Kobi’lerin Tanımı

12 Temmuz 2007



KOBİ’lerin Tanımı

KOBİ’lere ilişkin literatür tarandığında, KOBİ kavramı üzerinde birleşilen kesin bir tanımın olmadığı görülmektedir. KOBİ tanımı; ülkeden ülkeye ve hatta bir ülkenin çeşitli kurumları arasında dahi değişmektedir. KOBİ’lerin tanımında, çalışan sayısı ölçme ve karşılaştırma kolaylığı açısından en fazla kullanılan ölçüt olmaktadır.

KOBİ deyimi, hukuki olmaktan çok, ekonomik bir anlam taşımaktadır. Bu nedenle farklı ekonomik yapıya sahip farklı ülkelerde KOBİ ‘leri belirleyici ölçüler de değişmektedir. Bu ölçütler arasında işçi sayısı, ciro,sermaye gibi nicel ölçütlerin yanı sıra nitel ölçütler de (işletmenin yönetimi, sermaye piyasasına dahil olup olmadığı, pazarlık gücü, üretim, esneklik) yer almaktadır

Her ülkeye göre farklılık gösteren KOBİ tanımlamalarının AT üyesi ülkelerde de farklı niceliklere sahip olduğunu görebiliriz. Aşağıdaki tablo bu örnekleri göstermektedir:

Tablo 1

Bazı Ülke Ve Ülke Gruplarında Küçük

İşletmeler İçin Nicel Ölçütler

Ülkeler

İşçi Sayısı Üst Sınırı

Sermaye,Ciro, Makine Parkı Üst Sınırı

ABD

250

10 milyon $ (ciro)

FRANSA

50

İTALYA

500

3 milyar liret (sermaye)

ALMANYA

Sektöre göre değişiyor

Sektöre göre değişiyor

İNGİLTERE

Sektöre göre değişiyor

Sektöre göre değişiyor

JAPONYA

Sektöre göre değişiyor

Sektöre göre değişiyor

G.DOĞU ASYA

50

ORTA VE GÜNEY AMERİKA

OECD VE AT

20

Diğer taraftan, nitelik yönünden bir sınıflandırmaya gidilecek olursa, kriterler aşağıdaki gibi belirlenmiştir:

Girişimcinin işletmede fiilen çalışması,

İşbölümü ve uzmanlaşma derecesi,

Sermayenin sınırlı oluşu, finansal yetersizlik,

Yönetim tekniklerinin uygulanmaması ve yetersizliği.

KOBİ’lerin tanımlanmasındaki farklılıklar, Türkiye’de de göze çarpmaktadır. Bu konudaki ilk yaklaşımlar, 1923 İzmir iktisat kongresinde yapılmaya başlanmış ve devletin özel sektörü desteklemek amacıyla çıkarttığı ve 1942’ye kadar yürürlükte kalan Teşvik-i Sanayi Kanununun (1927), bu konuda ilk kez bir tanımlama yaptığı görülmektedir. Kanuna göre 5 kişiden az ve en çok 9 beygirlik muharrik güç çalıştıran iş yeri “küçük”, bunun üstündekiler “büyük” olarak kabul edilmiştir. Daha sonra iş kanununun, işletmelerin hangisinin iş kanunu kapsamına gireceğini belirlemek amacıyla yaptığı tanımlamada, 10 işçiden az kişi çalıştıran işletmeler, küçük ölçekli kapsamında tutulmuştur. Tanımlar odalara, birliklere ve derneklere göre değişmekte, bu konudaki en yetkili kuruluş olan DİE’ nin bile, her sefer ayrı bir yaklaşımda bulunduğu görülmektedir. Bu değerler en son 1980 nüfus sayımında, 10 işçiden az çalıştıra işyerleri “küçük”, 10-24 arası “orta” ve diğerleri büyük olarak tanımlanmıştır. Ancak 1983 yılından itibaren küçük işletme sınırını 25 işçiye çıkartmış bulunmaktadır.

Dünya Bankası, 1-50 işçi çalıştıranları küçük işletme, 51-200 işçi çalıştıranları orta ölçekli işletme, 200’den çok işçi çalıştıran işletmeleri büyük işletme olarak tanımlamaktadır.

