Öğrenen Organizasyonlar

12 Temmuz 2007



Öğrenen Organizasyonlar

Jan Lowe

Beşinci Disiplin” adlı kitabında Peter M. Senge, “Öğrenen Organizasyon”un tanımı şöyle yapmıştır;

Öğrenen bir organizasyon; İnsanların gerçekten başarmak istedikleri sonuçlara ulaşmak için sürekli olarak kapasitelerini geliştirdiği, yeni ve geliştirici düşünce yöntemlerinin teşvik edildiği, ortak hedeflerin serbest bırakıldığı, insanların sürekli birlikte öğrenme yöntemlerini öğrendiği bir organizasyondur. Kısaca öğrenen bir organizasyon, geleceğini yaratmak için durmaksızın kendini geliştiren bir organizasyondur.

Öğrenmenin tanımı

Senge öğrenmeyi iki gruba ayırıyor:

*Uyumsal öğrenme

*Üretken öğrenme

Senge, özellikle sistemin özünü oluşturan “üretken öğrenme” adını verdiği kavram üzerinde durur. Üretken öğrenme, uyumsal öğrenmenin daha önce oluştuğunu varsayıyor. Üretken öğrenme, önemsediğimiz herşeyi kapsar; bu şekilde yaratma kapasitemizi artırırız. Üretken öğrenme yeni bir kavram değildir. Örneğin, ilk uçağın icat edilmesinden ilk başarılı ticari hava taşıtına (DC-3) geçilmesinin 30 sene sürmesi, bir üretken öğrenme sürecini gösterir.

Beş Disiplin

Öğrenen organizasyon gelişiminde aşağıdaki beş disiplin yer alır:

1. Kişisel yetkinlik

2. Zihinsel modeller

3. Ortak vizyon

4. Takımla öğrenme

5. Sistemli düşünme

Disiplin, hayata geçirilmek üzere çalışılması ve hakim olunması gereken bir teknik ve teoriler oluşumudur. Bir takım bilgi ve becerileri kazanmak için katedilmesi gerek bir gelişim yoludur. Beş disiplini ayrıntılı olarak incelediğimizde;

1. Kişisel yetkinlik:

Kişisel yetkinlik, kişisel gelişim ve öğrenim disiplinidir. Bu bağlamda öğrenme yalnızca daha fazla bilgi istemek anlamına gelmez, hayatımızda yaratmak istediğimiz sonuçlara ulaşma yeteneğimizi arttırmak da demektir. Kişisel yetkinliği yüksek olan kişiler sürekli öğrenirler. Kişisel yetkinlik sahip olunan bir özellikten çok, bir süreç ömür boyu süren bir disiplindir.

2. Zihinsel modeller:

Zihinsel modeller hayatın akışı ile ilgili bilgilerimizin farkında olma, bunları test etme ve geliştirme aşamalarını kapsar. Öğrenen organizasyonların yaratılmasında büyük önem taşıdığı görülmektedir. Zihinsel modeller ve öğrenen organizasyonlar üzerine otuz sene çalışan Argyris şöyle demektedir: “İnsanlar ifade edilen, belirtilen teorilerle (söyledikleri) fikir birliği içinde davranmasalar dahi, olaylara dayanan teorilerle (zihinsel modeller) uyumlu davranırlar”. Zihinsel modeller, son derece basit genellemelerden, örneğin “insanlara güvenilmez” görüşünden oldukça karmaşık teorilere, sözgelimi “ailemdeki fertlerin birbirlerine neden şu anda davranmakta oldukları şekilde davrandıklarına dair fikrim…” gibi düşüncelere kadar uzanır. Zihinsel modellerin hareketlerimizde bu kadar belirleyici olmalarının nedeni neleri gördüğümüzü de kontrol etmeleridir.

3. Ortak vizyon:

Ortak bir vizyon organizasyondaki herkes tarafından paylaşılan bir resimdir. Organizasyonun tamamında ortak bir kimlik hissi yaratır. Bu ortak kimlik, farklı faaliyetleri biraraya getirerek insanların ortak hedefler etrafında birleşmelerini sağlar. Ortak vizyon bir fikir değildir. O kadar güçlü bir içsel kuvvettir ki, gerçekten varmış gibi görünür. Kendi kişisel vizyonlarını yansıttığı için insanların son derece güçlü bir şekilde bağlandıkları bir vizyondur. Ortak vizyon enerjisini birliktelikten alır. Senge’e göre, insanların ortak bir vizyon peşinde olmalarının nedenlerinden biri sorumlulukları paylaşma arzusudur. Ortak bir vizyon öğrenen organizasyon için hayati bir unsurdur çünkü öğrenme üzerine odaklanarak enerji üretir. Uyumsal öğrenme için ortak bir vizyon gerekli değildir. Ancak üretken öğrenme sadece insanların gerçekten istedikleri için harekete geçmesi halinde ortaya çıkar.

