Hayatın Gizemli Maddesi Su

12 Temmuz 2007



HAYATIN GİZEMLİ MADDESİ SU

Su,en büyük bilimsel muammalardan biri;insanoÄŸlunun üzerinde en çok araÅŸtırma yaptığı,ancak,bir türlü anlayamadığı sıvı…

Gezegenimiz 4,6 milyar yıl önce oluştu.4,6-3,8 milyar yıl önce suyun varlığına ilişkin açık bir kanıt bulunmamasına rağmen,o dönemlerde gezegenin yüzeyinde buharın bulunduğu biliniyor.Bazı bilim adamları,buharın,volkanik patlamalardan yayılan gazların sonucu olduğunu ve atmosferi oluşturduğuna inanıyor.Diğerleri ise,suyun ,dünyaya çarpan kuyruklu yıldız yada asteroitler tarafından taşınan yabancı madde olduğunu beliritiyorlar,Bir başka olasılığa göre ise,gezegenimiz olustuğunda,zaten su vardı.

Milyonlarca yıl boyunca,yeni gezegenin sıcaklığı yavaş yavaş düştü.Sonuçta da atmosferdeki denizlerin ve okyanusların oluşmasını sağladı.

Darwin’den Avustralyalı paleobiyolog Birger Rasmussen’e kadar pek çok bilim adamı,ilk canlının kökenini suya dayandırıyor.Hayatın,besin deÄŸeri yüksek suların içinde evrildiÄŸine inanıyorlar.

Su,sadece hayat veren bir sıvı değil,Aynı zamanda çok ilginç bir madde.Her ne kadar Anders Celcius suyun kaynama ve donma noktalarını referans alarak sıcaklık ölçerini tanımlamış olsada,su,içerdiği oksijene ve atmosfer basıncına bağlı olarak 100 santigrat derecede bile donabiliyor yada donma noktasının 68 derece altında bile sıvı barındırabiliyor.Örneğin,çok yüksekteki sirüs bulutlarının içinde,-40 dercede,küçük su zerreçikleri bulunuyor.

Su,bir çözücü olarak her koşula uyum sağlıyo rve pek çok bileşiği çözülebiliyor.Çünkü su molekülleri çok küçük,dolayısıyla yabancı atomları kolayca sarabiliyor.Yanı sıra,hem artı(+) hemde eksi(-)elektirik yüke sahip olması,bu işlemi kolaylaştırıyor.Gezegende hayat,bu ilke üzerine kurulu.Havadaki tüm gazlar,kısmen suda çözülebiliyor;böylece,suda yaşayan canlılar oksijen ihtiyacını karsılıyorlar.

DiÄŸer önemli özelliklerinden biride kararlılığı…2000 santigrat dereceye kadar ısıtılsa bile,moleküllerinin çok az bir bölümü hidrojen ve oksijen atomlarına ayrışıyor.DiÄŸer bileÅŸiklerin buna dayabnması mümkün deÄŸil.

Suyun kaynama noktası hava basıncına dayalı denizden yükseklik artıkça,bu nedenle,örneÄŸin Tibet’te çok sevdikeri çayı fokurdarken içebiliyorlar.Sırf bu alışkanliktan ötürü,pek çok Tibet’linin,Hindistan’ın deniz seviyesindeki yerlerinde cay içerken yaralandıkları goruluyor.Peki su kimyasal kaynaÄŸinı nereden alıyor??

