Deney No :11
12 Temmuz 2007
Deney no :11
Deneyin adı:Memeli gözünün incelenmesi
Deneyin amacı:Gözün yapısını kavrayabilme
Problem:Memeli gözü nasıl bir yapıya sahiptir?
Araç & Gereçler:
Sığır, koyun gözü
Bisturi
Gazete parçası
Fiseksiyon küveti
Pens
İnce uçlu makas
Mikroskop
Lam, lamel
DENEYİN YAPILIŞI:Gözün üzerindeki yağ ve bağ dokuları keserek temizleyiniz. Bu işlemi yaparken gözün arka kısmında bulunan, beyaz görünen sinir demetine dikkat ediniz. Daha sonra sinir demetinin olduğu yeri kesiniz. Buradaki deliğin üzerine korneaya paralel, yatay konumda bir lamel koyunuz ve gözünüzün önüne tutunuz. Dışarıdan gelen ışığa ve oluşan görüntüyü görmeye dikkat ediniz. Daha sonra göz yuvarlağında beyaz görünen yapının gözün önünde saydamlaşarak oluşturduğu yapıyı bulunuz. Bu yapı korneadır. Gözün saydam kısmı küvete gelecek şekilde yerleştirip yatay olarak dikkatlice kesiniz. Gözün camsı sıvısını, göz merceği yapısını bozmadan çıkarınız. Retinadaki pigmentlere dikkat ediniz. Çıkardığınız merceği gazete parçasının üzerine koyunuz. Merceğin yazıyı büyüttüğünü fark etmeye çalışınız. Ayrıca merceğin yapısına dikkat ediniz.Ayrıca gözün beyaz tabakası üzerindeki kirpiksi kaslardan bir kesit alarak mikroskopta inceleyiniz ve kirpiksi kasların nasıl bir yapıda olduğunu anlayınız.
VASKÜLER (DAMAR) TABAKA: Kan damarları yönünden zengin olduğu için bu adı almıştır.Bu tabakanın pasterior 2/3′ü adına koroid (choroid) denilern ince bir membrandan meydana gelmiştir.Bu tabaka sklera ile retina arasında bulunur.Kan damarlarınca zengindir.Vasküler tabakanın anteriorunda kalın corpus ciliare (silyer kısım) bulunur.Burada düz kaslar mevcuttur.Bu kaslara mercek tutnur.Mercek, saydam, eğilip bükülebilir, gözün renkli kısmı olan irisin arkasında, renksiz, yaklaşık 1 cm çapında olan bikonveks ve kan damarları ihtiva etmeyen epitel hücrelerden meydana gelmiştir.Koroid tabakasının önünde ince bir kas tabakası bulunur.Gözün rengini belirleyen bu renkli kas tabakası iris diye adlandırılır.İris, göze giren ışığın miktarını ayarlayan bir diotram gibi iş görür.İrisin düz kasları isteğimiz dışında çalışarak kasılıp gevşer.Bu olay adaptasyon mekanizmasıdır.İrisin ortasında adına pupilla denilen göz bebeği vardır.Pupilla koyu renkli gözükür çünkü göze giren ışınlar dışarı yansıtılmaz.Pupilla normal oda ışığında 4mm çağındadır.Pupillanın daralmasına miyozis, genişletilmesine micriyozis denir.Gözün rengi iris tabakasındaki pigmentlerin miktar ve dağılımına bağlıdır.Şayet melanositlerin miktarı fazla ise gözün rengi koyudur.Çocukların çoğunun göz rengi mavidir.Çünkü doğumda melanositlerin dağılımı düzenli değildir.Doğumdan birkaç hafta sonra irisin anterioründe melanositler birikmeye başladığından göz kahverengi olur.İnsan yaşlanmaya başladığında melanin pigmentinin bir kısmı kaybolmaya başlar.Bu yüzden yaşlı insanların göz regi, daha önceki göz rengine göre daha açık bir hal alır.