Ülkemizde farklı kuruluşlar tarafından farklı tanımlar yapılmaktadır. KOSGEB, 1-50 işçi çalıştıranları küçük ölçekli işletme, 51-150 kişi arasında işçi çalıştıran işletmeleri ise orta ölçekli işletme olarak tanımlamaktadır. TOBB, 1-150, Dış Ticaret Müsteşarlığı ve TOSYÖV, 1-200; Eximbank, 1-250 arasında işçi çalıştıran işletmeleri KOBİ olarak nitelendirmektedir

Görüldüğü gibi, KOBİ ‘leri standart bir tanıma tabi tutmak son derece güçtür. Bu yaptığım çalışmada küçük ve orta ölçekli işletmeler, sermeye, makine parkı ve kullanılan güç miktarına bakılmaksızın sadece çalışan işçi sayısına göre değerlendirilmiş ve 1-50 arasında çalışanı olan işletmeler, “küçük” ve 51-200 arasında çalışanı olan işletmeler, “orta” olarak tanımlanarak, araştırma kapsamına dahil edilmiştir. Bu tanımlamanın yapılmasında, Dünya Bankası tarafından 1989 yılında Türkiye için hazırlanmış olan “Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi’ nin gelişimi ve istihdam yaratma eğilimi ve umutları” konulu rapor temel alınmıştır.

Ekonomik sistemde faaliyet gösteren KOBİ‘ler, a-Ticaret, b-Hizmet,c-İmalat işletmeleri olarak üç grupta incelenebilir :

a)    Ticaret sektöründe yer alan işletmeler, ekonomik malların toptan ve perakende satışı gibi konularla ilgilenen, dağıtım zincirinde yer alan aracılar niteliğindedir ve mamullerin alıcılara ulaşmasını sağlarlar. Çok fazla sermaye ve işgücü gerektirmemesi nedeniyle, yaygın olarak bu tür işletmelere rastlanır.

b) Hizmet sektöründe de KOBİ ‘ler yaygın olarak faaliyet göstermektedir. Hizmet işletmelerinin çoğu, konularında mesleki eğitim görmüş profesyonel kişileri veya teknik elemanları istihdam etmektedirler.

c) İmalat sektöründe ter alan KOBİ’ ler ise, yığın üretim sisteminde üretimin gerçekleştirilmesine, çoğunlukla ara mamul üreterek katkıda bulunurlar. Çok sayıda parçanın bir araya getirilmesiyle oluşan TV, buzdolabı gibi ürünlerin küçük parçalarının çoğunu KOBİ‘ler üretmektedir.

KOBİ’LERİN EKONOMİK SİSTEM İÇİNDEKI ROLLERİ VE SİSTEME KATKILARI

Rolleri

Bu işletmelerin özellikle sanayi sektörüne dinamik bir yapı kazandırdığı görüşü yaygın bir kanıdır. Ancak bunun böyle olup olmadığını anlamak için en azından bu işletmelerin ekonomi içinde faaliyette bulundukları sektöre ve bölgeye, dış ticaretteki paylarına göre değerlendirilmeleri gerektiği açıktır.

Sektörel Açıdan

1- Geleneksel sanayi sektörlerinde faaliyet gösterenler.

2- Teknoloji yoğun sektörlerde faaliyet gösterenler.

İlk gruba giren firmalar, daha çok gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde görülürken, teknoloji yoğun sektörlerdeki KOBİ sayısı özellikle gelişmiş ülkelerde çok fazladır. Bu firmaların modern sanayi dallarında faaliyette bulunmaları, yeni teknolojilere ulaşabilmeleri ile ilgilidir. Bu konuda içinde yaşadıkları ülkenin teknoloji üretip üretmediği önem kazanmaktadır. Teknoloji üreten bir ülkede firmaların yeni teknolojilere ulaşmaları oldukça kolaylaşmakta, teknoloji ithal eden bir ülkede ise zorlaşmaktadır.

Bölgesel Açıdan

KOBİ ‘lerin bulundukları bölgelerin gelişmişlik ve bölgesel talep düzeyine bağlı olarak ürettikleri çeşitli kalitelerdeki ürünlerle bölgesel gelişme farklılıklarını azaltmada etkin bir rol oynadıkları kabul edilmektedir. Gelişmiş bölgelerde üretim yapan küçük firmaların gelişmişliğin sağladığı içsel ve dışsal tasarruflarla maliyet ve kalite yönünden avantajlı olmalarının yanında, içerde ve dışarıda yeni pazarlara ulaşma kolaylıklarına da daha kolay ulaşabilmektedirler.