Bilim,suyun nasıl iÅŸlediÄŸini çozebilmek için yoÄŸun bir enerji harcıyor.Bunu yanıtını bulabilmek için,önce suyun neden sıvı halde soldupunu bulmak gerekiyor.Su molekulu,hidrojen(h2)ve oksijen(o2)gazlarının olusturduÄŸu kimyasal bir baÄŸ(H2O).Ama neden gaz+gaz=sıvı??.Molekulu bir salyangozun kafası kadar düşünün.BaÅŸ kısmında eksi(-)yüklü bir oksijen atamu,her iki anteninde ise artı(+) yuklu birer hidrojen atomu bulunuyor.Eksi ve atrı yükle,elektiriksel olarak birbirlerini cekiyorlar.Öyleki,hidrojenler köpru kurarak birbirlerine baÄŸlanıp su molekullerini oluÅŸturuyorlar.Hidrojen köprulerınden olustuÄŸu için suyun gercekte katı olması gerekirdi.Ancak,baÄŸlar iner kalkar köprüler gibi açılıp kapandığından,yerlerini deÄŸiÅŸtirebiliyor ve oluÅŸturdukalrı ağın içinde oradan oraya uçabiliyorlar.O nedenle su ,tam bir aÄŸ oluÅŸturduÄŸu halde sıvı bir yapıya sahip.Bunda,sıcaklığında önemli payı var;sıcaklık artıkça,suyun parçacıklarının hareketide hızlanıyor.Boylece su,çok yüksek sıcaklıklarda gaza dönüşüyo.Su molekulleri,çekim kuvvetinden kurtulabilecek yeterlikte hareket hızına ulaşıyor ve tenis topları gibi tek baÅŸlarına ortamda uçuÅŸmaya baÅŸlıyorlar.Su,buza donüştüğü zaman ,moleküllerin hareketi “DONUYOR”ve katı bir aÄŸ oluÅŸturuyor.Ancak sıvı durumdayken,mikroskopik filmle görüntülenen hızlı çekim bi kokteyl-parti gibi,moleküller hemencecik guruplar olusturuyor,ardından farklı bir grup oluÅŸturmak için yeniden çözünüyor.

BİLMECELERLE DOLU BİR SIVI…

Teknolojik geliÅŸmeler suyun yapısına ve iÅŸleyiÅŸine sürekli yeni bakış açıları getiriyor.iÅŸte son yıllarda su konusunda yapılan araÅŸtırmalar,iÅŸte sonuçları,uygulanabileceÄŸi alanlar…

Havuza atladığımız zaman,önce üst yüzeydeki sıcak su katmanına dalıyoruz.derinlere indikçe suda soÄŸuyor.Peki öyleyse,kışın neden gollerin altı deÄŸilde üstü donuyor??Bu sorunun yanıtı,sıcaklık düştükçe sutyun yoÄŸunluÄŸunun deÄŸiÅŸmesinde gizli.Su,4santigrat derecenin altına düştüğü zaman, yani 0-4 dereceleri arasında yoÄŸunluÄŸuda azalıyor.Bunun sonucunda hafifliyor ve katmanlar yer deÄŸiÅŸtirinceye kadar yayılıyor.HafiflediÄŸi için soÄŸuk su üst yüzeye çıkıyor,ılık su aÅŸağıda kalıyor.SoÄŸuk suyun “hafif” olması,dev buz daÄŸlarının da batmayıp suyun yüzünde kalmalarının nedeni.Bu mantıklı geliyor;ama,kuramsal hesaplamalara göre suyun bambaÅŸka bir yoÄŸunluÄŸa sahip olması,dolayısıyla farklı davranması gerekiyor.Ancak,diÄŸer sıvıların aksine,iyice soÄŸuyunca genleÅŸiyor ve donma ile kaynama noktasıda teorik olarak elde edilemn deÄŸerlerden uzakta.Bilim adamları,suyun bu anormalliklerinn,moleküllerinin sürekli deÄŸiÅŸen bir aÄŸ oluÅŸturmasından kaynaklandığını düşünüyorlar

New jersey’deki princeton üniversitesindeki görevli jeffrey errington ve pablo debenetti.simülasyonlar yardımıyla bu sııra ışık tutuyorlar:Suyun alışılmadık davranışı ile molekül yapısı ve hareketleri arasında nasıl bir ilgi var??Bilgisayar ekranında,250 molekülün bir nanosaniye(saniyenin milyarda biri)içindeki yaptıkları hareketleri incelediler ve belirgin yapılar sapladılar.Moleküler buzun içinde düzenli kristal yapılara donusunceye kadar gecen sureÅŸte,suyun nasıl organize olduÄŸunu nihayet gozlemlediler.Aynı zamanda,basınçın moleküller üstündeki etkisini de inceleme ÅŸansı buldular.Belirli sıcaklıklarda,moleküler düzenleme,artan basınçla birlikte azalıyor.Ancak,bu ıslak elementi diÄŸer sıvılardan ayıran baÅŸka bir özellik de artan basınçla birlikte daha düzenli bir yapıya kavuÅŸmasıydı.Bu olgu,suyun gösterdiÄŸi anormaliklerin birçoÄŸundan sorumlu.İki Amerikalı araÅŸtırmacı,bu bilgileri çevreyi koruma alanına da aktarmayı hedefliyorlar.Nasıl mı??Zararlı maddelerin suyun içindeki çözünme hızını saptıyarak.