RETİNAL TABAKA: En içteki ışığa duyarlı özelleşmiş sinir hücreleri ağından meydana gelmiş bir tabakadır.Retina tabakası beyine 1 milyondan fazla sinir bağlantılı optik sinir ile bağlanır.Retina, sinir dokudan oluşmuş kalın bir nöroretina tabakasına sahiptir.Nöroretina, ışık dalgalarının alnması, sinir impulsları halinde beyne ilteilmesi ve görme duyusuna çevrilmesi görevini yapar.Nöroretinada oldukça özellşmeiş sinir hücreleri olan çubuklar (rod basil) ve koniler (cone) bulunur.Herbir gözde 125 milyon çubuk ve 7 milyon koni vardır. Konilerin çoğu merceğin arkasında retinanın merkezinde ve adına sarı nokta (macula lu tea) denilen alanda yoğunlaşmıştır. Retinanın adına fovea veye fovea centralis adı verilen küçük bir noktasında çubuk bulunmaz ve alan keskin ve ayrıntılı görme yeteneğine sahiptir. Çubuklar siyah-beyaz, koniler renkli görüşten sorumludur. Gece görüşünden hemen hemen çubuklar sorumludur. Renk görünüşünün sağlanabilmesi için koniler çubuklara nazaran 50-100 kat daha fazla stimülasyona ihtiyaç duyarlar. Optik sinirin gözü terk ettiği retina kısmına kör nokta veya optik disk denir. Bu bölge ışığa duyarsızdır. Çünkü çubuk ve koni ihtiva etmez.
Şekil: Göz Yuvarlağının Kesidi
GÖZÜN KAS YAPISI: Gözün içerisinde üç intrinsik kas vardır. Silyer kas merceğin akamodasyonunda (accamodates uyum), sirkular kas pupillanın küçültülmesinde, radial kas ise pupillanın genişlemesinde görev yapar.
Göz kapağının hareketini sağlayan kaslardan m.arbievlaris aculi alt kapağın kapanmasını, m.levator palpelorae superioris ise üst kapağı açmaya yarar.
GÖRMENİN FİZYOLOJİSİ:
Görme olayı beş basamakta ele alınır:
1-Göze giren ışık ışınları kırılır.(refraksiyon)
2-Merceğin akamodasyonu sonucu imaj bir noktaya yöneltilir ve retinada odaklanır.
3-Işık dalgaları fotokimyasal aktivite ile nöral impulslara dönüştürülür.
4-Oluşan impulslar optik sinir (II. Kronial sinir) boyunca ilerler.
5-İmpulslar beyinde işlenir, görüntü algılanır ve cisim görünür.
Çubuk ve konilerin her ikisi de ışığa maruz kaldıkları zaman parçalanan fotosentetif kimyasal maddeler oluşturur ve bu maddeler sinir impulsu metdana getirirler.
İnsan ve diğer memelilerin çoğunun gözündeki fotosentetif maddeler opsin adlı bir protein ile A vitamininin aldehit fonuv olanretinalin veya retinenden meydana gelmiştir. Retinalin ile skotopsin proteini rodopsini oluştururlar. Çubukların retinanın pigment tabakasının içine uzanan dış segmentinde %40 kadar konsantrasyonda rodopsin bulunur. Rodopsinin bileşiminde bulunan retinalin 11-cis fonuv önemlidir. Çünkü sadece bu fonuv, skotopsinle bağlanabilir.
Rodopsin ışıkla karşılaşınca geçirdiği değişiklikler ve süreleri aşağıdaki gibidir:
İnsan rodopsininin mol ağırlığı 41 bindir ve 505 nm dalga boyundaki ışığa maksimum duyarlılık gösterir. Çubuklardaki elektriksel değişiklikleri uyaran ve S.SSne ileten, aktive olmuş rodopsin de denilen metarodopsin IIdir. Çubuklar reseptör potansiyeli depolarize edici değil, hiperpolarize edicidir. Çubuk ışiğa maruz kaldığında oluşan reseptör potansiyel, hemen hemen tüm duyusal reseptörlerinkinden farklıdır. Potansiyelin artmış negatifliğe yol açması ile yani hiperpolarizasyon ile diğer duyusal reseptörlerde meydana gelen azalmış negatiflikten yani depolarizasyondan tam tersine farklıdır. Çubuğun hiperpolarizasyonu rodopsin parçalandığında çubuğun dış segment membrasının sodyum geçirgenliği azaltmasından kaynaklanır.