Dış ticaret payları açısından

İhracat sektörü, ihracat yapacak firmanın pek çok bilgi birikimine sahip olması yanında onların rekabet edebilir mallar üretmesini de gerektirdiğinden bu sektörde küçük ve orta boy firmaların ancak geleneksel pazar ve alıcılara sahip olanları faaliyet gösterebilmektedir. Belki bu firmaların çok küçük bir yüzdesi ihracat sektörüne girmeyi denemektedir. Kuşkusuz bu durum GSMH’nin en büyük payının dış ticaretten sağlandığı ülkelerde farklı bir görünüm almakta ve çok sayıda KOBİ ‘nin modern teknoloji içinde ihracata yönelik üretim yaptıkları görülmektedir.

Sisteme Katkıları

   

Ülke ekonomisinde oluşan şartlara daha rahat uyum sağlayabilmeleri ve değişen şartlara hızla uyum sağlayabilmeleri,

Konjonktürel dalgalanmalarda, iktisadi ve mali krizler karşısında daha esnek olmaları, pazar koşullarındaki değişmelere büyük uyum göstermeleri,

Gelişen teknoloji ile birlikte yatırım ve istihdam maliyetlerinin yükselmesi sorunu karşısında bu işletmelerin emek-yoğun teknolojilerinin son yıllarda giderek önem kazanması,

Az gelişmiş ülkelerde nüfus artışı yanında işsizliğin de hızlı artması ve tarım dışı sektörlere işgücü akımının hızlanması karşısında emek-yoğun üretim tekniğine sahip bu işletmelerin istihdam yaratma kapasitesindeki üstünlükleri,

Tüketicilerin gündelik, süreklim ihtiyaçlarının karşılanmasında toplumun tüm kesimleri ile direkt ilişki kurabilmeleri, tüketici isteklerine, yeniliklere hızla uyum sağlayabilmeleri, toplumsal hayatın vazgeçilmez olguları esnaf ve sanatkarların, ekonomik ve sosyal yaşamda istikrar unsuru olmaları,

Sanayinin ve üretimin yaygınlaştırılmasında etkin bir araç olmaları,

Uzun dönemde büyük sanayi girdilerinin ve ara mallarının üreticisi durumunda olmaları, bir anlamda büyük sanayilerin tamamlayıcıları olmaları,

Birikimlerinin (işgücü, hammadde, finansman kaynakları), kısa yoldan yatırıma dönüşmesine sağlamadaki etkinlikleri.

KOBİLERİN ÖNEMİ:

Küreselleşen dünyanın ya da kısaca bütünleşen dünyanın dışında kalmamak, sürekli büyüyen pazardan ya da dünya ticaretinden pay alabilmek için fırsat ve avantajlardan yararlanmak, ülkeler için öncelikli amaçlardan olmuştur. Küreselleşen dünya ile bütünleşmede ve dış pazarlara açılmada KOBİ’ler ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle KOBİ’lerin diğer işletmelerden farklı özellikleri bulunmaktadır. Bunlardan bazıları; her şeyden önce bu tür işletmeler, daha az yatırımla daha çok üretim ve ürün çeşidi sağlamaktadır. Marjinal istihdam yaratma olanakları diğer işletmelere göre daha fazladır, böylece daha düşük yatırım maliyetleriyle istihdam imkanı yaratırlar. Bankalarla ilişkilerinde daha dikkatli hareket ettiklerinden ve yapıları nedeniyle ekonomik dalgalanmalardan daha az etkilenir ve talep değişikliklerine ve çeşitliliklerine daha kolay uyum gösterirler. Olanak yaratıldığı takdirde esneklikleri nedeniyle teknolojik gelişmelere daha yatkın ve bölgeler arası kalkınmada dengelerin bozulmasını önleyici bir rol oynarlar. Gelir dağılımına olumlu etkileri olup, ferdi tasarrufları teşvik eder, yönlendirir ve hareketlendirirler. Büyük sanayi işletmelerinin vazgeçilmez destekleyicisi ve tamamlayıcısıdırlar. Politik ve sosyal sistemlerin denge ve istikrar unsuru olup, demokratik toplumun ve liberal ekonominin ana sigortalarından biridir.

KOBİLERDE İŞLETME FONKSİYONLARI VE BUNLARIN TANIMLARI:

Üretim Fonksiyonu:

İşletmenin yaşama ve gelişmesi, her şeyden önce ; talep olunabilir bir mal yada hizmet üretmesine bağlıdır. Buradaki talebin çok, devamlı ve istikrarlı da olması gereklidir. Çoktan amaç, işletmeye yeterli bir kazanç sağlayacak düzeyde olmasıdır. Devamlıdan amaç yeterli bir süre devam etmesidir. İstikrardan amaç ise tehlikeli iniş çıkışlar göstermemesi oldukça kararlı bir gidiş izlemesidir. Bu üç özelliğe sahip talep karşısında olan bir mal veya hizmeti seçebilmek için, bu üç özelliği etkileyebilecek etkenleri dikkate almak gerekir. İşletme, üretim etkenlerinin uyumlu bir şekilde birleşmesinden oluştuğuna göre üreteceği mal veya hizmeti, tek kelime ile ürün , sözü geçen etkenlerin birleşme ve çalışma şekline bağlıdır. Bu bağlılığı, üretim fonksiyonu adı verile şu matematiksel ifade ile gösterebiliriz.

Ü= f (DK,BK,S,GY)

Üretim denklemindeki Ü, üretim faaliyeti elde edilen sonucu; DK, doğal kaynakları; BK, beşeri kaynakları yani emeği; S, sermayeyi yani maddi ve teknik araç gereçleri, GY ise girişimcilik ve yönetimi gösterir.İşletmelerde bu dört girdinin verimli ve etken kullanımı sayesinde ancak kaliteli ve verimli bir üretim yapmak mümkündür. Üretim süreciyle ilgili alınacak karalar çok önemlidir ve bu kararlarda yapılacak olan hataların telafisi oldukça güçtür.Üretim bölümünde sorunlar yaşayan işletmelerde maliyetler artarak işletmenin devamlılığını tehtit edebilecek boyutlara ulaşabilir. Üretim fonksiyonu bir işletmenin en önemli can damarlarından biridir. Bu bakımdan yapılacak yatırımların önceden detaylı araştırmalar yapılarak fizibilite çalışmalarının tamamlanması sağlanmalıdır.

Tedarik fonksiyonu:

Tedarik fonksiyonu üretim fonksiyonunu birebir etkileyen çok önemli bir fonksiyondur. Üretim sürecinin sağlıklı ve sorunsuz işleyebilmesi için tedarik fonksiyonunun eksiksiz çalışması gereklidir.Tedarik fonksiyonu işletmenin girdi olarak kullandığı etmenlerin uyumlu ve verimli bir biçimde bir araya getirilmesi işlevini yerine getirmektedir. Bu etmenlerin gereken zamanda gereken miktarda olması gereken kalitede işletmenin kullanımına hazır hale getirilmesinin önemini kavrayan işletmeciler bu yüzden tedarikçileri ile yüzde yüz uyumlu bir şekilde çalışmaları gerektiğinin farkına varmışlardır. Tedarik kanallarının sağlıklı olması ve tedarikçileri ile ilişkilerinin düzeyi bu fonksiyonun en önemli kısmıdır. Üretime girecek olan hammadde ve diğer kaynakların en iyi kalitede ve en uygun fiyat ile tedarik edilmiş olması bizi hem hatalı üretim çıktısı hem de kalitesiz üretim sonucu katlanılması gereken maliyetlerden kurtarmaktadır ki bu maliyetler katlanılması güç ve çoğu zamanda işletmenin devamlılığında rol oynayacak kadar ciddi maliyetlerdir.

Tedarik fonksiyonu işletmenin mal veya hizmet üretimi yapmasına göre, hammadde ihtiyacının tek bir yerden veya birçok yerden karşılanabilmesine göre ve buna benzer daha bir çok koşula göre önemini farklı alanlarda göstermektedir. Sonuçta tedarikçileriyle fiyat, kalite ve zaman boyutunda uyumlu çalışmaları işletmenin faaliyetini ve üretimini olumlu yönde etkileyecektir.

Satış-Pazarlama fonksiyonu:

Pazarlama , işletme amaçlarına ulaşmayı sağlayacak satışı gerçekleştirmek üzere ihtiyacı karşılayacak malların , hizmetlerin ve fikirlerin geliştirilmesi ,fiyatlandırılması, tutundurulması ve dağıtılmasına ilişkin planlama ve uygulama sürecidir.Bu arada ihtiyaçları karşılama açısından daima tüketicinin tatminini de göz önünde tutmalıdır.