Ama daha büyük bir adım tıp alanında atıldı.Bir grup araÅŸtırmacı,suyun hafızası olduÄŸunu söyleyerek home opatiyi(hasta bir kiÅŸiye,saÄŸlıklı bir insanda aynı hastalık belirtilerinin yol açabilecek maddelerin en küçük dozda uygulanması temeline;yani benzeri benzerle tedavi etme esasına dayana bir yöntem)destekledi.Su molekülü bir etki maddesini etrafına diziliyorlar,madde ortamdan uzaklaÅŸtırıldığında,”kopyası”,molekülü ağında asılı kalıyor.Böylece etki maddesini içermeyen su,etki maddesi gib iÅŸliyor.bu yolla farklı tedavi edici sular hazırlanabiliyor.BaÅŸka bir araÅŸtırmacıgrup bunun saçmalık olarak nitelendirip protesto etti.Ancak bu itirazlar daha sonrada yumuÅŸamaya baÅŸladı.Çünkü”su bilgi depoluya bilir mi ?” sorusuna yeni yanıtlar bulundu.

Biyolog Dr. Jacques Benveniste, suyun hafızası olduğunu iddia ettiği için eleştirilmiş ve sahteârlıkla suçlanmıştır.Homeopatide kesin kabul edilen birçok şey,bilim adamları tarafından reddediliyordu.Ancak yeni araştırma sonuçları;suyun,başka maddelerin etkisinni gerçekten alıp,sonra yeniden naklettiğini gösteriyor.

Belfast’taki Queen’s Üniversitesi’nde görevli profesör Madeleine Ennis ve ekibi,etki maddelerinin,kimyasal olarak hiçbir etkisi kalmayıncaya kadar suyla incelttiler.Biyolojik açıdan saf su olarak nitelendirilen bu çözeltiler,yine de maddeyle aynı etkiyi gösteriyordu.Biyokimya uzmanı,olasılık dahilindeki bütün hata kaynaklarından sakınmaya çalıştıklarını belirtiyor.Brüksel’deki Louvin Üniversitesi’nde görevli profesör Robefround yönetimindeki Fransa,İtalya ve Belçika’da birbirinde baÄŸimsız dört labaratuarda konuyla ilgili araÅŸtırma yürütüldü.Bu çalışmada görev alan araÅŸtırmacılar,hangi örneklerin etki maddesini,hangi maddelerin”hayalet suyu”içerdiÄŸini bilmiyorlardı.Çünkü örnekler,deneyle hiçi ilgisi olmayan baÅŸka üç labaratuar tarafından hazırlanmıştı.Dört deney labaratuarı da aynı sonuca ulaÅŸtı:”Hayalet su”iÅŸliyordu.Bu,kimya,biyoloji ve farmakoloji alanındaki uygulamaları temelden deÄŸistiricek bir bulguydu.Sahtekârlıkla suçlanan Dr.Jacques Benveniste,ileri sürdüğü konularda haklı çıktıktan sonra,bulgularına yeni bir halka daha ekledi:”KeÅŸfedilen ÅŸey,moleküler sinyallerin var olduÄŸu gerçeÄŸidir.”"Su,bilgilerin almakla kalmıyor,bir yükseltici aracılığıyla elektromanyetik sinyaller olarak aktarabiliyordu da.”Su,istediÄŸiniz gibib kullanabiliceÄŸiniz boÅŸ bir teyp kaseti gibidir”,diyor Benveniste.Ama daha da önemlisi,elektromanyetik sinyallerin sadece kendisi bile etkileri yayabiliyor.Bir teoriye göre,ÅŸu anlatılanalr mümkün:Bir asprin tableti suyun içinde çözülür.Su molekülleri ilaçtaki bilgiyi elektromanyetik dalgalar aracılığıyla alır.Daha sonra,sinyaller bir yükselticide yoÄŸunlaÅŸtırılır.KiÅŸiye bu sinyaller verildiÄŸinde asprin etkisi gosterir,yani bir tür manyetik ilaç.Bu sinyaller internet ve telefon aracılığıyla gönderip hasta uzaktan tedavi edilebilir.