4. Takımla öğrenme:

Bu tanıma geçmeden önce “aynı çizgide olma” kavramını tanımamız gereklidir. Bu durum, bir grubun tek bir varlık olarak işlev görmesi, herkesin aynı yönde hareket etmesi halinde ortaya çıkar. Aynı çizgide olmanın farklı dereceleri vardır. Aynı çizgide olmayan bir grup, farklı yönlere giderek enerjilerini boşa harcayan üyelerden oluşur. Aynı çizgide olan bir grubun özellikleri şunlardır:

* ortak yön ve hedefler

* uyumlu enerji tüketimi

* diğer insanların çabalarını değerlendirme gayreti

* ortak bir vizyon

Ancak aynı çizgide olma söz konusu olsa dahi, bireyler kendi kişisel ilgi ve hedeflerinden vazgeçmeyebilirler. Ortak vizyonun her bireyin kendi vizyonunun bir uzantısı olduğunu söylemek daha doğrudur. Takımla öğrenme ise, grup üyelerinin gerçekten istedikleri sonuçları elde etmelerini sağlayacak şekilde grubun kapasitesinin aynı yönde geliştirilmesi sürecidir. Takımla öğrenme bireysel becerileri anlayışı içerse dahi, ortak bir disiplindir. Birey tek başına bu süreci yaşayamaz. “Kendi başıma takımla öğrenme sürecini yaşayabilirim” demek, “tek başıma bir orkestranın yaptığı müziği yapabilirim” demek kadar anlamsızdır.

Takımla öğrenme şu iki tekniğe hakim olmayı gerektirir:

1. Diyalog, karmaşık konuların özgür ve yaratıcı bir şekilde araştırılmasını, diğerlerini dinlemeyi ve kendi fikirlerimizi geri planda tutmayı içerir.

2. Tartışma, farklı bakış açılarını ortaya koyar ve savunur.

5. Sistemli düşünme:

Sistemli düşünmenin amacı bütünü görmektir. Sistemli düşünme, parçalar yerine bütünü ve durağan “fotoğraf”lar yerine değişim noktalarını görebilmeyi sağlayan bir yapıdır. Sistemli düşünme, karmaşık durumlarda gizli kalan yapıları ortaya çıkarır ve küçük ve büyük değişiklikler arasındaki farkın görülmesini sağlar. Öğrenme sayesinde bütünü görerek genel bakışı yakalayabilir ve karmaşanın içinde kaybolmaktan kurtuluruz. Sistemli düşünme, düşünme şeklimizi oluşturmak için bize yeni bir dil sunmaktadır. Senge, sistemli düşünmeye “Beşinci Disiplin” adını vermektedir çünkü sistemli düşünme beş disiplinin tamamının kavramsal çatısını oluşturmaktadır. Bu disiplinler düşünme tarzımızda bir geçiş demektir: parçaları görmeden bütünü görmeye, insanları ümitsiz tepki veren kişiler olarak görmeden kendi gerçeklerini yaratmak için aktif katılımcılar olarak görmeye, şimdiye tepki vermeden geleceği yaratmaya… Sistemli düşünme, disiplinlerin hayata geçirilmesinin ardından entegrasyonlarını sağlar. Öğrenen organizasyonun dünya görüşünün temel taşıdır; çünkü sistemli düşünmenin temel mesajlarından biri, kendi hareketlerimizin kendi gerçeğimizi yarattığı şeklindedir. Sistem analizleri karmaşık sistemleri, özellikle sistemlerin detaylarını analiz etmek üzere tasarlanmıştır. Öte yandan dinamik engel adı verilen başka bir karmaşıklık türü daha vardır. Pek çok farklı unsuru bir ateşte karıştırmak, tıpkı bir makinayı kurmak ya da envanter tutmak gibi işlemlerin bir dizi karmaşık talimatını izleme örneğine benzer bir şekilde detay engelidir. Ancak bu durumlardan hiçbiri özellikle dinamik olarak karmaşık değildir.

Aynı hareket kısa ve uzun vadede önemli farklı etkileri olduğunda, ortaya dinamik engel çıkar. Bir hareket bölgesel olarak bir dizi sonuca sahipse ve çok farklı bir dizi sonuç sistemin başka bir bölümüne aitse, bu dinamik engeldir. Sistemli düşünme bu karmaşıklığı aydınlatacak bir araçtır.

“Öğrenen Organizasyonlar” yazımızın devamı olan “Öğrenme Zorlukları” bölümünü haftaya Konuk Yazar bölümümüzde okuyabilirsiniz…

Kategori: Bilim


Rasgele...


Destekliyoruz arkada - arkadas - partner - partner - arkada - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy