Musa Aleyhisselam’ın Hayatı

12 Temmuz 2007



Musa Aleyhisselam’ın Hayatı

Hz. Musa , Beni İsrail’den (İsrail Oğullarından) İmran adındaki bir şahsın oğludur ,Mısır’da doğmuştur. İsrail Oğulları Mısır’da çoğalarak on iki kabileye ayrılmışlardı. Bunların böyle çoğalmaları, Mısır’ın eski halkı Kıpti’lerin hoşuna gitmiyordu. Onun için bunlara eziyet ediyor ve dedelerinin ili olan kenan yurduna çıkıp gitmelerini engelliyorlardı.

Bir gün Mısır kahinlerinden biri fravuna şöyle bir haber vermişti : “İsrail Oğullarından gelecek bir çocuk, Mısır Devletinin batmasına sebep olacak.” Firavun da İsrail Oğullarının yeni doğan çocuklarını öldürmeye başlamıştı. İşte bu sırada Hz. Musa doğdu. Annesi, onu, korumak amacıyla bir sandığın içine koyup nil nehrine atmayı uygun gördü. Nil nehrinin kenara attığı bu sandığı Fravunun zevcesi Asiye ele geirip onu evlat edindi. Hz. Musa’nın annesi de bir yolunu bulup kendisini bu seçkin çocuğa süt anne tayin ettirdi.

Hz. Musa , kendisine düşman olacak firavunun sarayında besleniyordu. Bu yüce Allah’ın ibret alınacak büyük bir hikmetiydi. Hz. Musa büyüdü. Bir gün İsrail Oğullarından biri ile sokakta kavga eden bir Kıpti’ye tokat attı. Kıpti yere düşüp öldü. Hz. Musa yaptığına pişman oldu. Firavundan korkarak Meyden şehrine çıkıp gitti. Orada Şuayb aleyhisselam’ın kızı “Safura” ile evlendi. Bir süre sonra Mısır’a dönüp gitmek üzere zevcesi ile beraber yola çıktı. Giderken Tür dağına uğradı. Orada yüce Allah’ın hitabına kavuştu, kendisine peygamberlik verildi. Büyük kardeşi Harun ile firavunu dine çağırmaya Allah tarafından görevli kılındılar.

Hz. Musa’nın eli ay gibi parladı. Elindeki asa da, dilediği vakit büyük bir ejderha oluverirdi. Bunlar birer mucize idi. O zaman Mısır çevresinde büyücülük çok ilerlemişti. Firavun bu mucizeleri birer büyü sanmıştı. Büyücüleri topladı. Bunlar Hz. Musa’ya meydan okudular. Fakat Hz. Musa’nın asa mucizesini görünce, büyücülerin hepsi iman ettiler. Bunun bir büyü olmadığını hemen anladılar. Çünkü bu asa bir ejder kesilerek büyücülerin ortaya atmış olduğu bütün hünerlerin hepsini yutmuştu. Eğer Hz. Musa’nın gösterdiği şey, bir gözbağıcılık olsaydı, böyle yok etme üstünlüğü meydana gelemezdi.

Çekinmeden Rab olma davasında bulunan Firavun ile Mısır’ın eski halkı Kıptiler, Hz. Musa’nın bu mucizesini gördükleri halde ne yazık ki, iman etmediler. Daha sonra bir gece, Hz. Musa İsrail oğullarını alıp Mısırdan çıktı, Süveyş denizi bir mucize olarak yarıldı. On iki yola ayrıldı. İsrail oğullarının on iki kabilesi bu yollardan geçerek karşıya ulaştılar. Bunları izleyen Firavun ile ordusu, suların tekrar kapanması üzerine boğularak öldüler. Yalnız firavunu cesedi, suların çarpması ile sahile atılmıştı. Kendi ölümlü varlığına güvenerek yaradanı unutmuş; Tanrılık davasında bulunmuştu. İşte böyle büyük bir gaflet içine düşen bir şahsın akıbeti büyük bir ibret levhası olmuştu.

Firavundan kurtulan Hz. Musa, İsrail oğulları ile birlikte Tiyh sahrasına gelmişti. Onları burada bırakarak “Tür-i Sina” denilen dağa gitti. Orda kırk gün boyunca Yüca Allah’a ibadette bulundu. Mekandan ve zamandan münezzeh olan Yüce Allah’ın hitabına kavuştu. Kendisine Tevrat kitabı verildi.

Hz. Musa, Tür-i Sina’dan ayrılarak Tiyh sahrasına dönünce, kaviminin bir kısmını, Samiri adında birinin atından yapmış olduğu bir buzağıya tapar halde buldu. Bundan çok üzülmüştü. Bunlar daha sonra pişman olarak tövbe ettiler.

Hz. Musa , Kenan topraklarını, Arz-ı Mukaddes’i almak için Amalika ile savaşmak istiyordu. İsrail oğulları ise savaştan kaçındılar. Böyleceo mübarek peygamberin bedduasına uğrayarak kırk sene tiyh sahrasında kaldılar. Arada bir hayli zaman geçti. İsrail oğulları arasında çölde büyümüş yiğitler yetişti. Hz. Musa bunları alıp L?t denizinin güney taraflarına götürdü. Daha ileriye giderek Amalika’dan Avc ibni Unk adındaki hükümdara savaş açtı. Şeria nehrinin doğu taraflarındaki beldeleri elde etti.

Hz. Musa, İbrahim aleyhisselam’ın zamanından beri yaşayan veya Hz. İbrahim ile hicret eden kimselerin soyundan olan Hızır aleyhisselam ile görüşmüş, ona verilen “Ledün ilmine” şahit olmuştu.

Hz. Musa rivayete göre, Kenan ili hududuna yakın bir yerde yüz yirmi yaşında olduğu halde vefat etmiştir. Hz. Adem devrinin 3868. yılına ve Mısır’dan çıkışlarının 40. yılına raslar.

Hz. Musa’ya “Kelimullah” denir. İsrail oğullarını bir araya toplayan bu yüce peygamber onları esaretten kurtarmış ve özgürlüğe kavuşturmuştu. Ne yazıkki bu kabileler zaman zaman yoldan çıkmış ve dinlerini yitirmişlerdir.

Kategori: Bilim


Rasgele...


Destekliyoruz arkada - arkadas - partner - partner - arkada - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy