅŸlemden sonra proteine dönüşür. Protein talebinin, vücuttaki 100 trilyon hücreden doÄŸru hücrelere ulaÅŸması, mesajı alan hücrenin kendisinden ne istendiÄŸini anlayarak hemen iÅŸe koyulması ve kusursuz bir sonuç elde etmesi insanda hayranlık uyandıran olaylardır. Çünkü burada söz edilen bilinç, akıl, bilgi ve irade sahibi insanların oluÅŸturduÄŸu bir topluluk deÄŸil, fosfor, karbon, yaÄŸ gibi maddelerden oluÅŸmuÅŸ ÅŸuursuz ve gözle dahi görülemeyecek kadar küçük varlıklardır. Bu moleküllerin tek baÅŸlarına haber verme, anlama ve tespit etme gibi güçleri ve iradeleri yoktur. Bütün moleküller gibi, Allah’ın onlara verdiÄŸi özel ÅŸekil ve ilham ile hareket ederek böyle ÅŸuurlu davranışlar gösterirler.
Talimatın alınmasından sonra ilk iÅŸlem, üretilmesi istenen proteinle ilgili bilgilerin DNA’dan alınmasıdır.
Ve SipariÅŸ Veriliyor
Vücudumuzda görev yapan bütün proteinlere ait bilgiler hücre çekirdeÄŸinde yer alan DNA molekülünde depolanır. Yani bir protein üretileceÄŸi zaman, bu proteinle ilgili bilgiler DNA’dan alınır. Ancak bunun için DNA’nın, ihtiyaç olan protein hakkındaki bilgiyi tam ve doÄŸru olarak anlaması ve doÄŸru bilgiyi vermesi gerekir. Tıpkı üretim yapacak olan bir kimyagerin, bu üretim sırasında kendisine gerekli olacak hammaddeleri ve üretimi yapmak için ihtiyaç duyduÄŸu tüm teknik bilgileri yetkili bir yere baÅŸvurarak talep etmesi gibiÂ… Bir kimyager bunu karşısındaki kiÅŸi veya kurumdan yazılı veya sözlü olarak talep eder; iÅŸte DNA’dan da bir proteinin formülünü talep etmek için özel bir lisan kullanılır. Bu lisan 4 harften oluÅŸan bir alfabeye sahiptir.
Yandaki ÅŸekilde vücudumuzun bilgi bankası olan DNA’nın yapısı görülmektedir. DNA molekülü 4 farklı nükleotidin farklı sıralamalarla ardarda gelerek dizilmesinden oluÅŸur. Bu moleküllerin sıralamaları canlıların kullanacağı tüm proteinlerin yapısıyla ilgili bilgileri oluÅŸturur.
DNA molekülü 4 farklı nükleotidin farklı sıralamalarla ardarda gelerek dizilmesinden oluÅŸur. Bu dört faklı nükleotid sahip oldukları baz moleküllerinin adlarıyla anılırlar; A (Adenin), G (Guanin), C (Citosin) ve T (Timin). Bu moleküllerin sıralamaları canlının kullanacağı bütün proteinlerin yapısının nasıl olması gerektiÄŸine dair bilgiyi oluÅŸturur. Yani her insanın hücrelerindeki DNA’da kendisine ait her özelliÄŸi meydana getiren proteinlerin bilgisi, 4 harfli özel bir alfabe ile yazılmıştır ve bu bilgiler bir kütüphane dolusu ansiklopediye sığacak kadar çoktur.
DNA’nın sahip olduÄŸu bilgi olaÄŸanüstü bir bilgidir. Bu, 1 nanometrelik yani metrenin milyarda birinden daha az bir alana, 20 ciltlik bir ansiklopedinin sığdırılması anlamına gelir. İnsanın ise, böyle bir bilgi depolama sistemini üretebilmesi bir yana, tam olarak kavrayabilmesi dahi mümkün olmamıştır. DNA’daki bu bilgi depolanması ile aynı prensibi kullanmaya çalışan bilgisayar teknolojisi sayesinde, bilgileri depolayan mikroçipler üretilmiÅŸtir. Ancak bu mikroçiplerin, DNA’daki kapasiteye yaklaÅŸmaları söz konusu dahi deÄŸildir.
Milimetrenin binde birinden daha küçük bir alanda böyle ciltlerce ansiklopediye sığacak bilginin ÅŸifrelenmesi olaÄŸanüstü bir durumdur. Bu bilgi, yazılı hale getirildiÄŸinde, 500′er sayfalık 1000 ansiklopedi uzunluÄŸunda olacaktır, ki bu büyüklükte bir eser henüz yazılmamıştır. Bu kodlama dünyaca ünlü Britannica Ansiklopedisi’nin 20 katı kadar uzunluktadır.19 Günümüzde bilgi saklanması için çok yüksek kapasiteli bilgisayar çipleri tasarlanmıştır. Halen farklı ÅŸifreleme sistemleriyle bu kapasiteyi artırmak için çok yüksek maliyetli çalışmalar yapılmaktadır. Ancak DNA molekülünde protein bilgilerinin ÅŸifrelenmesi yeryüzünde üretilmiÅŸ hiçbir teknoloji ile kıyaslanmayacak kadar üstün bir kapasite ile yapılmıştır. Öyle ki, kapladığı alanda maksimum bilgiyi ÅŸifreleme kapasitesine sahiptir.20 Böyle kusursuz bir bilgi depolama sisteminin tesadüfen oluÅŸtuÄŸunu söylemek ise büyük bir mantık hezimetidir.
Hücre içindeki iÅŸlerin aksamaması, ihtiyacın doÄŸru karşılanması, kısacası hücre yaÅŸamının devam edebilmesi için doÄŸru proteinin üretilmesi çok önemlidir. Bu yüzden hangi proteinin üretilmesi gerektiÄŸi ile ilgili mesaj alındıktan sonra DNA’dan doÄŸru bilginin seçilerek alınması gereklidir. Peki bu seçimi kim yapacaktır?
Bir protein üretileceÄŸi zaman, RNA polimeraz isimli enzim, DNA’dan, üretilecek protein için gerekli olan bilgileri seçer ve kopyalar. Enzim dediÄŸimiz bir atom topluluÄŸunun, böyle bir bilinç göstermesi kuÅŸkusuz büyük bir mucizedir.
Hayati bir öneme sahip bu üretimi yapmak için gereken hammadde, yıllar süren eğitim hayatından sonra, yıllar süren bir bilimsel geçmişe sahip, deneyimli, akıllı, tecrübeli, görebilen, duyabilen bir bilim adamı değil, şuursuz atomların birleşiminden oluşmuş bir moleküldür. Bu hayati önem taşıyan seçme işlemini yapan, yine mükemmel bir yapıya sahip bir protein olan RNA polimeraz enzimidir. Bu enzimin yaptığı iş son derece zordur. Herşeyden önce, 3 milyar harften oluşan DNA molekülünün içinden, üretilecek proteinle ilgili gerekli harfleri seçip alması gerekmektedir. Polimeraz enziminin 3 milyar harften oluşan DNA molekülünün içinden, birkaç satırlık bir bilgiyi bulup çıkarması, 1000 ciltlik bir ansiklopedinin herhangi bir sayfasına saklanmış, birkaç satırlık özel bir yazıyı hiçbir tarif olmadan o anda bulmaya benzer.
İnsanoÄŸlu yıllardır en ileri teknolojiyi kullandığı halde DNA’yı okumayı 2000 yılında baÅŸarabilmiÅŸtir. Oysa gözle görülemeyecek kadar küçük, gözü, beyni, eli olmayan proteinler milyarlarca yıldır bu iÅŸlemi her an kusursuzca yapmaktadırlar.
Bu, üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir konudur. BilindiÄŸi gibi, insan DNA’sında yer alan bilgilerin okunması için dünya çapında yürütülen İnsan Genomu Projesi (Human Genom Project) dahilinde, dünyanın önde gelen yüzlerce bilim adamı, en geliÅŸmiÅŸ ve en yüksek teknoloji ile donatılmış laboratuvarlarda, 10 yıldır geceli gündüzlü çalışarak DNA’daki bilginin bir kısmını okuyabilmiÅŸtir. Üstelik büyük kısmını sadece okuyabilmiÅŸler, hangi harflerin hangi protein veya gen için kullanıldığını henüz belirleyememiÅŸlerdir. Buna karşın, vücudumuzda 100 trilyon hücrenin içinde, her an trilyonlarca RNA polimeraz enzimi, DNA’daki bilgiyi baÅŸtan sona okumakta ve üstelik kendisinden istenen bilgiyi eksiksiz, hatasız ve kusursuz bir ÅŸekilde çıkartıp verebilmektedir. Bu büyük bir hız, beceri, akıl, bilgi, araÅŸtırma, ÅŸuur isteyen görevi yerine getiren ise, ÅŸuursuz atomların biraraya gelmeleri ile oluÅŸan bir moleküldür. Evrimcilerin böyle bir sistemin yıldırımların, sarsıntıların etkisiyle tesadüfler sonucunda meydana geldiÄŸini iddia edebilmeleri ise son derece ÅŸaşırtıcı bir olaydır.
Polimeraz enziminin üretilecek olan proteinle ilgili bilgiyi DNA molekülü üzerinde bulduktan sonra çok önemli bir görevi daha vardır. Şimdi önemli bir şuur alameti ve beceri daha göstermeli, bu bilgiyi üretim yerine gidecek şekilde kopyalamalıdır.
Sipariş Fişi Kopyalanıyor
SipariÅŸ fiÅŸinin, yani DNA’dan alınan bilginin doÄŸru olarak kopyalanması çok önemlidir. Çünkü üretim boyunca kullanılacak bütün bilgiler bu sipariÅŸ fiÅŸi üzerinden okunur. Bu fiÅŸin kopyalanması sırasında meydana gelebilecek tek bir hata dahi canlı için ölümcül olabilir. ÖrneÄŸin kanda dokulara oksijen taşımakla görevli olan hemoglobin proteininin amino asit diziliminde bulunan 600 amino asit içinden tek bir tanesinin yerinin deÄŸiÅŸmesi, hemoglobinin apayrı bir yapıya sahip olmasına ve görevini yapamamasına neden olur. Bu ÅŸekildeki bozuk hemoglobinler oksijen taşıyamadıkları için Akdeniz anemisi olarak bildiÄŸimiz ölümcül hastalık ortaya çıkar.
Kopyalama iÅŸleminin baÅŸlaması için çok önemli bir engel aşılmalıdır. DNA molekülünün merdiven gibi birbirine dolanmış kollarının kopyalama iÅŸlemi için ayrılmaları gerekir. Bu ayrılma iÅŸleminde yine RNA polimeraz enzimi iÅŸ başındadır. RNA polimeraz, kodlanacak genin baÅŸlangıcından 35 harf öncesine baÄŸlanarak, sarılmış merdiven gibi olan DNA’nın basamaklarını bir fermuarı açar gibi açar. Bu açılma çok hızlı yapılır. Öyle ki, bu hızdan dolayı DNA’nın ısınıp yanma tehlikesi oluÅŸur. Ama sistem öylesine mükemmel düzenlenmiÅŸtir ki, bu tehlike de düşünülmüştür. Önceden alınan bir dizi tedbir sayesinde yanma tehlikesi ortadan kaldırılır; özel bir enzim sanki oluÅŸabilecek tehlikenin farkındaymış gibi, gidip DNA’nın açılmış olan sarmalının iki ucunu tutarak bu sürtünmeye izin vermez. Ve yine özel enzimler DNA’nın açılması sırasında birbirine dolaÅŸmasını önlerler. Bu enzimler olmasa “mesajcı RNA” olarak adlandırılan sipariÅŸ fiÅŸinin kopyalanması mümkün olmaz. Çünkü fermuar gibi açılan DNA sarmalının kolları kopyalama iÅŸlemi baÅŸlamadan tekrar birbirine dolanır ve sürtünmeden dolayı DNA’nın yapısı bozulur. Görüldüğü gibi, her aÅŸamada onlarca enzim ve protein yer almakta ve hepsi birbiri ile büyük bir uyum içinde görevlerini eksiksizce yerine getirmektedirler.