Suyun bir başka bilinmeyenini çözebilmek için,bir başka araştırmacı grubu daçok sayıda deney yapmak zorunda kalmıştı:Musluktan akan su damlalarının ritmini ne belirliyor??

Eski Çin’deki su iÅŸkencesinde damlalar,kurbanlarını önce çıldırtıyor

sonra da ölüme götürüyordu.Bilinçsiz bir şekilde ritmini yakalamya çalıştığı için,damlayan su kişide sinir bozukluluğu yaratıyor.

Bilim adamları yaklaşık 200 yıldır su damlalarının gizemini çözebilmek içi çalışmalar yaptılar.Indiana!da bulunan Purdue Üniversitesi’ne baÄŸlı “Fluid Dynamicc Research Group”üyesi Profesör Osman BaÅŸaran,birbirini izleyen yüz tane damlaların nasıl davranacağını önceden tahmin edebildiklerini belirtiyor.Ancak,bu yöndeki davranışının anlaşılabileceÄŸi için,suyun borularda olduÄŸu gibi sınırlı bir alanda akması gerekiyor.Ama,çeÅŸmeden damlarken borudan çıkıp sınırsız bir alana düştükleri için,bilim adamları bir sonuca ulaÅŸmakta zorlanıyorlardı.Prof.Basaran çalışmalrını,Åžikago Üniversitesinden Jen Egger’in gözlemleriyle birlerÅŸtirmiÅŸ:Su damlası musluÄŸun ağızında asılı durduÄŸunda,ince bir su sicimi ile bir sonraki damlaya baÄŸlıdır.Damla düşüyor,su sicimi hızla geri çekiliyor ve musluÄŸun içinde kayboluyor.Egger bu olayı gözlerken,damlaları,lastik bant ucunda asılı bir aÄŸiırlığa benzetiyor.YoÄŸunlaÅŸan damlalar gibi,ağırlık arttıkça lastik bant esne

yecek,bir noktada kopacak ve geriye fırlayacaktır.Bu süreç matematiksel olarak hesaplana biliyor.Egger,lastik bantın davranışını bir denkleme dönüştürüp bunu su damlasına uyarladı.

BaÅŸaran,Egger’in modelini kullandı ve daha da geliÅŸtirdi.Akış davranışını,damlanın kendi içinde araÅŸtırmak için damlaları,cerrahi masadaymış çok sayıda parçaya ayırdı.Bilgisayar aracılığıyla,damlama olayını sanal olarak canlandırdı;çalışma baÅŸarılı olmus,sanal damlalar gerçek su damlalarıyla aynı düzensiz ritmi tutturmuÅŸlardı.Damla,su siciminden çözülüp düştükten sonra,sicim sadece geriye fırlamakla kalmıyor,aynı zamanda uydu(bağımlı)damlacık adı verilen minicik bir damlada oluÅŸturuyordu.En küçük su parçaçıklar,bu damlacık içinde sürekli yukarıya doÄŸru hareket ediyor ve en sonunda,bu uydu damlacıklar,havayla dolu bir balon gibi üst yüzeyden dışarıya fırlıyor.Ink-jet(mürekkep püstürkmeli)yazıcıların kağıt üzerinde bıraktığı mürekkerp lekelerinin nedenide bu uydu damlacıklar.Yeni bulgualrın ışığında,laser yazıcılar kadar hassas ve temiz çalışan Ink-jet yazıcılar üretildi.Bunların tıpta’da teknik devrime yol açacağının belirtiyor Prof.BaÅŸaran.ÖrneÄŸin,gen profilinin hızlı bir ÅŸekilde belirlenmesini saÄŸlayan “biyoçip”lerin geliÅŸtirilmesinde.Çipler bu iÅŸlevini yerine getirebilmesi içini,üzerlerine miniçik enzim damlacıkları serpiÅŸtiriliyor.Basaran’ın çalışmaları sayesinde bu damlacıkların büyüklüğü,davranışı ve yeri,isteÄŸe göre belirlenebilecek.