Mal ve hizmetlerin tüketiciye geçişine kadar yürütülen ve hatta tüketiciye ulaştıktan sonra da devam ettirilebilen özelleşmiş faaliyetler bütünüdür.Pazarlamanın birçok işletmede satış fonksiyonu ile birleştirilmiş olmasının temel sebebi artık pazarlama faaliyetlerinin satış öncesinde ve sonrasında devam eden ve satışı da içine alarak kapsayan bir faaliyetler bütünü olarak algılanmasıdır.Bu fonksiyonun etkinliği bir işletmede hemen anlaşılamaz. Satışlar veya elde edilen ciro üzerinde direk bir etkisi hissedilmez. Diğer faaliyetleri bütünleştiren ve tamamlayan bir fonksiyondur.

Pazarlama fonksiyonun sorumluluğunda mamul, mamulun kalitesi, çeşitleri,markası, stili, ambalajı, garantisi sağlanan ek hizmetleri; fiyat düzeyi, yapılan indirimler ve krediler,ödeme şartları ve fiyat değişikliği kararları; promosyon ve reklam ,tanıtma faaliyetleri, satış geliştirme ve dağıtım, dağıtım kanalları dağıtım kapsamı , çıkış noktaları, satış bölgeleri, stoklar, taşıyıcılar bulunmaktadır. İşletmenin kaynakları ile dış çevre faktörlerinin uyumunu sağlamak pazarlamanın en önemli faaliyetidir ve bu faaliyeti sırasında yukarıda saydığımız enstrümanlardan faydalanır.

Finansman fonksiyonu:

Çağdaş dünyada her alanda olduğu gibi, finansmanın kapsadığı konularla finans fonksiyonunda da son yıllarda önemli değişiklikler olmuştur. 1950’ lere kadar finans yöneticisinin temel görevi , muhasebe kayıtlarını tutmak, belirli dönem sonlarında finansal raporlar hazırlamak ve firmanın gereksinim duyduğu fonları sağlamak olduğu halde; günümüzde finans fonksiyonu, bir firmanın genel yönetimi içerisinde gittikçe artan bir önem kazanmıştır.

Bu yeni anlayışın ışığı altında , finans yöneticisi finans politika ve stratejilerini saptamak , bu politika ve stratejilere uygun programlar hazırlamak, bu programların uygulanmasını gerçekleştirmek ve uygulama sonuçlarını kontrol etmek gibi önemli görevler üstlenmiş bulunmaktadır. Çağdaş finans yöneticisi firmanın büyüklüğü ve büyüme hızı ne olmalıdır,firmanın kaynakları, çeşitli aktifler arasında nasıl dağıtılmalıdır; firmanın amacı açısından en iyi sonucu verecek kaynak bileşimi nasıl sağlanmalıdır gibi firma faaliyeti ile ilgili temel sorulara yanıt bulmalıdır. Finansman fonksiyonu bir işletme için diğer bütün fonksiyonların sağlıklı işlemesi koşulunda dahi olsa tamamen işletmenin devamlılığını değiştirebilecek bir fonksiyondur. Bu fonksiyonun öneminin yeterince kavranması ve alınacak kararlara da bu durumun göz önünde tutulması gerekmektedir.

KOBİLERDE TEMEL İŞLETME FONKSİYONLARININ SORUNLARI VE AVANTAJLARI

KOBİ’lerde üretim fonksiyonundaki sorunlar ve avantajlar:

Bu sorunların ilki, yenilik ve değişiklikler konusunda üretim teknolojisindeki eksiklikler, yani kısaca teknoloji sorunudur. Bugün, KOBİ’lerin yatırım yaparken alan ve teknoloji seçimi konusunda bilgi alabilecekleri herhangi bir kurum bulunmamaktadır. Üretim yönetimi ve teknolojisindeki büyük bilgi eksikliğinin neden olduğu sorunların çözümlenememesi, kalitesiz üretim, yüksek maliyet, hammadde, işgücü, makina, tezgah kapasitesi israfının daha da artmasına sebep olmaktadır.

Türkiye bugün, kendi teknolojisi olmayan bir ülke durumundadır. Bugün Türk işletmeleri ancak, bünyelerine uygun imalat yöntemlerini almakta ve uygulamaktadırlar. Bu yöntemleri de dışarıdan, lisans, know-how (teknik bilgi) v.b. yollarla, büyük ücretler karşılığında satın almaktadırlar. Bu nedenle, öncelikle teknolojiye önem verilmesi gerekmektedir. Üretim kapasitesinin yetersizliği de, diğer bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Öte yandan, KOBİ’lerin bazen sınırlı bir pazara hitap etmeleri nedeni ile, ellerindeki makinalar atıl durumda kalmakta, kullanılamamaktadır. Bu da işletmenin verimliliğini olumsuz yönde etkilemektedir.

Tüm bunlara ek olarak, KOBİ’ler Gümrük Birliği’ne girilmesiyle kalite ve standardizasyon konusunda da önemli zorluklar yaşamaktadırlar. Eski teknolojilerin kullanılması, KOBİ’lerin dış pazarlardaki rekabet gücünü azaltmaktadır. Bugün, CE işareti ve ISO 9000 standartları, yüksek maliyetli ve detaylı çalışmaları gerektirmektedir. Bunun için de, Türkiye’de gerekli test laboratuvarları kurulması ve geliştirilmesi gerekmektedir. Henüz, bu konularda KOBİ’lerimize destek verebilecek kurum sayısı ise yok denecek kadar azdır.

KOBİ’ler, sermayeleri sınırlı olduğu için, pazar şartlarının gerektirdiği stokları bulunduramamaktadırlar. İstenilen yere taşıma, depolama gibi, büyük işletmelerin yararlandığı araçlardan da yararlanamamaktadırlar.

KOBİ’lerin üretim işlevine ilişkin sorunlarından sonuncusu da, fason üretim planında karşılaşılan güçlüklerdir. Fason imalat, bir ana firma (büyük işletme) ile taşeron firmalar (küçük işletmeler) arasında gerçekleşmektedir. Ana firma, aldığı bir sipariş için gerekli olan işin bir bölümünü, ya da tamamını bir başka bağımsız işletmeye (taşerona) yaptırmaktadır. Ancak, bu ilişki bazı durumlarda bir bağımlılık ilişkisine dönüşmektedir. İşte, Türkiye’deki KOBİ’lerin en önemli sorunlarından biri de bu konuda yaşanmaktadır. Bu durum, KOBİ’ler arasında işbirliği ihtiyacını da gündeme getirmektedir.

Bunların yanısıra KOBİ’lerin üretim sürecinde avantajlı olduğu konularda mevcuttur.Bunları şöyle sıralamak mümkün:

Daha az yatırımla daha çok üretim ve ürün çeşitliliği sağlamaktadır.

Talep değişikliklerine ve çeşitliliklerine daha kolay uyum gösterebilmektedir.

Teknolojik yeniliklere daha yatkındır.

Üretim sürecinde gerçekleşecek hataların telafisinin imkanı daha fazladır.

KOBİ’ lerde tedarik fonksiyonundaki sorunlar ve avantajlar:

KOBİ’ler işletmelerin girdisi olan hammadde ve ara malların tedarikinde miktar, nicelik, zaman ve maliyet konularında sorunlarla karşılaşmaktadırlar.

Hammadde en önemli üretim faktörlerindendir. Çünkü ürünün kalitesini ve fiyatını etkiler. İşletmeler için hammadde ve yarı mamulün kalitesi, fiyatı ve zamanında tedariki işletmenin üretim sürecinin bütününe etki eder. Planlanan zamanda tedarik edilmeyen hammadde ve yarı mamul sipariş kaybına neden olabilir. Üretim düzeyinin düşük olması nedeniyle hammadde ve malzeme sipariş hacmi de büyük işletmelere göre daha düşük seviyede kalmaktadır. Bunun sonucunda büyük siparişler verildiğinde yararlanılabilen iskonto imkanlarından KOBİ’ler faydalanamazlar. Stok maliyetleri ise tam tersi durumda artmaktadır. Stoklamaya gidilmemesi halinde ise, sürekli fiyat artışlarından etkilenebilirler. Yani KOBİ’lerin hammade alımlarında çok büyük dezavantajları bulunmaktadır.

Küçük ve orta ölçekli işletmeler sipariş tarzı üretim yaptıklarından, ihtiyaç duydukları hammadde miktarı verilen sipariş büyüklüğüne göre değişir.Finansman ve çalışma sermayesi bakımından büyük şirketlere göre kısıtlı olan KOBİ’ler toplu hammadde alımları yapamazlar.

Hammadde alımında ve bu hammaddenin ihtiyaç duyulduğu anda tedarik edilmesi ise ancak maliyetleri yükseltmekle ve koyduğunuz standartlara ilişkin toleransları geniş tutmakla sağlanmaktadır. Tedarik maliyetleri artışları mamul fiyatlarını etkilemekte ve KOBİ’lerin rekabet gücünü olumsuz yönde etkilemektedir.

Tedarik fonksiyonunda KOBİ’lerin avantajları ise şöyle sıralanabilir:

Yüksek miktarlarda hammadde alımları yapamadıkları için stok maliyetleri azdır.