Burada bir kez daha hatırlatmakta yarar vardır: Bu bilgileri okurken, bunları yapanların belirli sayıda atomun birleşmesinden meydana gelmiş olan şuursuz moleküller olduğunu unutmamak gerekir. Enzim de protein de bu moleküllerdir. Bu moleküllerin her biri üstün bir ilimle ve görev bilinci ile donatılmış olarak görevlerini yerine getirmektedirler.
YANLIŞ KOPYALAMA KANSER SEBEBİ
Son zamanlarda kanser araÅŸtırmacıları kanser oluÅŸumunda hücre içinde yanlış üretilen proteinlerin önemli rol oynadığını ortaya çıkardılar. DNA’nın kopyalanması sırasında yanlış kopyalanan genler yanlış proteinlerin üretilmesine neden olurlar. Bu buluÅŸ ilk defa mesane kanseri araÅŸtırmalarında ortaya çıktı. Bu bölgedeki hücrelerde DNA’da bulunan 5000 basamaklı özel bir genin tek bir basamağında yanlış kodlanmasının hücreyi bozduÄŸu anlaşıldı. (Robert A. Weinberg, One Renegade Cell, How Cancer Begins, s. 42, 1998 Basic Books,1st Ed.New York) Bu hatalı genlerin üreteceÄŸi proteinler yanlış bilgilerle üretildikleri için, hücreye yarar saÄŸlayacağına zarar vermektedirler.
Alınan bu özel tedbirlerden sonra aşılması gereken birkaç engel daha vardır. ÖrneÄŸin istenilen proteinin amino asit dizilimini içeren bilgi büyük DNA molekülünün herhangi bir bölgesinde bulunabilir. Bu durumda farklı yerlerde bulunan bilgileri, yani amino asit dizilimini iÅŸaret eden ÅŸifreleri kopyalamak için polimeraz enzimi ne yapacaktır? DNA’yı koparamaz, istemediÄŸi ÅŸifrelerin üzerinden atlayamaz. DoÄŸrudan aynı hat üzerinde devam ettiÄŸinde gereksiz bilgileri de kopyalayacak ve istenilen protein oluÅŸmayacaktır.
Bu sorunun çözümü için olağanüstü şuurlu bir olay daha gerçekleşir ve DNA kopyalama işlemine yardım etmesi gerektiğini düşünmüş gibi, bükülerek, istenmeyen şifre dizisinin olduğu bölümü dışarı doğru kıvırır. Böylece ardı ardına okunması gereken, ama arada başka şifreler de olduğu için birbirlerinden uzak kalan şifre dizilerinin uçları birbirleri ile birleşir. Böylece kopyalanması gereken şifreler tek bir hat üzerine gelmiş olur. Bu şekilde polimeraz enzimi sipariş fişini üretilecek protein için kolayca kopyalayabilir.
Kimi zaman istenmeyen ÅŸifrelerin elenmesi için bir baÅŸka yöntem daha kullanılır. Bu yöntemde ise, RNA polimeraz enzimi, gereksiz ÅŸifreler de olmak üzere geni baÅŸtan sona kopyalar. Daha sonra, olay yerine gelen “spliceosome” enzimleri, gereksiz ÅŸifreleri bir halka ÅŸeklinde “büker ve atarlar”. Bunun gerçekleÅŸmesi için bu enzimlerin, ellerindeki reçete ile DNA’dan kopyalanan bilgileri kıyaslayıp, gerekmeyenleri tespit etmeleri gerekir. Sizin elinize harflerle dolu upuzun iki tane liste verilse ve bunların arasında gereksizleri tespit edip atmanız istense, bunun için ikisini dikkatlice inceleyip, satır satır kontrol etmeniz gerekir. Bunun için hem harfleri tanımanız, hem istenen bilginin ne olduÄŸunu bilmeniz, hem de neyi ne için yaptığınızın bilincinde olmanız gerekir. O nedenle herhangi bir biyoloji kitabında ya da belgeselde “seçer, büker ve atar” ÅŸeklinde bir cümle görmek insanları aldatmamalıdır. Çünkü burada kıyas yapan, tespit eden, inceleyen, ayıran, seçen, büken ve atan karbon, asit ve fosfat gibi cansız ve ÅŸuursuz maddelerin biraraya gelmesiyle oluÅŸan beyni olmayan, görmeyen, duymayan maddelerdir.
orijinal DNA parçası
RNA transkripti
ayrılacak parça belirleniyor
ayrılma
birleÅŸme
Bazen bir proteine ait bilgi DNA’nın farklı yerlerinde olabilir. Böyle bir durumda RNA polimeraz enzimi geni baÅŸtan sona kopyalar. Ve daha sonra “spliceosome” isimli enzimler gelerek istenmeyen bölgenin iki ucunu birbirine deÄŸdirecek ÅŸekilde kopyalanan zinciri bükerler. Bu iÅŸlemin sonucunda istenmeyen ve bükülen bölge zincirden kopartılıp atılır. Bu iÅŸlemlerin yerine getirilmesi için enzimlerin büyük bir ÅŸuur ve akıl göstermeleri gerekir. Ellerindeki reçetedeki milyonlarca harf içinden gerekli olanları hatasızca tespit edip ayıklayabilecek kadar dikkatli olmalıdılar. Åžuursuz atomlardan oluÅŸan küçük bir molekülün böyle olaÄŸanüstü bir akıl göstermesi sonsuz kudret sahibi olan Allah’ın varlığını ve yaratışındaki mükemmelliÄŸi gösterir.