Konilerdeki fotokimyasal olaylarda hemen hemen çubuklardakinin aynısıdır. Fark protein kısmı olan opsinlerde skotopsinlerdedir. Retinal bölümü çubuklardakinin aynısıdır. İnsanın da dahil olduğu tüm primatlarda üç renk ayırt eden üç tip koni vardır. Her bir konide maviye, yeşile, ve kırmızıya duyarlı pigmentler vardır. Her bir tip farkli opsinlere sahiptir ve farklı dalga boylarında duyarlıdır.
Renkli görme bu üç temel rengin kombinasyonu ile ortaya çıkar. Beyaz görme ise beyaza karşılık gelen bir dalga boyu olmadığı için üç renk konisinin yaklaşık eşit olarak uyarılması ile ortaya çıkar.
AKOMODASYON (UYUN): Göze gelen ışınlar normal bir gözde (emitrop) retinada odaklanarak görüntünün ortaya çıkmasını sağlar. Altı metreden daha yakın nesnelerden gelen ışınlar retinanın arkasında odaklanır ve nesne bulanık görülür. Bu durum merceğin eğriliğinden ve dolayısıyla retina arkasındaki uzaklığın arttırılması ile giderilir.
İyi bir görüntü için merceğin eğriliğinin ayarlanması olayına akomodasyon adı verilir. Merceğin daha konvek oluşumunu, silyer kasın kasılması sağlar. Bu özelliği nedeni ile silyer kas vücutta en çok çalışan kaslardan birisidir. Bir merceğin ışık ışınlarını kırma gücü çocuklukta14 diyoptri iken, 45-50 yaşlarda 2, 70 yaşlarında ise 0 diyoptriye düşer.
GÖZÜN YAPISI HAKINDA BİLGİ
Görme Organı (Organum Visiale):Görme organı olan bir çift göz tüm vücuttaki reseptörelerin %70′ine sahiptir.Ayrıca santral sinir sistemine giden tüm affent sinir tellerinin yaklaşık 1/3′ü gözden çıkar.İnsan, havadaki hızı 300 km/h olan ve katı yada sıvıda hızı oldukça yavaşlayanışığın ancak 1/70′ine duyarlıdır.;nsan gözü spektromu yaklaşık 400-700mm dalga boyuna sahip ışınları algılayabilir.
Göz anatomisi, göz küresi ve gözün yardımcı organları olarak iki ana kısımda incelenir:
GÖZ KÜRESİ (BULBUS OCULİ): Doğumdan sonra en az büyüyen organ olan göz, yaklaşık 2,5cm çağpında ve 8-10gr. ağırlığındadır.Sahip olduğu 100 milyondan fazla fotoreseptörler ışık dalgalarını beyne gönderen elektrokimyasal impulslara dönüstürürler.
Göz küresi dıştan içe doğru destekleyici (fibröz-sert tabaka), vasküler (damar tabaka) ve retinal olmak üzere üç tabakadan meydana gelmiştir.
DESTEKLEYİCİ (FİBRÖZ-SERT) TABAKA: Fibröz bağ dokudan meydana gelmiş kalın ve dayanıklı bir tabakadır.Bu tabakanın 5/6’sı gibi önemli bir kısmı beyaz ve opak olan sklera (sclera), 1/6’sı isse saydam korneadan (cornea) meydana gelmiştir.Sklera gözün beyaz kısmını oluşturur vedaha iç tabakaları korur.Kornea ise ışığın göze girdiği yerdir.Kornea sinir yönünden zengin olmasına rağmen kan ve lenf damarları itiva etmez.Doku reddinde rol oynayan lenfositler bulunmadığı için kornea transplantasyonları yaklaşık %95 oranında başarı ile sonuçlanır.Kornea nakillerinde kullanılan kornea genellikleri organlarını bağışlayan vya sahipsiz ölülerden elde edilir.Şayet ölüden 5 saat içinde kornea alınırsa nakil başarı ile gerçekleşir.Son zamanlarda özel besleyici solüsyonlarla bu süre birkaç güne çıkarılmıştır.
Kategori: Biyoloji