AraÅŸtırmacı,baÅŸka bir olgu daha keÅŸfetti:Nasıl ki,davranışlarımız gecmiÅŸte yaÅŸanan olayların etkisi ile ÅŸekilleniyor,suda kendi geçmiÅŸini unutmuyor ve damlama ÅŸeklini ona gore ayarlıyordu.Az miktarda su,düzenli bir ritimle damlıyordu:”tıp,tıp”.Suyun miktarını arttırınca iki damla arka arkaya lavaboya damladı,sonra bir ara verip ardından diÄŸer damlalar geldi:”tıp-tıp,tıp-tıp”.BaÅŸaran suyu azaltarak,yeniden eski miktarını ayarladı.Ama ritim deÄŸiÅŸmemiÅŸti:”tıp-tıp,tıp-tıp”.Asıl etken,yani suyun miktarı eski haline getirilmesine raÄŸmen ritmde deÄŸiÅŸme olmamıştı.Uzmanlar bu olaya “Hysterese”adını veriyorlar,ancak ÅŸimdiye kadar hiçbir bilim adamı psikoloji alanında kullanılan bu kelimeyi damlayan muslukla iliÅŸkilendirmeyin düşünememisti.

SU KAYNAKLARI TÜKENİYOR…

Türkiye’de sıkıntı yaÅŸanmasa da dünya nüfusunun yarısından fazlası içme suyu bulmakta büüyk zorluk yaşıyor.İnsanın,hayatta kalmak için günde 1 litre suya ihtiyacı var.Su,vucut sıcaklığının dengelenmesini saÄŸlıyor;yokluÄŸunda ise,ani ölümler yaÅŸayabiliyor.İnsan vucudu susuzluÄŸa en fazla 6 gün dayanabiliyor,daha sıcak bölgelerde bu süre azalıyor.

Aberdeen Üniversitesi Biyomedikal Bilimler Bölümü öğretim görevlilerinden Dr. Susan Shirreffs;”terleme,solunum ya da böbrekler yoluyla vücud her zaman su kaybeder.Dolayısıyla,havanın sıcak olması ya da olmaması önemli deÄŸildir.İnsan açlığa haftalarca dayanabilir,ancak su olmazsa çok kısa zamanda ölür”diyor.

Suyun varlığı,tüm eski uygarlıkların hayatta kalma unsuruydu.İnsan lar o dönemde sel sularını kullanırlar,nehir ya da kaynakları yönlendirerek ekinleri sulardı.Bu çabaları,çaÄŸdaÅŸ mühendislik projelerinin baÅŸlangıcını teÅŸkil ediyor.ÖrneÄŸin terihteki ilk baraj,m.ö.3.000′lerde bugüngü Kahire yakınlarındaki Saddel kafara’da inÅŸa edildi.Bu barajın yapımında 100.000 ton kaya ve toprak kullanıldı.

Kurumsal olarak bugünkü teknolojiyle,gezegenimiz üstündeki herkesin su ihtiyacı karşılanabilir.St.Petersburg’daki Devlet Hidroloji Enstitüsü’nden Igor Åžiklomanov,dünya yüzünde,sıvı ve donmuÅŸ halde 1,4milyar kilometreküp su bulunduÄŸu söylüyor.Ancak,bunun sadece yüzde 2,5′lik oranı tatlı su;dahası %2,5′in sadece 34.000 kilometreküp insan kullanımına uygun.EÅŸit olarak bölünürse,dünya üzerindeki her bireye,yıllık 8.000 metreküp

su düşüyor ki,bu fazlayısıyla yeterli bir miktar.

Suya talep her geçen gun artmasına raÄŸmen,dünya üzerindeki H2O oaranı milyonlarca yıldır deÄŸiÅŸmiyor.Genel inanışın aksine,su buharının uzaya kaçtığı iliÅŸkin bir kanıt yok.Mevcut su kaynakları basit bir döngü içinde…Okyanusların gökyüzüne doÄŸru buharlaşıyor,sonra dünyaya yaÄŸmur.kar ya da dolu ÅŸeklinde geri dönüyor.Ancak,yaÄŸmur her yere eÅŸit miktarda düşmüyor.GeliÅŸmiÅŸ ülkelerde insanlar içmek için yeterli su bulamazken,dünyanın baÅŸka noktalarında su boÅŸa gidiyor.

İnsanolÄŸu,az bulunan su kaynaklarını gün geçtikçe hor kullanıyor.ABD’deki içme suyunda 700 sentetik kimyasal saptanmış ve bunun 129′u,yüksek toksit madde kabul ediliyor.kanada,St Lawrence Nehri’ndeki Beluga balinalarının yağında toksit atık çöplüğüyle eÅŸdeÄŸer düzeyde endüstriyel PCB bulundu.

Su stokunun azalmsı karşısında talebin artması,uzmanların yeni su kaynaklarının bulunmasına yöneltiyor.Kabaca,yaÄŸmur suyunun yüzde 10-20′lik kısmı yeraltına sızıyor ve gözenekli kayalar içinde binlerce yıl barınıyor.Bu konuda bilimsel olmayan yöntemler de kullanılabilir.ÖrneÄŸin Birinci Dünya Savaşı sırasında Avustralya 3.Hafif Süvari BirliÄŸi komutanı Sapper Stephen Kelly,Gelibolu’da su kuyuları açarak ordusunun ihityacını karşılamayı baÅŸarmıştı.

Su kaynakalarının giderek azalması karşısında,büyük ÅŸirketler dikkatlerini,dünya temiz su rezervesinin dörtte birlik bölümüne elinde bulunduran Kanada’ya çevirdiler.Pek çok ABD kökenli ÅŸirket,Kanada’nın nehirlerinden ve büyük göllerinden elde edilecek milyarlarca litre suyu,ABD,Meksika,Japonya ve OrtadoÄŸu ülkerlerine satmak için giriÅŸiminde bulunuyorlar.

Libya hükümeti,halkının su ihtiyacını karşılamak için çok ilginç bir proje tasarladı.Mühendisleri ,Libya Çölü’nün alt kısmında,fosil su kaynakları keÅŸfedilinceidünyanın en büüyk insan yapımı nehrini oluÅŸturdular.Yeraltıboru hatları yardımıyla kentlerine su taşıdılar.Ancak,mevcut kaynağın 40-50 yıllık tüketimi karşılayabileceÄŸi belirtiliyor.

Kadaffi, su ile ilgili proje yürüten tek kiÅŸi deÄŸil .Türkiye,Ceyhan ve Seyhan nehirlerinin sularını”Ceyhan boru hattı”projesi ile Suriye,İsrail,Lübnan ve Ürdün’e vermeyi planlıyor.Ancak,uzun yıllar süre gelen su tartışmaları,henüz projenin hayata geçirmesini engelliyor.ABD’de,Güney Dakota-Teksas arasaına kurulan Ogallala Hattı,6 milyar ton rezervini kullanıyor.Ancak,bu da tükenmek üzere…

Dünya üzereinde en çok su ABD’de kullanılıyor.Ortalama bir Amerikalı,heryıl 220 metreküp su tüketiyor ve bunun yarısı tuvalet temizliÄŸi için harcanıyor.2000 ton su insan atıklarını temizlemekte kullanılıyor.

Uluslararası örgütlerin verdiÄŸi raporlara göre,Afrika ve Asya’nın bazı bölgelerinde suyu çıkarmak 1 saati buluyor. Yanı sıra,susuzluÄŸun salgın hastalıklarına ve çocuk ölümüne yol açtığı belirtiliyor.Bu bölgelerde bir kiÅŸinin gün boyunca kullandığı ortalama su miktarı 10 litre…ÖrneÄŸin,İngiltere’de gün içinde bir kiÅŸi ortalama 135 litre su tuketiyor ve bunun sadece 9 litresi tuvalet remizliÄŸinde kullanılıyor.

Kategori: Biyoloji


Rasgele...