DNA’dan sipariÅŸ fiÅŸininin kopyalanması sırasında gerçekleÅŸen ÅŸaşırtıcı ve olaÄŸanüstü olaylar bunlarla da bitmez. Kopyalamayı birilerinin durdurması gerekmektedir, aksi takdirde polimeraz enzimi, geni baÅŸtan sona kopyalar. Proteini kodlayan genin sonunda, o genin bittiÄŸini gösteren bir kodon vardır. (DNA’daki ÅŸifreyi oluÅŸturan nükleotitlerin her üçlü grubuna kodon denir.) RNA polimeraz durdurucu kodona geldiÄŸinde, kopyalama iÅŸlemini durdurması gerektiÄŸini anlar ve üzerinde protein için gerekli mesajı taşıyan mesajcı RNA ile DNA’dan ayrılır. Ancak bu noktada yine çok dikkatli davranılır. Çünkü mesajcı RNA hücre çekirdeÄŸinden çıkıp, üretimin yapılacağı ribozoma gidene kadar bir hayli yol katedecektir. Bu esnada üzerindeki mesajın hiçbir zarar görmemesi gerekir. Bu nedenle, hücre çekirdeÄŸinden bazı özel enzimlerin koruması altında çıkar.
Kopyalanan Bilginin Üretim Merkezine Ulaştırılması
Hücrede protein üretimi için gerekli olan bilginin DNA’da bulunmasından ve kopyalanmasından sonra ÅŸimdi de bu bilginin proteinin üretileceÄŸi fabrika olan ribozomlara ulaÅŸtırılması gereklidir. Her hücrede bulunan bu organeller çekirdekteki DNA’dan oldukça uzakta ve hücrenin bütün sitoplazmasına (hücre içi sıvısına) dağılmış haldedirler. Bu fabrikalara üretim sipariÅŸleri eksiksiz bir biçimde süratle ulaÅŸtırılmalıdır. Mesajcı RNA (mRNA), yolunu ÅŸaşırmadan ve hücrenin içinde bulunan birçok organel ve molekül arasında hiç tereddüt etmeden ribozomu bulur. mRNA ribozomu bulduÄŸunda onun dış kısmına bir hat ÅŸeklinde yerleÅŸir. Bu ÅŸekilde artık üretilmek istenilen proteinin amino asit dizilimine ait bilgi üretim merkezine doÄŸru biçimde ulaÅŸmıştır. Bir proteinin üretilmesi için kopyalanan mRNA ne yapmaları gerektiÄŸi, ne zaman baÅŸlayıp ne zaman bitmesi gerektiÄŸi bilgilerini de taşır. Dolayısıyla bu talimat ribozoma ulaÅŸtığında, üretilecek protein için gerekli olan amino asitlerin ribozoma getirilmesi için hücrenin diÄŸer bölgelerine mesajlar gönderilmeye baÅŸlanır.21
Hammaddeler Üretim Merkezine Doğru Yola Çıkıyor
İşte protein üretimindeki mükemmel organizasyon mucizelerinden biri de bu noktada gerçekleşir.
Proteinin bilgilerini taşıyan mesajcı RNA ribozoma yerleÅŸtikten sonra baÅŸka bir RNA türü olan “taşıyıcı RNA” (tRNA) devreye girer. Bu RNA molekülü de DNA’daki bilgilere göre özel olarak üretilir. Bu RNA’lar sadece protein üretiminde hammadde olarak kullanılacak amino asitleri ribozoma taşımak üzere görevlendirildikleri için taşıyıcı olarak adlandırılırlar. Bu RNA’lar, bir fabrikadaki üretime hammadde taşıyan özel nakliye araçları gibidir. Ama bu özel taşıyıcı RNA’ların nakliye sisteminde çok farklı bir özellik vardır.
Protein sentezi sırasında DNA’yı oluÅŸturan alfabenin, proteini oluÅŸturan alfabeye tercüme edilmesi gerekir.Â
Örneğin soldaki yazı sağdaki protein diline çevrilmelidir.
Daha önce de bahsedildiÄŸi gibi, her canlı hücresinde 20 çeÅŸit amino asit vardır. İşte bu 20 çeÅŸit amino asitin, yani hammaddenin her biri kendisine özel bir nakliye aracı tarafından taşınır.22 Amino asitlerin kendilerini taşıyacak olan tRNA’ya baÄŸlanmaları da bir seri karmaşık iÅŸlem sonucunda gerçekleÅŸir. Her amino asit çeÅŸidini aktive eden özel bir enzim vardır. Aynı enzim hem amino asiti aktifleÅŸtirir hem de amino asitin tRNA’ya baÄŸlanmasını saÄŸlar. Buna göre enzimin (amino asit sentetaz) hem amino asite, hem de tRNA’ya baÄŸlanabilecek yapılarının olması gerekir. Görüldüğü gibi, her aÅŸamada içiçe geçmiÅŸ birçok iÅŸlem ve görevi olan birçok parça bulunmaktadır. Bunlardan tek bir tanesi dahi olmadığında, canlının yaÅŸamı devam edemeyecek kadar hasar görebilmektedir. ÖrneÄŸin amino asitleri aktive eden ve tRNA’ya baÄŸlayan bu özel enzimler olmadığı takdirde protein sentezi için gerekli olan amino asitler ribozomlara ulaÅŸtırılamayacaktır. Dolayısıyla, tüm bu sistemin önceden tasarlanması ve ihtiyaç duyulan malzemenin de belirlenerek, bu sistemle birlikte yaratılması gerekir.
Ribozoma tRNA tarafından getirilen her amino asit, mRNA’nın belirlediÄŸi üretim hattında belirli yerlerde iÅŸlenmelidir. Üretim boyunca tek bir amino asitin bile yanlış bir birimde iÅŸlenmesi proteini iÅŸe yaramaz bir molekül haline getirmeye yeterlidir. Oysa bu iÅŸlem bütün canlı hücrelerde kusursuz bir biçimde iÅŸler. Nakliye görevini yapan her tRNA, getirdiÄŸi her amino asiti üretim talimatında belirtilen yere götürür ve üretimdeki iÅŸleyiÅŸin bozulmamasını saÄŸlar. Üretim talimatı ise bilindiÄŸi gibi mRNA’da kayıtlıdır. Bu ÅŸuursuz moleküllerde görülen kusursuz disiplin anlayışı, bilinçli ve sorumluluk sahibi olduklarını gösteren tavırlar, her birinin üstün bir akıl ve güç sahibi olan Allah’a boyun eÄŸdiklerinin ve O’nun kontrolü ile hareket ettiklerinin çarpıcı bir göstergesidir.
Üretimden Önce Yapılması Gereken Tercüme
Artık sipariÅŸ, yani üretilecek proteine ait bilgi ve gerekli hammaddeler hazırdır. SipariÅŸ fiÅŸi üretimde bir hat boyunca yer alacak bütün makinelere iletilmiÅŸtir. Ortada aşılması gereken bir problem daha vardır. Üretim bilgisi, yani sipariÅŸ, daha önce bahsettiÄŸimiz ÅŸekilde DNA’da özel bir dilde yazılmıştır. Ve üretim özel bir dilde yazılan bu bilgiye göre yapılmalıdır. Fakat hammadde olarak kullanılan amino asitlerin dizilimleri baÅŸka bir dildedir. Karşılaşılan bu problemi şöyle ifade edebilriz. SipariÅŸ fiÅŸindeki yazılı emir, DNA’yı oluÅŸturan ÅŸifrenin dilidir, yani 4 harfli bir alfabeden oluÅŸan özel bir dilde yazılmıştır. Üretilecek olan proteinlerin dili de 20 harfli bir alfabeden oluÅŸan bir baÅŸka dildir. (proteinleri oluÅŸturan amino asitler 20 çeÅŸit olduÄŸu için) İşte bu lisanın farklılığı gibi, DNA’dan gelen üretim bilgisi amino asitlerin anlayacağı dilden deÄŸildir. Sonuç olarak, DNA’dan gelen bilgiye hangi amino asitin denk geldiÄŸini anlayabilmek için, DNA’daki dilin diÄŸerine tercüme edilmesi gerekir.
Ribozom fabrikası yaÅŸamın saÄŸlıklı biçimde devam etmesi için bu problemi en mükemmel ÅŸekilde çözen bir mekanizmayla donatılmıştır. Çözüm olarak üretim sırasında fabrikada yani ribozomda farklı iki dil arasındaki tercümeyi yapan bir tercüme sistemi yaratılmıştır. Kodon-antikodon metodu olarak adlandırılan bu tercüme sistemi ÅŸu andaki en geliÅŸmiÅŸ bilgisayar merkezlerinden çok daha üstün bir ÅŸekilde, adeta bu iki dilde uzmanlaÅŸmış bir tercüman gibi çalışır. DNA’nın özel lisanı ile yazılmış olan dört harfli protein bilgilerini 20 harften oluÅŸan protein diline çevirir. Böylece hangi amino asitlerin yan yana dizileceÄŸini ifade etmiÅŸ olur. Sonuçta da istenilen proteinin doÄŸru bir ÅŸekilde üretilmesini saÄŸlar. İlerleyen satırlarda detaylarına yer vereceÄŸimiz bu çeviri iÅŸlemindeki hatasızlık kuÅŸkusuz çok dikkate deÄŸerdir. Bir hücrenin, dolayısıyla canlıların yaÅŸaması için gerekli binlerce proteinin üretilmesinde ancak bir veya iki yanlışlığa yer olabilir. İnsanların yaptığı hiçbir teknolojik ürün veya konusunda en uzman ve en dikkatli bir insan, protein gibi yaklaşık 200 romana eÅŸdeÄŸer bir yazıyı bu kadar hatasız ve kusursuz çevirip yazamaz.23
“Kodon-Antikodon” yani “Anahtar-Kilit” Metodu
Bu metod sayesinde tercüme sistemi amino asitleri birleÅŸtiren üretim merkezinin hiç hata yapmamasını saÄŸlar. Ribozomdaki birleÅŸtirme merkezine önceden yerleÅŸip sipariÅŸ bilgisini taşıyan mRNA ile bir ucunda amino asit taşıyan tRNA anahtar-kilit gibi karşı karşıya gelirler. mRNA’daki her üç harf bir “kodon” yani bir kilit sayılır. tRNA’nın üç boyutlu ÅŸekli artı iÅŸaretine benzer. Bu artı ÅŸeklindeki yapının üst ucuna taşıdığı amino asit baÄŸlıdır. Taşıyıcı RNA’nın bu kilidini açabilecek özellikte olan alt ucu da bir antikodon yani bir anahtar olarak tam karşısına geçer. Ribozomun üretim için kullandığı bu özel tercüme sistemi sayesinde proteinler kusursuz biçimde bir zincir gibi üretilir. Tercüme sisteminin bu metodla beraber en iyi ÅŸekilde çalışabilmesi için ribozom, her biri beraberce uyum içinde çalışan yüzün üzerinde yardımcı molekül kullanır. Bu moleküller üretim yerine gönderilen özel RNA’lardır ve bunların çoÄŸu özelleÅŸmiÅŸ proteinlerdir.24 Bu RNA’lardan en önemlileri mesajcı RNA’nın ribozoma getirdiÄŸi üretim bilgisinin taşıyıcı RNA tarafından anlaşılmasını ve diÄŸer bir dilde okunmasını saÄŸlayan “ribozomal RNA”dır. Hazırlanan bu mekanizmaların her biri tercüme iÅŸleminin hatasız yapılması ve sonucunda doÄŸru proteinin üretilmesi için kusursuz bir biçimde çalışırlar.
DNA dilinin protein bilgilerine dönüşmesi için, mRNA ile tRNA, anahtar ve kilit gibi karşı karşıya gelirler. mRNA’daki her üç harf bir kilit sayılır. tRNA’nın bu kilidi açabilecek özellikte olan alt ucu da bir anahtar olarak tam karşısına geçer.