Tedarikçilerle daha yakın ilişkide bulundukları için hammadde alımlarında çıkan sorunları halletmekte zorlanmazlar.

Tedarikçilerle daha yakın ilişkileri olduğu için finansman zorluğu çekselerde bir süre için hammadde alımına devam edebilirler.

KOBİ’lerde pazarlama fonksiyonundaki sorunlar ve avantajlar:

Aslında, KOBİ’lerin pazarlama sorunlarını üretim sorunlarından ayrı düşünmemek gerekir. Yukarıda da belirtildiği gibi, nasıl ki bir ürün üretilirken belirli standartlara sahip olması bekleniyorsa, o ürünü pazarlamada da bu belirli standartlara uyup uymadığına bakılacaktır. Pazarlama, üretilen bu malların satışa sunulması faaliyetleri olduğuna göre, KOBİ’lerin pazarlama ve üretim sorunlarının içiçe olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

KOBİ’lerin, uluslararası pazarlara açılmada, bugün en önemli sorunlarından biri dil sorunudur. Gümrük Birliği sürecinde, ciddi bir şekilde lisan bilen, kafası işleyen insanlara ihtiyaç duyulmaktadır. KOBİ sahip/yöneticilerinin bu konuda çekingen davranmaması gerekmektedir. KOBİ’lerin uluslararası pazarlara açılması, ülkelerarası ithalat ve ihracatın artması, teknoloji transferinin hızlanması ile, dil konusu onlar için önemli bir pazarlama sorunu haline gelmiştir. Değişik dil ve kategorideki belge ve katalogların anlaşılması için, değişik araştırıcılara sık sık ihtiyaç duyulmaktadır. KOBİ sahip/yöneticilerinin bunları öğrenmesini sağlayacak herhangi bir imkan mevcut değildir .

KOBİ’ler, yeni pazarlara girmekte ve onları tanımakta zorluk çekmekte, öte yandan, bu mamüllere ihtiyacı olan kişi ve kuruluşlarda, üretici ve tüketiciye yönelik bilgileri bulamamaktadırlar. KOBİ’ler, tüketicilerin zevk ve tercihlerindeki hızlı değişmeleri izlemede ve bu değişikliklere ayak uydurmada da başarılı değildirler. Özellikle, sosyal ve ekonomik koşullardaki değişiklikler işletmelerde ciddi sorunlara yol açmakta, hatta işletmeleri başarısızlığa itmektedir.

Pazar araştırmalarına gereken önemin verilmemesi, özellikle uluslararası pazarlara açılma sürecinde KOBİ’lerin olumsuz yönde etkilenmelerine ve sonuçta başarısız olmalarına neden olmaktadır. Ayrıca KOBİ’ler, tanıtımlarını sağlayacak reklam yapabilme gücünden de yoksundurlar. Üretim örneklerinin teşhir ve sergilenmesinde çeşitli zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Bunun yanısıra KOBİ’ler, değişime uyum sağlama, değişimi tahmin ve değişimi üretme konuları için, Ar-Ge çabalarına girememektedirler. Oysa Ar-Ge’nin, değişimi izleme, değişimi gerçekleştirme ve değişimi işletmeye kazandırma gibi işlevleri bulunurken, aynı zamanda KOBİ’ler için bir rekabet aracı işlevi de vardır .

Yurt içi pazarlardaki pazarlama faaliyetlerinde, bu gibi sorunlarla karşılaşan KOBİ’ler, bunların bir uzantısı olarak sonuçta ihracat faaliyetlerinde de başarılı olamamaktadırlar. Yeterli bir pazarlama bilincine sahip olmayan KOBİ’lerin çekindikleri en önemli konu, dış pazarlarda rekabet edip edemeyecekleridir. Gerek standart, gerekse de kalite bakımından yeterli rekabet gücüne sahip olmamaları, KOBİ’lerin dış pazarlara açılmasını engelleyici bir rol oynamaktadır.

Bunlara ek olarak, uluslararası dağıtım kanallarında karar verme sorunlarını azaltmak için, özellikle pazara girme biçimi ve dağıtım kanalının seçimi arasında bir ayrım yapmak gerekmektedir. KOBİ’lerin dış pazarlarda kendi dağıtım kanalını kurması oldukça maliyetli bir iştir. Pek çok KOBİ, bu konuda zorluklarla karşı karşıya bulunmaktadır.