Fabrikada Adım Adım
Üretimin en önemli işlemi şüphesiz amino asitlerin hatasız bir şekilde birleşmelerinin sağlanmasıdır. Bu birleştirme işlemini meydana getiren olayları şöyle özetleyebiliriz:
Protein sentezi sırasında gerçekleÅŸen bu olayların belirli zaman aralıklarıyla olması gerekmez. Aynı zamanda bütün iÅŸlemler eksiksizce büyük bir süratle yerine getirilebilir. ÖrneÄŸin genellikle mRNA iplikçiÄŸinin diÄŸer ucu hala DNA’ya baÄŸlı olarak sipariÅŸi kopyalamaya devam ederken, bir yandan da tercüme iÅŸlemi devam eder.27 Hatta tek bir mRNA iplikçiÄŸi, farklı noktalarda üretimin baÅŸlaması için birçok farklı ribozoma, yani fabrikaya baÄŸlanabilir ve sipariÅŸ vermeye devam edebilir. Ve her bir ribozom aynı mRNA iplikçiÄŸinde sipariÅŸi farklı bir amino asit zinciri üretebilir. Aynı ÅŸekilde proteinlere ait sipariÅŸler mRNA tarafından, aynı anda DNA molekülünün birden fazla bölgesinde kopyalanabilir.28 Son derece kompleks ve çok aÅŸamalı bir iÅŸlemi aynı anda birkaç yerde sürdürebilmek büyük bir dikkat ve beceri gerektirir. Üstelik tek bir hata dahi yapılmaması ÅŸarttır. Akıl ve bilinç sahibi bir insanın aynı anda kaç iÅŸe dikkatini verebileceÄŸi, aynı anda kaç ürünün üretilmesi ile ilgilenebileceÄŸi düşünüldüğünde, bir molekülün sahip olduÄŸu üstün nitelikler daha da iyi anlaşılmaktadır.
Şimdi biraz durup düşünelim; yukarıda kısaca özetlenen bu sistem, tesadüfen oluşmuş olabilir mi? Yani şuursuz milyonlarca atom biraraya gelerek, böylesine üstün şuur gerektiren bir sistemi tasarlayıp, bunun için de doğa olaylarının tesadüfen kendilerine isabet edip, bu sistemin oluşmasını beklemiş olabilirler mi? Tüm evrendeki bütün atomlar biraraya getirilse ve bu atom yığınına fiziksel ve kimyasal ne türlü işlem yapılırsa yapılsın, şuursuz, bilgisiz, iradeden yoksun atomların bu kadar kusursuz bir organizasyon oluşturmaları kesinlikle imkansızdır.
DNA’dan kopyalanan protein bilgisi mesajcı RNA (mRNA)
1. Amino asitlerin birleÅŸtirileceÄŸi bölgeye, yani ribozoma önce üretim bilgisini taşıyan mesajcı RNA gelir. Ardından amino asit hammaddelerini taşıyan taşıyıcı RNA’lar da bu bölgeye gelir.
2. “Kodon-antikodon” metodu sayesinde, tercüme sistemi birleÅŸtirme iÅŸlemi sırasında hata yapılmamasını saÄŸlar. Bu metoda göre mesajcı RNA ile bir ucunda amino asit taşıyan taşıyıcı RNA anahtar-kilit gibi karşı karşıya gelirler. Mesajcı RNA’daki her üç harf bir “kodon” yani kilit sayılır. Taşıyıcı RNA’nın bu kilidini açabilecek özellikte olan ucu da anti-kodon yani anahtar olarak tam karşısına geçer.
3. Mesajcı RNA ile taşıyıcı RNA’nın karşı karşıya geldiÄŸi yerde ribozomal RNA devreye girer. Ribozomal RNA’nın iki özel bölümü vardır. Ribozomal RNA’nın küçük bölümüne mesajcı RNA, büyük olana da taşıyıcı RNA yerleÅŸir. tRNA ve mRNA’nın baÄŸlanacakları bölümde uyuÅŸmalarını saÄŸlayacak özel mekanizmalar vardır, bu nedenle yerlerine kolaylıkla yerleÅŸirler. Bu, çok önemli bir konudur. HerÅŸeyden önce ribozom daha ilk yaratılırken, tRNA ve mRNA’nın varlığından haberdar olan, onların özelliklerini ve ribozomu bir amaç için kullanacaklarını bilen bir güç, ribozomda uygun yerleri de yaratmıştır. Bunların aÅŸama aÅŸama meydana gelen tesadüfi deÄŸiÅŸikliklerle bu kadar kusursuz bir uyum göstermeleri kesinlikle mümkün deÄŸildir. Ayrıca bu detaylı tasarım ve ince hesaplar bu kadarla da kalmaz. Taşıyıcı RNA’ların baÄŸlandığı bölüm için de iki özel kısım bulunur.25 Bu iki kısmın birincisini ribozoma yeni gelen tRNA kullanırken diÄŸerini iÅŸi bittiÄŸi için ribozomdan ayrılacak olan tRNA kullanır.
4. Tercüme iÅŸleminin baÅŸlaması için sipariÅŸin üzerinde bulunan “baÅŸlatma kodonu” adı verilen özel bir kodonun karşısına, taşıyıcı RNA tarafından üretilmek istenilen proteinin ilk amino asiti getirilir. Ribozom, üretilecek proteine ait bu ilk kodonun bilgisini almadan üretime baÅŸlamaz. Bütün proteinlerin baÅŸlatma kodonu aynıdır; metiyonin.26
5. BirleÅŸtirme merkezinin bu baÅŸlatma kodonunu tanımasından sonra her protein için özel belirlenmiÅŸ olan “kodonlar” yani “sipariÅŸ bilgileri” birbiri ardınca okunmaya, yani tercüme edilmeye baÅŸlar.Â
6. İlk olarak baÅŸlatma kodonu tercüme birimi olan ribozomal RNA’daki küçük bölüme baÄŸlanır. Sonra ribozomal RNA sipariÅŸ bilgisini taşıyan mRNA üzerinde bu kodonu geçerek hareket eder.
7. Aynı anda tRNA, üzerinde yazılı antikodon şifresi ve taşıdığı amino asitle beraber ribozomdaki yerini alır. İşi biten amino asit ile ribozoma yeni gelen amino asit birbirlerine peptid bağı ile bağlanırlar.
8. Sonra ilk gelen tRNA ribozomu terk eder ve ikinci tRNA kendisine bağlı olan iki amino asitle beraber birinci kısımdan ikinci kısma geçer.
9. Ribozoma gelen bir sonraki tRNA, yine tRNA’ların baÄŸlandığı büyük bölümün birinci kısmına baÄŸlanır. Birinci ve ikinci tRNA’nın amino asitleri, bu yeni gelen üçüncü tRNA’nın amino asidine baÄŸlanır.
10-Bu bağlanma işlemi olduktan sonra ikinci tRNA da ribozomdan ayrılır.
11- Aynı anda birinci kısımda bulunan üçüncü tRNA da kendisine bağlı olan üç amino asitle beraber ikinci kısma hareket eder. Ribozomal RNA bu işlemlere mRNA iplikçiğindeki sipariş boyunca devam eder.
12. Bu iÅŸlem ribozomal RNA’nın mRNA’daki durdurma kodonunu tanıyınca sonra erer.
Dahası, bu organizasyon bu kadarla da bitmez. Çünkü henüz son kontroller yapılmamıştır. Üretim bittikten sonra yapılacak son işlem, oluşan amino asit zincirinin sıralamasının ve diğer özelliklerinin üretilmek istenilen proteinin dizilimi olup olmadığının kontrol edilmesidir.
Kalite Kontrol
Daha önce de belirttiğimiz gibi, hücrelerin ihtiyaç duyduğu proteinlerde en ufak bir hata olduğunda hücre içindeki birçok mekanizma çalışamaz hale gelir. Bu şekilde de hücre yaşamını devam ettiremez ve hatta birçok durumda canlının kendisinde ciddi hastalıklar meydana gelir. Bugün birçok hastalığın kalıtımsal nedenlerden kaynaklandığı bilinmektedir ve bunun nedeni bu aşamalardan birinde meydana gelen hatalardır. Hücre ve proteinler ise, sanki bu işlemlerin canlı için önemini biliyorlarmış gibi, son derece titiz davranırlar ve sentez sırasında belirli aşamalarda onları tekrar tekrar kontrol ederler.29
Tek bir proteinin üretimi sırasında yapılması gereken kontrol iÅŸlemi için birçok enzim çalışır. Bu enzimler bir fabrikanın kalite kontrol departmanı gibidir. Çünkü her enzim, ürün hakkında çok detaylı bilgiye sahip olmalı ve üretimin her aÅŸamasından haberdar olmalıdır. Aksi takdirde ortaya çıkan ürünü gereÄŸi gibi kontrol edemez. İlginç olan ise, üretilen proteinin kalitesini kontrol edenlerin yine proteinler olmasıdır. Kendi başına bir iradesi olmayan atomlardan oluÅŸan bu moleküllerin kendilerinin özelliklerini dahi bilme ve tanıma imkanları yoktur. Zaten onlar da ancak bu sistem düzenli bir ÅŸekilde iÅŸlediÄŸi takdirde devamlı olarak ortamda bulunabilirler. Öyleyse ÅŸuursuz atomlardan oluÅŸan proteinler bu kontrolü nasıl yapabilirler? Sahip oldukları akıl, bilinç, bilgi ve organizasyonun gerçek sahibi kimdir? Elbette ki bu soruların cevabı çok açıktır. Her bir atom, Allah’ın kendisini yarattığı yapıya ve ÅŸekle uygun olarak hareket etmektedir.
SipariÅŸ Yerine Teslim Ediliyor
Bütün bu kontroller tamamlandıktan sonra artık protein kullanıma hazırdır. Proteinler kullanılacağı yere doğru yola çıkacaktır.
Üretimin bu aşamasına kadar olan tasarım mühendisliği protein kullanım yerine ulaşana kadar devam eder. Üretilen çok kıymetli protein molekülleri hiç zarar görmeden kullanım yerine kadar götürülmelidir. Ama nasıl?
Bu sorunun cevabı hala tam olarak anlaşılmamıştır. Fakat bilindiği kadarıyla bu süreç insanı hayrete düşürecek derecede komplekstir.30
Protein üretildikten sonra da hücre içindeki yoğun faaliyet devam eder. Protein ya özel taşıyıcılarla hücre dışına çıkarılır ve vücutta kullanılacağı yere götürülür ya da ihtiyaç duyulana kadar depolanmak ve paketlenmek üzere golgi cisimciğine bırakılır.
Hücre içinde üretilen proteinler, üretilip oldukları yerde bırakılmazlar. Aksi takdirde sürekli üretim yapan, ancak ürettikleri atıl kalan bir sistem oluÅŸurdu. Ancak canlılıktaki tüm diÄŸer sistemlerde olduÄŸu gibi protein üretiminde de eksiksizlik ve kusursuzluk vardır. Sonuç olarak üretilen her protein, kullanılacağı veya kullanılacağı zamana kadar depolanacağı ilgili yere yine çok özel yöntemlerle taşınır. ÖrneÄŸin hücre dışına gönderilecek proteinler, enerji üretmekten sorumlu organel olan mitokondride kullanılacak proteinler, çekirdekte kullanılacak proteinler hep farklı mekanizmalar kullanılarak yerlerine gönderilirler. Proteinlerin kullanım yerlerine taşınmalarında devreye giren bu özel mekanizmalar ve yollar proteinlerin “hedeflenme sistemleri” olarak anılır.31 Hangi proteinin nereye gideceÄŸini bilmesi baÅŸlı başına bir mucize iken, gideceÄŸi yere göre ulaşım aracı belirlenmesi, paketlenmesi, ulaşım sırasında zarar görmemesi için enzimlerle desteklenmesi daha da ÅŸaÅŸkınlık yaratan bir mucizedir.
Bu konu üzerinde uzun yıllar çalışan ve bu çalışmaları ile 1999 Nobel ödülünü alan David Sabatini ve Günter Blobel yeni üretilen proteinlerin hedeflerine ulaÅŸabilmeleri için özel bir amino asit diziliminden oluÅŸan bir “sinyal dizilimi” taşıdıklarını ve yerlerine ulaÅŸtıklarında ise bu sinyalden ayrıldıklarını büyük bir hayretle keÅŸfettiler.32 Bu sinyal sayesinde hedefe doÄŸru yola çıkan proteinin yolculuk sırasında daha fazla yardıma ihtiyacı vardır. Yeni üretilmiÅŸ birçok protein hücre içinde birçok moleküler makina ile karşılaşır. Bu makinelerden bazıları proteini tutar ve ulaÅŸması gereken yere kadar götürür. ÖrneÄŸin endoplazmik retikulum ve golgi cisimciÄŸi proteinleri gideceÄŸi yere kadar yönlendiren önemli organellerdir. ÖrneÄŸin garbagease proteini üretildikten sonra 0.00025 santimetrelik bir yolculuk yapar. Sitoplazmadan lizozoma doÄŸru olan bu yolculukta, güvenliÄŸinin saÄŸlanması için düzinelerce farklı proteinin çalışması gereklidir.33
Yerinizde otururken bütün hücrelerinizin aynı anda bütün bu işleri yaparak ne kadar meşgul olduğunu bir düşünün. Tek bir hücrenin yüzlerce makine kullanarak yaptığı bu üretimi trilyonlarca hücreniz aynı anda yaptığı halde vücudunuzda hiçbir hareket hissetmez ve hiçbir ses duymazsınız. Dahası, genel hatlarıyla anlatıldığında dahi sayfalarca süren, sözlü olarak anlatıldığında saatlerinizi alacak olan bu üretim, sadece 10 saniye veya en fazla bir iki dakika sürer. Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise bu sistemin, gözle görülemeyecek kadar küçük bir yerde sürdürülüyor olmasıdır. Canlılığın tesadüfen oluşan proteinlerden meydana geldiği iddiasını bütün yaratılış gerçeklerine rağmen sürdürmeye çalışan evrimci bilim adamları gerçekte bu kadar kompleks bir yaratılış karşısında tesadüfün hiçbir anlamı olmadığını bilirler. Evrimci biyolog Prof. Muammer Bilge, tek bir tesadüfe dahi izin veremeyecek kadar mükemmel çalışan bu sistem karşısındaki evrimci çaresizliği şöyle ifade etmiştir:
Bütün bu sonuçları lazım geldiÄŸi gibi saÄŸlayabilen, kendisi için tehlike ve kayıp yaratmayan, çıkmaz sokaklara girmeyen hücrede, protein sentezi endüstrisi, diyebiliriz ki, çok mükemmel bir organizasyonla ve kusursuz bir önceden görüşle yürütülmektedir… Hücrede bütün bunlar böyle olur. Fakat nasıl becerilir, nasıl baÅŸa çıkılır? Henüz bunu tam olarak anlayamıyoruz. Sadece sonuçları görüyoruz ve sonuçları saÄŸlayan mükemmel organizasyonun ancak bazı noktalarını fark edebilmiÅŸ bulunuyoruz. 34
Evrimci bilim adamları, yaptıkları gözlem ve araÅŸtırmalar sırasında karşılaÅŸtıkları olaÄŸanüstü tasarım karşısında hep yukarıdakine benzer ÅŸekilde “çok mükemmel bir organizasyon”, “kusursuz bir önceden görüş” gibi ifadeler kullanırlar. Ancak bu mükemmelliÄŸin, kusursuzluÄŸun nasıl meydana geldiÄŸini kendi teorileri ile açıklayamazlar. Nitekim bunun kendileri de farkındadırlar ve bu yüzden bu olaÄŸanüstü olayların nasıl meydana geldiÄŸini “henüz bunu anlayamıyoruz” diyerek çaresizliklerini dile getirirler. Oysa ÅŸuursuz atomların bu kadar mükemmel bir üretim organizasyonunu oluÅŸturup yürütemeyecekleri açıkça ortadadır. Her atomun Allah’ın aklı, ilhamı ve gücü ile hareket ettiÄŸi kesin bir gerçektir.
Protein Sentezinin Gösterdiği Önemli Bir Gerçek
Protein sentezinin aşamalarına baktığımızda dikkatimizi çeken konulardan biri, tek bir protein molekülünün üretilmesi için yüzlerce farklı protein ve enzime ihtiyaç olduğudur. Bunların yanısıra yine birçok molekül ve iyon da hazır bulunmalıdır. Peki öyle ise, ilk protein nasıl oluşmuştur?
Bir proteinin üç boyutlu görünümü
İşte bu, evrimcilerin en önemli çıkmazlarından biridir. Evrimci biyolog Carly P. Haskings American Scientist dergisinde yayınlanan bir makalesinde evrimin bu çıkmazını şöyle ifade etmiştir:
… Fakat biyokimyevi genetik sayesinde evrimle ilgili birçok önemli soru hala cevaplanamamıştır… Bütün canlılarda, hem DNA eÅŸleÅŸmesi, hem de üzerlerindeki ÅŸifrelerin proteinlere çevrilmesi oldukça spesifik ve uygun enzimler sayesinde olmaktadır. Aynı zamanda bu enzim moleküllerinin yapıları da tam olarak bizzat DNA tarafından belirlenmektedir. İşte bu gerçek, evrimde çok esrarlı bir problemi ortaya çıkarmaktadır. Acaba evrim olayında, ÅŸifrenin kendisi ve bu ÅŸifrenin içinden de proteinlerin sentezinde gerekli olan diÄŸer enzimler beraberce mi ortaya çıkmıştır? Bu bileÅŸiklerin olaÄŸanüstü karmaşıklığı ve sentezlenmeleri için aralarında hiç aksamayan bir koordinasyonun olma zorunluluÄŸu göz önüne alındığında, söz konusu zaman çakışmasından bahsetmek çok saçma olmaktadır. Bu soruya Darwin’in görüşleri dışında cevap aramalıyız. Çünkü söz konusu durum özel yaratılışı öngören çok güçlü bir delil oluÅŸturmaktadır.35
Bu bilim adamının da belirttiği gibi, protein sentezinin oluşabilmesi için, hücre içindeki tüm sistemin birlikte var olması gerekir. Bu sistemin parçalarından biri dahi eksik olduğunda protein üretilemez ve dolayısıyla yaşam sürdürülemez. Evrimciler ise, önce proteinlerin sonra da proteinlerin tesadüfi birleşimleri ile hücrelerin oluştuğunu iddia ederler. Ancak çok açıktır ki, bu parçalardan biri olmadan diğeri kesinlikle oluşamamaktadır.
Kategori: Biyoloji