KOBİ’ler için önem taşıyan diğer bir konu da, çevre analizi yapılması ve erken uyarı sistemlerinin kurulmasıdır. Çünkü, Türk ekonomisi dışa açıldıkça, ekonominin değişim süreci hızlanmakta, çevredeki değişikliklerin işletme üzerindeki etkisi artmaktadır. Ancak, KOBİ’ler mükemmel bir çevre analizinin ve dış piyasalara kadar uzanan etkin bir erken uyarı sisteminin gerektireceği harcamalara katlanacak güçte değildirler.

Yukarıda anlatılanlar ışığında, kendi iç pazarında geleneksel bir pazarlama anlayışı içinde, önemli güçlükle karşılaşmadan mal ve hizmetlerini satan bir firma, dış pazarlara da bu anlayışla girmeye çalıştığında, beklemediği zorluklarla karşılaşacak, çoğu zaman da bunları aşamayarak başarısızlığa uğrayacaktır.

KOBİ’lerin pazarlama fonksiyonundaki avantajları ise sırasıyla bunlardır:

Doğrudan pazarlama

Kişisel müşteri ilişkileri

Pahalı ve karmaşık bir satış örgütünün bulunmaması

Esnekliğin yüksek olması

Satış giderlerinin azlığı

Yalın ve küçük bir pazarlarda faaliyet göstermesi

Esneklik , yani müşterilerinin özel arzu ve isteklerine cevap verebilme

KOBİ’lerde finansman fonksiyonun sorunları ve avantajları:

Bilindiği gibi, KOBİ’lerin karşılaştığı en önemli sorunlardan biri de kredi ve finansman sorunudur. Finansman güçlüğü KOBİ’ler için çoğu kez daha kuruluş aşamasında başlamakta ve yaşamları boyunca da faaliyetlerini ve gelişmelerini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu sorunların büyük bir kısmı, işletme yöneticilerinin yönetimsel yeteneklerinin, özellikle de finansal yönetim konusundaki bilgi ve deneyimlerinin eksikliğinden kaynaklanmaktadır. KOBİ’lerin hemen hepsinde, sahip/yöneticiler teknik kökenli olduğundan, finansman ve muhasebe konusunda çok az bilgiye sahiptirler. Bu tür bilgileri, uzman kişilerden sağlama istek ve imkanları da sınırlıdır.

KOBİ’lerin finansman sorunları, girişimci kredisi ve işletme sermayesi ihtiyaçları olarak ikiye ayrılabilir. Bu ihtiyaçlar, pasifteki öz sermayeleri güçlü olmayan ve karlılıkları piyasa koşullarına paralel olarak aşırı sapmalar gösteren bu işletmelerin, işletme sermayesine olan ihtiyaçlarını karşılamak için, kendi sınırlı kaynakları dışında müracat edebilecekleri tek bir yer kalmaktadır. O da, bankacılık sistemidir.

Finansman sorununu, birinci dereceden önemli işletme sorunu olarak tanımlayan yöneticiler, finansman sorunlarını kendi içinde; beklenmeyen ödemeler, kredi maliyetleri ve kredi alma formalitelerinin ağırlığı olarak sıralamakta, enflasyonun finansman üzerindeki ağırlığından söz etmektedirler. Ayrıca KOBİ’ler, enflasyon karşısında savunmasız olduklarını ve bu yüzden en önemli sorun olarak finansman sorununu gördüklerini ifade etmektedirler . Enflasyon, rekabet ve ekonomik durgunluk, bu işletmelerin kaynak ihtiyacını artırmaktadır. Kaynağın maliyeti de, elde edilebilecek karlara göre daha yüksek olmaktadır. Ayrıca, KOBİ’lerin enflasyon muhasebesini yasal olarak yürütemeyişleri, cari karın gerçek karları aşması sonucunu, bu da vergi yüklerinin artması sonucunu doğurmaktadır.

Bunlara ek olarak, KOBİ’lerin sermaye piyasası imkanlarından yeterince yararlanamaması da diğer bir finansman sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine KOBİ’ler modern finansman tekniklerinden de yararlanamamaktadırlar,ayrıca şirket sahibinin çoğu zaman kredi alındığında tüm varlığıyla sorumlu tutulması da başka bir dezavantajı.

KOBİ’lerin finansman fonksiyonunun avantajları ise aşağıdaki gibidir:

Ekonomik bağımsızlığı

Sübvansiyonlardan faydalanma imkanı olması.

Kategori: Bilim


Rasgele...


Destekliyoruz arkada - arkadas - partner - partner - arkada - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy